Nüfus Coğrafyası

Türkiye’de Nüfus

TÜRKİYE’DE NÜFUS

‘’İNSAN BÜTÜN COĞRAFYANIN ESASINI OLUŞTURUR’’

P.Vidal de la Blache

NÜFUS NEDİR?

Belirli bir zamanda bir ülke ya da ülkenin belirli bir alanında yaşayan insan sayısını ifade eder.

NÜFUS ARTIŞI: Sınırları belli bir alanda belirli bir süre içinde insan sa­yısındaki artışa nüfus artışı denir. Bunu sağlayan temel faktörler: bir ülkenin toprak kazanması veya kaybetmesi, doğumlar, ölümler ve göçlerdir.

DOĞAL NÜFUS ARTIŞI:Bir yerde, doğumlarla artan nüfusun, ölümlerle kaybedilen nüfustan fazla olması durumunda nüfus artar. Nüfusun bu şekilde artmasına doğal artış denir.

NÜFUS PATLAMASI:Nüfus miktarında sıra dışı bir şekilde, büyük miktardaki artışı ifade eder. Bunu sağlayan temel sebepler: Tarım üretiminin artarak beslenme koşullarının iyileşmesi, sağlık hizmetlerinin gelişmesi ve yaygınlaşması, sonuç olarak hayat seviyesinin yükselmesidir.

NÜFUS COĞRAFYASI (İNSAN COĞRAFYASI):Nüfusa ilişkin mevcut sayısal verileri kullanarak insanın doğa ve doğanın insan üzerindeki etkisini ve karşılıklı etkileşimini inceler.

DEMOGRAFİ:Nüfusun durgun durumdaki özelliklerini, gelişimini, doğal ve ekonomik hareketlerini sayısal olarak ele alıp inceleyen bilim dalıdır.

DOĞURGANLIK ORANI VE BUNU ETKİLEYEN FAKTÖRLER:

Doğurganlık belli bir nüfus alanı (dünya, ülke, bölge) içinde meydana gelen doğum sayısını ifade eder.

Bunu etkileyen faktörler:

1.Din 2.Eğitim düzeyi 3.Kentleşme ve sanayileşme 4.Ekonomik gelir düzeyi 5.Bölgesel konum 6.Beslenme alışkanlıkları

NÜFUS SAYIMLARI YAPILMASININ AMAÇLARI:

Toplam nüfus, nüfusun yaş gruplarına ve cinsiyete göre dağılımı, okuryazar oranı, eğitilmiş nüfus durumu, işsiz sayısı, çalışan nüfusun iş kollarına göre dağılımı, doğum ve ölüm oranları, köy ve kent nüfus sayıları ve nüfus yoğunluklarının belirlenmesini sağlar. Böylece,ilerlemedeki en önemli güç olan insan kaynağının genel durumu net olarak ortaya konur. Bu sayede, geleceğe dönük planlamaların doğru biçimde yapılabilmesi ve alınacak kararların başarıya ulaşması sağlanabilir.

NÜFUS SAYIMLARI VE BU KONUDA YAPILAN ÇALIŞMALARIN TARİHİ GELİŞİMİ

* M.Ö.435 yılında Roma’da savaş zamanları dışında her 5 yılda bir sayım yapılmıştır.

* M.Ö.4000’li yıllarda Çin ve Babil’de sayımlar yapılmıştır.

* Eski Mezopotamya’da: Legaş kentinde M.Ö.2500’de tapınak tutanaklarında nüfus sayıları belirtilmiştir, Umma kentinde M.Ö.2100 yılında sayım yapılmıştır, M.Ö.2000-1700 yılları arasında Mezopotamya şehir devleti Nippur’da tutulan sayım kayıtları oldukça düzenli olarak tutulmuştur. Fırat’ın orta kısımlarında bulunan Mari krallığında M.Ö.1840 yılında büyük bir sayım yapılmıştır.(Kral Zimri tarafından asker toplamak amacıyla yapılmıştır).

*Modern sayımların Fransız ve İngilizlerin sömürgelerinde yaptıkları sayımlarlabaşladığı kabul edilmektedir.

*1665 yılında Kanada’da yapılan sayım sadece nüfusu belirlemek amacıyla yapılan ilksayımlardan biridir.

*ABD’de ilk sayım 1709’da yapılmış,1789’dan sonra 10 yılda bir sayım yapılması kararıalınmıştır.

*Büyük Britanya’da ilk sayım 1801 yılında yapılmış, düzenli sayımlar 1871 yılındabaşlamıştır.

*Rusya’da ilk sayım 1879’da yapılmıştır.

*Periyodik olarak ilk sayımlar 1748 yılında İsveç’te ve 1769’da Danimarka’da yapılmaya başlamıştır.

*Nüfus artışı ve sonuçları konusunda ilk kapsamlı çalışmalar İngiliz ekonomist T.Malthus tarafından yapılmıştır. T.Malthus, özellikle Avrupa’da hızlı nüfus artışı konusunda incelemeler yapmıştır. Dünya nüfus artışı ve gıda üretimindeki artış incelenerek, aradaki farkın oluşturabileceği açlık sorununa dikkat çekmiştir.

*19.yüzyıldan sonra özellikle gelişmiş ülkelerde düzenli şekilde nüfus sayımları yapıldığı ve buna ilişkin istatistikî kayıtların tutulmaya başlandığı görülmektedir.

**Günümüzde dünya ülkeleriyle ilgili nüfus istatistikleri Birleşmiş Milletler tarafından ‘Demographic Yearbook’ adı altında yapılmaktadır. Birleşmiş Milletler her dakika dünya nüfus artışını ‘’nüfus saati’’ halinde izlemektedir.**

OSMANLI İMPARATORLUĞU’NDA NÜFUS SAYIMLARI

Osmanlı Devleti’nde nüfus sayımı asırlarca toprak yazımı ve dolayısıyla askerlik yapacak potansiyeli tespit için yapılmıştır.Osmanlı Devleti’nde ilk genel nüfus sayımı 1831 yılında II. Mahmut zamanında yapılmıştır. Bu sayımdaki amaç: Müslim ve gayri Müslim nüfusu ortaya çıkartmak, askere alınabilecek Müslüman erkek nüfusu ve cizye alabileceği gayri Müslim nüfusu tespit etmektir.Nüfus işlerinin yürütülmesi amacıyla 1839’dan itibaren eyaletlerde nüfus nazırı, sancak ve kazalarda da nüfus memuru ve mukayyit adıyla memurlar görevlendirilmişlerdir. 1831’de yapılan nüfus sayımında herhangi bir karışıklık çıkmaması için sayımı tehir edilen Rumeli’nin bazı bölgeleri ile Arnavutluk’ta iki yıl sonra 1833’de sayım yapılmıştır. 1831 sayımına göre, sayımı yapılan yerlerde 2,5 milyonu Anadolu’da, 1,5 milyonu da Rumeli’de olmak üzere ortalama 4 milyon erkek nüfus yaşamaktadır.1844 yılında ülke genelinde bir nüfus sayımı daha yapılması kararlaştırılmıştır. Bu sayımın ana amacı: Yeniçeri Ordusu’nun yerine kurulan yeni orduya alınabilecek asker potansiyelini tespit etmekti. Bu sayımda, 1831 sayımından farklı olarak erkek nüfusun yanında kadın nüfus da sayılmıştır. 1852’de Rumeli’de 1856’da Anadolu ve Suriye’de nüfus sayımları yapılmıştır.1870’de yapılması planlanan genel bir nüfus sayımı çeşitli nedenlerden dolayı sayım yapılamamıştır.1874 yılında Tuna Eyaletinde sayım yapıldı. 1877–1878 Osmanlı-Rus savaşından sonra nüfus sayımı yapılmıştır. 1882, 1895 ve 1906 tarihlerinde nüfus sayımları yapılmıştır.

YURDUMUZDA YAPILAN NÜFUS SAYIMLARI VE GENEL SONUÇLARI

Sayım TarihiToplam Nüfus

28.10.1927………13,620.10.1935………16,2

20.10.1940………17,821.10.1945………18,8

22.10.1950………20,923.10.1955………24,0

23.10.1960………27,824.10.1965………31,4

25.10.1970………35,626.10.1975………40,3

12.10.1980………44,720.10.1985………50,7

21.10.1990………56,522.10.2000…….67,8

(2006 yılı itibarıyla toplam nüfusumuz:72.974.000 kişidir.)

Yurdumuzda yapılan ilk düzenli nüfus sayımı 1927 yılında yapılmıştır. Bu sayımda nüfusumuz,13,6 milyon olarak tespit edilmiştir. İkinci sayım 1935 yılında yapılmıştır. 1990’a kadar her 5 yılda bir (1990 sayımında nüfusumuz 56,5 mil­yon olmuştur), 1990’dan sonra 10 yılda bir (23 Şubat 1990 tarih ve 403 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) )nüfus sayımı yapılmıştır. 30 Kasım 1997 tarihinde, seçmen kütüklerinin güncelleştirilmesine yönelik bir sayım yapılmıştır. Bu sayımda sosyal ve ekonomik bilgilere yer verilmemiştir. Son nüfus sayımı,2000 yılında yapılmıştır.Sayım dönemleri incelendiğinde nüfusumuzun genel olarak hızlı biçimde arttığı görülmektedir. Nüfus artış hızının, sayım dönemlerinde farklılıklar gösterdiği görülmektedir.1935–1940 arasın­da nüfus artış hızımız düşmüştür. Özellikle, 1940–1945 arasında nüfus artış oranımız büyük oranda düşmüştür. Bu dönem günümüze kadar nüfus artış hızımızın en düşük olduğu dönemdir. Bunun temel nedeni, II. Dünya Savaşı tehlikesi nedeniyle erkek nüfusun askere alınması ve yaşanan ekonomik – sosyal sorunlar nedeniyle ölümlerin artmasıdır.1945–1950 arasında hızlı bir artış gerçekleşmiştir. Bunun temel nedeni, sosyal ve ekonomik gelişme ile sağlık hizmetlerindeki gelişmedir. Böylece doğumlar artmış, ölümler azalmıştır.1975’li yıllardan sonra, artış hızında düşme meydana gelmiştir. Bunda temel etkenler, aile planlaması uygulamaları, dış göçler ve eğitim düzeyinin yükselmesidir.

HIZLI NÜFUS ARTIŞININ SONUÇLARI

1.Bağımlı nüfus artar.

2.İç ve dış göçler artar.

3.Şehir yerleşmelerin sayısı hızla artar.

4.Şehirlerin nüfusları hızla artarak metropoller (anakent) meydana gelmiştir.

5.Şehirlerin yayılış alanları çok genişleyerek tarım alanları yerleşime açılmıştır.

6.Hızlı nüfus artışı özellikle büyük şehirlerde gecekondulaşmayı arttırır.

7.Genç nüfusun artmasına sebep olarak, çalışabilir nüfusun toplam nüfusa oranınınhızla azalmasına, böylece işsizliğin artmasına yol açar.

8.Kalkınma hızı düşer. Kişi başına düşen milli gelir azalır.

9.Gelir dağılımında dengesizliği arttırarak, sağlık, altyapı ve eğitim hizmetlerinde sorunlara yol açar. Belediye hizmetlerinin yetersiz kalmasına yol açıştır.

10.Artan genç nüfusun her türlü ihtiyacını karşılamak için daha fazla kaynak ayırmazorunluluğu doğmuştur.

11.Doğal kaynaklardan aşırı yararlanmayla birlikte, özellikle büyük şehirlerimizdeciddi çevre sorunları ortaya çıkar.

TÜRKİYE NÜFUSUNUN YAPISAL ÖZELLİKLERİ

1.Yaş Yapısı:Nüfusun yaş gruplarına göre özelliklerinin belirlenmesi çalışabilir ve çalışmayan nüfusun ortaya çıkartılması açısından önemlidir.

Genel olarak: 0–14 yaş çocuk nüfus, 15–64 arası çalışabilir nüfus ( faal ), 65 yaş ve üzeri yaşlı nüfus olarak kabul edilir.15 – 64 yaş arası nüfus üretime katkı sağladığından, üretken nüfus olarak tanımlanır.0–14 yaş arasındaki çocuk nüfus ve65 üzeri nüfus yaşlı nüfus genel olarak ekonomik anlamda bağımlı nüfus (tüketici nüfus) olarak kabul edilmektedir.1990–2000 döneminde, genç nüfusun artış hızı düşmüş, üretken nüfusta artış hızı aynı düzeyde kalmış, yaşlı nüfus hızla artmıştır. Günümüzde genç nüfusumuz 20 milyonu, üretken nüfus 44 milyonu ve yaşlı nüfus 4 milyondan fazladır. Nüfus artış hızının düşmesine bağlı olarak yaşlı nü­fus hızla artmaktadır.2005 verilerine göre 15 ve daha üstü yaşa sahip nüfusumuz 50.826.000 kişidir.

2. Cinsiyet Yapısı:Genelde bütün toplumlarda doğumda erkek çocuk sayısı kız çocuğu sayısından fazladır. Genel bir ortalama olarak, 100 kız doğumuna karşılık 102–109 erkek çocuk doğmaktadır. Ülkemizde 1940 yılına kadar kadın nüfusu erkek nüfusundan fazla durumdaydı.1927 yılında, 100 kadına 92,6 erkek düşmektedir.1940’lı yıllardan sonra erkek nüfus hızla artmıştır. Göç veren yerlerde genel olarak kadın nüfusu daha fazladır.Göç alan yerlerde erkek nüfus fazladır. Göç alan ve sınırları içinde askeri birliklerin bulunduğu merkezlerde erkek oranı çok yüksektir.2006 yılı itibarıyla nüfusumuzun 36,8 milyonu erkek ve 36,2 milyonu kadındır.

3.Eğitim Durumu:Ülkelerin sosyal ve ekonomik gücünü sağlayan en önemli unsurlardan biri eğitim durumudur. Yurdumuzda, 1927 yılında nüfusumuzun%10,6 ‘sı okuryazar durumdaydı. Okuma yazma oranı, 1990’da 80.46’ya çıkmıştır.1935 yılında erkeklerin % 29,4’ü, kadınların % 9,8’i okuma yazma bilirken, bu oran 2000 yılında erkeklerde % 93,9’a, kadınlarda % 80,6’ya, 2006 yılında erkeklerde %94,kadınlarda %81 düzeyine yükselmiştir.

4.Çalışan nüfusun ekonomik faaliyet kollarına göre dağılımı:Az gelişmiş ülkelerde, çalışan nüfusun büyük bölümünü tarımda çalışan nüfus oluşturmaktadır. Gelişmiş ülkelerde ise tarımsal nüfus oranı düşük, hizmetler ve sanayi sektöründe çalışan nüfus oranı yüksektir. Yurdumuzda tarım sektörü dışındaki tüm sektörlerde istihdam edilen nüfus giderek artmaktadır.Ülkemizde iş gücüne katılma oranlarına bakıldığında bunun,%24,8’ini kadınların,%72,2’sini erkeklerin oluşturduğu görülmektedir.2000 yılı verilerine göre, ülkemizde çalışan nüfusun sektörel dağılımı:

Sektörler
Tarım %48
Hizmet % 33.5
Sanayi % 13.5
İnşaat % 4.6

5.Kır ve kent nüfusu:

Yıllar Kent Nüfusu % Kır Nüfusu %
1950 5.244.337 25,04 15.702.851 74,96
1970 13.691.101 38,45 21.914.075 61,55
1980 19.645.007 43,91 25.091.950 56,09
1990 33.326.351 59,01 23.146.684 40,99
2000 44.006.274 64,09 23.797.653 35.01

Nüfusun kır ve kent dağılımı ülkenin ekonomik ve sosyal yaşamı hakkında önemli bilgiler verir. Nüfusu 10.000’in altında olan yerleşme alanlarında yaşayan nüfusa kırsal nüfus denir. Ancak nüfusu 10.000’in altında bile olsa il ve ilçe merkezlerinin nüfusu kentsel nüfus olarak kabul edilmektedir.1950’li yıllarda şehirlerde yaşayan nüfusun oranı % 25 iken, hızlı bir artış göstererek, 2000 yılında % 65’e yükselmiştir. Kırdan kente göçün 1950’den sonra hızlanmasının temel nedeni, tarımda maki­neleşme sonucu işsizliğin yaygınlaşması, ulaşım imkânlarının artması ve kentlerde sanayileşme süreci ile iş imkânlarının artmasıdır.

ÜLKEMİZDE2000 YILI VERİLERİNE GÖRE BÖLGESEL KENTLEŞME ORANLARI (%)

BÖLGELER 2000
MARMARA 79
EGE 62
AKDENİZ 60
İÇ ANADOLU 69
KARADENİZ 49
DOĞU ANADOLU 53
G.DOĞU ANADOLU 63

TOPLAM

65

NÜFUSUN DAĞILIŞINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

1.Doğal çevreden kaynaklanan faktörler: İklim, bitki örtüsü, su kaynakları, toprak yapısı, denize göre konum, yüzey şekli ve yeraltı kaynakları

2.Beşeri Faktörler:Toplumsal ve ekonomik örgütlenmeler,(iş imkânları, sanayileşme tarımsal imkânlar, turizm gelişimi ve sosyal yaşam)teknolojik durum ulaşım imkânları ve tarihsel faktörler

GENEL OLARAK YERYÜZÜNDE NÜFUSUN DAĞILIŞI

Dünya nüfusun yarıya yakını yeryüzünün% 12’si kadar bir alanda yaşamak­tadır.Dünya nüfusun % 60’ı Asya Kıtasında yaşamaktadır.Yeryüzündeki tüm nüfusun yaklaşık % 90’ı Kuzey Yarımküre’de yaşamaktadır.Avrupa’da, 40°-60° enlemleri yoğun nüfuslu alanlardır. Kutuplara en fazla yakla­şan yoğun nüfuslu alan burada yer almaktadır.Genel olarak kıta kenarları daha yoğun nüfusludur.

DÜNYA’DA YOĞUN OLARAK NÜFUSLANMIŞ BÖLGELER

1.Muson Asyası, Nil Vadisi, Missisini Ovası (uygun iklim ve zengin tarım alanlarına sahip olması)

2.Japonya, Batı ve Orta Avrupa, ABD’de Göller Yöresi (yoğun sanayileşme)

DÜNYA’DA TENHA OLARAK NÜFUSLANMIŞ BÖLGELER

1.Kutup ve tundra bölgeleri, çöller, Bataklıklar ve şiddetli karasal iklimin görüldüğü bölgeler (Sibirya) (Olumsuz iklim koşulları)

2: Ekvatoral bölge (Amazon ormanları gibi).(Yoğun biçimde bitki örtüsünün görülmesi)

3. Himalayalar ve benzeri dağlık alanlar(Engebe, soğuk ve olumsuz tarım koşulları)

TÜRKİYE’DE NÜFUSUN DAĞILIŞI VE BUNU ETKİLEYEN FAKTÖRLER

1. iklim:Yeterli yağışın olduğu ılıman bölgelerimizde nüfus fazladır. Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz kıyıları bu uygun şartlara sahip alanlardır. Kışların soğuk ve uzun sürdüğü karasal iklim bölgeleri, ekonomik yaşamın zorlaşmasına, ulaşım şartlarında zorlukların oluşmasına neden olur. Bu zor şartların yurdumuzda en fazla etkisinde kalan bölgemiz Doğu Anadolu Bölgesi’dir.

2.Yeryüzü Şekilleri:Engebeli ve yüksek alanlar nüfusun genelde az olduğu sahalardır. Özellikle ovalarda ve düz kıyı kesimlerinde nüfus yoğunluğu artar.

3,Sanayi, Ticaret, Ulaşım, Madencilik ve Turizm:Ülkemizde nüfusun fazla olduğu alanlar sanayi, ticaret ve ulaşım imkânlarının geliştiği sahalardır. Buna bağlı olarak, İstanbul, Kocaeli, Bursa, İzmir çevresi, Gaziantep, Denizli, Kayseri ve Adana çevresi sanayinin ve bağlantılı olarak nüfusun yoğunlaştığı yerler­dir. Bu alanlar aynı zamanda geniş verimli tarım arazilerine sahiptir. Yeraltı kaynaklarının varlığı ve bunları işleyen fabrikalar, nüfusun artmasını sağlar. Karabük, Ereğli ve İskenderun’da demir-çelik fabrikaları, Batman rafinerisi, Kırıkkale’de Orta Anadolu rafinerilerinin varlığı nüfusun fazla olmasını sağlayan temel etkenlerdir. Zonguldak’ta yer alan taşkömürü yataklarımız burada nüfusun artmasını sağlamıştır. Antalya ve Muğla turizmin gelişmesine paralel olarak nüfuslanmıştır.

Genel olarak bakıldığında; Kıyılar ve bu alanlarda bulunan verimli tarım alanları, turistik merkezler ve sanayinin geliştiği yerler nüfus yoğunluğunun fazla olduğu yerlerdir.Dağlık, ormanlık, verimsiz alanlar, yağışın yetersiz olduğu kurak alanlar, sa­nayinin gelişmediği bölgelerimiz nüfus yoğunluğunun az olduğu sahalardır. Tuz gölü çevresi, Taş eli platosu, Teke yarımadası, Menteşe dağlık yöresi (fazla yağış almasına rağmen dağlık ve ulaşım imkânlarının yetersiz olması nedeniyle) nüfusun az olduğu yerlerdir.Marmara Bölgesi’nin, Yıldız Dağları Bölümü, İç Anadolu Bölgesi’nde, Yukarı Kızılırmak Bölümü, Doğu Anadolu Bölgesi’nde Hakkâri Bölümü dağlık ve engebeli olmaları, ulaşım hatlarından uzak olmaları, olumsuz iklim şartları ve ekonomik kaynakların yetersiz olması nedeniyle az nüfuslanmış bölümlerimizdir. Akdeniz Bölgesi’nde, Toros dağları, Taşeli platosu, Teke yarımadasında nüfus az iken, Çukurova ve Hatay ova­sı nüfusun fazla olduğu alanlardır.

Türkiye’de yoğun nüfuslu yerler:

Marmara Bölgesi (Kırklareli, Çanakkale hariç)

Kıyı Ege (Menteşe Yöresi hariç)

Karadeniz kıyı şeridi (Sinop, Kastamonu hariç)

Çukurova, Hatay, Gaziantep Yöreleri,Ankara, Kırıkkale dolayları

Ortalama nüfus yoğunluğuna yakın olan yerler:

İç Batı Anadolu

Doğu Anadolu’nun batısı (Malatya – Elazığ)

Güneydoğu Anadolu’nun batı kesimleri

İç Anadolu

Seyrek nüfuslu yerler:

Doğu Anadolu’nun çoğu yeri

Orta ve Batı Akdeniz (Teke yarımadası, Taş eli Pla­tosu ve Menteşe Yöresi)

Karadeniz Bölgesi’nin dağlık iç kesimleri (Gümüş­hane, Bayburt)

Tuz Gölü çevresi,

Konya Ovası

Kırklareli ve Çanakkale

ÜLKEMİZDE NÜFUSUN BÖLGESEL DAĞILIM (2000)

BÖLGELER 2000 Genel Nüfusu Sayımı Kesin Sonuçları (Toplam) Nüfus Artış Hızı %
Marmara 17.365.027 26.7
Ege 8.938.781 16
Akdeniz 8.706.005 21.4
İç Anadolu 11.608.869 15.8
Karadeniz 8.439.213 3.7
Doğu Anadolu 6.137.414 13.8
Güneydoğu Anadolu 6.608.619 24.8
Toplam 67.844.903 18.3

(2006 yılı itibarıyla nüfus artış hızımız binde 12,4 düzeyindedir.)

BÖLGELERİMİZE GÖRE ŞEHİR VE KÖY NÜFUS MİKTARI İLENÜFUS YOĞUNLUKLARI (2000)

BÖLGELER ŞEHİR NÜFUSU KÖYNÜFUSU NÜFUSYOĞUNLUĞU(km2Düşen İnsan Sayısı)
Marmara 13.730.962 3.634.065 241
Ege 5.495.575 3.443.206 100
Akdeniz 5.204.203 3.501.802 98
İç Anadolu 8.039.036 3.569.832 63
Karadeniz 4.137.466 4.30.747 73
Doğu Anadolu 3.255.896 2.881.518 42
Güneydoğu Anadolu 4.143.136 2.465.483 88

(2006 yılı itibarıyla ülkemizde km2’ ye93 kişi düşmektedir.)

2000 Genel Nüfus Sayımı’na göre;

1.Türkiye’nin toplam nüfusu 67 803 927 olarak belirlenmiştir.

2.Şehir nüfusumuzun, 44 006 274, köy nüfusumuzun 23 797 653 kişi olduğu görülmektedir.

3.Kent nüfus oranımız %65 düzeyindedir. (1950’de %25)4.Nüfus artış hızımız,1990 nüfus sayımında binde 21.71 iken, 2000 yılında yapılan nüfus sayımında bunun binde 18.28 e düştüğü görülmektedir. Bunun sonucunda artış hızımız dünya ortalamasına yaklaşmıştır. Nüfus artış hızımız binde 20’nin altına düşmüştür.(En yüksek artış 1955–1960 binde 29)

4.En yüksek nüfus artışının Marmara Bölgesi, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu’da gerçekleştiği, en düşük artışın Karadeniz Bölgesinde gerçekleştiği görülmektedir.

5.Marmara Bölgemiz en yüksek nüfusa sahip iken (%26), Doğu Anadolu Bölgesi en az nüfusa sahiptir(%9)6.Kentleşme oranı 1990–2000 arasında binde 33 olarak gerçekleşmiştir.

7.Şehir nüfus oranının en fazla olduğu bölgemiz, Marmara Bölgesi (%79), Karadeniz Bölgesi en düşük olduğu bölgemizdir(%49). ( Yurdumuzda köy nüfusunun, şehir nüfusundan fazla olduğu tek bölgemiz Karadeniz Bölgesidir)

8.1990 sayımında en az nüfuslu bölgemiz, Güneydoğu Anadolu Bölgesi iken, 2000 sayımında Doğu Anadolu Bölgesi olduğu görülmektedir.

9.Nüfusumuzun 1/3’ü 15 yaş ve altındakilerden, %6’sı 65 ve üstündekilerden oluşmaktadır.

10.Kaba doğum oranı binde 22 olarak gerçekleşmiştir.

11.Nüfusun en fazla olduğu illerimiz, İstanbul, Ankara ve İzmir’dir. Nüfusun en az olduğu illerimiz, Tunceli, Bayburt ve Kilis’tir.

12.Nüfus miktarı ve nüfus yoğunluğu en az olan bölge Doğu Anadolu Bölgesi’dir.

13. Marmara, Ege ve Akdeniz Bölgelerinin nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının üstünde, İç Anadolu, Karadeniz, Doğu Anadolu Bölgelerinin nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının altındadır.

14.İç Anadolu Bölgesi’nin yüz ölçümü fazla olduğundan nüfus fazla olmasına rağmen nüfus yoğunluğu düşüktür.

NÜFUS YOĞUNLUĞU

Nüfus Yoğunluğu:Belli bir alanda yaşayan nüfusun o alanın yüzölçümüne bölünmesiyle elde edilir. Nüfus yoğunluk hesaplamaları, değişik alanlar arasındaki nüfus farklılıklarını, insanların hayat tarzları ve mevcut nüfusun arazi üzerindeki baskısı hakkında fikir verir. Bu veriler kullanılarak farklı nüfus bölgeleri arasında karşılaştırma imkânı sağlar.

Nüfus yoğunluğu üç farklı şekilde hesaplanarak ifade edilir:

1.Aritmetik Nüfus Yoğunluğu:Toplam nüfusun alanın yüzölçümüne bölünmesi ile elde edilir. Km2’ye düşen insan sayısını bulmamızı sağlar.2000 Genel Nüfus Sayımına göre Türkiye’de aritmetik nüfus yoğun­luğu 88 kişi iken,2006 verilerine göre aritmetik nüfus yoğun­luğu km2’ye 93 kişi düşmektedir.

Aritmetik Nüfus Yoğunluğu:
Nüfus miktarı
Yüzölçümü

Yurdumuzda aritmetik nüfus yoğunluğunun en yüksek olduğu bölge Marmara, en düşük olduğu bölge, Doğu Anadolu Bölgesi’dir.İç Anadolu Bölgesi’nde nüfus fazla olmasına rağmen yüzölçümünün faz­la olması nedeniyle aritmetik nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının altındadır.Nüfusun tüm alana eşit dağıldığı kabul edilir. Gerçekte nüfus düzensiz bir dağılıma sahiptir. Sosyal ve ekonomik koşullar göz önüne alınmamıştır. Bu nedenle gerçek dağılışı yansıtmaz, ancak elde edilen veriler sayesinde ülkemizin durumunun diğer ülkelerle karşılaştırılması imkânı verir.

2.Fizyolojik Yoğunluk:Toplam nüfusun tarım alanlarının yüzölçümüne bölünmesiyle elde edilir.

Fizyolojik (Beslenme)Nüfus Yoğunluğu:Nüfus miktarıTarım alanlarının yüzölçümü

Tarım yapılan topraklarla, nüfus arasındaki ilişkiler hakkında fikir verir. Ancak nüfusun tamamı tarımla geçimini sağlamamaktadır. Elde edilen verinin en önemli yanı, ülkenin kendi nüfusunu besleyebilme yeterliliği hakkında fikir vermesidir.

3. Tarımsal Yoğunluk:Geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlayan nüfusun, tarımsal alana (ekili-dikili alan)bölünmesiyle elde edilir.

Tarımsal Nüfus Yoğunluğu:
Tarımla uğraşan nüfus
Tarım alanlarının yüzölçümü

Bu yoğunluk hesaplaması, tarımsal araziler üzerindeki sıkışıklık hakkında bilgi verir. Tarıma elverişli olmayan alanlar dikkate alınmaz. Engebenin fazla tarım arazisinin az olduğu yerlerde tarımsal nüfus yoğunluğu yüksek, geniş ve düz tarım alanlarına sahip(ovalar) alanlarda düşüktür. Tarım arazilerimiz birbirinden farklı özelliklere sahiptir. Toprakların verimlilik durumu, yağış miktarı, sulama imkânları ve kullanılan diğer tarım teknolojileri ile yetiştirilen ürünler büyük farklılıklar göstermektedir.Oysa bu hesaplamada bunlar dikkate alınmaz.Ayrıca, tarımla uğraşan nüfusun tarım alanlarımıza eşit dağıldığının kabul edilmesi,net sonuçlar elde edilmesini engeller.

4.Yerleşme Yoğunluğu:Ülke yüzölçümünde, 100.000 ve daha fazla nüfusa sahip olan şehirlere düşen alanın hesaplanmasıdır.

NOT:Tüm nüfus yoğunluğu hesaplamaları ortaya çıkan değerler genel anlamda fikir verebilir.Tüm metotların ortak yönü nüfusun araziye eşit dağıldığını kabul etmesidir.Doğal ve beşeri özellikler ile diğer çevresel faktörler göz önüne alınmadan yapılacak incelemeler ve elde edilecek sonuçların net bilgiler vermesi mümkün olmayacaktır.

GELİŞMİŞ ÜLKELERİN NÜFUS ÖZELLİKLERİ

1.Doğum oranları ve çocuk ölüm oranı düşük, nüfus artışı hızı çok düşüktür.

2.Genç nüfus oranı az, yaşlı nüfus oranı fazladır.

3.Bağımlı nüfus oranı az, çalışan, faal nüfus oranı (14–65 yaş arası) yüksektir.

4.Faal (çalışan)nüfusun sektörel dağılımı:

A.Hizmet

B.Sanayi

C.Tarım (% 10’dan az) olarak gerçekleşir.

5.Nüfus dinamik değil statiktir. Artma özelliğini büyük ölçüde kaybetmiştir.

6.Kentsel nüfus oranı yüksektir.

7.Ortalama yaşam süresi uzundur.

8. Nüfusun ülke içindeki dağılımında iklim ve yer şekillerinin etkisi azdır.9.Okuma – yazma oranı yüksektir.

GERİKALMIŞ ÜLKELERİN NÜFUS ÖZELLİKLERİ

1.Doğum oranları ve çocuk ölüm oranları yüksek, nüfus artış hızı fazladır.

2.Genç nüfus oranı fazla, yaşlı nüfus oranı azdır.

3.Bağımlı nüfus oranı fazla, çalışan, faal nüfus oranı, düşüktür.

4.Faal (çalışan) nüfusun sektörel dağılımı:A.Tarım B.HizmetC.Sanayi olarak gerçekleşir

5.Kır nüfus oranı daha fazladır.

6.Okuma yazma oranı düşüktür.

7.Nüfusun ülke içindeki dağılımında iklim ve yer şekillerinin etkisi fazladır.

8.Ortalama yaşam süresi kısadır

TÜRKİYE’DE GÖÇLER

GÖÇ NEDİR?Farklı nedenlerle insanların oturdukları yeri,kesin bir şekilde yada geçici sürelerle terk etmeleridir.Bu şekilde insanlar, bir idari sınırı geçerek oturma yerini devamlı ya da uzun süreli olarak değiştirmektedirler. Göçte meydana gelen yer değiştirme hareketi kıtalararası, uluslararası, bölgelerarası, kırdan şehre ya da şe­hirden kıra biçiminde gerçekleşebilir.

GÖÇ ÇEŞİTLERİ

İSTEĞE BAĞLI GÖÇ:Büyük oranda ekonomik nedenlerden kaynaklanan ancak kesinlikle insanların kendi arzu ve istekleriyle gerçekleştirdikleri göçlerdir.

ZORUNLU GÖÇ:Savaşlar ve siyasi baskılar gibi nedenlerle insanların zorlayıcı ve kendi isteği dışında maruz bırakıldığı göçlerdir.

A. İÇ GÖÇLER:Ülkenin sınırları içerisinde gerçekleşen göçlere iç göç denir.İç göçler sonucunda ülke nüfusunda artma ya da azalma olmaz. Ülke sınırları içerisinde, nüfu­sun dağılışını etkiler.

İtici faktörler:İnsanların yaşadıkları yerleri terk etmelerine neden olan sebeplere, denir

Çekici Faktörler:Belli merkezlerin göç almasını sağlayan sebeplere çekici faktörler denir.

İç Göçlerin Nedenleri:

1.Ekonomik Nedenler: Ekonomik nedenler en önemli göç sebeplerinden biridir. İşsizlik insanların göç etmesine neden olur.

2. Sosyal ve Siyasi Nedenler: Savaşlar, iç karışıklıklar, etnik çatışmalar, din, gelenek ve kültürel nedenler.

3. Doğal Nedenler: Depremler, seller, volkanik faaliyetler, fırtınalar, kuraklık, iklimdeki değişmeler.Dünya’da ve Türkiye’de en yaygın göç şekli, kırsal alanlardan şehirsel alanlara doğru yaşanan iç göçlerdir.

Genel olarak bakıldığında iç göçlerdeki başlıca sebepler:Özellikle kırsal kesimde yaşanan hızlı nüfus artışıTarım topraklarının miras yolu ile parçalanması, tarımsal gelir kaynaklarının azalmasıErozyon nedeni ile toprakların veriminin düşmesiTarımda makineleşmeye bağlı olarak iş gücü ihtiyacının azalasıEğitim, sağlık ve sosyal hizmetlerden daha fazla yararlanma isteğiGüvenlik kaygıları (Terör olayları v.b.)

İÇ GÖÇÜN ÇEŞİTLERİ:

1.Mevsimlik Göç:Mevsimlik olarak tarımsal iş gücü ihtiyacının karşılanması yaylacılık veya turizm amaçlı nüfus değişmelerine yol açar.

—Tarım alanlarında çalışmak amacıyla gerçekleşen göçler: Yurdumuzda özellikle, Çay, fındık zeytin, tu­runçgillerin ve pamuğun toplanma dönemlerinde çalışan mevsimlik işçilerin yer değiştirmesidir. ÖzellikleÇukurova’da görülür. Pamuğun toplanma döneminde, Güneydoğu Anadolu’dan buraya gelen aileler, pamuk ve diğer tarımsal işlerde çalışıp, daha sonra kendi ikametgâhlarına dönerler. Pamuk toplanma zamanında Ege Bölgesi’nde de benzer bir hareket görülür. Doğu Karadeniz Bölümü çay ve fındık toplama zamanlarında mevsimlik işçi göçlerine sahne olur. Ege ve Doğu Karadeniz’deki mevsimlik göç hareketleri Çukurova’ya oranla daha azdır.

—Turizm etkinliği nedeniyle gerçekleşen göçler:Yurdumuzda özellikle yaz mevsiminde kısa süreli olarak turistik özelliğe sahip merkezlere doğru yoğun olarak yaşanan nüfus akışıdır. Bu dönemlerde turistik merkezlerde önemli ölçüde nüfus artışı meydana gelir. (İstanbul, İzmir, Antalya, Alanya, Kuşadası, Marmaris, Bodrum)

2.Temelli Göç:Ülke içerisinde, göç eden insanların göç ettikleri yerlere kesin olarak yerleşmesidir. Yurdumuzda özellikle 1950’li yıllardan sonra, ulaşım imkânlarının gelişmesi, kentlerde sanayileşmenin artmasıyla hız kazanmıştır. Bu olay sürekli şekilde kırsal nüfus oranının azalmasına, kent nüfusunun artmasına yol açmıştır.Türkiye’de 2000 yılı itibariyle (son 5 yıl itibarıyla) ,4 milyon 469 bin kişi kendi bulunduğu bölgeden sürekli yerleşme amacıyla başka merkezlere göç etmiştir.

2000 yılı (son 5 yıl) verilerine göre ülkemizde en fazla göç veren iller:

Nüfusuna oranla en fazla göçü, Zonguldak, Karabük, Bartın illeri vermektedir. Burayı Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan, Mardin, Batman, Şırnak, Siirt, Samsun, Tokat, Çorum, Amasya ve Erzurum, Erzincan, Bayburt takip etmektedir. 131 bin kişiye yakın net göç veren Samsun en fazla nüfus kaybı yaşayan merkez olmuştur.

2000 yılı (son 5 yıl)verilerine göre ülkemizde en fazla göç alan illerimiz:

İstanbul, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, İzmir, Bursa, Eskişehir, Bilecik ve Antalya, Isparta, Burdur olarak gerçekleşmiştir.Kişi sayısı açısından en fazla göçü alan ilimiz, 407 bin kişi ile İstanbul’dur.İzmir 130 bin kişi, Bursa bölgesi de 105 bin kişi net göç almıştır.

B. DIŞ GÖÇLER:Ülkeler arasında gerçekleşen göçlere dış göç denir. Dış göçlerle ülkenin nüfusunda değişme meydana gelir. Bu göçler, dış ülkelerden Türkiye’ye ve Türkiye’den dış ülkelere göçler olarak iki şekilde gerçekleşir. Anadolu, sahip olduğu olumlu yaşam koşulları nedeniyle tarihin her döneminde dıştan göç almış ve almaya devam etmektedir.Günümüzde, Dünya’da yaşanan uluslar arası göçlerin ana doğrultusunun genel olarak,ABD,Batı Avrupa,Japonya,Kanada,Avusturya ve petrol üreticisi olan bazı Arap ülkeleri olduğu görülmektedir.

Bu göçler:1.İşçi Göçü 2.Beyin Göçü3.İltica etme (Sığınma) olarak gerçekleşir.

Dış Göçlerin Nedenleri:

Birçok neden iç göçlerin sebepleriyle aynıdır. Ancak dış göçlerde özellikle işsizlik, gelir düşüklüğü, bilimsel anlamda daha iyi şartlarda çalışma isteği ve farklı nedenlerle siyasi sığınma talepleri(iltica) başta gelmektedir.Sınırların değişmesi, tabii afetler,savaşlar,yaşanan ekonomik krizler,açlık ve uluslararası anlaşmalara dayalı nüfus değişimleri diğer önemli sebeplerdir.Özellikle 1960’lı yıllardan sonra diğer ülkelere göç vermeye başlamıştır. Dış göçler temelde ekonomik nedenlere dayanır (iş gücü göçü). 1961–1974 döneminde yurt dışına gidenlerin %97,5’i Avrupa ülkelerine gitmiştir. 1975–1989 arasında göç edenlerin %92,3’ü Arap ülkelerine yönelmiştir. 1961–1989 arasında, 29 yılda göç eden nüfusun %48,8’i Almanya’ya, %18,8’i Suudi Arabistan’a, %14,8’i Libya’ya ve %4,2’si Fransa’ya yerleşmiştir.1923–1927 yılları arasında Lozan Barış Antlaşması gereğince 150.000’e yakın Rum Yunanistan’a göç etmiştir. 1948 yılında İsrail devletinin kurulması nedeniyle 35.000 Musevi Türkiye’den İsrail’e gitmiştir. Günümüzde özellikle Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda, İngiltere, İsveç, ABD, Avustralya, Libya, S. Arabistan, Kuveyt ve Orta Asya ülkelerinde işçilerimiz bulunmaktadır

BEYİN GÖÇÜ:Beyin göçü kavramının ilk olarak Britanya Krallık Bilim Akademisi tarafından 1950’li yıllarda ABD ve Kanada’ya göç eden bilim adamlarını tanımlamak amacıyla kullanıldığı düşünülmektedir.Eğitilmiş ve belli niteliklere sahip işgücünün, bilim adamlarının, başka bir yere göç etmesiyle ortaya çıkar. Beyin göçü, bir ülke içinde bir yöreden başka bir yöreye göç şeklinde olabileceği gibi bir ülkeden başka bir ülkeye göç şeklinde de olabilir. Bir ülke ekonomisinin büyümesinde en büyük katkıyı nitelikli işgücü sağlar. Gelişmiş ülkeler, sahip oldukları işgücünün niteliğini arttırmak için, nitelikli iş gücüne kısa sürede sahip olabilmek için, göç almaktır. Sıradan işgücünün göçlerine birçok engellemeler getirilirken nitelikli insanın ülkelerine göç etmesine izin vermektedirler. Bunun sonucunda gelişmekte olan ülkeler zor koşullarda yetiştirdikleri nitelikli işgücünün büyük kısmını, gelişmiş ülkelere kaptırmaktadırlar. Türkiye, Hindistan’dan sonra en fazla beyin göçü veren ülke konumundadır. Yurdumuzda özellikle, Azerbaycan, Hindistan ve Çin gibi ülkelerden beyin göçü yaşanmaktadır.

İÇ GÖÇLERİN SONUÇLARI

1.Göç alan merkezlerde konut sıkıntısı oluşur, gecekondulaşma artar, sanayi tesisleri kent içinde kalır, sonuç olarak düzensiz bir kentleşme meydana gelir.

2.Kentli nüfus oranı hızlı bir şekilde artar.

3.Kentlerde işsizlik artar.

4.Ülke nüfus dağılışında dengesizlik oluşur.

5.Kırsal alanların ekonomik olarak değerlendirilememesine, boş kalmasına neden olur.

6.Altyapı, eğitim ve sağlık hizmetlerinin yetersiz hale gelmesine, neden olur.

7.Doğal kaynaklardan aşırı yararlanma çevre dengesini (çevre dengesi) bozar.

8.Çevre kirliliğinin artmasına neden olur.

9.Ulaşım hizmetleri yetersiz hale gelir.

DIŞ GÖÇLERİN SONUÇLARI

1.Büyük çaplı hareketler ülke nüfus dengelerini değiştirir.

2.Küçük oranda olsa da işsizlik sorununun azalmasında yardımcı olur.

3.Beyin göçü sonucunda, geri kalmış ve gelişmekte olan ülkeler yetişmiş nitelikli nüfusunu kaybeder.

4.Ailelerin parçalanması sorunu meydana gelebilmektedir.

5.İşçi göçleri ülkemize döviz girdisi sağlamaktadır.

6.Farklı kültürlerin tanışması ve kaynaşması açısından yararlı olabilmektedir.

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı