Bitki Örtüsünü Etkileyen Faktörler

1. İklim: İklim koşulları bitkilerin oluşum, gelişim ve yayılım özelliklerini doğrudan etkileyen en önemli faktördür.

Sıcaklık: Sıcaklık değerlerinin düşük olduğu yerlerde bitki gelişimi zordur. Toprağın donmuş halde olması bitkinin beslenmesini engellediği gibi soğuk koşullar besin dolaşımını da olumsuz yönde etkiler. Yüksek sıcaklık değerleri ise buharlaşmayı şiddetlendirerek hem bitkilerin topraktan su yoluyla beslenmesini engeller hem de bitkinin sürekli su kaybetmesine yol açar.

Yağış: Bitkilerin oluşabilmesi, beslenebilmesi ve varlığını sürdürebilmesi için yağış olmazsa olmaz bir faktördür. Yağışlı alanlarda bitki örtüsü daha sık ve yoğun, kurak alanlarda ise seyrek ve cılızdır.

Rüzgar: Bitkilerin besin çevrimini sürdürebilmesi için havadaki karbondioksit ve oksijene ihtiyaçları vardır. Rüzgar belirli bir ölçüdeki bitki gelişimini olumlu yönde etkiler. Ancak şiddetli rüzgar bitki gelimini bozucu etki yapmaktadır.

 

 

2. Yer Şekilleri: Yer şekillerinin düz veya engebeli olması, eğim ve bakı gibi faktörler bitkiler üzerinde etkilidir.

 

Eğim: Eğim değerlerinin yüksek olduğu yamaçlarda tohumların filizlenmesi süpürülmeden dolayı zordur. Toprak kalınlığının fazla olduğu az eğimli alanlarda ise tohum transferi daha kolay gerçekleşir. Çukur ve çöküntüler bitkiler için yaşam koşullarının kolay olduğu sığınaklardır.

Bakı: Güneş veya denize bakan yamaçlar bitki örtüsünün gelişimi için daha elverişlidir. Güneş gören yamaçarda bitkiler daha erken olgunlaşır. Denize bakan yamaçlar ise daha fazla yağış aldığından dolayı buradaki bitkiler daha gürdür.

 

 

3. Yükselti: Yükseklik arttıkça sıcaklık değerleri azalır ve belirli bir seviyeye kadar yağış miktarı artar. Buna bağlı olarak yükseltinin arttığı dağlık alanlarda bitki topluluklarının kendi içinde katlaştığı görülür.

 

 

4. Toprak Yapısı: Bitkinin en temel beslenme kaynağı topraktır. Bu nedenle toprağın fiziksel ve kimyasal özellikleri bitkiler üzerinde doğrudan etkilidir. Kayalık ve toprak örtüsünden yoksun arazilerde bitki örtüsü görülmez. Benzer şekilde toprak örtüsünün çok sıkı olduğu killi araziler ile aşırı tuzlu topraklarda da bitki oluşumu oldukça zordur.

 

 

5. Biyolojik Faktörler: Canlılar bitki örtüsünün varlığını hem olumlu hem de olumsuz yönde

etkileyebilirler. Arıların ve çeşitli böcek türlerinin döllenmeyi hızlandırması, memelilerin tohumları nakletmesi, insanların farklı bölgelere yeni bitkiler taşıması olumlu etkilere örnek verilebilir. Diğer taraftan insan etkisiyle bitki örtüsünün yok edilmesi, tarla açma, yol yapımı, orman yangınları, aşırı hayvan otlatma gibi etkinlikler bitki örtüsüne büyük zarar vermektedir.

Tagged : / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / /

Türkiye’de Bitki Formasyonları

Türkiye’de Bitki Formasyonları

Boyutları iki metreden uzun, belirli bir sıklıkla bir arada bulunan ağaç topluluklarından oluşan bitki örtüsüne orman denir.

Ormanlar 400 mm den fazla yağış alan ve en sıcak ay ortalaması 10 derece ve üzerinde olan yerlerde yetişebilir.

Ormanlar şekillerine göre ikiye ayrılır: 1. Geniş Yapraklı Ormanlar, 2. İğne Yapraklı Ormanlar

Türkiye’de en çok ormanlık alan Karadeniz Bölgesinde, en az orman alanı ise Güneydoğu Anadolu Bölgesinde görülür.

A. Türkiye Ormanları

1. Karadeniz Ormanları

            Yıl boyu bol yağış ve uygun sıcaklıklar sebebiyle ormanlar oldukça sık ve gürdür. Buradaki ormanlar alçaktan yükseğe doğru tabakalı bir yapı gösterirler.

a. Geniş Yapraklı Ormanlar

0 – 1000 metre arasında görülen bu ormanların en önemli ağaç türü kayın ağacıdır. Karadenizdeki dağların kuzeye bakan yamaçlarında görülürler.

b. Karma Yapraklı Ormanlar

1000 – 1500 metre arasında görülen bu ormanlarda geniş ve iğne yapraklılar bir arada görülür.

c. İğne Yapraklı Ormanlar

Nemli ve soğuk koşulların yaşandığı 1500 – 2200 metre arasında görülürler. Bu ormanlarda bulunan en önemli ağaç türleri Sarıçam ve Ladin ağaçlarıdır. Bolu, Aladağ, Köroğlu, Ilgaz dağlarında yaygın olarak görülürler.

2. Batı Anadolu Ormanları

Marmara ve Ege Bölgesinde yer alan ormanlardan oluşur.

a. Geniş Yapraklı Ormanlar

Burada en çok meşe ve kayın ağaçları görülür.

Meşe Ormanları: Güney Marmara ovalarında, Saros Körfezi kıyılarında ve Ege Bölgesinin orta kesimlerindeki dağlık alanlarda görülür.

Kayın Ormanları: Samanlı Dağları, Kapıdağ Yarımadası, Alaçam Dağları ile vadilerin iç kısımlarında görülürler.

b. İğne Yapraklı Ormanlar

1200 metreye kadar Kızılçam, 2000 metreye kadar Karaçam yaygın olarak görülür. Ayrıca fıstık çamları da görülür.

Kızılçam Ormanı: Ege’nin batı ve güneyinde, Koru Dağları ve Gelibolu Yarımadasında görülürler.

Karaçam Ormanı: Uludağ’ın güney yamaçları ile Bozdağlarda görülürler.

Fıstıkçamı Ormanı:Çanakkale çevresi, Bergama’nın kuzeyi, Aydın’ın güneyinde görülürler.

3. Akdeniz Ormanları

Dalaman Çayından başlayıp İskenderun’un doğusuna kadar uzanan bir alanda görülürler. Deniz seviyesinde görülen makileri meşe ağaçlarından oluşan ormanlar ve daha yüksekte kızılçam ormanları takip eder.

a. Geniş Yapraklılar

Toros Dağlarının kuzeyi ile vadilerin tabanlarında rastlanır. Meşe, kayın ve gürgen ağaçlarının yaygın olduğu bu alanda kızılcık, fındık, porsuk ve dişbudak ağaçları da görülür.

b. İğne Yapraklılar

0 – 1200 metre aralığında Kızılçam ormanları, 1200 – 1800 metre aralığında Karaçam ormanları görülür.

Kızılçam Ormanları: Toros Dağlarının güneye bakan yamaçları ile Antalya – Teke bölgelerinde görülür.

Karaçam Ormanları: Teke yarımadası, Davras ve Geyik Dağlarında görülür.

Ayrıca 1000 – 2500 metreler arasında Ardıç ormanları, 900 – 2400 metreler arası Sedir ağaçları görülür.

4. İç Bölge Ormanları

İç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri orman yetimesi için uygun sıcaklık ve yağış koşullarına sahip değildir. Genellikle meşe ağaçları görülen bu bölge ormanlarında yüksek kesimlerde soğuğa dayanıklı çam türlerine de rastlanır.

İç Anadolu’da Yozgat çevresinde meşe ve ardıç ağaçlarından oluşan ormanlar bulunur.

Doğu Anadolu’da Munzur Dağlarında meşe, Allahuekber Dağlarında sarıçam orman alanları bulunur.

Güneydoğu Anadolu’da ise yalnızca Adıyaman – Gaziantep çevresi ile Karacadağ eteklerinde meşe ve kızılçam ağaçları görülür.

B. Türkiyede Çalı Formasyonu

 

1. Maki

Akdeniz iklim bölgelerinde kızılçam ağaçlarının tahribi ile oluşmuş her mevsim yeşil kalan kısa boylu çalı topluluklarına maki denir.

Makiler Zeytin, mersin, zakkum, kocayemiş, nane gibi türlerden oluşur. Akdeniz, Ege ve Güney Marmara’da sıklıkla rastlanır.

2. Garig

Akdeniz ve Ege bölgelerinde maki alanlarının tahribi ile oluşmuş diz boyu çalılıklardır. Bu bölgelerin kıyılarında görülür.

3. Psödomaki (Yalancı Maki)

Karadeniz Bölgesinde orman tahribi sonucunda ortaya çıkmış olan bu ağaç türleri Defne, kestane, ıhlamur gibi ağaçlardır. Daha çok kuzey Anadolu dağlarının kuzeyinde rastlanır.

C. Türkiyede Ot Formasyonu

1. Bozkır

Yağış ve sıcaklık değerlerinin orman oluşumu için yetersiz olduğu alanlarda görülen ve yılın belli bir dönemi yaşayabilen kısa boylu ot topluluklarıdır.

Belli başlı bozkır türleri: Kekik, gelincik, kılıç otu, çayır dikeni, çoban yastığıdır. İlkbaharda yeşerir, yazın sararır. İç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde özellikle iç kesimlerde görülürler.

2. Antropojen Bozkır

İç kesimlerdeki meşe, ardıç ve karaçam türü ağaçların tahribi ile oluşan bitki türüdür. Daha çok İç Anadolu’ya bakan yamaçlarda görülürler.

3. Yüksek Dağ Çayırları

Ülkemizde Erzurum – Kars Platosu ile Karadeniz ve Akdeniz Dağlarının yüksek kesimlerinde görülen çayırlar, bozkıra göre daha uzun boylu ve gürdür.

Ağaç Türleri

Nemcil Bitkiler: Kayın, Kestane, Gürgen, Kızılağaç

Kurakçıl Bitkiler: Meşe, Ardıç

Dayanıklılığına Göre Çamlar: Kızılçam, Karaçam, Sarıçam

Diğer Çam Türleri: Ladin, Sedir, Köknar

 

Ormanın Faydaları

  1. Havayı temizler.
  2. Gürültüyü azaltır.
  3. Sıcak ve soğuğu dengeler.
  4. Av hayatının devamını sağlar.
  5. Biyolojik dengeyi korur.
  6. Yer altı suyunu dengeler.
  7. İnsanlar için eğlence ve piknik alanıdır.
  8. Taşkın, çığ, heyelan ve erozyonu engeller.

 onları, Bitkiler, Bozkır, Çay, Dağ Çayırları, deniz, Dere, Dolu, Ekonomik, Erozyon, Fıstıkçamı Ormanı, Garig, Göknar, Gürgen, Heyelan, İç Bölge Ormanları, Kar, Karaçam Ormanı, Karadeniz Ormanları, Kars, Kayın, Kayın Ormanları, Kestane, kıyılar, Kızılağaç, Kızılçam, Kızılçam Ormanı, Kocayemiş, Kura, Ladin, Maki, Makiler, Mersin, Meşe, Meşe Ormanları, Nem, Oba, Orman, Ormanın Faydaları, ormanlar, Ormanların Korunması, Ot, Ot Formasyonu, Plato, Psödomaki, Sanayi, Sarıçam, Sedir, Sıcaklık, tarım, Taş, Türkiye Ormanları, Uludağ, Vadi, Yağış, Yalancı Maki, Zakku

Ormanın Ekonomik Değeri

Ormanlardan, tomruk, maden direği, sanayi odunu, kağıt, lif, yonga odunu, mobilya, yakacak temini, inşaat malzemesi alanlarında faydalanılır.

Kayın Mobilya
Kızılçam Telefon/maden direği, yakacak, mobilya
Fıstıkçamı Fıstık (yemek)
Meşe Tarım araçları, parke, yakacak, mobilya
Ardıç Kurşun kalem, çit, parke, mobilya

Ormanların Korunması

  1. Halk bilinçlendirilmeli.
  2. Orman alanlarında ateş yakılmamalı, çöp bırakılmamalıdır.
  3. Bina ve tarla yapımı için orman arazisi açılmamalı.
  4. Orman yangınları sonrasında boş kalan yerler tekrar ağaçlandırılmalı.
  5. Orman alanları milli park ilan edilerek korunmalıdır.
Tagged : / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / /

Türkiye’nin Bitki Varlığı

Türkiye’de Bitki Çeşitliliği

Dünya’da bitki çeşitliliğinin en fazla olduğu yerler ekvator çevresidir. Buradaki ülkelerden sonra Türkiye, en çok bitki türü barındıran ülkedir.

Avrupa Kıtası, Türkiye’nin yaklaşık 15 katı büyüklüğüne sahip olmasına rağmen, tüm Avrupa Kıtası’nda yaklaşık 12.000 bitki türü yer alırken Türkiye’de 12.000’den fazla bitki türü bulunmaktadır.

 

Bitki Çeşitliliğini Etkileyen Faktörler

1. İklim

            Ülkemizde farklı iklimler görülmesi bitki çeşitliliğinin zengin olmasını sağlamıştır. Her iklim alanında o iklime özgü bitki toplulukları yaşamaktadır.

İklim Bitki Örtüsü
Akdeniz Kızılçam, kısa boylu ağaçlar: çalılar
Karasal Kısa boylu ot toplulukları: Bozkır
Karadeniz Orman

2. Yer Şekilleri

Dağların uzanış yönü, eğim ve bakı bitkilerin gelişiminde etkilidir. Buna bağlı olarak yüksek dağlarda, derin vadilerde ve geniş havzalarda farklı türler görülür.

3. Yükselti

Yağış belli bir seviyeye kadar artar, sıcaklık ise yükseldikçe azalır. Buna bağlı olarak yükselti arttıkça bitki türlerinde farklılaşma görülür.

(Akdeniz’de Maki, İç Kesimlerde Step) à Geniş Yapraklılar à İğne Yapraklılar à Dağ Çayırları

Geniş Yapraklılar İğne Yapraklılar
Kayın Sarıçam
Meşe Karaçam
Kestane Göknar
Ihlamur Ladin
Gürgen Kızılağaç
Dişbudak  

4. Toprak Yapısı

Topraklar, kalınlık, ana kayanın özellikleri ve su tutma kapasitesi gibi bazı farklılıklara sahiptir. Bitkiler yaşama olanağı buldukları, kendi ihtiyaçlarına uygun topraklarda varlıklarını sürdürebilirler.

Türkiye’deki toprak çeşitliliği, bitki türlerinin sayısında da artışa sebep olmuştur.

5. Jeolojik Evrim

            Jeolojik zamanlar boyunca görülen iklim değişiklikleri, farklı enlemlere ait bitkilerin de buraya uyum sağlamasına yol açmıştır.

6. Canlıların Etkisi

            Yeni bitki türlerinin ülkemizde denenmesi, arıların döllenmeyi hızlandırması gibi faaliyetler bitki çeşitliliğini olumlu etkiler. Buna karşın insanlar aynı zamanda bitki tahribatı yoluyla bu çeşitliliği azaltabilmekteler.

 

Türkiye’de Bitki Çeşitliliğinin

Fazla Olmasının Nedenleri:

 

  1. Türkiye’de çok çeşitli iklim tiplerinin görülmesi.
  2. Çok çeşitli toprak tiplerinin görülmesi.
  3. Yer şekilleri ve yükseltinin kısa mesafede çeşitlilik göstermesi.
  4. Jeolojik zamanlar boyunca görülen iklim değişmeleri.
  5. İnsanların etkisi

 

 

Bitkilerle İlgili Temel Kavramlar:

1. Relikt (Kalıntı) Bitki

Eski jeolojik dönemlerden günümüze ulaşmış fakat iklim şartlarının değişmesi sebebiyle günümüzde zorlukla yaşamını sürdüren bitki topluluklarıdır.

Karadeniz kıyısında bulunan Akdeniz iklimi bitkileri ile Akdenizdeki Sığla ağacı relikt bitki özelliğindedir.

Relikt bitkiler: Ihlamur, Kestane, Ladin, Kızılağaç, Ardıç, Göknar, Karaçam

2. Endemik Bitki

Dünyanın sadece belirli yerlerinde görülen, başka yörelerde rastlanmayan bitkilere endemik bitkiler denir.

Türkiye, endemik bitki sayısı açısından zengindir. Ülkemizdeki bitkilerin yaklaşık üçte biri endemik bitkilerdir. Ülkemizde endemik bitkiler en çok Toros Dağları kuşağında bulunur.

Türkiye’de Endemik Bitki Çeşitliliğinin

Fazla Olmasının Sebepleri

  1. Orta kuşakta yer alması sebebiyle hem kuzey hem güney sektörlü hava kütleleri etkisindedir.
  2. Üç kıtanın kesiştiği yerdedir.
  3. Dağlar kıyıya yakın ve çoğunlukla paraleldir. Bu da kıyı ile iç kesimler arasında kısa mesafede bitki türlerinin değişmesini sağlamıştır.
  4. Yükselti batıdan doğuya doğru artar, bunun sonucunda bitki türleri katmanlaşır.
  5. Türkiye’de mikroklima (çevresine göre derin, çukurluk, korunaklı) alanları fazladır.
  6. Türkiyede farklı toprak ve ana kaya çeşitlerinin bulunması.
  7. Buzul çağlarından fazla etkilenmeyerek birçok bitkinin yaşamını sürdürmesini sağlamıştır.

Türkiye’de Endemik Bitkiler

Doğu Ladini Doğu Karadeniz
Sığla Fethiye, Köyceğiz
Kazdağı Göknarı Kazdağı
Kardelen Doğu Anadolu
Anzerçayı Rize (İkizdere)
Devedikeni Akdeniz ve Ege Bölgesi
Sevgi Çiçeği Ankara
Sarı Meyan Konya
Uludağ Göknarı Uludağ
Kasnak Meşesi Göller Yöresi
Datça Hurması Datça, Teke Yöresi

3. Kozmopolit Bitki

Yeryüzünde oldukça geniş alanlara yayılmış farklı yetişme koşullarında varlığını sürdürebilen bitki türlerdir.

Ülkemizde Çam ve Meşe bu türdendir.

4. İnsan Tahribatı İle Ortaya Çıkan Türler

Antropojen Bozkır Ormanların tahribi ile.
Garig Kızılçam ve maki tahribi ile.
Psödomaki Maki benzeri ağaç çalı toplulukları.

Tagged : / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / /

Türkiye’de İklim Elemanlarının Etkileri

 1. Sıcaklık

  Sıcaklık yükselti sebebiyle batıdan doğuya, enlem etkisi sebebiyle güneyden kuzeye azalır.

  1. Sıcaklık farklılıkları iç bölgelerde fazla, kıyı bölgelerde azdır.
  2. Kıyı bölgelerimiz iç bölgelerimize göre daha sıcaktır.
  3. Kışın batıdan doğuya, kıyıdan iç kesimlere doğru sıcaklıklar düşer.
  4. Yazın en sıcak yer Güneydoğu Anadolu Bölgesidir.
  5. İç kesimlerde ani ısınma ve soğuma fazladır. Bunun etkisiyle don olayı sıklıkla görülür.

  Türkiye’de yükselti batıdan doğuya doğru artar,

  • Yükselti arttıkça sıcaklık düşer,
  • Buna bağlı olarak batıdan doğuya doğru sıcaklık düşer.

  Ekvator’dan kutuplara doğru güneş ışınlarının geliş açısı küçülür.

  • Kuzey yarım kürede güneydeki enlemler kuzeydeki enlemlere göre daha sıcaktır.
  • Buna bağlı olarak güneyden kuzeye sıcaklık azalır.

  Karasal yerlerde sıcaklık farklılıkları, nemli kıyı kesimlerine göre daha fazladır.

  • Türkiye’de Kıyılarda sıcaklık farklılıkları az, iç kesimlerde fazladır.

 2. Basınç ve Rüzgarlar

  Ülkemiz coğrafi konumundan dolayı yaz ve kış farklı basınç merkezlerinin etkisinde kalır.

  Yazın, Basra Termik Alçak Basıncı, sıcak ve kuru bir hava yaşanmasına sebep olur. Kışın ise Sibirya Termik Yüksek Basıncı soğuk ve ayaz hava şartlarına yol açar.

  Ayrıca İzlanda Dinamik Alçak Basıncı ile Asor Dinamik Yüksek Basıncı da zaman zaman yurdumuzu etkiler.

 3. Nem ve Yağışlar

  Atmosferdeki gazlardan biri de nem (su buharı)’dir.

  Denizellik; Türkiye’de denize kıyısı olan yerlerde nem fazladır, bol yağış alır. Denizden uzak yerlerde ise yağış azdır.

  Yükselti; Belli bir seviyeye kadar yağışlar artar ve sonra azalır. Dolayısıyla yükselti fazla olan yerlerde yağış azdır.

  Hava Kütlesinin Özelliği; Su buharı oranı fazla olan hava kütleleri gittikleri yere yağış getirir.

  Türkiye’de yağış en çok Trabzon, Rize, Artvin’de görülür. En az yağış ise Tuz Gölü çevresindedir.

  Türkiye’de yağış çeşitlerinin tamamı görülür.

  • Yamaç Yağışları; Karadeniz ve Akdeniz kıyılarında.
  • Yükselme Yağışları; İç kesimlerde.
  • Cephe Yağışları: Yurdun tamamında ve daha çok kış aylarında görülür.

Tagged : / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / /

HİNT OKYANUSU

Hint Okyanusu dünya üzerindeki okyanuslar arasında büyüklük bakımında üçüncü sırada yer almaktadır. Bir başka ifade ile Hint Okyanusu yeryüzü okyanus sularının %20′sini oluşturmaktadır. Dünya üzerinde konumuna bakıldığında, 20° doğuda yer alan Agulhas Burnu ile yine doğuda 140° boylamları arasında yer almaktadır. Kuzey-Güney sınırlarını ise kuzeyde Asya kıtası, güneyde Güney Okyanusu sınırlamaktadır.

Tarih açısından bakıldığında ticaret ve keşifler adında insanlar tarafından en çok geçilen alanlar olmuştur. İbni Battuta 14.yüzyılda yapmış olduğu seyahat ile ün kazanmıştır. 15. yüzyıla gelindiğin Çinli amiral Zheng-O Hint okyanusuna büyük filolar ile keşiflerin artmasını sağladı. Bizim tarihimizde ünlü denizcimiz Seydi Ali Reis buraya yapmış olduğu seyahatler ile farklılık ortaya koymuştur.

Hint Okyanusu’nu çevreleyen alanlar ise; Kuzeyde Asya Kıtası, Batısında Afrika ve Arabistan Yarımadası, doğusunda ise Sunda Adaları, Malezya Yarımadası ve Hint Okyanusu yer almaktadır. Harita üzerinde bakıldığında Afrika, Asya ve Avusturya kıtaları arasında üçgen şeklinde görünen bir görünüşe sahiptir. Sınırları diğer okyanuslar ile net olarak ayrılmamıştır. Bu sınır alanında en karmaşık olan güney sınırıdır. Güney sınırı bir başka okyanus ile birleşmektedir ve sınır olarak Dünya Uluslararası Hidrografi Örgütüne göre 60 enlemi kabul edilmektedir. Diğer bir okyanus ile Atlas Okyanusu ile 20° doğu boylamında yer alan Agulhas Burnu ile ayrılmaktadır. Pasifik Okyanusundan ise 147° doğu boylamı ile ayırım yapılır. Kuzeyde en uç noktası 30° enlemine kadar çıkan Basra Körfezi bulunmaktadır.

Batı ucu Afrika ile doğu ucu Avustralya arası 10.000 km kadardır. Yüz ölçümü olarak 73.556.000 km² alana sahiptir. Tahmini hacmi 292.131.000 km³ olarak bilinmektedir.

Hint Okyanusu için genel verileri sıralayacak olursak;

  • Ortalama derinliği:  3.897 m
  • Yatay en geniş mesafe: 10,200 m
  • Dikey en geniş uzunluk: 9,400m
  • Kıyı uzunluğu: 66,526
  • Yıllık ortalama yağış: 101 cm
  • Yıllık ortalama buharlaşma: 138 cm
  • En derin yeri: Diamantina Çukurluğu (8047m)

Eldeki bilgiler değerlendirildiğinde Hint Okyanusu için en derin yeri yeni bilgiler ile değişmiştir. İlk olarak 7.450 metre derinlikte Java çukuru kabul edilmekteyken, 7,725 metrede Sunda Çukuru tespit edilmiş ve son olarak 2012 yılında Diamantina Çukuru 8,047 metre derinlik ile Hint Okyanusunun en derin yeri olmuştur.

Hint Okyanusunda yer alan önemli geçitler ve boğazlar;

  1. Babü’l Mendep
  2. Hürmüz Boğazı
  3. Malaka Boğazı
  4. Sunda Boğazı
  5. Süveyş Kanalı’nın güney girişi
  6. Kızıldeniz
  7. Andaman Denizi
  8. Umman Denizi
  9. Bengal Körfezi
  10. Büyük Avustralya Körfezi
  11. Aden Körfezi
  12. Mozambik Kanalı

Hint Okyanusuna dökülen akarsular;

  1. Zambezi
  2. Şattül Arap
  3. İndus
  4. Ganj
  5. Brahmaputra
  6. Jubba
  7. Irrawaddy

Prof.Dr. Deniz EKİCİ hocamızın ders notlarından yararlanılmıştır.

Tagged : / / / /

Bilimde ve Mekanda Gerileme

Her ne kadar, Kanuni Sultan Süleyman Han’ın dönemini Osmanlı Devleti’nin zirveye ulaştığı dönem olarak kabul edilse de, çoğu tarihçiler tarafından bu dönemin gerilemeye doğru yüz tuttuğu bir dönem olarak kabul edilir. Çünkü bu dönem artık Osmanlı Yüce Devleti’nin sınırları oldukça zorlanmış ve doğal coğrafi sınır hayli aşılmıştır. Gerek Arap yarımadası ve gerekse Kuzey Afrika, Osmanlı Coğrafyası ile hiçbir zaman bir bütünlük sağlayamamıştır. Öte yandan Balkanlar’da Tuna nehri, doğal bir coğrafi sınırı oluşturmaktadır. Osmanlı’nın Balkanlar’da doğal sınır olan Tuna’yı zorlaması ve nehrin öbür yakasına geçmek için göstermiş olduğu gayretler, Osmanlı Devleti’ne çok pahalıya mal olmuştur.

Viyana kuşatmasındaki başarısızlık, coğrafyanın ortaya çıkardığı bir sonuçtur. Kanuni Sultan Süleyman, 1529 yılında Viyana’yı kuşatmak üzere sefere çıkar. Ancak hava şartları göz önünde tutulmaz. Oysa mevsim, Balkanlarda yağmur mevsimidir. Buda ile viyana arasında bardak boşanırcasına yağan yağmur, yolları geçilemez hale getirir. Tam anlamıyla bataklığa dönüşen bölgede özellikle toplar taşınamaz. Buna rağmen Eylül sonlarında kuşatma başlatılır. Continue reading “Bilimde ve Mekanda Gerileme”

Tagged : / /

Yağış Miktarı Hesaplama

Yağış Ölçen Aletler

Su buharının atmosferde yoğunlaşarak yerçekimi etkisi sonucunda, yeryüzeyine muhtelif şekillerde düşen ve toprak üzerinde belirli miktarda su veren hadiselere yağış denir.

Memleketimizde yağış aşağıdaki aletlerle ölçülür.

  1. Plüviyometre : Atmosferden yeryüzeyine düşen yağışı direkt olarak ölçen alettir.
  2. Plüviyograf : Atmosferden yeryüzeyine düşen yağışı diyagram üzerine kaydeden alettir.

Su toplama kabında toplanan yağış, mihber denilen taksimatlı yağış ölçeğiyle mm cinsinden ölçülür. Continue reading “Yağış Miktarı Hesaplama”

Tagged :