Hammadde, Üretim ve Pazarın Küresel Ticarete Etkisi

–  Ticaret, kâr amacıyla mal ve hizmetlerin alınıp satılmasıdır.

–  Bu mallar arasında ham madde önemli yer tutar.

–  Ham madde, bir ürün elde etmek için gerekli olan maddelerin işlenmeden önceki halidir.

–  Ham madde günümüz sanayisinin temel ihtiyaçlarındandır.

–  Besin, maden, tekstil, ilaç, kimya, makine sanayi alanlarında birçok ham madde kullanılmaktadır.

–  Sanayinin gelişmiş olduğu yerler ile ham madde sağlanan yerler her zaman aynı alanlarda değildir. Bu nedenle ham maddenin bulunduğu yerler ile sanayinin gelişmiş olduğu yerler arasında yoğun bir ticari ilişki vardır.

Gelişmiş Ülkeler Gelişmemiş Ülkeler
Sanayi gelişmiştir. Sanayi gelişmemiştir.
Dışarıdan ham madde alırlar. Dışarıya ham madde satarlar.
Dışarıya işlenmiş ürün satarlar. Dışarıdan işlenmiş ürün alırlar.

İsviçre çikolataları ile ünlüdür, ancak ham maddesi kakao ve fındık olan İsviçre’de bunlar hiç yetişmez.

İngiltere dünya çay piyasasında İngiltere önemli bir paya sahiptir, ancak ihtiyaç duyduğu çayı Güneydoğu Asya’dan alır.

Yeryüzünde ham madde kaynakları bakımından çeşitli bölgeler oluşmuştur:

Tarımsal üretim Güneydoğu Asya
Enerji Kaynağı Orta Doğu
Madenler Güney Afrika
Balıkçılık İzlanda, Japonya, Peru
Hayvancılık Çin, Hindistan, Avustralya, Rusya, Kuzey Amerika
Ormancılık Amazon – Kongo Havzaları ile Amerika ve Avrupa’nın kuzeyi

–  Ham maddenin kullanılabilir duruma gelmesi için işlenmesi gerekir.

–  Öncelikle ihtiyacı gidermek için üretim yapılır. Üretim fazlası pazarlara sunulur.

–  Ticaret bakımından ürünün kalitesi de önemlidir. Sanayileşmeye bağlı olarak daha kısa sürede, fazla ve kaliteli ürün üretilebilmektedir.

– Kuzey Amerika, Japonya, Avrupa, Çin sanayileşmiş alanlardır, burada üretilen ürünler dünyanın dört bir yanına dağıtılır.

–  Avrupa ve Kuzey Amerika demir çelik üretiminde önemli paya sahiptir.

– Yeryüzünde birbirinden farklı iklim koşulları yaşanmaktadır. Buna bağlı yetiştirilen ürünler ve hayvanlar dünya üzerinde farklı dağılış gösterir.

–  Tarımsal ve hayvansal ürünlerin üretimi de ticarette önemli bir yere sahiptir.

Ticarete konu olan ürünler ülkeden ülkeye değişmektedir:

Ham madde ve besin maddesi alan,

Sanayi ürünleri satan ülkeler:

ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, Kanada, Japonya, Norveç

Daha çok gıda maddesi ihraç eden,

Sanayi ürünleri ithal eden,

Ekvador, Gana, Kolombiya, Srilanka

Ham madde ve sanayi ürünleri alan,

Pakistan, Mısır, Bolivya, Venezuella

Günümüz küresel ticarette önde gelen ülkeler: ABD, Japonya, Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya ve Çin’dir.

Bu ülkeler dünya dış ticaret hacminin yarısından fazlasını gerçekleştirmektedir.

Ticaretin ana öğelerinden biri de pazarlamadır.

Ticarette ana amaç bir ürünün tanıtılması ve tüketiciye ulaştırılmasıdır.

Tarımsal ve hayvansal ürünler yüzyıllardır ticarete konu olmaktadır. Bu ürünler pazarlara getirilir ve burada halka sunulurdu.

Zamanla satılan ürünlere yenileri eklenmiş, ürünler çeşitlenmiştir. Özellikle sanayileşmeye bağlı olarak ürün çeşitliliği çok fazla artmıştır.

Ürünlerin tüketimini arttırmak için ürünleri en iyi şekilde pazarlamak gerekir. Pazarlama ihtiyacı ise reklamcılık sektörünü geliştirmiştir.

Günümüzde reklamcılık yerel ve ulusal sınırları aşmıştır. Ürünler artık küresel boyutta, dünyanın hemen hemen her yerinde pazarlanmaktadır.

Uluslar arası pazarlamada gümrük ve ekonomik politikalar da etkili olmaktadır.

Bazı ülkelerde ihracat teşvik edilir, bazılarında ithalat kısıtlanır, bazıları bazı ürünlerin ülkeye sokulmasını engeller. Bunlar da pazarlamayı önemli ölçüde etkilemektedir.

Günümüzde ticaretin en yoğun olduğu yerler Avrupa ve Kuzey Amerika’dır.

Kaynak : cografya.sitesi.web.tr/ham-madde-uretim-ve-pazarin-kuresel-ticarete-etkisi.html

Tagged : / / / / / / / / / / / / / / / / /

Türkiye’de Sanayi

İşlenmiş ya da yarı işlenmiş ham maddelerin fabrikalarda işlenerek kullanılabilir hale getirilmesi yöntemlerine sanayi denir.

1750’li yıllarda Avrupa’da su buharı gücünden yararlanma ile sanayileşme başlamış ve buradan tüm dünyaya yayılmıştır.

Günümüzde sanayileşme bir gelişmişlik ölçütüdür. Öyle ki sanayileşmiş ülkelerde refah seviyesi daha yüksektir.

Türkiye’de Sanayileşmeyi Etkileyen Faktörler

Fabrika kuruluşunda dördüncül (bilgi toplama, araştırma, yayma) ve beşincil (bilgilere dayalı karar verme) sektörler etkilidir.

Öncelikle kurulacak sanayi türü belirlenir:

Demir – Çelik, Rafineri, Maden işleyen sanayi kuruluşları ham maddeye yakın kurulurlar. Büyük sermaye gerekir.

Küçük ölçekli sanayi kuruluşları için yer seçimi fazla önemli değildir ve büyük bir sermaye gerekmez.

Sanayinin kurulması için sermaye, enerji, iş gücü, ham madde, ulaşım ve pazarlama koşullarının oluşması gerekir.

Sanayinin Kurulması İçin Neler Gerekli?

ü  Sermaye:

v  Türkiye’de devlet destegi, yabancı kaynaklı krediler ve yabancı yatırımcıların sagladıgı kaynaklardır.

v  Günümüzde birçok sanayi kuruluşu, sermayenin fazla olduğu büyük şehirlerde kurulmuştur.

v  Cumhuriyetin ilk yıllarında yetersiz sermayeden dolayı devletçilik politikası izlenmiş, ağır sanayi devlet tarafından kurulmuştur. Özel girişimler ise desteklenmiştir.

ü  Ham madde:

v  Türkiye ham madde yönünden zengin bir ülkedir.

v  Tarım ürünleri, hayvansal ürünler, madenler, su ürünleri ve bitkiler başlıca hammadde kaynaklarıdır.

v  Tarım ürünleri işleyen fabrikalar daha çok ürünün yetiştirildiği bölgelere yakın kurulurlar.

v  Bakınız: Ham madde – Sanayi Yer Seçimi

ü  Enerji:

v  Fabrikadaki makineler belli bir enerji ile çalışır.

v  Taş kömürü, linyit, petrol, dogal gaz, su gücü, rüzgar gücü ve jeotermal santrallerden enerji elde edilir.

v  Enerjiye yeterli miktarda ve kolay ulaşılabilmelidir.

v  Özellikle ağır sanayi için enerjiye yakınlık önemlidir. Türkiye’de Karabük ve Ereğli’de demir çelik fabrikası kurulmasının nedeni, buradan elde edilen taş kömürüdür.

ü  İş gücü:

v  Fabrikalardaki makinelerin kullanılması, paketleme, boşaltma gibi işlerde iş gücüne gereksinim duyulur.

v  İş gücü ikiye ayrılır. Kalifiye eleman (Mühendis, Teknisyen, Usta) ve Vasıfsız Eleman.

v  Teknolojiye baglı olarak makine kullanımı için yetişmiş eleman sıkıntısı yaşanmaktadır.

v  Türkiye’de yer seçiminde iş gücü fazla önemli değildir, çünkü vasıfsız eleman fazladır ve iş gücü fabrikaya gidebilir.

ü  Ulaşım:

v  Ulaşımın elverişli olduğu yerlerde sanayileşme daha fazla görülür.

v  Marmara Bölgesi ulaşım olanakları açısından uygun oldugu için sanayi ülkemizin en gelişmiş sanayi bölgesidir.

v  Demir – Çelik fabrikalarından birinin İskenderun’a kurulmuş olmasının sebebi burada bir limanın bulunmasıdır.

v  Samsun’da bakır işleme tesisleri bulunması Samsun Limanı’nın, İzmir’de petrol rafinerisi olması İzmir Limanı’nın etkisiyledir.

ü  İşletme: iyi yetişmiş işletmenlerin başında bulundugu fabrikalardan yüksek verim elde edilir.

ü  Teknoloji:

v  Kaliteli ve ucuz ürünler bütün ülkelerde pazar alanı bulabilmektedir.

v  Bunu gerçekleştirebilmek için seri ve kaliteli üretim yapılabilen bir teknoloji gereklidir.

v  Üretilen ürünlerden daha fazla yararlanılması için teknolojiyi kullanmak gerekir.

ü  Pazarlama:

v  Sanayinin gelişiminde ve işleyişinde (devamlılığında) malın pazarlanması önemlidir.

v  Üretilen malların en kısa sürede tüketilebileceği pazarlara sunulması gerekir.

v  En önemli pazar alanları nüfusun yoğun olduğu yerlerdir. Örneğin Ankara, İstanbul, İzmir.

v  Pazarlamada reklam önemlidir.

v  Ülkemizdeki büyük işletmeler uzun yıllar ürettigi ürünleri pazarlayabilecegi geniş pazar olanaklarına sahiptir.

v  Besin maddeleri ve tekstil ürünleri daha iyi pazarlama koşulları olan tüketim merkezlerinin yanına kurulmaktadır (şehirler)

Bu sanayi kollarının kurulacağı yerde bu koşullardan birkaçı etkili olabilmektedir. Örneğin otomotiv sanayinin İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli, Aksaray ve Gaziantep’de yoğunlaşmasının sebebi ulaşım ve tüketim merkezlerine yakınlık (pazarlama) dır.

Ham madde – Sanayi Yer Seçimi İlişkisi

Konservecilik:

  1. Sebze ve meyve üretimi olan yerlerde daha çoktur.
  2. Yarıdan fazlası Marmara Bölgesindedir.
  3. İstanbul, Çanakkale, Bursa, İzmir, Adapazarı.

Yağ Fabrikaları:

  1. Zeytin, ayçiçeği, susam mısır, soya fasulyesi, yer fıstığı, aspir ve kolzanın yağı çıkar.
  2. Ayçiçek yağında Marmara, zeytinyağında Ege Bölgesi, Mısır yağında Akdeniz Bölgesi birinci sıradadır.

Tütün:

  1. Büyük kısmı kıyıda üretildiği için fabrikaları da kıyı bölgelerdedir.
  2. İstanbul, İzmir, Adana, Samsun, Tokat, Bitlis, Malatya.

Çay:, Doğu Karadeniz’de yoğundur. Çünkü çay yaprağı toplandıktan sonra en kısa sürede fabrikalara ulaştırılmalıdır. Çabuk bozulur.

Buğday:

  1. Türkiye buğday üretiminde dünyanın sayılı ülkelerindendir.
  2. Un ve unlu mamüller üreten çok sayıda fabrika bulunmaktadır: Bisküvi, Makarna, Un fabrikaları gibi.
  3. Önemli bir kısmı buğdayın çok yetiştirildiği İç Anadolu Bölgesinde bulunmaktadır.

Pamuk:

  1. Türkiye, fazla miktarda pamuk üreten ülkelerdendir. Bu sebeple pamuklu dokuma gelişmiştir.
  2. Pamuk üretim alanları: Adana, Tarsus, Aydın, İzmir, Manisa, Nazilli, Antalya’dadır. Bu bölgelerde fabrikalar bulunur.
  3. Ayrıca iç bölgelerde Kayseri, Karaman, Malatya, Erzincan, Adıyaman, Ereğli (Konya)’da pamuklu dokuma fabrikaları vardır.

Et ve Süt Ürünlerine Dayalı Sanayi:

  1. Daha çok hayvancılığın yaygın olduğu yerlerde gelişmiştir.
  2. Erzurum, Kars, Konya, Afyonkarahisar, Edirne, Kayseri, Diyarbakır, Bursa, Trabzon gibi.

Yünlü Dokuma, hayvancılığın yaygın olduğu yerlerde: Marmara ve Ege’de (İstanbul, Hereke (Kocaeli), Bursa, İzmir, Uşak fazladır.

İpekli Dokuma, ipekböcekçiliğin yaygın olduğu Bursa’da fazladır.

Maden İşleyen Fabrikaların bir kısmı ham maddeye yakın kurulmuştur. Alüminyum – Seydişehir (Konya), Ferro-Krom – Antalya ve Elazığ

Orman ürünlerini işleyen fabrikalardan en önemlisi kağıt fabrikalarıdır. Bunlar ormanlara yakın kurulurlar.

Cam fabrikalarının ham maddesi kumdur. Marmara’da yoğunlaşmıştır. Paşabahçe (İstanbul), Gebze, Trakya, Mersin, Sinop.

Seramiğin ham maddesi kil ve kaolindir. Porselen ve fayans fabrikalarının da büyük bir kısmı Marmara ve Ege’dedir. İstanbul, Çanakkale, Bilecik, İzmit, Kütahya.

Sanayinin Türkiye Ekonomisindeki Yeri

Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye ekonomisi tarıma dayalıydı.

Bazı küçük el tezgahları ve gıda maddeleri işleyen kuruluşlar dışında sanayi gelişmemişti.

Kapitülasyonlar sebebiyle ülkeye gümrüksüz giren mallar yerli üretimin gelişmesini engellemekteydi.

1923, İzmir İktisat Kongresi, Sanayi ile ilgili ilk girişim

1925, Türk Maadin Bankası, sanayicilere kredi sağlamış.

1927, Sanayi Teşvik Kanunu, ücretsiz arazi, bazı vergilerden muaf tutma.

Ülkemizde sanayi üretiminden elde edilen gelirin milli gelirdeki payı yüksektir.

Ülkemizin gelişmiş başlıca sanayi kolları: Besin, tekstik, maden, otomotiv, toprak, petrol.

Gerçekleşen üretimde en büyük pay otomotiv, hazır giyim ve kimya (ilaç, sabun, deterjan, boya, kozmetik) sanayisinde gerçekleşmiştir.

Önemli sektörlerden biri de gıdadır. Bu sektörde çalışan işçi sayısı 400 bin civarındadır.

Çalışan nüfusun 25%’i sanayide çalışmaktadır. Sanayideki gelişmemiz ihracatta sanayinin payını da arttırmıştır. 2009 yılı sanayi ürünlerinin payı 93% dür

Kaynak : cografya.sitesi.web.tr

Tagged : / / / / / / / / / / / / / / / / / / / /

Yeryüzünde Sıcaklığın Dağılışını Etkileyen Faktörler

1. Güneş Işınlarının Düşme Açısı
(Güneş ışınlarının atmosferde aldığı yol)

Güneş ışınları bir yere ne kadar dik açıyla düşerse sıcaklık değerleri de o kadar yüksek olur. Çünkü dik açıyla gelen ışınlar daha dar alanları ısıtmaktadır.

Güneş ışınlarının düşme açısı dünyanın şekli, eksen eğikliği, günlük hareketi ve eğime bağlı olarak değişir.

a. Dünyanın Şekli: Ekvator’dan kutuplara doğru gidildikçe güneş ışınlarının geliş açısı küçülür.
b. Eksen Eğikliği: Dünyanın güneş etrafındaki dönüşüne bağlı olarak yıl içinde yarımkürelere farklı açılarla düşer.
c. Günlük Hareket: Dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüşüne bağlı olarak sabah ve akşam dar açılarla düşerken, öğle vakti daha dik açıyla düşer.
d. Bakı ve Eğim: Güneşe bakan yamaçlar güneş ışınlarını daha dik açıyla alırlar.

2. Güneşlenme Süresi

Güneşlenme süresi uzadıkça atmosferdeki ısı birikimi artacağı için sıcaklık da artar.

Gün içinde en yüksek sıcaklıkların öğleden birkaç saat sonra olması bununla ilgilidir. En soğuk zaman ise güneşin doğmasından önceki andır.

3. Yükselti

Atmosfer yerden yansıyan ışınlarla ısındığı için yerden yükseldikçe her 200 metrede 1 ºC sıcaklık azalır.

Sıcaklığın Deniz Seviyesine İndirgenmesi:

Soru: 1200 metre yükseltideki A noktasının sıcaklığı 18ºC olarak ölçülmüştür. A noktasının deniz seviyesine indirgenmiş sıcaklığı kaç derecedir?

1200 / 200 = 6 18 + 6 = 24 ºC

4. Kara ve Denizlerin Dağılışı

Karalar daha çabuk ısınır ve daha çabuk soğurken, denizler geç ısınır, geç soğurlar.

Ayrıca karalar denizlerden yazın daha sıcak, kışın ise daha soğuk olurlar.

Kuzey yarım kürede karalarda en sıcak ay Temmuz, en soğuk ay ise Ocak’tır. Buna karşın denizlerde en sıcak ay Ağustos, en soğuk ay Şubat’tır.

Kuzey yarım kürede karalar daha fazla yer kapladığından sıcaklık ortalamaları ve farkları güney yarımküreden daha fazladır.

5. Nem

Atmosferdeki su buharına nem denir.

Nemin fazla olduğu yerlerde aşırı ısınma ve soğuma görülmez. Bu nedenle günlük ve yıllık sıcaklık farklılıkları azdır.

Kış aylarında havanın bulutlu olduğu günler, bulutsuz günlere göre daha ılık geçer. Çünkü bulutlu günlerde yerin ısı kaybı daha az olur, bulutsuz günlerde ise fazla olur, bu durumda ayaz meydana gelir.

6. Okyanus Akıntıları

Okyanuslarda suyun kütle halinde bir yerden başka bir yere hareket etmesine okyanus akıntısı adı verilir.

Ekvator çevresinden gelen sıcak su akıntıları geldikleri yerde sıcaklığı arttırırken, kutuplardan gelen soğuk su akıntıları sıcaklığı düşürür.

7. Rüzgarlar

Ekvator çevresinden esen rüzgarlar sıcaklığı arttırırken kutup çevrelerinden esen rüzgarlar sıcaklığı düşürür.

8. Bitki Örtüsü

Bitki örtüsünün gür olduğu alanlar nemli ortamlar olduğu için ormanlar gündüz aşırı ısınmayı, gece aşırı soğumayı önler.

Tagged : / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / /