Öğrenmeyi Etkileyen Faktörler

Öğrenen İle İlgili Faktörler

Öğrenmeyi etkileyen faktörler arasında yer alan öğrenenle ilgili faktörler de 6 ayrı alt başlık olarak karşımıza çıkmaktadır.

1) Türe Özgü Hazıroluş: Organizmanın öğrenilecek davranışı gerçekleştirebilmesi için sahip olması gereken biyolojik donanımdır. Yani organizmanın donanımsal yapısının davranış için uygun olmasıdır.

Muhabbet kuşuna insana özgü ses çıkarmasını öğretebilirsiniz. Ancak bir kanaryaya bunu öğretemezsiniz.

2) Olgunlaşma: Organizmanın bir davranışı gerçekleştirebilecek fiziksel ve zihinsel yeterliliğe sahip olmasıdır. Yaş ve zeka olarak alt başlıklar halinde incelenebilir. Öğrenmenin gerçekleşmesi için, bilişsel ve fiziksel olgunlaşmanın tamamlanmış olması gerekmektedir.

1 yaşındaki bir çocuk tuvaletini tutamaz. 2 yaşındaki bir çocuk ipliği iğneden geçiremez.
1.5 yaşındaki bir çocuğa yazı yazmayı öğretemezsiniz. Çünkü bu etkinlik için yeterince bilişsel olgunlaşmaya erişemediği gibi kalemi tutmak için gerekli olan ince motor becerilerini de henüz kazanamamıştır.

Olgunlaşma, Kpss a grubu soruları içerisinde önemli bir yer teşkil etmektedir. Büyüme ile karıştırılmamalıdır.

3) Genel Uyarılmışlık Düzeyi: Bireyin çevreden gelen uyarıcıları alma düzeyidir. Öğrenmeyi etkileyen faktörler içerisinde olgunlaşma ile beraber en önemli yere sahip öğelerden biridir. Eğitim Bilimleri soruları içerisinde karşımıza sık sık çıkmaktadır. Genel uyarılmışlık düzeyi belli bir düzeye kadar öğrenmeyi olumlu etkilerken sonrasında olumsuz etkilemektedir. Kpss 2009 sorusunda genel uyarılmışlık düzeyi ile öğrenme hızı arasında çan eğrisi biçiminde bir ilişki bulunduğundan bahsedilmektedir.

Genel uyarılmışlık düzeyi ile kaygı seviyesi de aynı orantıda etkilidir. Kaygı da belli bir seviyeye kadar öğrenmeyi olumlu etkilerken, aşırı kaygı öğrenmeyi olumsuz etkilemektedir.

4) Güdü: Kpss içerisinde öğrenmeyi etkileyen faktörler arasında yer alan bir diğer öğrenen faktörü de güdüdür. Bir ihtiyaç sonucu organizmayı davranışa iten güçtür. Güdülerimizin kaynağı ihtiyaçtır.

Bir güdü; İhtiyacın hissedilmesi => İhtiyacı gidermek için gösterilen davranış => İhtiyacın giderilmesi şeklinde meydana gelmektedir.

* Birincil Güdüler: Fizyolojik ihtiyaçlarla ilgili biyolojik dengeyi sağlamak için gerekli olan açlık, susuzluk, cinsellik gibi dürtülerle ilişkilidir.

* İkincil Güdüler: Fizyolojik ihtiyaçlar dışında kalan başarı, takdir edilme gibi ihtiyaçlarla ilgilidir.

* İçsel Güdüler: Güdünün kaynağı bireyin kendisi ile içsel güdüdür. Tüm birincil güdülerin yanı sıra, kendine dikkat etme, kendini gerçekleştirme arzusu, başarma arzusu gibi ihtiyaçları kapsamaktadır. Dışsal güdüye göre çok daha etkilidir.

* Dışsal Güdüler: Organizmanın, içinde yaşadığı çevrenin etkisiyle onu davranışa iten güçtür. Bireyin kendisi kabul ettirme , beğendirme gibi ihtiyaçları ön plana çıkmaktadır. Bazen sonradan içsel güdüye dönüşebilmektedir.

5) Eski Yaşantılar: Bireyin önceki öğrenmeleri bugünkü öğrenmelerini, bugünkü öğrenmeleri de önceki öğrenmelerini etkilemektedir. Buna öğrenmenin aktarılması denmektedir. Öğrenmeyi etkileyen faktörler içerisinde ve Kpss eğitim bilimleri soruları içerisinde en çok karıştırılan konulardan biri olan öğrenmenin aktarılmasını alt başlıklarıyla beraber inceleyelim.

* Olumlu Aktarma: Eski öğrenmelerimizin bugün öğrenmelerimizi kolaylaştırmasına olumlu aktarım denilmektedir. Yani bir alandaki öğrenmenin başka bir alandaki öğrenmeyi olumlu etkilemesidir.

Bisiklet kullanmayı bilen birinin, motosiklet kullanmayı daha rahat öğrenmesi.

* Olumsuz Aktarma: Eski öğrenmelerimizin bugün öğrenmelerimizi zorlaştırmasına olumsuz aktarma denir. Yani bir alandaki öğrenmenin başka bir alandaki öğrenmeyi olumsuz etkilemesidir.

F klavye ile bilgisayar kullanan birisin, Q klavye kullanmaya başlarken bunu öğrenmede zorlanması.

* İleriye Ket Vurma: Eskiden öğrenilen bilgi yeni bilgiyi unutturmuşsa buna ileriye ket vurma denir. Yani önceki öğrenmenin yeni öğrenmeyi unutturmasıdır.

Yeni telefon hattı alan birinin , numarası sorulduğunda bir önceki telefon numarasını vermesi.
İleriye ket vurma olumsuz aktarma ile karıştırılmamalıdır. Olumsuz aktarma daha çok devinişsel hareketlerle yani gözlenebilen ya da ölçülebilen hareketlerle ilgiliyken, ileriye ket vurma unutma ve hatırlama gibi bilişsel süreçlerle ilgilidir. Ayrıca olumsuz aktarma davranışçılar tarafından, ileriye ket vurma ise bilişsel kuramcılar tarafından kullanılmaktadır.

* Geriye Ket Vurma: Yeni öğrenmenin eski öğrenmeyi unutturmasıdır. Bir başka deyişle eski bilgiyi hatırlamak istediğimizde zorlanıyorsak ve yerine yeni bilgiyi kullanıyorsak bu geriye ket vurma oluyor.

Yeni telefon hattı alan birinin, eski numarası sorulduğunda hatırlayamaması ya da unutması.

* Öncelik Etkisi: İlk öğrenilen bilgilerin sonradan öğrenilenlere göre daha iyi hatırlanmasıdır.

* Sonralık Etkisi: Sonradan öğrenilen bilgilerin önceden öğrenilenlere göre daha iyi hatırlanmasıdır.

Öncelik ve sonralık etkisi ket vurma ile karıştırılmamalıdır. Öncelik ya da sonralık etkisi sadece bir durumun daha iyi hatırlanıp hatırlanmaması ile ilgili bir durumdur. Yani bu iki kavramda ket vurmadaki gibi unutma üzerine bir vurgu yapılmamıştır.
Bir kişinin eline 30 kelimelik sıralı bir nesne listesi verilsin. Kişiden bunun incelenmesini istediğimizde ve belli bir süre sonra kağıdı elinden alıp bize hatırlayabildiklerini söyle dediğimizde ilk 4-5 kelimeyi daha iyi hatırlayıp söylüyorsa bu öncelik etkisi; son 4-5 kelimeyi söylüyorsa sonralık etkisi mevcuttur.

6) Dikkat: Zihinsel enerjinin belli bir uyarıcıya yönelmesi durumudur. Öğrenmeyi etkileyen faktörler içerisinde yer alan dikkat, eğer bireyin ihtiyaçlarından kaynaklanıyorsa istemli dikkat, çevredeki güçlü bir uyarıcı etkisiyle oluşuyorsa istemsiz dikkat olarak karşımıza çıkar.

Karnı aç olan birinin, dışarıda gezerken önce lokantaları görmesi. => İstemli Dikkat

Ders çalışan bir çocuğun dışardan gelen bir kavga sesine odaklanması. => İstemsiz Dikkat

Öğrenme Yöntemi İle İlgili Faktörler

Öğrenmeyi etkileyen faktörler arasında ikinci başlık olan yöntemle ilgili faktörler de 4 başlık altında incelenmektedir.

1) Konunun Yapısı: Konunun parçalara bölünerek ya da bütün halinde çalışılmasıyla ilgilidir.

En etkili konu çalışma yöntemi bütün – parça – bütün şeklinde olmaktadır. Konu önce bütün olarak görülüp sonra parçalara ayrılır ve sonra da tekrar bütünleştirilerek çalışma tamamlanır.

2) Zaman Kullanımı: Konunun aralıklı ve toplu çalışma olarak çalışılmasıdır.

* Aralıklı Çalışma: Hatırda kalıcılığı yüksektir. Ancak yapılan araştırmalar sınav başarılarının düşük olduğunu göstermektedir.

* Toplu Çalışma: Sınav başarısı için olumlu yanıt verirken, bilgilerin uzun süre kalıcılığı anlamında olumsuz etkiye sahiptir.

3) Geribildirim (Dönüt): Öğrenen kişiye, konuyu ne derece öğrenip öğrenmediğini ya da hangi konularda başarılı olup olmadığını veya tekrar etmesi gereken konuların neler olduğu hakkında fikir vermektir.Dönüt sık ve hemen verilmelidir.

4) Etkin Katılım: Öğrencinin derse aktif olarak katılması demektir. Etkin katılım arttıkça öğrenmenin düzeyi de artmaktadır. Bu yüzden hatırlamayı8 kolaylaştırmak ve öğrencinin başarısını arttırmak için etkin katılım olmalıdır.

Öğrenme Malzemesi İle İlgili Faktörler

Öğrenmeyi etkileyen faktörler içindeki son alt başlık da öğrenme malzemesi ile ilgili faktörlerdir.

1) Algısal Ayırt Edilebilirlik: Bir uyarıcının hakim olan ortamdaki diğer uyarıcılardan daha güçlü olmasıdır.

Kitaplarda koyu veya farklı renklerle yazılan bölümler. Aynen şimdi burada olduğu gibi.

2) Anlamsal Çağrışım (Çağrışımsal Anlam): Bir konu öğrenilirken , bireyin önceki öğrenmelerinden yararlanarak aralarında bağ kurmasıdır.

Geçmiş yaşantılar ile anlatılan konular arasında benzerlik sağlanıyorsa anlamsal çağrışım gerçekleşir.

Anlamsal çağrışımlar bireyin konuya odaklanmasını sağladığı gibi, hatırlamalarında ipucu olabilmektedir ve bireyin konuyu örgütleyebilmesini sağlamaktadır.

3) Kavramsal Gruplandırma: Konu içerisinde yer alan alt başlıkların, hiyerarşik bir düzene sokularak iki boyutlu bir çizelge ile aralarındaki ilişki gösterilerek kavram haritası şeklinde gösterilmesidir. Kavramsal gruplandırma konuya özgüdür ve konu hakkında yeterli bilgiye sahip bireyler buna benzer haritalar oluşturabilir.

4) Çağrışımsal Gruplandırma: Kavramsal gruplandırmadan farkı konuya özgü değil de bireye özgü olmasıdır. Anlamlılık düzeyini arttırmak için kullanılmaktadır.

5) Telaffuz Edilebilirlik: Anlatılan konunun öğrenenin dilsel gelişimine uygun bir biçimde verilmesi, onların anlayabileceği kavram ve örneklerle anlatılmasıdır.

kaynak: kpsskonu.com

Tagged : / / / /

Bilişsel Gelişim Kuramı (Piaget)

gelişim psikolojisi içindeki bilişsel gelişim kuramını piaget genetik epistemoloji ile açıklamaktadır. Jean Piaget bilişsel gelişim sürecinde çevrenin etkisiyle beraber olgunlaşmaya da vurgu yaparak genetik yapıyla bilişsel gelişimi açıklamaya çalışmıştır.

  • Piaget’e göre gelişime organizma olarak değil birey olarak yaklaşmıştır.
  • Zihinsel gelişim, biyolojik olgunlaşma sürecine dayanır.
Kalıtıma vurgu yapılmıştır.
  • Temeli denge arayışıdır.
Çevreye uyum sürecini belirtmektedir.
  • Bilişsel gelişim yaşa paralel olarak ilerler.
Gelişimin evrensel bir sıra izlediğinin vurgusudur.
  • Benzer yaştaki çocukların benzer hatalar yaptığını gözlemlemiştir.
  • Bireysel farklılıklar vardır.

Yatay Boyutta: Aynı boyuttaki değişkenlerdir ve bu değişkenler arasında aşamalılık söz konusu değildir.

Dikey Boyutta: Farklı boyuttaki değişkenlerdir ve bu değişkenler arasında aşamalılık vardır. Değişkenler birbirinin ön koşuludur.

  • Kişi, dünya içersinde pasif alıcısı değil, çevrenin aktif oluşturucusudur.
Buradan davranışçılara karşı olduğu anlaşılmaktadır.

Kpss eğitim bilimleri gelişim psikolojisi içinde bilişsel gelişim kuramı savunucusu Piaget, değişik yaş gruplarındaki çocukların dünyalarının birbirinden farklı olduğunu belirtmiştir. Bu farklılıkları araştırma yoluna giden Piaget, bilişsel gelişimi etkileyen ve birbiriyle etkileşim halinde olan 5 faktöre dikkat çekmiştir.

Bilişsel Gelişimi Etkileyen Faktörler

1) Olgunlaşma: Doğuştan getirilen refleksler çevreye uyumun ilk sürecidir. Süre geçtikçe refleksler yaşa bağlı olarak amaçlı davranışlara dönüşür ve buna olgunlaşma denir.

Olgunlaşma daha çok gelişimin fiziksel yanıyla ilgilidir.Bireyin bedensel açıdan gelişmesi ve zihinsel açıdan işi yapabilecek seviyeye gelmesi olgunlaşmaya bağlıdır.

Birey olgunlaştıkça zihin gelişimi de buna bağlı olarak paralel bir şekilde ilerler.

2) Yaşantı (Deneyim): Bir uyarıcı zenginliği ancak çevrenin yardımıyla alınabilir. Ne kadar çok uyarıcı varsa o kadar bilişsel gelişme vardır. Alınan her uyarıcı bir başka uyarıcıyla bağlanarak kodlanmaktadır. Oluşturulan her bağ zihinsel gelişimin bir üst aşamasını oluşturacaktır.

Deneyim, bireyin dünya üzerinde etkinlikte bulunmaya ve bu eylemlerinin sonuçlarını gözlemeye yönelik kendi olanakları şeklinde ifade edilmektedir.

3) Örgütleme: Doğuştan getirilen niteliklerden birisi olan örgütleme, organizmanın içinde bulunduğu sistemi korur ve geliştirir. Örgütleme olmasaydı bilişsel gelişimden bahsedilemezdi. Taklit düzeyinde kalan bir gelişme olurdu. Örgütleme süreci, bireyin çevreye daha iyi uyum sağlamasına olanak tanır.

Yeni doğan bebek başta refleks olarak emme ya da yakalama davranışı gösterirken bir süre sonra bu davranışlar organize edilip koordineli bir halete getirilir yani örgütlenir.

4) Sosyal Etkileşim (Kültürel Aktarım – Sosyal Geçiş): Piaget’e göre genetik yapı önce sosyal çevre sonra gelir.

Vygotsky’de durum bunun tersidir.

Kalıtım olmadan çevresel faktörlerin hiçbir önemi olmadığını söyleyen Piaget, elde edilen şemaların çoğunun sosyal aktarımla oluştuğunu savunur. Bilişsel yapının nasıl kullanılacağını belirleyen de sosyal aktarımdır.

Ezber eğitim gibi.

Kısaca toplumsal aktarım, çocuğun anne, baba, komşu, arkadaş, öğretmen gibi diğer insanlardan edindiği bilgilerdir.

5) Dengeleme: Olgunlaşma, yaşantı ve sosyal etkileşim süreçlerinin bir araya gelmesiyle zihinsel yapıların inşa edilmesi, bozulması ve tekrar inşa edilmesi sürecine dengeleme denilmektedir.

Denge > Dengesizlik > Denge > Dengesizlik > Denge….

Organizma gelen yeni bir bilgi ile önceden var olan denge üzerinde bir dengesizlik yaşar. Bu dengesizlik organizmayı yeniden denge kurmaya itmektedir. Böylece alt düzeydeki dengeden üst düzeydeki yeni bir dengeye ilerleme gerçekleşir.

Kısaca belirtecek olursak, yeni bir bilgi ile oluşan dengesizliği, bu bilgiye uyum kurma süreciyle tekrardan denge kurdurtmaya dengeleme denir.

kpsskonu.com

Tagged : / / / /

Gelişim Psikolojisinin Temel Kavramları

1) Gelişim ve Değişim: Kpss gelişim psikolojisi dersinin temelini oluşturan gelişim ve değişim birbirinden ayrı kavramlardır.

Gelişim nedir?

Gelişim organizmanın doğum öncesinden başlayarak bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal yönden olgunlaşma ve öğrenme etkileşimiyle sürekli ilerleme kaydetmesidir.

Gelişimdeki bu ilerleme sistematik, ardışık ve süreklidir. Bireyin gelişimi çevresiyle etkileşim sonucunda oluştuğu gibi olgunlaşma ve öğrenme olmadan gerçekleşmez. Dolayısıyla gelişim olgunlaşma ve öğrenmeye bağlı olarak farklılık göstermektedir.

Gelişim her daim ileriye doğrudur.

Değişim Nedir?

Değişim, organizmanın bir durumdan başka bir duruma geçmesidir.

Değişim de sistematik, ardışık ve uyum sağlayıcıdır. Değişim bunlara ek olarak tesadüfi, olumsuz ve geçici de olabilmektedir.

Kaza geçiren birinin artık araba kullanamayacak durumda olması olumsuz bir değişimdir. Bunu bir gelişme olarak görmemeliyiz.

Değişim, gelişimi de kapsayan daha genel bir kavramdır.

Her gelişim bir değişim demektir ancak her değişim bir gelişim diyemeyiz. Birey geliştikçe değişir ancak değiştikçe gelişmeyebilir.

Tüm bunlarla beraber bireyde gelişimsel değişme olabilmesi için olgunlaşma ve öğrenme etkileşimiyle oluşması, sistematik, ardışık, , uyum sağlayıcı ve sürekli ilerleyen bir fonksiyondan bahsetmemiz gerekmektedir. Bireyin gelişiminde , miktarda, sıklıkta, büyüklükte olan değişmeler ve gözlenebilen değişmeler niceliksel değişme ; yaşam boyunca insanların fonksiyonlarındaki değişmelerde niteliksel değişme olarak karşımıza çıkmaktadır.

Gelişim ve değişim bir süreçtir. Ancak gelişme ve değişme bu süreç sonunda ortaya çıkan ürünü ifade etmektedir. Kpss gelişim psikolojisi sorularına karşımıza çıkabilecek bu ayrımı unutmayalım.

2) Gelişim Alanları: Gelişim psikolojisi içindeki gelişim alanları 3 farklı boyutta incelenmektedir.

  • Fiziksel Gelişim: Bireyin bedeninde ve anatomik özelliklerinde meydana gelen değişmeleri kapsamaktadır.
Ağırlığın artması, boyun uzaması, bireydeki kas gücünün yeterliliğe ulaşması vs.
  • Bilişsel Gelişim: Bireyin zihinsel aktivitelerinde ortaya çıkan değişmelerdir.
Algı, akıl yürütme, dil kullanma becerisi, bellek vs.
  • Psikososyal Gelişim: Bireyin duyguları ve diğer bireylerle olan ilişkileriyle ilgili değişmelerden oluşur. Bebeklik ve ilk çocukluk yıllarında sosyalleşme süreci hızlı ilerler ve sosyalleşme süreci ömür boyu devam eden bir süreçtir.
Arkadaşlık, bir gruba ait olma ya da üye olma vs.

3) Büyüme: Gelişim psikolojisi içinde yer alan büyüme kavramı vücut kitlesindeki artış olarak ifade edilebilir. Daimi bir artışı ifade eden büyüme de kesinlikle azalma gösteren bir durum olamaz.

Bir çocuğun 2 kilo alması büyümedir, ancak rahatsızlığı sonucu 2 kilo vermesi tabi ki büyüme olarak ele alınamaz. Tanımda da belirtildiği gibi vücut kitlesinde bir artış olması gerekmektedir.

Büyümenin en hızlı olduğu dönemler sırasıyla doğum öncesi, bebeklik, ergenlik şeklinde belirtilmektedir. Ergenlik dönemine girildiğinde büyüme hızı yavaşlamaktadır.

Büyüm değerlendirilirken yaşa göre ağırlık, yaşa göre boy, yaşa göre baş çevresi ve boya göre ağırlık  gibi değişiklikler gözlenmektedir. Buradan çıkarmamız gereken de büyümenin yaşla olan ilgisinin fazla olduğudur.

4) Olgunlaşma: Olgunlaşma kpss eğitim bilimleri gelişim psikolojisi içinde en önemli temel kavramlardan biridir. Olgunlaşma çevresel etkilerden, öğrenme yaşantılarından bağımsız olarak kalıtım tarafından kontrol edilen bir süreçtir. Genetik olarak programlandığı için kendiliğinden ortaya çıkar.

Öğrenme yaşantılarından ve çevre etkisinden bağımsız olan olgunlaşma türe özgü bir kavramdır.

Öğrenme için önkoşul olgunlaşmadır.

Olgunlaşma genetik yapı tarafından önceden belirlenmiş bir plana göre ortaya çıkar. Bazı davranışlar da sadece olgunlaşma ile ortaya çıkabilmektedir.

Dişlerin çıkması, adet kanamasının görülmesi vs.

Okuma, yazma, ayakkabı bağını bağlama, saz çalma gibi davranışlar ise sadece yeterli olgunluk düzeyine ulaşıldığında ortaya çıkabilmektedir.

Bir birey yeterli olgunluk düzeyine ulaşmasına rağmen beklenen davranış ortaya çıkmamışsa bu davranış henüz öğrenilmemiş demektir. Dolayısıyla bir davranış için yeterli olgunluk düzeyine ulaşmak, o davranışın gerçekleşmesi için yeterli olmayabilir.

Öğrenme için olgunlaşmanın yanında çevreyle etkileşime girmeye ihtiyaç duyulmaktadır.

Olgunlaşma genetik yapı tarafından kontrol edildiği için bazı olumsuz çevre koşulları ( radyasyon, küresel ısınma etkileri, çevre kirliliği vs.) genetik yapıyı dolayısıyla olgunlaşmayı olumsuz yönde etkileyebilir.

5) Öğrenme: Öğrenme bireyin çevresiyle kurduğu etkileşim sonucunda, davranışta meydana gelen nispeten kalıcı ya da izli davranış değişikliğine denmektedir. Olgunlaşma içinde açıklandığı gibi öğrenmeyi olgunlaşmadan ayıran faktör çevre ile etkileşim sonucunda meydana gelmesidir. Dolayısıyla öğrenme için kesinlikle çevre etkisine ihtiyaç duyulmaktadır.

Öğrenme olgusu olgunlaşmayı, olgunlaşma da büyümeyi kendi içine kapsamaktadır.
Doğuştan getirilen davranışlar, alkol, ilaç vb. maddelerin etkisiyle ortaya çıkan davranışlar öğrenme ürünü olarak kabul edilemez.

6) Hazırbulunuşluk: Kpss gelişim psikolojisi içinde önemli bir yer kaplayan bir diğer temel kavram olan hazırbulunuşluk, bireyin zihinsel, sosyal ve bedensel olarak öğrenmeye hazır olmasını ifade etmektedir.

Hazırbulunuşluk, olgunlaşmayı, ön öğrenmeleri, bireyin güdülenmişlik düzeyini ve bireyin genel sağlık durumunu kapsamaktadır.

Bireylere öğrenme fırsatı verildikçe, bireylerin daha yeni ve karmaşık davranışları öğrenebilmeleri için hazırbulunuşlukları da artmaktadır.

7) Yaş: Kpss gelişim psikolojisi içindeki inceleyeceğimiz son kavram da yaş faktörüdür. Bilindiği üzere gelişim süreci yaşa bağlı değişimler şeklinde incelenir. Bu yönüyle yaş, gelişim açısından oldukça önemli bir faktördür.

Büyümenin değerlendirilmesinde, gelişimin dönemlere ayrılmasında, gelişim ödevlerinin belirlenmesinde ve olgunlaşma sürecinde yaş kavramı devamlı karşımıza çıkmaktadır. Zihinsel gelişimin de temel faktörü olan yaş, ayrıca bireyin ilgi ve kararlılıklarında önemli rol oynamaktadır.

 

Orjinal kaynak : kpsskonu.com

Tagged : / / / /