İklim ve Sağlık Arasındaki İlişkiler

20. yüzyılda meydana gelen hızlı ve büyük çaplı sanayileşme ve ekonomik gelişme birçok problemi de beraberinde getirmiştir. Bu sorunlardan en büyüğünün ise iklim değişikliği ve neden olduğu ya da neden olacağı tahmin edilen büyük çaplı, toplumları derinden etkileyecek, sosyal ekonomik ve çevresel problemler olduğu ortaya çıkmıştır. Bu problemlerden insan hayatı için en önemlisi iklim değişikliğinin doğrudan neden olduğu veya dolaylı olarak tetiklediği, çoğu zaman ölümle sonuçlanan doğal afetler ve sağlık problemleridir.    İnsan hayatı için vazgeçilmez olan unsurlar hava, su, gıda ve barınmadır. Bu unsurlar iklimin insan hayatı ve sağlığına olan etkilerinin de bağlantı noktalarını oluşturmaktadır.

Hava: Ekstrem yüksek hava sıcaklıkları doğrudan öldürücü rol oynar. 2003’de Avrupa’da meydana gelen sıcak hava dalgası 70.000 insanın ölümüne yol açmıştır. Bu yüzyılın ikinci yarısına kadar sıcak hava dalgaların frekanslarının artacağı tahmin edilmektedir. Artan hava sıcaklığı yer seviyesi ozonu gibi hava kirleticilerinin miktarının artmasını tetiklemektedir. Her yıl 1.2 milyon insan kentsel hava kirliliğinden kaynaklanan kardiyovasküler ve solunum yolu hastalıkları sebebiyle hayatını kaybetmektedir.

Su: Değişen yağış  rejimi, yüksek buharlaşma, buzulların erimesi, ekonomik büyüme ve nüfus artışı tatlı su kaynaklarına olan baskıyı her geçen gün artırmaktadır. Artan kuraklık ve su kaynaklarına erişimdeki zorluklar, başta ishalli hastalıklar (ishalli hastalıkların %90’ı) olmak üzere birçok salgın hastalığı tetiklemekte ve ölümlere neden olmaktadır (WHO, 2009).

Gıda: Artan sıcaklıklar ve kuraklık nedeni ile tropikal kuşakta, özellikle birçok Afrika ülkesinde (2020’ye kadar %50 azalma‐IPCC,2007), yıllık tarımsal üretimin ii azalması beklenmektedir. Yetersiz beslenme sonucu her yıl 3.5 milyon insan hayatını kaybetmekte ve bu rakamın artması beklenmektedir. Ayrıca yetersiz beslenme, sıtma, ishal ve solunum yolu hastalıklarına karşı etkilenebilirliğin artmasına neden olmaktadır.

Barınma: Bu yüzyılın sonlarına doğru iklim değişikliğine bağlı olarak ekstrem fırtınalar,  şiddetli yağış  ve sıcak‐soğuk hava dalgalarının frekansında ciddi bir artış  beklenmektedir. 2080’e kadar kıyı yükselmesi nedeni ile etkilenen insan sayısının 10 kat artarak yıllık 100 milyona ulaşması beklenmektedir. Diğer doğal afetlerin de etkisi ile milyonlarca insanın evsiz kalması sonucu göçe zorlanacağı tahmin edilmekte ve bunun sonucunda ciddi toplumsal ve psikolojik travmaların ve toplumsal çatışmaların çıkacağından endişe edilmektedir.

Salgın Hastalıklar: Yüksek sıcaklıklar, değişen yağış  rejimi ve yüksek nem vektörle taşınan ya da su ve yiyeceklerle bulaşan hastalıkların hızla yayılmasına neden olmaktadır. Vektörle taşınan hastalıklar nedeni ile her yıl 1.1 milyon, ishalli hastalıklar nedeni ile de 2.2 milyon insan hayatını kaybetmektedir. Araştırmalar, 2030’a kadar Afrika’da 170 milyon insanın sıtma riski ile, 2080’e kadar da tüm dünyada 2 milyar insanın eklem ağrısı riski ile karşı karşıya olduğunu göstermektedir.

Makalenin tamamı ve Kaynak : MGM

Tagged : / /

Toprak Oluşumunu Etkiyen Faktörler

Toprak oluşumunda ve toprağın belli özelliklerinin ortaya çıkmasında bazı faktörler etkili olmaktadır. Bu faktörlerin başlıcaları şunlardır.

1. İklimin Etkisi
2. Anakayanın Etkisi
3. Zamanın Etkisi
4. Yerşekillerinin Etkisi
5. Canlıların ve Bitki Örtüsünün Etkisi

Bu faktörleri inceleyelim

Bu faktörler içerisinde en önemli faktör iklimdir.

1) İklimin Etkisi

İklim başta fiziksel ufalanma ve kimyasal çözünmeyi etkiler. Sıcaklığın ve nem oranının fazla olduğu alanlarda ise kimyasal çözünme, nem oranın az olduğu kurak ve yarı kurak alanlarda fiziksel ufalanma görülür.

Bu oluşuma etki eden iklim elemanları ise, sıcaklık ve yağıştır. Bu iki önemli faktör fiziksel ve kimyasal çözünmeyi, bitki örtüsünün yetişmesini, bitki kalıntılarının ayrışarak humusa dönüşmesini ve topraktaki canlı hayatın aktivitesini etkiler.

Yağışın fazla olduğu yerlerde aşırı yıkanma sonucu toprağın üst kısmındaki mineraller eriyerek sızan sularla birlikte alt kısımlara geçer. Ayrıca topraktaki humusta suyla böylece taşınır. Böylece de toprak besin yönünden fakirleşmiş olur.

Yağışın az olduğu bölgelerde ise bu kez yıkanma yetersiz olduğu için topraktaki tuz ve kireç oranı fazladır.

2) Ana kayanın Etkisi

Toprağın altında bulunan ve ayrışarak toprağı oluşturan kayaya ana kaya denir. Bu yüzden oluşan toprak ana kayaya benzer. Toprağın rengi, geçirimlilik derecesi, gibi özellikler ana kayanın özelliklerini taşır.

Örneğin; ana kayanın kalker olduğu yerlerde kireçli topraklar, kil oranın fazla olduğu ana kaya etrafında geçirimsiz topraklar yer alır. Volkanik arazi üzerinde taşlı, kumlu topraklar meydana gelir.

Ancak zamanla toprak oluşumunun ileri safhalarında organik maddelerin toprağa katılmasıyla, ana kayanın toprak üzerindeki etkisi gittikçe azalır. Örnek olarak; toprağın içindeki kireç zamanla topraktan uzaklaşarak, topraktaki kireç miktarı azalır ya da olmaz.

Çözünen kayaçların özelliği toprak tipini etkiler. Kireç taşları üzerinde kırmızı renkli topraklar, killi tabakalar üzerinde işlenmesi zor sertleşmiş topraklar, volkanik kayaçlar üzerinde taşlı, kumlu esmer topraklar oluşur.

3) Yer şekillerinin Etkisi

Toprak oluşumu üzerine yer şekillerinin etkisi, eğim, yükselti, bakı faktörleriyle açıklanır.

Eğim: Eğim çok fazla olduğu yamaçlarda toprağın oluşması ve zeminde tutunması oldukça zordur. Toprak içinde suyun hareketi, eğimi yönünde olur. Eğimli yamaçlar, eğer bitki örtüsünden de yoksun ise üsteki toprak tabakası kolayca aşağılara ineceğinden çıplak kayalık alanlar oluşacaktır. Eğimin fazla olduğu alanlarda toprak tabakası daha ince olacaktır.

Yükselti: Yükselti arttıkça sıcaklık da azalmaktadır. Belirli bir seviyeye kadar yağış miktarı da artar. Ancak çok yükseklerde yağışta da azalma olur.

Sıcaklığın ve yağışın yükseltiye bağlı olarak gösterdiği bu farklılık, bitki örtüsü ve toprak oluşumunu da farklı şekilde etkilemekte yükselti basamaklarına bağlı olarak dağ yamaçlarında farklı toprak kuşakları oluşur.

Bakı: Güneşe dönük yamaçlarda sıcaklık yağış gibi iklim elemanları güneş görmeyen yamaçlara göre farklılık gösterir. Buda toprak oluşum şartlarını değiştirir. KYK’de güney yamaçlar çok ısınır ve buharlaşma fazladır. Bu yamaçlarda toprakta buharlaşmadan dolayı tuz ve kireç oranı daha fazladır. Bu yamaçlarda toprakta buharlaşmadan dolayı tuz ve kireç oranı daha yüksektir.

4) Bitki Örtüsünün Etkisi

Önce toprak oluşur, sonra toprak üzerindeki bitki gelişir. Bitki örtüsünün fazlalığı topraktaki organik çözünmeyi hızlandırır. Toprak düzeyine düşen dal, yaprak ve meyvelerden oluşan bitki kalıntıları, iklim koşullarına bağlı olarak birkaç yıl içerisinde mikroorganizmalar tarafından parçalanarak humusa dönüşmektedir. Humus toprağın rengini koyulaştırır ve daha verimli olmasını sağlar.

Bitkiler kökleri ile toprağın derinliklerine iner ve kalın bir toprak örtüsünü erozyona karşı korur. Yine bitkilerin gelişen kökleri ana materyali parçalayarak toprağın derinleşmesine ve toprak profilinin gelişmesine katkıda bulunur.

5) Zaman Etkisi

Kayaların fiziksel, kimyasal, organik ufalanması, toprağa canlıların karışması uzun zaman alır. Toprak oluşumunun süresi ana kayanın direncine ve iklim şartlarına bağlıdır. Örneğin kayaçların dirençli yağışın yeterli olmadığı, kışların çok sert geçtiği, bitki örtüsünün cılız olduğu yerlerde ayrışma süreci kesintiye uğradığından, toprak oluşumu için daha uzun zaman geçmesi gerekir.

Tagged : / / / / / /

Osmanlı Orta Öğretiminde Coğrafya

Eğitim; Belli bir konuda, bir bilgi ve bilim dalında yetiştirme ve geliştirme, eğitme işi. Çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine yardım etme, terbiye. Öğretim ise; Belli bir amaca göre gereken bilgileri verme işi, tedris, tedrisat, talim. Öğrenmeyi kolaylaştıracak etkinlikleri düzenleme, gereçleri sağlama ve kılavuzluk etme işi. Bu iki kelimenin anlamlarından da anlaşıldığı üzere, eğitim ve öğretim, birbirinden oldukça farklı, ancak birbirlerini tamamlayan ifadelerdir. Buna göre, bir milletin öz benliği ile ters düşmeyen tüm bilimleri öğrenmek öğretim, onu ülkesinde ve kendi yaşayışında uygulamak ise eğitimdir. Coğrafya dersi, hem eğitim ve hem de öğretim dersidir.

Osmanlı döneminin ilk yıllarından itibaren eğitim ve öğretime büyük önem verilmiştir. Özellikle ilk ve ortaöğretime denk gelen çeşitli eğitim kurumları, eğitim ve öğretimlerini zamanın bilimsel gelişmelerinin üzerinde bir performansla sürdürmüşlerdir. Sözkonusu bu eğitim ve öğretim kurumlarında okutulan derslerden biri de coğrafyadır. İnsanın yaşadığı çevre ile olan ilişkilerini konu alan coğrafya, ilk öğretimden ortaöğretimin son sınıfına kadar temel dersler arasında yerini almıştır.
Continue reading “Osmanlı Orta Öğretiminde Coğrafya”

Tagged : / / / / / / /

Bitki Örtüsünü Etkileyen Faktörler

1. İklim: İklim koşulları bitkilerin oluşum, gelişim ve yayılım özelliklerini doğrudan etkileyen en önemli faktördür.

Sıcaklık: Sıcaklık değerlerinin düşük olduğu yerlerde bitki gelişimi zordur. Toprağın donmuş halde olması bitkinin beslenmesini engellediği gibi soğuk koşullar besin dolaşımını da olumsuz yönde etkiler. Yüksek sıcaklık değerleri ise buharlaşmayı şiddetlendirerek hem bitkilerin topraktan su yoluyla beslenmesini engeller hem de bitkinin sürekli su kaybetmesine yol açar.

Yağış: Bitkilerin oluşabilmesi, beslenebilmesi ve varlığını sürdürebilmesi için yağış olmazsa olmaz bir faktördür. Yağışlı alanlarda bitki örtüsü daha sık ve yoğun, kurak alanlarda ise seyrek ve cılızdır.

Rüzgar: Bitkilerin besin çevrimini sürdürebilmesi için havadaki karbondioksit ve oksijene ihtiyaçları vardır. Rüzgar belirli bir ölçüdeki bitki gelişimini olumlu yönde etkiler. Ancak şiddetli rüzgar bitki gelimini bozucu etki yapmaktadır.

 

 

2. Yer Şekilleri: Yer şekillerinin düz veya engebeli olması, eğim ve bakı gibi faktörler bitkiler üzerinde etkilidir.

 

Eğim: Eğim değerlerinin yüksek olduğu yamaçlarda tohumların filizlenmesi süpürülmeden dolayı zordur. Toprak kalınlığının fazla olduğu az eğimli alanlarda ise tohum transferi daha kolay gerçekleşir. Çukur ve çöküntüler bitkiler için yaşam koşullarının kolay olduğu sığınaklardır.

Bakı: Güneş veya denize bakan yamaçlar bitki örtüsünün gelişimi için daha elverişlidir. Güneş gören yamaçarda bitkiler daha erken olgunlaşır. Denize bakan yamaçlar ise daha fazla yağış aldığından dolayı buradaki bitkiler daha gürdür.

 

 

3. Yükselti: Yükseklik arttıkça sıcaklık değerleri azalır ve belirli bir seviyeye kadar yağış miktarı artar. Buna bağlı olarak yükseltinin arttığı dağlık alanlarda bitki topluluklarının kendi içinde katlaştığı görülür.

 

 

4. Toprak Yapısı: Bitkinin en temel beslenme kaynağı topraktır. Bu nedenle toprağın fiziksel ve kimyasal özellikleri bitkiler üzerinde doğrudan etkilidir. Kayalık ve toprak örtüsünden yoksun arazilerde bitki örtüsü görülmez. Benzer şekilde toprak örtüsünün çok sıkı olduğu killi araziler ile aşırı tuzlu topraklarda da bitki oluşumu oldukça zordur.

 

 

5. Biyolojik Faktörler: Canlılar bitki örtüsünün varlığını hem olumlu hem de olumsuz yönde

etkileyebilirler. Arıların ve çeşitli böcek türlerinin döllenmeyi hızlandırması, memelilerin tohumları nakletmesi, insanların farklı bölgelere yeni bitkiler taşıması olumlu etkilere örnek verilebilir. Diğer taraftan insan etkisiyle bitki örtüsünün yok edilmesi, tarla açma, yol yapımı, orman yangınları, aşırı hayvan otlatma gibi etkinlikler bitki örtüsüne büyük zarar vermektedir.

Tagged : / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / /

Türkiye’nin Bitki Varlığı

Türkiye’de Bitki Çeşitliliği

Dünya’da bitki çeşitliliğinin en fazla olduğu yerler ekvator çevresidir. Buradaki ülkelerden sonra Türkiye, en çok bitki türü barındıran ülkedir.

Avrupa Kıtası, Türkiye’nin yaklaşık 15 katı büyüklüğüne sahip olmasına rağmen, tüm Avrupa Kıtası’nda yaklaşık 12.000 bitki türü yer alırken Türkiye’de 12.000’den fazla bitki türü bulunmaktadır.

 

Bitki Çeşitliliğini Etkileyen Faktörler

1. İklim

            Ülkemizde farklı iklimler görülmesi bitki çeşitliliğinin zengin olmasını sağlamıştır. Her iklim alanında o iklime özgü bitki toplulukları yaşamaktadır.

İklim Bitki Örtüsü
Akdeniz Kızılçam, kısa boylu ağaçlar: çalılar
Karasal Kısa boylu ot toplulukları: Bozkır
Karadeniz Orman

2. Yer Şekilleri

Dağların uzanış yönü, eğim ve bakı bitkilerin gelişiminde etkilidir. Buna bağlı olarak yüksek dağlarda, derin vadilerde ve geniş havzalarda farklı türler görülür.

3. Yükselti

Yağış belli bir seviyeye kadar artar, sıcaklık ise yükseldikçe azalır. Buna bağlı olarak yükselti arttıkça bitki türlerinde farklılaşma görülür.

(Akdeniz’de Maki, İç Kesimlerde Step) à Geniş Yapraklılar à İğne Yapraklılar à Dağ Çayırları

Geniş Yapraklılar İğne Yapraklılar
Kayın Sarıçam
Meşe Karaçam
Kestane Göknar
Ihlamur Ladin
Gürgen Kızılağaç
Dişbudak  

4. Toprak Yapısı

Topraklar, kalınlık, ana kayanın özellikleri ve su tutma kapasitesi gibi bazı farklılıklara sahiptir. Bitkiler yaşama olanağı buldukları, kendi ihtiyaçlarına uygun topraklarda varlıklarını sürdürebilirler.

Türkiye’deki toprak çeşitliliği, bitki türlerinin sayısında da artışa sebep olmuştur.

5. Jeolojik Evrim

            Jeolojik zamanlar boyunca görülen iklim değişiklikleri, farklı enlemlere ait bitkilerin de buraya uyum sağlamasına yol açmıştır.

6. Canlıların Etkisi

            Yeni bitki türlerinin ülkemizde denenmesi, arıların döllenmeyi hızlandırması gibi faaliyetler bitki çeşitliliğini olumlu etkiler. Buna karşın insanlar aynı zamanda bitki tahribatı yoluyla bu çeşitliliği azaltabilmekteler.

 

Türkiye’de Bitki Çeşitliliğinin

Fazla Olmasının Nedenleri:

 

  1. Türkiye’de çok çeşitli iklim tiplerinin görülmesi.
  2. Çok çeşitli toprak tiplerinin görülmesi.
  3. Yer şekilleri ve yükseltinin kısa mesafede çeşitlilik göstermesi.
  4. Jeolojik zamanlar boyunca görülen iklim değişmeleri.
  5. İnsanların etkisi

 

 

Bitkilerle İlgili Temel Kavramlar:

1. Relikt (Kalıntı) Bitki

Eski jeolojik dönemlerden günümüze ulaşmış fakat iklim şartlarının değişmesi sebebiyle günümüzde zorlukla yaşamını sürdüren bitki topluluklarıdır.

Karadeniz kıyısında bulunan Akdeniz iklimi bitkileri ile Akdenizdeki Sığla ağacı relikt bitki özelliğindedir.

Relikt bitkiler: Ihlamur, Kestane, Ladin, Kızılağaç, Ardıç, Göknar, Karaçam

2. Endemik Bitki

Dünyanın sadece belirli yerlerinde görülen, başka yörelerde rastlanmayan bitkilere endemik bitkiler denir.

Türkiye, endemik bitki sayısı açısından zengindir. Ülkemizdeki bitkilerin yaklaşık üçte biri endemik bitkilerdir. Ülkemizde endemik bitkiler en çok Toros Dağları kuşağında bulunur.

Türkiye’de Endemik Bitki Çeşitliliğinin

Fazla Olmasının Sebepleri

  1. Orta kuşakta yer alması sebebiyle hem kuzey hem güney sektörlü hava kütleleri etkisindedir.
  2. Üç kıtanın kesiştiği yerdedir.
  3. Dağlar kıyıya yakın ve çoğunlukla paraleldir. Bu da kıyı ile iç kesimler arasında kısa mesafede bitki türlerinin değişmesini sağlamıştır.
  4. Yükselti batıdan doğuya doğru artar, bunun sonucunda bitki türleri katmanlaşır.
  5. Türkiye’de mikroklima (çevresine göre derin, çukurluk, korunaklı) alanları fazladır.
  6. Türkiyede farklı toprak ve ana kaya çeşitlerinin bulunması.
  7. Buzul çağlarından fazla etkilenmeyerek birçok bitkinin yaşamını sürdürmesini sağlamıştır.

Türkiye’de Endemik Bitkiler

Doğu Ladini Doğu Karadeniz
Sığla Fethiye, Köyceğiz
Kazdağı Göknarı Kazdağı
Kardelen Doğu Anadolu
Anzerçayı Rize (İkizdere)
Devedikeni Akdeniz ve Ege Bölgesi
Sevgi Çiçeği Ankara
Sarı Meyan Konya
Uludağ Göknarı Uludağ
Kasnak Meşesi Göller Yöresi
Datça Hurması Datça, Teke Yöresi

3. Kozmopolit Bitki

Yeryüzünde oldukça geniş alanlara yayılmış farklı yetişme koşullarında varlığını sürdürebilen bitki türlerdir.

Ülkemizde Çam ve Meşe bu türdendir.

4. İnsan Tahribatı İle Ortaya Çıkan Türler

Antropojen Bozkır Ormanların tahribi ile.
Garig Kızılçam ve maki tahribi ile.
Psödomaki Maki benzeri ağaç çalı toplulukları.

Tagged : / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / /

Türkiye’de İklim Çeşitliliği

Türkiye İklimini Belirleyen Faktörler

1. Orta Kuşak ülkesidir

Dört mevsimi yaşar, bu nedenle yıllık sıcaklık farkları fazladır.

Ekvatora kutuplara göre daha yakın olduğu için yaz mevsiminde sıcaklıklar hissedilir derecede artar, güneşlenme süresi uzundur.

2. Ilıman kuşakta Akdeniz iklim bölgesindedir.

Kuzeyinde kutupsal, güneyinde tropikal hava kütlelerinin etkisi altındadır.

3. Kuzey yarım kürede yer alır.

Buna bağlı olarak yaz mevsimi daha uzundur.

4. Çevresindeki kara kütlelerinin etkisi (Basınç merkezleri)

Yaz mevsiminde Asor Dinamik YB ile Basra Termik AB (sıcak ve kurak), kış mevsiminde İzlanda Dinamik AB (ılık, yağışlı), Balkanlar Termik YB (soğuk, kar yağışlı) ve Sibirya Termik YB (soğuk, ayaz) etkili olur.

5. Denizellik – Karasallık

Kıyılarımızda sıcaklık farkları nemin havayı yumuşatmasından dolayı daha azdır.

6. Yükselti

Yükselti arttıkça sıcaklık düşer, nem bir seviyeye kadar artar sonra azalır. Buna bağlı yüksek yerlerde sıcaklıklar düşük, yağışlar kar şeklindedir.

Ülkemizde yükselti batıdan doğuya doğru artar.

7. Eğim

Kuzey yarım kürede olduğundan dolayı güneye bakan yamaçlar daha sıcaktır.

 

8. Mikroklima

Rize’de portakal ve Iğdır’da pamuk yetişmesi o yöreye özel iklim şartlarının bir eseridir. Çevresine göre kendine özgü iklimler görüldüğü dar iklim alanları.

İklim Çeşitliliğinin Göstergeleri

 

1. Bitki Örtüsü

Türkiye’de Görülen Bitki Örtüleri: Maki, Orman, Bozkır, Alpin Çayırlar

2. Akarsu Özellikleri

Yazın su seviyesi kış ve ilkbahardan az olan (akdeniz),
İlkbahar suları coşkun akan (karasal)
Bol suyu olan ve yaz kış seviyesi fazla değişmeyen (karadeniz)

3. Toprak Özellikleri

Terra Rossa (Akdeniz), Laterit, Podzol, Kahverengi Orman (Karadeniz), Kahverengi ve Kestane Bozkır (Karasal), Çernozyum (Sert Karasal)

Türkiye’de Görülen İklim Tipleri

 

1. Akdeniz İklimi

Sıcaklık ve Yağış Durumu: Yazın sıcak ve kurak, kışın ılık ve yağışlıdır. Kışları don olayı nadirdir.

Bitki Örtüsü: Sürekli yeşil kalan, kısa boylu, seyrek, çalı karakterli ağaç topluluklarıdır. Bunlara maki denir. Zeytin, defne, kocayemiş, keçiboynuzu ve zakkum gibi ağaçlık ve çalılıklardan oluşur.

2. Karasal İklim

Sıcaklık ve Yağış Durumu: Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlıdır. Yıllık ve günlük sıcaklık farkları ile karlı gün sayısı fazladır.

Bitki Örtüsü: Bozkır (step) adı verilen ve kurak geçen yaz mevsiminde kuruyan bitki topluluklarıdır.

3. Karadeniz İklimi

Sıcaklık ve Yağış Durumu: Her mevsim yağışlı, sıcaklıkların yıl boyunca 0ºC nin üzerindedir. En fazla yağış İlkbahar ve Sonbahar’da düşer.

Bitki Örtüsü: Orman, Bol yağışlı ve nemli topraklara uyum sağlamış ağaç toplulukları.
Türkiye; Akdeniz iklim bölgesinde yer alır. Buna karşın farklı iklim özellikleri ve bölgeleri de görülür. Bunun nedeni yeryüzü şekilleri ve konumudur.

Tagged :

Sıcaklık – Yükselti İlişkisi

Atmosfer yerden yansıyan ışınlarla ısındığı için sıcaklık yerden yükseldikçe troposfer katında her 200 metrede 1 ºC azalır. Örneğin 1000 metrede 15°C olan sıcaklık, 1200 metrede 14°C, 1400 metrede 13°C olacaktır.

SORU: 200 metre yükseltiye sahip A kentinde sıcaklık 10°C iken aynı anda 1200 metre yükseltideki B kentinde sıcaklık kaç derecedir?

Bu soruyu çözerken öncelikle yükselti farkını bulmamız, sonra kaç derecelik fark olduğunu bulmak için çıkan sonucu 200’e bölmemiz gereklidir.

1200 – 200 = 1000 metre (yükselti farkı)

1000 / 200 = 5°C (sıcaklık farkı)

Soruda verilen B kenti 1200 metredir ve A kentinden 1000 metre yukarıdadır. Biliyoruz ki yerden yükseldikçe sıcaklık azalır. Buradan yola çıkarak B kentinde sıcaklığın A kentine göre daha düşük olduğunu anlayabiliriz. Bu nedenle sıcaklığı bilinen A kentinin sıcaklığından A – B arası sıcaklık farkını çıkararak sonucu buluruz.

10 – 5 = 5°C (B kentinin sıcaklığı)

SORU:  1500 metre yükseltiye sahip X kentinde sıcaklık 12°C iken aynı anda 300 metre yükseltideki Y kentinde sıcaklık kaç derecedir?

Yükselti Farkı = 1500 – 300 = 1200 metre
Sıcaklık Farkı = 1200 / 200 = 6°C
Y kentinde Sıcaklık = 12 + 6 = 18°C

(Yukarıdaki soruda B kenti, A’dan kentinden daha alçakta olduğu için topladık)

SORU:  500 metre yükseltiye sahip E kentinde sıcaklık 7°C iken aynı anda 3500 metre yükseltideki F kentinde sıcaklık kaç derecedir?

Yükselti Farkı = 3500 – 500 = 3000 metre
Sıcaklık Farkı = 3000 / 200 = 15°C
F kentinde Sıcaklık = 7 – 15 = -8°C

İndirgenmiş Sıcaklık

Yükselti faktörü ortadan kaldırılarak her yer deniz seviyesiymiş yani 0 metreymiş gibi hesaplanan sıcaklıklardır.

SORU: 2000 metre yükseltideki A kentinde sıcaklık 10°C ölçülmüştür. Eğer bu kent deniz seviyesinde olsaydı, sıcaklığı kaç derece olurdu?

Yükselti Farkı = 2000 – 0 = 2000 metre
(Deniz seviyesi 0 metre olduğu için 2000’den sıfırı çıkardık)

Sıcaklık Farkı = 2000 / 200 = 10°C

A’nın indirgenmiş sıcaklığı = 10 + 10 = 20°C
(Deniz seviyesi sıcaklığı yani indirgenmiş sıcaklık sorulduğunda toplanır)

Tagged : / / / / / / / / / / /

Doğal Kaynakların Çevreye Etkisi

Tarih boyunca insanlar, ihtiyaçlarını karşılamak için çeşitli doğal kaynakları kullanmışlardır.

Bu doğal kaynaklan kullanırken de yaşadıkları mekânı ve çevreyi çeşitli şekillerde değiştirmişlerdir.

Tüm doğal kaynakların kullanımı ile ilişkili sorunlarda olduğu gibi madencilikte de faaliyet türlerine bağlı olarak farklı boyutlarda gelişen çevre bozulmaları meydana gelmiş ve gelmeye devam etmektedir.

Maden kömürü çıkarımının çevreye olan olumsuz etkileri nelerdir?

Yüzey şekillerinin ve drenajın değiştirilmesi
Flora ve faunanın zarar görmesi
Çevre düzenlemesi yapılarak olumsuz etki aza indirilebilir. Ancak bu durum kömür çıkarma maliyetini arttırır

Maden kömürü yakılmasının çevreye olan olumsuz etkileri nelerdir?

Hava kirliliğine yol açar.
Havadaki karbondioksit oranını arttırır.
Kömürün yanmasıyla ortaya çıkan sülfür bileşikleri asit yağmurlarının oluşumuna sebep olur.
Asit yağmurları suyun da kirlenmesine yol açar.
Tüm bunlar aynı zamanda insan sağlığı üzerine olumsuz etkiler yaratır.

Maden kömürü gittikçe artan enerji açığını kapatmada büyük bir öneme sahip olacaktır.

Ancak sözü edilen zararlarından dolayı bugünkü kullanımı bazı gelişmiş ülkelerde sınırlandırılmaktadır.

Gelişmiş ve gelişmemiş ülkelerin doğal kaynaklardan yararlanma şekilleri farklı mıdır?

Gelişmiş ülkelerde doğal kaynaklardan büyük ölçüde faydalanılır, ileri teknoloji kullanılır, çevre daha az kirletilir.

Gelişmemiş ülkelerde yeterince yararlanılamadığı gibi bazılarına hiç dokunulamamaktadır, teknoloji yetersiz, çevreye duyarlılık azdır.

Yanlış Doğal Kaynak Kullanımına Örnekler;

Siyanürle altın aranması
Ormanların tahrip edilmesi

Çevreye zarar vermeden doğal kaynaklar kullanılabilir mi?

Evet kullanılabilir, ancak ileri düzeyde teknoloji ve masraf gerektirir.

Az gelişmiş ülkelerde olanakların kısıtlı olması sebebiyle çevreye verilen zarar daha fazladır.

Bilinçli ve planlı olarak odun ihtiyacımızı nasıl karşılarız?

Yaşlı ve kurumaya yüz tutmuş ağaçlar kesilebilir.
Kağıt üretimi için çabuk büyüyen ağaçlar kullanmak.
Kesilen ağaçların yerine tekrar ağaç dikmek.

Bilinçsiz ağaç kesimi ne gibi sorunlar ortaya çıkarır?

Erozyon, heyelan, çığ, sel, kuraklık gibi afetlere yol açar.
Yer altı sularında azalma meydana gelir.
Ekolojik dengeyi (canlı varlığını) olumsuz etkiler.

Termik santrallerin zararlarından nasıl korunabiliriz?

Fosil yakıtlar yakılması sonucu ortaya çıkan atıkların zararını en aza indirmek için bacalarda filtre olmalı.
Çevre dostu enerji kaynakları (güneş, su, rüzgar)  tercih edilmelidir.

Bir göl neden kurur?

Her gölün bir su kazancı ve bir de su kaybı vardır.

Gölün su kazancı:
Göle dökülen akarsular
Yağış
Yer altı su kaynakları

Gölün su kaybı:
Sulama kanalı açılması
Besleyen akarsular üzerine baraj yapılması
Yeraltına sızma
Buharlaşma

Kayıplar kazançtan fazla ise göl suları çekilir ve kurur.

Aral Gölü’nün Kurumasındaki Sebepler Nelerdir?

Tarımda sulama
Besleyen ırmaklara baraj yapılması
Sızma ve buharlaşma gibi doğal nedenler

Göller çevre için neden önemlidir?

Özellikle su canlılarına barınaktır.
Çevresini nemlendirmesine ve geç ısınıp soğumasına bağlı olarak bölgesindeki iklimi yumuşatır.
Yer altı su kaynaklarını beslemektedir.

TAŞ OCAKLARI VE ÇEVREYE ETKİLERİ

Taş ocakları hangi amaçlarla kurulur?

Sert taş, kırma taş, kum, asfalt yapımı için mıcır, karayolu ve demiryolunda dolgu malzemesi, sıva malzemesi, çimento ve beton üretmek amacıyla kurulur.

Taş ocakları çevreye ne gibi zararlar verir?

Dinamit patlatılması gürültü kirliliğine yol açar.
Ocaktan çıkan tozlar bazı bitkilerin gelişimini yavaşlatır ve engeller.
Yüzeyin süpürülmesine dolayısıyla canlıların yaşam alanlarının yok olmasına sebep olur.
Ormanlar ve tarım alanlarına yakın olması bu alanları tehdit etmesine yol açar.

Taş ocaklarının çevreye verdiği zararı en aza indirmek için neler yapılabilir?

Daha az sayıda patlayıcı kullanmak
Kamyona yükleme işi sırasında taşları nemlendirmek
Endemik bitkilerin bulunduğu alanlarda taş ocağı işletilmesine engel olmak

Taş ocakları su kaynaklarına ne gibi zararlar verir?

Toprak örtüsü olmayan arazide su yüzeysel akışa geçer ve sızma gerçekleşemez.
Bu durum yer altı sularında azalmaya sebep olur.
Çevreye atılan toz ve atıklar da çevreyi kirletir.

Taş ocakları tarım alanlarına ne gibi zararlar verir?

Ocaklardan yayılan tozlar toprak örtüsüne karışarak toprağın kalitesini değiştirir.
Toprak üzerindeki bitkiler zarar görür.

YAĞMUR ORMANLARININ TAHRİBİ

Ormanlar neden önemlidir?

En fazla oksijen üreten doğal kaynaktır.
Odun, kereste, mobilya, kauçuk gibi ürünlerin hammaddesidir.
Ülkelere ekonomik kazanç sağlar.
Bünyesinde büyük miktarda karbondioksit barındırır.
Böylelikle atmosferin karbondioksit dengesinde önemli rol oynar.
Küresel iklim değişikliğini yavaşlatır.
Gürültü, hava, su, toprak kirliliğini önler.
Erozyon, heyelan, çığ gibi doğal afetlerden korur.
Bölge iklimini nemlendirir, sıcaklık farklarını azaltır.

Yağmur ormanları neden tahrip edilmektedir?

Sanayide kullanma
Hidroelektrik santralleri yapımı
Tarım alanı açma
Nüfus artışı
Yerleşme
Yol yapımı
Yakacak odun elde etme
Turizm yapılaşması
Orman yangınları

Yağmur ormanları tahribatı ne gibi sorunlar çıkarır?

Küresel ısınma ve iklim değişiklikleri
Ekosistem bozulmaları ve bazı canlı türlerinin ortadan kalkması
Erozyon ve heyelanın artması
Kuraklık
Tarımsal verimsizlik
Yerel halkın sosyal, kültürel ve ekonomik zarar görmesi

YER ALTI SULARININ AŞIRI KULLANIMI

Yer altı sularının aşırı kullanımı ne gibi sorunlar çıkarır?

Yer altı su seviyesinin azalması
Deniz suyu ile yer altı suyunun birbirine karışması
Tarım topraklarının tuzlanması
Yer altı suyuyla beslenen göl ve akarsuların kuruması

Yer altı sularının aşırı kullanımına örnekler;

Bir göl tabanı üzerine kurulu Mexico City 1940 – 1985 yılları arasında 7 metreden fazla çökmüştür. Şehir her yıl  5 – 40 cm çökmekte.

Tel Aviv şehri 1960’da aşırı su çekimine bağlı olarak deniz suyu yer altı suyuna karışmıştır. Alınan önlemlerle 1969’da sorun çözüldü. Önlemlerden biri bazı kuyuların kapatılmasıydı.

Yer altı su seviyesini belirleyen temel etmen nedir?

İklimdir.

Yağışı düzenli iklimlerde:
Yer altı su seviyesi yüksek,
yüzeye yakın
su miktarı açısından zengindir.

Tagged : / / / / / / / / / / / / / / / / / / /

Gerileme ve Yıkılış’ta Coğrafya

Osmanlı Devleti’nin Gerileme döneminde, coğrafi bilgi eksikliği, koskoca bir devletin yıkılışında önemli etkisi olmuştur. Gerileme döneminde yapılan tüm savaşlar incelendiğinde, bu etki açıkça görülmektedir. Sözgelimi Gerileme döneminde yapılan Kırım Savaşı’nın sonucunu da coğrafya tayin etmiştir. 14 Kasım 1854 tarihinde ansızın ortaya çıkan beklenmedik kasırga, İngiliz donanmasını darmadağın eder ve İngiliz donanmasının planı gerçekleşemez. Böylece Sivastopol’un kuşatılması gecikir. Ve savaşın gidişatı değişir.

Çanakkale Savaşları, coğrafi bir yaklaşımla ele alındığında, coğrafyanın önemi açıkça görülür. Gerçekten bugün bile Gelibolu yarımadasını ve Çanakkale Boğazı’nı gezip gören bir insan, bölge topografyasının cazibesine kapılır. Savaşların geçtiği yarımadadaki önemli tepelerin hepsi, tatlı su kaynaklarının hemen tamamı, Türk askerlerinin kontrolü altında kalmıştır. Öte yandan boğazın topografik özelliği, düşman gemilerinin ilerlemesine engel olmuştur. Bölgeye hakim tepeler ve tatlı su kaynaklarının mevcudiyeti, Türk Ordusunu, düşman kuvvetlere karşı üstünlük sağlamıştır. Tüm bu coğrafi avantajlara ek olarak, iklim şartları da Türk tarafına avantaj sağlamıştır. Gelibolu yarımadasına yapılan çıkartma gecesi aniden çıkan fırtına, İngiliz kuvvetlerinin farklı bölgeden karaya çıkmasına yol açmış ve bu gelişme savaşın seyrini değiştirmiştir.
Continue reading “Gerileme ve Yıkılış’ta Coğrafya”

Tagged : / /

Gelibolu’dan Trakya’ya

Osmanlı Türkleri’nin Avrupa kıtasına, yani Trakya yarımadasına geçiş tarihi 1352 olarak kabul edilir. Çoğu Batılı kaynaklarda bu geçişte, coğrafyanın önemi açıkça vurgulanır. 1 Mart 1352’de Gelibolu yarımadasında meydana gelen şiddetli deprem sonucunda, bölge yerleşmeleri ağır hasar görür. Stratejik açıdan büyük önem taşıyan Gelibolu (Kallipolis) kalesi ve kalenin surları yıkılır. Orhan Gazi’nin Oğlu Süleyman paşa komutasındaki Türk birlikleri Çanakkale boğazını geçerek, Gelibolu kıyılarına çıkarma yaparlar. Türkler’in yarımadaya çıkarma yapmasıyla birlikte, zaten deprem sonucunda moralleri iyice bozulan Rumlar bölgedeki köy ve kasabaları terk ederler. Terk edilen köy ve kasabalara, Türkler yerleşerek imar ederler. Bu durum Bizans kaynaklarında, “İşledikleri günahlar nedeniyle Tanrı’nın kendilerine verdiği bir ceza” olarak kabul edilir. Doğal coğrafyanın ortaya çıkardığı bu olay, Türkler’in Balkanlar’daki hakimiyetinin başlangıcında kolaylaştırıcı bir etken olarak görülmektedir.

Türkler’in,Trakya yarımadasını tamamen fethetmeleri pek fazla uzun sürmez. 1365 tarihinde, Edirne (Adrianople) fethedilir ve Devletin başkenti Bursa’dan Edirne’ye taşınır. Ancak bölgenin coğrafi şartları, Edirne’nin uzun süre başkent olarak kalmasını engeller. Özellikle Meriç nehri boyunca oluşan bataklıklar ve bu bataklıklarda hızla çoğalan sivrisinekler, Edirne’de insan yaşamını olumsuz etkiler ve sık sık yaşanan sıtma salgınları, Osmanlı Türkleri’ni başka yönlere ilerlemesini teşvik eder. Bu arada, Kocaeli yarımadasını tamamen ele geçiren Osmanlı’lar, dünyanın en güzel şehri olan Kostantinopolis’e (İstanbul) yönelirler.

Osmanlı Devleti’nin yükselme döneminde Balkanlar’da yapmış olduğu savaşların tarihleri ve mekanları incelendiğinde, coğrafya ile uyum içinde olduğu görülür. Örneğin Kosova Savaşı (15.6.1339) Haziran, Niğbolu Savaşı (28.9.1396) Eylül aylarında yapılmıştır. Söz konusu bu aylar, savaş iklimi açısından en uygun mevsimleri oluşturmaktadır. Yine bu savaşlarda savaş meydanlarının coğrafi özelliği, Osmanlı Devleti’nin üstünlüğü için uygun şartlar taşımaktadır. Oysa yenilgiyle sonuçlanan Ankara Savaşı’nda durum böyle değildir. Bilindiği gibi Ankara Savaşı, Temmuz ayının sonlarında (20.7.1402), Çubuk Ovası’nda yapılmıştır. Ankara Savaşı’nda Hem iklim (bunaltıcı yaz sıcakları), hem mekan (akarsu,bataklık ve bozkır) ve hem de beşeri coğrafya (Osmanlı ordusuna isteksizce katılan askerlerin eski beyleri Timur’u karşılarında görünce, toplu halde Timur’un saflarına katılmaları) , Osmanlı’nın aleyhine şartlar göstermiştir.

Tagged : / / /