Türkiye’de Sanayi

İşlenmiş ya da yarı işlenmiş ham maddelerin fabrikalarda işlenerek kullanılabilir hale getirilmesi yöntemlerine sanayi denir.

1750’li yıllarda Avrupa’da su buharı gücünden yararlanma ile sanayileşme başlamış ve buradan tüm dünyaya yayılmıştır.

Günümüzde sanayileşme bir gelişmişlik ölçütüdür. Öyle ki sanayileşmiş ülkelerde refah seviyesi daha yüksektir.

Türkiye’de Sanayileşmeyi Etkileyen Faktörler

Fabrika kuruluşunda dördüncül (bilgi toplama, araştırma, yayma) ve beşincil (bilgilere dayalı karar verme) sektörler etkilidir.

Öncelikle kurulacak sanayi türü belirlenir:

Demir – Çelik, Rafineri, Maden işleyen sanayi kuruluşları ham maddeye yakın kurulurlar. Büyük sermaye gerekir.

Küçük ölçekli sanayi kuruluşları için yer seçimi fazla önemli değildir ve büyük bir sermaye gerekmez.

Sanayinin kurulması için sermaye, enerji, iş gücü, ham madde, ulaşım ve pazarlama koşullarının oluşması gerekir.

Sanayinin Kurulması İçin Neler Gerekli?

ü  Sermaye:

v  Türkiye’de devlet destegi, yabancı kaynaklı krediler ve yabancı yatırımcıların sagladıgı kaynaklardır.

v  Günümüzde birçok sanayi kuruluşu, sermayenin fazla olduğu büyük şehirlerde kurulmuştur.

v  Cumhuriyetin ilk yıllarında yetersiz sermayeden dolayı devletçilik politikası izlenmiş, ağır sanayi devlet tarafından kurulmuştur. Özel girişimler ise desteklenmiştir.

ü  Ham madde:

v  Türkiye ham madde yönünden zengin bir ülkedir.

v  Tarım ürünleri, hayvansal ürünler, madenler, su ürünleri ve bitkiler başlıca hammadde kaynaklarıdır.

v  Tarım ürünleri işleyen fabrikalar daha çok ürünün yetiştirildiği bölgelere yakın kurulurlar.

v  Bakınız: Ham madde – Sanayi Yer Seçimi

ü  Enerji:

v  Fabrikadaki makineler belli bir enerji ile çalışır.

v  Taş kömürü, linyit, petrol, dogal gaz, su gücü, rüzgar gücü ve jeotermal santrallerden enerji elde edilir.

v  Enerjiye yeterli miktarda ve kolay ulaşılabilmelidir.

v  Özellikle ağır sanayi için enerjiye yakınlık önemlidir. Türkiye’de Karabük ve Ereğli’de demir çelik fabrikası kurulmasının nedeni, buradan elde edilen taş kömürüdür.

ü  İş gücü:

v  Fabrikalardaki makinelerin kullanılması, paketleme, boşaltma gibi işlerde iş gücüne gereksinim duyulur.

v  İş gücü ikiye ayrılır. Kalifiye eleman (Mühendis, Teknisyen, Usta) ve Vasıfsız Eleman.

v  Teknolojiye baglı olarak makine kullanımı için yetişmiş eleman sıkıntısı yaşanmaktadır.

v  Türkiye’de yer seçiminde iş gücü fazla önemli değildir, çünkü vasıfsız eleman fazladır ve iş gücü fabrikaya gidebilir.

ü  Ulaşım:

v  Ulaşımın elverişli olduğu yerlerde sanayileşme daha fazla görülür.

v  Marmara Bölgesi ulaşım olanakları açısından uygun oldugu için sanayi ülkemizin en gelişmiş sanayi bölgesidir.

v  Demir – Çelik fabrikalarından birinin İskenderun’a kurulmuş olmasının sebebi burada bir limanın bulunmasıdır.

v  Samsun’da bakır işleme tesisleri bulunması Samsun Limanı’nın, İzmir’de petrol rafinerisi olması İzmir Limanı’nın etkisiyledir.

ü  İşletme: iyi yetişmiş işletmenlerin başında bulundugu fabrikalardan yüksek verim elde edilir.

ü  Teknoloji:

v  Kaliteli ve ucuz ürünler bütün ülkelerde pazar alanı bulabilmektedir.

v  Bunu gerçekleştirebilmek için seri ve kaliteli üretim yapılabilen bir teknoloji gereklidir.

v  Üretilen ürünlerden daha fazla yararlanılması için teknolojiyi kullanmak gerekir.

ü  Pazarlama:

v  Sanayinin gelişiminde ve işleyişinde (devamlılığında) malın pazarlanması önemlidir.

v  Üretilen malların en kısa sürede tüketilebileceği pazarlara sunulması gerekir.

v  En önemli pazar alanları nüfusun yoğun olduğu yerlerdir. Örneğin Ankara, İstanbul, İzmir.

v  Pazarlamada reklam önemlidir.

v  Ülkemizdeki büyük işletmeler uzun yıllar ürettigi ürünleri pazarlayabilecegi geniş pazar olanaklarına sahiptir.

v  Besin maddeleri ve tekstil ürünleri daha iyi pazarlama koşulları olan tüketim merkezlerinin yanına kurulmaktadır (şehirler)

Bu sanayi kollarının kurulacağı yerde bu koşullardan birkaçı etkili olabilmektedir. Örneğin otomotiv sanayinin İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli, Aksaray ve Gaziantep’de yoğunlaşmasının sebebi ulaşım ve tüketim merkezlerine yakınlık (pazarlama) dır.

Ham madde – Sanayi Yer Seçimi İlişkisi

Konservecilik:

  1. Sebze ve meyve üretimi olan yerlerde daha çoktur.
  2. Yarıdan fazlası Marmara Bölgesindedir.
  3. İstanbul, Çanakkale, Bursa, İzmir, Adapazarı.

Yağ Fabrikaları:

  1. Zeytin, ayçiçeği, susam mısır, soya fasulyesi, yer fıstığı, aspir ve kolzanın yağı çıkar.
  2. Ayçiçek yağında Marmara, zeytinyağında Ege Bölgesi, Mısır yağında Akdeniz Bölgesi birinci sıradadır.

Tütün:

  1. Büyük kısmı kıyıda üretildiği için fabrikaları da kıyı bölgelerdedir.
  2. İstanbul, İzmir, Adana, Samsun, Tokat, Bitlis, Malatya.

Çay:, Doğu Karadeniz’de yoğundur. Çünkü çay yaprağı toplandıktan sonra en kısa sürede fabrikalara ulaştırılmalıdır. Çabuk bozulur.

Buğday:

  1. Türkiye buğday üretiminde dünyanın sayılı ülkelerindendir.
  2. Un ve unlu mamüller üreten çok sayıda fabrika bulunmaktadır: Bisküvi, Makarna, Un fabrikaları gibi.
  3. Önemli bir kısmı buğdayın çok yetiştirildiği İç Anadolu Bölgesinde bulunmaktadır.

Pamuk:

  1. Türkiye, fazla miktarda pamuk üreten ülkelerdendir. Bu sebeple pamuklu dokuma gelişmiştir.
  2. Pamuk üretim alanları: Adana, Tarsus, Aydın, İzmir, Manisa, Nazilli, Antalya’dadır. Bu bölgelerde fabrikalar bulunur.
  3. Ayrıca iç bölgelerde Kayseri, Karaman, Malatya, Erzincan, Adıyaman, Ereğli (Konya)’da pamuklu dokuma fabrikaları vardır.

Et ve Süt Ürünlerine Dayalı Sanayi:

  1. Daha çok hayvancılığın yaygın olduğu yerlerde gelişmiştir.
  2. Erzurum, Kars, Konya, Afyonkarahisar, Edirne, Kayseri, Diyarbakır, Bursa, Trabzon gibi.

Yünlü Dokuma, hayvancılığın yaygın olduğu yerlerde: Marmara ve Ege’de (İstanbul, Hereke (Kocaeli), Bursa, İzmir, Uşak fazladır.

İpekli Dokuma, ipekböcekçiliğin yaygın olduğu Bursa’da fazladır.

Maden İşleyen Fabrikaların bir kısmı ham maddeye yakın kurulmuştur. Alüminyum – Seydişehir (Konya), Ferro-Krom – Antalya ve Elazığ

Orman ürünlerini işleyen fabrikalardan en önemlisi kağıt fabrikalarıdır. Bunlar ormanlara yakın kurulurlar.

Cam fabrikalarının ham maddesi kumdur. Marmara’da yoğunlaşmıştır. Paşabahçe (İstanbul), Gebze, Trakya, Mersin, Sinop.

Seramiğin ham maddesi kil ve kaolindir. Porselen ve fayans fabrikalarının da büyük bir kısmı Marmara ve Ege’dedir. İstanbul, Çanakkale, Bilecik, İzmit, Kütahya.

Sanayinin Türkiye Ekonomisindeki Yeri

Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye ekonomisi tarıma dayalıydı.

Bazı küçük el tezgahları ve gıda maddeleri işleyen kuruluşlar dışında sanayi gelişmemişti.

Kapitülasyonlar sebebiyle ülkeye gümrüksüz giren mallar yerli üretimin gelişmesini engellemekteydi.

1923, İzmir İktisat Kongresi, Sanayi ile ilgili ilk girişim

1925, Türk Maadin Bankası, sanayicilere kredi sağlamış.

1927, Sanayi Teşvik Kanunu, ücretsiz arazi, bazı vergilerden muaf tutma.

Ülkemizde sanayi üretiminden elde edilen gelirin milli gelirdeki payı yüksektir.

Ülkemizin gelişmiş başlıca sanayi kolları: Besin, tekstik, maden, otomotiv, toprak, petrol.

Gerçekleşen üretimde en büyük pay otomotiv, hazır giyim ve kimya (ilaç, sabun, deterjan, boya, kozmetik) sanayisinde gerçekleşmiştir.

Önemli sektörlerden biri de gıdadır. Bu sektörde çalışan işçi sayısı 400 bin civarındadır.

Çalışan nüfusun 25%’i sanayide çalışmaktadır. Sanayideki gelişmemiz ihracatta sanayinin payını da arttırmıştır. 2009 yılı sanayi ürünlerinin payı 93% dür

Kaynak : cografya.sitesi.web.tr

Tagged : / / / / / / / / / / / / / / / / / / / /

Türkiye’de Bitki Formasyonları

Türkiye’de Bitki Formasyonları

Boyutları iki metreden uzun, belirli bir sıklıkla bir arada bulunan ağaç topluluklarından oluşan bitki örtüsüne orman denir.

Ormanlar 400 mm den fazla yağış alan ve en sıcak ay ortalaması 10 derece ve üzerinde olan yerlerde yetişebilir.

Ormanlar şekillerine göre ikiye ayrılır: 1. Geniş Yapraklı Ormanlar, 2. İğne Yapraklı Ormanlar

Türkiye’de en çok ormanlık alan Karadeniz Bölgesinde, en az orman alanı ise Güneydoğu Anadolu Bölgesinde görülür.

A. Türkiye Ormanları

1. Karadeniz Ormanları

            Yıl boyu bol yağış ve uygun sıcaklıklar sebebiyle ormanlar oldukça sık ve gürdür. Buradaki ormanlar alçaktan yükseğe doğru tabakalı bir yapı gösterirler.

a. Geniş Yapraklı Ormanlar

0 – 1000 metre arasında görülen bu ormanların en önemli ağaç türü kayın ağacıdır. Karadenizdeki dağların kuzeye bakan yamaçlarında görülürler.

b. Karma Yapraklı Ormanlar

1000 – 1500 metre arasında görülen bu ormanlarda geniş ve iğne yapraklılar bir arada görülür.

c. İğne Yapraklı Ormanlar

Nemli ve soğuk koşulların yaşandığı 1500 – 2200 metre arasında görülürler. Bu ormanlarda bulunan en önemli ağaç türleri Sarıçam ve Ladin ağaçlarıdır. Bolu, Aladağ, Köroğlu, Ilgaz dağlarında yaygın olarak görülürler.

2. Batı Anadolu Ormanları

Marmara ve Ege Bölgesinde yer alan ormanlardan oluşur.

a. Geniş Yapraklı Ormanlar

Burada en çok meşe ve kayın ağaçları görülür.

Meşe Ormanları: Güney Marmara ovalarında, Saros Körfezi kıyılarında ve Ege Bölgesinin orta kesimlerindeki dağlık alanlarda görülür.

Kayın Ormanları: Samanlı Dağları, Kapıdağ Yarımadası, Alaçam Dağları ile vadilerin iç kısımlarında görülürler.

b. İğne Yapraklı Ormanlar

1200 metreye kadar Kızılçam, 2000 metreye kadar Karaçam yaygın olarak görülür. Ayrıca fıstık çamları da görülür.

Kızılçam Ormanı: Ege’nin batı ve güneyinde, Koru Dağları ve Gelibolu Yarımadasında görülürler.

Karaçam Ormanı: Uludağ’ın güney yamaçları ile Bozdağlarda görülürler.

Fıstıkçamı Ormanı:Çanakkale çevresi, Bergama’nın kuzeyi, Aydın’ın güneyinde görülürler.

3. Akdeniz Ormanları

Dalaman Çayından başlayıp İskenderun’un doğusuna kadar uzanan bir alanda görülürler. Deniz seviyesinde görülen makileri meşe ağaçlarından oluşan ormanlar ve daha yüksekte kızılçam ormanları takip eder.

a. Geniş Yapraklılar

Toros Dağlarının kuzeyi ile vadilerin tabanlarında rastlanır. Meşe, kayın ve gürgen ağaçlarının yaygın olduğu bu alanda kızılcık, fındık, porsuk ve dişbudak ağaçları da görülür.

b. İğne Yapraklılar

0 – 1200 metre aralığında Kızılçam ormanları, 1200 – 1800 metre aralığında Karaçam ormanları görülür.

Kızılçam Ormanları: Toros Dağlarının güneye bakan yamaçları ile Antalya – Teke bölgelerinde görülür.

Karaçam Ormanları: Teke yarımadası, Davras ve Geyik Dağlarında görülür.

Ayrıca 1000 – 2500 metreler arasında Ardıç ormanları, 900 – 2400 metreler arası Sedir ağaçları görülür.

4. İç Bölge Ormanları

İç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri orman yetimesi için uygun sıcaklık ve yağış koşullarına sahip değildir. Genellikle meşe ağaçları görülen bu bölge ormanlarında yüksek kesimlerde soğuğa dayanıklı çam türlerine de rastlanır.

İç Anadolu’da Yozgat çevresinde meşe ve ardıç ağaçlarından oluşan ormanlar bulunur.

Doğu Anadolu’da Munzur Dağlarında meşe, Allahuekber Dağlarında sarıçam orman alanları bulunur.

Güneydoğu Anadolu’da ise yalnızca Adıyaman – Gaziantep çevresi ile Karacadağ eteklerinde meşe ve kızılçam ağaçları görülür.

B. Türkiyede Çalı Formasyonu

 

1. Maki

Akdeniz iklim bölgelerinde kızılçam ağaçlarının tahribi ile oluşmuş her mevsim yeşil kalan kısa boylu çalı topluluklarına maki denir.

Makiler Zeytin, mersin, zakkum, kocayemiş, nane gibi türlerden oluşur. Akdeniz, Ege ve Güney Marmara’da sıklıkla rastlanır.

2. Garig

Akdeniz ve Ege bölgelerinde maki alanlarının tahribi ile oluşmuş diz boyu çalılıklardır. Bu bölgelerin kıyılarında görülür.

3. Psödomaki (Yalancı Maki)

Karadeniz Bölgesinde orman tahribi sonucunda ortaya çıkmış olan bu ağaç türleri Defne, kestane, ıhlamur gibi ağaçlardır. Daha çok kuzey Anadolu dağlarının kuzeyinde rastlanır.

C. Türkiyede Ot Formasyonu

1. Bozkır

Yağış ve sıcaklık değerlerinin orman oluşumu için yetersiz olduğu alanlarda görülen ve yılın belli bir dönemi yaşayabilen kısa boylu ot topluluklarıdır.

Belli başlı bozkır türleri: Kekik, gelincik, kılıç otu, çayır dikeni, çoban yastığıdır. İlkbaharda yeşerir, yazın sararır. İç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde özellikle iç kesimlerde görülürler.

2. Antropojen Bozkır

İç kesimlerdeki meşe, ardıç ve karaçam türü ağaçların tahribi ile oluşan bitki türüdür. Daha çok İç Anadolu’ya bakan yamaçlarda görülürler.

3. Yüksek Dağ Çayırları

Ülkemizde Erzurum – Kars Platosu ile Karadeniz ve Akdeniz Dağlarının yüksek kesimlerinde görülen çayırlar, bozkıra göre daha uzun boylu ve gürdür.

Ağaç Türleri

Nemcil Bitkiler: Kayın, Kestane, Gürgen, Kızılağaç

Kurakçıl Bitkiler: Meşe, Ardıç

Dayanıklılığına Göre Çamlar: Kızılçam, Karaçam, Sarıçam

Diğer Çam Türleri: Ladin, Sedir, Köknar

 

Ormanın Faydaları

  1. Havayı temizler.
  2. Gürültüyü azaltır.
  3. Sıcak ve soğuğu dengeler.
  4. Av hayatının devamını sağlar.
  5. Biyolojik dengeyi korur.
  6. Yer altı suyunu dengeler.
  7. İnsanlar için eğlence ve piknik alanıdır.
  8. Taşkın, çığ, heyelan ve erozyonu engeller.

 onları, Bitkiler, Bozkır, Çay, Dağ Çayırları, deniz, Dere, Dolu, Ekonomik, Erozyon, Fıstıkçamı Ormanı, Garig, Göknar, Gürgen, Heyelan, İç Bölge Ormanları, Kar, Karaçam Ormanı, Karadeniz Ormanları, Kars, Kayın, Kayın Ormanları, Kestane, kıyılar, Kızılağaç, Kızılçam, Kızılçam Ormanı, Kocayemiş, Kura, Ladin, Maki, Makiler, Mersin, Meşe, Meşe Ormanları, Nem, Oba, Orman, Ormanın Faydaları, ormanlar, Ormanların Korunması, Ot, Ot Formasyonu, Plato, Psödomaki, Sanayi, Sarıçam, Sedir, Sıcaklık, tarım, Taş, Türkiye Ormanları, Uludağ, Vadi, Yağış, Yalancı Maki, Zakku

Ormanın Ekonomik Değeri

Ormanlardan, tomruk, maden direği, sanayi odunu, kağıt, lif, yonga odunu, mobilya, yakacak temini, inşaat malzemesi alanlarında faydalanılır.

Kayın Mobilya
Kızılçam Telefon/maden direği, yakacak, mobilya
Fıstıkçamı Fıstık (yemek)
Meşe Tarım araçları, parke, yakacak, mobilya
Ardıç Kurşun kalem, çit, parke, mobilya

Ormanların Korunması

  1. Halk bilinçlendirilmeli.
  2. Orman alanlarında ateş yakılmamalı, çöp bırakılmamalıdır.
  3. Bina ve tarla yapımı için orman arazisi açılmamalı.
  4. Orman yangınları sonrasında boş kalan yerler tekrar ağaçlandırılmalı.
  5. Orman alanları milli park ilan edilerek korunmalıdır.
Tagged : / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / /

Çayın Tarihçesi

Çayın Tarihçesi


Çay, dünyada sudan sonra, en fazla içilen ve içme alışkanlığı gittikçe artan bir bitki olarak 5000 yıllık bir geçmişe sahiptir. Yaygın bir efsaneye göre, büyük Çin İmparatoru Shen Nung’ın hizmetlilerinden biri bahçede su kaynatırken bir yaprak kaynayan suyun içine düşer. Yaydığı koku imparatoru etkiler. Kokusunu beğenen imparator, tadını da denemek ister ve çay o gün bugündür insanoğlunun vazgeçilmez dostu haline gelir. Çay konusunda ilk geniş çaplı araştırma M.S. 733-804 yılları arasında yaşayan Lu Yu’ya aittir. “Çay Kitabı” adlı eserinde, çay hakkında; üretiminden tüketimine, sistemli ve kapsamlı bilgi vermektedir. Böylece çay üretimi ve tüketimi daha da yaygınlaşma imkânı bulmuştur. Avrupa’nın bu gizemli tat ile buluşması 17. yüzyılda gerçekleşir. İngilizler, sağlık ve zindeliğin sunulduğu bu sıcak içeceği o kadar çok benimserler ki, bunu bir yaşam tarzı haline getirirler adeta. 18. yüzyılda da bugün dünyanın en büyük çay yetiştirilen bölgesi sayılan Assam ve Seylan Adası’nda çay bahçeleri oluştururlar. Üretilen bu çayları Avrupa’ya hızlı olarak taşımak için de, süratli yelkenliler yaparlar. Türkiye’nin çayla tanışması 1787 tarihinde, Japonya’dan getirilen çay tohumlarının ekilmesiyle başlar. Bursa civarında gerçekleşen ilk ekim çalışmaları iklim şartlarının olumsuzluğu nedeniyle başarısızlıkla sonuçlanır. Ancak 1917 yılında, zamanın Halkalı Ziraat Mektebi Alisi müdür vekili ve botanikçi olan Ali Rıza Erten yapmış olduğu teknik çalışmalar sonucunda 16.02.1924 tarihinde Rize’de çay yetiştirilmesi için meclisten onay alır ve günümüz çay üretiminin temelleri bu şekilde atılmış olur. 1947’ de kurulan ilk fabrika ile üretim hızlandı. Geç bir buluşma olmasına karşın, Türk insanı, çok sevdi çayı ve günün her saatine, her mekanına taşıdı bu sıcacık içeceği… Dünya üzerindeki tarihiyle kıyaslanınca Türkiye’nin çayla tanışmasının geç bir tarihe denk geldiği görülmektedir. Buna rağmen, Türk insanı, çayı çok sever ve günün her saatine, her mekanına taşır.

Kaynak: rize.gov.tr

Tagged :