Türkiye’de Enerji Kaynakları

  • .  Türkiye çok çeşitli birincil enerji kaynaklarına sahip bir ülkedir.
  • .  Türkiye’de taşkömürü, linyit, asfalsit, ham petrol, doğal gaz, uranyum ve toryum gibi fosil kaynak rezervleri ile,
  • .  Hidroelektrik enerji, jeotermal enerji, güneş enerjisi,dalga enerjisi, biyomas (Biyokütle) enerji gibi tükenmez kaynak potansiyelleri bulunmaktadır.
  • .  Türkiye’nin, dünyada halen yoğun olarak kullanılan fosil kaynakların, özellikle petrol ve doğalgazın görünür rezervleri yeterli düzeyde değildir.
  • Kömür, jeotermal ve hidrolik enerji rezerv ve potansiyeli ise dünya kaynak varlığının %1’i civarındadır.

 enerjikaynaklari2

Başlıca Enerji Kaynaklarımız

  1. Taş Kömürü
  • .  1. Jeolojik Zaman’da oluşmuş bir kömür türüdür.
  • .  Kalorisi yüksek olduğundan genellikle Demir-Çelik Fabrikalarında yakıt olarak kullanılır.
  • .  Türkiye’deki taşkömürünün büyük bir bölümü Ereğli ve Karabük’te ki demir-çelik fabrikalarında, geri kalanı iseÇatalağzı Termik Santrali’nde elektrik üretiminde kullanılır.
  1. Linyit
  • .  Taşkömürüne göre kalorisi daha düşük olan linyit kömürü, 3. Jeolojik Zamanda (Tersiyer) oluşmuş bir kömürdür.
  • .  Türkiye Linyit yatakları bakımından oldukça zengindir.
  • .  Linyit genellikle elektrik üretiminde (Termik Santraller) kullanılır.
  • .  Ayrıca sanayide ve konutların ısıtılmasında da kullanılır.

Linyitle Çalışan Başlıca Termik Santrallerimiz:

o    Manisa (SOMA)

o    Kütahya (SEYİTÖMER, TUNÇBİLEK)

o    Muğla (YATAĞAN)

o    Kahramanmaraş (AFŞİN-ELBİSTAN)

o    Ankara (ÇAYIRHAN)

o    Bursa (ORHANELİ)

  1. Petrol
  •   Çok önemli bir enerji kaynağı ve Petro-Kimya Sanayinin ham maddesidir.
  •   Günümüzde uğruna savaşların çıktığı bir enerji kaynağıdır.
  •   Büyük ölçüde 3. Jeolojik Zaman’da oluşmuştur.
  •   Ülkemizden çıkarılan ham petrol, yıllık petrol ihtiyacımızın yalnızca %10 unu karşılar. İthalat ürünlerimizdendir.
  1. Doğal Gaz
  •   Organik kökenli yanıcı bir madde olan doğal gaz, petrol rezervlerinin çevresinden çıkarılır.
  •   Diğer fosil yakıtlara oranla çevre kirliliğine daha az neden olur.
  •   Doğal Gaz: Termik Santrallerde, Konutların Isıtılmasında ve Sanayide kullanılmaktadır.
  •   2006 yılında elektrik üretimimizin %44 ü doğalgazdan elde edilmiştir.
  •   Yıllık doğal gaz tüketimimiz 10 milyar m³ tür. Ancak yerli kaynaklardan bunun sadece 250–750 milyon m³ ü karşılanabilmektedir.
  •   En çok doğal gaz ithal ettiğimiz ülke Rusya’dır.
  1. Hidroelektrik Enerjisi
  •   En temiz enerji kaynağıdır.
  •   Türkiye, Rusya ve Norveç’ten sonra Avrupa kıtasında hidroelektrik potansiyeli bakımından 3. sıradadır.
  •  2006 yılı elektrik üretimimizin % 28 i HES’ ler den elde edilmiştir.
  •   Türkiye mevcut hidro elektrik potansiyelinin %32 sini kullanmaktadır.
  1. Rüzgar Gücü
  •   Çevreyi kirletmeyen ve tükenmeyen bir enerji kaynağıdır.
  •   Bu özellikleri nedeniyle son yıllarda kullanımı artırılmaya çalışılmaktadır.
  •   Ancak pahalı bir yatırım gerektirmeleri nedeniyle ülkemizde rüzgar gücüyle çalışan santral yok denecek kadar azdır.
  •   Bu santrallerin ilki 1998 yılında İzmir (Çeşme – Alaçatı Beldesi) de kurulmuştur.
  1. Güneş Enerjisi
  •   Temiz ve tükenmeyen enerji kaynakları içinde önemli bir yere sahiptir.
  •   Birçok bölgemizde; güneşli gün sayısı ve güneşlenme süresi yeterli düzeydedir.
  •   Ülkemizde güneş enerjisi, Isınma ve sıcak su elde etmekte kullanılmaktadır.
  •   Son yıllarda güneş enerjisi ile çalışan otomobillerin geliştirilmesi çalışmalarına hız verilmiştir.
  •   Güneş enerjisi için en uygun bölgemiz Güneydoğu Anadolu Bölgesi, sonrasında Akdeniz Bölgesi’dir.

Güneş Enerjisinin Avantajları:

o    Doğrudan güneş enerjisini kullanır,

o    Doğal ısıtma ve soğutma sistemleri kullanarak binaların  gereksiz ve aşırı ticari enerji tüketimlerini önler,

o    Çevre değerlerini korur, Çevreye verilen zararları en aza indirir,

o    Doğal ve sağlığa zararsızdır…

  1. Jeotermal Enerji

Jeotermal Kaynaklar Şu Amaçlarla Kullanılır:

  •   Elektrik enerjisi üretimi
  •   Merkezi ısıtma, soğutma, sera ısıtması vb.
  •   Kimyasal madde ve mineral üretimi. Karbondioksit, gübre, lityum, ağır su, hidrojen.
  •   Kaplıca amaçlı kullanım (termal turizm)
  •   Düşük sıcaklıklarda kültür balıkçılığı
  •   Mineralli su olarak içmede kullanılır.
  1. Nükleer Enerji
  •   Uranyum ve Toryum gibi radyoaktif minerallerin atomlarının parçalanmasıyla açığa çıkan enerjiye nükleer ( atom ) enerji adı verilir.
  •   Türkiye toryum madenleri bakımından dünyada 2. sırada yer almaktadır. ( Eskişehir – Sivrihisar )
  •   Ülkemizde nükleer santral bulunmamaktadır.
  •   Ancak Mersin (Akkuyu) ve Sinop’a nükleer santral yapılması planlanmaktadır.

Kaynak: cografya.sitesi.web.tr/turkiyede-enerji-kaynaklari.html

Tagged : / / / / / / / / / / / / / /

Uygarlıklar Beşiği Anadolu

Tarih boyunca insanoğlunun medeniyet alanında almış olduğu yol incelenecek olursa ilk medeniyetlerin genelde iklim koşullarının elverişli, su kaynaklarının bol, tarım arazilerinin geniş  olduğu sahalarda doğup geliştiği dikkat çeker.

Bu alanlar; Nil, Fırat-Dicle, İndus – Ganj, Gökırmak, Sarıırmak havzalarıdır. Kısacası ilk uygarlıklar Mısır, Çin, Hindistan ve Mezopotamyada büyüyüp gelişmiştir.

Türkiye hem Asya hem de Avrupa Kıtası ile temas halinde olduğundan bir Orta Doğu ülkesidir. Dağlık bir ülkedir. Ovalar daha ziyade kıyılarda ve akarsu vadilerinde yer alır. Akarsular bakımından bölgenin en zengin ülkesidir. İstanbul ve Çanakkale Boğazlarıyla da büyük bir öneme sahiptir. Üç tarafını çeviren denizler, Cebeli Tarık Boğazı ile Atlas Okyanusuna; Süveyş Kanalı vasıtası ile Kızıldeniz ve Hint Okyanusuna bağlıdır.

Türkiye yer altı ve yer üstü zenginlik kaynakları bakımından bölge ve hatta dünyadaki en zengin ülkeler arasında yer alır.

Ülkemizde ilk köy yerleşmelerine ise yaklaşık 10000 yıl Önce geçildiği düşünülmektedir. Cilalı taş devri yerleşmeleri olan bu alanların en önemlileri şunlardır; Hacılar(Burdur),  Suberde (suğlagölü), Ilıpınar (İznik), Çatalhöyük (Konya-Çumra), Can Hasan (Karaman), Çayönü (Ergani)’dür. Bu yerleşim yerleri genel olarak neolitik çağ yerleşmeleri olarak anılır.

Bu dönemin diğer önemli bir özelliği ise höyüklerin ortaya çıkmasıdır. Höyük,tarihi dönemlerde deprem, yangın, savaş gibi nedenlerle yıkılan eski yerleşim alanlarının yıkıntılarının üzerine yenilerinin kurulması ile oluşmuş yapay tepe görünümündeki yerleşme alanlarıdır. Başlıcaları; Çatalhöyük, Çayönü, Hacılar, Can Hasan’dır.

Mezolitik (Orta Taş Çağı) dönemi yerleşmelerine; Beldibi, İkizini, Karain, Belbaşı, öküzini Mağaralarında rastlanır.

Kalkolitik Çağ denilen Bakır Çağı yerleşmelerinin başlıcaları, Ilıpınar, Yumruktepe, Can Hasan’dır.

Günümüzden 3000-4000 yıl önce düz alanlarda kurulmuş ve daha çok batı anadoluda görülen taş ve madenlerden yapılmış araç gereçlerin bulunduğu yerleşme alanlarına ise ören denir.

Mısır, Yunanistan gibi ülkelerde ancak birkaç uygarlığın izine rastlanırken, Anadoluda onlarca uygarlığın izini görmek mümkündür.

Hitit, Firig, Lidya, Urartu, Troia, İyon, Helen, Galat, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı bunlardan bir kaçıdır.

Asurlar İlk Çağda Anadoluda ticareti geliştirmişlerdir. Onların çekilmesinden sonra Hititler ilk devleti kurmuş ve ilk sulu tarımı uygulamışlardır. Hititlerin başlıca şehirleri; Hattuşaş, Alacahöyük, Şapinova, Kargamış, Aslantepe, Kartepe’dir.

Doğu Anadoluda hüküm sürmüş olan Urartuların en önemli özelliği Anadoluya kale kent sistemini getirmeleridir. Barajlar yaparak sulamaya önem vermişlerdir. Malatya, Elazığ, Mardin, Van kentlerimiz o dönemin izlerini taşır.

Frigler tarıma önem vermiş, dokumacılığı geliştirmiş ve cam işçiliğini geliştirmiştir. Frigler zayıflayınca Batı AnadoludaLidya Devleti gelişmiştir. Başkentleri Sart olan bu uygarlık; kral yolunu yaparak ticareti canlandırmış, dünyadaki ilk bankacılık faliyetlerini geliştirmiştir. Para bu dönemde kullanılmıştır. Batı Anadoluda İyon ve Dorların etkilerini mö. 1200 yıllarında görürüz. Bu dönemin başlıca İyon şehirleri; Smyrna(izmir), Efes, Selçuk, Milet’tir.

İyonlar Karadeniz sahillerinde Sinop, Samsun, Trabzon, Giresun, gibi kentleri kurmuşlardır. Türklerin Anadoluya gelmesiyle şehirler yeniden canlanmıştır ve kentler gittikçe Türk islam şehri özelliği kazanmıştır. Selçuklular döneminde ticaret yolları üzerinde yer alan Tokat, Erzurum, Sivas, Diyarbakır, Elazığ, Kayseri, Konya, Aksaray, Erzincan gibi şehirler büyümüştür. Sinop ve Alanya liman şehirleri olarak dikkat çekmiştir. Kervansaray sistemi bu dönemde gelişmiştir.

Tagged : / / / / / / / / / / / / / /

Anadolu’da tehlike altındaki tüm türler

Hazar kaplanı, Gökçe balığı ve Anadolu parsı… National Geographic Türkiye, Temmuz sayısında ülkemizde tehlike altındaki türlere dikkat çekti. Bu türleri yakından tanımak için haritaya tıklayın.

İSTANBUL – Hazar kaplanı, Gökçe balığı ve Anadolu parsı… 50 yıl öncesine kadar Anadolu’da yaşayan bu türler artık yeryüzünde yok. Bugün dünyada var olan yüzlerce tür ise onlarla aynı kaderi paylaşmak üzere. Bu türlerin nesillerini sürdürebilmesi yaşam alanlarının korunmasıyla mümkün. Ama nasıl?

869 TÜR YOK OLDU, 16 BİN 928’İ YOK OLMAK ÜZERE

National Geographic Türkiye, Temmuz sayısında küresel ölçekte tehlike altındaki türlere dikkat çekiyor. Dünya Doğayı Koruma Birliği’nin (IUCN) 2008 yılı Kırmızı Listesi’ne göre, dünyada incelenen 44 bin 838 türden 869’u tamamen yok olmuş durumda ya da artık doğada görülmüyor. Bilinen türlerin 16 bin 928’i ise yok olmak üzere, tehlike altında ya da hassas türler arasında yer alıyor.

TEHLİKE ALTINDAKİ TÜRLER

Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) 2008 Kırmızı Listesi’ne göre Türkiye’de küresel ölçekte tehlike altında 134 tür ve alttür var. Yine aynı listeye göre, Türkiye’de nesli tükenen hayvan türü sayısı 7.

Türkiye’de yok olan türler arasında 19. yüzyılın son yarısına kadar görülen aslan, 40 yıl öncesine kadar Anadolu’da yaşayan Anadolu parsı ve Hazar kaplanı da bulunuyor. Bu arada yakalı toy, İran alageyiği ve yabani eşek gibi bazı türler ise dünyanın diğer bazı bölgelerinde nesillerini sürdürmeye çalışsalar da artık Türkiye topraklarında yaşamıyorlar.

TÜRKİYE’DE İLK KEZ  NG’DEN BENZERSİZ BİR HARİTA

NG Türkiye, IUCN 2008 küresel kırmızı listesine göre, Türkiye’de tehlike altındaki hayvan türlerini bir haritada topladı.Her biri yaban hayatı konusunda uzman olan 9 doğa bilimci, Prof. Dr. İbrahim Baran (sürüngenler ve çift yaşamlılar), Prof. Dr. Sancar Barış (kuşlar), Prof. Dr. Ali Demirsoy (kınkanatlılar), Prof. Dr. Güler Ekmekçi (iç su balıkları ve kabuklular), Doç. Dr. Ali Cemal Gücü (denizel türler), Doç. Dr. Çetin Ilgaz (sürüngenler ve çift yaşamlılar), Dr. Evrim Karaçetin (kelebekler), Doç. Dr. Ahmet Karataş (memeliler) ve Yıldıray Lise (kırmızı listeler) Türkiye’de daha önce hiç yapılmamış ayrıntıda bilimsel bir çalışma yaptılar.

TÜRKİYE’DE 134 TÜR TEHLİKE ALTINDA

Dokuz doğa bilimcinin bir yıl boyunca, NG editor ve tasarımcılarıyla birlikte titiz bir çalışma sonucu ortaya çıkardığı haritada, tehlike altındaki 105 tür ve alttür yer alıyor. Türkiye’de ilk kez yapılan bu büyük araştırma ile üçü bitki, 131’i hayvan olan tehlike altındaki tür ketegorik olarak listelendirildi.

105 TÜR TEK TEK ÇİZİLDİ

Bu listeden tehlike altındaki 105 türü Prof.Dr. Sancar Barış tek tek çizdi. Bu çizimler 60×100 boyutlarındaki Türkiye haritasında henüz yaşadıkları bölgelere göre yerleştirildi. Barış’ın renkli illüstrasyonlarının ve türler hakkında detaylı bilgilerin yer adlığı harita ile NG Türkiye, ülkemizde nesli tehlike altındaki hayvan türlerinin yaşadığı alanlara dikkat çekiyor. Harita, NG Temmuz 2009 sayısıyla birlikte okurlara ulaşıyor.

‘YAŞAM ALANLARININ KAYBININ ÖNÜNE GEÇİLMELİ’

NG Türkiye’nin Temmuz 2009 sayısında yayımlanan “Çanlar Kimin İçin Çalıyor” makalesinin yazarı uzman biyolog Yıldıray Lise “Türkiye doğası ve tehlike altındaki türler için en büyük tehdit, bu türlerin yaşam alanlarını kaybetmeleri. Bu nedenle NG Türkiye’nin haritasında dikkat çekilen tehlike altındaki türlerin yaşam alanlarının kaybının bir an once önüne geçmek gerekiyor. Yoksa birkaç yıl sonra onların da sonu gelebilir” diyor.

”Elimdeki Hazar kaplanı resmini bütün sınıfın göreceği yüksekliğe kaldırıp soruyorum: Sizce bu hayvan bir zamanlar Türkiye’de yaşamış olabilir mi? Öğrencilerin hep bir ağızdan verdiği yanıt, pek çok okulda Türkiye doğası ile ilgili yaptığım sunumlarda aldığım yanıttan farklı değil: Haaayır örtmenim! Hazar kaplanını sadece belgesellerde gören öğrenciler, onun, 40 yıl gibi kısa bir süre önce Anadolu’da var olduğunu öğrendiğinde gözbebekleri büyüyor.” (Makalenin girişinden)

BİR İLK ADIM OLSUN

National Geographic Türkiye bu çalışma ile Türkiye’de tehlike altındaki türlerin durumuna dikkat çekmek istiyor: “Haritamızın, tehlike altındaki türler için koruma çalışmalarına katkı yapması ve bitki türlerinde hazırlanmış olan ancak hayvan türleri konusunda eksikliği hissedilen ulusal kırmızı listenin hazırlanması için en azından bir ilk adım olmasını diliyoruz”.

ABD’de türler yok oluyor (NG Türkiye’den…)

ABD’de Tehlike Altındaki Türler Yasası ile koruma altına alınan 1050 tür bulunuyor. Ancak ABD, bugün bu yasanın gerçekten işe yarayıp yaramadığını tartışırken, böyle bir yasanın bulunmadığı Türkiye’de yaşam alanları giderek daralan çok sayıda tür tehdit altında neslini sürdürmeye çalışıyor.

  • Benekli yabankedileri, Teksas hariç tüm ABD eyaletlerinde insanların doğaya müdahalesi sonucu kayboldu…
  • Kaliforniye Kondoru Buzul Çağı’nı atlattılar ama Homo sapiens karşısında güçlükle direniyor. 1985’te bu yaban kuşundan geriye yalnızca dokuz adet kalmıştı. Esaret altında yetiştirme ve mermi kullanımının azaltılması sonucu tür geri döndü’
  • Amerikan turnası esaret altında yetiştirme, göç eğitimi ve Tehlike Altındaki Türler Yasası sayesinde kurtarıldı.
  • Meksika gri kurdu adlı tehlike altındaki altürün sayısı, esaret altında yetiştirme sayesinde Arizona ve New Mexico’da artıyor.
  • Sayıları giderek azalan St. Andrew kıyı fareleri, Florida’nın kumul yaşam alanında gerek kamu gerekse özel grupların elinde yaşamını sürdürüyor.
Türkiyedeki hayvan türleri
Türkiyedeki hayvan türleri

 

Kaynak : http://www.ntvmsnbc.com/id/24986046/

inretaktif harita : http://cm.ntvmsnbc.com/dl/TehlikeAltindakiTurler/index.html

Tagged : /