HİNT OKYANUSU

Hint Okyanusu dünya üzerindeki okyanuslar arasında büyüklük bakımında üçüncü sırada yer almaktadır. Bir başka ifade ile Hint Okyanusu yeryüzü okyanus sularının %20′sini oluşturmaktadır. Dünya üzerinde konumuna bakıldığında, 20° doğuda yer alan Agulhas Burnu ile yine doğuda 140° boylamları arasında yer almaktadır. Kuzey-Güney sınırlarını ise kuzeyde Asya kıtası, güneyde Güney Okyanusu sınırlamaktadır.

Tarih açısından bakıldığında ticaret ve keşifler adında insanlar tarafından en çok geçilen alanlar olmuştur. İbni Battuta 14.yüzyılda yapmış olduğu seyahat ile ün kazanmıştır. 15. yüzyıla gelindiğin Çinli amiral Zheng-O Hint okyanusuna büyük filolar ile keşiflerin artmasını sağladı. Bizim tarihimizde ünlü denizcimiz Seydi Ali Reis buraya yapmış olduğu seyahatler ile farklılık ortaya koymuştur.

Hint Okyanusu’nu çevreleyen alanlar ise; Kuzeyde Asya Kıtası, Batısında Afrika ve Arabistan Yarımadası, doğusunda ise Sunda Adaları, Malezya Yarımadası ve Hint Okyanusu yer almaktadır. Harita üzerinde bakıldığında Afrika, Asya ve Avusturya kıtaları arasında üçgen şeklinde görünen bir görünüşe sahiptir. Sınırları diğer okyanuslar ile net olarak ayrılmamıştır. Bu sınır alanında en karmaşık olan güney sınırıdır. Güney sınırı bir başka okyanus ile birleşmektedir ve sınır olarak Dünya Uluslararası Hidrografi Örgütüne göre 60 enlemi kabul edilmektedir. Diğer bir okyanus ile Atlas Okyanusu ile 20° doğu boylamında yer alan Agulhas Burnu ile ayrılmaktadır. Pasifik Okyanusundan ise 147° doğu boylamı ile ayırım yapılır. Kuzeyde en uç noktası 30° enlemine kadar çıkan Basra Körfezi bulunmaktadır.

Batı ucu Afrika ile doğu ucu Avustralya arası 10.000 km kadardır. Yüz ölçümü olarak 73.556.000 km² alana sahiptir. Tahmini hacmi 292.131.000 km³ olarak bilinmektedir.

Hint Okyanusu için genel verileri sıralayacak olursak;

  • Ortalama derinliği:  3.897 m
  • Yatay en geniş mesafe: 10,200 m
  • Dikey en geniş uzunluk: 9,400m
  • Kıyı uzunluğu: 66,526
  • Yıllık ortalama yağış: 101 cm
  • Yıllık ortalama buharlaşma: 138 cm
  • En derin yeri: Diamantina Çukurluğu (8047m)

Eldeki bilgiler değerlendirildiğinde Hint Okyanusu için en derin yeri yeni bilgiler ile değişmiştir. İlk olarak 7.450 metre derinlikte Java çukuru kabul edilmekteyken, 7,725 metrede Sunda Çukuru tespit edilmiş ve son olarak 2012 yılında Diamantina Çukuru 8,047 metre derinlik ile Hint Okyanusunun en derin yeri olmuştur.

Hint Okyanusunda yer alan önemli geçitler ve boğazlar;

  1. Babü’l Mendep
  2. Hürmüz Boğazı
  3. Malaka Boğazı
  4. Sunda Boğazı
  5. Süveyş Kanalı’nın güney girişi
  6. Kızıldeniz
  7. Andaman Denizi
  8. Umman Denizi
  9. Bengal Körfezi
  10. Büyük Avustralya Körfezi
  11. Aden Körfezi
  12. Mozambik Kanalı

Hint Okyanusuna dökülen akarsular;

  1. Zambezi
  2. Şattül Arap
  3. İndus
  4. Ganj
  5. Brahmaputra
  6. Jubba
  7. Irrawaddy

Prof.Dr. Deniz EKİCİ hocamızın ders notlarından yararlanılmıştır.

Tagged : / / / /

Toprak Oluşumu Ve Türkiye’de Topraklar

TOPRAK OLUŞUMU

TOPRAK:Toprak taşların parçalanması ve ayrışmasıyla meydana gelen,içerisinde çeşitli canlı kalıntıları, hava ve su bulunangevşek yer örtüsüdür. Toprağı oluşturan başlıca unsurlar, kum, kil, kalker,organik maddeler,su ve havadır.

HUMUS:Organik kalıntılar ve özellikle bunları çürümesiyle meydana gelen,mikroorganizmalar açısından zengin olan,organik maddedir.

HORİZON:Toprağı meydana getiren katmanlara horizonadı verilir.

TAŞLARIN PARÇALANMASI

1.Kimyasal Çözülme:

Özellikle sıcak ve nemli iklim bölgelerinde meydana gelir.Genel olarak taşların su tarafından eritilmesidir.Bunun sonucunda taşların kimyasal bileşimlerinde değişme meydana gelir.Kimyasal çözülmede temel etkenler, nem miktarı ve sıcaklıktır.Yağış miktarı ve sıcaklığın artması kimyasal çözülmeyi arttırır.Bu nedenlerle en fazla Ekvatoral iklim alanlarında meydana gelir.

2.Fiziksel (Mekanik ) Çözülme:

Taşların kimyasal yapılarında herhangi bir değişme meydana gelmeden,bağlarının zayıflaması parçalara ayrılarak ufalanmasıdır.En önemli etken,sıcaklık farklarıdır.Sıcaklık farkının artması mekanik çözülmeyi arttırır. Özellikle,çöl ikliminin egemen olduğu alanlarda ve sıcaklık farkının fazla olduğu karasal iklim bölgelerinde etkili olmaktadır.

3.Biyolojik Çözülme:

Bitki köklerinin taş aralarındaki çatlaklara girerek büyümeleri ve sonuçta taşı parçalamaları ile meydana gelir.Özellikle bitki örtüsünün ve özellikle ormanların zengin olduğu sıcak ve nemli sahalarda etkili olur.

TOPRAK OLUŞUMUNU ETKİLEYEN FAKTÖRLER

1.İklim:Sıcaklık ve nemlilik toprak oluşumunu etkiler.Sıcaklık taşların ufalanmave humus oluşum sürecini belirler.Nem,toprak yıkanmasını ve kimyasal çözülme sürecini etkiler.Topraktaki tuz ve kireç miktarını etkiler.

2.Bitki örtüsü:Kökleri ve organik asitler sayesinde ayrışma sürecini hızlandırır,toprakta organik madde oluşumunu sağlar,humus bakımından zenginleşme imkanı verir,toprakların zemine tutunmasını sağlayarak erozyona uğramasını engeller.

3.Yer şekilleri:Eğim,yükselti ve bakı toprak oluşumunu etkiler. Eğimli arazilerde toprak oluşumu daha yavaştır.Yamaçlarda topraklar erozyon gibi sebeplerden dolayı daha incedir.Yükselti iklim elemanlarının özelliklerini belirleyerek toprak oluşumunda etkili olur.Bakı,güneşlenme süresini ve sıcaklığı etkileyerek toprağın nemliliğini ve dolayısıyla oluşumunu etkiler.

4.Taşların özelliği(Ana kaya):Toprağı meydana getiren ana kaya,parçalanma sürecini,toprağın rengini,organik bakımdan zenginliğini ve su geçirimlilik oranını etkiler.

Başkalaşım taşlardan oluşan topraklar daha su geçirimliliği fazla olan kumlu toprakları oluşturur.Kil ve kireç oranı yüksek olan ana kayalar,koyu renkli geçirimli toprakları meydana getirir.

5.Zaman:Toprak çok uzun sürelerde oluşumunu tamamlamaktadır.Tam bir toprak oluşumu binlerce yılda gerçekleşmektedir. Oluşum süresi kalınlığı etkiler.

 

TOPRAĞI OLUŞTURAN KATMANLAR (HORİZON)

 

Toprak kesitinde A , B ,C ve D olmak üzere dörtkatman (horizon)bulunur

A Horizonu:En üstte yer alır.Organik maddeler bakımından zengin vegenellikle koyu renklidir.Su ve besin maddelerinin en fazla bulunduğu ,bitkilerin yetiştiği ve köklerinin en fazla yayıldığı katmandır.

B Horizonu:A katı ile birlikte asıl toprak katını meydana getirir.Üstte yıkanan tuz ve kil gibi maddelerin biriktiği kattır.Bu nedenlebu katmana birikim katmanı adı da verilir

C Horizonu:Ayrışmanın tam olara gerçekleşmediği,ana kayanın özelliklerini taşıyan büyük parçalardan meydana gelir.

D Horizonu:Ana kayanın yer aldığı bölümdür.

TOPRAK ÇEŞİTLERİ

(OLUŞTUKLARI YERLERE GÖRE)

A.TAŞINMIŞ TOPRAKLAR: Toprakların,eğimli sahalarda,oluştuğu ana kaya üzerinden,akarsu, rüzgar,buzullar ve diğer dış kuvvetlerin etkisiyle taşınarak,eğimin azaldığı yerlerde birikmesiyle oluşur.Alüvyon, lös ve moren toprakları taşınmış topraklardır.Taşınmış topraklar, organik ve mineraller bakımından zengin topraklardır.

B.YERLİ (ANA KAYA) TOPRAKLARI: Eğimin az olduğu,düz alanlarda,oluştuğu yerde bulunan topraklardır.Oluştuğu alana ait tüm özellikleri taşırlar.İklim,bitki örtüsü,organizmalar,ana kayanın yapısı ve yer şekillerine bağlı olarak oluşurlar.

Yerli topraklar ikiye ayrılırlar:

1.NEMLİ BÖLGE TOPRAKLARI: Yağış miktarının fazla,bitki örtüsünün zengin olduğu alanlarda görülür.Verimli topraklardır.Humus bakımından zengin fakat yıkanmanın fazla olması nedeniyle mineral bakımından fakir topraklardır.

Laterit Topraklar:Ekvator ve dönenceler arasındaki sıcak ve nemli iklim bölgelerinde oluşurlar. Fazla yıkanma nedeniyle humus miktarı az verim düşüktür.

Tundra Toprağı:Kutup altı bölgelerinde görülür.Büyük oranda donmuş haldedir.Yaz mevsiminde erimelere bağlı olarak bataklık halini alır, tarıma elverişli topraklar değildirler.

Podzol Toprağı:Tundra kuşağının güneyinde,soğuk ve nemli bölgelerde iğne yapraklı ormanların yaygın olduğu alanlarda oluşmuşlardır.Aşırı yıkanmaya bağlı olarak besin bakımından fakir,verim değeri düşük olan topraklardır.

Kahverengi Orman Toprağı:Orta kuşağın nemli, ılıman ve geniş yapraklı ormanlarla kaplı sahalarında oluşmuş topraklardır. Humusça zengin,verimli topraklardır.

Terra-RossaToprakları:Akdeniz ikliminin etkili olduğu bölgelerde,kalkerli araziler üzerinde oluşan topraklardır.Kalkerin içerdiği demir oksit nedeniyle kırmızı renklidirler.

2.KURAK VE YARI KURAK BÖLGE TOPRAKLARI:Yağışların az ,bitki örtüsünün zayıf ve buharlaşmanın fazla olduğu kurakbölgelerde oluşan topraklardır. Yağış azlığına bağlı olaraktoprakta yıkanma azdır.Bu nedenle tuz ve kireç oranı fazladır.

Yarınemli bölgelerde oluşan topraklar bitki örtüsünün(stepler) çürümesi nedeniyle humus bakımından zengin verimli topraklardır.

Çernozyomlar (Kara Topraklar):Orta kuşakta , yarı nemli step sahalarında görülür. Esmer renkli, humus bakımından zengin çok verimli topraklardır.

Kestane ve Kahve Renkli Step Toprakları :Orta kuşakta karaların iç kesimlerinde,az yağış alan step sahalarında oluşur.Humus birikimi az,verimi düşüktür.Özellikle tahıl tarımı için uygundur.

Çöl Toprakları :Humus bakımından fakir topraklardır.Kuraklık ve buharlaşma nedeniyle tuz ve kireç toprak yüzeyini kaplamıştır.Verimsiz topraklardır.

TÜRKİYE’DE TOPRAK ÇEŞİTLERİ

**Yurdumuzda çeşitli iklim tiplerinin görülmesi,diğer etmenlerle beraber farklı toprak tiplerinin oluşmasına neden olmuştur.

1.Yarı kurak iklimin etkili olduğu,İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da Kahverengi Step toprakları,

2.Akdeniz ikliminin etkili olduğu ,Akdeniz,Ege ve Güney Marmara kıyılarında terra-rossa toprakları

3.Doğu Karadeniz kıyılarında yağışın fazla olmasına bağlı olarak,podzolik topraklar,

4.Karadeniz kıyılarında,Akdeniz ve Ege’nin ormanlık alanlarında,Kahverengi orman toprakları,

5.Doğu Anadolu’da Erzurum ve Kars çevresinde,Çernozyom toprakları,

6.Tuz gölü çevresinde çöl toprakları yer almaktadır.

Tagged : /

Türkiye’de Sular

TÜRKİYE’DE AKARSULAR,GÖLLER,YERALTI SULARI, KAYNAKLAR VE KAPLICALAR

AKARSU:Belli bir yatak içerisinde sürekli yada yılın belli dönemlerinde akan su kütlelerine akarsu denir.

POTAMOLOJİ:Akarsuları inceleyen bilim dalıdır.

SEYELAN:Yağmur,kar veya buzulların erimesiyle oluşan ve belirli bir yatağa bağlı olmadan,arazi yüzeyini kaplayacak şekilde akan sulara seyelan denir.

AKARSU HAVZASI:Akarsuyun bütün kollarını ve su topladığı alana akarsuyun havzası denir.

Sularını denize ulaştırabilen akarsuların oluşturduğu havzaya açık havza,sularını denize ulaştıramayan akarsuların oluşturduğu havzalara kapalı havza denir.

Akarsu havzasının genişliği:Ana akarsuyun boyuna,iklim şartlarına,ülke genişliğine ve yüzey şekillerine bağlıdır.

Kapalı Havzalarımız:Tuz Gölü çevresi,Van Gölü çevresi,Afyon Akarçay, Akşehir, Eber, Karmuk, Çavuşlu Gölü,Göller Yöresinde Burdur ve Acıgöl kapalı havzalarıdır.

SU BÖLÜMÜ ÇİZGİSİ:Akarsu havzalarını birbirinden ayıran sınıra su bölümü çizgisi denir.

TABAN SEVİYESİ:Akarsuyun döküldüğü deniz veya okyanus yüzeyine taban seviyesi denir.Akarsu aşındırması bu seviyeye kadar devam eder ve son bulur.

AKARSUYUN DEBİSİ(AKIM):Bir akarsuyun belli bir alanından bir saniyede geçen su miktarına akarsuyun akımı(debisi)denir.(m3/sn)

AKARSU REJİMİ:Bir akarsuyun,yıl içerisinde gösterdiği akım değişikliğine yada su seviyesindeki değişimlere rejim denir.

AKARSU REJİMİNİ VE AKIMINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER:

1.İklim

2.Yer şekilleri

3.Zeminin yapısı

4.Bitki örtüsü

5.Yeraltı suları

6.Göller

7.Beşeri faktörler(İnsan)

TÜRKİYE’NİN AKARSULARI

YURDUMUZDA BAŞLICA AKARSU HAVZALARI:

1.Marmara Havzası:

2.Karadeniz Havzası:

3.Ege Havzası:

4.Akdeniz Havzası:

5.Basra Havzası:

6.Hazar Havzası:

KARADENİZE DÖKÜLEN AKARSULAR:

Başlıcaları,Yeşilırmak,Kızılırmak,Sakarya,Bartın,Çoruh,Yenice,Doğankent,Melet,Pazarderesi,

İkizdere,Fırtına deresi,Değirmendere ve Aksu’dur.

MARMARA DENİZİNE DÖKÜLEN AKARSULAR:

Susurluk,Kocaçay,Kemalpaşa,Nilüfer,Kocabaş,Gönen ve Biga

EGE DENİZİNE DÖKÜLEN AKARSULAR:

Meriç ,Gediz, ,Bakırçay,K.ve B.Menderes

AKDENİZ’E DÖKÜLEN AKARSULAR:

Seyhan,Ceyhan,Asi,Göksu,Manavgat,Dalaman,Kocaçay,Köprüsuyu,Eşençayı

HAZAR DENİZİNE DÖKÜLEN AKARSULAR:

Aras,Kura

BASRA KÖRFEZİNE DÖKÜLEN AKARSULAR:

Fırat,Dicle

AKARSULARIMIZIN ORTAK ÖZELLİKLERİ

1.Akarsularımızın boyları kısadır.Türkiye’nin bir yarımada ülkesi olması ve dağlarımızın genellikle kıyılarımıza paralel uzanması uzun akarsuların oluşmasını engellemiştir.

2.Akarsularımızın taşıdıkları su miktarı düşüktür. Bunun temel nedeni, yağış miktarının az olması ve akarsu havzalarının dar olmasıdır.

3.Engebeli alanlar fazla olduğundan,yatak eğimleri fazla akış hızları yüksektir.Bu nedenle derine aşındırma güçleri ve hidroelektrik potansiyelleri fazladır. Aynı nedenle ulaşıma elverişli değildirler. Bol miktarda alüvyon taşırlar.Bu nedenle zengin birikim şekilleri meydana gelmiştir.

4.Akarsularım rejimleri genel olarak düzenli değildir. Bunun temel nedeniiklim özellikleridir.

5.Akarsularımız balıkçılık açısından zengin potansiyele sahiptirler.

6.Güney Marmara ve Ege bölgesi akarsuları genel olarak tektonik kökenli havzalara yerleşmişlerdir.Ege bölgesi akarsuları grabenler içerisinden akarlar,yatak eğimleri azdır. Menderes adı verilen büklümler meydana getirmişlerdir.

7.Orta ve Batı Toroslarda bulunan akarsular hem yerüstü hemde yer altı ağlarına sahiptir.

8.Akarsularımızın çoğu ülke sınırları içinde doğarak sınırlarımız içinde denize dökülmektedirler. Fırat,Dicle,Aras,Kura ve Çoruh ülkemizden doğarak sınırlarımız dışında denizlere veya göllere dökülmektedirler.Meriç ve Asi ırmakları yurdumuzun sınırları dışından kaynaklarını alarak sınırlarımız içinde denize dökülmektedirler.

TÜRKİYE’NİN GÖLLERİ

GÖL:Kıvrılma,kırılma,çökme ve erime sonucu oluşan çanaklar ile doğal olarak yada insanlar tarafından oluşturulansetlerde suların birikmesiyle oluşan durgun su kütlelerine göl denir.

Oluşum Kökenlerine Göre Göller

A.DOĞAL GÖLLER:

1.Tektonik Kökenli Göller:Tektonik hareketlere bağlı olarak meydana gelen, çökme yada kırılmalar sonucu oluşan çanak­larda meydana gelen göllerdir.

Güney Marmara’da, Kuş Gölü, Ulubat Gölü, İznik Gölü,

İç Anadolu Bölge­sinde, Tuz, Akşehir, Eber Gölleri

Doğu Anadolu Bölgesi’nde,Van, Çıldır, Hazar Gölleri

Göl­ler Yöresi’nde, Burdur ve Acıgöl

2.Karstik Kökenli Göller:Karstik erime ile meydana gelen çukurluklarda oluşan göllerdir. Kovada,Eğridir,Salda,Elmalı,Söğüt,Avlan,Karagöl,Müğren,Hafik,Ulaş,Lota,Demiryurt ,Kestel gölleri .Konya’da Obruk ve Düden gölleri.

3.Krater Gölleri:Volkan konileri veya maar kraterlerinde oluşan göllerdir. Nemrut krater gölleridir. Meke Tuzlası gölü (Türkiye,Konya- Ereğli arası)

4.Buzul Gölleri:Buzulların etkili olduğu alanlar ve dağlarda, buzullar çekildikten sonra ortaya çıkan çanaklarda oluşan göllerdir.Bunlar sirk gölü adı da verilir.Yurdumuzda,Buzul,Sat,Karadağ,KaçkarMercan,Aladağlar,Uludağ,Bolkar ve Bingöl dağlarında bu göllere rastlanmaktadır.

5. Set Gölleri:Vadiler veya çöküntü alanlarının önlerinin doğal setle tıkanması sonucu oluşan göllerdir.

Lav Seti (Volkanik Set)Gölleri:Volkanik püskürmeler ile çıkan ve akan lavların, bir havzanın önünü, setle kapatması sonucunda oluşan göllerdir. Van,Çıldır,Nazik,Haçlı,Balık ve Erçek Gölü.

Heyelan Seti Gölü:Yer kayması sonucu hareket eden ve akarsu vadilerinin önlerini kapatarak kütlenin arkasında oluşan göllere heyelan seti gölü denir. Tortum Gölü, Sera,Abant,Zinav,Sünnet, Borabay ve Yedigöller

Alüvyal Set Gölü:Vadilerin akarsular tarafından taşınan alüvyonlarla dol­ması sonucunda oluşurlar. Sapanca,Uzun göl,Akgöl, Köyceğiz,Gölmarmara,Çamiçi(Bafa), Eymir ve Mogan’dır.

Buzultaş(Moren) Set Gölleri:Buzulların biriktirdiği moren setlerinin gerisinde biriken sular tarafından oluşturulangöllerdir.Yüksek dağlarımızda çok küçük örnekleri bulunmakla birlikte yurdumuzda etkili olmamıştır.

Kıyı Set (Lagün)Gölleri:Deniz kıyılarında, koyların kıyı kordonları ile kapanması sonucu olu­şan göllerdir. Durusu ,Fethiye Ölüdeniz,Büyük ve Küçük Çekmece gölleri.

B.BARAJ GÖLLERİ:

Dar boğazlardan oluşan akarsu vadilerinin önünün doldurularak meydana getirilen setlerin gerisinde biriken su kütlelerinin oluşturduğu göllerdir.

Kızılırmak üzerinde;Hirfanlı, Altınkaya, Kesikköprü, Çubuk,

Yeşilırmak üzerinde;Almus, Hasan ve Suat Uğurlu Barajları

Sakarya üzerinde;Sarıyar,Gökçekaya barajları, Hasan Polatkan

Gediz üzerinde;Demirköprü Barajı

Büyük Menderes üzerinde;Kemer Barajı, Adıgüzel

Ceyhan üzerinde;Aslantaş Barajı, Menzelet

Seyhan üzerinde;Seyhan Barajı

Fırat üzerinde;Keban, Atatürk, Karakaya Barajları

Manavgat üzerinde;Oymapınar

Tarsus Çayı üzerinde;Kadıncık 1–2

Dicle üzerinde;Devegeçidi,Kralkızı

Göksu üzerinde;Göksu

Aksu üzerinde;Kovada1-2,Kepez

YURDUMUZDA BULUNAN GÖLLERİN BAŞLICA ÖZELLİKLERİ

1.Yurdumuz göller bakımından zengin değildir.

2.Göllerimiz belli alanlarda toplanmışlardır.Özellikle,Van Gölü ve Tuz Gölüçevresi ile Göller yöresi ve Güney Marmara’da toplanmışlardır.

3.Bu nedenle göller açısından en zengin bölgelerimiz Doğu Anadolu,Marmara ve Akdeniz’dir.En fakir bölgemiz Güneydoğu Anadolu Bölgesi’dir

4.Oluşum bakımından göllerimizin büyük bölümü tektonik göller durumundadırlar.Doğu Anadolu Bölgesi’nde bulunan göllerin büyük bölümü volkanik set,Karadeniz göllerinin büyük bölümü heyelan set gölü durumundadır.

5.Tektonik göller dışında volkanik,buzul, karstik ve setleşme sonucu oluşan göllerimiz bulunmaktadır.

6.Yurdumuzun en büyük doğal gölü,Van Gölü’dür.Van gölü ilk oluşumu bakımından tektonik bir göldür. Ancak Nemrut dağından çıkan lavlarla oluşan set, gölün bugünkü halini almasını sağlamıştır. Bu nedenle oluşum bakımından hem tektonik hem de volkanik set gölü durumundadır. Bu tür göllere oluşum bakımından karma yapılı göller denir.Sodalı sular nedeniyle büyük bölümünde canlı yaşamına rastlanmaz.Üzerinde feribot aracılığı ile ulaşım yapılmaktadır.

7.Yurdumuzun en büyük yapay gölü Atatürk Hidroelektrik Santralinin oluşturduğu Atatürk Baraj gölüdür.Bu baraj gölümüzdoğal göllerle birlikte ele alındığında ülkemizin üçüncü büyük gölü durumundadır.

8.Tektonik olarak oluşan,Beyşehir,Eğirdir ve Suğla gölleri karstik erimeler sayesinde bugünkü görünümlerinin kazanmışlardır. Bu nedenle hem tektonik hemde karstik göl olarak kabul edilmektedirler.

9.Sularını bir akarsu ile boşaltma imkanı bulunan göllerimizin suları genellikle tatlıdır.Kapalı havzalarda bulunan ve ayağı olmayan göllerimizin suları ise tuzludur.

GÖLLERDE YAŞANAN SEVİYE DEĞİŞİKLERİNİN TEMEL NEDENLERİ

YÜKSELTEN SEBEPLER: Yağışlar,akarsular,seyelan,yer altı suları ve kaynaklar.

DÜŞÜREN SEBEPLER:Buharlaşma,terleme,Gidegenler ve sızmalar.

GÖLLERDEN YARARLANMA

1.Ulaşım ve taşımacılıkta faydalanılır. (Van Gölü)

2.Tarımsal alanların sulanmasında veiçme suyu olarak yararlanılır.

3.Kurumuş olan eski göl alanları verimli tarım alanları meydana getirir.(Amik Gölü)

4.Göl ve göl çevresi turizm ve dinlenme açısından önem imkanlar oluşturur.(Abant Gölü, Sünnet,

Yedigöller,Kuş (Manyas),Nemrut,Uzungöl)

5.Tatlı su balıkçılığı yapılmasına imkan verir.Ulubat,Eğridir,Beyşehir,Eber,Marmara,Bafa ve Köyceğiz

6.Elektrik üretilmesine imkan verir. Elektrik üretilen doğal göllerimiz,Tortum,Kovada ve Hazar

7.Soda, tuz elde edilir.Tuz,Meke veTuzla göllerinden tuz elde edilmektedir.Van gölü soda üretim potansiyeline sahiptir.

YERALTI SULARI VE KAYNAKLAR

YER ALTI SUYU:

Yeryüzüne düşen yağışların bir bölümü bitkiler tarafından emilir (interserpsiyon),bir bölümü toprak tarafından emilir,bir bölümü ise yüzeysel akıma geçerek akarsulara ulaşır.Bunların bir bölümü ise kum,çakıl,kireç taşı(kalker) gibi toprak tanecikleri arasındaki küçük boşluklardan, süzülerek derinlere doğru iner.Toprağın derin­liklerine inenbu sular, geçirimli olmayantabakalara ulaştığında (Kil, marn, şist, granit gibi taşlar ise geçirimsizdir), burada birikir.Böylece, yer altı su tabakası oluşur.Yer altı suları altta bulunan geçirimsiz tabaka üzerinde bulunan geçirimli tabakada biriktiklerinde taban suyunu meydana getirirler.Taban suyunun üst seviyesine taban suyu seviyesi veya su tablası adı verilir. Özellikle alüvyal ovaların tabanında ve vadi tabanlarındazengin ve yüzeye yakın olarak bulunurlar. İçme suyu ve tarımsal alanlarda sulama suyu olarak yoğun şekilde kullanılırlar. Yer altı suları özellikle yarı kurak alanlarda tarımsal sulama ihtiyacının karşılanmasında büyük önem taşırlar.

YER ALTI SUYUNUN MİKTARINI VE BESLENMESİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

1.Yağış

2.Yüzeyin eğimi

3.Bitki örtüsü

4.Zemini oluşturan taşların geçirimlilik derecesi

KAYNAKLAR

KAYNAK (GÖZE-BULAK-MEMBA-EŞME-PINAR):Yer altısularının kendiliğinden yeryüzüne çıktığı yerlere kaynak (göze) denir. Bunlar yüzeyeçıktıkları verin özelliğine göre yamaç, fay ve vadi kaynağı gibi adlar alırlar.Kendiliğinden yer yüzüne çıkamayan sulardan da kuyular açılarak ya­rarlanılır. Kaynaklar sıcak yada soğuk su kaynakları olarak iki gruba ayrılırlar.Türkiye’nin oluşumu yakın zamanda gerçekleştiği için, yer kabuğunda kırık ve çatlaklar çok yaygındır. Sıcak su kaynakları ve maden suları­ bu kırık ve çatlak hatlarının çok olduğu alanlarda yoğunlaşmaktadır.

1.ARTEZYEN (BASINÇLI YER ALTI SULARI):

İki geçirimsiz tabaka arasında bir geçirimli tabakanın bulunduğu kıvrımlı yapılarda oluşan basınçlı kaynaklardır. Yer yüzüyle temas halinde olan geçirimli tabakaya, yağmur ve kar erimeleriyle sızan sular, iki geçi­rimsiz tabaka arasında birikir. Bu tür yerlerde açılan kuyularda su birleşik kaplar yasası uyarınca yer yüzüne fışkırarak çıkar. Yurdumuzdaki en zengin artezyen kaynakları Trakya’da ve Konya Ovası’nda bulunmaktadır. Artezyen kaynakları Türkiye’de çok yaygındır.Yurdumuzdailk artezyen kuyuları Trakya’da açılmıştır.İlk dönemlerde fabri­kaların su ihtiyacını karşılamak kullanılmış daha sonra yaygınlaşarak içme ve sulama amacıyla da kullanılmaya başlanmıştır.

2.KARSTİK KAYNAKLAR(VOKLÜZ):

Kolay eriyebilen taşlar içerisinde özellikle kireç taşı ve alçı taşı arasında oluşankaynaklardır.Türkiye’de çok yaygındır. Özellikle Toros dağlarında Antalya çevresi ve Göller Yöresi, İç Anadolu, Doğu Anadolu, Karadeniz ve Trakya’nın kalkerli arazileri bu kaynaklar açısından zengindir.Karstik kaynakların en önemli özelliği, sularında bol miktarda kireç yada alçıtaşı eriyiği bulunmasıdır. Türkiye’deki yerleşim birimlerinin önemli bir kısmı içme suyu ihtiyacını bu karstik kaynaklardan sağlamaktadır. Bunlar çoğunlukla gür kaynaklardır.Akarsu oluşumuna sebep olabilmektedirler.(Manavgat-Köprü çayı)

3.VADİ KAYNAKLARI:

Vadi yada yamaçların yer altı su tablasını kestikleri yerlerde meydana gelirler.

4.TABAKA KAYNAKLARI:

Genellikle vadi yamaçlarında alt kısımların her iki yanından, geçirimli tabakanın yeryüzüne temas etmesiyle yüzeye çıkan kaynaklardır.Özellikle yağış sularıyla beslenirler. Ülkemizde çok fazla görülmektedirler.

5.FAY KAYNAKLARI:

Yer altı sularının fay hatlarından yüzeye çıkmasıyla oluşurlar. Bunlar sıcak veya ılık, mineral bakımından zengindirler.Debileri ve sıcaklıkları yıl içinde fazla değişmez.Özellikle Ege ve Güney Marmarabölümündeki grabenler ile Kuzey Anadolu Fay Kuşağı fay kaynakları bakımından zengin alanlardır.

5.GAYZER KAYNAKLARI:

Genellikle etkin volkanların bulunduğu yerlerde gazların basıncıyla, belirli aralıklarla fışkırarak yeryüzü­ne çıkan sıcak su kaynağıdır.Yurdumuzda gayzer kaynağı bulunmamaktadır.

YURDUMUZDA BULUNAN KAPLICA VE MADEN SULARI

1.GÜNEY MARMARA KAPLICALARI:

Yalova kaplıcaları,Türkiye’nin ilk modern termal tesisleridir. Romatizma ve bazı sindirim hastalıklarında etkili olduğu kabul edilmektedir. Önemli kaplıca turizmi merkezlerinden biridir.Bursa’da Çekirge kaplıcaları, İnegöl ve Mustafa Kemal Paşa’daki kaplıcaları.Güney Marmara’daki diğer kaplıcalar Balıkesir’de Gönen ,Balya (dağ ılıcası), Burha­niye, Edremit, Susurluk ve Havran’da kaplıcalar bulunmaktadır.Çanakkale’de bulunan başlıca kaplıcalar, Kestanbolu, Çan, Külcüler’de yer almaktadır.

2.BATI VE GÜNEYBATI KAPLICALARI:

Ege Bölgesi’nde kırık hatlarının fazla olması, kaplıca ve ılıcaların yaygın olmasına neden olmuştur.

Denizli’de Pamukkale ve Karahayıt kaplıcaları,Gölemez’de çamur ılıcası, Kavakbaşı ve Sarayköy ılıcaları,İzmir’de Balçova (Agamemnon kaplıcaları), Çeş­me’de Şifne ve Ber­gama’da kaplıcalar bulunmaktadır.Manisa’da Alaşehir maden suyu ve kaplıcası, Salihli (Kurşunlu kaplıcası ve çamur hamamı) ve Turgutlu’daki kaplıcalarönemli kaplıcalardır.Aydın’da birçok kaplıca vardır. Muğla kaplıca­ları ve Köyceğiz Gölü kenarındaki Sultaniye kaplıcası Sultaniye’de bulunan Kapniç kaplıcası, Türkiye’de radyoaktivitesi en yüksek şifalı su kaynağıdır.

3.İÇ EGE KAPLICA VE MADEN SULARI:

En önemli merkez Afyon’dur. Sandıklı’da kaplıca ve çamur banyoları bulunmaktadır.Diğer önemli kaplıcalar Gazlıgöl, Ömerle ,Geçek kaplıcaları,Kütahya’da Yoncalı kaplıcaları, Gediz ilçesinde Murat dağı kaplıcaları, Tavşanlı (Gökbel) ve Simav kaplıcalarıdır.

4.GÜNEY ANADOLU KAPLICA VE MADEN SULARI:

İçel’de Mersin içmesi, Tarsus Akçakovalı, Taşbükü içmeleri, Mut ve Saparca kaplıcaları önemli merkezlerdir. Hatay’da Erzin içmesi, Başlamış kaplıca ve içmesi ile Reyhanlı kaplıcası en önemli kaplıca ve içmelerdir.

Bunların dışında, İç ve Doğu Anadolu ile Kuzey Anadolu’da birçok kaplıca bulunmaktadır.

Eskişehir kaplıcaları,Sakarya Ilıcası, Laçin ve Adahisar içmeleri,Ankara çevre­sinde Kızılcahamam, Ayaş ve Haymana kaplıcaları,Konya, Aksaray, Kayseri, (Tekgöz ve Bayramhacı) Niğde, Kırşehir (Karakurt, Terme, Bulamaçlı) ve Yozgat (Sarıkaya ve Sorgun).Bolu’da büyük ve küçük Bolu kaplıcaları, Ömerler maden suyu, Derdin kaplıca ve İçmesi, Berkköy ve Çepni maden suları en önemli kaplıcalardır.Tokat’ta Sulusaray, Çorum’da Mecit­özü ve Figanî, Havza ve Lâdik kaplıcaları, Malatya’da, Darende ve Balaban içmesi, Diyarbakır’ın Çermik kaplıcası, Mardin Midyat kaplıcaları.Doğu Anadolu’daki başlıca kaplıcalar Erzurum (Ilıca, Dumlu, Pasinler) Bingöl (Kös), Siirt (Sağlarca) ve Ağrı (Diyadin) kaplıcalarıdır.

kaynak:cografyamvehayat.com

Tagged :

Türkiye’nin Yeryüzü Şekilleri

TÜRKİYE’DE YERYÜZÜ ŞEKİLLERİNİN OLUŞUMU VE GENEL ÖZELLİKLERİ

JEOLOJİK DEVİRLERDE MEYDANA GELEN GELİŞMELER:

A.BİRİNCİ JEOLOJİK ZAMAN (PALEOZOİK):

1.Büyük oranda,tortul taşlar ve sert kireç taşlarından meydana gelen,İstanbul ve Zonguldak çevresi,Ilgaz ve Sultan dağları,Ala dağlar ve Bolkar dağları,Mardin çevresi,Menteşe yöresi ve Menderes kütleleri oluşmuştur.

2.Yaşanan sıcak ve nemli dönemler sonucunda oluşan büyük ormanlar tortul tabakalar içerisinde kalarak taş kömürünü meydana getirmiştir.Zonguldak taş kömürü yatakları da bu zamanda oluşmuştur.

B.İKİNCİ JEOLOJİK ZAMAN (MEZOZOİK):

1.Birleşik olan kıtalar birbirinden uzaklaşarak ayrılmaya başlamıştır,

2.Kuzeyde Avrasya kıta platformu,güneyde Afrika ve Hindistan kıta platformları arasındabüyük Tetis denizi oluşmuştur.(Günümüzdeki,Atlas Okyanusundan-Himalayalara kadar)

3.Günümüzdeki Toroslar ve Doğu Anadolu’nun büyük bölümü bu denizin tabanı durumundaydı.

4.Tetis denizi,milyonlarca yıl süren aşındırma ,taşıma ve biriktirmelere bağlı olarak büyük bir birikim alanı (Jeosenklinal) durumuna gelmiştir.

5.Bu dönemde,günümüzdeki Kuzey Anadolu dağlarımız sığ denizlerle kaplıydı.

6.Tetis denizinde oluşan büyük birikim alanı ikinci zamanın sonuna doğru kıvrılma hareketleriyle yükselmeye uğramış ve kara görünümü almıştır.

7.Alp-Himalaya kıvrım hareketine bağlı olarak yurdumuzda oluşan arazilerde ,2.zaman sonundan özellikle, 3.zaman başlarından itibaren şiddetli bir aşınma dönemi başlamıştır.

C.ÜÇÜNCÜ JEOLOJİK ZAMAN (TERSİYER):

1.Alp orojenik hareketleri şiddetli bir aşamaya girmiştir.

2.Bu hareketlere bağlı olarak,Tetis birikim alanları(Jeosenklinal) hızla yükselerek,Kuzey Anadolu ve Toros dağ kuşaklarını meydana gelmiştir.

3.Günümüzde Karadeniz’in yerleştiği alan, sığ bir iç deniz durumundadır.

4.İç Anadolu’nun çukur alanları göl haline gelerek tortul birikmeler oluşmaya başlamıştır.

5.Yurdumuzda,linyit,petrol ve tuz yatakları oluşmuştur.

6.Zamanın sonlarına doğru,Anadolu yarımadası yan basınçlara uğrayarak,bütünüyle yükselmeler, kubbeleşmeler,derin ve uzun faylar oluştu.

7.Karadeniz ve Akdeniz’in yerleştiği alanlarda derinlik arttı.

8.Oluşan fay hatları ülkemizin günümüzde etkin bir deprem alanında bulunmasına neden olmuştur.

D.DÖRDÜNCÜ JEOLOJİK ZAMAN (KUATERNER):

1.Mevcut fay hatlarına bağlı olarak,yeryüzüne çıkan lavlar,Doğu Anadolu ve İç Anadolu’da belirli hatlar boyunca volkan konilerinin oluşmasına neden olmuştur.(Nemrut,Erciyes,Tendürek,Hasan dağı)

2.Yaşanan iklim değişmelerine bağlı olarak, etkisi az olmakla beraber ,Batı Anadolu’da 2200m.Doğu Anadolu’da 2500m den yüksek alanlarda buzullaşma meydana gelmiştir.

3.Günümüzde Ege denizinin bulunduğu kara parçası (Egeid), doğu-batı yönlü fayların etkisiyle bloklar halinde çökmüş,Akdeniz’in sularının işgaline uğramıştır.

4.Egeid kara parçasında yer alan yüksek alanlar binlerce ada meydana getirmiştir.

5.Ege denizini oluşturan sular vadi ve boğazları doldurarak Karadeniz’e ulaşmıştır.

6.Bunun sonucunda İstanbul ve Çanakkale boğazları meydana gelmiştir.

TÜRKİYE’NİN YAKIN JEOLOJİK DÖNEMDE OLUŞMASININ GENEL SONUÇLARI:

1.Ortalama yükselti fazladır.

2.Büyük oranda Alp orojenik hareketleriyle oluştuğundan,dağlar genelde doğu-batı yönlü olarak uzanmaktadır.

3.Batıdan doğuya gidildikçe yükselti artmaktadır.

4.Yoğun olarak depremler yaşanmaktadır.

5.Zengin linyit yataklarına sahiptir.

6.Yüksek ve geniş düzlüklere sahiptir.

7.Dış kuvvetler oldukça güçlüdür.Akarsular denge profiline ulaşmamıştır.

A.TÜRKİYE’NİN DAĞLARI VE COĞRAFİ DAĞILIŞLARI

1.OROJENİK HAREKETLERLE MEYDANA GELEN DAĞLAR

KIVRIM DAĞLARI(SIRADAĞLAR)

Orojenik hareketler, kıtaların birbirine yaklaşmaları sonucunda meydana gelirler.Yerkabuğu üzerindeki yüksek alanlar dış kuvvetlerin etkisiyle aşındırılır.Aşınan malzeme eğim doğrultusunda taşınarak çukur alanlarda yada göl ve deniz diplerinde biriktirilir.Bu büyük birikim alanlarına Jeosenklinal adı verilir.Jeosenklinallerde birikmiş olantortulların yan basınçlar ve sıkışmaların etkisiyle kıvrılması yada kırılması ile meydana gelen olaylara Orojenez denir.Jeosenklinal alanlarındaki tortullar genç ve elastiki birikimler ise yan basınçların etkisiy­le sıkışarak kıvrılır.Böylece kıvrım dağları meydana gelir.Kıvrılmalar sonucunda yüksek­te kalan kısımlaraAntiklinalalçakta kalankısımlaraSenklinal adı verilir.

KIRIK DAĞLARI

Jeosenklinallerde birikmiş olan tortullar sert ve yaşlı kütlelerden oluşmuşsa orojenik hareketler sırasında yan basınçlar ve sıkışmala­rın etkisiyle kıvrılamaz, kırılırlar.Kırılma sırasında oluşan çatlamalara Fay adı veri­lir.Fay hattı boyunca çöken kısımlara Graben,çökmeyen yüksekte kalan kısımlara ise Horst adı verilir.

2.VOLKANİK DAĞLAR

Yerin derinliklerindebulunan kızgın, ergimiş haldeveyüksek bir basınç altında bulunanmağmanın üzerindeki, basıncınartması durumundayerkabuğunun kırıklı alanlarından yeryüzüne çıkar.Mag­manınyeryüzüne çıkmasınavolkanizma, magmanın çıktığı yerle­reyanardağ veya volkandenir.Yeryüzüne çıkanerimiş haldekimaddelere lavdenir. Bunun dışında volkanizma sırasında yeryüzüne katı olarak volkan bombasıadı verilen taşlar,kül, tüf,su buharıve diğer çeşitli gazlar çıkar. Bu maddeler yeryüzüne çıkarak koni şeklinde birikirler.Buna volkan konisi adı verilir. Volkanın ağzında bulunan çukurluğaKraterdenir. Kraterin yan kısımlarının çökmesi yada patlama ile parça­lanarak dağılması ile geniş­leyen geniş kraterlereKalderaadı verilir.Volkanik püskürmeler sırasında yeryüzüne yakın yerlerde gaz patlamalarından kaynaklanançukur­luklara Maaradı verilir.

Pasifik Okyanusu’nun kenarında bir kuşak üzerinde aktif volkanlardan oluşan hatta Pasifik Ateş Çemberi adı verilir.Diğer bir kuşak Alp-Himalaya sistemiüzerinde yer alır, bu kuşak Güney Avrupa’dan başlayarak Anado­lu üzerinden İran’a oradan Himalayalara ve Güney Asya’ya kadar ulaşır.

KITA OLUŞUMU (EPİROJENEZ)

Yer kabuğunu meydana getiren tabakaların karşılıklı durumları bozulmadan geniş alanlarda ve

yavaş biçimde oluşan,dikey yöndeki yaylanma hareketleridir.Bunlar hafif yükselme ve alçalmalar şeklinde meydana gelir.

Epirojenezi Meydana Getiren Temel Nedenler:

1.İzostatik Nedenler:Yeryüzündeaşınan alanlarıkütle kaybeder, bu nedenle hafifler ve yükselir. Büyük birikim alanları ise zamanla ağırlaşır ve alçalır.Bu durum yaylanmalara neden olur.

2.Termik Nedenler:Buzullarla kaplı alanlarda ağırlığın etkisinde kalan karasal kütleleralçalır ve çöker, yakın çevrelerinde ise yükselme meydana gelir.Buzulların erimesi durumunda ağırlık ortadan kalktığından karalar hafifler ve yükselir.

Transgresyon(Deniz ilerlemesi):Epirojenik hareketler sırasında karalar alçalır veya deniz tabanı yükselirse deniz karaya doğru ilerler. Buna transgresyon denir.

Regresyon (Deniz gerilemesi):Karalarda yükselme yada deniz tabanında çökme oluştuğunda deniz geriye çe­kilir. Buna da regresyon denir.

Epirojenik Hareketlere Bağlı Olarak:

1.Kara ve deniz dağılışında değişme meydana gelir.

2.Ortalama yükselti değişir.

3.Kıyı taraçaları meydana gelir.

TÜRKİYE’DE DAĞLARIN COĞRAFİ DAĞILIŞLARI

1.Kuzey Anadolu Dağları:

Alp sisteminin ülkemizdeki kuzey kanadını meydana getirmektedirler.Bunlar Kocaeli yarımadasının doğusundan başlayarak Gürcistan sınırına kadar uzanırlar.

Yıldız Dağları,Trakya’nın kuzeyinde,Karadeniz kıyısına paralel olarak kuzeybatı-güneydoğu

doğrultusunda uzanırlar, 800 ile 1000 m arasındaki yükselti,İstanbul Boğazı’na doğru alçalır ve yükseltisini tamamen kaybeder.

Kuzey Anadolu dağlarının en yüksek noktası, Doğu Karadeniz’de Kaçkar Dağlarıdır. (3937 metre). Kaçkar dağları üzerinde buzul şekilleri bulunmaktadır.Kıyı ileiç kesimler arasındaki ulaşım, Kalkanlı(Zigana) geçidi ile sağlanır.Orta Karadeniz’de bulunan dağlar dış kuvvetlerin etkisiyle aşınarak yükseltilerini kaybetmiştir.Burada bulunan Canik Dağları yüksek plato görünümündedir. Batı Karadeniz’de yükselti tekrar artar. Dağlar kıyıdan iç kesimlere doğru birbirine ve kıyıya paralel sıralar halinde uzanırlar.Batı Karadeniz’de yer alan bu dağlar, kuzeyden güneye doğru, Küre,Bolu, Ilgazve Köroğlu Dağlarıdır.( 2000-2500 metre)

2.Güney Anadolu Dağları (Toroslar):

Alp kıvrım kuşağının güney kanadını meydana getiriler.

Batı Toroslar,Antalya körfezinin iki yanında uzanır.Göller Yöresi’ne doğru birbirine yaklaşırlar . Beydağları, Elmalı Dağları, Geyik Dağları ve Sultan dağlarından oluşur.Ortalama yükseklikleri, 2000-2500 m civarındadır.Kıyılar ve iç kısımlar arasında ulaşımı büyük oranda engellerler.Bu nedenle ulaşım geçitlerden sağlanır.Çubuk geçidi,Göller Yöresini Antalya’ya, Sertavul geçidi ve Göksu vadisi İç Anadolu’yu Silifke’ye bağlar

Orta Toroslar,Taşeli platosu ile Uzun yayla arasında yer alırlar.Burayı oluşturan önemli dağlar olan Bolkar ve Aladağlar(3500m),kuzeydoğuya doğru,Tahtalı ve Binboğa dağları ile devam etmektedir. Orta Toroslar’da ulaşımı engellediğinden,ulaşım Gülek boğazından sağlanır.Nur (Amanos) dağları, İskenderun Körfezi’nin doğusunda,kuzey-güney yönünde uzanmaktadır.Amik ovası ile Çukurova arasındaki ulaşım bu dağlar üzerindeki Belen Geçidi ile sağlanır.

3.Güneydoğu Anadolu Dağları :

Bölgeyi kuzeyden bir yay gibi kuşatan Güneydoğu Toroslar bölgenin en önemli dağlarını meydana getirirler.Bu dağların en yüksek noktası Hakkari’de bulunan Buzul dağlarının doruğudur. (Ulu doruk 4135m) Güneydoğu Toroslar bölgeyi, Doğu Anadolu bölgesinden ayıran doğal bir set durumundadır.Burada bulunan başlıca dağ sıraları,Malatya Dağları,Genç Dağları,Bitlis Dağları, Hakkari Dağları’dır.Karacadağ volkanik kütlesi bölgeyi tam ortadan iki bölüme ayırmıştır. Geniş yayvan ancak yükseltisi fazla olmayan volkanik bir alan meydana getirmiştir.Mardin Eşiği,1000m civarında yükseltiye sahiptir.Doğuya doğru yükselti artar.

4.Doğu Anadolu Dağları :

Kuzey ve Güney Anadolu dağları burada birleşerek oldukça dağlık ve engebeli bir saha meydana getirmişlerdir.Kuzeyden-güneye doğru üç dağ sırası yer alır;

1.Sıra: Çimen, Kop, Mescit, Allahüekber ve Yalnızçam dağlarından, (Karadeniz’den ayırır)

2.Sıra: Mercan, Palandöken,Aras Güneyi ve doğuda Ağrı Dağından,

3.Sıra:Güneydoğu Toroslar’dan (Güneydoğu Anadolu’dan ayırır) meydana gelmektedir.Bölgenin diğer önemli dağları,Karagöl ve Bingöl dağlarıdır.Bölgenin doğusunda,Van gölünün kuzey ve batı kesimlerini ine alacak şekilde,kuzeydoğu –güneybatı yönünde uzanan volkanik dağlar yer almaktadır.Bunlar,Büyük Ağrı, Küçük Ağrı, Süphan, Nemrut, Tendürek dağlarıdır.

5.İç Anadolu Dağları :

Kuzey ve güney kısımları sıradağlarla çevrilidir.İç kısımlar,sade bir görüntüye sahiptir.Ana görüntü olarak geniş bir plato görünümüne sahiptir.Kuzeyde Ankara çevresinde yer alan Elmadağ ve İdris dağları ve Ayaş dağları,batıda Mihalıççık dağları,Sündiken dağları,ve Sivrihisar dağları yer almaktadır.Bozok platosunun doğusunda,Ak dağlar ,Uzunyayla platosunun kuzey ve batısında Tecer ve Hınzır dağları yer almaktadır.Bölgenin güneydoğusunda, kuzeydoğu-güneybatı yönünde uzanan genç volkanik dağlar yer almaktadır.Erciyes,Melendiz,Hasan,Karacadağ ve Karadağ bölgede yer alan volkanik dağlardır.

6.Batı Anadolu Dağları :

Ege bölgesinin ,İç Batı Anadolu bölümünde,Sandıklı,Murat,Eğri göz ve Emirdağ yer alır. Bursa çevresinde,Türkmen,Domaniç ve Uludağ(Eski bir iç volkanik kütlenin aşınması sonucu oluşmuştur) bulunmaktadır. Edremit Körfezinin kuzeyinde Kaz dağı, Çanakkale Boğazı güneyinde Biga dağları yer alır.Gediz vadisinin kuzeyinde,Yunt ve Kozak dağları,Gediz ve Küçük Menderes vadileri arasında, Boz dağ,Küçük ve Büyük Menderes vadileri arasında Aydın dağları. Güneyde yer alan Menteşe dağları oldukça engebeli bir sahadır.Bu alanda ayrıca Honaz ve Babadağ yer almaktadır. Batı Anadolu’da Ege bölgesinin asıl Ege bölümünde bulunan dağların tamamına yakını Horst durumundadır.Bunlar doğu-batı yönlü birbirine paralel fayların kırılarak çökmesi sonucunda yüksekte kalan kısımlardan(Horst)meydana gelmişlerdir.Doğu-batı yönünde Ege Denizine dik olarak uzanırlar.(Kuzeyden güneye doğru Madra dağı,Yunt dağı, Boz dağlar ve Aydın dağları)

TÜRKİYE’NİN YERYÜZÜ ŞEKİLLERİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ

1.Türkiye’nin gerçek alanı,814.578 km2,izdüşüm alanı,779.452 km2 dir.Dolayısıyla gerçek alan ile izdüşüm alanı arasında 35.126 km2 fark meydana gelmektedir.Bu durum,ülkemizde ortalama yükselti ve engebeli alanların fazla olduğunu göstermektedir.(Ülkemizde ortalama yükseltisi 1132 metredir.)

2.Ülkemizde ana şekillerin oluşumu özellikle 3. ve 4. Jeolojik zamanlarda meydana gelmiştir.Bu nedenle büyük oranda genç arazi yapısına sahiptir.

3.Türkiye, Alp-Himalaya genç kıvrım dağlar kuşağı üzerinde yer almaktadır.

4.Özellikle kuzey ve güney kıyılarımızda yer alan dağ sistemleri , Alp-Himalaya kuşağındaki kıvrım hareketlerine bağlı olarak meydana gelmiştir.

5.Alp kıvrım hareketleriyle yükselen bu alanlarda daha sonra kuvvetli bir aşınma dönemi başlamıştır. Özellikle akarsuların etkisiylebüyük oranda alçalma yaşanmıştır

6.Yükselti batıdan doğuya doğru artmaktadır,Ege kıyılarından başlanarak, İç Batı Anadolu bölümüne gelindiğinde ortalama 1 000 metreye varan yükselti, İç Anadolu’nun doğusunda 1200 metreye ulaşır,doğuya doğru artan yükselti,Doğu Anadolu platolarında 2000-2500 metreye çıkmaktadır.

7.Yükseltinin batıdan-doğuya doğru artmasına bağlı olarak,sıcaklık düşer,donlu ve karlı günlerin sayısı artar,yağış miktarı artar,tarımsal ürünler geç olgunlaşır,ulaşımda güçlükler artar,kışların süresi uzarken,yazlar daha kısa sürer.

8.Ülkemizde,dağların geniş yer kaplaması ve engebeli alanla fazla olması, ulaşımı zorlaştırıryol yapım maliyetini arttırır,kısa mesafelerde iklim şartlarında büyükdeğişmelere neden olarak,bitki örtüsü çeşitliliğinin artmasında etkili olur,tarım alanı daralır, yerleşme güçleşir, erozyonun ve heyelanların fazla olmasına neden olur, akarsuların akış hızının fazla olmasına neden olarak, hidroelektrik potansiyelin artmasını ağlar( Özellikle Doğu Anadolu en yüksek potansiyele sahiptir.)

9.Dağlar doğal su deposu durumundadırlar,kış turizminin gelişmesini sağlarlar.Peneplen alanlarının yükselmesiyle oluşan,yüksek ve geniş düzlüklerin oluşturduğu yaylalar hayvancılığın gelişmesine ve turizme önemli katkılar sağlar.

10.Dağlarımız genel olarak ,Alp-Himalaya sisteminin etkisiyle doğu-batı yönlü uzanışa sahiptirler. Genel olarak,Akdeniz ve Karadeniz’dekıyıya paralel, Ege Bölgesi’ndedik bir uzanışa sahiptirler.

11.Akdeniz ve Karadeniz’de dağlarımızın kıyıya paralel uzanmasına bağlı olarak,deniz etkisi iç kısımlara giremez,kıyılar iç kısımlardan daha fazla yağış alır,buna bağlı olarak ormanlar kıyıda yoğunlaşmıştır,kıyı ile iç kısımlar arasında ulaşım zordur, yol yapım maliyeti yüksektir.Kıyılarda tarım alanları ,doğal liman ve koylar az, falezler yaygındır.Boyuna kıyı tipi oluşmuştur.

Bunlara bağlı olarak,dağların denize bakan yamaçlarıyla iç kısımlara bakan yamaçları arasında iklim, bitki örtüsü, yetişen ürünler farklıdır.

12.Ege kıyılarında büyük oranda dağlar kıyıya dik uzanmaktadır.Bunun sonucu olarak,

doğu-batı yönünde,ulaşım kolay, yol yapım maliyeti azdır.Deniz etkisi iç kısımlara kadar girebilmektedir.Bu durum İzmir limanının ardında geniş bir hinterlandın oluşmasını sağlayarak önemli duruma gelmesini sağlamıştır.Kıyılarda girinti,çıkıntı,doğal limanlar ve körfezler fazladır. Enine kıyı tipi oluşmuştur.

13.Kuzey ve Güneyde yer alan sıradağlarımız,Doğu Anadolu’da, birbirine yaklaşmaktadır. Bu nedenle bölge Türkiye’nin en yüksek bölgesi,çatısı durumundadır.Bu duruma bağlı olarak, karasal iklim egemendir.Kışlar soğuk ve uzun, yazlar kısa geçer. Tarım alanları dar,tarımsal ürün çeşidi ve üretim miktarı azdı.Bu nedenle, hayvancılık en önemli geçim kaynağı durumundadır.Engebe,yükselti ve uzun kış koşulları yol yapım ve bakım maliyetini yüksektir.Akarsuların hidroelektrik potansiyeli fazladır.

14.İç Anadolu etraf yüksek dağ1arla çevrilidir,kıyı alanları ile bölge arasında doğal bir set meydana getirmiştir.Ancak bölge içerisinde genel olarak yer şekilleri sadedir.Buna bağlı olarak,karasal iklim egemendir,kapalı havzalar geniş alanlar kaplamaktadır,ülkemizde platoların en yaygın olduğu bölgedir.Geniş düzlük alanlar nedeniyle tarım alanları fazladır. Bölge içinde ulaşım kolay, yol yapım maliyeti düşüktür.Yurdumuzun en önemli tahıl ekim alanlarına sahiptir.Arazinin uygun olması tarımsal iş makinelerinin kullanımını arttırmıştır.

15.Marmara bölgesi ülkemizde ortalama yükseltinin en az olduğu bölgedir.Buna bağlı olarak,tarım alanları fazla,ulaşım kolay, yol yapım maliyeti düşüktür.

16.Güneydoğu Anadolu bölgemiz büyük oranda ova ve platolarla kaplanmıştır.Düzlüklerin fazla olması, tarım alanlarının geniş ve ulaşımın kolay olmasına neden olmuştur.

B.TÜRKİYE’NİN ÖNEMLİ OVALARI VECOĞRAFİ DAĞILIŞLARI

Ova:Akarsularla parçalanmamış ve çevresine göre alçakta bulunan geniş düzlüklere ova denir.

Oluşumlarına Göre Ovalar:

1.Tektonik(Çöküntü) Ovaları:Bursa,Muş,Erzincan,Manyas, Susurluk, Karacabey, Adapazarı, Malatya,Pasinler

2.Delta Ovaları:Çukurova,Bafra,Çarşamba

3.Karstik Ovalar:Muğla,Elmalı,Ketsel,Kovada, Gölova, Korkuteli, Gölhisar, Elmalı,Ula, Tefenni Acıpayam

4.Göl yeri Ovaları:Akşehir,Eber,Hotamış,Sultan sazlığı çevresindeki ovalar

5.Dağ eteği Ovaları:Nur dağlar eteğindeki ovalar

Bulundukları Yere Göre Ovalar:

1.Kıyı Ovaları: Deniz kıyılarında bulunan ve 150-200 m.ye kadar yükselebilen ovalardır.Genişlikleri veuzunlukları bulundukları kıyıların özelliğine ve akarsu havzasının büyüklüğüne göre değişir. Bunların başlıcaları: Çarşamba (Yeşilırmak), Bafra(Kızılırmak), Sakarya(Sakarya), Çukurova (Seyhan ve Ceyhan), Ege Bölgesi’nde kırılma veya çökmeler sonucu oluşmuş çukurlukların akarsular tarafından taşınan alüvyonlarla doldurulması sonucu oluşan ovalar,Bakırçay(Bakırçay) ,Gediz (Gediz),Küçük Menderes,Büyük Menderes ovaları.Göksu Deltası(Silifke Ovası),(Göksu),Dalaman, Köyceğiz,Eşen,Finike,Manavgat ve Samandağ Ovaları diğer kıyı ovalarıdır.

1.İç Bölgelerdeki Ovaları:

Bergama,Soma,Kırkağaç,Torbalı,Tire,Bayındır,Ödemiş,Manisa,Akhisar,

Turgutlu,Salihli, Alaşehir, Söke,Koçarlı,Aydın,Yenipazar,Nazilli,Sarayköy

Kütahya,Simav,Afyon,Sandıklı,Karacabey,Balıkesir,Pasinler,Erzurum,Erzincan,

Suşehri,Niksar,Erbaa,Taşova,Ladik,Merzifon, Suluova, Tosya,Çerkeş, Bolu,Düzce,Muş,

UluovaBingöl,Ardahan,Iğdır,Afşin-Elbistan,Bulanık, Konya,Ereğli, Eskişehir, Kayseri,Develi,Ankara,Amik,Burdur,Tefenni,Isparta,Gelendost, Gençali,Ergene, Malatya,

Korkuteli,Elmalı,Ketsel,Gembos,Yellice,Şuhut,Karabedir, Çukurkuyu, Dörtyol-Erzin ovaları,Yüksekova,Harran başlıca iç ovalarımızdır.

Ovaların Ekonomik Yaraları:

1.Önemli tarım alanlarıdır.

2.Hayvancılık açısından önem taşırlar.

3.Yeraltı ve yerüstü suları bakımından zengin kaynaklara sahiptirler.

4.Ovalarda,ulaşım kolaydır, yol yapım maliyeti azdır.

C.TÜRKİYE’NİN DENİZLERİ VE KIYILARI

Ülkemiz üç tarafı ,Karadeniz, Akdeniz, Ege Denizi ve Marmara Denizi ile çevrili bir yarımada görünümündedir.Ülkemizde kıyılarımızın toplam uzunluğu 8337 km.yi bulmaktadır.Kıyılarımız içinde en fazla uzunluğa Ege Denizi kıyıları sahiptir.

Karadeniz deniz sınırı………………..: 1695 km

Gürcistan sınırı-İstanbul Boğazı…….:1518 km,

İstanbul Boğazı-Bulgaristan sınırı…..: 177 km)

Akdeniz deniz sınırı ………………….: 1577 km

Ege Denizi sınırı ………………………: 2805 km

Seddülbahir-Meriç Nehri ağzı……….:212 km

Kumkale- Dalaman çayı ağzı…………: 2593km)

Marmara denizi ve Boğazlar sınırı…..: 1189 km

Tüm adalarımızın deniz sınırı………..: 1067 km

A.Karadeniz Kıyıları:

1.Batıda Bulgaristan sınırından başlayıp doğuda Gürcistan sınırına kadar uzanmakta ve 1685 km. uzunluğa sahiptir.

2.IV. zaman başlarında meydana gelen çökmeler sonucu şekillenmiştir.

3.Girinti ve çıkıntı azdır.

4.Kıyıda derelerin ağızlarında küçük delta ve kumsallar meydana gelirken büyük ırmakların

ağızlarında büyük delta ovaları olan,Bafra ve Çarşamba ovaları meydana gelmiştir.

5.Falezli yüksek kıyılardır.

6.Boyuna kıyı tipi görülür.

7.Doğal liman azdır.

8.Son Buzul Çağı’nda tatlı su gölü halinde olan Karadeniz’e,Çanakkale Boğazı, Marmara Denizi ve İstanbul Boğazı aracılığı ile Akdeniz’in tuzlu suları ulaşmış ve günümüzden yaklaşık 3000 yıl önce Karadeniz’in suları bugünkü tuzluluk seviyesine ulaşmıştır.Karadeniz’de tuzluluk oranı Marmara ve Ege’den daha azdır.Bunun temelsebepleri,yağışın fazla, akarsu havzalarının geniş,sıcaklık ve buharlaşmanın az olması ile enlemin etkisidir.

9.200 metreden sonra oksijenin yerini kükürt dioksit gazı alır.Bu nedenle balıklar ve diğer canlılarderinliğin 200 metreyi aşmadığı yüzey sularında bulunmaktadırlar.

10.Karadeniz, Marmara denizinden yüksektir.Oluşan seviye farkı nedeniyle Karadeniz’in sularıüstten Marmara denizine doğru akıntı meydana getirir.

B.Marmara Kıyıları:

1.Karadeniz ve Ege Denizi arasında yer alır.Bu denizlerden,Çanakkale veİstanbul Boğazı ile ayrılır.

2.Üçüncü zaman sonu ile dördüncü zaman başlarında yer kabuğunda meydana gelen çökmeler sonucu meydana gelmiştir.

3.Derinliği fazladır.Orta kısımlarında 1000-1200 m. derinlikte çukurlar yer alır.

4.Kıyı tipleri:İstanbul Boğazı ve Haliç kıyıları Ria kıyı tipi,Büyük ve Küçük Çekmece Kıyıları limanlı kıyı tipi,Kapı dağı Yarımadası,tombolo özelliğindedir.

C.Ege Kıyıları:

1.Ege Denizi III. Zaman sonu ile IV. zaman başında şiddetli yer hareketleri sonucu meydana gelen çökmeler ile çukurlukların sular altında kalması sonucunda ortaya çıkmıştır.

2.En uzun kıyılarımız burada yer alır.

3.Çok sayıda ada ve takımadalar,sayısız koy ve körfezler yer almaktadır.

4.Dünya’nın en girintili çıkıntılı kıyılarındandır.

5.Şelf alanı geniştir.

6.Tuzluluk oranı Marmara denizine göre daha yüksektir.

7.Güneybatı Anadolu’da ,Ria kıyı(Menteşe kıyıları) tipi görülürken diğer kıyıları,enine kıyı tipi özelliği göstermektedir.

D.Akdeniz Kıyıları:

1.Toros Dağları büyük oranda kıyıya paralel ,batı kesiminde ise kıyıya dik biçimde uzanır.

2.Girinti ve çıkıntı azdır.

3.Falez oluşumu fazladır.

4.Tuzluluk oranı ve derinliği en fazla olan denizimizdir.

5.Fethiye ve Kaş kıyılarında dalmaçya kıyı tipi,diğer kıyılarda boyuna kıyı tipi görülmektedir.

D.TÜRKİYE’DE AKARSULARIN OLUŞTURDUĞU ŞEKİLLER

Akarsular, yer yüzünün şekillenmesinde en etkili dış kuvvetlerdir.Ülkemizde bulunan akarsular, aşındırma ve biriktirme faaliyetlerini günümüzde devam ettirmektedirler. Tür­kiye’nin şekillenmesini sağlayan akarsular, yer şekillerinin oluşumunu,aşındırma ve biriktirme yoluyla meydana getirirler.

Denge Profili:Akarsu yatağının taban seviyesine(0m-Deniz seviyesi) ulaşması sonucunda ortaya çıkan profile denge profili denir.

Denge Profiline Ulaşmış Bir Akarsuyun Özellikler:

1.Yatak eğimi azalmıştır.

2.Akış hızı yavaşlamıştır

3.Aşındırma gücü azalmıştır

4.Biriktirmesi artmıştır

5.Enerji potansiyeli azalmıştır

6.Eğim iyice azaldığından,üzerinde taşımacılık yapılabilir

Aşındırmayı artıran koşullar:

1.Su miktarının fazlalığı

2.Akış hızının (eğimin) fazlalığı

3.Yük miktarının çokluğu

4.Bitki örtüsünden yoksunluk

5.Arazinin dirençsizliği

Biriktirmeyi Etkileyen Koşullar:

1.Yatak eğiminin (hızın) azalması

2.Su miktarının azalması

3.Yük miktarının artması

AKARSULARIN OLUŞTURDUKLARI AŞINDIRMA ŞEKİLLERİ

Akarsuların oluşturdukları başlıca aşındırma şekilleri:Vadi,Menderes, Dev kazanı, Peribacası, Kırgıbayır, Plato, Peneplen dir.

1.VADİLER:Türkiye’de ortalama yükseltinin fazla oluşu ve dağların fazla yer kaplaması akarsu aşındırmasının etkili olmasına neden olmaktadır.Yurdumuzda akarsu aşındırmayla oluşan en önemli şekiller vadilerdir.Eğimin fazla olduğu yerlerde derine aşındırma fazladır, dar ve derin vadiler oluşur.Eğimin azaldığı yerlerde yanlara aşındırma artar yatık yamaçtı vadiler oluşur.

YARMA(BOĞAZ)VADİ

Dağların enine aşındırılmasıyla iki yanda bulunan çukur alanların birleştirilmesiyle meydana getirilir.Yurdumuzda,özellikle Kızılırmak ve Yeşilırmak vadileriyle Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki akarsu vadilerinde yaygın olarak görülür.

KANYON VADİ

Yatay tabakalı arazilerde,özellikle kalkerli yada volkanik arazilerde akarsuların derine aşındırmasıyla meydana gelir.Yurdumuzda,Torosların kalkerli alanlarında ve özellikle Göksu vadisi boyunca yer alırlar.Antalya’daki Köprülü Kanyon en güzel örneklerinden biridir.

YATIK YAMAÇLI VADİ

Akarsuların yana doğru aşındırmasının güçlü olduğu alanlarda bir yamacı daha fazla aşındırmasıyla meydana gelirler.

TABANLI VADİ

Eğimin azalmasına bağlı olarak,derine aşındırmanın azalması,yana doğru aşındırmanın artmasıyla vadi yamaçları yatıklaşır.Bu tip vadilere tabanlı vadi denir.Kızılırmak,Sakarya ve Ege Bölgesi’ndeki akarsu vadileri genelde bu biçimdedir.Genelde diğer akarsuların düzlüklere ulaştıkları yerlerde vadileri geniş tabanlıdır.

ÇENTİK VADİ

Bunlara tabansız vadi,kertik vadi veya çentik vadi isimleri verilir.‘’V’’biçimli vadilerdir.Eğimin fazla derine aşındırmanın çok olduğu yerlerde oluşur.Özellikle Doğu Karadeniz dağlarının kuzey yamaçlarında bunlara rastlanır.

2.DEV KAZANI:

Akarsu yatakları içerisinde çağlayan ve çavlanlarda suyun düştüğü yerlerde oluşan çukurlardır. Küçük göller meydana getirirler.Yurdumuzda Düden ve Manavgat’ta bunlara rastlanmaktadır.

3.MENDERES:

Akarsular eğimin azaldığı alanlarda,geniş vadi tabanlarında gücün azalmasına bağlı olarak yanlara doğru aşındırma yapar.Bunun sonucunda zamanla büklümler meydana getirir. Buna menderes denir.Vadi tabanına gömülmüş olan mendereslere gömük menderes

4.PERİ BACASI:

PERİ BACALARININ OLUŞUMU 1.AŞAMA

PERİ BACALARININ OLUŞUMU SON AŞAMA

Yarı kurak ve kurak iklim bölgelerinde, sağanak yağışların meydana getirdiği sel sularının yumuşak dirençsiz alanları aşındırarak dirençli kaya ve onun baskısıyla oluşmuş sert kısımların açığa çıkmasıyla oluşan doğal şekillerdir.

Peribacalarının oluşumunu sağlayan faktörler:

Volkanik tüflü arazi

Kurak ve yarı kurak iklim

Sağanak yağış

Eğimli arazi

Bitki örtüsünden yoksunluk

Yer yer dirençli kayalar

Yurdumuzda bu şekiller,Nevşehir, Ürgüp, Göreme, Ih­lara çevresinde yer almaktadır.

5.PLATOÇevresine göre yüksek olan ve akarsular tarafından derin olarak parçalanmış geniş düzlüklerdir.Dördüncü zamanda yaşanan epirojenik hareketler nedeniyle Türkiye genel olarak yüksek bir ülkedir.Bu nedenle ülkemizde platolar geniş alan kaplamaktadırlar.Platolar genelde yayla olarak ifade edilebilmektedir.Ancak her yayla plato özelliği taşımamaktadır.

Oluşumlarına göre platolar:

1.Aşındırma platoları (Kocaeli Platosu)

2.Tabaka düzlüğü platosu(Uzunyayla,Cihanbeyli,Haymana)

3.Lav platoları (Erzurum-Kars çevresinde ve Ürgüp-Nevşehir çevresinde)

4.Karstik platolar(Taşeli platosu)

Yurdumuzda Bulunan Önemli Platolar:

İç Anadolu Bölgesi’nde:Yurdumuzda platolar bakımından en zengin bölgedir.Obruk, Cihanbeyli, Haymana,Bozok ve Uzunyayla başlıca platolarıdır.

Ege Bölgesi’nde:İç Batı Anadolu eşiğinde,Yazılıkaya Platosu

Akdeniz Bölgesi’nde:Orta Toroslarda Taşeli Platosu

Karadeniz Bölgesi’nde:Orta Karadeniz bölümünde,Canik dağlarında yer alan platolar

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde:Gaziantep,Şanlıurfa

Doğu Anadolu Bölgesi’nde:,Erzurum-Kars platoları ve Ardahan Platosu yer almaktadır.

Marmara Bölgesi’nde:Çatalca-Kocaeli Platosu

Platoların Ekonomiye Katkıları:

1.Alçak platolar,önemli tarım üretim alanlarıdır.Önemli orandaki buğday ve arpa ekim alanları bu

platolar üzerinde yer almaktadır.

2.Mera hayvancılığının yapıldığı alanlardır.Yazın hayvanların otlatıldığı süt, peynir ve yağ elde edilen

alanlardır.

3.Yayla olarak değerlendirilen platolar sosyal ve ekonomik hayat açısından büyük değer taşırlar

6.KIRGIBAYIR (BADLANDS):

Kurak ve yarı kurak bölgelerde, bitki örtüsünden yoksun ara­zilerde, sağanak yağışlar sonucunda akışa geçen sel suları yamaçlarda yarıntılar oluşturur.Bu yarıntılardan oluşmuş arazilereKırgıbayır denir.Son derece parçalanmış, engebeli üzerinde yürünmesi dahi çok zor olan arazilerdir. İç Anadolu Bölgesi’nde yaygın olarak yer almaktadırlar.

7.PENEPLEN(YONTUKDÜZ):Akarsuların ve diğer tüm dış kuvvetlerin ortak aşındırma süreci sonunda yüksek yer şekillerinin aşınıp çukur alanlara dolması sonucunda meydana gelen düzleşmeyle ortaya çıkanhafif dalgalı düzlüklere peneplen denir.Tüm dış kuvvetlerin ortak amacı yeryüzünü peneplen durumuna ulaştırmaktır. Peneplen aşınma sürecinin son safhasını meydana getirir.Yurdumuz

AKARSULARIN OLUŞTURDUKLARI BİRİKTİRME ŞEKİLLERİ

Akarsular aşındırdıkları maddeleri eğim doğrultusunda taşırlar,yatak eğimlerinin azalması durumunda akarsuların taşıma gücü azalır.Taşıma güçlerinin azaldığı yerde taşıdıkları maddeleri biriktirirler.Biriktirmedeki, temel etken yatak eğimin azalmasıdır.

Akarsuların oluşturdukları başlıca biriktirme şekilleri: Delta ,Dağ eteği ovası,Birikinti konisi,Dağ içi ovası,Taban seviyesi ovası,Seki,Irmak adası dır.

1.DELTA:Akarsuları taşıdıkları alüvyonları denizin içine doğru biriktirmesiyle oluşan üçgen biçimli alüvyalovalara delta ovası adı verilir. Delta ovaları verimli tarım arazileridir.

Deltanın oluşabilmesi için;

* Gel-git olayının belirgin olmaması

* Kıyının sığ olması

* Akarsu ağzında eğimin azalması

* Kıyıda güçlü akıntıların bulunmamasıgerekir.

Yurdumuzdaki başlıca delta ovaları:Çarşamba,Çukurova,Bafra,Bakırçay,Gediz,Küçük ve Büyük Menderes,Silifke ovalarıdır.

2.DAĞ ETEĞİ OVASI:

Dağlık alanlardan inen akarsuların hızı eğimin azalmasına bağlı olarak dağ eteklerinde azalır.Bu alanlarda meydana gelen birikim alanlarına dağ eteği ovası adı verilir.

3.BİRİKİNTİ KONİSİ:

Yamaçlardan inen akarsu ve sel sularının eğimin iyice azalmasına , akarsuyun hızının kesilmesine ve taşıma gü­cünün azalmasına bağlı olarak dağ eteklerinde oluştur­duğu biriktirme şekilleridir.Birikinti konileri zamanla gelişerek verimli tarım alanı durumuna gelebilir.

4.DAĞ İÇİ OVASI:

Dağlık bölgelerde,dağlar arasındaki ve dağların iç kısımlarındaki düzlük alanlarda eğimin azalmasına bağlı olarak oluşan birikim alanlarına dağ içi ovası adı verilir. Yurdumuzdaki başlıca dağ içi ovaları,Bolu,Muş ve Erzincan ovalarıdır.

5.TABAN SEVİYESİ OVASI:

Akarsuların göllere veya denizlere ulaştıkları yerlerdehızları azalır. Bu nedenle getirdikleri alüvyonları artık taşıyamaz ve akarsuyun aşağı çığırında biriktirerek taban seviyesi ovalarını meydana getirirler.

6.SEKİ:

Akarsuların alüvyonlarla doldurdukları vadi tabanlarının, gücünün tekrar artması sonucunda yeniden kazılması sonucu akarsu yatağının kena­rında basamaklar şeklinde oluşan şekillere seki denir.Seki eski vadi tabanının parçalarıdır.

7.IRMAK ADASI:

Özellikle kurak geçen dönemlerde,akarsu yatağındaki suların azalmasına bağlı olarak yatağın genişlediği yerlerde oluşan kum adalarıdır.Çoğunlukla yağışlı dönemde suların seviyesinin yükselmesiyle ortadan kalkar.Kum adaları akarsuyun taşıdığı su miktarı ve akış hızına bağlı olarak yer değiştirirler. Kum adaları üzerinde yoğun bir bitki örtüsünün bulunması kum adalarının yer değiştirmediğini gösterir.

E.TÜRKİYE’DE KARSTİK ŞEKİLLER

Yağışlar,yüzey ve yer altı suları tarafındankalker, jips, kayatuzu, dolomit (Karstik taş )gibi eriyebilen taşların kimyasal olarak aşındırılmasına karstlaşma bunun sonucunda ortaya çıkan şekillere karstik şekillerdenir.Özellikle kalker(kireç taşı) üzerinde meydana gelen Karstik şekiller daha belirgin ve daha uzun ömürlüdür.Yurdumuzda özellikle Toroslar üzerinde oldukça yaygındır. Bu nedenle yurdumuzda Karstik şekillerin en yaygın olduğu alanlar Toros dağlarıdır. Toroslar üzerinde özellikle,Göller yöresi ve Taşeli platosu karstlaşmanın en yaygın olduğu alanlardır.Jips ve kayatuzu taşlarının erimesi ile oluşan karstik şekiller daha az ömürlüdür.

KARSTİK AŞINDIRMA ŞEKİLLERİ

1.LAPYA:

Karstik aşındırma şekillerinin en küçüğüdür. Özellikle karstik platolarda,kalkerli yamaçlarda yağmur ve kar sularının yüzeyi eriterek açtıkları küçük oluklardır.Çukurluklar keskin sırtlarda yan yana sıralanarak pürüzlü yüzeyler oluşturur.Bu yüzeylerin derinleşmesiyle meydana gelen ve keskin sırtlardan oluşmuş çukurlara Lapya adı verilir.Büyüklükleri birkaç cm ile birkaç metre arasında değişir.

2.DOLİN:Oval biçimli erime çukurluklarıdır.Derinlikleri az, genişlikleri fazladır.Bunlar lapyaların bir araya gelmesiyle meydana gelir.Özellikle Toroslar’da yaygın olarak görülür.Bunlara, kokurdan, koyak, tava gibi isimlerde verilir.

Dolinler oluşum şekillerine göre:

Erime Dolinleri:Suların kayaların gözenek ve çatlaklarına girerek eritmeleri ile meydana gelir

Çökme Dolinleri:Tektonik hareketlere bağlı olarak çöken alanlarda veya mağara tavanlarının çökmesiyle oluşan çukur alanlarda meydana gelirler.Yamaçları daha diktir.

3.UVALA: Dolinlerin genişleyip, derinleşmesiyle oluşurlar.Dolinlerden daha büyüktürler.

Tabanlarında erimeden geriye kalan kalker çıkıntıları dolinlerden ayrılmasını sağlar.

4.OBRUK:Baca veya kuyu biçimindeki, derin çukurluklara obruk denir. Derinliği 250-300 m.yi bulabilmektedir, bazılarının tabanında göl bulunur.Yurdumuzda, İç Anadolu’nun güneyinde Obruk platosu,İçel’de Cennet ve Cehennem mağaralarıönemli obruk örnekleridir.

5.POLYE(GÖL OVA):Karstik alanlarda uvalaların genişleyip birleşmesiyle meydana gelen genişliği birkaç kilometre, uzunluğu ise 20-30 kilometreyi geçen,ova görünümlü geniş karstik çukurlara polye denir. Yurdumuzda, Akdeniz Bölgesi’nde Muğla,Kestel, Elmalı ve Akseki ovaları polyedir.Polyeler kalkerli alanlarda en önemli tarım arazilerini meydana getiriler.

6.MAĞARA:Kalkerli arazilerde çatlaklar boyunca yeraltına sızan suların oluşturduğuboşluklara karstik mağara denir.Başlıca karstik mağaralarımız: Karain,Damlataş, Narlıkuyu,İnsuyu’dur

7.DÜDEN (SU BATAN-SU YUTAN):Kalkerli arazide erimeler ile oluşan çukurluklara düden denir. Düdenler yer altı sularını birbirine bağlar,yüzey sularının yer altı sularına ulaşmasını sağlar.Bunlara su batan adı da verilir.

8.KÖR VADİ:Ağız yan kısımları kapalı olduğundan suların düdenler aracılığı ile yer altına indiği vadilerdir.Bu durumda vadi içinde kaybolan sular akışını yeraltında sürdürür. Bu akarsuların yeryüzünde süreklilik göstermeyen vadilerine kör vadi denir.Antalya yakınında bulunan Varsak vadisi bunun en önemli örneklerinden biridir.Kovada gölünün suları bir çok kör vadi tarafından Aksu ırmağına taşınmaktadır.

KARSTİKBİRİKTİRME ŞEKİLLERİ

Birikim şekilleri,kalsiyum karbonat bakımından zengin olan karstik suların içindeki karbondioksit gazının uçması ve kalsiyum oksidin (kirecin) bırakılması ,tortulanmasıyla meydana gelirler.

1.TRAVERTEN:Yeraltından gelen sıcakve kalsiyum karbonatlı su kaynakları yeryüzüne çıktıklarında aktığı alanlarda, kirecin çökelmesi ile oluşan basamaklardır.Dünya’daki en güzel örnekleri Denizli-Pamukkale’de yer almaktadır.Bunların beyaz olmasını sağlayan yüzeylerini kaplayan kalker tüfüdür.

PAMUKKALE TRAVERTENLERİNİ MEYDANA GETİREN SULAR

KARAHAYIT(RENKLİ TRAVERTENLER)

Pamukkale’nin 5 km kuzeyinde, Karahayıt kasabasında yer alır.

2.SARKIT:Karstik mağaralar içinde tavandan sızan ve kalsiyum karbonat açısından zengin suların içindeki kirecin tavanda birikmesi ile meydana gelirler.

3.DİKİT:Kalsiyum karbonatça zengin suların mağara tavanından damlayarak içindeki kireci mağara tabanında biriktirmesi ile meydana gelirler.

4.SÜTUN:

Sarkıt ve dikitlerin birleşmesi ile meydana gelmektedirler

İNSUYU MAĞARASI (SÜTUN)

F.TÜRKİYE’DE BUZULLARIN OLUŞTURDUKLARIŞEKİLLERİ

Dördüncü jeolojik devrin başlarında yaşanan buzul döneminde,Türkiye’de buzullaşma meydana gelmiştir.Günümüzde 3500 metrenin üzerindeki alanlarda buzullara ve buzulların meydana getirdiği şekillere rastlanmaktadır.Yurdumuzda en fazla görülen buzul şekilleri,buzul vadileri ve buzul sirkleridir.Buzul sirklerinin sularla dolmasıyla meydana gelen sirk gölleri meydana gelmiştir.

Yurdumuzda buzullaşmanın yaşandığı başlıca alanlar:

1.Büyük Ağrı Dağı:12km2 yi bulan takke buzulu ile kaplıdır.

2.Buzul Dağları

3.Sat Dağları

4.Bingöl Dağları

5.Kaçkar Dağları

6.Bolkar Dağları

7.Aladağlar

8.Süphan Dağı

9.Erciyes Dağı

G.TÜRKİYE’DE RÜZGARLARIN OLUŞTURDUKLARI ŞEKİLLER

Rüzgarlar, kuraklığın etkisinde kalan,yağışın az,bitki örtüsünün zayıf olduğu alanlarda etkili olmaktadırlar.En etkili olduğu alanlar çöllerdir.Rüzgarlar aşındırma,taşıma ve biriktirme yoluyla çeşitli yer şekillerinin oluşumunu sağlarlar.Yurdumuzda rüzgarın etkisiyle oluşan yer şekilleri oldukça azdır.

Yurdumuzda etkili olduğu başlıca alanlar:

1.İç Anadolu Bölgesi’nde Karapınar çevresi kumul alanları.

2.Batı Karadeniz kıyılarında,Şile,Karasu,Kum köy’de Akdeniz kıyılarında Antalya-Alanya arası ileSeyhan ve Ceyhan’ın oluşturduğu Çukurova deltasında kıyı kumullarına rastlanmaktadır.

BİRİKTİRME ŞEKİLLERİ:

KUMUL:Rüzgarın taşıdığı kum ve tozları biriktirmesiyle oluşan yığınlardır.

BARKAN:Kumulların rüzgar hareketine bağlı olarak hilal biçimi almasıdır.

AŞINDIRMA ŞEKİLLERİ:

MANTARKAYA:

Aşındırma şeklidir.Rüzgarın taşıdığı materyalle birlikte çarptığı kayaların yumuşak kısımlarını aşındırmasıyla sert kısmın bir masa gibi üstte kalmasıyla meydana gelirler.

H.TÜRKİYE’DE DALGA VE AKINTILARIN OLUŞTURDUKLARI ŞEKİLLER

AŞINDIRMA ŞEKİLLERİ:

Falez(Yalıyar):Aşındırma şeklidir.Kıyılarımızda meydana gelen başlıca aşındırma şekilleri falez(yalıyar)dır.Özellikle dağların kıyılara paralel uzandığı ve kıyıdan itibaren hemen yükseldiği alanlarda oluşmaktadır.Dalgaların kıyıdaki dik alanlara çarparak oluşturduğu oyukların çökmesiyle meydana gelen dikliklerdir.Yurdumuzda oluştukları başlıca alanlar:

1.Doğu ve Batı Karadeniz

2.Marmara denizinde özellikle İstanbul ve Tekirdağ arasında

3.Akdeniz’de özellikle Köyceğiz-Kemer arasında

Kıyı Platformu(Dalga Aşınım Düzlüğü):Falezlerin önünde göçmelere bağlı olarak oluşan materyaller zaman içinde dalgalar tarafından parçalanarak deniz dibinde biriktirilir.Falezlerin gerilemesi ile oluşan bu sığ düzlüğe kıyı platformu denir.

BİRİKTİRME ŞEKİLLERİ:

Kumullar(Plaj):Birikim şeklidir.Bütün kıyılarımızda ve özellikle delta alanları ile koy ve körfezlerde oluşmuşlardır.

Kıyı Oku:Dalga ve akıntıların taşıdıkları materyalleri kıyıdan itibaren açıklara doğru bir yol gibi biriktirmesiyle meydana gelirler.

Kıyı Kordonu(Koy Seti):

Bir koyun önünü kapatacak biçimde bir burundan diğerine uzanan birikimlerdir.Bunlar zamanla koyun ağzını kapatarak lagün göllerini oluşturur.

Lagün(Deniz Kulağı-Kıyı Set Gölü):Birikim şeklidir.B.ve K.Çekmece,Durusu gölü başlıca set gölleridir.Çarşamba,Bafra,Çukurova ve Göksu delta ovalarında da set gölleri meydana gelmiştir.

Tombolo(Saplı Ada):

Özellikle kıyı oklarının kıyı yakınında bulunan bir adayı kıyıya bağlaması ile meydana gelir.Kapıdağ yarımadası ve Sinop’ta Boztepe yurdumuzdaki tombolo örnekleridir.

H.TÜRKİYE’DE HEYELANLAR VE YER GÖÇMELERİ

NOT:Konuya ilişkin bilgiler Afetler Coğrafyası başlığı altında ele alınmıştır.

I.TÜRKİYE’DE TOPRAK EROZYONU VE KORUNMA YOLLARI

Erozyon:Toprak örtüsünün dış güçler tarafından süpürülmesidir.Yurdumuz Dünya’da toprak erozyonunun en fazla olduğu ülkelerden biridir.Konya Karapınar çevresinde özellikle rüzgar erozyonu etkili olmaktadır.

Yurdumuzda erozyonun en fazla etkili olduğu sahalar:Özellikle dağlık ve engebeli alanlarda şiddetli olmaktadır.Doğu Anadolu Bölgesi’nin kuzey,güney ve batı kısımları,Toros dağları,İç Anadolu’nun doğu kısımları,Ege Bölgesi’nde dağlık alanlar, özellikle İç Batı Anadolu bölümü ile Menteşe Yöresi, Güney Marmara ve Karadeniz Bölgesi şiddetli erozyon tehdidi altındadır. Diğer alanlarda orta şiddette erozyon oluşmaktadır.

Yurdumuzda Erozyonun Şiddetli Olmasının Temel Nedenleri:

1.Arazinin çok engebeli olması

2.Yamaç eğimlerinin fazla olması

3.Bitki örtüsünün büyük oranda tahrip edilmesi

4.Arazinin yanlış kullanılması

5.Jeolojik yapının aşınmayı arttırması

6.İklim (Sağanak yağmurlar)

Erozyonun Etkileri:

1.Tarım alanlarında verim düşer

2.Tarım alanlarımız azalır

3.Baraj gölleri taşınan malzemeyle dolar

4.Arazide toprak örtüsü yok olduğundan çıplak hale gelerek

5.Doğal dengenin bozulmasına bağlı olarak bir çok bitki ve hayvan türü yok olur

Erozyondan Korunma Yolları:

1.Doğal bitki örtüsü korunmalıdır.

2.Otlak ve mera alanları korunmalıdır.

3.Yamaçlarda teraslama yapılmalıdır.

4.Eğimli tarım arazilerinde toprağı eğim yönüne dik biçimde sürmek

5.Nadas oranı azaltılmalıdır.

6.Halkın bilinçlendirilmesi

kaynak : http://www.cografyamvehayat.com/turkiye%E2%80%99de-yeryuzu-sekilleri.html

Tagged : /

Neptün

Neptün Güneş sisteminin Güneş’ten uzaklık sırasına göre 8. gezegenidir. Kütle açısından Jüpiter ve Satürn’den sonra üçüncü, çap açısından bu iki gezegen ve Uranüs’ün ardından dördüncü sırada gelir. Adını Roma deniz tanrısı Neptunus’tan alır. 1846 yılında Urbain Le Verrier ve Johann Gottfried Galle tarafından bulunmuştur. Gaz devleri sınıfına girmektedir. Güneşe olan uzaklığından dolayı Neptün gezegeni hakkında kesin bilgiler bulunmamaktadır. Fakat gezegenin yakınlarından geçen Voyager 2 uzay sondasından alınan bilgilere göre, gezegen 22300 km lik yarı çapa sahiptir ve kendi ekseni etrafındaki dönüşünü 17.24 saatte tamamlamaktadır. Neptün’ün yüzeyinde en yüksek sıcaklıklar -220° C’a yaklaşır ve astronom A. Dollfus, gezegenin üstünde, hareketsiz gibi görünen düzensiz lekeler gözlemiştir. Buna dayanılarak, her şeyin don olayı nedeniyle hareketsizleştiği ve atmosfer akımları bulunmadığı sanılmaktadır. Gezegenin göğünde, Triton ve Nereid adları verilen, çok soluk renkli 2 ay vardır; daha büyük olan birincisinin boyutları Yer’in uydusu Ay’ınkinden büyüktür. Bu gezegen X ışınları (gama ışınları) yaymaktadır.  Continue reading “Neptün”

Tagged : /

Türkiye’nin Gölleri

Yeryüzündeki doğal çanaklarda ya da çevresine göre alçakta kalmış alanların doğal setlerle kapanması sonucu birikmiş su kütlelerine göl denir.

– Göllerin dışarıya akışı (gideğen) varsa suları tatlıdır.

– Ülkemizde göller Vangölü çevresinde, Tuzgölü çevresinde, Güney Marmara’da ve Göller Yöresi’nde yoğunlaşmıştır.

– Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde doğal göl yoktur.

– Su seviyesi yıl içinde en çok değişen göl Tuz Gölü, en derin göl Çıldır, en sığ göl Tuz Gölü’dür.

Oluşumlarına Göre Göller

A. Doğal Göller

1. Tektonik kökenli göller Yerkabuğunun faylanma ile çökmesi ve torbalaşması sonucunda oluşan çukurlara suların birikmesi sonucu oluşan göllerdir. Doğu Anadolu Bölgesi’nde →Hazar, Çıldır İç Anadolu Bölgesi’nde →Eber, Akşehir, Tuzgölü, Ilgın (Çavuşçu), Seyfe Güney Marmara Bölümü’nde →Manyas (Kuş Gölü), Ulubat, Sapanca, İznik Göller Yöresi’nde →Burdur, Eğirdir, Beyşehir, Acıgöl

2. Karstik-tektonik göller Hem faylanma sonucunda arazinin çökmesi, hem de kireçtaşlarının çözünmesi sonucu oluşan göllerdir. Eğirdir, Kovada, Beyşehir, Salda, Yarışlı Gölleri bu tür oluşuma örnektir.

3. Karstik göller Yalnızca kireçtaşının çözünmesi ile oluşan çukurlarda suların birikmesiyle oluşur. Avlan, Kestel Gölleri bu tür oluşuma örnektir.

4. Volkanik göller Volkan bacalarının ağzında oluşan krater, koninin ve baca kısmının çökmesi ile meydana gelen ve patlama sonucu oluşan maar ve kaldera tipi göllerdir.
Kalderaya en güzel örnek Nemrut Gölü’dür. Maar gölüne İç Anadolu’da Meke Tuzla Gölü, Krater gölüne Isparta Gölcük gölleri örnektir.

5. Buzul gölleri Buzulların aşındırmasıyla oluşan sirklerin (buz yalağı) içinde bulunurlar. Ülkemizde, IV. jeolojik zamandaki buzullaşmadan az etkilendiği için az bulunurlar. Rize Dağları Kaçkarlar, Aladağlar, Munzur (Mercan) Dağları (buzul dağlar), Bolkarlar ve Uludağ üzerinde bu tip göller bulunmaktadır.

6. Set gölleri a. Alüvyal set gölleri: Akarsuyun taşıdığı alüvyonları bir koy ve körfezin önünü tıkamasıyla ya da akarsuyun kendi önünü tıkaması sonucu oluşurlar. Bafa (Çamiçi), Mogan, Eymir, Köyceğiz, Marmara, Uzungöl bu şekilde oluşmuştur.

b. Heyelan set gölleri: Heyelanların, vadilerin önünü kapatmasıyla oluşur. En çok Karadeniz Bölgesi’nde görülür. Tortum, Sera, Abant, Yedigöller bu şekilde oluşmuştur.

c. Volkanik set gölleri: Lavların bir vadiyi kapatmasıyla oluşurlar. Vangölü, Erçek, Nazik, Haçlı, Balık Gölleri bu şekilde oluşmuştur.

d. Kıyı set gölleri(lagün): Kumsalların bir koy ya da körfezin önünü kapatmasıyla oluşurlar. Büyük Çekmece, Küçük Çekmece, Durusu (Terkos) bu şekilde oluşmuştur.

B. Baraj Gölleri Taşkın önleme, elektrik elde etme, sulama ve içme suyu sağlama amacıyla akarsuların en dar kesimine inşa edilen yapay setlere baraj denir.

– Fırat üzerinde →Atatürk, Keban, Karakaya, Birecik Baraj Gölleri – Dicle üzerinde →Dicle, Kralkızı, Devegeçidi, Batman Baraj Gölleri

– Kızılırmak üzerinde →Hirfanlı, Kesikköprü, Derbent, Altınkaya, Baraj Gölleri – Yeşilırmak üzerinde →Hasan ve Suat Uğurlu, Kılıçkaya Baraj Gölleri

– Sakarya üzerinde →Gökçekaya ve Hasan Polatkan Baraj Gölleri – Büyük Menderes üzerinde →Adıgüzel ve Kemer Baraj Gölleri

– Gediz üzerinde →Demirköprü Baraj Gölü – Manavgat üzerinde →Oymapınar Baraj Gölü – Ceyhan üzerinde →Menzelet ve Aslantaş Baraj Gölü

– Seyhan üzerinde →Seyhan Baraj Gölü. – Çoruh üzerinde →Borçka ve Muratlı Baraj Gölü Not: Bergama’da Alianoi Antik Kenti, Yortanlı Barajı Gaziantep’te Zeugma Antik Kenti, Birecik Barajı Batman’da Hasankeyf Antik Kenti, Ilısu Barajı altında kalma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Günümüzde Zeugma’nın çok büyük bölümü baraj suları altında kalmıştır.

Türkiye’de göllerin Özellikleri – Göllerin yükseltisi, ülkemizin doğusuna gidildikçe artar.

– Tortum, Hazar, Kovada gibi doğal göllerin bazılarında gideğenlere kurulan trübinler vasıtasıyla elektrik üretilir.

– En çok elektrik üreten baraj gölümüz Atatürk’tür.

– Van Gölü’nden soda elde edilirken, Tuz Gölü’nden tuz elde edilir.

– En büyük tatlısu gölümüz Beyşehir’dir.

– Göller, bulundukları çevrenin su rejimini düzenler.

– Göller, iklim yumuşatıcı etkide bulunur.

– Göllerin bazılarından tatlısu balıkçılığında, sulamada, ulaşımda, turizmde yararlanılır.

– Manyas (Kuş Gölü), Seyfe, Sultan Sazlığı önemli kuş cennetleridir.

Tagged : / /

Türkiye’de Masif Araziler

TÜRKYEDE MASİFLER Masif: Eski kıvrımlarla oluşmuş arazi parçası. Eski kütle de denir. Batı Anadolu masifi; Menderes Saruhan, Menteşe Bozdağ, Yunt Dağı, Aydın Dağı, Beşparmak Dağları Afyon civarı-menderes masifi Denizli, Afyon, Uşak, Bilecik, Manisa = mermer masifi Masifler aşırı derece deformasyona uğramışlardır. Kırılmışlardır. Orojenez fazladır. Yapısı çatlaklı, faylı ve eklemlidir. Sert olup rijittir. Batı Anadolu masifinde 2 orojenez vardır; Kaledoniyen orojenezi: Altı paleozoik Hersiniyen Orojenezi: Üst paleozoik Türkiye ‘de hüroniyen masifi bulunmaz. Paraksizma: tabkaların çok fazla sıkıştığı orojenezin en şiddetli olduğu safhadır. Orojenezler farklıdır. Ayırt etmek için; Altaki tabaka yaşlı üsteki tabaka genç olur. Tabaka yönleri farklıdır. Kıvrılma yönü farklıdır. Doğu-Batı yönlü kıvrılma varsa kuzey-güney yönünde sıkışma olur. Rezve Deresi(mutlu) Bulgaristan-Türkiye arasında sınırdır.

1. Masif: Istıranca Masifi İstanbul Belgrat Ormanından Rezve Deresine kadar uzanır. Trakya’nın Karadeniz kıyılarında yerleşme olmasının sebebi iç kıyıda falez bulunmasıdır. Istıranca masifini Demir Köy, İğne Ada, Babaeski oluşturur.

2. Masif: Orta Anadolu Masifi: Kırşehir, Nevşehir, Kızılırmak oluşturur.

3. Masif: Sultan Dağları masifi Akşehir, Doğan hisar, Yalvaç, Karamut Çayı, sultan dağları arası

4. Masif: Anamur-Alanya masifi Ermenek, Hadim, Alanya, Silifke arasıdır.

5. Masif: Niğde masifi Çamardı Ulukışla arasıdır.

6. Masif: Bitlis masifi Van Gölü ve Muş’un güneyindeki dağlardır. Bu masif Doğu Anadolu’nun en büyük masifidir.

7. Masif: Tokat masifi Almus Sulusaray arasındadır.

8. Masif: Ilgaz dağı masifi Daday Kastamonu civarındadır.

9. Masif: Pulur masifi Erzincan-Çayırlı, Gümüşhane-Kelkit civarındadır.

10. Masif: Bozdağ masifi

Tagged :

Türkiye’nin Akarsuları

Akarsu Havzası Bir akarsuyun kollarıyla beraber sularını topladığı alana akarsu havzası denir. Sularını denize ulaştıran akarsulara açık havza, sularını göle ulaştıran ya da kuruyarak, cılızlaşarak denize ulaşamayan akarsulara kapalı havza denir. Kapalı havzalarımız: – Tuz Gölü Kapalı Havzası, – Konya Kapalı Havzası – Göller Yöresi Kapalı Havzası – Van Gölü Kapalı Havzası – Hazar Gölü Kapalı Havzası Not: – Ülkemiz içinde veya dışında denize ulaşan bütün akarsularımız açık havzalıdır. – Ülkemizde kapalı havzaların oluşmasının en önemli nedeni yerşekilleridir.

Bunun yanında kuraklık ve kireçtaşı arazilerin varlığı da bazı kapalı havzalarımızın oluşmasında etkendir. Akarsu Debisi (Akım) Akarsuyun herhangi bir kesitinden saniyede geçen su miktarının m³ olarak değerine debi denir. Debiyi      – İklim, – Yağış miktarı, – Yağış biçimi, – Havzanın genişliği, – Tabakaların geçirimliliği, – Yeraltı suları, – Havzadaki bitki örtüsü, – Beşeri faktörler etkiler. Not: -Türkiye’de debisi en yüksek akarsu Fırat’dır. -Doğu Anadolu Bölgesi’nde kışın debi kar yağışları(yağış biçimi) nedeniyle azalırken, ilkbaharda karların erimesiyle debi artar. Akarsuyun debisi dışında akış hızı da önemlidir.

Akarsuyun hızı suyun birim zamanda aldığı yoldur. Türkiye akarsuları, su miktarları çok olmasa da yatak eğimleri fazla olduğu için hızlı akarlar. Bu durum hidroelektrik potansiyeli arttırır. Akarsu Rejimi Akarsuyun debisnde yıl boyunca oluşan değişmelerdir. Akarsu rejimini yağış rejimi, yağış biçimi, sıcaklık, bitki örtüsü etkiler. Yıl boyunca akım değişikliği az olan akarsuların rejimleri düzenlidir.

Beslenme Kaynaklarına Göre Akarsular

1. Yağmur sularıyla beslenen akarsular Akdeniz iklim bölgelerinde akan Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes, Büyük Menderes, Susurluk, Dalaman gibi ırmaklar yağmur sularıyla beslenen önemli akarsulardır. Bu tür akarsular yağışlı dönemde maksimum seviyeye çıkarken kurak dönemde minimum seviyeye düşerler.

2. Kaynak sularıyla beslenen akarsular Bu tür akarsuların en önemli özelliği kurak dönemde bile debilerinin çok fazla değişmemesidir. Ülkemizde Manavgat, Köprü Çayı, Düden Çayı bu tür akarsulara örnektir.

3. Kar ve buz suları ile beslenen akarsular Bu tür akarsular kar yağışlarının en fazla olduğu dönemde en alçak seviyelerine inerler. Kar erimelerinin olduğu dönemde ise coşarlar.Bu tür akarsular ülkemizde kaynaklarını yüksek dağlardan alırlar. Fırat, Dicle, Çoruh önemli örneklerdir.

4. Gölden beslenen akarsular Bu tür akarsular kaynaklarını aldıkları göllerin sularını dışarıya taşıdıkları için, bu göllerin tatlı olmasını sağlarlar. Beyşehir Gölü’nden çıkan Çarşamba Suyu, Eğirdir Gölü’nden çıkan Kovada Suyu bu tür akarsulara örnektir.

5. Karma rejimli akarsular Bu tür akarsular birden fazla beslenme kaynağına sahiptir. Hem yağmur, hem kar sularıyla beslenirler. dolayısıyla havzalarındaki sular farklı iklim bölgelerinde bulunur. Kızılırmak, Fırat bu tür akarsularımıza en güzel örneklerdir.

6. Sel rejimli akarsular Yağışın bol olduğu dönemde yatağının dışına taşarak sele yol açan, kurak dönemde ise kuruyarak ortadan kalkan akarsulara sel rejimli denir. Bu tür akarsular ülkemizde İç Anadolu Bölgesi’nde en çoktur.

Not: – Ülkemiz akarsuları genel olarak düzensiz rejime sahiptir. Bunun en önemli nedeni yağış rejiminin düzensiz olması ve akarsularımızın çok önemli bir bölümünün kar ve buzların bulunduğu yüksek dağlardan kaynaklarını almalarıdır.

– Ülkemizde yalnızca Karadeniz’in kıyı kesiminde boyları kısa olan akarsular kısmen düzenli rejime sahiptir.

– Meriç ve Asi Nehirleri kaynaklarını ülkemiz dışından alırlar.

– Fırat ve Dicle Nehirleri ülkemizden doğar, Basra Körfezi’ne dökülür.

– Aras ve Kura Nehirleri ülkemizden doğar, Azarbeycan’da Hazar Gölü’ne dökülür (kapalı havza).

– Bartın Çayı’nın ağız kısmından içeriye doğru birkaç km. Taşımacılık için yararlanılır. Türkiye Akarsularının Genel Özellikleri

– Ülkemizin şekillenmesinde en önemli dış kuvvettir.

– Ülkemizin bir yarımada olması, Karadeniz ve Akdeniz’de dağların kıyıya paralel uzanması nedeniyle akarsularımızın boyları kısadır (Türkiye sınırları içinde en uzun akarsu Kızılırmak’tır).

– İklim koşulları ve yerşekillerinin çok çeşitli olması nedeniyle sık bir akarsu ağına sahiptir.

– Yazın buharlaşmanın fazlalığı, yağış rejiminin düzensizliği, kar ve buz erimeleri nedeniyle rejimleri düzensizdir.

– Ülkemizde yarı kurak iklim koşullarının etkisiyle ve havzaların dar olması nedeniyle akarsularımızın su miktarı azdır.

– Ülkemiz yakın jeolojik dönemde oluşmuş genç bir ülkedir. Bu nedenle akarsularımız henüz denge profiline (yatağın deniz seviyesine inmesi) ulaşmamıştır.

– Eğimin fazla olması akarsularımızın hızlı akmasına neden olur. Bu durum hidroelektrik potansiyeli arttırır.

– Dağların genel uzanışına uygun olarak, çoğunlukla doğu-batı doğrultusunda akarlar.

– Ülkemiz akarsularından elektrik üretimi, sulama ve içme suyu, tatlısu balıkçılığı, su sporları gibi faaliyetlerde yararlanılmaktadır.Ülkemiz akarsuları genelde bulanık ve çamurlu akarlar. Bu durum havzada bitki örtüsü yoksunluğunun, dolayısıyla erozyonun en önemli göstergesidir. Akarsularımızın su toplama havzasında erozyonun güçlü olduğunun diğer bir kanıtı da delta ovalarının varlığıdır.

Tagged : / /

Türkiye’nin Dağları ve Coğrafi Dağılışları

Türkiye’nin Dağları I. Orojenik Hareketlerle Meydana Gelen Dağlar Kıvrım Dağları (Sıradağlar) Yerkabuğu üzerindeki yüksek alanlar dış kuvvetlerin etkisiyle aşındırılır. Aşınan malzeme eğim doğrultusunda taşınarak çukur alanlarda ya da göl ve deniz diplerinde biriktirilir. Bu büyük birikim alanlarına jeosenklinal adı verilir.Jeosenklinallerde birikmiş olan tortulların yan basınçların etkisiyle kıvrılması ya da kırılması ile meydana gelen olaylara orojenez denir.Jeosenklinal alanlardaki tortullar genç ve elastiki birikimler ise yan basınçların etkisiyle sıkışarak kıvrılır. Böylece kıvrım dağları meydana gelir. Kıvrımlar sonucu yükselerek kubbemsi şekil alan kısımlara antiklinal, alçakta kalan çanak kısımlara ise senklinal adı verilir. Ülkemizde Toroslar ve Kuzey Anadolu Dağları kıvrım dağlara örnektir.   Kırık Dağlar Jeosenklinallerde birikmiş olan tortullar sert ve yaşlı kütlelerden oluşmuşsa orojenik hareketler sırasında yan basınçlar ve sıkışmaların etkisiyle kırılırlar. Kırılma sonucu oluşan çatlaklara fay adı verilir. Fay hattı boyunca çöken kısımlara graben, çökmeyen ve böylece yüksekte kalan kısımlara horst adı verilir. Continue reading “Türkiye’nin Dağları ve Coğrafi Dağılışları”

Tagged : /

Türkiye’nin Genel Jeolojik Yapısı

Türkiye’nin Genel Jeolojik Yapısı Tamamıyla Alp kıvrım kuşağında yer alan ülkemizde, her jeolojik zaman ve hatta her jeolojik devire ait çeşitli araziler bulunmaktadır. Ülkemizin kabuk tabakası, çeşitli jeolojik devirlerde dağ oluşumu (orojenez), kütle halinde alçalma-yükselme (epirojenez) ve dikey ve yatay yönde yer hareketlerine uğramıştır. Bu yer hareketleri sonucunda yüzlerce km. uzunluğunda kırık hatlar oluşmuştur. Bu kırıklardan çıkan lavların birikmesi ile volkanik araziler ve volkanik dağlar oluşmuştur. Aşağıda, ülkemizde jeolojik zamanlarda oluşmuş ve yaygın olarak görülen araziler hakkında kısa bilgiler verilmektedir. I. Jeolojik Zaman – Çoğunlukla temelde bulunan ve masif adı verilen sert kütleler bu dönemden kalmaktadır. Bu masiflerin başlıcaları; Trakya’da Yıldız, Ege’de Saruhan-Menteşe, Orta Anadolu’da Kırşehir,Doğu Anadolu’da Bitlis, Karadeniz’de Daday-Devrekani. – Yaşanan sıcak ve nemli dönemler sonucunda oluşan gür ormanlar tortul tabakalar içinde kalarak taşkömürü (madenkömürü) yataklarını oluşturmuştur. Ülkemizde Zonguldak-Bartın taşkömürü havzası bu dönemden kalmıştır. Continue reading “Türkiye’nin Genel Jeolojik Yapısı”

Tagged :