Ölçekleri Birbirine Çevirmek

  1. Kesir Ölçeği Çizgi Ölçeğe Çevirmek

1/200000 kesir ölçeğini çizgi ölçeğe çevilelim:

Her biri 1 cm uzunluğunda beş çentikli bir doğru çizip birimine km yazalım¹, İkinci çentiğin üzerine sıfır koyalım;

Kesir ölçeğin paydasını cm’den km’ye çevirelim:

200000 cm = 2 km

Çıkan sonucu sıfırın yanlarına yazıp sağa doğru bir kat arttırarak yazalım:

  1. Çizgi Ölçeği Kesir Ölçeğe Çevirmek

Yukarıdaki çizgi ölçeği kesir ölçeğe çevirirken ölçek formülünü yazarız, harita uzunluğu ve gerçek uzunluğu tek çentiğe göre² hesaplarız:

NOTLAR:

  1. Kesir ölçeği çizgi ölçeğe çevirirken birim km olmak zorunda değildir. Sizden istenen birime çevirmeniz gereklidir.
  2. Yukarıda çizgi ölçeği kesir ölçeğe çevirirken tek çentiğe göre hesapladık ancak çentiklerin toplam uzunluğu harita uzunluğu, çizgi üzerindeki ilk ve son sayılar toplanarak gerçek uzunluk elde edilerek ve sonradan sadeleştirilerek de sonuç bulunabilir.
  3. Çentikler arası her zaman 1 cm olmayabilir. Yukarıdaki çizgi ölçeği kesir ölçeğe çevirme örneğinde çentik uzunluğu 1 cm kabul edilerek işlem yapılmıştır.

Kaynak : cografya.sitesi.web.tr/olcekleri-birbirine-cevirmek.html

Tagged : / / / / /

21 Mart-23 Eylül Ekinoks

Ekinoks (gün tün eşitliği ya da ılım olarak da bilinir), Güneş ışınlarının Ekvator’a dik vurması sonucunda aydınlanma çemberinin kutuplardan geçtiği an. Gündüz ile gecenin eşit olması durumudur. Yılda iki kez tekrarlanır – İlkbahar Ekinoksu veSonbahar Ekinoksu.

  • 23 Eylül durumu: Kuzey ve Güney Yarım Küre, Güneş ışınları öğle vakti Ekvator’a 90°’lik açı ile düşer. Gölge boyu Ekvator’da sıfırdır. Güneş ışınları bu tarihten itibaren Güney Yarım Küre’ye dik düşmeye başlar. Bu tarihten itibaren Güney Yarım Küre’de gündüzler, gecelerden uzun olmaya başlar. Kuzey Yarım Küre’de ise tam tersi olur. Bu tarih Güney Yarım Küre’de İlkbahar, Kuzey Yarım Küre’de Sonbahar başlangıcıdır. Aydınlanma çemberi kutup noktalarına teğet geçer. Bu tarihte Güneş her iki kutup noktasında da görülür. Dünya’da gece ve gündüz birbirine eşit olur. Bu tarih Kuzey Kutup Noktası’nda altı aylık gecenin, Güney Kutup Noktası’nda ise altı aylık gündüzün başlangıcıdır.
  • 21 Mart durumu: Kuzey ve Güney Yarım Küre, Güneş ışınları öğle vakti Ekvator’a 90°’lik açı ile düşer. Gölge boyu Ekvator’da sıfırdır. Güneş ışınları bu tarihten itibaren Kuzey Yarım Küre’ye dik düşmeye başlar. Bu tarihten itibaren Güney Yarım Küre’de geceler, gündüzlerden uzun olmaya başlar. Kuzey Yarım Küre’de ise tam tersi olur. Bu tarih Güney Yarım Küre’de Sonbahar, Kuzey Yarım Küre’de İlkbahar başlangıcıdır. Aydınlanma çemberi kutup noktalarına teğet geçer. Bu tarihte Güneş her iki kutup noktasında da görülür. Dünya’da gece ve gündüz süreleri birbirine eşit olur. Bu tarih Güney Kutup Noktası’nda altı aylık gecenin, Kuzey Kutup Noktası’nda ise altı aylık gündüzün başlangıcıdır.
  • Kuzey Yarıküre’de yaklaşık olarak 21 Mart İlkbahar Ekinoksu – 23 Eylül Sonbahar Ekinoksu’dur.
  • Güney Yarıküre’de yaklaşık olarak 21 Mart Sonbahar Ekinoksu – 23 Eylül İlkbahar Ekinoksu’dur.
Tagged :

Dünyanın Manyetik Alanı

Yaşadığımız yerin yaklaşık 3.200 kilometre kadar altında, dünyanın eriyik çekirdeğinde olan bitenler, biz farkında olmasak da, hayatımızın her gününe tesir ediyor. Burada; yaklaşık 5.700°C’deki, çoğunlukla sıvı demirden oluşan ve ayın hacminin üçte ikisine yakın büyüklüğe sahip olan devasa okyanus, görünmez bir kuvvetin oluşumunun sorumlusu: Dünyanın manyetik alanı. Jeodinamoyu göz önünde bulunduran kurama göre; sıvı demirin hareketi sonucu bir elektrik akımı oluşur ve bu akım manyetik alanların oluşumuna sebebiyet verir. Yüklü metal parçacıklar manyetik alanlardan geçerek devamlı ve döngüsel bir elektrik akımı yaratır. Çekirdekteki sıvı metalin daimi hareketine bağlı olarak bir miktar manyetik alan oluşur ve bu alan çekirdekte yeni akımlar oluşturur. Bu akımlar ise daha fazla manyetik alana sebep olarak geri beslemeli bir döngü yaratır.


Manyetizma, mıknatısın uyguladığı çekici ve itici güç ile hepimize tanıdık olan bir olgudur. Elektrikle bir araya geldiğinde ise günümüz teknolojisinin en temel ögelerinden biri haline gelir. Elektrik santrallerinden klasik tip televizyonlara kadar hemen her teknolojinin temelini oluşturur. Örneğin, bilgisayar sisteminin önemli bir parçası olan sabit disklerin temel çalışma prensibi, sabit disklerin manyetik materyallerden oluşmuş plaklarına bilgi depolamak üzerine kuruludur. Aslında, Dünya’nın kendisi de devasa bir mıknatıs özelliği gösterir. Aynı yer çekimi kuvveti gibi, pek de farkında olmadığımız fakat yaşamımızı genel anlamda etkiyen başka bir kuvvet ise manyetik alan kuvvetidir.

Dünya’nın çekirdeğinde oluşan manyetizma, şematik olarak, Güney Kutbu yakınlarında Dünya’dan çıkar ve gezegeninin etrafını dolaşarak Kuzey Kutbu yakınlarından tekrar çekirdeğe döner. Coğrafik ve manyetik kutuplar yakın olsa da aynı yerde değildir. Ayrıca manyetik kutuplar, Dünya’nın manyetik alanındaki değişimle birlikte yer değiştirirler. Verilere göre manyetik kutuplar, yirminci yüzyılın başlarında yılda 9 km yer değiştirirken son yıllarda artan ivmesiyle yer değişimini yılda yaklaşık 41 km’ye çıkarmış bulunuyor.

Manyetik alan Dünya’nın koruyucu güç tabakasıdır. Aynı kapalı bir alanın sağladığı koruyuculuk gibi, manyetik alan da Dünya’yı uzaydaki olumsuz hava koşulları ve radyasyondan korur. Galaksiler boyu esebilen radyasyon rüzgarlarının çoğu yıldız patlamalarından yayılan ve Dünya’ya zarar verebilecek parçacıklardan oluşur. Kaldı ki bunun için çok uzağa gitmemize gerek yoktur; hali hazırda koca bir termonükleer fırın olan Güneş de patlamalar esnasında yüksek miktarda tehlikeli madde salınımına yol açar. Her birkaç saatte bir Dünya, Güneş’in çok sayıda yüklü parçacık püskürtmesiyle oluşan rüzgarlara maruz kalır. Bu olaya güneş rüzgarları (solar wind) da denir. Manyetizma sayesinde yüklü parçacıklardan oluşan rüzgarların etkinliği bastırılır; bu parçacıkların, Dünya’ya zarar vermeden, Dünya’nın çevresinden akması sağlanır. Bu akış esnasında oluşan enerji, Kuzey ve Güney Işıkları (aurora borealis) olarak belirli zamanlarda Dünya’da gözlemlenebilir hale gelir.

Yüklü parçacıklar, aynı bir metal telden geçen akım gibi manyetik alan çizgileri boyunca hareket eder. Güneş de Dünya’ya benzer ve çoğunlukla hidrojenden oluşan bir atmosfere sahiptir. Güneş, sahip olduğu yüksek ısının sağladığı enerjinin yardımıyla, solar sisteme manyetik alanı boyunca yüksek hızda ve yüklü parçacıklar yayar. Bu solar rüzgarlar Dünya’nın manyetik alanına etkiyerek manyetik alan çizgilerinin şekil değiştirmesine sebep olur. Manyetik etkileşim sonucu, Dünya’nın Güneş’e bakan yüzündeki manyetik açıdan güçlenen alan manyetosfer (magnetosfer); aksi yöndeki ve manyetik olarak yoğunluğu azalmış alan ise manyetik kuyruk (magnetotail) olarak adlandırılır. Solar rüzgarların Dünya’nın manyetik alanı üzerinde uyguladığı basınç enerji oluşumuna yol açar. Oluşan enerji devamlı olarak manyetosferde toplanır. Solar parçacıkların Güneş’e geri dönüşü için, kuyruk bölgesinden manyetosfere doğru akışı Dünya’nın iki ucu arasında elektrostatik bir potansiyel farkı oluşumuna sebebiyet verir. Oluşan voltaj, elektronların manyetik kutuplara doğru itilmesine neden olur. Manyetik alan çizgileri boyunca hızlanarak kutuplara itilen çok sayıda elektron atmosferin üst katmanlarına kadar aşağı doğrultuda itilir. İyonosferde elektronların gaz atomlarıyla çarpışması sonucu enerji açığa çıkar. Sonuç olarak iyonosferdeki gazlar parlamaya yol açar ve elektronların kutup alanlarının dışına doğru akışına olanak verir.  Bu gözlemlenebilir, renkli ve hareketli ışımalar Aurora olarak adlandırılır.

Manyetik alanın pusula iğnesini kuzeye saptırmaktan çok daha öte yaptırımları vardır: Dünya’nın, yaşayan bir gezegen olarak kalmasına yardım eder. Dünyanın aksine, en yakınımızdaki gezegenler olan Venüs ve Mars zayıf manyetik alanlara sahiptir. Bu durum ise onları güneş sistemi boyunca dolaşan ölümcül radyasyona karşı korumasız kılar. Öte yandan Dünya, manyetik alanı sayesinde milyarlarca yıldır yaşayan bir gezegen olarak uzayın derinliklerinde var olmayı sürdürüyor. Ancak, bu görünmez kalkanın gücünün her geçen gün zayıfladığı ortaya çıkarıldı; sıvı demirden oluşan eriyik çekirdeğin manyetik alanı oluşturma yeteneği azalıyor gibi görünüyor. Bu zayıflamanın, manyetik alanın kuvvetini bin yıl gibi nispeten oldukça kısa bir süre sonra kaybetmesine yol açacak kadar hızlı olması ise sonuca dair başka bir istenmeyen senaryoyu doğuruyor. Bilim adamlarını korkutan sorular, dünyanın gerçekten manyetik alanını kaybedebilip kaybedemeyeceği ve eğer kaybederse ne olacağı üzerine yoğunlaşıyor.

Manyetik alanın zayıflamasını araştıran bilim adamlarının, Dünya’nın manyetik alanının milyonlarca yıl öncesine uzanan kalıntılarını içinde barındıran ve Pasifik’in ortasında yer alan volkanik adaları incelemesiyle beklenmedik bir olasılık gündeme geldi. Kanıtlar manyetik alanın gücünde kademeli bir düşüşün aksine ani ve büyük manyetik değişiklere işaret ediyordu. Havaii Adaları’ndaki yanardağlar zamanla adaların oluşumuna olanak vermiş ve her lav katmanı püskürtüldüğü anın manyetik kaydını saklamayı başarmıştı. Soğuyan lavlarla gözlemlenebilir hale gelen manyetik kayıt, alanın şiddeti ve yönü hakkında bilgi veriebilecek niteliğe sahip. Kilauea yanardağından alınan soğumuş ve katılaşmış lav örnekleri Dünya’nın manyetik alanının yönünün farklı olduğu zaman dilimlerini açığa çıkarttı. Dünya’nın bilinen manyetik alan yönü güneyden kuzeye doğrudur; pusula iğnesinin kuzeye yönelimi de bu sebeptendir. Ancak yakın zamana ait lav örneklerinden elde edilen kayıtlar manyetik alanın yönünü kuzeye doğru işaret ederken eski lav örnekleri güneyi işaret ediyordu.  İlerleyen araştırmalar, ortalama her 200 bin yılda bir Dünya’nın manyetik alanının ani ve 180 derecelik bir değişime uğradığını gösterdi. Verilere göre son değişimi ise 780 bin yıl önce olmuştu. Dünya’nın manyetik alanının simüle edilmesiyle manyetik alandaki değişim bilgisayar ortamında da gözlemlenebilir hale geldi. Asıl dikkati çeken nokta ise yer değişiminden önce kutuplarda görülen manyetik zayıflamaydı. Bazı bilim adamları tarafından kabul görmemiş bir teori de olsa bulgular, Dünya’nın yeni bir manyetik taklaya doğru hızla ilerliyor olabileceği çıkarımını destekliyor. Manyetik alan şiddetindeki azalmanın kaç yıl daha süreceği öngörülemese de daha fazla kozmik ışınımın manyetik alanı aşarak yeryüzündeki radyasyon seviyesini artıracağı tahmin ediliyor. Henüz, manyetik alan kozmik radyasyonu yaşamın sık rastlanmadığı kuzey ve güney uçlara yönlendirerek devinimi sağlayabiliyor. Fakat zayıflama çok daha farklı kutupsal yapılaşmalara neden olabilecek, ki bu durum en azından kozmik radyasyona maruz kalacak bölgeleri farklılaştırabilecek. Manyetik alan zayıflamasının ardından manyetik gücünü kaybederek atmosferinin yapısını büyük ölçüde kaybeden Mars’ın aksine, Dünya’nın zayıflamadan sonra da manyetik takla sonucu kendisini toparlayabileceği fakat bu süreçte atmosferinin savunmasızlığından kaynaklı radyasyon artışının insanlığı etkileyeceği düşünülüyor.

Kaynak: http://spacemath.gsfc.nasa.gov

Tagged :

Yükseğe çıkıldıkça hava neden soğur?

Yüksek rakımlı yerlerin, dünyamızın ısı kaynağı Güneş’e daha yakın olduğuna göre sıcaklığın daha fazla olması gerekmez mi? Dahası, bulutlardaki nem havanın sıcak olmasını sağlamaz mı? O halde neden uçaklarda ısıtma sistemi bulunur? Neden dağcılar donarak ölür?

Yukarıdaki yazıyı okuyan çoğu kişi, güneş ışınlarının dünyaya çarpmak için 150 milyon km yol kat ettiğini düşünerek güneşe birkaç bin metre daha yakın olmanın bu kadar büyük bir fark yaratmayacağının farkına varacaktır. Yüksek rakımda ısının düşük olmasının nedeni, ısıyı tutacak olan ya da en azından ısının sabit kalmasını sağlayacak olan atmosferin ya da atmosferik basıncın olmamasıdır. Deniz seviyesinde atmosfer basıncı 1,00 atm’dir (standart atmosfer). Yerden beş bin metre yükseğe çıkıldığında ise basınç 0.83 atm civarındadır.  Aradaki fark yaşamsal faaliyetlerimizi yerine getirmemizi engellemez; ancak basınçta az da olsa bir değişiklik meydana gelir.

Bu küçük değişiklik bizim için olmasa da gazlar için önemlidir. Çünkü basınçtaki bir değişiklik gazlar için ısıdaki değişiklik anlamına da gelir. Şartların değişkenliği göz önünde bulundurulduğunda bu farkı gözlemlemenin iki yöntemi vardır. Basınç dış güçtür ve basınç uygulanan şeye enerji pompalar. Bu yüzden yüksek basınç etkisi altındaki gaz moleküllerinin daha az basınç etkisi altında olan gaz moleküllerine göre daha yüksek enerjiye sahip olması mümkündür. Başka bir yöntem ise; basınç azaldıkça gazın hacmi artar. Büyük bir alanda aynı gaz molekülleri varsa, birbirleriyle çok fazla sürtünmezler ve kinetik enerjileri daha büyük bir alana yayılır. Bu durumda ısı da azalır.

Düşük rakımda – özellikle şehirlerde – hava moleküllerinin birbirleriyle etkileşimi daha fazladır. Ancak yüksek rakımda hava molekülleri geniş alanda birbirlerinden bağımsız ve yalnızdır. Havada sürtünmeksizin dolanmaları için daha fazla alan vardır. Bu yüzden küçük bir alanda basınçla sıkışmazlar.

Kaynak: io9.com

Tagged : /

Oksijensiz dünya ve onun becerikli mikropları

Dünya’mız, şu anda bulunduğumuz jeolojik zaman diliminde çok büyük bir canlı çeşitliliğine ev sahipliği yapıyor. Aslında, bu canlı çeşitliliğinin ve özellikle de Homo sapiens’in varlığını sürdürebilmesi, pamuk ipliğine bağlı durumda. Çünkü gezegenimiz çok hassas bir kimyasal dengede bulunuyor. Gezegenimizde canlılığın oluşmasına önayak olan atmosfer ve yerkürenin arasında kurulu bu hassas denge, hiç de sandığımız kadar kolay oluşmadı! Eğer öyle olmuş olsaydı, başka yıldız sistemlerinde, hatta belki de kendi Güneş sistemimizde bile kolaylıkla diğer canlıların izlerine rastlayabilirdik. Oysa durum farklı, işte tam da bu yüzden narin gezegenimizin kimyası ile atmosfere yüklediğimiz sera gazları, ozon tabakasına verdiğimiz zararlar aracılığıyla oynamaya devam edersek kendi sonumuzu hiç tahmin edemeyeceğimiz ve öngörülemeyecek kadar erken getirebiliriz. Bu yüzden doğa talanını ve özensiz yakıt kulanımını durdurmanın, ekonomik büyüme hedefleri ve ilişkili politikalardan önemli olduğunu algılamaz ve birincil gündemimize almazsak, bu politikaları güdebileceğimiz bir gezegenimiz de olmayacak.

Dünya’nın kimyasal dengesini biraz daha ayrıtnılı irdeleyecek olursak atmosfer, hidrosfer ve yerküre sisteminin jeolojik zaman boyunca etkileşimlerine bakmak gerekir. Bunun için de atmosferin, okyanusların ve yerküredeki elementlerin bulunduğu redoks koşulları incelenmelidir. Bulunduğumuz zaman diliminde oksijenin bulunması sebebiyle (atmosferin % 21’i kadar), atmosferimiz oksitleyici; fakat atmosferimiz her zaman oksitleyici (yükseltgen) değildi. Dünya ilk oluştuğunda atmosferin kimyasal bileşimi, günümüzdekinden çok farklıydı. Dünyada bulunan oksijeni çantada keklik sayıyoruz; fakat canlı yaşamının gelişmesini sağlayan serbest oksijen, aslında dünyada her zaman bulunmuyordu, hatta dünya oluştuktan sonra yaklaşık 1,5 milyar yıl boyunca gezegenimizde oksijen yoktu!1.

3 milyar yıl önce oluşan atmosferik oksijen, günümüzdeki miktarın % 0,001’inden daha küçüktü.2  Atmosferdeki oksijenin günümüzdeki seviyelere ulaşması ise çok daha sonra gerçekleşti.3

Şekil 1. Atmosferde serbest oksijenin evrimi: günümüzden 2.5 milyar yıl öncesine kadar oksijen yok, 2.5 milyar yıl önce atmosferik oksijende kalıcı bir artış gerçekleşiyor (GOE), yaklaşık 540 milyon yıl önce ikinci kez artış gerçekleşiyor ve atmosferik oksijen günümüzdeki seviyelerine ulaşıyor (PAL= Present atmospheric level). Sol taraftaki düşey skala, atmosferdeki oksijenin kısmi basıncını atm cinsinden, sağ taraftaki düşey skala oksijenin günümüzdeki oksijen seviyesinin kaç katı olduğunu ifade ediyor. Yatay skala ise soldan sağa, dünyanın oluşumundan günümüze kadar geçen süreyi gösteriyor (Lyons ve diğ., 2014).

Okyanuslar, gezegenimizin kimyasal dengesini sağlayabilmesinde tahmin ettiğimizden daha büyük önem taşıyor ve gezegenimizde bulunan okyanuslara dair bilgimiz hala oldukça az. Okyanusların önemi, canlı varlığında önem taşıyan elementler için büyük bir rezervuar teşkil etmeleri ve bu elementleri, çeşitli kimyasal reaksiyonlarla canlılar tarafından kullanılabilecek formlara  dönüştürebilmelerinden kaynaklanıyor. Bu yüzden atmosferdeki oksijenin ne zaman ve nasıl oluştuğunu anlamak için öncelikle okyanuslardaki oksijenin oluşumunu araştırmak gerekiyor.

1960’lardan itibaren, günümüzden 2.4 ve 2.1 milyar yıl öncesinde atmosferde oksijenin kalıcı bir şekilde yükseldiğine dair kanıtlar bulunmaya başlandı.4 Bu iki basamakta gerçekleşen artış, günümüzde GOE (muazzam oksijen artışı olayı olarak çevirilebilecek “Great Oxidation Event”) olarak bilinen olay, o dönemde oluşan ve bu güne kadar değişmeden kalmış kayaçlarda kayıt niteiliğinde önemli izler bıraktı. Örneğin, paslı kırmızı toprakların yüzeyde ilk olarak görülmeye başlandığı zamana ait kayaç kayıtları ve pirit (FeS2) gibi oksijenle karşılaştığında kolaylıkla oksitlenen (yükseltgenen) minerallerin dünyanın oluşumundan bir süre sonra eski nehir yataklarına ait kayaç kayıtlarından kaybolması4. Daha da tartışmalı olan bir diğer konu ise O2 üreten fotosentezin ilk kez gerçekleşmeye başladığı zaman. Bu tartışmalardaki anahtar soru, fotosentezin GOE’den önce mi yoksa GOE’ye bağlı olarak mı oluştuğu sorusu. Organik jeokimyasal araştırmalar, oksijenin GOE’den önce oluştuğunu kanıtlıyor.5Oksijen üreten fotosentez, yeryüzünde en önemli serbest oksijen kaynağı olduğundan, gezegenimizde oksijenin ne zaman oluştuğu sorusu, bu metabolizmanın ne zaman evrimleştiği sorusuna bağlı oluyor (Şekil 1). Onlarca yıllık yoğun araştırmalara rağmen henüz bu soruyla ilgili bir konsensüs oluşturulamadı.

Şekil 2. Rhodobacter ferrooxidans – diğer adıyla mor – kükürt kullanmayan bakteri, çubuk şekilli anoksijenik, fotosentetik bir prokaryot. Bu prokaryot suda çözünmüş Fe2+ iyonunu Fe3+’e okside ediyor ve Fe(OH)3’in yani BIF’lerin oluşmasını sağlıyor. Kaynak:Dennis Kunkel Microscopy, Inc./Visuals Unlimited, Inc.

Bu sorunun kökeni kısmen, oksidayonun hem biyotik hem de abiyotik olarak ve hem serbest oksijenin varlığında hem de yokluğunda  gerçekleşebilmesinde yatıyor. Evet, oksijen olmadan da oksidasyon, yani yükseltgenme reaksiyonları gerçekleşebiliyor. Bu oksidasyon dediğimiz şey, aslında basit yanma reaksiyonu ya da organik maddenin çürümesi. Örneğin biz solunum yoluyla, oksijenle organik maddeyi parçalayarak (proteinler, lipidler, glikoz gibi) enerji (ATP) elde edebiliyoruz. Yani varlığımızı sürdürmemiz oksijenin varlığına bağlı. Pek çok organizma için durum aynı. Fakat bu oksidasyon reaksiyonu, dünyada yalnızca oksijen varlığında gerçekleşmişyor. Kimyasal olarak (örneğin fotokimyasal, yani güneş kaynaklı UV ışınlarına bağlı olarak), herhangi bir canlı organizmanın faaliyetine bağlı olmadan gerçekleşebileceği gibi, oksijen yerine başka elementler kullanabilen bazı mikroorganizmalar tarafından da gerçekleştirilebiliyor. Bu mikroorganizmalar, oksijensiz koşullar altında bazı elementleri indirgeyerek (sülfür, demir – Fe3+ gibi) veya bazı elementleri oksitleyerek (Fe2+ gibi) fotosentetik olarak, yani güneş ışınlarının olduğu koşullar altında, kendilerine besin ve varlıkları için gerekli enerjiyi elde edebiliyor, karışılığında bizim gibi oksijene ihtiyacı olan canlıların ihtiyaç duyacağı serbest oksijeni üretebiliyorlar (Şekil 2). İşte, bu organizmalardan bolca ve çeşit çeşit mevcut ve bu mikroorganizmalara anoksijenik fotototroflar deniyor.6 Fotosentezi hatırlayacak olursak, fotosentezin gerçekleşebilmesi için ışık ve indirgeyici bir güç kaynağının – yani bir elektron donörünün gerektiğini biliyoruz. Oksijenli fotosentezde bu elektron donörü H2O, yani su molekülü oluyor. Fakat serbest oksijenin bulunmadığı koşullar altında, başka elektron donörleri kullanılıyor: Fe2+ ve H2S’teki sülfür gibi. Bu yüzden demir ve sülfür elementlerinin kayaçlardan okyanuslara, okyanuslardan da canlı organizmalara ve daha sonra atmosfere taşındığı yolları anlayabilmek, süreci çözmekte büyük önem taşıyor.

BIF -“Banded Iron Formation” denilen, ince veya kalın aralıklarla tekrarlı şeritler halinde demir oksit minerallerinden oluşan (hematit: Fe2O3, manyetit: Fe3O4) çökel kayaçları, dünyadaki ilk oksijen oluşumu tartışmalarında önemli bir yer alıyor (Şekil 3). BIF’leri içeren bilinen en eski kayaçlar, Prekambriyen (günümüzden önce 4 milyar ila 540 milyon yıl aralığı) jeolojik dönemine ait. Dolayısıyla bu kadar eski, başkalaşıma uğramamış kayaçlara, tektonik aktivitelerden uzak levha içlerinde, yani kratonlarda rastlanabiliyor. Örneğin, Batı Avustralya ve Güney Afrika’daki Transvaal Süpergrup’u. Günümüzde de BIF oluşumu gözlemlenebiliyor; fakat günümüzdeki BIF oluşumunun mekanizması, geçmişteki mekanizmadan oldukça farklı. Bu kayaçların geçmişteki oluşumuna dair ortaya atılan ve kabul gören ilk teori, suda oksijenin ilk olarak fotosentez yapabilen ilkel organizma siyanobakteriler* tarafından üretilmesi ve okyanuslarda yükselen oksijen sebebiyle, suda çözünmüş halde bulunan Fe2+ iyonlarının oksijenle karşılaştığında, suda çözünemeyen Fe-oksitlere dönüşerek çökelmeleri ve de demirli bantlardan oluşan BIF çökel kayaçlarını oluşturmaları şeklindeydi. Dolayısıyla BIF’ler, ait oldukları kayaçların yaşları tespit edildiğinde, yeryüzünde oksijenin ilk ne zaman ortaya çıktığını gösteren arşivler niteliğindeydi. Fakat, daha sonra yapılan araştırmalar BIF oluşumunun oksijen varlığından bağımsız olarak da gerçekleşebileceğini göstermeye başladı. Öncelikle, BIF’lerin tahmin edildiğinden daha önceleri oluştuğu ortaya çıktı. Örneğin, Isua – Batı Grönland’da Arkeen jeolojik dönemine ait, 3.8 milyar yıl önce oluşmuş BIF’lere rastlandı.7 Bu kadar erken bir dönemdeki canlı organizmalar varsa da henüz çok ilkel formdaydı, oksijenli fotosentez yapabilecek düzeyde evrimleşmemişlerdi. Bu döneme ait bulunan mikrop fosillerinin morfolojileri de bunu kanıtlar nitelikte. Daha sonra da, oksijensiz koşullar altında anoksijenik fotoototrofik mikroorganizmaların da demiri oksitleyebildiği ve BIF’leri (kimyasal formülü Fe(OH)3) çökeltebildiği ortaya çıktı.8

Şekil 3.  BIF – Şeritli demir formasyonları (Banded Iron Formations). Şeklin kaynağı: Australian Mineral Atlas

Tüm bu araştırmalardan elde edilen sonuçların ışığında, hala üzerinde tartışmalar olsa da günümüzde kabul edilen modele göre: 1) ilk okyanuslar, çözünmüş demir (Fe2+) iyonlarınca zengin “demirli okyanuslar”dı, 2) Anoksik fotosentetik organizmaların bu demir iyonlarını kullanarak ürettiği oksijen, BIF’lerin çökelmesini sağladı ve sülfat (SO42-) içeren yerküre kayaçlarını aşındırdı ve bu sülfatların nehirlerle okyanuslara taşınarak H2S formunda birikmesini sağladı. Dolayısıyla bu dönem “kükürtlü – okyanus” dönemiydi. 3) Son olarak yüzey suyuyla sınırlı kalan oksijen miktarı artmaya, siyanobakteriler tarafından oksijenli fotosentez gerçekleşmeye başladı ve atmosferdeki serbest oksijen miktarı arttıkça, okyanuslara taşınan organik madde (organik karbon) ve organik üretim de artmaya başladı. Oksijen seviyeleri okyanustaki su kolonunda artık yalnızca yüzey sularıyla sınırlı değildi, oksijen okyanusların derin sularına kadar ulaşmaya başladı. Bu döngü de atmosferde oksijenin artmasını sağladı (Şekil 4).3Oksijenin artışıyla kayaçlardaki aşınma ve taşınma mekanizması ile kayaçlarda bulunan sülfatların okyanuslara taşınmaya başladığı zaman da bazı kimyasal yöntemlerle tespit edilebiliyor. O döneme ait kayaçlarda bulunan sülfür elementinin duraylı izotoplarındaki** değişimler hesaplandığında, serbest oksijenin ilk olarak atmosferde ne zaman artmaya başladığı anlaşılabiliyor. Çünkü atmosferdeki oksijenin artmaya başladığı zaman, aynı zamanda sülfürün duraylı izotoplarında ilk kez belirgin değişikliklerin kaydedildiği zamana denk geliyor. Demir ve kükürt elementlerinin duraylı izotopları, dünyadaki oksijenli koşulların ve buna bağlı olarak canlı evriminin nasıl geliştiği hakkında önemli ipuçları sunuyor.

Şekil 4. Okyanusların kimyasal bileşiminin çeşitli aşamalarını ve oksijenin su kolonunda giderek artmasını gösteren model: Fe2+iyonları kırmızı kesikli, H2S yeşil, O2 ise mavi çizgi ile temsil ediliyor. Soldaki ilk şekil, en eski jeolojik dönem olan Arkeen’i (günümüzden 4 ila 2,5 milyar öncesi aralığı) gösteriyor ve bu aşamada okyanus su kolonunda, kıyı şelfine yakın bölgelerde su derinliği arttıkça demir miktarı artıyor, üst kesimlerde az da olsa bir miktar H2S mevcut. Kıyıdan uzaklaştıkça H2S tamamen kayboluyor ve su kolonu boyunca sadece Fe2+ iyonları bulunuyor. İkinci şekil ise, Erken ve Orta Proterozoik jeolojik dönemini betimliyor (günümüzden 2.5 ila 1 milyar yıl öncesi aralığı). Su kolonunda H2S miktarının arttığını görüyoruz. Geç Proterzoik dönemini (günümüzden 1 milyar ila 540 milyon yıl öncesi aralığı) betimleyen son şekilde ise, şelf yakınlarında hem yüzey sularında hem de dip sularda artık oksijenin görülmeye başladığını ayırt ediyoruz. Kıyı bölgesinden uzaklaştıkça oksijen tüm su kolonuna yayılıyor.

Tüm bu araştırmalar yalnızca dünyadaki oksijen oluşumu ve canlı evrimine ışık tutmakla kalmıyor, aynı zamanda diğer gezegenlerde de kükürtlü okyanusların veya metan okyanuslarının nasıl oluştuğunu ya da en önemlisi benzer koşullar altındaki başka yıldız sistemlerinde canlı organizmaların hangi kimyasal reaksiyonlarla gezegenin atmosferik koşullarını değiştirerek, nasıl evrimleşebileceğine dair bir model ortaya koyuyor. Diğer yandan dünyanın kimyasal koşullarının ne kadar canlılarla karşılıklı etkileşime tabi olduğunu gösteriyor ve bu kimyasal etki mekanizmalarını araştırarak ve keşfederek göstermemiz gereken özeni fark etmemizi sağlıyor.

Kaynaklar

  1. Roscoe, S. M. Huronian rocks and uraniferous conglomerates in the Canadian Shield. Geol. Surv. Pap. Can. 68–40 (1969).
  2. Holland, H. D. Volcanic gases, black smokers, and the Great Oxidation Event. Geochim. Cosmochim. Acta 66, 3811–3826 (2002).
  3. Lyons, T. W., Reinhard, C. T., & Planavsky, N. J. The rise of oxygen in Earth’s early ocean and atmosphere.Nature, 506(7488), 307-315. (2014).
  4. Canfield, D. E. The early history of atmospheric oxygen: Homage to Robert M. Garrels. Annu. Rev. Earth Planet. Sci. 33, 1–36 (2005).
  5. Brocks, J. J., Logan, G. A., Buick, R. & Summons, R. E. Archean molecular fossils and the early rise of eukaryotes. Science 285, 1033–1036 (1999).
  6. Claire, M. W., Catling, D. C. & Zahnle, K. J. Biogeochemical modelling of the rise in atmospheric oxygen. Geobiology 4, 239–269 (2006).
  7. Klein, C. Some Precambrian banded iron-formations (BIFs) from around the world: Their age, geologic setting, mineralogy, metamorphism, geochemistry, and origins. American Mineralogist, 90(10), 1473-1499. (2005).
  8. Konhauser, K. O. Could bacteria have formed the Precambrian banded iron formations? Geology 30, 1079–1082 (2002).

Dennis Kunkel Microscopy, Inc./Visuals Unlimited, Inc.

Australian Mineral Atlas

* Siyenobakteri: Enerjisini fotosentez yoluyla elde eden bir bakteri çeşidi.
** Duraylı izotop: Bir elementin radyoaktif olmayan, radyoaktif bozunmaya uğramayan izotopları.

Tagged : / /

Dünyanın Şekli ve Hareketleri

A. DÜNYA’NIN ŞEKLİ

Dünya, kutuplardan hafifçe basık, Ekvator’dan şişkin kendine has bir şekle sahiptir. Buna geoit denir. Dünya’nın geoit şekli, kendi ekseni etrafında dönüşü sırasında oluşan, merkez kaç kuvvetiyle savrulması sonucu meydana gelmiştir.

Dünya’nın Şeklinin Sonuçları

  • Ekvator’un uzunluğu tam bir meridyen dairesinin uzunluğundan daha fazladır.
  • Ekvator yarıçapı, kutuplar yarıçapına göre 21 km daha uzundur.
  • Dünya’nın şeklinden dolayı, güneş ışınları yeryüzüne farklı açılarla düşer.
  • Sıcaklık dağılışını etkiler. Ekvator’dan kutuplara doğru gidildikçe sıcaklık değerleri düşer.
  • Dünya’nın şeklinden dolayı, Dünya’nın bir yarısı karanlıkken diğer yarısı aydınlıktır. Aydınlanma çizgisi daire biçiminde olur. Buna aydınlanma çemberi de denir.
  • Kutuplar, Dünya’nın merkezine (Ekvator’a göre) daha yakındır. Bunun sonucu olarak, yerçekimi Ekvator’da az, kutuplarda daha fazladır.
  • Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki dönüş hızı Ekvator’dan kutuplara gidildikçe azalır.
  • Ekvator’dan kutuplara gidildikçe, paralel boyları ve meridyenler arası mesafe azalır.
  • Dünya’nın şeklinden dolayı, harita çizimlerinde hatalar meydana gelir.
  • Kutup yıldızının görünüm açısı bulunduğumuz yerin enlem derecesini verir.

B. DÜNYA’NIN HAREKETLERİ

1. Dünya’nın Kendi Ekseni Etrafında Dönmesi (Günlük Hareket)

Dünya kendi ekseni etrafındaki dönüşünü, batıdan doğuya doğru 24 saatte tamamlar. Buna 1 gün denir.

Dünya’nın Kendi Ekseni Etrafındaki Dönüşünün Sonuçları

  • Gece ve gündüz birbirini takip eder.
  • Güneş ışınlarının günlük geliş açıları değişir.
  • Günlük sıcaklık farkları meydana gelir. Bunun sonucunda;

– Fiziksel çözülme oluşur.

– Günlük basınç farkları oluşur.

– Meltem rüzgârları oluşur.

  • Merkez kaç kuvveti meydana gelir. Bunun sonucunda;

– Sürekli rüzgârların (Alize, Batı, Kutup) yönlerinde sapmalar meydana gelir.

– Okyanus akıntıları (Gulf – stream, Labrador, vs.) halkalar oluşturur ve yönlerinde sapmalar olur.

  • Yerel saat farkları meydana gelir.
  • Cisimlerin gün içindeki gölge uzunlukları değişir.
  • Güneş doğuda erken doğar, batar ve batıda geç doğar, batar.
  • Dinamik basınç kuşakları meydana gelir.

2. Dünya’nın Güneş Etrafında Dönmesi (Yıllık Hareket)

Dünya, kendi ekseni etrafındaki günlük dönüşünü sürdürürken, bir yandan da Güneş’in çevresinde dolanır. Dünya, Güneş etrafındaki dönüşünü elips şeklindeki bir yörünge üzerinde 365 gün 6 saatte tamamlar. Buna 1 yıl denir.

Dünya, 939 milyon km lik yörüngesi üzerinde saatte 108 bin km. hızla hareket eder.

Dünya’nın Güneş’e olan uzaklığı sabit değildir. Bazen yaklaşırken, bazen uzaklaşır. Bunun nedeni, Dünya yörüngesinin elips şeklinde olmasıdır. Dünya’nın Güneş’e en yakın olduğu 3 Ocak tarihine Perihel (Günberi) denir. Dünya’nın Güneş’ten en uzak olduğu 4 Temmuz tarihine ise Afel (Günöte) denir.

Dünya’nın Güneş Etrafındaki Dönüşünün Sonuçları

  • Mevsimlerin oluşmasına ve değişmesine neden olur.
  • Mevsimlik sıcaklık farkları meydana gelir.
  • Kara ve denizler arasında sıcaklık farkları oluşur.
  • Muson rüzgârları meydana gelir.
  • Gece – gündüz uzunlukları değişir.
  • Güneş’in ufuk üzerinde doğduğu yer ve saat ile, Güneş’in ufukta battığı yer ve saat değişir.
  • Güneş ışınlarının yeryüzüne düşme açıları değişir.
  • Cisimlerin gölge boyları değişir.
  • Aydınlanma çemberi mevsimlere göre yer değiştirir.
  • Güneş ışınları yıl boyunca dönencelere bir kez, dönenceler arasına iki kez dik düşer.

Dünya’nın Eksen Eğikliği

Dünya’nın elips şeklindeki yörüngesinden geçen düzleme Ekliptik (yörüngedüzlemi, Ekvator’dan geçen düzleme ise Ekvator düzlemi denir.

Bu iki düzlem birbiriyle çakışmaz. Çünkü, Dünya’nın ekseni ekliptik düzleme tam dik değildir. Başka bir ifadeyle, Dünya ekseni ile ekliptik düzlemi arasında 66° 33’, Ekvator düzlemi ile ekliptik düzlemi arasında 23° 27’ lık bir açı vardır.

İşte yukarıda, Dünya’nın Güneş etrafındaki hareketinin sonuçlarında sayılanların asıl nedeni, Dünya’nın ekseninin eğik olmasıdır. Buradan, Dünya’nın Güneş çevresinde dönüşünün sonuçları, eksen eğikliği ile birlikte ortaya çıkar” sonucunu çıkarabiliriz.

Dünya ekseninin 23°27’ eğik oluşunun sonuçları şunlardır:

  • Güneş ışınlarının yeryüzüne düşme açısı yıl boyunca değişir.
  • Güneş’in doğuş ve batış saatleri ile yerleri değişir.
  • Aydınlanma çemberinin sınırı mevsimlere göre değişir.
  • Mevsimlerin oluşumuna neden olur.
  • 21 Aralık’ta Güney Yarım Küre’nin, 21 Haziran’da ise, Kuzey Yarım Küre’nin Güneş’e daha dönük olmasına neden olur.
  • Gece ile gündüz süreleri arasındaki farkın, Ekvator’dan kutuplara gidildikçe artmasına neden olur.
Ekvator çizgisi üzerinde yıl boyunca gece ve gündüz süreleri değişmez.
  • Yıl içinde cisimlerin gölge uzunlukları değişir.
  • Dönencelerin ve kutup dairelerinin sınırlarını belirleyerek, matematik iklim kuşaklarının oluşumuna neden olur.

MEVSİMLER ve ÖZELLİKLERİ

Dünya’nın Güneş etrafında dönmesi ve eksen eğikliğine bağlı olarak dört önemli gün ortaya çıkar. Bu günler aynı zamanda mevsimlerin başlangıcıdır.

21 Mart ve 23 Eylül tarihlerine ekinoks (gece – gündüz eşitliği) tarihleri, 21 Aralık ve 21 Haziran tarihlerine desolstis (gündönümü) tarihleri denir.

21 HAZİRAN

a. Kuzey Yarım Küre

  • Güneş ışınları Yengeç Dönencesi’ne 90°lik açı ile düşer.
  • Yaz mevsiminin başlangıcıdır.
  • En uzun gündüz, en kısa gece yaşanır.
  • Yengeç Dönencesi’nden kuzeye gidildikçe gündüz süresi uzar, gece süresi kısalır.
  • Bu tarihten itibaren gündüzler kısalmaya, geceler uzamaya başlar. Fakat 23 Eylül tarihine kadar gündüzler gecelerden uzundur.
  • Aydınlanma çemberi Kuzey Kutup Dairesi’ne teğet geçer.
  • Yengeç Dönencesi’nin kuzeyi, güneş ışınlarını yıl içerisinde alabileceği en dik açı ile alır. Bu tarihten itibaren güneş ışınlarının gelme açıları küçülmeye başlar.
  • Yengeç Dönencesi’nin kuzeyinde en kısa gölge yaşanır. Bu tarihten itibaren gölge boyları uzamaya başlar.

b. Güney Yarım Küre

  • Güneş ışınları Oğlak Dönencesi’ne 43°06’ lık açı ile düşer.
  • Kış mevsiminin başlangıcıdır.
  • En uzun gece, en kısa gündüz yaşanır.
  • Oğlak Dönencesi’nden güneye gidildikçe gece süresi uzar, gündüz süresi kısalır.
  • Bu tarihten itibaren geceler kısalmaya, gündüzler uzamaya başlar. Fakat 23 Eylül tarihine kadar geceler gündüzlerden uzundur.
  • Aydınlanma çemberi Güney Kutup Dairesi’ne teğet geçer.
  • Oğlak Dönencesi’nin güneyi güneş ışınlarını yıl içerisinde alabileceği en dar açı ile alır. Bu tarihten itibaren güneş ışınlarının gelme açıları büyümeye başlar.
  • Oğlak Dönencesi’nin güneyinde en uzun gölge yaşanır. Bu tarihten itibaren gölge boyları kısalmaya başlar.

23 EYLÜL

Kuzey ve Güney Yarım Küre

  • Güneş ışınları öğle vakti Ekvator’a 90°lik açı ile düşer.
  • Gölge boyu Ekvator’da sıfırdır.
  • Güneş ışınları bu tarihten itibaren Güney Yarım Küre’ye dik düşmeye başlar.
  • Bu tarihten itibaren Kuzey Yarım Küre’de geceler, gündüzlerden uzun olmaya başlar. Güney Yarım Küre’de ise tam tersi olur.
  • Bu tarih Kuzey Yarım Küre’de Sonbahar, Güney Yarım Küre’de İlkbahar başlangıcıdır.
  • Aydınlanma çemberi kutup noktalarına teğet geçer. Bu tarihte Güneş her iki kutup noktasında da görülür.
  • Dünya’da gece ve gündüz birbirine eşit olur.
  • Bu tarih Kuzey Kutup Noktası’nda 6 aylık gecenin, Güney Kutup Noktası’nda ise 6 aylık gündüzün başlangıcıdır.

21 ARALIK

a. Kuzey Yarım Küre

  • Güneş ışınları Yengeç Dönencesi’ne 43°06’ lık açı ile gelir.
  • Kış mevsiminin başlangıcıdır.
  • En uzun gece, en kısa gündüz yaşanır.
  • Yengeç Dönencesi’nden kuzeye gidildikçe gece süresi uzar, gündüz süresi kısalır.
  • Bu tarihten itibaren geceler kısalmaya, gündüzler uzamaya başlar. Fakat 21 Mart tarihine kadar, geceler gündüzlerden uzundur.
  • Aydınlanma çemberi Kuzey Kutup Dairesi’ne teğet geçer.
  • Yengeç Dönencesi’nin kuzeyi güneş ışınlarını yıl içerisinde alabileceği en dar açı ile alır. Bu tarihten itibaren güneş ışınlarının gelme açıları büyümeye başlar.
  • Yengeç Dönencesi’nin kuzeyinde en uzun gölge yaşanır. Bu tarihten itibaren gölge boyları kısalmaya başlar.

b. Güney Yarım Küre

  • Güneş ışınları Oğlak Dönencesi’ne 90° lik açı ile gelir.
  • Yaz mevsiminin başlangıcıdır.
  • En uzun gündüz, en kısa gece yaşanır.
  • Oğlak Dönencesi’nden güneye gidildikçe gündüz süresi uzar, gece süresi kısalır.
  • Bu tarihten itibaren gündüzler kısalmaya geceler uzamaya başlar. Ancak 21 Mart tarihine kadar, gündüzler gecelerden uzundur.
  • Aydınlanma çemberi Güney Kutup Dairesi’ne teğet geçer.
  • Oğlak Dönencesi’nin güneyi güneş ışınlarını yıl içerisinde alabileceği en dik açı ile alır. Bu tarihten itibaren güneş ışınlarının gelme açıları küçülmeye başlar.
  • Oğlak Dönencesi’nin güneyinde en kısa gölge yaşanır. Bu tarihten itibaren gölge boyları uzamaya başlar.

21 MART

Kuzey ve Güney Yarım Küre

  • Güneş ışınları öğle vakti Ekvator’a 90° lik açı ile düşer.
  • Gölge boyu Ekvator’da sıfırdır.
  • Güneş ışınları bu tarihten itibaren Kuzey Yarım Küre’ye dik düşmeye başlar.
  • Bu tarihten itibaren Güney Yarım Küre’de geceler, gündüzlerden uzun olmaya başlar. Kuzey Yarım Küre’de ise tam tersi olur.
  • Bu tarih Güney Yarım Küre’de Sonbahar, Kuzey Yarım Küre’de İlkbahar başlangıcıdır.
  • Aydınlanma çemberi kutup noktalarına teğet geçer. Bu tarihte Güneş her iki kutup noktasında da görülür.
  • Dünya’da gece ve gündüz süreleri birbirine eşit olur.
  • Bu tarih Güney Kutup Noktası’nda 6 aylık gecenin, Kuzey Kutup Noktası’nda ise 6 aylık gündüzün başlangıcıdır.
Tagged : /

DÜNYA’nın ŞEKLİ ve BOYUTLARI

Dünya, kutuplardan hafifçe basık, Ekvator’dan şişkin kendine has bir şekle sahiptir. Buna geoit denir. Dünya’nın geoit şekli, kendi ekseni etrafında dönüşü sırasında oluşan, merkez kaç kuvvetiyle savrulması sonucu meydana gelmiştir.

Dünya’nın Şeklinin Sonuçları
Ekvator’un uzunluğu tam bir meridyen dairesinin uzunluğundan daha fazladır.
Ekvator yarıçapı, kutuplar yarıçapına göre 21 km daha uzundur.
Dünya’nın şeklinden dolayı, güneş ışınları yeryüzüne farklı açılarla düşer.
Sıcaklık dağılışını etkiler. Ekvator’dan kutuplara doğru gidildikçe Sıcaklık değerleri düşer.
Dünya’nın şeklinden dolayı, Dünya’nın bir yarısı karanlıkken diğer yarısı aydınlıktır. Aydınlanma çizgisi daire biçiminde olur. Buna aydınlanma çemberi de denir.
Kutuplar, Dünya’nın merkezine (Ekvator’a göre) daha yakındır. Bunun sonucu olarak, yerçekimi Ekvator’da az, kutuplarda daha fazladır.
Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki dönüş hızı Ekvator’dan kutuplara gidildikçe azalır.
Ekvator’dan kutuplara gidildikçe, paralel boyları ve meridyenler arası mesafe azalır.
Dünya’nın şeklinden dolayı, harita çizimlerinde hatalar meydana gelir.
Kutup yıldızının görünüm açısı bulunduğumuz yerin enlem derecesini verir.

Dünyanın şekli küreye benzemekle birlikte tam küre değildirEkvator çevresi şişkin, kutuplar çevresi basık olan özel şekline Geoid denir.
Dünya’nın geoid şekil almasında;

  • Kendi çevresinde dönerek soğuyup katılaşması etkili olmuştur.

dunyaninsekliveboyutlari

Dünya’nın Boyutları

dunyaninboyutlari

Dünya’nın Şeklinin Sonuçları

Ekvatordan kutuplara gidildikçe Güneş ışınlarının düşme açısı küçülür. Bunun sonucunda;

dunyaninsekli

  • Sıcaklık Ekvatordan kutuplara doğru azalır.

Örnek:
Normal koşullarda yeryüzünde sıcaklık, Ekvator’dan kutuplara doğru giderek azalır.
Bu durum aşağıdakilerden hangisinin bir sonucudur?
A) Yerin şeklinin
B) Yerin hareketlerinin
C) Hava hareketlerinin
D) Deniz etkisinin
E) Yükseltinin

Çözüm:
Ekvatordan kutuplara gidildikçe güneş ışınlarının düşme
açısı küçüldüğü için sıcaklık azalır. Bu durum Dünya’nın
şeklinden kaynaklanır.
Yanıt A

1. Güneş ışınlarının tutulması Ekvator’dan kutuplara gidildikçe artar.

  • Cisimlerin gölge boyu Ekvator’dan kutuplara doğru uzar.
  • Denizlerdeki buharlaşmaya bağlı oluşan tuzluluk kutuplara gidildikçe azalır.

dunyaninsekli2

  • Dağlardaki kalıcı kar (toktağan kar) sınırı kutuplara gidildikçe deniz seviyesine yaklaşır.

dunyaninsekli3

  • Nüfus ve yerleşme üst sınırı kutuplara gidildikçe deniz seviyesine yaklaşır.

2. İki meridyen arası mesafe kutuplara gidildikçe daralır.

dunyaninsekli4

3. Parelellerin çevre uzunlukları kutuplara doğru gidildikçe azalır.

dunyaninsekli5

4. Dünya’nın ekseni etrafındaki çizgisel dönüş hızı ekvatordan kutuplara gidildikçe azalır.

Örnek:
ornek87

Yer’in ekseni etrafında dönüşü sırasında, yandaki şekil üzerinde belirtilen yerlerin hangisinde hız en fazladır?

A)1 B)2 C)3 D)4 E)5

Çözüm:
Dünyanın küresel şekli nedeniyle çizgisel dönüş hızı ekvatordan kutuplara azalır.
Yanıt B

Örnek:

ornek87 (1)a uçağı Kutup Dairesi, b uçağı Yengeç Dönencesi, c uçağı ise Ekvator üzerinde, yerden aynı yükseklikte uçarak Dünya çeresindeki turlarını aynı sürede tamamlıyorlar.
Aşağıdakilerden hangisinde bu uçaklar, hızı en az olandan en fazla olana doğru sıralanmıştır?
A) c < b < a
B) b < c < a
C) c < a < b
D) a < b < c
E) b < a < c

Çözüm:
Hızı en az kutuplara yakın olandır. a uçağının hızı en azdır. b uçağının Ekvator da olan c dene hızı daha azdır.Sıralamanın a < b < c şeklinde olması gerekir. Çünkü Dünyamız küresel bir şekle sahip olduğu için paralellerin uzunlukları Ekvator’dan kutuplara doğru azalır.
Yanıt D

  • Ekvatordan kutuplara gidildikçe çizgisel hıza bağlı olarak gurub ve tan süreleri uzar.

Tan : Güneşin doğmadan önceki alacakaranlık
Gurub : Güneşin batış anı

5. Ekvatordan kutuplara gidildikçe gece-gündüz süreleri arasındaki fark artar.

6. Aynı anda Dünya’nın bir yüzü aydınlık diğer yüzü ise karanlıktır.

7. Kuzey yarım küre’de kutba gidildikçe Kutup Yıldızının görünüm açısı büyür.

dunyaninsekli6

Not:Kutup yıldızının görünüm açısı kuzey yarım kürede bulunan enlemin numarasını verir.

8. Küresel yüzeyi düzleme aktarırken şekil ve boyutları bozulur. Bu nedenle hatasız haritaları çizilemez.

Örnek:
Haritalar yerşekillerinin biçimini gerçeğe tam uygun olarak göstermez. Haritalarda görülen, gerçeğin az ya da çok benzeridir.
Bu durumun temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yer şekillerinin karmaşık olması
B) Kuş bakışı bakış sağlanamaması
C) Ölçeğin küçük tutulması
D) Yerkürenin kutuplardan basık olması
E) Küresel yüzeyin düzleme aktarılmış olması

Çözüm:
Dünyanın yuvarlak şeklini bozulmadan düz hale getirmek mümkün değildir. Bu yüzden hatasız haritalar çizilemez.
Yanıt E

9. Yerden yükseldikçe görülen alan genişler.

dunyaninsekli7

Dünya’nın Geoid Şeklinin Kanıtları

1. Ekvatorun yarıçapı, kutuplar yarıçapından daha uzundur.

geoid

2. Ekvatorun çevre uzunluğu kutupların çevre uzunluğundan daha fazladır.

geoid2

3. Dünya’da merkeze yakınlıktan dolayı yerçekim gücü ekvatordan kutuplara gidildikçe artar.

geoid3

4. 45° paralelinin yerine 60° paraleli Ekvatorun yarısı kadardır.

geoid4

DÜNYAMIZIN ÇİZGİLERİ

Herhangi bir noktanın Dünya üzerinde bulunduğu yere Coğrafi konum denir. Yani coğrafi konum bir yerinadresidir. Coğrafi konum matematik ve özel konum olarak 2′ye ayrılır.

dunyamizin_cizgileri

Matematik Konum

Bir yerin başlangıç paraleli olan Ekvatora ve başlangıç meridyeni olan Greenwiche uzaklığına matematik konumdenir. Matematik konumun belirlenmesinde paralel ve Meridyen dairelerinden yararlanılır.

Örnek:
Bir yerin matematik konumu neyi gösterir?

A) Büyük denizlere olan uzaklığını
B) İşlek kara ve deniz yollarına göre yerini
C) Büyük kentlere olan yakınlığını
D) Deniz düzeyinde olan yükseltisini
E) Ekvator’a ve başlangıç meridyenine göre yerini

Çözüm:
Bir yerin matematik konumu ekvatora ve başlangıç meridyenine (Greenwich) göre durumunu verir.
Yanıt E

Örnek:
Şekildeki taralı alanın matematik konumu tanımlanırken, aşağıdakilerden hangisi kullanılmaz?
ornek88

A) 10° Kuzey enlemi
B) 10° Batı boylamı
C) 20° Doğu boylamı
D) 20° Güney enlemi
E) 30° Kuzey enlemi

Çözüm:
Coğrafi koordinatlar belirlenirken uç sınırlardan geçen paralel ve meridyen çizgileri alınır.
Yanıt A

Enlem

Dünya üzerindeki bir yerin Ekvatora olan uzaklığının derece (°), dakika (ı) saniye (ıı) cinsinden olan değerine denir.

Örneğin;
İstanbul 41° 00ı 16ıı kuzey enleminde yer alır.

enlem

Paralel

Ekvatora paralel olarak çizildiği düşünülen hayali çemberlerdir.

paralel

Paralellerin özellikleri

  • Başlangıç paraleli ve en geniş paralel dairesi Ekvatordur.
  • Ekvatordan kutuplara gidildikçe paralellerin çevreleri kısalır.

Uyarı:Bu özelliğin nedeni Dünyanın küresel şekle sahip olmasıdır.

  • 90 tanesi güney 90 tanesi Kuzey yarımkürede olmak üzere toplam 180 tanedir.
  • Paraleller arasındaki uzaklık heryerde 111 km’dir.

paralelinozellikleri

  • Tam çemberlerdir
  • Doğu batı yönünde uzanırlar.
  • Meridyenleri dik keserler.
  • Kutuplara doğru numaraları (dereceleri) büyür.
  • Paralellerin arasındaki uzaklıktan yararlanarak çeşitli hesaplamalar yapılabilir.

Örnek:
Aynı meridyen üzerinde bulunan X ve Y noktaları arasındaki uzaklık 6438 km’dir.
X noktası Ekvator üzerinde olduğuna göre, Y noktası hangi paralel dairesi üzerinde yer alır?
A) 26 B) 32 C) 44 D) 58 E) 65

Çözüm:
Paraleller arası mesafe 111 km olduğuna göre; 6438 ÷ 111 = 58 X ve Y arasındaki paralel sayısıdır. X Ekvator üzerinde olduğuna Y 58° paralelindedir.
Yanıt D

Örnek:
Aynı boylam üzerinde bulanan A – B kentleri arasında 2775 km bulunmaktadır.
A kenti 16° Kuzey paralelinde olduğuna göre B kentinin paraleli aşağadakilerden hangisidir?
A) 9° Güney
B) 25° Kuzey
C) 25° Güney
D) 41° Güney
E) 66° 33 Kuzey

Çözüm:
Her paralel arası 111 km olduğu için 2775 ÷111 = 25 paralel farkı var.
A kenti 16° Kuzey paralelinde bulunduğuna göre B kenti buranın 25° kuzeyindeki 41° kuzey paralelinde veya 25° güneyindeki 9° Güney paralelinde yer alır.
Yanıt A

  • Bazı paralel dairelerinin özel adları vardır;

paraleleinozellikleri2

  • Ekvatorla dönencelerin arasındaki enlemlere alçak enlemler, dönencelerle kutup daireleri arasındaki enlemlere orta enlemler kutup daireleriyle kutup noktaları arasındaki enlemlere ise yüksek enlemler adı verilir.

paralelinozellikleri31

Uyarı:Kuzey – Güney doğrultusuda geniş alanlar kaplayan (enlem farkı fazla olan) bölgelerde iklim çeşitliliği, bitki örtüsü çeşitliliği, yetiştirilen ürün çeşitlilikleri fazla olur. Doğu – batı yönünde geniş olan bölgelerde ise yerel saat farkları fazla olur ve birden fazla ortak saat kullanılır.

pararelinozellikleri4

Enlemin Etkileri

  • Güneş ışınlarının düşme açısını etkiler. Buna bağlı olarak Güneşin düşme açısı ekvatordan kutuplara gidildikçe küçülür.

enleimetkileri1

Uyarı:Güneşin düşme açısı Dünyanın günlük hareketine, yıllık harekete, eğim ve bakı durumuna göre de değişir.

  • Ekvatordan kutuplara gidildikçe Güneşin düşme açısı küçüldüğü için gölge boyları kutuplara gidildikçe uzamaktadır.

enleminetkileri

  • Enlem deniz suyu sıcaklıklarını ve buharlaşmayı etkileyerek deniz suyu tuzluğunu etkiler.

enleminetkileri3

Sıcaklığın ekvatordan kutuplara doğru azalması kalıcı kar sınırını ekvatordan kutuplara doğru azaltır. Ekvatoral bölgelde 4500 – 5000 m’de başlayan kalıcı kar sınırı orta kuşakta 2000 – 2500 m’de kutup kuşağında ise 0 m’den itibaren başlar.

enleminetkileri4

Örnek:
Aşağıdaki şekilde Kuzey Yarım Küre’de kalıcı karlar ve kar yağışlarının alt sınırları enlemlere göre verilmiştir.

ornek231

Yalnızca şekildeki bilgilere dayanarak aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılamaz?

A) 30° enleminden 70° enlemine gittikçe kar yağışlı gün sayısı artmaktadır.
B) Ekvatorda ortalama 2000 m den yüksek yerlerde kar yağışı görülebilir.
C) Kalıcı kar sınırı 70° enleminde deniz seviyesine inmektedir.
D) Kalıcı kar sınırı dağların güney yamaçlarında kuzey yamacına göre daha yüksektir.
E) 30° enlemi civarında kar yağışı sınırı deniz seviyesine inmektedir.

Çözüm:
Sorudaki şekle göre kalıcı karların alt sınırı enleme göre değişmektedir. Ekvator’da 2000 m yükseklikten sonra kar yağışı görülebilmektedir. Ekvator’da kalıcı kar 5000 m nin üzerinde görülür. Kalıcı karın alt sınırı 70° enleminde deniz seviyesine iner. Güney yamaçlarda kalıcı kar sınırı daha yüksektir. Ancak soruda kar yağışlı gün sayısıyla ilgili bir bilgi yoktur.
Yanıt A

  • Bitkiler enlemden dolayı sıcaklık değişimlerine bağlı olarak Ekvatordan kutuplara doğru geniş yapraklı, karışık orman ve iğne yapraklı gibi farklı kuşaklar oluşturur.

Örnek:
Aşağıdakilerden hangisi yeryüzünde sıcaklığın enleme göre değiştiğine bir örnektir?

A) Çöllerin dönenceler çevresinde yer alması
B) Sibirya’nın Dünya’nın en soğuk yerlerinden biri olması
C) Bitkilerin geniş yapraklılar ve iğne yapraklılar şeklinde kuşaklara ayrılması
D) Okyanusların batı kıyılarının genellikle doğu kıyılarından sıcak olması
E) Kalıcı karların yüksek dağlar üzerinde yer alması

Çözüm:
Bitkiler sıcak kuşakta geniş yapraklı, soğuk kuşakta iğne yapraklıdır.
Yanıt C

  • Tarım, hayvancılık, nufus ve yerleşme gibi olayların üst sınırları ekvatordan kutuplara gidildikçe enleme bağlı olarak deniz seviyesine yaklaşır.


Uyarı:Tarım, hayvancılık ve nufuslanma açısından Dünya’nın en avantajlı yerleri orta kuşaktadır.

  • Dünyanın günlük hareketiyle oluşan çizgisel hız enleme bağlı olarak kutuplara gidildikçe azalır.

enlemin_etkileri

Uyarı:Dünyanın günlük hareketine bağlı olarak Güneşin doğuş (Tan) ve batış (gurub) süreleri ekvatordankutuplara doğru uzar. Bu sürelerin oluşmasındaki etken çizgisel hızdır.

Örnek:
Türkiyenin matematik konumuna bağlı olarak aşağıdaki şehirlerin hangisinde Güneşin doğuş ve batış süreleridaha kısadır?
A) Sinop B) Erzurum C)Konya D) Hatay E) Iğdır

Çözüm:
Güneşin doğuş ve batış süreleri ekvatordan kutuplara doğru uzamaktadır. Ekvatora en yakın ilimiz Hatay’da (36° KP) bu süre en kısa olurken kutba en yakın olan ilimiz Sinop’ta (42° KP) süre en uzundur.
Yanıt D

  • Dünya’nın şeklinden dolayı enleminde etkisiyle yerçekimi ekvatordan kutuplara doğru artar.

Örnek:
Aşağıdaki ülkelerin hangisinde yerçekimi etkisi daha fazladır?
A) Avustralya B) Finlandiya C)Çin D) İsviçre E) Endonezya

Çözüm:
Yerçekimi kutba doğru arttığı için kutba en yakın ülke verilen şıklarda Finlandiya’dır.
Yanıt B

  • Gece gündüz süreleri ve farkları ekvatordan kutuplara gidildikçe enleminde etkisiyle artar.

Uyarı:Gece – Gündüz sürelerinin yıl içindeki değişiminin nedeni eksen eğikliğidir.

Örnek:
enlemin_etkileri2

Haritada belirtilen şehirlerin hangisinde gece–gündüz uzunluğu, yıl boyunca en az değişir?

ornek89
A) Washington B) Moskova C) Kolombo D) Mekke E) Kap

Çözüm:
Gece–gündüz uzunluğu Ekvatorda yılın tüm günlerinde eşittir. Ekvatordan uzaklaşıldıkça gece–gündüz eşitliği bozulur ve fark gittikçe artar. Kolombo, verilen kentler arasında Ekvator’a en yakın olduğundan, gece–gündüz süresi en az değişen kenttir.
Yanıt C

Not:Ekvator üzerinde gece gündüz süreleri yıl boyunca birbirine eşittir (12 saat gece 12 saat gündüz)

  • Dünya’nın şekline ve enleme bağlı olarak Dünya üzerinde farklı sıcaklıkta bölgeler oluşur.

enlemin_etkileri_3

  • Rüzgârın hareket yönü enlem etkisine bağlı olarak sıcaklık üzerinde etkili olur.

Uyarı:Kuzey yarımkürede kuzeyden esen rüzgarlar sıcaklığı azaltırken güneyden esen rüzgarlar sıcaklığı artırır.
Güney yarımkürede ise tam tersi şartlar geçerlidir. Kuzeyden esenler ısıtıcı güneyden esenler soğutucu etkide bulunur.

Örnek:
ornek232

Şekilde oklar yönünde esen rüzgarların ulaştıkları yerdeki sıcaklık özelliklerine etkileri düşünüldüğünde hangisi yanlış verilmiştir?

A) I’in sıcaklığı artar
B) II’nin sıcaklığı artar
C) III’ün sıcaklığı artar
D) IV’ün sıcaklığı azalır
E) V’in sıcaklığı artar

Çözüm:
Kuzey yarımkürede kuzeyden esen rüzgarlar sıcaklığı azaltır. Yani II numaraya gelen rüzgarlar sıcaklığı arttırmaz azaltır
Yanıt B

enlemin_etkileri_4

Örnek:
ornek330

Yukarıdaki küre üzerinde verilen noktalar için aşağıdakilerden hangisi söylenirse yanlış olur?

A) Gece – gündüz arasındaki en fazla fark V nolu noktada yaşanır.
B) II’nin tan vakti III’ten daha uzundur.
C) Yerçekimi en fazla III’te yaşanır.
D) Deniz suyu tuzluluğu I’de II’den daha azdır.
E) IV’den V’e doğru esen rüzgar sıcaklığı artırır.

Çözüm:
Yerçekimi ekvatordan kutuplara doğru artar. Buna bağlı olarak yerçekimi III’te en azdır. Diğer şıklarda verilen bilgilerin hepsi doğrudur.
Yanıt C

Örnek:
Kırkıncı paralel üzerindeki bir noktanın, hangi yarımkürede yer aldığı, aşağıdakilerin hangisine bakılaraksaptanamaz?
A) Gece – gündüz süresinin eşit olduğu güne
B) Gündüz süresinin uzamaya başladığı güne
C) Gölge boyunun en kısa olduğu aya
D) Sıcaklık ortalamasının en düşük olduğu aya
E) Cisimlerin öğle saatindeki gölgesinin yönüne

Çözüm:
Gece – Gündüz sürelerinin eşit olduğu tarihler 21 Mart ve 23 Eylül’dür. Bu tarihlerde yarım küreye bakılmaksızın heryerde 12 saat gece 12 saat gündüz yaşanır. Bu nedenle ekinokslarda bir yerin gece ve gündüz süresine bakılarak yarım küresi tespit edilemez.
Yanıt A

 

Boylam – Meridyen Konu Anlatımı

 

 

Dünya üzerindeki bir yerin başlangıç meridyenine (Greenwich) olan uzaklığının derece (°), dakika (ı) ve saniye (ıı) cinsinden değerine denir.
boylam

Örnek:
Aşağıdakilerden hangisi farklı konumdaki iki yerin aynı boylamda olduğunun kesin kanıtıdır?
A) Yerel saatlerinin aynı olması
B) Doğal bitki örtülerinin benzer olması
C) Başlangıç meridyenine olan uzaklıklarının eşit olması
D) Aynı tarihlerde aynı mevsimlerin yaşanması
E) Gündüz uzunluklarının yıl boyunca ayın olması

Çözüm:
Dünyanın dönüş hızı dünyanın şekli nedeniyle Kutuplardan Ekvatora doğru artıtğından aynı meridyen üzerindekiyerleşim yerleri farklı yarımkürelerde olsa bile, güneşin önünden aynı anda geçer. Bu nedenle aynı meridyen üzerindeki çeşitli noktalarda yerel saat farkı olmayacağından “A” şıkkında verilen yanıt doğrudur.
Yanıt A

Meridyen

Kutupları birbirine birleştiren ve Ekvatoru dik kesen yarım dairelerdir.

Meridyenin özellikleri

  • Başlangıç meridyeni İngiltere’nin Londra yakınlarındaki Greenwich’ten geçer.
  • Meridyenler yarım dairelerdir.
  • 180′i doğuda 180′i batıda toplam 360 tanedir.merdiyen
  • Kuzey – Güney yönünde uzanırlar.
  • Meridyenlerin boyları birbirine eşittir.Not:Meridyenlerin boylarının eşit olmasının nedeni başlangıç ve bitiş yerlerinin (Kutup noktaları) aynı olmasıdır.Örnek:
    ornek90
    Yukarıdaki şekle göre, Başlangıç meridyeni ile Yengeç Dönencesi’nin kesiştiği nokta kaçıncı aralıkta yer alır?
    A)1 B)2 C)3 D)4 E)5
    Çözüm:
    Yengeç dönencesi 23°27ı kuzeyde yer aldığından 2 numaralı alanda başlangıç meridyeniyle kesişir.
    Yanıt BÖrnek:
    Meridyenlerin hangi özelliği, bütün meridyenlerin kutuplardan geçmesinin bir sonucu değildir ?
    A) Eşit uzunlukta olmaları
    B) Ekvatora dik olmaları
    C) Birbirine paralel olmamaları
    D) Bir paralel boyunca birbirlerinden eşit uzaklıkta olmaları
    E) Bir başlangıç meridyeninin bulunmasıÇözüm:
    Başlangıç meridyeni ‹ngiltere’nin başkenti Londra yakınları
    ndaki Greenwich’tir. Buranın seçilmesinde meridyenlerin
    kutuplardan geçmesi etkili olmamıştır.
    Yanıt E
  • Aynı meridyen üzerinde yer alan noktaların yerel saatleri aynıdır.Not:Aynı meridyen üzerinde yerel saatin aynı olmasının nedeni Güneşin önünden aynı anda geçmeleridir.Örnek:
    ornek233
    Aşağıdakilerden hangisi, şekildeki X ve Y noktaları için yıl boyunca birbirinin aynıdır?
    A) Gündüz süresi
    B) Yerel saat
    C) Güneş ışınlarının geliş açısı
    D) Hâkim rüzgâr yönü
    E) Yağış rejimi
    Çözüm:
    Aynı numaralı meridyen güneşin önünden aynı anda geçeceği için yerel saat farkı olmaz.
    Yanıt BÖrnek:
    İki meridyen arasındaki uzaklığın Ekvator’dan kutuplara gidildikçe azalmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Dünya’nın şeklinin geoid olması
    B) Meridyen boylarının eşit olması
    C) Paraleller arasında kalan meridyen yaylarının eşit olması
    D) Eksenin Ekvator düzlemini dik kesmesi
    E) Ekvator düzlemi ile ekliptiğin çakışmaması
    Çözüm:
    Dünya’nın küresel şeklinden dolayı meridyenlerin arası Ekvator’dan kutuplara doğru daralır.
    Yanıt AÖrnek:
    Aşağıdaki haritada, Rize ile Bingöl il merkezlerinin yakınından geçen boylam gösterilmiştir.
    ornek331
    Haritadaki bilgilere göre, aşağıdakilerden hangisi Rize ve Bingöl’de aynıdır?
    A) Yerel saat
    B) Bitki örtüsü
    C) Yıllık sıcaklık ortalaması
    D) Ekvator’a olan uzaklık
    E) Başlangıç meridyenine olan uzaklık

    Çözüm:
    Rize ve Bingöl aynı boylam üzerinde yer almaktadır. O halde yerel saatlerininde aynı olması gerekir.
    Yanıt A

    Örnek:
    ornek424
    Yukarıdaki haritada verilen M, N, P, R ve S noktaları aşağıdakilerden hangisi bakımından, yıl boyunca birbirlerinin aynıdır?
    A) Gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkı
    B) Güneş karşısından geçiş hızı
    C) Gün içinde gölge boyunun en kısa olduğu an
    D) Aydınlanma süresi
    E) Güneş ışınlarının düşme açısı

    Çözüm:
    Verilen merkezler aynı boylamda bulunurlar. Dolayısıyla gün içinde gölge boyunun en kısa olduğu anı yani öğle vaktini aynı anda yaşarlar.
    Yanıt C

Ardışık iki meridyen arası zaman farkı heryerde 4 dakikadır. Yani güneşin karşısından her 4 dakikada bir meridyen geçer

NOT:

İki meridyen arasındaki uzaklığın kutuplara doğru azalmasına rağmen meridyenler arası zaman farkının her yerde4 dakika olmasının nedeni çizgisel hızında kutuplara doğru azalmasıdır.

  • Meridyenler arası uzaklık eşit değildir. Meridyenler arası uzaklık ekvatordan kutuplara gidildikçe daralır.

meridyenlerinozellikleri

Uyarı:

Meridyenler arası uzaklık ekvatorda 111 km’dir. Kutuplara gidildikçe bu mesafe daraldığı için aynı mesafede yolalındığında kutuplarda yerel saat farkı artmaktadır.

Örnek:
Aralarında 1° lik fark bulunan iki paralel arasındaki uzaklık değişmezken, aralarında 1° lik fark bulunan iki meridyen arasındaki uzaklık Ekvator’dan kutuplara gidildikçe azalmaktadır.
Meridyenler arasındaki uzaklığın değişmesi, aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?
A) Yerin kutuplardan basık olmasıyla
B) Meridyenlerin kutup noktalarında birleşmesiyle
C) Meridyen daireleri uzunluğunun, Ekvator’un uzunluğuna yakın olmasıyla
D) Ekvator düzlemi ile yörünge düzlemi arasında 23°27ı lık açı bulunmasıyla
E) Birbirini izleyen iki meridyen arasında 4 dakikalık yerel saat farkı olmasıyla

Çözüm:
Dünya’nın küresel şeklinden dolayı meridyenler Ekvator’dan kutuplara doğru birbirine yaklaşır ve kutuplardabirleşirler.
Yanıt B

Örnek:
ornek91
şekilde belirtilen noktalardan 1000 km doğuya gidildiğinde hangisinde daha fazla yerel saat farkı oluşur?
A) V B) IV C) III D) II E) I

Çözüm:
Ekvatordan kutuplara gidildikçe boylamlar arası mesafe daraldığı için en fazla V numaradan boylam geçer veyerel saat farkı en fazla burada oluşur.
Yanıt A

Örnek:
ornek234
şekilde coğrafi koordinatları gösterilen I ve II numaralı bölgelerle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?
A) Gerçek yüzölçümleri birbirine eşittir.
B) Oğlak Dönencesi ile ekvator arasında yer alırlar.
C) İkisinin de doğusu ile batısı arasında zaman farkı 20 dakikadır.
D) Başlangıç meridyeninin batısında yer alırlar.
E) İkisini de güneş ışınları yılda iki kez dik gelir.

Çözüm:
Meridyenler arası ekvatordan kutuplara doğru daraldığından I nolu alanın yüzölçümü büyük II nolu alanın yüzölçümü küçüktür.
Yanıt A

Örnek:
ornek332
İzdüşümsel alanları eşit olan I ve II numaralı bölgelerin doğusuyla batısı arasında 10 meridyen, kuzeyiyle güneyi arasında 10 paralel vardır.
Bu iki bölge için aşağıdakilerden hangisi kesinlikle doğrudur?
A) İkisi de aynı yarımkürededir.
B) Kuzey kutup noktasına uzaklıkları eşittir.
C) Başlangıç meridyenine uzaklıkları eşittir.
D) İkisi de okyanus üzerindedir.
E) Ekvatora uzaklıkları eşittir.

Çözüm:
Paralel ve meridyen sayısı eşit olan iki bölgenin izdüşümsel alanlarının eşit olabilmesi için Ekvator’a uzaklıklarının aynı olması gerekir.
Yanıt E

Anti Meridyen

Bir meridyen yayını tam daireye tamamlayan ve zıt yönde tam karşısında bulunan meridyen yayıdır. Anti meridyeni bulmak için verilen yerin boylamı 180′e tamamlanır ve tam zıt yönü alınır.

antimerdiyen

Tarih Değiştirme çizgisi

180° meridyeni tarih değiştirme çizgisi olarak kabul edilir. Bu çizginin doğusunda gün 1 gün ileri batısında ise gün 1 gün geri olur.

Uyarı:

Tarih değiştirme çizgisi doğuya ve batıya doğru sapmalar
gösterir. Bunun nedeni ülkelere ait ada ve kara
parçalarında aynı günün yaşanmasını sağlamaktır.

Örnek:
Dünya üzerinde olduğu varsayılan 360 meridyen yayı, başlangıç meridyeninden başlayarak 180′i doğuda, 180′i batıda olmak üzere ayrılmış, 180° meridyeni aynı zamanda tarihi değiştirme çizgisi olarak kabul edilmiştir.
Yalnızca bu bilgilere dayanarak yerel saati başlangıç meridyeninden 50 dakika ileri olan bir nokta için;
I. Dünya’nın bu noktadaki dönüş hızı
II. Ekvatora olan uzaklığı
III. Tarih değiştirme çizgisine göre zaman farkı
IV. Başlangıç meridyenine olan uzaklığı
bilgilerinden hangilerine ulaşılabilir?
A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III D) I ve III E) II ve IV

Çözüm:
Noktanın ekvatora olan uzaklığı dönüş hızı ve başlangıç meridyenine uzaklığı bu bilgilerde bulunmaz.
Yanıt C

 

Özel Konum Konu Anlatımı

 

Dünya üzerindeki bir yerin; ülkelere, kıtalara, boğazlara, geçitlere, okyanuslara yakınlğı yeraltı kaynakları, yükseltisi, iklimi, tarımı, hayvancılığı, askeri gücü, nufusu, sanayisi…. gibi özelliklerin tümü özel konumunuverir.

ozelkonum

Örnek:
Bir bölgenin aşağıdaki özelliklerinden hangisi o bölgenin denize göre konumundan etkilenmez?
A) Yer altı zenginlikleri
B) Yağış düzeni
C) Sıcaklık düzeni
D) Yaşama biçimi
E) Tarımsal etkinlikleri

Çözüm:
Yeraltı zenginlikleri bir bölgenin jeolojik oluşumuna bağlıdır. Denize göre konumundan etkilenmez.
Yanıt A

Yerel saat problemleri

Yerel saat
Dünya üzerindeki bir yerin gün içersinde Güneşe göre konumuna yerel saat denir. Bir başka ifadeyle her meridyenin kendine özgü saatidir.

Örnek:
Aşağıdaki enlem dairelerinden hangisi üzerinde 100 km. doğuya gidilirse en büyük yerel saat farkı görülür?
A) 0° Ekvator B) 20° Kuzey C) 40° Güney D) 60° Güney E) 80° Kuzey

Çözüm:
Meridyenlerin araları ekvatordan kutuplara doğru daraldığından kutuplara yaklaştıkça eşit uzaklıkta yerel saatfarkı artar.
Yanıt E

Örnek:
Yerel saatleri bir saat farklı olan iki nokta arasında kaç derecelik boylam farkı vardır?
A) 4 B) 10 C) 15 D) 16 E) 20

Çözüm:
Yanyana iki meridyen yayı arasındaki yerel saat farkı dört dakika olduğundan; bir saatin karşılığı olan 60 dakika 4′e bölünerek derece değerine çevrilir: 60:4 = 15°.
Yanıt C

Örnek:
Ekvator’un 4218 km kuzeyinde bulunan ve yerel saati başlangıç meridyeninden 3 saat 20 dakika ileri olan bir yerin koordinatları aşağıdakilerden hangisidir?
A) 38° Kuzey – 50° Doğu
B) 58° Kuzey – 33° Batı
C) 30° Kuzey – 80° Doğu
D) 30° Kuzey – 50° Doğu
E) 38° Kuzey – 33° Batı

Çözüm:
Her paralel arası 111 km’dir. Ekvatorun 4218 km kuzeyi
4218:111 = 38° kuzey olur.
3 saat 20ı = 200dk . 1° 4dk ya eşit olduğuna göre
200dk : 4 = 50° doğu meridyeni olur.
Yanıt A

Ulusal saat
Ülkelerde farklı yerel saatlerden doğan karışıklıkları önlemek için kullanılan ortak saat uygulamasıdır.

Örnek:
Yeryüzünde birbirinden farklı konumlara sahip iki noktanın yerel saatlerinin aynı olması neyi gösterir?
A) Güneş ışınlarının aynı eğimde geldiğini
B) Aynı enlem üzerinde bulunduklarını
C) Aynı boylam üzerinde bulunduklarını
D) Aynı yarımkürede yer aldıklarını
E) Yükseltilerin aynı olduğunu

Çözüm:
Bir boylam üzerindeki bütün noktalar aynı anda güneşin karşısına geldiği için; aynı boylam üzerindeki noktalar arasında zaman farkı yoktur.
Yanıt C

Saat dilimleri

saatdilimleri

Dünya, Greenwich’ten başlayarak doğuya doğru 15′er meridyende bir saat dilimlerine bölünmüştür. Dünya üzerinde 360 meridyenin olması ve günün 24 saat olması nedeniyle 15 meridyen 1 saattir.
360 ÷ 24 = 15 meridyen

Örnek:
Bir ülke içinde her yerin kendine özgü “yerel saat”i vardır. Ancak o ülkede bunlardan sadece biri ya da birkaçı ortak saat olarak kullanılır.
Bir ülkede birden çok saat kullanılmasının nedeni aşağıdakilerden hangisi olabilir?
A) Ülkede iletişim ağının yetersiz olması
B) Ülkenin doğu – batı yönünde geniş bir alan kaplaması
C) Büyük yerleşim merkezlerinin birbirinden uzak olması
D) Ülkenin Ekvator’a uzak olması
E) Ülkenin adalar üzerinde bulunması

Çözüm:
Doğu batı doğrusunda geniş olan ülkelerde yerel saat farkı fazla olduğundan birden çok ortak saat kullanılır.
Yanıt B

Örnek:
Aşağıdaki tabloda beş ülkenin enlem ve boylam dereceleri yaklaşık olarak verilmiştir.
ornek92
Buna göre, bu ülkelerin hangisinde yerel saat farkı en az, gündüz uzunlukları arasındaki fark en fazladır?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

Çözüm:
Bir ülkede yerel saat farkının azlığı oradan geçen boylamın azlığına, gündüz uzunluğu arasındaki farkın çokluğu, Kutba olan yakınlığına bağlıdır. Bu özellikleri fiili taşımaktadır.
Yanıt B

Örnek:
X noktasının yerel saati, Y noktasının yerel saatinden bir saat ileridir.
Buna göre, X ve Y noktalarıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi kesinlikle doğrudur?
A) X noktası ile Y noktası aynı yarımkürededir.
B) X noktası ile Y noktası aynı enlem üzerindedir.
C) X noktası ile Y noktası aynı kıta üzerindedir.
D) X noktası, Y noktasının doğusundadır.
E) X noktası ve Y noktası tarih değiştirme çizgisinin farklı taraşarındadır.

Çözüm:
Meridyenler yerel saat farkına yol açar. Dünyanın dönüş yönü nedeniyle doğudaki meridyenin sati daha ileri olacaktır.
Yanıt D

Uyarı:Doğu – batı yönünde geniş alan kaplayan ülkeler birden fazla ortak saat kullanırlar. Rusya, Çin, Kanada, ABD gibi.

Ülkemiz matematik konumu gereği yazın ileri saat uygulamasında 45° Doğu meridyenini, kışın geri saat uygulamasında 30° Doğu meridyenini kullanır.

saatdilimleri2

Örnek:
TRT’den verilen saat ayarında 40° Doğu boylamının yerel saati esas alınsaydı, 33° Doğu boylamında bulunan Ankara’nın yerel saatinden kaç dakika farklı bir zaman ayarı kullanılmış olurdu?
A) 7 B) 10 C) 28 D) 33 E) 47

Çözüm:
40 – 33 = 7 meridyen farkı
7 x 4 = 28 dakika zaman farkı olur.
Yanıt C

Örnek:
Türkiye’de yaz saati uygulaması için saatler bir saat ileri alındığında, aşağıdaki illerin hangisinde yerel saat ile ulusal saat arasındaki fark en az olur?
A) Edirne B) Çanakkale C) Diyarbakır D) Trabzon E) Iğdır

Çözüm:
Türkiye’de yaz saati uygulaması 45° Doğu meridyenine göre ayarlanır. Bu yüzden 45° doğu meridyenine en yakın il olan Iğdır’da fark en azdır.
Yanıt E

 

Yerel Saat Problemleri Çözülürken Dikkat Edilecekler

 

 

  • Verilen yerler arasındaki boylam farkı bulunur. Verilen yerler aynı yarıkürede ise (Doğu – Doğu, Batı–Batı) çıkartma, farklı yarıkürelerde ise (Doğu + Batı) toplama yapılır.
  • Bulunan boyam farkı 4 ile çarpılır. Çünkü; her boylam arası zaman farkı 4 dakikadır.
  • Bulunan zaman farkı son olarak sorudaki verilenlere göre eklenir veya çıkartılır.
  • Doğuda saat ileri batıda saat geridir.

Konu örnekler üzerinde daha iyi anlaşılacağı için örneklerin çözümlerine dikkatlice bakmanız faydalı olacaktır.

Örnek:
Doğu boylamında yerel saat 15.00 iken 45° batı boylamında yerel saat kaç olur?
A) 9.00 B) 9.30 C) 10.10 D) 10.30 E) 10.45

Çözüm:
Saati verilen nokta başlangıç meridyenine göre doğuda, saati istenen yer başlangıç meridyeninin batısında yer aldığı için, iki nokta arasındaki toplam meridyen sayısı bulunur, iki meridyen arası dört dakika olduğu için; dörtle çarpılır, aradaki zaman farkı dakika cinsinden bulunur, saate çevrilir. Zamanı istenen nokta, zamanı verilen noktaya göre batıda olduğu için; verilen zamandan çıkarılarak bulunur.
45° + 45° = 90°
90 . 4 = 360
360 : 60 = 6 saat
15 – 6 = 9
Yanıt A

Örnek:
15° Doğu boylamında saat 12:40 iken 35° Doğu boylamında saat kaçtır?

Çözüm:
Verilen yerler aynı yarıkürede olduğu için;
35 – 15 = 20 x 4 = 80 dk
1 saat 20 dakika bulunur. Bu fark 12 40′ın üstüne eklenir.
Çünkü saati istenen yer daha doğudadır.

Boylam bulma soruları

Örnek:
27° Batı boylamında saat 11:20 iken saati 12:40 olan yerin boylamı nedir?

Çözüm:

Önce zaman farkı bulunur

dakika bulunan saat farkı 4′e bölünür ki aralarındaki boylamın farkı bulunsun, 80 ÷ 4 = 20 boylam fark var. İstenilen yerin saati daha ileri olduğu için doğuda olmalı yani 27° B – 20 = 7° Batı

Örnek:
ornek93
Türkiye’de yerel saat kullanılsa, 33° Doğu boylamında yer alan Ankara’da saat 09.00 iken Siirt’te 09.36 olur.
Buna göre, Siirt hangi boylam üzerindedir?
A) 38° Doğu B) 39° Doğu C) 40° Doğu D) 41° Doğu E) 42° Doğu

Çözüm:
09.36 – 09.00 = 0.36 dakika yerel saat farkı vardır.
36 ÷ 4 = 9 meridyen farkı vardır.
Siirt doğuda olduğu için toplanır.
33 + 9 = 42° Doğu meridyenindedir.

Örnek:
Yerel saati, başlangıç meridyenindeki yerel saatten 200 dakika ileri olan bir yerin boylamı aşağıdakilerden hangisidir?
A) 15° Doğu B) 15° Batı C) 30° Doğu D) 50° Doğu E) 50° Batı

Çözüm:
200 ÷ 4 = 50 meridyen farkı vardır. Yerel saat ileri olduğu için doğudadır.
Yanıt D

21 Mart – 23 Eylül soruları

Güneş Ekvator üzerindeyken biri Kuzey diğeri Güney yarımkürede olan iki noktada güneşin aynı saatte doğması aşağıdakilerden hangisine bağlıdır?
A) Yükseltilerinin aynı olmasına
B) Aynı boylam üzerinde bulunmalarına
C) Enlem derecelereinin aynı olmasına
D) Yerşekillerinin benzer olmasına
E) Dönenceler arasında bulunmalarına

Çözüm:
Güneş ışınları Ekvator’a dik düştüğü gün Dünya’nın her yerinde gündüz – gece eşit olur. Aynı boylam üzerindeki noktalarda Güneş aynı anda doğar, aynı anda batar.
Yanıt B

Örnek:
Türkiye’nin her yerinde 45° Doğu meridyenin yerel saati kullanılmaktadır.

Güneş, 21 Mart’ta 44° Doğu meridyenindeki Iğdır’da saat 4.20′de doğduğuna göre, 29° Doğu meridyenindeki İstanbul’da, aynı gün saat kaçta batar?
A) 15.20 B) 16.45 C) 17.20 D) 18.45 E) 19.00

Çözüm:
Iğdır’da 4.20′de doğan güneş 12 saat sonra batar. 12.00 + 4.20 = 16.20
İstanbul 44 – 29 = 15 meridyen = 1 saat yerel saat vardır.
İstanbul daha batıda olduğu için güneş 1 saat geç batacaktır.
Yanıt C

Güneşin gökyüzündeki konumu soruları

Güneş doğudan doğup akşam saatlerinde batıdan battığı için ayın anda güneşin gökyüzündeki konumunda batıda olan yerin saati ileri doğuda olanların saati daha geridir.Güneş tam tepe noktasındayken yerel saat 12:00′dir.

gunesin_gokyuzundeki_konumu

Örnek:

ornek235

Güneş, yukarıdaki gibi Kars boylamı üzerindeyken Edirne’de hangi konumda görülür?orneksikk

Çözüm:
Kars’ta öğle vakti yaşandığında Edirne batıda olduğundan henüz öğle vakti olmamıştır. Türkiye’nin doğusuyla batısı arasında 1 saat 16 dakika fark olduğundan Edirne’de vakit öğleye yakındır.
Yanıt D

Tagged : / / /

TÜRKİYE’nin KONUMU

Matematik Konumu ve Etkileri

Türkiye, Kuzey Yarım Küre’de, 36-42 derece kuzey enlemleriyle 26-45 derece doğu boylamlarında arasında yer alır. Bu durumu ülkenin kutuptan çok Ekvator’a yakın olmasına ve ılıman kuşakta bulunmasına neden olmuştur. Bu durum, Türkiye’nin iklimi üzerinde etkili olmaktadır. Onun için Türkiye’nin iklimi ne kutup bölgelerindeki kadar soğuk, ne de ekvatoral bölgedeki kadar sıcak ve yağışlıdır.
trkonum
Türkiye, 36° – 42° Kuzey paralelleri ile 26° 45° Doğu meridyenleri arasında yer alır. Diğer bir ifadeyle, Türkiye Ekvator’un kuzeyinde ve Greenwich’in doğusunda bulunan bir ülkedir. Türkiye’nin matematik konumunun sonuçları şöylece sıralanabilir:

– Doğu – batı istikametinde 76 dakika yerel saat farkı bulunur.
– Aynı anda tek ortak saat kullanılır. Çünkü doğu – batı yönünde fazla geniş değildir.
– Güneş ışınları hiçbir zaman dik açıyla gelmez.
– İki meridyen arası uzaklık yaklaşık olarak 85 – 86 km dir.
– Orta kuşakta yer alır.
– Mevsimler belirgin olarak görülür.
– Kışın cephesel yağışlar fazladır.
– Güneyden kuzeye gidildikçe güneş ışınlarının geliş açısı küçülür.
– Güneyden kuzeye gidildikçe cisimlerin gölge boyu uzar.
– Güneyden kuzeye gidildikçe gece – gündüz süreleri arasındaki fark artar.
– Kuzeyden esen rüzgârlar sıcaklığı düşürürken, güneyden esen rüzgârlar sıcaklığı yükseltir.
– Dağların güney yamaçları daha sıcaktır. Buna bağlı olarak güney yamaçlarda yerleşmeler fazladır

Özel Konum ve Etkileri

Türkiye özel konum bakımından çok çeşitli özelliklere sahiptir. Bunlar aşağıdaki başlıklar halinde belirtilir.
– Asya, Avrupa ve Afrika kıt’alarından oluşan ve Dünya Adası olarak isimlendirilen kara parçaları arasında menteşe durumundadır. Doğu ile batıyı, kuzey ile güneyi birbirine bağlar.

– Türkiye dünya üzerinde iki kıtada toprakları bulunan üç ülkeden (diğerleri Rusya Federasyonu ve Mısır’dır) biridir.
ozel-konum
– Kafkas, balkan ve Orta Doğu ülkeleri arasındadır.

– Doğu Akdeniz’de bir yarım ada durumunda olup üç tarafı denizlerle çevrilidir.

– İstanbul ve Çanakkale boğazlarıyla Ege denizi üzerinden Akdeniz’e, oradan da okyanuslara bağlantısı vardır.

Türkiye çok çeşitli yönlerden bir köprü görevi yapar:

– Asya ile Avrupa Kıt’aları arasında,
– Avrupa ülkeleriyle Orta Doğu ülkeleri arasında,
– Batı ile Doğu ülkeleri arasında,
– Müslüman ülkeleri ile Hristiyan ülkeleri arasında,
– Sanayi ülkeleri ile petrol ve tarım ülkeleri arasında,
– Doğu kültürü ile Batı kültürü arasında,
– Serbest ekonomi düzeni uygulayan ülkelerle devletçi ekonomi düzeni uygulayan ülkeler arasında köprü görevi yapmaktadır.

Türkiye Asya ile Avrupa kıt’alarında bulunan sekiz ülke ile sınır komşusudur. Türkiye biri büyük (Anadolu) diğeri küçük (Trakya) iki yarımadadan oluşan bir ülkedir. Dünya üzerinde sayılı ülke, bu kadar çok ülkelerle sınır komşusudur. Çok ülkeyle sınır komşusu olmak, jeopolitik yönden olumsuz bir özelliktir. Ayrıca bu sınırların uzun olması ve topoğafik engellerin bulunmaması da Türkiye için sorunlar yaratmaktadır.

1) Ortalama yükselti oldukça fazladır(1132m).Yükselti batıdan doğuya doğru artar.Yükselti basamaklarının dağılımı şöyledir:

-0-500 m arasında olan yerler    >   %17,5

           -500-1000   ”         ”        ”         >    %26,

           -1000-2000  ”        ”        ”         >    %49,9

           – 2000 m’den yüksek yerler        >     %7

2) Düzlükler geniş yer kaplar. Ovaların yükseltileri de fazladır.

3) Ülkemizin yaklaşık yarısı 1000 – 2000 m arasıdır.

4) Ülkemizin, yüksek sıradağları doğu-batı doğrultusunda uzanır. Kuzey ve güneydeki bu sıradağlar doğuda birleşirler.

5) Anadolu; Karadeniz Akdeniz havzaları arasında yüksek bir kütledir.

6) Denizlerin derin kesimi ile kıyı dağları arasındaki fark 5000m’yi geçer.

Tagged : / /

21 ARALIK VE 21 ARALIK’IN ÖZELLİKLERİ

Dünya’nın Güneş etrafında dönmesi ve eksen eğikliğine bağlı olarak dört önemli gün ortaya çıkar. Bu günler aynı zamanda mevsimlerin başlangıcıdır.
21 Mart ve 23 Eylül tarihlerine ekinoks (gece – gündüz eşitliği) tarihleri, 21 Aralık ve 21 Haziran tarihlerine de solstis (gündönümü) tarihleri denir.
a. Kuzey Yarım Küre
Güneş ışınları Yengeç Dönencesi’ne 43°06′ lık açı ile gelir.
Kış mevsiminin başlangıcıdır.
En uzun gece, en kısa gündüz yaşanır.
Yengeç Dönencesi’nden kuzeye gidildikçe gece süresi uzar, gündüz süresi kısalır.
Bu tarihten itibaren geceler kısalmaya, gündüzler uzamaya başlar. Fakat 21 Mart tarihine kadar, geceler gündüzlerden uzundur.
Aydınlanma çemberi Kuzey Kutup Dairesi’ne teğet geçer.
Yengeç Dönencesi’nin kuzeyi güneş ışınlarını yıl içerisinde alabileceği en dar açı ile alır. Bu tarihten itibaren güneş ışınlarının gelme açıları büyümeye başlar.
Yengeç Dönencesi’nin kuzeyinde en uzun gölge yaşanır. Bu tarihten itibaren gölge boyları kısalmaya başlar.
b. Güney Yarım Küre
Güneş ışınları Oğlak Dönencesi’ne 90° lik açı ile gelir.
Yaz mevsiminin başlangıcıdır.
En uzun gündüz, en kısa gece yaşanır.
Oğlak Dönencesi’nden güneye gidildikçe gündüz süresi uzar, gece süresi kısalır.
Bu tarihten itibaren gündüzler kısalmaya geceler  uzamaya başlar. Ancak 21 Mart tarihine kadar, gündüzler gecelerden uzundur.
Aydınlanma çemberi Güney Kutup Dairesi’ne teğet geçer.
Oğlak Dönencesi’nin güneyi güneş ışınlarını yıl içerisinde alabileceği en dik açı ile alır. Bu tarihten itibaren güneş ışınlarının gelme açıları küçülmeye başlar.
Oğlak Dönencesi’nin güneyinde en kısa gölge yaşanır. Bu tarihten itibaren gölge boyları uzamaya başlar
Tagged :

21 HAZİRAN VE 21 HAZİRAN’IN ÖZELLİKLERİ

Dünya’nın Güneş etrafında dönmesi ve eksen eğikliğine bağlı olarak dört önemli gün ortaya çıkar. Bu günler aynı zamanda mevsimlerin başlangıcıdır.
21 Mart ve 23 Eylül tarihlerine ekinoks (gece – gündüz eşitliği) tarihleri, 21 Aralık ve 21 Haziran tarihlerine de solstis (gündönümü) tarihleri denir.
a. Kuzey Yarım Küre
Güneş ışınları Yengeç Dönencesi’ne 90°lik açı ile düşer.
Yaz mevsiminin başlangıcıdır.
En uzun gündüz, en kısa gece yaşanır.
Yengeç Dönencesi’nden kuzeye gidildikçe gündüz süresi uzar, gece süresi kısalır.
Bu tarihten itibaren gündüzler kısalmaya, geceler uzamaya başlar. Fakat 23 Eylül tarihine kadar gündüzler gecelerden uzundur.
Aydınlanma çemberi Kuzey Kutup Dairesi’ne teğet geçer.
Yengeç Dönencesi’nin kuzeyi, güneş ışınlarını yıl içerisinde alabileceği en dik açı ile alır. Bu tarihten itibaren güneş ışınlarının gelme açıları küçülmeye başlar.
Yengeç Dönencesi’nin kuzeyinde en kısa gölge yaşanır. Bu tarihten itibaren gölge boyları uzamaya başlar.
b. Güney Yarım Küre
Güneş ışınları Oğlak Dönencesi’ne 43°06′ lık açı ile düşer.
Kış mevsiminin başlangıcıdır.
En uzun gece, en kısa gündüz yaşanır.
Oğlak Dönencesi’nden güneye gidildikçe gece süresi uzar, gündüz süresi kısalır.
Bu tarihten itibaren geceler kısalmaya, gündüzler uzamaya başlar. Fakat 23 Eylül tarihine kadar geceler gündüzlerden uzundur.
Aydınlanma çemberi Güney Kutup Dairesi’ne teğet geçer.
Oğlak Dönencesi’nin güneyi güneş ışınlarını yıl içerisinde alabileceği en dar açı ile alır. Bu tarihten itibaren güneş ışınlarının gelme açıları büyümeye başlar.
Oğlak Dönencesi’nin güneyinde en uzun gölge yaşanır. Bu tarihten itibaren gölge boyları kısalır.
Tagged :