Göl ve Bataklık Ekosistemleri

Göl ve bataklık ekosistemleri genel olarak tatlı sulardan meydana gelmektedir. Göller, tatlı yüzey sularının %87’sini oluşturur. Sularının sıcaklığı ve seviyesi mevsimden mevsime değişen göller; çevredeki ana materyalden çözünerek sulara karışan maddenin özelliğine göre tuzlu, acı ve sodalı olabilmektedir.

Bir gideğen yardımıyla fazla sularını dışarı boşaltabilen göllerin suları tatlıdır. Göl ekosistemleri genel olarak zengin ekosistemler arasında yer almaktadır (Görsel 1.34). Akarsuların getirmiş olduğu tortulların biriktiği gölün kıyı kesimleri tür itibarıyla daha zengindir. Gölün özelliklerini bulunduğu ortamın iklim koşulları, bitki örtüsü, göle dökülen akarsuların debisi ve taşıdığı maddeler belirler.

Göldeki besin maddelerinin miktarını ise önemli ölçüde çevreden gelen organik maddeler tayin eder. Göllerde ancak mikroskopla görülebilen son derece zengin ve bol miktarda fitoplankton ve zooplanktonlar bulunur.

Gölün yeşilimsi bir renkte olması, göl yüzeyindeki fitoplankton yoğunluğundan kaynaklanmaktadır. Akarsuların getirdiği killerin göl yüzeyinde yüzer duruma geçmesi, ışığın göldeki nüfuzunu azaltarak biyolojik faaliyetin düşmesine sebep olmaktadır.

Organik maddenin fazla olduğu gölün kıyı kesimi, canlı yaşamı açısından oldukça zengin bir alan hâline gelmiştir. Göl ekosisteminde yaşayan başlıca canlılar; saz, kamış, nilüfer gibi sucul bitkilerin yanı sıra algler, kurbağa, su yılanı, sazan ve karabataktır.

Bataklıklar, su döngüsünün devam etmesinde oldukça önemli bir işleve sahiptir. Bu alanlar; yeryüzü şekillerine bağlı olarak oluşan durgun, sığ, üzeri sazlarla kaplı ve akıntının yetersiz olduğu su birikintileridir (Görsel 1.35).

Bataklıkların da dâhil olduğu sulak alanlar (hidrobiyom), taban su seviyesinin yüksek olduğu kıyı kesimlerden başlayıp dağların yüksek kesimlerinde suyun birikmesine uygun olan çukur alanlara kadar devam eder. Sulak ekosistemler, kendilerine özgü bir flora ve faunaya sahip olduğu için karasal ekosistemler ile su ekosistemleri arasında geçiş özelliği gösterir. Farklı iklim bölgelerinde görülebilen sulak alanlar, topoğrafya özelliklerine bağlı olarak da yerel özellikler sergiler.

Ramsar Sözleşmesi‘ne göre sulak alanlar; çekilmiş hâlde ve derinliği 6 metreden az olan doğal ya da yapay, devamlı veya geçici; tatlı, acı veya tuzlu, durgun veya akıntılı bütün suların yanı sıra bataklık, sazlık ve turbalık alanlar ile denizlerin gelgit hareketlerinin çekilme devresinde 6 metreyi geçmeyen derinlikteki kısımlarını kapsamaktadır. Türkiye’nin de taraf olduğu sözleşme kapsamında sulak alanların korunması ve akılcı kullanımı hedeflenmektedir. Bu hedeflerin gerçekleşmesine yönelik Türkiye’de 14 adet Ramsar alanı bulunmaktadır (Tablo 1.1).

Göksu Deltası (Mersin) Akyatan Lagünü (Adana)
Burdur Gölü (Burdur) Uluabat Gölü (Bursa)
Seyfe Gölü (Kırşehir) Gediz Deltası (İzmir)
Manyas Gölü (Balıkesir) Meke Maarı (Konya)
Sultan Sazlığı (Kayseri) Yumurtalık Lagünleri (Adana)
Kızılırmak Deltası (Samsun) Kızören Obruğu (Konya)
Kuyucuk Gölü (Kars) Nemrut Kalderası (Bitlis)

         

 

 

 

 

 

Tablo 1.1: Türkiye’deki Ramsar Alanları (2018, T.C. Orman ve Su İşleri Bakanlığı)

Sulak alanlarda hâkim bitki örtüsünü yosun, su zambağı ve nilüfer gibi yüzen bitkilerle saz ve kamış gibi su üstüne çıkan bitkiler oluşturmaktadır. Nehir kenarlarındaki sulak alanlarda akarsu boyu ağaçlıkları vardır. Biyolojik yönden tatlı sulardan oluşan sulak alanlar zengin ekosistemler arasındadır. Zengin bir türe sahip yaban hayatının oluşumunu sağlayan sulak alanlarda ördek, martı, balıkçıl, leylek, pelikan gibi çeşitli kuşlarla su aygırı, su samuru, su sıçanı, yengeç, kurbağa çeşitleri, su kaplumbağası, sürüngenler ve omurgasız canlılar yaşamaktadır. Aynı zamanda buralar; çeşitli kuşların yuva yaptığı, besinlerini temin ettiği ve göçmen kuşların barındığı alanlar olarak dikkat çekmektedir.

Sulak alanların gerek bulunduğu yere gerekse yakın çevreye ekolojik ve ekonomik açıdan büyük faydaları vardır. Yer altı suyunun beslenmesi, sellerin şiddetinin azaltılması, suyun filtre edilerek kalitesinin iyileştirilmesi ve zengin bir yaban hayatına barınak olması bu faydalara örnek verilebilir. Tarımsal alanlardan, sanayi tesislerinden ve şehirlerden gelen ağır metal, aşırı azot ve fosfor birikimi sulak alanların kirlenmesine neden olmaktadır. Tuzlu bataklıkların bir kısmı ise yerleşme alanına dönüştürülerek ortadan kaybolmaktadır. Türkiye, Avrupa’da en fazla sulak alana sahip ülkeler arasındadır. Deniz kıyılarındaki sığ koylar, körfezler, lagün ve dalyanlar, delta alanları, taban su seviyesinin yüksek olduğu düzlükler ile göller ve çevresi sulak alanları oluşturur. Türkiye’deki sulak alanlar; göçmen kuşların konakladığı, çok sayıda endemik türün bulunduğu ve nesilleri hızla tükenmekte olan çok sayıda bitki ve hayvan türlerinin barındığı yer olmasından dolayı uluslararası öneme sahiptir.

Türkiye farklı ekolojik karakterde, zengin ve çok çeşitli sulak alan habitatlarına sahiptir. Buna bağlı olarak Avrupa, Kuzey Afrika, Batı Asya ve Sibirya arasında bulunan 4 önemli kuş göç yolundan ikisi Türkiye üzerinden geçmektedir. Kuşlar, ilkbaharda Türkiye’ye veya Türkiye üzerinden kuzeye; sonbaharda ise güneye doğru göç etmektedir. Bu göç esnasında Türkiye’ye uğrayan kuş türlerinden bazıları sadece sulak alanlarda konaklayıp göçmekte, bazıları kuluçkaya yatmakta, bazıları da kışı burada geçirmektedir. Türkiye’nin coğrafi konumu ve sahip olduğu sulak alanların zenginliği, bu kuşların göç esnasında ülkemizi tercih etmelerindeki temel sebeptir.

Tagged : /

Azot Döngüsü Nedir, Nasıl Gerçekleşir?

Canlılar için oldukça önemli bir element olan azot (nitrojen), %78’lik bir oranla atmosferde en çok bulunan gazdır. Bu gaz, canlıların yapı taşını oluşturan nükleik asit ve proteinlerin yapısında bulunur. Bazı bakteriler, atmosferde bulunan azotu doğrudan kullanabilirken canlıların önemli bir kısmı da nitrata dönüşmesi sonucu kullanabilmektedir (Görsel 1.28).

Azotun ekosisteme girişi iki yolla gerçekleşir. Bunlardan ilki; kozmik radyasyon, yıldırım, şimşek ve volkanik patlamalardır. Yüksek enerjili bu olaylar sonucu sudaki hidrojen ve oksijen ile havadaki azot birleşir. Azot, yağışlarla yeryüzüne amonyum ve nitrat hâlinde ulaşır. Azotun ekosisteme diğer bir girişi ise biyolojik yoldan tutulma şeklinde gerçekleşir.

Havadaki azot, azot bağlayıcı bakteriler tarafından alınarak bu organizmaların köklerinde amonyum şekline getirilir. Daha sonra bakteriler, azotu oksijenle birleştirerek önce nitrite sonra da nitrata dönüştürür. Bitkiler, kullanılabilir hâle gelen atmosferik azotu (nitrat) bitkiler topraktan alarak kullanır. Tüketiciler ise kendileri için gerekli olan azotu bitkilerden temin eder. Kullanılabilir azotun en önemli kaynağı, biyosferdeki canlı veya ölü organik maddelerdir.

Doğadaki bitki ve hayvan artıkları ayrıştırıcılar tarafından ayrıştırılarak amonyağa dönüştürülür. Amonyağın nitrat tuzlarına dönüşmesine nitrifikasyon, topraktaki azotun atmosfere geri dönmesine de denitrifikasyon denir. Denitrifikasyon olayı sayesinde atmosferdeki azotun devamlılığı sağlanır. Azotun bazı süreçlerden geçerek canlılara aktarılması ve daha sonra tekrar atmosfere dönmesine ise azot döngüsü denir.

İnsanın azot dolaşımına müdahalesi, döngüyü önemli ölçüde bozarak atmosfere salınan azot miktarının artmasına neden olmuştur. İnorganik azot gübrelerinin kullanımıyla tarımsal ve endüstriyel süreçler sonucu oluşan azot bu artıştaki en önemli faktördür. Aşırı miktarda azot kullanımı, nehir ve göllerin asit etkisine maruz kalmasına ve sera etkisi yapan azot oksit gaz konsantrasyonunun artmasına neden olmaktadır. Ayrıca bu durum, deniz kıyılarında zehir etkisi yapan alg ve diğer zararlı otların çoğalmasına da beraberinde getirmektedir.

Tagged : / /

Türkiye’de Bitki Çeşitliliği

Türkiye’de Bitki Çeşitliliği

Dünya’da bitki çeşitliliğinin en fazla olduğu yerler ekvator çevresidir. Buradaki ülkelerden sonra Türkiye, en çok bitki türü barındıran ülkedir.

Avrupa Kıtası, Türkiye’nin yaklaşık 15 katı büyüklüğüne sahip olmasına rağmen, tüm Avrupa Kıtası’nda yaklaşık 12.000 bitki türü yer alırken Türkiye’de 12.000’den fazla bitki türü bulunmaktadır.

 

Bitki Çeşitliliğini Etkileyen Faktörler

  1. İklim

            Ülkemizde farklı iklimler görülmesi bitki çeşitliliğinin zengin olmasını sağlamıştır. Her iklim alanında o iklime özgü bitki toplulukları yaşamaktadır.

İklim Bitki Örtüsü
Akdeniz Kızılçam, kısa boylu ağaçlar: çalılar
Karasal Kısa boylu ot toplulukları: Bozkır
Karadeniz Orman
  1. Yer Şekilleri

Dağların uzanış yönü, eğim ve bakı bitkilerin gelişiminde etkilidir. Buna bağlı olarak yüksek dağlarda, derin vadilerde ve geniş havzalarda farklı türler görülür.

  1. Yükselti

Yağış belli bir seviyeye kadar artar, sıcaklık ise yükseldikçe azalır. Buna bağlı olarak yükselti arttıkça bitki türlerinde farklılaşma görülür.

(Akdeniz’de Maki, İç Kesimlerde Step) à Geniş Yapraklılar à İğne Yapraklılar à Dağ Çayırları

Geniş Yapraklılar İğne Yapraklılar
Kayın Sarıçam
Meşe Karaçam
Kestane Göknar
Ihlamur Ladin
Gürgen Kızılağaç
Dişbudak
  1. Toprak Yapısı

Topraklar, kalınlık, ana kayanın özellikleri ve su tutma kapasitesi gibi bazı farklılıklara sahiptir. Bitkiler yaşama olanağı buldukları, kendi ihtiyaçlarına uygun topraklarda varlıklarını sürdürebilirler.

Türkiye’deki toprak çeşitliliği, bitki türlerinin sayısında da artışa sebep olmuştur.

  1. Jeolojik Evrim

             iklim değişiklikleri, farklı enlemlere ait bitkilerin de buraya uyum sağlamasına yol açmıştır.

  1. Canlıların Etkisi

            Yeni bitki türlerinin ülkemizde denenmesi, arıların döllenmeyi hızlandırması gibi faaliyetler bitki çeşitliliğini olumlu etkiler. Buna karşın insanlar aynı zamanda bitki tahribatı yoluyla bu çeşitliliği azaltabilmekteler.

 

Türkiye’de Bitki Çeşitliliğinin

Fazla Olmasının Nedenleri:

 

1.     Türkiye’de çok çeşitli iklim tiplerinin görülmesi.

2.     Çok çeşitli toprak tiplerinin görülmesi.

3.     Yer şekilleri ve yükseltinin kısa mesafede çeşitlilik göstermesi.

4.     Jeolojik zamanlar boyunca görülen iklim değişmeleri.

5.     İnsanların etkisi

 

 

Bitkilerle İlgili Temel Kavramlar:

  1. Relikt (Kalıntı) Bitki

Eski jeolojik dönemlerden günümüze ulaşmış fakat iklim şartlarının değişmesi sebebiyle günümüzde zorlukla yaşamını sürdüren bitki topluluklarıdır.

Karadeniz kıyısında bulunan Akdeniz iklimi bitkileri ile Akdenizdeki Sığla ağacı relikt bitki özelliğindedir.

Relikt bitkiler: Ihlamur, Kestane, Ladin, Kızılağaç, Ardıç, Göknar, Karaçam

  1. Endemik Bitki

Dünyanın sadece belirli yerlerinde görülen, başka yörelerde rastlanmayan bitkilere endemik bitkiler denir.

Türkiye, endemik bitki sayısı açısından zengindir. Ülkemizdeki bitkilerin yaklaşık üçte biri endemik bitkilerdir. Ülkemizde endemik bitkiler en çok Toros Dağları kuşağında bulunur.

Türkiye’de Endemik Bitki Çeşitliliğinin

Fazla Olmasının Sebepleri

  1. Orta kuşakta yer alması sebebiyle hem kuzey hem güney sektörlü hava kütleleri etkisindedir.
  2. Üç kıtanın kesiştiği yerdedir.
  3. Dağlar kıyıya yakın ve çoğunlukla paraleldir. Bu da kıyı ile iç kesimler arasında kısa mesafede bitki türlerinin değişmesini sağlamıştır.
  4. Yükselti batıdan doğuya doğru artar, bunun sonucunda bitki türleri katmanlaşır.
  5. Türkiye’de mikroklima (çevresine göre derin, çukurluk, korunaklı) alanları fazladır.
  6. Türkiyede farklı toprak ve ana kaya çeşitlerinin bulunması.
  7. Buzul çağlarından fazla etkilenmeyerek birçok bitkinin yaşamını sürdürmesini sağlamıştır.

Türkiye’de Endemik Bitkiler

Doğu Ladini Doğu Karadeniz
Sığla Fethiye, Köyceğiz
Kazdağı Göknarı Kazdağı
Kardelen Doğu Anadolu
Anzerçayı Rize (İkizdere)
Devedikeni Akdeniz ve Ege Bölgesi
Sevgi Çiçeği Ankara
Sarı Meyan Konya
Uludağ Göknarı Uludağ
Kasnak Meşesi Göller Yöresi
Datça Hurması Datça, Teke Yöresi
  1. Kozmopolit Bitki

Yeryüzünde oldukça geniş alanlara yayılmış farklı yetişme koşullarında varlığını sürdürebilen bitki türlerdir.

Ülkemizde Çam ve Meşe bu türdendir.

  1. İnsan Tahribatı İle Ortaya Çıkan Türler
Antropojen Bozkır Ormanların tahribi ile.
Garig Kızılçam ve maki tahribi ile.
Psödomaki Maki benzeri ağaç çalı toplulukları.

Tagged : / / /

Bitki Örtüsünü Etkileyen Faktörler

1. İklim: İklim koşulları bitkilerin oluşum, gelişim ve yayılım özelliklerini doğrudan etkileyen en önemli faktördür.

Sıcaklık: Sıcaklık değerlerinin düşük olduğu yerlerde bitki gelişimi zordur. Toprağın donmuş halde olması bitkinin beslenmesini engellediği gibi soğuk koşullar besin dolaşımını da olumsuz yönde etkiler. Yüksek sıcaklık değerleri ise buharlaşmayı şiddetlendirerek hem bitkilerin topraktan su yoluyla beslenmesini engeller hem de bitkinin sürekli su kaybetmesine yol açar.

Yağış: Bitkilerin oluşabilmesi, beslenebilmesi ve varlığını sürdürebilmesi için yağış olmazsa olmaz bir faktördür. Yağışlı alanlarda bitki örtüsü daha sık ve yoğun, kurak alanlarda ise seyrek ve cılızdır.

Rüzgar: Bitkilerin besin çevrimini sürdürebilmesi için havadaki karbondioksit ve oksijene ihtiyaçları vardır. Rüzgar belirli bir ölçüdeki bitki gelişimini olumlu yönde etkiler. Ancak şiddetli rüzgar bitki gelimini bozucu etki yapmaktadır.

 

 

2. Yer Şekilleri: Yer şekillerinin düz veya engebeli olması, eğim ve bakı gibi faktörler bitkiler üzerinde etkilidir.

 

Eğim: Eğim değerlerinin yüksek olduğu yamaçlarda tohumların filizlenmesi süpürülmeden dolayı zordur. Toprak kalınlığının fazla olduğu az eğimli alanlarda ise tohum transferi daha kolay gerçekleşir. Çukur ve çöküntüler bitkiler için yaşam koşullarının kolay olduğu sığınaklardır.

Bakı: Güneş veya denize bakan yamaçlar bitki örtüsünün gelişimi için daha elverişlidir. Güneş gören yamaçarda bitkiler daha erken olgunlaşır. Denize bakan yamaçlar ise daha fazla yağış aldığından dolayı buradaki bitkiler daha gürdür.

 

 

3. Yükselti: Yükseklik arttıkça sıcaklık değerleri azalır ve belirli bir seviyeye kadar yağış miktarı artar. Buna bağlı olarak yükseltinin arttığı dağlık alanlarda bitki topluluklarının kendi içinde katlaştığı görülür.

 

 

4. Toprak Yapısı: Bitkinin en temel beslenme kaynağı topraktır. Bu nedenle toprağın fiziksel ve kimyasal özellikleri bitkiler üzerinde doğrudan etkilidir. Kayalık ve toprak örtüsünden yoksun arazilerde bitki örtüsü görülmez. Benzer şekilde toprak örtüsünün çok sıkı olduğu killi araziler ile aşırı tuzlu topraklarda da bitki oluşumu oldukça zordur.

 

 

5. Biyolojik Faktörler: Canlılar bitki örtüsünün varlığını hem olumlu hem de olumsuz yönde

etkileyebilirler. Arıların ve çeşitli böcek türlerinin döllenmeyi hızlandırması, memelilerin tohumları nakletmesi, insanların farklı bölgelere yeni bitkiler taşıması olumlu etkilere örnek verilebilir. Diğer taraftan insan etkisiyle bitki örtüsünün yok edilmesi, tarla açma, yol yapımı, orman yangınları, aşırı hayvan otlatma gibi etkinlikler bitki örtüsüne büyük zarar vermektedir.

Tagged : / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / /

Türkiye’de Bitki Formasyonları

Türkiye’de Bitki Formasyonları

Boyutları iki metreden uzun, belirli bir sıklıkla bir arada bulunan ağaç topluluklarından oluşan bitki örtüsüne orman denir.

Ormanlar 400 mm den fazla yağış alan ve en sıcak ay ortalaması 10 derece ve üzerinde olan yerlerde yetişebilir.

Ormanlar şekillerine göre ikiye ayrılır: 1. Geniş Yapraklı Ormanlar, 2. İğne Yapraklı Ormanlar

Türkiye’de en çok ormanlık alan Karadeniz Bölgesinde, en az orman alanı ise Güneydoğu Anadolu Bölgesinde görülür.

A. Türkiye Ormanları

1. Karadeniz Ormanları

            Yıl boyu bol yağış ve uygun sıcaklıklar sebebiyle ormanlar oldukça sık ve gürdür. Buradaki ormanlar alçaktan yükseğe doğru tabakalı bir yapı gösterirler.

a. Geniş Yapraklı Ormanlar

0 – 1000 metre arasında görülen bu ormanların en önemli ağaç türü kayın ağacıdır. Karadenizdeki dağların kuzeye bakan yamaçlarında görülürler.

b. Karma Yapraklı Ormanlar

1000 – 1500 metre arasında görülen bu ormanlarda geniş ve iğne yapraklılar bir arada görülür.

c. İğne Yapraklı Ormanlar

Nemli ve soğuk koşulların yaşandığı 1500 – 2200 metre arasında görülürler. Bu ormanlarda bulunan en önemli ağaç türleri Sarıçam ve Ladin ağaçlarıdır. Bolu, Aladağ, Köroğlu, Ilgaz dağlarında yaygın olarak görülürler.

2. Batı Anadolu Ormanları

Marmara ve Ege Bölgesinde yer alan ormanlardan oluşur.

a. Geniş Yapraklı Ormanlar

Burada en çok meşe ve kayın ağaçları görülür.

Meşe Ormanları: Güney Marmara ovalarında, Saros Körfezi kıyılarında ve Ege Bölgesinin orta kesimlerindeki dağlık alanlarda görülür.

Kayın Ormanları: Samanlı Dağları, Kapıdağ Yarımadası, Alaçam Dağları ile vadilerin iç kısımlarında görülürler.

b. İğne Yapraklı Ormanlar

1200 metreye kadar Kızılçam, 2000 metreye kadar Karaçam yaygın olarak görülür. Ayrıca fıstık çamları da görülür.

Kızılçam Ormanı: Ege’nin batı ve güneyinde, Koru Dağları ve Gelibolu Yarımadasında görülürler.

Karaçam Ormanı: Uludağ’ın güney yamaçları ile Bozdağlarda görülürler.

Fıstıkçamı Ormanı:Çanakkale çevresi, Bergama’nın kuzeyi, Aydın’ın güneyinde görülürler.

3. Akdeniz Ormanları

Dalaman Çayından başlayıp İskenderun’un doğusuna kadar uzanan bir alanda görülürler. Deniz seviyesinde görülen makileri meşe ağaçlarından oluşan ormanlar ve daha yüksekte kızılçam ormanları takip eder.

a. Geniş Yapraklılar

Toros Dağlarının kuzeyi ile vadilerin tabanlarında rastlanır. Meşe, kayın ve gürgen ağaçlarının yaygın olduğu bu alanda kızılcık, fındık, porsuk ve dişbudak ağaçları da görülür.

b. İğne Yapraklılar

0 – 1200 metre aralığında Kızılçam ormanları, 1200 – 1800 metre aralığında Karaçam ormanları görülür.

Kızılçam Ormanları: Toros Dağlarının güneye bakan yamaçları ile Antalya – Teke bölgelerinde görülür.

Karaçam Ormanları: Teke yarımadası, Davras ve Geyik Dağlarında görülür.

Ayrıca 1000 – 2500 metreler arasında Ardıç ormanları, 900 – 2400 metreler arası Sedir ağaçları görülür.

4. İç Bölge Ormanları

İç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri orman yetimesi için uygun sıcaklık ve yağış koşullarına sahip değildir. Genellikle meşe ağaçları görülen bu bölge ormanlarında yüksek kesimlerde soğuğa dayanıklı çam türlerine de rastlanır.

İç Anadolu’da Yozgat çevresinde meşe ve ardıç ağaçlarından oluşan ormanlar bulunur.

Doğu Anadolu’da Munzur Dağlarında meşe, Allahuekber Dağlarında sarıçam orman alanları bulunur.

Güneydoğu Anadolu’da ise yalnızca Adıyaman – Gaziantep çevresi ile Karacadağ eteklerinde meşe ve kızılçam ağaçları görülür.

B. Türkiyede Çalı Formasyonu

 

1. Maki

Akdeniz iklim bölgelerinde kızılçam ağaçlarının tahribi ile oluşmuş her mevsim yeşil kalan kısa boylu çalı topluluklarına maki denir.

Makiler Zeytin, mersin, zakkum, kocayemiş, nane gibi türlerden oluşur. Akdeniz, Ege ve Güney Marmara’da sıklıkla rastlanır.

2. Garig

Akdeniz ve Ege bölgelerinde maki alanlarının tahribi ile oluşmuş diz boyu çalılıklardır. Bu bölgelerin kıyılarında görülür.

3. Psödomaki (Yalancı Maki)

Karadeniz Bölgesinde orman tahribi sonucunda ortaya çıkmış olan bu ağaç türleri Defne, kestane, ıhlamur gibi ağaçlardır. Daha çok kuzey Anadolu dağlarının kuzeyinde rastlanır.

C. Türkiyede Ot Formasyonu

1. Bozkır

Yağış ve sıcaklık değerlerinin orman oluşumu için yetersiz olduğu alanlarda görülen ve yılın belli bir dönemi yaşayabilen kısa boylu ot topluluklarıdır.

Belli başlı bozkır türleri: Kekik, gelincik, kılıç otu, çayır dikeni, çoban yastığıdır. İlkbaharda yeşerir, yazın sararır. İç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde özellikle iç kesimlerde görülürler.

2. Antropojen Bozkır

İç kesimlerdeki meşe, ardıç ve karaçam türü ağaçların tahribi ile oluşan bitki türüdür. Daha çok İç Anadolu’ya bakan yamaçlarda görülürler.

3. Yüksek Dağ Çayırları

Ülkemizde Erzurum – Kars Platosu ile Karadeniz ve Akdeniz Dağlarının yüksek kesimlerinde görülen çayırlar, bozkıra göre daha uzun boylu ve gürdür.

Ağaç Türleri

Nemcil Bitkiler: Kayın, Kestane, Gürgen, Kızılağaç

Kurakçıl Bitkiler: Meşe, Ardıç

Dayanıklılığına Göre Çamlar: Kızılçam, Karaçam, Sarıçam

Diğer Çam Türleri: Ladin, Sedir, Köknar

 

Ormanın Faydaları

  1. Havayı temizler.
  2. Gürültüyü azaltır.
  3. Sıcak ve soğuğu dengeler.
  4. Av hayatının devamını sağlar.
  5. Biyolojik dengeyi korur.
  6. Yer altı suyunu dengeler.
  7. İnsanlar için eğlence ve piknik alanıdır.
  8. Taşkın, çığ, heyelan ve erozyonu engeller.

 onları, Bitkiler, Bozkır, Çay, Dağ Çayırları, deniz, Dere, Dolu, Ekonomik, Erozyon, Fıstıkçamı Ormanı, Garig, Göknar, Gürgen, Heyelan, İç Bölge Ormanları, Kar, Karaçam Ormanı, Karadeniz Ormanları, Kars, Kayın, Kayın Ormanları, Kestane, kıyılar, Kızılağaç, Kızılçam, Kızılçam Ormanı, Kocayemiş, Kura, Ladin, Maki, Makiler, Mersin, Meşe, Meşe Ormanları, Nem, Oba, Orman, Ormanın Faydaları, ormanlar, Ormanların Korunması, Ot, Ot Formasyonu, Plato, Psödomaki, Sanayi, Sarıçam, Sedir, Sıcaklık, tarım, Taş, Türkiye Ormanları, Uludağ, Vadi, Yağış, Yalancı Maki, Zakku

Ormanın Ekonomik Değeri

Ormanlardan, tomruk, maden direği, sanayi odunu, kağıt, lif, yonga odunu, mobilya, yakacak temini, inşaat malzemesi alanlarında faydalanılır.

Kayın Mobilya
Kızılçam Telefon/maden direği, yakacak, mobilya
Fıstıkçamı Fıstık (yemek)
Meşe Tarım araçları, parke, yakacak, mobilya
Ardıç Kurşun kalem, çit, parke, mobilya

Ormanların Korunması

  1. Halk bilinçlendirilmeli.
  2. Orman alanlarında ateş yakılmamalı, çöp bırakılmamalıdır.
  3. Bina ve tarla yapımı için orman arazisi açılmamalı.
  4. Orman yangınları sonrasında boş kalan yerler tekrar ağaçlandırılmalı.
  5. Orman alanları milli park ilan edilerek korunmalıdır.
Tagged : / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / /

Türkiye’nin Bitki Varlığı

Türkiye’de Bitki Çeşitliliği

Dünya’da bitki çeşitliliğinin en fazla olduğu yerler ekvator çevresidir. Buradaki ülkelerden sonra Türkiye, en çok bitki türü barındıran ülkedir.

Avrupa Kıtası, Türkiye’nin yaklaşık 15 katı büyüklüğüne sahip olmasına rağmen, tüm Avrupa Kıtası’nda yaklaşık 12.000 bitki türü yer alırken Türkiye’de 12.000’den fazla bitki türü bulunmaktadır.

 

Bitki Çeşitliliğini Etkileyen Faktörler

1. İklim

            Ülkemizde farklı iklimler görülmesi bitki çeşitliliğinin zengin olmasını sağlamıştır. Her iklim alanında o iklime özgü bitki toplulukları yaşamaktadır.

İklim Bitki Örtüsü
Akdeniz Kızılçam, kısa boylu ağaçlar: çalılar
Karasal Kısa boylu ot toplulukları: Bozkır
Karadeniz Orman

2. Yer Şekilleri

Dağların uzanış yönü, eğim ve bakı bitkilerin gelişiminde etkilidir. Buna bağlı olarak yüksek dağlarda, derin vadilerde ve geniş havzalarda farklı türler görülür.

3. Yükselti

Yağış belli bir seviyeye kadar artar, sıcaklık ise yükseldikçe azalır. Buna bağlı olarak yükselti arttıkça bitki türlerinde farklılaşma görülür.

(Akdeniz’de Maki, İç Kesimlerde Step) à Geniş Yapraklılar à İğne Yapraklılar à Dağ Çayırları

Geniş Yapraklılar İğne Yapraklılar
Kayın Sarıçam
Meşe Karaçam
Kestane Göknar
Ihlamur Ladin
Gürgen Kızılağaç
Dişbudak  

4. Toprak Yapısı

Topraklar, kalınlık, ana kayanın özellikleri ve su tutma kapasitesi gibi bazı farklılıklara sahiptir. Bitkiler yaşama olanağı buldukları, kendi ihtiyaçlarına uygun topraklarda varlıklarını sürdürebilirler.

Türkiye’deki toprak çeşitliliği, bitki türlerinin sayısında da artışa sebep olmuştur.

5. Jeolojik Evrim

            Jeolojik zamanlar boyunca görülen iklim değişiklikleri, farklı enlemlere ait bitkilerin de buraya uyum sağlamasına yol açmıştır.

6. Canlıların Etkisi

            Yeni bitki türlerinin ülkemizde denenmesi, arıların döllenmeyi hızlandırması gibi faaliyetler bitki çeşitliliğini olumlu etkiler. Buna karşın insanlar aynı zamanda bitki tahribatı yoluyla bu çeşitliliği azaltabilmekteler.

 

Türkiye’de Bitki Çeşitliliğinin

Fazla Olmasının Nedenleri:

 

  1. Türkiye’de çok çeşitli iklim tiplerinin görülmesi.
  2. Çok çeşitli toprak tiplerinin görülmesi.
  3. Yer şekilleri ve yükseltinin kısa mesafede çeşitlilik göstermesi.
  4. Jeolojik zamanlar boyunca görülen iklim değişmeleri.
  5. İnsanların etkisi

 

 

Bitkilerle İlgili Temel Kavramlar:

1. Relikt (Kalıntı) Bitki

Eski jeolojik dönemlerden günümüze ulaşmış fakat iklim şartlarının değişmesi sebebiyle günümüzde zorlukla yaşamını sürdüren bitki topluluklarıdır.

Karadeniz kıyısında bulunan Akdeniz iklimi bitkileri ile Akdenizdeki Sığla ağacı relikt bitki özelliğindedir.

Relikt bitkiler: Ihlamur, Kestane, Ladin, Kızılağaç, Ardıç, Göknar, Karaçam

2. Endemik Bitki

Dünyanın sadece belirli yerlerinde görülen, başka yörelerde rastlanmayan bitkilere endemik bitkiler denir.

Türkiye, endemik bitki sayısı açısından zengindir. Ülkemizdeki bitkilerin yaklaşık üçte biri endemik bitkilerdir. Ülkemizde endemik bitkiler en çok Toros Dağları kuşağında bulunur.

Türkiye’de Endemik Bitki Çeşitliliğinin

Fazla Olmasının Sebepleri

  1. Orta kuşakta yer alması sebebiyle hem kuzey hem güney sektörlü hava kütleleri etkisindedir.
  2. Üç kıtanın kesiştiği yerdedir.
  3. Dağlar kıyıya yakın ve çoğunlukla paraleldir. Bu da kıyı ile iç kesimler arasında kısa mesafede bitki türlerinin değişmesini sağlamıştır.
  4. Yükselti batıdan doğuya doğru artar, bunun sonucunda bitki türleri katmanlaşır.
  5. Türkiye’de mikroklima (çevresine göre derin, çukurluk, korunaklı) alanları fazladır.
  6. Türkiyede farklı toprak ve ana kaya çeşitlerinin bulunması.
  7. Buzul çağlarından fazla etkilenmeyerek birçok bitkinin yaşamını sürdürmesini sağlamıştır.

Türkiye’de Endemik Bitkiler

Doğu Ladini Doğu Karadeniz
Sığla Fethiye, Köyceğiz
Kazdağı Göknarı Kazdağı
Kardelen Doğu Anadolu
Anzerçayı Rize (İkizdere)
Devedikeni Akdeniz ve Ege Bölgesi
Sevgi Çiçeği Ankara
Sarı Meyan Konya
Uludağ Göknarı Uludağ
Kasnak Meşesi Göller Yöresi
Datça Hurması Datça, Teke Yöresi

3. Kozmopolit Bitki

Yeryüzünde oldukça geniş alanlara yayılmış farklı yetişme koşullarında varlığını sürdürebilen bitki türlerdir.

Ülkemizde Çam ve Meşe bu türdendir.

4. İnsan Tahribatı İle Ortaya Çıkan Türler

Antropojen Bozkır Ormanların tahribi ile.
Garig Kızılçam ve maki tahribi ile.
Psödomaki Maki benzeri ağaç çalı toplulukları.

Tagged : / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / / /

Biyoçeşitlilik

Tanımlar

  • Ekosistem: Canlı ve cansızların oluşturduğu birlikteliğe ekosistem denir.
  • Biyoçeşitlilik: Bir bölgedeki genlerin, ekosistemlerin ve ekolojik olayların oluşturduğu bütüne biyolojik çeşitlilik denir. Biyoçeşitlilik birinci derecede doğal koşullara bağlıdır.
  • Biyom: Benzer bitki ve hayvan topluluklarını barındıran yaşam ortamlarına biyom denir.
  • Habitat: Belirli bir canlı türünün yaşam alanı.

 Biyoçeşitliliğin Yeryüzündeki Dağılışı

1. Yağmur Ormanları Biyomu

Bulunduğu Yer: 0 – 10 derece kuzey ve güney paralelleri.

İklim: Yıl boyunca nemli ve sıcak

Bitkiler: Yüksek ağaçlardan ot ve çalılıklara. Yıl boyuna yeşil kalabilen yayvan yapraklılar

Hayvanlar: Yılan, kertenkele, kurbağa, şempanze, jaguar, leopar, orangutan, goril, yarasa, kartal.

2. Savan Biyomu

Bulunduğu Yer: 10 – 20 derece kuzey ve güney paralelleri.

İklim: Yazları sıcak ve nemli, kışları kurak

Bitkiler: Yağışlı dönemde yeşeren uzun boylu ot toplulukları.

Hayvanlar: Aslan, kaplan, çita, babun, zürafa, zebra, fil, bizon, antilop, timsah, devekuşu, geyik.

3. Çöl Biyomu

Bulunduğu Yer: Sıcak çöller.

İklim: Her mevsim kurak

Bitkiler: Geniş gövdeli kuraklığa dayanıklı bitkiler, örneğin kaktüs ve otlar

Hayvanlar: Deve, yılan, kertenkele, akbaba, akrep, gelincik, fare.

4. Yapraklarını Döken Orman Biyomu

Bulunduğu Yer: Orta kuşak karalarının batı kesimleri.

İklim: Her mevsim nemli, yazları sıcak, kışları kurak.

Bitkiler: Kışın yapraklarını döken ağaçlar.

Hayvanlar: Geyik, ayı, sincap, karaca, çakal, gelincik, samur, kuşlar ve sürüngenlerdir.

5. Ilıman Çayırlar Biyomu

Bulunduğu Yer: Orta kuşak karalarının iç kesimleri.

İklim: Yazları sıcak, kışları kurak ve kar yağışlı

Bitkiler: İlkbahar ve yaz döneminde yeşeren otsu bitkiler.

Hayvanlar: Ayı, kurt, tilki, tavşan, lama, kanguru, yabani atlar, kuşlar ve böcekler.

6. Çalı Biyomu

Bulunduğu Yer: Orta kuşak, akdeniz ikliminin etkili olduğu alanlar.

İklim: Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı

Bitkiler: Maki

Hayvanlar: Kurt, tilki, çakal, kokarca, yabani keçi ve koyun ile çeşitli kuş ve böceklerdir.

7. İğne Yapraklı Ormanlar Biyomu

Bulunduğu Yer: Orta kuşağın soğuk kuşağa yakın yerleri.

İklim: Yazları serin, kışları soğuk ve kar yağışlı

Bitkiler: Tayga ormanları

Hayvanlar: Geyik, ayı, tilki, tavşan, vizon, kurt, samur, vaşak, su samuru, porsuk, çeşitli kuş ve böcekler.

8. Tundra Biyomu

Bulunduğu Yer: Kutuplara yakın yerlerde

Bitkiler: Yazın yeşeren otlar, yosunlar, likenler, bodur bitkiler

Hayvanlar: Ren geyiği, misköküzü, boz ayı, kutup tilkisi, kurt, tavşan, samur, vaşak, kunduz, kuşlar ve böcekler.

9. Deniz Biyomu

Bitkiler: Yosunlar

Hayvanlar: Balıklar, mercanlar, midye, yengeç, kaplumbağa, ahtapot, sünger ve deniz anaları.

10. Tatlı Su Biyomu

Bitkiler: Sazlık, kamış, nilüfer, planktonlar

Hayvanlar: Kurbağa, yengeç, yılan ve böcekler.

11. Dağ Biyomları

İklim: Nem, basınç az, sıcaklık farkı fazla

Bitkiler: Çayırlar

Hayvanlar: Ayı, tilki, tavşan, tibet öküzü, kartal, dağ keçisi, kuşlar ve böcekler.

12. Kutup Biyomu

İklim: Her mevsim 0 derecenin altında

Bitki Örtüsü: Yok

Hayvanlar: Penguen, fok, kutup ayısı, kutup tilkisi

Tagged : / / / / / / / / / / / / / / / / / /

Bitki Örtüsünü Etkileyen Faktörler

1. İklim: İklim koşulları bitkilerin oluşum, gelişim ve yayılım özelliklerini doğrudan etkileyen en önemli faktördür.

ü  Sıcaklık: Sıcaklık değerlerinin düşük olduğu yerlerde bitki gelişimi zordur. Toprağın donmuş halde olması bitkinin beslenmesini engellediği gibi soğuk koşullar besin dolaşımını da olumsuz yönde etkiler. Yüksek sıcaklık değerleri ise buharlaşmayı şiddetlendirerek hem bitkilerin topraktan su yoluyla beslenmesini engeller hem de bitkinin sürekli su kaybetmesine yol açar.

ü  Yağış: Bitkilerin oluşabilmesi, beslenebilmesi ve varlığını sürdürebilmesi için yağış olmazsa olmaz bir faktördür. Yağışlı alanlarda bitki örtüsü daha sık ve yoğun, kurak alanlarda ise seyrek ve cılızdır.

ü  Rüzgar: Bitkilerin besin çevrimini sürdürebilmesi için havadaki karbondioksit ve oksijene ihtiyaçları vardır. Rüzgar belirli bir ölçüdeki bitki gelişimini olumlu yönde etkiler. Ancak şiddetli rüzgar bitki gelimini bozucu etki yapmaktadır.

 

2. Yer Şekilleri: Yer şekillerinin düz veya engebeli olması, eğim ve bakı gibi faktörler bitkiler üzerinde etkilidir.

ü  Eğim: Eğim değerlerinin yüksek olduğu yamaçlarda tohumların filizlenmesi süpürülmeden dolayı zordur. Toprak kalınlığının fazla olduğu az eğimli alanlarda ise tohum transferi daha kolay gerçekleşir. Çukur ve çöküntüler bitkiler için yaşam koşullarının kolay olduğu sığınaklardır.

ü  Bakı: Güneş veya denize bakan yamaçlar bitki örtüsünün gelişimi için daha elverişlidir. Güneş gören yamaçarda bitkiler daha erken olgunlaşır. Denize bakan yamaçlar ise daha fazla yağış aldığından dolayı buradaki bitkiler daha gürdür.

3. Yükselti: Yükseklik arttıkça sıcaklık değerleri azalır ve belirli bir seviyeye kadar yağış miktarı artar. Buna bağlı olarak yükseltinin arttığı dağlık alanlarda bitki topluluklarının kendi içinde katlaştığı görülür.

4. Toprak Yapısı: Bitkinin en temel beslenme kaynağı topraktır. Bu nedenle toprağın fiziksel ve kimyasal özellikleri bitkiler üzerinde doğrudan etkilidir. Kayalık ve toprak örtüsünden yoksun arazilerde bitki örtüsü görülmez. Benzer şekilde toprak örtüsünün çok sıkı olduğu killi araziler ile aşırı tuzlu topraklarda da bitki oluşumu oldukça zordur.

5. Biyolojik Faktörler: Canlılar bitki örtüsünün varlığını hem olumlu hem de olumsuz yönde

etkileyebilirler. Arıların ve çeşitli böcek türlerinin döllenmeyi hızlandırması, memelilerin tohumları nakletmesi, insanların farklı bölgelere yeni bitkiler taşıması olumlu etkilere örnek verilebilir. Diğer taraftan insan etkisiyle bitki örtüsünün yok edilmesi, tarla açma, yol yapımı, orman yangınları, aşırı hayvan otlatma gibi etkinlikler bitki örtüsüne büyük zarar vermektedir.

Tagged : /

Biyocoğrafya Nedir?

Biyocoğrafya
Biyocoğrafya, canlıların (bitkilerin ve hayvanların) dünya üzerindeki dağılış sebeplerini ve bunların değişmelerini, başka bir deyişle Biyoloji’nin Coğrafi görünümünü araştırır.

Biyocoğrafya, konusunun geniş ve çeşitli olması nedeniyle Coğrafaya’nın dışında, Botanik, Zooloji, Ekoloji ve Fizyoloji bilimlerinden de yararlanmaktadır.

Biyocoğrafya canlıların genel dağılışını iki seviyede inceler.

1. Sistematik yönden; bu kısımbitki ve hayvan topluluklarını meydana getiren taksonları ayrı ayrı flora ve faunayı sistematik yönden inceler.

2. Ekolojik yönden; burada takson topluluklarının yada bitki ve hayvan guruplarının dünya üzerindeki dağılışları araştırılır.

Continue reading “Biyocoğrafya Nedir?”

Tagged :