İşbirlikli Öğrenme

 işbirlikçi öğrenme, işbirliğine dayalı öğrenme olarak da karşımıza çıkmaktadır.

J. Dewey, Vygotsky, Slovin, Bandura, Piaget gibi kuramcılar işbirlikli öğrenme savunucularıdır.

İşbirlikli Öğrenme Etkili Kullanım İlkeleri

  • Grup heterojen olmalıdır. Böylece birbirinden öğrenme gerçekleşir.
  • Öğrenciler arasında rekabet yoktur. Rekabet gruplar arasında olmalıdır.
  • Başarı ve başarısızlık tüm grup tarafından paylaşılır.
  • Öğretmen rehberdir.
  • Paylaşılmış bir liderlik vardır.
  • Sosyal becerilerin kazandırılmasında etkilidir.
  • İşbirlikli öğrenme içinde öğrenciler birbirlerinin öğrenmesinden sorumludur.
  • En pasif öğrencinin bile grubun başarılı olmasında büyük payı vardır.
  • 2 – 6 kişilik öğrenme grupları idealdir.
  • Öğrencilere sosyal beceriler kazandırılmaya çalışılır.

İşbirlikli Öğrenme İçin Gerekli Koşullar

Olumlu Bağlılık: Bireyin, grubun başarısını kendi başarısı, kendi başarını da grubun başarısı olarak algılayabilmesidir. Bu kavram işbirlikli öğrenmenin temeli sayılmaktadır.

Ortak amaç, ortak rol, ortak kaynak ve ortak ödül gibi kavramlar kpssaçısından bu kavram için anahtar kelimelerdir.

Yüz Yüze Etkileşim: Kpss açısından işbirlikli öğrenme için gerekli olan bir diğer koşul da yüz yüze etkileşimdir. Öğrencileri başarı için birbirlerinin çalışmalarını kolaylaştırması, birbirlerini güdülemeleri, birbirlerine yardım etmeleri gibi etkinlikleri kapsamaktadır.

Grup sayıları az tutulmalı ve öğrenciler oturtulurken birbirlerini en iyi görebilecekleri şekilde ayarlanmalıdır.

Bireysel Sorumluluk ve Değerlendirilebilirlik: Her birey yeteneği kadar en iyi şekilde gruba katkı getirir. Burada amaç bir görevi bitirmek için daha çok yardımlaşmadır.

Grubun görevi tamamlamada kimin daha çok yardıma, desteğe ve teşvike ihtiyacı olduğunu bilmesi önemlidir.

Grup İşleyişinin Değerlendirilmesi: Grup üyelerinin kendilerini sürekli kontrol etmelerini sağlayacak imkanın verilmesidir.

Sosyal Beceriler: Öğrencilerin birbirlerini tanımaları ve birbirlerine güvenmeleri, açık ve net olarak iletişime geçebilmeleri, birbirlerini kabul etmeleri ve savunmaları, aralarındaki problemleri yapıcı bir şekilde çözebilmeleri açısından sosyal beceriler önemli yer tutmaktadır.

Eşit Başarı Fırsatı: Herkese yeteneği ölçüsünde görevler verilmesi, gruba yeteneği ölçüsünde katkı sağlamasıdır.

Oluşturulacak koro için öğrenci grupları oluşturulurken sesi güzel olmayan bir öğrenciye notaların kaydını tutma görevi verilmesi gibi.

İşbirlikli Öğrenme Özellikleri

  • Öğrencinin güdülenmesi ve dikkati üst düzeydedir.
Çünkü yeteneği ölçüsünde işler verilir.
  • Başarı ve başarısızlık grubun tüm üyelerince paylaşılır.
  • Psikososyal ve duygusal gelişimi sağlar.
  • İşbirliği ve sorumluluk duygusu kazandırır.
  • Düşük yetenekli ve öğrenme güçlüğü çeken öğrencileri de sürece katar.
  • Zincirleme bir görev dağılımı vardır.
Bunun sorumluluğu öğretmene aittir.
  • Ortak hareket ve bireysel çaba vardır.
  • Sosyal öğrenme süreci çalışır.
  • ”BEN” değil ”BİZ” duygusu vardır. Diğer ”BİZ”lere karşı.
  • Değerlendirme sürecinde hem bireysel hem de grup değerlendirilmesi vardır.

İşbirlikli Öğrenme Türleri

1) Öğrenci Takımları – Başarı Grupları Tekniği: 4-5 kişilik heterojen gruplar oluşturulur. Herkes birbirine yardımcı olur ve birbirinin öğrenmesinden sorumludur. Süreç sonunda küçük sınavdan alınan puanlar grup puanı olarak belirlenir ve grup ödüllendirilir.

Grup ödülü ya da bireysel ifadecilik anahtar kelimelerdir.

2) Takım Turnuva Tekniği: Heterojen gruplar oluşturulur. Her takım turnuva için üyelerini hazırlar. Öğretmen grup öğrencilerine konuyu sunar ve malzemeyi verir. Her hafta turnuva sınavı yapılır. Süreç sonunda en yüksek puanı alan grup turnuvayı kazanır.

Turnuva masalarındaki öğrenciler yarışmadan yarışmaya değişir.

3) Takım Destekli Bireyselleştirme: Testlerle öğrencilerin bireysel yetenekleri ölçülür ve geliştirilmeye çalışılır. Takım üyeleri farklı ünitelere çalışır. Her öğrenci diğer öğrencinin cevabını yanıt anahtarı olarak kullanır. Final testi hiçbir şekilde yardımlaşmadan yapılır.

4) Ayrılıp Birleşme Tekniği: Heterojen gruplar oluşturulur. İşlenen konular bölümlere ayrılır. Gruplardaki herkes bir bölümün uzmanı olarak görevlendirilir. Her gruptan bir üye alınır ve yeni bir grup oluşturulur. Aynı bölüm uzmanlarından oluşan bu yeni grup kendi bölümlerine çalışırlar. Bunlar öğrendiklerini döner ve kendi gruplarına anlatırlar. Bütün gruplar tüm konulardan sınav olur. Sonuçlar bireysel olarak puanlanıp grup olarak notlandırılır.

5) Takım Etkinliği: Materyal verilir ve herkes bireysel çalışır. Test yapılır ve bireysel yanıtlanır. Sonra grup üyeleri cevapları tartışılır. Öğretmen yanıtları verir ve grup tekrar tartışır.

6) Karşılıklı Sorgulama: Öğretmen konuyu sunduktan sonra öğrenciler ikili ya da üçlü gruplara ayrılır. Öğretmenler öğrencilere soruların nasıl sorulması gerektiği konusunda bilgi verir. Birbirlerine konuyla ilgili soru sorarlar ve yanıtlarını verirler.

Sorular genellikle öğrenciyi düşünmeye yöneltecek biçimde düzenlenir.

7) İkili Denetim: Dörder kişilik gruplarda önce ikişerli birbirlerini denetleyerek çalışma yapraklarındaki soruları yanıtlarlar. Sonra ikişerli alt gruplarla ikili gruplar yanıtları karşılaştırır.

8) Akran Öğretimi: Kpss eğitim bilimleri öğretim yöntem ve teknikleri içinde yer alan bir başka işbirlikli öğrenme tekniği de akran öğretimidir. Yetişkinlerle iletişim kurmakta ve çalışmakta güçlük çeken öğrencilere verilir. Her ikisi de öğrencidir. Daha iyi bilen öğrenci az bilen öğrenciyi çalıştırır.

9) Dedikodu: İkişerli gruplar oluşturulur, tartışılır. İkişerli gruplar bütün sınıftaki kişilerle eşleşene kadar devam ettirilir.

Kartopundan farkı burada gruplar sürekli iki kişidir. Kartopunda giderek büyüyerek tüm sınıfı kapsar.
kaynak : kpsskonu.com
Tagged : / / / /

5e Modeli ve 7e Modeli

5e Modeli

5e modeli öğrencinin sahip olduğu bilgi ve becerileri aktif bir şekilde kullanmasını sağlayan, öğrencinin araştırma merakını arttıran ve öğrencinin beklentilerine cevap veren bir öğretim modelidir. Kpss soruları içinde fazla yer almasa da şıklarda bolca karşımıza çıktığı için bilmemiz gereken bir konudur.

5e modeli süreci adından da anlaşılacağı üzere 5 aşamadan oluşmaktadır.

1) Giriş: Ön öğrenmelerin değerlendirilmesi, merak uyandırılması, hazırbulunuşluğun ortaya çıkartılması gibi etkinlikleri kapsamaktadır. Öğretmen  kavramları, ilkeleri kesinlikle hazır olarak vermez. Sorduğu sorularla öğrencilere hatırlatmaya çalışır.

5e modeli giriş bölümünde ön bilgilere erişim sağlanır, merak uyandırılır, öğrencilere ”neden” sorusu sordurulur, öğrenciler motive edilir ve öğrencilerin ilgisi çekilir.

2) Keşfetme: Öğrenci bir problem durumuyla karşılaştırılır ve bu problemi çözmesi beklenir.

Öğrencinin en aktif olduğu basamaktır.
5e modeli keşfetme bölümünde, öğrencilerle laboratuvar etkinlikleri yapılır ve birlikte çalışılır, öğrenciler kendi kararlarını kendileri verir ve bir problem durumunda soru ve fikir üretir.

3) Açıklama: Öğrenci problemin nasıl çözüldüğünü, problemi nasıl formüle ettiğini, problemin çözüm yollarının neler olduğunu ve nasıl transfer ettiğini ortaya koyar. Öğrenci bunu tek başına gerçekleştiremeyebilir. Bu yüzden öğretmen ipuçları verir.

5e modeli açıklama bölümünde, öğrencilere ulaştıkları yargıları hakkında sorular sorulur, sınıfta tartışma yürütülür, daha fazla soru üretilir ve yeni tanımlar araştırılır.

4) Derinleştirme: Öğrenci yeni bir problem durumuyla karşılaştırılır. Bu problem çözülürken kavramlara ilişkin alt kavramlara dair yeni formüller elde eder.

5e modeli derinleştirme bölümünde, öğrencilerin kavramsal anlama yetenekleri geliştirilir, öğrencilerin yeni deneyimlerle daha derinlemesine ve geniş anlama yeteneği geliştirilir.

5) Değerlendirme: Kpss öğretim yöntem ve teknikleri dersine ait 5e modelinin son süreci olan değerlendirme sürecini öğrenci ve öğretmen birlikte gerçekleştirir. Süreç yönelimli bir değerlendirme vardır.

Portfolyo, dereceli puanlama anahtarı, rubrik değerlendirme yöntemleri içinde yer alır.

Sürecin sonunda ilk dört basamağı betimleyen bir rapor öğrenciden istenir.

5e modeli değerlendirme bölümünde, öz değerlendirme, öğretmen gözlemi, performans değerlendirme, portfolyo ve rubrik yer almaktadır.

7e Modeli

Kpss eğitim bilimleri öğretim yöntem ve teknikleri içinde yer alan 7e modeli, 5e modelinin daha gelişmiş bir üst modeli olarak karşımıza çıkar.

1) Teşvik Etme: Öğrenci ön bilgileri ve ne düşündükleri ortaya çıkartılır. Öğrenciler yeni anlatılacak konuyla ilgili düşünmeye sevk edilmektedir.

2) Keşfetme: Öğrenciler etkinlik dahilinde serbest düşünerek tahminler yapar, hipotez kurarlar. Çözüm yönelik alternatif deneyler yapan öğrenciler buldukları sonuç üzerinde tartışırlar.

Öğrencilerin yeni karşılaştıkları olayı keşfetmek ve gözden geçirmek için sorgulama yöntemi kullanılmaktadır.

3) Açıklama: Öğrenciler grup tartışmaları ve öğretmenin rehberliğinde seçilen kavramların açıklama ve tanımlamalarını yaparlar. Ayrıca öğretmenin yaptığı açıklamaları dinleyen öğrenciler bu açıklamaları dinleyerek yorumlamaya çalışırlar.

4) Genişletme: Öğrencilerin kavramları, tanımlamaları ve açıklamaları araştırmaları ve bunları kullanılması istenir. Öğrenciler önceki bilgilerinin yardımıyla yeni soru ve çözüm yolları üretir. Tüm bunları yaparken öğrenci, öğretmenin teşvikine ihtiyaç duyar ve gerekli bilgi ve delillere sahip olduklarının farkına varılması sağlanır.

5) Kapsamına Alma: Öğretmen mevcut kavramların diğer alanlardaki anlamlarını da hatırlatır, karşılaştırır ve bu yolla yeni kavramlar oluşturur.  Bu yönde öğrencilere yeni sorular sorulur. Öğrenciler ise yeni kavramlarla önceki öğrendikleri kavramlar arasındaki ilişkiyi görürler.

6) Değiştirme: Grup tartışması yoluyla kavramlar hakkında bilgi paylaşımı yapılır. Grup tartışmasıyla öğrencilerin fikirleri değişebilir. Fikirleri değişen öğrenciler bu yolda yeni plan ve deneyler yapmalıdır.

7) İnceleme – Sınama: Kpss öğretim yöntem ve teknikleri dersinin 7e modelinin son aşaması olan inceleme aşamasında öğretmen, öğrencilerin kazandıkları yeni kavram ve becerileri inceler , bunları ölçerek davranış değişikliklerinin sebeplerini açıklamaya çalışır. Öğretmenin açık uçlu sorularına karşılık öğrenciler delillerini ve açıklamalarını ortaya koyarak açık uçlu cevaplar vermeye çalışır.

 

kaynak : kpsskonu.com

Tagged : / / / /

Yapılandırmacılık

* Yöntem: Bir konuyu öğretmek ya da öğrenmek için seçilen ve izlenen yoldur. Yöntem yeni bilgi kazandırmaktadır.

* Teknik: Bir yöntemi uygulamaya koyma biçimidir. Teknik, öğrenilen bilgilerin tekrarını sağlar.

Yöntem bir tasarım, teknik ise bir uygulamadır.

* Strateji: Hedeflere ulaşılmasını sağlayan ve yöntemin belirlenmesine yön veren genel bir yaklaşımdır.

* Öğretim Kuramları: Bir bilginin nasıl aktarılacağı ile ilgili teoriler üretir.

* Öğrenme Kuramları: Bireyin nasıl öğrendiği ile ilgilenilmektedir.

ÖYT kavramlarının akışını şu şekilde irdeleyebiliriz.

ÖYT

Örnek

Felsefe

Pragmatizm

Eğitim Felsefesi

İlerlemecilik

Öğretim Kuramı

Yapılandırmacılık

Öğretim Stratejisi

Buluş Yoluyla

Yöntem

Tartışma

Teknik

Tüm Etkinlikler

Yapılandırmacılık

Yapılandırmacılık, bireyin nasıl anladığını ve öğrendiğini açıklayan bilginin doğasına ilişkin bir anlayıştır. Temel hareket noktası pragmatizmdir.

Pragmatizm: Bir bilginin doğruluğu yararlı olduğu kadardır. Yüzde yüz doğru bilgi olmadığı gibi, bilginin doğruluğun niteliği toplumdan topluma değişir. Tekrara karşıdırlar ve transfere önem verirler. Kpss pragmatizm felsefesine önem vermektedir. Çünkü pragmatizm bugünkü eğitim sistemimizin dayandığı temel felsefelerdendir.

Yapılandırmacılık, birçok destekleyen kuramcıyı da beraberinde getirmektedir. Eğitim bilimleri konuları içerisinde de sık sık karşılaşacağımız ve yapılandırmacılığı destekleyen bu kuramcılar; Piaget, Vygotsky, Brunner, J. Dewey, Barlett ve Gestalt’tır. Bu kuramcılar, yapısalcı yaklaşımı çeşitli şekilde açıklamaktadırlar.

Piaget’e göre, şemalar her karşılaştığı yeni durumu eski bilgileriyle açıklamaya çalışır.

Vygotsky’e göre, yapılandırmacılık bir anlamlandırma sürecidir. Bu anlamlandırma ise karşılıklı etkileşimle gerçekleşir.

Bruner’a göre, öğrenme aktiviteleri araştırma, problem çözme ve işbirliği ilkesi içerisinde gerçekleşir. Bu süreçte öğretmen rehber, öğrenci ise keşfeden kişidir.

J. Dewey’e göre, bilgi konu alanlarına bağlı değildir. Kişiler bilgiyi geçmiş yaşantılarıyla yapılandırırlar. Bu yüzden bilgi, deneysel, subjektif ve özneldir. Bilgiye ulaşmada herkes için genel geçer bir yol yoktur.

Yapılandırmacılık Türleri

Kpss öğretim yöntem ve teknikleri konusu içerisinde yer alan yapılandırmacılık türleri 4 başlık altında toplanmaktadır.

1) Bilişsel Yöntemli Yapılandırmacılık (Piaget): Öğrenme, bireysel bir girişimdir. Yani bireysel farklılıklar göz önünde bulundurulur. Öğretmenin temel işlevi, öğrencinin şemaları üzerinde dengesizlik oluşturmaktır. Daha sonra öğrenci kendi şeması üzerinde dengeyi yeniden kendisi sağlayacaktır.

2) Sosyal Yönelimli Yapılandırmacılık (Vygotsky): Öğrenme, bireyin yaşadığı toplumsal ve kültürel yapı içerisinde gerçekleşen bilinçli bir etkinliktir. Öğretmenin görevi, sağlıklı bir etkileşim gerçekleştirecek ortamı oluşturmaktır. Biliş, sosyal bir yapıdır ve sosyal bağlamda oluşur.

3) Radikal Yapılandırmacılık: Bilgi, deneyim tamamen çevreye dayalı olarak gerçekleşir.

Hiç kimse aynı deneyim ve yaşantıya sahip olamaz. Bu yüzden kimsenin ortak bir bilgi alanı oluşamaz.

4) Eleştirel Yapılandırmacılık: Her birey önüne gelen bilgiyi eleştirel bir yapıyla karşılamalıdır.

Yapılandırmacılığı destekleyen bu açıklamalardan genel bir özet çıkarmak gerekirse;

Birey bilgiyi çevreden pasif olarak almaz, etkin öğrenme yolu ile içerik ve süreci aynı anda öğrenir. Bilgi birey tarafından etkin olarak yapılandırılır. Böylece yapılandırmacılık, bireyin etkin öğrenme, eleştirel düşünme,  problem çözme becerilerini geliştirir. Ayrıca birey kendi öğrenmelerinden bağımsız bilgileri içselleştiremez.

Yapılandırmacılığın Temel Öğeleri

– Sürece öğrencilerin ilgilerini uyandıracak, gündelik hayatta karşılaşabileceği bir problemle başlanmalıdır.

– Önceki bilgilerle yeni bilgiler arasında ilişkilendirme yapılabilmelidir.

– Metot olarak tümdengelim metodu kullanılır.

– Öğretim süreci öğrencilerin ilgi ve ihtiyaçlarına göre an ve an düzenleme söz konusudur. Yaşantı merkezli içerik düzenleme sürecidir.

– Etkinlikler birincil kaynaklıdır. Yani etkinlik merkezlidir.

Öğretmen etkinlik merkezinde rehber değildir. Öğretmen öğrenciyle birlikte öğrenen kişidir. Öğretmen rehberse öğrencinin gideceği yer bellidir. Bu da yapılandırmacılığın mantığına uymaz.

– Disiplinler arası ve bütünleşik bir öğrenme söz konusudur.

– Öğrenci kendi öğrenmesinden sorumludur ve aktiftir. Yani bilgiyi kendisi öğretiyor.

Öğrencinin neyi ne kadar öğrendiği önemli değildir. İşine yarayan kadarını öğrenmesi yeterlidir.

– Öğrenme ve dil iç içedir.Deneyimlerin oluşabilmesi dile bağlıdır.

– Öğrenme sosyal bir etkinliktir, diğer insanlarla kurulan ilişkiler sonucu ortaya çıkar.

– Öğrenme durumsaldır. Dolayısıyla çevreye göre değişir.

– Öğrenme gelişimseldir. Genişleyen bir yapı halindedir.

– Süreklidir ve yaşam boyu devam eder.

– Temel amaç öğrenmeyi öğretmektir.

– Doğuştan gelmez. Kişi edilgen değildir.

– Sanal değil, gerçek durumlar üzerinde çalışılması gerekir.

– Özerklik ve girişimciliğe özendirilir.

– Öğrenme ve değerlendirme iç içedir. Portfolyo değerlendirme yani tümel değerlendirme kullanılır. Ayrıca hedefler ölçüt olamaz.

* Ortam Hazırlanması:

– Gerçek durumdan alınan zengin bir öğrenme çevresi oluşturulmalıdır.

– Ortam, öğrencilerin kendi öğrenme stratejisini düzenleyebileceği şekilde olmalıdır.

– Ortam, öğrencinin çözüm yollarını tamamen kendisi bulacak şekilde hazırlanmalıdır.

– Bireyin kendisini ifade etmesine ve bütüncül gelişimine olanak sağlamalıdır.

– Planlama sürecini öğretmen ve öğrenci birlikte belirlemelidir.

– Çok boyutlu bir değerlendirme sürecine izin vermelidir. Deneyimler dikkate alınmak zorundadır.

Yapılandırmacı Öğretim (Brunner)

Kpss eğitim bilimleri konularında yer alan yapılandırmacı öğretimi 5 aşamada inceleyebiliriz.

1) Eski bilgilerin harekete geçirilmesi: Herkes kendi yaşantısını hatırlayacak ve bunları geri getirecektir.

2) Yeni bilginin kazanılması: Bir sürü konunun yüzeysel öğrenilmesi yerine bir konunun derinlemesine öğrenilmesi daha önemlidir. ( Bütün – Parça – Bütün )

3) Bilginin anlaşılması: Yeni bilgi ile eski bilginin karşılaştırılması. Var olan şemaya uydurması veya yeni bir şema oluşturulmasıdır.

4) Bilginin uygulanması: Bütünleştirilen bilginin yeni durumda kullanılmasıdır.

5) Bilginin farkında olunması: Bireyin problemi nasıl çözdüğünün farkında olmasıdır.

* Geleneksel Yöntem ile Yapılandırmacılık Karşılaştırması:

Geleneksel Yöntem

– Temel bilgi ve becerilerin öğretilmesi söz konusudur.

– Parçadan bütüne bir yol izlenir.

– Önceden hazırlanmış bir programa sıkı sıkıya bağlıdır.

– Öğrenciler doldurulacak boş kutulardır. (Boş levha değil.)

– Öğretmen aktarıcı pozisyondadır.

– Soruların tek ve kesin cevapları vardır.

– Değerlendirme, öğretimden ayrı bir süreçtir.

– Öğrenci yalnız çalışır ve rekabet vardır.

Yapılandırmacılık

– Temel kavramların öğretilmesi söz konusudur.

– Bütün-parça-bütün şeklinde bir yol izlenir.

– Öğrencinin ihtiyaçlarına göre anbean şekillenen bir durum söz konusudur.

– Öğrenilecek koskoca bir dünya vardır.

– Öğrenci boş kutu değil, kendi öğrenmesinden sorumlu bireydir.

– Öğretmen öğrenciyle birlikte öğrenen kişidir.

– Sınırsız deneyim ve yeni görüşler vardır, tartışılabilir.

– Süreçle iç içedir. Ne öğrendiğine değil, nasıl öğrendiğine önem verir.

– İşbirlikli bir anlayış vardır.

kaynak: kpsskonu.com

Tagged : / / / /

Öğretim İlkeleri

1) Öğrenciye Görelik İlkesi: Öğrencinin fizyolojik, psikolojik özelliklerinin, ilgi ve ihtiyaçlarının, yeteneklerinin göz önünde tutulması öğrenciye görelik ilkesi itibariyle en gerekli özelliklerin başında gelmektedir. Bunun olmasını gerektiren asıl sebep her öğrencinin farklı özelliklere sahip olmasıdır. Bu yönüyle öğrenciye görelik ilkesi geleneksel yöntemlere tamamen zıttır.

Bu ilke aynı yaş grubundaki öğrencilerin farklı ilgi,zeka ve fizyolojik özelliklere sahip olduğunu belirtir ancak aynı yaş grubundaki öğrencilerin aynı gelişim seviyesine  sahip olduğunu belirtir. Burayı karıştırmamak gerekir.

Öğrenciye görelik ilkesi çoklu zeka yöntemi ve bireyselleştirilmiş öğretimi en çok savunan ve uygulanması gerektiğini belirten ilkedir. Öğrencinin gelişim seviyesine uygun bilgi ve materyallerin seçilmesi gerektiğini belirtir. Ayrıca bu ilke yöntem ve tekniklerin geliştirilmesi ve çeşitlendirilmesi gerektiğini savunur.

2) Hedefe (Amaca) Uygunluk İlkesi: Aslında öğretim ilkeleri içerisinde en önemli olan ilkedir. Çünkü bir hedefe yönelik olmayan öğretim teknikleri gerçek amaçlarını hiçbir zaman gerçekleştiremeyecektir. Bu yüzden bütün uygulamalar hedef davranışlara uygun olmalıdır.

3) Yakından Uzağa İlkesi: Zamansal ve mekansal olarak yakın çevreden uzak çevreye doğru giden bir yol izlenmektedir. Örneğin coğrafya dersinde dağları anlatan bir öğretmenin önce yakın çevreden öğrencilerin bildikleri dağları göstermesi , daha sonra o ilde bulunan dağları listelemesi ve Türkiye’de bulunan dağların özelliklerini anlatması bu ilkeye uyduğunu göstermektedir.

4) Bilinenden Bilinmeyen İlkesi: Ön öğrenmeler ve hazırbulunuşluk göz önünde tutularak bilişsel ve duyuşsal tutumu geliştiren ilkedir. Bildiğinin üstüne bilinmeyenin eklenmesiyle özgüven arttırıcı bir ilke olarak karşımıza çıkar. Öğrencinin eski bilgilerle yeni bilgiler arasında köprü kurmasını sağlar ve anlamlandırmayı gerçekleştirir.

5) Nesnellik ve Açıklık İlkesi: İki şekilde açıklanmaktadır; Anlaşılır , sade ve açık bir dilin kullanılmasıdır. Bir diğer anlamı da öğretimde ne kadar çok duyu organı işe karışırsa o kadar nesnellik ve açıklık olmaktadır. Bu ilkeye göre materyal kullanımı nesnellik açısından önemlidir. Ayrıca  yaparak-yaşayarak öğrenme bu ilkenin en çok desteklediği öğrenme şeklidir.

6) Somuttan Soyuta İlkesi: Bu ilke önce elle tutulan, gözle görülen sonra bu bunların üzerine soyut kavramların öğretilmesini belirtmektedir. Bu ilke de materyal kullanımını vurgulamaktadır.  Burada dikkat etmemiz gereken başka bir husus da soyut öğrenmeler devam etmektedir ancak soyut kavramları somutlaştırma yoluna gidilmektedir.

7) Ekonomiklilik (Tasarruf) İlkesi: En az çabayla en fazla hedef davranışın üretilmesini ifade eden ekonomiklilik ilkesi, süre ve emeğin minimize edilmesi gerektiğini savunur. Bu ilkeye uyum için; öğretim süreci tamamen planlanmalı, öğrencinin zaman ve enerjileri yerinde kullanılmalı,öğretim materyalleri, içerik ve değerlendirme amaca uygun şekilde yapılandırılmalıdır.

8) Hayatilik (Yaşama Yakınlık) İlkesi: Öğretim süreci içerisinde kazandırılan davranışların gerçek hayatta kullanılabilir olması ve gerçek hayatı kolaylaştırıcı nitelikte olmasını vurgular. Bu ilkeye göre kazandırılmak istenilen davranış eğer öğrencinin gerçek yaşamında bir işe yaramayacaksa eksik, amaçtan yoksun bir kazanım olacaktır.

9) Aktüalite (Güncellik) İlkesi: Örnek ya da konuların günlük hayattan seçilmesidir. Güncel olay ya da sorunlarla öğrenci konular arasında ilişki kurabilmekte ve dersin rahat işlenmesini sağlamaktadır.

10) Aktivite (iş) İlkesi: Bir diğer anlamı yaparak yaşayarak öğrenme olan bu ilke, öğrencinin etkin hale dönüştürülmesini ve kalıcı öğrenmeyi sağlamaktadır. Yine burada duyu organlarının sayısının artışı önemlidir. Ne kadar çok duyu organı işin içindeyse öğrenci o kadar iyi anlayacaktır. Öğrencinin yapıp söylediklerinin %90’ını unutmaması ve hatırlaması göz önüne alınırsa, bu ilkenin ne kadar önemli olduğu daha da iyi anlaşılmaktadır.

11) Basitten Karmaşığa (Kolaydan Zora) İlkesi: İlkenin isminden de anlaşılacağı üzere , önce her öğrencinin rahatlıkla anlayabileceği basit konu ve etkinliklere yer verilmesi öğrencinin özgüvenini ve o derse karşı olan tutumunu olumlu yönde etkilemektedir.

12) Bütünlük İlkesi: Bireyin bütüncül olarak gelişimini sağlayan bu ilkenin hedefi, öğrencide sadece bilgi genişlemesi yaratmak değil, onun irade, duygusal, ahlaki ve sosyal yönelimleri de harekete geçirerek öğretimde bütünlüğü sağlamaktır. Bu ilkenin üzerinde en çok Brunner durmuş ve desteklemiştir.

13) Sosyallik İlkesi: Öğretim ilkeleri konusunun son ilkesi olan Sosyallik, öğretim sürecinin insanların sosyalleşmesini ve topluma uyum sağlamasını vurgulamaktadır. Ayrıca özgürlük konusunu da es geçmemektedir.

kaynak: kpsskonu.com

Tagged : / / / / / /

Guthrie Bitişiklik Kuramı

Guthrie’nin Watson ile görüş birliğine sahip olduğu konular;

Psikoloji sadece bilim olarak nesnel ve gözlenebilen olaylarla ilgilenmelidir.

Öğrenmenin sağlanması için pekiştirmeye ihtiyaç yoktur.

Watson ile birçok konuda görüş ayrılığında olan Guthrie’ye göre öğrenmenin temel kanunu eş zamanlı koşullanmadır.

Eş Zamanlı Koşullanma

Tüm öğrenmelerin basit etki-tepki bitişikliği ile olduğunu savunur. Bir uyarıcı tepkinin çıkmasını sağlarsa uyarıcı-tepki arasında bitişiklik hemen kurulur. Guthrie’ye göre öğrenme için pekiştirmeye ve tekrara ihtiyaç yoktur. Öğrenmenin gerçekleşmesi bitişikliğe bağlıdır. Guthrie’ye göre tekrar öğrenmeyisağlamaz yada etkilemez fakat öğrenilen becerinin gelişmesine neden olur. Tekrar etkinliği meydana getiren hareketler arasındaki bağların oluşmasını sağlamaktadır.

Hareket Üreten Uyarıcı

Bir uyarıcıya verilecek tepki arasında uzun zaman dilimi ve tepkiye neden olan çok sayıda hareket bulunur. Bu durumlarda uyarıcı-tepki bitişikliği hareket üreten uyarıcı ile sağlanmaktadır. Guthrie’ye göre hareket eden uyarıcılar dışsal bir uyarıcı ile sonuç tepkisi arasında kalan içsel uyarıcılardan oluşur.

Ceza

Cezayı yine bitişiklik ile açıklar. Ceza uyarıcı ile istenmeyen tepki arasındaki bitişikliği yok ederek, aynı uyarıcıya istenen tepki bitişikliği sağlamalıdır. İstenmeyen davranışa zıt yönlü yeni bir davranışın oluşması ile ceza etkili olmaktadır.

Ceza istenmeyen davranışın tersi olan yeni davranış oluşturmalıdır. Duyguları tahrik eden cezalar, istenmeyen davranışların yerleşmesine yol açar. Guthrie küçük düşürme, azarlama, acı verme gibi cezaların bir işe yaramadığını söylemiş. Bu cezalar istenmeyen davranışın devamını sağlamaktan başka işe yaramamaktadır görüşünü savunmuştur. Guthrie ve Bitişiklik Kuramına göre, öğrenme tek denemede gerçekleşebildiğine göre, istenmeyen bir davranışta istenen davranışı bir kez yaptırmanın öğrenmeyi sağlayacağı belirtilmiştir.

Örneğin;

Ali öğretmenin bir dersinde geç kalan öğrenci sınıfın kapısını çalmadan içeri giriyor. Ali öğretmen çocuğa kızıp,azarlayarak bağırıyor. Çocuk özür dileyip yerine oturuyor. Ali öğretmenin bu davranışı hiç bir fayda sağlamamıştır. Çocuk daha sonra yine kapıyı çalmadan içeri girecektir. Ali öğretmen kapıyı çalmadan içeri giren bir başka öğrenciye ise dışarı çıkıp kapıyı tekrar çalmasını söylüyor ve çocuk dışarı çıkıyor. Kapıyı kapatıp, çalıyor ve içeri öyle giriyor. Böylece öğrenme istenen davranışın gösterilmesi ile sağlanmış oluyor.

kaynak : kpsskonu.com

Tagged : / / / /

Watson Bitişiklik Kuramı

Bilincin yapısını inceleyen Watson yapısalcılığa karşı çıkmış, özel bir öğrenme kuramı geliştirmiştir. Pavlov’un klasik koşullanma ile ilgili görüşlerini model olarak uygun bulmuştur. Davranışın oluşumunda kalıtsal  bir özellik değil çevrenin etkisi olduğunu vurgular. Davranışların belirlenmesinde ve yetiştirilmesinde çevre büyük önem taşır. Watson bu yönüyle tabula rossa (boş levha) görüşünü kabul etmektedir. Bu görüş zihni boş levha olarak görür.

Watson Pavlov’un çalışmalarının yetersiz olduğunu, tepkisel koşullanmanın sadece refleksif olmadığını karmaşık davranışlarda ve korkunun öğretilmesinde kullanılabileceğini belirtmiştir.

Korku Koşullanması ve Uyarıcı Genellemesi Çalışması

Watson arkadaşı Rayner ile birlikte on aylık bir bebek üzerinde bir dizi deney yapmıştır. Bebeğin üstüne beyaz bir tavşan konmuş ve bebeğin davranışları gözlemlenmiştir. Bu deney günümüzde etik kabul edilmemektedir.

  1. Bebeğin bulunduğu ortama rahatsız edici bir ses verilir. ( Koşullu Uyarıcı) = Bebek ağlamaya korkmaya başlar.
  2. Bebeğin kucağına beyaz bir tavşan konur. (Nötr Uyarıcı) = Bebek tavşanla oynar, korku belirtisi yoktur.
  3. Bebeğin kucağına tavşan konulur ve rahatsız edici ses ortama verilir. = Bebek sesi duyunca ağlar. (Koşulsuz Tepki)
  4. Bir kaç kez bu aşama tekrar edildikten sonra
  5. Bebeğin kucağına beyaz bir tavşan konur. (Koşullu Uyarıcı) = Bebek ağlamaya başlar. (Koşullu Tepki)
  6. Kürklü bir mont yanına konur. = Bebek kürklü montu görünce de ağlamaya başlar. ( Uyarıcı Genellemesi)
  7. Noel baba gibi sakallı nesneye yaklaştırılır. = Bebek yine ağlar. (Uyarıcı Genellemesi)

Korkunun Giderilmesi ve Sistematik Duyarsızlaştırma

Watson korku öğrenilebiliyorsa korkmama da öğrenilebilir demiştir. Korkunun giderilmesinde de tepkisel koşullanmayı kullanmak istemiştir. Bu yöntem sistematik duyarsızlaştırmaya benzemektedir.

Tavşandan korkması öğretilen bir çocuğa tavşan kafes içerisinde uzaktan gösterilmiştir. Her gün tavşan bir miktar daha yakınlaştırılmış. Çocuğun yanına kadar getirilmiş ve serbest bırakılmıştır. Çocuğun artık tavşandan korkmadığı görülmüştür. Tavşan başlangıçta çocuk için nötr uyarıcı iken korku ile koşullu hale gelmiştir. Daha sonra alışma mantığındaki gibi koşullu uyarıcı tek başına verilmeye devam etmiştir. Önce alışma gerçekleşmiş daha sonra ise istenmeyen davranış yok olmuştur.

Sistematik duyarsızlaştırma ile kademeli yaklaştırma konusu genellikle birbirine karıştırılan konulardır. Sistematik duyarsızlaştırma korkunun giderilmesi, kademeli yaklaştırma ise yeni bir davranışın kazandırılması için kullanılmaktadır.

Öğrenmede En Son – En Sık İlkesi

Watson öğrenme için pekiştirmeye ihtiyaç olmadığını savunur. Öğrenmenin bitişiklik ve tekrar sayesinde gerçekleştiğini belirtir. Ona göre koşullu ve koşulsuz uyarıcılar ne kadar sık verilirse öğrenme de o kadar güçlenmektedir. Bir uyarıcıya verilecek tepki, uyarıcıya karşı en son ve en sık yapılmış tepkidir.

kaynak : kpsskonu.com

Tagged : / / / /

Ceza

Organizmanın istenmeyen davranışının gösterme olasılığının azaltılması için yapılan işlemlere ceza denir. Cezalandırılan organizmada korku meydana gelir ve organizma bu korkuyu çoğu zaman ortama geneller.

Yaramazlığından dolayı sınıfta öğretmeni tarafından cezalandırılan bir öğrencinin okula gitmek istememesi.

Ceza bulunduğu sürece cezalandırılan davranış ortada görülmez. Ceza ortamdan kalktığı anda baskı altındaki davranış tekrar gösterilme eğilimindedir. Sürekli cezalandırılan organizma saldırgan olmaya meyillidir. İstenmeyen davranışın önlenmesi için verilen ceza genellikle bir başka istenmeyen davranışın doğmasına neden olmaktadır.

 1. Tür Ceza

Organizmanın içinde bulunduğu ortama istenmeyen, itici bir uyarıcının eklenmesidir.

Ödevini yapmayan öğrenciye öğretmenin kızması gibi

2. Tür Ceza

Organizmanın içinde bulunduğu ortamdan hoşuna giden bir uyarıcının alınmasıdır.

Ödevini yapmayan bir öğrenciye annesinin oyuncaklarla oynamayı yasaklaması gibi.

Skinner’ın Cezaya Alternatif Önerileri

1. Time Out (Ara Verme)

Çocuğun istenmeyen davranışı gerçekleştirdiği ortamdan bir süreliğine uzaklaştırılmasıdır. Bunun amacı çocuğu cezalandırmak olmamalı, çocuğun konu hakkında düşünmesi ve yalnız kalması olmalıdır.

2. Ortamı Değiştirme

İstenmeyen davranışın gerçekleştiği ortamın düzenin değiştirilmesidir.

3. Bıktırma Yöntemi

Çocuk istenmeyen davranışı kontrollü bir ortamda bıkana veya yorulana kadar yapar.

4. Görmezden Gelme (Sönmeye Tabi Tutma)

Cezaya karşı alternatif olarak en iyi ve etkili süreçtir. İstenmeyen davranışın görmezden gelinmesi ile sağlanır. Yani bu davranış pekiştirilmemiş olur. İstenmeyen davranış görmezden gelinirken istenen davranış yapılıyorsa bunlar hemen pekiştirilir. Buna karşıt pekiştirme adı verilir. Böylece organizma istene ve istenmeyen davranışı ayırt etmeyi öğrenmiş olur.

Görmezden gelinen bir davranışın yapılmasında başlangıçta bir artış görülür. Bu davranışın sönmeye başladığını bir işaretidir. Yapılan tüm uygulamalara karşı davranış engellenemiyorsa cezaya başvurulabilir. Ancak cezadan önce mutlaka uyarı yapılmalıdır.

Ceza verilirken tutarlı olunmalı, kesinlikle gülerek verilmemeli, geciktirilmeden uygulanmalı, nedeni net bir şekilde açıklanmalı ve asla acı verici olmamalıdır.

kaynak : kpsskonu.com

Tagged : / / / /

Pekiştirme Tarifeleri

 Bu tarifeler kendi arasında çeşitli şekillere ayrılır.

1. Sürekli Pekiştirme: Bir davranışın her yapıldığında pekiştirilmesidir. Olumlu, doğru ve istendik her davranışın ardından pekiştireç verilen en basit pekiştirme tarifesidir. Genellikle yeni bir şey öğretilirken tercih edilir.

Mehmet öğretmen öğrencilerin her doğru cevabında onlara bir artı vermektedir.
Tuvalet eğitimi verilen bir bebeğe annesi her tuvaletini haber vermesinde şeker verir.
Ödevini düzenli yapan bir çocuğun defterine öğretmeni her defasında yıldız atar.

Okul öncesi, ilköğretimin birinci kademesi ve engelli öğrenci eğitiminde sıklıkla kullanılır.

2. Sabit Oranlı Pekiştirme Tarifesi: Organizmanın pekiştireç alması için sabit sayıda tepkide bulunmasından sonra pekiştirilmesidir.

Sedat öğretmen her 5 doğru cevabında öğrencilere artı vermektedir.
Bir iş yerinde çalışan işçilere dikilen her 10 pantolon için 50 TL verilmektedir.

3. Değişken Oranlı Pekiştirme Tarifesi: Bu tarifede pekiştirecin kaç davranış sonucu ortaya çıkacağı belli değildir. Bazen iki bazen dört bazen de 10 davranışın pekiştirilmesidir. Sönmeye karşı en dirençli tarife olarak kabul edilir.

Hazal öğretmen  öğrencilere bazen iki, bazen üç doğru cevaplarında iyi bir sözlü notu vermektedir.

4. Artan Oranlı Pekiştirme Tarifesi: Pekiştireç önce belirli bir davranış sayısı sonrasında verilir. Daha sonra bu davranış sayısı her defasında sistematik olarak artar.

Kızının bulaşık yıkamasına yardım etmesini isteyen Ayşe hanım 5 bardak yıkayan kızına bir şeker verir. Daha sonra kızının şeker alması için yıkaması gereken bardak sayısını belirli bir miktarda arttırır.

5. Sabit Aralıklı Pekiştirme Tarifesi: Sergilenen davranışın pekiştirilmesi için belirli bir zaman geçmesinin beklenmesidir.

Her 40 dakika da bir teneffüs zilinin çalması.
Dört yılda bir Şubat ayının 29 gün çekmesi.
Öğretmenin her salı ödevleri kontrol etmesi.

6. Değişken Aralıklı Pekiştirme Tarifesi: Sergilenen davranışın ardından gelen pekiştirecin ne zaman geleceği belli olmayan tarifedir.

Müfettişler önceden haber vermeden okula gelir.
Övgü öğretmen önceden söylemeden ara sıra küçük sınavlar düzenlemektedir.

7. Artan Aralıklı Pekiştirme Tarifesi: Pekiştirecin belli bir zaman aralığından sonra verilmesi ve zamanının sistematik olarak arttırılmasıdır.

Murat bey ödevlerini sürekli olarak yapmasını istediği oğluna “İki gün ödevlerini düzenli yaparsan sana oyuncak alacağım.” der. Ve daha sonra ödev yapılacak gün sayısını git gide 1 er gün arttırmıştır.

8.Katışık (Birleşik) Pekiştirme: Pekiştirme işinin bazen tüm tarifeler bir araya getirilerek bazende bir tarifeye bağlı kalmadan yapılmasıdır.

Yeni bir davranış kazandırılırken sürekli pekiştirme tarifesi ile başlanır, davranış öğrenildikten sonra aralıklı tarifelerden birine geçilir.
Tagged : / / / /

Pekiştireç, Pekiştirme ve Pekiştirme Türleri

Pekiştireçler

Ortama eklenip çıkarıldığı zaman bir davranışın yapılma sayısını ve sıklığını arttıran, azaltan uyarıcılara pekiştireç denir. Pekiştirme ise bir davranışın sıklığının belli bir uyarıcı sayesinde arttırılmasıdır.

Klasik koşullanmada doğal uyarıcı pekiştireçlerdir.

Pekiştireçler etkilerine göre olumlu-olumsuz pekiştireçler, ihtiyaç türlerine göre ise birincil ve ikincil pekiştireçler olarak ikiye ayrılır.

1. Olumlu Pekiştireç

Ortama eklendiği zaman davranışın yapılma sıklığını arttıran ve sürekli hale gelmesini sağlayan pekiştireçlerdir. organizmanın istediği ve ona cazip gelen uyarıcılardır.

Ayşe hanım kızı yemekten önce ellerini yıkarsa, yemeğin ardından kızının en çok sevdiği meyveleri sofraya koymaktadır.

Bu örnekte istenen davranış ellerini yıkayarak sofraya oturulmasıdır. Kullanılan olumlu uyarıcı ise sevilen meyvedir. Bu pekiştireç birincil olumlu pekiştireçtir.

Deniz eve gelen arkadaşları ile oyuncaklarını paylaşan oğluna gülümsemiş ve aferin demiştir.

Bu örnekte istenen davranış paylaşımdır. kullanılan olumlu uyarıcılar ise gülümseme ve aferin sözcüğüdür. Gülümseme  ve aferin burada ikincil olumlu pekiştireç görevindedir.

a. Birincil Olumlu Pekiştireç

Organizmada fizyolojik ihtiyaçların karşılanmasını sağlar ve öğrenmeye bağlı değildir. Klasik koşullanmadaki koşulsuz uyarıcıdır.

Yiyecek-içecek, uyku, cinsellik, solunan hava gibi..

b. İkincil Olumlu Pekiştireç

Fizyolojik ihtiyacı karşılanmadığı halde yine de organizmanın sahip olmak istediği pekiştireçlerdir. Öğrenilmiştir. Klasik koşullanmadaki koşullu uyarıcıdır. Kendi içinde dört gruba ayrılır.

I. Sosyal Pekiştireç : Bireyi sosyal açıdan onurlandıran pekiştireçlerdir. Sözel ifade ve beden hareketleri şeklindedir.

Gülümseme, aferin , tebrik etme, övme, sarılma, kucaklama gibi..

II. Faaliyetsel Pekiştireç: Bireyin yaomaktan hoşlandığı etkinliklerdir.

Sokağa çıkma, bilgisayarda oyun oynama, gitar çalma, tatile gitme gibi..

III. Sembolik Pekiştireç: Tek başına anlam ifade etmeyen fakat diğer pekiştireçlerle illişkili olduğunda anlanan pekiştireçlerdir.

Para, marka, jeton, yıldız gibi..

IV. Nesnel Pekiştireç: Somut nesnelerdir.

Oyuncak, kalem, araba gibi..

2. Olumsuz Pekiştireç

Ortama eklendiğinde davranışın sıklığını azaltan uyarıcılardır. organizmayı rahatsız eder.

Murat öğretmen derste yaramazlık yapan öğrenciyi azarladı.

İstenmeyen davranış yaramazlık, olumsuz uyarıcı tokattır.

a. Birincil Olumsuz Pekiştireçler

Fizyoljik zarar veren pekiştireçlerdir.

Tokat, kulak çekme, elektrik şoku, soğuk- sıcak gibi..

b. İkincil Olumsuz Pekiştireç

Fizyolojik zarar vermeyen fakat organizma tarafından istenmeyen pekiştireçlerdir.

Azar, hakaret, tehdit, kötü söz, düşük puan gibi..

Yorumlarda arkadaşlarımızdan alınan geri bildirime göre şu açıklamayı yapalım:

Yukarıda görüldüğü üzere Pekiştireçler konusundan Olumlu ve Olumsuz Pekiştireç başlıklarını inceledik. Birçok arkadaşımız Olumsuz Pekiştir ile Olumsuz Pekiştirmeyi karştırmaktadır. Bunların ikisi ayrı tanımlara sahiptir.

Olumsuz Pekiştireç organizmanın hoşlanmadığı UYARICILARDIR. Bu uyarıcılar ortama eklendiğinde, yani uygulandığında 1. Tip Ceza olur.

Olumsuz Pekiştirme ise organizmanın hoşlanmadığı bir uyarıcının ortamdan ÇIKARILMASIDIR.

Örnek: Fatma Teyze gürültüden rahatsız olunca, dışarıda top oynayan çocukların üstüne su attı.

Fatma Teyze burada kendisini olumsuz pekiştirmiştir. Yani bu olay bir olumsuz pekiştirmedir. Çocuklara ise araya olumsuz pekiştireç koyarak 1. tip ceza uygulamıştır.

Lütfen bu iki başlığı birbiriyle karıştırmayınız.

PEKİŞTİRME ÇEŞİTLERİ

Pekiştirme

İstendik davranışın tekrar edilmesi için yapılan faaliyetlere denir. Pekiştirme pekiştirecin ortama eklenmesi ile ortaya çıkar.

Pekiştirme Türleri

Olumlu : İçinde bulunulan duruma hoş bir uyarıcı eklenmesi ile istendik davranışın tekrarlanma olasılığı artar.

Olumsuz: İçinde bulunulan durumda hoş olmayan uyarıcının ortamdan çıkarılarak istenen davranışın tekrarlanma olasılığı arttırılır.

Maddi: Pekiştireç maddi değer taşıyorsa oluşur.

Manevi: Pekiştireç maddi bir değer taşımıyorsa oluşur.

İçten: Bireyin kendisi bizzat  kendisine pekiştirme yapması ile oluşur.

Dıştan: Bireyin çevresindekiler tarafından istenilen davranışı yapması yönünde pekiştirilmesidir.

Simgesel: İstendik davranışı gösteren bireye, pekiştirici olarak verilen marka, jeton, yıldız gibi simgelerle yapılan pekiştirmedir.

Sembolik: İstendik davranış gösteren bireye tek başına bir anlam taşıyan plaket, madalya, belge gibi pekiştireçlerin verilmesidir.

Doğal: Önceden planlanmadan, bir davranışın ardından karşılaşılan ve hoşa giden pekiştireç sayesinde davranışın devam etmesidir.

Planlanmış: Önceden belirlenmiş bir pekiştireçin yine önceden belirlenmiş bir davranış sonrası verilmesidir.

Ayrımlı: İstenen davranışı pekiştirip istenmeyen davranışın pekiştirilmemesidir.

Dolaylı: Bireyin gözlemlediği bir modelin yaptığı davranışın pekiştirilmesi ile bireyde de oluşan pekiştirmedir.

Pekiştirme- Karşı Pekiştirme: Olumsuz davranışın engellenmesi için verilen pekiştirecin davranışın devamına neden olmasıdır.

Pekiştirme Yapılırken  Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

  • Olumlu davranıştan hemen sonra yapılmalıdır. Organizma ancak bu sayede pekiştireç ve davranış arasında ilişki kurar. Davranışın kazandırılması sürecinde sürekli pekiştirme tarifesinin, davranış kazanıldıktan sonra ise aralık pekiştirme tarifelerinin kullanılması daha uygundur. (Pekiştirme tarifelerini sonraki konularımızda inceleyeceğiz.)
  • Bireyin yaşına dikkat edilmelidir. Küçük yaşta maddesel pekiştireçler, büyüklerde manevi pekiştireçler daha etkilidir. Ayrıca pekiştireçler seçilirken bireysel farklılıklara da dikkat edilmelidir.
  • Sürekli aynı pekiştirecin kullanılmaması gerekir. Aynı pekiştireç kullanıldığında organizma da bu duruma alışma meydana gelir. Ve pekiştireç etkisini zamanla kaybeder.

kaynak : kpsskonu.com

Tagged : / / / / / / / / /

Edimsel Koşullanma Temel Kavramlar

Edimsel davranışta tepkisel davranıştan farklı olarak organizma önce bir davranışta bulunur. Bu davranış herhangi bir uyarıcı olmadan kendiliğinden yapılır ve ardından yapılan davranışa göre uyarıcı verilir. Organizma davranışın ardından gelen uyarıcıyı beğenirse davranışı tekrar eder. Beğenmezse bu davranışı tekrarlar. Yani davranışı ortaya çıkarttığı sonuçları kontrol eder.

Tepkisel koşullanmadaki U-T, edimsel koşullanmada T-U gerçekleşir.

Kpss eğitim bilimleri öğrenme psikolojisi içindeki edimsel koşullanma temel kavramları dahilinde yanaşma ve kaçınma kavramlarını bir önceki edimsel koşullanma sürecinde ele almıştır. Diğer edimsel koşullanma temel kavramları şunlardır:

Sönme

Klasik koşullanmada olduğu gibi pekiştirilmeyen davranış söner. Ancak edimsel koşullanmada organizma aktif olduğu için pekiştirilmemesi halinde önce davranışta ani bir artış gözlenir. Bu artışa da sönme patlaması denir.

Söz almak için sürekli parmak kaldıran Mehmet, söz alamayınca önce daha çok parmak kaldırmakta ve sonra parmak kaldırmaktan vazgeçmektedir.

Alışma

Sürekli aynı pekiştireç kullanıldığında bir süre sonra bu pekiştirecin etkisi azalır. Alışma durumunda pekiştirme işlemi devam ettiği halde organizma artık tepki vermemeye başlar.

Kendiliğinden Geri Gelme

Kısa bir tanımla sönmüş bir tepkinin bir süre sonra tekrardan ortaya çıkmasıdır.

Bu durum sönmüş bir tepkinin yok olmadığının da ispatıdır.

Kendiliğinden geri gelen tepkiler sönmeye karşı dirençsizdir. Yani pekiştirilmezse kısa sürede ortadan kalkar.

Derste sürekli şakalaşan Emre, öğretmenin azar yemiş ve şaka yapmayı bırakmıştır. Ancak belli bir süre sonra tekrar şaka yapmaya başlamıştır.

Genelleme

Genelleme kendi içinde 3 şekilde tanımlanmaktadır.

Uyarıcı Genellemesi: Bir uyarıcıya benzeyen diğer uyarıcılara da aynı tepkinin verilmesidir.

Bir çocuğu arkadan baktığı bir kadını annesiyle aynı elbiseyi giydiği için annesine benzetmesi.

Tepki Genellemesi: Aynı uyarıcı durumuna farklı tepkilerin verilmesidir.

Bir kişiye hatasından dolayı önce nasihat etmek, sonra uyarmak sonra da ceza vermek gibi.

Öğrenmenin Genellenmesi: Bir durumda öğrenilen şeyin diğer benzer durumlarda da kullanılmasıdır.

Ayırt Etme

Bir tepkinin belli bir durum karşısında sergilenip bunun dışındaki durumlarda sergilenmemesidir.

Genellemenin tersi olarak düşünülebilir.
Bir çocuğun yaramazlık yapan arkadaşlarını öğretmenine şikayet etmesinden sonra övgü alması sonucu , şikayeti diğer öğretmenlere karşı da yapmaktadır. Ancak matematik öğretmeninden olumsuz bir tepki alan bu çocuk diğer öğretmenlerine arkadaşlarını şikayet etmeye devam etmektedir fakat matematik öğretmenine hiç şikayet etmemektedir.

Ayırt Edici Uyarıcı

Bir davranış daima belirli bir uyarıcı ya da ortamdayken pekiştirilirse bir süre sonra bu uyarıcı ya da ortamın kendisi, davranış için ayırt edici hale gelir.

Bilgisayar başında çalışırken çok sigara içen Kerem, bilgisayarda oyun oynadığı zaman da çok sigara içmektedir. Burada bilgisayar ayırt edici uyarıcı haline dönüşmüştür.

Kademeli Yaklaşma

İstenilen bir davranışı kazandırabilmek için, davranışın daha basit davranış basamaklarına bölünerek öğretilmesidir. Böylece öğretilen her basamak sonunda bir pekiştireç verilir ve bir üst basamağa geçilir. Kademeli yaklaştırma sayesinde istenen davranışa en yakın davranış pekiştirilerek organizma istenilen davranışa yaklaştırılır.

Bir çember içinde geçirilmek istenen aslana önce alçak bir mesafede çemberin içinden geçmesi sağlanır ve ardından pekiştirilir (et verilir). Sonra çember biraz daha yukarı çıkartılır ve atladıktan sonra bir daha pekiştireç verilir. Bu şekilde aslan atlayabileceği en yüksek çembere kadar atlatılır ve istenen davranış her basamakta pekiştirildiği için gerçekleşmiş olur.

Zincirleme

Bir davranış içinde yer alan tepki basamaklarının her birinin kendinden sonra gelen tepki için ayırt edici uyarıcı görevi üstlenmesi ve bu sürecin davranış tamamlanıncaya kadar devam etmesine zincirleme denmektedir.

Çay demlemek, yemek yapmak, bir arkadaşla sohbet etmek vb. davranışların tamamı zincirlemedir.

Yoksunluk

Edimsel koşullanma gerçekleşmeden önce organizmanın pekiştireç olarak kullanılacak şeye karşı bir süre yoksun bırakılması performansı arttıracaktır. Yani davranış sonunda yiyecek ya da su verilecekse organizmanın birkaç gün önceden belirli periyotlarla bu uyarıcılardan mahrum bırakılması, organizmayı davranışa daha iyi güdüleyecektir.

Bir fare önceden peynirden yoksun bırakılmışsa ve bu fare labirent deneyinde labirentin sonunda peynirle ödüllendirilecekse, farenin labirentin sonunu bulma isteği daha çok artacaktır.

Premack İlkesi

Organizmanın çok sık yaptığı ya da çok yapmak istediği etkinlikler az sayıda yaptığı etkinlikleri pekiştirmek için kullanılırsa Premack ilkesi gerçekleşir. Yani az sayıda yaptığı etkinliğin sayısını arttırmak için çok sayıda yaptığı ya da yapmak istediği etkinliğin pekiştireç olarak kullanılmasıdır.

Ödevini yaparsan arkadaşlarınla oynayabilirsin.
Koşullu anlaşma da Premack ilkesi gibi bireyin istediği bir şeyi elde edebilmesi için bir dizi etkinliği yapması için kullanılır.

Batıl Davranış

Organizma aralarında tesadüfi ilişki bulunan ii durumu birbiriyle ilişkilendirirse batıl davranış ortaya çıkar.

Maça mavi kramponlarla çıkan ve 4 gol atan Zeki, bundan sonraki tüm maçlarına mavi kramponlarıyla çıkmıştır.

Programlanmış Öğrenme

Öğrenme önceden özenle hazırlanmış bilgi birimlerinde bilinenden bilinmeyene , basitten karmaşığa doğru küçük adımlarla gerçekleşir. Her adım sonunda anında dönüt düzeltme yapılır ve her doğru davranış anında pekiştirilir. Böylece öğrencinin doğruya ulaştıkça güdülenmişlik düzeyi artar, olası yanlışlarda ise hemen haberi olur ve bunu düzeltmeye çalışır. Sonuçta öğrencinin başarısı anlamlı ölçüde artacaktır.

Alışkanlık Kazanma

Edimsel koşullanma içinde pekiştireç konusundan önce işleyeceğimiz son kavram olan alışkanlık kazanma, rutin hale gelen etkinlik ya da kişilerde gözlenen alışkanlıkla eş değerdedir. Alışkanlık haline gelen etkinlik ya da kişilerde meydana gelen olası değişiklikler genelde gözden kaçmaktadır.

kaynak : kpsskonu.com

Tagged : / / / /