Ücretsiz Open Source Blog Yazılımları

Blog, genelde kişi veya belli bir kullanıcı grubu tarafından düzenli üretilen içeriklerin yayınlanması için oluşturulmuş web sitesi veya bir web sitesindeki alt bir bölümdür.

Bir çok blog, belirli bir konuda yorum veya haber sağlar; diğerleri ise daha kişisel çevrimiçi günlükler olarak işlev görür. Tipik bir blog metin, resimler ve diğer bloglara, web sayfalarına ve konuyla ilgili diğer medyalara olan bağlantıları birleştirir. Okuyucuların yorumlarını etkileşimli bir biçimde bırakabilmeleri için hem kurumsal hemde bireysel web sayfaları için blog çok önemli bir bileşendir.

Açık Kaynak Kodlu ( Open Source ) Blog Yazılımı ( Script’i) Ne Demek ?

Açık kaynaklı blog yazılımı, bir web sitesini yönetmenin son derece popüler bir yoludur. Artık statik HTML web günleri geride kaldı! Açık kaynak kodlu ( open source ) blog yazılımı demek, bir çok kişi tarafından belli bir topluluk ve geliştirme standardı içerisinde herkesin istediği değişiklikleri yapmasına olanak sağlayan tüm kodları o geliştirici topluluğuna açık herhangi bir kaynak kodu erişim engeli olmayan yazılımlardır.

Blog yazılımları veya diğer adıyla blog scriptleri ile bir HTML5 ve CSS3 uyumlu web sitesi bu modern web geliştirme teknolojileri sayesinde, kullanıcının herhangi bir teknik bilgi veya deneyim olmadan saniyeler içinde blog sayfasını oluşturmasına fırsat tanıyor. Sıfır deneyimi olan HTML ve CSS acemileri, blog yazılımı ile kendi bloglarını veya şirket web sitelerini oluşturabilir ve işletebilir. Genellikle bir içerik yönetim sistemi olarak adlandırılan bu yazılımlar farklı olarak içerik yönetim sistemi CMS olarakta adlandırılabilmektedirler. Genellikle CMS’lerden farklı olarak blog yazılımları daha kolay web sitesi yönetimi için izin verilen ortak standart bir dizi özellik sunar.Bunlar;

Sayfalar ve Gönderiler ( Page and Post )

Tabii ki, çoğu açık kaynaklı blog yazılımı ayrıca web sitesine yeni sayfalar veya blog yazıları ekleyebileceğiniz sayfa ve yazı ayarları da sağlar. Burada, arama motoru optimizasyonu yapmak veya ek içerik eklemek gibi ( medya, resim, video, bağlantı ) ekstra işlemlerde yapabilirsiniz.

Medya

Blog içerik yönetim sistemlerinin çoğunda, görüntüler, videolar ve diğer dosya biçimleri gibi medyaları yükleyip saklayabileceğiniz bir medya paneli de bulunur. Bu, yüklenen medyayı düzenlemek ve izlemek için çok kullanışlıdır.

Eklentiler

Bir blog yazılımının en önemli özelliği eklentiler sayesinde yeni özellikler edinebilmesidir. WordPress blog yazılımı veritabanında yer alan ve kullanıcıların geliştirdiği milyonlarca eklenti sayesinde bu gün en popüler blog yazılımı haline gelmiştir.

Blog Yazılımını ( Script’ini) Üstün Yapan Nedir ?

Modern blog yazılımı ile fark etmiş olabileceğiniz bir şey, açık kaynak kodlu projeler arasında içerik yönetim sistemleri göre daha popüler olan projeler olduğudur. Bu, büyük oranda web gelişiminde görülen içerik üretimi açısından büyük büyümeden kaynaklanmaktadır. İşletmeler ve bireyler, modern bir web sitesi kurmanın ve yönetmenin kolaylığını fark ettiklerinde bunla bağlantılı olarak blog yazılımlarının popülerliği arttı. Birdenbire, fenomen blog yazarlığı popüler hale geldi ve web tabanlı reklamcılık için ayrılan bir bütçeye sahip olmayan küçük işletmelerde tanıtım için bir fırsat sahibi oldular. Bugün, blog yazılımları diğer açık kaynaklı platformlara göre üstün olmaya devam ediyor. Ancak, sürükle ve bırak özelleştirme süreci sunan web sitesi üreticileri, kuruluşlarından bu yana önemli ölçüde büyüdü. Aslında, pek çok blog içerik yönetim sistemi, eklenti yüklemeleri yoluyla sürükle ve bırak sayfa oluşturucuları sağlayarak benzer teknolojiyi sunmaya çalışıyor.

Blog yazılımı sayfaların ve yayınların ötesine nasıl yayılır?

Blog yazılımı, geleneksel blog gönderinizden daha fazlasını başarabilir. Eklentiler ve özel temalar kullanarak, bir blog veya içerik yönetim sistemi, haber portalları, emlak listeleri, seri ilanlar, forumlar, buluşma siteleri, wiki sayfaları, e-ticaret alışverişi ve daha fazlası için kullanılabilir. Blog yazılımı, birçok web sitesinin çeşitliliğinin temelini oluşturmuştur ve bugün, bir blog platformu üzerinde herhangi bir web sitesi türünü oluşturmak tamamen mümkündür.

Blog yazılımı ücretsiz mi ve nereden indirilebilir?

Çoğu blog yazılımı tamamen ücretsizdir, genellikle açık kaynaktır ve geliştiricinin web sitesinden indirilebilir. Örneğin, WordPress’i WordPress.org’da, Joomla’yı Jo’da bulabilirsiniz.Aşağıdaki listeden popüler blog yazılımlarının listesini inceleye bilirsiniz;

Yazılım ( Script) Kullanıcı Puanı Web İndirme Linki
WordPress 4.98 İncele Download
Anchor CMS 4.86 İncele Download
LoudBlog 4.81 İncele Download
EggBlog 4.65 İncele Download
Simple PHP Blog 4.65 İncele Download
Diem 4.58 İncele Download
PivotX 4.57 İncele Download
contentNow 4.52 İncele Download
Microweber 4.52 İncele Download
Nucleus CMS 4.52 İncele Download
FlatPress 4.48 İncele Download
Pritlog 4.48 İncele Download
Textpattern 4.45 İncele Download
Croogo 4.43 İncele Download
BLOG:CMS 4.42 İncele Download
SweetRice 4.42 İncele Download
b2evolution 4.36 İncele Download
Bludit 4.35 İncele Download
Dotclear 4.27 İncele Download
Serendipity 4.26 İncele Download
Elgg 4.23 İncele Download
PluXml 4.18 İncele Download
bBlog 4.15 İncele Download
MonoCMS 4.13 İncele Download
Habari 4.12 İncele Download
WPdotnet 4.12 İncele Download
Backdrop CMS 4.11 İncele Download
60cycleCMS 3,85 İncele Download
Tagged : /

Web Sitenizin Kahramanı Olmanızın 3 Yolu

Ziyaretçilerinizin dikkatini uzun süre verebilecekleri ve bu web sitesi üzerinden kazanç sağlayacağınız bir site inşaa etmek çok zorlu bir süreçtir.Trafiğinizin artmasını sağlamak ve web sitenizde geçirilen sürenin uzamasını sağlamak bazı süper güçler gerektirebilir.Bir kaç ipucu ve püf noktası ile web siteniz güncel bir görünüme sahip olabilir.

Web’de ziyaretçilerinizin kalbini kazanmaya hazır mısınız? Pelerininizi alın ve sitenizin kahramanı olmanın 3 yolunu için hazırlıklara başlayın.

1. Ziyaretçilerinize “Hakkımızda” Sayfanız ile İlham Verin

Sitenizi ilk kez oluştururken “Hakkımızda” sayfası son derece önemlidir, çünkü ziyaretçilerinize ön plana çıkacak bir hikaye anlatırsınız. İnsanların sitenizdeki ürün veya hizmetle bağlantı kurmasına yardımcı olacak bir açıklama sağlayarak markanızı hedef kitleniz ile birleştirmek istiyorsunuz. “Hakkımızda” sayfanız resmi ve robotik olmamalı, arkadaşça ve ilgi çekici olmalıdır.

Hakkında Sayfanızı başlatmanıza yardımcı olacak bir formüle mi ihtiyacınız var? İşte eski tarz bir “Hakkımızda” sayfasından daha iyi bir “Hakkımızda” sayfasını oluşturmak için yapmanız gerken 5 aşama.

  • Hedef kitlenizi tespit edin
  • Markanızın toplum için üstlendiği bir görev, bir farkındalık yaratma konusu ile başlayın.
  • Şirket veya marka hikayenizi hedef kitleniz ile en iyi iletişim yolunu bularak anlatın
  • Ziyaretçinize nasıl bir marka veya firmadan hizmet aldığını anlatın

2. Hedef Kitlenizi Belirleyin

İster bir web sayfası oluşturma konusunda deneyimli olun, isterseniz deneyimli bir web tasarım profesyoneli olun, hedef kitlenizi tanımak sizin için süper bir güçtür. Siteniz ile kime yöneldiğiniz, yalnızca yüksek dönüşümler için önemli değil, içeriğinizin sesini ve tonunu oluşturmanıza yardımcı olması açısındanda önemlidir. İlgi alanı, tutkular ve satın alma alışkanlıkları gibi hedef kitlenizi deşifre ederken göz önünde bulundurulması gereken birkaç faktör vardır.

Hedef kitlenize aşina olduğunuzda, doğrudan o müşteriyle dokunan mesajlar oluşturabilir ve servisler tasarlayabilirsiniz. Tabikide bu süreç biraz zaman ve deneyim kazanma gerektirecektir bir gecede süper kahraman olamazsınız,  sabırlı olun, kitlenizi tanımlamak sonsuza dek sürmez, ancak ziyaretçilerinizin alışkanlıklarını incelemenizi ve sitenizi sık kullanan insanlarla iletişim kurmanız çok önemlidir.

Hedef kitlenizi tanımlamanıza yardımcı olacak çevrimiçi yardım arıyorsanız, Google Analytics veya sosyal medya beğeni ve yorumları, ziyaretçi etkileşimleri ve trafiği önemli tespit araçlarıdır.

3. Mesaj Tonunuzu Koruyun

Tutarlılık anahtarınız olmalıdır, fakat bu tek başına yeterli olmayabilir.Herkese açık mesajlaşma, marka kimliğiniz ve net olmayan iletişimi azaltmanıza yardımcı olabilir. Markanızın site ziyaretçilerinizle etkileşime geçmesi için bu iletişim yöntemi güvenilir ve özgün bir ilişki kurmanızı sağlar.

Sitenize bakın ve logonuz, başlığınız ve içeriğiniz gibi öğelerin marka sesinizle tutarlı olup olmadığını görün.Web sitenizin vermek istediği mesaj ile içeriğinizin tutarsız olduğunu düşüyorsanız, kahraman pelerini takmanın zamanı gelmiştir. İçeriğinizde olan eksikliklerin ve boşlukların üstesinden gelin, ziyaretçilerinizin gelişmelere nasıl yanıt verdiğini izleyin.

Web sitesi oluşturma yolculuğunuz dönüşüm, eylem ve yeniden icat ile dolu olacak. Web sitenizi nasıl geliştireceğiniz konusunda geribildirim almanız gerektiğinde, WordPress’in arkasında harika bir kullanıcı topluluğuna sahiptir! Kahramanlar bile bazen yardıma ihtiyacı vardır ve WordPress’in ücretsiz eklentiler, özelleştirme araçları gibi yetenekler bir click ile parmaklarınızın ucunda.

Sonuç olarak web sitenizi hedef kitlenize en uygun içerik ve iletişim yöntemi ile oluşturmanız, yönetmeniz çok önemli. IHS’nin WordPress Hosting Paketleri veya SiteBaz Hazır Websitesi Paketleri ile oluşturmanız sadece dakikalarınızı almaktadır.IHS’de kendi web sitenizin kahramanı olmanız ve başarılı bir web sitesi kurmanız bu kadar kolay.

Tagged : /

7 Adımda Web Site Bakımı

Bir web sitesi oluşturmuş olmanız işinizin bittiği anlamına gelmiyor. Web siteleri aynı zamanda belirli periyotlarla bakım yapılmasını da gerektiriyor. Bu konuda halletmeniz gereken bakımlarla ilgili bazı görevler var. Bu görevleri yıllık olarak, 3 aylık olarak, aylık olarak ya da haftalık olarak yapmanız gerekiyor.

Yıllık Web Site Bakım Görevleri

  1. Kullanıcı Testi Yapın

Kullanıcılarınız için en iyi deneyimi sunmak adına çalıştınız ve almak istedikleri en iyi deneyimi yaşamalarını sağladınız. Fakat kullanıcıların istekleri ve web’i kullanma şekilleri sürekli olarak değişim gösteriyor. 10 yıl önce oluşturulmuş olan ve zamanında oldukça sezgisel olan web sitelerinin şu anda kullanıcılar için nasıl bir deneyim sunabileceğini bir düşünün. Bu yüzden web sitenizin kullanıcılar için hala sezgisel olduğunu ve tüm cihazlarda sorunsuz bir şekilde çalıştığını anlayabilmek için yılda 1 kez kullanılabilirlik testi yapın.

Testinizi yaparken markanız ya da işinizle ilgili kişileri tercih ettiğinizden ve ayrıca tüm tarayıcılar ile cihazları teste dahil ettiğinizden emin olun. Böylelikle tam resmi görmeniz mümkün olacaktır.

3 Aylık Web Site Bakım Görevleri

  1. Satın Alma İşlemlerinizi Test Edin

Birçok web sitesinin (özellikle e-ticaret web siteleri) en önemli işlevi satın alım işlemlerini barındırıyor olmasıdır. Eğer satın alımlar gerçekleşmezse sorunu tespit edip çözüm üretene kadar büyük ölçüde kar kaybı yaşanabilir. Bu yüzden en azından 3 ayda bir sürecin nasıl işlediğini görmek için bazı testler yapın. Bunu kendiniz yapabileceğiniz gibi çalışanlarınıza da yaptırabilirsiniz. Ayrıca farklı cihazlarda ve farklı tarayıcılarda testler yaptığınızdan emin olun.

  1. Tüm Web Site Formlarınızı Test Edin

Web sitenizde ziyaretçilerin doldurması için herhangi bir iletişim formu bulunuyorsa çalıştığından emin olmalısınız. Satın alım testlerini yaparken bu formları da aradan çıkartabilirsiniz. Diğer maddelerde de olduğu gibi yine tarayıcıların ve cihazların tümünü test etmeniz gerektiğini unutmayın.

Eğer formlarınızdan herhangi bir tanesi düzgün çalışmıyorsa potansiyel müşterilerinizi kaçırıyor olabilirsiniz. Bu yüzden sorunu henüz meydana gelmemişken tespit etmeyi deneyin.

  1. Broken Linkleri Düzeltin

Bir kullanıcı bir linke tıkladığında ve bir 404 sayfasına yönlendirildiğinde gerçekten hayal kırıklığına uğrar. Sorunlu linkler web sitenizin ve markanızın kötü bir izlenim bırakmasını sağlar, kötü kullanıcı deneyimi sunar ve ziyaretçilerinizi sizden uzaklaştırır. Bu yüzden önlem alınması gerekiyor.

Ne kadar başarılı olursanız olun bir gün mutlaka web sitenizde bazı broken linkler olacaktır; bazen bir taşıma işlemi, bazen bir isim değişikliği. Bunun önüne geçemezsiniz. Fakat zamanında yapacağınız bakımlarla bu linklerin web sitenizde uzun süre kalmadıklarından emin olabilirsiniz. Bu yüzden birkaç ayda bir web sitenizdeki broken linkleri kontrol edin. Varsa kaldırın ya da güncel linklerle değiştirin.

Ayrıca bu işlem düşündüğünüzden çok kolay. Google Search Console gibi bu işlemleri otomatik olarak yapan ücretsiz bir seçenek mevcut.

Aylık Web Site Bakım Görevleri

  1. Güvenlik Güncellemelerine Dikkat Edin

Web sitenizi siber saldırganlardan korumak herkes için oldukça önemli bir önceliktir. Özellikle bir e-ticaret web sitesine sahipseniz müşterilerinizin verilerine karşı daha da büyük sorumluluk sahibi olursunuz. Bu yüzden web sitenizin tüm katmanlarını, eklentilerini ve komut dosyalarını kontrol etmeli ve güncel olduklarından emin olmalısınız.

  1. Düzenli Olarak Web Sitenizi Yedekleyin

Hepimizin başına gelmiştir; gün boyu bir proje üzerinde çalışıyorsunuz ve aniden bir şeyler ters gidiyor ve projenizi kaybediyorsunuz. Bunun önüne sürekli taslaklar alarak ya da yedeklemeler yaparak geçebilirsiniz.

Her durumda web sitenize yeterince hâkim olduğunuzu ve hata yapmayacağınızı düşünüyor olabilirsiniz. Fakat haklı olsanız bile siber saldırganlar web sitenize kalıcı hasarlar verebilir. Bu gibi durumlarda eğer bir yedeklemeniz varsa her şeyin eskiye dönmesi çok daha kolay olacaktır.

Haftalık Web Site Bakım Görevleri

  1. Metriklerinizi İnceleyin

Google Analytics, kullanıcıların web sitenizi nasıl bulduklarını ve kullandıklarını açıklayarak size yararlı bilgiler sunar. Bu bilgilere bağlı kalın ve web sitenizin isteklerinizi yerine getirdiğinden emin olun. Haftada bir kez Analytics’e giriş yaparak nelerin yolunda olduğunu ve nelerin iyileştirilmesi gerektiğini takip edin.

Sonuç

Tıpkı araba bakımı gibi web site bakımı da oldukça önemlidir. Bu bakımlar hem web sitenizin kullanılabilirliğini artırır hem de uzun vadede size zaman ve para tasarrufu sağlar. Yukarıda listelediğimiz görevleri not alın ve bunlara bağlı kalın. Web siteniz ve sizin için en iyisi bu olacaktır.IHS SiteBAZ başlangıç hazır websitesi paketi ile ilk ay ücretsiz olarak websitenizi oluşturabilirsiniz.

Tagged : /

Web Site Mimarisi Hakkında En İyi 6 SEO Uygulaması

Bazı web site sahipleri, çok önemli olmayacağını düşündüğü için sadece birkaç sayfasını basit ve özensiz bir şekilde bırakır. Zaman geçtikçe bu basitlik ve özensizlik site geneline yayılır ve karmaşık bir web sitesi elde kalır. Eğer siz de web siteniz ve sayfa yapınız üzerine düşünmek için zaman ayırmazsanız benzer bir durumla karşılaşabilirsiniz. Yeterince iyi düzenlenmemiş olan bir web sitesi, kullanıcılar için kafa karıştırıcıdır ve SEO açısından da olumsuz sonuçlar doğurur.

Eğer yeni bir web siteniz varsa ya da yeterince hızlı olmayan bir web sitesine sahipseniz bu haberimizi okuyarak web sitenize biraz zaman ayırmayı tercih edebilirsiniz. Bu haberimiz ile SEO’nuzu geliştirebilir ve gelecek yıllar için sitenizi koruma altına alabilirsiniz.

Web Site Mimarisi Nedir?

Web site mimarisi, bir web sitesini düzenlemek için kullanılan yapıdır. Genellikle bu yapının hiyerarşisi bir piramit şeklindedir.

  • En üstte, web sitenizin en önemli sayfası olan ana sayfanız yer alır.
  • Bir sonraki seviyede bir sonraki en önemli sayfalarınız (kategoriler) bulunur ve web sitenizin ana menüsünde görmek istediğiniz içeriklerdir.
  • Üçüncü seviyede ise kategorilerin de altında bulunan alt kategoriler bulunur. Ardından da ürünlerini içeren diğer tekli sayfalar yer alır.

Bir web site mimarisi, web sitenizi düzenlemenize yardımcı olur. Web sitenizde görünürlük açısından en önemli pozisyonda olan sayfalara öncelik verilirken, ziyaretçilerin sayfalar arası gezinmesi kolaylaştırılır.

Web Site Hiyerarşisinin SEO İçin Önemi Nedir?

İyi organize edilmiş web sitelerinde kullanıcıların gezinme deneyimi daha iyidir. Böylelikle web sitenizde daha fazla kalırlar ve hemen çıkma oranlarınız iyileşir.

Google’ın da en önemli sıralama kriterinin kullanıcı deneyimi olduğunu düşünürsek, kullanıcılarınıza iyi bir gezinme deneyimi sunmalısınız ve web sitenizden hemen çıkmalarını engellemelisiniz. Ayrıca net bir site hiyerarşisi sayesinde Google’ın örümcekleri web sitenizi daha rahat tarayabilir. Sezgisel, net kategoriler ve alt kategoriler içeren web siteleri Google’ın örümcekleri tarafından daha kolay anlaşılır. Böylelikle örümcekler hangi sayfaların daha önemli olduğunu ve birbirleriyle ilişkilerini anlayacaktır.

Sezgisel Site Hiyerarşisi Nasıl Oluşturulur?

Eğer web sitenizin hiyerarşisini daha önceden belirlediyseniz web sitenizi SEO için optimize etmeniz daha kolay olacaktır. Fakat eğer aktif olarak kullandığınız büyük bir web siteniz varsa ve hiyerarşi konusunda eksikleriniz varsa mevcut yapınızı yeni yapıya dönüştürmeniz biraz zorlayıcı olabilir.

  1. Bir Organizasyon Planı Oluşturun

Atmanız gereken ilk adım web sitenizi en iyi şekilde organize edebilmek için neler yapmanız gerektiğini belirlemektir. Eğer 10’dan daha az sayıda sayfa içeren küçük bir web siteniz varsa bu bölüm nispeten daha kolay olacaktır. Fakat yine de yapılması gereken önemli şeyler var. Eğer onlarca hatta yüzlerce sayfa içeren bir web siteniz varsa bu durum biraz daha karmaşıklaşabilir.

İlk hedefiniz web site hiyerarşinizi olabildiğince basit ve anlaşılır tutmak olmalıdır. Eğer binlerce sayfadan oluşan çok büyük bir web siteniz yoksa hiyerarşiniz en fazla 3 seviye olmalıdır.

Unutmayın ki ideal bir kullanıcı web sitenizde gitmek istediği sayfaya 3 tıklamada gidebilmelidir.

Çoğu online mağazada herhangi bir kategoride yer alan ürünler kategori adının sonuna eklenir. Örneğin bir online kitapçı olduğunuzu varsayalım; bir matematik ders kitabının URL‘si aşağı yukarı böyle olmalıdır:

www.ornekkitapciwebsitem.com/matematik/kitabinismi-ve-ozelligi.html

Böyle bir URL, anahtar kelimeler de içerdiği için ekstra SEO puanı kazanmanıza neden olur ve Google sayfanın ne hakkında olduğunu daha iyi anlar.

  1. Birincil Kategorilerinizi Tanımlayın

Sayfalarınızı bölmek istediğiniz ana kategorileri dikkatli bir şekilde düşünün:

  • İçinde yer alan farklı sayfaları ve ürünleri açıklamalı.
  • Web sitenize gelecek olan herhangi bir ziyaretçi için yeterince sezgisel olmalı.

Örneğin; yine bir online kitapçı olduğunuzu varsayalım. Kitapları uzunluklarına ya da kapak renklerine göre kategorize etmeyi tercih edebilirsiniz. Fakat ziyaretçileriniz daha çok yayıncı, yazar, tür gibi kategorilere ayrılmış web sitelerini daha sezgisel bulurlar.

Bir başka deyişle, rastgele kategoriler seçmekten kaçının. Kullanıcılar için en değerli bilgileri kategoriler ile sunun.

  1. Alt Kategorileri Belirleyin

Web sitelerinin birçoğu alt kategorilere ihtiyaç duymadan sadece ana kategorilerle yetinebilir. Fakat bir online kitapçıysanız birçok alt kategoriye de ihtiyacınız olacaktır. Ziyaretçiler; Bilim Kurgu ya da Tarihi gibi daha spesifik alt kategorileri ziyaret ederek sevdikleri kitapları daha kolay bulabilirler.

Ana kategorilerinizi düşünürken de alt kategorilerinizi düşünürken de müşterileriniz gibi düşünmeye çalışın. Onlara en faydalı olacak kategorileri belirleyin ve kategori isimlerinizin çok uzun olmamasına dikkat edin.

  1. Sayfalar Arasındaki Tıklama Sayılarını En Aza İndirin

İyi bir web site hiyerarşisinin en önemli özelliklerinden bir tanesi de web sitenizde gezinmek isteyen ziyaretçiler için gezinme işlemlerini kolaylaştıracak bir site menüsüne sahip olmaktır. Eğer ziyaretçiler, web sitenizin herhangi bir sayfasındayken ana menüyü ve tüm ilgili alt kategorileri görebiliyorsa “geri” tuşuna tıklamadan ve gereksiz tıklamalar yapmadan kolaylıkla web sitenizde gezinebilirler.

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi; web sitenizi, ziyaretçiyi sadece 3 tıklamayla web sitenizde dilediği gibi gezebilecek şekilde düzenlemelisiniz.

  1. Internal Linkleri Stratejik Olarak Kullanın

Internal Linkleri yani Site İçi Linkleri kullanarak web sitenizin daha verimli bir şekilde dizine eklenmesini ve Google’ın sayfalarınız arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamasını sağlayabilirsiniz. Böylelikle SEO başarınız da artacaktır. Ayrıca anchor text üzerinde de sınırsız kontrol hakkınız olduğu için buralara belirli anahtar kelimeleri yazma şansınız da var.

Internal Linkler, ziyaretçileriniz için fayda sağlar. Web sitenizde bir içerikte bulunurken onlarla alakalı ve yararlı bir başka sayfayı gördükleri zaman tıklamak için daha istekli olurlar. Ayrıca arama motorlarında başarılı performanslar gösteren sayfalarınıza diğer sayfaları ekleyerek o sayfaların da trafiğinin artmasını sağlayabilirsiniz.

Çoğu SEO taktiğinde de olduğu gibi, Internal Linkleri dahil ederken abartmamaya dikkat edin. Sadece ziyaretçiler için uygun ve yararlı olabileceğini düşündüğünüz linkleri ekleyin.

  1. 301 Yönlendirmelerini Kullanın

Web site hiyerarşisini oluşturmak ve web sitenizi yeniden düzenlemek muhtemelen bazı URL’lerinizi taşımanızı gerektirecektir. Bir sayfanızın URL’sini değiştirdiğiniz zaman bir 301 yönlendirmesi kullandığınızdan emin olun.

Taşıdığınız sayfanın trafiğini kaybetmek istemezsiniz. 301 yönlendirmeleriyle ayrıca Google da sayfanın eskisiyle aynı olduğunu anlayacaktır. Son olarak da belki de en önemlisi, potansiyel ziyaretçilerinizin bozuk bir sayfaya gitmesi kötü bir izlenim ve kullanıcı deneyimi bırakacağınız anlamına geliyor.

Sonuç: Web Site Mimarinizi Tanımlayın

Bir web site hiyerarşisi oluşturmak web sitenizin nasıl görünmesini istediğinizi ve nasıl düzenlenmesi gerektiğini belirlemek için yararlı bir yoldur. Web site hiyerarşisi oluşturmak, site içi SEO için önemli bir adımdır. Ayrıca web sitenizi hem kullanıcılarınız hem de kendiniz için düzenli ve sezgisel tutmanızı sağlar. Hemen IHS Hazır Site paketini satın alarak hazır web şablonlarından birini seçerek web sitenizi oluşturabilir, seo uyumlu bir şekilde içeriğinizi tasarlayabilirsiniz.

Tagged : /

Adım Adım Google Webmaster Tools Kullanımı

Google Web Yöneticisi Araçları özellikle SEO bakımından internet pazarlamacılarının en sağlam kaynaklarından birisidir. Çoğu kişi bu araçları nasıl kullanacağı konusunda fikir sahibidir ve araçların temel fonksiyonlarına aşinadır. Fakat Google Web Yöneticisi Araçları ile sitelerin arama sonuçları sayfasındaki sıralamasını yükseltmek için yapılabilecek pek çok şey vardır.

  1. Yazar istatistiklerini görüntüleyin

Yazar istatistikleri Google Web Yöneticisi Araçları’nın pek bilinen bir özelliği değildir. Bunun sebebi bu özelliğin hala beta aşamasında olmasıdır. Yazar istatistiklerine Google Web Yöneticisi Araçları’nın oturum açma aşamasındaki “Labs” kısmından ulaşılabilir.

Bu özelliğin sık sık ihmal edilmesinin başka bir nedeni daha vardır. Bu web siteleri için bir özellik değil, kullanıcının kişisel istatistiklerini ve içerik üreticisi olarak görünürlüğünü takip etmesi için oluşturulmuş bir özelliktir.

Eğer bir Google + hesabınız varsa ve web siteleri için onayı olan bir yazarsanız, yazar istatistiklerini şu şekilde görüntüleyebilirsiniz:

  • Google + hesabınıza bağlı Gmail hesabınızda oturum açın.
  • Google Web Yöneticisi Araçları’na gidin.
  • Labs’e tıklayın.
  • “Yazar İstatistikleri”ne tıklayın

“Yazar İstatistikleri” içerisinde yayınladığınız yazıları, görüntülenme sayılarını, tıklama oranlarını ve Google’daki ortalama pozisyonu görüntüleyebilirsiniz.

Eğer tanınmış bir yazar olarak kendinizi geliştirmek, kişisel markanızı ve içerik pazarlama yöntemlerinizi daha iyi hale getirmek istiyorsanız bu veri sizin için çok önemlidir.

 

  1. Tarama hızını değiştirin

Google sitenizi ne hızda tarayacağını belirlemenize izin verir. Bu özelliği yalnızca Google Web Yöneticisi Araçları içerisinde değiştirebilirsiniz. Çoğu durumda sitenizin mümkün olduğunca sık taranmasını isteyebilirsiniz. Yalnız, eğer Google’ın sık tarama yapması durumunda siteniz yavaşlıyorsa tarama hızını şu şekilde değiştirebilirsiniz:

 

Google Web Yöneticisi Araçları’nın sağ üst köşesindeki ayarlar ikonuna tıklayın

“Site Ayarları”na tıklayın

“Google’ın maksimum tarama hızını kısıtla”ya tıklayın

Tarama hızını ihtiyaçlarınız doğrultusunda “Düşük” veya “Yüksek” olarak ayarlayın.

“Kaydet”e tıklayın.

 

  1. Yapılandırılmış veri işaretleyicisi oluşturun

Yapılandırılmış veriye sahip internet siteleri arama sonuçlarında dört basamak yukarı çıkar. Web sitenizde yapılandırılmış veri kullanmıyorsanız, kullanmaya başlamanız gerekir. Searchmetrics’e göre, web sitelerinin yalnızca %0.3’ü şema kullanmaktadır, fakat Google’ın arama sonuçlarının %36’sı şema biçimlendirmelerinden oluşan snippetları içerir.

Şema kullanarak arama sonuçlarında üst sıralarda yer alma şansınızı bir hayli arttırmış olursunuz.

Google Web Yöneticisi Araçları’ndaki yapılandırılmış veri işaretleyicisi bu işi kolaylaştırır. Google Web Yöneticisi içerisinde yapılandırılmış veri işaretleyicisine şu şekilde ulaşılır:

Arama Görünümü’ne tıklayın.

Veri İşaretleyicisi’ne tıklayın.

Start’a tıklayın.

Araca alışmak için birkaç dakikanızı ayırın. Başlaması zor değildir ama sayfalarınıza şema ekleme işlemini tamamlamak birkaç dakika sürebilir.

 

  1. HTML gelişimleri tanımlayın

Google size sitenizi aramalar için optimize ederken hangi SEO özelliklerine ağırlık vermeniz gerektiğini söyler. Buna “HTML gelişimleri” adı verilir.

“Arama Görünümü”ne gidin.

“HTML Gelişimleri”ne tıklayın.

Google’ın özellikle dikkat ettiği konular şunlardır:

  • Meta tanımları: Arama sonuçları için optimize edilmiş tanımlar arama sıralamalarında doğrudan etkili olmayabilir. Aracın size “Aşağıdakileri yapmak sitenizin kullanım kolaylığını arttırabilir” demesinin nedeni budur. Ne var ki, meta tanımları kullanıcılar ve sıralama üzerinde etkisi olan tıklanma oranları için önemlidir. Her sayfada mutlaka tanım olmalıdır ve bu tanımlar ne çok uzun ne de çok kısa olacak şekilde yazılmalıdır.
  • Eksik başlık etiketleri: Çoğu kişi başlık etiketinin, sitenin teknik SEO’sunun en önemli unsuru olduğu konusunda hemfikirdir. Google Web Yöneticisi Araçları HTML Geliştirme aracının başlık etiketlerine özel bir önem vermesinin nedeni budur.
  • Mükerrer başlık etiketleri: SEO için mükerrer etiketler sorundur. Gelgelelim mükerrer etiketten kaçış yoktur. Özellikle bir sitenin örneğin birçok sayfada yasal uyarı veya benzeri standart kelimeler kullanması gerekiyorsa, bu durum mutlaka yaşanacaktır. Nasıl olduğunu kimse bilmez ama mükerrer içerik arama sonuçları sıralamasını olumsuz etkileyebilmektedir. Google Web Yöneticisi Araçları içerisinde mükerrer başlık etiketlerini tespit edebilirsiniz.
  • Uzun başlık etiketleri: Çok uzun başlık etiketleri Google tarafından kısaltılır veya değiştirilir.
  • Kısa başlık etiketleri: Çok kısa başlık etiketleri de SEO’nun tüm potansiyelinden faydalanamaz ve kullanıcılara da pek yardımcı olmaz.
  • Bilgilendirici olmayan başlık etiketleri: Google’ın varoluş amacı bilgi sunmaktır. Eğer Google başlık etiketlerinizin yeterince bilgilendirici olmadığını düşünüyorsa bunu size bildirir.
  • Dizinlenemez içerik: Eğer sitenizde zengin medya dosyaları gibi dizinlenemez içerik varsa Google bu konuda sizi uyarır.

Bu sorunları ayrıntılı bir şekilde incelemek için başlığa tıklayıp sitenizdeki problemin tam olarak nerede olduğunu tespit edebilirsiniz.

 

  1. Site bağlantısı sıralamasını değiştirin

Site bağlantıları Google’ın arama sonuçları sayfasında ana sitenizin altına eklediği bağlantılardır. Bu bağlantılar özellikle kullanıcı marka adı içeren bir arama yaptığında çıkar.

Google’ın sitenizin altında site bağlantıları gösterip gösteremeyeceğini siz kontrol edemezsiniz. Bu algoritmik olarak oluşturulan bir özelliktir. Ama temiz bir site yapınızın ve bir site haritanızın olmasını sağlayabilirsiniz, bu da muhtemelen site bağlantılarının oluşmasına neden olacaktır.

Ne var ki, Google’ın algoritması bazen site bağlantılarını doğru oluşturmaz. Google Web Yöneticisi Araçları’nın “Site bağlantıları” özelliği işte bu noktada devreye girer.

Arama Görünümü’ne tıklayın.

“Site Bağlantıları”na tıklayın

Tek seçeneğiniz belli bir site bağlantısını “indirgemektir”. Örneğin, site bağlantılarınızdan birinin görünmesini istemiyorsanız Google’dan bunun bir site bağlantısı olarak görünmemesini isteyebilirsiniz.

  1. Dahili olarak link verilmiş sayfalar oluşturun

Dahili link sitenin SEO’sunun çok önemli bir parçasıdır. Google Web Yöneticisi Araçları içerisindeki “Dahili Linkler” hangi dahili sayfalarınızın sitenizin içerisinde en sık olarak linklendiğini görmenizi sağlar. Bu sayfalar, dahili link entegrasyonları ne kadar iyiyse o kadar güçlü olurlar.

Eğer en önemli içerik sayfalarınızı “Dahili Linkler”in ilk sayfasında görmüyorsanız, muhtemelen bu sorunu yeni dahili linkler ekleyerek çözmeniz gerekmektedir.

“Arama Trafiği”ne tıklayın.

“Dahili Linkler”e tıklayın.

  1. Dizinleme durumu

Tüm SEO’ların ve web yöneticilerinin dizinleme durumlarını dikkatle takip etmeleri gerekir. Dizinlenmiş sayfa sayısı zaman içerisinde değişebilir. Bu değişiklikler arama sonuçları sıralamasını olumsuz etkileyebilecek bir algoritma değişikliğine işaret edebilir. Diğer zamanlarda ise dizinleme durumundaki düşüş sitenizdeki negatif bir SEO’yu işaret ediyor olabilir.

Genel kural olarak, dizinlenmiş sayfalarınızın sayısı içerik pazarlama sonuçlarınızın tutarlılığına bağlı olarak artmalıdır. İyi içerik oluşturduğunuz sürece dizinlenmiş sayfalarınızın sayısının artması gerekir.

Bunu kontrol etmek için “Dizin Durumu”na gidin.

“Google Dizini”ne girin.

“Dizin Durumu”na tıklayın.

  1. Google olarak getirin

Bir sayfanın arama motoru sonuçları sayfalarındaki performansını incelemek istiyorsanız “Google Olarak Getir” aracı harika bir kaynaktır.

“Tara”ya tıklayın.

“Google Olarak Getir”e tıklayın.

İncelemek istediğiniz sayfanın URL’sini girin.

“Getir ve İşle”ye tıklayın.

Google Olarak Getir’i kullanarak bir sayfanın nasıl göründüğünü veya görünüp görünmediğini kontrol edebilirsiniz. Bu sayede HTML sunucusu tepkisini, tarama talebinin süresini, HTML kodunu, görünür durumdaki dizinlenebilir içeriği ve sayfanın Google tarafından görülen ekran görüntüsünü inceleyebilirsiniz. Eğer tarayıcı içeriğe erişemezse, erişilemez durumdaki bu kaynakların listesini de görebilirsiniz.

Bazı unsurları bloklamak için robots.txt yapılandırdıysanız, bu da erişimin olmamasına neden olarak listede yer alacaktır. Fakat diğer zamanlarda bu inceleme esnasında ortaya çıkan başka tarama sorunları da olabilir.

Sonuç

Bu araçları ne kadar iyi kullanırsanız, Google’da mükemmel bir şekilde optimize edilmiş bir siteye sahip olma şansınız da o kadar artar.

Tagged : / / /

Google’ın Desteklediği ve Desteklemediği SEO Taktikleri

Google’ın search topluluğu son zamanlarda oldukça iyi iş çıkartıyor. Bu toplulukta güncellemeler anlık olarak açıklanıyor, talep edilen dokümanlar kapsamlı bir şekilde gönderiliyor ya da sorulan sorular direkt olarak hızlıca yanıtlanıyor. Tüm bu geri dönüşlere ayrıntılı olarak baktığımız zaman Google’ın aslında resmi olarak olmasa da gayri resmi şekilde bazı SEO taktiklerini tavsiye ettiğini, bazılarını  da tavsiye etmediğini görüyoruz.

Google’ın Gayri Resmi Olarak Desteklediği Şeyler

  1. Txt Dosyasındaki Noindex Yönergeleri

Sayfa düzeyinde uygulanan noindex etiketleri sayfaların arama motorları dizinlerinin dışında tutulması için kullanılır. Bununla birlikte robots.txt dosyalarında var olan diğer direktifler de Google tarafından kabul görür.

Google’ın önemli isimlerinden John Mueller bu konuda robots.txt dosyalarına çok güvenilmemesi gerektiğini söylemiştir. Fakat yaptığımız araştırmalar noindex sayfaları için bu yöntemin hala işe yaradığını gösteriyor. Diğer robots.txt yönergelerinde olduğu gibi robots.txt noindex’ini de Search Console’da Robots.txt Tester ile test edebilirsiniz.

  1. Canonical Tagler

Bu yılın ilk aylarında Google IO’dan Tom Greenway, Google’ın sadece HTML’de en baştan beri var olan rel=canonical’leri gördüğünü ve daha sonradan JS ile eklenenleri yok saydığını açıkladı. Eğer bu açıklama doğruysa SEO uzmanlarının Google Tag Manager ile değişiklik yapması zor olabilir.

Bunun ardından önce John daha sonra da Greenaway Twitter üzerinden açıklamayı yeniden onayladı. Peki bu söylenilen ne kadar doğru? Yeterince değil…

Bu bilgilerin doğrulunu test etmek için bazı sayfalara canonical tagler ekledik ve Google Tag Manager’ı çalıştırdık. Sonuçlar pek de Google’ın söylediği gibi değil. Yani sonradan JS ile eklenen tagler de iş görüyor. Fakat bu sonuçları almak 3 hafta kadar sürdü, yani bu senaryo çok da ideal bir senaryo değil.

  1. Anchor Linklerde Hreflang Öznitelikleri

Kısa bir süre önce bir etkinlikte konuşan Mueller, Google’ın anchor link kullanımını desteklemediğini söyledi. Mueller’in bu açıklamasına rağmen araştırmalarımız Google’ın kısmen de olsa hreflangı desteklediğini gösteriyor. Her ne kadar Mueller aksini iddia etse de Google Search Console, hreflang taglerinin birçoğunu tanıyor.

Google Search Console bu etiketlerin birçoğunu tanısa da büyük bir kısmını da yok saydığını unutmayın. Search Console’un etiketleri neye göre tanıyıp neye göre tanımadığı konusunda da şimdilik elimizde kesin bir bilgi yok.

Google’ın Gayri Resmi Olarak Desteklemediği Şeyler

İşin aslı, Google’ın resmi olarak desteklemediği tonlarca şey var. Fakat bunlardan bazıları daha önemli çünkü bu maddelerin aslında Google tarafından desteklenmesi bekleniyor. Fakat henüz desteklenmiyorlar.

  1. Txt Tarama Gecikmesi Direktifi

Web’in ilk zamanlarında robots.txt dosyanızda bir tarama gecikmesi direktifi bulundurmanız faydalı olabilirdi. Fakat artık çoğu modern sunucu yüksek trafik hacmiyle baş edebilecek kalitede ve bu yüzden bu yönerge artık mantıksız. Haliyle Google da bunu görmezden geliyor.

Fakat buna rağmen yine de bir tarama hızı gecikmesine ihtiyacınız varsa bunu Google Search Console’ üzerinden yapabilirsiniz. Ayrıca aynı yerden Google’dan özel isteklerde bulunarak Googlebot’un web sitenizi nasıl taradığını ve hangi sorunlarla karşılaştığını görebilirsiniz.

  1. Dil Etiketleri

Dil etiketleri bir sayfaya farklı şekillerde uygulanabilir. Fakat bu dil etiketlerinin uygulanması sırasında bir çeşitlilik ya da tutarsızlık oluşursa Google bunları tamamen yok sayacaktır. Google bunu yapmak yerine sayfadaki metinlerin dilini kendisi tespit etmeyi tercih etmektedir.

  1. Site Haritalarındaki Öncelikler

Google site haritalarında yer alan öncelik değerlerine dikkat etmediğini ve tüm sistemi ne zaman ve ne sıklıkla taramak gerektiğini kendi mantığıyla kararlaştırdığını onaylamıştır.Yani verdiğiniz direktifler ya da yaptığınız değişikliklerin sıklığı Google tarafından tarama değerlerini belirlemek için kullanılmayacaktır.

  1. Çerezler

Google sayfaları tararken çerezleri kullanmaz. Çünkü bir siteyi en net haliyle görmek ister ve çerezler de bu netliğin kaybolmasına neden olabilir. Googlebot’un çerezleri kullandığı tek yer, çerezler olmadan çalışamayan sayfalardır.

  1. HTP 2

HTTP 2’yi kullanmak kullanıcı deneyimi için yararlıdır fakat Googlebot HTTP 1.1 ile tarama yaptığı için HTTP 2 Google tarafından yok sayılır.

Mueller bu konuda tarama yaparken HTTP 2’yi kullanılabileceğini söylemiştir çünkü bu şekilde farklı şeyleri de önbelleğe almayı planlayabilirler. Fakat şimdilik bu konuda bir gelişme yok.

Sonuç

Mutlaka gözden kaçırdığımız şeyler de olmuştur fakat ana hatlarıyla önemli başlıklara değindik. Haberimizde kesinlikle Google’ın kasten bizleri aldattığını söylemiyoruz.Fakat SEO sürekli geliştiği için bazı teknikler henüz tam olarak kullanılamıyor olabilir ya da bazı teknikler artık eskidiği için uygun olmayabilir. Bu yüzden dikkatli olmalıyız.

Tagged : / /

Hanehalkı Bilişim Teknolojileri (BT) Kullanım Araştırması, 2018

İnternet kullanan bireylerin oranı %72,9 oldu

Bilgisayar ve İnternet kullanımı 2018 yılında 16-74 yaş grubundaki bireylerde sırasıyla %59,6 ve %72,9 oldu. Bu oranlar 2017 yılında sırasıyla %56,6 ve %66,8 idi.

Bilgisayar ve İnternet kullanım oranları 16-74 yaş grubundaki erkeklerde %68,6 ve %80,4 iken, kadınlarda   %50,6 ve %65,5 oldu.

Her on hanenin sekizi İnternet erişim imkânına sahip

Hanehalkı bilişim teknolojileri kullanım araştırması sonuçlarına göre 2018 yılı Nisan ayında hanelerin %83,8’i evden İnternete erişim imkânına sahip oldu. Bu oran 2017 yılının aynı ayında %80,7 idi.

Temel göstergeler, 2009-2018

Genişbant ile İnternete erişim sağlayan hanelerin oranı %82,5 oldu

Genişbant ile İnternete erişim sağlayan hanelerin oranı 2018 yılı Nisan ayında %82,5 oldu. Buna göre hanelerin %44,5’i sabit genişbant bağlantı (ADSL, kablolu İnternet, fiber vb.) ile İnternete erişim sağlarken, %79,4’ü mobil genişbant bağlantı ile İnternete erişim sağladı. Genişbant İnternet erişim imkânına sahip hanelerin oranı önceki yıl %78,3’tü.

Bireylerin %45,6’sı e-devlet hizmetleri kullandı

Kişisel amaçla kamu kurum/kuruluşları ile iletişime geçmek veya kamu hizmetlerinden yararlanmak için 2017 yılı Nisan ayı ile 2018 yılı Mart aylarını kapsayan on iki aylık dönemde İnterneti kullanan bireylerin   16-74 yaş grubu bireyler içerisindeki oranı %45,6 oldu. Bu oran önceki yılın aynı döneminde (2016 Nisan-2017 Mart) %42,4’tü. Kullanım amaçları arasında kamu kuruluşlarına ait web sitelerinden bilgi edinme %41,7 ile ilk sırayı aldı.

İnternet üzerinden alışveriş yapma oranı %29,3 oldu

İnternet üzerinden kişisel kullanım amacıyla mal veya hizmet siparişi veren ya da satın alan 16-74 yaş grubundaki bireylerin oranı, 2017 yılı Nisan ayı ile 2018 yılı Mart aylarını kapsayan on iki aylık dönemde %29,3 oldu. Önceki yılın aynı döneminde (2016 Nisan- 2017 Mart), bu oran %24,9 olarak gözlendi.

Cinsiyete göre İnternet üzerinden alışveriş yapma oranı erkeklerde %33,6 olarak gerçekleşirken kadınlarda %25 oldu. Bu oranlar bir önceki yılın aynı döneminde sırası ile %29 ve %20,9 oldu.

İnternetten en çok %65,2 ile giyim ve spor malzemesi satın alındı

İnternet üzerinden alışveriş yapan bireylerin %65,2’si giyim ve spor malzemesi satın aldı. Bunu %31,9 ile seyahat bileti, araç kiralama vb. %26,8 ile ev eşyası (mobilya, oyuncak, beyaz eşya, vb; tüketici elektroniği hariç), %22,1 ile gıda maddeleri veya günlük gereksinimler ve %20,6 ile kitap, dergi, gazete (e-kitap dahil)  takip etti.

Giyim ve spor malzemeleri hem erkekler hem de kadınlar tarafından sırasıyla %55,9 ve %77,3 ile İnternet üzerinden en çok satın alınan ürün grubu oldu. Cinsiyete göre en az satın alınan ürün grubu ise erkeklerde %4,6 ile ilaç olurken, kadınlarda %2,8 ile oyun yazılımı, diğer bilgisayar yazılımı ve yazılım güncellemeleri oldu.

 

www.tuik.gov.tr

Tagged :

WordPress Sitelerinin Yükleme Hızını Arttırmanın Yolları

Performans arama sonuçlarında üst sıralarda yer almak ve daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak (ve dolayısıyla geri dönüş oranını arttırmak) için çok önemlidir.

Bu yüzden, eğer web siteniz kullanıcıları çok uzun süre bekletiyorsa, yani bu süre ilk işlenen bayttan itibaren üç saniyeden uzunsa, potansiyel müşterilerinizi kaybetme ve tüm SEO çabalarınızı çöpe atma riskiyle karşı karşıya kalırsınız. Google’ın sayfa hızı aracını yayınlamasından sonra yavaş yüklenen bir site için artık hiçbir mazeretiniz kalmadı.

Aşağıda WordPress sitenizin performansını arttırmak için üzerine eğilmeniz gerekenlerin bir listesi yer alıyor.

  1. Hosting Sağlayıcısı

Eğer bir web sitesini ilk kez yayına alıyorsanız, PHP Hostingpaketi tercih etmeniz gerekmektedir. IHS Telekom üzerinden alacağınız hosting paketinizde 7 / 24 saat boyunca ücretsiz destek alabilirsiniz. Web sitenizin hızlı açılmasını sağlayacak eklenti ve tema kurulumlarınızı ücretsiz talep edebiliyorsunuz.

  1. Önbellekleme

Önbelleğe alma işlemi düzenli ziyaretçilerinize daha önce yükledikleri dinamik içeriğin statik bir kopyasını sunar. Sizse bunu W3Total Cache, WP Super Cache, Hyper Cache gibi eklentilerle yaparsınız. Mutlaka önce özellikler listesini okuyun, sonra gerçekten gerektiği şekilde kullanabileceğiniz bir eklenti yükleyin. Örneğin W3Total Cache gibi aslında çok iyi olan bir eklenti acemi bir kullanıcının elinde harcanabilir.

Eğer bir IT ekibiniz veya sizin için sitenizin bakım işlerini üstlenen iyi bir WordPress geliştirme uzmanı varsa sorgulama optimizasyonuna, yani sorgulamaların ne kadar hızlı işlendiğine özellikle dikkat ettiklerini göreceksiniz. Memcached ve Redis gibi betikler bu işi kolaylaştırmaktadır, ayrıca .htaccess dosyasının içindeki mod_expires modülü de bir hayli faydalı olacaktır.

  1. Görseller

Bazı önbellekleme eklentilerinde CSS’i, JavaScript’i, Gzip sıkıştırmayı vs küçültmek için kullanılan ve performansı ciddi seviyede arttıran özellikler bulunmaktadır. Fakat bunu başka şekillerde de yapabilirsiniz.

 Lazy Load XT eklentisi: lazy_load filtresini uygulayarak görsellerin yalnızca web sitesi ziyaretçisi o görsellerin olduğu noktaya geldiğinde işlenmesini sağlar. Bu da algılanan performansı arttırır ve sitenizin olduğundan daha hızlı görünmesine neden olur.

 EWWW Image Optimizer: Görsellerin boyutlarını kaliteyi düşürmeden sıkıştırır. WP Smush.it adında aynı işi yapan başka bir kullanışlı eklenti daha bulunmakta.

 Sprite Pad: Ekranda dağınık olarak bulunup yapboz gibi birleştirilen hareketli CSS görselleri oluşturmak için kullanılır. Bu da HTTP istem sayısını ve gidiş gelişeri azaltır ve sayfa yüklenme hızını arttırır.

– Google Analytics, Tag Manager kodu vs gibi bazıJavaScriptlerinizi en son yükleyebilirsiniz. Bu snippetları php template dosyasına taşıyın.

  1. CDN Kullanımı

CDN olarak da bilinen bu ağ sunucu ayarlarınızı daha küresel bir hale getirerek çalışır. Aslen, içeriğiniz dünyada bir dizi uç sunucu (CDN sunucuları) kullanan herkese iletilir. Dolayısıyla sunucunuz diyelim ki ABD’de olsa bile Fransa’daki takipçilerinizin verinin Atlantik’i geçmesini beklemesine gerek kalmaz. Fransa’ya en yakın uç sunucudan orijinal verinin önbelleklenmiş bir kopyasını alırlar.

MaxCDN, CloudFare, Amazon CloudFront gibi hizmetlerle anlaşarak uç sunucularını bu amaç doğrultusunda kullanabilirsiniz.

Bunun küresel bir takipçi kitlesine hitap etmeyi amaçlayan ve günün her anında orta seviyeden yoğuna kadar her türlü trafiği almayı hedefleyen web siteleri için uygulanabilir bir seçenek olduğunu da unutmayın.

  1. Eklentiler ve Temalar

Sayfa yükleme süresinin artmasının sorumlusu sizin kişisel eklentileriniz de olabilir. Bazı eklentiler ve widgetlar sayfaya fazladan yük olur. Ama bu tüm eklentilerin sayfanızı şişirdiği anlamına da gelmez. Bu yüzden suçluyu bulmak için P3 (Plug-in Performance Profiler) isimli başka bir eklentiye ihtiyacınız var.

Tüm tanılamaları yaptıktan sonra sayfanızın ortalama yükleme süresini ve her eklentinin bu süreyi ne kadar uzattığını görebilirsiniz. Sorunu bulduktan sonra çok sevseniz bile o eklentiyi kaldırmanız gerekecektir. Bu nedenle daima kaliteli eklentiler kullanmalısınız çünkü kaliteli eklentiler performansı düşürmemeye özen gösterenlerdir.

Temanızın functions.php’si temaya özel işlevlerin bulunduğu yerdir. Bunların bazıları sayfanızın performansının kötü olmasının nedeni olabilir. Ne yaptığınızdan ve yaptığınız şeyin sonuçlarının ne olacağından emin olmadığınız sürece hiçbir snippetı doğrudan ana tema stil sayfasına (veya functions.php’ye) yapıştırmayın.

  1. Veritabanı

WordPress’in MySQL veritabanında çalıştığından ve zaman içinde gönderi düzenlemeleri, spam veya onaylanmamış yorumlar, sahipsiz üstveriler vs gibi sorgulama süresini yavaşlatan şeyler yüzünden tıkandığından yukarıda bahsedilmişti.

Veritabanını temizlemek için WP Sweep veya WP-DB Manager gibi bir eklenti kullanın. Tabii önce her şeyi yedeklemeyi sakın unutmayın.

Tagged : / /

Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması, 2014

İnternet kullanan bireylerin oranı %53,8 oldu 

Bilgisayar ve internet kullanım oranları 16-74 yaş grubundaki bireylerde sırasıyla %53,5 ve %53,8 oldu. Bu oranlar erkeklerde %62,7 ve %63,5 iken, kadınlarda %44,3 ve %44,1’dir. Bilgisayar ve internet kullanım oranları, 2013 yılında %49,9 ve %48,9’du. 

Bilgisayar ve İnternet kullanım oranlarının en yüksek olduğu yaş grubu 16-24’tür. Bilgisayar ve İnternet kullanımı tüm yaş gruplarında erkeklerde daha yüksektir. 

Düzenli internet kullanıcısı arttı

İnterneti 2014 yılının ilk üç ayında hemen her gün veya haftada en az bir defa kullanan 16-74 yaş grubu düzenli internet kullanıcılarının oranı %44,9 oldu. Bu oran, 2013 yılının aynı döneminde %39,5’ti. 

İnternet erişimi olan hane oranı %60,2 oldu

Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması sonuçlarına göre 2014 yılı Nisan ayında Türkiye genelinde internet erişim imkanına sahip hanelerin oranı %60,2 oldu. Bu oran 2013 yılının aynı ayında %49,1’di. 

Evden internete erişimi olmayan hanelerin %42,8’i evden internete bağlanmama nedeni olarak internet kullanımına ihtiyaç duymadıklarını belirtti. Bunu %31,9 ile internet bağlantı ücretlerinin yüksekliği takip etti. 

Genişbant internet erişim imkanına sahip hanelerin oranı %57,2 oldu. Buna göre hanelerin %37,9’u sabit genişbant bağlantı (ADSL, kablo TV altyapısı üzerinden kablolu internet, fiber vb.) ile internete erişim sağlarken, %37’si mobil genişbant bağlantı ile internete erişim sağladı. Darbant bağlantı ise hanelerin %6’sında internet erişimi için kullanıldı. 

Temel göstergeler, 2007-2014 


İnternet en çok evde kullanıldı

İnterneti 2014 yılının ilk üç ayında kullanan 16-74 yaş grubu bireylerin %79,1’i evde kullandı. Bunu %38,7 ile işyeri, %30,2 ile akraba, arkadaş evleri, %23,3 ile alışveriş merkezi, havaalanı, vb. kablosuz bağlantının yapılabildiği yerler ve %14,3 ile internet kafe takip etti. 

Ev ve iş yeri dışında internet kullanımı için taşınabilir cihaz kullanımı arttı

İnterneti 2014 yılının ilk üç ayında kullanan bireylerin %58’i ev ve işyeri dışında internete kablosuz olarak bağlanmak için cep telefonu veya akıllı telefon kullanırken, %28,5’i taşınabilir bilgisayar (dizüstü, netbook, tablet vb.) kullandı. Bu oranlar 2013 yılının aynı döneminde sırasıyla %41,1 ve %17,1’di.

İnternet kullanım amaçları arasında sosyal medya ilk sırada yer aldı 

İnternet kullanım amaçları dikkate alındığında, 2014 yılının ilk üç ayında internet kullanan bireylerin %78,8’i sosyal paylaşım sitelerine katılım sağlarken, bunu %74,2 ile online haber, gazete ya da dergi okuma, %67,2 ile mal ve hizmetler hakkında bilgi arama, %58,7 ile oyun, müzik, film, görüntü indirme veya oynatma, %53,9 ile e-posta gönderme-alma takip etti. 

İnternet kullanan bireylerin yarıdan fazlası e-devlet hizmetleri kullandı

İnterneti 2013 yılı Nisan ayı ile 2014 yılı Mart aylarını kapsayan on iki aylık dönemde kullanan bireylerin kişisel amaçla kamu kurum/kuruluşları ile iletişimde internet kullanma oranı %53,3 oldu. Bu oran önceki yılın aynı döneminde (2012 Nisan-2013 Mart) %41,3’tü. Kullanım amaçları arasında kamu kuruluşlarına ait web sitelerinden bilgi edinme %51,2 ile ilk sırayı aldı. 

İnternet üzerinden alışveriş arttı

İnternet kullanan bireylerin internet üzerinden kişisel kullanım amacıyla mal veya hizmet siparişi verme ya da satın alma oranı %30,8 oldu. Önceki yıl İnternet üzerinden alışveriş yapanların oranı ise %24,1’di.

İnternet üzerinden alışveriş yapan bireylerin 2013 yılı Nisan ile 2014 yılı Mart aylarını kapsayan on iki aylık dönemde %51,9’u giyim ve spor malzemesi, %27’si ev eşyası (Mobilya, oyuncak, beyaz eşya vb), %26,8’i seyahat bileti, araç kiralama vb., %24,9’u elektronik araçlar (Cep telefonu, kamera, radyo, TV, DVD oynatıcı vb.), %15,9’u kitap, dergi, gazete (e-kitap dahil) aldı. 

site:tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=16198

Tagged :

Coğrafyadaki Yanlışlar

Akarsu Akım Grafiğinden Akarsuyun Taşkın Yapıp Yapmayacağı Anlaşılabilir mi?
Akarsu akım grafiği, akarsuyun aylara göre taşıdığı su miktarını ifade eder. Akarsuların kabarık devrelerinde suların yataktan taşması, çevreye yayılması “taşkın” olarak ifade edilir. Taşkın olayları çoğunlukla yatak eğiminin az olduğu düzlük alanlar ve ovalarda görülür. Akarsu akımında yağış miktarı, yağış şekli ve kar erimeleri gibi iklim özellikleri temel etkendir. Bu etkenler akım miktarının yükselmesine yol açsa bile akım grafiğinden bunu anlamak mümkün değildir. Çünkü akarsuyun taşkın yapmasında yatak eğimi ve aktığı vadinin özelliğide belirleyicidir. Bu nedenle yalnızca akım grafiğine bakılarak akarsuyun taşkın yapıp yapmıycağı anlaşılamaz. 

Akarsuların Hidroelektrik Potansiyeli Yerşekillerine mi, Yükseltiye mi Bağlıdır?
Türkiyede hidroelektrik potansiyeli en yüksek olan bölge Doğu Anadolu’dur. Bunda hem yükseltinin fazla olması, hem de yer şekillerinin engebeli olması etkili olmuştur. Hidroelektrik potansiyeli en düşük bölge ise Marmara’dır. Her ne kadar bazı kaynaklarda bunun nedeni olarak yer şekillerinin sade olması gösterilse de temel neden ortalama yükseltinin az olmasıdır. Çünkü, yer şekillerinin sadeliği temel etken olsaydı hidroelektrik potansiyeli en düşük olan bölgenin Güneydoğu Anadolu olması gerekirdi. Zira yer şekilleri en sade olan bölge Marmara değil, Güneydoğu Anadolu’dur. Bundan dolayıdır ki Güneydoğu Anadolu’da yer şekilleri sade olmasına karşın Atatürk, Dİcle, Kralkızı, Devegeçidi, Ilısu gibi hidroelektrik santralleri kurulmuştur. Dolayısıyla bir bölgenin hidroelektrik potansiyeli üzerinde hem yer şekilleri hem de yükselti etkilidir. 

Bakı Etkisinin “Yer şekillerinin Etkisi” Şeklinde İfade Edilmesi Doğru mudur?
Yeryüzünde sıcaklık dağılışını etkileyen faktörler incelenirken bazı kaynaklarda güneş ışınlarının düşme açısını etkileyen faktörler arasında yer alan “bakı faktörü etkisinin” “yeryüzü şekillerinin etkisi” diye belirtilmesi yanlıştır. Bakı faktöründe dağlar ve eğimli yüzeylerin güneşe dönük yamaçları gerek güneş ışınlarını daha büyük açıyla almaları, gerekse daha uzun süre güneşlenmeleri nedeniyle daha fazla ısınır. Bu durumun ortaya çıkmasında yüzeyin dağ, vadi, sırt, tepe, plato olmasından ziyade güneşe dönük olması önemlidir. Zira aynı yer şekillerinin, örneğin dağların Kuzey Yarımküre de güneye dönük yamaçları, Güney Yarımkürede ise kuzeye dönük yamaçları genelde daha çok ısınır. Bu durumun ortaya çıkmasında; yer şekillerinin farklılığı nedeniyle yamaçların güneş ışınlarını farklı açıyla almaları değil, güneşe dönük olmaları nedeniyle güneş ışınlarını daha büyük açıyla almaları ve daha uzun süreyle güneşlenmeleri etkili olmuştur. Bu nedenle bakı etkisinin yer şekillerinin farklılığı diye belirtilmesi yanlıştır. 

Bir Bölgede Ormanların Geniş Yer Kaplaması Yağışı Arttır mı?
Ormanların geniş yer kaplaması terleme yoluyla atmosfere verilen su buharı miktarını arttırır. Ancak bunun bir bölgedeki yağış miktarı üzerinde çok fazla etkili olduğu söylenemez. Şayet orman varlığının zengin olması yağışı arttırsaydı, ormanların kesildiği bölgelerde yağışın azalması, ağaçlandırma yapılan bölgelerde ise yağışın artması gerekirdi. Oysa böyle bir durum söz konusu değildir. Bu nedenle bir bölgede yağışın fazla olması ormanların geniş yer kaplamasına yol açar. Ancak bir bölgede yağışın fazla olmasında orman çok önemli bir faktör olamaz..

Bir Bölgedeki Toprak Türü Tarım Ürünlerinin Çeşidini Belirler mi?
Acaba toprak yapısı veya türü aynı olan yörelerde yetiştirilen tarım ürünlerinin türü aynı mıdır? Örneğin; Nil deltasında yetiştirilen tarım ürünleri ile İndus, Ganj ve Çukurova deltalarında yetiştirilen tarım ürünleri aynı mıdır? Türkiye’de Akdeniz Bölgesinde yer alan Çukurova ile Karadeniz Bölgesi kıyılarındaki Bafra ve Çarşamba delta ovalarının toprak türleri aynıdır. Zira bu ovalar akarsuların taşıyıp biriktirdikleri alüvyonlardan oluşmuştur. Ancak Çukurova’da yetiştirilen pamuk, zeytin, turunçgil, yerfıstığı, susam gibi tarım ürünleri Bafra ve Çarşamba ovalarında yetişmez. Çarşamba ve Bafra ovalarında pirinç, mısır, tütün gibi tarım ürünleri yetiştirilir. Görüldüğü gibi verilen ovaların toprak türleri benzer olmasına karşın, yetiştirilen tarım ürünleri farklıdır. Çünkü bir bölgede yetiştirilen tarım ürünlerinin türü ve dağılışlarını belirleyen “toprak türü” değil “iklim özellikleridir.” 

Bir Merkezde Gece Ve Gündüz Süresinin Değişmesi İle Dört Mevsimin Belirgin Olarak Yaşanması Enleme Bağlı Olarak Ortaya Çıkan Bir Sonuç mudur?
Bir merkezin enlem derecesi değişmeyeceğine göre, o merkezde ki gece-gündüz süresi değişimi ile dört mevsimin belirgin olarak yaşanması, enleme bağlı bir sonuç olamaz. Bu olguların ortaya çıkmasında dünya ekseninin 23°27¯ eğik olması temel etkendir. Dolayısıyla gece-gündüz süresi değişimi ile dört mevsimin yaşanması enleme bağlı sonuçlar olmayıp, enleme göre değişen özelliklerdir.

Bir Ülkede İklim Çeşitliliğinin Fazla Olmasının Temel Nedeni, Orta Kuşakta Yer Alması mıdır?
Yeryüzünde değişik iklim tiplerinin görülmesinde en önemli etmen, enlem farkının fazla olmasıdır. Bir ülkede iklim çeşitliliğinin fazla olması, enlem farkının fazla olmasıyla doğru orantılıdır. Ya da yer şekillerinin çeşitlilik göstermesine bağlı bir sonuçtur. Çünkü, yer şekilleri çeşitlilik gösteriyorsa; sıcaklık, yağış, nem ve rüzgar gibi iklim elemanları kısa mesafelerde değişir ve iklimde çeşitlilik yaratır. Ayrıca denize göre konum da iklimi çeşitlendirebilir. Örneğin, Afganistan, İsviçre, Macaristan, Avusturya gibi ülkeler de orta kuşakta yer alır. Ancak bu ülkelerde iklim çeşitliliğinin fazla olmadığı görülür. Oysa Türkiye’de 6°’lik enlem farkına rağmen iklim çeşitliliğinin fazla olduğu görülür.Bu durumun temel nedeni daha çok özel konum koşullarıdır. Oysa dört mevsimin belirgin olarak yaşanması ;sadece yıl içinde sıcaklık ve yağış koşullarının sık değişmesine yol açabilir, bir bölgedeki iklimin çeşitlenmesine yol açmaz.

Coğrafyanın Millisi Olur mu ?
Dünyanın her yerinde hava kütlesi neme doyduğunda, yağış başlar. Akarsular eğimin fazla olduğu yerlerde hızlı akarken, eğimin az olduğu yerlerde yavaş akar. Denizler karalara oranla yavaş ısınıp; yavaş soğur. İki bölge arasında basınç farkı ortaya çıkmışsa, rüzgar eser. Ardışık iki meridyen arası zaman farkı 4 dakikadır. Bir günün süresi 24 saattir.Yükseklere çıkıldıkça sıcaklık azalır. Depremlerin oluşum nedeni aynıdır. İşte; bu nedenlerden dolayı, coğrafyanın millisi olamaz ve olmamalıdır da.

Çöllerde Yaşamı Zorlaştıran Temel Etken Sıcaklık mıdır, Yağış mıdır?
Çöllerde, özellikle de dönence çöllerinde günlük sıcaklık farkı çok yüksek, yıllık sıcaklık ortalaması ise yüksektir. Ayrıca çöllerde geniş yer kaplayan kumlar ve doğal bitki örtüsünün cılız olması nedeniyle gündüzleri ısı birikimi de oldukça fazladır. Dolayısıyla gündüzleri çok yüksek olan sıcaklıklar yaşamı elbette zorlaştırır. Ancak çöllerde yaşamı zorlaştıran asıl etken; yağış azlığıdır. Ve çöl denilince akla, genellikle yağış değerleri çok az, yağış dağılımı çok düzensiz olan bölgeler gelir. Şiddetli kuraklık ve yağış azlığı nedeniyle çöllerde doğal bitki örtüsü ya çok cılız ya da hiç yoktur. Su kaynakları çok kısıtlıdır. Bu nedenle bitkilerle beslenen hayvan ekosistemi ile bitki ve hayvanlarla beslenen insan ekosistemi oldukça zayıftır. Zira yağış ve su azlığı ekonomik faaliyetleri zorlaştırmıştır. Geniş alan kaplayan kumullar ile kum fırtınaları nedeniyle ulaşım da oldukça zordur. Bu nedenle çöllerde hem yağış azlığı hem de yüksek sıcaklık yaşamı zorlaştırmıştır. Ancak yağış azlığının yaşamı daha fazla zorlaştırdığı söylenebilir. 

Dağlar Denize mi, Yoksa Kıyıya mı Dik veya Paralel Uzanır?
Denizlerin bir uzanış yönü olamaz.Bu nedenle dağların denizlere dik veya paralel uzanması da söz konusu olamaz. Doğrusu, dağların kıyıya veya kıyı çizgisine dik ya da paralel uzanması olmalıdır. 

Doğu Karadeniz Kıyılarında Çayın Yetişmesinin Temel Nedeni Nedir?
Türkiye’de çayın yetişme alanı Doğu Karadeniz kıyılarıyla sınırlıdır. Bu demektir ki çay Türkiye’nin iklim koşullarına çok iyi uyum sağlamış bir tarım ürünü değildir. Bazı kaynaklarda Doğu Karadeniz Kıyılarında çayın yetişme nedeni olarak “ yörenin her mevsim yağış alması ” gösterilmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki çayın anavatanı Asya Kıtasının “ muson iklim bölgeleri”dir. Çayın yetiştiği muson iklim bölgelerinde ise; yazlar sıcak ve bol yağışlı, kışlar ise kurak geçer. Yani yağış rejimi düzensizdir. Buna rağmen çayın en çok yetiştiği bölge Musonlar Asya’sıdır. Şayet, Doğu Karadeniz kıyılarında çay tarımı yapılabilmesinin nedeni yağış rejiminin düzenli olması olsaydı o zaman her mevsimin yağışlı geçtiği Ekvatoral bölgede çay tarımının daha yaygın olması beklenmez miydi? İşte bu nedenledir ki Doğu Karadeniz kıyılarında çay tarımının yapılabilmesinin temel nedeni yağış rejiminin düzenli olması değil, yağış miktarının bol, sıcaklık ve nem koşullarının uygun olmasıdır. 

Dünyanın Geoit Olması İle Küresel Olmasının Sonuçları Aynı mıdır?
Geoit dünyanın kutuplardan basık Ekvatordan şişkin şeklini ifade eder.Dünyanın Ekvatorda hızlı, kutuplarda yavaş dönmesi bu kendine özgü şeklin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Dünyanın bu özelliğine bağlı olarak kutuplar yarıçapı ekvator yarıçapından kısadır. Kutuplardaki yerçekimi ekvatordakinden fazladır. Ancak, güneş ışınlarının düşme açısının kutuplara doğru küçülmesi ve buna bağlı olarak sıcaklığın azalması, meridyen yaylarının kutup noktalarında birleşmesi, haritaların hatalı bir şekilde düzleme aktarılması, dünyanın çizgisel dönüş hızının kutuplara doğru azalması ve iklim kuşaklarının ortaya çıkması gibi sonuçlar küreselliğe bağlıdır.

Endüstri Bitkilerinin Sınıflandırılması!…
Endüstri bitkilerinin sınıflandırılmasında kapsam çoğunlukla sınırlı tutuluyor…Türk dil kurumu sözlüğünde “sanayi: hammaddeleri işlemek için kullanılan yöntemlerin tümü ve araçların bütünü diye tanımlanmaktadır.” Birçok kaynakta endüstri bitkisi olarak değerlendirilen pamuk, şekerpancarı, tütün, çay, ayçiçeği, zeytin, keten, kenevir, haşhaş, anason, gül gibi tarım ürünleri genelde sanayide işlendikten sonra kullanılmaktadır.Ancak şu da bir gerçektir ki günümüzde pekçok tarım ürünü sanayinin değişik dallarında hammadde olarak kullanılmaktadır.Dolayısıyla bunlar da endüstri bitkisi olarak kabul edilemez mi? Örneğin; soya, fındık, mısır bitkisel yağ üretiminde, üzüm rakı ve şarap üretiminde, arpa ve şerbetçiotu bira üretiminde, birçok bitki ilaç, kozmetik ve şampuan üretiminde, buğday bisküvi ve makarna üretiminde, dolayısıyla da sanayideki yöntemlerle işlenerek tüketime sunulmaktadır.Bu nedenle bazı tahıl türleri, meyve ve sebzeler ile yağ bitkileri de endüstri bitkisi olarak değerlendirilemez mi?…

Fiziki Haritalarda Farklı Renk Tonları Yerşekillerini mi, Yükseltiyi mi Gösterir?
Pek çok kaynakta fiziki haritalarda renklerin yer şekillerini gösterdiği belirtilmekte ve yeşil renk tonlarının ovaları, kahve renk tonlarının ise dağları gösterdiği ifade edilmektedir. Bu kesinlikle yanlış bir bilgidir. Çünkü, fiziki haritalarda renkler yükselti ve derinlik basamaklarını gösterir. Aksi takdirde, aynı yer şekli olan ovalarımızdan, Çukurova ( yeşil ), Konya ( sarı ), Erzurum ( kahve ) renk tonu ile gösterilebilir mi? Bu ovalarımızın deniz seviyesinden yükseltileri farklı olduğundan, fiziki haritalarda gösterildikleri renk tonları da farklıdır. Fiziki haritalarda yeşil renk 0-500 metre arası yükseltileri, sarı renk 500-1000 metre arası yükseltileri, kahve rengi ise 1000 metreden fazla olan yükseltileri gösterir. Mavi ve tonları ise derinlikleri gösterir.

Gün ile Gündüz Eş Anlamlı mıdır?
Gün, 24 saatlik zaman dilimini ifade eder ve dünyanın her yerinde bir günün süresi 24 saattir. Oysa gündüz 24 saatlik zamanın sadece bir bölümünü, yani güneşin doğuşu ile batışı arasındaki süreyi ifade eder. Bu nedenle gündüz yerine gün ifadesinin kullanılması doğru değildir.

Güneşlenme Süresi Akdeniz Bölgesinde mi, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde mi Fazladır?
Bir bölgedeki güneşlenme süresi iki etkene bağlıdır; gündüz süresi uzunluğu ile yağışlı gün sayısının fazla ya da az olmasına, yani bulutlu gün sayısına bağlıdır. Türkiye’de güneşlenme süresi denince nedense çoğu kişinin aklına genelde Akdeniz Bölgesi gelir. Sanırım bu bölgenin kıyılarında kıyı turizmi sezonunun uzun olması ve yaz mevsiminde yoğun bir turist akınına sahne olması böyle bir yanılgıya yol açmaktadır. Türkiye’de güneşlenme süresinin en uzun olduğu bölge yılda yaklaşık 3200 saat ile Güneydoğu Anadolu Bölgesidir. Çünkü Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinin gündüz süresi uzunlukları enlemlerine bağlı olarak aynıdır. Ancak Güneydoğu Anadolu karasallık nedeniyle daha az yağış alır ve güneşli gün sayısı daha fazla yağış alan Akdeniz Bölgesine oranla fazladır. 

Her Yayla Plato mudur?
Yayla terimi çoğu kez plato ile eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Ancak her iki kavram aynı şeyi ifade etmez. Plato; akarsuların derine doğru yardığı, yüksek düzlükleri ifade eden bir yer şekli terimidir. Oysa; yayla, insanların yaz mevsiminde hayvanları otlatmak üzere geçici olarak konakladıkları ot bakımından zengin, serin yüksek yerleri ifade eden, bir geçici yerleşme yeridir. Ve yaylalar da akarsular tarafından derine doğru yarılmış geniş düzlük olma özelliği olmayabilir. Bu nedenle, platolar yayla olarak değerlendirilebilir, ancak her yayla plato olarak değerlendirilemez. 

İngiltere’de Çay Yetişir mi?
Bilindiği gibi, İngiliz patentli çay markaları oldukça yaygındır; Lipton, Sir Winston Tea gibi. Ayrıca, İngilizlerin beş çayı ünlüdür. Ayrıca İngiltere’de Türkiye’nin Doğu Karadeniz Kıyılarındakine benzer “ Ilıman okyanus “ iklim özellikleri görüldüğünden çoğu insan İngiltere’de çay tarımı yapıldığını sanır. Oysa gerçekte İngiltere’de çay tarımı yapılmaz. Zira İngiltere’nin yer aldığı enlemlerin sıcaklık derecesi çayın yetişmesine uygun değildir. Peki, öyleyse İngiliz çayları nasıl dünyaca ünlenmiştir? Bunun cevabı; Hindistan, Seylan, Endonezya, Malezya, Singapur, Tayvan gibi çayın anavatanı olan pek çok ülkenin bir zamanlar “ güneşin batmadığı imparatorluk olarak bilinen İngiltere’nin” sömürgeleri olmasında gizlidir. İngilizler bu dönemde çayla tanışmış; yapımı ve işlenmesi konularında iyice uzmanlaşmıştır. Misafirlerini beş çayı ile ağırlamaları da bu dönemden kalma bir alışkanlıktır. İngiliz çaylarının ünü buradan gelmektedir. Günümüzde, İngilizlerin çay işleme ve yapım teknikleri bir hayli gelişmiştir. İngiltere çayı, çayın yetiştiği ülkelerde işleyip paketleyerek satar. Ancak İngiltere’de çay yetişmez. 

Karadeniz Bölgesinin En Gelişmiş Limanı Sinop mudur?
Denizin içeriye doğru girinti yaptığı korunaklı körfez ve koylar doğal liman olarak nitelendirilir.Zira yerşekillerinin konumu nedeniyle şiddetli rüzgar ve fırtınalar bu tür yerlerde fazla etkili olmadığından; buralar gemilerin yanaşıp yükleme ve boşaltma yapmalırına uygundur. Bu özelliğe sahip limanlar “doğal liman” olarak nitelendirilir. İşte Sinop şehri Karadeniz Bölgesinde bu özelliğe tek doğal limandır. Ancak yakın çevresinde dağlar kıyıya yakın ve parelel uzandığından; yani yerşekilleri engebeli olduğundan, iç kısımlarla kara ve demiryolu bağlantısı gelişmemiştir.Yani hinterlandı dardır. Bu nedenle Sinop, bölgedeki tek doğal liman olmasına karşın, bölgenin en gelişmiş limanı değildir.Demek ki bir limanın gelişmesinde hinterlandının geniş olması; yani iç bölgelerle kara ve demiryolu ulaşımının kolay olması daha önemli bir etkendir.Bu nedenle Karadeniz Bölgesinin en gelişmiş limanı Sinop değil Samsun’dur.

Kurak Hava Olur mu?
Kuraklık, yağış azlığı ve aşırı sıcaklığa bağlı olarak toprakta meydana gelen su kaybını ifade etmektedir. Bu nedenle;kuraklık ifadesi hava için değil de, yeryüzündeki arazi için ifade edilen bir kavramdır. Dolayısıyla doğrusu kuru hava olmalıdır.

Kuraklık mı Sıcaklığı Artırır, Sıcaklık mı Kuraklığı Artırır?
Kuraklık yağış azlığından çok topraktaki su kaybını ifade eden bir terimdir. Örneğin Türkiye’de en az yağış alan bölge İç Anadolu olduğu halde, en kurak bölge Güneydoğu Anadolu’dur. Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu Bölgesinden fazla yağış aldığı halde, yaz mevsiminin daha sıcak geçmesi nedeniyle buharlaşma, yani topraktaki su kaybı daha fazladır. Bu nedenle en kurak bölgedir. Bu bölgenin yaz mevsiminde çok sıcak olması buharlaşmaya bağlı bir sonuç değildir.Aksine yaz mevsimi çok sıcak geçtiği için buharlaşma fazladır.

Matematik İklim Kuşağı ile Matematik Sıcaklık Kuşağı Aynı Şey midir?
İklim denince ;sadece sıcaklık anlaşılamaz. Basınç ve rüzgar, nem ve yağış da iklim elemanları arasındadırlar. Bu nedenle iklim kuşağı denildiğinde, yeryüzünde görülen farklı iklim tipleri anlaşılır. Ancak pek çok kaynakta matematik iklim kuşağı ifadesi ile matematik sıcaklık kuşakları gösterilmektedir. Matematik sıcaklık kuşaklarının oluşumunda;dünyanın eksen eğikliği esas alınarak 0°-23°27¯ arası sıcak kuşak, 23°27¯- 66°33¯enlemleri arası ılıman kuşak, 66°33¯- 90° enlemleri arası soğuk kuşak olarak ifade edilmiştir. Dolayısıyla matematik sıcaklık kuşaklarının matematik iklim kuşağı olarak ifade edilmesi yanlıştır. 

Mevsimlere Göre Sıcaklık ifadesi!
Kış mevsiminde; sıcaklık değerlerinin 0 °C’nin altına düştüğü günler soğuk, 0 °C’nin üstünde olduğu günler ise ılık kabul edilir. Yaz mevsiminde ise; sıcaklık değerlerinin 20 °C’nin üzerinde olduğu günler sıcak, 20 °C’nin altında olduğu günler ise serin olarak kabul edilir. Bu nedenle yaz mevsimi için ılık ve soğuk, kış mevsimi için serin ve sıcak ifadelerinin kullanılması yanlıştır. Örneğin “Akdeniz Bölgesinde kış mevsimi sıcak geçer” ifadesi yanlştır. Aynı şekilde “Doğu Anadolu Bölgesinde yaz mevsimi soğuk geçer” ifadesi de yanlıştır. İşte bu nedenle soğuk ve ılık ifadeleri kış mevsimi sıcaklıkları için, sıcak ve serin ifadeleri ise yaz mevsimi sıcaklıkları için kullanılmalıdır. 

Tarih Değiştirme Çizgisi İle İlgili İfadeler!…
Başlangıç meridyeni ile 180 doğu meridyeni arasında 12 saat, başlangıç meridyeni ile 180 batı meridyeni arasında da 12 saatlik zaman farkı vardır.Bu nedenle 180 meridyeninin doğusu ile batısında yer alan iki nokta arasında ( 12 saat + 12 saat ) tam 24 saatlik, yani bir günlük zaman farkı vardır.Dolayısıyla 180 meridyeninin her iki tarafında aynı anda farklı tarihler yaşanmaktadır.Bu nedenle 180 meridyeni tarih değiştirme çizgisi olarak nitelendirilir ve bu çizgi aşıldığında tarih değişikliği yapılır.

İngiltere’den geçen 0 meridyeninden ( başlangıç meridyeni ) 180 doğuya doğru olan yarımküreye Doğu Yarımküre, 0 meridyeninden 180 batıya doğru olan yarımküreye ise Batı Yarımküre denir.Tarih değiştirme çizgisi Batı Yarımküreden Doğu Yarımküreye ( Amerika’dan Asya’ya ) doğru aşıldığında tarih bir gün ileri alınır.Tarih değiştirme çizgisi Doğu Yarımküreden Batı Yarımküreye ( Asya’dan Amerika’ya ) doğru aşıldığında ise tarih bir gün geri alınır.

Unutulmamalıdır ki Doğu ve Batı Yarımküre kavramları ile doğuya doğru, batıya doğru ifadeleri farklı şeylerdir.Bu nedenle, “tarih değiştirme çizgisi batıdan doğuya doğru aşıldığında tarih bir gün ileri, tarih değiştirme çizgisi doğudan batıya doğru aşıldığında tarih bir gün geri alınır” ifadesi yanlıştır.

Türkiye’de Nüfus Dağılışının Düzensiz Olmasının Nedeni?
Birçok kaynakta Türkiye’de nüfus dağılışının nedeni olarak iç göçler olarak gösterilmektedir. Elbette Türkiye’de nüfus dağılışının düzensiz olmasında iç göçlerin etkisi vardır. Bu durum Marmara ve Ege bölgelerinde özellikle belirgindir. Zira sanayi tesislerinin buralarda yığılması iş imkânlarını artırmış; bu da buraların iç göçlerin çekim merkezi olmasını sağlamıştır. Benzeri durum sanayinin geliştiği diğer kentlerimiz için de geçerlidir; Adana, Mersin, Ankara gibi… Ancak, sanayileşmeye bağlı bu iç göçler olmasaydı; acaba Türkiye’deki nüfus dağılım düzenli olur muydu? Hayır, düzenli olmazdı. Nüfusumuz şimdikinden az olsa veya iç göçler yaşanmasa bile nüfus dağılışı gene düzensiz olurdu. Zira nüfus dağılışında yüzey şekilleri, iklim koşulları, su kaynakları, toprak verimliliği, ulaşım olanakları gibi birçok etmen belirleyicidir. Yani, iç göçler yaşanmasa veya nüfusumuz şimdikinden daha az olsa bile, iklim koşullarının elverişli olduğu kıyı kesimleri ile yüzey şekillerinin daha uygun olduğu yöreler daha yoğun olurdu. 

Türkiye’nin Rüzgar Gülünde, Rüzgar Esme Yönünün Gösterilmesi!…
Rüzgarın esme yönü,rüzgarın estiği merkeze,ya da rüzgarın esme yönünü belirleyecek kişiye göre olmalıdır.Böyle düşünülüp çizilmeyen Türkiye’nin rüzgar gülünde yanlış algılanabilecek sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle,Türkiye’nin rüzgar gülünde, rüzgar esme yönlerinin merkezden çevreye doğru verilmesi yanlıştır.

Türkiye’deki rüzgarların yukarıdaki gibi isimlendirilmesi yanlıştır. Çünkü Türkiye’de rüzgarların isimlendirilmesi “esmeye başladığı yerin bulunulan yere göre konumu” göz önüne alınarak yapılır..Bu nedenle bulunulan yere kuzeybatıdan esen rüzgara karayel, güneybatıdan esen rüzgara ise lodos denir. Oysa yukarıdaki şekilde güneydoğudan esen rüzgara karayel, ( doğrusu keşişleme) kuzeydoğudan esen rüzgara ise lodos ( doğrusu poyraz ) denilmiştir ki bu kesinlikle yanlıştır.
Bu nedenle Türkiye’nin rüzgar gülünde, rüzgar esme yönlerinin aşağıdaki gibi gösterilmesi gerekir.

Türkiye’de Kahve Yetiştirilir mi?
Türk kahvesi” deyimi dünya literatürüne geçmiştir; ancak ünlenen kahve bitkisi değil, kahvenin yapılış şeklidir. Çünkü Türkiye’de kahve bitkisi yetiştirilmez.Zira, Türkiye’nin iklim koşulları kahve üretimine uygun değildir. Peki “Türk kahvesi” deyimi nereden gelmektedir? Bilindiği gibi Osmanlı İmparatorluğu döneminde Suudi Arabistan, Yemen, Mısır gibi kahve yetiştirilen ülkeler devletin sınırları içerisinde bulunuyordu. İşte o dönemde adı geçen yerlerden getirilen kahve çekirdeklerine bağlı olarak kahve yapımı giderek ün kazanmış ve bu literatüre “Türk Kahvesi” olarak geçmiştir. Yani kısacası ünlü olan kahve bitkisi değil, kahvenin yapılış şeklidir

Türkiye’deki İklim Çeşitliliğinin Nedeni Orta Kuşakta Yer Alması Veya Dört Mevsimin Yaşanması mıdır?
Bir ülke yada bölgede iklim çeşitliliğinin iki nedeni olabilir. Ya ülkede enlem farkı fazladır; yani ülke kuzey-güney yönünde geniş yer kaplıyordur.Buna bağlı olarak iklim çeşitliliği fazladır.Şili’ deki gibi. Ya da ülkenin özel konum koşulları çeşitlilik gösteriyordur. Türkiye’nin kuzeyi ile güneyi arasındaki enlem farkı ( 42° – 36° = 6° ) iklimi çeşitlendirecek kadar fazla değildir. Dolayısyla iklim çeşitliliğini tek başına açıklayamaz.Orta kuşakta yer alma, iklim çeşitliliğine yol açsaydı; Afganistan, Kazakistan, Kırgızistan, İsviçre, Macaristan, Avusturya gibi orta kuşak ülkelerinin tümünde iklim çeşitliliğinin fazla olması gerekirdi. Türkiye’de iklimi çeşitlendiren asıl etken özel konum koşullarıdır.Yani Türkiye’nin üç yandan denizlerle çevrili olması, kuzey ve güney kıyılarda sıradağların kıyıya parelel uzanması, batıdan doğuya gidildikçe yükseltinin artması ve yüzey şekillerinin kısa mesafelerde çok değişmesi iklimi çeşitlendiren temel etkendir.Elbette iklim çeşitliliğinde matematik konum da etkilidir, ancak özel konum daha belirleyicidir.

Ülkelerin Uyguladıkları Nüfus Politikalarının Sınıflandırılması!
Bazı kaynaklarda ülkelerin uyguladıkları nüfus politikaları aşağıdaki şekilde ifade edilmektedir. 1.Nüfus artış hızını azaltmaya yönelik olarak uygulanan nüfus politikası. Çin ve Hindistan gibi ülkelerde uygulanan nüfus politikası. 2.Nüfus artış hızını yükseltmek için uygulanan nüfus politikası. Son zamanlarda nüfusu hızla azalan Avrupa ülkelerinin uyguladığı nüfus politikası. 3.Nüfusun nitelik ve niceliğini iyileştirmek amacıyla uygulanan nüfus politikası. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin ( Türkiye gibi ) nüfus politikası. Burada ki bilgi bilimsel anlamda ve pratikte doğru mudur? İster gelişmemiş, ister gelişmekte, isterse gelişmiş olsun; ülkeler niye nüfus politikası uygular. Doğal ve beşeri kaynaklar ile nüfus arasındaki hassas dengenin sağlanması, dolayısıyla uzun süreçte nüfusun nitelik ve niceliklerini iyileştirmek ülkelerin tümünde temel hedef değil midir? Nüfusunun niteliklerini iyileştirmek istemeyen ülke var mıdır? Nüfusunun artış hızını düşürmeye çalışan Çin ve Hindistan, bu uygulamayı, nüfusunun niteliklerini iyileştirmek, halkına daha iyi bir yaşam standardı ve gelecek sunmak için yapmıyor mu? Hızlı nüfus artışının yarattığı; işsizlik, aşırı tüketim, konut sıkıntısı, kirlilik, yetersiz beslenme ve elverişsiz eğitim şartlarını düzeltme gibi amaçlarla yapmıyor mu bütün bu çalışmaları? Türkiyenin uyguladığı nüfus artış hızını azaltma politikasının amacı Çin ve Hindistandakinden farklı mıdır? O halde Çin, Hindistan ve Türkiye gibi ülkelerin ( 1. ve 3. gruptaki ülkelerin ) nüfus politikaları ve amaçları aynı olmuyor mu? Gelişmekte olan ülkeler; ekonomik kaynakları ile nüfus arasındaki dengeyi sağlamak, yaşam standartlarını yükseltmek, nüfusunun niteliklerini iyileştirmek, Gelişmiş ülkeler ( Avrupa ülkeleri gibi ); ise sahip oldukları ekonomik kaynakları iyi kullanacak, geliştirecek dinamik nüfusa sahip olmak için nüfus artış hızını yükseltme politikaları uygular. Bu nedenle; Dünyada uygulanan nüfus politikalarının; 1-.Nüfus artış hızını azaltmaya yönelik olarak uygulanan nüfus politikası; Çin, Hindistan, Türkiye v.b 2.Nüfus artış hızını yükseltmek için uygulanan nüfus politikası; Almanya, İngiltere, Fransa v.b şeklinde sınıflandırılması gerekir. 

Yazı Yağışlı Geçen Muson Ükelerinde Buğday ve Pamuk Nasıl Yetiştirilir!..
Bilindiği gibi Hindistan, Pakistan, Bangladeş gibi Güneydoğu Asya ülkelerinde muson iklimi görülür. Bu iklimde yazlar yağışlı, kışlar kurak geçer. Peki nasıl oluyor da pamuk, buğday gibi yaz sıcaklığı ve kuraklığı isteyen tarım ürünleri bu iklimde yetiştirilebilmektedir. Birincisi; Muson ikliminin görüldüğü bu ülkeler dönencelere yakın olduğundan kurak geçen kış mevsiminin sıcaklık ortalamaları yüksek olup buğday ve pamuk gibi tarım ürünlerinin yetişmesine uygundur. İkincisi; geniş alan kaplayan bu ülkelerde karasal iklimin etkili olduğu bölgeler vardır. Ve bu tarım ürünleri de karasal iklim bölgelerinde yetiştirilebilmektedir.

Yerçekimi Kutuplara Gidildikçe Düzenli Olarak Artar mı?
Dünya’nın kutuplardan basık ekvatordan şişkin geoit şekli nedeniyle yer çekimi kutuplarda fazla ekvatorda azdır. Çünkü bu basıklık nedeniyle kutup bölgeleri yerin merkezine daha yakındır. Ancak bir noktanın yer çekimi sadece dünya’nın geoit şekliyle açıklanamaz. Zira yükseklere çıkıldıkça yer çekimi azalır.Yükselti ve yer şeki lleri ile kara ve deniz dağılışı ekvatordan kutuplara doğru düzenli bir dağılış göstermediğinden yer çekimininde kutuplara gidildikçe düzenli azalması söz konusu olamaz. 

Yüksek ve Alçak Basıncın 1013 Milibarlık ( 760 mm ) Basınç Değeri Esas Alınarak Değerlendirilmesi Doğru mudur?
45 kuzey enleminde,15 sıcaklıkta ve deniz seviyesinde 1013 milibara eşit olan basıncı normal kabul ederek;bu değerin üzerindeki basınca yüksek basınç, bu değerin altındaki basınca alçak basınç denilmesi doğru bir yaklaşım değildir.Çünkü alçak ve yüksek basınç kavramları ancak çevresindeki basınç değerleri esas alınarak doğru yorumlanabilir.
Zira basınç değeri 1013 milibarın altında olduğu halde yüksek basınç merkezi konumunda olan yerler olduğu gibi,basınç değeri 1013 milibardan fazla olduğu halde alçak basınç merkezi olan yerler de vardır.Yine herhangi bir yerin basıncı da değişebilmektedir.Örneğin Anadolu Yarımadası, çevre denizlere göre kış mevsiminde yüksek basınç alanı konumunda iken;yaz mevsiminde çevre denizlere göre alçak basınç merkezi konumundadır.Bundan Anadolu Yarımadasındaki basınç değerlerinin kış mevsiminde 1013 milibardan fazla,yaz mevsiminde ise 1013 milibardan az olması anlaşılmaz.Anlaşılması gereken şey, Anadolu Yarımadasındaki basınç değerlerinin kış mevsiminde çevre denizlere göre daha fazla, yaz mevsiminde ise daha az olduğudur.

Bu nedenle doğrusu şöyle olmalıdır.Basınç değeri çevresine göre fazla olan yerlere yüksek basınç alanı ( antisiklon ), basınç değeri çevresine göre az olan yerlere ise alçak basınç alanı ( siklon ) denilmelidir.

Yükselti ile Yer şekilleri Aynı Şeyi mi İfade Eder?
Bir noktanın deniz seviyesinden yüksekliği “yükselti” olarak ifade edilir. Bir yerin yüksekliği o yerin yer şekilleri hakkında kesin bilgiler vermez. Zira yer şekilleri denildiğinde dağ, tepe, vadi, ova, plato, çukur, boyun v.s anlaşılır. Ve aynı yer şekilleri farklı yüksekliklerde yer aldığı gibi farklı yer şekilleri de aynı yüksekliklerde yer alabilir. Örneğin Ege Bölgesinde yer alan Büyük Menderes Ovasının yükseltisi 50 metre civarında iken, İç Anadolu Bölgesindeki Konya Ovasının yükseltisi 900 metre, Doğu Anadolu Bölgesindeki Erzurum Ovasının yükseltisi 1800 metre civarındadır. Yine Batı Anadolu’daki bazı dağların yüksekliği Doğu Anadolu’daki ovalardan daha azdır. Örneğin, hidroelektrik enerji potansiyelinin; Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Marmara Bölgesindekinden yüksek olmasında yer şekillerinin farklılığı değil, yükselti ortalamalarının farklı olması neden olmuştur. Çünkü her iki bölgede yer şekilleri özellikleri benzerdir. Bu nedenle “yükselti” ile “yer şekilleri” farklı şeylerdir. Dolayısıyla yükselti ile yer şekillerinin etkileri de farklıdır.

Bu bölümdeki bazı bilgiler için Prof.Dr.Cemalettin ŞAHİN’in Türkiye’de Coğrafya Öğretimi isimli kitabından yararlanılmıştır.
Tagged :