Yaygın Eğitim Faaliyetleri Araştırması, 2017

Yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında 2017 yılında 89 bin 62 kurs düzenlendi

Araştırmada bakanlık ve bağlı kurum/kuruluşlar, üniversite, belediye, konfederasyon, sendika, vakıf ve dernekler kapsanmakta olup, 2017 yılında bu kapsamda 89 bin 62 kurs düzenlendi. Bu kurslara katılan sayısı 5 milyon 362 bin 403 kişi, bitiren sayısı ise 5 milyon 236 bin 438 kişi olarak gerçekleşti.

Kurum/Kuruluşlar tarafından verilen yaygın eğitim faaliyetleri, 2016-2017

Kurum/Kuruluşlar tarafından düzenlenen kurs sayısı %23,4 arttı

Yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında, 2017 yılında kurum/kuruluşlar tarafından düzenlenen kurs sayısı 2016 yılına göre %23,4 arttı.

Kursların %48,1’i bakanlık ve bağlı kurum/kuruluşlarca gerçekleştirildi

Türkiye’de 2017 yılında düzenlenen kursların %48,1’i bakanlık ve bağlı kurum/kuruluşlar, %27,9’u belediyeler, %17,8’i vakıf ve dernekler, %6,2’si ise diğer kurum/ kuruluşlar tarafından gerçekleştirildi.

Yaygın eğitim faaliyetlerine katılanların %97,7’si düzenlenen eğitimi tamamladı

Yaygın eğitim faaliyetlerine katılanların 2016 yılında %97,6’sı düzenlenen eğitimi tamamlarken, 2017 yılında bu oran %97,7’ye yükseldi. Açılan kursları bitirenlerin %41,6’sını bakanlık ve bağlı kurum kuruluşlar, %34,8’ini belediyeler ve %15,1’ini ise vakıf ve dernekler tarafından düzenlenen kursları tamamlayanlar oluşturdu.

En fazla eğitim faaliyeti 25 bin 257 kurs ile İstanbul ilinde düzenlendi

İllere göre yaygın eğitim faaliyetlerine bakıldığında en fazla kurs 25 bin 257 ile İstanbul, 9 bin 711 ile Ankara, 5 bin 573 ile İzmir, 3 bin 39 ile Antalya, 2 bin 134 ile Eskişehir ve bin 906 ile Gaziantep’te düzenlendi. En az kurs düzenlenen iller ise; 87 kurs ile Ardahan, 98 kurs ile Tunceli ve 125 kurs ile Bayburt oldu. İllere göre yaygın eğitim faaliyetini bitiren kursiyer sayısında 1 milyon 411 bin 230 ile İstanbul, 897 bin 329 ile Ankara, 309 bin 957 ile İzmir ve 218 bin 79 ile Gaziantep ilk sıralarda yer aldı.

En fazla, kurs ve özel dersler niteliğinde yaygın eğitim faaliyeti düzenlendi

Kurum/kuruluşlara göre yaygın eğitimin çeşidi ve niteliği göz önüne alındığında; bitiren kursiyerlerin %61,8’i kurs ve özel ders, %28,7’si seminer, %9,4’ü ise iş başında rehberli temel eğitim aldı. Kurslar ve özel derslerde en fazla sertifika/katılım belgesi, belediyeler, bakanlık ve bağlı kurum/kuruluşlar ile üniversiteler tarafından verildi.

En fazla kurs %22,8 ile beşeri bilimler ve sanat alanında düzenlendi

Eğitim ve Öğretim Alanları Sınıflamasına (FOET) göre, 2016 yılında beşeri bilimler ve sanat alanında düzenlenen kursların oranı %18,2’den, 2017 yılında %22,8’e yükseldi. Hizmetler alanındaki kursların oranı 2016 yılında %25,6’dan 2017’de %21,7’ye, sosyal bilimler, iş ve hukuk alanındaki kursların oranı %24,1’den %18,2’ye, genel programlar alanındaki kursların oranı ise %11,3’ten %10,2’ye düştü.

Düzenlenen kurslarda 187 bin 939 eğitici görev aldı

Yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında, 2017 yılında bitiren kursiyer sayısı ve eğitici sayılarında düşüş  gözlendi. Eğitici sayısı 2017 yılında bir önceki yıla göre %17,3 düştü. FOET’e göre yaygın eğitim faaliyetlerinde en fazla eğitici %29,5 ile hizmetler alanında, %17,5 ile beşeri bilimler ve sanat alanında ve %16,8 ile sosyal bilimler, iş ve hukuk alanında görev aldı.

Bitiren kursiyerlerin %31,1’i hizmetler alanındaki kursları tamamladı

FOET’e göre yaygın eğitim faaliyetlerinde bitiren kursiyer sayısına bakıldığında; bitiren kursiyerlerin  %31,1’i hizmetler alanında, %15,3’ü beşeri bilimler ve sanat alanında ve %14,8’i sosyal bilimler, iş ve hukuk alanında yaygın eğitim faaliyetini tamamladı.

Kaynak : tuik.gov.tr

Tagged : /

Hiç Kıta Ayrılması Gördünüz Mü ?

Levha hareketleri, tektonizma vb.. nedenlerle açıklayabileceğimiz kıtaların ayrılmasını fotoğrafçı biri denize dalarak görsel hale getirmiş coğrafyamızı ilgilendiren bu olayı bende sitede paylaşayım dedim.

İngiliz fotoğrafçı Alex Mustard, İzlanda’da Kuzey Amerika ve Avrasya kıtaları arasında denize daldı.

Kıtaların birbirinden nasıl ayrıldığını belgeleyen Mustard, sıcak su püstürten yanardağın fotoğraflarını da çekti.

Buyrun devamında fotoğrafları gözlerinizle görün

Kıta Kayması Kıtaların, ilk başta bir bütünken daha sonra, okyanus kabuğunun zayıflığı yüzünden, dünyanın yüzeyi üzerinde kayarak birbirinden ayrılması.

Asrımızın başlarında, Amerikan jeoloğu Frank Taylor, kıtaların çok eskiden dev bir kara kütlesi meydana getirdikleri fikri ile ilk defa ilgilenmişti. 1908’de o zaman için hayali olan, kıtaların birbirlerinden şimdiki durumlarına kadar ayrıldıkları teorisini ortaya attı. Aynı zamanda, bu gelişmelerden habersiz olarak Alman meteoroloji bilgini, astronom ve jeofizikçisi Alfred Wegener, aynı konu üzerinde araştırmalar yapmaktaydı.

1915’te Kıtalar ve Okyanusların Orjini kitabını yazarak, bu teori hakkında söz sahibi olduğunu duyurdu. Kontinentverschiebung (karaların kayması) nazariyesini kurmuş ve beş (bugün için altı) kıtanın evvelce birbirine bağlı olup, sonra yavaş yavaş ayrıldıklarını söylemiştir. Wegener’e göre, paleozoikum ve mezozoikum devirlerinde kıtalar birbirlerine yapışık idi. Paleozoikum sonuna kadar, hayvanlar, Güney Amerika ile Afrika, Asya ve Avustralya arasında kara yolculuğu yapmışlar, Eosen’den itibaren Afrika’da yaşayan hayvanlar, karadan Güney Amerika’ya geçmişlerdir.

Bundan sonraki 40 yıl içinde teori çok az ilgi gördü. Tahmin ve bunun yanısıra çok az delile dayandığı için tenkid edildi. Wegener’in fikrini kabullenenlerden biri olan, Güney Amerikalı Jeolog Alexander du Joit, Güney Afrika ve Brezilya’da araştırmalar yapmış ve teoriyi destekleyen birçok jeolojik delil elde etmiştir. Du Joit’in ve diğer bilim adamlarının  fikirleri kabul edilmesine rağmen, kıtaların bu şekilde kaymasına sebeb olacak bir mekanizma bilinmediğinden, çoğunluk gene teoriye karşıydı.

Teori ancak, kıtaların dünya kabuğunun üstünde çok yavaş olarak kaydığının ispatlanması ile kabul gördü. 1960’larda, teori tamamen kabul edildi ve yeni açıklamalar getirildi. Bu açıklamalardan birisi, daha önce birleşik olan kısımların, aynı jeolojik yapıya ve benzer fosillere sahib olmasıydı.

On dokuzuncu yüzyılda, şimdiki kıtaların iki büyük kıta olarak mevcut olduğu öne sürüldü. Bunlar, güneyde bulunan “Gondwanaland” ve kuzeyde bulunan “Laurasia”ydı. Bu iki dev kıta, birbirinden “Tethys Okyanusu” ile ayrılmaktaydı. Bu iddia, Güney Amerika ile Afrika’nın birleştirilebilmesi gibi kesin olmayıp, biraz daha az kuvvetlidir. Hatta Wegener daha da ileri giderek bu ikisinin de çok eskiden beraber olduğunu iddia etmiş ve bunu Pangaea olarak isimlendirmiştir.

Günümüzdeki Dünya’nın şekli bu teoriye göre çok yavaş da olsa değişmektedir. Mesela, Büyük Okyanus diplerinde yaklaşmalar olduğu tesbit edilmiştir. Bu belki de uzun zamanlardan sonra Asya’nın, Kuzey Afrika’ya yaklaşmış ve Filipinlerin, Güney Amerika’daki And Dağlarının gölgesinde bulunacağına bir işarettir.

Bu teoriye dayanarak, bugün müstakil bir kıta olan Amerika’nın keşfi sırasında orada bulunan yerlilerin ve hayvanların, bu kıtanın Asya kıtası ile bitişikken oraya geçtikleri ve çoğaldıkları iddia edilmektedir.

Tagged : / /

Ticaret ve Hizmet Endeksleri, III. Çeyrek: Temmuz – Eylül, 2014

Ticaret ve hizmet sektörlerinde ciro %4,8 arttı

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ticaret ve hizmet ciro endeksi 2014 yılı III. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre %4,8 oranında arttı. Takvim etkilerinden arındırılmış ciro endeksi ise bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %11,6 oranında arttı.

Ticaret ve hizmet ciro endeksi (2010=100), III.Çeyrek: Temmuz – Eylül, 2014

Ticaret ve hizmet sektörlerinde istihdam %0,8 arttı

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ticaret ve hizmet istihdam endeksi 2014 yılı III. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre %0,8 oranında arttı. Takvim etkilerinden arındırılmış istihdam endeksi ise bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %1,7 oranında arttı.

Ticaret ve hizmet istihdam endeksi (2010=100), III.Çeyrek: Temmuz – Eylül, 2014

Ticaret ve hizmet sektörlerinde çalışılan saat %0,9 arttı

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ticaret ve hizmet çalışılan saat endeksi 2014 yılı III. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre %0,9 oranında arttı. Takvim etkilerinden arındırılmış çalışılan saat endeksi ise bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %2,0 oranında arttı.

Ticaret ve hizmet çalışılan saat endeksi (2010=100), III.Çeyrek: Temmuz – Eylül, 2014

Ticaret ve hizmet sektörlerinde brüt ücret – maaş %3,0 arttı

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ticaret ve hizmet brüt ücret-maaş endeksi 2014 yılı III. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre %3,0 oranında arttı. Takvim etkilerinden arındırılmış brüt ücret- maaş endeksi ise bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %12,8 oranında arttı.

Ticaret ve hizmet brüt ücret-maaş endeksi (2010=100), III.Çeyrek: Temmuz – Eylül, 2014

Ticaret ve hizmet endeksleri ve değişim oranları (2010=100), III.Çeyrek: Temmuz – Eylül, 2014

_____________________________________________________________________________________
AÇIKLAMALAR

“İstihdam” endeksinde takvim etkisi gözlenmemiştir. Bu nedenle “takvim etkilerinden arındırılmış” seriler yerine “arındırılmamış” seriler kullanılmıştır.

kaynak : tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=16027

Tagged : /

Küresel Isınma ve Dünyamız

SERA ETKİSİ NEDİR ?

Yerküre, Güneş’ten gelen kısa dalgalı ışınımın bir bölümünü yeryüzünde, bir bölümünü alt atmosferde (troposferde) emer. Güneş ışınımın bir bölümü ise, emilme gerçekleşmeden, yüzeyden ve atmosferden yansıyarak uzaya kaçar. Yüzeyde ve troposferde tutulan enerji, atmosfer ve okyanus dolaşımıyla yeryüzüne dağılır ve uzun dalgalı yer ışınımı olarak atmosfere geri verilir. Yeryüzünden salınan uzun dalgalı ışınımın önemli bir bölümü, yine atmosfer tarafından emilir ve daha az Güneş enerjisi alan yüksek enlemlerde ve düşük sıcaklıklarda salınır. Atmosferdeki gazların gelen Güneş ışınımına karşı geçirgen, buna karşılık geri salınan uzun dalgalı yer ışınımına karşı çok daha az geçirgen olması nedeniyle Yerküre’nin beklenenden daha fazla ısınmasını sağlayan ve ısı dengesini düzenleyen bu doğal süreç “SERA ETKİSİ” olarak adlandırılmaktadır.

KÜRESEL ISINMAYI DUYDUNUZ MU ?

İnsanların çeşitli aktiviteleri sonucunda meydana gelen “sera gazları” olarak nitelenen (karbon dioksit, di azot monoksit, metan, su buharı, kloroflorokarbon) gibi gazların miktarlarının artması sonucunda yeryüzüne yakın atmosfer tabakaları ve katı, yeryüzü sıcaklığının yapay olarak artması “KÜRESEL ISINMA” olarak adlandırılır.

İnsanların çeşitli faaliyetlerinin küresel ısınmaya katkısı şöyledir:

Enerji kullanımı %49,
Endüstrileşme %24,
Ormansızlaşma %14,
Tarım %13’tür

İnsan tarafından atmosfere verilen gazların sera etkisi yaratması sonucunda, dünya yüzeyinde sıcaklığın artmasına küresel ısınma deniyor. İklim sisteminde vazgeçilmez bir yere sahip olan sera gazları, güneş ve yer radyasyonunu tutarak, atmosferin ısınmasında başlıca etkendirler. Sera gazlarının bulunmaması durumunda yeryüzünün sıcaklığının bugüne göre 30oC daha soğuk olacağı hesaplanmıştır. Son yıllarda atmosferde çeşitli insan aktivitelerinden kaynaklanan nedenlerle karbondioksit, metan, ozon ve di azot monoksit gibi gazlardan oluşan sera gazları, yeryüzü sıcaklığında belirgin artmalara sebep oluyor. Sera etkisinin artması, troposferin ısınmasında, stratosferin de soğumasında en önemli etken olarak gösteriliyor.

Dünya sıcaklığı değişiyor

Küresel ısınmanın etkisi, hava sıcaklıklarının dünyanın her yerinde artması biçiminde olmayacak. Sıcaklığın artış oranı, orta enlemlerde ve ekvatorda, kutuplardakinden daha farklı olacak. Örneğin ekvatorda, bu artışın, dünya ortalamasının çok altında olacağı tahmin ediliyor. Aslında bu ısınma, dünya iklim sisteminde köklü değişimlere ve aşırılıklara yol açacak. Öyle ki, dünyanın bazı bölgelerinde kasırgalar, seller ve taşkınlar gibi hava olaylarının şiddeti ve sıklığı artarken, bazı bölgelerde de uzun süreli, şiddetli kuraklıklar ve çölleşme olayları etkili olabilecek. Bunun yanında, sıcaklık artışının kışları, yazlara göre birkaç derece fazla olması bekleniyor. Benzer bir durum, geceyle gündüz arasında da görülecek. Gece sıcaklarındaki artış, gündüz sıcaklıklarındaki artıştan fazla olacak. Bu durumda karalar, geceleri eskisi kadar soğumaya fırsat bulamayacak. Yazla kış, geceyle gündüz arasındaki sıcaklık farkının azalması, bütün dünyadaki rüzgâr çeşitlerini etkileyecek; fırtınaların yoğunluğu, gücü ve rotaları değişecek.

Yağış dönemleri, miktar ve türlerinin değişmesiyle artan sıcaklık, daha çok buharlaşmaya ve buna bağlı olarak da daha çok bulut oluşmasına yol açacak. Kısaca söylemek gerekirse, dünyanın iklimi daha sıcak, daha nemli ve bol yağışlı olacak.

Yeni yağış düzeni

Küresel ısınmanın önemli etkilerinden olan iklim kuşaklarının kayması sonucu, yağmur kuşağı kuzeye doğru genişleyecek. Ancak bu genişleme sonunda yağışlar her bölgede artmayıp, belli bölgelerde yoğunlaşacak. Güney Avrupa’daki yaz yağmurları azalırken, Amerika, Avrupa ve Asya’nın 55 Kuzey enleminin yukarılarında kar yağışı artacak. Daha güneyde kar yağışı azalırken, yağmurlarda bir artış olacak; karın toprakta kalma süresi azalacak. Şiddetli yağmurlar daha sık yağacak ve daha çok su bırakacak.

Sağanak yağışların artışı, yüzey nemliliğini ve bitki örtüsünü etkileyecek. Bunun sonucunda suyun toprakta süzülmesi azalacak, seller artacak. Yeni yağış düzeni, ekilebilecek alanların kuzeye doğru genişlemesine yol açacak. Dağlardaki buzullar ve kar örtüsünün azalmasından dolayı, hidrolojik sistemler ve toprak yapısı çok etkilenecek.

İnsan da tehlikede

Küresel ısınma, kalp, solunum yolu, bulaşıcı, alerjik ve diğer bazı hastalıklara sebep olacak. Sürekli sıcak hava, seller, fırtınalar gibi hava olayları, psikolojik rahatsızlıklar, hastalıklara ve ölümlere yol açacak. Yeni alanlara yayılan böcekler ve diğer hastalık taşıyıcılar, bulaşıcı hastalıkların çoğalmasına neden olacak. Hava sıcaklığının artması ve su kaynaklarındaki azalma, kolera tipi hastalıkları yaygınlaştıracak. Üretimdeki bölgesel azalmalar sonucu, açlık ve kötü beslenmede artışlar görülecek. Böcek yumurtalarının ölmesini sağlayan gece ve kış soğuklarının hafiflemesi, önemli bir sorun olacak. Kimi bölgelerde şiddetli kuraklık dönemlerinin ardından gelecek aşırı yağışlar, virüs mutasyonlarının artmasına, buna bağlı olarak da sıtma gibi hastalıkların yayılmasına neden olacak. Öte yandan tarım bitkilerinde görülen hastalıklarda da sıcaklıkla birlikte artış gözlenecek.

Buzulların erimesi ve sıcaklık artışı, okyanuslardaki suları genleştirip, denizlerin seviyesini yükseltecek. Deniz seviyesinin yükselmesi, kıyılardaki toprak kaybının yanı sıra, kıyılara yakın temiz su kaynaklarının denizle birleşmesine neden olacak. Artan buharlaşma yüzünden göl ve ırmaklarda meydana gelecek su kaybı, 21. yüzyılın en önemli meselelerinden biri olacak. Tatlı su kaynaklarının kalitesinde, tuzlu su karışımı nedeniyle azalma olacak.

Tarım, turizm ve diğer ekonomik aktiviteler bu durumdan olumsuz etkilenecek; gelişmekte olan birçok ülkede yerli halkın beslenme ve yakıt kaynakları yok olacak. Yüksek deniz seviyesi, yüksek gel-git, kuvvetli dalga ve tsunami gibi riskli doğa olaylarına sebep olacak. Deniz seviyesindeki yükselmesiyle düz alanlar seller altında kalarak, kıyılardaki üretim alanları zarar görecek. Bunun sonucu milyonlarca insan kıyı alanları ve küçük adalardan göç edecek. Kurak bölgelerdeki çiftçiler daha çok sulama yapıp, daha fazla tarım ilâcı kullanacaklarından, bu bölgelerde tarımsal etkinliklerin maliyeti artacak. Gelişmekte olan ülkelerin kurak ve yarı kurak alanları, bazı kıyı alanları, deltalar ve küçük ada gibi bölgeleri tehlike altında kalacak. Kırsal alanlarda doğal kaynakların verimliliğindeki gerileme sonucu, kırsal alandan kente göç hızlanacak.

İklim Değişikliğinin Türkiye Üzerindeki Olası Etkileri

Küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliğinin etkileri yalnız küresel olmadığı gibi, bunlarla da sınırlı değildir. Geçmişteki iklim değişikliklerinde olduğu gibi, bölgesel ve zamansal farklılıklar oluşabilecektir: Örneğin, gelecekte dünyanın bazı bölgelerinde kasırgalar, kuvvetli yağışlar ile onlara bağlı seller ve taşkınlar gibi meteorolojik afetlerin şiddetlerinde ve sıklıklarında artışlar olurken, bazı bölgelerinde uzun süreli ve şiddetli kuraklıklar ve bunlarla ilişkili yaygın çölleşme olayları daha fazla etkili olabilecektir.

Türkiye, subtropikal kuşakta kıtaların batı bölümünde oluşan ve Akdeniz iklimi olarak adlandırılan bir büyük iklim bölgesinde yer almaktadır. Üç yanı denizlerle çevrili ve ortalama yüksekliği yaklaşık 1100 m olan Türkiye’de, birçok alt iklim tipi belirmiştir. İklim tiplerindeki bu çeşitlilik, Türkiye’nin yıl boyunca, polar ve tropikal kuşaklardan kaynaklanan çeşitli basınç sistemleri ve hava tiplerinin etki alanına giren bir geçiş bölgesi üzerinde yer almasıyla bağlantılıdır. Buna, topoğrafik özelliklerinin karmaşıklığı ve kısa mesafelerde değişme eğiliminde olması vb. fiziki coğrafya etmenleri de eklenebilir.

Türkiye, küresel ısınmanın özellikle su kaynaklarının zayıflaması, orman yangınları, kuraklık ve çölleşme ile bunlara bağlı ekolojik bozulmalar gibi öngörülen olumsuz yönlerinden etkilenecektir ve küresel ısınmanın potansiyel etkileri açısından risk grubu ülkeler arasındadır. Atmosferdeki sera gazı birikimlerinin artışına bağlı olarak önümüzdeki on yıllarda gerçekleşebilecek bir iklim değişikliğinin, Türkiye’de neden olabileceği çevresel ve sosyoekonomik etkiler şunlardır.


* Sıcak ve kurak devrenin uzunluğundaki ve şiddetindeki artışa bağlı olarak, orman yangınlarının frekansı, etki alanı ve süresi artabilir; * Tarımsal üretim potansiyeli değişebilir (bu değişiklik bölgesel ve mevsimsel farklılıklarla birlikte, türlere göre bir artış ya da azalış biçiminde olabilir);

* İklim kuşakları, yerküre’nin jeolojik geçmişinde olduğu gibi, ekvatordan kutuplara doğru yüzlerce kilometre kayabilecek ve bunun sonucunda da Türkiye, bugün Orta Doğu’da ve Kuzey Afrika’da egemen olan daha sıcak ve kurak bir iklim kuşağının etkisinde kalabilecektir. İklim kuşaklarındaki bu kaymaya uyum gösteremeyen fauna ve flora yok olacaktır;

* Doğal karasal ekosistemler ve tarımsal üretim sistemleri, zararlılardaki ve hastalıklardaki artışlardan zarar görebileceklerdir;

* Hassas dağ ve vadi-kanyon ekosistemleri üzerindeki insan baskısı artacaktır;

* Türkiye’nin kurak ve yarı kurak alanlarındaki, özellikle kentlerdeki su kaynakları sorunlarına yenileri eklenecek; tarımsal ve içme amaçlı su gereksinimi daha da artabilecektir;

* İklimin kendi doğal değişkenliği açısından, Türkiye’de su kaynakları üzerindeki en büyük baskıyı, Akdeniz ikliminin olağan bir özelliği olan yaz kuraklığı ile öteki mevsimlerde hava anomalilerinin yağışlarda neden olduğu yüksek rasgele değişkenlik ve kurak devreler oluşturmaktadır. Bu yüzden, kuraklık riskindeki bir olumsuz değişiklik, iklim değişikliğinin tarım üzerindeki etkisini şiddetlendirebilir;

* Kurak ve yarı kurak alanların genişlemesine ek olarak, yaz kuraklığının süresinde ve şiddetindeki artışlar, çölleşme süreçlerini, tuzlanma ve erozyonu destekleyecektir;

* İstatistik dağılımın yüksek değerler yönündeki ve özellikle sayılı sıcak günlerin (örneğin tropikal günlerin) frekansındaki artışlar, insan sağlığını ve biyolojik üretkenliği etkileyebilir;

* Kentsel ısı adası etkisinin de katkısıyla, özellikle büyük kentlerde, sıcak devredeki gece sıcaklıkları belirgin bir biçimde artacak; bu da, havalandırma ve soğutma amaçlı enerji tüketiminin artmasına neden olabilecektir;

* Su varlığındaki değişiklikten ve ısı stresinden kaynaklanan enfeksiyonlar, özellikle büyük kentlerdeki sağlık sorunlarını artırabilir;

* Rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir enerji kaynakları üzerindeki etkiler bölgelere göre farklılık gösterecek olmakla birlikte, rüzgar esme sayısı ve kuvveti ile güneşlenme süresi ve şiddeti değişebilir;

* Deniz akıntılarında, denizel ekosistemlerde ve balıkçılık alanlarında, sonuçları açısından aynı zamanda önemli sosyoekonomik sorunlar doğurabilecek bazı değişiklikler olabilir;

* Deniz seviyesi yükselmesine bağlı olarak, Türkiye’nin yoğun yerleşme, turizm ve tarım alanları durumundaki, alçak taşkın-delta ve kıyı ovaları ile haliç ve Ria tipi kıyıları sular altında kalabilir;

* Ormanların ve denizlerin CO2 tutma ve salma kapasitelerindeki değişiklikler, doğal hazne ve sink’lerin (yutakların) zayıflamasına neden olabilir;

* Mevsimlik kar ve kalıcı kar-buz örtüsünün kapladığı alan ve karla örtülü devrenin uzunluğu azalabilir; ani kar erimeleri ve kar çığları artabilir;

* Kar erimesinden kaynaklanan akışın zamanlamasında ve hacmindeki değişiklik, su kaynaklarını, tarım, ulaştırma ve rekreasyon sektörlerini etkileyebilir.

Ayrıca iklim değişikliği, Türkiye’nin özellikle çölleşme tehdidi altındaki yarı kurak ve yarı nemli bölgelerinde (İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Ege ve Akdeniz bölgelerinde), ormancılık ve su kaynakları açısından olumsuz etkilere yol açabilir. Son yıllarda Türkiye ormanlarında artış kaydeden toplu ağaç kurumaları ve zararlı böcek salgınları vb. afetlerin birincil nedeninin, kuraklık, hava kirliliği ve asit yağmurları olduğuna dair kuvvetli bulgulara rastlanmıştır. Yalnız 1993-94 yılları arasında yaklaşık 2 milyon m3 ağaç serveti böcek yıkımı nedeniyle kesilmiştir.

Bunun yanı sıra, belki de 1970’li yıllardan başlayarak Akdeniz Havzasında etkili olan normalden daha kurak koşullara bağlı olarak, Ege ve Akdeniz bölgelerinde kitlesel boyutlarda olmasa da gözle görülür ağaç kurumaları gözlenmektedir. Ayrıca ağaçların zayıf düşmesi, ormanların fırtına, kar, çığ ve benzeri meteorolojik afet etkilerine karşı direncini de düşürmekte, bunun sonucunda ağaçlarda devrik ve kırık miktarı artmakta; bu da ormanın yapısını diğer zararlılara karşı dayanıksız hale getirmektedir. Bu olumsuz etkiler ormanlarımızın biyolojik çeşitliliğini, gen rezervlerini, karbon tutma kapasitelerini olumsuz yönde etkilemektedir.

yararlanılan kaynak : cografyam.org

Tagged : /

Hanehalkı Yurtiçi Turizm, II. Çeyrek: Nisan – Haziran, 2014

Yurtiçinde ikamet eden 12 milyon 633 bin kişi seyahate çıktı

Nisan, Mayıs ve Haziran aylarından oluşan II. çeyrekte, yurtiçinde ikamet eden 12 milyon 633 bin kişi seyahate çıktı. Seyahate çıkanların bir ve daha fazla geceleme kaydı ile ülke içinde yaptıkları toplam seyahat sayısı bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %3,2 azalarak 15 milyon 710 bin seyahat olarak gerçekleşti.

Seyahate çıkanlar, ortalama 298 TL harcadı

Bu çeyrekte seyahate çıkanlar 87 milyon 273 bin geceleme yaptı. Ortalama geceleme sayısı 5,6 gece, seyahat başına yapılan ortalama harcama ise 298 TL oldu.

Seyahate çıkanlar, 4 milyar 689 milyon 71 bin TL harcadı

Yerli turistlerin, yurtiçinde yaptıkları seyahat harcamaları 2014 yılı II. çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %10,1 artarak 4 milyar 689 milyon 71 bin TL olarak gerçekleşti.

Seyahat harcamaları, kişisel veya paket tur harcamaları olarak yapıldı. Yurtiçi turizm harcamasının %91,9’unu (4 milyar 308 milyon 878 bin TL) kişisel, %8,1’ini (380 milyon 193 bin TL) ise paket tur harcamaları oluşturdu.

Yurtiçinde seyahate çıkan kişi, geceleme sayısı ve harcamalar, II. Çeyrek: Nisan-Haziran, 2014


Seyahate çıkış amacı “yakınları ziyaret’’ olanlar %66,5 ile ilk sırada yer aldı

Seyahate çıkış sebeplerinde ikinci sırada %16,6 ile “gezi, eğlence, tatil”, üçüncü sırada ise %9 ile “sağlık” yer aldı.

Seyahate çıkanlar en çok akraba, arkadaş evinde kaldı

Bu çeyrekte seyahate çıkanlar 65 milyon 789 bin geceleme sayısı ile en çok “akraba, arkadaş evinde” kaldı. Konaklama türlerine göre geceleme sayısında ikinci sırada 6 milyon 994 bin geceleme ile “otel” yer alırken, “kendi evi” 6 milyon 985 bin geceleme sayısı ile üçüncü sırada yer aldı.

Bu konu ile ilgili bir sonraki haber bülteninin yayımlanma tarihi 06 Şubat 2015’dir.

Kaynak : tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=15892

Tagged : /

İlginç Bilgiler

Dünyanın en yüksek şelalesi: Angel-Venezuela–1.000 m.

Dünyanın en büyük nehri: Nil-Afrika

Dünyanın en yüksek dağı: Everest-Asya–8.848 m.

Dünyanın en büyük çölü: Büyük Sahra Çölü-Orta/Kuzey Afrika

Dünyanın en büyük yanardağı: Tambora-Endonezya

Dünyanın en büyük mağarası: Carlsbad Mağarası-New Mexico, ABD

Dünyanın en büyük gölü: Hazar Denizi-Orta Asya–394.299 km²

Dünyanın en büyük adası: Grönland-Kuzey Atlantik–2.175.597 km²

Dünyanın en sıcak yeri: Al’Aziziyah-Libya–57,7 C

Dünyanın en soğuk yeri: Vostock II- -89,2 C

Dünyanın en kalabalık ülkesi: Çin–1.237.000.000 kişi

Dünyanın en geniş ülkesi: Rusya–10.610.083 km²

Dünyanın en küçük ülkesi: Vatikan–0.272 km².

Dünyanın en kalabalık şehri: Tokyo-Japonya–26.500.000 kişi

Dünyanın en uzun binası: Suyong Bay Tower-Pusan(Güney Kore) : 88 kat 462 m.

Dünyanın en uzun demiryolu tüneli: Seikan-Japonya–53,9 km.

Dünyanın en uzun karayolu tüneli: St.Gotthard-İsviçre-16.4 km.

Dünyanın en uzun kanalı: Panama kanalı-Panama–81,5 km.

Dünyanın en uzun köprüsü: Akashi-Japonya–1.990 m.

Dünyada en çok konuşulan dil: Çince (mandarin) -885.000.000 kişi

Dünyanın en çok ülke ile sınırı olan ülke: Çin (15 ülke ile sınırı var)

Dünyanın en yüksek yerleşim yeri: Webzhuan, Çin-Deniz seviyesinden 5.090 m. yukarıda

Dünyanın en alçak yerleşim yeri: Calipatria, Kaliforniya, ABD -deniz seviyesinin 54 mt. Altında

Dünyanın en uzun kesintisiz sınırı: ABD-Kanada sınırı.

En geniş ülke Rusya – 10.610.083 km²

En küçük ülke Vatikan – 0.272 km²

En çok ülke ile sınır komşusu olan ülke Çin – 15

En uzun kesintisiz sınır ABD – Kanada

En kalabalık şehir merkezi Tokyo – 26.5 milyon

En geniş alana yayılmış şehir Mt. Isa, Queensland, Avustralya – 25.427 km²

En yüksek yerleşim birimi Webzhuan, Çin – deniz seviyesinden 5.090 metre yukarıda

En alçak Calipatria, Kaliforniya, ABD – deniz seviyesinin 54 metre altında

En kuzeydeki yerleşim birimi Ny Alesond, Norveç – 78.5 derece kuzey

En güneydeki yerleşim birimi Puerto Williams, Şili – 55.1 derece güney

En ıssız, yerleşim olmayan ada Tristan da Cunha – Güney Atlantik

En çok dil konuşulan ülke Papua Yeni Gine – 869

En kuzeydeki kara parçası Islet of Odaaq, Grönland açıklarında

En güneydeki kara parçası Güney Kutbu, Antarktika

Dünyanın en küçük atı ABD’de bir çiftlikte doğan Thumbelina’dır. Boyu sadece 43 cm’dir.

Dünyanın en çok dil konuşulan ülkesi, Papua Yeni Gine’dir. 869 dil, lehçe ve ağız konuşulmaktadır.

Dünyanın en şiddetli depremi 22 Mayıs 1960’da Güney Şili’de 9,5 Richter ölçeğinde meydana gelmiştir. Sekiz yanardağ patlaması olmuş, deprem sırasında oluşan tsunami, Pasifik Okyanusu’nu aşarak Hawaii ve Japonya’ya kadar etkili olmuştur.

Dünyanın en sıcak yeri Libya’da El-Aziziya’dır. En yüksek sıcaklık 58 C’dir.

Dünyanın en soğuk yeri Antarktika’da Vostok’tur. En düşük sıcaklık -89 C’dir.

Dünyanın en kuru yeri Arica-Antofogasta, Pasifik sahili, Şili’dir. Yıllık ortalama yağış: 0,1 mm’dir.

Dünyanın en yağışlı yeri Mawsynram, Meghalaya, Hindistan’dır. (Yıllık ortalama yağış: 861 mm.)

Dünyanın en rüzgârlı yeri Honolulu, Hawaii’dir. (Tespit edilen en yüksek değer: 380 kmh/236 mph)

Dünyanın en geniş ülkesi Rusya’dır. Yüzölçümü: 17,075,400 km2’dir.

Dünyanın en küçük ülkesi Vatikan’dır. Yüzölçümü: 0.44 km²’dir.

Dünyanın en yüksek dağı Çin (Nepal)’de bulunan Everest’dir. 8.883 metredir.

Dünyanın en çok ülke ile sınır komşusu olan ülke Çin’dir. Kuzeyinde Moğolistan Halk Cumhuriyeti, kuzey doğusunda Rusya ve Kuzey Kore, doğusunda Sarı Deniz ve Doğu Çin Denizi, güney doğusunda Güney Çin Denizi, güneyde Vietnam, Laos, Birmanya, Hindistan, Bhutan ve Nepal, güney batıda Pakistan, Afganistan, Tacikistan, Kırgızistan ve Kazakistan ile çevrilidir.

Dünyanın en uzun kesintisiz sınırı ABD – Kanada arasındadır.

12 milyon nüfuslu metropolitan bölgesi olan Japonya’nın başkenti Tokyo, dünyanın en büyük kentlerinden biridir.

Dünyanın en geniş alana yayılmış kenti Avustralya’nın Mt.Isa Queensland 25.427 km2

Dünyanın en yüksek yerleşim birimi deniz seviyesinden 5.090 m. yukarıda olan Çin’in Webzhuan bölgesidir.

Dünyanın en alçak yerleşim birimi deniz seviyesinin 54 m. altında olan ABD’nin California eyaletine bağlı Calipatria kentidir.

Dünyanın en kuzeyindeki yerleşim birimi 78.5 derece kuzeyde olan Norveç’in Ny Alesond kentidir.

Dünyanın en güneyindeki yerleşim birimi 55.1 derece güneyde olan Şili’nin Puerto Williams kentidir.

Dünyanın en uzun asma köprüsü Japonya’da bulunan, Kobe şehri ile Avaci adasını birbirine bağlayan, Akashi-Kaikyo’dur. Köprü, 1990 metre uzunluğunda yapılmış, 17 Ocak 1995’teki Kobe Depremi’nden sonra 1 metre daha uzatılmıştır.

Dünyanın en ıssız yeri, Güney Atlantik’teki Tristan Cunha adasıdır. (Hiçbir yerleşim yoktur.)

Dünyanın en kuzeydeki kara parçası Grönland açıklarındaki Islet of Odaaq’dır.

Dünyanın en güneyindeki kara parçası, Güney Kutbu Antarktika’dır.

Dünyanın en büyük çölü Kuzey Afrika’da bulunan Sahra Çölü’dür. 8.600.000 km2

Dünyanın en büyük adası Grönland’dır. Yüzölçümü: 2.166.086 km2’dir.

Dünyanın en büyük kıtası Asya Kıtası’dır. Yüzölçümü: 44 391 163 km²’dir.

Dünyanın en büyük gölü İran’da bulunan Hazar Gölü’dür. Yüzölçümü: 371.000 km2

Dünyanın en yüksekten akan şelalesi Venezuella’da bulunan Angel Şelalesi’dir. 807 metre yükseklikten akmaktadır.

Dünyanın en derin mağarası Gürcistan’daki ‘Krubera’ mağarasıdır. 1.710 m. derinliğindedir.

Dünyanın en yüksek barajı Irak’ta bulunan Bekhme Barajı’dır. 230 m.

Dünyanın en uzun tüneli Japonya’da bulunan Aki Tüneli’dir. 12.8 km-1975’te tamamlandı.

Günümüze kadar tespit edilen en büyük tsunami 1883 yılında Java Jumatra’da gerçekleşmiştir. Tsunaminin yüksekliği 35 m.’dir ve 36.000 kişinin ölümüne neden olmuştur.

Dünyanın en büyük transatlantiği olan Titanic’in 15 Nisan 1912’deki ilk seferinde buz dağına çarpıp batması sonucunda 1.513 yolcu yaşamını yitirmiştir.

Dünyada en çok can kaybına yol açan Cyclone adlı kasırga Bangladeş’te 1991 yılında gerçekleşmiştir ve 200.000 kişinin ölümüne neden olmuştur.

Dünyanın en büyük piramidi Meksika’da Cholula de Rivadabia’da bulunur. Aztek’lere ait piramit 182 107 metrekare alan üzerine kurulmuştur ve yüksekliği 54 metredir.

Dünyanın en yüksek arkeolojik alanı Şili ile kuzeybatı Arjantin arasındaki sınırdaki Andes Dağları’ndaki, dünyanın ikinci yüksek yanardağı Cerro Llullaillaco’nun tepesinde 6.743 metre yüksekliğindedir.

En sulu gezegen olan dünyada, güneş enerjisi okyanuslardaki suyu buharlaştırır, sonra yağmur olarak karaya yağarak nehirlere ve okyanuslara geri döner. Bu döngü milyonlarca yıldır devam ediyor ve günde yaklaşık 136 trilyon litre su yeryüzüne iniyor.

Dünyanın en zengin üç ülkesi Kanada, Norveç ve ABD’dir. Bu üç ülkenin ortalama geliri, dünyanın en fakir 5 ülkesinin ortalama gelirinden 74 kat daha fazladır. Kanada, Norveç ve ABD, zenginlik sıralamasının en üstünde yer alırken, Sierra Leone, Nijer ve Etiyopya en altında yer alıyor.

En uzun gün 21 Haziran, en kısa gün 21 Aralık’tır.

Dünyanın en zeki insanı, Dağıstanlı Prof. Dr. Naida Camukova’dır.

Tagged :

Yaygın Eğitim Faaliyetleri Araştırması, 2013

Yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında 2013 yılında 72 bin 321 kurs düzenlendi

Araştırmada bakanlık ve bağlı kurum/kuruluşlar, üniversite, belediye, konfederasyon, sendika, vakıf ve dernekler kapsanmış olup, bu kapsam altında 72 bin 321 kurs düzenlenmiştir. Bu kurslara katılan sayısı  3 milyon 415 bin 233 kişi, bitirenler ise 3 milyon 294 bin 418 kişi olarak gerçekleşmiştir.

Yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında, 2013 yılında kurum/kuruluşlar tarafından düzenlenen kurs sayısı 2012 yılına göre %6,9 azalmıştır. 2013 yılında düzenlenen kursların %65,1’i bakanlık ve bağlı kurum/kuruluşlar, %21,9’u belediyeler, %7,3’ü vakıf ve dernekler, %5,6’sı ise diğer kurum/ kuruluşlar tarafından gerçekleştirilmiştir.

Yaygın eğitim faaliyetlerine katılanların 2012 yılında %93,8’i düzenlenen eğitimi tamamlarken, 2013 yılında bu oran %96,5’e yükselmiştir. Açılan kursları bitirenlerin %37,3’ü bakanlık ve bağlı kurum kuruluşlar, %26,3’ü belediyeler ve %25,6’sı ise vakıf ve derneklerin düzenlediği kursları tamamlayanlardır.

Yaygın eğitim faaliyetlerinde en fazla kurs %27,8 ile sosyal bilimler, iş ve hukuk alanında düzenlendi

Eğitim ve Öğretim Alanları Sınıflamasına (FOET) göre, 2012 yılında sosyal bilimler, iş ve hukuk alanında düzenlenen kurslar %16,3’den, 2013 yılında %27,8’e, hizmet alanındaki kurslar ise              %15,1’den, %19,1’e yükselmiştir. 2012 yılında eğitim alanındaki kurslar ise %20,2’den, 2013’de        %8,4’e, beşeri bilimler ve sanat, %16,6’dan, %15,5’e, mühendislik, imalat ve inşaat alanındaki kurslar ise %14’den, %13,8’e düşmüştür.

Düzenlenen kurslarda 154 bin 050 eğitici görev aldı

Yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında, 2013 yılında bitiren kursiyer sayısı artarken, eğitici sayılarında da artış gözlenmiştir. Eğitici sayısı 2012 yılına göre %20,1 artmıştır. FOET’e göre yaygın eğitim faaliyetlerinde en fazla eğitici %20,8 ile sosyal bilimler, iş ve hukuk alanında, %19,9 ile hizmetler alanı, %14,9 ile de beşeri bilimler ve sanat alanında görev almıştır.

FOET’e göre yaygın eğitim faaliyetlerinde bitiren kursiyer sayısı %27,6 ile hizmetler alanında, %20,9 ile sosyal bilimler, iş ve hukuk alanında ve %12,5 ile de beşeri bilimler ve sanat alanında yaygın eğitim faaliyetini tamamlamıştır.

En fazla eğitim faaliyeti 17 bin 808 kurs ile İstanbul ilinde düzenlenmiştir

İllere göre yaygın eğitim faaliyetlerine bakıldığında en fazla kurs 17 bin 808 ile İstanbul, 8 bin 651 ile Ankara, 2 bin 969 ile Antalya, 2 bin 622 ile İzmir, 2 bin 332 ile Adana ve 2 bin 039 ile de Bursa’da düzenlenmiştir. En az kurs düzenlenen iller ise; Muş 151, Ardahan 149, Iğdır 134 ve Tunceli 75’dir.

İllere göre yaygın eğitim faaliyetini bitiren kursiyer sayısına bakıldığında ise; İstanbul 958 bin 104, Ankara  660 bin 110, Antalya 134 bin 187, İzmir 132 bin 366 ve Bursa 120 bin 102 kişidir.

En fazla, kurs ve özel dersler niteliğinde yaygın eğitim faaliyeti düzenlenmiştir

Kurum/kuruluşlara göre yaygın eğitimin çeşidi ve niteliği göz önüne alındığında; bitiren kursiyerlerin     %48,7’sinin kurslar ve özel dersler, %38,9’unun seminerler, %12,4’ünün iş başında rehberli temel eğitim alanlar olduğu görülmektedir. Kursiyerlerin almış oldukları sertifika/katılım belgesi de aynı şekilde en fazla kurslar ve özel derslerden alınmıştır.

Kurslar ve özel derslerde en fazla sertifika/katılım belgesi, bakanlık ve bağlı kurum/kuruluşlar ile belediyeler tarafından verilmiştir.

kaynak: tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=16123

Tagged :

10.Sınıf Coğrafya Öğretim programı değişti

10.Sınıf Coğrafya Öğretim programı değişti.

Sayı:85 Tarih:04/09/2014  Kurulda görüşülme tarihi:19.08.2014

Kurul kararı:

Kurulumuzda görüşülen Ortaöğretim Coğrafya Dersi (10. Sınıf) Öğretim Programı’nda, 2014-2015 Öğretim Yılından itibaren uygulanmak üzere ekli örneğine göre değişiklik yapılması,

Söz konusu program değişikliklerinin;

1. Ders kitaplarına yansıtılması,

2. Yansıtılma işlemleri tamamlanan ders kitaplarının en geç 27/10/2014 günü mesai bitimine kadar Başkanlığımıza teslim edilmesi,

3.İncelenmesi devam eden taslak ders kitaplarına yansıtılmasının ise inceleme işleminin bitiminde ilgililerden istenmesi

hususunu uygun görüşle arz ederiz.

Ekli örnekte;Kazanımlar,Etkinlik Örnekleri ve Açıklamalar yer almaktadır.

(ekli örnek) 10.Sınıf Coğrafya Öğretim programı – Eylül 2014 

kaynak: pekiyi.net

Tagged : /

Google Maps artık iki nokta arasındaki mesafeyi ölçebilecek

Google Maps’in yeni masaüstü sürümü artık istediğimiz noktadan diğerine mesafeyi kolayca ölçebilmemizi sağlayacak.


Google Maps’in masaüstü web sürümünde yapılan güncelleme, artık iki veya daha fazla nokta arasındaki mesafeyi ölçmemize izin verecek.

Benzer işlev, daha önce deneysel işlevlerin isteğe bağlı olarak kullanılabildiği Labs yoluyla sunulmuştu. Maps’in kendisine eklenen yeni işlevi kullanabilmek için ise ilk olarak haritada herhangi bir yere sağ tıklamanız, açılan menüden “Mesafe ölç” seçeneğine tıklamanız ve ardından hedef konuma tıklamanız gerekiyor. Birden fazla durak eklemek için tıklamanız yeterli oluyor. Çizdiğiniz çizgiyi noktalarından tutarak sürüklemeniz ve ölçümünüzde ince ayar yapmanız da mümkün.

İşlev sayesinde örneğin Google Maps’te örneğin bisiklet binerken veya yürürken kat edeceğiniz mesafenin sizi ne kadar yoracağını daha kolay bir biçimde hesaplayabileceğiz.


Kaynak: radikal.com.tr/teknoloji/google_maps_artik_iki_nokta_arasindaki_mesafeyi_olcebilecek-1201260

Tagged :

Dünya iki derece daha ısınırsa felaket olur

Birleşmiş Milletler, son iklim değişikliği raporunda bir felaket senaryosu çizdi. Rapora göre eğer dünya iki derece daha ısınırsa, insanlık, kıtlık, salgın hastalıklar ve savaşlarla karşı karşıya kalacak.

İklim değişikliğinin insanlığa tehdidi büyüyor. Uyarı Birleşmiş Milletler’den geldi.

Birleşmiş Milletler iklim değişikliği paneli, küresel ısınmanın etkilerini tartışmak için Japonya’da buluştu.

Yüzlerce araştırmacı, 7 gün süren toplantı sonrası bir rapor yayımlandı.

Yayımlanan raporda “Bu raporu dikkate almalıyız. çünkü araştırma ve tahminlerimize göre dünyada iklim değşikliğinden etkilenmeyecek tek bir insan bile yok” denildi.

Rapora göre, dünya 2 dereceden fazla ısınırsa, “Savaş, kıtlık ve salgın hastalık” tehidiyle karşı karşıya kalacak.

İklim değişikliğinin önümüzdeki 100 yıl içinde, sel, sıcak hava dalgası ve kuraklığa yol açması öngörülüyor.

Buna göre mısır, buğday, pirinç üretimi azalacak.

Hem karada hem denizde birçok canlı türü yok olacak.

Deniz suyu ısınmakla kalmayacak daha asidik olacak. Yükselen asit seviyesi denizaltı ekosistemine zarar verecek.

İnsanlar da topluca yer değişterecek. Sıcaklık, salgın hastalık, kıtlık, sel, susuzluk ve iç savaş göçe neden olacak.

İklim değişikliğinin etkilerini azaltmak için karbon salımını kontrol altına almak ve küresel ısınmaya engel olmak gerekiyor.

Tagged : /