Türk Meteoroloji Tarihi

Osmanlı İmparatorluğu Zamanında

a. Tanzimata Kadar

Ülkemizde Selçuklular ve Osmanlılar döneminde rasathaneler kurulmuş olmasına rağmen, bunlar daha ziyade astronomik gözlemler yapmışlardır. Bunlardan Ali Kuşçu ve Uluğbey’in kurduğu rasathaneler en tanınmışlarıdır. Türklerde astronominin en fazla geliştiği dönem Semerkant ekolü diye bilinen Uluğbey dönemidir(1449). Yüksek matematiğin Anadolu’ya girmesi de bu döneme rastlamaktadır. Semerkant’ta Bursalı Kadızade-i Rumî’nin öğrencilerinden Şirvanlı Fethullah, Kastamonu’ya gelerek orada astronomi ve geometri okutmaya başlamıştır.

İstanbul’a ilk yerleşen Türk astronomu ise Ali Kuşçu’dur. Ali Kuşçu Uluğbey’le beraber çalışmış onun ölümünden sonra Uzun Hasan’ın hizmetine girmiş ve elçi olarak Fatih Sultan Mehmet’e gönderilmiştir. Fatih Ali Kuşçu’nun bilgisine hayran kalmış ve kendisini Ayasofya medresesine müderris yapmıştır. Ali Kuşçu, Türk tarihinde ilk matematik ve astronomi profesörüdür. Ali Kuşçu’nun ölümü ile astronomi çalışmaları yarıda kalmıştır.

Ali Kuşçu’nun ölümünden yaklaşık yüz yıl sonra, Osmanlı İmparatorluğu’nda astronomi ve meteoroloji alanında önemli bir çalışmaya rastlanmaktadır. 1577 yılında Takiyettin bin Mehmet bin Ahmet Efendi tarafından bir rasathane kurulmuştur. Aslen Şamlı olan Takiyettin (1521-1585), Şam ve Kahire’de öğrenim gördükten sonra bazı medreselerde müderrisliklerde bulunmuş ve III. Murat zamanında İstanbul’a gelmiştir. İstanbul’da III. Murat’ın hocası Hoca Sadettin Efendi ve Ali Kuşçu’nun torunu Kutbettin ile tanışarak kendini astronomiye vermiştir. Müneccimbaşı Mustafa Çelebi’nin ölümü üzerine Hoca Sadettin Efendi’nin yardımı ile müneccimbaşılığa atanmıştır. Takiyettin Mehmet 1577 yılında tüm masrafları hazineden karşılanmak üzere Fransız Büyükelçiliği ile Tophane arasındaki sırtta bir rasathane kurmuştur. Fakat bu rasathanenin de ömrü kısa sürmüştür.

b. Tanzimattan I. Dünya Savaşı’na Kadar

Osmanlı İmparatorluğu’nda Tanzimatla birlikte çeşitli yerlerde değişik tarihlerde meteorolojik rasatlar yapılmaya başlanmıştır. İstanbul, İzmir, Kudüs, Trabzon, Tekirdağ, Merzifon gibi Osmanlı İmparatorluğu’nun çeşitli yerlerinde gerek özel gerekse devletin emrinde olmak üzere yabancılar tarafından birçok meteorolojik rasat yapılmıştır. Kayıtlı en eski rasatlar İstanbul’da Saint-Benois ve Bebek’te bulunan yabancı okullarda yapılan rasatlardır. 1839-1847 yılları arasında yapılan bu rasatlarda sıcaklıklar ölçülmüştür. Daha sonra 1847-1854 yılları arasında İstanbul, İzmir, Trabzon, Kayseri, Bursa, Sakız, Erzurum, Erivan ve Musul’da diğer iklim elemanlarını da içeren rasat kayıtlarına rastlanmaktadır. Haydarpaşa İngiliz Mezarlığı’nda Mr. W.H. Lyne ise 1865-1886 yılları arasında gözlemler yapmıştır. Yabancı okullar arasında Amerikan Kolejleri (Merzifon, Malatya, Harput, İzmir, Tarsus) de bazı rasatlar yapmışlardır. Ayrıca Erenköy’de Thomson Çiftliği’nde (1875-1893) yapılan rasatlar 1928 yılında Prof. Dr. Antal Réthly tarafından yayınlanmıştır. Büyükdere’de 1891-1906 yılları arasında yapılan rasatlarda ise sıcaklık, basınç, nem ve yağış bilgileri yer almaktadır.

Osmanlı İmparatorluğu’nda meteorolojinin kurumsallaşma çalışmaları 1867 yılında Kandilli Rasathanesi’nin kurulması ile başlamış ve bu kurumsallaşma Cumhuriyet Türkiye’sinde tamamlanmıştır. Kandilli Rasathanesi, Fransız Hükümetinin tavsiyeleri üzerine İstanbul’da Rasathane-i Amire ismi ile kurulmuş ve bu kuruluşun ilk sorumlusu da Aristide Coumbary olmuştur.

1868 yılından itibaren elde edilen rasat sonuçları ve imparatorluğun diğer yerlerinden alınan bilgiler yayınlanmıştır. Bu dönemde; İstanbul, Soulina, Köstence, Varna, Burgaz, Trabzon, Rodos, Kavala, Selânik, Manastır, Valona, Çanakkale, Elbassan, Durazzo, Beyrut ve Fao’da rasatlar yapılmıştır. Dikkat edildiğinde rasat yapılan yerler ticaretin ve limanların olduğu bölgelerdir. 1868 yılının son aylarında (Kasım ve Aralık 1868) İzmir, Diyarbakır ve Bağdat’ta da rasatlara başlanmıştır. Haziran 1869’da Berlin, Temmuz 1869’da Petersburg ve Tiflis’in rasat bilgileri de telgraf hatları ile alınmaya başlanmış ve bu bilgiler imparatorluk topraklarında yapılan meteorolojik rasatlarla birlikte değerlendirmeye tabi tutularak tahminler yapılmaya başlanmıştır.

Kandilli Rasathanesi’nin kurulmasından altı yıl sonra Viyana’da toplanan ilk Uluslararası Meteoroloji Kongresi’nde Türkiye de temsil edilmiştir. Bu kongrede; İstanbul, İzmir, Sinop, Bursa, Trabzon ve o zamanlar İmparatorluk toprakları içerisinde bulunan Selânik, Avlonya ve Beyrut’ta birer meteoroloji istasyonu kurulmasına karar verilmiştir.

İmparatorluk içinde Viyana Kongresi kararları çerçevesinde 1875’te, özellikle de ulaşım ve iletişimin yaygınlaştığı onaltı merkezde meteorolojik rasatların telgrafhane memurları tarafından yapılması yoluna gidilmiştir. Bu merkezlerde günde üç kez elde edilen meteorolojik bilgiler telgrafla İstanbul’da bulunan meteoroloji merkez bürosuna gönderilmeye başlanmıştır.

Bu arada Kandilli Rasathanesi bir yangın sonucu tamamen yanmış ve meteorolojik çalışmalarına son vermek zorunda kalmıştır. 31 Mart Olayı’ndan sonra kurulan Osmanlı Hükümeti’nde Maarif Nazırı (Eğitim Bakanı) olan Emrullah Efendi, 21 Haziran 1910 tarihinde bir tezkere ile rasathanenin yeniden kurulması için Fatin Hoca’yı (Prof. Mehmet Fatin Gökmen) görevlendirmiştir. Fatin Hoca, rasathanenin İcadiye Tepesi’ne kurulmasını kararlaştırmış ve Fransız Ulusal Meteoroloji Müdürü Prof. Angot ile yaptığı görüşmeler ile gerekli meteorolojik alet ve cihazları temin ederek 1 Temmuz 1911 tarihinden itibaren meteorolojik rasatlar yeniden yapılmaya başlanmıştır. Ayrıca burada İstanbul için yapılan hava tahminleri Posta Telefon ve Telgraf İdaresi ile Demiryolları İdaresi’ne bildirilerek kullanıcıların hizmetine sunulmuştur.

c. I. Dünya Savaşı’ndan Cumhuriyete Kadar

Hava araçlarının gelişmesi, sabit balonların ve uçakların savaşta kullanılması ile bir meteoroloji teşkilâtının kurulmasına ihtiyaç duyulmuştur. Bu teşkilâtı kurma görevi Alman Karargâh-ı Umumiyesi Rasadat-ı Cevviye Teşkilâtı Başkanı Müşavir Hans Hergesell tarafından Prof. Dr. Weickmann’a verilmiştir. 20 Ekim 1915’te Osmanlı topraklarında kurulacak olan meteoroloji teşkilâtı konusundaki faaliyetler büyük bir hız kazanmıştır. Dr. Weickmann İstanbul’da kalıp işlerin yürütülmesi için gerekli koordinasyonu yaparken, beraberinde getirdiği uzmanlar meteoroloji istasyonlarının kurulacağı yerlere gitmişlerdir. Bütün meteoroloji istasyonları, Alman alet ve cihazları ile kurulmuştur.

İstanbul’daki meteoroloji merkezi Kuruçeşme’de Caferağa Köşkü’nde “Kuvva-i Havaiye Müfettişliği Rasadat-ı Havaiye Müdürlüğü” ismiyle Ağustos 1915’te faaliyete başlamıştır. L. Weickmann, Osmanlı topraklarında kurulacak olan meteoroloji teşkilâtı için altmış civarında Alman uzmanı da beraberinde getirmiştir. Gelen uzmanlar, kurulacak teşkilâtın ilk elemanlarını oluşturmuşlar ve yanlarına Osmanlı Ordusu’nda yedek subay olarak görev yapan Türkler seçilerek Rasadat-ı Havaiye Müdürlüğü’nde göreve başlamışlardır. Ordudan seçilen yedek subaylar İstanbul’da Osmanlı-Alman Genel Karargâhı’nda meteoroloji alanında eğitime tabi tutulmuşlardır. Genel Karargâh’taki eğitimde Fatin Gökmen de dersler vermiştir. Eğitimlerini tamamlayan yedek subaylar Almanlar tarafından kurulan Edirne, Gelibolu, İzmir, Sevdiköy, Zonguldak, Sinop, Ankara, Eskişehir, Konya, Sivas, Diyarbakır, Adana, Brumana, Beyrut, Kudüs ve Musul meteoroloji istasyonlarında göreve başlamışlardır. Bu merkezlerden elde edilen bilgiler ile Osmanlı İmparatorluğu’nun müttefiki olan Bulgaristan, Avusturya-Macaristan ve Almanya’dan şifreli şekilde alınan gözlemler Kuvva-i Havaiye Merkez Şubesi olan İstanbul Vaniköy’de haritalara işlenerek tahminler yapılmıştır.

Her istasyonda gözlem için barometre, barograf, psikrometre, termograf, higrograf, azami ve asgari termometre, plüviyometre ve anemometre bulunmaktadır. Ayrıca Vaniköy, Edirne, Gelibolu, Sevdiköy, Adana ve Kudüs’te yer seviyesinden 6000 metreye kadar yüksek seviye rüzgar ölçümleri yapılmıştır. Bunun için yüksek seviye sondaj aleti ve teodolit bulunmaktadır.

İstanbul için yapılan hava tahminleri Posta, Telefon ve Telgraf İdaresi ile Demiryolları İdaresi’ne bildirilerek kullanıcıların hizmetine sunulmuştur.

22 – 25 Nisan 1918 tarihleri arasında İstanbul’da bir meteoroloji kongresi toplanmış ve bu kongrede Bahriye (Deniz), Harbiye (Savaş), Maarif (Eğitim) ve Ziraat (Tarım) Bakanlıklarına bağlı olarak faaliyet gösteren İmparatorluk içindeki meteoroloji istasyonları bir çatı altında toplanmıştır. Böylece gereksiz yere masraf yapılmasının önüne geçilmesi, Deniz Bakanlığı tarafından kurulmasına karar verilen Kuvvetli Rüzgâr Uyarı Merkezinin, Savaş Bakanlığı Meteoroloji Merkezi ile ortaklaşa çalışmasına karar verilmiştir. Tarım ve Eğitim Bakanlıklarına bağlı olan iklim istasyonlarının bir komisyon oluşturularak, birlikte çalışmaları ve bu komisyonun kuracağı iklim istasyonlarının aynı zamanda Deniz ve Savaş Bakanlıklarının işine yarayan gözlemleri de yapacak meteoroloji istasyonları kurması ve ilgili bakanlıklara bildirmesi karar altına alınmıştır. I. Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru toplanan bu kongrede alınan kararlar, savaşın sona ermesi ile hayata geçirilememiştir. Rasadat-ı Havaiye Teşkilâtında görev yapan yedek subay Türk personel ise savaş sonunda terhis edilmiş, bazıları ise esir düşmüştür. Rasadat-ı Havaiye Teşkilâtında görevli yedek subayların terhis edilmesi ile bu teşkilât ortadan kalkmıştır.

Cumhuriyet Döneminde

a. Cumhuriyetin İlânından Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün Kuruluşuna Kadar

Cumhuriyet kurulduğunda meteoroloji alanında sadece Kandilli Rasathanesi miras olarak kalmıştır. Maarif Vekâleti Müdürler Encümeni 19 Ağustos 1924 tarihinde aldığı bir kararla Kandilli Rasathanesi’nin bir genel müdürlüğe dönüştürülerek İstanbul Darü’l Fünunu’na bağlanmasını kararlaştırmıştır. Ancak Fatin Hoca, bir rasat merkezi konumunda olan Kandilli Rasathanesi’nin Darü’l Fünun’a bağlanmasına karşı çıkarak ayrı bir rasathane müdürlüğü kurulmasını önermiştir. Bundan sonra Millî Savunma, Tarım ve Bayındırlık Bakanlıkları ayrı ayrı meteoroloji teşkilâtları oluşturma yoluna gitmişlerdir.

Meteorolojik bilgilere duyulan ihtiyaç, kısa sürede ülkenin her tarafında birbirinden bağımsız meteoroloji üniteleri doğurmuştur. İsmet Paşa’nın Başbakanlık yaptığı Cumhuriyet Hükümeti, Türkiye’de meteorolojik çalışmaları yürütmek için Budapeşte Rasathanesi Şube Müdürü Prof. Antal Réthly’i görevlendirmiştir. 1925 yılında Türkiye’ye gelen Réthly, ön hazırlıklardan sonra 12 Kasım 1925 tarihinde Tarım Bakanlığı’na bağlı olarak Rasadat-ı Cevviye (Meteoroloji Enstitüsü) ismi ile Ankara Etlik’te ilk meteoroloji istasyonunu faaliyete geçirmiştir.

İlk örgütlenme çalışmalarına İstanbul ve Trakya çevresinden başlanmıştır. 1926 yılının başında önce Kandilli Rasathanesi’nin çalışmalarını incelemek üzere İstanbul’a gelen Prof. Dr. Antal Réthly, buradan Edirne’ye geçmiş ve orada Ankara’dan sonra ilk meteoroloji istasyonunu kurmuştur. Örgütlenme çalışmalarını yürütmeye başladığında Prof. Dr. Antal Réthly, Ankara’daki çalışmaları yürütmek için de Jòsef Szemiàn’ı görevlendirmiştir.

1926 yılı sonunda Türkiye’nin Batı, Güney, Trakya ve Orta Anadolu Bölgelerinde iklim çalışmaları için gerekli meteorolojik veriler düzenli bir şekilde elde edilmeye başlanmıştır. Yine Prof. Dr. Antal Réthly’nin girişimleri ile 3 Mayıs 1927 tarihinde A

Ankara’da kurulan meteoroloji merkezinin inşaatının sona ermesi ile Etlik’teki rasathane, 15 Ekim 1927 tarihinde yeni binasına taşınmıştır.

b. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün Kuruluşu

Türkiye’de meteorolojik hizmetlerin tek elden ve düzenli bir şekilde yürütülmesi çalışmaları 1936 yılı içerisinde ele alınmıştır. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Direktörlüğü’nün kurulması için oluşturulan komisyon, 11 Şubat 1936’da Bakanlar Kurulu’na bir kanun tasarısı sunmuştur. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Direktörlüğü’nün kurulmasının gerekçeleri Başbakan İsmet İnönü başkanlığında Bakanlar Kurulu’nda görüşülerek kabul edilmiş ve 30 Kasım 1936 tarihinde Başbakanlık Kararlar Müdürlüğü’nün 6/3727 sayılı yazısı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulmuştur.

Devlet Meteoroloji İşleri Genel Direktörlüğü’nün oluşturulmasına dair kanun tasarısında şu gerekçeler yer almaktadır:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından önce ülke içinde hava olaylarıyla uğraşan çeşitli istasyon şebekeleriyle çalışan bir kuruluş yoktu. Son on yıl içerisinde ülkemizin hava, iklim bilgilerine olan gereksinim kendini o kadar kuvvetle hissettirmiştir ki, ilk önce 1925’te Tarım ve Millî Savunma Bakanlıkları iklim ve gözlem teşkilâtı kurmak suretiyle işe başlamışlardır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin teknik ve idari birimlerinden her birinin hava ve iklim bilgilerine kuvvetle gereksinim duymalarının nedeni Cumhuriyetin, ülkenin muhtaç olduğu bütün teknik işlerde en açık adımlarla ilerlemekte olmasının ve bu adımları atarken en sağlam teknik esaslara dayanmak lüzumuna inanmasından gelmektedir.

Devletin bütün işlerinin çağdaş ve modern şekillerle yürütülmesi, devletin harcayacağı para ve emeklerden en yüksek randımanı alabilmesi işlerin içeriğine göre hava ve iklime olan ilgilerinin bilinmesine ve iş üzerinde havanın tesirlerinin ve sonuçlarının hesaba katılmış olmasına bağlıdır. Bu nedenledir ki, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hava gözlem teşkilâtına olan gereksinimi çok açık bir zorunluluk haline gelmiştir.

Çeşitli bakanlıkların şimdiye kadar kurmuş olduğu gözlem istasyonlarının personeli ve malzemeleri yine yukarıdaki sebeplerden dolayı çok noksan olduğu ve bunların yetiştirilmesi, gereksinimlerinin karşılanması para ve olanaklara bağlı olduğundan yeni oluşturulacak olan kurumun tam bir suretle faaliyete geçmesi için üç senelik bir programın yapılması uygun görülmüştür.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Tarım Komisyonu 28 Aralık 1936 tarih ve 8 sayılı kararıyla, Millî Savunma Komisyonu 5 Ocak 1937 tarih ve 15 sayılı kararıyla ve Bütçe Komisyonu da 8 Ocak 1937 tarih ve 52 sayılı kararıyla raporlarını TBMM Başkanlığı’na sunmuşlardır.

27 madde ve 10 geçici maddeden oluşan Devlet Meteoroloji İşleri Umum Müdürlüğü Kuruluş Kanunu 10 Şubat 1937 tarih ve 3127 sayı ile kabul edilmiştir.

3127 sayılı kanun kabul edildikten sonra TBMM Başkanlığı 11 Şubat 1937 tarih ve 1/649/2077 sayılı tezkeresi ile onaylanması için Cumhurbaşkanlık Makamına göndermiştir. Ulu önder Gazi Mustafa Kemâl Atatürk DMİ Umum Müdürlüğü Kuruluş Kanunu’nu 19 Şubat 1937 tarihinde imzalamış ve yayınlanmak üzere Neşriyat Müdürlüğü’ne göndermiştir.

c. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün Kuruluşundan Günümüze

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün kuruluşundan ikibuçuk yıl sonra II. Dünya Savaşı patlak vermiştir. Bu Türkiye’nin ekonomik ve insan kaynaklarının büyük bir kısmının savunmaya ayrılmasına neden olmuştur. Meteoroloji Genel Müdürlüğü savaş sırasında Silahlı Kuvvetlerin emrine girmiş ve çalışmalarını da buna göre yürütmüştür.

II. Dünya Savaşı daha oldukça yeni bir kuruluş olan Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü için de büyük bir tecrübe olmuştur.

II. Dünya Savaşı’nın sona ermesinden sonra meteorolojik hizmetlerde de hızlı bir gelişme meydana gelmiştir. Meteoroloji Genel Müdürlüğü uluslararası işbirliğinin artması sonucu kurulan Dünya Meteoroloji Teşkilâtı’na 31 Mayıs 1949 tarihinde üye olmuştur.

Başbakanlığa bağlı olarak hizmet veren Meteoroloji Genel Müdürlüğü 15 Mayıs 1957 tarihinde 6967 sayılı kanunla Tarım Bakanlığı’na bağlanmıştır. 5 Ocak 1978 tarihinde ise tekrar Başbakanlığa bağlanmıştır. Bugün Türkiye’de meteorolojik hizmetleri yürütmekten sorumlu tek kuruluş olan Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü’nün 3127 sayılı kuruluş kanunu 1986 yılında değiştirilerek 3254 sayılı kanunla; kuruluş, görev, yetki ve sorumlulukları yeniden belirlenmiştir. 1991 yılında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname ile Çevre Bakanlığı’na bağlanan Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü, 28 Şubat 1992 tarihli Cumhurbaşkanlığı tezkeresi ile ve 3812 sayılı kanunla Temmuz 1992 tarihinden itibaren tekrar Başbakanlığa bağlı bir kuruluş haline getirilmiştir. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü’nün verdiği meteorolojik hizmetlerin ürünleri, 3 Kasım 1994 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan Döner Sermaye İşletmesi Yönetmeliği ile ücretlendirilmiştir.

02 Kasım 2011 tarih ve 28103 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 657 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ismi Meteoroloji Genel Müdürlüğü olarak değiştirilmiştir.

Tagged : /

Bulutlar

Bulutlar

Serbest atmosferde, buz kristalleri, ve su damlacıkları gibi gözle görülür parçacıkların bir araya gelmesiyle oluşan bulut, hava parselinin atmosfer içerisinde yükselmesi ile içerisinde bulunan su buharının yoğunlaşması sonucunda oluşur. Sisin buharlaşması şeklinde oluşumu da söz konusudur.

Yoğunlaşma çekirdekleri adı verilen toz ve duman parçacıkları sayesinde su buharı yoğunlaşabilir. Bulutun oluşumunda her şeyden önce, ister konvektif faaliyetle olsun, isterse bir dağ yamacının zorlamasıyla olsun veya isterse yerin ısınmasıyla yere yakın yerlerdeki hava parselinin ısınarak yükselmesi sonucunda olsun yükselme, soğuma ve yoğunlaşma gerekli olan üç temel özelliktir.

Bulutlar yüksekliklerine göre üçe ayrılırlar:

  1. Yüksek Bulutlar
    • Cirrus
    • Cirrocumulus
    • Cirrostratus
  2. Orta Bulutlar
    • Altocumulus
    • Altostratus
    • Nimbostratus
  3. Alçak Bulutlar
    • Stratus
    • Stratocumulus
    • Cumulus
    • Cumulonimbus
BULUTLAR Kutup Bölgelerinde Orta Enlemlerinde Bölgelerinde
Yüksek Bulutlar 3.000-8.000 Metre 5.000-13.000 Metre 8.000-18.000 Metre
Orta Bulutlar 2.000-4.000 Metre 2.000-7.000 Metre 2.000-8.000 Metre
Alçak Bulutlar 0 -2.000 Metre 0 -2.000 Metre 0 -2.000 Metre

Yüksek Bulutlar

Cirrus

Beyaz renkte, çok ince iplikler halinde veya dar şeritler şeklinde bağımsız bulutlardır. Görünümleri lif veya ipek parlaklığındadır. Bu bulutlar genellikle Cirrocumulus ve Altocumulus bulutları ile Cumulonimbus bulutlarının üst kısımlarından meydana gelir. Cirrus bulutları, çok ufak buz kristallerinden meydana gelmiştir.

Ci

Cirrocumulus

Kum taneleri veya küçük dalgacıklar halinde, oldukça küçük kümeciklerden meydana gelmiş ince, beyaz ve gölgesiz bulut örtüsüdür. Bulutlar toplu halde oldukları gibi, ayrı ayrı parçacıklar halinde de görülebilirler.

Cirrocumulusler, Cirrus veya Cirrostratus bulutlarının şekil değiştirmesinden veya parçalar halindeki Altocumuluslerin küçülmesinden meydana gelirler. Bu bulutlar tamamen buz kristallerinden ibaret olup, bazen aşırı soğumuş su damlacıkları da görülür.

Cc

Cirrostratus

Cirrostratuslar gökyüzünü tamamen veya kısmen kaplar ve genellikle Hale olayını meydana getirirler. Bunlar şeffaf, saça benzer, beyazımsı lifler halinde düzgün görünümlü bulutlardır. Cirrostratuslar küçük buz kristallerinden oluşurlar. Bu bulutlar fazla kalın olmadıklarından şeffaf görünürler. Güneş ve ay ışığını geçirirler.

Cs

Orta Bulutlar

Altocumulus

Altocumulus bulutları, genellikle gölgeli, beyaz renge sahiptir. Bu bulutlar kısmen lif halinde yayılmış olduğu gibi ayrı ayrı durumda olan ince tabakalar, yuvarlak kütlelerden ve tomurcuklardan meydana gelir. Düzgün şekildeki parçacıkların gökyüzünün ancak yarısını kaplayacak kadar genişliğe sahip olduğu görülür.

Ac

Altostratus

Gökyüzünün büyük bir kısmını veya tamamını kapatan, çizgili, lif veya düzgün görünüşteki grimsi veya mavimsi renkteki bulut tabakasıdır. Bazı kısımları çok ince olduğundan, Güneş; sanki buzlu cam arkasındaymış gibi bir görünüm alır. Bu bulut hale olayını göstermez.

As

Nimbostratus

Genellikle koyu gri renkteki bulut tabakasıdır. Bunlar çoğu zaman yere kadar ulaşan ve devamlılık gösteren yağmur ve karın düştüğü bulutlardır. Çok kalın olduklarından, güneş ve ayın görülmesi mümkün değildir. Nimbostratus bulutunun altında, parçalar halinde alçak bulutlar meydana gelebilir.

Bu bulutlar yatay ve dikey olarak çok geniş sahaları kaplarlar. Su damlaları, yağmur damlaları, kar kristalleri, kuşbaşı kar taneleri ve bunların karışımından meydana gelirler. Nimbostratusler dikey gelişmeli bulutlar sınıfından oldukları için; en alçak bulut seviyesinden, yüksek bulut seviyesine kadar çok kalın bir tabakayı tamamen kaplarlar.

Ns

Alçak Bulutlar

Stratus

Genellikle gri renkte, düzgün görünüme sahip bulutlardır. Stratus’lerden çisenti, buz prizmaları ve kar grenleri yağışı meydana gelir. Güneş bu bulutlardan görüldüğü zaman, bulutun sınırları kolayca teşhis edilebilir. Çok düşük sıcaklıklar dışında Stratus, hale olayını meydana getirmez. Bu bulutlar bazen düzensiz sıralar halinde de meydana gelebilir. Stratus’lerin karakteristik yağışı çisenti olup, rüzgarın sakin veya hafif olduğu dönemlerde görüşü kısıtlayacak şekilde yere yakın seviyelerde görülebilmektedirler.

St

Stratocumulus

Stratocumulus’ler gri veya beyazımtrak renkte, yada her iki renge birden sahip olan bulutlardır. Bu bulutlar toplu halde veya ayrı ayrı olabilen mozaik görünümünde yuvarlak kütleler ve tomarlardan meydana gelirler. Stratocumulusu meydana getiren elemanlar, genellikle sıralar halinde ve tepeleri düz şekildedir.

Sc

Cumulus

Üst kısımları karnabahar görünümünde olan; küme, kubbe veya kuleler halinde dikine olarak gelişen, genel olarak yoğun durumda bulunan bağımsız bulutlardır. Cumulus’lerin güneşle aydınlanan kısımları çoğu zaman parlak beyaz görünüme sahiptir. Bu bulutların tepe ve yan kısımları tomurcuğu andıran kümeler halinde olmasına karşılık, tabanları daha koyu ve hemen hemen düzdür. Cumulusler bazı zamanlarda düzensiz şekillerde de bulunabilirler.

Cumulus bulutları genel olarak su damlalarından meydana gelmiştir. Bulut içindeki sıcaklığın sıfırın altına düştüğü yerlerde, aşırı soğumuş su damlaları ve buz kristalleri de bulunur. Dikine gelişmeye sahip Cumulus’lerde yağmur ve sağanak şeklinde yağışlar meydana gelir.

Cu

Cumulonimbus

Dağ ve kuleler biçiminde, büyük bir dikine uzanışa sahip, yoğun ve koyu bir buluttur. Üst kısımları genellikle düz, lifli veya çizgili bir görünüme sahiptir. Cumulonimbus bulutlarının üst kısımları örs veya sorguç şeklinde yayılır. Bu bulutların altında düzensiz biçimde alçak bulutlar oluşabilir. Bunlar Cumulonimbus’lerle bir arada veya ayrı olarak bulunabilirler.

Gökyüzünün büyük bir bölümünü kapladıklarında, tabanları Nimbostratus bulutunu andırır. Bu durumda bulutun yapmış olduğu yağış şekline bakılmalıdır. Sağanak yağışlarla birlikte şimşek, gök gürültüsü veya dolu varsa bulut; Cumulonimbus bulutudur.

Bu bulutlar tek bulut halinde oldukları gibi, birçok Cumulonimbus bulutunun meydana getirmiş olduğu büyük bir bulut silsilesi halinde de olabilirler. Böyle bir Cumulonimbus grubu içindeki her Cumulonimbus bulutuna Oraj meydana getirmesi sebebiyle Oraj Hücresi adı verilir.

Cb

Tagged : / / / / / / / / /

Kümülonimbus Bulutu nedir?

Kümülonimbus (Cb), kümülüs bulutlarının dikey olarak gelişerek büyümesiyle oluşan konvektif fırtına bulutu. Tabanı 4 km altında bulunur. Kümülonimbus tek başına, gruplar halinde veya soğuk cephe hattı boyunca termodinamik kararsızlığa bağlı olarak cumulus congestus bulutundan gelişebilir.

Üst bölümünün bir kısmı genellikle düzgün, ipliksi ya da çizgilidir, bu kısma şeklinden dolayı örs adı verilir. Örs kısmı cirrostratus ve cirrus gibi bulutlardan oluşur. Ancak, her cumulonimbus bulutunda örs yapısı oluşmaz. Havanın nem oranı ile doğru orantılı olarak bulut tabanı alçalır. Sıcak ve nem oranının azaldığı yaz günlerinde bulut tabanının deniz seviyesinden yüksekliği 3 kilometreyi aşabileceği gibi, kışın deniz üzerinden geçen soğuk havanın etkisi ile gelişen kar kümülonimbuslarının taban yüksekliği 500 metrenin de altına inebilir. Ayrıca tabanı daha alçakta bulanan kümülonimbuslar yıldırım açısında daha tehlikelidir.

Örnek görsel

Bulutun tepe yüksekliği, tepe enverziyonun seviyesine ve termodinamik kararsızlığa bağlı olarak 11 kilometre yukarıda bulanabilir. Öte yandan kışın deniz veya göl etkisi ile gelişen kümülonimbuslar yaz aylarında görülenlere göre oldukça sığ durumdadırlar. Bunların hem tabanları yere çok yakındır, hem de tepe yükseklikleri 5 kilometreyi pek geçmez.

Çoğu kez koyu renkte bu bulutun tabanı çevresinde, onunla birleşmiş ya da birleşmemiş durumda aksesuar bulutlar da eşlik edebilir.

Türkiye’nin Göreceli Konumu

Ülkemiz; Eski Dünya karaları adı da verilen Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının birbirine en çok yaklaştığı yerde bulunur. Asya Kıtası’nın batısında, “Küçük Asya” da denilen Anadolu ile Avrupa Kıtası’nın güneydoğusunda bulunan Trakya ülkemizin topraklarını oluşturur. Bu yönüyle ülkemiz hem Asya hem de Avrupa ülkesidir. 814.578 km²lik (adalarla birlikte) gerçek yüz ölçümü ile ülkemiz, bir bakıma Avrupa ile Asya arasında doğal bir köprü oluşturur (Harita 1.9.).

Kıtaların Kesişim Noktası

Türkiye’nin Göreceli Konumunun Sonuçları

• Uluslararası enerji yollarının (boru hatlarının) geçiş noktasında önemli bir kavşak durumundadır.

• İstanbul ve Çanakkale boğazları gibi çok işlek su yollarına sahiptir.

• Üç tarafı denizlerle çevrili bir yarımadadır.

• Kıyılar ile iç kesimler arasında önemli iklim ve bitki örtüsü farkları oluşmuştur.

• Yeryüzü şekilleri oldukça engebelidir. Dağlar geniş yer kaplar ve genel olarak doğu-batı doğrultusunda uzanır. Ortalama yükselti oldukça fazladır (1.132 m).

• Farklı kültürlere komşudur.

• Yer altı ve yer üstü kaynakları bakımından zengindir.

Göreceli konum doğal ve beşerî özelliklerden oluşmaktadır.

1. Doğal özellikler

• Üç kıtanın birbirine yaklaştığı yerdedir. Üç tarafı denizlerle çevrili olup, dünya ticareti bakımından önemli olan Çanakkale ve İstanbul boğazlarına sahiptir.
• Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan köprü konumundadır ve transit ticaret yolları üzerindedir.
• 3. ve 4. zamanda oluşan genç arazidir. Bu nedenle ortalama yükseltisi fazladır, fay hatları üzerindedir, deprem riski yüksektir, ancak jeotermal ve kaplıca kaynakları yaygındır.
• Yer şekilleri engebelidir. Buna bağlı olarak kısa mesafede iklim, bitki örtüsü, toprak, tarım ürünü farklılaşır.
• Akarsularımız hızlı akışlıdır, buna bağlı olarak hidroelektrik potansiyeli yüksek, ulaşıma elverişsiz ama raftinge elverişlidir.

2. Beşerî Özellikler

• Genç ve dinamik nüfusa sahiptir.
• Tarih boyunca medeniyetlere beşiklik etmiştir.
• Çok sayıda komşusu vardır. Gürcistan, Ermenistan, Nahcıvan (Azarbaycan ), İran, Irak ve Suriye, Yunanistan ve Bulgaristan’a komşudur.
Dünya’nın önemli bir enerji havzası olan Hazar Havzası ve Ortadoğu ülkelerine yakındır.
• Enerji kaynaklarına sahip ülkeler ile enerji tüketicisi olan gelişmiş Avrupa ülkeleri arasındadır.

Tagged : /

Jeotermal Enerji

Jeotermal enerji yerin derinliklerinde birikmiş ısının oluşturduğu sıcak su ve buhardan yapay yollarla elde edilen enerjidir. Basitçe dünyanın iç sıcaklığından türetilmiş güçtür. Jeotermal kaynaklar yoğun olarak aktif kırık sistemleri ile volkanik ve magmatik birimlerin etrafında oluşmaktadır.

Türkiye Jeotermal Enerji Potansiyeli ve Arama Çalışmaları

Bilindiği gibi jeotermal enerji, yenilenebilir, temiz, ucuz ve çevre dostu olan yerli bir yeraltı kaynağıdır. Ülkemiz jeolojik ve coğrafik konumu itibarı ile aktif bir tektonik kuşak üzerinde yer aldığı için jeotermal açıdan dünya ülkeleri arasında zengin bir konumdadır. Ülkemizin her tarafında yayılmış yaklaşık 1.000 adet doğal çıkış şeklinde değişik sıcaklıklarda jeotermal kaynaklar mevcuttur.

Ülkemizin jeotermal potansiyeli oldukça yüksek olup potansiyel oluşturan alanların %78’i Batı Anadolu’da, %9’u İç Anadolu’da, %7’si Marmara Bölgesi’nde, %5’i Doğu Anadolu’da ve %1’i diğer bölgelerde yer almaktadır. Jeotermal kaynaklarımızın %90’ı düşük ve orta sıcaklıkta olup doğrudan uygulamalar (ısıtma, termal turizm, çeşitli endüstriyel uygulamalar vb.) için, %10’ u ise dolaylı uygulamalar (elektrik enerjisi üretimi) için uygundur. Jeotermal enerji uygulamalarında ilk elektrik üretimi 1975 yılında 0,5 MWe güce sahip Kızıldere Santrali ile başlatılmıştır.

 

Dünyada jeotermal enerji kurulu gücü 2018 yılı verilerine göre 14.369 GWe düzeyindedir. Jeotermal enerjiden elektrik üretiminde ilk beş ülke; ABD, Filipinler, Endonezya, Türkiye ve Yeni Zelanda şeklindedir. Elektrik dışı kullanım ise 70.000 MWt’ı aşmış olup dünyada doğrudan kullanım uygulamalarındaki ilk 5 ülke ise ABD, Çin, İsveç, Belarus ve Norveç’tir.

Jeotermal enerji arama çalışmalarına hız verilmiş ve sondajlı jeotermal enerji aramaları 2.000 m seviyelerinden 28.000 m seviyelerine çıkarılmıştır. 2005 yılından itibaren Bakanlığımız desteğiyle, mevcut kaynakların geliştirilmesi ve yeni kaynak alanlarının aranması çalışmalarına ağırlık verilmesi nedeniyle, 2004 sonu itibari ile 3.100 MWt olan kullanılabilir ısı kapasitesi, 2018 yılı Aralık sonu itibari ile ilave 1.900 MWt ısı enerjisi artışıyla 5.000 MWt’e yükselmiştir. 173 adet olan keşfedilmiş jeotermal saha sayısı da sondajlı aramalarla 10 adedi elektrik üretimine uygun olan yeni sahaların keşfiyle 239 sahaya çıkarılmış olup bugüne kadar toplam 632 adet, 410.000 metre sondajlı arama çalışması yapılarak doğal çıkışlar dahil açılan kuyularla yaklaşık 5.000 MWt ısı enerjisi elde edilmiştir.

2008 yılında, Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ve özel sektörün de jeotermal arama, geliştirme ve yatırım çalışmaları ile birlikte ülkemiz toplam jeotermal ısı kapasitesi (görünür ısı miktarı) 35.500 MWt’e ulaşmıştır.

Jeotermal enerji yerin derinliklerinde birikmiş ısının oluşturduğu sıcak su ve buhardan yapay yollarla elde edilen enerjidir. Jeotermal kaynaklar yoğun olarak aktif kırık sistemleri ile volkanik ve magmatik birimlerin etrafında oluşmaktadır.Kısa Bilgi :

 

Tagged : /

Dünya Haritaları – Dünya Dilsiz Haritaları

Harita, yeryüzünün tümünün ya da bir parçasının belirli oranlarda küçültülüp bir düzlem üzerinde gösterimidir. Yeryüzü düzleme açılamayan kapalı bir şekil olduğundan küçültme ile birlikte harita projeksiyonları kullanılarak düzleme izdüşüm işlemi de yapılır.

Haritanın temel işlevi, bölgenin topografyası ya da ilişkili diğer konularda, jeolojisi, jeomorfolojisi, iklimi, trafiği, yeraltı kaynakları, değişik bakış açılarından ekonomisi vb. hakkında bilgi vermektir.

Başlarda haritacılık yalnız savaşlar sayesinde var olmuş, daha sonraları ilmi meselelerde ve siyasi meselelerde söz sahibi konuma gelmiştir. Haritacılık anlayışında en doğru hesapları yapabilen denizciler olduğundan dolayı Portekizler haritacılık tarihinde önemli bir yer tutar. Yine aynı biçimde ünlü gök bilimci Ptolemaios (Batlamyus) tarihi geçmişinde haritacılığa ismini altın harflerle kazımıştır.

Bu haliyle harita, insandan (haritayı üreten kartograf) insana (harita kullanıcısı) yer referanslı bilgi aktaran, genel olarak basılı bir iletişim aracıdır.

Haritalar, basılı haritalar ve sayısal haritalar olmak üzere iki gruba ayrılabilir. Sayısal harita (vektör harita, raster harita, matris harita) niteliğindeki coğrafi veriler, Ulusal Coğrafi Veri Altyapısı’nın temel altlık verilerini oluşturur.

Anadolu Medeniyetleri Müzesinde yer alan ve MÖ 6200 yıllarına tarihlenen Çatalhöyük kent planını gösteren harita, dünyanın bilinen en eski haritasıdır.

Görsel Kaynak : cografyaharita.com

Tagged : / / / /

Canlı Hayvan ve Hayvansal Ürün Fiyatları ve Üretim Değeri, 2018

Kültür sığır fiyatı bir önceki yıla göre %21,5 arttı 

Bir önceki yıla göre; 2018 yılında büyükbaş hayvanlardan kültür sığır fiyatı %21,5 artarak 7 bin 347 TL,  melez sığır fiyatı %26,7 artarak 6 bin 1 TL olurken, küçükbaş hayvanlardan; merinos koyun fiyatı %15,9 artışla 922 TL, kıl keçisi fiyatı ise %29,9 artışla 742 TL oldu. Kümes hayvanlarından et tavuğu fiyatı %10,7 artarak 16,38 TL ve yumurta tavuğu fiyatı %38,5 artarak 24,20 TL olarak gerçekleşti.

İnek sütü fiyatı bir önceki yıla göre %19,1 arttı

2018 yılında bir önceki yıla göre; inek sütü fiyatı %19,1 artarak 1,47 TL, koyun sütü fiyatı ise %14,7 artarak 2,77 TL oldu. Kırmızı et fiyatlarından; sığır eti fiyatı %4,8 artarak 28,76 TL, koyun eti fiyatı %14,5 artarak 31,85 TL olarak gerçekleşti.

Canlı hayvan değeri bir önceki yıla göre %24,1 arttı

2018 yılında, canlı hayvan değeri %24,1 artışla 146,2 milyar TL oldu. Büyükbaş hayvanların değeri bir önceki yıla göre %23,4 artarak 104 milyar TL, küçükbaş hayvanların değeri %32,6 artarak 37 milyar TL olurken, kümes hayvanlarının değeri ise %7,2 azalarak yaklaşık 4,9 milyar TL oldu.

Hayvansal ürün üretim değeri 2018 yılında 79,1 milyar TL oldu

Hayvansal ürün toplam üretim değeri 2018 yılında %13,2 artarak 79,1 milyar TL oldu. Toplam süt üretim değeri 35 milyar TL, bal üretim değeri yaklaşık 3,7 milyar TL, yumurta üretim değeri 7,5 milyar TL ve kırmızı et üretim değeri 32,5 milyar TL oldu.

Hayvansal üretim değerleri, 2017-2018

Tagged : / / / / / /

Ücretsiz Open Source Blog Yazılımları

Blog, genelde kişi veya belli bir kullanıcı grubu tarafından düzenli üretilen içeriklerin yayınlanması için oluşturulmuş web sitesi veya bir web sitesindeki alt bir bölümdür.

Bir çok blog, belirli bir konuda yorum veya haber sağlar; diğerleri ise daha kişisel çevrimiçi günlükler olarak işlev görür. Tipik bir blog metin, resimler ve diğer bloglara, web sayfalarına ve konuyla ilgili diğer medyalara olan bağlantıları birleştirir. Okuyucuların yorumlarını etkileşimli bir biçimde bırakabilmeleri için hem kurumsal hemde bireysel web sayfaları için blog çok önemli bir bileşendir.

Açık Kaynak Kodlu ( Open Source ) Blog Yazılımı ( Script’i) Ne Demek ?

Açık kaynaklı blog yazılımı, bir web sitesini yönetmenin son derece popüler bir yoludur. Artık statik HTML web günleri geride kaldı! Açık kaynak kodlu ( open source ) blog yazılımı demek, bir çok kişi tarafından belli bir topluluk ve geliştirme standardı içerisinde herkesin istediği değişiklikleri yapmasına olanak sağlayan tüm kodları o geliştirici topluluğuna açık herhangi bir kaynak kodu erişim engeli olmayan yazılımlardır.

Blog yazılımları veya diğer adıyla blog scriptleri ile bir HTML5 ve CSS3 uyumlu web sitesi bu modern web geliştirme teknolojileri sayesinde, kullanıcının herhangi bir teknik bilgi veya deneyim olmadan saniyeler içinde blog sayfasını oluşturmasına fırsat tanıyor. Sıfır deneyimi olan HTML ve CSS acemileri, blog yazılımı ile kendi bloglarını veya şirket web sitelerini oluşturabilir ve işletebilir. Genellikle bir içerik yönetim sistemi olarak adlandırılan bu yazılımlar farklı olarak içerik yönetim sistemi CMS olarakta adlandırılabilmektedirler. Genellikle CMS’lerden farklı olarak blog yazılımları daha kolay web sitesi yönetimi için izin verilen ortak standart bir dizi özellik sunar.Bunlar;

Sayfalar ve Gönderiler ( Page and Post )

Tabii ki, çoğu açık kaynaklı blog yazılımı ayrıca web sitesine yeni sayfalar veya blog yazıları ekleyebileceğiniz sayfa ve yazı ayarları da sağlar. Burada, arama motoru optimizasyonu yapmak veya ek içerik eklemek gibi ( medya, resim, video, bağlantı ) ekstra işlemlerde yapabilirsiniz.

Medya

Blog içerik yönetim sistemlerinin çoğunda, görüntüler, videolar ve diğer dosya biçimleri gibi medyaları yükleyip saklayabileceğiniz bir medya paneli de bulunur. Bu, yüklenen medyayı düzenlemek ve izlemek için çok kullanışlıdır.

Eklentiler

Bir blog yazılımının en önemli özelliği eklentiler sayesinde yeni özellikler edinebilmesidir. WordPress blog yazılımı veritabanında yer alan ve kullanıcıların geliştirdiği milyonlarca eklenti sayesinde bu gün en popüler blog yazılımı haline gelmiştir.

Blog Yazılımını ( Script’ini) Üstün Yapan Nedir ?

Modern blog yazılımı ile fark etmiş olabileceğiniz bir şey, açık kaynak kodlu projeler arasında içerik yönetim sistemleri göre daha popüler olan projeler olduğudur. Bu, büyük oranda web gelişiminde görülen içerik üretimi açısından büyük büyümeden kaynaklanmaktadır. İşletmeler ve bireyler, modern bir web sitesi kurmanın ve yönetmenin kolaylığını fark ettiklerinde bunla bağlantılı olarak blog yazılımlarının popülerliği arttı. Birdenbire, fenomen blog yazarlığı popüler hale geldi ve web tabanlı reklamcılık için ayrılan bir bütçeye sahip olmayan küçük işletmelerde tanıtım için bir fırsat sahibi oldular. Bugün, blog yazılımları diğer açık kaynaklı platformlara göre üstün olmaya devam ediyor. Ancak, sürükle ve bırak özelleştirme süreci sunan web sitesi üreticileri, kuruluşlarından bu yana önemli ölçüde büyüdü. Aslında, pek çok blog içerik yönetim sistemi, eklenti yüklemeleri yoluyla sürükle ve bırak sayfa oluşturucuları sağlayarak benzer teknolojiyi sunmaya çalışıyor.

Blog yazılımı sayfaların ve yayınların ötesine nasıl yayılır?

Blog yazılımı, geleneksel blog gönderinizden daha fazlasını başarabilir. Eklentiler ve özel temalar kullanarak, bir blog veya içerik yönetim sistemi, haber portalları, emlak listeleri, seri ilanlar, forumlar, buluşma siteleri, wiki sayfaları, e-ticaret alışverişi ve daha fazlası için kullanılabilir. Blog yazılımı, birçok web sitesinin çeşitliliğinin temelini oluşturmuştur ve bugün, bir blog platformu üzerinde herhangi bir web sitesi türünü oluşturmak tamamen mümkündür.

Blog yazılımı ücretsiz mi ve nereden indirilebilir?

Çoğu blog yazılımı tamamen ücretsizdir, genellikle açık kaynaktır ve geliştiricinin web sitesinden indirilebilir. Örneğin, WordPress’i WordPress.org’da, Joomla’yı Jo’da bulabilirsiniz.Aşağıdaki listeden popüler blog yazılımlarının listesini inceleye bilirsiniz;

Yazılım ( Script) Kullanıcı Puanı Web İndirme Linki
WordPress 4.98 İncele Download
Anchor CMS 4.86 İncele Download
LoudBlog 4.81 İncele Download
EggBlog 4.65 İncele Download
Simple PHP Blog 4.65 İncele Download
Diem 4.58 İncele Download
PivotX 4.57 İncele Download
contentNow 4.52 İncele Download
Microweber 4.52 İncele Download
Nucleus CMS 4.52 İncele Download
FlatPress 4.48 İncele Download
Pritlog 4.48 İncele Download
Textpattern 4.45 İncele Download
Croogo 4.43 İncele Download
BLOG:CMS 4.42 İncele Download
SweetRice 4.42 İncele Download
b2evolution 4.36 İncele Download
Bludit 4.35 İncele Download
Dotclear 4.27 İncele Download
Serendipity 4.26 İncele Download
Elgg 4.23 İncele Download
PluXml 4.18 İncele Download
bBlog 4.15 İncele Download
MonoCMS 4.13 İncele Download
Habari 4.12 İncele Download
WPdotnet 4.12 İncele Download
Backdrop CMS 4.11 İncele Download
60cycleCMS 3,85 İncele Download
Tagged : /

Web Sitenizin Kahramanı Olmanızın 3 Yolu

Ziyaretçilerinizin dikkatini uzun süre verebilecekleri ve bu web sitesi üzerinden kazanç sağlayacağınız bir site inşaa etmek çok zorlu bir süreçtir.Trafiğinizin artmasını sağlamak ve web sitenizde geçirilen sürenin uzamasını sağlamak bazı süper güçler gerektirebilir.Bir kaç ipucu ve püf noktası ile web siteniz güncel bir görünüme sahip olabilir.

Web’de ziyaretçilerinizin kalbini kazanmaya hazır mısınız? Pelerininizi alın ve sitenizin kahramanı olmanın 3 yolunu için hazırlıklara başlayın.

1. Ziyaretçilerinize “Hakkımızda” Sayfanız ile İlham Verin

Sitenizi ilk kez oluştururken “Hakkımızda” sayfası son derece önemlidir, çünkü ziyaretçilerinize ön plana çıkacak bir hikaye anlatırsınız. İnsanların sitenizdeki ürün veya hizmetle bağlantı kurmasına yardımcı olacak bir açıklama sağlayarak markanızı hedef kitleniz ile birleştirmek istiyorsunuz. “Hakkımızda” sayfanız resmi ve robotik olmamalı, arkadaşça ve ilgi çekici olmalıdır.

Hakkında Sayfanızı başlatmanıza yardımcı olacak bir formüle mi ihtiyacınız var? İşte eski tarz bir “Hakkımızda” sayfasından daha iyi bir “Hakkımızda” sayfasını oluşturmak için yapmanız gerken 5 aşama.

  • Hedef kitlenizi tespit edin
  • Markanızın toplum için üstlendiği bir görev, bir farkındalık yaratma konusu ile başlayın.
  • Şirket veya marka hikayenizi hedef kitleniz ile en iyi iletişim yolunu bularak anlatın
  • Ziyaretçinize nasıl bir marka veya firmadan hizmet aldığını anlatın

2. Hedef Kitlenizi Belirleyin

İster bir web sayfası oluşturma konusunda deneyimli olun, isterseniz deneyimli bir web tasarım profesyoneli olun, hedef kitlenizi tanımak sizin için süper bir güçtür. Siteniz ile kime yöneldiğiniz, yalnızca yüksek dönüşümler için önemli değil, içeriğinizin sesini ve tonunu oluşturmanıza yardımcı olması açısındanda önemlidir. İlgi alanı, tutkular ve satın alma alışkanlıkları gibi hedef kitlenizi deşifre ederken göz önünde bulundurulması gereken birkaç faktör vardır.

Hedef kitlenize aşina olduğunuzda, doğrudan o müşteriyle dokunan mesajlar oluşturabilir ve servisler tasarlayabilirsiniz. Tabikide bu süreç biraz zaman ve deneyim kazanma gerektirecektir bir gecede süper kahraman olamazsınız,  sabırlı olun, kitlenizi tanımlamak sonsuza dek sürmez, ancak ziyaretçilerinizin alışkanlıklarını incelemenizi ve sitenizi sık kullanan insanlarla iletişim kurmanız çok önemlidir.

Hedef kitlenizi tanımlamanıza yardımcı olacak çevrimiçi yardım arıyorsanız, Google Analytics veya sosyal medya beğeni ve yorumları, ziyaretçi etkileşimleri ve trafiği önemli tespit araçlarıdır.

3. Mesaj Tonunuzu Koruyun

Tutarlılık anahtarınız olmalıdır, fakat bu tek başına yeterli olmayabilir.Herkese açık mesajlaşma, marka kimliğiniz ve net olmayan iletişimi azaltmanıza yardımcı olabilir. Markanızın site ziyaretçilerinizle etkileşime geçmesi için bu iletişim yöntemi güvenilir ve özgün bir ilişki kurmanızı sağlar.

Sitenize bakın ve logonuz, başlığınız ve içeriğiniz gibi öğelerin marka sesinizle tutarlı olup olmadığını görün.Web sitenizin vermek istediği mesaj ile içeriğinizin tutarsız olduğunu düşüyorsanız, kahraman pelerini takmanın zamanı gelmiştir. İçeriğinizde olan eksikliklerin ve boşlukların üstesinden gelin, ziyaretçilerinizin gelişmelere nasıl yanıt verdiğini izleyin.

Web sitesi oluşturma yolculuğunuz dönüşüm, eylem ve yeniden icat ile dolu olacak. Web sitenizi nasıl geliştireceğiniz konusunda geribildirim almanız gerektiğinde, WordPress’in arkasında harika bir kullanıcı topluluğuna sahiptir! Kahramanlar bile bazen yardıma ihtiyacı vardır ve WordPress’in ücretsiz eklentiler, özelleştirme araçları gibi yetenekler bir click ile parmaklarınızın ucunda.

Sonuç olarak web sitenizi hedef kitlenize en uygun içerik ve iletişim yöntemi ile oluşturmanız, yönetmeniz çok önemli. IHS’nin WordPress Hosting Paketleri veya SiteBaz Hazır Websitesi Paketleri ile oluşturmanız sadece dakikalarınızı almaktadır.IHS’de kendi web sitenizin kahramanı olmanız ve başarılı bir web sitesi kurmanız bu kadar kolay.

Tagged : /

Talaykurt Kimdir? Talaykurt Ne Demek?

Talaykurt, 12-13. yüzyıllar arasında yaşamış bir Moğol komutanıdır.

Tarih kaynaklarında hakkında pek bilgi bulunmayan Talaykurt, Noyan ve Hulagü Han’ın güvendiği komutanlarından birisiydi. Moğolların meşhur komutanı Noyan’a hizmet ettiği ardından ise Hulagü Han’ın gizli görevlerinde görevlendirildiği rivayet edilir.

Talaykurt’un tam olarak hangi tarihler arasında yaşadığı ve ne zaman, nasıl, kim tarafından öldürüldüğü bilinmemektedir.

Talaykurt adı Moğollarda çokça kullanılan bir addır. Moğollar tarafından erkek çocuklarına konulan Talaykurt ismi, Denizci yiğit manasına gelir.

Tagged : /