Edimsel Koşullanma Temel Kavramlar

Edimsel davranışta tepkisel davranıştan farklı olarak organizma önce bir davranışta bulunur. Bu davranış herhangi bir uyarıcı olmadan kendiliğinden yapılır ve ardından yapılan davranışa göre uyarıcı verilir. Organizma davranışın ardından gelen uyarıcıyı beğenirse davranışı tekrar eder. Beğenmezse bu davranışı tekrarlar. Yani davranışı ortaya çıkarttığı sonuçları kontrol eder.

Tepkisel koşullanmadaki U-T, edimsel koşullanmada T-U gerçekleşir.

Kpss eğitim bilimleri öğrenme psikolojisi içindeki edimsel koşullanma temel kavramları dahilinde yanaşma ve kaçınma kavramlarını bir önceki edimsel koşullanma sürecinde ele almıştır. Diğer edimsel koşullanma temel kavramları şunlardır:

Sönme

Klasik koşullanmada olduğu gibi pekiştirilmeyen davranış söner. Ancak edimsel koşullanmada organizma aktif olduğu için pekiştirilmemesi halinde önce davranışta ani bir artış gözlenir. Bu artışa da sönme patlaması denir.

Söz almak için sürekli parmak kaldıran Mehmet, söz alamayınca önce daha çok parmak kaldırmakta ve sonra parmak kaldırmaktan vazgeçmektedir.

Alışma

Sürekli aynı pekiştireç kullanıldığında bir süre sonra bu pekiştirecin etkisi azalır. Alışma durumunda pekiştirme işlemi devam ettiği halde organizma artık tepki vermemeye başlar.

Kendiliğinden Geri Gelme

Kısa bir tanımla sönmüş bir tepkinin bir süre sonra tekrardan ortaya çıkmasıdır.

Bu durum sönmüş bir tepkinin yok olmadığının da ispatıdır.

Kendiliğinden geri gelen tepkiler sönmeye karşı dirençsizdir. Yani pekiştirilmezse kısa sürede ortadan kalkar.

Derste sürekli şakalaşan Emre, öğretmenin azar yemiş ve şaka yapmayı bırakmıştır. Ancak belli bir süre sonra tekrar şaka yapmaya başlamıştır.

Genelleme

Genelleme kendi içinde 3 şekilde tanımlanmaktadır.

Uyarıcı Genellemesi: Bir uyarıcıya benzeyen diğer uyarıcılara da aynı tepkinin verilmesidir.

Bir çocuğu arkadan baktığı bir kadını annesiyle aynı elbiseyi giydiği için annesine benzetmesi.

Tepki Genellemesi: Aynı uyarıcı durumuna farklı tepkilerin verilmesidir.

Bir kişiye hatasından dolayı önce nasihat etmek, sonra uyarmak sonra da ceza vermek gibi.

Öğrenmenin Genellenmesi: Bir durumda öğrenilen şeyin diğer benzer durumlarda da kullanılmasıdır.

Ayırt Etme

Bir tepkinin belli bir durum karşısında sergilenip bunun dışındaki durumlarda sergilenmemesidir.

Genellemenin tersi olarak düşünülebilir.
Bir çocuğun yaramazlık yapan arkadaşlarını öğretmenine şikayet etmesinden sonra övgü alması sonucu , şikayeti diğer öğretmenlere karşı da yapmaktadır. Ancak matematik öğretmeninden olumsuz bir tepki alan bu çocuk diğer öğretmenlerine arkadaşlarını şikayet etmeye devam etmektedir fakat matematik öğretmenine hiç şikayet etmemektedir.

Ayırt Edici Uyarıcı

Bir davranış daima belirli bir uyarıcı ya da ortamdayken pekiştirilirse bir süre sonra bu uyarıcı ya da ortamın kendisi, davranış için ayırt edici hale gelir.

Bilgisayar başında çalışırken çok sigara içen Kerem, bilgisayarda oyun oynadığı zaman da çok sigara içmektedir. Burada bilgisayar ayırt edici uyarıcı haline dönüşmüştür.

Kademeli Yaklaşma

İstenilen bir davranışı kazandırabilmek için, davranışın daha basit davranış basamaklarına bölünerek öğretilmesidir. Böylece öğretilen her basamak sonunda bir pekiştireç verilir ve bir üst basamağa geçilir. Kademeli yaklaştırma sayesinde istenen davranışa en yakın davranış pekiştirilerek organizma istenilen davranışa yaklaştırılır.

Bir çember içinde geçirilmek istenen aslana önce alçak bir mesafede çemberin içinden geçmesi sağlanır ve ardından pekiştirilir (et verilir). Sonra çember biraz daha yukarı çıkartılır ve atladıktan sonra bir daha pekiştireç verilir. Bu şekilde aslan atlayabileceği en yüksek çembere kadar atlatılır ve istenen davranış her basamakta pekiştirildiği için gerçekleşmiş olur.

Zincirleme

Bir davranış içinde yer alan tepki basamaklarının her birinin kendinden sonra gelen tepki için ayırt edici uyarıcı görevi üstlenmesi ve bu sürecin davranış tamamlanıncaya kadar devam etmesine zincirleme denmektedir.

Çay demlemek, yemek yapmak, bir arkadaşla sohbet etmek vb. davranışların tamamı zincirlemedir.

Yoksunluk

Edimsel koşullanma gerçekleşmeden önce organizmanın pekiştireç olarak kullanılacak şeye karşı bir süre yoksun bırakılması performansı arttıracaktır. Yani davranış sonunda yiyecek ya da su verilecekse organizmanın birkaç gün önceden belirli periyotlarla bu uyarıcılardan mahrum bırakılması, organizmayı davranışa daha iyi güdüleyecektir.

Bir fare önceden peynirden yoksun bırakılmışsa ve bu fare labirent deneyinde labirentin sonunda peynirle ödüllendirilecekse, farenin labirentin sonunu bulma isteği daha çok artacaktır.

Premack İlkesi

Organizmanın çok sık yaptığı ya da çok yapmak istediği etkinlikler az sayıda yaptığı etkinlikleri pekiştirmek için kullanılırsa Premack ilkesi gerçekleşir. Yani az sayıda yaptığı etkinliğin sayısını arttırmak için çok sayıda yaptığı ya da yapmak istediği etkinliğin pekiştireç olarak kullanılmasıdır.

Ödevini yaparsan arkadaşlarınla oynayabilirsin.
Koşullu anlaşma da Premack ilkesi gibi bireyin istediği bir şeyi elde edebilmesi için bir dizi etkinliği yapması için kullanılır.

Batıl Davranış

Organizma aralarında tesadüfi ilişki bulunan ii durumu birbiriyle ilişkilendirirse batıl davranış ortaya çıkar.

Maça mavi kramponlarla çıkan ve 4 gol atan Zeki, bundan sonraki tüm maçlarına mavi kramponlarıyla çıkmıştır.

Programlanmış Öğrenme

Öğrenme önceden özenle hazırlanmış bilgi birimlerinde bilinenden bilinmeyene , basitten karmaşığa doğru küçük adımlarla gerçekleşir. Her adım sonunda anında dönüt düzeltme yapılır ve her doğru davranış anında pekiştirilir. Böylece öğrencinin doğruya ulaştıkça güdülenmişlik düzeyi artar, olası yanlışlarda ise hemen haberi olur ve bunu düzeltmeye çalışır. Sonuçta öğrencinin başarısı anlamlı ölçüde artacaktır.

Alışkanlık Kazanma

Edimsel koşullanma içinde pekiştireç konusundan önce işleyeceğimiz son kavram olan alışkanlık kazanma, rutin hale gelen etkinlik ya da kişilerde gözlenen alışkanlıkla eş değerdedir. Alışkanlık haline gelen etkinlik ya da kişilerde meydana gelen olası değişiklikler genelde gözden kaçmaktadır.

kaynak : kpsskonu.com

Tagged : / / / /

Edimsel Koşullanma Süreci

Öğrenme psikolojisi içinde yer alan edimsel koşullanma sürecini Skinner’ın yaptığı deney üzerinde açıklayalım. Skinner araştırmaları boyunca ses ve ışık geçirmez bir kutu içinde yer alan manicela ve bu manivelaya bağlı yiyecek veren özel bir mekanizma düzenlemiştir. Bu kutunun çalışma prensibi basittir. Düzenek içinde organizmanın belirli ses ya da ışığın yanıp yanmama durumuna göre manivelaya basması halinde bir parça yiyecekle ödüllendirilmekte ya da elektrik akımına kapılmaktadır.

Kutu içindeki fare ışık sönükken manivelaya basarsa elektrik çarpar, ışık açılınca manivelaya basarsa yiyecekle ödüllendirilmektedir.

Bu örnekte olduğu gibi farede ödüle yanaşma ve cezadan kaçınma tepkisi oluşacaktır. Buna bağlı olarak da fare ışık yandığında manivelaya basmaktadır. Işık sönükken ise manivelaya basmamaktadır. Görüldüğü üzere burada oluşan tepki bir klasik koşullanma tepkisi değil, tamamen bilinçli olarak gerçekleşen bir edimsel koşullanma hareketidir.

Edimsel koşullanma içinde dikkat etmemiz gereken bir diğer önemli nokta da organizmanın davranışını, davranışın ortaya çıkardığı sonuç belirlemektedir.

Tabi ki edimsel koşullanma sürecinde durum birden ortaya çıkmaz. Fare önce tesadüfen manivelaya basacak, elektrik akımına uğrayacak ya da ödüle ulaşacak. Sonra ışığın yanıp sönmesini ayırt ederek yanaşma kaçınma sonucu fare devamlı ve bilinçli davranış ortaya koyacaktır. Böylece edimsel koşullanma gerçekleşmiş olacaktır.

Kaçma ile kaçınma farklı kavramlardır. Kaçma istenmeyen bir olay devam ederken ortamdan uzaklaşmayı ifade eder. Kaçınma ise istenmeyen bir olayın olacağını anlayıp ortamdan uzaklaşma veya o eylemi gerçekleştirmemektir.

Kpss eğitim bilimleri içinde yer alan edimsel koşullanmayı etkileyen en önemli faktör pekiştireçlerdir. İleriki konularda pekiştireç kavramına değineceğiz.

Skinner’ın deneyinde dikkat edersek farenin ödüle yanaşmasını sağlayan şey butona zamanında basması sonucu peynir elde etmesi olumlu pekiştirme olmaktadır. Aynı şekilde cezadan kaçınmasını sağlayan şey ise uygun olmayan zamanda butona basmayarak elektrik akımından kurtulma isteği  olumsuz pekiştirme olarak karşımıza çıkmaktadır.

Buradan da anlaşılacağı üzere yanaşma ve kaçınma arasındaki ortak fark ayırt etmedir. Farenin hangi zamanda yanaşacağını hangi zamanda kaçınacağını belirleyen ortak faktör ayırt etmedir.

kaynak: kpsskonu.com

Tagged : / / / /

Tepkisel Koşullanma Özellikleri

Tepkisel koşullanma özellikleri şunlardır:

  • Organizma pasiftir.
  • Pekiştirme davranıştan önce verilir.
  • Duyusal ve refleksif davranışlara koşullanılır.
  • Koşullanma bağ kurma yoluyla gerçekleşir.
  • Yeni davranışlar geliştirmez. Var olan davranışla yeni uyarıcılar eşlenir.
  • Bir tepki o türe ait tüm organizmalarda aynı şekilde görülür.
  • Klasik koşullanma yoluyla öğretmenler öğrencilerin derslerine, okula ve eğitime yönelik olumlu tutumlar geliştirir.
  • Klasik koşullanmadaki davranışları yok etme metotlarıyla okula yeni başlayan çocuklardaki ayrılık kaygısı vb. korkular ortadan kaldırılabilir.
  • Koşullanma için bitişiklik ilkesine ihtiyaç vardır.
Garcia etkisi bunu reddeder.
  • Bazı klasik koşullanmalar için yaşantıya ihtiyaç yoktur. Bilişsel düzeyde de gerçekleşebilir.

Tepkisel Koşullanmayı Etkileyen Faktörler

Kpss öğrenme psikolojisi içinde tepkisel koşullanmayı etkileyen faktörler şunlardır:

  • Nötr uyarıcı ile koşulsuz uyarıcının eşleşmesi durumu. (Habercilik)
  • Koşullu ve koşulsuz uyarıcı arasındaki aralık yani süre. (Bitişiklik)
  • Koşullu uyarıcı sayısı. Koşullu uyarıcı sayısı arttıkça koşullanma düzeyi azalır.
Üst düzey koşullanmanın sıkıntılı olduğuna vurgu vardır.
  • Tekrar sayısı. Tekrar sayısı arttıkça koşullanma daha sağlam gerçekleşir.
Bazı uyarıcı durumların oluşması halinde tekrara ihtiyaç duyulmadan da tepkisel koşullanma olabilir.
  • Organizmanın özellikleri. Türe özgü hazır oluşu, ihtiyaç düzeyi gibi organizma özellikleri tepkisel koşullanmayı etkileyen faktörler içinde yer almaktadır.

kaynak: kpsskonu.com

Tagged : / /

Sistematik Duyarsızlaştırma | Karşıt Koşullanma

Öğrenme psikolojisi içindeki sistematik duyarsızlaştırma, belli bir uyaranla sürekli ve sistemli karşılaşma sonucu tepkinin azalmasını ifade eder. Sistematik duyarsızlaştırma uygulandığında bir durumun ortadan kalkması söz konusudur.

Bir başka tanımla sistematik duyarsızlaştırma, organizmanın korku duyduğu, istemediği uyarıcının zaman içinde yavaş yavaş ve aşama aşama organizmaya yaklaştırılması sonucu korkunun ya da istenmeyen davranışın ortadan kaldırılmasıdır.

Sistematik duyarsızlaştırma ile kademeli yaklaşma birbiriyle karıştırılmamalıdır. Kademeli yaklaşma edimsel koşullanma içinde geçer ve bir davranışın kazandırılması olarak ifade edilir. Ayrıca sistematik duyarsızlaştırma pekiştirme içermez ve belli bir davranışın ortadan kaldırılmasını hedefler. Ancak kademeli yaklaşma pekiştirme içerir ve bir davranışın kazandırılması hedeflenir.
Topluluk önünde konuşma yapmaktan korkan bir öğrenciye önce 2-3 kişi önünde konuşma yaptırılır, daha sonra 5-6 kişi, daha sonra 10 ve en son 20 kişi önünde konuşma yaptırılarak bu korkusu ortadan kaldırılmaya çalışılır.

Karşıt Koşullanma (Ters Koşullanma)

Kpss öğrenme psikolojisi dersindeki karşıt koşullanma, belli bir tepkiye neden olan koşullu uyarıcının, karşıt bir tepkiye neden olan bir uyarıcıyla bağlantı kurulması sonucu istenmeyen tepkinin tersine çevrilmesini sağlar. Bir başka deyişle karşıt koşullanma, koşullu uyarıcı, istenmeyen koşullu tepki yerine zıt tepki yaratan uyarıcı ile eşlenmesidir. Kaşır koşullanmada  nötr uyarıcı yoktur, sönme de yoktur. Tepki değişmesi vardır.

Asık suratlı öğretmenlerden dolayı okuldan nefret eden bir öğrencinin, güler yüzlü başka bir öğretmen sayesinde okulunu sevmesi karşıt koşullanma örneğidir.
Karşıt koşullanma ile korku koşullanması aynı şey değildir. Korku koşullanması sevilen bir durumun korkuya çevrilmesidir.

İtici Uyarıcıya Koşullanma

Uyarıcının çekiciliğinin azaltılması için organizmadan habersiz, uyarıcının başka bir itici uyarıcıyla birlikte verilmesidir.

Alkol bağımlısı olan birinin alkolünün içine habersiz bir şekilde mide bulantısı hapının atılması.

Karşı Karşıya Getirme (Maruz Bırakma)

Organizmanın korku duyduğu bir uyarıcıyla bir süre aynı ortamda kalması sağlanır. Böylece korku tepkisi ortadan kaldırılmaya çalışılır.

Köpeklerden korkan bir çocuk köpeklerle dolu bir odada belli bir süre bırakılır ve belli aralıklarla bu tekrarlanır. Böylece çocuğun köpeklerden korkması ortadan kalkabilir.
Sistematik duyarsızlaştırma ile karıştırılmamalıdır. Çünkü karşı karşıya getirme yönteminde herhangi bir aşamalılık söz konusu değildir.

Sönme ve Alışma

Klasik koşullanma da tepkilerin ortadan kaldırılması için uygulanan yöntemlerden biri de davranışın sönmesini beklemedir. Koşulsuz uyarıcının ortamdan çekilmesi yani davranışın pekiştirilmemesi durumunda sönme gerçekleşir ve tepki ortadan kalkar.

Bir başka yöntem de alışmaya tabi tutmadır. Bu da koşullu uyarıcının şiddetini sabitlemekle gerçekleşir. Sönme ve alışma kavramları için daha derin bilgileri klasik koşullanma ilkeleri içinde bulabilirsiniz.

Kaynak : kpsskonu.com

Tagged : / / / /

Türkiye Hayat Tabloları, 2015-2017

Türkiye’de doğuşta beklenen yaşam süresi 78 yıl oldu
Doğuşta beklenen yaşam süresi, Türkiye geneli için toplamda 78, erkeklerde 75,3 ve kadınlarda 80,8 yıl oldu. Genel olarak kadınlar erkeklerden daha uzun süre yaşamakta olup, doğuşta beklenen yaşam süresi farkı 5,5 yıldır.
Beklenen yaşam süresi 15 yaşındaki kişiler için 64,1 yıl oldu
Çalışma çağının başlangıcı olan 15 yaşındaki kişilerin ortalama kalan yaşam süresi 64,1 yıl oldu. Erkekler için bu süre 61,5 yıl iken, kadınlarda 66,8 yıl oldu.
Beklenen yaşam süresi 30 yaşındaki kişiler için 49,6 yıl oldu
Ülkemizde, 30 yaşında olan bir kişinin kalan yaşam süresi ortalama 49,6 yıl oldu. Erkekler için bu süre 47,1 yıl iken, kadınlarda 52,1 yıl oldu. Bu yaş için kadın ve erkek arasındaki beklenen yaşam süresi farkı 5 yıldır.
Beklenen yaşam süresi 50 yaşındaki kişiler için 30,5 yıl oldu
Türkiye genelinde, 50 yaşında olan bir kişinin kalan yaşam süresi ortalama 30,5 yıl oldu. Erkekler için bu süre 28,2 yıl iken, kadınlarda 32,7 yıl oldu.
Beklenen yaşam süresi 65 yaşındaki kişiler için 17,7 yıl oldu
Ülkemizde, 65 yaşında olan bir kişinin kalan yaşam süresi ise ortalama 17,7 yıl oldu. Erkekler için bu süre 16 yıl iken, kadınlarda 19,2 yıl oldu. Diğer bir ifade ile 65 yaşındaki kadınların erkeklerden ortalama 3,2 yıl daha fazla yaşaması beklenmektedir.
Cinsiyete ve yaşa göre beklenen yaşam süresi, 2015-2017

Doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu il Tunceli oldu
Doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu il 80,7 yıl ile Tunceli oldu. Tunceli’yi, 80,3 yıl ile Muğla ve 80 yıl ile Trabzon takip etti. Beklenen yaşam süresinin en düşük olduğu il ise 76,1 yıl ile Kilis oldu. Kilis’i 76,8 yıl ile Ağrı ve Kütahya, 76,9 yıl ile de Ardahan ve Gaziantep izledi.
Erkeklerde en uzun yaşam süresine sahip il Muğla oldu
Erkeklerde doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu il 77,6 yıl ile Muğla oldu. Muğla’yı 77,4 yıl ile Tunceli ve 77,3 yıl ile Adıyaman izledi. Erkeklerde beklenen yaşam süresinin en düşük olduğu il ise 72,9 yıl ile Kilis oldu. Kilis’i 73,4 yıl ile Şırnak ve 74,1 yıl ile Hakkâri takip etti.
Cinsiyete göre doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek ve en düşük olduğu 5 il,
2015-2017

Kadınlarda en uzun yaşam süresine sahip il Tunceli oldu
Kadınlarda doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu il 84,2 yıl ile Tunceli oldu. Tunceli’yi 83,5 yıl ile Gümüşhane ve 83,4 yıl ile Trabzon izledi. Kadınlarda beklenen yaşam süresinin en düşük olduğu il ise 79,1 yıl ile Kütahya oldu. Kütahya’yı 79,3 yıl ile Ağrı ve 79,5 yıl ile Gaziantep, Van ve Kilis takip etti.
Cinsiyete göre doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek ve en düşük olduğu 5 il,
2015-2017

İstanbul’da doğuşta beklenen yaşam süresi 78,7 yıl oldu
En fazla nüfusun bulunduğu İstanbul, doğuşta beklenen yaşam süresinde 78,7 yıl ile Türkiye ortalamasının üstünde yer aldı. Bu değer, erkeklerde 75,8 yıl iken, kadınlarda 81,5 yıl oldu.
Ankara’da doğuşta beklenen yaşam süresi 79,4 yıl oldu
Doğuşta beklenen yaşam süresinde Ankara da 79,4 yıl ile Türkiye ortalamasının üstünde yer aldı. Bu değer, erkeklerde 76,7 yıl iken, kadınlarda 81,9 yıl oldu.

Tagged : / / / / / /

Türkiye Fiziki Haritaları ve Türkiye Siyasi Haritaları

Harita Nedir?

İlk çağlardan beri insanların üzerinde yaşadıkları dünyanın şeklini ve büyüklüğünü öğrenme merakı ve ulaşım,imar…vb sorunların çözülmesi için harita yapımına ihtiyaç duymuşlardır.Bu ihtiyaçları karşılama çabalarıyla haritacılık gelişmiştir.Günümüzde sağlıklı şehirleşmenin yolu, genel anlamda imar planına göre şehrin düzenlenmesiyle sağlanmaktadır. Bir şehirde imar planının yapılması için, kadastro ve halihazır haritalarının acil olarak üretilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte bir şehir için çok gerekli olan teknik altyapı tesislerinin yerlerinin belirlenmesinde, bu tesislerin bakımında ve gerektiğinde onarımı için, itfaiye ile ilgili yangın vanalarının yerlerinin belirlenmesinde, 3194 sayılı imar kanununun 18.maddesine göre arazi düzenlenmesinde, imar sahası içinde gelişme bölgelerinin tespitinde, buna benzer konuları için haritaya ihtiyaç duyulmaktadır.

Yeryüzünün bir parçasının gökyüzünden kuşbakışı görünümünün matematik yöntemlerle küçültülerek ve üzerine özel işaretler koyarak bir düzlem üzerine çizilmiş şekline HARİTA denir. Haritaların kolay ve anlaşılır olabilmesi için en gerekli ayrıntılara yer verilir. Yapılan bir çizimin harita özelliğini gösterebilmesi için çizimin belirli bir ölçek dahilinde yapılması gerekir. Harita üzerindeki iki nokta arasındaki uzunluğun,arazide aynı iki noktanın arasındaki ölçülen yatay mesafesine olan oranını ÖLÇEK olarak adlandırırız. Haritaların alt köşelerinde hangi ölçekte yapıldıklarını gösteren işaretler vardır (1:500000 – 1:250000 – 1:50000 – 1:25000 gibi). Bir haritada bu ölçeğin paydasında yer alan rakam ne kadar büyük olursa haritanın ölçeği o kadar küçük olur.1:50000 ölçekli bir harita üzerindeki 1 cm gerçekte 50000cm karşılık gelir(500m). Bütün ölçekli haritalarda her bir kare 1 km2 dir.

Yeryüzündeki detaylar harita üzerinde sembollerle gösterilir.Bu sembollerin ne anlama geldiğini haritanın kenarında gösterilir.Sembollerin ve açıklamalarının bulunduğu bu kısma lejant adı verilir. Lejant, Haritalarda kullanılan işaret ve renklerin ifade edildiği tablodur. Haritanın okunmasını sağlar.Haritayı kullanacak kişi bu kısmı iyi özümsemelidir.

Harita, yeryüzünün tümünün ya da bir parçasının belirli oranlarda küçültülüp bir düzlem üzerinde gösterimidir. Yeryüzü düzleme açılamayan kapalı bir şekil olduğundan küçültme ile birlikte haritaprojeksiyonları kullanılarak düzleme izdüşüm işlemi de yapılır.

Haritanın temel işlevi, bölgenin topografyası ya da ilişkili diğer konularda, jeolojisi, jeomorfolojisi, iklimi, trafiği, yeraltı kaynakları, değişik bakış açılarından ekonomisi vb. hakkında bilgi vermektir.

Başlarda haritacılık yalnız savaşlar sayesinde var olmuş, daha
sonraları ilmi meselelerde ve siyasi meselelerde söz sahibi konuma gelmiştir. Haritacılık anlayışında en doğru hesapları yapabilen denizciler olduğundan dolayı Portekizler haritacılık tarihinde önemli bir yer tutar. Yine aynı biçimde ünlü gök bilimci Ptolemaios (Batlamyus) tarihi geçmişinde haritacılığa ismini altın harflerle kazımıştır.

Bu haliyle harita, insandan (haritayı üreten kartograf) insana (harita kullanıcısı) yer referanslı bilgi aktaran, genel olarak basılı bir iletişim aracıdır.

Haritalar, basılı haritalar ve sayısal haritalar olmak üzere iki gruba ayrılabilir. Sayısal harita (vektör harita, raster harita, matris harita) niteliğindeki coğrafi veriler, Ulusal Coğrafi Veri Altyapısı’nın temel altlık verilerini oluşturur.

Anadolu Medeniyetleri Müzesinde yer alan ve MÖ 6200 yıllarına tarihlenen Çatalhöyük kent planını gösteren harita, dünyanın bilinen en eski haritasıdır.

Kaynaklar : jeodezi.ktu.edu.tr ve wikipedia

Tagged : / /

Türkiye Dilsiz Haritaları

Harita, yeryüzünün tümünün ya da bir parçasının belirli oranlarda küçültülüp bir düzlem üzerinde gösterimidir. Yeryüzü düzleme açılamayan kapalı bir şekil olduğundan küçültme ile birlikte harita projeksiyonları kullanılarak düzleme izdüşüm işlemi de yapılır.

Haritanın temel işlevi, bölgenin topografyası ya da ilişkili diğer konularda, jeolojisi, jeomorfolojisi, iklimi, trafiği, yeraltı kaynakları, değişik bakış açılarından ekonomisi vb. hakkında bilgi vermektir.

Başlarda haritacılık yalnız savaşlar sayesinde var olmuş, daha sonraları ilmi meselelerde ve siyasi meselelerde söz sahibi konuma gelmiştir. Haritacılık anlayışında en doğru hesapları yapabilen denizciler olduğundan dolayı Portekizler haritacılık tarihinde önemli bir yer tutar. Yine aynı biçimde ünlü gök bilimci Ptolemaios (Batlamyus) tarihi geçmişinde haritacılığa ismini altın harflerle kazımıştır.

Bu haliyle harita, insandan (haritayı üreten kartograf) insana (harita kullanıcısı) yer referanslı bilgi aktaran, genel olarak basılı bir iletişim aracıdır.

Haritalar, basılı haritalar ve sayısal haritalar olmak üzere iki gruba ayrılabilir. Sayısal harita (vektör harita, raster harita, matris harita) niteliğindeki coğrafi veriler, Ulusal Coğrafi Veri Altyapısı’nın temel altlık verilerini oluşturur.

Anadolu Medeniyetleri Müzesinde yer alan ve MÖ 6200 yıllarına tarihlenen Çatalhöyük kent planını gösteren harita, dünyanın bilinen en eski haritasıdır.

Tagged : / /

Öğrenilmiş Çaresizlik | Garcia Etkisi | Kendini Gerçekleştiren Kehanet

Öğrenilmiş Çaresizlik

Kpss öğrenme psikolojisi içindeki öğrenilmiş çaresizlik, organizmanın göstermiş olduğu tepkilerin sonuca ulaşmaması durumunda, sonucu değiştiremeyeceğine karşı oluşan inançtır. Öğrenilmiş çaresizlik, bireyseldir ve sadece bir kehanetten ibarettir. Öğrenilmiş çaresizlik içine düşen birinin benlik saygısı düşer.

Ne kadar ders çalışırsa çalışsın sınavdan düşük not alan birinin nasıl olsa yüksek not alamayacağım deyip ders çalışmaktan vazgeçmesi öğrenilmiş çaresizlik için örnektir.
Öğrenilmiş çaresizlikte pasiflik söz konusudur. Ayrıca pekiştireç ve cezadan kaçmaya isteksizlik vardır.

Ön Koşullanma

Diğer adı da duyusal ön şartlanma olan ön koşullanma, tepkisel koşullanmanın bazı durumlarda koşul ilişkisi oluşmadan önce aralarında bağlantı kurulmuş olan uyarıcıları da etkisi altına almasıdır. Ön koşullanma, bir uyarıcıya koşullanma gerçekleştikten sonra, koşullanma gerçekleşmeden önce bu uyarıcının ilişkili olduğu diğer uyarıcıya aynı tepkinin verilmesidir.

Bir çocuk tırnak makasıyla tırnağını keserken yanlışlıkla elini keser ve canı yanar. Tırnak makasını görünce artık korkmaya başlar. Kullandığı tırnak makasında törpü de vardı. Çocuk artık törpü görünce de korkar. Çünkü canının yandığını hatırlar.

Burada ön koşullanma törpü görünce korkmasıdır.

Kendini Gerçekleştiren Kehanet

Kpss öğrenme psikolojisi içinde yer alan kendini gerçekleştiren kehanet, bir kişi neyi beklerse onun gerçekleşme ihtimali daha fazladır şeklinde açıklanabilir. Olması beklenen şeylerin başımıza gelmesidir.

!Sınava ne kadar çalışırsa çalışsın geçemeyeceğini düşünen Elif (Öğrenilmiş çaresizlik yaşıyor), sınavı gerçekten kötü geçtiğinde ”ben zaten demiştim” gibi ifadeler kullanması kendini gerçekleştiren kehanet için örnektir.

Garcia Etkisi (Olumsuz Tat Koşullanması)

Organizmanın bir olayla ilgili yaşanan olumlu ya da olumsuz durumun, aradan bitişiklikle açıklanamayacak bir süre geçtikten sonra baş bir durumla zihinsel olarak ilişki kurmasıdır.

Akşam midesi bulanan Ahmet, bunun nedenini öğlen yediği pideye bağlar. Bundan sonra pide yemez.

John Garcia fareler üzerinde yaptığı bir araştırmada, fareleri bir bölümde cam kaptan su içirmekte, radyasyonlu bölümde is plastik kaptan su içirmektedir. Radyasyonlu bölmede plastik kaptan su içen fareler doğal olarak hastalanmaktadır. Farelerin önüne radyasyon olmayan bir bölmede cam ve plastik kaptan ayrı sular verildiğinde, fareler hep cam kaptan su içmektedir. Çünkü hastalıklarını plastik kaptan içilen suya bağlamaktadırlar.

25 yaşında cildinde bozulmalar gören birinin bu durumu ergenlik dönemindeki sivilcelere bağlaması.

Garcia’nın Çalışmaları

  • Koşullanmanın gerçekleşebilmesi için koşullu ve koşulsuz uyarıcı arasındaki sürenin kısa olması gerekmez. Yani bitişiklik kavramını çürütmüştür.
  • Her türlü uyarıcıya koşullanma gerçekleşmez.
  • Organizma biyolojik olarak bazı uyarıcıları eşleştirmeye diğer uyarıcılara nazaran daha hazırdır. Bunu da hazırlanmışlık kavramıyla açıklamaktadır.
Garcia burada Pavlov’un belirttiği ”her türlü uyarıcı ile koşulsuz uyarıcı arasında bağlantı kurulabilir” düşüncesinin yanlış olduğu ifade etmiştir.
Kaynak: kpsskonu.com
Tagged : / / / /

Klasik Koşullanma İlkeleri

Bitişiklik: Koşullanmanın oluşması için koşullu ve koşulsuz uyarıcının kısa süre içerisinde verilmesidir. Aradaki zaman ne kadar kısa ise koşullanma o kadar çabuk ve güçlü gelişecektir.

Garcia bu ilkeyi yıkacaktır.

Habercilik (Uyaran Sıralaması): Rescorla tarafından ortaya konulan habercilik, bir uyarandan sonra yeni bir uyaran geleceğine ya da uyaranın kesileceğine dair koşullanmasıdır.

  • Olumlu Habercilik (İleriye Koşullanma): Kendisinden sonra koşulsuz uyarıcının geleceğine dair haber vermesidir. Diğer adı da ileriye dönük koşullanma olan olumlu habercilikte, önce koşullu uyarıcı sonra koşulsuz uyarıcı vardır.

Zil + Et (Koşulsuz uyarıcı) > Olumlu habercilik.

Zil + Elektrik Şoku (Koşulsuz uyarıcı) > Olumlu habercilik.

  • Olumsuz Habercilik (Geriye Koşullanma): Bir uyarıcının koşulsuz uyarıcının kesileceğine dair haber vermesidir. Diğer adı da geriye dönük koşullanmadır.
Zil çalınca dersin biteceğinin haber verilmesi > Olumsuz habercilik.
Rescorla’ya göre, koşullanmada uyaran sırası önemli değildir. Bu ilk kez ortaya konulan bir düşüncedir. Ayrıca koşulsuz uyarıcı önce gelse bile koşullanma gerçekleşmektedir.

Pekiştirme: öğrenme psikolojisi klasik koşullanma ilkeleri içinde yer alan pekiştirme kavramı koşulsuz uyarıcının pekiştireç görevi üstlenmesiyle gerçekleşir. Klasik koşullanmada pekiştireç yani koşulsuz uyarıcı organizmanın tepkisinden önce verilmelidir.

Zil sesinin hemen ardından et verilmesi sırasında oluşan klasik koşullanmada et, koşulsuz uyarıcı olduğu gibi aynı zamanda pekiştirme görevi üstlenmektedir.
  • Birincil Pekiştireç: Öğrenilmemiştir ve koşulsuz uyarıcının kendisidir.
Et, çikolata, elektrik şoku vs.
  • İkincil Pekiştireç: Öğrenilmiştir ve koşullu uyarıcının kendisidir.
Zil sesi, para, okul vs.

Alışma: Klasik koşullan ilkeleri içindeki alışma, bir uyarıcıyla sürekli karşılaşma durumunda organizmanın bu uyarıcıya karşı duyarlılığını yitirmesidir. Organizmanın bir uyarıcıya eskisinden daha az tepki vermesidir.

Edimsel koşullanma içinde de alışma kavramı vardır ancak değişik şekilde tanımlanacaktır.
Zil sesine salya tepkisi veren köpeğe uzun bir süre sonra sadece zil sesi verilir ve ardından et verilmezse, köpek zil sesine daha az salya salgılamaya başlar.

Alfa Tepkisi: Organizmanın beklenen tepkiye benzer olarak vereceği her tepkiye alfa tepkisi denir.

Zil sesinden sonra birkaç kez et verilir. Daha sonraki zil seslerinde köpek salya salgılamak yerine zil sesine dikkatini verir ve o yöne doğru odaklanır. Bu yakın tepkiye alfa tepkisi denir.

Sönme (Deneysel Çözülme): Koşulsuz uyarıcının ortamdan çekilmesi durumunda davranışın bırakılmasıdır.

Zil sesinden sonra et verilmemesi durumunda bir süre sonra köpek salya salgılamaz. Sönme gerçekleşir.

Kendiliğinden Geri Gelme: Sönmüş bir tepkinin sonra tekrardan ortaya çıkmasıdır. Yani koşulsuz uyarıcı verilmeden davranışın gerçekleştirilmesidir.

Kendiliğinden geri gelme sönmüş bir tepkinin yok olmadığının da kanıtıdır.
Zil sesine salya tepkisi vermeyi bırakan köpek uzun bir süre sonra zil sesine salya tepkisi verirse kendiliğinden geri gelme gerçekleşir.

Genelleme (Uyarıcı Genellemesi): Bir uyarıcıya benzeyen diğer uyarıcılara da aynı tepkinin verilmesidir.

Köpekten korkan bir çocuğun diğer bütün tüylü hayvanlardan da korkması uyarıcı genellemesine örnektir.

Ayırt Etme: Genellemenin tam tersidir. Bir tepkinin tek bir nesne ya da durum karşısında sergilenmesi ve bunun dışındaki hiçbir nesne ya da duruma karşı sergilenmemesidir.

Anaokulunda azar işittiği için oyuncakları toplayan Emre’nin eve geldiğinde oyuncakları toplamaması.
Genelleme benzer uyarıcılara aynı tepkinin verilmesi iken, ayırt etme benzer uyarıcılar olsa dahi sadece içindeki tek bir uyarıcıya tepki verilmesidir.

Korku Koşullanması: Koşullu bir uyarıcıyla korku tepkisi eşleştirildiğinde, korku koşullanması ortaya çıkmaktadır.

Oğlu kibriti eline her aldığında anne yüksek sesle çocuğuna bağırır. Bir süre sonra sonra çocuk kibritten korkmaya başlar.

Geçici Koşullanma: Koşulsuz uyarıcının organizmaya eş aralıklarla verilmesidir. Bu koşullanma sürecinde sadece koşulsuz uyarıcı kullanılır.

Saat başı et verilen köpek, bir sonraki saat başında et olmasa dahi ister istemez salya salgılayacaktır.

Birden Fazla Uyarıcıya Koşullanma (Üst Düzey Koşullanma): Organizmanın birden fazla sayıda koşullu uyarıcıya aynı tepkinin vermesinin sağlanmasına üst düzey koşullanma denir. Koşullanan uyarıcı sayısı iki ise ikinci dereceden koşullanma, üç ise üçüncü dereceden koşullanma denir.

Birden fazla uyarıcıya koşullanma sağlamak için organizma önce bir uyarıcıya koşullandırılır. Daha sonra bu koşullu uyarıcı, koşulsuz uyarıcı yerine kullanılarak yeni bir nötr uyarıcı ile ilişkilendirilir.

1. Düzey:

Zil > Salya

Zil+Işık > Salya

2. Düzey

Işık > Salya

Islık + Işık > Salya

3. Düzey

Islık > Salya

Şimdi de klasik koşullanma ilkeleri içinde birden fazla uyarıcıya koşullanmanın gerçekleşmeme nedenlerini inceleyelim.

  • Gölgeleme: Aynı anda ortama giren iki uyarıcıdan birisinin şiddetinin daha fazla olması ve organizmanın şiddetli olan uyarıcıya tepki vermesidir. (Koşullu Uyarıcı)
İki uyarıcı aynı anda verilmek zorunda ve bunlardan birisi daha baskın olmak zorundadır.
Hem zil sesi hem de ışık aynı anda verildikten sonra ortama et konur. Birkaç denemeden sonra köpek sadece zil sesine salya salgılarsa gölgeleme gerçekleşir.
  • Engelleme: İki uyarıcı ortama sırayla verilirken şiddetli olan uyarıcı ya da ilk koşullanılan uyarıcı (ilk uyarıcı değil dikkat) ikincisine izin vermez.
Engellemede baskınlık değil ket vurma söz konusudur.
Zil sesine salya tepkisi için koşullanan köpeğe önce zil sesi sonra ışık verilirse köpek ışığa koşullanmaz. Çünkü zil sesi ışığı engeller.
Tagged : / / / /

Klasik Koşullanma Temel Kavramları

Klasik Koşullanma (Pavlov)

Kpss eğitim bilimleri açısından çok özel bi yere sahip olan klasik koşullanma bir fizyolog olan Ivan Pavlov’un, köpeklerin salya sistemlerini araştırmasıyla ortaya çıkmıştır. Araştırdığı köpeklerin bakıcılarını görmesiyle hatta ayak seslerini duymasıyla bile salya akıttığını gören Pavlov, bu salya tepkisinin normalde ete karşı göstermesi gerektiğini bilmekteydi. Bunun üzerine Pavlov araştırmasına yeni bir yön vererek köpeklerin neden et dışındaki uyarıcılara tepki verdiğini araştırmaya başlamıştır.

Klasik Koşullanma Temel Kavramları

Pavlov’un klasik koşullanma sürecinde zil sesine tepki vermeyen köpeğin, zil sesinin hemen ardından et verilmesiyle bir süre sonra köpeğin zil sesine de tepki vermesi yani salya akıtması temel deneyini oluşturmuştur. Birçok kpss kaynağında bu örneğin görülme nedeni Pavlov’un gerçekten bu deneyle klasik koşullanmayı oluşturmasıdır.

  • Klasik Koşullanma Öncesi:

[one_half]Add content here[/one_half][one_half_last]Add content here[/one_half_last]

Koşulsuz Uyarıcı (Doğal): Doğuştan var olan öğrenilmemiş uyarıcılardır. Bu uyarıcılara verilen tepki otomatiktir ve o türdeki tüm organizmalarda görülür.

Koşulsuz Tepki (Doğal): Koşulsuz uyarıcıya verilen öğrenilmemiş tepkidir. Doğuştan sahip olunan ve refleksif bir tepkidir.

Koşulsuz uyarıcı ile koşulsuz tepki arasında doğuştan getirilen öğrenilmemiş bir bağ bulunmaktadır.

Nötr Uyarıcı: Koşullanma öncesi organizma için herhangi bir anlam ifade etmeyen ve herhangi bir tepkiye yol açmayan uyarıcılardır.

  • Klasik Koşullanma Gerçekleşme Süreci:
Zil + Et = > Salya Tepkisi

Kpss eğitim bilimleri öğrenme psikolojisi içinde klasik koşullanmanın gerçekleşme sürecinde, nötr uyarıcı ile koşulsuz uyarıcı aynı anda verilerek bir sonraki basamakta köpeğin sadece zile tepki vermesi amaçlanmaktadır.

Pekiştirme (Pekiştireç): Klasik koşullanma sürecinde koşulsuz uyarıcının üstlendiği görevdir. !Klasik koşullanmada pekiştirme tepkiden önce yapılır yani organizma pasiftir.

  • Birincil Pekiştireç: Koşulsuz tepkileri oluşturan uyarıcılara birincil pekiştireç denir.
Et => Salya deneyinde et birincil pekiştireçtir.
  • İkincil Pekiştireç: Koşullu tepkileri oluşturan uyarıcılara ikincil pekiştireç denir.
Zil => Salya deneyinde zil ikincil pekiştireçtir.

Bitişiklik: Nötr uyarıcı ile koşulsuz uyarıcının verilmeleri sırasında arasındaki verilme sürelerinin kısa tutulmasıdır. Böylece organizma bu iki uyarıcı arasında bir ilişki kurabilmektedir.

Eğer nötr uyarıcı ile koşulsuz uyarıcı arasında zaman farkı fazla olursa koşullanma gerçekleşmeyebilir.
  • Klasik Koşullanma Sonrası:
Zil (Koşullu Uyarıcı) => Salya Tepkisi (Koşullu Tepki)

Köpek artık zil sesine de tepki vermeye başlamıştır. Buradaki zil sesi artık nötr uyarıcı değil koşullu uyarıcıya dönüşmüştür. Köpeğin bu koşullu uyarıcıya verdiği tepki de koşullu tepkiye dönüşmüştür.

Koşullu Uyarıcı: Başlangıçta herhangi bir tepki oluşturmayan nötr uyarıcının koşulsuz uyarıcıyla eşleştirilmesi sonucu nötr uyarıcının koşullu uyarıcıya dönüşmesidir.

Bütün koşullu uyarıcılar koşullanma öncesinde nötr uyarıcılardır.

Koşullu Tepki: Koşullu uyarıcıya verilen tepkidir.

Koşullu uyarıcı öğrenilmiş bir uyarıcıdır. Dolayısıyla koşullu tepki de öğrenilmiştir.

Klasik Koşullanma Örnekleri ve Ayrıntılar

  • Zil + Et aynı anda verilirse eş zamanlı koşullanma gerçekleşir.
  • Önce zil çalmaya başlanır ve zil devam ederken et verilirse gecikmeli koşullanma gerçekleşir.
  • Nötr uyarıcı ile koşulsuz uyarıcı eşleştirilmelidir. Nötr uyarıcı yapılan tekrarlar yoluyla koşullu uyarıcı haline dönüşmelidir.
Bu şartlar olmadan öğrenmeden bahsedilemez.
  • Zil çalınır ve belli bir müddet sonra et verilirse izli koşullanma oluşur.
  • Zil kullanmadan belli zaman aralıklarıyla et verilirse temporal (geçici ya da zamansal) koşullanma gerçekleşir.
Köpeğin farklı uyarıcılara aynı tepkiyi vermesinin nedeni yiyecek beklentisidir.
  • Klasik koşullanma yani tepkisel koşullanmanın gerçekleşmesi için her zaman davranışın tekrar edilmesine gerek yoktur. Koşulsuz uyarıcının çok kuvvetli olduğu durumlarda tek bir eşleşme yeterli olabilir.
  • Birincil pekiştireçlerin pekiştirici etkisi doğuştan gelir. İkincil pekiştireçlerin pekiştirici etkisi ise öğrenme yoluyla kazandırılır.
Et uyarıcısı direk salyayı getirir ve et birincil pekiştireçtir. Tek başına zil koşullu uyarıcı olarak görev aldığında ve salya geldiğinde, burada zil uyarcısı öğrenme yoluyla kazanılmıştır ve zil ikincil pekiştireç durumundadır.
  • Koşulsuz uyarıcı et gibi organizmanın istediği uyarıcı olabileceği gibi, elektrik şoku gibi istenmeyen bir uyarıcı daolabilmektedir.
Önce bir zil çalar ve ardından köpeğe elektrik şoku verilir. Birkaç denemeden sonra köpekte zil sesini duyunca huzursuzluk başlar. Burada elektrik şoku koşulsuz uyarıcı ve pekiştirme görevindedir.
  • Klasik koşullanma içinde organizma pasiftir. Yani öğrenme isteği dışındadır.
  • Klasik koşullanma yani tepkisel koşullanma da pekiştirme, tepkinin ardından değil tepkinin öncesinde yapılır.

 

Kaynak: kpsskonu.com

Tagged : / / / /