Yaygın Eğitim Faaliyetleri Araştırması, 2017

Yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında 2017 yılında 89 bin 62 kurs düzenlendi

Araştırmada bakanlık ve bağlı kurum/kuruluşlar, üniversite, belediye, konfederasyon, sendika, vakıf ve dernekler kapsanmakta olup, 2017 yılında bu kapsamda 89 bin 62 kurs düzenlendi. Bu kurslara katılan sayısı 5 milyon 362 bin 403 kişi, bitiren sayısı ise 5 milyon 236 bin 438 kişi olarak gerçekleşti.

Kurum/Kuruluşlar tarafından verilen yaygın eğitim faaliyetleri, 2016-2017

Kurum/Kuruluşlar tarafından düzenlenen kurs sayısı %23,4 arttı

Yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında, 2017 yılında kurum/kuruluşlar tarafından düzenlenen kurs sayısı 2016 yılına göre %23,4 arttı.

Kursların %48,1’i bakanlık ve bağlı kurum/kuruluşlarca gerçekleştirildi

Türkiye’de 2017 yılında düzenlenen kursların %48,1’i bakanlık ve bağlı kurum/kuruluşlar, %27,9’u belediyeler, %17,8’i vakıf ve dernekler, %6,2’si ise diğer kurum/ kuruluşlar tarafından gerçekleştirildi.

Yaygın eğitim faaliyetlerine katılanların %97,7’si düzenlenen eğitimi tamamladı

Yaygın eğitim faaliyetlerine katılanların 2016 yılında %97,6’sı düzenlenen eğitimi tamamlarken, 2017 yılında bu oran %97,7’ye yükseldi. Açılan kursları bitirenlerin %41,6’sını bakanlık ve bağlı kurum kuruluşlar, %34,8’ini belediyeler ve %15,1’ini ise vakıf ve dernekler tarafından düzenlenen kursları tamamlayanlar oluşturdu.

En fazla eğitim faaliyeti 25 bin 257 kurs ile İstanbul ilinde düzenlendi

İllere göre yaygın eğitim faaliyetlerine bakıldığında en fazla kurs 25 bin 257 ile İstanbul, 9 bin 711 ile Ankara, 5 bin 573 ile İzmir, 3 bin 39 ile Antalya, 2 bin 134 ile Eskişehir ve bin 906 ile Gaziantep’te düzenlendi. En az kurs düzenlenen iller ise; 87 kurs ile Ardahan, 98 kurs ile Tunceli ve 125 kurs ile Bayburt oldu. İllere göre yaygın eğitim faaliyetini bitiren kursiyer sayısında 1 milyon 411 bin 230 ile İstanbul, 897 bin 329 ile Ankara, 309 bin 957 ile İzmir ve 218 bin 79 ile Gaziantep ilk sıralarda yer aldı.

En fazla, kurs ve özel dersler niteliğinde yaygın eğitim faaliyeti düzenlendi

Kurum/kuruluşlara göre yaygın eğitimin çeşidi ve niteliği göz önüne alındığında; bitiren kursiyerlerin %61,8’i kurs ve özel ders, %28,7’si seminer, %9,4’ü ise iş başında rehberli temel eğitim aldı. Kurslar ve özel derslerde en fazla sertifika/katılım belgesi, belediyeler, bakanlık ve bağlı kurum/kuruluşlar ile üniversiteler tarafından verildi.

En fazla kurs %22,8 ile beşeri bilimler ve sanat alanında düzenlendi

Eğitim ve Öğretim Alanları Sınıflamasına (FOET) göre, 2016 yılında beşeri bilimler ve sanat alanında düzenlenen kursların oranı %18,2’den, 2017 yılında %22,8’e yükseldi. Hizmetler alanındaki kursların oranı 2016 yılında %25,6’dan 2017’de %21,7’ye, sosyal bilimler, iş ve hukuk alanındaki kursların oranı %24,1’den %18,2’ye, genel programlar alanındaki kursların oranı ise %11,3’ten %10,2’ye düştü.

Düzenlenen kurslarda 187 bin 939 eğitici görev aldı

Yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında, 2017 yılında bitiren kursiyer sayısı ve eğitici sayılarında düşüş  gözlendi. Eğitici sayısı 2017 yılında bir önceki yıla göre %17,3 düştü. FOET’e göre yaygın eğitim faaliyetlerinde en fazla eğitici %29,5 ile hizmetler alanında, %17,5 ile beşeri bilimler ve sanat alanında ve %16,8 ile sosyal bilimler, iş ve hukuk alanında görev aldı.

Bitiren kursiyerlerin %31,1’i hizmetler alanındaki kursları tamamladı

FOET’e göre yaygın eğitim faaliyetlerinde bitiren kursiyer sayısına bakıldığında; bitiren kursiyerlerin  %31,1’i hizmetler alanında, %15,3’ü beşeri bilimler ve sanat alanında ve %14,8’i sosyal bilimler, iş ve hukuk alanında yaygın eğitim faaliyetini tamamladı.

Kaynak : tuik.gov.tr

Tagged : /

Davranışçı Yaklaşım Kuramlarının Özellikleri

  • Davranışçı yaklaşım kuramlarında temel ilke pekiştirilen davranışlar öğrenilir. Bu edimsel kuramın da temel ilkelerinden biridir.
  • İçebakış yöntemi ve içgüdü gözlenemeyeceğinden reddedilir.
  • Psikolojinin ya da öğrenmenin konusu sadece gözlenebilen ve ölçülebilen davranışlardır.
  • İnsan ve diğer canlılar arasında herhangi bir ayırım söz konusu değildir. Çünkü öğrenmenin kimyası aynıdır.
Bu özellik davranışçı yaklaşım kuramlarının en çok eleştiri alan görüşüdür. Kpss eğitim bilimleri davranışçı yaklaşım konuları içinde karşımıza sıkça çıkmaktadır.
  • Davranışçı yaklaşım kuramlarının temel felsefelerinden biri de J. Lorke’nin ”boş levha” kavramıdır. Bu boş levha çevreden gelen uyarıcılarla doldurulur.
  • Bilgi nesneldir ve bireydn bağımsız halde çevrede var olmaktadır.
  • Öğrenmede pekiştirme, tekrar, yaparak yaşayarak öğrenme, etkin katılım söz konusudur.
  • Organizma pasiftir.
  • Davranışlar bütün değildir. Elementçi (parçacı) bir anlayışla çözümlenir.
  • Alışkanlık ve fobiler kazanılır.
  • Davranış bozukluklarının sebebi yanlış koşullanmalardır.
  • Refleksler üzerinde etkilidir.
Özellikle klasik koşullanma reflekslerin geliştirilmesinde etkilidir.
  • Davranışçı yaklaşım kuramcıları olaylara bir realist gözüyle yaklaşmaktadır.
Açıkça gözlenip ölçülemeyen şey bilimsel olarak da incelenemez.
  • Hayvanlar incelenerek insan öğrenmesini açıklamaya çalışır.
  • Hemen hemen tüm davranışçı yaklaşım kuramcıları uyarıcı tepki bağının öğrenmede önemli bir faktör olduğuna inanır.
Bu özelliğe dayanarak davranışçılar, ”U-T Kuramcıları” , ”Bağlaşımcılar”, ”Çağrışımcılar” olarak anılmaktadırlar.
  • Davranışçılar, öğrenmede dışsal faktörlerin etkin olduğundan bahsetmektedir.
Ceza, dışsal pekiştireçler, dıştan güdülenme vs.
kaynak: kpsskonu.com
Tagged : / / / /

Öğrenme Kuramları

Bireyler birçok davranışı öğrenme yoluyla elde etmektedir. İnsanlar kendi olgularını devam ettirebilmek için de sürekli öğrenmek zorundadır. Öğrenme kuramları içerisinde öğrenmenin nasıl gerçekleştiğini göreceğiz. Kuramcıların bir kısmı öğrenmenin insan ve hayvanda aynı olduğuna dikkat çekmiş, bir kısmı da insanın sadece kendisinin öğrenebileceği, insanların öğrenme konusunda hayvanlarla kıyaslanamayacak kendine has olgular olduğundan bahsetmiştir.

Öğrenme kuramları temel olarak davranışçı ve bilişsel olarak incelenmektedir. Diğer öğrenme yaklaşımları da bu iki kavrama yakın öğrenme kuramlarından oluşmaktadır. Şimdi bu öğrenme kuramlarını başlıklar halinde inceleyelim.

1) Davranışçı Öğrenme Kuramları: Kpss soruları açısından en önemli kuramların başında gelen davranışçı kuramların öncüsü Watson’dur. Temel düşüncenin insanların boş bir levha gibi işlenmeye hazır olduklarıdır. John Locke’un bu düşüncesinden yola çıkan Watson istediği herhangi birini istediği özelliklerde yetiştirebileceğini iddia etmiştir.

  • Tepkisel Koşullanma – PAVLOV
  • Bitişiklik Kuramı – WATSON
  • Bağlaşımcılık – THORNDIKE
  • Edimsel Koşullanma – SKINNER
  • Sistematik Davranış – HULL

Davranışçı kuramcılar genel olarak çevreyi öğrenmede etkin olarak görmüşlerdir. Onlara göre öğrenmede dışsal süreçler önemlidir ve öğrenme tamamen çevresel koşullar tarafından şekillenmektedir. Bu yüzden davranışçılara çevreci kuramcılar da denmektedir.

* Davranışçı Öğrenme Kuramlarının Genel özellikleri

  • Hayvan davranışları incelenerek insan davranışlarına ulaşılabilir.
  • Sadece gözlenebilen davranışlar öğrenme olarak kabul edilebilir. Buradan yola çıkarak organizmanın kapalı bir kutu olduğunu ve içinde olup bitenlerin görülemeyeceğini savunurlar.
Bu noktada bilişsel davranışçılar, açıklamadan da anlaşılabileceği gibi davranışçıların zihinsel özelliklerinin bilimsel olarak incelenemeyeceğini savunmalarını çok ağır bir şekilde eleştirmektedir.
  • Tüm davranışlarda uyarıcı tepki bağı olduğunu savunurlar.

2) Bilişsel Ağırlıklı Davranışçı Öğrenme Kuramları: Davranışçı kuramlarla bilişsel kuramlar arasında sentez niteliği taşımaktadır. Bu kuramcıların bazı yönleri davranışçı kuramı destekler nitelikte, bazı yönleri de bilişsel kuramları destekler niteliktedir.

  • İşaret – Gestalt Öğrenme – TOLMAN
  • Bilişsel – Sosyal Öğrenme – BANDURA

3) Bilişsel Öğrenme Kuramları: Kpss eğitim bilimleri öğrenme psikolojisi içerisinde önemli bir yere sahip olan bilişsel öğrenme kuramları içsel süreçler ve bireysel faktörler üzerinde durmaktadır. Öğrenmenin uyarıcı tepki bağı ile değil, çevreden gelen uyarıcıların beyinde var olan benzer yaşantılarla ilişkilendirilmesi ve yeni anlamlar yüklenmesi sonucu gerçekleştiğini savunur.

  • Gestalt Kuramı – KOFFKA, KOHLER, WERTHEIMER
  • Bilgiyi İşleme Kuramı – GAGNE

Bilişsel kuramcılar, sadece gözlenebilen davranışların öğrenme olduğunu iddia eden davranışçılara tepkilidirler. Onlara göre davranışın her zaman ölçülüp gözlenebilmesi şart değildir.

Bilişsel kuramcılar kavrayarak öğrenme, önceki öğrenmelerle bağıntı kurma, anlamlı bütünler oluşturma gibi düşünceler üzerine yoğunlaşmaktadır.

4) Hümanist (İnsancıl) Öğrenme Kuramları: Kpss eğitim bilimleri öğrenme psikolojisi içinde yer alan hümanist kuramcılar insanın biricik, tek ve benzersiz olduğunu vurgular. Benlik tasarımı, özsaygı gibi kavramlar üzerinde durmuşlardır.

  • İhtiyaçlar Hiyerarşisi – MASLOW
  • Danışan Odaklı Terapi – ROGERS

5) Yapılandırmacı Yaklaşımlar: Bilginin nasıl içselleştirildiği ve düşünme sisteminin nasıl işlediği konuları üzerinde duran yapılandırmacı yaklaşımlar, büyük oranda bilişsel kuramcılara benzemektedirler.

  • Bilişsel Yapılandırmacılık – PIAGET
  • Sosyal Yapılandırmacılık – VYGOTSKY

6) Nörofizyolojik Kuram: Kpss öğrenme psikolojisi içerisinde yer alan son öğrenme kuramı da beyin temelli kuram olarak da bilinen nörofizyolojik kuramdır. Öğrenmeyi biyokimyasal değişme olarak gören bu kuramcılar her yeni öğrenmenin beyinde yeni bağ oluşturduğunu savunurular.

kaynak : kpsskonu.com

Tagged : / / / /

Öğrenmeyi Etkileyen Faktörler

Öğrenen İle İlgili Faktörler

Öğrenmeyi etkileyen faktörler arasında yer alan öğrenenle ilgili faktörler de 6 ayrı alt başlık olarak karşımıza çıkmaktadır.

1) Türe Özgü Hazıroluş: Organizmanın öğrenilecek davranışı gerçekleştirebilmesi için sahip olması gereken biyolojik donanımdır. Yani organizmanın donanımsal yapısının davranış için uygun olmasıdır.

Muhabbet kuşuna insana özgü ses çıkarmasını öğretebilirsiniz. Ancak bir kanaryaya bunu öğretemezsiniz.

2) Olgunlaşma: Organizmanın bir davranışı gerçekleştirebilecek fiziksel ve zihinsel yeterliliğe sahip olmasıdır. Yaş ve zeka olarak alt başlıklar halinde incelenebilir. Öğrenmenin gerçekleşmesi için, bilişsel ve fiziksel olgunlaşmanın tamamlanmış olması gerekmektedir.

1 yaşındaki bir çocuk tuvaletini tutamaz. 2 yaşındaki bir çocuk ipliği iğneden geçiremez.
1.5 yaşındaki bir çocuğa yazı yazmayı öğretemezsiniz. Çünkü bu etkinlik için yeterince bilişsel olgunlaşmaya erişemediği gibi kalemi tutmak için gerekli olan ince motor becerilerini de henüz kazanamamıştır.

Olgunlaşma, Kpss a grubu soruları içerisinde önemli bir yer teşkil etmektedir. Büyüme ile karıştırılmamalıdır.

3) Genel Uyarılmışlık Düzeyi: Bireyin çevreden gelen uyarıcıları alma düzeyidir. Öğrenmeyi etkileyen faktörler içerisinde olgunlaşma ile beraber en önemli yere sahip öğelerden biridir. Eğitim Bilimleri soruları içerisinde karşımıza sık sık çıkmaktadır. Genel uyarılmışlık düzeyi belli bir düzeye kadar öğrenmeyi olumlu etkilerken sonrasında olumsuz etkilemektedir. Kpss 2009 sorusunda genel uyarılmışlık düzeyi ile öğrenme hızı arasında çan eğrisi biçiminde bir ilişki bulunduğundan bahsedilmektedir.

Genel uyarılmışlık düzeyi ile kaygı seviyesi de aynı orantıda etkilidir. Kaygı da belli bir seviyeye kadar öğrenmeyi olumlu etkilerken, aşırı kaygı öğrenmeyi olumsuz etkilemektedir.

4) Güdü: Kpss içerisinde öğrenmeyi etkileyen faktörler arasında yer alan bir diğer öğrenen faktörü de güdüdür. Bir ihtiyaç sonucu organizmayı davranışa iten güçtür. Güdülerimizin kaynağı ihtiyaçtır.

Bir güdü; İhtiyacın hissedilmesi => İhtiyacı gidermek için gösterilen davranış => İhtiyacın giderilmesi şeklinde meydana gelmektedir.

* Birincil Güdüler: Fizyolojik ihtiyaçlarla ilgili biyolojik dengeyi sağlamak için gerekli olan açlık, susuzluk, cinsellik gibi dürtülerle ilişkilidir.

* İkincil Güdüler: Fizyolojik ihtiyaçlar dışında kalan başarı, takdir edilme gibi ihtiyaçlarla ilgilidir.

* İçsel Güdüler: Güdünün kaynağı bireyin kendisi ile içsel güdüdür. Tüm birincil güdülerin yanı sıra, kendine dikkat etme, kendini gerçekleştirme arzusu, başarma arzusu gibi ihtiyaçları kapsamaktadır. Dışsal güdüye göre çok daha etkilidir.

* Dışsal Güdüler: Organizmanın, içinde yaşadığı çevrenin etkisiyle onu davranışa iten güçtür. Bireyin kendisi kabul ettirme , beğendirme gibi ihtiyaçları ön plana çıkmaktadır. Bazen sonradan içsel güdüye dönüşebilmektedir.

5) Eski Yaşantılar: Bireyin önceki öğrenmeleri bugünkü öğrenmelerini, bugünkü öğrenmeleri de önceki öğrenmelerini etkilemektedir. Buna öğrenmenin aktarılması denmektedir. Öğrenmeyi etkileyen faktörler içerisinde ve Kpss eğitim bilimleri soruları içerisinde en çok karıştırılan konulardan biri olan öğrenmenin aktarılmasını alt başlıklarıyla beraber inceleyelim.

* Olumlu Aktarma: Eski öğrenmelerimizin bugün öğrenmelerimizi kolaylaştırmasına olumlu aktarım denilmektedir. Yani bir alandaki öğrenmenin başka bir alandaki öğrenmeyi olumlu etkilemesidir.

Bisiklet kullanmayı bilen birinin, motosiklet kullanmayı daha rahat öğrenmesi.

* Olumsuz Aktarma: Eski öğrenmelerimizin bugün öğrenmelerimizi zorlaştırmasına olumsuz aktarma denir. Yani bir alandaki öğrenmenin başka bir alandaki öğrenmeyi olumsuz etkilemesidir.

F klavye ile bilgisayar kullanan birisin, Q klavye kullanmaya başlarken bunu öğrenmede zorlanması.

* İleriye Ket Vurma: Eskiden öğrenilen bilgi yeni bilgiyi unutturmuşsa buna ileriye ket vurma denir. Yani önceki öğrenmenin yeni öğrenmeyi unutturmasıdır.

Yeni telefon hattı alan birinin , numarası sorulduğunda bir önceki telefon numarasını vermesi.
İleriye ket vurma olumsuz aktarma ile karıştırılmamalıdır. Olumsuz aktarma daha çok devinişsel hareketlerle yani gözlenebilen ya da ölçülebilen hareketlerle ilgiliyken, ileriye ket vurma unutma ve hatırlama gibi bilişsel süreçlerle ilgilidir. Ayrıca olumsuz aktarma davranışçılar tarafından, ileriye ket vurma ise bilişsel kuramcılar tarafından kullanılmaktadır.

* Geriye Ket Vurma: Yeni öğrenmenin eski öğrenmeyi unutturmasıdır. Bir başka deyişle eski bilgiyi hatırlamak istediğimizde zorlanıyorsak ve yerine yeni bilgiyi kullanıyorsak bu geriye ket vurma oluyor.

Yeni telefon hattı alan birinin, eski numarası sorulduğunda hatırlayamaması ya da unutması.

* Öncelik Etkisi: İlk öğrenilen bilgilerin sonradan öğrenilenlere göre daha iyi hatırlanmasıdır.

* Sonralık Etkisi: Sonradan öğrenilen bilgilerin önceden öğrenilenlere göre daha iyi hatırlanmasıdır.

Öncelik ve sonralık etkisi ket vurma ile karıştırılmamalıdır. Öncelik ya da sonralık etkisi sadece bir durumun daha iyi hatırlanıp hatırlanmaması ile ilgili bir durumdur. Yani bu iki kavramda ket vurmadaki gibi unutma üzerine bir vurgu yapılmamıştır.
Bir kişinin eline 30 kelimelik sıralı bir nesne listesi verilsin. Kişiden bunun incelenmesini istediğimizde ve belli bir süre sonra kağıdı elinden alıp bize hatırlayabildiklerini söyle dediğimizde ilk 4-5 kelimeyi daha iyi hatırlayıp söylüyorsa bu öncelik etkisi; son 4-5 kelimeyi söylüyorsa sonralık etkisi mevcuttur.

6) Dikkat: Zihinsel enerjinin belli bir uyarıcıya yönelmesi durumudur. Öğrenmeyi etkileyen faktörler içerisinde yer alan dikkat, eğer bireyin ihtiyaçlarından kaynaklanıyorsa istemli dikkat, çevredeki güçlü bir uyarıcı etkisiyle oluşuyorsa istemsiz dikkat olarak karşımıza çıkar.

Karnı aç olan birinin, dışarıda gezerken önce lokantaları görmesi. => İstemli Dikkat

Ders çalışan bir çocuğun dışardan gelen bir kavga sesine odaklanması. => İstemsiz Dikkat

Öğrenme Yöntemi İle İlgili Faktörler

Öğrenmeyi etkileyen faktörler arasında ikinci başlık olan yöntemle ilgili faktörler de 4 başlık altında incelenmektedir.

1) Konunun Yapısı: Konunun parçalara bölünerek ya da bütün halinde çalışılmasıyla ilgilidir.

En etkili konu çalışma yöntemi bütün – parça – bütün şeklinde olmaktadır. Konu önce bütün olarak görülüp sonra parçalara ayrılır ve sonra da tekrar bütünleştirilerek çalışma tamamlanır.

2) Zaman Kullanımı: Konunun aralıklı ve toplu çalışma olarak çalışılmasıdır.

* Aralıklı Çalışma: Hatırda kalıcılığı yüksektir. Ancak yapılan araştırmalar sınav başarılarının düşük olduğunu göstermektedir.

* Toplu Çalışma: Sınav başarısı için olumlu yanıt verirken, bilgilerin uzun süre kalıcılığı anlamında olumsuz etkiye sahiptir.

3) Geribildirim (Dönüt): Öğrenen kişiye, konuyu ne derece öğrenip öğrenmediğini ya da hangi konularda başarılı olup olmadığını veya tekrar etmesi gereken konuların neler olduğu hakkında fikir vermektir.Dönüt sık ve hemen verilmelidir.

4) Etkin Katılım: Öğrencinin derse aktif olarak katılması demektir. Etkin katılım arttıkça öğrenmenin düzeyi de artmaktadır. Bu yüzden hatırlamayı8 kolaylaştırmak ve öğrencinin başarısını arttırmak için etkin katılım olmalıdır.

Öğrenme Malzemesi İle İlgili Faktörler

Öğrenmeyi etkileyen faktörler içindeki son alt başlık da öğrenme malzemesi ile ilgili faktörlerdir.

1) Algısal Ayırt Edilebilirlik: Bir uyarıcının hakim olan ortamdaki diğer uyarıcılardan daha güçlü olmasıdır.

Kitaplarda koyu veya farklı renklerle yazılan bölümler. Aynen şimdi burada olduğu gibi.

2) Anlamsal Çağrışım (Çağrışımsal Anlam): Bir konu öğrenilirken , bireyin önceki öğrenmelerinden yararlanarak aralarında bağ kurmasıdır.

Geçmiş yaşantılar ile anlatılan konular arasında benzerlik sağlanıyorsa anlamsal çağrışım gerçekleşir.

Anlamsal çağrışımlar bireyin konuya odaklanmasını sağladığı gibi, hatırlamalarında ipucu olabilmektedir ve bireyin konuyu örgütleyebilmesini sağlamaktadır.

3) Kavramsal Gruplandırma: Konu içerisinde yer alan alt başlıkların, hiyerarşik bir düzene sokularak iki boyutlu bir çizelge ile aralarındaki ilişki gösterilerek kavram haritası şeklinde gösterilmesidir. Kavramsal gruplandırma konuya özgüdür ve konu hakkında yeterli bilgiye sahip bireyler buna benzer haritalar oluşturabilir.

4) Çağrışımsal Gruplandırma: Kavramsal gruplandırmadan farkı konuya özgü değil de bireye özgü olmasıdır. Anlamlılık düzeyini arttırmak için kullanılmaktadır.

5) Telaffuz Edilebilirlik: Anlatılan konunun öğrenenin dilsel gelişimine uygun bir biçimde verilmesi, onların anlayabileceği kavram ve örneklerle anlatılmasıdır.

kaynak: kpsskonu.com

Tagged : / / / /