Yaygın Eğitim Faaliyetleri Araştırması, 2017

Yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında 2017 yılında 89 bin 62 kurs düzenlendi

Araştırmada bakanlık ve bağlı kurum/kuruluşlar, üniversite, belediye, konfederasyon, sendika, vakıf ve dernekler kapsanmakta olup, 2017 yılında bu kapsamda 89 bin 62 kurs düzenlendi. Bu kurslara katılan sayısı 5 milyon 362 bin 403 kişi, bitiren sayısı ise 5 milyon 236 bin 438 kişi olarak gerçekleşti.

Kurum/Kuruluşlar tarafından verilen yaygın eğitim faaliyetleri, 2016-2017

Kurum/Kuruluşlar tarafından düzenlenen kurs sayısı %23,4 arttı

Yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında, 2017 yılında kurum/kuruluşlar tarafından düzenlenen kurs sayısı 2016 yılına göre %23,4 arttı.

Kursların %48,1’i bakanlık ve bağlı kurum/kuruluşlarca gerçekleştirildi

Türkiye’de 2017 yılında düzenlenen kursların %48,1’i bakanlık ve bağlı kurum/kuruluşlar, %27,9’u belediyeler, %17,8’i vakıf ve dernekler, %6,2’si ise diğer kurum/ kuruluşlar tarafından gerçekleştirildi.

Yaygın eğitim faaliyetlerine katılanların %97,7’si düzenlenen eğitimi tamamladı

Yaygın eğitim faaliyetlerine katılanların 2016 yılında %97,6’sı düzenlenen eğitimi tamamlarken, 2017 yılında bu oran %97,7’ye yükseldi. Açılan kursları bitirenlerin %41,6’sını bakanlık ve bağlı kurum kuruluşlar, %34,8’ini belediyeler ve %15,1’ini ise vakıf ve dernekler tarafından düzenlenen kursları tamamlayanlar oluşturdu.

En fazla eğitim faaliyeti 25 bin 257 kurs ile İstanbul ilinde düzenlendi

İllere göre yaygın eğitim faaliyetlerine bakıldığında en fazla kurs 25 bin 257 ile İstanbul, 9 bin 711 ile Ankara, 5 bin 573 ile İzmir, 3 bin 39 ile Antalya, 2 bin 134 ile Eskişehir ve bin 906 ile Gaziantep’te düzenlendi. En az kurs düzenlenen iller ise; 87 kurs ile Ardahan, 98 kurs ile Tunceli ve 125 kurs ile Bayburt oldu. İllere göre yaygın eğitim faaliyetini bitiren kursiyer sayısında 1 milyon 411 bin 230 ile İstanbul, 897 bin 329 ile Ankara, 309 bin 957 ile İzmir ve 218 bin 79 ile Gaziantep ilk sıralarda yer aldı.

En fazla, kurs ve özel dersler niteliğinde yaygın eğitim faaliyeti düzenlendi

Kurum/kuruluşlara göre yaygın eğitimin çeşidi ve niteliği göz önüne alındığında; bitiren kursiyerlerin %61,8’i kurs ve özel ders, %28,7’si seminer, %9,4’ü ise iş başında rehberli temel eğitim aldı. Kurslar ve özel derslerde en fazla sertifika/katılım belgesi, belediyeler, bakanlık ve bağlı kurum/kuruluşlar ile üniversiteler tarafından verildi.

En fazla kurs %22,8 ile beşeri bilimler ve sanat alanında düzenlendi

Eğitim ve Öğretim Alanları Sınıflamasına (FOET) göre, 2016 yılında beşeri bilimler ve sanat alanında düzenlenen kursların oranı %18,2’den, 2017 yılında %22,8’e yükseldi. Hizmetler alanındaki kursların oranı 2016 yılında %25,6’dan 2017’de %21,7’ye, sosyal bilimler, iş ve hukuk alanındaki kursların oranı %24,1’den %18,2’ye, genel programlar alanındaki kursların oranı ise %11,3’ten %10,2’ye düştü.

Düzenlenen kurslarda 187 bin 939 eğitici görev aldı

Yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında, 2017 yılında bitiren kursiyer sayısı ve eğitici sayılarında düşüş  gözlendi. Eğitici sayısı 2017 yılında bir önceki yıla göre %17,3 düştü. FOET’e göre yaygın eğitim faaliyetlerinde en fazla eğitici %29,5 ile hizmetler alanında, %17,5 ile beşeri bilimler ve sanat alanında ve %16,8 ile sosyal bilimler, iş ve hukuk alanında görev aldı.

Bitiren kursiyerlerin %31,1’i hizmetler alanındaki kursları tamamladı

FOET’e göre yaygın eğitim faaliyetlerinde bitiren kursiyer sayısına bakıldığında; bitiren kursiyerlerin  %31,1’i hizmetler alanında, %15,3’ü beşeri bilimler ve sanat alanında ve %14,8’i sosyal bilimler, iş ve hukuk alanında yaygın eğitim faaliyetini tamamladı.

Kaynak : tuik.gov.tr

Tagged : /

Davranışçı Yaklaşım Kuramlarının Özellikleri

  • Davranışçı yaklaşım kuramlarında temel ilke pekiştirilen davranışlar öğrenilir. Bu edimsel kuramın da temel ilkelerinden biridir.
  • İçebakış yöntemi ve içgüdü gözlenemeyeceğinden reddedilir.
  • Psikolojinin ya da öğrenmenin konusu sadece gözlenebilen ve ölçülebilen davranışlardır.
  • İnsan ve diğer canlılar arasında herhangi bir ayırım söz konusu değildir. Çünkü öğrenmenin kimyası aynıdır.
Bu özellik davranışçı yaklaşım kuramlarının en çok eleştiri alan görüşüdür. Kpss eğitim bilimleri davranışçı yaklaşım konuları içinde karşımıza sıkça çıkmaktadır.
  • Davranışçı yaklaşım kuramlarının temel felsefelerinden biri de J. Lorke’nin ”boş levha” kavramıdır. Bu boş levha çevreden gelen uyarıcılarla doldurulur.
  • Bilgi nesneldir ve bireydn bağımsız halde çevrede var olmaktadır.
  • Öğrenmede pekiştirme, tekrar, yaparak yaşayarak öğrenme, etkin katılım söz konusudur.
  • Organizma pasiftir.
  • Davranışlar bütün değildir. Elementçi (parçacı) bir anlayışla çözümlenir.
  • Alışkanlık ve fobiler kazanılır.
  • Davranış bozukluklarının sebebi yanlış koşullanmalardır.
  • Refleksler üzerinde etkilidir.
Özellikle klasik koşullanma reflekslerin geliştirilmesinde etkilidir.
  • Davranışçı yaklaşım kuramcıları olaylara bir realist gözüyle yaklaşmaktadır.
Açıkça gözlenip ölçülemeyen şey bilimsel olarak da incelenemez.
  • Hayvanlar incelenerek insan öğrenmesini açıklamaya çalışır.
  • Hemen hemen tüm davranışçı yaklaşım kuramcıları uyarıcı tepki bağının öğrenmede önemli bir faktör olduğuna inanır.
Bu özelliğe dayanarak davranışçılar, ”U-T Kuramcıları” , ”Bağlaşımcılar”, ”Çağrışımcılar” olarak anılmaktadırlar.
  • Davranışçılar, öğrenmede dışsal faktörlerin etkin olduğundan bahsetmektedir.
Ceza, dışsal pekiştireçler, dıştan güdülenme vs.
kaynak: kpsskonu.com
Tagged : / / / /

Öğrenme Kuramları

Bireyler birçok davranışı öğrenme yoluyla elde etmektedir. İnsanlar kendi olgularını devam ettirebilmek için de sürekli öğrenmek zorundadır. Öğrenme kuramları içerisinde öğrenmenin nasıl gerçekleştiğini göreceğiz. Kuramcıların bir kısmı öğrenmenin insan ve hayvanda aynı olduğuna dikkat çekmiş, bir kısmı da insanın sadece kendisinin öğrenebileceği, insanların öğrenme konusunda hayvanlarla kıyaslanamayacak kendine has olgular olduğundan bahsetmiştir.

Öğrenme kuramları temel olarak davranışçı ve bilişsel olarak incelenmektedir. Diğer öğrenme yaklaşımları da bu iki kavrama yakın öğrenme kuramlarından oluşmaktadır. Şimdi bu öğrenme kuramlarını başlıklar halinde inceleyelim.

1) Davranışçı Öğrenme Kuramları: Kpss soruları açısından en önemli kuramların başında gelen davranışçı kuramların öncüsü Watson’dur. Temel düşüncenin insanların boş bir levha gibi işlenmeye hazır olduklarıdır. John Locke’un bu düşüncesinden yola çıkan Watson istediği herhangi birini istediği özelliklerde yetiştirebileceğini iddia etmiştir.

  • Tepkisel Koşullanma – PAVLOV
  • Bitişiklik Kuramı – WATSON
  • Bağlaşımcılık – THORNDIKE
  • Edimsel Koşullanma – SKINNER
  • Sistematik Davranış – HULL

Davranışçı kuramcılar genel olarak çevreyi öğrenmede etkin olarak görmüşlerdir. Onlara göre öğrenmede dışsal süreçler önemlidir ve öğrenme tamamen çevresel koşullar tarafından şekillenmektedir. Bu yüzden davranışçılara çevreci kuramcılar da denmektedir.

* Davranışçı Öğrenme Kuramlarının Genel özellikleri

  • Hayvan davranışları incelenerek insan davranışlarına ulaşılabilir.
  • Sadece gözlenebilen davranışlar öğrenme olarak kabul edilebilir. Buradan yola çıkarak organizmanın kapalı bir kutu olduğunu ve içinde olup bitenlerin görülemeyeceğini savunurlar.
Bu noktada bilişsel davranışçılar, açıklamadan da anlaşılabileceği gibi davranışçıların zihinsel özelliklerinin bilimsel olarak incelenemeyeceğini savunmalarını çok ağır bir şekilde eleştirmektedir.
  • Tüm davranışlarda uyarıcı tepki bağı olduğunu savunurlar.

2) Bilişsel Ağırlıklı Davranışçı Öğrenme Kuramları: Davranışçı kuramlarla bilişsel kuramlar arasında sentez niteliği taşımaktadır. Bu kuramcıların bazı yönleri davranışçı kuramı destekler nitelikte, bazı yönleri de bilişsel kuramları destekler niteliktedir.

  • İşaret – Gestalt Öğrenme – TOLMAN
  • Bilişsel – Sosyal Öğrenme – BANDURA

3) Bilişsel Öğrenme Kuramları: Kpss eğitim bilimleri öğrenme psikolojisi içerisinde önemli bir yere sahip olan bilişsel öğrenme kuramları içsel süreçler ve bireysel faktörler üzerinde durmaktadır. Öğrenmenin uyarıcı tepki bağı ile değil, çevreden gelen uyarıcıların beyinde var olan benzer yaşantılarla ilişkilendirilmesi ve yeni anlamlar yüklenmesi sonucu gerçekleştiğini savunur.

  • Gestalt Kuramı – KOFFKA, KOHLER, WERTHEIMER
  • Bilgiyi İşleme Kuramı – GAGNE

Bilişsel kuramcılar, sadece gözlenebilen davranışların öğrenme olduğunu iddia eden davranışçılara tepkilidirler. Onlara göre davranışın her zaman ölçülüp gözlenebilmesi şart değildir.

Bilişsel kuramcılar kavrayarak öğrenme, önceki öğrenmelerle bağıntı kurma, anlamlı bütünler oluşturma gibi düşünceler üzerine yoğunlaşmaktadır.

4) Hümanist (İnsancıl) Öğrenme Kuramları: Kpss eğitim bilimleri öğrenme psikolojisi içinde yer alan hümanist kuramcılar insanın biricik, tek ve benzersiz olduğunu vurgular. Benlik tasarımı, özsaygı gibi kavramlar üzerinde durmuşlardır.

  • İhtiyaçlar Hiyerarşisi – MASLOW
  • Danışan Odaklı Terapi – ROGERS

5) Yapılandırmacı Yaklaşımlar: Bilginin nasıl içselleştirildiği ve düşünme sisteminin nasıl işlediği konuları üzerinde duran yapılandırmacı yaklaşımlar, büyük oranda bilişsel kuramcılara benzemektedirler.

  • Bilişsel Yapılandırmacılık – PIAGET
  • Sosyal Yapılandırmacılık – VYGOTSKY

6) Nörofizyolojik Kuram: Kpss öğrenme psikolojisi içerisinde yer alan son öğrenme kuramı da beyin temelli kuram olarak da bilinen nörofizyolojik kuramdır. Öğrenmeyi biyokimyasal değişme olarak gören bu kuramcılar her yeni öğrenmenin beyinde yeni bağ oluşturduğunu savunurular.

kaynak : kpsskonu.com

Tagged : / / / /

Öğrenmeyi Etkileyen Faktörler

Öğrenen İle İlgili Faktörler

Öğrenmeyi etkileyen faktörler arasında yer alan öğrenenle ilgili faktörler de 6 ayrı alt başlık olarak karşımıza çıkmaktadır.

1) Türe Özgü Hazıroluş: Organizmanın öğrenilecek davranışı gerçekleştirebilmesi için sahip olması gereken biyolojik donanımdır. Yani organizmanın donanımsal yapısının davranış için uygun olmasıdır.

Muhabbet kuşuna insana özgü ses çıkarmasını öğretebilirsiniz. Ancak bir kanaryaya bunu öğretemezsiniz.

2) Olgunlaşma: Organizmanın bir davranışı gerçekleştirebilecek fiziksel ve zihinsel yeterliliğe sahip olmasıdır. Yaş ve zeka olarak alt başlıklar halinde incelenebilir. Öğrenmenin gerçekleşmesi için, bilişsel ve fiziksel olgunlaşmanın tamamlanmış olması gerekmektedir.

1 yaşındaki bir çocuk tuvaletini tutamaz. 2 yaşındaki bir çocuk ipliği iğneden geçiremez.
1.5 yaşındaki bir çocuğa yazı yazmayı öğretemezsiniz. Çünkü bu etkinlik için yeterince bilişsel olgunlaşmaya erişemediği gibi kalemi tutmak için gerekli olan ince motor becerilerini de henüz kazanamamıştır.

Olgunlaşma, Kpss a grubu soruları içerisinde önemli bir yer teşkil etmektedir. Büyüme ile karıştırılmamalıdır.

3) Genel Uyarılmışlık Düzeyi: Bireyin çevreden gelen uyarıcıları alma düzeyidir. Öğrenmeyi etkileyen faktörler içerisinde olgunlaşma ile beraber en önemli yere sahip öğelerden biridir. Eğitim Bilimleri soruları içerisinde karşımıza sık sık çıkmaktadır. Genel uyarılmışlık düzeyi belli bir düzeye kadar öğrenmeyi olumlu etkilerken sonrasında olumsuz etkilemektedir. Kpss 2009 sorusunda genel uyarılmışlık düzeyi ile öğrenme hızı arasında çan eğrisi biçiminde bir ilişki bulunduğundan bahsedilmektedir.

Genel uyarılmışlık düzeyi ile kaygı seviyesi de aynı orantıda etkilidir. Kaygı da belli bir seviyeye kadar öğrenmeyi olumlu etkilerken, aşırı kaygı öğrenmeyi olumsuz etkilemektedir.

4) Güdü: Kpss içerisinde öğrenmeyi etkileyen faktörler arasında yer alan bir diğer öğrenen faktörü de güdüdür. Bir ihtiyaç sonucu organizmayı davranışa iten güçtür. Güdülerimizin kaynağı ihtiyaçtır.

Bir güdü; İhtiyacın hissedilmesi => İhtiyacı gidermek için gösterilen davranış => İhtiyacın giderilmesi şeklinde meydana gelmektedir.

* Birincil Güdüler: Fizyolojik ihtiyaçlarla ilgili biyolojik dengeyi sağlamak için gerekli olan açlık, susuzluk, cinsellik gibi dürtülerle ilişkilidir.

* İkincil Güdüler: Fizyolojik ihtiyaçlar dışında kalan başarı, takdir edilme gibi ihtiyaçlarla ilgilidir.

* İçsel Güdüler: Güdünün kaynağı bireyin kendisi ile içsel güdüdür. Tüm birincil güdülerin yanı sıra, kendine dikkat etme, kendini gerçekleştirme arzusu, başarma arzusu gibi ihtiyaçları kapsamaktadır. Dışsal güdüye göre çok daha etkilidir.

* Dışsal Güdüler: Organizmanın, içinde yaşadığı çevrenin etkisiyle onu davranışa iten güçtür. Bireyin kendisi kabul ettirme , beğendirme gibi ihtiyaçları ön plana çıkmaktadır. Bazen sonradan içsel güdüye dönüşebilmektedir.

5) Eski Yaşantılar: Bireyin önceki öğrenmeleri bugünkü öğrenmelerini, bugünkü öğrenmeleri de önceki öğrenmelerini etkilemektedir. Buna öğrenmenin aktarılması denmektedir. Öğrenmeyi etkileyen faktörler içerisinde ve Kpss eğitim bilimleri soruları içerisinde en çok karıştırılan konulardan biri olan öğrenmenin aktarılmasını alt başlıklarıyla beraber inceleyelim.

* Olumlu Aktarma: Eski öğrenmelerimizin bugün öğrenmelerimizi kolaylaştırmasına olumlu aktarım denilmektedir. Yani bir alandaki öğrenmenin başka bir alandaki öğrenmeyi olumlu etkilemesidir.

Bisiklet kullanmayı bilen birinin, motosiklet kullanmayı daha rahat öğrenmesi.

* Olumsuz Aktarma: Eski öğrenmelerimizin bugün öğrenmelerimizi zorlaştırmasına olumsuz aktarma denir. Yani bir alandaki öğrenmenin başka bir alandaki öğrenmeyi olumsuz etkilemesidir.

F klavye ile bilgisayar kullanan birisin, Q klavye kullanmaya başlarken bunu öğrenmede zorlanması.

* İleriye Ket Vurma: Eskiden öğrenilen bilgi yeni bilgiyi unutturmuşsa buna ileriye ket vurma denir. Yani önceki öğrenmenin yeni öğrenmeyi unutturmasıdır.

Yeni telefon hattı alan birinin , numarası sorulduğunda bir önceki telefon numarasını vermesi.
İleriye ket vurma olumsuz aktarma ile karıştırılmamalıdır. Olumsuz aktarma daha çok devinişsel hareketlerle yani gözlenebilen ya da ölçülebilen hareketlerle ilgiliyken, ileriye ket vurma unutma ve hatırlama gibi bilişsel süreçlerle ilgilidir. Ayrıca olumsuz aktarma davranışçılar tarafından, ileriye ket vurma ise bilişsel kuramcılar tarafından kullanılmaktadır.

* Geriye Ket Vurma: Yeni öğrenmenin eski öğrenmeyi unutturmasıdır. Bir başka deyişle eski bilgiyi hatırlamak istediğimizde zorlanıyorsak ve yerine yeni bilgiyi kullanıyorsak bu geriye ket vurma oluyor.

Yeni telefon hattı alan birinin, eski numarası sorulduğunda hatırlayamaması ya da unutması.

* Öncelik Etkisi: İlk öğrenilen bilgilerin sonradan öğrenilenlere göre daha iyi hatırlanmasıdır.

* Sonralık Etkisi: Sonradan öğrenilen bilgilerin önceden öğrenilenlere göre daha iyi hatırlanmasıdır.

Öncelik ve sonralık etkisi ket vurma ile karıştırılmamalıdır. Öncelik ya da sonralık etkisi sadece bir durumun daha iyi hatırlanıp hatırlanmaması ile ilgili bir durumdur. Yani bu iki kavramda ket vurmadaki gibi unutma üzerine bir vurgu yapılmamıştır.
Bir kişinin eline 30 kelimelik sıralı bir nesne listesi verilsin. Kişiden bunun incelenmesini istediğimizde ve belli bir süre sonra kağıdı elinden alıp bize hatırlayabildiklerini söyle dediğimizde ilk 4-5 kelimeyi daha iyi hatırlayıp söylüyorsa bu öncelik etkisi; son 4-5 kelimeyi söylüyorsa sonralık etkisi mevcuttur.

6) Dikkat: Zihinsel enerjinin belli bir uyarıcıya yönelmesi durumudur. Öğrenmeyi etkileyen faktörler içerisinde yer alan dikkat, eğer bireyin ihtiyaçlarından kaynaklanıyorsa istemli dikkat, çevredeki güçlü bir uyarıcı etkisiyle oluşuyorsa istemsiz dikkat olarak karşımıza çıkar.

Karnı aç olan birinin, dışarıda gezerken önce lokantaları görmesi. => İstemli Dikkat

Ders çalışan bir çocuğun dışardan gelen bir kavga sesine odaklanması. => İstemsiz Dikkat

Öğrenme Yöntemi İle İlgili Faktörler

Öğrenmeyi etkileyen faktörler arasında ikinci başlık olan yöntemle ilgili faktörler de 4 başlık altında incelenmektedir.

1) Konunun Yapısı: Konunun parçalara bölünerek ya da bütün halinde çalışılmasıyla ilgilidir.

En etkili konu çalışma yöntemi bütün – parça – bütün şeklinde olmaktadır. Konu önce bütün olarak görülüp sonra parçalara ayrılır ve sonra da tekrar bütünleştirilerek çalışma tamamlanır.

2) Zaman Kullanımı: Konunun aralıklı ve toplu çalışma olarak çalışılmasıdır.

* Aralıklı Çalışma: Hatırda kalıcılığı yüksektir. Ancak yapılan araştırmalar sınav başarılarının düşük olduğunu göstermektedir.

* Toplu Çalışma: Sınav başarısı için olumlu yanıt verirken, bilgilerin uzun süre kalıcılığı anlamında olumsuz etkiye sahiptir.

3) Geribildirim (Dönüt): Öğrenen kişiye, konuyu ne derece öğrenip öğrenmediğini ya da hangi konularda başarılı olup olmadığını veya tekrar etmesi gereken konuların neler olduğu hakkında fikir vermektir.Dönüt sık ve hemen verilmelidir.

4) Etkin Katılım: Öğrencinin derse aktif olarak katılması demektir. Etkin katılım arttıkça öğrenmenin düzeyi de artmaktadır. Bu yüzden hatırlamayı8 kolaylaştırmak ve öğrencinin başarısını arttırmak için etkin katılım olmalıdır.

Öğrenme Malzemesi İle İlgili Faktörler

Öğrenmeyi etkileyen faktörler içindeki son alt başlık da öğrenme malzemesi ile ilgili faktörlerdir.

1) Algısal Ayırt Edilebilirlik: Bir uyarıcının hakim olan ortamdaki diğer uyarıcılardan daha güçlü olmasıdır.

Kitaplarda koyu veya farklı renklerle yazılan bölümler. Aynen şimdi burada olduğu gibi.

2) Anlamsal Çağrışım (Çağrışımsal Anlam): Bir konu öğrenilirken , bireyin önceki öğrenmelerinden yararlanarak aralarında bağ kurmasıdır.

Geçmiş yaşantılar ile anlatılan konular arasında benzerlik sağlanıyorsa anlamsal çağrışım gerçekleşir.

Anlamsal çağrışımlar bireyin konuya odaklanmasını sağladığı gibi, hatırlamalarında ipucu olabilmektedir ve bireyin konuyu örgütleyebilmesini sağlamaktadır.

3) Kavramsal Gruplandırma: Konu içerisinde yer alan alt başlıkların, hiyerarşik bir düzene sokularak iki boyutlu bir çizelge ile aralarındaki ilişki gösterilerek kavram haritası şeklinde gösterilmesidir. Kavramsal gruplandırma konuya özgüdür ve konu hakkında yeterli bilgiye sahip bireyler buna benzer haritalar oluşturabilir.

4) Çağrışımsal Gruplandırma: Kavramsal gruplandırmadan farkı konuya özgü değil de bireye özgü olmasıdır. Anlamlılık düzeyini arttırmak için kullanılmaktadır.

5) Telaffuz Edilebilirlik: Anlatılan konunun öğrenenin dilsel gelişimine uygun bir biçimde verilmesi, onların anlayabileceği kavram ve örneklerle anlatılmasıdır.

kaynak: kpsskonu.com

Tagged : / / / /

Süt ve Süt Ürünleri Üretimi (Haziran 2018)

Ticari süt işletmelerince Haziran ayında 848 bin 378 ton inek sütü toplandı
Toplanan inek sütü miktarı Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %13,1 arttı.

Haziran ayında ticari süt işletmeleri tarafından içme sütü üretimi 118 bin 755 ton olarak gerçekleşti ve bir önceki yılın aynı ayına göre %4,4 artış gösterdi. İnek peyniri üretimi 60 bin 58 ton ile bir önceki yılın aynı ayına göre %10,7 arttı. Koyun, keçi, manda ve karışık sütlerden elde edilen peynir çeşitleri ise 4 bin 590 ton ile bir önceki yılın aynı ayına göre %8,3 arttı.

Yoğurt üretimi 99 bin 862 ton ile bir önceki yılın aynı ayına göre %5,8 arttı. Ayran üretimi ise 60 bin 6 ton ile bir önceki yılın aynı ayına göre %17,5 artış gösterdi.

Haziran ayında ticari süt işletmeleri tarafından toplanan inek sütü yağ oranı ortalama %3,4, protein oranı ise ortalama %3,2 olarak tespit edildi.

Toplanan inek sütü, Haziran 2018

Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış toplanan inek sütü miktarı Haziran ayında bir önceki aya göre %0,7 arttı. Takvim etkisinden arındırılmış toplanan inek sütü miktarı Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %13,3 arttı.
Tagged : / /

Hanehalkı Bilişim Teknolojileri (BT) Kullanım Araştırması, 2018

İnternet kullanan bireylerin oranı %72,9 oldu

Bilgisayar ve İnternet kullanımı 2018 yılında 16-74 yaş grubundaki bireylerde sırasıyla %59,6 ve %72,9 oldu. Bu oranlar 2017 yılında sırasıyla %56,6 ve %66,8 idi.

Bilgisayar ve İnternet kullanım oranları 16-74 yaş grubundaki erkeklerde %68,6 ve %80,4 iken, kadınlarda   %50,6 ve %65,5 oldu.

Her on hanenin sekizi İnternet erişim imkânına sahip

Hanehalkı bilişim teknolojileri kullanım araştırması sonuçlarına göre 2018 yılı Nisan ayında hanelerin %83,8’i evden İnternete erişim imkânına sahip oldu. Bu oran 2017 yılının aynı ayında %80,7 idi.

Temel göstergeler, 2009-2018

Genişbant ile İnternete erişim sağlayan hanelerin oranı %82,5 oldu

Genişbant ile İnternete erişim sağlayan hanelerin oranı 2018 yılı Nisan ayında %82,5 oldu. Buna göre hanelerin %44,5’i sabit genişbant bağlantı (ADSL, kablolu İnternet, fiber vb.) ile İnternete erişim sağlarken, %79,4’ü mobil genişbant bağlantı ile İnternete erişim sağladı. Genişbant İnternet erişim imkânına sahip hanelerin oranı önceki yıl %78,3’tü.

Bireylerin %45,6’sı e-devlet hizmetleri kullandı

Kişisel amaçla kamu kurum/kuruluşları ile iletişime geçmek veya kamu hizmetlerinden yararlanmak için 2017 yılı Nisan ayı ile 2018 yılı Mart aylarını kapsayan on iki aylık dönemde İnterneti kullanan bireylerin   16-74 yaş grubu bireyler içerisindeki oranı %45,6 oldu. Bu oran önceki yılın aynı döneminde (2016 Nisan-2017 Mart) %42,4’tü. Kullanım amaçları arasında kamu kuruluşlarına ait web sitelerinden bilgi edinme %41,7 ile ilk sırayı aldı.

İnternet üzerinden alışveriş yapma oranı %29,3 oldu

İnternet üzerinden kişisel kullanım amacıyla mal veya hizmet siparişi veren ya da satın alan 16-74 yaş grubundaki bireylerin oranı, 2017 yılı Nisan ayı ile 2018 yılı Mart aylarını kapsayan on iki aylık dönemde %29,3 oldu. Önceki yılın aynı döneminde (2016 Nisan- 2017 Mart), bu oran %24,9 olarak gözlendi.

Cinsiyete göre İnternet üzerinden alışveriş yapma oranı erkeklerde %33,6 olarak gerçekleşirken kadınlarda %25 oldu. Bu oranlar bir önceki yılın aynı döneminde sırası ile %29 ve %20,9 oldu.

İnternetten en çok %65,2 ile giyim ve spor malzemesi satın alındı

İnternet üzerinden alışveriş yapan bireylerin %65,2’si giyim ve spor malzemesi satın aldı. Bunu %31,9 ile seyahat bileti, araç kiralama vb. %26,8 ile ev eşyası (mobilya, oyuncak, beyaz eşya, vb; tüketici elektroniği hariç), %22,1 ile gıda maddeleri veya günlük gereksinimler ve %20,6 ile kitap, dergi, gazete (e-kitap dahil)  takip etti.

Giyim ve spor malzemeleri hem erkekler hem de kadınlar tarafından sırasıyla %55,9 ve %77,3 ile İnternet üzerinden en çok satın alınan ürün grubu oldu. Cinsiyete göre en az satın alınan ürün grubu ise erkeklerde %4,6 ile ilaç olurken, kadınlarda %2,8 ile oyun yazılımı, diğer bilgisayar yazılımı ve yazılım güncellemeleri oldu.

 

www.tuik.gov.tr

Tagged :

Kırmızı Et Üretim İstatistikleri, II. Çeyrek: Nisan – Haziran, 2018

Toplam kırmızı et üretimi II. çeyrekte 266 330 ton olarak tahmin edildi
Toplam kırmızı et üretimi bir önceki çeyreğe göre %5,1, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %2,2 oranında arttı. Toplam kırmızı et üretimi içinde sadece kesimhanelerde üretilen kırmızı et miktarı ise 161 bin 414 ton olarak gerçekleşti.
Sığır eti üretimi 235 bin 901 ton olarak tahmin edildi
Sığır eti üretimi bir önceki çeyreğe göre %6,4, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %2,9 oranında arttı.
Koyun eti üretimi 27 bin 337 ton olarak tahmin edildi
Koyun eti üretimi bir önceki çeyreğe göre %1,1, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %22,7 oranında arttı.
Kırmızı et üretim miktarı, 2017 – 2018
Tagged : / /

Kümes Hayvancılığı Üretimi, Haziran 2018

Tavuk yumurtası üretimi 1,5 milyar adet olarak gerçekleşti

 

Tavuk yumurtası üretimi Haziran ayında bir önceki aya göre %5,5, bir önceki yılın aynı ayına göre %0,7 azaldı.

 

Kesilen tavuk sayısı 102 milyon, kesilen hindi sayısı ise 572 bin adet oldu

 

Kesilen tavuk sayısı Haziran ayında bir önceki aya göre %11,1, bir önceki yılın aynı ayına göre %2,5 azaldı. Haziran ayında kesilen hindi sayısı ise bir önceki aya göre %7,6 azalırken, bir önceki yılın aynı ayına göre %33,3 arttı.

 

Tavuk eti üretimi 178 571 ton, hindi eti üretimi ise 6 200 ton olarak gerçekleşti

 

Tavuk eti üretimi Haziran ayında bir önceki aya göre %10,7, bir önceki yılın aynı ayına göre %1,3 azaldı. Haziran ayında hindi eti üretimi ise bir önceki aya göre %10 azalırken, bir önceki yılın aynı ayına göre %37,8 arttı.

 

Tavuk eti üretim miktarı, Haziran 2018
Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış seriye göre tavuk eti üretimi bir önceki aya göre %1,2 azaldı. Takvim etkisinden arındırılmış seriye göre ise tavuk eti üretimi bir önceki yılın aynı ayına göre %0,04 azaldı.

 

Bu konu ile ilgili bir sonraki haber bülteninin yayımlanma tarihi 13 Eylül 2018’dir.
kaynak : www.tuik.gov.tr
Tagged : / /

ÖĞRENME PSİKOLOJİSİ TEMEL KAVRAMLAR

1) Davranış: Bir varlığın direkt ya da dolaylı olarak gözlemlenebilen her türlü etkinliğe davranış denir.
Davranışlar zıplama, yürüme, gülme gibi izlenebilen eylemleri içerdiği gibi, korkma,öğrenme, düşünme gibi izlenemeyen eylemleri de içerebilmektedir. Gözlenebilen davranışlar açık, gözlenemeyen davranışlar da kapalı davranışlardır.

* Bilişsel Davranışlar: Dikkat, algılama, hatırlama, sebep sonuç ilişkisi kurma, hayal etme gibi zihinden oluşturulan eylemleri kapsamaktadır.

* Duyuşsal Davranışlar: Korkma, sevinç, hoşlanma gibi beyin süzgecinden geçerek duygularla ilişkili olarak ortaya çıkan davranışlardır.

* Devinsel (Psikomotor) Davranışlar: Koşma, zıplama, yazı yazma gibi el göz koordinasyonu ile ilgili her türlü etkinliği kapsamaktadır.

* Öğrenilmiş Davranışlar: Öğrenme ürünü olarak sonradan kazanılmış davranış türüdür.

* İstendik Davranışlar: Planlı eğitim sonucu ya da gelişigüzel kültürlenme süresi sonunda ortaya çıkan öğrenilmiş davranışlardır.

* İstenmedik Davranışlar: Hatalı eğitim ya da kötü kültürlenme sonucu ortaya çıkan öğrenilmiş davranışlardır.

* Geçici Davranışlar: Alkol, ilaç vs etkisiyle oluşan kısa süreli davranışlardır.

* Doğuştan Gelen Davranışlar: İçgüdüsel ya da refleksif davranışlarla ortaya çıkan davranışlardır. Belli bir uyarıcısı olan , ertelenebilen ani ve basit davranışlar refleksif davranışlardır. Doğuştan potansiyeli olan, olgunlaşma sonucu ortaya çıkan türe özgü davranışlara da güdüsel davranış denmektedir. Örneğin bir arının bal yapması güdüsel bir davranış türüdür.

2) Öğrenme: Öğrenme insanda yaşantı yoluyla davranışlarda kalıcı izli değişikliklere yol açmaktadır. Öğrenme için bir formal eğitim gerekmemektedir. Öğrenme her yerde ve her an olabilen bir davranıştır. Öğrenmenin özelliklerine bakalım:

– Öğrenme bir yaşantı sonucu meydana gelir. Çevre burada önemlidir.

– Öğrenme kalıcı ya da izlidir. yani geçici bir davranış değildir.

– Öğrenme muhakkak bir davranış değişikliği getirir. olumlu ya da olumsuz olması fark etmez.

Refleks, içgüdü gibi doğuştan gelen davranışlar ya da sadece büyüme ile oluşan davranışlara öğrenme diyemeyiz.

Hangileri öğrenmedir?

Diline limon alan birinin ağzının sulanması. (Doğuştan gelen davranıştır, öğrenme değildir.)

Limon kelimesini duyunca ağzının sulanması. (Bir bebeğe limon gösterirseniz ağzı sulanmaz, ancak limonu diline değdirirseniz ağzı sulanır. Dolayısıyla limon kelimesini duyunca ağız sulanıyorsa bu sonradan öğrenilmiş bir davranıştır ve öğrenmedir.)

Anneni sesini duyunca bebeğin ağlamasını kesmesi. (Annenin sesi duyulduğunda bebek susuyorsa istediği şeye kavuşacağını bildiği için rahatlamış ve susmuştur. Bu doğuştan gelen bir özellik değil sonradan öğrenilmiş bir davranıştır ve öğrenme gerçekleşmiştir.)

Elektrik şoku verilen köpeğin bir o yana bir bu yana koşması. (Köpek burada acıdan kaçmaktadır ve dolayısıyla refleksif bir davranıştır. Öğrenme değildir.)

kaynak: kpsskonu.com

Tagged : / / / / /

Kohlberg Ahlak Gelişimi

Kohlberg Ahlak Gelişimi, Piaget’in ahlak kuramının aslında yeniden anlamlandırılmasıdır. Kohlberg, bu kurama dayalı olarak kendi kuramını geliştirmiştir. Kohlberg, Piaget’in ahlak kuramındaki temel doğrulara bağlı kalmasıyla beraber, ahlaki ikilem içeren bazı hikayeler kullanmıştır. Bu hikayelerde, bireyin davranışları ”doğru – yanlış” cevaplarıyla ilişkilendirilir. Fakat Kohlberg ahlak gelişimi kuramını ”doğru – yanlış” cevaplarına göre değil, bu cevaplara yapılan açıklamalarla ortaya çıkarmaktadır.

Kohlberg’e göre ahlaki evreler düzenli bir sıra izlemektedir. Bir sonraki evreye ancak bir önceki evre sindirilince geçilebilir.

Evreler arasında ardışıklık vardır ve asla geriye dönülemez!

Her basamak bir sonraki basamağın ön koşuludur. Her birey farklı evrelerde sonlanabilir.

Dolayısıyla toplumsal ahlak ikinci plandadır. Bireysel ahlak ön plandadır.

Bilişsel gelişim, ahlaki gelişim için ön koşuldur fakat yetersizdir. Ahlaki gelişim için empati şarttır.

Bu şart Ceza ve İtaat Eğiliminden sonra geçerlidir.

Kohlberg, insanların altı yargı aşaması geçirdiğini söylemiştir ve bunları üç düzey içerisinde açıklamıştır. Bunlara genel olarak bir bakalım ve sonra ayrıntılarına geçelim.

1. Gelenek Öncesi Düzey

  • Ceza ve İtaat Eğilimi
  • Saf Çıkarcılık (Araçsal İlişkiler Eğilimi)

2. Geleneksel Düzey

  • İyi Çocuk Eğilimi (Kişilerarası Uyum)
  • Kanun ve Düzen Eğilimi

3. Gelenek Sonrası Düzey

  • Toplumsal Sözleşme Eğilimi
  • Evrensel Ahlak İlkeleri Eğilimi
Kohlberg’e göre üst düzey ahlaka ulaşabilmek için üst düzel bilişsel gelişime, yani soyut düşünebilmeye ihtiyaç duyulur. Fakat bunun tersi mümkün değildir. Şöyle ki; üst düzey ahlaka sahip bireyler kesinlikle soyut düşünmektedir, ancak her soyut düşünen üst düzey ahlaka sahip olmayabilir.

Gelenek Öncesi Düzey

Kohlberg’e göre gelenek öncesi düzeyde, ihtiyaç karşılanırken otoriteye itaat ve çıkarlar göz önünde tutulmaktadır. Davranışın fiziksel etkileri önemlidir ve İD baskındır.

İtaat ve Ceza Dönemi: Davranış sonucunda sadece doğru ve yanlışa bakılır. Doğru ve yanlışı belirleyen ödül ve cezadır. Otorite varsa kural vardır. Birey bu aşamada dürtüsel hareket eder ve kurallar tamamen dışsaldır.

Davranışın yapılıp yapılmaması, otoriterin varlık, yokluk durumuna göre değişmektedir.

Bireyi cezadan kaçıran tüm davranışlar doğrudur.

Örnekler:

– Odasında televizyon izleyen Mahmut, annesinin geldiğini duyunca hemen çalışma masanın başına oturmuş ve ders çalışmaya başlamıştır.

– Kırmızı ışıkta karşıya geçen yayaya sorulur:  ‘Burada bir trafik polisi olsaydı, yine kırmızı ışıkta geçer miydiniz?’ ”Hayır” cevabı alınır.

– Çocuklar Yusuf Dede’nin bahçesinden kiraz çalmaya, sadece Yusuf Dede evde yokken giderler.

Saf Çıkarcı Dönem (Araçsal İlişkiler Eğilimi): İhtiyaç karşılandığı sürece kurallara uyulur. Birey için her şey karşılıklıdır. Doğru olan, diğer insanların ihtiyaçlarını da dikkate alan somut ve pragmatik bir alışveriştir.

Bireyin kendisi yine birinci plandadır. Ancak, ilk kez kendisi dışındaki diğer insanların da bazı ihtiyaçları olduğunu anlar.
Bu eğilimde olan bireyler, çıkarlarına göre davranmaktadır. Dolayısıyla burada doğru davranış, kişinin gereksinimlerini tatmin eden davranıştır.
Gör beni göreyim seni, kısasa kısas gibi deyimler, ‘Kan verin, bir gün sizin de ihtiyacınız olabilir’ gibi sloganlar saf çıkarcı eğilime uygun davranışlardır. Eskiden yayınlanan Avrupa Yakası dizisindeki Burhan Altıntop karakteri, Şener Şen’in Neşeli Günler filmindeki Ziya karakteri saf çıkarcı eğiliminde olabilir.

Örnekler:– Borçlarından kurtulmak için adam öldüren Muhittin, bu cinayeti gören kişiyi de öldürür.

– Önceki yıllarda mal bildirimi yapmayanların hapis cezası aldığını bilen ve mal bildirimi yapmayı unutacağından korkan Kamil, bu cezanın artık yürürlükte olmamasıyla birlikte mal bildirimi yapmanın önemli olmadığını düşünür.

– Arkadaşlarıyla yemeğe giderken normalde en az parayı vermeye çalışan Tankut, arkadaşlarından birinin parasının çıkışmadığını anlayınca herkesin yemek parasını eşit şekilde bölüşerek ödemesini ister.

Geleneksel Düzey

Birey kişi sayısını biraz daha genişletecektir ve bu dönemle birlikte birey, ilk kez kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atacaktır. Empati yeteneğiyle birlikte birey artık kendini başkalarının yerine koyabilmektedir.

Geleneksel düzeyde grubun beklentileri bireyin kendi beklentileri kadar değerlidir. Grupsal bir bencillik anlayışı vardır. Kendi bulunduğu grup, diğer gruplardan üstün tutulmalıdır.

Kabul görme anlayışı vardır. Geleneksel düzey için anahtar kelimemiz budur.

İyi Çocuk Eğilimi (Kişilerarası Uyum): Çevresindeki insanların ihtiyaçları ve beklentilerine, kendine biçilen role göre davranır. Grubuna karşı düşünceli ve özverilidir. Bu süreçte artık birey, olayları çevresindeki kişilerin gözleriyle görmeye başlar, yani empati kurar.

İyi davranış demek başkalarını mutlu etmek demektir.

Örnekler:– Fuat, takdir almak için ders çalışan bir çocuktur.

– Tarık, otobüste ‘eğer kalkmazsam beni ayıplarlar’ endişesiyle bir teyzeye yer vermektedir.

– Annesine kavga etmeyeceğine söz veren Mehmet’in yolu tinerciler tarafından kesilir ve onlar tarafından dövülür. Kolu yaralanan Mehmet olayda hiçbir suçu olmamasına rağmen annesine yolda düştüğünü söyler.

Kanun ve Düzen Eğilimi (Toplumsal Uyum): Değer yargıları, kurallar toplumun düzeni için olmazsa olmaz olarak görülür. Dolayısıyla kanunların, yönetmeliklerin değiştirilmesine, ihlaline karşı çıkarlar. Kanun ve düzen eğiliminde genel anlamda yasaların, kanunun üstünlüğü esastır.

Doğru davranış kanunlar içinde değerlendirilir, kanunlar tartışılmadan, sorgulanmadan uygulanır.

Örnekler– Veli, denizde dubaları geçip açılan arkadaşlarının tüm ısrarına rağmen, ‘Dubaları Geçmek Yasaktır’ tabelasından ötürü açılmamıştır.

– Murat, etrafta hiç polis olmadığı halde yol bomboşken karşıya geçmek için yeşil ışığın yanmasını beklemektedir.

– Sigara içmenin yasak olduğu bir alanda sigara içenleri gören Yasemin, sigara içenleri ilgili görevliye hemen şikayet etmiştir.

Önemli UyarıGeleneksel  düzeyin 3. evresi olan İyi Çocuk Eğilimi ile 4. evresi olan Kanun ve Düzen Eğilimi arasındaki farka dikkat ediniz. 3. evrede bireyin tanıdığı ve bildiği daha yakın kişilerle olan ilişkilerine bakılırken 4. evrede tanımadığı fakat toplumun oluşturduğunu bildiği kişiler referans olarak alınır.

Gelenek Sonrası Düzey (İlkeli Ahlak)

Kohlberg ahlak gelişimi konusunda gelenek sonrası düzeyde artık çıkarcılık tamamen bitmiştir. Bağımsız değerler sistemi oluşmuştur. Gelenek sonrası düzeyde yer alan bireyler, mevcut otoriteden bağımsız olarak toplumsal düzeni, yasaları, kanunları artık sorgulayabilmektedir.

Bu düzeydeki bireyler kuralları reddetmezler, aksine savunurlar ancak bu kurallar önce sorgulanır ve değerlendirilir.

Kohlberg, Piaget’in her bireyin soyut işlemler dönemine çıkamayacağı bilgisine paralel olarak, insanların büyük bir kısmının geleneksel düzeyden ahlaki yargılarda bulunduklarını, gelenek sonrası düzeye çok az sayıda insanın çıkabileceğini belirtmiştir.

Sadece üst kimliğe sahip bireyler üst düzey ahlaka ulaşabilir. (James Marcia)

Toplumsal Sözleşme Eğilimi: Toplumun üzerinde anlaştığı konular korunmalıdır. Ancak ihtiyacı karşılamayan düzenler toplum yararına değiştirilebilir.

Kanunların toplumun ihtiyacına göre değişitirilebilmesi özelliği, kanun ve düzen eğiliminden farkını gösterir.

Örnek– Atanamayan öğretmenler bakanlık önünde atama sayılarına ilişkin karara karşı protesto yürüyüşüne katılmıştır. ( Bu örnekte karara karşı çıkanlar toplumsal sözleşme eğilimindedirler. Kanun ve düzen eğiliminde olan bir birey ise bu protestoya katılmayı reddetmektedir.)

Evrensel Ahlak İlkeleri Eğilimi: Sistem ve kurallardan çok insan hakları, özgürlük, adalet, demokrasi gibi ilkeler ön planda tutulur. Yarar tüm insanlık içindir. Etik ilkeler göz önünde tutulur ve ahlak üstü bir anlayış oluşur. Evrensel ahlak düzeyi, bireyin ahlak ilkelerini kendinin seçip oluşturduğu, ahlak gelişiminin son aşamasıdır.

Evrensel ahlak ilkesine ulaşan bireyler ideallerine sıkı sıkıya bağlıdır ama aynı zamanda bunları sorgulamaya da açıktır. Buna açık alıcık denir.

Örnek– Mustafa, denizde boğulmak üzere olan birini, yüzme bilmemesine rağmen canını riske atarak kurtarmaya çalışmaktadır.

Kohlberg’e Yapılan Eleştiriler

Diğer düşünürler ve ahlak kuramları savunucuları tarafından bazı eleştiriler yapılmıştır. Bunları madde olarak sıralayalım:

  • Kohlberg sadece ahlaki düşünce üzerinde yoğunlaşmıştır. Davranışa yansıyıp yansımaması üzerinde durmamıştır.
  • Sadece adalet üzerinde durmuştur. Kuramında Adalet = Ahlak anlayışı vardır.
  • Cinsiyet ve kültürel farklılıklar göz ardı edilmiştir.

kpsskonu.com

Tagged : / / / /