Psikolojide Araştırma Yöntemleri

Eğitim bilimleri gelişim psikolojisi içinde yer alan psikolojide araştırma yöntemleri betimsel, deneysel ve istatistiksel (korelasyonel) yöntemler olarak karşımıza çıkmaktadır.

1) Betimsel Yöntemler: Belli bir davranışın tanımlanması, sınıflanması ve diğer davranışlarla olan ilişkilerin belirlenmesine yönelik oluşturulan yöntemlerdir. Betimsel yöntemler de kendi içinde birçok alt başlığı barındırmaktadır.

a) Doğal Gözlem: Bir davranışı doğal ortamda hiçbir etki ya da müdahale olmaksızın gözlemlenmesidir. Gözlemci hiçbir şekilde koşulları etkileyemez.

b) Sistematik Gözlem: Araştırmacılar tarafından belirlenen şartlarda sadece konu olan davranışların üzerinde yoğunlaşmaktır.

Koşullar araştırmacı tarafından belirlenir.

c) Testler: Belli davranışları ve bu davranış özelliklerini ölçmek için kullanılan yöntemdir.

Testler kesinlikle geçerli ve güvenilir olmak zorundadır.

d) Anket: Genelde geleceğe ilişkin olaylar için bireylerin düşünce ve duygularını belirlemek amacıyla düzenlenen sorulardır.

e) Olay (Vaka) İncelemesi: Bir olayın bireyin eski yaşantıları, çevresi, dosyaları ve buna benzer birçok detaylar incelenerek, derinlemesine araştırma yaparak bilgi edinme yöntemidir.

d) Görüşme (Mülakat): Betimsel yöntemler içinde sonuncu alt başlık olan görüşme, genelde uygulamalı alanlarda yüz yüze etkileşim ile bireyin davranış ve düşüncelerini belirleme yöntemidir.

2) Deneysel Yöntemler: Kpss gelişim psikolojisinin psikolojide araştırma yöntemleri konusunun ikinci başlığı da deneysel yöntemlerdir. Deneysel yöntemler bağımlı değişken, bağımsız değişken ve kontrol değişkeni üçgeni içerisinde gerçekleşmektedir.

a) Bağımlı Değişken: Bağımsız değişkenden etkilenen ve araştırmadaki sonuç durumundaki değişkendir.

b) Bağımsız Değişken: Bağımlı değişkeni etkileyen ve araştırmada neden durumundaki değişkendir.

c) Kontrol Değişkeni: Deneysel işlemler arasında karşılaştırma yapmak amacıyla kullanılmaktadır.

Bu değişkenleri daha iyi anlamamız açısından bir örnekle açıklayalım.

Örneğin araştırma konumuz ”Alkolün şoförlerin dikkati seviyesine olan etkisi” olsun.

Burada bağımlı değişken dikkat seviyesidir. Yani sonuç durumundadır.

Bağımsız değişkenimiz neden durumunda olan alkoldür.

Kontrol değişkeni ise alkol almayan şoförlerin dikkat seviyesidir.

Tüm deney boyunca bağımsız değişkenler değiştirilerek bağımlı değişkene olan etkiler gözlemlenir.

3) İstatistiksel (Korelasyonel) Yöntemler: Psikolojide araştırma yöntemleri içerisinde kpss eğitim bilimleri açısından bizim için önemli yöntemlerden birisi de istatistiksel yöntemdir. Herhangi iki değişken arasındaki ilişkiyi anlayabilmek ve değişkenler arasındaki ilişkiyi ortaya koymak için bu yöntemi kullanmaktayız.

Değişkenler arasındaki ilişkiyi ortaya koyabilmek için korelasyon katsayısı kullanılır. Korelasyon katsayısı (r) +1.00 ile -1.00 arasında bir değere sahiptir. Sıfır korelasyon iki değişken arasında herhangi bir ilişki bulunmadığına, pozitif korelasyon (0 ile +1.00 arasındaki değer) iki değişken arasında bağ olduğuna, negatif korelasyon (-1.00 ile 0 arasında değer) iki değişken arasında ilişkini zıtlığına işaret eder. Korelasyon katsayısı +1′ e ne kadar yakınsa o derece güçlü ilişki var deriz. Korelasyon katsayısı -1’e ne kadar yakınsa ilişkiler arasında o derece zıtlık vardır diyebiliriz.

Korelasyon iki değişken arasındaki ilişkinin derecesini ortaya koyar ancak nedenini ortaya koymaz. Eğer neden belirtmek isteniyorsa deneysel yöntemler kullanılmalıdır.
Zeka ile problem çözme arasındaki ilişki pozitif korelasyon, alkol ile dikkat seviyesindeki ilişki negatif korelasyon, zeka ile kilo arasındaki ilişki de sıfır korelasyona örnektir.

Psikolojide araştırma yöntemleri içinde bilimsel yöntemler dışında kullanılan bir başka yöntem gelişimsel yöntemdir. Kpss eğitim bilimleri gelişim psikolojisi açısından önemli olan gelişimsel yöntemi inceleyelim.

4) Gelişimsel Yöntem: Farklı yaşlardaki insanların değişimlerinin incelendiği bu yöntem kesitsel, boylamsal ve sırasal yöntemlerden oluşmaktadır.

a) Kesitsel Yöntem: Aynı anda farklı yaşlardaki birey gruplarının incelenmesidir.

Bir araştırmada 2,3 ve 4 yaşındaki çocuklardan 5’er tane çocuğun seçilip üzerinde araştırma yapılması.

b) Boylamsal Yöntem: Bir araştırma grubunu farklı zaman dilimlerinde tekrar tekrar incelenmesidir.

Diyelim ki 10 yıllık bir araştırma süremiz var. 3 yaş grubundan 5 çocuğu 2013’te inceliyoruz. 2018 yılında 8 yaşına gelen bu grubu bir daha inceliyoruz. Son olarak 2023 yılında 13 yaşına gelen bu 5 kişilik grubu bir daha inceliyor ve araştırmamızı tamamlıyoruz.

c) Sırasal (Ardışık) Yöntem: Kesitsel ve boylamsal yöntemlerinin aynı anda kullanılmasıdır. Yani farklı yaş gruplarındaki bireylerin farklı zaman dilimlerinde tekrar incelenmesidir.

Bir araştırmada 10 yıllık bir süre içinde 2,3 ve 4 yaşındaki çocuklardan 5’er tane çocuğu ilk olarak 2013 yılında inceliyoruz. 2018 yılında 7,8 ve 9 yaşlarına gelen bu 5’er kişilik grupları bir daha inceliyoruz. Son olarak 2023 yılında 12,13 ve 14 yaşlarına gelmiş 5’er çocuğu bir daha inceliyor ve araştırmamızı tamamlıyoruz.

Psikolojide araştırma yöntemleri konusu tamamlanmıştır. Bir sonraki kpss eğitim bilimleri gelişim psikolojisi konusu gelişim psikolojisi temel kavramlar olacaktır.

Kaynak : kpsskonu.com

Tagged : / / / /

Psikolojinin Alt Dalları

1) Deneysel Psikoloji: İlk deneysel psikoloji çalışmaları genelde duyum süreci ve psikomotor davranışlar üzerinde yapılmıştır. Günümüzde ise artık davranışın her yönü deneysel yöntemlerle araştırılmaktadır. Çoğu kez özel laboratuvarda yapılan deneysel psikoloji çalışmaları daha çok insan davranışları üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bazı psikologlar da insan ve hayvan davranışlarını karşılaştırmaktadır. Psikolojinin alt dalları arasında yer alan Deneysel Psikolojinin de iki alt dalı bulunmaktadır.

* Fizyolojik Psikoloji: Davranışın biyolojik temellerinin araştırılmasını , davranışların birbiriyle olan ilişkilerini inceler.

* Karşılaştırmalı Psikoloji: Değişik davranış kalıplarını öğrenmenin nasıl oluştuğunu, öğrenmeyi etkileyen etmenleri, öğrenmenin nasıl daha çok gelişebileceğini, güdülenmeyi ve önemini , öğrenme, algılama ve duyum gibi süreçleri incelemektedir. Önce değişik hayvan türlerini kendi içinde ele alarak davranışlarını incelerler ve sonrasında bu türlerin davranışlarını birbirleriyle karşılaştırırlar. Basitten karmaşığa doğru davranışlardaki farklılıkları incelerler. Biyoloji bilimiyle yakından ilgilidir.

2) Sosyal Psikoloji: Psikolojinin alt dalları arasında yer alan Sosyal Psikoloji, canlının sosyal ortamdaki ya da sosyal uyarıcılar karşısındaki davranışlarını inceleyen psikoloji dalıdır. Sosyo-kültürel kuramların , teknoloji, bilim, değişik grup ve ortamların , bireyin davranışlarını , inançlarını , tutum ve kişiliğini nasıl şekillendirdiğini inceler.

3) Psikometrik  Psikoloji: Davranışın ölçülmesi ve değerlendirilmesi , istatistik ve matematiksel teknik ve yöntemlerin psikolojiye uygulanması, davranışların açıklanabilmesi ve yordanmasına katkı sağlayacak matematiksel yöntemlerin kullanılmasını ve geliştirilmesini sağlamaktadır.

4) Uygulamalı Psikoloji: Çok geniş bir alanı kapsayan, toplumsal yaşamın çeşitli alanlarında karşılaşılan problemlerin çözülmesine yardımcı olan psikolojinin alt dalları arasındadır. Uygulamalı Psikolojinin de birçok alt dalı bulunmaktadır. Şimdi Kpss A Grubu ve Kpss Gelişim Psikolojisi konusu kapsamında bulunan ve Kpss sorularında bizi ilgilendiren bu alt dalları inceleyelim.

* Klinik Psikoloji: Kişiliğin gelişmesi ve davranış bozukluğu üzerinde araştırmaları yapan psikolojinin alt dalları arasında yer alır. Bireye kişilik gelişimi için yardım etmekte ve davranış bozukluğunu giderici gerekli araç, teknik ve yöntemleri geliştirmektedir.

* Danışmanlık Psikolojisi: Öğrencilerin eğitim ve öğretimine ilişkin bireysel sorunlarıyla ilgilenen danışmanlık psikolojisi, okul psikolojisi ile de yakından ilgilidir. Öğrencilerin sorunlarını çözme, kendilerini daha iyi anlamalarını sağlama , eğitim ve mesleki konularda öğrencilere rehberlik yapma gibi konular üzerinde hizmetlerini yürütmektedir.

* Endüstri ve Örgüt Psikolojisi: Endüstri ve işletmelerde kişilerin birbirleriyle , işletme ve işletme teknolojisi ya da araç gereçleriyle etkileşimini inceleyen psikoloji dalıdır. Ayrıca verimli çalışabilmek için gerekli olan bilgileri toparlayıp bunlar üzerinde çalışmaktadır. Bu alandaki psikologlar personel seçme, hizmet içi eğitim verme, personeli en verimli şekilde yetiştirme , iş ve verim değerlendirme gibi görevleri üstlenmektedir.

* Eğitim Psikolojisi: Verimli öğrenme ortamlarının oluşturulması ve uygulanması üzerine araştırma yapan ve psikolojinin alt dalları arasında en önemli yere sahip olan dallardan birisidir. Çünkü Kpss A grubu ve Kpss Gelişim Psikolojisi soruları içerisinde bizim en çok muhatap olacağımız dallardan birisidir. Gelişim, öğrenme, ruh sağlığı gibi konular üzerinde duran eğitim psikolojisi ilgili teknik ve yöntemleri eğitim ortamına uygulamakla ilgilenmektedir.

** Öğrenme Psikolojisi: Olumsuz davranışların değiştirilmesine, bireyin ortama uyum sağlamasına, insanlarla uyumlu ilişki içersinde olmasına katsı sağlayan psikoloji dalıdır. Eğitim Psikolojisinin ilgi alanına giren öğrenme psikolojisi, algılama, hatırlama, problem çözme, unutma gibi olgular üzerinde yoğunlaşmaktadır.

** Gelişim Psikolojisi: Bir yaşam boyunca insanların davranışlarında bedensel, bilişsel, duyuşsal ve sosyal yönlerden gelişimini inceleyen ve araştıran psikoloji dalıdır. Gelişim Psikolojisi de Eğitim Psikolojisinin algi alanındadır.

Psikolojinin alt dalları arasında yer alan diğer dallar, Siyaset Psikolojisi, Mühendislik Psikolojisi, Adalet Psikolojisi, Çevre Psikolojisi ve Din Psikolojisi gibi dallardan oluşmaktadır.
Tagged : / / / / / / /

Psikolojinin Temel Yaklaşımları

1) Yapısalcılık: Psikoloji bilimi daha önceden felsefeye bağlıyken 1879 da deneysel bir psikoloji laboratuarının kurulmasıyla felsefeden ayrılmış ve yeni bir dal olmuştur. Bu laboratuarın da kurulma amacı insan davranışlarının gözlemlenmesidir. İşte tüm bu adımları atan Wilhelm Wundt’dur. Peki yapısalcılığı oluşturan kimdir? Bu kişi de Wundt’un yolundan ilerleyen Titchener‘dir.

Yapısalcılığa göre birey kendi duygusal durumunu ve zihinsel süreçlerini kendisinin test edebileceğini belirtmiştir ve içsel duygular, seziş ve düşünce gibi terimler üzerinde durmuştur. Tüm bunlarında İç Gözlem (İçe Bakış) Yöntemiyle mümkün olacağını belirten Titchener, bu yöntemin bireyin kendini incelemesi ve bir olay ya da etki karşısında kendi hissettiklerini , aklına gelenleri dile getirmesi ve bunları anlatması şeklinde bir yöntem olduğunu belirtmiştir.

2) İşlevselcilik (Fonksiyonalizm): Pragmatizm (Faydacılık) temelli bu felsefe sisteminin kurucusu William James‘tir. James aslında yapısalcılığa bir bakıma tepkidir. Şöyle ki, yapısalcıların zihnin sadece yapısı üzerinde durduğunu ancak zihnin yapısından çok işlevinin önemli olduğunu vurgulamıştır. Zihin nasıl çalışır, ne yapar sorularına cevap arayan işlevselcilik zihnin çevresine uyum sağlamaya çalıştığını belirtmiştir. Bu doğrultuda işlevselcilik algılama, düşünme ve öğrenme süreçleri gibi zihinsel süreçlereönem verir.

Görüldüğü üzere yapısalcılık içsel duygulara önem verirken işlevselcilik zihinsel süreçlere önem verir, bu ikisi arasındaki ayırt edici ve keskin farktır.

3) Davranışçılık: Psikoloji gözlenebilir ve davranışlar içinde oluştuğu çevre koşullarıyla açıklanır. Bu tanımı yapan ve davranışçılığın kurucusu kabul edilen John Watson, çevreye verdiği önem nedeniyle içe bakış yöntemini yani yapısalcılığı reddetmiştir.

Zihnin doğuştan boş bir levha olduğunu ve her şeyin çevrenin etkisiyle şekillendiğini savunan (J. Locke) Watson, davranışı uyaran ve tepki ikilisi içerisinde incelemiş ve öğrenme sürecini de ödüllendirme koşuluna bağlamıştır.

Bana rastgele bir bebek verin, soyu, yetenekleri, eğilimleri, becelerileri ne olursa olsun, ondan istediğim şeyi yaratırım. Bir doktor, avukat ,tüccar , bilgin, hırsız ya da bir katil… John Watson.

Buradan da anlaşılabileceği gibi Watson bir bireyi istediği gibi yoğurabileceğini çünkü her şeyin çevreye bağlı olduğunu belirtmiştir ve bilişsel süreçlerle ilgilenmenin yanlış olacağını savunmuştur.

4) Psikoanalitik Yaklaşım: Davranışı cinsel güdülerin ve toplumsal baskıların oluşturduğu bilinç dışı etkilerin yönlendirdiğini savunur. Bu yaklaşımı oluşturan Sigmund Freud, insanların cinsellik ve saldırganlık gibi iki temel dürtüsü olduğunu söyler ve bu güdüler çoğu zaman toplum tarafından kabul edilmez ve bilinç dışına itilir. Freud’a göre bu bir yok oluş değil yeni davranışların ortaya çıkması için bir başlangıç noktasıdır.

İnsanın doğuştan bencil ve kötü olduğunu belirten psikoanalitik yaklaşım genellikle davranış bozuklukları üzerinde durmuş ve bunları tedavi yoluna odaklanmıştır.

5) Bilişsel (Gestalt) Yaklaşım: İnsan dışarıdan yönlendirilerek ilerleyen bir varlık değil tam aksine çevresindeki uyarıcıları seçip algılayan , bunları işleyen , böylece çevresinde olanları anlamlandırabilen bir varlıktır. Dolayısıyla insan burada aktif roldedir ve etken olan kendisidir başkası değil.

Gestalt yaklaşımındaki temel anlam bütünselci olmaktır. İçebakış yöntemini, yapısalcılar gibi problemin dibine inme amacıyla parçalamak için değil, tüm parçalara bir araya getirip bütünleştirmek için kullanırlar.

Davranışçılara tepkili olan bilişsel yaklaşım , davranışçıların aksine zihinsel süreçlere önem vermişlerdir. Bu nedenle insanların davranışlarının uyarı ve tepki bağıyla açıklanması mümkün değildir.

6) Olgunlaşma Yaklaşımı: Gelişimini biyolojik bir süreç olduğunu belirten bu yaklaşımın kurucusu Gessel’dir. Gelişimin olgunlaşma tarafından yönlendirildiğini belirten Gessel, çevresel faktörleri yadsımıştır. Bunlara ek olarak bireysel farklılıklarda dahil olmak üzere gelişim etkileyen temel nedenin genler olduğunu savunur. Gessel’e göre gelişim evrensel ve olgunlaşmayla ortaya çıkan bir süreçtir.

7) Hümanist (İnsancıl) Yaklaşım: İnsan kendi davranışlarını örgütleyebilen, denetleyebilen , potansiyelini kendi kendine ortaya çıkarabilen ve yaşama anlam verebilen özgür bir varlıktır. Bu kuramın savunucularından olan Carl Rogers ve Maslow, Freud’un aksine insanın doğuştan iyi bir canlı olduğuna inanır ve Freud gibilerin tüm deneysel yaklaşımlarına kesinlikle karşı çıkmaktadır.

Her bireyin tek, eşsiz ve benzersiz olduğunu belirten insancıl yaklaşım, insanın seçme şansı olan, kendini gerçekleştirmeyi temel alan bir varlık olduğunu belirtir. Dışarıdan bir müdahale olacaksa da bu, bireyin kişilik gelişimine katkıda bulunan bir müdahale olmalıdır.

8) Biyolojik Yaklaşım: Bu yaklaşıma göre çevresel değişiklikler nörokimyasal olayları etkileyerek davranışta da nörokimyasal değişiklikler ortaya çıkartabilir. Mayer ve Donald O Hebb‘in işlevselcilikten etkilenerek ortaya çıkardığı bu yaklaşımın temelini doğal ayıklama oluşturmaktadır. Doğal ayıklama davranışların kalıtım yoluyla insanlara geçtiğini belirtir.

Biyolojik yaklaşım, davranışların doğuştan gelen biyolojik bir kökeni olduğunu belirtir ve davranışın, çevreye uyum süreci olduğunu vurgular. Şöyle ki, çevresel faktörler vücudumuzu etkileyerek bazı reaksiyonlar göstermemizi sağlar. Örneğin bir piknik ortamında temiz havada kendimizi iyi hissetmemiz gibi. Psikolojinin temel yaklaşımları konusu burada bitmektedir.

Tagged : / / / / / / /