Hiç Kıta Ayrılması Gördünüz Mü ?

Levha hareketleri, tektonizma vb.. nedenlerle açıklayabileceğimiz kıtaların ayrılmasını fotoğrafçı biri denize dalarak görsel hale getirmiş coğrafyamızı ilgilendiren bu olayı bende sitede paylaşayım dedim.

İngiliz fotoğrafçı Alex Mustard, İzlanda’da Kuzey Amerika ve Avrasya kıtaları arasında denize daldı.

Kıtaların birbirinden nasıl ayrıldığını belgeleyen Mustard, sıcak su püstürten yanardağın fotoğraflarını da çekti.

Buyrun devamında fotoğrafları gözlerinizle görün

Kıta Kayması Kıtaların, ilk başta bir bütünken daha sonra, okyanus kabuğunun zayıflığı yüzünden, dünyanın yüzeyi üzerinde kayarak birbirinden ayrılması.

Asrımızın başlarında, Amerikan jeoloğu Frank Taylor, kıtaların çok eskiden dev bir kara kütlesi meydana getirdikleri fikri ile ilk defa ilgilenmişti. 1908’de o zaman için hayali olan, kıtaların birbirlerinden şimdiki durumlarına kadar ayrıldıkları teorisini ortaya attı. Aynı zamanda, bu gelişmelerden habersiz olarak Alman meteoroloji bilgini, astronom ve jeofizikçisi Alfred Wegener, aynı konu üzerinde araştırmalar yapmaktaydı.

1915’te Kıtalar ve Okyanusların Orjini kitabını yazarak, bu teori hakkında söz sahibi olduğunu duyurdu. Kontinentverschiebung (karaların kayması) nazariyesini kurmuş ve beş (bugün için altı) kıtanın evvelce birbirine bağlı olup, sonra yavaş yavaş ayrıldıklarını söylemiştir. Wegener’e göre, paleozoikum ve mezozoikum devirlerinde kıtalar birbirlerine yapışık idi. Paleozoikum sonuna kadar, hayvanlar, Güney Amerika ile Afrika, Asya ve Avustralya arasında kara yolculuğu yapmışlar, Eosen’den itibaren Afrika’da yaşayan hayvanlar, karadan Güney Amerika’ya geçmişlerdir.

Bundan sonraki 40 yıl içinde teori çok az ilgi gördü. Tahmin ve bunun yanısıra çok az delile dayandığı için tenkid edildi. Wegener’in fikrini kabullenenlerden biri olan, Güney Amerikalı Jeolog Alexander du Joit, Güney Afrika ve Brezilya’da araştırmalar yapmış ve teoriyi destekleyen birçok jeolojik delil elde etmiştir. Du Joit’in ve diğer bilim adamlarının  fikirleri kabul edilmesine rağmen, kıtaların bu şekilde kaymasına sebeb olacak bir mekanizma bilinmediğinden, çoğunluk gene teoriye karşıydı.

Teori ancak, kıtaların dünya kabuğunun üstünde çok yavaş olarak kaydığının ispatlanması ile kabul gördü. 1960’larda, teori tamamen kabul edildi ve yeni açıklamalar getirildi. Bu açıklamalardan birisi, daha önce birleşik olan kısımların, aynı jeolojik yapıya ve benzer fosillere sahib olmasıydı.

On dokuzuncu yüzyılda, şimdiki kıtaların iki büyük kıta olarak mevcut olduğu öne sürüldü. Bunlar, güneyde bulunan “Gondwanaland” ve kuzeyde bulunan “Laurasia”ydı. Bu iki dev kıta, birbirinden “Tethys Okyanusu” ile ayrılmaktaydı. Bu iddia, Güney Amerika ile Afrika’nın birleştirilebilmesi gibi kesin olmayıp, biraz daha az kuvvetlidir. Hatta Wegener daha da ileri giderek bu ikisinin de çok eskiden beraber olduğunu iddia etmiş ve bunu Pangaea olarak isimlendirmiştir.

Günümüzdeki Dünya’nın şekli bu teoriye göre çok yavaş da olsa değişmektedir. Mesela, Büyük Okyanus diplerinde yaklaşmalar olduğu tesbit edilmiştir. Bu belki de uzun zamanlardan sonra Asya’nın, Kuzey Afrika’ya yaklaşmış ve Filipinlerin, Güney Amerika’daki And Dağlarının gölgesinde bulunacağına bir işarettir.

Bu teoriye dayanarak, bugün müstakil bir kıta olan Amerika’nın keşfi sırasında orada bulunan yerlilerin ve hayvanların, bu kıtanın Asya kıtası ile bitişikken oraya geçtikleri ve çoğaldıkları iddia edilmektedir.

Tagged : / /

Bilişsel Gelişim Kuramı (Piaget)

gelişim psikolojisi içindeki bilişsel gelişim kuramını piaget genetik epistemoloji ile açıklamaktadır. Jean Piaget bilişsel gelişim sürecinde çevrenin etkisiyle beraber olgunlaşmaya da vurgu yaparak genetik yapıyla bilişsel gelişimi açıklamaya çalışmıştır.

  • Piaget’e göre gelişime organizma olarak değil birey olarak yaklaşmıştır.
  • Zihinsel gelişim, biyolojik olgunlaşma sürecine dayanır.
Kalıtıma vurgu yapılmıştır.
  • Temeli denge arayışıdır.
Çevreye uyum sürecini belirtmektedir.
  • Bilişsel gelişim yaşa paralel olarak ilerler.
Gelişimin evrensel bir sıra izlediğinin vurgusudur.
  • Benzer yaştaki çocukların benzer hatalar yaptığını gözlemlemiştir.
  • Bireysel farklılıklar vardır.

Yatay Boyutta: Aynı boyuttaki değişkenlerdir ve bu değişkenler arasında aşamalılık söz konusu değildir.

Dikey Boyutta: Farklı boyuttaki değişkenlerdir ve bu değişkenler arasında aşamalılık vardır. Değişkenler birbirinin ön koşuludur.

  • Kişi, dünya içersinde pasif alıcısı değil, çevrenin aktif oluşturucusudur.
Buradan davranışçılara karşı olduğu anlaşılmaktadır.

Kpss eğitim bilimleri gelişim psikolojisi içinde bilişsel gelişim kuramı savunucusu Piaget, değişik yaş gruplarındaki çocukların dünyalarının birbirinden farklı olduğunu belirtmiştir. Bu farklılıkları araştırma yoluna giden Piaget, bilişsel gelişimi etkileyen ve birbiriyle etkileşim halinde olan 5 faktöre dikkat çekmiştir.

Bilişsel Gelişimi Etkileyen Faktörler

1) Olgunlaşma: Doğuştan getirilen refleksler çevreye uyumun ilk sürecidir. Süre geçtikçe refleksler yaşa bağlı olarak amaçlı davranışlara dönüşür ve buna olgunlaşma denir.

Olgunlaşma daha çok gelişimin fiziksel yanıyla ilgilidir.Bireyin bedensel açıdan gelişmesi ve zihinsel açıdan işi yapabilecek seviyeye gelmesi olgunlaşmaya bağlıdır.

Birey olgunlaştıkça zihin gelişimi de buna bağlı olarak paralel bir şekilde ilerler.

2) Yaşantı (Deneyim): Bir uyarıcı zenginliği ancak çevrenin yardımıyla alınabilir. Ne kadar çok uyarıcı varsa o kadar bilişsel gelişme vardır. Alınan her uyarıcı bir başka uyarıcıyla bağlanarak kodlanmaktadır. Oluşturulan her bağ zihinsel gelişimin bir üst aşamasını oluşturacaktır.

Deneyim, bireyin dünya üzerinde etkinlikte bulunmaya ve bu eylemlerinin sonuçlarını gözlemeye yönelik kendi olanakları şeklinde ifade edilmektedir.

3) Örgütleme: Doğuştan getirilen niteliklerden birisi olan örgütleme, organizmanın içinde bulunduğu sistemi korur ve geliştirir. Örgütleme olmasaydı bilişsel gelişimden bahsedilemezdi. Taklit düzeyinde kalan bir gelişme olurdu. Örgütleme süreci, bireyin çevreye daha iyi uyum sağlamasına olanak tanır.

Yeni doğan bebek başta refleks olarak emme ya da yakalama davranışı gösterirken bir süre sonra bu davranışlar organize edilip koordineli bir halete getirilir yani örgütlenir.

4) Sosyal Etkileşim (Kültürel Aktarım – Sosyal Geçiş): Piaget’e göre genetik yapı önce sosyal çevre sonra gelir.

Vygotsky’de durum bunun tersidir.

Kalıtım olmadan çevresel faktörlerin hiçbir önemi olmadığını söyleyen Piaget, elde edilen şemaların çoğunun sosyal aktarımla oluştuğunu savunur. Bilişsel yapının nasıl kullanılacağını belirleyen de sosyal aktarımdır.

Ezber eğitim gibi.

Kısaca toplumsal aktarım, çocuğun anne, baba, komşu, arkadaş, öğretmen gibi diğer insanlardan edindiği bilgilerdir.

5) Dengeleme: Olgunlaşma, yaşantı ve sosyal etkileşim süreçlerinin bir araya gelmesiyle zihinsel yapıların inşa edilmesi, bozulması ve tekrar inşa edilmesi sürecine dengeleme denilmektedir.

Denge > Dengesizlik > Denge > Dengesizlik > Denge….

Organizma gelen yeni bir bilgi ile önceden var olan denge üzerinde bir dengesizlik yaşar. Bu dengesizlik organizmayı yeniden denge kurmaya itmektedir. Böylece alt düzeydeki dengeden üst düzeydeki yeni bir dengeye ilerleme gerçekleşir.

Kısaca belirtecek olursak, yeni bir bilgi ile oluşan dengesizliği, bu bilgiye uyum kurma süreciyle tekrardan denge kurdurtmaya dengeleme denir.

kpsskonu.com

Tagged : / / / /

Fiziksel Gelişim

gelişim psikolojisi içinde fiziksel gelişim 5 bölümde incelenmektedir.

1) Doğum Öncesi Dönem

  • İlk iki haftaya germinal dönem denir.
  • Mitoz bölünme ile 3 ila 8 hafta arası zigot oluşur.
  • Ektoderm: En dıştaki tabaka gelişir.
Saç, deri, tırnak.
  • Mezoderm: Orta tabaka gelişir.
Kas, iskelet, dolaşım ve sindirim sitemleri, salgı bezleri.
  • Endoderm: İç tabaka gelişir.
Tüm iç organlar.
  • Dölüt dönemi: Döllenme oluşur ve 13. güne kadar zigotun dölyatağına yerleşmesi tamamlanır.
  • Embriyo Dönemi: 2. haftadan itibaren plasenta oluşmaya başlar. Kalp atmaya başlar, kan damarları ve sinir sistemi gelişir. 8. haftaya kadar gebelik hissedilmeye başlar.
  • Fetüs Dönemi: Cinsel organların görünümü tamamlanır. Uyarıcıya tepki verilir. Bacak kol hareketleri görülür. 16. haftada deri ve saç gelişir, iskelet yapısı güçlenir. Yine 16. haftada nöronların oluşumu başlar. Gözler açılır. Boşaltım sistemleri olgunlaşır. 36. hafta sonunda döl yatağı dışında yaşayabilir.

0-6 Ay arası bebekler,  biberonu tutabilir, nesnelere ulaşır, sırtüstü yatma durumundan yüzüstü yatma durumuna geçebilir ve birçok refleksif davranış sergileyebilir.

6-12 ay arası bebekler, az refleksif davranış gösterir, desteksiz oturur, yerde sürünür ve bir yere tutunarak ayağa kalkabilir.

12-18 ay arası, yürümeye başlar ve merdivenden emekleyerek çıkabilir.

18-24 ay arası, koşmaya başlar, koltuğa tırmanabilir, tekerlekli oyuncakları itip çekebilir, basit yapboz tamamlar, 6 kata kadar kule yapabilir, bağırsakların denetimini kazanır.

2) Bebeklik Dönemi (0-2)

  • Doğum öncesi dönemden sonra fiziksel gelişimin en hızlı olduğu dönemdir.
  • Doğum öncesi dönemde oluşan refleksif nitelikler 6. aydan itibaren amaçlı hareketlere dönüşmeye başlar.
  • Yeni doğan bebekte nefes alma, kökünü arama (yüzünü dokunulan alana çevirme), emme, yutma, göz kırpma ve gözbebeği refleksi gibi var kalma refleksleri görülür.
  • Moro Refleksi: Boyun kaslarının kontrolü.
  • Palmar Refleksi: Elle yakalama, kavrama.
  • Tonik Boyun Refleksi: Kol nereye giderse boyun o yöne gider. Sırt üstü yattığı zaman baş yana döner, kol bacak aynı tarafa uzanır ve ters taraf bükülür.
  • Babinski Refleksi: Ayak gıdıklandığında ayak başparmağı açılır ve gerilir.
  • Son 4 refleksin yanı sıra yüzme, adım atma gibi ilkel reflekslerde bebeklik döneminde gözükmektedir.
2-3 yaş arası çocuklar, üç tekerlekli bisiklete biner, atlar, topu iki eliyle tutabilir, merdivenleri tutunmadan çıkar, sidik torbasının denetimini kazanır, bardağı tutup suyu içebilir, tek ayak üstünde dengede durabilir, topu tekmeleyebilir.

3) İlk Çocukluk Dönemi (3-6)

  • Sinir sistemi gelişimini büyük oranda tamamlar.
  • Dönemin sonuna doğru kalp atışları normal bir bireyle aynı hıza kavuşur.
  • Sindirim sistemi gelişir ve bir yetişkinin yiyebileceği şeyleri hazmedebilir.
  • Büyük kas hareketlerini küçük kas hareketlerine göre daha rahat yaparlar.
3 yaşındaki bir çocuğa top atıldığında elleriyle değil de iki koluyla yakalaması.
  • Bu dönemde el göz koordinasyonu gerçekleştirilemiyor. Bu yüzden çocukların küçük kaslarını geliştirici çalışmalar yerine büyük kaslarını geliştirici çalışmalara öncelik verilmelidir. İnce motor becerileri gerektiren işler yaptırılmamalıdır.
İğneden iplik geçirme, ince uçlu kalem kullanma vs.

3-4 yaş arası çocuklar, düşmeden koşar, kollarına atılan büyük bir topu tutabilir, merdivenleri rahatça çıkar, büyük düğmeleri ilikleyebilir, kalemi başparmak ile iki parmak arasında tutabilir.

4-5 yaş arası çocuklar, hızlı koşar, alçak bir duvarın üstünde yürüyebilir, kendi kendine giyinebilir, büyük oyuncakları taşıyabilir, kare ve üçgeni kopyalayabilir, kağıdı çizili yerinden makasla kesebilir, ipi boncuklardan geçirebilir ancak iğneden geçiremez.

5-6 yaş arası çocuklarda fiziksel gelişim, tek ayağı üzerinde zıplayabilir, top oyunlarını oynar, iki tekerlekli bisiklete binebilir, ayakkabı bağcıklarını bağlayabilir, fermuarı birleştirebilir, küçük düğmeleri ilikleyebilir ve bir nesneye ulaşırken baş, beden ve kollarını eşgüdümlü olarak çalıştırabilir.

4) İkinci Çocukluk – Okul Dönemi (7-11)

  • Fiziksel gelişim önceki dönemlere göre daha yavaştır.
  • Çocuklar bu dönemde ince motor becerilerini geliştirebilirler.
  • Kas göz koordinasyonu gerektiren etkinliklerde başarı artar.
  • Okul öncesine kadar görme zayıftır. Ancak bu dönemle birlikte görme normale döner.

5) Ergenlik Dönemi (12-18)

  • Erinlik Dönemi: Cinsiyet yeteneklerinin kazanılmasıyla ilgili önemli bir geçiş dönemidir. Erinlik döneminde erkekler için önce birincil sonra ikincil, kızlar için önce ikincil sonra birincil cinsiyet özellikleri kazanılır.

Kpss gelişim psikolojisi fiziksel gelişim konusunda bilmemiz gereken bir diğer önemli nokta da birincil ve ikincil cinsiyet özellikleridir.

Birincil Cinsiyet Özellikleri: Üreme fonksiyonu ile ilgili erkeklerde penis ve testisler, kızlarda ise rahim ve yumurtalıklardaki özellikler birincil cinsiyet özellikleridir.

İkincil Cinsiyet Özellikleri: Vücudun kıllanması, göğüslerin büyümesi, ciltteki pütürleşme, ses tonu, sivilceler, kalçaların genişlemesi gibi, kısaca cinsel olgunlaşmanın gözle görülebilir özelliklerini kapsamaktadır.

  • Hormonların ilk ortaya çıkışı erinlik dönemindedir.
  • İskelet yapılarında hızlı gelişmeler gerçekleşir.
  • Sakarlıklar sıklıkla görülür.
Kızlar erkeklerden önce ergenliğe girerler.
  • Kızlar erken olgunlaştığına, yaşıtlarına göre daha çekingen olurlar ve sosyal ilişkilerde yetersiz hissederler. Bulunduğu gruptan dışlanma olabilir.
  • Erkekler erken olgunlaştığında, yaşıtlarına göre daha fazla ilgi görür, grup lideri gibilerdir, akranlarına daha kolay uyum sağlar ve daha dışa dönüktürler.
  • Kızlar geç olgunlaştığında, daha dışa dönük, sosyal ilişkileri kuvvetli ve yaşıtları arasında popülerdirler.
  • Erkekler geç olgunlaştığında, daha az ilgi görürler, dikkat çekici hareketlerde bulunarak dikkatlerini kendi üzerlerine çekmeye çalışırlar.

kaynak : kpsskonu.com

Tagged : / / / /

Gelişim Görevleri

Gelişim görevini (ödevini) bireyin yaşamındaki belli bir dönemde ortaya çıkan, başarı elde edildiğinde bir sonraki görevlerde de başarı ve mutluluğa yol açan, başarılamadığında ise mutsuzluğa, toplumun hoş görmemesine ve daha sonraki görevlerde zorluklara yol açan görev olarak açıklamıştır.

Havighurst yaptığı bu tanımla açık bir şekilde, bireyin gelişim görevi süresince yapması gereken görevler yerine getirilmezse bireyin mutluluğa ulaşamayacağını belirtmektedir.

1) Bebeklik Dönemi (0-2 Yaş)

Kpss sorularında bebekli dönemi için anahtar kelime dünyaya uyum sağlamaktır.
  • Bağlanma davranışı en önemli görevdir. 6. ayda bebek anneye bağlanma davranışı gösterir.
6. ayda oluşmasının sebebi bellek oluşmasıdır.
  • Duygusal, psikomotor ve algısal olgunlaşmanın gerçekleşmesi beklenir. Genellikle 6. ayda.
  • İlkel bir neden sonuç ilişkisi kurulabilir.
Bebek ağlarsa annesi emzirir.
  • Yürüme davranışını göstermesi beklenir.
  • İlk dil gelişimi ve dil için kritik dönem buradadır. (Babıldama evresi)
  • Katı besinler yenilebilir.
  • 8. aydan sonra nesne devamlılığı gelişmeye başlar.
  • Sosyal çevre ile ilişki kurulmaya başlanır.

2) İlk Çocukluk Dönemi (2-6 Yaş)

Anahtar kelime kendini tanımadır.
  • Hayali oyunlar oynanır.
Piaget ile çelişen bir durumdur.
  • Dil gelişimi bu evrede tamamlanır.
  • Kendi davranışları üzerinde otokontrol kurar.
Tuvalet eğitimi gibi.
  • Özbakım becerilerinin yerine getirilmesi beklenir.
Bunun için çocuğun gelişim seviyesine uygun çevresel fırsatlar verilmelidir.
  • Cinsiyet, cinsiyet farklılıkları ve mahremiyeti öğrenmesi beklenir.
  • Grup oyunlarında statü ve rol dağılımı yoktur.
  • Erken ahlak gelişimi bu evrededir.
Bu ahlak gelişimi doğru ve yanlış niteliğinde çevre baskısıyla oluşturulmuştur, sorgulanamaz.
  • Cinsiyet rolleriyle özdeşim kurulur.
Kızların anneyi, erkeklerin de babayı taklit etmesi gibi.

3) Son Çocukluk Dönemi – Okul Çağı (6-12 Yaş)

Anahtar kelime sosyalleşmedir.
  • Oyun becerilerini geliştirmesi beklenir.
Burada rol dağılımı gerçekleşir.
  • Kendine karşı bütüncül bir algılayış tarzı geliştirilir.
  • Yaşıtlarıyla iyi ilişkiler kurması beklenir.
  • Cinsiyet rollerinin öğrenilmesi tamamlanır.
  • Okuma, yazma ve hesap becerilerinin gelişimi beklenir.
  • Değer yargıları ve ahlaki gelişim oluşur.
  • Kişisel bağımsızlık gelişir.
  • Sosyal gruplara ve kurumlara karşı tutumlar oluşur. İlk tutumsal nitelikler burada görülür.
Bunun sebebi bireyin bilişsel yapıyı ilk defa örgütleyebilmesidir.

4) Ergenlik Dönemi (12-18 Yaş)

Anahtar kelime kimlik kazanmadır.
  • Bireyin yetişkin bir fiziksel yapıya ulaşması beklenir.
  • Duygusal bağımsızlığa kavuşması beklenir.
  • Akran gruplarına üyelik ve aidiyet kavram arayışları bu dönemde gelişir.
  • Cinsiyet rollerine uygun davranışlar bu dönemde alınır. Yani cinsiyet rollerinin ortaya konması bu dönemdedir.
  • Mesleki ilgi oluşur ve netleşir. Mesleki kristalleşme bu dönemdedir.
  • Birey toplumsal sorumluluk alır.
  • Değişen bedene uyum sağlaması beklenir.
  • Fiziksel olarak kendini kabullenme görülür.
  • Kimlik duygusunun gelişmesi beklenir.

5) Genç Yetişkinlik Dönemi (18-35 Yaş)

  • Ebeveynlerinden bağımsız olması beklenir.
  • İçselleştirilmiş bir ahlak örüntüsü gerçekleşir.
  • Yakın dostluk ilişkisi kurulması beklenir.
  • Evlilik ve kariyer olgusu bu yaşlarda gerçekleşir.

6) Orta Yetişkinlik Dönemi (35-60 Yaş)

  • Aile kurma.
  • Toplumsal katkı.
  • Mesleki zirve hedeflenir.

7) Yaşlılık Dönemi (65 Yaş Üzeri)

  • Derin bir entelektüelleşme beklenir.
  • Eşin ölümüne uyum söz konusudur bu dönemde.
  • Ölüm hakkında belirli bir tutum geliştirme.

Gelişim Görevleri Özellikleri

  • Bireysel büyüme ve gelişme süreklidir.
  • Belli kültürde yaşayan bireyler benzer gelişim evrelerinden geçer.
  • Gelişim görevleri oldukça açık ve seçiktir.
  • Bir dönemin gelişim döneminin hazırlığı önceki dönemden başlar.
  • Bir dönemde başarıyla yerine getirilemeyen görevler ileriki dönemleri olumsuz etkiler.
Tagged : / / / /

Gelişimin Temel İlkeleri

1) Gelişim yordanabilir bir sıra izler. Bu sıra evrenseldir.

  • Baştan ayağa.
  • İçten dışa.
İlk gelişen organ kalptir.
  • Genelden özele.
Kpss sorularında kaslardan bahsediyorsa cevap genelden özeledir.
  • Basitten karmaşığa.
Kpss eğitim bilimleri gelişim psikolojisi sorularında kaslarla birlikte başka durumlardan bahsediyorsa ki bu durumlar genellikle ahlak ve zihinsel gelişimdir, cevap basitten karmaşığadır.
Gelişimin evrensel bir sıra izlediğini ilk belirten kişi Piaget’tir.

2) Gelişimde bireysel farklılıklar vardır. Bireysel farklılıkları tetikleyen en önemli etken çevredir.

Aynı gün doğan çocuklar aynı gün yürümez.
Kpss sorularında bir paragrafta çocuklar aynı yaştaysa cevap bireysel farklılıkla ilgilidir. Çocuklar farklı yaşlarda ise cevap kritik dönemle ilgilidir.

Bireysel farklılıklar kalıtımsal (Cinsiyet, zeka üst düzeyi vb.) ve öğrenilmiş (Zekayı kullanma potansiyeli) olmak üzere ikiye ayrılır.

3) Gelişimde kritik dönemler vardır. Organizmanın bazı davranışları öğrenmeye eğilimli olduğu yaş aralıkları vardır. Dolayısıyla her davranışın kritik dönemi farklı gelişir.

4) Gelişim bir bütündür. Herhangi bir gelişim alanındaki farklılık diğer tüm gelişim alanlarını etkiler.

Kpss eğitim bilimleri gelişim psikolojisi sorularında paragrafta iki veya daha fazla alanın birbirini etkilemesinden bahsediyorsa cevap ”gelişim bir bütündür” ilkesidir.

5) Gelişim süreklidir. Hiçbir gelişim alanı kesintiye uğramaz. Zaman zaman gelişim hızları fark edebilir.

Kpss gelişimin temel ilkeleri sorularında vurgu ”kesintiye uğramaması” ise cevap gelişimin sürekli olduğudur.

6) Gelişim nöbetleşe devam eder.

Eğitim bilimleri sorularında vurgu ”gelişim alanlarındaki hız farkı” ise cevap bu ilkedir.

7) Gelişim, kalıtım ve çevrenin ürünüdür. Yani gelişim sürecinde sadece kalıtım ya da sadece çevrenin etkisinden bahsedilemez. Kalıtım yoluyla gelen potansiyel çevre ile ortaya çıkar. Dolayısıyla bu ikili bir bütünü ve ürünü oluşturur.

8) Gelişimde telafi yoktur. Yani bir dönemde gerçekleştirilemeyen davranışlar ileride telafi edilemez sonuçlar doğurur.

9) Gelişim, zaman içinde giderek bireye özgü bir seyir izler.

Özellikle 6 yaşından sonraki dönemlerde bu ilke daha belirgin şekilde ortaya çıkar.

10) Gelişimde, hızlı değişimin olduğu evrelerde çevresel faktörün etkisi artar. Aslında bu ilke kritik dönemi vurgulamaktadır.

11) Gelişim binişiklik özelliği gösterir.

 

kaynak : kpsskonu.com

Tagged : / / / /

Gelişimi Etkileyen Faktörler

1) Kalıtım: Anne ve babadan bireye genetik yollarla geçen yetenek ve özelliklerin tümüne kalıtım denilmektedir. Kalıtım kişinin saç ya da göz rengi, boyu, zihinsel ve fiziksel yetenekleri, duygusal alanları ve fizyolojik yapısı gibi bir çok özelliği belirleyici temel faktördür.

Kpss gelişimi etkileyen faktörler içinde yer alan kalıtım eşey hücresi ile başlar. Annenin yumurta hücresi ile babanın sperm hücresinin eşey hücresi olarak birleşmesi sonucu zigotyani döllenmiş yumurta meydana gelmektedir. Yaşam bu zigot evresinde başlar. 23 kormozomdan oluşan eşey hücresinin sonuncu yani 23. hücresi cinsiyetle ilgilidir ve gonozom adını alır. Geride kalan diğer 22 koromozomun cinsiyetle alakası yoktur ve otonom adını alır.

Eşey hücrelerin birleşmesi sonucu ortaya 46 koromozom çıkar. Her bir kromozomda on binlerce gen bulunmaktadır. Bu genler de bireyin gelecekteki kalıtımsal özelliklerini programlar niteliktedir.

Annenin yumurta hücresinde kromozomlar daima X şeklindedir. Babanın sperm hücresindeki kromozomlar ise X ya da Y şeklindedir. Yumurta hücresine sperm hücresinden X kromozomu giderse XX olur ve çocuğun cinsiyeti kız olur. Sperm hücresinden yumurta hücresine Y kromozomu giderse XY olur ve çocuğun cinsiyeti erkek olur. Dolayısıyla cinsiyeti belirleyen baba yani sperm hücreleridir.

Kpss gelişimi etkileyen faktörler kalıtım başlığı alında önemli olan bir diğer başlık da genotip ve fenotip kavramlarıdır. Genotip anne ve babadan kalıtım yoluyla çocuğa geçen temel yapıtaşıdır. Genotip çevreden bağımsız olarak bireydeki kalıtımsal özelliklerin tümünü ifade eder. Fenotip ise, genotip ve çevresel etkenlerin bir araya gelmesiyle oluşan kavramdır.

Fenotip , genotip özelliklerin gözlenebilir yansımasıdır ve kişiye özgü özellikleri barındırmaktadır.

Gelişimi etkileyen faktörler içinde yer alan kalıtım, organizmanın alt yapısını oluşturmaktadır. Bu bağlamda uzun boylu olan anne ve babadan, uzun boylu bir çocuk olması beklenir. Burada belirtilen boy da olabilir, zeka da olabilir, yetenek de olabilir.

Kalıtımsal özelliklerin bazıları baskın yani dominant, bazıları da çekinik yani resesif olabilmektedir. Baskın özellikler anne ya da babadan herhangi birine ait kalıtımsal özelliğin üste çıkması durumudur. Çekinik özelliğin gerçekleşmesi için de kalıtımsal özelliğin anne ve baba da benzer genler olması gereklidir.

Kahverengi göz, yüksek tansiyon => baskın özellik.

Sarı saç, mavi göz => çekinik özellik.

Testesteron olarak adlandırılan erkeklik hormonu ve östrojen olarak adlandırılan kadınlık hormonu hem erkek hem de kadınlarda bulunmaktadır. Fakat bunların oranları çok farklıdır. Şöyle ki, testesteron erkekler de yüksek kadınlarda düşük miktarda, östrojen ise kadınlar yüksek erkeklerde düşük miktarda görülmektedir. Bu hormonlar cinsiyet organlarının gelişimini ve ikincil cinsiyet karakterlerini belirlemektedir.

Gelişim, kalıtım ve çevresel faktörlerin etkileşimiyle gerçekleşmektedir. Kalıtım yoluyla getirilen gizil güçlerin ortaya çıkabilmesi ve gelişebilmesi için uygun çevresel olanaklar sağlanmalıdır.

2) Çevre: Gelişimi etkileyen faktörler içinde yer alan çevre, bireyin doğuştan getirdiği özelliklerin ortaya çıkmasına olanak sağlayan ya da sınırlandıran faktörleri içermektedir. Kpss eğitim bilimleri gelişim psikolojisi için önemli bir yere sahip olan çevreyi 3 başlık altında inceleyebiliriz.

  • Doğum Öncesi Çevre: Annenin aldığı ilaç, alkol, radyasyona maruz kalma, akraba evliliği gibi etkenler, gelişimi etkileyen faktörler içindeki doğum öncesi çevresel değişkenlerdir.
  • Doğum Sırasında Çevre: Çocuğun oksijensiz kalması ya da doğum anında kordonun dolanması gibi çevresel değişkenlerdir.
  • Doğum Sonrası Çevre: Ailenin ekonomik durumu, sosyal durumu, çocuklarına davranış tarzları, ailenin dağılması, çocuğun geçirdiği hastalıklar, çocukların doğuş sırası gibi binlerce değişkenden oluşan doğum sonrası çevre, gelişimi etkileyen faktörler içinde yer alır.
Kalıtımsal etkiler çevreyle şekillenmektedir. Gelişimsel süreçte kalıtım kadar çevrenin de belirleyici olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla gelişimin gerçekleşmesi için kalıtım ve çevrenin bir arada olması günümüzde de kabul edilen bir olgudur.

3) Zaman: Kpss gelişim psikolojisi içinde yer alan gelişimi etkileyen faktörler konusundaki son başlık da zaman başlığıdır.

  • Kritik Dönem: Belirli bir kazanımın sağlanabilmesi için çevre etkisinin en yoğun olduğu zaman dilimine kritik dönem denilmektedir. Birey bazı gelişim dönemlerinde belirli kazanımlar için yüksek duyarlığa sahiptir. Bu dönemlerde uygun çevre koşulları sağlanırsa kazanım daha çabuk yönde gerçekleşir. Eğer bu dönemde uygun çevre koşulları sağlanmazsa, ilerde kazanım gerçekleşse bile istenildiği kadar etkili olamaz. Bu zaman aralıklarının tümüne kritik dönem adı verilmektedir.
Kritik dönemler doğum öncesi dönemden itibaren başlamaktadır.
Gebeliğin ilk 3 ayı kritik dönemdir.
Gelişimi etkileyen faktörler içindeki kritik dönem zamanlama ile alakalıdır. Gelişimde zamanlama, herhangi bir uyarıcının organizmaya verilirken doğru zaman aralığında verilmesidir.
  • Tarihsel Zaman: Bireyin içinde yaşadığı zaman diliminde gerçekleşen önemli olayların, bireyin gelişim sürecindeki etkisidir. İnsanların davranışları ve ilgileri, savaş, teknoloji, moda, düşünce akımları gibi olgulara bağlı olarak değişebilir ve gelişebilir.
Kpss sorularında tarihsel zaman ile bölük / yaş kuşağı kavramları birbirlerine karıştırılmaktadır. Bölük / Yaş Kuşağı, belirli bir zaman diliminde insanların birbirine benzer özellikler göstermesidir. Tarihsel zaman ise belirli bir zaman diliminde yaşanan olayların bireyin gelişiminde etkili olması durumudur.

Kpss eğitim bilimleri gelişim psikolojisi dersine ait gelişimi etkileyen faktörler konusu tamamlanmıştır. Bir sonraki kpss gelişim psikolojisi konusu Gelişimin Temel İlkeleri olacaktır.

 

kaynak : kpsskonu.com

Tagged : / / / /

Gelişim Psikolojisinin Temel Kavramları

1) Gelişim ve Değişim: Kpss gelişim psikolojisi dersinin temelini oluşturan gelişim ve değişim birbirinden ayrı kavramlardır.

Gelişim nedir?

Gelişim organizmanın doğum öncesinden başlayarak bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal yönden olgunlaşma ve öğrenme etkileşimiyle sürekli ilerleme kaydetmesidir.

Gelişimdeki bu ilerleme sistematik, ardışık ve süreklidir. Bireyin gelişimi çevresiyle etkileşim sonucunda oluştuğu gibi olgunlaşma ve öğrenme olmadan gerçekleşmez. Dolayısıyla gelişim olgunlaşma ve öğrenmeye bağlı olarak farklılık göstermektedir.

Gelişim her daim ileriye doğrudur.

Değişim Nedir?

Değişim, organizmanın bir durumdan başka bir duruma geçmesidir.

Değişim de sistematik, ardışık ve uyum sağlayıcıdır. Değişim bunlara ek olarak tesadüfi, olumsuz ve geçici de olabilmektedir.

Kaza geçiren birinin artık araba kullanamayacak durumda olması olumsuz bir değişimdir. Bunu bir gelişme olarak görmemeliyiz.

Değişim, gelişimi de kapsayan daha genel bir kavramdır.

Her gelişim bir değişim demektir ancak her değişim bir gelişim diyemeyiz. Birey geliştikçe değişir ancak değiştikçe gelişmeyebilir.

Tüm bunlarla beraber bireyde gelişimsel değişme olabilmesi için olgunlaşma ve öğrenme etkileşimiyle oluşması, sistematik, ardışık, , uyum sağlayıcı ve sürekli ilerleyen bir fonksiyondan bahsetmemiz gerekmektedir. Bireyin gelişiminde , miktarda, sıklıkta, büyüklükte olan değişmeler ve gözlenebilen değişmeler niceliksel değişme ; yaşam boyunca insanların fonksiyonlarındaki değişmelerde niteliksel değişme olarak karşımıza çıkmaktadır.

Gelişim ve değişim bir süreçtir. Ancak gelişme ve değişme bu süreç sonunda ortaya çıkan ürünü ifade etmektedir. Kpss gelişim psikolojisi sorularına karşımıza çıkabilecek bu ayrımı unutmayalım.

2) Gelişim Alanları: Gelişim psikolojisi içindeki gelişim alanları 3 farklı boyutta incelenmektedir.

  • Fiziksel Gelişim: Bireyin bedeninde ve anatomik özelliklerinde meydana gelen değişmeleri kapsamaktadır.
Ağırlığın artması, boyun uzaması, bireydeki kas gücünün yeterliliğe ulaşması vs.
  • Bilişsel Gelişim: Bireyin zihinsel aktivitelerinde ortaya çıkan değişmelerdir.
Algı, akıl yürütme, dil kullanma becerisi, bellek vs.
  • Psikososyal Gelişim: Bireyin duyguları ve diğer bireylerle olan ilişkileriyle ilgili değişmelerden oluşur. Bebeklik ve ilk çocukluk yıllarında sosyalleşme süreci hızlı ilerler ve sosyalleşme süreci ömür boyu devam eden bir süreçtir.
Arkadaşlık, bir gruba ait olma ya da üye olma vs.

3) Büyüme: Gelişim psikolojisi içinde yer alan büyüme kavramı vücut kitlesindeki artış olarak ifade edilebilir. Daimi bir artışı ifade eden büyüme de kesinlikle azalma gösteren bir durum olamaz.

Bir çocuğun 2 kilo alması büyümedir, ancak rahatsızlığı sonucu 2 kilo vermesi tabi ki büyüme olarak ele alınamaz. Tanımda da belirtildiği gibi vücut kitlesinde bir artış olması gerekmektedir.

Büyümenin en hızlı olduğu dönemler sırasıyla doğum öncesi, bebeklik, ergenlik şeklinde belirtilmektedir. Ergenlik dönemine girildiğinde büyüme hızı yavaşlamaktadır.

Büyüm değerlendirilirken yaşa göre ağırlık, yaşa göre boy, yaşa göre baş çevresi ve boya göre ağırlık  gibi değişiklikler gözlenmektedir. Buradan çıkarmamız gereken de büyümenin yaşla olan ilgisinin fazla olduğudur.

4) Olgunlaşma: Olgunlaşma kpss eğitim bilimleri gelişim psikolojisi içinde en önemli temel kavramlardan biridir. Olgunlaşma çevresel etkilerden, öğrenme yaşantılarından bağımsız olarak kalıtım tarafından kontrol edilen bir süreçtir. Genetik olarak programlandığı için kendiliğinden ortaya çıkar.

Öğrenme yaşantılarından ve çevre etkisinden bağımsız olan olgunlaşma türe özgü bir kavramdır.

Öğrenme için önkoşul olgunlaşmadır.

Olgunlaşma genetik yapı tarafından önceden belirlenmiş bir plana göre ortaya çıkar. Bazı davranışlar da sadece olgunlaşma ile ortaya çıkabilmektedir.

Dişlerin çıkması, adet kanamasının görülmesi vs.

Okuma, yazma, ayakkabı bağını bağlama, saz çalma gibi davranışlar ise sadece yeterli olgunluk düzeyine ulaşıldığında ortaya çıkabilmektedir.

Bir birey yeterli olgunluk düzeyine ulaşmasına rağmen beklenen davranış ortaya çıkmamışsa bu davranış henüz öğrenilmemiş demektir. Dolayısıyla bir davranış için yeterli olgunluk düzeyine ulaşmak, o davranışın gerçekleşmesi için yeterli olmayabilir.

Öğrenme için olgunlaşmanın yanında çevreyle etkileşime girmeye ihtiyaç duyulmaktadır.

Olgunlaşma genetik yapı tarafından kontrol edildiği için bazı olumsuz çevre koşulları ( radyasyon, küresel ısınma etkileri, çevre kirliliği vs.) genetik yapıyı dolayısıyla olgunlaşmayı olumsuz yönde etkileyebilir.

5) Öğrenme: Öğrenme bireyin çevresiyle kurduğu etkileşim sonucunda, davranışta meydana gelen nispeten kalıcı ya da izli davranış değişikliğine denmektedir. Olgunlaşma içinde açıklandığı gibi öğrenmeyi olgunlaşmadan ayıran faktör çevre ile etkileşim sonucunda meydana gelmesidir. Dolayısıyla öğrenme için kesinlikle çevre etkisine ihtiyaç duyulmaktadır.

Öğrenme olgusu olgunlaşmayı, olgunlaşma da büyümeyi kendi içine kapsamaktadır.
Doğuştan getirilen davranışlar, alkol, ilaç vb. maddelerin etkisiyle ortaya çıkan davranışlar öğrenme ürünü olarak kabul edilemez.

6) Hazırbulunuşluk: Kpss gelişim psikolojisi içinde önemli bir yer kaplayan bir diğer temel kavram olan hazırbulunuşluk, bireyin zihinsel, sosyal ve bedensel olarak öğrenmeye hazır olmasını ifade etmektedir.

Hazırbulunuşluk, olgunlaşmayı, ön öğrenmeleri, bireyin güdülenmişlik düzeyini ve bireyin genel sağlık durumunu kapsamaktadır.

Bireylere öğrenme fırsatı verildikçe, bireylerin daha yeni ve karmaşık davranışları öğrenebilmeleri için hazırbulunuşlukları da artmaktadır.

7) Yaş: Kpss gelişim psikolojisi içindeki inceleyeceğimiz son kavram da yaş faktörüdür. Bilindiği üzere gelişim süreci yaşa bağlı değişimler şeklinde incelenir. Bu yönüyle yaş, gelişim açısından oldukça önemli bir faktördür.

Büyümenin değerlendirilmesinde, gelişimin dönemlere ayrılmasında, gelişim ödevlerinin belirlenmesinde ve olgunlaşma sürecinde yaş kavramı devamlı karşımıza çıkmaktadır. Zihinsel gelişimin de temel faktörü olan yaş, ayrıca bireyin ilgi ve kararlılıklarında önemli rol oynamaktadır.

 

Orjinal kaynak : kpsskonu.com

Tagged : / / / /

Psikolojide Araştırma Yöntemleri

Eğitim bilimleri gelişim psikolojisi içinde yer alan psikolojide araştırma yöntemleri betimsel, deneysel ve istatistiksel (korelasyonel) yöntemler olarak karşımıza çıkmaktadır.

1) Betimsel Yöntemler: Belli bir davranışın tanımlanması, sınıflanması ve diğer davranışlarla olan ilişkilerin belirlenmesine yönelik oluşturulan yöntemlerdir. Betimsel yöntemler de kendi içinde birçok alt başlığı barındırmaktadır.

a) Doğal Gözlem: Bir davranışı doğal ortamda hiçbir etki ya da müdahale olmaksızın gözlemlenmesidir. Gözlemci hiçbir şekilde koşulları etkileyemez.

b) Sistematik Gözlem: Araştırmacılar tarafından belirlenen şartlarda sadece konu olan davranışların üzerinde yoğunlaşmaktır.

Koşullar araştırmacı tarafından belirlenir.

c) Testler: Belli davranışları ve bu davranış özelliklerini ölçmek için kullanılan yöntemdir.

Testler kesinlikle geçerli ve güvenilir olmak zorundadır.

d) Anket: Genelde geleceğe ilişkin olaylar için bireylerin düşünce ve duygularını belirlemek amacıyla düzenlenen sorulardır.

e) Olay (Vaka) İncelemesi: Bir olayın bireyin eski yaşantıları, çevresi, dosyaları ve buna benzer birçok detaylar incelenerek, derinlemesine araştırma yaparak bilgi edinme yöntemidir.

d) Görüşme (Mülakat): Betimsel yöntemler içinde sonuncu alt başlık olan görüşme, genelde uygulamalı alanlarda yüz yüze etkileşim ile bireyin davranış ve düşüncelerini belirleme yöntemidir.

2) Deneysel Yöntemler: Kpss gelişim psikolojisinin psikolojide araştırma yöntemleri konusunun ikinci başlığı da deneysel yöntemlerdir. Deneysel yöntemler bağımlı değişken, bağımsız değişken ve kontrol değişkeni üçgeni içerisinde gerçekleşmektedir.

a) Bağımlı Değişken: Bağımsız değişkenden etkilenen ve araştırmadaki sonuç durumundaki değişkendir.

b) Bağımsız Değişken: Bağımlı değişkeni etkileyen ve araştırmada neden durumundaki değişkendir.

c) Kontrol Değişkeni: Deneysel işlemler arasında karşılaştırma yapmak amacıyla kullanılmaktadır.

Bu değişkenleri daha iyi anlamamız açısından bir örnekle açıklayalım.

Örneğin araştırma konumuz ”Alkolün şoförlerin dikkati seviyesine olan etkisi” olsun.

Burada bağımlı değişken dikkat seviyesidir. Yani sonuç durumundadır.

Bağımsız değişkenimiz neden durumunda olan alkoldür.

Kontrol değişkeni ise alkol almayan şoförlerin dikkat seviyesidir.

Tüm deney boyunca bağımsız değişkenler değiştirilerek bağımlı değişkene olan etkiler gözlemlenir.

3) İstatistiksel (Korelasyonel) Yöntemler: Psikolojide araştırma yöntemleri içerisinde kpss eğitim bilimleri açısından bizim için önemli yöntemlerden birisi de istatistiksel yöntemdir. Herhangi iki değişken arasındaki ilişkiyi anlayabilmek ve değişkenler arasındaki ilişkiyi ortaya koymak için bu yöntemi kullanmaktayız.

Değişkenler arasındaki ilişkiyi ortaya koyabilmek için korelasyon katsayısı kullanılır. Korelasyon katsayısı (r) +1.00 ile -1.00 arasında bir değere sahiptir. Sıfır korelasyon iki değişken arasında herhangi bir ilişki bulunmadığına, pozitif korelasyon (0 ile +1.00 arasındaki değer) iki değişken arasında bağ olduğuna, negatif korelasyon (-1.00 ile 0 arasında değer) iki değişken arasında ilişkini zıtlığına işaret eder. Korelasyon katsayısı +1′ e ne kadar yakınsa o derece güçlü ilişki var deriz. Korelasyon katsayısı -1’e ne kadar yakınsa ilişkiler arasında o derece zıtlık vardır diyebiliriz.

Korelasyon iki değişken arasındaki ilişkinin derecesini ortaya koyar ancak nedenini ortaya koymaz. Eğer neden belirtmek isteniyorsa deneysel yöntemler kullanılmalıdır.
Zeka ile problem çözme arasındaki ilişki pozitif korelasyon, alkol ile dikkat seviyesindeki ilişki negatif korelasyon, zeka ile kilo arasındaki ilişki de sıfır korelasyona örnektir.

Psikolojide araştırma yöntemleri içinde bilimsel yöntemler dışında kullanılan bir başka yöntem gelişimsel yöntemdir. Kpss eğitim bilimleri gelişim psikolojisi açısından önemli olan gelişimsel yöntemi inceleyelim.

4) Gelişimsel Yöntem: Farklı yaşlardaki insanların değişimlerinin incelendiği bu yöntem kesitsel, boylamsal ve sırasal yöntemlerden oluşmaktadır.

a) Kesitsel Yöntem: Aynı anda farklı yaşlardaki birey gruplarının incelenmesidir.

Bir araştırmada 2,3 ve 4 yaşındaki çocuklardan 5’er tane çocuğun seçilip üzerinde araştırma yapılması.

b) Boylamsal Yöntem: Bir araştırma grubunu farklı zaman dilimlerinde tekrar tekrar incelenmesidir.

Diyelim ki 10 yıllık bir araştırma süremiz var. 3 yaş grubundan 5 çocuğu 2013’te inceliyoruz. 2018 yılında 8 yaşına gelen bu grubu bir daha inceliyoruz. Son olarak 2023 yılında 13 yaşına gelen bu 5 kişilik grubu bir daha inceliyor ve araştırmamızı tamamlıyoruz.

c) Sırasal (Ardışık) Yöntem: Kesitsel ve boylamsal yöntemlerinin aynı anda kullanılmasıdır. Yani farklı yaş gruplarındaki bireylerin farklı zaman dilimlerinde tekrar incelenmesidir.

Bir araştırmada 10 yıllık bir süre içinde 2,3 ve 4 yaşındaki çocuklardan 5’er tane çocuğu ilk olarak 2013 yılında inceliyoruz. 2018 yılında 7,8 ve 9 yaşlarına gelen bu 5’er kişilik grupları bir daha inceliyoruz. Son olarak 2023 yılında 12,13 ve 14 yaşlarına gelmiş 5’er çocuğu bir daha inceliyor ve araştırmamızı tamamlıyoruz.

Psikolojide araştırma yöntemleri konusu tamamlanmıştır. Bir sonraki kpss eğitim bilimleri gelişim psikolojisi konusu gelişim psikolojisi temel kavramlar olacaktır.

Kaynak : kpsskonu.com

Tagged : / / / /

Psikolojinin Alt Dalları

1) Deneysel Psikoloji: İlk deneysel psikoloji çalışmaları genelde duyum süreci ve psikomotor davranışlar üzerinde yapılmıştır. Günümüzde ise artık davranışın her yönü deneysel yöntemlerle araştırılmaktadır. Çoğu kez özel laboratuvarda yapılan deneysel psikoloji çalışmaları daha çok insan davranışları üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bazı psikologlar da insan ve hayvan davranışlarını karşılaştırmaktadır. Psikolojinin alt dalları arasında yer alan Deneysel Psikolojinin de iki alt dalı bulunmaktadır.

* Fizyolojik Psikoloji: Davranışın biyolojik temellerinin araştırılmasını , davranışların birbiriyle olan ilişkilerini inceler.

* Karşılaştırmalı Psikoloji: Değişik davranış kalıplarını öğrenmenin nasıl oluştuğunu, öğrenmeyi etkileyen etmenleri, öğrenmenin nasıl daha çok gelişebileceğini, güdülenmeyi ve önemini , öğrenme, algılama ve duyum gibi süreçleri incelemektedir. Önce değişik hayvan türlerini kendi içinde ele alarak davranışlarını incelerler ve sonrasında bu türlerin davranışlarını birbirleriyle karşılaştırırlar. Basitten karmaşığa doğru davranışlardaki farklılıkları incelerler. Biyoloji bilimiyle yakından ilgilidir.

2) Sosyal Psikoloji: Psikolojinin alt dalları arasında yer alan Sosyal Psikoloji, canlının sosyal ortamdaki ya da sosyal uyarıcılar karşısındaki davranışlarını inceleyen psikoloji dalıdır. Sosyo-kültürel kuramların , teknoloji, bilim, değişik grup ve ortamların , bireyin davranışlarını , inançlarını , tutum ve kişiliğini nasıl şekillendirdiğini inceler.

3) Psikometrik  Psikoloji: Davranışın ölçülmesi ve değerlendirilmesi , istatistik ve matematiksel teknik ve yöntemlerin psikolojiye uygulanması, davranışların açıklanabilmesi ve yordanmasına katkı sağlayacak matematiksel yöntemlerin kullanılmasını ve geliştirilmesini sağlamaktadır.

4) Uygulamalı Psikoloji: Çok geniş bir alanı kapsayan, toplumsal yaşamın çeşitli alanlarında karşılaşılan problemlerin çözülmesine yardımcı olan psikolojinin alt dalları arasındadır. Uygulamalı Psikolojinin de birçok alt dalı bulunmaktadır. Şimdi Kpss A Grubu ve Kpss Gelişim Psikolojisi konusu kapsamında bulunan ve Kpss sorularında bizi ilgilendiren bu alt dalları inceleyelim.

* Klinik Psikoloji: Kişiliğin gelişmesi ve davranış bozukluğu üzerinde araştırmaları yapan psikolojinin alt dalları arasında yer alır. Bireye kişilik gelişimi için yardım etmekte ve davranış bozukluğunu giderici gerekli araç, teknik ve yöntemleri geliştirmektedir.

* Danışmanlık Psikolojisi: Öğrencilerin eğitim ve öğretimine ilişkin bireysel sorunlarıyla ilgilenen danışmanlık psikolojisi, okul psikolojisi ile de yakından ilgilidir. Öğrencilerin sorunlarını çözme, kendilerini daha iyi anlamalarını sağlama , eğitim ve mesleki konularda öğrencilere rehberlik yapma gibi konular üzerinde hizmetlerini yürütmektedir.

* Endüstri ve Örgüt Psikolojisi: Endüstri ve işletmelerde kişilerin birbirleriyle , işletme ve işletme teknolojisi ya da araç gereçleriyle etkileşimini inceleyen psikoloji dalıdır. Ayrıca verimli çalışabilmek için gerekli olan bilgileri toparlayıp bunlar üzerinde çalışmaktadır. Bu alandaki psikologlar personel seçme, hizmet içi eğitim verme, personeli en verimli şekilde yetiştirme , iş ve verim değerlendirme gibi görevleri üstlenmektedir.

* Eğitim Psikolojisi: Verimli öğrenme ortamlarının oluşturulması ve uygulanması üzerine araştırma yapan ve psikolojinin alt dalları arasında en önemli yere sahip olan dallardan birisidir. Çünkü Kpss A grubu ve Kpss Gelişim Psikolojisi soruları içerisinde bizim en çok muhatap olacağımız dallardan birisidir. Gelişim, öğrenme, ruh sağlığı gibi konular üzerinde duran eğitim psikolojisi ilgili teknik ve yöntemleri eğitim ortamına uygulamakla ilgilenmektedir.

** Öğrenme Psikolojisi: Olumsuz davranışların değiştirilmesine, bireyin ortama uyum sağlamasına, insanlarla uyumlu ilişki içersinde olmasına katsı sağlayan psikoloji dalıdır. Eğitim Psikolojisinin ilgi alanına giren öğrenme psikolojisi, algılama, hatırlama, problem çözme, unutma gibi olgular üzerinde yoğunlaşmaktadır.

** Gelişim Psikolojisi: Bir yaşam boyunca insanların davranışlarında bedensel, bilişsel, duyuşsal ve sosyal yönlerden gelişimini inceleyen ve araştıran psikoloji dalıdır. Gelişim Psikolojisi de Eğitim Psikolojisinin algi alanındadır.

Psikolojinin alt dalları arasında yer alan diğer dallar, Siyaset Psikolojisi, Mühendislik Psikolojisi, Adalet Psikolojisi, Çevre Psikolojisi ve Din Psikolojisi gibi dallardan oluşmaktadır.
Tagged : / / / / / / /

Psikolojinin Temel Yaklaşımları

1) Yapısalcılık: Psikoloji bilimi daha önceden felsefeye bağlıyken 1879 da deneysel bir psikoloji laboratuarının kurulmasıyla felsefeden ayrılmış ve yeni bir dal olmuştur. Bu laboratuarın da kurulma amacı insan davranışlarının gözlemlenmesidir. İşte tüm bu adımları atan Wilhelm Wundt’dur. Peki yapısalcılığı oluşturan kimdir? Bu kişi de Wundt’un yolundan ilerleyen Titchener‘dir.

Yapısalcılığa göre birey kendi duygusal durumunu ve zihinsel süreçlerini kendisinin test edebileceğini belirtmiştir ve içsel duygular, seziş ve düşünce gibi terimler üzerinde durmuştur. Tüm bunlarında İç Gözlem (İçe Bakış) Yöntemiyle mümkün olacağını belirten Titchener, bu yöntemin bireyin kendini incelemesi ve bir olay ya da etki karşısında kendi hissettiklerini , aklına gelenleri dile getirmesi ve bunları anlatması şeklinde bir yöntem olduğunu belirtmiştir.

2) İşlevselcilik (Fonksiyonalizm): Pragmatizm (Faydacılık) temelli bu felsefe sisteminin kurucusu William James‘tir. James aslında yapısalcılığa bir bakıma tepkidir. Şöyle ki, yapısalcıların zihnin sadece yapısı üzerinde durduğunu ancak zihnin yapısından çok işlevinin önemli olduğunu vurgulamıştır. Zihin nasıl çalışır, ne yapar sorularına cevap arayan işlevselcilik zihnin çevresine uyum sağlamaya çalıştığını belirtmiştir. Bu doğrultuda işlevselcilik algılama, düşünme ve öğrenme süreçleri gibi zihinsel süreçlereönem verir.

Görüldüğü üzere yapısalcılık içsel duygulara önem verirken işlevselcilik zihinsel süreçlere önem verir, bu ikisi arasındaki ayırt edici ve keskin farktır.

3) Davranışçılık: Psikoloji gözlenebilir ve davranışlar içinde oluştuğu çevre koşullarıyla açıklanır. Bu tanımı yapan ve davranışçılığın kurucusu kabul edilen John Watson, çevreye verdiği önem nedeniyle içe bakış yöntemini yani yapısalcılığı reddetmiştir.

Zihnin doğuştan boş bir levha olduğunu ve her şeyin çevrenin etkisiyle şekillendiğini savunan (J. Locke) Watson, davranışı uyaran ve tepki ikilisi içerisinde incelemiş ve öğrenme sürecini de ödüllendirme koşuluna bağlamıştır.

Bana rastgele bir bebek verin, soyu, yetenekleri, eğilimleri, becelerileri ne olursa olsun, ondan istediğim şeyi yaratırım. Bir doktor, avukat ,tüccar , bilgin, hırsız ya da bir katil… John Watson.

Buradan da anlaşılabileceği gibi Watson bir bireyi istediği gibi yoğurabileceğini çünkü her şeyin çevreye bağlı olduğunu belirtmiştir ve bilişsel süreçlerle ilgilenmenin yanlış olacağını savunmuştur.

4) Psikoanalitik Yaklaşım: Davranışı cinsel güdülerin ve toplumsal baskıların oluşturduğu bilinç dışı etkilerin yönlendirdiğini savunur. Bu yaklaşımı oluşturan Sigmund Freud, insanların cinsellik ve saldırganlık gibi iki temel dürtüsü olduğunu söyler ve bu güdüler çoğu zaman toplum tarafından kabul edilmez ve bilinç dışına itilir. Freud’a göre bu bir yok oluş değil yeni davranışların ortaya çıkması için bir başlangıç noktasıdır.

İnsanın doğuştan bencil ve kötü olduğunu belirten psikoanalitik yaklaşım genellikle davranış bozuklukları üzerinde durmuş ve bunları tedavi yoluna odaklanmıştır.

5) Bilişsel (Gestalt) Yaklaşım: İnsan dışarıdan yönlendirilerek ilerleyen bir varlık değil tam aksine çevresindeki uyarıcıları seçip algılayan , bunları işleyen , böylece çevresinde olanları anlamlandırabilen bir varlıktır. Dolayısıyla insan burada aktif roldedir ve etken olan kendisidir başkası değil.

Gestalt yaklaşımındaki temel anlam bütünselci olmaktır. İçebakış yöntemini, yapısalcılar gibi problemin dibine inme amacıyla parçalamak için değil, tüm parçalara bir araya getirip bütünleştirmek için kullanırlar.

Davranışçılara tepkili olan bilişsel yaklaşım , davranışçıların aksine zihinsel süreçlere önem vermişlerdir. Bu nedenle insanların davranışlarının uyarı ve tepki bağıyla açıklanması mümkün değildir.

6) Olgunlaşma Yaklaşımı: Gelişimini biyolojik bir süreç olduğunu belirten bu yaklaşımın kurucusu Gessel’dir. Gelişimin olgunlaşma tarafından yönlendirildiğini belirten Gessel, çevresel faktörleri yadsımıştır. Bunlara ek olarak bireysel farklılıklarda dahil olmak üzere gelişim etkileyen temel nedenin genler olduğunu savunur. Gessel’e göre gelişim evrensel ve olgunlaşmayla ortaya çıkan bir süreçtir.

7) Hümanist (İnsancıl) Yaklaşım: İnsan kendi davranışlarını örgütleyebilen, denetleyebilen , potansiyelini kendi kendine ortaya çıkarabilen ve yaşama anlam verebilen özgür bir varlıktır. Bu kuramın savunucularından olan Carl Rogers ve Maslow, Freud’un aksine insanın doğuştan iyi bir canlı olduğuna inanır ve Freud gibilerin tüm deneysel yaklaşımlarına kesinlikle karşı çıkmaktadır.

Her bireyin tek, eşsiz ve benzersiz olduğunu belirten insancıl yaklaşım, insanın seçme şansı olan, kendini gerçekleştirmeyi temel alan bir varlık olduğunu belirtir. Dışarıdan bir müdahale olacaksa da bu, bireyin kişilik gelişimine katkıda bulunan bir müdahale olmalıdır.

8) Biyolojik Yaklaşım: Bu yaklaşıma göre çevresel değişiklikler nörokimyasal olayları etkileyerek davranışta da nörokimyasal değişiklikler ortaya çıkartabilir. Mayer ve Donald O Hebb‘in işlevselcilikten etkilenerek ortaya çıkardığı bu yaklaşımın temelini doğal ayıklama oluşturmaktadır. Doğal ayıklama davranışların kalıtım yoluyla insanlara geçtiğini belirtir.

Biyolojik yaklaşım, davranışların doğuştan gelen biyolojik bir kökeni olduğunu belirtir ve davranışın, çevreye uyum süreci olduğunu vurgular. Şöyle ki, çevresel faktörler vücudumuzu etkileyerek bazı reaksiyonlar göstermemizi sağlar. Örneğin bir piknik ortamında temiz havada kendimizi iyi hissetmemiz gibi. Psikolojinin temel yaklaşımları konusu burada bitmektedir.

Tagged : / / / / / / /