Dış Ticaret Endeksleri, Ağustos 2014

İhracat birim değer endeksi %0,8 azaldı

İhracat birim değer endeksi Ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %0,8 azaldı. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre, “gıda, içecek ve tütün”de %5,7, “ham maddelerde (yakıt hariç)” %5 artarken, “yakıtlar”da %4,8 ve “imalat (gıda, içecek, tütün hariç) sanayi”nde %1,6 azaldı.

İthalat birim değer endeksi %1,3 azaldı

İthalat birim değer endeksi Ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %1,3 azaldı. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre, “gıda, içecek ve tütün”de %1,7, “ham maddelerde (yakıt hariç)” %0,5 ve “yakıtlar”da %4,5 azalırken, “imalat (gıda, içecek, tütün hariç) sanayi”nde %0,3 arttı.

   Dış ticaret endeksleri (2010=100), Ağustos 2014

İhracat miktar endeksi %3,7 arttı

İhracat miktar endeksi Ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %3,7 arttı. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre, “gıda, içecek ve tütün”de %15,6 ve “imalat (gıda, içecek, tütün hariç) sanayi”nde %5,9 artarken, “ham maddelerde (yakıt hariç)” %15,2 ve “yakıtlar”da %12,8 azaldı.

İthalat miktar endeksi %8,5 arttı

İthalat miktar endeksi Ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %8,5 arttı. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre, “gıda, içecek ve tütün”de %31,6, “ham maddelerde (yakıt hariç)” %16, “yakıtlar”da %6,4 ve “imalat (gıda, içecek, tütün hariç) sanayi”nde % 11,4 arttı.

  Dış ticaret miktar endeksleri (2010=100), Ağustos 2014

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ihracat miktar endeksi %15 azaldı

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; 2014 Temmuz ayında 135 olan ihracat miktar endeksi %15 azalarak, 2014 Ağustos ayında 114,7 oldu. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise; 2013 Ağustos ayında 116,8 olan ihracat miktar endeksi %4 azalarak, 2014 Ağustos ayında 112,1 oldu.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ithalat miktar endeksi %2,3 azaldı

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; 2014 Temmuz ayında 120,3 olan ithalat miktar endeksi %2,3 azalarak, 2014 Ağustos ayında 117,5 oldu. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise; 2013 Ağustos ayında 116,7 olan ithalat miktar endeksi %0,2 artarak, 2014 Ağustos ayında 117 oldu.

Dış ticaret haddi 2014 yılı Ağustos ayında 99,9 olarak gerçekleşti

İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünmesiyle hesaplanan ve 2013 yılı Ağustos ayında 99,3 olarak elde edilmiş olan dış ticaret haddi, 2014 yılı Ağustos ayında 99,9 oldu.

Bu konuyla ilgili bir sonraki haber bülteninin yayımlanma tarihi 12 Kasım 2014’tür.

Kaynak :tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=16067

Tagged :

Ölçekleri Birbirine Çevirmek

  1. Kesir Ölçeği Çizgi Ölçeğe Çevirmek

1/200000 kesir ölçeğini çizgi ölçeğe çevilelim:

Her biri 1 cm uzunluğunda beş çentikli bir doğru çizip birimine km yazalım¹, İkinci çentiğin üzerine sıfır koyalım;

 

Kesir ölçeğin paydasını cm’den km’ye çevirelim:

200000 cm = 2 km

Çıkan sonucu sıfırın yanlarına yazıp sağa doğru bir kat arttırarak yazalım:

  1. Çizgi Ölçeği Kesir Ölçeğe Çevirmek

Yukarıdaki çizgi ölçeği kesir ölçeğe çevirirken ölçek formülünü yazarız, harita uzunluğu ve gerçek uzunluğu tek çentiğe göre² hesaplarız:

NOTLAR:

  1. Kesir ölçeği çizgi ölçeğe çevirirken birim km olmak zorunda değildir. Sizden istenen birime çevirmeniz gereklidir.
  2. Yukarıda çizgi ölçeği kesir ölçeğe çevirirken tek çentiğe göre hesapladık ancak çentiklerin toplam uzunluğu harita uzunluğu, çizgi üzerindeki ilk ve son sayılar toplanarak gerçek uzunluk elde edilerek ve sonradan sadeleştirilerek de sonuç bulunabilir.
  3. Çentikler arası her zaman 1 cm olmayabilir. Yukarıdaki çizgi ölçeği kesir ölçeğe çevirme örneğinde çentik uzunluğu 1 cm kabul edilerek işlem yapılmıştır.
Tagged : / / / / /

Türkiye’de Enerji Kaynakları

  • .  Türkiye çok çeşitli birincil enerji kaynaklarına sahip bir ülkedir.
  • .  Türkiye’de taşkömürü, linyit, asfalsit, ham petrol, doğal gaz, uranyum ve toryum gibi fosil kaynak rezervleri ile,
  • .  Hidroelektrik enerji, jeotermal enerji, güneş enerjisi,dalga enerjisi, biyomas (Biyokütle) enerji gibi tükenmez kaynak potansiyelleri bulunmaktadır.
  • .  Türkiye’nin, dünyada halen yoğun olarak kullanılan fosil kaynakların, özellikle petrol ve doğalgazın görünür rezervleri yeterli düzeyde değildir.
  • Kömür, jeotermal ve hidrolik enerji rezerv ve potansiyeli ise dünya kaynak varlığının %1’i civarındadır.

 enerjikaynaklari2

Başlıca Enerji Kaynaklarımız

  1. Taş Kömürü
  • .  1. Jeolojik Zaman’da oluşmuş bir kömür türüdür.
  • .  Kalorisi yüksek olduğundan genellikle Demir-Çelik Fabrikalarında yakıt olarak kullanılır.
  • .  Türkiye’deki taşkömürünün büyük bir bölümü Ereğli ve Karabük’te ki demir-çelik fabrikalarında, geri kalanı iseÇatalağzı Termik Santrali’nde elektrik üretiminde kullanılır.
  1. Linyit
  • .  Taşkömürüne göre kalorisi daha düşük olan linyit kömürü, 3. Jeolojik Zamanda (Tersiyer) oluşmuş bir kömürdür.
  • .  Türkiye Linyit yatakları bakımından oldukça zengindir.
  • .  Linyit genellikle elektrik üretiminde (Termik Santraller) kullanılır.
  • .  Ayrıca sanayide ve konutların ısıtılmasında da kullanılır.

Linyitle Çalışan Başlıca Termik Santrallerimiz:

o    Manisa (SOMA)

o    Kütahya (SEYİTÖMER, TUNÇBİLEK)

o    Muğla (YATAĞAN)

o    Kahramanmaraş (AFŞİN-ELBİSTAN)

o    Ankara (ÇAYIRHAN)

o    Bursa (ORHANELİ)

  1. Petrol
  •   Çok önemli bir enerji kaynağı ve Petro-Kimya Sanayinin ham maddesidir.
  •   Günümüzde uğruna savaşların çıktığı bir enerji kaynağıdır.
  •   Büyük ölçüde 3. Jeolojik Zaman’da oluşmuştur.
  •   Ülkemizden çıkarılan ham petrol, yıllık petrol ihtiyacımızın yalnızca %10 unu karşılar. İthalat ürünlerimizdendir.
  1. Doğal Gaz
  •   Organik kökenli yanıcı bir madde olan doğal gaz, petrol rezervlerinin çevresinden çıkarılır.
  •   Diğer fosil yakıtlara oranla çevre kirliliğine daha az neden olur.
  •   Doğal Gaz: Termik Santrallerde, Konutların Isıtılmasında ve Sanayide kullanılmaktadır.
  •   2006 yılında elektrik üretimimizin %44 ü doğalgazdan elde edilmiştir.
  •   Yıllık doğal gaz tüketimimiz 10 milyar m³ tür. Ancak yerli kaynaklardan bunun sadece 250–750 milyon m³ ü karşılanabilmektedir.
  •   En çok doğal gaz ithal ettiğimiz ülke Rusya’dır.
  1. Hidroelektrik Enerjisi
  •   En temiz enerji kaynağıdır.
  •   Türkiye, Rusya ve Norveç’ten sonra Avrupa kıtasında hidroelektrik potansiyeli bakımından 3. sıradadır.
  •  2006 yılı elektrik üretimimizin % 28 i HES’ ler den elde edilmiştir.
  •   Türkiye mevcut hidro elektrik potansiyelinin %32 sini kullanmaktadır.
  1. Rüzgar Gücü
  •   Çevreyi kirletmeyen ve tükenmeyen bir enerji kaynağıdır.
  •   Bu özellikleri nedeniyle son yıllarda kullanımı artırılmaya çalışılmaktadır.
  •   Ancak pahalı bir yatırım gerektirmeleri nedeniyle ülkemizde rüzgar gücüyle çalışan santral yok denecek kadar azdır.
  •   Bu santrallerin ilki 1998 yılında İzmir (Çeşme – Alaçatı Beldesi) de kurulmuştur.
  1. Güneş Enerjisi
  •   Temiz ve tükenmeyen enerji kaynakları içinde önemli bir yere sahiptir.
  •   Birçok bölgemizde; güneşli gün sayısı ve güneşlenme süresi yeterli düzeydedir.
  •   Ülkemizde güneş enerjisi, Isınma ve sıcak su elde etmekte kullanılmaktadır.
  •   Son yıllarda güneş enerjisi ile çalışan otomobillerin geliştirilmesi çalışmalarına hız verilmiştir.
  •   Güneş enerjisi için en uygun bölgemiz Güneydoğu Anadolu Bölgesi, sonrasında Akdeniz Bölgesi’dir.

Güneş Enerjisinin Avantajları:

o    Doğrudan güneş enerjisini kullanır,

o    Doğal ısıtma ve soğutma sistemleri kullanarak binaların  gereksiz ve aşırı ticari enerji tüketimlerini önler,

o    Çevre değerlerini korur, Çevreye verilen zararları en aza indirir,

o    Doğal ve sağlığa zararsızdır…

  1. Jeotermal Enerji

Jeotermal Kaynaklar Şu Amaçlarla Kullanılır:

  •   Elektrik enerjisi üretimi
  •   Merkezi ısıtma, soğutma, sera ısıtması vb.
  •   Kimyasal madde ve mineral üretimi. Karbondioksit, gübre, lityum, ağır su, hidrojen.
  •   Kaplıca amaçlı kullanım (termal turizm)
  •   Düşük sıcaklıklarda kültür balıkçılığı
  •   Mineralli su olarak içmede kullanılır.
  1. Nükleer Enerji
  •   Uranyum ve Toryum gibi radyoaktif minerallerin atomlarının parçalanmasıyla açığa çıkan enerjiye nükleer ( atom ) enerji adı verilir.
  •   Türkiye toryum madenleri bakımından dünyada 2. sırada yer almaktadır. ( Eskişehir – Sivrihisar )
  •   Ülkemizde nükleer santral bulunmamaktadır.
  •   Ancak Mersin (Akkuyu) ve Sinop’a nükleer santral yapılması planlanmaktadır.

Kaynak: cografya.sitesi.web.tr/turkiyede-enerji-kaynaklari.html

Tagged : / / / / / / / / / / / / / /

Svaziland

DEVLETİN ADI: Svaziland Krallığı
BAŞŞEHRİ: Mbabane
NÜFUSU: 826.000
YÜZÖLÇÜMÜ: 17.366 km2
RESMİ DİLİ: İngilizce, Siswati
DİNİ: Hristiyanlık, Animist
PARA BİRİMİ: Lilangeni

Güney Afrika’da 25° 43’ – 27° 19’ güney enlemleri ve 30° 48’ – 32° 08’ doğu boylamları arasında yer alan dört bir yanı Güney Afrika Cumhuriyeti ve kuzeydoğusu Mozambik ile çevrili bulunan bir krallık.

Tarihi

Svaziler, 16. yüzyılda Orta Afrika’da güneye göç edenBantu kabilesinden meydana gelmişlerdir. Tarih sahnesine devlet olarak ilk defa 18. yüzyılda çıktılar. 1840 yılında Kral Mswati’nin etrafında toplanarak Svazi krallığını kurdular. Fakat aynı tarihlerde Zulular tarafından kuzeye zorlandılar. Kral Mswati, İngiltere’ye sığındı. Otonomluklar İngiltere ve Transval tarafından garanti altına alındı. 1903’ten sonra İngiltere’nin kontrolu altına girdi.

Svaziland 1968 yılında bağımsızlığını kazandı. Yeni bir anayasa ilan edildi. 1973 yılında bu anayasa kral tarafından yürürlükten kaldırıldı.

Bütün siyasi partiler kapatıldı ve ülkenin bütün idari gücü kralda toplandı. Bu idare altı yıl devam etti. Nihayet 1979’da yeni bir Parlamento açıldı. Yeni bir anayasa hazırlandı, fakat hazırlanan bu anayasaya göre siyasi partilerin kurulması yasaklandı. Aynı zamanda parlamentonun yönetimindeki fonksiyonu, tavsiye verme seviyesine indirildi. Dünyanın en uzun tahtta kalan kralı olan İkinci Sobhuza 1982’de ölünce naiblik görevini ana kraliçe Dzeliwe üstlendi. Ertesi sene Sobhuza’nın oğlunu tahta geçirmek isteyen bir grup, Dzeliwe’yi yönetimden uzaklaştırarak kraliçe Nhombi’yi naibe ilan ettiler. Sobhuza’nın oğlu Makhosetine 1986’da Üçüncü Mswati adıyla taç giydi.

Fiziki Yapı

Svaziland küçük bir kara ülkesidir. Yüzölçümü yaklaşık olarak 17.366 km2dir. Genişliği 177 km ve uzunluğu ise hemen hemen 136 km’dir. Dörtgen bir şekle sahiptir. Küçük olmasına rağmen coğrafi farklılıklardan dolayı ülke dört bölgeye ayrılır; Highveld, Middleveld, Lowveld ve Lumbombo yaylası.

Highveld, Güney Afrika’nın Drakensberg bölgesinin bir devamıdır. Yaklaşık 5200 km2lik bir alana ve ortalama olarak 1100-1400 m arası yüksekliğe sahiptir. En yüksek yeri yaklaşık 1859 m’dir. Bölgede 40.000 hektarlık Afrika’nın en büyük insan yapısı ormanı da yer almaktadır.

İkinci bölge Middleveld, 4900 km2 yüzölçüme ve 600-750 m yüksekliğe sahip tepelik bir bölgedir. Biraz daha doğudaki Lawveld yaklaşık 5700 km2 yüzölçüme ve ortalama olarak 150-300 m yüksekliğe sahiptir. En doğudaki sınırdaki bölge ise 1550 km2 civarındaki Lubombo Yaylasıdır. Yüksekliği, Middleveld ile hemen hemen aynıdır.

İklim

Birinci bölge Highveld nemli ve ılıman bir iklime sahiptir. Yıllık yağış miktarı aşağı yukarı 1000-2300 mm arasında değişir. Middleveld ve Lubomba yaylası ise daha kuru ve astropikal bir iklime sahiptir. Tropikal bir iklimdeki Lowveld ise ortalama yıllık yağış olarak 500 ila 750 mm civarında yağmur alır. Yağışlar umumiyetle ekim ve mart ayları arasında olur. Highveld’de ortalama yıllık sıcaklık 16°C civarıyken, bu rakam Lawveld bölgesinde 22°C dolaylarına kadar çıkar.

Tabii Kaynakları

Yükseklik farkının hakim olduğu ülkede, bitki örtüsü farklılığı da mevcuttur. Yaklaşık 2600 tür bitki ve ot çeşidi yetişmektedir. Ülkede daha çok su aygırı, antilop, Afrika ceylanı, aslan, maymun ve Habeş maymunu yetişir. Lowveld bölgesinde ise timsah oldukça fazla sayıda mevcuttur.

Svaziland, Güney Afrika’nın en iyi sulanan topraklarına sahip ülkelerinden biridir. Ülkedeki nehirler ülkeyi baştan başa sulayarak Highveld bölgesinden doğar ve Hint Okyanusuna dökülürler. Bu nehirlerin en büyükleri şunlardır: Lomati, Komati, Usutu, Umbeluzi ve Nghwavuma.

Ülke yeraltı zenginliği bakımından orta seviyededir. Daha çok demir, asbestos ve kömür çıkarılır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Ülke nüfusu yaklaşık olarak 826.000’dir. Nüfus yoğunluğu 35’tir. Ülkedeki nüfus artışı % 2,8 olup nüfusun % 90’ını Sfaziler, % 2-3’ünü Zulular ve % 2’ni Avrupalılar meydana getirir. Ayrıca bazı Afrikalı veya Asyalı gruplar da vardır. Nüfus yoğunluğu en fazla şehirlerde olup, km2ye 286 kişi ve en az ise kır alanlarda olup, 10 kişidir. En kalabalık şehir 38.290 nüfuslu başşehir Mbabane ikinci büyük şehir Manzini’dir.

Nüfusunun çoğunluğu Katolik veya Animisttir. Resmi dili Siswati ve İngilizcedir. Ülkedeki okuma yazma oranı % 65’tir. Hemen hemen bütün genç nüfus okula gitmektedir.

Ülkede yüksek öğrenim Botswana, Lesotho ve Svaziland Üniversitelerinde yapılmaktadır. Botswana ve Svaziland’da 1975’te yeni bir üniversite daha açılmıştır.

Siyasi Hayat

Svaziland’ın yönetim sistemi monarşik bir idaredir. Devlet başkanı Kral Üçüncü Mswati’dir. Ülke idari olarak 4 sancağa (kazaya), 2 belediyeye ve 40 bölgeye ayrılmıştır. Parlamento bir millet meclisi ve bir senatodan meydana gelmiştir. Meclisin 40 üyesi ve senatonun 10 üyesi seçmenler tarafından seçilirken, geri kalan 10 meclis üyesini ve 10 senatörü kral seçer. Ülkenin seçmenleri 40 bölge başkanları tarafından seçilir. Svaziland ekonomik ve coğrafi şartlar sebebiyle Güney Afrika ile yakın siyasi münasebetler içerisindedir.

Ekonomi

Svaziland ekonomisi son yıllarda tarımdan, endüstriye doğru bir geçiş dönemine girmiştir. Ülke idaresi yaklaşık 1736 hektarlık bir alanı “Svazi milleti toprağı” olarak ayırmıştır. Geri kalan toprakları diğer ırklara duruma göre vermeyi kabul etmiştir. Bu geri kalan bölgenin bugün için 9591 hektarlık bir bölümü de özel mülkiyet olarak Svazilere aittir. Svazi milletine ait kısım ise umumiyetle çayırlık ve otluk bir arazidir. Hayvancılık, özellikle sığır yetiştiriciliği önemlidir. Ülke ekonomisi her ne kadar endüstriye doğru geçiyorsa da, endüstri, tarım, ormancılık ve mineral kaynaklara tabi kalmaktadır. Ülkenin en önemli endüstrisi ormancılık, kereste ve ağaç işleridir. Başlıca yetişen tarım ürünleri; mısır, şekerpancarı, pamuk, pirinç, ananas, turunçgiller ve darıdır. Ülke topraklarının % 19’u ekime müsaittir.

Svaziland’ın sahip olduğu yeraltı kaynakları; demir filizi, asbestos ve kömürdür. Ülkenin diğer önemli bir gelir kaynağı da ormancılık ve orman ürünleridir.

İthalat ve ihracatını daha çok Güney Afrika ve İngiltere’yle yapar. İhracatının tamamına yakın bir bölümünü tarım ve orman ürünleri meydana getirir. Son zamanlarda yol yapımı ve endüstri gelişimi maksatlarıyla Japonya ve Mozambik’le ticari anlaşmalar yapılmıştır.

Ülkenin hem demiryolu hem de karayolu ulaştırma sistemi oldukça iyidir. Karayollarının uzunluğu yaklaşık 2700 km’ye ulaşır. Hava yolu ulaşımı da oldukça iyi ve yeterli seviyededir.

Tagged :

Suudi Arabistan

DEVLETİN ADI: Suudi Arabistan Krallığı
BAŞŞEHRİ: Riyad
YÜZÖLÇÜMÜ: 2.240.000 km2
NÜFUSU: 14.691.000
RESMİ DİLİ: Arapça
DİNİ: İslam
PARA BİRİMİ: Riyal

Arabistan Yarımadasında 16° 11’ – 32° 09’ kuzey enlemleri ve 34° 34’ – 55° 41’ doğu boylamları arasında yer alan bir ülke. Kuzeyden Kuveyt, Irak ve Ürdün, güneyden Yemen, Güney Yemen ve Umman, doğudan Birleşik Arab Emirliği ve Basra Körfezi ve batıdan Kızıldeniz ile çevrilidir.

Tarihi

Arabistan tarihi, ilk yaratılmış insan ve ilk peygamber hazret-i adem ile başlar (Bkz. adem Aleyhisselam). Arabistan toprakları üzerinde hazret-i adem’den sonra birçok peygamber geldi. Bunlardan hazret-i Nuh, insanlığın ikinci babasıdır. Araplar, hazret-i Nuh’un üç oğlundan biri olan “Sam”dan türemişlerdir. (Bkz. Nuh Aleyhisselam). Bu yüzden ülke toprakları üzerinde ilk yaşayanlara “Samiler” adı verilir.

Samiler’den sonra gelenlere,Arab-ı aribe dendi. Himyer, Gassan ve Hire gibi bir takım devletler kuruldu. Eski Araplarla, yeni gelenlerin karışması neticesi, Arab-ı müsta’ribe meydana geldi. İslamiyetten evvel, Araplar çeşitli kabileler halinde yaşarlardı. Bunların en şereflisi Kureyş, bunun içerisinden de Haşimi kolu sayılıyordu. Hazret-i Muhammed, bu koldan gelmekteydi ve 610 yılında İslam dinini tebliğe başladı. 630 yılında Mekke fethedildi. (Bkz. Muhammed Aleyhisselam)

Hazret-i Muhammed 632 yılında vefat edince Dört Halife (632-661) devri başladı. Bahreyn, Irak, Suriye, Filistin, Mısır, Afrika, Kafkasya ve Horasan fethedildi. Dört Halife devrinden ve hazret-i Hasan’ın altı aylık hilafetinden sonra, devlet idaresi 662 yılında Emevilere geçti. Sicistan, Afganistan, Semerkant, Erzurum, Kıbrıs, Girit, Sicilya, Buhara, Harzem, Hint toprakları Malatya ve Türkistan fethedildi. Sınırlar Atlas Okyanusu ve Fransa içlerinden Türkistan’a kadar uzandı. (Bkz. Emeviler)

Emevi Halifeliğinden sonra, 750’de Abbasi Halifeliği devri başladı. Fakat Abbasiler her geçen gün kuvvet ve itibarını kaybediyordu. Çeşitli iç isyanların ve toprak kayıplarının yanında, Moğol felaketiyle 1258’de fetret devrine girildi. Üç senelik fetret devrinden sonra, Abbasilerin Mısır’daki halifeliği 1517 yılına kadar devam etti. (Bkz. Abbasiler)

Arabistan Yarımadası, Sultan Birinci Selim Han (1512-1520) zamanında, Osmanlı hakimiyetine geçti. Sultan Selim Hanın 1517’deki Ridaniye Muharebesiyle Mısır’ı alıp, Memluk Devletine son verdikten sonra, bu devletin nüfuzu altında bulunan Mekke ve Medine havalisi de Osmanlı hakimiyetini tanıdı. O sırada Mekke emiri bulunan Şerif Berekat bin Muhammed Hasani, derhal henüz on iki yaşında bulunan oğlu Şerif Ebu Nümey’i, elçilik heyetiyle Mısır’a göndererek Osmanlı padişahına tazimlerini arzla Mekke’nin anahtarlarını takdim etti. Şerif Ebu Nümey, Osmanlı Padişahı Sultan Selim Han tarafından da kabul edildi. Şerif Ebu Nümey’e hil’at giydirilerek, padişahın elini öptü. Şerif Berekat’a Mekke emirliği menşuru yazılıp, oğluna verilen hediyelerle Mekke’ye gönderildi. Mısır hazinesinden Mekke emirine maaş bağlandı. Ayrıca Şerif Ebu Nümey ile beraber Mekke ve Medine ahalisine dağıtılmak üzere, padişah tarafından 200.000 altınla bol miktarda zahire gönderildi. Bunları Emir Muslihiddin ile Mısır’dan iki kadı götürüp, mahallerinde dağıtmaya memur edildiler.

1517 yılından itibaren Mekke ve Medine’deki camilerdeki hutbelerde, Osmanlı padişahlarının adları zikredildi. Emir tayinleri de Osmanlı padişahlarınca yapılırdı. Mekke emiri olan şerif vefat eder veya azl yahut istifa ile makamı boşaldığı zaman, yerine tayin olunacak yeni emir, şeriflerin seçimleri Mekke kadısıyla Mısır, Şam ve Cidde valilerinin arz ve inhaları üzerine padişah tarafından tayin edilirdi. Emir tayini, dört yüz yıldan fazla bu usulle yapıldı.

Osmanlılar bölgeyi imtiyazlı halde tuttular. Mübarek belde olması dolayısıyla ahalisine ziyadesiyle yardım edip, manevi ve sanat değeri yüksek pekçok eserler yaptırdılar. Arabistan ahalisi, Osmanlıların hakimiyetinde kaldıkları 1517-1918 yılları arasında bolluk içinde yaşayıp, ihtiyaçları ziyadesiyle karşılandı.

1737 yılında Abdülvehhab oğlu Muhammed’in yaymaya başladığı Vehhabilik yolu, Arabistan’daki sükuneti bozdu. Bu yol siyasi bir hal de alınca; Osmanlı Devletine karşı bölgedeki Bedevilerin desteğinde 1791’de isyan ettiler. Mekke Emiri Şerif Galib Efendi ile harp ettiler. Sayısız Müslümanı öldürüp, kadınlarını, çocuklarını ve mallarını aldılar. Bunlar 1801’de Mekke’ye saldırdılar. Mekke Emiri Şerif Galib Efendi, bunları şehre sokmadı. Mekke etrafındaki Arap kabileleri de Vehhabi oldu. 1803’te Taif’e girdiler. Taif’teki Müslümanlara işkence edip, kadınları ve çocukları acımasızca öldürdüler. Hac mevsiminde Mekke’ye de saldırdılar. Şehre giremediler. Şerif Galib Efendi, Cidde’ye girince Sü’ud bin Abdülaziz antlaşmayla şehre girdi, türbe ve mezarların hepsini yıktırdı. Suudiler, Şerif Galib Efendiyi yakalamak için Cidde’ye gittiyse de Osmanlı askerinin mukavemetinden geri çekildiler. Mekke’de işkence, zulüm, soygun artınca, Şerif Galib Efendi, Cidde’den şehre gelip Vehhabileri kovdu. Yemen dağlarına kaçtılar. Kaçarken çok zulüm, soygun yaptılar. Şerif Galib Efendinin tavsiyesiyle Beni Sakif Kabilesi de Taif’teki Vehhabileri şehirden kaçırttılar. Vehhabiler, Yemen dağlarındaki cahil, vahşi köylüleri toplayıp, kuvvetlerini arttırarak tekrar Mekke’yi kuşattılar. Şehir açlık sebebiyle teslim oldu. Yine şehirde çok zulüm ve tahribat yaptılar. Mübarek beldelerdeki zulüm ve tahribat, Mısır Valisi Mehmed Ali Paşanın 1812’de Cidde’ye gelmesi ve Mekke’ye asker göndermesine kadar devam etti.

Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa, Vehhabilerin merkezi Deriyye’yi 1818’de fethedip, Vehhabi Emiri Abdullah ibni Suud ile dört oğlu ve ileri gelenlerini esir alıp, İstanbul’a gönderince, bunlar idam edildi. İngiltere bölgede fitne çıkarıp, Osmanlı Devleti içinde isyan başlatmak istediyse de 1857’de sulhla etkisiz hale getirildi. 1860 yılında bütün emirler devletin itaatı ve terbiyesi altına sokuldu.

1897’de Suudilerin lideri olan Abdülaziz er-Reşid, Vehhabiliği tekrar faal hale getirdi. Riyad, Kasim, Büreyde şeyhleri, El-Mühenne köyünde bulunan Abdülaziz bin Suud bin Faysal ile anlaştılar. Abdülaziz bin Suud, 12.000 hecinli ile Kuveyt’ten Riyad’a geldi. 1902’de bir gece Riyad’a girdi. Abdülaziz ibnür-Reşid’in Riyad Valisi Aclan’ı bir ziyafette öldürdü. Zulümden yılmış olan halk, bunu emir yaptı. Üç sene çeşitli muharebeler yapıldı. Abdülaziz ibnür-Reşid öldürüldü. 1915’te Osmanlılar işe karışarak, Abdülaziz bin Suud, Riyad kaymakamı olmak üzere sulh yapıldı. Sonra Reşidiler ile Suudiler arasında Kasim’de harp olup, Abdülaziz bin Suud mağlup oldu. 1918’de Abdülaziz bin Suud, İngilizlerin teşviki ile bir beyanname yayınladı. Mekke’ye ve Taif’e saldırdı. Fakat, bu şehirleri Şerif Hüseyin Paşadan alamadı. 1924’te İngilizler, MekkeEmiri Şerif Hüseyin bin Ali Paşayı yakalayıp, Kıbrıs’a götürdü. İngilizlerin bu hareketinden sonra, Abdülaziz bin Suud, 1924’te Mekke’yi ve Taif’i rahatça ele geçirdi. Suudiler, İngilizlerin yardımıyla bölgede kontrolü sağlayınca, Osmanlı Devletinden sonra halifelik makamına sahip olmak istedilerse de başaramadılar.

İbn-i Suud, 1932 yılında Suudi Arabistan Krallığını kurdu. 1953 yılında ölümünden sonra, yerine oğlu Suud bin Abdülaziz geçti. 1964’te tahtan indirildi. Yerine kardeşi Faysal getirildi. 1977’de sarayında yeğeni tarafından öldürüldü. Yerine kardeşi Halid geçti. O da 1982’de ölünce kardeşi Fahd geçti.

Suudi Arabistan 1948, 1967 ve 1973 yıllarında vuku bulan Arap-İsrail harplerine katıldı. İngiltere, Fransa ve ABD’den milyarlarca dolarlık silah, malzeme, savaş uçakları, güdümlü mermiler alındı. 1990 ortalarında Kuveyt’in Irak tarafından işgal edilmesine karşı olan Suudi Arabistan, Irak’ı Kuveyt’ten çıkarmak için harekete geçen “çok uluslu güce” üs vazifesi yaptı.

Fiziki Yapı

Arap Yarımadası, Önasya’da kuzeybatıdan, güneydoğuya doğru uzanmış düzgün olmayan dikdörtgen şeklinde bir yapıya sahiptir. Güney kısmı doğuya doğru genişlemekle bir çizme şeklini alır. Arap Yarımadası’nın yaklaşık 2.240.000 km2lik büyük bir bölümü Suudi Arabistan topraklarını meydana getirir. Genel olarak ülke toprakları kıyıları alçak yerlerden, sahile yakın yüksek dağlardan ve iç kısımları da yüksek ve geniş ovalardan ibarettir. Batı kıyıları Filistin sınırından, Yemen sınırına kadar Serat Sıra Dağlarıyla örtülüdür. Bu dağların en yüksek noktası yaklaşık olarak 3657 m yüksekliğindeki Razih Dağıdır. Hicaz’ın doğusunda Necid Çölü bulunur. Necid’in güneyinde Dehna veya Rubül Hali Çölü ve doğusunda Nüfud Çölü yer alır.

Serat Dağlarından doğan nehirler zayıf ve kısa olup, küçük çaylar halinde kalırlar. Çoğu Tehame kumlarında kurur. Başlıca büyük nehirleri Behre, Şecce, Kanun, Aşer, Sem ve Bişe’dir. Bunlar ancak ani yağan yağmurlarla denize ulaşabilirler. Yarımadanın doğu taraflarında hemen hemen hiçbir nehir olmayıp, ancak bu geniş bölge “Vadi” adı verilen, nehir yatağı şeklinde olan, kuru derelere bölünmüş durumdadır. Bunların en büyüğü de, Hicaz bölgesinin güneyinde yer alan Asir bölgesinden doğan Vadi-i Remim olup, Fırat’a kadar uzandığı olmaktadır.

Ülkenin doğusunda yer alan El-Hassa bölgesi ve güney kesimleri yüksek yaylalıktır. Bu bölgenin ve Nüfud Çölü ile Yemame’nin bir kısmıysa dağlıktır.

Kızıldeniz kıyıları “şap” denilen kayalar, mercanlar ve adalarla örtülüdür. Basra kıyılarıysa alçak ve girintili çıkıntılıdır. Batı bölgesinde kıyılara yakın ova ve dağların bir kısmı katılaşmış lav kalıntıları(Harralar) ile kaplıdır. Kıyıdan 250 km kadar içerdeki Hicaz bölgesindeki vadiler, tepelerden kıyıdaki ovalara doğru uzanır. Bunların içinde en önemlisi Hama Vadisidir.

İklimi

Arabistan iklimi, toprağından dolayı genel olarak sıcak ise de, yüksek bölgelerde serindir. İklimin en müsait olduğu yerler Yemen’e yakın bölgelerle Necid Çölüdür. Dehna Çölü ve Tehame bölgelerinde şiddetli sıcaklar ve kuraklık mevcuttur. Tehame’de genellikle yağış olmaz ve ortalama sıcaklık 37°C civarındadır. Hiç yağmur almayan çöllerdeyse sıcaklık, gece 38°C, gündüz ise 43°C civarında seyreder. Hicaz ve güneyi mutedil bir havaya sahiptir. Hatta Medine-i münevvereye ve Taif’e kışın kar yağdığı dahi olur. Yıllık yağış ortalaması 160 ila 180 mm kadardır. Ancak yağmurlarla meydana gelmiş olan kısmi yeşillik, sıcak ve boğucu “sam (semum)” adlı çöl rüzgarlarıyla kuruyarak kül rengine döner.

Tabii Kaynaklar

Arabistan topraklarının genel olarak, biricik tabii kaynağı hurmadır. Hurmanın birçok çeşitleri yetişmektedir. Ülkenin Yemen ve Amman’a yakın bölgesiyle, Hicaz ve Necid bölgelerinde çok çeşitli bitkilerin yanında tıpta kullanılan sinameki, demirhindi, kat ağacı ve zamk-ı Arabi, gibi nadide bitki türleri de yetişir. Ülkede göze çarpacak ormanlar olmayıp, çoğu yerler çıplak ve taşlıktır. Meyve ağaçları dışında, seyrek olarak ardıç, yabani yasemin ve yabani zeytin ağaçları da mevcuttur. Yağmurların düştüğü dönemlerde meydana gelen yeşillik ve mer’alar, kısa sürede kurur. Sulak bölgelerde ve Tehame civarında bol, uzun ve çeşitli kamış türleri yetişir.

Suudi Arabistan toprakları, deve ve cins atların asıl vatanıdır. Dünyanın en güzel atları burada yetişir. Necid bölgesi at ve deve bakımından en zengin bölgedir.

Diğer bölgelerdeyse daha çok koyun, keçi, sığır ve eşek yetiştirilir. Vahşi hayvanlar içinde, en başta çöllerin kralı olan arslan gelir. Ayrıca kaplan, sırtlan, çakal, domuz, kurt, tilki ve maymun cinsleri yaşar. Ülkede çok sayıda çekirge sürüleri ve Hicaz taraflarında da “ladug”” isminde zehirli bir cins örümcek mevcuttur.

Ülke toprakları, yeraltı kaynakları bakımından oldukça zengindir. Altın, simli kibrit, salz, bakır ve daha birçok çeşit maden çıkarılır. Mekke-i mükerreme civarlarında, kükürt damarları ve petrol yatakları mevcuttur. Kızıldeniz önemli bir tuz kaynağıdır. Basra kıyılarının ise incisi pek meşhurdur.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Suudi Arabistan nüfusu 14.691.000’dir. Yıllık nüfus artış oranı % 6 olup, nüfus yoğunluğu 5’tir. Nuh aleyhisselamdan sonra, Arabistan Yarımadasında yerleşenlere “Arab-ı baide” denir. ad, Semud ve Amalika bunlardandır. Bunların hepsi “Sam” soyundandır. Yemen’dekilere ise “Arab-ı aribe” denir. İkisinin karışmasından “Arab-ı müsta’rebe” meydana geldi. Araplar, İslamiyetten sonra yabancılarla karıştı. Lisanları değişerek “Arab-ı müsta’ceme” ismini aldılar. Arabistan’da eskiden beri hasebe ve nesebe çok önem verilirdi. Bu yüzden birçok kabileler mevcuttur. Herbiri şeyhlikle idare edilir.

Arabistan kabilelerinin en kalabalık ve en güçlüsü Kureyş’tir. Kureyş, Resulullah aleyhisselamın on birinci babası olan Fihr’in ismidir. Arab-ı müsta’rebe’den “Beni Adnan” ve bunlar arasında da “Mudar” ve“Rebia” kabileleri meşhur oldu. “BeniMudar”dan Kenane, Kureyş, Hevazin, Sakif, Temim ve Müzeyne kabileleri meydana geldi.

Kureyş kabilesi Mekke’de yerleşmekle ayrıca şeref kazandı. Kabile reisleri, mühim işlerde anlaşmak için, Mekke’de “Dar-ün-nedve” denilen yerde toplanıp meşveret ederlerdi. Kureyş kabilesi de, on kola ayrılmıştı. Zemzem dağıtma ve Kabe’yi tamir ve tezyin işi, bunların da en şereflisi Haşimilere verilmişti.

Bugünkü Suudi Arabistan halkı ise, yabancılarla karışarak onlardan sonra gelenlerdir. Ülkenin şimdiki etnik yapısı eskiye nazaran çok değişmiştir. Hakiki Araplar pek kalmamıştır. Çoğunluğu Suudiler, Mısırlılar ve Yemenliler teşkil etmektedir. Bundan başka Filistinli, Ürdünlü, Suriyeli, Pakistanlı, Hintli, Zenci ve bir miktar da Avrupa ve Amerika kıtalarından gelen insanlar yaşamaktadır. Nüfusun % 70’ine yakın bir bölümü şehirlerde yaşamaktadır. Dil Arapçadır. Fakat bugünkü Arapça çok değişik bir şekildedir. Yani İslamiyyetin ilk yıllarındaki Kureyş Arabisi hemen hemen kalmamıştır. Arapça, çeşitli Arap ülkelerinde farklı lehçeler halindedir.

Bugünkü Araplar, yaşayış bakımından iki kısımdır. Bir kısmı şehirli diğer kısmı göçebedir. Fakat son zamanlarda kurulan modern şehirlerde şehirli nüfusu çok daha fazla artmıştır. Suudi Arabistan’da Vehhabilik yaygın olup, devlet desteğindedir. Halkın okuma-yazma oranı % 15 civarındadır. Medine, Cidde ve Riyad Üniversiteleri meşhurdur. Eğitim ve öğretim serbest ve ücretsizdir.

Ülkenin başşehri Riyad olup, geniş ve kalabalık bir şehirdir. Diğer önemli şehirleri Mekke,Medine, Cidde, Yenbo, Abha ve Anaiza’dır. Mekke-i mükerreme kıyıdan yaklaşık 64 km içeridedir. İslamın kıblesi, Allahü tealanın evi Kabe-i muazzama bu şehirdedir. Camilerin efdali Kabe-i muazzama, sonra bunun etrafındaki Mescid-i haramdır. Kabe-i şerif, adem aleyhisselam tarafından yapılmış ve İbrahim aleyhisselam ve İsmail aleyhisselam zamanında tamir edilmiştir. Medine-i münevvere ise kıyıdan yaklaşık 320 km içerde ve Mekke-i mükerremenin kuzeyindedir (Bkz. Mekke-i Mükerreme-Medine-i Münevvere). Resulullah efendimizin mübarek Kabr-i şerifleri buradadır.

Her yıl milyonlarca Müslüman Kabe-i şerifi ziyaret ederek “Hacı” olmakla şereflenmektedir.

Suudi Arabistan, petrolden büyük gelir sağlayarak çeşitli sosyal tesisleri açmış durumdadır. Sağlık işleri ücretsiz yürütülmektedir. Riyad Kral Faysal Tıp Merkezi, çok meşhur olmuştur. Ülkenin turizmi oldukça gelişmiş durumdadır.

Siyasi Hayat

Suudi Arabistan devleti, 1926 yılının Ocak ayında kurulup, 1932 yılında Birleşik Krallık olmuştur. İdari sistemi monarşiktir. Bir Bakanlar Konseyi mevcuttur. Yasama, yürütme ve yargı selahiyetleri kralda toplanmıştır. İdari olarak 14 bölgeye (il’e) ayrılmıştır. Krallık aileden veraset yoluyla veliahtlara geçmektedir.

Kuveyt ve Suudi Arabitan arasında yaklaşık 5836 km2lik bir tarafsız bölge mevcuttur. 1966’da idari bakımdan paylaşılmıştır. Mevcut petrol yataklarından iki ülke de faydalanmaktadır. Irak ile olan sınırda ise 7000 km2lik bölge tarafsız olup, askersizdir. Meskun mahal değildir. Suudi Arabistan Birleşmiş Milletler ve alt kuruluşları, OPEC ve Arap Birliği teşkilatlarına üyedir.

Ekonomi

Suudi Arabistan ekonomisi, 1932 yılında petrolün bulunmasıyla hızla gelişerek, dünya ekonomisine tesir edecek seviyeye gelmiştir. Petrol gelirleri ülke ekonomisinin can damarını teşkil etmektedir. Ülkenin en önemli endüstrisi petrol ve ürünleridir. Ortadoğu’nun en büyük petrol üreticisidir. Bu bakımdan dünyanın üçüncü ülkesidir. Petrole paralel olarak, petro kimya endüstrisi kurulmuştur. Petrolden başka tabii gaz, altın, gümüş ve demir de çıkarılmaktadır.

Ekonomide ikinciliği tarım sahası alır. Ülkenin sadece % 2’si tarıma müsaittir. Nüfusun % 28’ine yakın bir bölümü tarım alanında çalışmaktadır. Geri kalan nüfusun iş sahaları ise % 44’ü diğer hizmetler, hükümet işleri ve ticarette, % 4’lük bir bölüm ise endüstridedir. Başlıca yetiştirilen tarım ürünleri hurma, buğday ve meyvedir. Tarım alanları, bağ ve bahçelerin % 85’ine yakın bir bölümü sun’i olarak sulanmaktadır. Deve, eşek ve koyun yetiştiriciliği gelişmiştir. Buna bağlı olarak hayvan derisi ve yün üretimi mevcuttur.

Suudi Arabistan’ın yıllık ekonomik büyüme hızı, % 9,8 civarındadır. Ticaretinin büyük bir bölümünü ABD ile yapar. Bundan başka Japonya, Birleşik Almanya, Fransa ve Ortadoğu ülkeleriyle ticari münasebetleri gelişmiştir. İhracatı, ithalatının yaklaşık iki katıdır. İhracatının % 90’ından fazlasını petrol ve petrol ürünleri teşkil etmektedir. Bu bakımdan dünya birincisidir. Ayrıca hurma, deri ve yün diğer ihraç ürünleridir. Son zamanlarda AET ülkeleriyle olan ekonomik münasebetleri artmıştır.

Ülkede balıkçılık ve turizm çok önemli iki gelir kaynağıdır. Turizmden elde edilen gelirler oldukça yüksektir.

Ülkenin demiryolu ve karayolu ulaştırma şebekesi çok gelişmiştir. Son yıllarda havayolu ulaştırması da çok düzenli hale getirilmiştir. Sultan İkinci Abdülhamid Hanın yaptırdığı meşhur Hamidiye Hicaz Demiryolu, Zerka’ya kadar işlemektedir. Abdülhamid Han, bundan başka, Medine-i münevvereye kadar telgraf hattı yaptırmıştı. Suudi Arabistan’ın başlıca limanları Yenbu, Cidde, Ras Tanura ve Dahran limanlarıdır.

Tagged :

Suriye

DEVLETİN ADI: Suriye Arap Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Şam
YÜZÖLÇÜMÜ: 185.180 km2
NÜFUSU: 12.524.000
RESMİ DİLİ: Arapça
DİNİ: İslam
PARA BİRİMİ: Suriye Paundu (= 100 piasters)

Ortadoğu ülkelerinden. Güneybatı Asya’da, Ortadoğu’nun kalbi durumunda bir mevkiye sahiptir. 32° 19’ – 37° 20’ kuzey enlemleriyle 35° 37’ – 42° 22’ doğu boylamları arasındadır. Kuzey ve kuzeybatıdan Türkiye, doğudan Irak, güneyden Ürdün, batıdan İsrail, Lübnan ve Akdeniz ile çevrilidir.

Tarihi

Suriye, toprakları üzerinden çeşitli medeniyet ve kültürlerin geçtiği ve pekçok istilaların, hadiselerin meydana geldiği, eski ve kritik bir mevkiye sahiptir. Ülkeye ilk yerleşenler hazret-i Nuh’un oğlu Sam’dan türeyen ve Sami dilini konuşan Samilerdir. Müslümanların Suriye’ye hakim olmasına kadar bölge Amoritler, Fenikeliler, İbraniler, Hititler, Persler, Makedonyalı İskender, Roma ve Bizans imparatorlukları idaresinde kaldı.

Peygamberimiz hazret-i Muhammed’in tebliğ ettiği İslam dini bütün Ortadoğu’ya yayıldığında, Suriye de İslamlaştı. Hazret-i Ebu Bekir’in halifeliği devrinde, Suriye’ye gönderilen İslam orduları, hazret-i Ömer zamanında 635’te bölgeyi fethetti. Hazret-i Ömer bölgeye gelip, Suriye’yi teşkilatlandırdı. Hazret-i Ömer, önce hazret-i Muaviye’nin kardeşi hazret-i Yezid’i Şam valisi tayin etti. Şam, bölgenin en büyük şehirlerinden olup, şehrin adı eskiden Suriye olarak bilinirdi. Yezid’in vefatıyla hazret-i Muaviye Şam valisi oldu. Hazret-i Muaviye, Suriye’yi teşkilatlandırıp, medenileştirdi.

662’de Emevi Hanedanı Suriye’de kurulup, Şam şehri merkezleriydi. Emevi Halifeliğinden sonra,Abbasilerin hakimiyetine geçti. Abbasi Halifeliği (662-749) devrinde Suriye, çok gelişip, pek çok ilim, kültür, medeniyet ve sosyal tesisler yapıldı.

Onuncu yüzyılın sonunda, Mısır’a hakim Şii Fatımiler, Suriye’yi işgal ettiler. On birinci yüzyıldaSelçuklular, bölgeyi hakimiyetlerine aldılarsa da, 1096’da Haçlı Seferleri başladı. Haçlı Seferleri (1096-1270) esnasında Haçlı-Şii Fatimi ittifakından Suriye çok zarar gördü. Haçlıları, Eyyubi Hanedanının kurucusu Selahaddin-i Eyyubi (1169-1193) Suriye’den uzaklaştırdı. Suriye, Selçuklu Atabekliği, Eyyubiler ve Memluklerden 1517 yılında Osmanlı hakimiyetine geçti.

On altıncı yüzyılın başından 20. asrın başına kadar Osmanlı hakimiyetinde kalan Suriye, bu zamanda gelişip, en huzurlu ve müreffeh devrini yaşadı. Osmanlı idari teşkilatında vilayet halindeydi. 1833 yılında Osmanlıya tabi Mısır Valisi Mehmed Ali Paşa sülalesine verildi. Birinci Cihan Harbi (1914-1918) sonrasına kadarOsmanlı idaresinde kalan Suriye’ye Osmanlılar, pekçok ilmi, sosyal, kültürel, tarım, sınai ve ulaşım tesisleri kazandırdılar. Bu devirde pekçok ilim adamı yetişip, medeniyete hizmet ettiler.

Birinci Dünya Harbinde müttefik ordularının yenilmesi neticesinde, Osmanlı Devletiyle imzalanan Mondros Antlaşmasıyla bölge Fransızların işgaline uğradı.

1920’de Fransa’nın mandasına girdi. Suriye, Fransa’nın idaresine girmesiyle Osmanlı devrindeki huzur ve müreffeh hayatın yerini, anarşi ve sefalet aldı. Suriye’de Müslümanlar çoğunlukta olmasına rağmen, idarede Fransızlar, Ermeniler ve Nusayriler hakimdi. Şam, Halep, Nusayri merkezi Lazkiye ve Harran bölgesindeki Dürzilerle Fransa’nın mücadelesi, Suriye’de hala devam eden anarşinin kaynağıdır. Fransa, Suriye mandasına ait Hatay ve İskenderun’u antlaşmayla 1939’da Türkiye’ye vermek zorunda kaldı.

İkinci Dünya Harbi (1939-1945) yıllarında, 1941’de, Fransa, nüfuzu altında kalmak şartıyla Suriye’ye kısmi istiklal verdi. 1943 seçimlerinde Şükrü el-Kuwatli, Suriye’nin ilk Cumhurbaşkanı seçildi. Fransa harp sonrasında Suriye’den kısmi olarak çekildiyse de, geride pekçok problem bıraktı. 1945’te Birleşmiş Milletlere Cumhuriyet idaresiyle katıldı. 1948’de Arab-İsrail Harbine katılan Suriye’de, 1949 ihtilaliyle Şükrü el-Kuwatli iktidardan uzaklaştırıldı.

Sovyetler Birliği ile yakın münasebete girince, idare Rusya’ya yanaştı. İç huzursuzluklar artıp, komşularıyla münasebeti bozuldu. Sosyalist Baas Partisi kurulup, memleketteki huzursuzlukdan faydalanarak, kuvvetlendi. 1958’de Mısır ile Birleşik Arap Cumhuriyeti adıyla birleşti. Birleşme uzun sürmeyip, 1961’de ayrıldı. Baas Partisi, dışta Pan-Arap, içte sosyalizm propagandasıyla Suriye’de güçlenip, 1963’te ülkenin tek kanuni partisi hüviyetini kazandı. Baas Partisi, Suriye’de dikta rejimi kurup, ülkeye eski Lazkiye bölgesindeki Nasturi aşireti idareye hakim oldu. 1967 Arap-İsrail Harbinde Golan Tepelerini İsrail işgal etti. 1973’te Mısır ile anlaşıp, İsrail’e kuzeyden saldırmışsa da başarılı olamadı. Arap ülkelerinden ve Sovyet Rusya’dan yardım aldı. 1976’da Lübnan’ın içişlerine müdahale edip, asker gönderdi. Suriye askerleri Lübnan’da püskürtülerek, geri çekilmek zorunda kaldı. 1982’de İsrail’in hava taarruzlarına uğradı. Baas Partisi’nin Rusya ile yakın münasebeti, ülke içinde ve dışında çatışmaya sebep olmaktadır. Bitmek bilmeyen harp ve anarşi, Osmanlı Devletinin yıkılmasından sonra manda devleti ve Sosyalist Baas Partisi diktatörlüğünde halen devam etmektedir. 1991’de Irak’ı, işgal ettiği Kuveyt topraklarından çıkarmak için başlatılan harekatta Çok Uluslu Müttefik Kuvvetlerin yanında yer aldı.

Fiziki Yapı

Suriye’nin yüzölçümü yaklaşık 185.180 km2dir. Mevkii itibariyle Akdeniz’in doğusundadır. Kuzey ve kuzeybatısında Türkiye, doğusunda Irak, güneyinde Ürdün ve batısında İsrail ve Lübnan ile komşudur. Başşehir Şam’dır. Halep ve Humus diğer iki önemli şehridir.

Suriye fiziki yapı bakımından bir farklılık ve tezat ülkesidir. Ülkenin üçte biri çöl veya çıplak dağlarla örtülü, üçte biri kıt ve elverişsiz çayırlık ve geri kalan üçte biri de ekilebilir arazidir. Ülke, esasen üç bölgeye ayrılabilir; kıyı kesimi, dağlık bölge ve Suriye Çölü. Suriye, kısa bir Akdeniz kıyısına sahiptir. Kıyıyı doğuya ve güneye uzanan verimli ova ve yaylalar takip eder. Bundan sonra doğuya doğru, dağlar ve vadiler uzanır. Bunların peşinden kısa ve verimli bir şeridin hemen arkasından, Fırat Nehriyle birlikte ülkeyi güneydoğu istikametinde baştan başa geçen, Suriye Çölü gelir.

Akdeniz, Suriye’nin dörtte bir batı sınırını meydana getirir. Kıyı yaylası kıyıdan itibaren 8 ila 32 km kadar uzanır. Bu yaylanın doğusundaki dağlık bölge; ortalama yüksekliği 1585 m olan Ensariye Dağı, 2135 m olan Anti-Lübnan Dağ Silsilesi ve 2814 m ile ülkenin en yüksek yeri olan Hermon Dağından teşekkül etmiştir. Suriye’nin en verimli ve gelişmiş bölgesi bu bölgenin doğusu olup, Şam, Halep, Hama ve Humus şehirleri de buradadır. Şam ile Ürdün sınırı arasında yer alan Dürzi Dağı ise, ortalama olarak 1675 m kadar yüksekliğe çıkabilen yüksek bir yayla görünümündedir. Bu dağ volkanik olup, etek kısımları lavlarla dolu geniş bir çölün içindedir.

Ülkenin ortasını ve kuzeydoğusunu Suriye Çölü kaplamıştır. Bu geniş çöl orta kısımda tepeliktir. Çölde birkaç köy ve birkaç eski eserden başka bir şey yoktur. Suriye Çölünde ise, kuru ve kavurucu sıcak çöl iklimi mevcuttur.

Tabii Kaynaklar

Suriye genel olarak tabii kaynaklar bakımından fakir bir ülkedir. Yeraltı kaynaklarından en önemli mineral petrol olup, daha çok kuzeydoğudan çıkarılır. Bundan başka alçıtaşı ve bazalt (volkanik taş, siyah mermer) da elde edilmektedir. Bulunan diğer mineraller şunlardır: Fosfat, kurşun ve bakır. Latakia bölgesi civarında ise çok az da olsa zift (katran) ve krom mevcuttur.

Suriye’nin kıyı bölgeleri nispeten yeşillik alanlar ve ağaçlarla kaplıdır. Dağlık bölgelerse, umumiyetle çıplak olup, bir kısmı cılız otlarla örtülüdür.

Suriye Çölünün, batısında kalan bozkır-çöl araziyse bitki örtüsünün kıt olduğu bir bölgedir. Bu bölgede ve Suriye Çölünde yağışlar olduğu zamanlarda bir miktar kısa ömürlü otlar, maki tipi çalılık ve dikenlikler yetişir.

Hayvanlar alemi olarak pek fazla zengin bir ülke değildir. Daha çok çöl ceylanı (gazal, ahu), aktavşan (bir çeşit tarla faresi), toykuşu, deve, keçi, koyun, eşek ve sığır yetişir.

İklim

Kıyı bölgesinde iklim, yaz aylarında nemli ve aşırı sıcaktır. Kış aylarında sık sık sis olayları olur ve bölge bol yağış alır.

Ülkenin ikinci bölgesi olan “dağlık bölgesi”, yılda aşağı yukarı 1000 mm’lik yağış alır. Öyle zamanlar olur ki, sularla dolan nehirler seller meydana getirir.

Halep civarındaki bölgede ve bozkır çölde tatlı bir iklim vardır. Kışın bol sis olur. Ağustos sıcaklığı yaklaşık 38°C civarındadır. Hemen hemen 380 ila 520 mm arasında bir yağış ortalamasına sahip olan bu bölgenin nem miktarı düşüktür. Şam civarında ise gündüz-gece sıcaklık farklılıkları fazla olan ve genellikle kuru bir atmosferi olan kara iklimi hüküm sürer.

Ülkenin en büyük nehri Fırat olup, üç ana kolla kuzeyden gelir ve Meyadin’in güney doğusundan, Irak topraklarına girer. Diğer nehirleriyse Berada ve Oronto nehirleridir. Ülkede büyük göl bulunmayıp, az sayıda küçük göl vardır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Suriye’nin nüfusu yaklaşık 12.524.000’dir. Yıllık nüfus artışı % 3,5 dolayındadır. Nüfus yoğunluğu ise aşağı yukarı 63’tür.

Suriyeliler, Arabistan, Asya ve Avrupa’dan göç etmiş insanların karışımından meydana gelmişlerdir. Ekseriyeti Sami soyundan gelen Araplar teşkil eder. Nüfusun % 89’unu Araplar, % 6’sını Kürtler, % 3’ünü Ermeniler ve geri kalanını da Türk, Çerkez ve Asuriler teşkil eder.

Suriye’nin resmi dili Arapçadır. Sami soyundan gelen Araplar olduğu için, Suriyeliler genellikle Sami dilinden gelen Arapçayı konuşurlar. Bundan başka ayrıca Türkçe, Süryanice, Kürtçe, Ermenice ve Çerkezce de konuşulmaktadır.

Nüfusun hemen hepsi Müslümandır. Çok az bir bölümü Hıristiyandır. Bu Hıristiyanlar genellikle Katolik, Ortodoks, Suriye Ortodoksu, Monofist, Protestan, Keldani ve Nesturi gibi ayrı gruplar halindedir.

Müslümanların büyük bir bölümü Sünnidir. Ayrıca Aleviler, İsmaililer veDürziler de vardır. Çok az sayıda Yezidi, Rafizi ve Şii mevcuttur. Bunlardan Yezidiler “Şeytana taparlar”.

Nüfusun yarısı okuma-yazma bilir. Genç nüfusun % 60’ı okula gitmektedir.

En büyük ve gelişmiş şehir Şam’dır. Diğer önemli şehirleri Halep, Humus, Hama ve Lazkiye’dir.

Siyasi Hayat

Suriye, Cumhuriyetle idare olunan bir Arap devletidir. Devlet başkanı Hafız Esad’dır. Çok partili cumhuriyet olmasına rağmen siyasi iktidar Baas Partisinin elindedir. Şam ülkenin başşehri olmak üzere ülke 13 il’e ayrılmıştır. Birleşmiş Milletler üyesidir. Varşova Paktına dahilken bu pakt resmen 1991 yılında feshedildi.

Ekonomi

Suriye, ekonomisi esas itibariyle tarıma dayanır. Tabii kaynaklar bakımından ülke pek zayıftır. Arazisinin % 40’ına yakın bir bölümü ekilebilir. Fakat sulama imkanları geniş değildir. Ormanlar, madenler, bitki örtüsü oldukça kıt olduğundan ekonomik olarak geri kalmış bir ülkedir. Başlıca tarım ürünleri şunlardır: Arpa, buğday, yulaf, darı, mısır, sebze, meyve, tütün ve şekerkamışı. Bazı bölgelerde pamuk ve zeytin ziraati de yapılır. Deve, koyun, keçi ve sığır yetiştirilir.

Suriye’nin endüstrisi, tarıma nazaran gelişmiş ve ekonomiye katkısı büyüktür. Arap dünyasında, Mısır’dan sonra endüstride kalkınmış ikinci ülkedir. Başlıca endüstri dalları; pamuklu ve ipekli kumaşlar, yünlü kumaşlar, çimento, yemeklik sıvı yağlar, tütün, kakmalı ve işlemeli mobilya eşyalar, gümüş eşyalar, petrol endüstrisi, tekstil, cam eşya, şeker ve pirinç aletlerdir.

Maden olarak fosfat çıkarılır. Petrolü sınırlı ölçüdedir. Ayrıca Irak’tan Akdeniz’e akıtılan petrol boru hatlarından geliri vardır.

İthalat daha çok Irak, İtalya, Almanya veFransa’dan yapılmaktadır.

Ülkenin ihracatı ithalatının ancak yarısı kadardır. Suriye ürettiği ürünlerini, genellikle İtalya ve Romanya’ya satar.

Son yılarda Suriye’nin dış ticareti daha çok komünist ülkelere yönelikti. Böylece ithalat ve ihracat yaptığı ülkelere Küba ve Çin gibi ülkeler de katılmıştır. Suriye’nin Türkiye ve Japonya ile de ticari münasebetleri vardır.

Suriye’nin başlıca ihraç ürünleri şunlardır: Ham petrol, pamuk, tekstil ürünleri, canlı havyan, hayvan ürünleri ve tahıl ürünleri. Buna karşılık Suriye dışardan genellikle tekstil ürünleri, katı yakıtlar, makina, inşaat malzemeleri, metaller, kimyevi maddeler, motorlu taşıtlar ve tütün satın alır. Suriye’nin içinde bulunduğu ödemeler dengesi, ülke ekonomisini dışarıya ve harici para kaynaklarına bağlı bırakmıştır.

Suriye’nin ulaştırma imkanları oldukça gelişmiş, hem toprak ve hem de asfalt yollar uzanabildiğince bütün ülke boyunca inşa edilmiştir. Suriye; Türkiye, Ürdün, Lübnan veIrak’ı birbirine irtibatlayan demiryolu sisteminin ortalarında yer alır. Lazkiye ve Tortus limanları, ülkenin deniz ulaşımına kafi gelmektedir. Hem dış ve hem de iç hat havayolu ulaşımı düzenlidir. Suriye’nin ulaştırma ve haberleşme alanında, ileri seviyede olması sebebiyle turizm ve otelcilik alanları önemli birer gelir kaynağı olmuştur.

Tagged :

Surinam

DEVLETİN ADI: Surinam
BAŞŞEHRİ: Paramaribo
NÜFUSU: 417.000
YÜZÖLÇÜMÜ: 163.820 km2
RESMİ DİLİ: Felemenk Dili
DİNİ: İslam, Hindu, Hıristiyan
PARA BİRİMİ: Surinam Guldeni

Batıda Guyana, güneyde Brezilya, doğuda Fransız Guyanası ile sınırları olan, GüneyAmerika’nın kuzey kıyısında bir devlet. Eski bir Hollanda sömürgesi olan Surinam, 2° 02’ ve 6° 01’ kuzey enlemleriyle 54° ve 58° 03’ batı boylamları arasında yer alır.

Tarihi

Surinam kıyısı 1499’da İspanyol Alonso de Ojeda tarafından keşfedildi. Fakat İspanya’nın buraya yerleşme teşebbüsleri kısa süreli oldu. 1650’de İngiltere kıyıyı sömürgeleştirmek için yerleşme merkezleri kurdu. 1667’de İngiltere ve Hollanda arasındaki bir savaş sonucunda, İngiltere Surinam’ı Hollanda’ya bıraktı. 1680’lerde ülkeye şeker üretimi için Afrika’dan köleler getirildi. 18 ve 19. yüzyıllarda şeker üretiminde, Afrikalı köleler çalıştırıldı. 1863’te kölelik kaldırılınca, Hindistan’dan ve Cava’dan işçi getirildi. 1922’de Surinam’ın statüsü değiştirilerek, bir sömürgeyken Felemenk Krallığının bir bölgesi oldu. 1954’te eskiden beri Hollanda Guyanası denilen Surinam’a Hollanda, içişlerinde bağımsızlık verdi. 25 Ekim 1975’te ülke bağımsız bir cumhuriyet oldu. Şubat 1982’de Milli askeri Konsey, hükümetin kontrolünü üzerine aldı. Hollanda ve ABD sivil bir hükümet kuruluncaya kadar yardımı kestiklerini ilan ettiler. 1987 Kasımında yapılan seçimlerle askeri yönetime son verildi. Aynı günlerde hazırlanan yeni anayasa referandumla kabul edildi. 1990 senesi sonlarına doğru ordu bir darbe ile yönetime el koydu. Askeri yönetim dış baskılar yüzünden 1991 Mayısında genel seçimlere gitmek mecburiyetinde kaldı. Hiçbir parti gerekli çoğunluğu sağlayamayınca uzun görüşmeler neticesinde, Birleşik Halk Meclisi Ronald Venitiaan’ı başkanlığa seçti. Bu arada gerillalarla hükümet kuvvetleri arasında ateşkes imzalandı. Bu gelişme barış yönünde kalıcı düzenlemelere ve demokratikleşme yönünde yeni adımların atılmasına yaradımcı oldu.

Fiziki Yapı

Ülke üç bölgeye ayrılır: Kıyı ovası, savana kuşağı ve iç kesimdeki tropikal orman.

Kıyı ovası 370 km uzunluğunda olup, 80 km kadar iç kesime uzanır. Bu verimli ova ülke topraklarının sekizde birini meydana getirir. Kıyı ovasının arkasında dar bir şerit boyunca uzanan savana otlakları yer alır.

Ormanlık, dağlık iç kesim Surinam’ın en az beşte dördünü kaplar. En yüksek nokta 1280 m olup, Wilhelmina Dağları üzerindedir. Dağlardan birçok nehirler doğarak Surinam topraklarını sular. Bu nehirler arasında başlıcaları Maroni, Surinam, Coppename ve Courantyne’dir.

İklim

Ülkede tropikal bir iklim hüküm sürer. Sıcaklıklar sürekli olarak 24° ila 34°C arasında seyreder. Nemlilik rahatsız edici derecede yüksektir. Bu bunaltıcı hava şartları, doğrudan sahile doğru esen rüzgarlar sayesinde arasıra azalır. Yağış miktarı yılda ortalama 2000 mm’nin üstündedir. Ülkenin hemen hemen her yeri aynı miktarda yağış alır.

Tabii Kaynaklar

Kıyı boyunca çok çeşitli mangrov tipi bitkiler yetişir. Savanalarda kaba tropikal otlar ve çok çeşitli ağaçlar bulunur. İç kesimin büyük bölümü çengel (sık ağaçlıklı orman) ile kaplı olup, kereste önemli bir gelir kaynağı teşkil etmektedir. Yeraltı zenginliği olarak, ülkede boksit mevcut olup, kuzeydoğuda Moengoda ve Surinam Nehri kıyısındaki Paranam bölgesinde işletilmektedir.

Nüfus ve Sosyal Hayat

417.000 nüfuslu Surinam halkının % 37’si Hindistanlı, % 3’ü Kreol, % 15’i Cavalı’dır. Hindistanlılar ve Cavalılar, 19 ve 20. yüzyıl başlarında tarım işçisi olarak ülkeye getirilenlerin soyundan gelmektedir. Kreollar, zenci kölelerin diğer etnik gruplarla birleşmesinden meydana gelmiştir. Ülke nüfusunun % 10’unu 19. yüzyıl ortasından önce ormanlara kaçan zenci kölelerin soyundan gelenler teşkil eder. Nüfusun % 2’si de Amerikalı yerlilerdir. Zenciler ve Amerikalı yerliler, iç kesimin nüfusunun hemen hemen tamamını meydana getirir. Bunlardan başka, kıyı şehirlerinde Avrupalı ve Çinli topluluklar vardır. Felemenk dili resmi dil olmakla birlikte, günlük dil Surinam dilinin yanısıra İngilizce, Hintçe, Cava dili ve Çince de konuşulur. Surinam dili, Felemenk dili, İngilizce, İspanyolca ve Portekizce’nin bir karışımıdır.

Ülkedeki başlıca dinler, İslamiyet, Hindu dini ve Hıristiyanlıktır. Bunlardan başka bir miktar, Konfüçyüs dinine bağlı olan Yahudiler vardır.

İlköğretim esas itibariyle devlet tarafından sağlanır.

6 ila 12 yaş arasındaki çocuklara okula gitmek mecburidir. Birkaç tane, Katolikler ve Protestanlar tarafından işletilen, mezheplere ait okullar mevcuttur. Yüksek tahsil yapılan kuruluş pek az olup, birkaç tanedir. Yıllık nüfus artış oranı% 2,8’dir.

Siyasi Hayat

Surinam, 25 Kasım 1975’te bağımsızlığına kavuşmuştur. Aynı sene 4 Aralıkta Birleşmiş Milletlere üyeliği kabul edilmiştir. 1987’de kabul edilen anayasaya göre; devletin başında milli meclis tarafından beş yıllık bir süre için seçilen başkan bulunur. Bununla birlikte ordu askeri konsey aracılığıyla hükümet üzerindeki etkili denetimini sürdürmektedir. Milletlerarası Askeri Konsey, Milletleraarası Meclisin çıkardığı bir kanunu iptal etme yetkisine sahiptir.

Ekonomi

Surinam halkının büyük çoğunluğu tarımla uğraşır. Ekilen toprakların yaklaşık olarak yarısında pirinç; bundan başka şekerkamışı, muz, portakal, greyfrut, mısır ve büyük hindistancevizi yetiştirilir. Sığır, koyun, keçi, domuz ve kümes hayvanları, yetiştirilen belli başlı hayvanlardır. Tarım faaliyetlerinin hemen hemen tamamı kıyı bölgesindedir. En verimli topraklar, eskiden sularla kaplı olan arazinin set çekilerek suyu dışarı akıtılan, ziraate elverişli hale getirilen kısımlarıdır.

Surinam’ın esas ekonomik zenginliği boksittir. İhracatın % 70’ini meydana getirir. Maden cevherinin bir kısmı alüminyum okside çevrilir. Fakat çoğu ABD’ye gönderilmek üzere ham halde gemilere yüklenir.

Ülkede bir miktar kereste doğrama fabrikaları vardır. Fakat imalat esas itibariyle boksit cevherinin işlenmesiyle sınırlıdır. Ayrıca; şeker ve pirinç değirmenciliği, karides dondurulması ve meyve suları, boya ve kontraplak üretimi de mevcuttur.

Ana ihraç malları boksit ve alüminyum oksid, pirinç portakal, greyfrut ve kerestedir. Surinam, yakıt ve yağlayıcı maddeler, yapı malzemesi sanayi teçhizatı ve otomobil ithal eder. ABD, Surinam ihraç mallarının % 75’ini alır ve Hollanda ile birlikte ülkenin çoğu ithal mallarını temin eder.

Ulaşım alanı sınırlıdır ve hemen hemen ulaşımda yalnızca kıyı bölgesi kullanılır. İyi karayolları 1300 km civarında olup toplam karayolu uzunluğu 8917 km civarındadır. Çoğu akarsular kıyı bölgesinde ulaşıma elverişlidir. Havayolları hizmeti iyi durumdadır. Ülkede tarifeli sefer yapılan 5 havaalanı vardır.

Tagged :

Sudan

DEVLETİN ADI: Sudan Demokratik Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Hartum
NÜFUSU: 29.971.000
YÜZÖLÇÜMÜ: 2.504.000 km2
RESMİ DİLİ: Arapça
DİNİ: İslam
PARA BİRİMİ: Sudan Poundu

Kuzey Doğu Afrika’da, 3° 28’ – 22° kuzey enlemleri ve 21° 49’ – 38° 35’ doğu boylamları arasında yer alan bir Afrika devleti. Kuzeyden Mısır, doğudan Etyopya ve Kızıldeniz, güneyden Uganda ve Zaire, batıdan Orta Afrika Cumhuriyeti, Çad ve Libya devletleriyle çevrilidir. Dikdörtgen bir şekle sahip ve Afrika kıtasının yüzölçümü bakımından en büyük ülkesidir.

Tarihi

Önceleri Nubia diye bilinen Kuzey Sudan bölgesinde, ilk yaşayanlar zenci kabilelerdir. Bundan sonra 18. yüzyıla kadar (Kush, Makurra, Alva ve Funj gibi çeşitli) Mısırlı kabileler idaresinde kaldı.

1825-1843 yılları arasında, Osmanlı valileri tarafından yönetildi. 1863 yılında, Mısır Hidivi İsmail Paşa, Sudan topraklarını kontrolü altında tuttu.

1882-1898 yılları arasında kendini Mehdi ilan eden bir sapığın arkasından giren bir kısım insanların elinde kaldı. Bu tarihte Anglo-Mısırlıların (Mısırlı İngilizlerin) işgaliyle yönetimi general Horatio Herbert aldı. 1956 yılında ise, bağımsız bir devlet oldu.

1958’de general İbrahim, askeri bir darbeyle işbaşına geldiyse de 1964’te güney isyanları sonucu çekilmek zorunda kaldı. 1969’da yeni bir askeri darbeyle başa İhtilal Konseyi geçti. Fakat hükümeti sivil üyeler kurdu ve başbakan sivildi. Darbeyi gerçekleştiren general Cafer el-Nümeyri’ye karşı 1972’de yeni bir komünist darbe teşebbüsü olduysa da başarısız kaldı. Bu arada ülkede çeşitli anlaşmazlıklar başgöstermişti. 1973’te 8 Filistinli gerilla, ABD Savunma Delegesini ve Milli Ateşesini öldürdüler.

1976 yılında yeni bir ihtilal teşebbüsü bastırıldı ve bunu gizlice destekleyen Libya ile siyasi münasebetler bozuldu. 1981 yılında Libya ile bazı çatışmalar görüldü. Nümeyri yurtdışında bulunduğu bir zamanda darbe yapılarak iktidardan uzaklaştırıldı. Askeri yönetim yeni bir anayasa hazırlayarak 1986 Nisanında seçime gitti. Seçimleri neticesinde hiçbir parti tek başına iktidara gelemediğinden koalisyon hükümeti kuruldu. Hükumet ülke güneyindeki karışıklıkları sona erdiremedi. Bunun yanı sıra ekonomik problemlerle sarsılan hükumet 1989’da kansız bir darbeyle devrildi. Milli Kurtuluş Devrim Komite Konseyi başkanı Tuğgeneral Ömer el-Beşir’in güneydeki asilerle görüşme çabaları netice vermedi. Ülkede asilerle hükümet kuvvetleri arasında mücadele devam etmektedir (1994 Şubat).

Fiziki Yapı

Sudan yaklaşık 2.504.000 km2lik yüzölçümüyle Afrika kıtasının en geniş ülkesidir. Büyük Sahra Çölünün doğu ucunu meydana getirir. Kuzeyinde Mısır, Batısında Libya, Çad ve Orta Afrika Cumhuriyeti, güneyinde Zaire, Uganda ve Kenya ve doğusundaEtiyopya ve Kızıldeniz yer alır. Başşehir Hartum 476.218 nüfuslu olup, en büyük şehirdir.

Ülkenin batısı, güneyi ve doğusu, bazı yerleri 3000 m’ye kadar ulaşabilen dağlar ve tepelerle çevrilmiştir. Güneybatıda Nil Havzası ile Kongo Havzasını yine bu dağlar ayırmıştır. Nil, Sudan’ın en önemli fiziki özelliğidir. Nehir ülke boyunca akar. Önceleri Beyaz Nil ve Mavi Nil adında iki büyük kol halinde, Hartum’a kadar gelirler ve burada birleşerek esas Nil’i meydana getirirler. Beyaz Nil’in diğer adı Bahr-el-Cebel olup, Akdeniz’den yaklaşık 490 km güneyinde yer alan Nimule’den Sudan’a girer. Viktoria Gölünden doğan bu kol, No Gölünde daimi bir kanala dönerken batıdan gelen Bahr-el-Gazel Nehrinin sularını da alır. Mavi Nil ise, Tana Gölünden doğar. Daha kuzeyde Ana Nil, Atbara Nehriyle birleşir. Ana Nil’in suları ağustos ve eylül aylarında, Hartum bölgesinde oldukça artar ve bu sular nisan ayında aşağı yukarı 16 defa daha azalarak en düşük seviyesine gelir. Suların coştuğu ve sellerin çoğaldığı dönemlerde Mavi Nil ve kolları, Aşağı Nil sularının toplam hacminin % 70’ini ve nisan ayındaysa % 20’sini ihtiva eder.

Kuzeydoğu Sudan bölgesinde, dik Kızıldeniz Tepeleri yer alır. Batıda Darfur bölgesinde bulunan yaklaşık 3070 m yüksekliğindeki Marra Dağı, volkaniktir. Orta kısımda granit tepelerden meydana gelmiş Nuba Dağları bulunur. Yükseklikleri 900 m civarındadır. Uganda sınırında yer alan Dongotona ve Tmatong dağları umumiyetle tropikal ormanlarla kaplıdır. Ülkenin en yüksek yeri olan Kinyeti Dağı burada olup, yaklaşık 3187 m’dir.

Sudan’ın sadece kuzeyi dağsız olup, açık ve geniş çölün başlangıcıdır. Nil Nehrinin doğusunda kalan çöllere Nubian Çölü ve batısında kalanlarına ise Libya Çölü adı verilir. Ülkenin % 24’üne yakın bir bölümü çöldür.

İklim

Sudan’ın tropikal iklimi kuzeyden gelen kuru hava ve güneyden gelen nemli hava kütlelerinden büyük ölçüde tesir görür. Kuzeyin kuru hava kütlesi kışın soğuk ve yazın sıcak getirir. Düşük bir nem oranına sahiptir ve ortalama sıcaklığı 47 dereceyi bulur. Güneyin nemli hava kütlesi ise Atlantik ve Hint Okyanuslarından Sudan’a yüksek nem ve bol yağış getirir. Güneyde bu yağışlar yıllık ortalama 120 mm civarındadır. Kuzeyde, özellikle çöl bölgesinde hemen hemen hiç yağış görülmez.

Tabii Kaynakları

Sudan toprakları, kuzeyde kumlu ve çakıllı çöllerden ve güneyde organik yapılı kum-kil karışımlı kuvvetli topraklardan ibarettir. Bu iki bölge arasındaki Sudan Yaylası killi topraklardan teşekkül etmiştir. Ayrıca yaylada bol miktarda koz (goz)lar da mevcuttur. Bu kozlar, ondüleli kum yığınları olup, üzerleri yoğun yağışlarla yeşeren seyrek bitkilerle örtülüdür. Ülkenin geri kalan kısımları ise kozsuz olup, killi topraklara sahiptir.

Bitki örtüsü büyük ölçüde yağışlara göre değişiklik gösterir. Kuzeyde az miktarda akasya fundalıkları ve kıt çöl otu bulunur. Güneyde yağışlar sebebiyle, savanalar ve gövdeleri boş tipik ağaçlar yetişir. Beyaz Nil yakınlarında çok sulu çimenlik araziler ve çayırlar, Bahr-el-Gazal bölgesi civarında ise tropikal bol yağış alan ormanlar mevcuttur.

Ülkede vahşi hayvan pek azdır. Ehli hayvanlardan daha çok kümes hayvanları keçi, koyun, sığır ve deve yetiştirilir.

Ülkenin en önemli tabii kaynaklarından biri de hiç şüphesiz Nil ve kollarının sularıdır. Çöle ve dolayısıyla Sudan’a hayat getiren bu sular halkın biricik gelir kaynağıdır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Sudan’ın nüfusu 29.971.000 olup, sahip olduğu 2.504.000 km2lik arazisine göre, dünyanın en seyrek nüfus yoğunluğu olan, ülkelerinden birisi durumundadır. Nüfus yoğunluğu kuzey bölgelerde km2ye 2 kişi ve güneyde, yerleşme alanlarında 25 kişiden ibarettir. Nüfusun % 25’ine yakın bir bölümü Beyaz Nil ile Mavi Nil arasındadır. Bu bölge ülke topraklarının sadece % 6,5’ini teşkil eder. Ülkenin yıllık nüfus artışı % 3,7’dir.

Etnik yapı itibariyle kuzeyde genellikle Araplar ve Nubianlılar, güneyde ise Nilotikler, Sudanlılar ve Zenciler yaşar. Sudan hem Afrika ve hem de Ortadoğu adetlerinin, dillerinin ve kültürlerinin karıştığı bir ülkedir.

Kuzey bölgede yaşayan insanların tamamına yakın bir bölümü Müslümandır. Hemen hemen hepsi Arapça konuşur. Bunlar çoğu göçebe veya yarı göçebedirler. Eski Kuş kabilesinin devamı olan Nubianlılar da Müslüman olup Arapça bilirler. Kendi asıl yerli dillerini ve lehçelerini de konuşurlar. Bunlar genellikle avcılık, balıkçılık ve hayvancılık yapar.

Sudan’ın kuzey bölgeleri genellikle, Arapça konuşurken güney bölgelerde hakim bir dil yoktur. Aşağı yukarı 80 lehçe çeşitli bölgelerde konuşulmaktadır. Güneyin bu insanları iki ana gruba ayrılabilir: Nil Nehri havzasında yaşayan Nilotikler ve diğer bölgelerdeki Nilotik olmayanlar. Nilotikler esas itibariyle Dinka, Nuer ve Shilluk kabilelerinden meydana gelmiştir. Dinkalar güneyde kalabalık kabiledir. Nilotikler, Nilotikçe konuşurlar. Çoğu Müslümandır. Çok az bir kısmı Animist ve Hıristiyandır. Hayvancılık ve tarım yaparlar. Nilotik olmayanların içinde en kalabalığı Kongo ve Nil havzaları arasında yaşayan Azendelerdir. Çoğunlukla avcılık ve çiftçilik yaparlar.

Çeşitli Sudan lehçeleri konuşan daha birçok kabile mevcuttur. Bunlardan batıda, Bahr-el-Gazal’de olan Kreish, Moru ve Bongu kabileleri sayıca en kalabalık olanlarıdır.

Sudan halkının okuma-yazma oranı % 20 civarındadır. Genç nüfusun yarısı okula devam eder. Ülkenin öğretim dili Arapçadır. Ülkede temel eğitim Kur’an-ı kerim öğreten okullarla yapılır. Hartum’da bir üniversiteyle Kahire Üniversitesinin bir fakültesi vardır.

Siyasi Hayat

Sudan, demokratik bir cumhuriyet olmasına rağmen bağımsızlığından bu yana genelde darbe neticesinde başa geçen askeri idareler tarafından yönetilmiştir. Devlet Başkanı aynı zamanda hükümet başkanıdır. İdari olarak 15 ile ayrılmıştır. Ayrıca güneyde yer alan üç ilin ortaklaşa mahalli bir hükümeti vardır. Ülke yönetiminde Yüksek İhtilal Konseyi, başkana yardım eder. Sudan BM’e ve Afrika Birliği Teşkilatı (OAU)na üyedir. Hartum ülkenin resmi başşehridir.

Ekonomi

Bugünkü Sudan ekonomisi esasen iki büyük ekonomiye ayrılır. Bunlardan birincisi temel olarak pamuk üretimine ve ihracatına dayanan modern sektör, ikincisiyse geçim veya nafaka sektörü diye adlandırılabilen tarım ve çobanlığa dayalı sektördür. Sudanlıların % 90’ı bu ikinci sektöre dahildir.

Cezire Projesinin uygulanmasıyla Sudan’ın pamuk üretimi bir hayli artmış durumdadır. Yapılması düşünülen birçok baraj, kanal ve sulama sistemi, bayındırlık ve ulaşım sistemlerinin ihtiyacını bu projeden sağlamak yoluna gidilmektedir.

Sudan arazisinin sadece % 3’lük bölümü ekilidir. Halbuki daha bunun altı misli arazi ekime müsaittir. Ülkede yetiştirilen başlıca tarım ürünleri şunlardır: Tahıl, patates, Afrika darısı, şekerkamışı, sebze, tütün, yerfıstığı, susam, mısır, hurma, pamuk, yulaf, pirinç, kahve ve süpürgedarısı.

Ülkede hayvancılık daha çok deve, keçi, koyun ve sığır üzerinedir.

Nüfusun % 95’i pamuk üretimi, tarım ve hayvancılık üzerinde istihdam edildiği için, endüstri ve sanayinin ekonomi üzerine tesiri çok azdır. Endüstri daha çok tarım ve hayvan ürünlerine dayandırılmıştır. Ülkenin en önemli endüstri kolları tekstil ve gıda maddeleridir.

Yeraltı zenginlikleri bakımından daha çok krom, altın, bakır, beyaz mika, asbestos ve demir elde edilir. Ülkenin diğer önemli gelir kaynakları orman ürünleri, özellikle mahun, balıkçılık ve turizmdir. İthalatı ihracatının hemen hemen üç mislidir. Dışarıdan daha çok makine, petrol ürünleri, motorlu taşıtlar, gıda maddeleri, metaller ve çeşitli tüketim malları alır. İthalatın % 13’ünü İngiltere ile yapar. Diğer ithalat yaptığı ülkelerse ABD ve Birleşik Almanya’dır. Sudan dışarıya genellikle pamuk, pamuk tohumu, sakız, yerfıstığı, susam, orman ürünleri ve çeşitli hayvan ürünleri satar. İhracatının % 22’sini Suudi Arabistan’a % 13’ünü İtalya’ya ve % 10’unu Çin’e yapar.

Sudan hükümeti ülkenin ithalat, ihracat, kamu faaliyetleri, ulaştırma ve haberleşme alanlarını kendi tekelinde tutmaktadır.

Ülkenin ulaşım sistemi henüz yeterli değildir. Karayollarının uzunluğu 6600 km olup % 59’u asfalttır. Demiryolları ise 4786 km uzunluğa sahiptir. Bahr-ül-Gazal ve Beyaz Nil yıl boyunca ulaşıma elverişlidir. Ülkede tarifeli sefer yapılan 10 havaalanı vardır.

Tagged :

Sri Lanka (Seylan)

DEVLETİN ADI: Sri Lanka Demokratik Sosyalist Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Kolombo
YÜZÖLÇÜMÜ: 65.610 km2
NÜFUSU: 17.540.000
RESMİ DİLİ: Sinhala, (Tamil, İngilizce)
DİNİ: Budizm, Hinduizm, İslam, Hıristiyanlık
PARA BİRİMİ: Rupee

Hint Okyanusunda, Hindistan’ın güneydoğu ucundan yaklaşık 35 km uzakta, 5° 55’-9°50’ kuzey enlemleri ve 79° 42’-81°53’ doğu boylamları arasında yer alan, armudi bir şekle sahip, dünyanın en güzel tabiat manzaralarının bulunduğu yemyeşil bir çay adası olan ülke.

Tarihi

Sri Lanka, Doğu Afrika ve Güney Asya arasında, okyanus yolunun üzerinde bulunduğu için tüccarların tabii bir uğrak yeri olmuştur. Ülkenin tarihi M.Ö. 3000 yıllarına kadar uzamaktadır. Adanın ilk olarak ismi Yunanca “bakır renkli” demek olan Toprobane idi. Arap fetihlerinden sonra, Arapça “beklenmedik şeylerin ülkesi” anlamına gelen Serendip denildi. Sonraları 1972 yılına kadar kullanılacak olan Seylan ismini aldı. Bu tarihten itibaren “debdebeli, şaşaalı ülke” anlamına gelen, Sir hale dilindeki Sri Lanka, ülkenin bugünkü resmi ismi oldu. Dini kaynaklarda; Allahü teala tarafından, bütün insanların babası, yeryüzünde yaratılan ilk insan ve ilk peygamber olan adem aleyhisselam, Cennetten bu Serendip (Seylan, Sri Lanka) Adasına indirildiği bildirilmiştir.

Bugün, Sri Lanka nüfusunun % 75’ini teşkil eden Sinhaleler M.Ö. 6. yüzyılda adaya yerleşmişler ve M.Ö. 3. yüzyılda Budizmi benimsemişlerdir. Daha sonraTamiller Hindistan’dan buraya gelmişlerdir.

Adaya ilk gelen yabancıların Asya, Afrika ve Avrupa’dan gelen kolonistler olduğu sanılmaktadır. Bu yeni gelen kolonistler, adada mevcut fanatikleri hakimiyetleri altına aldılar. M.S. 12. yüzyılda Arap tüccarları ada halkıyla ticaret yaptı.

Adaya ilk gelen Avrupalılar, Portekizliler olmuştur. 1505 yılında gelen Portekizlileri, 1658 yılında Felemekler (Hollandalılar) adadan çıkartmışlardır. 1796 yılında İngilizler adayı ellerine geçirmişlerdir. Uzun yıllar İngiliz sömürgeciliği altında kalan Seylan Adası, 1948 yılında İngiliz Milletler Topluluğuna dahil, bağımsız bir üye devlet olmuştur. 1959 yılında Başbakan W.R. D. Bandaranaike Sinhala-Tamil çekişmeleri sebebiyle öldürülünce yerine hanımı Mrs. Srimavo Bandaranaike geçti. Böylece dünyanın ilk kadın başbakanı oldu. 1965 ve 1970 seçimlerinden sonra da başbakanlığa devam etti ve nihayet 1971 yılında görevden ayrıldı. 1972 yılında cumhuriyet ilan edilerek Sri Lanka ismini almıştır.

1978’de Sri Lanka başkanlık sistemine geçti. Junius Richard Jayewardene cumhurbaşkanı oldu. Daha sonra Ranasinghe Premadasa Devlet Başkanı seçildi. Bu arada ülke içindeki grupların artan anlaşmazlıkları hala devam etmektedir (1994).

Fiziki Yapı

Sri Lanka fiziki yapı bakımından, Güney Hindistan Yaylasının bir uzantısı olup, ondan yaklaşık olarak 35 km uzaktadır ve aralarında Palk Boğazı vardır. Palk Boğazı, Mannar Körfezinin hemen kuzeyinde olup, en dar yeri yaklaşık 32 km genişliktedir. Adanın kuzeybatı kıyısında yer alan Mannar Adasının hemen batısında Sri Lanka’yı, Asya’ya bağlayan Adam’s Bridge (adem Köprüsü) bulunur.

Sri Lanka Adasının uzunluğu yaklaşık 435 genişliği de 225 km’dir. Adanın yüzölçümüyse 65.610 km2 kadardır.

Ülkede üç ana coğrafi bölge bulunur; kıyı bölgesi, merkezi güney bölge ve Hatton Yaylası.

Adanın orta güneyi dağlık olup, çoğu zirveler 2100-2500 m arasında yüksekliğe sahiptir. Ülkenin en yüksek noktası olan 2527 m civarında bir yüksekliğe sahip Pidurutalagala bu bölgede yer alır. Bu dağların aşağılara doğru olan bölümleri ormanlarla kaplı tepelikler ve ağaçlıklı yaylalıklardır. Adanın güney kıyı kesimiyse, oldukça düz ve geniştir. Sri Lanka dağlarından 16 nehir akar ve herbiri en az 96 km uzunluktadır. En uzunları yaklaşık 182 km uzunluktaki Mahaweli Ganga ve ikincisi de 167 km’lik Aruvi Aru nehirleridir. Ülkenin kıyıları umumiyetle kumlu plajlarla örtülüdür ve yer yer mercan kayalıklara rastlanır.

İklimi

Sri Lanka’nın iklimi sıcak ve nemlidir. Alçak bölgelerde sıcaklık ortalaması yaklaşık 27°-28°C civarındadır. Nem oranı ise gündüzleri % 70 iken geceleri % 90’a kadar çıkar. Yüksek bölgelerde, mesela Nuwara Eliya’da sıcaklık ortalaması 16°C kadardır. Mayıs’tan eylüle kadar, güneybatıdan ve ekimden şubata kadar, kuzeydoğudan esen Muson Rüzgarları ülkeye serin yağışlar getirir. Mart ve nisan ayları en sıcak aylardır. Muson dönemleri arasında iklim yumuşaktır ve kısa süreli yağışlar devam eder. Sri Lanka’nın ortalama yıllık yağış miktarı kuzeyde kuru bölgelerde yaklaşık 1020 mm iken, dağların doğu yamaçlarında 5080 mm’ye kadar artar.

Ülkenin batısı umumiyetle ormanlıktır. Ormanlık olmayan kısımları çok fazla ot ve çimenliktir. Dağların yamaçları ve etekleri ormanlarla ve yaylalar da genellikle çay bitkisiyle örtülüdür.

Tabii Kaynaklar

Sri Lanka, dünyanın tabiat manzarası bakımından en güzel ülkelerinden biridir. Yemyeşil ormanlar ve bitki örtüsü, rengarenk çiçekler ve kuşlar ve birçok türde hayvanlar ülkenin seyredilmeye doyulamayacak güzellikleridir. Ülkenin, hemen hemen her yeri tropikal ormanlarla kaplıdır. Bu ormanlarda genellikle tik ağacı, abanoz ağacı, demir ağacı ve hind ağacı gibi kerestesi çok kıymetli ağaçlar oldukça sıktır.

3000’den fazla türde çiçek ve ot ülkeyi baştan aşağı bitki dünyasına boğmuştur. Genellikle orkide, yasemin ıtırı, çiçekli bitki (Bougainvillea), amber çiçeği, kroton, iri kırmızı yapraklı bitki (Poinsettras), lantan, kana, kılıç çiçeği (keklik bademi), kadife çiçeği, nergis, taç yaprağı ve nilüfer gibi nadide çiçekler çok yetişir. Köylerde ve yol kenarlarında papatya, muz, hintkirazı(mango), hurma kestanesi ve kokonat ağaçları oldukça bol miktardadır.

Sri Lanka, oldukça fazla sayıda hayvan çeşidine sahiptir. Ormanlık bölgelerde genellikle fil, manda, leopar, ayı, çok çeşitli türlerde maymun, samur ve cins cins geyikler yaşar. Nehir ve orman göllerinde timsahlara ve genellikle biraz daha kuru bölgelerde dev kertenkelelere (kabragayo) ve parlak kertenkelelere (Talagoya) sık sık rastlamak mümkündür. Ayrıca sürüngenlerden piton yılanı(python), kobra ve engerek yılanı(Rusell’s viper veya trc polngas) ormanlardan başka şehir içinde dahi oldukça çoktur.

Ülke aşağı yukarı 400 çeşit kuş cinsine sahiptir. Bunlardan 40 kadarı dünyanın her yerinde bulunursa da geri kalanları az rastlanan ve kıymetli sayılan kuşlardır: Mesela, mavi iskele kuşu, alacalı ardıç, maynak kuşu, yeşil arıkuşu, sinekçil, börülce tavuğu, hint kuşu, iri gaga, yeşil imparator güvercini, muhabbet kuşu, sinek kuşu, kara tavuk, tavus kuşu, balıkçıl ve flaman kuşu nadir rastlanan fakat Sri Lanka’da bolca bulunan kuş türleridir.

Deniz ürünlerinden daha çok; yengeç, karides, istakoz, kahin, sombalığı, istiridye ve deniz kaplumbağası yetişir.

Sri Lanka Adası, dünyanın en eski kaya ve taş parçalarından ve cins cins toprak çeşitlerinden meydana gelmiştir. Genellikle ülke toprakları laterit denilen kırmızı kildendir.

Yeraltı kaynakları da oldukça bol ve dünyada meşhur olmuşlardan ziyade, az bulunan ve kıymetli minerallerdir. Kuartz, feldispat, mika, ilmenit, monazit, toryum, arkil (kaolin), ruble, alçıtaşı, akumarin, safir, altın ve grafit (karbon) bunların önde gelenleridir. Ayrıca birçok bölgede demir yatakları vardır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Ülke nüfusu yaklaşık 17.540.000’dir. Yıllık nüfus artışı % 1,7 ve nüfus yoğunluğu 213’tür. Etnik yapı itibariyle % 75 Sinhale, % 16 Tamil ve % 7 Moor kabilelerinden meydana gelir. Sinhala resmi dildir. Ayrıca Tamil lisanı ve İngilizce yaygındır.

Nüfusun ekserisini teşkil eden Sinhaleler, kahverengi derili, siyah, dalgalı saçlı, kalın dudaklı ve kısa yapılı insanlardır. Tamiller ise nispeten iri ve uzun boyludur. Tamiller ve Moor’ların büyük bir bölümü İslamiyetle şereflenmiştir. Nüfusun geri kalanı Hindu ve Budisttir. Hindu ve Buda felsefesinin hemen hemen en koyu ve mutaassıp şekli hayat tarzında görülür. Fakat özellikle son zamanlarda, İslamiyetin yayıldığı ve birçok Sri Lankalının Müslüman olduğu göze çarpmaktadır.

Ülkenin diğer yerli gruplarıAsya, Avrupa ve Afrika’dan yapılan göçler esnasında yerleşmiş bulunan insanların soyundandır. Arap, Afganlı, Hintli, Pakistanlı, Çinli, Burgher (Felemenk) ve Portekizli küçük gruplar mevcuttur. Zaten ada nüfusu, göçle gelenlerle, adanın ilk sakinlerinin kaynaşması olduğu için kısmen melezdir.

Sri Lankalı erkekler genellikle sarong adı verilen giysiler, parlak gömlekler ve sandal ayakkabılar giyer. Özel günlerde shervanı denilen acaip bir ceket giyilir. Kadınların elbisesine cambaya denir.

Ülkede okuma-yazma oranı % 81 civarındadır.

Kolombo, ülkenin başşehridir. Dünyada en geniş barajına sahip şehirlerden biri olup, Sri Lanka’nın, en gelişmiş şehridir. Sri Lankalının hayatında çay ve kauçuk, ekmek ve su gibi olmuştur. Dolayısıyla nüfusun % 55’i tarım alanında çalışır. Geri kalanlardan % 27’si endüstri alanında ve ticari hayatta ve % 18’i de diğer hizmetlerde istihdam edilir.

Siyasi Hayat

Sri Lanka Cumhuriyeti, başkanlık sisteminde olup, idari olarak 24 idari bölgeye ayrılır. Her bir bölgede, merkezi hükumetin atadığı bir hükumet temsilciliği bulunur. Parlamento 225 üyeden meydana gelir ve altı senelik bir dönem için seçilir. Parlamento üyelerinden seçilen kabine üyelerine başbakan başkanlık eder ve hükumeti kurar ve yürütür.

Ekonomi

Sri Lanka ekonomisi, tarıma dayanmaktadır. Daha doğru bir ifadeyle çay, kauçuk ve kokonat ekonominin yükünü üzerlerine çekmiş başlıca ürünlerdir. Ekili alanların üçte ikisi bu ürünlere ayrılmıştır. Çay, Sri Lanka’nın en önemli maddesidir. Dünyada çay üretiminde üçüncü büyük ülkedir. Yıllık üretim miktarı 210 milyon kg civarındadır. Çay genellikle 1500 m’nin üzerinde olan bölgelerde yetişir. Diğer önemli olan iki üründen kauçuğun yıllık üretimi 100.000 ton ve kokonat ise 400.000 hektarlık bir alanda üretilir. Diğer önemli tarım ürünü pirinçtir.

Ülkede madencilik büyük ölçüde alçıtaşı ve grafit (karbon) üzerinedir. Ülkenin grafiti çok yüksek derecede karbonludur. Bundan başka birçok kıymetli taşlar, mesela safir (gökyakut), yakut topat (sarı safir), turmolin (renkli şeffaf taş) ve zirkon elde edilir. Bu kıymetli cevherler az fakat kafi miktardadırlar. Ülkenin önemli bir gelir kaynağıdırlar.

Sri Lanka’nın başlıca endüstri kolları kontraplak, kağıt, cam eşya, seramik, çimento, tekstil ve kimyevi maddelerdir. Orman ürünleri ve kereste çok önemli bir endüstri sektörüdür.

Ülkenin yıllık milli brüt hasılatı yaklaşık 6,5 milyon dolar ve kişi başına düşen milli gelir 400 dolar civarındadır. Bir milyon dolara ulaşan ihracatın büyük bir kısmı ABD, İngiltere ve Birleşik Almanya iledir. Başlıca ihracat ürünleri şunlardır: Çay, kokonat, kauçuk, kakao, tarçın, sitronella (merhem parfüm yapımında kullanılan bir ot yağı), tütün, orman ürünleri, kıymetli taşlar (yakut, safir, topat, vs.), grafit, kireçtaşı, ilmenit, monozit, zirkon, kuartz, demir, çeşitli cins keresteler (tik, abanoz, demirağacı, Hintağacı), çeşitli cins cevherler, seramik eşyalar ve cam eşyalar. Buna karşılık iki milyon dolar dolayındaki ithalatını genellikle Japonya, İngiltere ve Suudi Arabistan ile yapar. Pirinç, arpa, buğday, tekstil ürünleri, makina, petrol ürünleri, gübre, ulaştırma teçhizatı, yakıt, gıda maddeleri ve çelik en önemli ithalat maddeleridir.

Ülkenin iyi bir kara ve demiryolu ulaştırma şebekesi vardır. Karayollarının uzunluğu 20.693 km olup % 41’i asfalttır. Demiryollarının uzunluğu aşağı yukarı 1950 km uzunluğundadır. Birçok milletlerarası hava seferleri Kolombo üzerinden yapılır. Kolombo dünyanın en büyük sun’i limanlarından birisine sahiptir. Asya’nın hemen hemen en işlek limanıdır.

Tagged :

Somali

DEVLETİN ADI: Somali Demokratik Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Mogadishu
NÜFUSU: 7.872.000
YÜZÖLÇÜMÜ: 640.000 km2
RESMİ DİLİ: Somalice, İngilizce, İtalyanca, Arapça
DİNİ: İslam
PARA BİRİMİ: Somali Şilini

Kuzeydoğu Afrika’da 11° 59’ kuzey 1° 39’ güney enlemleri ve 41°-51° 24’ doğu boylamları arasında yer alan, kuzeybatıdan Dijibouti, kuzeyden Aden Körfezi, doğudan Hint Okyanusu, güneybatıdan Kenya ve batıdan Etiyopya ile çevrili bağımsız bir devlet.

Tarihi

Ülke, önceleri “Baharat Ülkesi” olarak biliniyordu. Bölgeye ilk olarak 750 yılında Galyalıların geldiği tahmin edilmektedir. Onuncu yüzyılda, Müslüman Arap orduları İslamiyeti yaymak için bu ülkeye de gittiler. Ülkeye yerleşen Müslümanlar bölgede bir süre Somali Sultanlığını kurdular. On altıncı asırda Somali Sultanlığı, Etiyopya topraklarına girdi. Portekiz’den yardım alan Etiyopya 1542’de Müslüman ordularını ağır yenilgiye uğrattı. Aynı dönemde Somali’nin kuzey kıyılarının bir bölümü resmen Osmanlı egemenliğinde bulunuyordu. On dokuzuncu asırda batılı devletlerin Afrika ülkelerini sömürge haline getirmeleri büyük rekabete sebep oldu. Somali’yi 1839’da işgal eden İngilizler sömürgelerine ekledilerse de Fransa ve İtalya ile yapılan savaşlar neticesinde 1884’te İtalya bölgeyi ele geçirdi ve yapılan anlaşmalar neticesinde 1885’ten 1927 yılına kadar İtalyanlar ülke topraklarını işgal altında tuttular. 1949 yılında Birleşmiş Milletler, Somali’nin bağımsızlığını onayladı ve ertesi yıl İtalyanlar ülkeden geri çekilmek mecburiyetinde kaldılar.

1969 yılında askeri ve polis gücünün Muhammed Siyad Barre başkanlığında müştereken yaptığı darbe sonucu meclis dağıtıldı. 1975 yılında ülkede iç olaylar ve anarşi birçok kimsenin ölümüne sebep oldu. Siyad Barre 1979’da Yeni Anayasayı yürürlüğe koydu ve ertesi sene resmen devlet başkanı seçildi. Diğer taraftan dış politikada ise 1977 yılında Somali ile komşusu Etiyopya’nın arası Ogaden bölgesi yüzünden açılmıştı. Etiyopya’ya yardım etmek üzere Sovyet birlikleri bölgeye geldiler. Bu arada 11.000 Kübalı asker getirildi ve Somali aleyhine olmak üzere bölgede olaylar çıkarıldı. Sovyet yardımı ve desteği de olunca Somali birlikleri ve Etiyopya’daki Somalili gerillalar mağlup edildi. 1.5 milyon Etiyopyalı mülteci, Somali topraklarına göç etti. Bu arada Ogaden’da gerilla hareketleri bir müddet daha sürdü. Devlet Başkanı Muhammed Ziyad Barre, ülkedeki huzursuzlukların artması üzerine çok partili seçimlerin yapılacağını 1989’da açıkladı. 1991 Ocak ayında Ziyad Barre devrildi ve yönetime Ali Mehdi Muhammed geçici olarak el koydu. General Ali Mehdi kuvvetleriyle General Aydid kuvvetleri arasında süren şiddetli çarpışmalar ve açlık yüzünden BM ülkeye silah ambargosu uygulamaya başladı. BM güvenlik konseyinde alınan kararla havadan yiyecek yardımı yapılmaya başlandı. Ayrıca yardım görevlilerini korumak için beş yüz kişilik bir barış gücünün gönderilmesi kararlaştırıldı. Bu karara başta General Aydid olmak üzere çeşitli gruplar karşı çıktı. 3 Aralık 1992’de ABD’nin teklifiyle Birleşmiş milletler “Umut Operasyonu” adıyla Somali’ye asker gönderdi. Birleşmiş Milletler barış gücü askerleri arasında bir seçme Türk birliği bulunmaktadır. Ülkede karışıklık halen devam etmektedir (1994 Şubat).

Fiziki Yapı

Mevki itibariyle kuzeydoğu Afrika’da yer alır ve Afrika’nın doğu boynuzunu meydana getirir. Kuzeyi Aden Körfezi ve doğusu Hind Okyanusu ile kaplıdır. Yaklaşık olarak 640.000 km2lik bir yüzölçüme sahiptir. Kıyılarının uzunluğu 2680 km’nin üzerinde olup, tabii liman bakımından fakirdir. En önemli limanları şunlardır: Mogadishu, Berbera, Merka ve Kismayu.

Somali’nin kuzey bölgesi dağlık olup, ortalama yükseklik 900 ila 2000 m arasında değişir. Ülkenin en yüksek yeri olan Mijirtein Dağı yaklaşık 2515 m yüksekliktedir. Bu dağın batı ve güneyinde yer alan Shebeli Nehrinin meydana getirdiği yayla ortalama 685 m civarındadır. Shebeli ile Juba nehirleri arasında tarıma müsait topraklar bulunur. Kenya sınırına doğru arazi gittikçe alçalır. Ülkenin iki nehri de Etiyopya’dan doğar ve sulama ihtiyacını karşılar.

İklim

Somali, kurak ve sıcak bir tropikal iklime sahiptir. Yağışlar oldukça azdır ve mevsimlere göre sıcaklık değişiklikleri yüksektir. Alçak ve düz olan güneydoğu bölgesiyle, Kenya sınırına yakın kısımlarda sıcaklık, ortalama 27°C ila 32°C arasında değişiklik gösterir. Daha yüksek bölgeler ve dağlık kuzey kesimlerde bu sıcaklık biraz daha düşer. Ülkedeki yağış ve sıcaklık miktarları büyük ölçüde güneybatı ve kuzeydoğudan esen muson rüzgarlarına göre değişir. Mart-mayıs ayları arası şiddetli ve eylül-kasım ayları arası hafif yağışlar olur. Yıllık yağış ortalaması yaklaşık 280 mm civarındadır.

Tabii Kaynaklar

Somali, hem bitkiler ve hem de hayvanlar alemi açısından rengarenk, çok çeşitli ve zengin bir manzaraya sahiptir. Ülkede çok sık olarak bulunan akasya ve baobap ağaçları az da olsa serinlik ve gölgelik getirerek halkı ferahlatır. Kuzey bölgelerdeki günlük ağaçları önemli bir buhur ve tütsü kaynağıdır. Bundan başka kokonat, palmiye, çam ve ardıç ağaçları manzaraya ayrı bir güzellik verir. Yarı çöl olan bölgelerdeyse çalılıklara az da olsa rastlanır. Ülkenin iki nehri arasındaki bölge yeşil bitki örtüsüyle örtülüdür. Ormanlık bölge pek yoktur. Yaşayan başlıca hayvanlar; fil, timsah, arslan, leopar, pars ve gazeldir. Ülkedeki kuşlar dünyada en rağbet gören ve kıymetli kabul edilen cinstendir. En yaygın olanları devekuşu, toy kuşu, Afrika tavuğu, balıkçıl, keklik ve yeşil güvercindir. Etrafındaki denizlerse rengarenk tropikal balık cinsleriyle doludur. Bunlardan başka tonbalığı ve köpek balığı oldukça fazla sayıda avlanır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Ülke nüfusu 7.872.000 civarında olup, nüfus yoğunluğu kilometrekareye yaklaşık 7 kişidir. Yıllık nüfus artışı % 2.5 civarındadır. Somalililerin büyük bir bölümü, Hamitik soyundan gelir. Ayrıca Afrikalılar, Araplar ve az miktarda da Avrupalılar, Hintliler ve Pakistanlılar mevcuttur. Nüfusun dörtte üçü ülkenin güneyinde yaşar. Somalililer; çoğunlukla ince, uzun ve kahverengi-siyah tonlarında deri rengine sahip, daha çok göçebe hayatı sürdüren insanlardır. Hemen hemen nüfusun tamamı Sünni Müslüman olup, umumiyetle amelde Şafii mezhebine uyarlar. Hatta bir bölüm nüfusun asıl soyu Arap olup, Kureyş kabilesine kadar uzanır.

Somali hayatında İslam esasları hakimdir. Halk çocuklarına, temel İslam bilgilerini öğretir ve onların birer Sünni Müslüman olarak yetişmelerine gayret gösterir.

Somali’nin sosyal hayatı, İslam birlik ve beraberliği esasını hedef alır. Kültür hayatı genellikle homojen bir yapıya sahiptir. Okuma-yazma oranı % 50 civarındadır.

Somali, kelime manasıyla “inek ve keçi sütü” manasına gelen Somal kelimesinden gelir. Halkın en meşhur içeceği süt olduğu için bu isim buradan kalmıştır. Bölge, çeşitli zamanlarda değişik isimlerle anılmıştır. Bugün için bölgeye Afrika Boynuzu denmektedir. Eğer Afrika haritası doğu kıyıları kuzeyde olacak şekilde tutulursa, Somali ülkesinin Aden Körfezine doğru olan çıkıntısının şekli olarak gergedan boynuzuna benzediği görülebilir.

Ülkenin resmi dilleri Somalice ve Arapçadır. Somali dili eski Mısırlıların Berberi diline çok benzemektedir. Ayrıca İtalyanca ve İngilizce de yaygındır.

Halkın % 70’ine yakın bir bölümü çobanlık ve tarımla uğraşır. Daha çok deve, sığır, koyun ve keçi yetiştirilir. İki nehir arasında yapılan tarımda daha çok muz ve şekerpancarı üretimi yapılmaktadır.

Ayrıca bir kısım çanak çömlek yapımı, sepet örme ve çeşitli geometrik şekillerde tahta eşyalar yapmak gibi el sanatlarıyla uğraşırlar.

Ülkenin en gelişmiş şehri 520.000 nüfuslu başşehir Mogadishu’dur. İkinci büyük şehir Hargeisa’dır.

Siyasi Hayat

Somali demokratik bir cumhuriyet olup, başkanlık sistemiyle idare olunur. Devlet Başkanı 1969’dan bu yana General Muhammed Ziyad Barre’dir (1990). İdari olarak 15 ile ayrılır. 1979 yılında yeni bir anayasa hazırlandı ve Halk Meclisi çalışmalarına başladı. Daha sonra Somali Milli Hareketi adlı teşkilat, iktidara karşı silahlı mücadelesini hızlandırdı. 1991 ocağında Ziyad Barre devrildi. Yönetime Ali Mehdi Muhammed geçici olarak el koydu. Ülkede iç kırışıklıklar devam etmektedir.

Somali’nin, Ogaden yüzünden Etiyopya ile münasebetleri bozuktur. Ülke devlet başkanının liderliğindeki Yüksek İhtilal Konseyi tarafından yönetilir ve 14 üyeli bir kabine mevcuttur. Somali, BM’e ve Afrika Birliği Teşkilatı (ADU) na üyedir.

Ekonomi

Somali ekonomisinin aşağı yukarı % 80’i hayvancılık ve çiftçiliğe dayanır. Deve, koyun, keçi ve sığır yetiştirilir. Ülke arazisinin % 15’i ekime müsaittir. Ancak % 2’lik bir bölümde ekim yapılır. Nehirler boyunca uzanan topraklar oldukça verimlidir. Başlıca tarım mahsülleri mısır, darı, susam, fasulye, pamuk, şekerpancarı sakız, günlük, süpürgedarısı, kapole ve muzdur.

Somali küçük bir endüstriye sahiptir. Daha çok tonbalığı ve paket et endüstrisi, tekstil ve şeker, sabun-yağ sanayii mevcuttur. Ülkede çıkarılabilen başlıca mineraller; deniz tuzu, kireçtaşı, kumtaşı (kefeki taşı), kil, lületaşı, alçıtaşı, demir, kalay boksit, titanyum ve uranyumdur.

Ülkenin para birimi, Somali şilinidir. Daha çok İtalya, İngiltere ve Birleşik Almanya’dan makina, kimyevi maddeler ve diğer tüketim maddeleri alır. Dışarıya muz, deri ve boynuz, pamuk, balık, mısır, çekirdek içi ve et satar. İhracatını daha çok Suudi Arabistan ve İtalya’ya yapar. Turizm önemli bir gelir kaynağıdır. Ortadoğuya yaptığı ihracat, ihracatının hemen hemen % 70’ine yaklaşır. Daha çok Aden Körfezi üzerinden ulaşımını sağlar.

Somali bugün için dış yardıma dayanan bir ekonomiden kurtulamamıştır. Daha çok, ABD, İtalya, Rusya, Çin gibi devletlerden mali yardımlar elde etmektedir.

Ulaşım sistemi pek yeterli değildir. Demiryolu yoktur. Yaklaşık 17.215 km’lik karayolunun ancak % 15’i asfalttır. Mogadishu ve Berbera’da iki liman ve dört havalimanı mevcuttur.

Tagged :