Myanmar (Birmanya)

DEVLETİN ADI: Birmanya Birliği Sosyalist Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Rangoon
YÜZÖLÇÜMÜ: 676.577 km2
NÜFUSU: 43.466.000
RESMİ DİLİ: Birmanca
DİNİ: Budizm, İslamiyet, Hıristiyanlık, Animizm
PARA BİRİMİ: Kyat

Güneydoğu Asya’da bulunan; kuzey ve kuzeydoğusunda Çin, batısında Hindistan ve Bangladeş, doğusunda Laos, güneydoğusunda Tayland ile komşu olup, Bengal Körfezi ve Andaman Denizinde geniş kıyılara sahip bir ülke. Birmanya ve Burma olarak da bilinir. Uzak Doğu Asya’nın bütün tipik özelliklerine sahiptir.

Tarihi

Birmanya tarihi hakkında bilinen bilgiler eskidir. Orta Asya’dan Moğol ve Türk asıllı kavimler buraya göç yapmışlardır. On birinci asırda kurdukları bir devletle tarih sahnesinde yer işgal eden Birmanya, 13. asırda Kubilay Han tarafından işgal edilmiştir. Daha sonra çeşitli hanedanların idaresi altında 19. asrın ortalarında refah seviyesi yüksek bir ülke haline gelen Birmanya, 1882’de İngilizlerin istilasına uğradı. İngilizler önce diğer sömürgesi olan Hindistan’a bağladıkları Birmanya’yı daha sonra direkt bir şekilde kendilerine bağladılar (1886). İkinci Dünya Savaşında Japonların işgaline uğrayan ülke, Japonların yenilmesiyle sona eren harbin nihayetinde (1945’te), İngilizlere karşı bir bağımsızlık savaşı başlatarak, 4 Ocak 1948’de İngilizlerin çekilmesiyle bağımsızlığını ilan etti. 1974’te kabul edilen bir anayasa ile sosyalist bir idare kuruldu. 1988’de demokrasi yanlısı hareketi bastırarak iktidara el koyan askeri yönetim, bütün partileri dağıttı. Askeri yönetimin başında bulunan General Saw Maung, 1992’de geçirdiği sinirsel bir rahatsızlık yüzünden görevi bırakmak mecburiyetinde kaldı. Yerine General Tan Shwe geçti (1993).

Fiziki Yapı

Fiziki özellikleri bakımından bir sadeliğe sahip değildir. Çok yüksek dağlar, yüksek yaylalar, alüvyonlu ovaların hepsi mevcuttur. Dünyanın en yüksek sıradağları olan Himalaya Dağlarının son uzantıları Birmanya’nın batısında bulunur. Bu sıradağlar ülkenin kuzeyinde aniden sarplaşır ve yüksekliği 5000 metreye varan tepeler halini alır. Güneye doğru alçalarak gider. Burada Arakan Sıradağları ismini alır. Batıdaki bu sıradağların güneybatıdaki kolu denize dik bir şekilde ulaşırken, bu dağların bir uzantısı olarak denize pekçok küçük adacıklar teşekkül etmesine sebep olurlar. Bu bölgede deniz sığ ve kayalık olduğu için gemiler için ulaşım elverişli değildir.

Batıdaki sıradağların kuzeyi, ülkenin de kuzey kesimini teşkil eder ki, bu yörede dağlar Theing-Wang Razi Tepesinde ülkenin de en yüksek noktası olarak 6024 metreye ulaşır. Bu bölgeden doğan İrrawadi Nehri, doğusunda ülkeyi bir uçtan diğer uca 2200 km olan uzunluğuyla kat ederek, Bengal Körfezine dökülür. Bu ırmağın kollarıyla beraber meydana getirdiği havza, ülke topraklarının yarısından fazlasını teşkil eder.

Kuzeyde hızlı akmasına rağmen, gittikçe hızı yavaşlayan İrrawadi Irmağının güneyden itibaren 1450 kilometrelik bir bölümü nehir ulaşımına elverişlidir. Denize döküldüğü yerde geniş bir delta teşkil eder. Ulaşıma elverişli olması sebebiyle bu nehrin ülke hayatında önemli bir yeri vardır.

Ülkeyi kuzeyden güneye kateden batı sıradağları ve ortada İrrawadi Havzasından sonra, doğuda yine kuzeyden güneye kateden Chan Yaylası yer alır. Bu yaylanın yüksekliği 1000-2000 m arasında değişirken, yaylanın kuzey kısımları kurak, çıplak ve tarıma elverişli olmayan arazilerle kaplıdır. Güney kesimleriyse zengin tropik bitki örtüsüyle bezenmiştir. Pekçok akarsuyun bulunduğu Chan Yaylasındaki en önemli nehir, bu ülke topraklarındaki uzunluğu 1700 km olan Salven Nehridir. Chan Yaylası güneyde Malaka Yarımadasına kadar uzanarak denize dik yamaçlar halinde ulaşır. Bu yaylanın da denize ulaşması batı sıradağlarında olduğu gibi denizde gemilerin seyrine engel teşkil eden kaya adacıkları şeklindedir.

İklim

Bütün Güneydoğu Asya ülkelerinde mevcut olan muson iklimi genel olarak Birmanya’da da hakimdir. Ülke yengeç dönencesi üzerinde bulunduğundan, kışın karalardan denizlere doğru esen kuru; yazın ise denizlerden karalara doğru esen bol yağışlı muson rüzgarları, ülkenin iklimindeki en önemli unsurdur. Ülkenin doğusundaki yüksek yaylalarla, batısındaki yüksek sıradağlar, yağışların bölgelere göre dağılımına tesir etmektedir. Birmanya’nın en çok yağış alan bölgeleri; Arakan Sıradağlarının batı kesimi ile İrrawadi Nehrinin denize döküldüğü yerde teşkil ettiği Delta Ovası ve Chan Ovasının güney kesimleridir. Bu bölgelerde senelik yağış ortalaması 5000 milimetreyi geçer. İç bölgelerde muson rüzgarlarının tesiri pek fazla olmadığı için yağış da azdır. Ülkenin muson rüzgarlarına maruz kalan güney bölgeleri bol yağışlı olup, senelik sıcaklık farkları 17-39°C civarında değişir. Kuzey kısımlarında nisbeten daha kurak ve soğuk bir iklim hakimdir.

Tabii Kaynaklar

Birmanya, tabii kaynaklar bakımından çok zengin bir ülkedir. Ülkenin % 60’ı tropikal ormanlarla kaplı olup, bu ormanlarda fil, kaplan, arslan, maymun gibi vahşi hayvanlar bulunur. Yeraltı zenginlikleri de oldukça fazla olan ülkede petrol, tabii gaz, kalay, çinko, kurşun, tungsten, altın, gümüş, bakır ve yemiştaşı gibi maden kaynakları vardır. Nehirlerinde ve denizlerde bol miktarda çeşitli balıklar mevcuttur.

Nüfus ve Sosyal Hayat

43.466.000 olan nüfusu değişik etnik gruplar meydana getirir. Bu etnik gruplardan en önemlileri; Birmanyalılar, Karenler,Şanlar, Şinler,Kaşınlar ve Kayahlardır. Ancak nüfusun % 74’ünü Birmanyalılar teşkil etmektedir. Bunlardan başka Bangladeş,Hindistan ve Çin’den gelen göçmenler de ülke nüfusunda az da olsa bir yekün teşkil ederler.

Refah seviyesinin çok düşük olduğu Birmanya’da halk, kazıklar üzerine bambudan yaptığı evlerde yaşar. Evlerini kazıklar üzerine yapmalarının sebebi; muson yağmurları sebebiyle sık sık maruz kaldıkları sellerden korunmak içindir. Halk, genellikle çiftçilikle uğraşmaktadır. Resmi dilin Birmanca olmasına rağmen, halkın ancak % 65’i bu lisanı konuşmakta, geri kalanlar ise kendi bölgelerine mahsus olan çeşitli dilleri konuşmaktadır. Birmanya halkı genel olarak geleneklerine bağlı, an’anelerinden vaz geçmeyen bir millettir. aile kavramı; anne, baba, kardeşler, dayı, teyze, amca, hala, dede, nine, yeğenlerden müteşekkil topluluktur. ailede söz sahibi olan kimse mutlaka babadır. Halkın ekseriyeti Budizm dinine inanır. İslamiyetin, halkın genel kültür seviyesinin yükselmesiyle gittikçe yayıldığı Birmanya’da Hıristiyanlık ve Hindu dinleri çok dar sahalarda kalmıştır. Okur-yazar oranının % 70 gibi yüksek bir rakam olmasına rağmen, bu sadece okur-yazar olmaktan ileri gitmeyen halkın kültür seviyesinin yüksek olmasını ifade etmemektedir. Orta öğretim yapan okulların sayısının çok sınırlı olduğu ülkede bir tek üniversite vardır. Sağlık hizmetlerinin de yetersiz olduğu hastahanelerde nüfusa göre yatak sayısı da çok azdır.

Siyasi Hayat

1948’de bağımsızlığını ilan ettikten sonra, Birmanya’da parlamenter demokratik bir rejim benimsendi. Meclis ve Senato’nun teşkili, devlet ve hükumet başkanlarının seçiminden sonra komünist ve bölücülerin meydana getirdikleri kargaşalık neticesinde ordu yönetime el koydu. Seneler sonra hazırlanan anayasa, 1974’te halk oyuna sunularak kabul edildi. Bu anayasa neticesinde, Birmanya Sosyalist Federal Cumhuriyeti oldu. İdari bakımdan 50 vilayete ayrılmıştır. Bunların çoğunluğu küçük şehirlerdir.

Ekonomi

Dünyanın geri kalmış ülkelerinin başta gelenlerinden olan Birmanya’da ekonomi tarıma dayanmaktadır. Çok bol olan madenler, tarımdan sonra ekonominin dayandığı ikinci büyük faktördür. Ülkede üretilen en önemli tarım ürünü, bütün Uzakdoğu ülkelerinde olduğu gibi pirinçtir. Halkın temel gıda maddelerinin başında gelen pirincin ülke içerisindeki tüketimden artanı ihraç edilir. Buğday, mısır, akdarı, susam, baklagiller, pamuk, çay ve şekerkamışı ülkede üretilen diğer tarım ürünleridir. Tarım en ilkel usullerle yapılmaktadır. Gür tropik ormanlar ekonomiye kereste, kauçuk üretimi şekliyle katkıda bulunurlar.

Madenler bol olmasına rağmen işlenememektedir. Ülkedeki petrol üretimi, İkinci Dünya Savaşından önceki seviyesine henüz ulaşmış değildir. Sanayisi yok denilebilecek seviyede olan Birmanya’da, çok az sayıda çimento, kağıt, dokuma ve şeker fabrikaları vardır. Fildişi ve tahta oymacılığı ile ipekçilik ve mücevherat yapımı yaygındır. Ticaret de, bütün ekonomi kolları gibi çok geri kalmıştır. Balıkçılık mevcut sularda çok az yapılmaktadır. Daha ziyade nehirlerde yapılan balıkçılığın yanısıra son zamanlarda deniz balıkçılığı da yaygınlaşmaktadır.

Tagged :

Mozambik

DEVLETİN ADI: Mozambik Halk Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Maputo
NÜFUSU: 14.842.000
YÜZÖLÇÜMÜ: 799.380 km2
RESMİ DİLİ: Portekizce
DİNİ: Putperest, İslamiyet, Hıristiyanlık
PARA BİRİMİ: Mozambik Esküdosu

Güneydoğu Afrika’da bağımsız bir devlet. Mozambik’in kuzeyinde Tanzanya, kuzeybatısında Malawi, Zambiya, batısında ve güneybatısında Güney Afrika Cumhuriyeti, Swaziland, doğusunda Hind Okyanusu yer alır. Önceden Portekiz’in denizaşırı bir eyaleti olarak bilinen Mozambik, 25 Haziran 1975’te bağımsızlığını kazanmıştır.

Tarihi

Portekiz, 15. yüzyıl sonlarında Hind Okyanusuna açıldığında, ticaretin kontrolü Arapların elindeydi. Doğu Afrika’da Portekiz’in hedefi, Araplardan kıyı limanlarını elde ederek, altın ve gümüş madenlerini eline geçirmekti.
Mozambik 1520’lere doğru Portekiz’in eline geçti. Portekiz her sene buradan tonlarca fildişi satın alıp götürdü. Güney Amerika’daki kolonisi Brezilya’nın işçi ihtiyacını karşılamak için köle ticaretini başlattı. Bununla beraber doğu kesimin çoğu İngiltere ve Hollanda’nın eline geçince, Mozambik’in limanlarındaki ticaret aniden düştü. Böylece Mozambik 200 yıl süren gerileme dönemine girdi.

Ülkenin şimdiki sınırları 1884-1885 Berlin Konferansında tesbit edildi. Avrupalı güçler Afrika’yı sömürge olarak paylaştığında, Mozambik, Portekiz tarafından denizaşırı bir eyalet olarak kabul ediliyordu. Ülke Lizbon’dan tayin edilen bir genel Vali tarafından yönetiliyordu. 1961 yılında Tanganyika’nın (sonra bu devlet Zengibar ile birleşerek Tanzanya’nın bir parçasını meydana getirmiştir), bağımsızlığını kazanmasından sonra Mozambik’in bağımsızlığını hedef alan milliyetçi bir hareket başladı. 1962’de dağınık gruplar Frente de Libertacao de Mozambique (Frelimo) veyaMozambik Hürriyet Cephesi adı altında birleştiler. Frelimo büyük ölçüde dış destek sağladı. Bilhassa silahlar ve diğer askeri techizat Doğu Avrupa’dan ve komünist Çin’den, mali yardım ise Afrika Birliği Teşkilatından geldi.

Gerillalar 25 Eylül 1964’te Tanzanya sınırından Mozambik’e girip Portekiz askeri tesislerine saldırınca isyan hareketi başlamış oldu. Uzun süre devam eden mücadele sonrasında 1974 başlarında Portekiz’deki yeni ihtilal hükumeti Afrika’daki sömürgelerine bağımsızlık verme niyetini açıkladı. Böylece 25 Haziran 1975’te 470 yıl devam eden sömürge idaresi ve 10 yıllık gerilla savaşı sona erdi. Frelimo’nun siyasi kontrolünde Mozambik Halk Cumhuriyeti kuruldu. Günümüzde hala Marksist-Leninist bir idare ile yönetilmektedir.

Fiziki Yapı

Kıyı Ovası Mozambik topraklarının beşte ikisini ihtiva eder. Bu bölgenin batısında, deniz seviyesinden yaklaşık 150 ila 200 metre yüksekliğe sahip alçak yaylalardan ve tepelerden meydana gelen bir geçiş bölgesi bulunur. Ülkenin batı kısımları ortalama 1050 metre yüksekliğiyle üçüncü bir bölge teşkil eder. Bu bölge Rodezya dağlık arazilerinin bir uzantısıdır. Tete’nin kuzeybatı eyaletindeki 2000 metre yüksekliğindeki Namuli Dağları, merkezi Mozambik’teki Gorongossa Dağları ve güneybatı sınırı boyunca uzanan Lebombo Dağları bu bölgede yer alır.

Mozambik’in bütün nehirleri Hint Okyanusuna dökülmekte olup, ülkede yoğun bir ağ meydana getirir. Kuzeyden güneye büyük nehirler Ruvuma, Ligonha, Lurio, Zambezi ve Limpopo’dur. Yağış miktarı değişiklikleri, nehirlerin akışını düzensiz hale getirir. Dolayısıyla düzenli olarak nehirlerde ulaşım yapılması mümkün olmaz.

İklimi

Mozambik’te tropikal iklim hüküm sürer. Yılda, bir kurak ve bir yağışlı mevsim olmak üzere iki mevsim vardır. Hemen hemen yıllık yağışın hepsi, ekimden marta kadar devam eden yağışlı mevsimde görülür. Bu dönemde yağmur getiren kuzeydoğu muson rüzgarları ile değişen sıcaklıklar yüksektir. Kıyıda sıcaklık, yağışlı mevsimde % 80 civarında nisbi bir nemlilikle, 27°C ila 29°C arasında değişir.Yağış miktarı Quelimane veBeira arasındaki merkezi kıyıda oldukça fazla olup, yılda ortalama 760 mm’dir. Kıyıdan içeriye uzanan ovanın bu kısmında yağış ve nem azalır. Fakat iç kesimdeki yaylada tekrar yükselir. Mozambik’te en yüksek yıllık yağış miktarı 1650 mm ile kuzey dağlarında ve Rodezya sınırı boyunca vuku bulur. İç kesimin iki büyük kısmı oldukça kuraktır. Bunlar yılda 300 mm yağış alan Gaza’nın güneybatı eyaleti ve Tete etrafındaki Zambezi Vadisidir.

Hafif kurak mevsim, nisan ayından eylüle kadar devam eder. Bu dönemde, ekvatordan güneye doğru akan Mozambik sıcak su akıntısı, kıyıya 19°C’lik sıcaklık ortalaması kazandırır.

Tabii Kaynakları

Kıyıdan itibaren kuzeyde ve güneyde, iç kesimde yabani mahuncevizi ağaçları bulunur. Kıyı hattı boyunca, bilhassa nehir yolları dışında, mangrar (tropik deniz sahillerinde bataklıklarda mevcut olan karakteristik bir bitki) bataklıkları ve hindistancevizi ile hurma ağaçları mevcuttur. Diğer ağaçlar sedir, abanoz, demirağacı ve sandal ağacıdır. Nehir kıyılarında bamba ve mızrakotu, ormanlarda kauçuk asmaları yetişir.

Mozambik’te çok çeşitli hayvanlara rastlamak mümkündür. Zebra ve ceylanların çoğu türleri, manda, aslan ve leoparlar ülkenin her tarafında bulunur. Timsah ve suaygırları nehirlerde ve göllerde mevcuttur. Kuzey ve kuzeydoğuda gergedanlar, Güney Afrika sınırında zürafalar bulunur.

Ülkenin yeraltı zenginlikleri maden kömürü ve boksitten ibarettir.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Mozambik nüfusunun % 98’den fazlasınıAfrikalılar meydana getirir. Kalanı Avrupalılar, Hintliler, Doğu Asyalılar ve melezlerden (Afrikalı-Avrupalı karışımı) ibarettir. Nüfusun % 90’ı tarım işçisidir. Hintliler ve Doğu Asyalılar önceden beri ticaretle meşgul olurlar. 1974’lerde 120.000 Portekizlinin göçü, ülkeyi, modern ekonominin iyi işlemesi için gerekli eğitimli personelden mahrum bırakmıştır.

Mozambik’le Afrikalı toplumlar ve komşu devletlerdeki kabileler arasında büyük bir benzerlik vardır. Hepsi Bantu dillerini konuşur. En çok kullanılan diller güneyde Thonga, Zambezi Vadisinde Nyanja, kuzeyde Maksa ve Yao, kuzeydoğuda ve kıyıda Swahili’dir. Resmi dil Portekizcedir.

Zambezi Nehrinin kuzeyinde Moravi, Yao, Makoe ve Lomue kabileleri bulunur. Güney Mozambik’te ise Shona, Thoaga, Chopi ve Ngoni kabileleri vardır.

Nüfusun % 58’i putperest olup, kalanını Müslümanlar ve Hıristiyanlar meydana getirir.

Bütün eğitim kuruluşları devletin elindedir. Okullarda ülkenin tek partisi olan Frelimo’nun ideolojisi öğretilmektedir. Okuma-yazma oranı % 15 civarındadır.

Siyasi Hayat

Ülkenin siyasi hayatına marksist bir parti olan Frelimo hakimdir. Anayasa, bütün hükumet kuruluşlarının Frelimo’ya tabi olduğunu belirtir. Bunun başkanı otomatik olarak cumhurbaşkanıdır. Halk Meclisi, Frelimo’nun merkezi ve yürütme komitelerinden ve kabinedeki yardımcı bakanlardan ve eyalet yöneticilerinden meydana gelir. İlave olarak Frelimo her eyaletten iki temsilci ve ordudan üyeler seçer. Merkezi Komite de nüfusun büyük çoğunluğunu temsil etmek üzere 10 vatandaş seçer. Mozambik en çok Tanzanya ile sıkı siyasi bağlar kurmuştur.

Ekonomi

Mozambik ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayanır. İşlemeye elverişli toprakların % 5’i ekilidir. Mahuncevizi, şeker ve pamuk başlıca ihraç ürünleridir. Ayrıca, çay; kurutulmuş hindistancevizi içi ve sisal de (bir çeşit elyaf) önemlidir. Bu altı mahsul Mozambik ihracatının % 60’ını teşkil eder. Büyük hindistancevizi, pirinç, buğday, mısır, yerfıstığı ve muz esas itibariyle iç tüketimde kullanılmak üzere yetiştirilir. Mozambik, dünyanın en çok mahuncevizi üreten ülkelerinden biridir. Bunun en büyük müşterisi Hindistan ve ABD’dir.

Sanayi ürünleri her ne kadar milli gelirin % 10’unu meydana getiriyorsa da, 1960’tan beri arttırılmaktadır. Sanayi esas itibariyle şeker, hindistancevizi, buğday ve pamuk gibi temel ürünlerin işlemesine tahsis edilmiştir. Çimento ve sun’i gübre fabrikaları iç ihtiyaçları karşılar. Komşu ülkelere ihraç için; demiryolu, araba ve makinaları imal eder. Başşehir Maputo’daki bir petrol rafinerisi, Güney Afrika Cumhuriyetine ve Swaziland’a petrol ihraç etmektedir.

Zembezi Nehri üzerindeki Cabora Bassa Barajı Afrika’nın en büyük hidroelektrik projesidir. 1969’da yapımına başlanan baraj 1974’de tamamlanarak bir milyar dolara mal olmuştur. Üretilen elektriğin çoğu, Güney Afrika’ya satılmaktadır.

Ülkenin demiryolu şebekesi, öncelikle kıyı ile iç kesim arasında yük taşımaya tahsis edilmiştir. Ana limanların herbiri (Maputo, Beria ve Nacola) komşu ülkelere uzanan demiryollarının uç noktasıdır. Esas itibarıyla bu yollarda yapılan transit ticaret, Mozambik döviz gelirlerinin % 30’unu sağlar. Ülkeyi kaplayan demiryolu ağı, Mozambik’i iyi karayollarından mahrum bırakmıştır. Yolların yaklaşık % 10’u asfalttır. Bütün ana yollar, iç kesimi limanlara bağlar ve Beira-Maputo karayolu hariç pek az iyi tali yol vardır.

Tagged :

Moritanya

DEVLETİN ADI: Moritanya İslam Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Nouakchott
NÜFUSU: 2.108.000
YÜZÖLÇÜMÜ: 1.030.700 km2
RESMİ DİLİ: Arapça, Fransızca
DİNİ: İslam
PARA BİRİMİ: Ouguiyya

Afrika’nın kuzey batısında, Afrika Sahrasının batısından Atlas Okyanusuna kadar uzanan, çöllerle kaplı bir ülke.

Tarihi

Moritanya tarihinin, 4. yüzyılda kuzeyden gelen ve bugünkü Moritanya topraklarına yerleşen Berberilerle başladığı kabul edilir. Zenet ve Şanhaca kabilelerinin de bu topraklara gelerek Berberilerle birleşmesi ile Moritanya güçlenmeye başladı. Gana İmparatorluğuna son verildi ve Fas işgal edildi. Bu arada bölgeye gelen Müslüman Araplar, Moritanya idaresini ele geçirdiler. Böylece 11. yüzyıl başlarından itibaren Moritanya halkı İslamiyetle şereflenmiş ve İslamiyetin yayılmasına çalışmışlardır.

Daha sonra Portekizliler, İspanyollar, Hollandalılar, İngilizler ve Fransızlar sırasıyla buraya saldırarak talan ettiler. En son olarak 1904 yılında Fransız emperyalizmi Moritanya’yı sömürge ilan etmiş ve Müslüman halkı 1958 yılına kadar ezmiştir. Bu tarihte Müslümanlar Moritanya İslam Cumhuriyetini kurdular. Fransa, iki yıl daha zulmüne devam etti. Moritanya halkı, nihayet 1960 yılında tam bağımsızlığını elde ederek, Fransızları memleketlerinden kovdular. Devlet Başkanlığına getirilen Maktar Ould Daddah, Batı Sahra’nın bağımsızlığı için mücadele eden gerillalara karşı başarılı olamayınca 1978’de Albay Mustafa Ould Salek askeri darbe ile başa geçti. Ertesi sene yerine Yarbay Muhammed Mahmud Ould Louly geçti. Aynı sene Polisario gerillaları ile anlaşma imzalandı. 1980’de Moritanya, Taris el-Gharbia bölgesindeki haklarından vaz geçince bölge Fas’a bağlandı. 1980’de Devlet Başkanlığını üstlenen Yarbay Muhammed Khovna Ould’un yönetimi sırasında, İslamiyete dayalı hukuk sistemi benimsendi ve kölelik kaldırıldı. 1984’te Albay Muaouya Old Sidi Ahmed, kansız bir darbe ile yönetimi ele geçirdi. Sidi Ahmed’e karşı 1987’de darbe girişimi başarısızlıkla neticelendi. 1989’da siyah-beyaz mücadelesi şiddet hareketlerine dönüştü. Bu mücadele Senegal’e sıçrayınca iki ülke arasında sınır savaşı oldu ve diplomatik ilişkiler kesildi. 1991’de Başkan Sidi Ahmed 13 senedir devam eden askeri yönetime son veren bir kanun çıkardı. 1992’de ilk çok partili seçimler yapıldı. Aynı yıl Moritanya ile Senegal arasında yeniden diplomatik ilişki kuruldu.

Fiziki Yapı

Afrika’nın batısındaki büyük çıkıntıda yer alır. Kuzeyinde Fas, kuzeydoğusunda Cezayir, güneyinde Senegal, doğu ve güneyinde Mali ile komşudur. Batısı Atlas Okyanusu ile örtülüdür. Yüzölçümü 1.030.700 km2dir. Bu toprakların % 70’i çöldür. Kuzeydoğu ve güneybatı istikametinde geniş bir düzlük halinde uzanan Moritanya toprakları, dört büyük yayladan meydana gelir. Bunlar; Adrar, Tagant, Afollé ve Assaba yaylalarıdır. Doğu bölgesi, Affolé Yaylası dahil genellikle düzlüktür. Yer yer kum tepelerine rastlanır. Güneyde Assaba bölgesi yarı çöldür. Batıda Adrar Yaylasında en yüksek yer ancak 5000 metreye ulaşır. Ülkenin tek nehri adını aldığı Senegal Devletiyle olan sınırı çizer. Kıyılar umumiyetle düz ve girintisiz çıkıntısızdır.

İklim

Ülkenin doğusu Büyük Sahra Çölünün bir bölümü ile kaplı olduğu için çöl ikliminin, batısı ise umumiyetle Atlas Okyanusunun tesiri altındadır. Kıyı bölgeleri ve Assaba Yaylası yumuşak Okyanus iklimine ve verimli topraklara sahiptir. Kuzeyde Adrar Yaylasında yıllık yağış ortalaması ancak 110 mm iken güneyde bu rakam 640 mm’ye ulaşır. Sıcaklık ortalaması yaklaşık olarak bölgelere göre kış aylarında O°C ila 38°C ve yaz aylarında 16°C-50°C arasındadır. Gece ve gündüz arasındaki sıcaklık farkı çok yüksektir. Gece O°C olan sıcaklık gündüz 38°C’ye kadar çıkabilmektedir. Senegal Nehri boyunca uzanan nemli bölgede ise sıcaklık ortalaması 24 ila 35°C’dir.

Tabii Kaynakları

Sıcak ve kurak bir ülke olan Moritanya’nın bitki örtüsü çok zayıftır. Yarı çöl olan güney bölgeler cılız bitki ve çalılıklarla örtülüdür. Tamamen çöl olan kuzey ve doğu bölgelerinde ise ancak seyrek akasya ve dikenlere rastlanır.

Yeraltı kaynakları, özellikle demir, bakır iridyum ve titan madenleri bakımından zengindir.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Moritanya nüfusu 2.108.000’dir. Bunun % 42’ye yakın bölümü çok genç olup, 15 yaşın altındadır. Toplam nüfusun % 70’lik büyük bir bölümünü Moors (Berberiler), % 15’ini Halphoolloren ve % 15’ini ise Fulbe, Wolof ve Bombarlar gibi çeşitli yerli kabileler teşkil eder. Nüfus yoğunluğu kilometre kareye 1.6 kişidir. Daha çok başşehir Nouakchatt ile Senegal Nehri arası bölgeler kalabalıktır. Halkın çoğu tarım, hayvancılık ve çiftçilikle uğraşır.

Coğrafi açıdan hem kuzey hem de alt Sahra Afrikasına bağlı olurken, kültür bakımından da hem beyaz Ortadoğu’ya hem de siyah Afrika’ya dahildir. Bir yandan Arap Zirvesi üyesi, diğer yandan da Afrika Birliği Teşkilatı üyesidir. Etnik yapısı karışık olduğu gibi dil açısından da zenginliğe sahiptir. Resmi dil Arapçadan başka Fransızca da konuşulur. Arapçanın değişik Hassani lehçesi yaygındır. Ayrıca her kabilenin kendilerine ait yerli dilleri mevcuttur. İnsanları kuvvetli bir hafıza ve iz sürme kabiliyetine sahiptir.

Hemen hemen tamamı Müslüman olan halkın büyük bir bölümü Maliki mezhebindendir. İslamiyet, Moritanya sosyal hayatında çok tesirli olup, halkın birlik ve beraberliğini sağlamaktadır.

Halkın büyük bir bölümü göçebe olduğundan dolayı okuma yazma oranı düşüktür. Yetişkin nüfus gözönünde tutulursa, okuma yazma oranı % 20’dir. Eğitim ve Öğretim dili Arapça ve Fransızca’dır. Ülkede 3 Yüksek okul vardır. Ayrıca dış üniversitelere öğrenci gönderilmektedir.

Siyasi Hayat

Moritanya 1960 yılında bağımsızlığını kazandı. İdare şekli İslam Cumhuriyetidir. Moritanya yedi idari bölgeye ayrılır. Devlet Başkanı ve 70 üyeli Millet Meclisi beş yıllığına seçilir. 19 Aralık 1980’de ilan edilen anayasa taslağına göre, çok partili demokratik düzene geçmiştir. Fakat, seçimlere halen tek parti listesiyle, Moritanya Halk Partisi girmektedir. Aynı anayasa Cumhurbaşkanlığı süresini altı yıla çıkarmış milletvekili süresini dört yıla düşürmüştür. Cumhurbaşkanı, meclis çoğunluğu içerisinden bir başbakan seçer ve bunu meclis onaylar.

Ekonomi

Nüfusun % 87’si tarım, hayvancılık ve balıkçılıkla geçinir. Bununla beraber bu alanlardan elde edilen toplam milli hasıla payı son yıllarda % 33’e düşmüştür. Darı ve sorgrum en önemli ürünlerdir. Tarım, güneyde özellikle Segenal Nehri Vadisinde yapılmaktadır. Hurma, patates, mısır, pirinç ve kauçuk diğer ürünlerdir. Ayrıca hayvancılık ve balıkçılık çok önemlidir.

Mineral kaynaklarının gelişmesi ile, kişi başına gelirde Batı Afrika ülkeleri içerisinde önde gelmeye başladı. Bunlardan en önemlisi demirdir. Ayrıca tungusten, petrol, uranyum, fosfat, fypsum ve bakır diğer önemli madenleridir.

Son yıllarda çelik endüstrisi, petrol rafinerileri ve elektrik enerji üretimi önemli ölçüde artış göstermiştir.

Moritanya’daki mevcut demir-rezervlerinin işletilmesi ile 1960 ve 1976 yılları arasında, Moritanya ihracatı, sekiz kat artış gösteren ithalata mukabil, on bir katlık bir artış göstermiştir. Fakat daha sonraları yıllık ihracatı düşmüş ve ithalatı ise yükselmiştir. Daha çok Fransa, Belçika, İspanya, İtalya, Japonya ve İngiltere ile ticari münasebetleri vardır. En önemli ihraç ürünleri arasında demir, bakır, balık ürünleri, hayvan ürünleri, canlı hayvan, tuz ve hurma yer alır. Kişi başına yıllık milli gelir 490 dolar civarındadır (1993).

Ülkede ulaşım çok ilkel karayolu ve 675 km’lik demiryolu ile sağlanır.

Tagged :

Monako Prensliği

Monako Prensliği, veya Monako (Fransızca: Principauté de Monaco veya Monaco; Monegasque: Munegu veya Principatu de Munegu), Avrupa’da Akdeniz kıyısında yer alan bir şehir devletidir. Vatikan’dan sonra dünyadaki en küçük ikinci bağımsız devlet olan Monako, dünyada nüfus yoğunluğu sıralamasında en baştadır . Kara sınırları Fransa ile çevrili olan ülke, eski Monako şehri ve sonradan inşa edilen alanlardan oluşur. Ülke Monte Carlo semtindeki göşterişli kumarhaneleri ile ünlüdür. Yüzölçümü bu kadar küçük olmasına rağmen ülkede Formula-1 pisti ile bir stadyum bulunur. Havaalanı yoktur. Fakat havayolu ulaşımı olmadığından diğer ulaşım türleri (kara ve denizyolu) gelişmiştir. Ülkeden Fransa demiryolunun küçük bir parçası geçmektedir. Fontveille semti ile Monaco Ville’nin bulunduğu yarımadanın arasında küçük, Monte Carlo ile Monaco Ville’nin arasında ise büyük bir yat limanı bulunmaktadır. Monako’nun uzunluğu 3350m’dir. Genişliği en geniş yerde 1000m’yi bulurken en dar yerde 245m’dir. Fontveille semtinin çoğu sonradan denize beton doldurularak oluşturulmuştur. Şu anda yine buna benzer bir proje vardır fakat hayata geçirilmemiştir. (Yapılması durumunda 2014’te bitirilmesi söz konusudur.)

Not: Monako somut bir sınırı (duvar, tel örgü vb.) ve gümrüğü olmayan tek ülkedir.
Monako’nun başlıca yerleşim birimleri (semtleri) nüfusları ile şunlardır:
Monako (Monaco Ville), Monte Carlo, La Condamine, Fontveille önemli şehirleridir.

Coğrafi Verileri

Konum: Batı Avrupa’da, Akdeniz kıyısında, Fransa’nın güneyinde, İtalya sınırında yer alır.

Coğrafi konumu: 43 44 Kuzey enlemi, 7 24 Doğu boylamı
Haritadaki konumu: Avrupa
Yüzölçümü: 1.95 km²
Sınırları: toplam: 4.4 km
Sınır komşuları: Fransa 4.4 km
Sahil şeridi: 4.1 km
İklimi: Akdeniz iklimi
Arazi yapısı: Tepelikli, engebeli, kayalıklı
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Akdeniz 0 m
en yüksek noktası: Agel Tepesi 140 m
Doğal kaynakları: yok
Coğrafi not: Dünyanın ikinci en küçük bağımsız devleti (Holy See’den sonra)

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 32,543 (Temmuz 2006 verileri)
Nüfus artış oranı: %0.4 (2006 verileri)
Mülteci oranı: 7.68 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini)
Bebek ölüm oranı: 5.35 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini)
Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 79.69 yıl
erkeklerde: 75.85 yıl
kadınlarda: 83.74 yıl (2006 verileri)
Ortalama çocuk sayısı: 1.76 çocuk/1 kadın (2006 tahmini)
Ulus: Monakolu
Nüfusun etnik dağılımı: Fransız %47, Monakolu %16, İtalyan %16, diğer %21
Din: Roma Katolikleri %90
Diller: Fransızca (resmi), İngilizce, İtalyanca, Monakoca

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Monako Prensliği
Kısa şekli : Monako
Yerel tam adı: Principaute de Monaco
yerel kısa şekli: Monaco
Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi
Başkent: Monako
Bağımsızlık günü: 1419
Milli bayram: Ulusal Gün , 19 Kasım
Anayasa: 17 Aralık 1962

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACCT, ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), ITU (Uluslararası Telekomünikasyon Birliği), OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), OSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UPU (Dünya Posta Birliği), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü)

Ekonomik Göstergeler

GSYİH: Satınalma Gücü paritesi – 870 milyon $ (2000 verileri)
İş gücü: 41,110 (2004)
İşsizlik oranı: %3.1 (1998)
Endüstri: Turizm, inşaat, küçük çaplı endüstri ve tüketim malları
Tarım ürünleri: yok
Para birimi: Euro (EUR)
Para birimi kodu: EUR
Mali yıl: Takvim yılı

İletişim Bilgileri

Kullanılan telefon hatları: 33,700 (2002)
Telefon kodu: 377
Radyo yayın istasyonları: AM 1, FM NA, kısa dalga 8 (1998)
Radyolar: 34,000 (1997)
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 5 (1998)
Televizyonlar: 25,000 (1997)
Internet kısaltması: .mc
Internet servis sağlayıcıları: 2 (2000)

Ulaşım ve Taşımacılık

Demiryolları: 1.7 km
Karayolları: 50 km (2001)
Su yolları: yok
Limanları: Monako

Tagged :

Moldova

DEVLETİN ADI: Moldova Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Kişinev
YÜZÖLÇÜMÜ: 33.700 km2
NÜFUSU: 4.394.000
RESMİ DİLİ: Romence
DİNİ: Hıristiyanlık
PARA BİRİMİ: Ruble

Doğu Avrupa’da yer alan bir devlet. Kuzey, güney ve doğusunda Ukrayna, batısında Romanya yer alır.

Tarihi

Milattan önce yedinci asırdan itibaren İskitler, Sarmatlar, Galatlar, Traklar, Daklar ve Slavların yerleşim merkezi olan bölge, 12. asırda Macarların hakimiyetindeydi. Karpat Dağlarında yaşayan Ulahlar, 1349’da Macarlara karşı ayaklandılar ve Moldovya’ya yerleşerek bağımsızlıklarını ilan ettiler. Bu devlet, kuruluşundan itibaren çeşitli hücumlara maruz kaldı. Leh, Macar ve Altınordu devletleri tarafından yapılan bu saldırılara karşı, Moldovya Devleti savunmada çok zorluk çekti.

On beşinci asrın başlarında Osmanlı akıncıları Moldovya topraklarına girdiler. 1455’te Fatih Sultan Mehmed Hanın İkinci Sırbistan Seferi dönüşünde Moldovya Prensliği Osmanlı Devletine tabi olmayı kabul etti. Osmanlı Devletinin hakimiyeti altına giren bölgeye Boğdan ismi verildi. Üç asır boyunca Osmanlı hakimiyeti altında kalan Moldovya’da 18. asırdan itibaren Rus etkisi arttı. Osmanlı-Rus devletleri arasında önemli bir problem halini aldı. 1812 Bükreş Antlaşmasıyla bölge Rusya hakimiyetine girdi. Moldovya, Birinci Dünya Harbinden sonra Romanya’ya bağlandı. 1924’te bölgeyi işgal eden Rusya, Ukrayna’ya bağlı özerk bir cumhuriyet kurdu. İkinci Dünya Savaşında bölge yeniden Rumenlerin eline geçtiyse de savaşın sonunda Rusların geri aldığı topraklarda Moldovya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kuruldu. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin dağılması üzerine 24 Ağustos 1991 bağımsızlığını ilan etti ve Moldovya olan adını Moldova olarak değiştirdi. Yeni cumhuriyet 1991 Aralık ayında Bağımsız Devletler Topluluğuna katıldı. Ruslar ve Ukraynalıların nüfus bakımından fazla olduğu Dinyester Irmağının doğusunda kalan bölgenin Rusya’ya bağlanmasını isteyen isyancılarla hükümet kuvvetleri arasında çatışmalar 1992 sonuna kadar devam etti. Ülkede halihazırda iç huzur sağlanmış değildir.

Fiziki Yapı

Aşağı Dinyester ve Prut ırmakları arasında kalan Moldova toprakları alçak tepeler ve alüvyonlu ovalarla kaplıdır. Ovalar kuzeye doğru yükselirken plato görünümünü alır. En önemli dağ silsilesi 300-400 m yüksekliğindeki Kadri Dağlarıdır.

İklim ve Bitki Örtüsü

Moldova oldukça ılıman ve yağışlı bir kara iklimine sahiptir. Kışları ılık, yazları sıcak geçer. Ülkenin kuzey ve orta kısımları ormanlarla kaplıdır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

4.5 milyon civarındaki nüfusunun % 64’ünü Moldavyalılar, % 14’ünü Ukraynalılar, % 13’ünü Ruslar, % 4’ünü Türk asıllı Gagavuzlar meydana getirir. Ülkenin resmi dili olan Moldavca, Romencenin lehçelerindendir. Gagavuzlar kendi dilleri olan Gagavuzcayı kullanırlar. Başşehir Kişinev dışında önemli şehirleri Tiraspol, Beltiy ve Bender’dir. Ülkede okuma yazma bilmeyen yoktur. On yıllık bir temel eğitim programı uygulanır.

Ekonomi

Ülke ekonomisi tarıma ve gıda sanayiine bağlıdır. Çalışan nüfusun % 35’i tarımda, % 28’i sanayide, geri kalan kısmı diğer işlerde çalışır. Verimli topraklarda bağcılık, meyve ve sebzecilik yapılır. En önemli tarım ürünleri buğday, mısır, ayçiçeği, şekerpancarı ve tütündür.

Gıda sanayiinin yanında tüketim maddeleri, elektrikli aletler ve inşaat malzemesi sanayileri de gelişmektedir. Ülkede termik santrallerin dışında, Dinyester Irmağı üzerinde bir hidroelektrik santrali vardır. Moldova’da ulaşım demiryolu ve Dinyester Irmağı yoluyla sağlanır. Tek havaalanı başşehir Kişinev’dedir.

Tagged :

Moğolistan

DEVLETİN ADI: Moğolistan
BAŞŞEHRİ: Ulan-Bator
YÜZÖLÇÜMÜ: 1.565.000 km2
NÜFUSU: 2.182.000
RESMİ DİLİ: Moğolca
DİNİ: Budizm
PARA BİRİMİ: Tugrik

Asya kıtasının doğusundaki memleketlerden. Kuzeyinde Sibirya (Rusya), batısında Doğu Türkistan (Çin), güneyinde Kıta Çini, doğusunda Mançurya (Çin) vardır. Moğolistan, Rusya Cumhuriyeti ve Çin Halk Cumhuriyeti ile çevrili olduğu gibi, siyasi bakımdan da bu iki devletin hakimiyetindedir. Dış Moğolistan’da Rusya’ya bağlı, Moğolistan Halk Cumhuriyeti; İç Moğolistan’da Çin’e bağlı, İç Moğolistan Muhtar idaresi olup, siyasi istiklale sahip değildirler.

Tarihi

Moğolistan’da yaşayan Proto-Moğolları ve Tunguzları; Türklerin kurduğu büyük Hun İmparatorluğu birleştirdi. Miladdan önce 3. yüzyıldan itibaren bölge Türklerin hakimiyetine geçti. On üçüncü yüzyılın başına kadar; Büyük Hun İmparatorluğu, Göktürk, Uygur, Karakutay devletleri hakim oldu. Cengiz Hanın birleştirip teşkilatlandırdığı kabilelerle, 1205’te Moğolistan’da ilk Moğol Devleti kuruldu (Bkz. Moğollar). Cengiz Han, 1227’de ölünce Moğol İmparatorluğu oğulları arasında bölüşüldü. Moğolistan’a Ögedey ve Toluy’un neslinden hanlar, 1634yılına kadar hakim oldu. 1634’te Mançu Hanedanının hakimiyetine geçti. On yedinci yüzyılda Çarlık Rusyası, bölgeyi kontrolüne almak için teşebbüslere başladı. On sekizinci yüzyılda Moğolistan’da Rus ve Çin yanlılarının mücadelesi başladı. Moğol prenseslerinin Çinliler gibi yaşaması Moğolistan’da milliyetçilik akımının başlamasına sebep oldu. Katolik misyonerlerinin faaliyetleriyle Moğolistan’da Hıristiyanlaşma başladı. Misyonerler Uzak Doğu’da dayanak noktası elde etmek ümidiyle Moğolistan’ın istiklalini müdafaa ettiler. İstiklal fikri yayıldı. Yirminci yüzyılda. 1912’de Çin’de Mançu hanedanının yıkılmasıyla Moğol prensleri Rusların da yardımıyla Moğolistan’ın istiklalini ilan ettiler. Çinlilerle mücadeleye girişen Moğolistanlılar, 1915’te Çin’e de istiklallerini tanıttılar. Çin-Japon Harbinde Moğolistan’da yeraltı faaliyetiyle komünist hareket başlatıldı. Japonya’nın Kuzey Çin’e girmesiyle 1935-1937’de Moğolistan da işgale uğrayarak, mahalli muhtar bölgeler kuruldu. 1945’te İkinci Dünya Harbinin bitmesiyle ülkedeki istiklal yanlısı teşkilatlar faaliyetlerini komünizm paralelinde devam ettirdiler. Komünizme karşı mücadele eden teşkilatların zayıflatılmasıyla İç Moğolistan, Çin’in hakimiyetinde muhtar hale getirildi. İkinci Dünya Harbinden sonra dış Moğolistan’da, ABD ve İngiltere’nin tavsiyesiyle, Moğolistan Halk Cumhuriyeti kuruldu. 20 Ekim 1945’te referandumla istiklalini ilan eden Moğolistan, önce Milliyetçi Çin tarafından tanındı. 1946’da Moğolistan Halk Cumhuriyeti ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği aralarında ittifak imzalandı. 1961’de Birleşmiş Milletler Teşkilatına kabul edildi. Sovyetler Birliğindeki ve Doğu Avrupa’daki komünist yönetimlerinin çöküşü komünizmle idare edilen Moğolistan’ı da etkiledi. 1990’da çok partili sisteme geçilerek; ekonomik, sosyal ve siyasal reformlar yapıldı. Temmuz 1990 ilk çok partili seçimler yapıldı. Moğolistan’da bulunan Rus birlikleri yapılan anlaşma sonucu geri çekildi.

Fiziki Yapı

Moğolistan Halk Cumhuriyetinin arazisinin büyük bölümü yayla görünümündedir. Yalnız ülkenin güneydoğusunda Gobi Çölü yer alır. Devletin doğudan batıya uzunluğu 2367 km, kuzeyden güneye ise 1258 kilometredir. Ortalama yüksekliği 1580 m olan bu dağlık ülkenin kuzey batısı güneydoğuya nazaran daha yüksektir.

Ülkenin içinde ve sınırlarında birçok dağ silsilesi yer alır. Rusya ile kuzeybatı sınırı boyunca Tanno-Ola Sıradağları yükselir. Kuzeydoğuda Kentei Dağları vardır. Ülkenin batı iç kısmında Hangay Dağları yer alır. Moğolistan ve Gobi Altayları batıdan güneydoğuya doğru Çin sınırı yakınlarına kadar uzanır. Altayların en yüksek zirvesi olan 4653 m yüksekliğindeki Tabun Boğdo, kuzeybatıda ilk silsile üzerinde bulunur.

Kuzeydeki nehir vadileri, bilhassa Selenga ve Orhon verimlidir. Kerulen Vadisi, Doğu Moğolistan’a doğru geniş bir anayol meydana getirir. Çok sayıda tuz gölleri ve denize çıkışı olmayan nehirleriyle ülke topraklarının üçte ikisi, İç Asya’da suyunu dışarı akıtmayan havzada yer alır. Sadece Kerulen ve Onon nehirleri Pasifik Okyanusuna dökülür. Ülkenin belli başlı gölleri: Ubas Nor, Hara Usu, Airik Nor, Kirgis Nor ve Hubsugul’dur.

İklim

Moğolistan’ın büyük bölümünde, az yağış ve büyük sıcaklık değişikliklerine sahip, sert bir kara iklimi hüküm sürer. Ekseriya yaz yağmurları şeklinde olan yağış, ülkenin değişik kısımlarında yılda 100 ila 300 mm arasında değişir. Aşırı soğukla gelen hafif kar, ülkenin kuzey kısmında devamlı donmuş olarak kalan, önemli bir kuşağı meydana getirir. Sıcaklık farkı oldukça büyüktür. Ulan Bator’da ocak ayındaki sıcaklık ortalaması -28°C, temmuz ayındaki ise 18°C’dir. En yüksek ve en düşük sıcaklıklar daha da büyüktür. Kışın ırmaklar ve göller donar. Kuvvetli toz ve kum fırtınaları görülür.

Tabii Kaynakları

Gobi hariç, Moğolistan’ın büyük bölümü hayvancılığa imkan veren çimenlik ve çayır halindedir. Dağlar, kuzey batıdaki hariç, genellikle çıplaktır (ağaçsızdır). Ülkenin çoğu bölgelerinde vahşi hayvanlar bulunur. Bunlardan bol miktarda bulunan büyük memeli hayvanlar arasında koyun, geyik, ren geyiği (bilhassa Hubsugul Gölü çevresinde) bazı vahşi deve ve atlar sayılabilir. Her yerde bulunan dağ sıçanı (marmota) sistemli olarak kürkü için avlanır. Moğol Paleontolojistlerinin yaptığı keşifler, ülkede bol miktarda dinazor fosilleri bulunduğunu göstermektedir. Maden kömürü, tungsten, bakır, molibden, altın, kalay ülkenin yeraltı zenginliklerini teşkil eder. Moğolistan bakır bakımından Asya’da birinci, dünyada ilk on sırada yer alır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

2.182.000’lik Moğolistan nüfusunun % 76’sını Halha Moğolları, % 8’ini diğer Moğollar, % 5’ini Kazak Türkleri, kalanını diğer Türkler, Ruslar ve Çinliler meydana getirir.

Moğollar sarı ırkın klasik tiplerindendir. Bacakları kısa olup, boyları nadiren 168 cm’yi aşar. Bunların belirgin özellikleri, yuvarlak baş (brekasefalik), kalın koyu saç, seyrek sakal, düz burun, çekik gözlerdir.

En kalabalık Moğol azınlık grupları, batı eyaletlerinde yaşayan Oryatlar ve Ulan Bator’un kuzeyinden itibaren Sovyet sınırına kadar, esas olarak Selenga Vadisinde oturan Buryatlardır. Güneydoğuda Dariganga Moğolları, kuzeybatıda Hubsugul Gölü yakınında Darhat Moğolları vardır.

Müslüman Kazak Türkleri, Moğol olmayan en kalabalık azınlık grubu olup ülkenin batı kesiminde muhtar bir araziye sahiptirler. Sınırlı sayıdaki Ruslar, Ulan Bator ve diğer yerleşim merkezlerinde bulunur. 10.000 civarındaki Çinli nüfus, ülkenin inşaat sektöründe önemli rol oynar.

Hızla şehirleşmekte olan Moğolistan’ın nüfusunun günümüzde % 51,2’si şehirlerde yaşar. Geri kalanın çoğunluğu, sürüleri için otlak arayarak mevsimden mevsime göç eden göçebeler halindedirler. Göçebelerin yurt adı verilen çadırları bulunur.

Moğollar arasında en yaygın spor güreştir. Okçuluk ve at yarışlarının da yaygın olduğu ülkede, çocuklara küçük yaşta ata binmesini öğretirler.

Moğolların çoğunluğu Lama Budistdir. Türklerin çoğunluğu ise Müslümandır.

Moğolca çeşitli lehçelere ayrılır. En önemlisi Halhaların konuştuğu ve diğer bütün Moğollar tarafından anlaşılan lehçedir. Bu lehçe resmi lisan olarak kullanılır ve Rus alfabesiyle yazılır. Okullarda Rusça öğretilir ve iki ülke arasında yüksek hükumet çevrelerinde haberleşme vasıtası olarak kullanılır. Okuma-yazma oranı % 95’tir.

Siyasi Hayat

Ülke yönetiminde komünizm hakim ise de Sovyetler Birliğinde başlayan Glasnost hareketi bu ülkeye de yansıdı. Tek partili düzene son verilmesi için Aralık 1988’de başlayan mitingler Ocak 1990’a kadar sürdü. Birçok siyasi parti kuruldu. Şimdiye kadar iktidarda olan Moğolistan Devrimci Halk Partisi, kendi bünyesinde büyük değişiklikler yaptı. Anayasa değiştirilerek başkanlık sistemi kabul edildi ve bir bölümü nispi temsille seçilen 50 üyeli sürekli yasama organı niteliğindeki Küçük Hural kuruldu. Büyük Hural ise 430 sandalyeden meydana geliyordu. Temmuz 1990’da yapılan seçimleri iç bünyesinde büyük değişiklik yapan MDHP, büyük çoğunlukla kazandı. Devlet Başkanı Büyük Hural üyeleri tarafından seçilir.

Moğolistan 18 eyalete ve iki muhtar belediyeye ayrılır. Seçimler üç senede bir yapılır. Seçmen yaşı 18’dir. Adli işler, üyeleri dört yıllık süreyle Büyük Halk Meclisince seçilen, Anayasa Mahkemesince yürütülür.

Bütün erkek vatandaşlar, günümüzde 90.000 kişilik kuvvete ulaşan İhtilalci Halk Ordusunda askerlik yapmaya mecburdur.

Ekonomi

Eski Sovyetler Birliğine bağlı bir ekonomik yapı gösteren Moğolistan’da 1990’dan sonra ekonomik yapıda büyük değişiklik yapılan Moğolistan’da devlet işletmeleri aşamalı olarak özelleştirilmeye başlandı ve serbest pazar ekonomisine geçildi.

Moğolistan ekonomisi esas itibariyle hayvancılığa dayanır. Sayısız kampanya ve teşviklere rağmen, çiftlik hayvanlarının toplam sayısı 40 yıldır artırılamamıştır. 1931’de başarısız olarak kolektivizasyona girişilmiş ancak, 1950’de tamamlanmıştır. Bununla beraber çiftlik hayvanlarının % 20’si hala özel teşebbüsün elindedir. Buğdayın çoğu kolkhoz adı verilen devlet çiftliklerinde yetiştirilmekte, fakat hayvan yemi, şimdi solhoz adı verilen kollektif çiftliklerde üretilmektedir.

Moğolistan’da hafif sanayi, ülkenin her tarafında mevcuttur. Sanayisi esas itibariyle gıda, tekstil, kimya ve çimentoya dayanır. Yeni kurulan Darhan şehri, un fabrikası, depolama ve önemli ölçüde hafif sanayiye sahiptir. Ulan Bator’da, et paketleme ve hafif imalat sanayi mevcuttur. Erdenet şehrinde Asya’da birinci, dünyada ilk on sırada yer alan bakır madenleri işletilmektedir. Maden kömürü ülke ihtiyaçlarını karşılamada kullanılmaktadır.

Et ürünleri ve yün, esas itibariyle Rusya’ya giden önemli ihraç ürünleridir. Erdenet şehrindeki bütün bakır ve molibden üretimi Moğol-Rus ticaretini dengelemeyi amaçlamıştır. Moğolistan Rusya’ya ayrıca kalsiyum flörür satmaktadır. İthalatın büyük çoğunluğu (% 91) Rusya’dan yapılmaktadır. İhraç ürünlerinin % 75’i de Rusya’ya gitmektedir.

1956’da açılan ve Moğolistan ötesine giden demiryolu, ülkenin modern nakliyat anayoludur. Ulan Bator’u Sibirya ötesine giden anahatta bağlayan kuzey kısmı, yükün büyük kısmını taşır. Doğu Moğolistan’da 1930’larda askeri maksatlarla inşa edilmiş kısa demiryolları vardır. Az miktarda karayolları mevcuttur. Fakat Moğolistan arazisi ulaşıma imkan vermemektedir.

Rusya Cumhuriyeti Havayolları Moskova ile Ulan Bator arasında direk uçuşlar yapmaktadır. Ülkenin iç havayolları başşehirle bütün eyaletler arasında bağlantı sağlar. Selenga Nehri ile Hubsugul Gölünde gemi ve mavnalar işlemektedir.

Tagged :

Mısır

DEVLETİN ADI: Mısır Arap Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Kahire
NÜFUSU: 55.979.000
YÜZÖLÇÜMÜ: 1.001.449 km2
RESMİ DİLİ: Arapça
DİNİ: İslam
PARA BİRİMİ: Mısır Lirası

Kuzeydoğu Afrika’da yer alan, Kuzeyden Akdeniz ve doğudan Kızıldeniz’le kuşatılmış ve Sina Yarımadası ile Asya kıtasına da taşan bir ülke.

Tarihi

Dünyanın zengin bir maziye sahip olan ülkelerinden biri de Mısır’dır. Mısır, tarih boyunca birçok medeniyetin beşiği olmuştur. Arkeolojik kazılardan çıkarılan neticelere göre, bilinen ilk tarihi M.Ö. 5000 yıllarında kurulmuş olan, Aşağı ve Yukarı Mısır Krallıkları ile başlar. Bunlardan en eskisi Firavunlar dönemidir.

Bugüne kadar sır olarak kalan ve dünyanın yedi harikası arasında birincisi olan piramitler, bunların zamanlarında yaptırılmıştır. Piramitlerin inşasında kullanılan ve bazıları 15 tona ulaşabilen dev taş blokların taşınması, hesaplarının “pi” sayısına uygun olması ve en ücra yerlerinin aydınlatılması gibi sırlar halen çözülememiştir. Ayrıca teşekkülleri ayrı bir muamma olan ve rüzgarlar tesiriyle çeşitli hayvan şekillerini alan sfenksler de, bugün hayretleri üzerlerine çekmektedirler. Bunu Menes Hanedanlığı ve arkasından Pers hakimiyeti takip eder. Perslerin, Kiyaniyan şahlarının sonuncusu olan Dara; Erbil’de mağlup olunca Mısır, Makedonya Kralı Filip’in oğlu İskender’in eline geçti. İskenderiye şehrini kurdu. Elde ettiği zaferleriyle ahlakı bozuldu. Sonunda işret ve sefahetle öldü. Bundan sonra Mısır, 640 yılına kadar Roma ve Bizans hakimiyetinde kaldı.

Bu tarihte hazret-i Ömer, Eshab-ı kiramdan Amr ibni as komutasındaki bir orduyu Mısır’ın fethine gönderdi. Mısır feth edilerek burada El-Fustat (Eski Kahire) garnizonu kuruldu. Bu tarihlerde bütün Mısır halkı İslamiyetle şereflendi.

Halife hazret-i Muaviye zamanında Arapça, halkın dili haline geldi. Din ve dil beraberliği sağlanmış olan Mısır, Abbasiler döneminde refah ve huzur bakımından altın bir devir yaşadı. Abbasilerden sonra 1171 tarihine kadar Fatımilerin elinde kaldı. Bu tarihte Selahaddin Eyyubi tarafından fethedildi. Eyyubilerden sonra 16. yüzyıla kadar Mısır, Türk asıllı Memlük Sultanlarınca idare edildi. Memlukler zamanında idari, askeri, iktisadi ve daha birçok alanda yenilikler yapıldı. Mısır tüccarları, ülkenin stratejik ve iktisadi mevkiinin verdiği avantajlardan geniş çapta faydalanarak Çin-Avrupa arası ticareti ellerine geçirdiler.

Aynı tarihlerde Osmanlı Devleti yükselme devrini yaşamaktaydı. Padişah Yavuz Sultan Selim Han, 1516’da Mısır Seferine çıktı. Önce Mercidabık Ovasında Memlükleri kesin bir şekilde mağlup etti. Sina Çölünü 13 günde zayiat vermeden geçti. Arkasından Ridaniye’de Memlükleri tekrar yenerek Mısır’ı Osmanlı topraklarına kattı. Böylece Osmanlı Devleti üç büyük kıtada topraklara sahip olmuş ve buralarda İslamiyetin yayılmasına ve kuvvetlenmesine hizmet etmiştir.

İngiltere’nin Hindistan yolunu kapatmak maksadıyla Fransa İmparatoru Napolyon Bonoparte, 1798’de Mısır’ı işgal etti. Fakat Akka Kalesinde Cezzar Ahmed Paşa tarafından hezimete uğratıldı. Bunun üzerine Fransızlar geri çekildiler. Bu arada Kavalalı Mehmed Ali Paşa, Mısır’a yardım için gönderildi. Fransızlar yenilerek, 1801’de tamamen çekildi. Mehmed Ali Paşa ise Mısır’da kalarak vali oldu. Batı ülkelerinden teknik malzeme ve uzman personel getirtti. Birçok medrese ve okullar açarak Mısır’ın en güçlü lideri oldu. Kurduğu Mısır donanmasını 1827 Osmanlı-Yunan Savaşında yardım için gönderdi. Ayrıca tarımın gelişmesi için kanallar açtırdı ve Mısır ekonomisini zenginleştirdi. Kavalalı Mehmed Ali Paşa dinine bağlı iyi bir insandı. Bundan sonra Mısır bozuldu. Yerine büyük oğlu ve Cidde Valisi olan İbrahim Paşa geçti. İbrahim Paşa, Sultan Mahmud Hanın emriyle Vehhabilerle harp ederek başşehirleri Der’iyye’yi aldı. Sonra Mora İsyanını bastırdı. Bu arada Sultan İkinci Mahmud Hana isyan ederek Kütahya’ya kadar geldi. Suriye, Adana ve Mısır ona verildi. Halifeden, müstakil vali demek olan (Hidiv) ünvanını aldı. İkinci defa isyan ettiyse de İngiltere işe karıştı ve Suriye tekrar Osmanlılarda kaldı. 1848’de vefatından sonra yerine Birinci Abbas, bundan sonra da 1854’te İbrahim Paşanın oğlu Said Paşa hidiv oldu. Said Paşa, Süveyş Kanalını ve Port Said şehrini yaptırdı. Bunun ölümünden sonra kardeşiİsmail Paşa hidiv oldu. Bunun 1879’da azl edilmesi üzerine, oğlu Tevfik Paşa yerine geçti. İngilizler bunun zamanında Mısır idaresine karıştı.

Bu yıllarda Cemaleddin-i Efgani’nin reisliğini yaptığı Kahire Mason Locası üyeleri, İngilizlerle işbirliği halinde faaliyette bulunuyordu. Din adamı olarak tanıtılan Abduh da bunların aralarındaydı. Ekonomik ve askeri açıdan iyice zayıflamış olan Mısır, böylece 1882’de İngilizlerce işgal edildi.

İngilizler, meşhur casus yüzbaşı Lavrens kanalıyla halk arasında bölücü fitneler çıkartarak başta Mısır, Ürdün, Irak ve Suudi Arabistan’ı karıştırdılar. İttihatçıların basiretsiz ve kararsız siyasetleri bu gelişmeleri önleyemedi ve bu ülkelerin yavaş yavaş Osmanlı Devletinden ayrılmasına sebep oldu. Böylece İngiliz kontrolüne geçen Mısır’da Tevfik Paşadan sonra sırayla Abbas Hilmi Paşa, Hüseyin Kamil Paşa ve Ahmed Fuad Paşalar başa geçti. Fuad Paşa, Osmanlılardan tamamen ayrılarak melik adını aldı. 1936’da ölümü üzerine oğlu Faruk, melik oldu. İkinci Dünya Harbi esnasında Alman ve İtalyan birlikleri Mısır’a saldırmışlardı. Mısır, 1945’e kadar harbe katılmadı. Bu tarihte Japonya ve Almanya’ya karşı harp ilan etti. Aynı yıl bağımsızlığını da elde ederek BM’e üye oldu.

İç isyanlar, dış borçlar, kanal problemi ve çeşitli harbler Mısır’a ağır külfetler getirmişti. Bu yüzden 1952 yılında askeri ihtilal oldu ve Melik Faruk yurt dışına çıkarıldı. Ertesi yıl cumhuriyet ilan edildi ve general Necib Cumhurbaşkanı oldu. 1956’da Sudan, Mısır’dan ayrıldı. Askeri ihtilal, genç subaylar tarafından yapılmıştı. Bunların içinde bulunan Cemal Abduh Nasır, ordu içinde durumu en güçlü olanıydı. İki sene sonra Cumhurbaşkanı Necib’in askeri idareye son vermek istemesi üzerine, zaten farklı fikirler taşıyan Nasır, Necib’i tutuklatarak Mısır’ı ele geçirdi.

Nasır, uyguladığı politika ile sosyalizmi Mısır’a getirdi. Mısır’ı batı dünyasından kopararak Rusya’nın kucağına düşürdü. Rus askeri ve teknik yadımlarına kapılarını açtı. Çeşitli sebeplerle yaklaşık 60 bin Müslümanı zindanlara attırdı. Bir çok kuruluşları devletleştirdi. Zehirli fikirlerini diğer Arap ülkelerine de bulaştırdı. 1958-61 yılları arasında Suriye ile birleşme faaliyetine girdiyse de, Suriye, 1961 yılında bundan vazgeçti. Bu arada İsrail’le anlaşmazlıklar başladı. Zamanla Mısır-İsrail münasebetleri gerginleşti. Nasır, Süveyş Kanalını millileştirince, İngiltere, Fransa ve İsrail, Mısır’a saldırmış, fakat ABD ve Rusya’nın ikazları ile saldırı durmuştu. İsrail sınırına ve Akabe Körfezine BM gücü yerleştirilmişti. Nasır, 1967’de bu kuvvetleri geri çektirdi. Kanalı İsrail gemilerine kapattı. Bunun üzerine İsrail, Mısır’a taarruz ederek, Mısır Hava Kuvvetlerini imha etti. Altı gün süren muharebelerden sonra İsrail, Sina bölgesini işgal etti.

1970’te Nasır ölünce yerine Enver Sedat geçti. Mısır, 1973’te İsrail’e taarruz etti. 1975 ve 1977 müzakereleri sonunda Camp David zirvesi gerçekleşti. Buna göre, İsrail, Sina’dan çekilirken Mısır, Kanalı İsrail gemilerine açmayı kabul etti.

Sedat döneminde Mısır, Rus tesirinden ve sosyalizmden ayrıldı. İsrail’le barış yaparak, ABD’ye yanaştı. Nasır politikasının tersine, Mısır’ı liberal ve hür dünya sistemine getirdi, fakat Arap dünyasındaki liderliği sarsıldı ve ordu desteği zayıfladı. Nihayet Sedat 6 Ocak 1981’de bir suikast neticesi öldürüldü. Yerine eski Hava Kuvvetleri Komutanı Hüsnü Mübarek başkan oldu. Ocak 1991 Körfez harekatında müttefik kuvvetler yanında yer alan Hüsnü Mübarek dış borçlardan kurtulmak için çeşitli çarelere baş vurmaktadır.

Fiziki Yapı

Kuzeydoğu Afrika’da yer alıp, Sina Yarımadası ile Asya’ya bağlanan Mısır’ın kuzeydoğusunda İsrail, doğusunda Kızıldeniz ve Suudi Arabistan, güneyinde Sudan, batısında Libya ve Akdeniz bulunur. Kuzeyi ve doğusu deniz, güneyi ve batısı çöl olan, şekil itibariyle kareyi andıran Mısır, 23° kuzey ve 31° kuzey enlemleriyle 25° doğu ve 35° doğu boylamları arasında yer alır. Stratejik mevki itibarıyle Asya, Avrupa ve Afrika arasında kilit bir noktadadır.

Afrika’nın ve Mısır’ın can damarı Nil Nehri, ülkeyi dört bölgeye ayırır: Nil Nehri havzası, Sina Yarımadası, Doğu (Arap) Çölü, batı ve güney çöller bölgeleri.

Nil Nehri, başlangıcı Victoria Gölü olmak üzere 6390 km uzunluğundadır. Eğer bu göle dökülen Kagera Nehrinin kaynağı başlangıç kabul edilirse, 6671 km olur. Buna göre dünya nehirleri arasında, kolları hesaba katılmaksızın, en uzun olanıdır. Nil, Bahrelgazal ve Mavi Nil ile birleştikten sonra 250 m’lik çavlanlarla Mısır topraklarına girer. Mısır’ı boydan boya geçerek Kahire’de kollar ayrılıp, geniş bir delta yaparak Akdeniz’e ulaşır. Uzunluğu 500 km olan, 5000 km2lik, Nasır Gölünden çıktıktan sonra genişliği 500 m olan Nil Nehrinin Kahire yakınlarına ulaştığındaki genişliği 2 km civarındadır. Burada biri Süveyş Kanalına birleşen bir başka kanal olmak üzere iki ana kola ayrılır. Ortalama 3 km genişliğinde olup, bazı yerlerde 23 km’ye ulaşabilen Nil Nehrinin Reşit ve Damietta adlı bu iki büyük kolu arasındaki delta, en geniş yeri 250 km ve uzunluğu 160 km olan bir bölgedir. Sanki Mısır bu bölgededir. Mısır’ın can damarı, hayat kaynağı olan Nil, meydana getirdiği yemyeşil ve verimli havzasıyla, çoğunluğunu sarı çölün teşkil ettiği 1.001.449 km2lik muazzam toprakları ıssız bıraktırmış ve Mısır’ı 36.000 km2ye sıkıştırmıştır.

Nil’in batısı, Libya sınırına kadar, 10.000.000 km2lik Büyük Sahra’nın uzantısı Libya Çölünün devamı olan batı ve güney çölleri, ülkenin dörtte üçüdür. Yüzölçümü 673.000 km2lik çöl yaylasının ortalama yüksekliği, güney batıdaki 2000 metre yükseklikteki kayalık engebeli arazi hariç 250 m civarındadır. Kızıldeniz kıyısındaki Doğu (Arap) Gölü ise nisbeten dağlık olup, en yüksek yeri 2100 m’ye ulaşır, kuzeyde Akdeniz, güneyde Kızıldeniz, batıda Süveyş Kanalı ve Körfezi doğuda da Gazze şeridi, Arap Körfezi ve İsrail’le çevrili, ucu güneye bakan üçgen şeklindeki Sina Yarımadası, Doğu Gölü bölgesi gibi sivri tepelerle kaplı bir yayladır. Bu yüksek araziler, Asya-Afrika bağlantılarını meydana getiren birçok boğaz ve geçitlerle doludur. Mısır’ın en yüksek tepeleri olan Sina Dağı 2641 m ve El Thbet Dağı 2439 m’dir.

Mısır’ın yaklaşık 1000 m uzunluğundaki Akdeniz kıyıları, genel olarak dik ve girintisiz çıkıntısızdır. Nil Nehrinin meydana getirdiği delta ağzı ise kısmen düzdür. Kızıldeniz kıyıları 1800 km’dir. Bazı yerleri alçak ve kumluk, bazı yerleriyse oldukça yüksektir. Mevcut mercan kayalıkları ulaşımı aksatır. 1869’da kesin olarak açılmış Süveyş Kanalı ile Akdeniz ve Kızıldeniz birleştirilmiş ve Hindistan’a giden deniz yolu kısalmıştır.

İklim

Mısır, sıcak ve kurak bir iklime sahiptir. Yaz ve kış olmak üzere iki mevsim hüküm sürer. Kış ayları sert olmayıp, oldukça yumuşaktır. Akdeniz kıyılarında yıllık yaklaşık 200 mm civarındaki yağışlardan başka, yağış pek görülmez. Güney bölgelerde yaz günleri 43°C’ye kadar ulaşabilen sıcaklık, kış aylarında 15°C civarına düşer. Mısır’ın gece-gündüz arasındaki sıcaklık farkı ise yüksektir. Mesela çöl bölgesinde gündüz 37°C olan sıcaklık, gece 15°C’ye kadar düşebilmektedir. Ülkeyi etkileyen kuzey rüzgarlarından başka Nisan ve Mayıs aylarında ortaya çıkan “hamsin” rüzgarı, kum fırtınalarına sebep olur. Bu kavurucu rüzgar, ülkenin % 80’ini kaplayan Batı Sahrası’nın uzantısı olan batı ve güney çöllerinden doğuya doğru eser.

Tabii Kaynakları

Mısır’ın kurak ve sıcak iklimi, ormanlık alanlarının olmasına ve bitki örtüsünün zenginleşmesine mani olmuştur. Kıyı bölgeleri de, Nil kıyıları ve havzasıyla çöllerde bulunan vaha ve kuyular çevresinde bitki örtüsü yemyeşil ve verimlidir. Diğer bölgelerdeyse çoğunlukla sarı çöldür. Çöller genellikle kurak bitki örtüsüne sahiptir. Ülkenin tek hayat kaynağı Nil suları, en önemli tabii kaynağı teşkil eder. Nil Nehri suları, bugün kontrol altına alınmış ve dolayısıyla ülkenin sadece 1/28’ini teşkil eden Nil Vadisiyle bereketli deltasından yılda tek ürün yerine üç ürün alınmaktadır. Nil sularıyla meydana gelen güneyindeki Assuan sun’i gölünün çevresi 3000 km, yüzölçümü 5000 km2 ve en derin yeri 70 m’dir.

Bitki örtüsü gibi, hayvanlar bakımından da vasat olan Mısır’da daha çok evcil hayvanlar görülür. Çöl olan bölgelerde umumiyetle ceylan, nubian keçisi, sırtlan, çakal, çöl tilkisi, yabani tavşan ve vaşak yaşamaktadır. Ayrıca birçok tür kuş ve yabani ördek de bulunur. Yaylalık bölgelerdeyse kaba çuha ve devekuşu yaşar. Nil suları ise, tatlı su levreği bakımından zengindir.

En önemli yeraltı kaynağı petroldür. Batı ve doğu çölleri, Süveyş Körfezi ve Sina Yarımadası petrol bakımından oldukça zengindir. Demir filizi, fosfat, kireçtaşı ve tuz diğer önemli tabii kaynaklarıdır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Afrika veAsya arasında köprü ve Avrupa ile Hindistan ve Uzakdoğu arasında deniz ulaşımında geçiş merkezi olan Mısır, tarih boyunca birçok istilalara sahne olmuştur. Stratejik mevkii onu, Afrika Birliği, Arap Milliyetçiliği veİslam Dünyası gibi büyük meselelerde büyük nüfuza sahip kılmıştır. Ülke coğrafyası, tarihin en eski devirlerinden bu yana çok çeşitli milletlerin kaynaşması ile meydana gelen Mısırlıların % 99’unu dar bir havzada yaşamaya zorlayarak, birlik ve beraberliğin kolayca meydana gelmesine sebep olmuştur.

Mısır, 55.979.000’lik nüfusuyla, Nijerya’dan sonra Afrika’nın en kalabalık memleketidir. Endüstrileşmedeki noksanlıklara rağmen, Nil Vadisindeki nüfus yoğunluğu, Batı Avrupa milletlerinin en yoğun nüfuslu olanlarının yaklaşık iki katıdır. Nüfusun büyük çoğunluğu, Hami soyundan olan beyazlardan meydana gelir. Ayrıca Kıpti ve Nübyalılar da mevcuttur. Halkın % 99’u Müslümandır. Arapça, halkın esas konuşma dilidir. Yalnız köylerde yaşayan fellahların (köylüler) konuştuğu Arapça, şehirlerde konuşulandan biraz farklıdır. Ayrıca İngilizce ve Fransızca yaygın olarak konuşulur.

Halk, yaşayış tarzı bakımından beş gruba ayrılabilir. Gelişmekte olan ülkeler arasında yer alan Mısır’da nüfusun çoğunluğunu teşkil eden fellahlar (köylüler) ile, genellikle şehirlerde yaşayan, okumuş ve ticari sınıf arasında, dilde olduğu gibi hayat tarzında da farklılıklar göze çarpar. Umumiyetle Türkçe de bilen idari kademeyi, çoğunlukla Araplar, Kuzey Afrikalılar, Türkler ve İngilizler teşkil ederler. Ayrıca bugün azınlıkta kalan arazi sahipleriyle vahalarda yaşayan Bedeviler, siyasi güçlerini kaybetmiş durumdadırlar. Son yıllardaki Mısır liderleri, ekonomik ve politik birçok problemin eğitim ve öğretimle halledilebileceğine inandıklarından, özellikle 1952’den sonra okul, öğrenci, öğretmen ve uzman sayıları artmıştır. Sadece ilk öğretim mecburi, diğerleri isteğe bağlı ve ücretsizdir. Yabancı okullardan başka 7 üniversite mevcuttur. En meşhurları El-Ezher Üniversitesidir. Halkın % 50’si okur-yazardır.

Afrika kıtasının en büyük şehri olan Kahire, Arap aleminin kültür merkezidir. Araplar tarafından 969’da kurulmuş olan bu şehirde eski ve tarihi eserler bol olup, modern bir turizm merkezidir. Dünyanın 7 harikasından biri olan İskenderiye Feneri’nin bulunduğuİskenderiye, Abu-Simbel tapınaklarının bulunduğu Assuan ve dünyanın en büyük sfenksiyle en büyük üç piramidinin bulunduğu Gize, diğer önemli büyük şehirleridir. Gize’deki üç piramitten Kefren piramidi yanındaki “Horus” isimli sfenks 73 m uzunluğunda ve 20 m yüksekliğindedir.

Mısır Türk sanat eserleri: Mısır, 826 senesinden Osmanlıların son zamanlarına kadar Türk tesiri altında kalmıştır. Abbasiler zamanından itibaren Türk valiler tarafından idare edilmeye başlanan Mısır’da Türk mimari tarzında birçok eser yaptırılmıştır. Kahire’de bulunan Abbasi halifelerinin türbeleri, Türk mimarisinin güzel örneklerindendir. Abbasi Valilerinden Ahmed bin Tulun, bugün hala duran ve ismini taşıyan İbn-i Tulun Camiini yaptırdı. Bu caminin tuğladan yapılması, binanın kaleyi andıran bir tarzda olması, mimari stilinde Türkistan ve Samarra tesirlerini açıkça göstermektedir. Uygur yapılarında olduğu gibi, motifler büyük çapta ve sadedir.

Eyyubiler zamanında ise darülhadis, tekke ve eyvanlı medreseler, Türkistan mimari tarzında inşa edilmiştir.

Memlükler zamanında Türk hükümdarı, hatunları ve beyleri Türk mimari tarzında birçok mescid, külliye, medrese, tekke, türbe ve hanlar yaptırmışlardır. Bugün bunların büyük kısmı Memlük sanat abideleri olarak ayakta durmaktadır.

Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ı fethetmesinden sonra, Memlük mimari tarzı unutularak, Osmanlı mimari tarzı Mısır’a yerleşmiştir. Osmanlı devrinde valilerin yaptırdıkları mescidler, sebiller ve tekkeler, Osmanlı mimari tarzında yapılmıştır. Bunlara örnek olarak Süleymaniye Camii, Mahmudiye Camii, Murad PaşaCamii, Mehmed Ali Camii, Kethüda Abdurrahman Sebili, Osmanlı eserlerinden en tanınanlarıdır. Mısır’daki Osmanlı camileri büyük kubbeli ve ince minareli klasik Osmanlı eserleri olup, çinileri Türkiye’den getirtilmiştir.

Siyasi Hayat

Başkanlık sistemine dayanan Mısır Cumhuriyeti, 25 idari bölgeye (illere) ayrılır. En güçlü lider kabul edilen başkan, altı yılda bir halk tarafından seçilir. O da, hükumeti kurar ve başkanlık görevini yürütür. Ayrıca kendisine yardım edecek bir başkan yardımcısı vardır. On üyesi devlet başkanınca tayin edilen meclisin geri kalan 392 üyesi, beş yıl için halk tarafından seçilir. Mısır vilayetleri, valiye bağlı olup, müdürlerle idare edilen kazaların temsilcilerinden meydana gelen “il konseyi” tarafından idare edilir.

Mısır’da 1952’de yapılan askeri darbe, Melik Faruk’u devirmiş ve yerine yeni bir politik sistemin devri başlamıştır.

Sedat döneminde daha çok barışçı ve ekonomik kalkınmaya dönük bir politika takip edilmiştir. Bunun neticesi ABD aracılığıyla gerçekleştirilen Camp David Barış Antlaşması ile İsrail’le barış sağlanmıştır. Ayrıca ekonomik kalkınma gerçekleştirilmiş ve nükleer santraller yapılmıştır. Enver Sedat’tan sonra yerine geçen Hüsnü Mübarek, liberal iktisad sistemi, özel teşebbüs, basın hürriyeti, çok partili demokrasi hayatı olan Sedat modelinde bir değişiklik yapmadı.

Ekonomi

Mısır, kişi başına milli gelir bakımından Afrika’nın en zengin ülkesidir. Fakat dünya ülkeleri arasında ortalarda yer alır. 1980 yılından evvel Mısır, iktisaden dünyanın en kötü on ülkesi arasındaydı. Camp David Anlaşmasından sonra Enver Sedat’ın yeni ekonomik tedbirleri ile % 10 kalkınma hızı ile dünyanın en hızlı kalkınan ülkeleri arasında yer aldı.

Mısır, sulama sistemlerinin düzenlenmesinden evvel oldukça fakir ve dengesiz bir ülkeydi. Daha sonra açılan kanallar ve inşa edilen sulama sistemleriyle, Nil suları kontrol altına alınmıştır. Böylece yılda ancak bir defa alınabilen ürün miktarı üçe çıkmıştır. Nil Vadisi ve deltası tarıma elverişli olan bölgedir. Ekilebilir alanların artmasına sebep olan barajlar ve sulama sistemleri gibi su kontrol sistemlerinin en önemlisi, Büyük Assuan Barajıdır. Bu barajın inşası Kavalalı Mehmed Ali Paşa tarafından planlanmış ve ancak çeşitli sebepler yüzünden 1902 yılında tamamlanabilmiştir. En son olarak 1934’te yükseltilmiş olan baraj, 4 km uzunluğunda, 110 m yüksekliğinde olup, 500.000 hektarlık yeni bir arazi bölümünü ekime müsait kılmıştır. Barajın hemen güneyinde 554 km uzunluğunda, 5000 km2 yüzölçümündeki Nasır Gölü yer alır.

Böylece on iki türbini olan barajlardan yılda 10 milyar KW’lık elektrik üretilebilmektedir. Yaklaşık 130 milyar metreküp su hacimli baraj, son yirmi yıl içerisinde tarım ürünlerinde üç misli bir artışa sebep olmuştur.

Baraj çevresi, Nil vadi ve deltası ve kıyı bölgelerde daha çok pamuk, fasulye, mısır, buğday, şekerkamışı, akdarı, pirinç, soğan, patates, sebze ve meyve yetiştirilir.

Mısır, maden bakımından zengindir. Petrol, manganez, çinko, demir, kurşun, fosfat, krom, altın, amyant, kükürt, volfram ve titan en önemli madenleridir. Ayrıca, kireç taşı, tuz, bazalt ve pembe mermer oldukça bol çıkarılır.

En önemli ihraç ürünleri; pamuk, pirinç, petrol, tabii gaz, fosfat, tuz, demir, manganez, sigara, post ve deridir. Buna karşılık dışarıdan buğday, makine, teknik malzeme, harp silahı, araç ve gereçleri satın alır.

Mısır ekonomisi, tarımdan başka endüstri ve turizme de dayanır. Tekstil, kimyevi ürünler, petro-kimya ve çimento başlıca endüstri dallarıdır. Mevcut eski ve tarihi eserler, her mevsim uygun iklimi ve kıyıları turistlerin ilgisini çekmektedir. Dünyanın yedi harikasından olan piramitler ve İskenderiye feneri, kral mezarları, sfenksler önemli turizm gelir kaynaklarıdır. Bundan başka uzun ve çeşitli tarihe sahip olmasıyla Mısır, birçok milletin izlerini taşır. Özellikle Emeviler, Abbasiler, Memlükler ve Osmanlılardan kalma cami ve medreseler, han ve kervansaraylar önemli tarihi yerlerdir.

Mısır’ın diğer önemli gelir kaynaklarından biri de Süveyş Kanalı ve Sina Yarımadasındaki mevcut petrol kuyularıdır.

Süveyş Kanalı Firavunlar devrinden beri mevcuttu. M.Ö. 600 yıllarında Nil ile Kızıldeniz birleştirilmişti. Sonraları kumla dolmuştu. Yavuz Sultan Selim Han, İkinci Selim Han ve Üçüncü Mustafa Han zamanlarında kanal için teşebbüslerde bulunulmuş ve nihayet 1859’da Mısır Hidivi Said Paşa zamanında 50.000’in üzerinde işçi kullanılarak kanal kazılmaya başlandı. 1869’da hizmete açıldı ve üç yıl sonra senetleri İngiltere’ye satıldıysa da, 1956’da millileştirildi. Genişliği 150 m, derinliği 14 m ve uzunluğu 172 km olan kanal, Mısır ticari dengesindeki pürüzlerin yarısından çoğunu karşılamaktadır. 1967 İsrail Harbi bu gelirlerin kaybına yol açtıysa da Enver Sedat’ın Camp David Antlaşmasını gerçekleştirmesinden sonra tekrar ekonomik kalkınma hızına katkıda bulunmaya başlamıştır.

Ulaşım: Mısır’da yerleşim merkezleri arasında yeterli bir ulaşım ağı vardır. 5335 km’ye varan demiryolları, devlet tarafından işletilmektedir. Karayollarının uzunluğu ise 32.241 km’ye ulaşmıştır. Bu yolların % 52’si asfalt kaplıdır.

Demiryolları ve karayollarının büyük bir kısmı yerleşim bölgesinin yoğun olduğu Nil Havzası boyunca yer almaktadır.

Nil’in büyük kısmında, belli tonaja kadar olan gemilerle ulaşım yapılmaktadır. Aynı zamanda iki yanı denizle çevrili olan Mısır’da her türlü geminin yanaşabileceği limanlar vardır. Ülkenin büyük şehirlerinde ve büyük kısmında hava alanları bulunmaktadır. Hava ulaşımı Mısır Hava Yolları tarafından sağlanmaktadır.

Tagged :

Meksika

DEVLETİN ADI: Mesika Birleşik Devletleri
BAŞŞEHRİ: Mexico City
NÜFUSU: 84.439.000
YÜZÖLÇÜMÜ: 1.972.546 km2
RESMİ DİLİ: İspanyolca
DİNİ: Katolik
PARA BİRİMİ: Meksika Pesosu

Batıda Pasifik Okyanusu, doğuda Karayip Denizi ve kuzey doğuda Meksika Körfezi arasında yer alan Orta Amerika ülkesi. Meksika, kuzeyde Amerika Birleşik Devletleri sınırında geniş olup, Guatemala ve Belize ile komşu olduğu güneydoğuya doğru daralarak, bir üçgeni andırır. Yucatan Yarımadası ve kuzeybatıdan Pasifik Okyanusuna sokulan Baja (Aşağı) Kaliforniya bu görüntüyü bozar. Yengeç dönencesi, ülkeyi hemen hemen eşit iki parçaya ayırır. Yüzölçümü bakımından Latin Amerika’nın üçüncü büyük ülkesi olan Meksika, 14° ve 32° 43’ Kuzey enlemleri ile 86° 47’ ve 117° 07’ Batı boylamları arasında yer alır.

Tarihi

Meksika, Kuzey Amerika’da tarihi çok öncelere dayanan tek ülkedir. M.Ö. birinci yüzyıla doğru körfez bölgesi, Oaxaca, merkezi yayla, çok gelişmiş bir kültür ve sanata şahit oldular. Bu durum eski Maya İmparatorluğunun doğuşuna tesir etti. Bu imparatorluk, 4. yüzyılda tarih sahnesine çıkarak yedinci asırdan sekizinci asır sonuna kadar, Yucatan’dan Guatemala’ya kadar genişledi. Aynı dönemde birinci ve dokuzuncu yüzyıl arasında ekonomik ve sosyal yönden Mayalar derecesinde teşkilatlanmış çeşitli medeniyetler, Oaxaca da, merkezi yaylada ve körfez kıyısında geliştiler. Bunlara klasik medeniyetler adı verilir.

Sonra, 9. yüzyıldan 12. yüzyıla kadar gelişen Tula Toltekleri ortaya çıktı. Fakat bunların medeniyeti yeni kabilelerin tesiri altında değişikliğe uğradı. 987 yılında Maya-Toltek karışımı yeni bir medeniyetin doğmasına sebep olan, yeni Maya İmparatorluğu kuruldu. Aynı dönemlerde kuzey kabileleri yayla üzerine yerleşerek şehir hayatına geçtiler. Aztlan’dan gelen Mexica kabileleri 1325’te Tenochtitlon (Mexico) şehrini kurarak, 50 yıl sonra ilk hükümdarlarını seçtiler. Aztekler, kabileler arası rekabetten faydalanarak 1430’dan 1521’e kadar genişleyen büyük bir imparatorluk kurdular. Sadece Michoacan Taraskları önünde başarısızlığa uğrayan Aztekler; Totonaktası, Zopatekleri ve Mikstekleri hakimiyeti altına aldılar.

İspanyollar ülkeyi ele geçirmek için, Azteklere karşı duyulan kinden faydalandılar. 1519’da İspanyollar, Cortès komutasında çıkarma yaptılar ve Veracruz şehrini kurdular. Meksika, 1535’te İspanyanın genel valiliği haline geldi. İspanyol istilası, kuzeye ve güneye doğru uzanarak 17. asır sonuna kadar, devam etti. Ekseriya acımasız olan Hıristiyanlaştırma geleneksel dinlerle mücadele etti ve yerli medeniyet yok edildi. 1571’de Mexico’da engizisyon kuruldu. 1519’larda kesin olarak bilinmemekle beraber, 25 milyon olduğu tahmin edilen yerli nüfus, 1650’ye doğru 1.500.000’e düştü. Ekonomik reformlara rağmen İspanyol idaresi, yerliler ve melezler kadar beyazlar için de dayanılmaz bir hale geldi. 1810’da İspanyolları ülkelerinden kovmak için harekete geçtiler. 11 yıl süren bir bağımsızlık savaşı sonunda, 1821’de Kral Naibine Cordoba Antlaşması imzalatıldı. 1824’te bağımsızlık ilan edildi. Bağımsızlığı, iç ve dış savaşların sebep olduğu yarım yüzyıllık karışıklıklar dönemi takip etti. Santa Anna’nın diktatörlüğü esnasında yapılan ABD ile savaş sonucunda, 1848 Guadalupe Antlaşması ile New Mexico, Teksas, Kaliforniya kaybedildi. 1855’te liberaller başarı kazandı. Bir iç savaş sonunda Juarez muhafazakarları kazandı, fakat bunlar dış borçları tehir etmek zorunda kaldı. Bunun üzerine Fransa, İngiltere ve İspanya askeri müdahalede bulundu. Juarez’in tekliflerini, Latin Amerika’da Fransa yararına Katolik bir imparatorluk kurmak isteyen Üçüncü Napolyon reddetti ve Meksika’yı istila etti. Juarez’in başkanlığından sonraki Porfino Diaz’ın uzun diktatörlüğü sırasında (1876-1911) ekonomi, sosyal adaletsizlik ve yerli köylülerin sömürülmesi pahasına gelişti. Diaz’ı düşüren liberal Madero, ihtilalci halk akımlarını bastıramadı ve 1913’te katledildi. Carranza karışıklıklar ortasında 1917 anayasasını kabul ettirdi ve halka yönelik bir siyaset takip etti. Obrago’nun başkanlığında (1920-1924) tarım reformunun uygulanması başladı. Bunun bir katolik tarafından katledilmesi ve şiddetli Katolik direnişi sonucunda, kiliseye karşı son derece katı ve bazan öldürücü bir siyaset başladı. Lazoro Cardenasi, Başkanlığı (1934-1940) sırasında dini mücadeleleri yatıştırarak modernleşme politikası takip etti. İkinci Dünya Savaşından sonra sanayileşmeye büyük önem verildi.

Fiziki Yapı

Topraklarının yarısından fazlası deniz seviyesinden 900 m yüksek olan Meksika, çok dağlık bir ülkedir. Dağların çoğu, Amerika’daki dağların birer uzantısıdır. Meksikanın en hakim coğrafi manzarasını kuzey sınırından Tehvantepec, Berzahına (ince uzun kara parçasına) kadar uzanan yüksek arazi teşkil eder. Berzahın ötesinde Orta Amerika’ya doğru devam eden Chiapas dağlık arazileri bulunur. Genellikle dağlık olan Aşağı Kaliforniya, üçüncü bir bölge meydana getirir.

Üç alçak arazi Meksika yeryüzü şekillerinin büyük bileşenlerini tamamlar. En büyük doğuya ve kuzeye doğru genişleyen 200 km genişliğindeki Yucatan Yarımadasıdır. İkinci büyük ova Texas kıyı ovalarının bir devamı olan körfez kıyı ovasıdır. Bu ova kuzeyde geniş olup, Veracruz yakınında güneye doğru daralır, sonra Mexico Körfezinin güney tarafında tekrar genişleyip Yucatan Yarımadasının kireçtaşı platformuna ulaşınca birdenbire son bulur. Büyük alçak arazilerin en küçüğü ve en fazla dalgalısı Pasifik kıyı ovasıdır. Bu da kuzeyde geniş olup, güneye doğru daralır. Tehvantepec Berzahının doğu bölgesinden itibaren ova bir kere daha devamlı hale gelir ve genişler. Meksika coğrafyası, yüksek arazileri, çok sayıda havza ve dağları ihtiva eder. Bunların en büyüğü, kuzey sınırından Mexico City enlemine kadar uzanan merkezi yayladır. Bu yayla doğudan ve batıdan Sierra Madre Oriental, güneyden Sierra Volconica Transversal Dağları ile kuşatılmıştır. Yayla üzerindeki dağ silsileleri, zemini, kuzeyde yükseklikleri 900 ila 1200 m arasında değişen, güneyde ise 2150 ila 2450 m’ye ulaşan çeşitli havzalara böler.

Güney Meksika’daki dağlık arazilerin batı kısmını, dar vadileri ve pek az yüksek arazi havzaları ile bir dağ sistemi meydana getiren Sierra Madre Del Sur teşkil eder. Doğu kısmında, 1850 ila 2500 m yüksekliğe erişen, güneyden Chiapas Vadisi kuzeyden körfez kıyı ovası ile çevrili bir yayla yer alır. Bu yaylanın batı kısmında, verimli Oaxaca yüksek arazileri bulunur. Chiapas Vadisinin güneyinde Sierra Madre de Chiapas mevcut olup, Guatemala sınırı boyunca 4000 m’ye ulaşan volkanlardan meydana gelir.

Üçüncü yüksek arazi olan Baja Kaliforniya, 1300 km uzunluk ve 50 ila 240 km genişlikle yarımadayı kaplayan bir dağdır. Yükseklikleri kuzeyde 3000 m’yi ve daha güneyde ise 2000 m’yi aşar. Yarımadanın kuzeydoğusunda Colorado Deltası büyük bir alçak arazi meydana getirir. Üçüncü yüksek arazi olan Baja Kaliforniya, 1300 km uzunluk ve 50 ila 240 km genişlikle yarımadayı kaplayan bir dağdır. Yükseklikleri kuzeyde 3000 m’yi ve daha güneyde ise 2000 m’yi aşar. Yarımadanın kuzeydoğusunda Colorado Deltası büyük bir alçak arazi meydana getirir.

Meksika yalnız dağlık değil aynı zamanda volkaniktir. Geçmişteki volkanik faaliyetlerin varlığı ülkenin hemen hemen bütün kısımlarında görülür. En büyük volkanik unsur Meksikayı batıdan doğuya doğru ortadan bölen Sierra Volcanica Transversal’dir. Bu bölgedeki manzara binlerce eski kül konileriyle ve yüksek volkanik tepelerle karakterize edilir. Bunların pek azı devamlı kar tutacak kadar yüksektir. Hala faal volkanik tepelere rastlanır. 1943’teki büyük bir patlama sonucunda Michoracan eyaletinde deniz seviyesinden 2808 m yüksekliğinde Parieutin Tepesi ortaya çıkmıştır.

Zelzeleler bilhassa Pasifik kıyısında ve Kaliforniya körfezinde olmak üzere Meksika’da yaygındır. Sierra Volcanica Transversal üzerinde de sık sık vuku bulan zelzeleler, çok yoğun nüfuslu bu bölgede büyük zararlara sebep olur.

Kuzey Meksika’da pek az nehir bütün sene boyunca akar. Bunların çoğu, ovaların ve yaylaların üzerinde yükselen nemli dağlardan doğar. Colorado Nehri, Kaliforniya Körfezi başlangıcında büyük bir delta meydana getirir fakat suyun çoğu, bitki sulamasında kullanıldığından denize ulaşmaz. Kuzeybatı Meksika’daki diğer büyük nehirler Yaqui ve Fijerte’dir. Orta ve güney Meksikadan Pasifik Okyanusuna dökülen nehirler daha nemli bölgelerden geçer ve suları daha gürdür. En önemlileri Santiago ve Balsas’tır.

En önemli nehir, büyük bölümü Meksika’yı ABD’den ayıran ve Meksika Körfezine dökülen Rio Grande’dir (veya Rio Bravo). Daha güneyde Panisco, Tecolutla, Papalcapan, Grijavala ve Uslumaeinta’dır. Merkezi yaylada, denize çıkışı olmayan birçok nehirler, kapalı havzalar meydana getirir.

Orta Meksika birçok büyük ve çekici gölleri ihtiva eder. En büyüğü Guadalajora yakınındaki 1080 km2lik Chapola Gölüdür.

Meksika kıyılarının uzunluğu 9995 km olup, bunun üçte ikisinden fazlası Pasifik Okyanusu ve bunun birer parçası olan Kaliforniya ve Tehuantepec Körfezindedir. Kalan kıyılarsa Meksika Körfezi ve Karayib Denizindedir.

İklim

Meksika tropikal bölgede yer alır, iklimi (alçak kesimlerde, Yucatan Yarımadası) sıcak ve nemli olup, yüksekliğe bağlı olarak değişiklikler arzeder.

750 ila 900 m’den daha alçak tropikal araziler sıcak bölgeyi meydana getirmekte olup, bu yerlerde yıllık sıcaklık ortalaması 24°C’nin üstündedir. Ilıman bölge yıllık sıcaklık ortalaması 18° ila 24°C arasında değişen ve yüksekliği 1850 m’ye ulaşan yerlerdir. Meksika yüksek arazilerinin çoğu bu sıcaklık bölgesindedir. Daha soğuk bölgede yıllık sıcaklık ortalaması, 13° ila 18°C arasındadır. 3000 ila 3300 m arasında 10°C, 4200 ila 4500 m’nin üstünde ise 0°C’nin altındadır.

Güneydoğuda yazın meydana gelen oldukça nemli Atlantik-Karayib sıcak hava akımının sonucu olarak mevsimlik yağış 1016 mm’yi aşar. Yağış, kuzey ve kuzeybatıya doğru azalarak, kuzeybatı ucunda yağış miktarı 130 mm’ye düşer.

Kışın Kuzey Meksika’da atmosfer basıncı yüksek ve nisbi nemlilik azdır. Ara sıra ekim ve ocak ayları arasında Merkezi Kanada’dan Meksika içine ve Meksika Körfezi üzerine doğru soğuk hava dalgası eser. Soğuk hava fırtınalı bir cephenin arkasına Tehuantepec Berzahından geçer. Bu kuzey fırtınaları zamanında kıyı ovalarında don görülür.

Yazın kuzey ve kuzeybatı sıcak ve kuraktır. Bilhassa Kaliforniya Körfezinin başlangıcına yakın olan araziler oldukça sıcaktır. Her yıl en az 15 günde bir 43°C veya daha üstüne ulaşır. Burası Meksika’nın en sıcak bölgesidir.

Tabii Kaynakları

Meksika’nın güney ve güneybatısında bitki örtüsü, tropikal ormanlar, gür çalılıklar ve otlaklardan meydana gelir. Kuzeyde ve kuzey batıda ise bitki örtüsünü bozkır veya gür çalılıklar teşkil eder. 4000 m’nin üstünde Tundraya rastlanır. Meksika tropikal ormanlarının çoğu Meksika Körfezi kıyı ovasında, Yucatan Yarımadasının güney kısmında ve bunlara komşu olan yüksek arazilerin aşağı yamaçlarında yer alır. Bu ormanların ekonomik değere haiz ağaçları arasında en çok bilinenleri, sedir, bakkam ağacı, kopal (vernik imalatında kullanılan bir reçine), koyu kırmızı ve güzel kokulu odunları olan ağaçlardır.

Meksika’da, hem Kuzey Amerika’ya hem de Güney Amerika’ya mahsus hayvanlara rastlamak mümkündür. Kurt, kır kurdu (ABD’de bulunan bir çeşit çakal), yaban sığırı, ayı, kunduz gibi Kuzey Amerika hayvanları çok raslananlardır. Her iki taraftaki alçak arazilerde ve güneye doğru Jaguar (Amerika’ya has kaplan cinsinden yırtıcı bir hayvan), puma, maymun bulunur. Bunlardan başka vaşak, porsuk, su samuru, tapir, kokarca (Kuzey Amerika’da bulunan sansargillerden bir hayvan), geyik, fok bulunur.

Meksika zengin yeraltı kaynaklarına sahiptir. Önemli madenleri demir, gümüş, altın, petrol ve kömürdür.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Günümüz Meksika halkı, eski ve yeni dünya insanlarının birbiriyle karışmasından meydana gelmiştir. Nüfusun % 15’ini beyazlar, % 25’ini yerliler, geri kalanını ise melezler teşkil eder. Yerlilerin çoğu şu bölgelerde yaşar: Mahuatlar Orta Meksika’da; Zapotekler, Mikstekler, Mazetekler ve diğerleri Oaxaca ve Veracruz dağlarında; Tzetzal ve Tzotziller Orta Chiapas’ın yüksek arazilerinde bulunur. Yerlilerin yüksek arazilerde toplanmasına büyük istisna olarak Mayalar, Yucatan Yarımadasında yerleşmişlerdir. Merkezi yayla büyük grupların pekçoğunu ihtiva eder. En büyük iki şehir olan Mexico City ve Guadalajora burada bulunur.

Meksika’da ölüm oranı binde sekiz, doğum oranı ise binde kırk ikidir. Bu da dünyanın en büyük nüfus artış oranlarından biri olan % 3,4’e tekabül eder. Yüksek nüfus artış oranının bir sonucu olarak çok genç bir nüfus ortaya çıkmıştır. Nüfusun % 46’sı 15 yaşının altındadır. Bu oran devam ederse nüfus her 22 yılda iki kat artacaktır.

Köylü nüfusundaki doğum oranı daha yüksek olmasına rağmen, şehir hayatına geçiş muntazaman artmaktadır. Günümüzde şehirde yaşayanlar, halkın % 59’unu meydana getirir.

Her ne kadar Meksikalılar yıllardır ABD’ye kaçak giriş yapmakta iseler de, bu olay günümüzde yüksek miktardaki kaçak işçi sayısı sebebiyle, büyük bir devlet meselesi haline gelmektedir. Çoğu uzmanlar bugün, ABD’de 6 ila 8 milyon kaçak işçi olduğunu söylemektedir. Bunun üçte ikisi Meksikalıdır. Tevkif edilen kaçak Meksikalı sayısı 1965’lerde 50 bin iken, 1975’li yıllarda 700 bine ulaşmıştır.

Meksika bir tezatlar ülkesi olarak bilinir. Halkın % 95’inin Katolik olduğu bu ülkede, her ne kadar şiddetli olarak uygulanmasa da; anayasa, kiliseye karşı ağır şartlar ihtiva eder. Hiçbir kilise toprak sahibi olamaz, hatta bütün kilise binaları devlete aittir.

Meksika’da resmi öğretim programı iki yıllık okul öncesi veya ana okulu denilen öğretimle başlar. Bunu 6 yaşından itibaren 6 yıllık bir öğretim takip eder. İlk öğretime kayıtlı öğrenciler, toplam kayıtlı öğrencilerin % 75’ini, yüksek öğretimdekiler bunun % 3’ünü meydana getirir.

Ülkenin resmi dili İspanyolcadır. Bundan başka yerliler arasında Nahuatl, Aztek, Maya, Zapotek, Totonok, Chinantek, Mazatek, Chorotega, Farask dilleri konuşulur.

Siyasi Hayat

1910’da diktatör Porfino Diaz’ın düşmesi ile Meksika’nın siyasi, ekonomik ve sosyal hayatında değişiklikler olmuştur. Bir halk ayaklanması ve yaygın kargaşa ortasında 1917 Anayasası hazırlanmıştır. Anayasa milliyetçilik prensiplerini, sosyal adaleti, siyasi liberalizmi din ve ırk hürriyetlerini ortaya koymuştur. Anayasa’ya göre; devlet başkanı ikinci kez seçilemez, kiliseyle devlet birbirinden ayrılmıştır, eğitim mecburidir. Kuvvetler ayrılığı prensibi geçerlidir. Yani yasama, yürütme ve yargı organları birbirinden bağımsızdır. Fakat uygulamada siyasi güç, büyük yetkilere sahip başkanın elinde toplanmıştır. Altı yıllık bir süreden sonra tekrar seçilememesine rağmen, meclise hükmeder ve kendisinden sonra geleni fiilen seçer. Siyasi faaliyetler halka yakın gözükmekle birlikte, halk gerçekte Meksika siyasi hayatına pek az iştirak eder. Toplumu; büyük iş sahipleriyle orta sınıf şehirli işçiler ve köylüleri temsil eden teşkilatlanmış çıkar grupları temsil eder. Bunların bir sonucu olarak Meksika’nın rejimi bazıları tarafından, bürokratik-otoriter ve halkçı-birleştirici olarak kabul edilir.

Meksika siyasi hayatının çarpıcı bir unsuru Kurucu İhtilalci Partidir (Partido Revulicianasio Institocional veya PRI). PRI hemen hemen bütün seçimleri kazanır ve düzenli olarak başkanlık ve kongre seçimlerinde oyların % 90’ından fazlasını alır.

Kongre, Millet Meclisi ve Senato’dan müteşekkildir. Her milletvekili, özel temsil hakkı tanınmış azınlık partileri tarafından seçilenler hariç, bir seçim bölgesinden oy sahipleri tarafından seçilir. Her eyaletteki oy sahipleri kendilerini temsil etmek üzere iki senatör seçer. Başkandan farklı olarak Parlamenterler peş peşe seçilmeyip, aralıklarla defalarca seçilebilir. Toplam oyun % 2,5’ini kazanan herhangi bir parti Millet Meclisinde beş sandalye elde eder, sonraki her % 0,5’lik artı oy için bir sandalye kazanır.

Eyaletler, kuruluş ve uygulama bakımından zayıftır. Bunların görevi federal hükümetin programlarını yürütmekle sınırlıdır.

1917 Anayasası belediyelerin hür ve bağımsız olduğu prensibini ortaya koymuştur. Fakat bunlar uygulamada büyük ölçüde federal hükümete bağlıdır.

Ekonomi

Meksika’nın nüfus artışı, ülke ekonomisine büyük ölçüde tesir eder, her yıl yaklaşık 800.000 kişilik net iş gücü artışı vardır. Bunlara iş temin edilmesi gerektiğinden büyük bir mesele ortaya çıkar.

Meksika’da gelir dağılımında büyük eşitsizlik vardır. Sanayi işçileri, tarım işçilerine nazaran beş misli fazla gelire sahiptir. Bu büyük fark, mamul tüketim maddelerinin iç piyasada yaygın olarak satılmasını geciktirmektedir.

Meksika sanayisi büyük ölçüde ülkenin yeraltı zenginliklerini işlemeye dayanır. Çelik, sanayi sektöründe önemli bir rol oynar. Yıllık çelik üretimi beş milyon tonun üstündedir. Çelik, uzun zamandan beri öncelikle Kuzey Meksika’da (Monclova ve Montorkrey) üretilmektedir. Veracruz’da, Ciuda Lazaro Carden’da yeni çelik fabrikaları açılmıştır. Kömür üretimi yetersiz olup, 11.000.000 ton civarındadır. Yeni bulunan petrol yatakları (Poza Rica, Panuco, Veracruz’un kuzeyi) ile petrol üretimi yılda 910.137.000 varile çıkmıştır. Tabii gaz ve petrol iç ihtiyaçlara cevap verir ve çoğu sanayi tesislerinin temelini teşkil eder (Tampico, Poza Rica, Mexico City’de petrol rafinerileri). Meksika, gümüş üretiminde (2400 ton) Kanada’dan sonra dünyada ikincidir. Flor, baryum oksit ve tuz, ABD’ye ihraç edilir. Sodyum güçlü bir selüloz sanayiine imkan verir. Bu sanayi bilhassa Mexico City’de Veracruz’da, Colima’da ve Chihvahua’da gelişmiştir. Ülkede kimyevi gübre sanayii de gelişmiştir. Çimento, kauçuk otomobil sanayileri de önemlidir.

1910 ihtilalinden önce köylü ailelerin % 95’inin toprağı olmadığı tahmin edilmektedir. Bu ihtilalin getirdiği tarım reformuyla köylüye toprak dağıtılmıştır. 1910’dan beri önceden toprağı olmayan üç milyon tarım işçisi 90 milyon hektarlık toprak sahibi olmuştur. Tarım sektöründeki üretim artışı, nüfus artışını karşılayacak seviyede değildir. İç piyasadaki talep, dayanıklı mallar, tahıl (buğday ve mısır) süt tozu, yağ tohumları ithal edilerek karşılanmaktadır. Pamuk, şeker, sebze, meyve, taze süt, iç tüketime ayrılmıştır.

Mısır, Meksika’nın her tarafında yetiştirilir. Ülke topraklarının ekime elverişli olan kısmının yaklaşık yarısı bu bitkiye ayrılmıştır. Fasulye, en çok ekilen ikinci bitkidir. Diğer bitkiler sınırlı miktardaki topraklarda yetiştirilir. 800.000 hektardan fazla bir arazide, bilhassa kuzeybatının sulanan vadilerinde ve Merkezi Bajio bölgesinde buğday ekilir. Süpürge darısı (sorghum) üretimi artırılmaktadır. Kış sebzeleri bilhassa kuzeybatıdaki Sinalova eyaletinde yetiştirilir. Tropikal bitkiler kıyı bölgelerinde ve güneyde yetişir.

Meksika’da ithalat ve ihracat dengesizdir. Ticaret açığı, çok fazladır. En çok mamül maddeler ithal edilir. Tarım ürünleri (bilhassa sığır, kahve kış sebzeleri) ihraç mallarının % 25’ini teşkil eder. Meksika’nın en büyük müşterisi ABD olup, ihraç mallarının % 63’ü bu ülkeye gider. İthalatın büyük çoğunluğu da bu ülkeden yapılır. Turizm ülkeye her yıl bir milyar dolarlık gelir sağlamaktadır. Ayrıca artan iş gücüne, iş sahaları temin edilmektedir.

Ulaşım: Meksika 26.000 km’lik demiryolu ağına sahiptir. Karayollarının uzunluğu 235.431 km’ye ulaşır. Karayollarının % 45’i asfalt kaplanmıştır. Meksika Körfezi kıyısındaki Veracruz ve Pasifik kıyısındaki Acapulco, Meksika’nın eski deniz limanlarıdır. Diğer büyük limanlar, körfez kıyısındaki Tampico ve Pasifik kıyısındaki Mazotlan, Manzanillo ve Cindada Lazero Cardenas’tır.

Ülkede hava ulaşımı çok yaygındır. Birçok şehirlerinde havaalanı olup, sayısı 78’i bulmaktadır.

Tagged :

Mauritius

DEVLETİN ADI: Mauritius Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Port-Louis
NÜFUSU: 1.081.000
YÜZÖLÇÜMÜ: 2.045 km2
RESMİ DİLİ: İngilizce
DİNİ: Hinduizm, Hıristiyanlık, İslamiyet
PARA BİRİMİ: Rupi

Hint Okyanusundaki Mauritius Adası ve yakınındaki üç küçük adalar grubu üzerinde yer alan küçük bir devlet. Esas ada Madagaskar’ın 800 km doğusundadır, nüfusun % 97’sini, ülke topraklarının % 93’ünü ihtiva eder.

Tarihi

Mauritius, başlangıçta üzerinde kimsenin yaşamadığı bir ada idi. Adanın bütün halkı on altıncı yüzyıldan sonra buraya göçenlerin soyundan gelmektedir. Adanın Ortaçağ’da Arap ve Malezyalı denizciler tarafından bilindiği tahmin edilmektedir. Adaya ilk gelen Avrupalılar, on altıncı yüzyılda Portekizliler olmuştur. Hollandalılar 1598 ve 1710 yılları arasında adayı sömürge haline getirmeye çalıştılar. Ada, 1715’te Fransa’nın eline geçti ve 1810’a kadar Fransız sömürgesi olarak kaldı. 1810’da İngilizler adayı ele geçirdi, 1814 Paris Antlaşmasıyla ada resmen İngilizlere kaldı. 1833’te köleliğin kaldırılmasıyla, İngiltere Hindistan’dan köle yerine işçiler getirdi. 1837 ve 1907 yılları arasında adaya yaklaşık olarak 450.000 Hindli yerleşti. İkinci Dünya Savaşından sonra, Hinduları temsil eden İşçi Partisi, tek başına veya koalisyonlar halinde iktidara geldi. 1961’de İngiltere Mauritius’a bağımsızlık vermeyi kabul etti. 1967’deki genel seçim sonunda Hinduların ve Müslümanların partileri koalisyon halinde iktidara geldi ve 12 Mart 1968’de Mauritius’un bağımsızlığı ilan edildi. 1991’e kadar İngiliz Milletler Topluluğunun bir üyesi olarak kaldı. Eylül 1991 seçimleri sonunda ülkede Cumhuriyet ilan edildi. 1992 Martında Maurihus’un İngiliz Milletler Topluluğu içindeki statüsü değişti. Haziran 1992’de Cassam Uteem meclis tarafından Cumhurbaşkanı seçildi.

Fiziki Yapı

Oval şekilde görünüşü olan Mauritius Adası, volkanik bir yapıya sahiptir. Güney kıyısı hariç bütün kıyıları sığ kayalıklar ve mercanlarla çevrilidir. 61 km uzunluk ve 46 km genişliğe sahip olan Mauritius, yakınındaki adacıklarla birlikte 1865 m’lik bir araziye sahiptir. Ova halindeki kuzey bölgesini, yüksekliği 670 metreye ulaşan orta kesimdeki yayla takip eder. Yayla üzerindeki birçok dağ silsileleri ve tek tek tepeler 900 m’nin altında bir yüksekliğe erişir.

Mauritius Adasının 560 km doğusundaki Rodrigues ve bunun yanındaki adacıkların toplam 119 km2lik bir yüzölçümü vardır. İki alçak Agelega Adaları Mauritius’un 930 km kuzeyinde bulunmakta olup, toplam olarak 27 km2lik bir alana sahiptir.

İklim

Adada yarı tropikal bir iklim hüküm sürer. Sıcaklık ortalaması kıyıda 23°C, yaylada 19°C’dir. Kasım ayından Nisan’a kadar, güneydoğu alizeleri dağlara ve yaylaya bol yağmur getirir. Bazı yamaçlar yılda 5000 mm’lik yağış alırken, dağların rüzgar almayan taraflarındaki kıyı arazileri ancak 900 mm’lik bir yağış alır. Arasıra esen kuvvetli kasırgalar adada büyük ölçüde tahribat yapar.

Tabii Kaynaklar

Bir zamanlar Mauritius Adasını kaplayan kesif ormanların pek azı kalmıştır. Adanın % 40’ı çorak arazilerden, fundalıklardan, çam ağaçlarından, öd ağaçlı ve akasyalı çayırlardan ibarettir. Ada topraklarının % 50’si ekili olup, geri kalan % 10’u insanların yerleşmesine ve yollara tahsis edilmiştir. Agalega Adaları, hindistancevizi ağaçları ile kaplıdır. On altıncı yüzyıldan itibaren, adanın ilk bitki örtüsünün ve hayvanlarının yerini yeni sokulan türler almıştır. Adanın değerli madeni yoktur.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Yüzölçümüne oranla dünyanın en kalabalık ülkelerden biri olan Mauritius’ta km2ye 444 kişi düşer ve aşırı nüfus artışı devlet için önemli bir mesele teşkil eder. Mauritius Adasında yoğunluk daha da fazla olup, km2ye düşen kişi sayısı 483’ü aşar.

Adada beş esas nüfus grubu vardır: Nüfusun yaklaşık % 69’unu Hindistan’dan göç edenlerin neslinden gelenler teşkil eder. Bunlar Hindular (Nüfusun % 53’ü) ve Müslümanlar (Nüfusun % 16’sı) olmak üzere iki gruba ayrılır. Afrikalı-Avrupalı, Afrikalı-Asyalı karışımından meydana gelen melezler % 27 civarındaki Çin asıllılar nüfusun % 3’ünü ve Fransız asıllılar nüfusun ancak % 1’ini temsil eder.

İngilizce ülkenin resmi dilidir. Fakat çok küçük azınlığın ana dilidir. Fransızca, Fransız asıllılar ve melezler tarafından konuşulur. Afrika dillerinden bazılarının sokulması ile basitleştirilmiş bir Fransızca olan melezlerin dili, yaygın bir şekilde müşterek anlaşma lisanı olarak kullanılır. Diğer önemli diller Hindlilerin konuştuğu Hindce, Müslümanlarca konuşulan Urdu dili, Çinlilerce konuşulan Çincedir.

Mauritius Adasında en yaygın din Hinduizmdir. Bundan sonra Hıristiyanlık ve İslamiyet gelir.

Nüfusun yaklaşık % 44’ü şehirlerde yaşar. Kuzeybatı kıyısındaki Port-Louis 150.000’lik nüfusu ile ülkenin başşehri, en büyük şehir ve limanıdır. Başlıca diğer şehir merkezleri yüksek arazilerde yer alır.

Ülkede çocukların ilkokul tahsili mecburidir. % 61 olan okur-yazar oranı sürekli artmaktadır. 1967’de Mauritius Üniversitesi açılmıştır.

Siyasi Hayat

Mauritius, başbakan tarafından yönetilen tek meclisli parlamenter bir hükumet şekline sahiptir. Meclis üyelerinin çoğu genel seçimle seçilir. Fakat az bir kısmı, en azından ülkenin bütün büyük gruplarını temsil edecek şekilde özel bir komite tarafından seçilir. Kanuni sistemde model olarak Fransa’yı almıştır.

Mauritius, dış münasebetlerde bloksuzluk siyaseti takip eder. Ülke kısmen ABD, BDT ve Çin ile ilişki kurarken, Avrupa Ekonomik Topluluğu ile sıkı bağları devam ettirmektedir. Mauritius bağımsızlığından kısa bir süre sonra Birleşmiş Milletlere üye olmuştur.

Ekonomi

Mauritius da değerlendirilebilir maden yoktur ve pek az işlenebilir toprak vardır. Topraklar fosfat bakımından fakirdir. Bununla beraber, bol yağış ve gübre kullanılan arazi, şekerkamışı üretimine imkan verir. Ada topraklarının yarısı ekilidir. Şeker üretimi oldukça yüksek olup, ülkenin temel sanayi ürününü teşkil eder. Üstelik, ülke kararlı fiyatlarla Avrupa Ekonomik Topluluğunda (AET) mukaveleyle garantili pazara sahiptir. İşlenen toprakların % 90’ında şekerkamışı yetiştirilir. Bu bitkinin yetişmesine elverişli olmayan topraklarda, çay ve tütün yetiştirilmektedir. Bahçe arazileri ve çiftlik hayvanları iç tüketim için yiyecek sağlar. Fakat toprakların büyük kısmı ihraç bitkilerine tahsis edildiğinden. Mauritius temel gıda maddesi olan pirinci ithal etmek zorunda kalmaktadır.

Hükumet ekonomiyi güçlendirmek ve yeni iş imkanları açmak için yabancıları sanayi tesisleri kurmaya teşvik etmektedir. Ülke yolları dar ve virajlıdır. Fakat şehir merkezleri arasında otobüs hizmeti vardır. Port-Louis de gemi tamir atölyeleri mevcuttur ve liman tesisleri geliştirilmektedir. Havayolları Mauritius’u Avrupa’ya, Afrika’ya, Hindistan’a ve Avustralya’ya bağlar.

Tagged :