Libya

DEVLETİN ADI: Libya Arap Halk Sosyalist Cemahiriyesi
BAŞŞEHRİ: Trablus
NÜFUSU: 4.447.000
YÜZÖLÇÜMÜ: 1.759.540 km2
RESMİ DİLİ: Arapça
DİNİ: İslam
PARA BİRİMİ: Libya Dinarı

Afrika kıtasının, kuzeyinde Akdeniz kıyısında yer alan bir ülke. 32°-20° kuzey enlemleri ile 10°-25° doğu boylamları arasında kalır. KuzeydeAkdeniz, doğuda Mısır, güneydoğuda Sudan güneyde Nijer ve Çad, batıda ise Cezayir ve Tunus’la çevrilidir.

Tarihi

Libya’nın bilinen ilk tarihi, ülkede mevcut mağara, harabe ve eski eserler üzerinde yapılan araştırmalara göre, M.Ö. 400 yıllarında yaşamış olan Berberilerle başlar. Eski Yunanlılar Libya’nın en eski yerlileri olarak bilinen Berberilere, “Lebular” ve ülkeye de “Lebu” diyorlardı. Zamanla bu kelime, “Libya” şeklinde söylenmiştir. Berberiler, uzun müddet Fenikelilerin istilasında kalmışlardır. Libya, bundan sonra birçok milletlerin istilasına uğradı ve pekçok medeniyetlerin tesirinde kaldı. Libya’yı önce Kartacalılar, sonra Romalılar idareleri altına aldılar. Romalılar buraya “Afrika” adını verdiler. Bu isim yıllar sonra bütün kıta için söylenir oldu. Libya, bunlardan sonra 642 yılına kadar Vandallar ve Bizanslıların istilasında kaldı.

Mekke’de doğan İslam güneşi, 642 yılında Libya’yı aydınlatarak, Afrika karanlığını ve Bizans zulmünü ortadan kaldırdı. Emevi orduları bölgeyi bunlardan temizleyerek, İslam dininin buralarda yayılmasına sebeb oldu. Emevilerden sonra kurulan Abbasi Devletinin meşhur halifesi Harun Reşid zamanında, Libya’ya “Ifrikiye” adı verildi ve devlete bağlı valilerce idare edildi. Uzun yıllar Abbasi hakimiyetinde kaldıktan sonra, 910 yılında Fatimilerin işgaline uğradı. Kısa bir müddet sonra, önce Eyyubi Devletine daha sonra Memluklere bağlandı. Libya 1551 yılına kadar Memluk sultanlarının idaresi altında kaldı. Aynı yıllar, Osmanlı Devletinin Asya, Avrupa ve Afrika’da fetihler yaparak zaferden zafere koştuğu yükselme dönemidir.

Bir zamanlar İspanya ve Malta şövalyelerinin elinde inleyen Trablus, 1551 yılında, meşhur Kaptan-ı derya Turgut Reis tarafından fethedilmiş ve Libya, Osmanlı Devletine bağlanmıştı. Libya, 400 yıl Osmanlı adaleti ve idaresi altında huzur ve refah içinde yaşadı. Osmanlı Devletine bağlı ayrı bir il idi. Osmanlı padişahının tayin ettiği valilerce idare edilir ve her yıl devlete vergi verirdi. Fakat Osmanlı Devletinin son zamanlarında iş başına geçen İttihat ve Terakki Partisinin beceriksizlikleri, üç kıtaya yayılmış büyük Osmanlı topraklarının elden çıkmasına sebep olduğu gibi, Libya da aynı akıbete uğradı. İttihat ve Terakkicilerin tecrübesiz ve bilgisiz idareleri sırasında Libya’ya gerekli önem verilmedi. Dünyanın içinde bulunduğu siyasi buhranlar Afrika’da da kendisini göstermiş ve İtalyanlar, Libya’ya saldırmışlardır. Bundan sonra Libya, diğer Afrika ülkeleri gibi Avrupalı milletlerin mücadele alanı olmuştur. Nihayet 1911 yılında Ouchy Antlaşması ile ülke, İtalyanların eline geçti. Bu tarihten itibaren 1951 yılına kadar devam eden kargaşalıklar dönemine girdi.

Libya’daki mevcut azınlıkların liderleri olan Ahmed eş-Şerif, M.İdris ve M.İbn Ali el-Sanusi gibi emirler, Avrupalılara karşı isyanları başlattılar. Ülke içinde İtalyanlarla şiddetli çarpışmalar oldu. İtalyanlar birçok katliamlar yaptılar. Nihayet müttefiklerin yardımı ile 1951 yılında yabancıların idaresi son bularak Libya Krallığı kuruldu. 1953 yılında Arap Birliğine ve 1955 yılında da BM’ye üye oldu. Libya, 1963 yılında on yönetim bölgesine ayrıldı. Krallık, 1969’da meşruti krallık haline getirildi. Fakat çok geçmeden iki yıl sonra ordu içindeki genç subaylar grubu ihtilal hazırlığına girdiler. O sıralarda Türkiye’yi ziyaret etmekte olan Kral İdris devrildi. İhtilal sırasında yüzbaşı rütbesiyle Silahlı Kuvvetler Komutanı olan Kaddafi, ihtilalden sonra, önce başbakan ve sonra da devlet başkanı oldu. Muammer Kaddafi, ülke yönetimini ele geçirdikten sonra “ihtilal lideri” olarak Libya’yı yeni bir düzen içine soktu. Arab-İsrail Harbi neticesi parçalanan Arab Birliği yerine Mısır ve onun yanında yer alan Arap ülkelerine karşı, Red Cephesini kurdu. Rusya ile yakın ilişkiler içerisine girerek politikasını Moskova’ya paralel bir tarzda yürüttü. Kendisinin yazdığı ve sosyalist fikirlerini ihtiva eden Yeşil Kitab istikametinde bir Arap Birliği düşüncesine kapıldı. Mısır ile birleşme çabası boşa çıkınca Suriye ile birleşme kararı aldı.

1980’de, bir uranyum kaynağı olan Çad ile resmi olarak birleşti. Son olarak Tunus ile birleşmeye teşebbüs edildiyse de, Mısır birleşmesi gibi başarısızlığa uğradı ve birçok karışıklıklar ortaya çıktı. Libya’daki ABD ve İngiltere’ye ait üsler kapatıldı. ABD ile karşılıklı ticari misillemelerin ve Akdeniz’deki askeri sürtüşmelerin arkasından ABD uçakları Trablusgarb ve Bingazi’yi bombaladı. Bu saldırı Kaddafi’nin ülke içindeki yerini yeniden güçlendirdi (1986). Libya’nın Mısır, Uganda ve Çad’ın içişlerine karışmaya kalkışması üzerine, bu ülkelerde birçok silahlı çatışma meydana geldi. Çad’a gönderilen Libya kuvvetleri mağlup olarak geri döndü. Kaddafi, Castro politikasını Afrika kıtasında benzeri bir şekilde tatbik ederek Libya’daki birçok müesseseleri devletleştirmiş ve hür dünya ülkeleri ile olan ilişkilerini gerginleştirmiştir. 1986’dan itibaren Amerika’nın Petrol ve havacılık sektörlerine uyguladığı ambargo, büyük ekonomik sıkıntıya yol açtı. 1990 yılında Kaddafi, Amerika ile ilişkilerini geliştirmeye başladı.

Fiziki Yapı

Yüzölçümü 1.759.540 km2ye ulaşmaktadır. Toprak bakımından Afrika’nın dördüncü büyük ülkesidir. Bu geniş toprakların hemen hemen % 95’i çöl veya kurak arazidir. Kuzeyde Akdeniz ve güneyde Ekvator Afrikası arasında bir kum denizine benzeyen Büyük Sahra Çölünün, yaklaşık 1300 km uzunluğundaki büyük bir bölümü, Libya topraklarının tamamına yakın kısmını meydana getirir.

Libya’nın, Tunus ve Mısır arasında bulunan Akdeniz kıyılarının uzunluğu, yaklaşık 1912 km’dir. Kıyıdan itibaren gittikçe yükselen Libya toprakları, umumiyetle yüksek yayla görünümünde olup, başlıca üç büyük bölgeye ayrılır; Bunlar Fizan, Trablus ve Sirenaik bölgeleridir.

Akdenize bir kavis şeklinde girmiş olan Sirenaik bölgesi, düz girintisiz çıkıntısız olan kıyılardan itibaren yükselmeye başlar. Kıyıya paralel uzanan Yeşil Dağı (Cebel-ül-Ahdar) buradaki mevcut yaylanın en yüksek yeri olup, yaklaşık 880 m yüksekliğindedir. Kuzeydoğudaki bu yüksek yayla, güneydeLibya Çölüne doğru alçalmaya başlar.

Sidra Körfezinin batısında yeralan ve ortalama 650 m yüksekliğinde olan Trablus bölgesi, irili ufaklı vahalara sahip olup, verimli topraklarla kaplıdır. Bu bölgenin en yüksek yeri olan Nefusa Dağı, bölgeyi kuzey rüzgarlarına karşı örter.

Libya topraklarının büyük bir bölümünü meydana getiren ve Kuzey Afrika’yı hemen hemen kaplamış olan Büyük Sahra Çölü ıssızdır. Sahra Çölünde iklim de çok farklılık gösterir. Bazı yerlerine on yıl boyunca hiç yağmur yağmaz.

İklim

Libya iklimi yükseklik ve denize yakınlık bakımından çeşitlilik arz eder. Fakat genel olarak ülke, çöl ikliminin tesiri altındadır. Yazları oldukça sıcak ve kurak, kışları çoğunlukla ılık ve az yağışlı geçer. Bu yağışlar, birkaç haftayı bulmaz. Bahar aylarında güneyden esen Ghibli rüzgarı, Sahranın kavurucu sıcaklığını kuzeye doğru taşır.

Kıyı bölgelerde Akdeniz iklimi ve kıyıya yakın ve paralel uzanan yaylalarda yüksek ova iklimi hüküm sürer. Libya’da genel olarak yıllık sıcaklık ortalaması kışın 15°C ve yazın 38°C civarındadır. Bugüne kadar en fazla (rekor seviyede) sıcaklık, 1922 yılında Aziziye bölgesinde 58°C olmuştur. Yıllık yağış ortalaması Trablus’ta 400 mm, Sirenaik’de 500 mm’dir.

Kuzey yükseltiler, çoğunlukla üzüm bağları ve meyve bahçeleri ile kaplı iken, güney bölgelerde koruluklar bodur çalılar ve otlara rastlanır. Daha güneyde ise bu bitki örtüsü de bulunmaz ve kavurucu sıcaklığın getirdiği yarı yarıya çatlamış çöl toprakları mevcuttur. Trablus bölgesi, tarım ürünleri bakımından en fazla verimin alındığı vahalara sahiptir. Kıyı ile Nefusa Dağı arasında yer alan Gefera Ovası umumiyetle ağaçlık bölge olup, verimli topraklara sahiptir. Çöllerin bol olduğu Fizan bölgesinde ise yer yer görülen vahalar sadece hurma ağacı yetiştirilmesine imkan verir.

Tabii Kaynaklar

Libya, yer itibariyle Akdeniz kıyısına yakın olmakla beraber, Afrika kıtasının özelliklerini üzerinde taşıyan bir ülkedir. Kıyı bölgeleri hariç, ülkenin % 95’i çöl veya kurak topraklardan meydana gelir. Büyük SahraÇölünün ülkeye çok tesiri vardır. Çölün % 20’lik bölümü saf kumdur, diğer bölgeleri ve özellikle Libya topraklarında kalan kısımları, çıplak iri kayalıklardan meydana gelmiştir.

Trablus ve Sirenaik bölgelerinde yer yer yeşil sahalar mevcutsa da, güneydeFizan bölgesinde vahaların bulunduğu bölgeler hariç, sadece çölün kurak ve yarı çatlak toprakları yer alır. Vahalar civarındaki ağaçlıklar dışında ülkenin önemli bir orman zenginliği yoktur.

Kıyı bölgeler nisbeten sulak olup, Akdeniz ikliminin tesirinde kalan muhitlerde zeytinliklere ve ardıç, zakkum gibi nadiren yetişen ağaç topluluklarına rastlanır. Maden bakımından fazla zengin olmayan Libya’nın en önemli gelir kaynağı, petroldür. Mevcut petrol yatakları ülke ihtiyacını karşıladığı gibi önemli ihraç kaynağı durumundadır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Libya nüfusu 4.447.000 olup, bunun büyük çoğunluğu kuzeybatı bölgesi ve özellikle Trablus civarında yaşamaktadır. Ülke topraklarının çok geniş olması ve ayrıca büyük bir bölümünün hayat şartları için müsait olmaması sebebiyle nüfus yoğunluğu çok düşük olup, ancak kilometrekareye bir veya iki kişi düşmektedir. Bu rakam Trablus bölgesinde biraz artarak beş kişiye ulaşır.

Nüfusun büyük bir bölümü Arap veya Araplaşmış Berberilerden meydana gelir. Trablus, Bingazi, Derne, Zuara, Homs, Misurata ve Beyda nüfusun en kalabalık olduğu başlıca büyük şehirlerdir. Şehirlerden başka, ülkenin özellikle batı kesiminde yer alan vahalardaki insanlar, daima çölün getirdiği birtakım zorluklarla karşı karşıyadırlar. Bunlardan iç bölgelerde bulunan Sebha, Murzuh, Cufra, Derg ve Gadames vahaları nisbeten kalabalıktır. Buradaki insanlar çoğunlukla sepet örme, deve yetiştiriciliği ve deri dabağlamacılığı işleriyle uğraşırlar. Nüfusun sadece % 5’i hemen hemen tamamen çöl olan Fizan bölgesinde yaşar.

Resmi dil Arapça olup, halkın tamamı tarafından konuşulur. Ayrıca Berberice, Tebuca ve Sudani dillerine de çok az olmak üzere rastlanmaktadır.

Libya halkının çoğunluğu Sünnidir. Pek az olmakla birlikte Vehhabilik ve mezhepsizlik de taraftar bulmuştur.

Libya’da eğitim ve öğretim seviyesi düşük olup, halkın yaklaşık % 50’si okur-yazardır. 1940-1943 yılları arasında ülkedeki bütün okullar İtalyanlarca kapatılmıştı. Daha sonra yavaş yavaş okullar açılmaya başlandı ve dışardan öğretmenler getirildi. Devlet, ülkenin en önemli gelir kaynağı olan petrol karlarını bu alanda harcamaya hız verdi. 1956 yılında ilk üniversite (Libya Üniversitesi) açıldı. 1960 yılından sonra okulların sayısı artırıldı. 6-12 yaş grubuna öğretim mecburiyeti getirildi. Berda’daki İslam Üniversitesi, ülkenin ikinci büyük üniversitesidir. Ayrıca ülkede tarım endüstrileri, teknik ve meslek okulları mevcuttur. Devlet okullarında ihtilalden sonra eğitim ve öğretim, sosyalist felsefe esaslarına göre yürütülmektedir. Libya’da basın ve yayın, devlet kontrolündedir. Günlük olarak yayın yapan 7 özel gazete devletleştirilmiştir. Sağlık hizmetleri de devlet kontrolündedir.

Libya, uzun yıllar Osmanlı idaresi ve Türk-İslam kültürü altında kalmıştır. Bundan başka Birinci Dünya Harbinin cereyan ettiği cephelerden biridir. Dolayısıyla tarihi mirası, Libya’ya turizm açısından önemli bir gelir kaynağı teşkil etmektedir.

Siyasi Hayat

Önceleri meşruti krallıkla yönetilmiş olan Libya, 1960 ihtilalinden sonra cumhuriyet rejimine dönmüştür. Her ne kadar halihazır idare şekli İslam cumhuriyeti ise de, bütün güç “İhtilal Konseyi”nin ve onun ihtilal lideri Muammer Kaddafi’nin elindedir. Bir yandan sosyalizm prensiplerini uygulayarak, diğer yandan da mevcut Müslüman potansiyeli kullanarak, Arap dünyasının ve İslam camiasının lideri olma arzusunda olduğu için, idari tarzı birtakım tezatlar arz eder. Libya’nın, askeri cunta idaresinde, bir devlet başkanı, bir başbakanı ve bakanlar kurulu mevcuttur. Devlet başkanı Kaddafi, aynı zamanda İhtilal Komuta Konseyi Başkanıdır. Ülkeyi her bakımdan kontrolünde bulunduran İhtilal Komuta Konseyi, başbakan ve bakanlar kurulunu tayin etmektedir. Bu tayinler devlet başkanınca onaylanmaktadır.

Libya, 10.9.1980 tarihinde, Suriye ile birleştiğini açıklamıştı. Ortak bir hükumet ve ortak bir devrim kongresinin kurulacağına dair bildiri yayınlandı. Fakat bu birleşme fiilen gerçekleşmedi. Aynı olay Mısır ile de tekrarlanmış ve bir netice alınamadığı gibi aksine ülkeleri birbiriyle çatışma safhasına getirecek derecede, dostluk münasebetleri bozulmuştu.

İdari olarak on ayrı bölgeye ayrılmış olan Libya, askeri kontrol altında merkezi bir cumhuriyet olup, 1969’dan bu yana “sosyalizm” ve “üçüncü evrensel teori” fikirleriyle dolu Yeşil Kitap istikametinde yönetilmektedir. Libya’nın yeni adı “Libya Arap Halk Sosyalist Cemahiriyesi” olarak değiştirilmiş ve “hükumet ve devlet”yerine “Büyük Halk Kongresi” kurulmuştur. Buna göre Halk Kongresinin beş kişilik “Sekreterya”sının birinci sekreteri, Devlet Başkanıdır.

Kaddafi, tıpkı Castro gibi Moskova taraftarı bir politika takip etmiş, yeni bir fikir sistemi kurma çabasına girmiştir. Uyguladığı bu politika, Libya’yı komşuları, diğer Afrika ülkeleri ve hür dünya ülkeleri ile çeşitli sürtüşmelere getirmiştir. Bir İslam Cumhuriyeti olmak iddiasını taşımasına rağmen, devlet idaresinde İslam dininin temel esaslarını reddederek, İslamla ilgisini sadece isim seviyesinde tutmuştur.

Ekonomi

Önceleri son derece bozuk olan ekonomik denge, petrol yataklarının bulunması sayesinde normale döndü. Bugünkü durum itibari ile ekonominin yardımcı unsurlarını tarım ve hayvancılık teşkil ediyorsa da, asıl ana gelir, petrol ve petrol ürünlerindendir. Son yıllardaki petrol ihracatının önemli ölçüde artışı, Libya’yı dünyaya tanıtmış ve dünyada petrol ihraç eden ülkelerin altıncısı durumuna getirmiştir. Petrolden başka diğer önemli gelir kaynağı tabii gazdır. Fakat bundan elde edilen gelir, petrol, gelirinin ancak yarısına ulaşabilmektedir. Libya’nın yılda 120.000.000 ton olan petrol üretimi ve yan ürünleri, ona Avrupa’daki iş hayatına katılma fırsatı vermiştir. Mesela Libya Arap Bankası, İtalyan Fiat Şirketinin en büyük hissedarlarından biri durumuna gelmiştir. Fakat bütün bunlara rağmen Libya dış borçlardan kurtulamamıştır. Dış borçların yanısıra Libya’nın politik açıdan yaptığı aşırı masraflar ve ABD ile İngiltere’ye olan gerginliği, ekonomisini tehdit etmektedir. İngiltere’yi bölgeden uzak tutabilmek için Malta’ya yaptığı askeri ve mali yardımlar, siyasi rejimini yerleştirmek maksadıyla Çad ve Sudan’a yaptığı müdahaleler ekonomisini önemli ölçüde sarsmıştır.

Libya’nın dış ticaretinin % 98’ini petrol, petrol ürünleri ve tabii gaz meydana getirir. Ayrıca deri ve post, yerfıstığı, zeytinyağı, hurma, tütün, selüloz, badem ve çeşitli cins meyveler ve turunçgiller, diğer ihracat ürünleridir.

Balıkçılık diğer bir gelir kaynağı olup, özellikle ton balığı avlanır. Hayvancılık deve, sığır, merkep, at, koyun ve keçi yetiştirmekten ibaret olup et, deri, yün ihracatı açısından önemli bir gelir kaynağıdır.

El sanatları ve dokuma endüstrisi yanısıra sigara, deri ve zeytinyağı sanayi kolları ve inşaat sektörü gelişmiştir. Özellikle inşaat yapımı için dış ülkelerden işçi ve mühendis gelmektedir. Bu bakımdan Türkiye ile sıkı bir ekonomik bağ kurulmuştur. Libya, Türkiye’den başka Mısır, ABD, İngiltere ve Fransa ile ticari münasebetler kurmuş durumdadır.

Trablus, Bingazi, Sebha’daki modern havaalanları Libya’yı dünyanın mühim merkezlerine bağlar. Yurtiçi ulaşımını küçük jet uçakları (tayyareleri) sağlar. Havayolu ulaşımı, ülkenin büyük şehirlerini ve petrol merkezlerini birbirine bağlar ve en müsait ulaşım vasıtasıdır. 1964’ten itibaren karayolu sistemine ağırlık verilmeye başlandı. Ülkedeki karayolu uzunluğu 19.300 km’ye ulaşmış olup, yarısından fazlası asfalt kaplanmıştır. Ülkede hiç demiryolu yoktur.

Tagged :

Liberya

DEVLETİN ADI: Liberya Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Monrovia
NÜFUSU: 2.780.000
YÜZÖLÇÜMÜ: 99.067 km2
RESMİ DİLİ: İngilizce
DİNİ: Hıristiyanlık
PARA BİRİMİ: Liberya Doları

Afrika’nın batı kıyısında yer alan en eski zenci cumhuriyeti. Kuzeyde Sierra Leone ve Gine; doğuda Fildişi Kıyısı, güney ve batıda Atlas Okyanusu ile çevrilidir.

Tarihi

Liberya toprakları, 16. yüzyıldan itibaren Portekizliler tarafından keşfedilmiştir. Liberya’nın modern tarihi, 1821’de Amerika Birleşik Devletlerinden azad edilen kölelerle yüklü bir geminin, Monrovia’ya gelmesiyle başladı. 1847’de ülkeye yeni yerleşmiş olan zenciler, kendilerinin buraya gelmesini destekleyen Amerikan Sömürge Cemiyeti ile bağlarını kopararak, bir istiklal beyannamesini yayınladılar. Kabileler, bu Amerikan-Liberyalılarının 19. yüzyılın ikinci yarısında içeri doğru yayılmasına karşı koymaya çalıştı. Grebo ve Kru kabileleri, 20. yüzyıla kadar Amerikan-Liberyalılarına karşı direnmeye devam etti. En son büyük kabile ayaklanması, 1915’te vuku buldu. Liberya müttefikler safında İkinci Dünya Savaşına girdi. Savaş sonrası dönemde ABD ile karşılıklı savunma paktında olan Liberya, soğuk savaş meselelerinde batı taraftarı bir ülke oldu. Birleşmiş Milletler Teşkilatının kurulduğu sene, bu teşkilata üye oldu. 1960’da, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine seçilen ilk Afrika devleti oldu. 1963’te Afrika Birliği Teşkilatına kurucu bir üye olarak katıldı. 12 Nisan 1980’de, o zamana kadar Afrika’nın en istikrarlı ülkesi olarak bilinen Liberya’da Başçavuş Samuel K. Doe başkanlığındaki darbe ile yönetimi askeriye ele geçirdi. Darbede başkan öldürüldü. İşbaşına gelen 17 üyeli cunta hükumeti, anayasayı geçici olarak iptal etti. Askeri yönetimin hazırladığı Anayasa 1984 Temmuzunda kabul edilerek yürürlüğe girdi. 1985’te yapılan seçimleri, General rütbesi alan Doe, hile karıştırarak kazandı. Doe’nin yönetiminden dolayı çıkan iç karışıklıklar savaşa dönüştü. Başkan Samuel Doe Eylül 1990’da devrildi. Amos Sawyer başkanlığında bir geçici hükumet kuruldu. Çarpışan karşıt gruplar arasında ateşkes antlaşması imzalandı. Fakat buna rağmen yer yer küçük çapta çatışmalar devam etti. 1992’de toplanan konferans geçici başkanlığa tekrar Sawyer’i getirdi. Gruplar arasında görüşmeler devam etmektedir (1993).

Fiziki Yapı

Liberya 99.067 km2lik bir yüzölçümüne sahiptir. Ülke toprakları genel olarak iki coğrafi bölgeye ayrılır: Kıyı ovası ve üzerinden birçok nehirlerin geçtiği yayla. Kıyıdaki ova, içeriye doğru yaklaşık 50 km kadar uzanır. Sonra, tedrici olarak, deniz seviyesinden yüksekliği 250 metre olan bir yaylaya dönüşür. Moro, Lofa, St. Paul, St. Jhon ve Cess nehirleri, kıyıya paralel yapılacak bir yolculuğu zorlaştırırlar. Yayla bölgesi yüzeyi, Bomi Tepeleri ve Bong ve diğer dağlarla bölünmüştür. Yüksekliği 1850 m’ye ulaşan Nimba Dağı, Gine sınırı boyunca uzanır.

İklim

Kıyıda iklim, sıcak ve nemlidir. Senelik sıcaklık ortalaması 27°C’dir. Fakat, ocak ayında sahradan rüzgar estiğinde sıcaklık 10°C’ye kadar düşer. Nisan-ekim ayları arasında yağış miktarı 5000 mm’yi aşar. İç kesimde, kıyıya nazaran yağmurlu mevsim daha kısadır ve geceler daha soğuktur.

Tabii Kaynaklar

Liberya, 1950’den beri işletilen, zengin demir, maden yataklarına sahiptir. Demir madeni bakımından Afrika’da birinci durumdadır. Elmas ve altın da çıkarılır, fakat mevcut kurşun, manganez ve boksit yatakları pek işletilmemektedir. Ormanlar, bol miktarda bulunan, fakat az değerlendirilen abanoz, maun ve diğer değerli ağaçlarla doludur.
Bir zamanlar Liberya’da, vahşi hayvanlar bol miktarda bulunuyordu. Şimdi ise arasıra leoparlarla, timsahlara ve hatta fil sürülerine rastlanır. Ayrıca, çok kısa boylu su aygırları görmek de mümkündür. Taşlık arazi ve uyku hastalığı taşıyan gece sineği, hayvanlara zararlı olmakta ve bunların yetiştirilmesini zorlaştırmaktadır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Ülkenin nüfusu 2.780.000’dir. Bu nüfus, iki ana gruptan ibarettir. Kabile halkı ve ABD’den azad edilerek ülkeye gelip yerleşenlerin soyundan gelenler, yani Amerikan-Liberyalıları. Nüfusun % 5’ini meydana getiren Amerika-Liberyalıları, ülkedeki çoğu siyasi ve sosyal başkanlıkları elinde tutar. Bunlar kıyı şehirlerinde oturmakta olup, resmi dil olan İngilizceyi konuşurlar. Avrupai tarzda giyinirler ve çoğu Protestan ve Katoliktir.

Liberyalıların büyük çoğunluğu ise 16 kabile grubundan birine üyedir. Her kabilenin kendine has, dili, adeti ve dini vardır. En büyük gruplar, iç kesimde yaşayan Kpell ve öncelikle güney kıyısına yerleşmiş olan Bossa kabileleridir. Aralarındaki kin, kabileleri biribirine yanaştırmamakda bu ise bölünüp zayıflamalarına sebeb olmaktadır. Her kabilede, kendi bölgesinde bağımsızca asayişi düzenleyen, halkını savunan ve yolları, pazarları düzenleyen 12 veya daha fazla başkanlar bulunur. Kabile halkı, esas itibariyle küçük köylerde, orman içlerinde yaşar. Tarım yaparak, avlanarak ve bal ve diğer orman ürünleri, toplayarak geçinirler. Çoğu sıtma, verem, cüzzam ve tüberküloz gibi hastalıklara yakalanırlar. İç kesimde yeni yapılan yollar ve okullar kabile adetlerini değiştirmeye başlamış ve kabile halkına maden ve kauçuk işletmelerinde iş imkanı sağlamıştır.

Az sayıdaki Amerikalı, Avrupalı, ve Asyalılar üçüncü grubu meydana getirirler. Bunlar ülkede öğretmen, işadamı olarak bulunurlar. Sadece zenci soyundan gelenler Liberya vatandaşlığına geçebildiğinden, Liberya vatandaşı olamazlar. Liberya, Afrika’nın okuma-yazma oranı en düşük ülkelerinden biridir. Bütün okul çağındaki çocukların ancak % 10’u okula kayıtlıdır. Pek az Liberyalı, dış ülkede veya kendi memleketinde Liberya Üniversitesinde; Cuttington College’de ve Our Lady of Fatinma College’de üniversite seviyesinde tahsil görür.

Siyasi Hayat

1847’de yapılan Liberya anayasası, ABD’nin anayasasına benzer. Milli hükumetin yetkileri bir başkan, senato ve temsilciler meclisi ve anayasa mahkemesinden ibaret yasama organı arasında paylaşılmıştır. Başkan 8 yıllık süreyle seçilir ve dört yıllık sürelerle sınırsız sayıda tekrar seçilebilir. Senatörler, altı yıllık süreyle ve temsilciler dört yıllık süreyle seçilir. Anayasa mahkemesi ve daha alt seviyedeki mahkeme hakimleri, ömür boyu görev yapmak üzere seçilirler. Uygulamada, aile ve bölge bağları, hükumet dairelerine girebilmek için önemli faktörlerdir. 1877-1980 arasındaki her seçimi Trve Whig Party (gerçek Amerikan bağımsızlık savaşı taraftarı parti) kazanmıştır. 1980’de yönetimi bir darbe ile askeriye ele geçirmiştir. Cuntanın hazırladığı anayasa, 1984’te kabul edilmiştir. 1985’te yapılan seçimleri cunta başkanı Doe kazandı. 1990’da yapılan darbe sonunda, hükumet başkanlığına geçici olarak Sawyer getirildi.

Bütün yetkiler merkezi hükumette olmakla birlikte, devlet, ilçe ve eyaletlere bölünmüştür. Bütün ilçe ve eyaletlerdeki hükumet ve belediye görevlileri, başkan tarafından tayin edilir. Mahalli ünitelerin vergi koyma yetkisi yoktur. Bunlar, sadece Monrovia’daki merkezi hükumetin verdiği yetkileri uygularlar. Liberya, Birleşmiş Milletler Teşkilatına ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine üyedir.

Ekonomi

Liberya ekonomisi, tarıma ve ormancılığa dayanır. Ülkede iç tüketim için, pirinç, muz, manyok gibi bitkiler yetiştirilir. Hükumet, dünya pazarlarında satış için, kahve, kakao, hurma, turunçgiller ve kolacevizi gibi bitkilerin yetiştirilmesini teşvik etmektedir. Liberya’nın tarım ihracatındaki en değerli ürünü, dışarıya satılan mallar arasında demirden sonra ikinci sırayı alan, kauçuktur. Kauçuğun çoğu, toprağı Liberya hükumetinden kiralayan ABD firmaları tarafından büyük imtiyazlı bölgelerde yetiştirilir.

İkinci Dünya Savaşından sonra keşfedilen demir cevheri, hızlı ekonomik gelişmeyi sağlamakta, geliri yükseltmektedir. Bunun sayesinde karayolları, demiryolları ve hidroelektrik santralı kurulmuş, yatırım artmış ve eğitim kolaylaşmıştır. Liberya’da birkaç çeşit imalat tesisi vardır. Petrol rafinerisi, kauçuk işletmesi, balık konserve imalathanesi gibi. Liberya ekonomisi, en iyi müşterisi olan ve kendine mamul maddelerin çoğunu temin eden ABD’nin ekonomisine sıkı sıkıya bağlıdır. Bununla beraber, Avrupalıların ve Asyalıların ülkedeki yatırımları gün geçtikçe süratle artmaktadır.

Ülkede ulaşım, daha çok karayolu ile sağlanmaktadır. Ülkenin doğusundan batısına ulaşan 610 km’lik bir karayolu ile genelde maden taşımacılığında kullanılan 500 km’lik bir demiryolu vardır. Nonrivia’da her cins uçağın inebileceği bir havaalanı mevcuttur.

Tagged :

Letonya

DEVLETİN ADI: Letonya Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Riga
YÜZÖLÇÜMÜ: 64.500 km2
NÜFUSU: 2.750.000
RESMİ DİLİ: Letonca
DİNİ: Hıristiyanlık
PARA BİRİMİ: Letonya Rublesi

Baltık Denizi kıyısında yer alan bir Avrupa Devleti. Kuzeyinde Estonya, doğusunda Rusya Federasyonu, güneyinde Litvanya, batısında Baltık Denizi ile çevrilidir.

Tarihi

Bölgenin yerleşik halkı olan Letonlar M.Ö. 3000 yıllarında Baltık kıyısına gelip yerleştiler. Uzun yıllar ticaretle uğraşarak geçimlerini temin ettiler. Letonya diğer Baltık ülkeleri gibi M.S. 9. asırda Vikinglerin istilasına uğradı. Germenler 1198-1290 yılları arasında Letonya topraklarını ele geçirdiler. Bu arada bölgede Hıristiyanlık yayıldı. Letonya 15. asırda kurulan Litvanya Federasyonuna katıldı. Rusya ile olan savaşlar neticesinde konfederasyon dağıldı. Letonya İsveç’in hakimiyeti altına girdi.

Büyük Kuzey Savaşları neticesinde Çar Birinci Petro Letonya’yı ele geçirdi (1700-21). Bu tarihten itibaren Rusya’nın hakimiyeti altında kaldı. Rusya’daki 1905 işçi ayaklanması Letonya’da büyük yankılar uyandırdı. Ayaklanma askeri ordu tarafından bastırıldı ve elebaşılar Sibirya’ya sürüldü.

Birinci Dünya Harbi sırasında Letonya topraklarının büyük bölümünü Almanlar işgal etti. Almanların savaşta mağlup olmasını fırsat bilen Rusya, Baltık ülkelerine karşı harekata geçti ise de, yoğun bir karşı koyma ile geri çekilmek mecburiyetinde kaldı. Alman orduları Letonya’dan 15 Aralık 1919’da geri çekildiler. Bir süre sonra Letonya ve diğer Baltık ülkelerini tanıyan Rusya bir seri antlaşma imzaladı.

Bağımsızlığını kazanan Letonya’da hükumet büyük toprak sahiplerinin topraklarını, topraksız köylülere dağıtarak Germen soyluların ekonomik ve siyasi güçlerini zayıflattılar ve komünist hareketleri baltalamış oldular.

Almanya’nın 1939’da Polonya’yı yenmesinden sonra Rusya Baltık ülkeleri ile karşılıklı yardımlaşma anlaşmaları imzalandı ve bu ülkelerde askeri üsler kurmak için izin verilmesini istedi. Diğer Baltık Ülkeleri gibi Letonya da uluslararası alanda bir müttefik bulamayınca Ruslara topraklarında üs kurması için izin verdi. 14-15 Temmuz 1940’ta yapılan seçimleri Sovyet yanlısı adaylar kazandı. Seçimler sonrası kurulan Letonya hükümeti ve parlamentosu Sovyetler Birliğine katılma kararı aldı. SSCB Yüksek Sovyeti bu isteği onayladı ve Letonya, Sovyetler Birliğinin Cumhuriyetleri arasına girmiş oldu.

İkinci Dünya Harbi sırasında Almanya’nın işgaline uğrayan Letonya’da 450.000’e yakın insan öldü. Savaşın ardından bölgeye hakim olan Sovyet hükümeti çok sayıda Letonyalıyı sürgüne gönderdi. Sosyalist rejim yeniden kurulunca Letonya’da 1951’e kadar gerilla harbi devam etti. 1951’den sonra iç karışıklıklara kesin olarak son verildi ve Sovyetler Birliği Letonya’da tamamen hakimiyeti ele geçirdi.

Letonya 1991’e kadar Sovyetler Birliğini meydana getiren 15 cumhuriyetten biri olarak kaldı. Rusya’da başlayan reform hareketleri neticesinde 1991’de Letonya bağımsızlığını ilan etti. Rusya Federasyonu dahil Avrupa devletleri Letonya Cumhuriyetini tanıdı.

Fiziki Yapı

Letonya’nın büyük bölümü dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Baltık ve Riga Körfezi kıyıları oldukça düzgündür. En önemli akarsuyu Dvina Nehridir. Diğer akarsular Baltık Denizine dökülür. Sovyet sınırı yakınlarında irili ufaklı göller vardır.

İklimi

İklimi ılımandır. Atlas Okyanusundan gelen hava kütlelerinin etkisi altındadır. Yazlar genelde serin ve yağışlı geçer.

Tabii Kaynaklar

Madenler: Ülke topraklarında çeşitli madenler bulunur. Başlıca madenleri dolomit, kireçtaşı ve turbadır. Kurland Yarımadasında bulunan petrol rezervleri henüz işletilmemektedir.

Bitki örtüsü ve hayvanlar: Ülke topraklarının % 67’si orman, çayır, otlak ve bataklıklarla kaplıdır. Bu topraklarda çeşitli yabani hayvan yaşar. Başlıca av hayvanları tilki, tavşan, vaşak ve porsuktur. Alınan koruma tedbirleri sayesinde geyik ve karaca neslinin tükenmesine engel olunmuştur. Çok sayıda kuş türü yaşar.

Nüfus ve Sosyal Hayat

2.750.000 olan nüfusun, % 54’ünü Letonyalılar, % 33’ünü Ruslar, % 5’ini Beyaz Ruslar, % 3’ünü Ukraynalı, % 3’ünü Polonyalılar meydana getirir. Halkın büyük kesimi Letonca konuşur. On bir senelik ilk ve orta öğretim parasız ve mecburidir. Letonya Bilimler Akademisine bağlı 10 yükseköğretim kurumu ve 10 ilmi kuruluş vardır.

Ekonomi Ülke ekonomisi sanayiye dayalıdır. En önemli sanayi dalları metal üretimi ve makina yapımıdır. Diğer sanayi ürünleri buzdolabı, gemi, demiryolu araçları, dizel motoru, elektrik jeneratörü, beyaz eşya ve radyodur. Ayrıca dokuma, kereste, besin, ayakkabı ve giyim sanayii de gelişmiştir. Enerji ihtiyacının yarısından fazlasını kendi kaynaklarından karşılar.

Ulaşım

Ülkede ulaşım ağı çok gelişmiştir. Ulaşım kara, demir, deniz ve havayoluyla sağlanır. İç suyollarından da ulaşımda faydalanılır. Riga ve Ventpils limanları ticari açıdan önemlidir. Riga havaalanından her ülkeye düzenli uçak seferleri yapılır.

Tagged :

Laos

DEVLETİN ADI: Laos Demokratik Halk Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Vientiane
YÜZÖLÇÜMÜ: 236.800 km2
NÜFUSU: 4.409.000
RESMİ DİLİ: Lao Dili
DİNİ: Budizm
PARA BİRİMİ: Kip

Güneydoğu Asya’da Çin Hindi Yarımadasında bulunan bir ülke. Kuzeyinde, Çin; doğusunda, Vietnam; güneyinde, Kamboçya; batısında, Tayland ve Birmanya yer alır.

Tarihi

Çin Hindi Yarımadasına göç eden Laos halkının asıl vatanı, Çin’dir. Laos’un, 14. asırdan önceki tarihi hakkında vesika yoktur. İlk Laos krallığı, 14. asır ortalarına doğru kurulmuştur. 1453 senesinde Fraya Fa Ngum, Lanxang (milyonlarca fil) krallığını kurdu. On altıncı asrın sonunda bu krallık, “İngiliz Milletler Topluluğu”nun bir üyesi (sömürgesi) oldu.

Ülkede patlak veren bir iç savaş neticesinde krallık, Kraliyet Devleti ve Şampasak Prensliği olmak üzere ikiye bölündü. On dokuzuncu yüzyıl başında Kraliyet devleti, Siyam’la birleşti. 1893 yılında imzalanan, Fransız-Siyam Antlaşması ile Siyam’la birlikte Laos da Fransa’nın bir sömürgesi haline geldi.

1942 senesinde Japonlar, Mekong Nehri ve çevresini ele geçirdi. İkinci Dünya Harbi sonunda Japonya mağlub olunca, Mayıs 1946’da Laos, bağımsızlığını ilan etti. Fransa buna engel olmak istediyse de başarılı olamadı. 1953 yılında Fransa ve ABD, 1962 senesi Temmuz ayında yapılan Cenevre Milletlerarası Konferansında ise bütün ülkeler Laos’un bağımsızlığını tanıdı. 1963 Nisanına doğru ülkede karışıklıklar başgösterdi. Uzun koalisyon hükumetleri sonunda, komünizm yanlısı Potent-Lao, 1975’te Laos Demokratik Halk Cumhuriyetini kurdu. Günümüzde hala komünist idare başta bulunmakta olup, sosyalist yönetime geçmesinden bu yana ilk seçim 1989 Martında yapılmıştır.

Fiziki Yapı

Laos’un büyük bölümü ormanlık ve dağlıktır. Doğuya doğru 2700 metre yüksekliğe ulaşan Anmamite Cordillerası (dağ silsilesi), kuzeydoğu hariç ülkenin Vietnam’la hududunu teşkil eder. Güneydeki sıra dağlar, takriben 1500 metrelik bir yüksekliğe erişir. Derin geçitler ve dar vadiler, dağları birbirinden ayırır. Güneyde Balovenler Yaylası ve Luang Prabang yakınında Jarlar Ovası gibi bazı yüksek yaylalar bulunur.

Mekong Nehri, ülkenin batı sınırının büyük bölümünü teşkil eder. Bütün Laos, kuzeydoğu uç kısmı hariç, Mekong Havzası boyunca uzanır. Bu nehir, Laos’un ulaşımında önemli bir yer tutar. Mekong Nehrine karışan kollar, Nam Thai ve Nam Hai nehirleridir. Mekong Nehri ve kolları etrafındaki ovalar, güneyde oldukça geniştir. Her ne kadar Vientiane’de önemli bir ova bulunuyorsa da, nehrin orta kesimine yakın yerlerde ovalar daha sınırlıdır.

İklim

Laos’un iklimi sıcak ve nemli olup, subtropikal ve tropikal iklim arasında değişir. Mayıs ayından ekim ayına kadar muson yağmurları yağar. Rüzgar, güneybatıdan estiği zaman, aylık yağış miktarı, 280-300 mm’dir. Fakat, kışın rüzgar ters yönden estiği için, bu miktar 13 mm’ye düşer. En fazla yağış. Balovenler Yaylasında görülür. Burada yıllık yağış miktarı, 4000 mm’nin altına düşmez.

Sıcaklığın en fazla olduğu aylar, nisan ve mayıstır. (32°C-38°C). Sıcaklığın en düşük olduğu ocak ayında kuzeydeki dağlarda ısı -3°C’ye kadar düşer.

Tabii Kaynaklar

Laos, maden bakımından pek zengin olmamakla birlikte, kalay ve demir, önemli ölçüde çıkarılmaktadır. Bundan başka bakır ve kurşun çıkarılan ülkede, antharasit ve petrol de bulunmaktadır.

Laos, diğer tropikal iklim bölgesindeki ülkeler gibi ormanlarla kaplıdır. Ülkenin % 70’i ormanlıktır. Ormanlarda filler, leoparlar, kaplanlar, panterler, zehirli kertenkeleler, kobralar, timsahlar, çeşit çeşit kuşlar ve böcekler bulunur.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Nüfusu 4.409.000 olan Laos’un nüfus yoğunluğu, km2 başına 16’dır. Laos halkının yarısını meydana getiren Lao asıllılar, komşu Tayland halkına, dil ve orijin bakımından benzerlik gösterirler. Daha gelişmiş ve modern olan Mekong Nehri ovasındaki halk, kuzeyde olup, nüfusun % 15’ini meydana getiren Tal asıllı halktan hem yaşayış hem de şekil bakımından farklılık gösterir. Nüfusun % 10 kadarı, Çin’in güney kesiminde yaşayan Meo ve Man halklarıyla aynı menşeye (köke) sahiptir. Bunlar, Lao ve Tai halkına pek benzemezler. 900 m yüksekliğindeki kuzey kısmın dağlık bölgesindeki tek tük köylerde yaşarlar. Ülkenin geri kalan halkı, çeşitli topluluklardan meydana gelmiştir ve bir Kamboç şivesi olan, Mont-khmer şivesini konuşurlar. Bunlar dağlık bölgelerde yaşarlar. Ziraatle uğraşırlar. Laos’taki diğer halk bunlara Kha (köle) demektedir.

Budizm, Laos’un resmi dinidir. Phi adındaki başka bir inanç da, ilkel kabileler arasında yaygındır. Lao menşeli olmayanlar, genellikle Budist değildir.

Halk, ekseriya kırsal kesimde yaşar. Şehircilik geri durumdadır. Vientiane en büyük şehir ve başkent olup, nüfusu 150.000’dir. Bütün gelişmiş bölgeler ve önemli şehirler, Mekang Nehri etrafında veya yakınındadır.

Laos’un resmi dili, Lao dilidir. Ülkede 1946 yılından beri eğitime önem verilmesine ve 1951’de mecburi eğitim konulmasına rağmen, eğitim seviyesi çok düşüktür.

Siyasi Hayat

Laosluların çoğunun siyasi hayatla alakaları yok gibidir. Siyasi faaliyetlerle, sadece yüksek tabaka ilgilenmekte ve partiler, liderlerin etrafında kümelenen insanların meydana getirdiği teşkilatlardan başka bir şey değildir. Uzun süren siyasi istikrarsızlık sonucunda, Pathet Lao iktidarı ele geçirerek 1975’te Laos Demokratik Halk Cumhuriyetini kurmuştur. Bu tarihten sonra ilk seçim 1989 Martı’nda yapılmıştır.

Anayasaya göre yasama yetkisi mahalli hükumet organlarının seçtiği 264 üyeden meydana gelen Halk Temsilcileri Ulusal Kongresindedir.

Siyasi hayatta en yüksek kademe, İçişleri Bakanı tarafından tayin edilen valilerin idare ettiği 20 eyaletten meydana gelen mahalli hükumettir. Bazı durumlarda tayinler geleneklere göre yönetilen mahalli ailelerin üyelerine bırakılır. Eyaletler Kantonlara, bunlar da birçok köylere ayrılmıştır. Kabile hayatının sürdüğü yerlerde, köy liderleri genellikle mahalli otoritenin de başkanıdır ve özel idari kademelere tayin edilebilirler.

Kuzeyde dağlık bölgelerde yaşayan Meo halkına, mecliste özel olarak temsil edildikleri gibi, özel mahalli otonom sistem verilmiştir.

Ekonomi

Laos halkının % 90’ı tarımla uğraşan, tarımı yiyecek maddelerine ve özellikle pirince dayanan bir ülkedir. Tarıma elverişli olan arazinin büyük bölümü pirinç tarlaları ile kaplıdır. Yaklaşık 50.000 tonun üzerinde pirinç üretilir. Üretilen pirinç üreticiler tarafından tüketildiğinden dolayı, şehirli halk için pirinç ithal edilmektedir. Pirinçten başka mısır, pamuk, kahve, tütün, kenevir, çeşitli baharat ve haşhaş üretimi yapılmaktadır. Yağ ihtiyacı köylerde hindistancevizinden sağlanmaktadır.

Laos’ta hayvancılık, gelişme imkanına sahip bir sektördür. Güneyde sistemli olarak büyükbaş hayvan yetiştirilir. Kümes hayvanları ve evcil fil de yetiştirilir. Dağlarda vahşi hayvan avcılığı yapılır. Mekang Nehri kıyısında oturanların bir kısmı balıkçılık yapmaktadır.

Laos, bağımsızlığını ilan ettiğinden bu yana ticareti açık vermekte olan bir ülkedir. Dış ticaret münasebetleri çok sınırlıdır. Sadece komşu ülkelerle, Japonya ve ABD ile ticaret yapar. Kalay, pamuk, deri, kereste, kakule, aselbent sakızı, ağaç lakı ve gri kahve ihraç eder. İhracatının yarısını kalay teşkil eder. Dışarıdan tekstil ürünleri, gıda maddeleri, tütün, petrol ve makina satın alır. Gelirlerinin % 60’ını dış yardımlar meydana getirir. Kaçakçılık, özellikle haşhaş kaçakçılığından 12 milyon dolara yakın bir gelir sağlamaktadır.

Laos sanayi yönünden geri kalmış bir ülkedir. Ülkede sadece el sanatları mevcut olup, bunlar da ilkel metodlarla yapılmaktadır. Bununla birlikte, az da olsa sigara, kibrit ve sandal imalatı yapılmaktadır. Dış yardımlarla 1971’de kurulan Nam-Ngum hidroelektrik santrali ve barajı ülkenin elektrik ihtiyacı için yetersizdir.

Ulaşım: Laos’ta hiç demiryolu yoktur. 7000 km’nin üzerinde olan karayollarının çoğu toprak olup, yağmurlu havalarda yolların çoğunda ulaşım mümkün olamamaktadır. Akarsu ulaşımı daha çok kullanılmaktadır. Büyük şehirlerde (Vientiane, Pakse, Luang, Prabang, Seno) bulunan havaalanları ile hava ulaşımı sağlanmaktadır.

Tagged :

Küba

Küba.Fidel Castro’nun yönettiği, kurucuları arasında ünlü devrimci Che Guevara’nın da olduğu ülke. Başkenti Havana’dır. Puroları ile de tanınır. Küba’da amerikan doları döviz olarak kabul edilmez. IMF’ye borcu olmayan nadir ülkelerden biridir. Eğitim ilkokuldan üniversiteye kadar her yerde ücretsizdir.

Tarih

Küba yerlileri; Küba’nın ilk sakinleri Güney Amerika’dan adaya gelen Guanahatabey ve Kiboni Yerlileriydi.Adaya daha sonra yerleşen Taynolar (Antil Aravakları) çömlek ve alet yapımında belirli bir düzeye ulaşmış tarımcı ve barışçıl bir halktı.İspanyolların adada ilk koloniyi kurduğu sırada çoğunluğunu Taynoların oluşturduğu Yerlilerin sayısı 80-100 bin dolayındaydı.

Kristof Kolomb’un birinci yolculuğunda keşfederek (Ekim 1492) ispanyol toprağı ilan ettiği Küba’da ilk kalıcı yerleşim 1511’de kuruldu.Kolonicilerin baskı ve sömürüsü, salgın hastalıklar, açlık ve göçler Yerli nüfusunu 5 bine kadar düşürdü.18. yy’ a girilirken bölgede sağlanan barış ve düzenle birlikte koloninin nüfusu 50 bine ulaştı.İspanya’dan düzenli gemi seferlerinin başlaması Havana’nın ticari ve stratejik önemini artırdı.Bu arada hayvancılığın,tütün ve şekerkamışı üretiminin artırılması ve işgücü için Afrika’dan çok sayıda köle getirilmesi adada köklü bir değişim yarattı.1865’te köle ticaretinin sona ermesiyle ortaya çıkan işgücü açığını kapatmak için adaya sözleşmeli işçi olarak Meksika Yerlileri ve Çinliler getirilmeye başladı.

19. yy’ın sonlarından itibaren İspanya’nın şeker üretimi ve ihracatı için gerekli işgücü, sermaye, makine, teknik beceri, ve pazarları sağlamada yetersiz kalması Küba’yla olan siyasi ve iktisadi bağlarının giderek zayıflamasına yol açtı.Bu ortamda ABD’li işadamları şeker üretiminde ve ticaretinde güç kazanmaya başladı. İspanyolların adada gelişen özerklik talebine ödün vermemesi ve vergileri daha da artırması, On Yıl Savaşı’nın (1868 – 1878) başlamasına neden oldu.Sonunda İspanya Zanjon Sözleşmesi’yle (1878) siyasal ve ekonomik reformlar yapmaya söz verdi.Adada sağlanan barış ortamı ekonomik bunalımın derinleşmesi yüzünden uzun süreli olamadı.1895’te sürgündeki Kübalı şair ve gazeteci Jose Marti’nin sürgündeki siyasi örgütleri biraraya getirmesiyle gerilla taktiklerine dayanan bir bağımsızlık savaşı başladı.Buna karşı İspanya adaya 200 bin asker çıkardı.Savaş ortamının adadaki şeker üretimini durma noktasına getirmesi üzerine ada ekonomisinde etkin durumda olan Amerika Birleşik Devletleri’nin Havana limanında demirli Maine Gemisi’nin batırılmasını bahane ederek İspanya’ya savaş açmasına neden oldu.

İspanya’nın İspanyol – Amerikan Savaşı (1898) sonunda yenilmesinin ardından imzalanan Paris Antlaşması çerçevesinde öngörülen Küba’nın bağımsızlığı 1 Ocak 1899’da Amerika Birleşik Devletleri işgali altında yürürlüğe girdi.Küba Devleti’nin siyasal ve ekonomik çerçevesini belirleyici önlemler alan Amerika Birleşik Devletleri, Küba’nın iç ve dış ilişkilerinde söz sahibi olma ve Guantanamo Koyu’nda bir deniz üssü kurma hakkını aldıktan sonra birliklerini adadan çekti.(1901) İkinci Amerika Birleşik Devletleri müdahalesinden (1909) sonra seçimleri kazanan liberallerin adayı Jose Miguel Gomez döneminde rüşvet, yolsuzluk ve sosyal adaletsizlik üzerine kurulu bir yönetim biçiminin yolunu açtı.Özellikle Afrika kökenli kübalıların siyasal haklar ve daha iyi iş olanakları için giriştiği eylemler sert biçimde bastırıldı.Gomez’le birlikte örtülü bir diktatörlüğe dönüşen cumhurbaşkanlığı çoğu kez hileli seçimler ve askeri baskı yoluyla ele geçirilen bir makam durumuna geldi.1933’te Amerika Birleşik Devletleri’nin desteğiyle Gerardo Machado’yu deviren Fulgencio Batista, en ünlü diktatör olarak uzun yıllar Küba yönetimine damgasını vurdu.Batista zamanında tarım ve hayvacılığın yanı sıra turizm ve kumarhane işletmeciliği de önemli bir gelir kaynağı haline geldi.Buna karşı işsizlik oranın yükselmesi, nüfusun büyük çoğunluğunun yoksulluk içinde kalması ve ekonominin giderek daha da dışa bağlanması Batista yönetimine karşı etkin bir muhalefetin doğmasına yol açtı.

1950’lerde diktatörlüğü hedef alan gruplardan birine liderlik eden Fidel Castro, Moncada Kışlası’na düzenlediği başarısız bir baskından (1953) dolayı bir süre hapis yattı. Daha sonra Meksika’ya giden Castro 1955’te 26 Temmuz Hareketi’ni başlattı.Arjantinli devrimci Che Guevara’nın da yer aldığı örgütün Aralık 1956’da Küba’da başlattığı gerilla hareketi, zamanla öteki gruplardan da destek alarak Batista’ya bağlı birliklere önemli darbeler indirdi.1 Ocak 1959’da diktatör Fulgencio Batista’nın Küba’yı terketmesinin ardından Castro’ya bağlı bin kişilik bir kuvvetin Havana’ya girmesiyle yeni bir yönetim başladı. (Küba Devrimi)

İktidara geldikten sonra köklü toprak reformu gibi adımlarla geniş bir kesimin desteğini kazanan Fidel Castro, ittifak kurduğu Küba Sosyalist Halk Partisi ile birlikte yönetime ağırlığını koydu.Toprak kamulaştırmalarından zarar gören Amerika Birleşik Devletleri şirketlerinin baskısıyla Amerika Birleşik Devletleri yönetiminin uygulamaya başladığı iktisadi ambargo ve bunu izleyen Domuzlar Körfezi Çıkartması, Castro’nun SSCB ile yakın bir ilişkiye girerek sosyalist bir çizgiye yönelmesini hızlandırdı.Ertesi yıl Küba’ya yerleştirilen Sovyet füzeleri yüzünden patlak veren Ekim Füzeleri Bunalımı’nda Sovyet lideri Nikita Kruşçev’in geri adım atması Küba’nın SSCB ile olan ilişkilerini bir ölçüde bozdu.1960’larda Amerika Birleşik Devletleri baskısı yüzünden artan askeri harcamalar ekonomide sarsıntıya yol açtı.Aynı dönemde Küba, Latin Amerika’daki devrimci hareketlere verdiği destekten dolayı diplomatik yalnızlığa itildi.

1970’lerde ekonomide başlayan düzelme ile birlikte parti ve devlet istikrarlı bir yapıya kavuşturuldu.Bu arada Castro’nun yönetimdeki etkinliğide pekiştirildi.1979 – 1982 arasında Bağlantısızlar Hareketi’nın dönem başkanlığını yürüten Küba’nın SSCB ile olan ilişkileri doğrultusunda Angola ve Etiyopya’ya asker göndermesi, bağlantısız bir ülke olan Afganistan’ın SSCB tarafından işgal edilmesine tepkisiz kalması Üçüncü Dünya’da bazı tepkilerle karşılaşmasına yol açtı. 1980’de Kübalı rejim muhaliflerine Amerika Birleşik Devletleri’ye gitme izninin verilmesinden sonra göç eden 120 bin Kübalı arasında adi suçluların ve akıl hastalarının bulunması ve Amerika Birleşik Devletleri’nin Grenada’ya müdahalesi iki ülke arasındaki ilişkileri daha da gerginleştirdi.1990’da Doğu Bloku’nu saran değişim dalgası siyasi olarak Küba’yı etkilemedi.

Soğuk Savaş sonrasında kesilen Sovyet yardımı yüzünden iktisadi bir açmaza sürüklenen Küba, turizm yatırımlarına yöneldi ve kısıtlı da özel yatırımlara izin verildi.Gene bu dönemde Amerika Birleşik Devletleri ile olan ilişkilerde kısıtlı bir iyileşme görüldü.1990’ların sonlarından itibaren Çin Halk Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği’ne yakınlaşan Küba, Latin Amerika’da da (özellikle Venezuela ve Bolivya) yeni müttefikler buldu.31 Temmuz 2006’da Fidel Castro başkanlik görevlerini geçici olarak kardeşi Raul Castro’ya devretti.

Kültür

Küba kültürü köken bakımından İspanyol ve Afrika etkisinin belirgin izlerini taşır.Amerika Birleşik Devletleri ile olan tarihi bağları nedeniyle Kuzey Amerika sporları halk arasında yoğun ilgi görmektedir.Başta beyzbol olmak üzere basketbol,voleybol,atletizm ve boks Küba’da yaygın olarak oynanan ve uluslararası müsabakalarda başarılı olunan sporlardandır.

Küba mutfağı; genel olarak ispanyol-karayip karışımıdır.Domuz eti,deniz mahsulleri,mısır ve siyah fasulye çok tüketilir.

Küba edebiyatının özellikle şiir alanında zengin ve nitelikli bir mirası vardır.19. yy’da yaşamış şair Jose Marti ile 20. yy’da yaşamış olan Nicolás Guillén önemli kübalı edebiyatçılardandır.Ünlü şarkı Guantanamera Küba’nın devrimci kahramanı Jose Marti’nin eseridir.Aynı zamanda Bolivya ordusuna ve Che’ye yazılan ünlü Soldatido Boliviano(Bolivyalı Küçük asker) şarkısı Nicholas Guillen’in dir.

Yönetsel Koşullar

Küba’nın tek parti egemenliğine dayalı sosyalist bir devlet yapısı vardır.Küba Komünist Partisi’nin (PCC) devlet yönetimindeki ağırlığı 1976 Anayasası’nda açıkça belli edilmiştir.1965’te hazırlanmaya başlanan ve 1976’da halkoyuna sunularak yürürlüğe giren anayasaya göre yasama yetkisini Halk İktidarı Ulusal Meclisi (Asamblea Nacional de Poder Popular) kullanır.Devlet ve hükümet başkanı konumunda olan Devlet Konseyi başkanı Bakanlar Kurulu’na başkanlık eder.

Coğrafya

Yengeç Dönencesi’nin hemen başında ve Meksika Körfezi’nin girişinde yer alır.Aynı adı taşıyan asıl büyük adanın yanı sıra 3,715’ten fazla ada ve adacığı kapsar.Önce doğuya, daha sonra güneye yönelerek bir yay biçiminde Antil Denizi’ni çevreleyen Antiller ada zincirinin önemli bir parçasını oluşturur.En yakın komşusu olan Haiti’ye 77, Bahamalar’a 140, Jamaika’ya 146, Amerika Birleşik Devletleri’ne 180, Meksika’ya 210 ve Cayman Adaları’na 240 km uzaklıktadır.Ülkenin ikinci büyük adası Juventud adasıdır.En yüksek noktası Turquino Doruğu’dur (2005 m).Toplam kara yüzölçümü 110,861 km²’dir.Yıllık ortalama sıcaklık 26 C’dir.İki mevsimle belirlenen yarı tropikal bir iklime sahiptir.Eylül – Ekim ayları arasında görülen kasırgalar bazen büyük yıkımlara yol açmaktadır.Kıyılarının toplam uzunluğu 3735 km olup, Guantanamo Koyu’ndaki Amerika Birleşik Devletleri deniz üssüyle 29 km’lik kara sınırı vardır.

Nüfus

Küba’nın oldukça karmaşık bir yapı gösteren nüfusu, geçmiş yüzyıllarda adaya değişik etnik toplulukların yerleşmesinin ürünüdür.Kolomb öncesi dönemde sayıları 80-100 bin arası olan ada yerlilerinden, günümüzde yalnızca adanın doğu ucunda yaşayan birkaç aile kalmıştır.Küba nüfusunun % 51’i mulattolar (avrupalı ve afrikalıların karışımı), % 37’si beyazlar, % 11’i siyahlar ve % 1’i de çinlilerden oluşur.Çinli nüfus 19. yy’da demiryolu ve maden işleri için adaya getirilen çinlilerin torunlarıdır.Doğum oranı 11.6/1000’dir.

Nüfus: 11,382,820 (Temmuz 2006 verileri)
Nüfus artış oranı: %0.31 (2006 verileri)
Doğum oranı 11.6 doğum/1000 kişi (2006 verileri)
Ölüm oranı 7.22 ölüm/1,000 kişi (2006 verileri)
Mülteci oranı: – 1.57 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini)
Bebek ölüm oranı: 6.22 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini)
Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.41 yıl
Erkeklerde: 75.11 yıl
Kadınlarda: 79.85 yıl (2006 verileri)
Ortalama çocuk sayısı: 1.66 çocuk/1 kadın (2006 tahmini)
HIV/AIDS – hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.10 (2003 verileri)
HIV/AIDS – hastalıklarından ölenlerin sayısı: 200 den az (2003 verileri)
Ulus: Kübalı
Ekonomi

Küba ekonomisi büyük ölçüde sosyalist ilkelere dayanan devlet kontrollü bir planlı ekonomidir.Son yıllarda özel sektör yatırımları artmakla beraber üretim araçlarının büyük bir kısmı devlet tarafından işletilir.1992’de dış ticaretinin % 80’ini gerçekleştirdiği ve tarım üretimi için gereken sübvansiyonların sağlandığı SSCB’nin çöküşünden sonra oluşan depresif dönemde Amerika Birleşik Devletleri ambargosu yumuşatılmıştır.Fakat Sovyet yardımı yok olunca ve ticaret ilişkileri bozulunca ekonomi bir süre bozulmuş,sonra tarımdan sanayiiye geçmiştir.Aynı zamanda (özellikle Pinar del Rio’dan)iç göçler başlamıştır. İşgücünün % 21’inin çalıştığı tarım sektöründe şekerkamışı,tütün,turunçgil,kahve ve pirinç önemli üretim ve ihracat kalemlerindendir.Sosyalist rejimde özellikle önem verilen balıkçılık ve hayvancılık gene önemli üretim kalemlerinden biridir.Turizm son yıllarda yeniden eski canlılığını kazanmıştır.Özellikle Kanada ve Avrupa Birliği’nden gelen turistler sayesinde turizm Küba ekonomisinin itici gücü haline gelmiştir.Çin Halk Cumhuriyeti,Kanada, İspanya ve Hollanda Küba’nın en büyük dış ticaret partnerleridir.Madencliliğin temelini ihracat kalemleri içinde önemli bir payı olan nikel oluşturur.(Dünya üretiminin % 6.4’ü).Kişi başına düşen GSMH yaklaşık 3,500 $’dır ve yaşam standartı hala 1990 öncesindeki seviyeye getirilememiştir.Petrol konusunda en büyük destekçisi Çin’dir.Mühendis ve makina yardımı yapmaktadırlar.

Tagged :

Kuzey Kore

DEVLETİN ADI: Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Pyangyang
YÜZÖLÇÜMÜ: 120.538 km2
NÜFUSU: 22.227.000
RESMİ DİLİ: Korece
DİNİ: Budizm, Konfüçyanizm
PARA BİRİMİ: Won

Asya’nın doğusunda, Kore Yarımadasının 38° enleminin kuzeyinde kalan bir devlet. Güneyinde Kore Cumhuriyeti, batısında Sarıdeniz, doğusunda Japon Denizi, kuzeyinde Çin ve Rusya Federasyonu vardır.

Tarihi

Kuzey Kore’nin tarihi, 1948 yılına kadar Güney Kore’nin tarihi ile aynıdır. Kuzey Kore, 1948 yılında Sovyetler Birliği’nin işgal ettiği bölgede kuruldu. Sovyetler Birliği geri çekilince, iki Kore’nin birleştirilmesi için sarfedilen çabalar sonuç vermedi ve doğan gerginlik, 1950 yılında savaşa yol açtı. Bu savaşta Kuzey Kore, Güney Kore’yi işgal etti. BM tarafından müdahale edilerek Güney Kore’den çıkarıldı.

1953’te KoreYarımadası, 38° enlemi sınır olmak üzere ikiye bölündü. Ülke 1948’den beri KimSung diktatörlüğüyle yönetilmektedir. 1972’den bu yana iki Kore’nin tek ülke olarak birleştirilmesi için yapılan çalışmalar sonuç vermedi. 1975’ten sonra, Kuzey Kore, batılı ülkelere ve Japonya’ya yaklaşma siyaseti gütmeye başladı. Sosyalist ülkelerde uygulanan yumuşak politika Kuzey Kore’de de uygulanmaya başlanmış olup, Kuzey ve Güney arasındaki gerginlik giderek azalmaktadır.

Fiziki Yapı

Kuzey Kore, dağlık bir ülkedir. Fakat doğu bölümünde arazi alçalır ve düzlükler meydana gelir. Bu bölümün Japon Denizi kıyısında, ince bir kıyı ovası meydana gelmiştir. Mançurya sınırındaki dağlar kuzey doğudan güney batıya doğru uzanırlar. Ülkenin en yüksek tepesi olan Piai Tou Shan Tepesi bu kesimde yer alır. Ülkenin bütün ırmakları, Tumen hariç, batıdadır. Ulaşıma en elverişli ırmağı, “Yalu” Irmağıdır. Bu ırmak Çin’den doğar, doğuya doğru akar. Paektu Dağının Japon Denizine inen yamaçları çok diktir ve girintisi çıkıntısı azdır. Sarıdeniz’e açılan kıyıları ise çok girintili çıkıntılıdır. Ülkenin düzlükleri Sarıdeniz kıyılarındadır.

İklim

Kuzey Kore’de kış uzun sürer ve şiddetlidir. Ülke kış mevsiminde Sibirya’dan gelen soğuk rüzgarların etkisi altında olduğundan ısı -10°C’ye kadar düşer. Musonlar yaz mevsiminde etkilidir ve yağış getirir. Yıllık yağış ortalaması 635 mm’dir.

Tabii Kaynaklar

Dağlarında çam ve ladin ormanları çoktur. Eskiden çok büyük orman arazisine sahip iken, günümüzde bu ormanlar azalmıştır. Fakat kuzey kesiminde hala büyük orman arazisi vardır. Ormanlık arazide kaplan, kurt, ayı ve vaşak gibi yabani hayvanlar yaşar.

Ülke maden bakımından zengindir. Grafit, tungsten ve magnezit üretiminde dünyada birinci sırayı alır. Bunun yanında kömür, demir, kurşun, amyant ve çinko yatakları da zengindir.

Nüfus ve Sosyal Hayat

21.964.000 olan ülke nüfusunun etnik yapısı, Güney Kore’ninki gibidir. Nüfusun büyük kısmı sanayi kesiminde çalıştığı için, sanayi bölgelerinde nüfus yoğunlaşmıştır. Önemli şehirleri arasında, Pyonxuyang, Hambung ve Songzin şehirleri bulunur.

Halkın konuştuğu ve resmi dili Korecedir. Yaygın inanç olarak Budizm ve Konfüçyanizm görülür. Bunun yanında Taoizm ve Şamanlık da vardır. Ülkede eğitim parasız olup, 8 ila 17 yaş arasında mecburidir. Öğretim kurumları, ülke ihtiyacını karşılayacak seviyededir.

Siyasi Hayat

Sosyalist idareyle yönetilen komünist bir ülkedir. Yönetime İşçi Partisi hakimdir ve ülkenin tek partisidir. Halk Meclisi, 215 üyeden meydana gelir ve halk tarafından 4 yılda bir seçilir. Bu meclis prezidyum üyelerini, bu üyeler de devlet başkanını seçer. Devlet başkanı en fazla 12 sene bu görevde kalabilir.

Ekonomi

Kuzey Kore’nin ekonomisini, sanayi ve madencilik meydana getirir. Bunun yanında tarımın ülke ekonomisine katkısı büyüktür.

Tarım: Son yıllardaki sulama sisteminin gelişmesi, tarımın ve verimin artmasına sebeb olmuştur. Tarım, daha çok elverişli olan batı ovasında yapılır. Ülkede en cok pirinç üretilir. Bundan başka patates, buğday, darı, arpa ve soya fasulyesi yetiştirilir. Besin ürünlerinden başka sanayi kesiminde kullanılan pamuk, tütün ve kenevir gibi ürünler de yetiştirilir. Kuzey Kore’de hayvanlardan et, süt ve yapağı, bol miktarda elde edilir. Ülkenin iki yanı deniz olduğu için balıkçılık da gelişmiştir.

Sanayi: Kuzey Kore’nin milli gelirinin % 70’i sanayiden elde edilir. İmalat sanayiinde iş gücünün yaklaşık yarısı çalışır. Yapım sanayi Piyangyang çevresinde toplanmıştır. Ülkede kimyevi gübre, çimento, çelik, ham demir ve tekstil fabrikaları bulunmaktadır. Bunların yanında kağıt, cam ve lastik fabrikaları da vardır. Ülkede ağır sanayi gelişmemiştir.

Ticaret: Ülke, ticaretinin büyük kısmını sosyalist ülkelerle yapar. Bu ülkelerin başında Çin ve Rusya gelir. Bunlardan başka Japonya’yla da ticari ilişkileri vardır. Son zamanlarda batı ülkeleri ile ticaret başlatılmıştır. İhracatının yarısını, işlenmiş ve işlenmemiş madenler meydana getirir. Bunun yanında kimyevi maddeler ve ipek kumaş da ihracatta önemli yer tutar. Dışarıdan ise makina ve petrol alır.

Ulaşım: Kara ulaşımı, büyük oranda demiryolları ile sağlanır. Ülkede 8500 km uzunluğunda demiryolu vardır. Ülke arazisinin dağlık ve engebeli olması sebebiyle karayolları çok bozuk ve yetersiz olup, yapılması zordur. Karayollarının toplam uzunluğu 22.000 km olup, bunun % 2’si asfalttır.

Su yollarında ulaşım gün geçtikçe artmaktadır. Yalu Nehri ulaşıma elverişlidir. Ülkenin iki yanı deniz olduğu için büyük deniz filosu ve dört büyük limanı vardır.

Tagged :

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) veya Kıbrıs Türk Devleti Akdeniz’de yer alan en büyük üçüncü ada ve Anadolu yarımadasının 65 km güneyindeki Kıbrıs adasının kuzey kısmında yer alan uluslararası camiada yalnızca Türkiye tarafından tanınan Türk devleti. Eskiden Pakistan ve Bangladeş de KKTC’yi tanımaktaydı; fakat sonra tanımaktan vazgeçmişlerdir.

Kuzeyde Dipkarpaz, batıda Güzelyurt, güneyde de Akıncılar’a doğru KKTC toprakları yayılır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Rum Kesimi toprakları arasında Birleşmiş Milletler’in kontrol bölgesi bulunmaktadır.

Tarih

1960’da Kıbrıs’ta yaşayan Rum ve Türk cemaatleri arasında kurulan ortaklık Kıbrıs Cumhuriyeti yaşanan iç çatışmalar sonucu sürdürülemez olmuş ve 15 Temmuz 1974 tarihinde Yunan cuntasının Kıbrıs’da darbe yaptırması sonucu gerçekleşen Kıbrıs Barış Harekatı’nın ardından gerçekleşen İkinci Barış Harekatı’nın hemen ardından 25-26 Ağustos 1974 tarihinde BM Genel Sekreteri Kıbrıs’a gelmiş ve toplumlar arasında ikili görüşmelerin başlatılmasını istemişti. İkili görüşmelerde varılan mutabakat gereği nüfus mübadelesi yapılmış ve Rumlar güneye Türkler ise kuzeye geçmiştir. Böylece iki bölgeli ve iki toplumlu bir federal yapı için uygun ortam sağlanmış oldu. 13 Şubat 1975 günü Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin ilanı Doktor Fazıl Küçük tarafından açıklanarak gerçekleşti. Amaç federal bir Kıbrıs Devleti yaratmaktı. 15 Kasım 1983 tarihinde KKTC’nin ilanı gerçekleşti. Türkiye, Pakistan ve Bangladeş KKTC’yi ilk tanıyan ülkeler olup Türkiye dışındaki ülkeler daha sonra bu tanımayı geri çekmişlerdir. KKTC’nin kuruluş bildirgesini kurucu cumhurbaşkanı Rauf Denktaş okumuştur.

Uluslararası statü ve dış ilişkiler

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Türkiye dışında tanınmamakta ve ada Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin olarak gösterilmektedir. Azerbaycan’a bağlı özerk ülke olan Nahcivan KKTC’yi hakim güç olarak tanımakta, fakat Azerbaycan KKTC’yi resmi olarak tanımamaktadır. İslam Konferansı Örgütü KKTC’yi üye olarak kabul etmiş ve gözlemci statüsü vermiştir. Diğer ülkelerden Pakistan, Katar ve Gambiya’nın görüşleri, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımaya doğru gitmektedir.

2004 Nisanı’nda yapılan Annan Planı referandumundan bügüne uluslararası camia KKTC ile var olan ilşkilerini iyileştirmeye başladı. Avrupa Birliği’nin genişlemesi’nden sorumlu üyesi Günter Verheugen raporunda bu şartlar göz önünde tutulursa AB ülkelerinin KKTC’de temsilcilikler açabileceklerini söyledi. AB KKTC’ye 259 Milyon Avro yardım taahhüt etti. Rum Kesimi tarafından engellenmeye çalışan bu yardımı, KKTC direkt olarak almak istemektedir.

Bir yandan, KKTC cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat önemli dünya liderleri ile görüşmelerine devam etmektedir. ABD dış işleri bakanı Condoleezza Rice, İngiltere eski dış işleri bakanı Jack Straw ile görüşmelerde bulundu. Ayrıca 2006 Ağustosu’nda Pakistan devlet başkanı Pervez Müşerref tarafından cumhurbaşkanı sıfatı ile ağırlandı.

KKTC bağımsızlık ilanını ardından Bangladeş ve Pakistan tarafından da tanınmasına rağmen uluslararası baskılar sonucu bu ülkeler tanımalarını geri çekmiştir. KKTC uluslararası toplum tarafından, uluslararası ilişkilerde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile birlikte tek devletmiş gibi anılır (örneğin Avrupa Birliği’ndeki üye sayımı). Yine uluslararası ilişkilerde dünya haritalarında Kıbrıs Adası’nın tamamı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne aitmiş ve KKTC yokmuş gibi gösterilir (örneğin Eurovision Şarkı Yarışması’nda Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin adının Cyprus olarak gösterilerek, oylama sırası Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne geldiğinde ülkenin, Kıbrıs Adası’nın tamamı olarak gösterilmesi).

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ordusunda 2000 kadar 18 ile 40 yaşları arasında zorunlu askerliğe alınmış Kıbrıs Türkleri bulunmaktadır. Bunun yanında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 11.kolordusu adanın kuzeyine yerleşmiş durumdadır. Bölgedeki Türk kuvvetleri yaşanabilecek Türk-Rum anlaşmazlıklarına karşı bölgeye yerleşmiş ve Kıbrıslı Türklerin yaşamını koruma altına almış bulunmaktadır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin önemli yerleşim yerleri, başkent Lefkoşa, Girne, Gazimağusa’dır. KKTC,ikliminden dolayı fazla yağış almaz. Genellikle burası sıcak ve güneşlidir.

Ekonomi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekonomisi kamu sektörü dahilinde ticaret, turizm ve eğitimle beraber tarım ve imalat sanayinden oluşmaktadır.

İletişim ve Ulaşım

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti şu an ki uluslararası camiada tanınmaması durumundan dolayı Türkiye’nin ekonomik ve askeri desteğine muhtaçtır. Tedavüldeki para birimi Yeni Türk Lirası’dır. KKTC’nin neredeyse tüm ithalat ve ihracatı Türkiye üzerinden gerçekleştirilir. Uluslararası telefon kodu olan +90 392 Türkiye’nin yerel arama kodudur. İnternet alan adı olan .nc.tr de Türkiye Cumhuriyeti’ne ait olan .tr uzantısı altında oluşturulmuş olan ikinci seviye alt alan adıdır. Dünya Posta Birliği KKTC’yi müstakil bir devlet olarak tanımadığından postalarda Mersin 10 – Turkey posya kodu ile gönderilir.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin baskılarında dolayı KKTC’ye Türkiye hariç direkt uçak seferi düzenlenmemekte ve Ercan Uluslararası Havalimanı ve Geçitkale Havaalanı sadece Türkiye ve Azerbaycan tarafından yasal havaalanı olarak tanınmaktadır.

Yine 1974 yılında Rum Tarafı tarafından KKTC’nin limanlarının, tüm dünya gemilerine kapatıldığı ilan edilmiştir. Türkiye bu ilanı tanımamış ve Türk limanlarını serbest ulaşıma açmıştır.

Havaalanları ve Limanlar

Girne LimanıErcan Uluslararası Havalimanı (Lefkoşa – Ana Havaalanı)
Geçitkale Havaalanı (Gazimağusa)
İlker Karter Havaalanı(Girne)
Pınarbaşı Havaalanı (Girne)
Topel Havaalanı (Güzelyurt)
Girne Limanı (Girne)
Gazimağusa Limanı (Gazimağusa)

KKTC’nin havaalanları ve limanları uluslararası seferlere kapalıdır ve bunun tüm mümessibi Rum Kesimi’dir. Türkiye’nin bu çıkmazı aşabilmek maksatıyla gerek BM bünyesinde, gerekse AB bünyesinde yaptığı tüm faaliyetlerin önü Rum Kesimi tarafından kesilmiştir.

Eğitim Sistemi

Dış ülkelere eğitim kapısını açması ve buradaki özel üniversiteler eğitimin gelişmesine katkı sağlamaktadırlar.

Üniversiteler

Doğu Akdeniz Üniversitesi
Girne Amerikan Üniversitesi
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kuzey Kıbrıs Kampusu
Lefke Avrupa Üniversitesi
Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi
Yakın Doğu Üniversitesi

Turistik yerler

Lala Mustafa Paşa Cami, GazimağusaLefkoşa tıpkı Gazimağusa gibi eski bir yerleşim yeridir. Eski şehrin etrafı 5.5 km uzunluğunda şehir duvarı ile çevrilidir ve bu duvar hala sağlamdır.

Kuzeydoğu’da ki efsanevi Beşparmak Dağları şehri korur. Deniz seviyesinde 700 metre yüksekliğindeki dağlar Araplar’a savaşta ölen Bizans kahramanı Digenis’in korunma yeri olmuştur.

En güzel sahillerden biri de Akdeniz kıyısındaki Dipkarpaz’dır. Yarımada şekinde olan Dipkarpaz aynı yamanda Yeşil Kaplumbağaların yumurtlama mekanıdır.

Tagged :

Kuveyt

DEVLETİN ADI: Kuveyt
BAŞŞEHRİ: Kuveyt
YÜZÖLÇÜMÜ: 17.818 km2
NÜFUSU: 1.190.000
RESMİ DİLİ: Arapça
DİNİ: Müslümanlık
PARA BİRİMİ: Kuveyt Dinarı

Basra Körfezinin üst kısmında 17.818 km2lik bir alanı kaplayan bağımsız bir Arap devleti. Kuzeyinde ve batısında Irak, doğusunda Basra Körfezi, güneyinde Suudi Arabistan bulunur.

Tarihi

On sekizinci yüzyıl başlarında, Arabistan Yarımadasının iç bölgelerindeki Anizah kabilesinden birçok ailenin göçebelikten vazgeçip, Basra Körfezi kıyılarına yerleşmesi Kuveyt şehrinin, buna bağlı olarak da devletin temelini teşkil etmiştir. 1756’da halk, as-Sabah soyundan bir şeyh seçti. Böylece, bağımsız Kuveyt Emirliği kurulmuş oldu.

On dokuzuncu yüzyılın sonralarından itibaren, Rusya ve zamanın diğer güçlü devletleri Kuveyt’le ilgilenmeye başladı. O tarihlerde Almanya, Berlin-Bağdat demiryolu hattını Kuveyt limanına kadar uzatmanın yollarını arıyordu. İngiltere’nin menfaatlerine ters düştüğü için Almanya’nın emellerine karşı çıkmaktaydı. Osmanlı Devletine karşı olan zamanın Kuveyt Emiri 1899’da dış ilişkilerinin kontrolunu İngiltere’ye devreden bir antlaşmayı imzaladı. İngiltere 1914’te Osmanlı Devletiyle harbe girdikten sonra Kuveyt’i himayesine aldı.

Kuveyt’in Necd’le (yani daha sonraki Suudi Arabistan’la) arasında meydana gelen meseleleri, 1922’de el-Ukayr Antlaşmasıyla çözümlendi. Bu antlaşmayla tarafsız bir bölge kuruldu. Irak’la olan kuzey sınırı, 1923’te belirlendi. 19 Haziran 1961’de İngiltere hükumeti, emirliğin tam bağımsızlığını tanıdığını ilan etti. Altı gün sonraIrak Başbakanı Kuveyt’in Irak’ın ayrılmaz bir parçası olduğunu iddia etti. İddiaya göre; “Kuveyt, Osmanlı Devletinin bir parçasıydı. Etnik, coğrafi ve sosyal yapı bakımından Kuveyt ve Irak bütün bir ülkeydi, İngilizler tarafından geçici olarak bölünmüştü. İşgal tehlikesiyle karşılaşınca Kuveyt Emiri, askeri yardım almak maksadıyla İngiltere’ye yanaşmıştı.” Haziran başlarında Irak tehlikesine karşı İngilizler Kuveyt’e asker çıkardı. 20 Haziran’da Arap zirvesi Kuveyt Emirliğini üyesi olarak kabul etti. Böylece bağımsızlığını tanımış ve Irak’ın iddialarını reddetmiş oluyordu. Yaklaşık iki sene sonra 14 Mayıs 1963’te Kuveyt, Birleşmiş Milletlere üye oldu. Bu arada Irak’la olan anlaşmazlıkları hallolmaya başladı ve 1963 Ekiminde Irak, Kuveyt’in bağımsızlığını tanıdı. 1990’a kadar bağımsız olarak kalan Kuveyt, Ağustos 1990’da Irak birlikleri tarafından işgal edildi. Bütün Müeyyidelere rağmen Irak Kuveyt’i boşaltmayınca, 15Ocak 1991’de Müttefik Birlikler, Kuveyt topraklarını kısa süren harekattan sonra işgalden kurtardılar.

Fiziki Yapı

Kuveyt toprakları genelde düz veya hafif dalgalıdır. Bu monoton yapıyı tek tük tepeler veya hafif çukurluklar biraz değiştirir. Deniz seviyesinden itibaren yükseklik, güneyde 305 m’ye ulaşır. Jal az-Zawr arazi bloku, Kuveyt Körfezinin kuzeybatı kıyılarını meydana getirir ve deniz seviyesinden en fazla 145 m yüksekliktedir.Kıyı kesiminde geriye kalan arazi, büyük, tuzlu bataklıklarla kaplıdır. Kuveyt’in kuzey, batı ve merkez bölgelerinde “playas” denen çöl havzaları vardır. Bunlar kış yağmurlarıyla dolar. Böylece Bedevilerin önemli su kaynaklarını meydana getirirler.

İklim

İklim, yarı tropikaldir. Körfezin sıcak sularının özellikle kıyılarda etkisi vardır. Eğer yeterince yağmur yağarsa çöl, mart ayının ortalarından nisan ayı sonuna kadar yeşillenir. Fakat nisan ve eylül ayları arasındaki kurak dönemde müthiş bir sıcaklık vardır. Normalde gündüz 52°C’dir. Bazan 74°C’ye kadar yükselir. Hava kışın daha elverişlidir. İç kesimlerde ara sıra kırağı bile yağar. Ekim-nisan aylarına dağılan yıllık yağış ortalaması 3 ila 18 mm’dir. Ama bir sağanakta günde oldukça fazla yağmur yağabilir. Kuzeybatıdan sık sık esen rüzgarlar genellikle sıcak ve nemli olup, haziran ve ekim ayları arasında eser. Sıcak ve kuru güney rüzgarları, ilkbahar ve yaz başlarında hakim olan rüzgarlardır. “Tauz” denen korkunç toz fırtınaları çoğunlukla kışın meydana gelir. Bu fırtınalar bazen günlerce sürer.

Tabii Kaynaklar

Bitki örtüsü ve hayvanlar: Bitki örtüsünü son senelerde cadde başlarında ve parklarda yetiştirilen ve devamlı sulanan akasya ve hurma ağaçları ve Kuveyt şehrinin yeşil kuşağı hariç fundalık, küçük çalılık ve ilkbaharda çabuk gelip geçen otlar meydana getirir. Tuzlu bölge bitkileri kıyıdaki bataklıklar boyunca büyür. Yabani hayvan olarak çöl ceylanı ve faresine rastlanır.

Madenler: Ülkede petrol hariç, herhangi bir maden yoktur. Geniş bölgeleri kaplayan kumluklar ekonomik maksatlarla kullanılabilecek halde değildir.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Ülke nüfusu 1.190.000’dir. Yerli halk Arap’tır. Yerli halkı, topyekun bir aile gibidir. Çalışmak için gelen yabancı işçi, teknisyen, işletmeciler, yerli halktan daha çoktur. İşgücünün % 80’ini yabancı işçiler meydana getirmektedirler. Bunlar Filistinliler, Suudi Arabistanlılar, Mısır, Irak, Hind ve Pakistanlılardır. Yabancılar, mülk sahibi olamadıkları gibi, siyasi hakları da yoktur.

Önemli şehirleri arasında Havalli, Salimiya yer alır. Başşehir Kuveyt, dünyanın en modern şehridir. Fakat 1991’de Irak’ın işgaliyle şehir büyük tahribat görmüştür. Petrolden sağlanan gelir yüzünden, ülkede hayat seviyesi çok yükselmiştir. Eğitim ve sağlık hizmetleri parasızdır.

Eğitimi: Kuveyt’te, son zamanda gelişen eğitim imkanlarından faydalanılmış, yetişkinlere sadece okuma yazma öğretilmekle kalmayıp, faydalı bir ihtisasın da kazandırıldığı eğitim ve öğretim merkezleri kurulmuştur.

Öğretim tamamıyla ücretsizdir. Öğrencilere, yemek, kitap, okul elbisesi, okula gidip gelmek için araç ve sıhhi bakım da karşılıksız olarak sağlanır. Devletin eğitim sistemi, anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite olarak 5 seviyede düzenlenmiştir. Ülkede 1962’de kurulan bir üniversite ve bir teknik okul vardır. Halkın % 36’sı okuma yazma bilmemektedir.

Dini: Kuveyt halkının büyük bir çoğunluğu Müslümandır. Fakat bunun yanında Hindu ve Hıristiyanlar da vardır. Anayasayla tam bir inanç hürriyeti sağlanmıştır.

Dili: Halkın kullandığı dil ve resmi dil aynı olup, Arapçadır. Devlet okullarında ikinci temel lisan olarak İngilizce öğretilir. Hindu, Urdu ve Farisi dilleri de yaygındır.

Siyasi Hayat

Bugün Kuveyt, hem devletin hem de hükümetin başında bulunan bir şeyh tarafından yönetilir. Şeyhin 14 bakanlı bir kabinesi vardır. 10 tanesi tayinle 4 tanesi seçimle belirlenir. 1962’de kabul edilen anayasaya göre, 21 yaşının üzerindeki bütün okur-yazar Kuveytli erkekler oy kullanabilir. Şeyh, kanunları yürürlüğe koyar ve uygular. 50 üyeli meclisin kısmen kanun yapma yetkisi vardır. Devlet, 3 yönetim bölgesine ayrılmıştır. Kuveyt, El-Ahmedi ve Havalli. Meclis için 4 yılda bir seçim yapılır.

Ekonomi

Kuveyt’in ekonomisine petrol hakimdir.

Tarım: Ülkede tatlı su kaynağının az olması yüzünden tarım gelişmemiştir. Toprakların ancak % 3’ü tarıma elverişlidir. Halkın % 2’si tarımla uğraşmaktadır. Devlet tarafından desteklenen hayvancılık, ancak küçük çiftliklerde yapılmaktadır. Koyun, keçi ve kümes hayvanları yetiştirilmektedir.

Balıkçılık: Petrol bulunmadan önce balıkçılık başta gelen ve gelişen bir sanayi kolu idi. Basra Körfezinde bol miktarda balık avlanır. Halkın beslenmesinde balık önemli bir yer tutar. Yakalanan karidesler, Avrupa ve Amerika’ya satılır.

Sanayi: Ülkede, petrol üretimi sanayie hakimdir. Kuveyt, ABD, Rusya Federasyonu ve Venezuella’dan sonra dördüncü en büyük petrol üreticisidir ve ihracatta Venezuela’dan sonra ikinci sırayı alır. Petrol rezervleri bakımından dünyada başta gelir. Sanayi tesislerinin büyük kısmını petrol rafineleri meydana getirir. Kuveyt’te yeni kurulan diğer sanayi dalları ise çimento, pil, elektrik kabloları, plastik tüpler, şekerleme, boya, sıvı, gaz ve tuğla sanayiidir. Bunların çoğu küçük çaptadır. Mevcut yol, liman, santral ve su tesislerinin bulunduğu ash-Shuaybah sanayi bölgesi inşa halindedir.

Deniz mahsulleri pazarlama fabrikaları, amonyak-üre fabrikaları, Petro-kimya tesisleri ve çimento fabrikaları gibi büyük kuruluşları da vardır. Irak’ın 1991 işgalinden sonra bütün sanayi kuruluşları harap oldu.

Ticaret: Elde edilen petrolün büyük kısmı dışarıya satılır. Dışarıdan en çok besin ürünleri ve su ithal eder. Ülkede su petrolden daha pahalıdır. Kuveyt dış ticaretini ABD, Japonya ve Batı Avrupa ülkeleri ile yapmaktadır.

Ulaşım: Ülke ulaşım bakımından düzenli bir karayolu şebekesine sahiptir. 3871 km’lik karayolunun tamamı asfalttır. Ülkede her beş kişiye bir otomobil düşmektedir. Demiryolu yoktur. Hava ulaşımı devlete bağlı Kuveyt Havayolları ile sağlanmaktadır. Deniz ulaşımı çok gelişmiş olup, büyük tonajlı tankerlerin yük alıp boşaltmak için yanaşacakları büyük limanlar vardır.

Tagged :

Kostarika

DEVLETİN ADI: Kostarika Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Sant José
NÜFUSU: 3.161.000
YÜZÖLÇÜMÜ: 51.100 km2
RESMİ DİLİ: İspanyolca
DİNİ: Hıristiyanlık
PARA BİRİMİ: Kolon

51.100 km2lik yüzölçümüyle El Salvador’dan sonra Orta Amerika’nın ikinci küçük ülkesi. Kuzeybatısında Nikaragua, güneydoğusunda Panama, güneybatı ve batısında Büyük Okyanus, doğusunda Karaib Denizi vardır. Karaib Denizi ile Büyük Okyanus kıyıları arasındaki uzaklık 120 ile 265 km arasındadır.

Tarihi

Kristof Kolomb, Karaib sahilleri yakınındaki küçük bir adaya 18 Eylül 1502’de çıktığında, burada bulunan altın yataklarından dolayı buraya, “Zengin Sahil” manasına gelen “Kostar Rika” adını verdi.

Ülkenin bugünkü yerlileri, on altıncı asırda buraya Guatemala’dan göç etmiş olan İspanyollardır. Burada Kızılderililer ve Zenci köleler bulunmadığı için İspanyollar kendi topraklarını kendileri işlediler. Kostarika’nın kolonik devri fakirlik ve sefalet içinde geçti.

15 Eylül 1821’de bağımsızlığını ilan eden Kostarika, böylece İspanyol boyunduruğundan kurtuldu. 1838’e kadar dış politikası, Orta Amerika Birliğine bağlıydı. 1838’de bu birlikten ayrıldı.

1842’de Braulio Carilol hükümeti, Orta Amerika Birliğini kurmak için General FranciscoMorasan tarafından devrildi. Fakat kısa zaman sonra kendisi de iktidardan düşürülerek öldürüldü. Bundan sonra ülkede, 7 senelik bir anarşi dönemi başladı. 1849’da eski başkan Mora yine iş başına geldi. Düzeni sağladı ve reformlar yaptı. Bundan sonra 1859-1870 yılları arasında yarım düzine başkan değiştiren Kostarika’da, 1879’dan sonra, Tomas Guordia tarafından kuvvetli bir hükümet kuruldu ve 1871 yılının Aralık ayında bir anayasa çıkarıldı.

On dokuzuncu asırda ülkede ekonomi gelişmeye başladı. Amerika’nın baskısı ve çeşitli sebeplerle, devlet başkanları, devamlı değişmiştir.

1940’da iş başına geçen Refael Calderon Guordia’nın idaresi altında, Kostarika’nın Amerika ile münasebetleri gelişme gösterdi. Japonlar, Peal Harbor’a baskın yapınca, Amerika ile beraber Japonya’ya harb ilan etti. Panama kanalının müdafasında yardımcı oldu. Kostarika, 1944’te Birleşmiş Milletlere, Milletlerarası İmar ve Tekamül Bankası’na veIMF’ye üye oldu.

8 Şubat 1948’de yapılan seçimler neticesinde çıkan iç karışıklıklar sonucu, José Figueres ihtilal yaparak, yönetimi ele geçirdi ve eski anayasayı yürürlüğe koydu. 1949’da Ulate Blanca başkan seçildi. Günümüze kadar ülke değişik başkanlar dönemi yaşamıştır. 1949’dan sonra Ordu yönetime karışmadı. Demokrasiyi benimseyen Kostarika bu rejimi en iyi uygulayan Amerika ülkelerinden biridir.

Fiziki Yapı

Ülkenin yüzey şekilleri başlıca üç bölümde incelenir. Sulak Karaib kıyısının arkasında, dar ve alüvyonlu bir arazi bulunur. Bu arazi içinde kuzeyde Cordillera de Guanacaste ve güneyde Cordillera de Talamana’nın bulunduğu kuzeybatı-güneydoğu yükselti kuşağı; yükselti kuşağının batısında, Nicaya ve Osa yarımadalarının arasında kalan, Büyük Okyanus kıyıları yer alır.

Yükseltiler, Nikaragua Gölünün batısında başlar. Ülkede bulunan volkanlardan Irazu 3432 m ve Turrilaba 3328 m ile en yüksek noktaları meydana getirirler. Talamanca Dağ silsileleri arasında 2740 m yükseklikte tepelere rastlanır.

Ülkenin doğu kıyılarında girinti ve çıkıntı az, batı kıyılarında ise çoktur. Batı kıyısından 480 km uzaklıktakiCoco Adası, Kostarika’ya aittir. Dağlık iç bölgelerden kıyı ovalarına doğru inen yamaçlar oldukça diktir.

İklim

Doğu Alize rüzgarlarının hüküm sürdüğü kıyı ovalarında nemli ekvator iklimi, orta kısımlarda ılık, yüksek yerlerde ise soğuk iklim hüküm sürer. Fakat soğuklar şiddetli değildir. Kıyılarda sıcaklık ortalama 25 ile 32°C arasında, orta kısımlarda 21 ile 27°C arasındadır. Yüksek bölgelerde ise 10°C’yi geçmez. Ülkede kar yağmaz. Yıllık yağış ortalaması ise 3100 ile 6350 mm arasında değişmektedir.

Tabii Kaynaklar

Bitki örtüsü ve hayvanlar: Bataklıklar ve ormanlar, ülkenin yaklaşık üçte birini kaplar. Kuzey Karaib sahilleri ve Büyük Okyanus sahilleri tropikal ormanlarla kaplıdır. Ormanlarında meşe ve çam ağaçlarına rastlanır. 2400 m yüksekliğin üzerindeki bölgelerde, ormanlar seyrekleşerek yerini çayırlara ve meralara bırakır. Ağaçlık bir bölge, Nicoya Yarımadasının doğu kısımlarını örter.

Ülkede en çok rastlanan yabani hayvanlar arasında tapir, oklu kirpi ve timsah bulunmaktadır.

Madenler: Ülke toprakları maden bakımından zengin değildir. Az miktarda altın çıkarılır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Ülke nüfusu 3.161.000 olup, bu nüfusu İspanyol asıllı beyazlarla, Zenciler ve Kızılderililer meydana getirir. Nüfus artışının yüksek olduğu ülkede halkın büyük kısmı başşehir bölgesinde toplanmıştır. Halkın ancak % 34’ü şehirlerde yaşar. Önemli yerleşim merkezleri, San José, Alajuela, Heredia ve Cartago’dur.

Resmi dil İspanyolca olup, bazı devlet işlerindeİngilizce ile yazışmalar sürdürülmektedir. Halkın büyük çoğunluğu Hıristiyanlığın Katolik mezhebine bağlıdır. Ayrıca Yahudi ve Protestanlar da vardır.

Ülkede eğitim parasızdır. İlk öğretim, 6-12 yaş arasında mecburi olup, okuma-yazma bilmeyenlerin sayısı azdır. Kostarika’da iki üniversite vardır.

Siyasi Hayat

Ülke, devlet başkanı tarafından yönetilmektedir. Ülkede, 57 üyeli tek meclis vardır. Meclis için 4 yılda bir seçim yapılmaktadır. Oy kullanmak mecburidir.

Ekonomi

Tarım: Kostarika’nın ekonomisi tarıma dayalı olduğundan, nüfusun % 55’i tarımla uğraşır. Mesela Central’de kahve, süt ürünleri, şeker, fasulye ve patates elde edilir. En fazla ürettiği kahve ve muz dışarıya ihraç edilir. Hayvancılık gelişmiş olup, Guanaceste bölgesinde sığır sürülerine rastlanır. Orta Amerika’nın en çok süt ürünleri ihraç eden ülkesidir.

Sanayi: Sanayi, ülkede gelişmemiş olup, mevcut olan küçük çaptaki sanayi ise şeker rafinerilerini, gübre fabrikalarını, tarım ilaçları ve tüketim maddeleri yapımını içine alır.

Ticaret: Kostarika, dışarıya kahve, muz ve süt satar, dışardan ise sanayi ürünleri alır. Ticari münasebetlerde ülke ekonomisi, ABD’ye bağlıdır. Dış ödemeler dengesinin açık vermesine rağmen, ülkenin ekonomisi, diğer Orta Amerika ülkelerininkine göre hızla ilerlemektedir.

Ayrıca çağlayanlar, tabii güzelliklere sahip çeşitli yerler ve İspanya medeniyetinden kalan eserler, turistlerin ilgisini çekerken, ülke ekonomisi için iyi bir gelir kaynağı olmaktadır.

Ulaşım: Ulaşım, yaklaşık 35.357 km uzunluğundaki karayolları, iki sahili birbirine bağlayan 1500 km’lik demiryolları ile sağlanır. Karayolları yetersiz ve bakımsızdır. % 15’lik kısmı asfalt kaplıdır. Puertolimon, Puontarenas, Golfito başlıca limanlardır. San José yakınlarındaki Juan Santa Maria ülkenin tek milletlerarası havaalanıdır.

Tagged :

Kongo

DEVLETİN ADI: Kongo Halk Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Brazzaville
NÜFUSU: 2.692.000
YÜZÖLÇÜMÜ: 342.000 km2
RESMİ DİLİ: Fransızca ve Yerli Diller
DİNİ: Hıristiyanlık, Müslümanlık, Yerli Dinler
PARA BİRİMİ: Afrika Doları

Afrika’nın batısında yer alan bir ülke. Kuzeyinde Kamerun ve Orta Afrika Cumhuriyeti, doğusunda Zaire, batısında Gabon, güney batısında Atlas Okyanusu yer alır.

Tarihi

Bugünkü Kongo’nun bulunduğu yerde eskiden, güçlü bir Kongo Krallığı vardı. On altıncı yüzyılda bu krallık en parlak dönemine ulaşmıştı. Fakat bu asırdan sonra iç kargaşalıklar yüzünden çökmeye başladı.

Avrupalıların gelişi, bu krallığın yıkılmasına sebep oldu. Bölgeye ilk defa on beşinci yüzyılda Portekizliler geldi. On yedinci ve on sekizinci yüzyılda Fransızlar da gelerek buralarda esir ticareti yapmaya başladılar. Esir ticareti ve kölelik yasaklandıktan sonra, Fransızlar bölgeyi sömürge haline getirdiler ve Brazzaville’de bir üs kurdular. Yerlilerle anlaşarak bütün bölgeyi Fransız hakimiyetine soktular. Kongo 1903’te, Fransız Ekvator Afrikası Federasyonunun bir üyesiydi. 1958’de bu federasyonun dağılmasıyla Kongo, Fransız Milletler topluluğunun içinde hür bir yapıya sahip oldu. 1960 yılında tam bağımsız bir ülke oldu. 1970’den sonra yapılan idare değişikliğiyle Marksist bir rejime geçti ve devletin adı Kongo Halk Cumhuriyeti olarak değiştirildi. Komünist idare siyasi istikrarsızlığın üstesinden gelemedi. Çeşitli darbelerden sonra başa geçen Albay Denis 1979’da kabul edilen anayasa ile tek parti yönetimini sürdürdü. 1991’de devlet başkanı Denis partisinden ve Katolik kilisesinden gelen baskılar üzerine bir ulusal konferansın toplanmasını kabul etti. Konferansta anayasa yeniden hazırlandı ve Geçici Ulusal Birlik Hükumeti kuruldu. Başbakanlığa André Milango getirildi. 1992’de yapılan halk oylaması ile yeni anayasa kabul edildi. Temmuz ayında yapılan iki kademeli seçimler neticesinde Sosyal Demokrasi İçin Afrika Birliği mecliste en çok sandalyeye sahib oldu. Ağustos ayında yapılan ve iki kademeli devlet başkanlığı seçimini ise Pascal Lissouba kazandı. Kurulan koalisyon hükumeti güven oyu alamayınca, Devlet Başkanı Lissouba, meclisi fes ederek, yeni erken seçimlere gidileceğini açıkladı. Claude Antoine Dacosta 6 Aralalıkta genel seçimleri hazırlamak üzere Ulusal Birlik Hükumetini kurmakla görevlendirildi.

Fiziki Yapı

Kongo’nun kuzey bölümünden ekvator çizgisi geçer. Ülkenin doğusunu Kongo ve Ubangi ırmakları meydana getirir. Batıda Atlas Okyanusu kıyısında dar bir toprak şeridi vardır. Zaire Irmağı ülkenin doğusunda sınır meydana getirir.

Ülke, yüksekliği 500 ile 1000 metre arasında değişen bir yayla görünümündedir.

Kıyı bölgesi, oldukça engebesizdir. Kuzeyde, kıyıyı kumullar örter. Kouliou Irmağının ağzı bataklıklarla örtülüdür. Dar bir şerit meydana getiren kıyı ovasından sonra Mayoumbe Dağları başlar. Doğuya gidildikçe, verimli bir vadi olan Niari Vadisinin kuzeyinde bazı akarsuların kaynaklandığı bir yayla vardır. Kuzeydeki Sangha bölgesi yoğun ekvator ormanlarıyla kaplıdır.

İklim

Kongo’da ekvator çizgisinin üzerinde olmasından dolayı ekvator iklimi hüküm sürer. Sıcaklık yüksek, yağış fazladır. Yılın her mevsimi yağışlı geçer. Yıllık yağış ortalaması, 2000-2500 mm arasında değişir. Yıllık sıcaklık ortalaması ise 21 ile 27°C arasındadır.

Tabii Kaynakları

Ülkenin bitki örtüsü, ekvatoral bölge bitkilerinden meydana gelir ve büyük bir bölümünde balta girmemiş ormanlar bulunur. Ormanların yarısına yakın kısmı Mayoumbe ve Chaike bölgesinde diğer kısmı ise güneyde yer alır. Doğu kısmında ise yer yer ağaçlık ve savanlarla kaplı arazi bulunur.

Ülkede en çok potasyum rezervleri bulunur ve dünyada en çok potasyum çıkaran ülkelerin arasındadır. Bunun yanında petrol, çinko, kalay, kurşun, bakır ve altın yatakları varsa da bunlar çok azdır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

2.692.000 olan ülke nüfusu Buteke, Bakonga, M’Bachive ve Sangha olmak üzere dört etnik gruptan meydana gelmiştir. Bunun yanında çoğunluğunu Fransız asıllı Avrupalıların meydana getirdiği beyazlar vardır. Halkın % 40’ı şehirlerde yaşar. Ülkenin en büyük şehirleri başşehir Brazzaville ile Pointe Noive’dir.

Ülkede kullanılan ve resmen kabul edilen, Fransızca ile Lingala dili ve Kikongo dili konuşulur. Halkın % 48’i Hıristiyan, % 4’ü Müslüman, geri kalan kısmı ise yerel inançlara bağlıdır.

Yeteri kadar okul olmamasına rağmen 6 ila 16 yaş arasında eğitim mecburiyeti vardır. Buna rağmen halkın ancak % 22’si okuma yazma bilmektedir. Ülkede 1971 yılında öğretime açılmış bir üniversite vardır.

Siyasi Hayat

Kongo, komünist rejimle yönetilen bir ülkedir. Sadece tek bir siyasi parti vardır. 1973 Haziran ayında referanduma sunulan anayasa ile 115 üyeli Ulusal Halk Meclisi kurulmuştur.

Ekonomi

Tarım: Kongo’nun ekonomisi tarıma dayanır. Köylüler, ekime elverişli toprakları, en ilkel metodlarla işler. Geleneksel tarım ürünlerinin yanısıra yağ palmiyesi, manyok, yer fıstığı, şekerkamışı, kauçuk, tatlı patates, muz, kakao ve tütün başlıca ürünlerdendir. Niari Vadisi tarıma en uygun bir vadidir.

Ormancılık: Ekvatoral iklime sahip olması, ülkede büyük tropikal ormanların meydana gelmesine sebep olmuştur. Yıllık kereste üretimi 1.000.000 ton civarındadır. Ormanlar ülkenin başlıca gelir kaynağı olup, ihracatın yarısını orman ürünlerinden sağlar.

Sanayi: Ülkede, sanayi yeni yeni gelişmeye başlamıştır. Sanayi olarak sadece tekstil, sabun, hurma yağı, sigara, cam, lastik, çimento ve kontraplak fabrikaları vardır. Ağır sanayi hemen hemen hiç gelişmemiştir. Kouilou Irmağı üzerinde kurulması planlanan bir hidroelektrik santralı ile sanayinin büyük gelişmeler göstereceği tahmin edilmektedir.

Ticaret: Kongo’nun ihraç ettikleri arasında şeker, kahve, kakao, tütün ve orman ürünleri gelir. İthalatta ise ağır sanayi ürünleri, makinalar, ulaşım araçları, et başlıcalarını meydana getirir. İhracatının % 14’ü, ithalatının % 57’si Fransa ile olmaktadır. Diğer gelir kaynaklarından birisi olan elmas, ihraç edilerek ekonomide önemli yer tutar. Elmas, Kongo’da çıkarılmayıp, Zaire’den kaçırılmaktadır.

Ulaşım: Kongo’da, karayolu ulaşımı ülkenin ihtiyacına yetmemektedir. 11.000 km olan kara yollarının ancak % 5’i asfaltla kaplıdır. Ülkede ancak 800 km uzunluğunda bir demiryolu vardır. Nehirlerden Kongo ve Ubangi nehirleri ulaşıma elverişlidir. Ticaretinin büyük kısmını nehir ulaşımı sağlar. Pointe-Noire ve Brazzaville limanları oldukça işlektir. Brazzaville’de milletlerarası bir hava limanı vardır.

Tagged : /