İngiltere

DEVLETİN ADI: Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı
BAŞŞEHRİ: Londra
YÜZÖLÇÜMÜ: 244.110 km2
NÜFUSU: 57.411.000
RESMİ DİLİ: İngilizce
DİNİ: Hıristiyanlık
PARA BİRİMİ: Sterlin

Avrupa’nın kuzeybatı kıyısında yer alan Britanya Adalar Topluluğu üzerinde, dört ülkeden müteşekkil bir devlet. Bu adalar topluluğu Büyük Britanya ve İrlanda Adalarıyla birlikte, 5000 küçük adadan meydana gelmiştir. Batısında İrlanda Denizi, doğusunda Kuzey Denizi, kuzeyi, güneybatısı ve kuzeybatısı Atlas Okyanusu ile çevrilidir. Bu Birleşik Krallığa Büyük Britanya, Kuzey İrlanda, İskoçya Krallığı ve Gall Prensliği dahildir.

Tarihi

İngiltere tarihi, 5. yüzyılda Britanya Adasına Anglosaksonların ayak basmasıyla başlar. Anglosaksonlar kendi adını verdikleri adaya yerleşip, 6 ve 7. yüzyıllarda birbirine rakip küçük krallıklar kurdular. Sekizinci yüzyılda Roma ve İrlanda’nın etkisiyle Hıristiyanlığı kabul eden Anglosaksonlar, Avrupa’yı da etkileyen bir medeniyet meydana getirdiler. 795’te başlayan İskandinav istilası 11. yüzyılın başına kadar birkaç defa tekrarlandı. Daha sonra Danimarkalı Büyük Knud, adayı tamamen fethetti. Anglosakson Hanedanından Edward (1042-1066) birliği tekrar kurdu. Bunun ölümü üzerine tahta geçen Harold’u tanımayan NormandiyaDükü William, taht üzerinde hak iddia etti. Normandiya kralları ve özellikle ilk Anjou’lu hükümdarlar Fransa’da geniş ve zengin toprakları olduğundan, Fransa’daki Capet Sülalesine bağımlıydılar. Küçük İngiltere Krallığı bir süre Avrupa’da Somme Vadisinden Pirene Dağlarına kadar uzanan büyük bir mülkün bir uzantısı gibi yaşadı. Avrupa ile ilişkiler İngiltere Krallığı ile Fransa Krallığını sonu gelmez savaşlara sürükledi. Bunların başlıcası 1337-1453 seneleri arasında süren Yüzyıl Savaşlarıdır.

Üçüncü Henry, Galler ülkesinde uç beyliklerinin gelişmesini destekledi ve 1170 yılında İrlanda’da “Pale” sömürgeleri kuruldu. Birinci Edward, Galler ülkesini fethetti. Etkisini İskoçya’ya kabul ettirmeyi denedi. Daha sonra 14 ve 15. yüzyıllarda İngiltere Krallığı birtakım sosyal, dini, siyasi karışıklıklara sahne oldu.

Monarşi otoritesini parlamento aracılığıyla millete kabul ettiren Yedinci Henry ve Sekizinci Henry (1458-1541) düzen ve birliği sağlamlaştırdılar.

Birinci Elizabeth’in uzun ve başarılı saltanatında İskoçya’da İngiliz etkisinde farklılık görülmeye başlandı. İngiltere Tudorlarıyla, İskoçya Stuartları arasındaki evlenmeler, iki geleneksel düşmanı birbirine yaklaştırdı. Daha sonra İskoçya Kralı Birinci James İngiltere kralı oldu. 1707 yılında iki krallığı birleştiren bir antlaşma imzalandı. Bu tarihten sonra Büyük Britanya tarihi başlar.

On sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıllarda Britanya büyük bir sanayi devleti olarak ortaya çıktı. Bunun yanında çeşitli yerlerde kurdukları sömürge devletleri ülke ekonomisinin gelişmesinde çok faydalı oluyordu. On dokuzuncu yüzyılın başlarında Avustralya, Kanada, Hindistan,Afrika’da bazı devletler, Karayib Adaları ve Hong Kong gibi dünyanın büyük bir kısmına yayılan dev bir sömürge imparatorluğu vardı. Bu sömürgelerin bir kısmı 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında ayaklanmalarla yavaş yavaş bağımsızlığını ilan ettiler.

Yirminci yüzyılın başlarında çıkan Birinci Dünya Harbine giren İngiltere, harbin sonunda imparatorluğun en geniş sınırlarına ulaştı. 1929-1930 dünya ekonomik buhranı büyük ölçüde İngiltere’yi de etkisi altına aldı. 1922 yılında bir ayaklanmayla İrlanda, Birleşik Krallıktan ayrıldı ve 1949’da İrlanda Cumhuriyeti kuruldu. İrlanda Adasının kuzeydoğusunda kalan kısmı Birleşik Krallığa kaldı.

İkinci Dünya Savaşına katılan İngiltere galip bir devlet olarak savaştan çıktıysa da, süper devlet olma niteliğini kaybetmeye başladı.

İngiltere’de İkinci Dünya Harbinden sonra günümüze kadar pekçok hükümet değişikliği oldu. Muhafazakar ile işçi partileri arasında iktidar el değiştirmektedir. Britanya, Birleşmiş Milletlerin, NATO’nun ve AET’nin aktif bir üyesidir.

Fiziki Yapı

Britanya’nın yüzey şekilleri karmaşıktır. Britanya’nın fiziki yapısını incelerken bu Birleşik Krallığı meydana getiren dört devletin fiziki yapısını bilmek gerekir.

İskoçya: İskoçya 78.783 km2 lik bir yüzölçümüne sahiptir. İskoçya fiziki bakımdan üç bölgeye ayrılır: Güney Uplandları, bunlardan yüksek olan Highlandlar ve Lowlandlar.

Güney Uplandlar üzerindeki Cheviot Tepeleri yer yer 200 m’yi aşar. Bu tepeler İngiltere ile İskoçya arasında tabii bir sınır çizgisi meydana getirir. İskoçya’nın en uzun ırmağı Tay (190 km)dır.

Highlandlar iki sıradağa ayrılırlar. Bunlar Grampianlar ve Kuzeybatı Highlandlardır. Büyük Britanya Adalarının en yüksek noktası Grampiamlar üstündeki 1343 m ile Ben Nevis Doruğudur. İskoçya kıyılarında birkaç haliç vardır. Kıyı şeridinin başka bir özelliği fiyordlardır. Kıyı açıklarında yüzlerce ada yer alır.

Galler: 20.768 km2lik bir yüzölçümüne sahiptir. Ülkenin büyük bir kesimi dağlıktır ve % 60’tan fazlasını Cambrian Dağları kaplar. Snowdon Tepesi 1085 m ile en yüksek yeridir. Bazı yüksek yerlerin dışında Galler’in büyük bir kısmının yüksekliği 160-180 m arasında değişir. Kuzey ve güneyde kıyı ovaları vardır. Galler’den Conway Clwyd. Dee, Severn, Usk, Wye, Taf ve Reheidol gibi birçok ırmak doğar. Britanya’nın en uzun ırmağı olan Severn (354 km) Plynlimmon sırtlarından doğar.

Kuzey İrlanda: İrlanda adasının kuzey doğusunda kalan 14.120 km2lik yüzölçümüne sahip bir ülkedir. Bu bölgenin en göze çarpan özelliği, sığ Lough Neagh Gölü ve çevresindeki ovalardır. Ovaları dağ silsileleriyle çevrilidir. Güneydoğuda granit Mourne Dağları 852 m’ye kadar yükselir. Kuzey İrlanda’da yüksek yerler ve ırmaklar azdır. Batıda Sperrin Dağları 683 m’ye yükselir. Irmakların az olmasına rağmen gölleri çoktur. En büyük gölü olan Lought Neagh’un yüzölçümü 400 km2dir.

İngiltere: 130.439 km2lik bir yüzölçümüne sahip olan İngiltere, Birleşik Krallığı meydana getiren ülkelerin en büyüğüdür. İngiltere’nin yüzey şekilleri karmaşıktır. Yükseltiler kuzey ve batıdan, güney ve doğuya doğru alçalır. Kuzey ve batının dağları yaşlıdır. Üç belirgin yükselti alanı vardır. Kuzeybatıda Cumbria veya göller bölgesi, İskoçya sınırından başlayarak ülkenin yarısına yakın bölümünden geçen ve “İngiltere Omurgası” olarak adlandırılan Pennine Zinciri ve güneybatı yarımadası düz alanlar, uçurumlar ve vadilerdir. Derin vadilerin yer aldığı eski dağlar bölgesinde İngiltere’nin en yüksek dağı Scafell (978,5 m) bulunur. Windermere ve Derwenwater dağları göller bölgesindedir. Eden Vadisi boyunca güneye doğru uzanan Pennine Dağları yer alır ve bu dağlar ovalar tarafından kesilir. Tyne Vadisi Pennine bölgesindedir. İngiltere’nin coğrafi merkezi olan Midlands, Pennine Dağlarının güneyindedir. Bu bölge büyük bir yayladan meydana gelir. Bu bölgenin batısında Severn Irmağı, kuzeyinde Trent Irmağı, güneyinde Thames Irmağı yer alır. Midlands bölgesinin güneyinde Salsbary Ovası yer alır. Kuzeydeki tebeşir kayalıklar Chiltern Dağlarını ve Doğu Anglia Dağlarını kapsar. Chiltern’ler ve Kuzey Downs arasında Thames veya Londra havzası yer alır. Cotswolds’dan çıkan ve Kuzey Denizine dökülen Thames Nehri (338 km) İngiltere’nin en uzun ırmağıdır.

İklimi

Okyanus etkilerinin ağır bastığı İngiltere iklimi son derece değişkendir. Havalar uzun süreli dengeli gitmez. Kışlar nisbeten yumuşak, yazlar ise serindir. Golf stream sıcak su akıntısının adaların iklimi üzerinde büyük tesiri vardır. Kuzey enlemde olmasına rağmen kışın sıcaklık ortalaması 7°C’dir. Kışın Britanya’nın batı kesimleri daha nemli, rüzgarlı ve ılıktır. Doğu bölgeleri Avrupa kıtasından gelen soğuk ve kuru rüzgarlardan etkilenir. Yazın ortalama sıcaklık güneyde 27°C, kuzeyde ise 15°C olur.

Ortalama yağış miktarı 1016 mm’den fazladır. Göller bölgesindeki dağlarda bu miktar 2500 mm’den fazlaya çıkar. İç taraflarda kışın bölgesel sis yaygındır.

Tabii Kaynakları

Bitki örtüsü ve hayvanlar: Britanya’nın büyük bir kesimi kıraç arazidir. Ormanlar ancak topraklarının % 5’ini kaplar. Alçak arazilerde görülen meşe ormanları, yükseklerde yerini huş ve çam ağaçlarına bırakır. Genel olarak günümüzde bu ağaçlık alanlar tarım arazisi ve otlak haline gelmiştir. Britanya’da meşe, karaağaç, dişbudak ve kayın gibi ağaçlardan müteşekkil korular ülkenin her yanında yaygındır. İskoçya’da en yaygın ağaç çam ve huş ağaçlarıdır. Günümüzde ağaçlandırma çalışmaları hızla sürmektedir.

Ormanların kesilmesi yabani hayvanların azalmasına sebep olmuştur. Kızılgeyik, tilki ve keklik gibi yabani hayvanlar bulunur. Britanya Adalarında 200 kadar kuş türüne rastlanır ve birçok göçmen kuşlar belli zamanlarda buraya gelir. Britanya’da yabani hayvanları koruma kanununca, yarasa öldürenlere ağır para cezası kesilmektedir.

Madenler: Britanya’nın en zengin yeraltı kaynağı kömürdür. Büyük kömür yatakları Pennineler boyunca özellikle Durham’da, Yorkshire’da ve Nottinghamshire’da bulunur. Tabii gaz ve petrol Kuzey Denizi kıyılarından elde edilir. Midlands’da demir cevheri yatakları vardır. Fakat buradan elde edilen demir filizi ülke ihtiyacını karşılamamaktadır. Öteki madenler kalay ve bakır cevheridir. Cheshire tuzları kimya sanayii için değerli bir hammaddedir.

Nüfus ve Sosyal Hayat

İngiltere’nin nüfusu 57.411.000’dir. Nüfusun % 80’i şehirlerde yaşar. Kilometre kareye 235 kişi ile dünyanın en büyük nüfus yoğunluğuna sahip ülkelerinden biridir. Nüfusun yaklaşık 3 milyonu Galler’de, 5,5 milyonu İskoçya’da, 2 milyonu Kuzey İrlanda’da yaşamaktadır.

Halk, geleneklerine çok bağlı bir millet olarak tanınır. Atalarından kalan kraliyet, cumhuriyet olsa bile bugün hala devam etmektedir. Halkın kanunlara ve polise gösterdikleri saygıdan dolayı, İngiliz polisi silah taşımaz, yalnızca tahta bir jop bulundurur. Önemli şehirleri arasında Cambridge, Birmingham, Derby, Ipswich, Liverpool, Nottingham, Northampton, Oxford, Cardfiff, Newpord, Tozfaen, Belfast, Down ve Iyrone’dir.

Dini: Halkın büyük bir kısmı üzerinde Anglikan kilisesi hakimdir. İskoçya kilisesinin 1,3 milyon taraftarı vardır. 6 milyon civarında Katolik, Metodist ve Baptist mezhepleri de mevcuttur. Ayrıca Müslüman, Musevi ve Budist dinlerine mensup halk da vardır.

Eğitimi: Birleşik Krallıkta 5 ila 16 yaş arasında eğitim mecburidir. Öğrencilerin % 95’i devlet okullarında ücretsiz eğitim görürler. Ayrıca özel okullar da bulunur. Okulların sayısı 38.000’i bulur. Devlet okullarında ortalama 20 kişiye bir öğretmen düşer. Birleşik Krallıkta 46 Üniversite, ayrıca 700’ü aşkın teknik ve ticari kolej, sanat ve öğretmen okulları gibi çeşitli yüksek eğitim kurumları vardır.

İngiltere’nin en eski üniversitelerinden biri olan Cambridge Üniversitesi çok uzun yıllar önce eğitime açılmıştır. Üniversite kitaplığında iki milyon civarında kitap bulunmaktadır. Diğer eski üniversitesi ise Oxford Üniversitesidir. Ayrıca 1440 yılında kurulan Eton Koleji eski okullardandır.

İngilizlerin eğitime önem vermeleri, ülkede birçok ilim adamının yetişmesine sebep olmuştur. Ünlü fizikçi Newton, Harvey ve Boyle,Halley, Watson, Dalton, Faraday, Boule gibi bilim adamları bu ülkede yetişmişlerdir.

Sağlık: İngiliz sosyal refah sistemi; sağlık hizmetini, personel sosyal hizmetlerini ve sosyal güvenliği ihtiva eder.

Sağlık hizmeti, gelire bakılmaksızın mukim olan herkese verilir. Sosyal güvenlik sistemi, muhtaç durumda olan kimselere ve ailelere yardım sağlar. Hükumet, sağlık hizmetinden doğrudan doğruya sorumludur. Sağlık hizmetleri ve sosyal güvenlik faaliyetleri mahalli sağlık kurulları ve sağlık yetkilileri tarafından yürütülür.

Personel sosyal hizmetlerinden mahalli idareler sorumlu olmakla beraber, bu husustaki prensip ve talimatların tesbit edilmesi hükumetin vazifesidir. Personel sosyal hizmetleri, mahalli idareler ve sosyal yardım kuruluşları tarafından yerine getirilir. Bu hizmetler; yaşlılara, güçsüzlere, özürlülere, özürlü çocuklarla bakıma muhtaç çocuklara verilen hizmetlerdir.

Spor: Birleşik Krallık, futbolun vatanı olarak gösterilir. Ülkede 25.520 spor kulübüne üye 70.000 dolayında futbol takımı ve bu takımlarda yer alan yaklaşık 750.000 lisanslı futbolcu vardır. İngilizlere mahsus olan polo, rugby, hokey, kriket, golf, badmington bu ülkede doğmuştur ve bazıları sadece bu adalar devletlerinde oynanır. Ayrıcaİngilizler birçok spor branşlarında başarı göstererek adlarını dünyaya duyurmuşlardır. Birleşik Krallığı meydana getiren her ülkenin birer milli takımı vardır.

Çevre koruması: İngiltere, Birleşmiş Milletler tarafından düzenlenen çevre konferanslarının hepsine katılmıştır. İngiliz hükumeti bir çevre fonu kurmuştur. Ayrıca İngiltere’de gönüllü çevre grupları mevcuttur. İngiltere’deki gönüllü kuruluşlar şunlardır: 1)Eski Eserleri Koruma Derneği, 2)Eski Anıtları Koruma Derneği, 3)Corciya Grubu, 4) İskoçya Mimari Eserler Derneği, 5)Ulster Mimari Eserler Derneği, 6) Viktorya Derneği, 7) Britanya Arkeoloji Konseyi.

Çevrenin korunması için İngiltere’de kurulan Green Belts’in görevleri şunlardır: a) İnşaat bölgelerini sınırlamak, b) Kır çevresini korumak, c) Şehirlerin birleşmesini önlemek, d) Tarihi şehirlerin özel karakterini korumak, e) Şehirlerin ıslahına yardımcı olmak.

Siyasi Hayat

Britanya parlamenter bir sisteme sahip anayasal bir monarşidir. İngiltere, Birleşik Krallık statüsüne sahiptir. Yasama yetkisi teorik olarak Avam Kamarasında veya Lordlar Kamarasındadır. LordlarKamarasında üyelik çoğunlukla babadan oğula geçer. Lordlar Kamarasının üye sayısı 1168’dir. Avam kamarasına seçilmiş 635 üye 5 yıl boyunca görev yapar. İngiltere mahalli yönetimi bölge ve mıntıka konseylerince yürütülür. Daha etkili bir yönetim amacıyla İngiltere’deki mıntıkalar 1974 yılında yeniden teşkilatlandırılmıştır. Bunun sonucunda 6 şehir bölge ve Avon, Cleveland ve Humberside bölgeleri belirlenmiştir.

Krallıkta yazılı bir anayasa yoktur. Mahkemelerde başlıca iki kaynaktan gelen karmaşık hukuk uygulanır. Kaynaklardan biri “Acts of Parliament” denilen yasalarla, bunlara uygun tüzük ve yönetmeliklerden müteşekkil yazılı hukuktur. Diğeri ise tarih boyunca olan mahkeme kararlarından meydana gelmiş “Common Law”dır. Kanun koyucu, parlamentodur. Ülke genelinde uygulanan tek bir hukuk sistemi yoktur. İngiltere ve Galler’de ayrı, İskoçya’da ayrı, Kuzey İrlanda’da ayrı hukuk sistemleri vardır. Britanya’nın tamamında ceza hukuku ile medeni hukuk arasında önemli farklar görülür.

Savunma: İngiltere, Avrupa’daki istikrarsız politika sebebiyle NATO İttifakına ihtiyaç olduğuna inanmaktadır. NATO’nun güvenlik ve silahların kontrolu konularında politik işbirliği sağlayacağını kabul etmektedir. İngiltere Avrupa’da 56.000 civarında asker bulundurmaktadır. Bu sayının 90’lı yılların sonuna doğru düşürülmesi planlanmıştır. İngiltere ayrıca körfez ülkelerine, Angola, Namibya ve Nijerya’ya asker göndermiştir. Çeşitli ülkelerden çok sayıda askeri personel kurs görmek için İngiltere’ye gelmektedir.

Ekonomi

Sanayi ve ihracat alanında dünyanın başta gelen ülkelerindendir. Dünyada ticarette beşinci sırayı, ihracatta ise dördüncü sırayı alır.

Tarım: Birleşik Krallıkta tarım çok gelişmiş olup, modern aletlerle yapılmaktadır. Gıda ihtiyacının % 60’ı ülkede yapılan tarımla sağlanır. Ekilen arazi 20 milyon hektardır. Bu ülke topraklarının % 80’ini meydana getirir. Topraktan, iklim ve toprak yapısı elverişli olmamasına rağmen çok yüksek verim elde edilir. Buna sebep ise, ziraatın en modern tekniklerle yapılmasıdır.

En çok yetiştirilen tarım ürünleri buğday, arpa, yulaf, şekerpancarı ve patatestir. Bahçecilik de ülkede gelişmiştir. Tarım ürünlerinin % 12’sini sebze, meyve ve çiçek meydana getirir.

Hayvancılık: Ülkede hayvancılık da gelişmiştir. İklimin yağışlı olması sebebiyle bazı bölgede hayvancılık yapılmaktadır. Sığır yetiştiriciliği modern usullerle yapılır ve ticarette önemli yer tutar. Koyun, sığır ve kümes hayvanı beslenir.

Balıkçılık: Ülkedeki balıkçılık sanayii dünya çapında önemli bir yer tutar. Balıkçılık filosu 4.047 adet çeşitli tipte gemiden meydana gelmiştir. Her yıl ortalama bir milyon ton balık avlanır.

Ormancılık: Ülkede 1.749.000 hektar alanda üretim yapılmaktadır. Bunun bir kısmı özel sektör tarafından işletilir.

Sanayi: Ülkenin imalat sanayiinin büyük bölümü kömür yataklarının bulunduğu alanlarda toplanmıştır. Petrol, tabii gaz ve nükleer enerjinin enerji kaynağı olarak kullanılmasıyla güneydoğuda özellikle Londra’da yeni sanayi merkezleri gelişmiştir. Bugün makina sanayii en önemli sektörleri arasında yer alır. Bu sanayi gemi yapımı, gemi mühendisliği, uçak, motorlu araç, dokuma makinaları, elektrikli makinalar ve elektronik dallarını içine alır. Motor sanayinin merkezlerinden başlıcaları Batı Midlands, Luton ve Oxford’dadır. İngiltere uçak sanayiinde çok gelişmiş olup, her tür uçak imal edilir. Gelişmiş olan dokuma sanayii ve makinalarının üretimi ekonomide önemli bir yer tutar. Kimya sanayii de çok gelişmiştir. Cam, seramik, kauçuk ve kağıt üretilen maddeler arasındadır. Dünyadaki birçok uçakta kullanılan uçak motoru “Rolls Royce” ülkenin en önemli makina ve otomobil sanayisi olarak yer alır.

Ticaret: Dünyanın en önde gelen ticaret ve imalat ülkeleri arasında yer alan Birleşik Krallık, dünyada ticarette beşinci sırada, ihracatta ise dördüncü sırada yer alır. Büyük Britanya, dışarıdan petrol, gıda maddeleri ve tütün, kereste, iplik gibi maddeler satın alır. Dışarıya ise makina, elektrik malzemeleri, ulaşım araçları, kimya ürünleri ve silah satar. AET üyesi olan ülke, ticaretinin büyük bir kısmınıAET ve ABD ile yapar.

Ulaşım: Ülkede 336.076 km karayolu bulunmaktadır. Bunun 2.353 km’si otobandır. Demiryollarının uzunluğu ise 18.200 km’yi bulmaktadır. Hava ulaşımı ise devlete ait iki havayolu şirketi ile sağlanmaktadır. Ayrıca özel havayolu şirketleri de bulunmaktadır. Bir ada ülkesi olan Birleşik Krallıkta deniz ulaşımı çok gelişmiştir. Aynı zamanda akarsuların 4000 km’lik kısmında ulaşım mümkündür. Deniz ticaret filosu dünyada üçüncü sırayı almaktadır. Dünyadaki gemi sayısının % 10’una sahiptir.

Birleşik Krallığın Deniz Aşırı Eyaletleri

Ülke, tarihte büyük bir sömürge kurmuş ise de bazı sömürgeleri bağımsızlıklarını kazanmışlardır. Bugün hala dünyanın büyük bir bölümüne yayılmış olan sömürge eyaletleri vardır. Bu eyaletleri şunlardır: Man Adası, Channel Adaları, Guernsey Baılıwıck Adaları, Antiqua, Dominica, Saint Lucia, Saint Vincent, Bermuda, Cayman Adaları, Gilbert Adaları, İngiliz Hint Okyanusu Toprakları, Pitcorin Adaları, Hong-Kong, Antartik Toprakları, Saint Helena, Ascension, Tristan’da, Cunha, Soloman Adaları, Tuvalu, Turks ve Caicos Adaları

Tagged :

Honduras

DEVLETİN ADI: Honduras Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Tegucigalpa
NÜFUSU: 4.996.000
YÜZÖLÇÜMÜ: 112.088 km2
RESMİ DİLİ: İspanyolca
DİNİ: Hıristiyanlık
PARA BİRİMİ: Lempira

Orta Amerika’da yer alan bir devlet. Kuzeyde Antil Denizi, Küba, Haiti, Dominik Cumhuriyeti; güneyde Büyük Okyanus, Nikaragua, Fonseca Körfezi ve El Salvador; batıda Guatemala, doğuda Karaib Denizi, Nikaragua ve Pasifik Okyanusu ile çevrilidir. Pasifik Okyanusuna 90 kilometrelik bir kıyısı vardır. Orta Amerika devletleri arasında en büyük olan ülkedir.

Tarihi

Honduras’a ilk yerleşenlerin M.Ö. 2000 yıllarında Mayalar olduğu ileri sürülmektedir. Honduras’ın batı bölgesindeki kalıntılar ve birleşmiş üç merkezdeki (Copan-Honduras, Tazumal-el Salvador, Qurigua-Guatemala) işaretler bunu doğrulamaktadır. 26 Haziran 1497’de İspanyollar Camerun burnuna çıktılar. 14 Ağustos 1502 yılında Cristof Colom, Cape Gracias a Dios bölgesini buldu. Yerli kabilelerin hakimiyeti altında bulunan Honduras’ın ele geçirilmesi işi 1524 yılında Meksika’yı alan Hernan Cortes tarafından Cristobal de Olid’e verildi. Fakat Cristobal de Olid isyan edince 1525 yılında Cortes tarafından öldürüldü. Fakat bu sefer yerli kabilelerle mücadele başladı. Kabilelerin reisi Lempira (sonra para birimine isim olarak verildi) daha şiddetli mukavemet gösterdi. Gümüş ve diğer madenler bakımından zengin bir memleket olan Honduras bir müddet biri Tegucigalpa, diğeri Comayagua olmak üzere iki valilik halinde kaldı.

On altıncı yüzyılda korsanların saldırıları ve Afrika zencilerinin istilaları başladı. 1740 yılında zenciler İngiliz Hondurasını kurdu. Honduras 1821 yılında İspanyol egemenliğinden kurtuldu.

Bir müddet Meksika’da gelişen Agustin de Hurbide’nin rejimi altında kaldılar. 1821 yılında Hurbide İmparatorluğunun yıkılması üzerine Orta Amerika Federasyonuna katıldılar. 1827 yılında başşehir Comayagua yerine Tegucigalpa ilan edildi. Federasyon dağılınca 26 Ocak 1838 yılında tam bağımsızlığını kazandı.

Honduras Roma Katolikliği ve İspanya aristokrasisi tesiriyle politik bölünmelere uğramaya başladı. Tegucigalpa liberal parti ve Comayagua da muhafazakar partinin merkezi haline geldi. Bu bölünme komşu devletlerde de mevcut idi.

Guatemalalı diktatör Rafeal Carrear 1844-1865 yıllarında liberalleri idaresi altına aldı. 1849-1863 yılları arasında Honduras, El Salvador ve Nikaragua üçlü konfederasyon kurmuşlardı. Daha sonra İngilizler, Honduras’ın kereste ticaretine el atarak, San Jan Nehrinin ağzını işgal ettiler. Cleyton-Bulwer antlaşması yapıldı. 1859 yılında İngiltere Moskito bölgesi için Honduras ile bir antlaşma daha yaptı. 1871-1874 Guatemala ve El Salvador harplerinden sonra önce Ponciano Leiva sonra da Aurelio Soto başkan oldular.Soto, Honduras’a yenilikler getirdi.

1933 ile 1949 yılları arasında Tiburcio Carias başkanlığında bir diktatörlük kuruldu. Tarias 1949 yılında devrilerek Juan Manuel Gölvez başkan oldu. Bu dönemde yol, okul, tesis yapımına, içme suyu ve kanalizasyon sistemlerine ağırlık verildi. 1954 seçimlerini liberal Dr. Ramon Villeda kazandı. Birçok karışıklıklar sonunda 6 yıllık ilk başkan olarak seçildi. 1960’da Nikaragua ile olan toprak anlaşmazlığı İspanya Kralı Onüçüncü Alfonso hakemliğinde, Honduras’a Coca Nehri kuzeyindeki 15.600 km2lik arazinin verilmesiyle sonuçlandı.

1965 yılında Albay Oswaldo Lopez başkan oldu. 1969 El Salvador harbinden sonra da, 1971 seçimlerini milliyetçi Roman Cruz kazandı. ABD’den Swan adaları devir alındı. Bu arada Fifi kasırgası büyük sıkıntılar getirdi.

1975 yılında Albay Juan Alberto Castro bir askeri darbe ile başa geçti. 1981’de sivil yönetime dönmek üzere seçimler yapıldı ise de ordu perde arkasında kalarak yönetim üzerindeki ağırlığını sürdürdü. Cördava’nın başkanlığı sırasında ABD ile ilişkiler daha da güçlendi. 1985 seçimlerinde anayasaya aykırı olarak en çok oyu alan partinin birinci gelen adayın başkan seçilmesi sistemi uygulandı ve Jose Azcona Hoyo başkan oldu. Hoyo 1987’de Kosta Rika’nın önderliğinde Orta Amerika Barış Planını imzalayarak ülke politikasını bir ölçüde değiştirdi. 1990 Ocak ayında yapılan seçimleri muhalefetteki Ulusal Parti kazandı. Böylece 1932’den bu yana ilk defa bir muhalefet partisi seçimleri kazanarak iktidara gelmiş oldu.

Fiziki Yapı

Honduras topraklarının çoğu dağlıktır. Batıya doğru dağlar 2500-2750 m yüksekliğe kadar ulaşır.Sierra de Merendon dağ silsilesi Rio Ulua ve Rio Motogua vadilerinin sınırlarını belli eder. Güneyde sönmüş volkanik dağlar bulunur. Rio Ulua Vadisi 40 km genişliğindedir. Doğu Mosquitai hariç, ovaları alüvyonlar ve kalkerlerle doludur. Ülkenin ortasında derin bir çöküntü mevcuttur. Irmakları Ulua, Humaya, Gascoran, Lempa ve Segovia’dır. Nehirlerinin hemen hepsi Antiller Denizine dökülür. İki kıyı arasında uzanan 280 km’lik bir vadi bulunmaktadır. Honduras’ta Yojoya isimli bir göl de bulunmaktadır.

İklimi

Kuzey kıyıları alçak ve çok sıcaktır. Doğu bölgesi bol yağış alır. Flora ve Fauna bölgesi en çok yağış alan bölgelerdir. Güney kısımlar az yağış alır. Umumi olarak ekvator ikliminin tesirindedir. Alize rüzgarları kuzeydoğudan eserek ülkeye yağış getirir. İki mevsim vardır. Biri yağışlı kış, diğeri kurak yaz. Antil kıyısı bol yağışlıdır. Ortalama sıcaklık Fonseca Körfezi dahil 27°-28°C’dir. Diğer yüksek bölgelerde 14°-27°C arasında değişir.

Tabii Kaynaklar

Bitki Örtüsü ve Hayvanlar: Honduras, vahşi cengeller ve bakkam ağaçlarından meydana gelmiş ormanlarla kaplıdır. Bakkam ağaçları kereste ticareti için de önemli yer kaplar. Tegucigalpa ve güneyindeki savanlar ve bodur ağaçlar, buraların az yağış aldığını gösterir. Bataklık cengellerinin bulunduğu bölgeye Mosquital denir. Enteresan bir bitki olan “Üst-bitken Bitki” asalak olmamasına rağmen diğer bitkilerin üstünde bol miktarda yetişir.

İnsan nüfusunun az oluşu, tropikal kuşak hayat şartları ve yüksek dağların fazlalığına bağlanabilir. Vahşi manzara bu yüzden insanın tecavüzünden uzak kalmıştır. Yüksek bölgelerdeki ormanların bir kısmı da çam ve meşe ağaçlarından meydana gelmiştir. Mongroular, ametal incirler, eğrelti otları, ipekli pamuk ağaçları gibi az bulunan ağaçlar kıyılarda bol miktarda bulunmaktadır.

Honduras ormanları balta girmemiş vahşi tabiatlıdır. Bu ormanlarda dünyada pek az yerde bulunan çeşit çeşit vahşi hayvanlar, kuşlar ve böcekler yaşar. Siyah ayı, çeşitli cins geyikler, porsuk, tilki, çakal, kurt, jaguar, puma, vaşak, çeşitli yabani kediler, siyah panter, tapir, iri kertenkele, karınca yiyen, koti, armadillo kertenkelesi, kinkaju, timsah, zehirsiz yılan, maymun, çakal, slot gibi kara hayvanları yanında; tukan, sülün, makao papağanı gibi kuş cinsleri yaşar.

Madenler: Honduras’ta kurşun, çinko, gümüş, altın antimon, civa, kömür, demir ve bakır yatakları vardır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Nüfusun % 60’ı köylerde, geri kalan kısmı şehirlerde yaşar. Halkın % 90’ını melezler, % 7’sini saf kızılderililer, % 3’ünü ise zenci-beyazlar teşkil etmektedir. Nüfusun en kalabalık olduğu yerler ülkenin merkezindeki vadilerdir. Önemli şehirleri Tegucigalpa ve San Pedro Sula’dır. Halkın çoğunluğu İspanyolca konuşur.

Din: Honduras halkı Hıristiyandır. Halkın % 86’sı Katoliktir. 36 bin kadar Protestan vardır.

Eğitim: Eğitim 8 ile 12 yaş arasında mecburi ve ücretsizdir. Halkın % 40’ı okuma yazma bilmemektedir. Ülkede yüksek okul olarak Pan Amerikan Okulu, Milli Üniversite ve Tarım Ürünleri Deneme Merkezi vardır.

Siyasi Hayat

Merkezi hükumet 1965 Anayasası ile icra gücünü devlet Başkanına vermiştir. 6 yılda bir başkanlık seçimi yapılır. Kanun yapma gücü Milli Konseye, yargı gücü de Anayasa Mahkemesine verilmiştir. Kongre üyeleri de 6 yılda bir seçilir. Bu seçilenler ikinci defa tekrar seçilemezler. Her otuz bin kişiye bir kongre üyesi düşer.Seçme yaşı 18’dir. Başkan ve Kongre, ordunun kontrolünde bulunur. Ordu, kongreyi geçici tatil edebilir. Anayasa Mahkemesinde bulunan hakimler kongre tarafından altı yıllığına seçilirler.

İdari olarak 18 bölgeye ayrılmıştır. Bir de merkez bölgesi vardır. Her bölge başkanını, devlet başkanı ve her bölge konseyini de kendi belediyesi seçer. Tegucigalpa ve Comayagua merkez bölgesinin kendine has kanunları vardır. Desteğini daha çok şehirden alan Liberal Parti ve muhafazakar olan Milliyetçi Parti ülkenin iki büyük partisidir.

Ekonomi

Tarıma dayanan ekonomisi iki ayrı bölüme ayrılır. Yabancı şirketlerin ekonomisi ve bir de çiftçilerle diğer dallardaki şirketlerin sahiplerinin meydana getirdiği milli ekonomisi vardır. Büyük çapta muz üretimi, ihracatının en önemli ürünüdür. Kuzey kıyısındaki yabancı şirketler ekonomisi, yapılan şose yolları ile iç kısımlardaki milli ekonomi ile birleştirilmeye çalışılmaktadır.

Sanayi: Sanayisi, orman ve tarım ürünlerinden ihracat yapabilecek ve diğer tüketim maddelerini kendisine yetecek kadar yetiştirme prensibine dayanır. Kuzey kıyıları ve güneybatı bölgesi, gümüş yataklarının bulunduğu Tegucigalpa yerleşme merkezleridir. Gümüşün yanında altın, kurşun, çinko, antimon ve demir de çıkarılır. Memleketin % 44’ünü kaplayan ormanlardan elde edilen kereste önemli bir ihraç ürünüdür.

Sanayiinin % 50’si besin, % 17’si kereste, % 10’u pamuklu dokuma ve % 8’i tütün işletmelerinden meydana gelir. Ülkede, tekstil, mobilya, tütün, kağıt, demir-çelik ve çimento fabrikaları bulunmaktadır.

Tarım: Ekonominin % 70’i, gelirin % 45’i, işgücünün % 60’ı, topraklarının % 10 ve ihracatın % 50’si tarıma dayanır ve nüfusun 2/3’si tarımla uğraşır. Topraklarının ancak % 20’si iktisadi bakımdan işletilir. Geri kalan topraklar çoğunlukla ormanlık ve otlak arazidir.

Başlıca ürünleri; muz, mısır, kahve, pamuk, hindistancevizi, pirinç, fasulye, şekerkamışı, patates, tütün, kereste, kauçuk, hind darısı, buğday, kakao ve kenevirdir. Topraklarının 69 bin dönümü muz üretimine ayrılmıştır.

Hayvancılık: Daha çok sığır yetiştirilir. Canlı hayvan ve et ihracatı yapılır. Kümes hayvanlarından hindi çok beslenir. Ekime ayrılan toprakların iki misli toprak hayvancılığa ayrıldığı için, toplam tarım sektörünün % 20’sini hayvancılık teşkil eder.

Balıkçılık iyi durumda olup, karides ticari maksatlarla geniş ölçüde avlanmaktadır.

Ticaret: 1960’lı yıllarda ithalat-ihracat dengeliydi. 1976’da ise bütçe 60 milyon dolar açık verince, bu açığını muz, pamuk, kahve ve çeşitli minerallerin üretimini artırarak kapamaya çalışmıştır.

En fazla ticaret yaptığı ABD’ye sattığı başlıca ürünler; muz, altın, gümüş, maun, kahve, hindistancevizi ve kauçuktur.

Honduras dışarıdan motorlu araçlar ve çeşitli sanayi malları ithal eder. ABD’den sonra en çok Kanada ile dış ticareti vardır.

Ulaşım: Honduras’da demiryollarının uzunluğu 1004 kilometredir. 17.947 kilometrelik yolun ancak 2200 kilometrelik kısmı asfatlanmıştır. Ulaşım sistemi oldukça yetersizdir. 9 adet hava limanı vardır.

Tagged :

Hollanda

DEVLETİN ADI: Hollanda
BAŞŞEHRİ: Amsterdam
YÜZÖLÇÜMÜ: 41.548 km2
NÜFUSU: 15.163.000
RESMİ DİLİ: Hollandaca
DİNİ: Hıristiyanlık, Ateistlik
PARA BİRİMİ: Florin (Gulden)

Kuzeybatı Avrupa’da, Almanya ile Belçika arasında kalan bir kıyı devleti. 53°33’-50°46’ kuzey paralelleriyle, 3°22’-7°13’ doğu meridyenleri arasındadır. Kuzey-güney uzunluğu 306 km, doğu-batı genişliği ise ortalama 250 kilometredir. Genellikle düz ve alçak olan topraklarının % 40’ı denizleri doldurmak suretiyle kazanılmıştır.

Tarihi

On birinci yüzyılda Low Countries’te (bugünkü Belçika, Hollanda ve Lüksemburg’un üzerinde bulunduğu bölgede) kontluklar ve dükalıklar kuruldu. On beşinci yüzyılın ortalarında Burgundy Dükalığı bölgeyi hakimiyeti altına aldı. 1555’te İmparator İkinci Charles’in yerine geçen oğlu İspanya Kralı İkinci Philip bölgenin yeni hakimi oldu. Bu olayların seyri esnasında Flemenkler ekonomilerini kurdular ve içte birliği sağladılar. 1568’den itibaren 80 sene süren bağımsızlık savaşına başladılar. 1568’de Hollanda ve Zeeland, 1579’da ise yine Hollanda ve Zeeland başta olmak üzere Utrecht, Groningen, Overissel, Gelderland ve Friesland dahil yedi bölge resmen isyan etti. Birleşip Utrecht birliğini kurdular. İki sene sonra da bağımsızlıklarını ilan ettiler. 1648’de Westphalia Antlaşmasıyla Seksensene Savaşları sona erdi. Bağımsızlıklarına kavuştular.

On yedinci yüzyılda yeni yapılan keşiflerle zengin hammadde kaynakları bulundu. Bunun etkisiyle Hollanda ekonomik bakımdan güçlendi. Dünyanın sayılı bir ticaret merkezi ve deniz gücü haline geldi. Bundan sonra denizlerdeki hakimiyetini uzun süre korumayı başardı. On sekizinci asırda güneydeki toprakları İspanya ve Avusturya arasında birçok defa el değiştirdi. 1795’te Fransızlar bu bölgeyi hakimiyetleri altına aldılar. 1814’te Napolyon mağlub edilince Hollanda’nın yeni kurucuları tekrar faaliyete geçtiler. Bunlar monarşiye karşı idiler fakat daha önceki yönetimde bulunanları mühim mevkilere getirmeksizin demokrasinin kurulup gelişemiyeceğini biliyorlardı. Kral Birinci William devlet başkanlığına getirildi. 1814’te Hollanda ve Belçika arasında yapılan antlaşmayla Hollanda Birleşik Krallığı altında topraklar birleştirildi. 1830’da Belçika Krallığı kurulunca bu antlaşma sona erdi. 1849’da liberal bir anayasa ilan edildi. Üçüncü William demokratik bir düşünceyle 1863’te Batı Hindistan’daki sömürgelerinde köleliği kaldırdı. 1873’te başlayan savaşlara ilaveten 1894’te Lombok’da bir isyan çıktı. Bu yüzden Hollanda ordusu ciddi kayıplar verdi. Ordunun dağılmasını önleyen General William Vetter, devlet otoritesini yeniden kurdu. Bundan sonra ekonomik ve siyasi yönden zengin ve güçlü bir devlet oldu.

Birinci Dünya Harbinde tarafsız kalan Hollanda, 1940’ta Nazi orduları tarafından muhtemel bir Fransız ve İngiliz işgalini önlemek maksadıyla işgal edildi. Hollanda, Almanlara karşı savunmaya elverişsiz kuzey kesimi terk edip, batıda savunmaya geçti. Fakat Almanlar bir hafta içinde bütün Hollanda topraklarını ele geçirdi. Bu arada Londra’da deniz aşırı bölgeleri yönetmek için bir hükümet kuruldu. Bu hükümet Japonların Endonezya’yı işgal etmesi üzerine Japonya’ya, bir gün sonra da İtalya’ya harp ilan etti. 1942 Haziranında hükümet, tonajları toplamı 2.750.000 tona ulaşan ticaret gemilerini harbin sona ermesinden 6 ay sonrasına kadar kullanmak üzere ABD ve İngiltere emrine verdi. İşgal esnasında Almanlar bölgede birçok katliamlar yaptı. Bunun yanında 200.000 Hollandalıyı harp sanayiinde çalıştırmak üzere Almanya’ya götürdüler. 4 Mayıs 1945’te Hollanda’daki Alman birlikleri komutanı teslim oldu. Savaş sonunda yapılan istatistiklere ve 1938’deki para değerine göre Hollanda’da 15 milyar guldenlik maddi bir zarar vardı.

İkinci Dünya Harbinden önce güttüğü tarafsızlık politikasından vazgeçerek, Belçika ve Lüksemburgla beraber Fransa ve İngiltere’yle Brussel antlaşmasını yaptı ve sonra NATO’ya girdi. Ortak Pazara da üye oldu.

Fiziki Yapı

Hollanda, Avrupa’nın kuzey ve batı bölgelerini kaplıyan (Fransa’nın kuzeyinden Sovyetler Birliğine kadar uzanan) büyük bir ovanın kuzeybatı kenarındadır. Coğrafi bakımdan üç bölgeye ayrılabilir. Rüzgarların yığdığı kum tepeciklerinin kapladığı alanlar, batıda ve kuzeyde deniz seviyesinin değişimine bağlı olarak alüvyonlaşan ovalar ile doğu ve güneydoğudaki diluvial bölgelerdir.

Ülke genelinde göze çarpan bir yükselti ve dağ silsilesi yoktur. En yüksek kısmı 327 m ile Vaalserberg Tepesidir.Yükseltiler kıyıya paralel olarak meydana gelmiş kum tepeleridir. Alüvyonlu ovalar deniz seviyesinin altında ve çok verimli arazilerdir. Diluvial bölge ise deniz seviyesinden biraz yüksek, oldukça dalgalı ve verimi düşük arazilerdir. Ren Nehri bu bölgeyi doğudan batıya ikiye ayırır. Eğer deniz seviyesinin altındaki arazi kum setleriyle korunmasa Hollanda topraklarının % 38’i sular altında kalır.

Hollanda’da araziyi parçalara ayıran birçok nehir ve kanal bulunmaktadır. En önemli üç nehri, Ren, Maas ve Scheldt’tir.

Hollanda’da en büyük tarla ıslah çalışması, Zuider Denizi ile Hollanda’nın kuzey kesimi arasında 30,5 kilometrelik bir setle yapıldı. Sonunda bugünkü İjsselmeer bölgesi meydana geldi. Bu bölgeden önce Wieringermer, sonra Flerdand ve Markerwood tarlaları ve ayrıca üç bölge daha ekim bölgesi haline getirildi.

Hollanda’nın kayda değer önemli gölü yoktur.

İklim

Deniz iklimi hüküm sürer. Kışları ılık, yazları ise oldukça sıcaktır. İklim genelde mutedildir. İklime gulfstream sıcak su akıntısının etkisi vardır. Yıllık sıcaklık ortalaması yazın 17°C, kışın ise -2°C kadardır. Ortalama yağış miktarı 558 mm ile 864 mm arasında değişmektedir.

Tabii Kaynaklar

Bitki örtüsü ve hayvanlar: Hollanda topraklarının % 32’sini tarım toprakları, % 40’ını çayır ve mer’alar, % 18’ini ise ormanlar meydana getirmektedir. Eskiden çok olan ormanlar günümüzde Hollanda’nın tarıma önem vermesi sebebiyle azalmıştır. Ormanlar meşe ve huş ağaçlarından meydana gelmiş, küçük korulardır.

Bitki örtüsünü süpürge otları, katırtırnağı, ardıç ağacı ve fundalıklar meydana getirir.

Ormanların az olması sebebiyle ülkede yabani hayvanlar oldukça azdır. Sayıca azalan kızıl geyik, karaca gibi hayvanlar, korunmak için, milli parka toplanmıştır. Kıyı ülkesi olduğu için çeşitli su kuşlarına rastlanır. Tilki, porsuk ve sansar gibi hayvanlara ülkenin doğusunda ve güneyinde tesadüf edilir.

Madenler: Madenler bakımından çok fakir bir ülkedir. Endüstrisinin ihtiyaç duyduğu bütün hammaddeleri ithal eder. Limburg’da 12 adet kömür madeni yatağı bulunup, buralara kurulan modern tesislerle bol miktarda kömür çıkarılır. Hollanda’nın doğusunda bulunan tuz yatakları 305 m derinliğe ulaşmaktadır. İkinci Dünya Harbinden sonra bulunan petrol, enerji üretiminin % 41,8’ini teşkil etmektedir. Fakat petrolün yerini günümüzde % 52,4 ile tabii gaz almıştır. Tabii gaz, sanayinin yanında halk tarafından da kullanılmaktadır. Tabii gaz yatakları, dünyanın en büyük yataklarından biridir. 500 ile 1000 milyar m3 rezervi olduğu tahmin edilmektedir.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Hollanda’nın nüfusu 15.163.000 olup üç ayrı etnik gruptan meydana gelmiştir. Bu etnik grupları meydana getiren Frizyeliler kuzeybatıda, Franklargüneyde, Saksonlar ise kuzey ve kuzeydoğuda yaşarlar. Nüfus yoğunluğu km2 başına 353 kişidir. Nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu bölge “Randstad Holland” denilen kıyı bölgesidir. Nüfus artışı % 0,8’lik bir derece ile çok azdır. Nüfusun % 40’ından fazlası üç büyük şehirde toplanmıştır. Önemli şehirleri Den Haag, Rotterdam, Utrecht, Eindhoven, Groningen, Harlem, La Haye ve Amsterdam’dır. Nüfusun % 3,5’unu bir sanayi ülkesi olması sebebiyle yabancı işçiler teşkil etmektedir.

Din: Hıristiyan olan Hollanda halkının % 40’ı Katolik, % 36’sı Protestandır. Bunun yanında nüfusun % 23’ü dinsizdir. Hollanda’da anayasayla tam bir inanç ve ibadet hürriyeti sağlanmıştır. Çok az sayıda diğer dinlere mensup halk bulunmaktadır. Bunların çoğunluğunu yabancı işçiler meydana getirmektedir.

Eğitim: Öğrenim 6-15 yaşları arasında mecburidir. İlk öğretim süresi altı yıldır. Devlete ve özel şahıslara ait ilkokullar vardır. Özel ilkokullardaki öğretim giderlerini de devlet karşılar. İlkokuldan sonra talebe için seçilecek iki yol bulunur. Talebeler ya genel orta öğretime veya mesleki eğitim yapan okullara devam ederler. Orta öğretimden sonra isteyen öğrenciler yüksek öğrenime devam ederler. Hollanda’da yüksek öğrenim yapan sekiz üniversite ve beş yüksek okul bulunmaktadır. Yüksek öğrenim gören öğrencilerin sayısı 140.000 civarındadır. Okuma-yazma bilmeyenler oranı % 2’dir. Bu, dünyanın en düşük oranıdır.

Spor: Hollanda’da spora karşı büyük ilgi duyulmaktadır. Nüfusun 2,7 milyondan fazlası spor klüplerine üye olarak spor yapmaktadırlar. İklim şartlarından dolayı spor faaliyetlerinin büyük bir kısmı kapalı spor salonlarında ve kapalı yüzme havuzlarında yapılmaktadır. Ülkede 400 kapalı spor salonu ve 384 kapalı yüzme havuzu bulunmaktadır.

Siyasi Hayat

Hollanda’da siyasi rejim parlamento esasına dayanan anayasal bir monarşidir. Kraliyet makamı, kral, kraliçe ve bakanlardan ibarettir. Kralın anayasaya göre dokunulmazlığı vardır. Bakanlar parlamentoya karşı sorumludurlar. Hanedan Orange Sülalesindendir. Parlamento iki meclisten ibarettir. Senato 75 üyeli olup, üyeler vilayet meclisleri kanalıyla dereceli olarak seçilirler. Millet Meclisi 150 üyeli olup, üyeler halk tarafından doğrudan doğruya seçilirler.

Hollanda on bir eyaletten meydana gelir. Her eyalet iç işlerinde bağımsız, dış işlerinde merkezi hükümete bağlıdırlar. Eyalet Meclisi, Eyalet Temsilciler Meclisi ve Kraliçenin Komseri denilen Vali tarafından yönetilmektedir. Eyalet Meclisi üyeleri halk tarafından, Eyalet Temsilciler Meclisi ise Eyalet Meclisi üyelerinden seçilir. Her eyalet nüfusuna göre senatoda üye bulundururlar.

Ekonomi

Hollanda ekonomisinin temeli tarım ve hayvancılığa, bazı sanayi kollarına ve transit ticarete dayalıdır. İkinci Dünya Harbinden sonra büyük bir gelişme kaydetmiştir.

Endüstri: İş gücünün % 40’ı sanayi sahasında çalıştırılmaktadır. Bu oran hammadde kaynaklarının az olmasına rağmen çok yüksektir. Gemi yapımı bakımından, ileri gelen ülkelerden biridir. Üç yüzden fazla tersanesi bulunmaktadır. Bunun yanında 450 adet büyük fabrikada çeşitli kimyasal ürünler işlenmekte ve çeşitli maddeler üretilmektedir.

Elektrik ve elektronik aletlerinin yapıldığı fabrikalar, kamyon, uçak ve tren fabrikaları vardır. Tekstil ve konfeksiyonculuk gelişmiştir. Bu alanda en önemli ürünler pamuklu, yünlü ve sun’i ipek kumaşlarıdır. Bir tarım ülkesi olduğu için konservecilik önem kazanmış, iki yüzden fazla konserve fabrikası kurulmuştur.

Tarım: Hollanda bir tarım ve hayvancılık ülkesi olduğu için toprağın yaklaşık % 70’i bu işe ayrılmıştır. Bunun % 62’si mer’a, % 32,5’i tarla ve % 5.5’i bahçedir. En önemli tarım ürünleri tahıl, kabuklu sebzeler, şekerpancarı, patates ve ziraat tohumlarıdır. Bunlardan ihraç edilenler ise patates, kabuklu sebzeler ve ziraat tohumlarıdır. Bu ürünler ihracatın 2/5’ini meydana getirir. Tarım modern araçlarla yapılmaktadır.

Tarımın yanında bahçecilik de çok gelişmiştir. Bahçecilik çoğunlukla seralarda (camekan) yapılır. Çiçekçilikte büyük ilerleme kaydetmiş olan Hollanda’ya, Batı Avrupa’nın çiçekçisi denilmektedir. İhraç ettiği çiçeklerden çok miktarda döviz sağlamaktadır.

Hayvancılık: Tabiat şartları hayvancılığa elverişlidir. Hollanda hayvancılıktan toplam gelirinin yaklaşık 2/3’sini sağlamaktadır. Hollanda topraklarının ziraate ayrılan kısmının % 62’sini mer’alar meydana getirir. Sığır, at, koyun ve tavuk beslenir. Özellikle süt inekleri yetiştirilmektedir. Dünya üretiminin % 45’ini sağlayan 30 süt fabrikası ve 150 adet süt tozu fabrikası bulunmaktadır.

Balıkçılık: Eskiden ileri düzeyde olan balıkçılığı, son yıllarda gerilemiştir. Balıkçılığın milli gelire katkısı ancak % 3’dür. Deniz balıkçılığı yanında, iç sularda da balıkçılık yapılmaktadır. Balıkçılıkla uğraşanların sayısı çok azdır.

Ormancılık: Avrupa’da en az orman topraklarına sahib olan Hollanda’nın, ancak % 7’si ormanlarla kaplıdır. Bu ormanlardan sağladığı keresteler ülke ihtiyacının ancak % 10’unu karşılamaktadır.

Ticaret: Hollanda dışarıya tabii gaz, tuz ve sanayi mamülleri satar. İhracat milli gelirin % 47’sini teşkil etmektedir. Belçika, Fransa ve Batı Almanya’ya boru hattı ile tabii gaz ihraç eder. Hollanda Ortak Pazara üyedir. Çeşitli Avrupa ülkeleriyle anlaşmalar sonunda gümrük işlemleri uygulanmamaktadır. Dışarıdan hammadde satın alır ve işleyerek dışarı satar.

Ulaşım: Kıyı ülkesi olduğundan deniz taşımacılığı çok gelişmiştir. 1098 km’yi bulan ırmak yolu ile 6.340 km’yi bulan kanallarda 1000 tona kadar gemilere ulaşım imkanları sağlanmıştır. Rotterdam yük bakımından Avrupa’nın en büyük limanıdır. Avrupa Ekonomik Topluluğuna bağlı ülkelerin deniz taşımacılığının % 30’u Hollanda limanlarından yapılmaktadır.

Demiryolları çok gelişmiş olup, 2825 km’lik bir uzunluğa sahiptir. Demiryollarının % 60’ında elektrikli trenler çalışır. Avrupa Ekonomik Teşkilatının milletlerarası karayolu ulaşımının üçte biri Hollandalıların elindedir. Karayollarının toplam uzunulğu yaklaşık 115.413 km’yi bulur.

KLM (Hollanda Kraliyet Havayolları) vasıtasıyla iç ve dış hatlarda hava ulaşımı sağlanmaktadır. Milletlerarası hava trafiğinde önemli yer tutmaktadır.

Tagged :

Hırvatistan

DEVLETİN ADI: Hırvatistan Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Zagrep
YÜZÖLÇÜMÜ: 56.538 km2
NÜFUSU: 4.808.000
RESMİ DİLİ: Hırvatça
DİNİ: Hıristiyanlık
PARA BİRİMİ: Yugoslavya Dinarı

Balkan Yarımadasının kuzeybatısında yer alan bir Avrupa devleti. Kuzeybatısında Slovenya, kuzeyinde Macaristan, güneyinde Bosna-Hersek, batısındaAdriya Denizi, kuzeydoğusunda Sırbistan yer alır.

Tarihi

Hırvatlar, günümüzde Ukrayna toprakları içinde bulunan Yuğni ve Dinyeper nehirleri arasında kalan Beyaz Hırvatistan’dan 6. yüzyılda göç ederek eski Roma illeri olan Pannonia ve Dalmaçya’ya yerleştiler. Dalmaçya’ya yerleşen Hırvat kabileleri Prens Trpimir idaresinde birleştiler. Yedinci asırda Katolikliği benimseyen Hırvatlar ile Ortadoks olan komşuları Sırplar arasında sürekli bir mücadele oldu. Bütün Hırvat topraklarına hakim olan Kral Tomislav 925 senesinde kendini Hırvatistan kralı ilan etti. Tomislav Bulgarlar, Macarlar ve Bizanslılarla savaşmak mecburiyetinde kaldı. Hakimiyetini Bosna, kıyı şehirlerine ve adalara kadar genişletti. Kral Kreşimir zamanında Hırvatistan Bizans hakimiyetini kabul etti. Macaristan Kralı I. Ladislas 1091’de Hırvatistan’ın büyük bölümünü ele geçirdi. Son olarak seçilen Hırvat Kralı Petar Svacié, Macarlarla savaşırken 1097’de öldü. Macaristan Kralı Kalman 1102’de Biograd na Morida Hırvatistan kralı olarak taç giydi.

Bu tarihten itibaren Macaristan ile olan birlik sekiz yüz yıl devam etti. Bu birlik döneminde kendi meclisi bulunan Hırvatistan’da idareden ban ismi verilen kralın yerel temsilcisi sorumluydu. Varna (1444) ve İkinci Kosova (1448) muharebeleri sonunda Osmanlı Devleti, Hırvatistan’ın güney bölümünü hakimiyeti altına aldı. Mohaç Meydan Muharebesinde (1526) Macaristan Kralı Lajos mağlup olunca, Hırvat topraklarının büyük bölümü Osmanlı hakimiyeti altına girdi. On altıncı asrın sonlarına kadar Hırvatistan sancak beyleri tarafından idare edildi. 1583’te eyalet durumuna getirilerek beylerbeylerinin idaresine verildi.

İkinci Viyana Kuşatmasının ardından, Osmanlı Devletinin Avrupa’da gerilemesinden faydalanan Avusturya, Prens Eugéne komutasındaki orduları ile Hırvatistan topraklarını işgal etti (1697). Karlofça Antlaşmasıyla Besarabya’dan çekilen Osmanlılar, Pasarofça Antlaşmasıyla da Sava Nehrinin güneyinde kalan toprakları kaybettiler. Böylece Hırvatistan’daki Osmanlı hakimiyeti son bulmuş oldu. Osmanlıların bölgeyi bırakmalarından sonra Hırvat toprakları özellikle Hırvat olmayan soylulara verildi. On sekizinci asrın sonlarına doğru Avusturya’nın mutlakiyetçi idaresi Macar ve Hırvat soyluları birbirine yaklaştırdı. Hırvat Meclisi 1790’da Macar Meclisi menfaatine bazı yetkilerinden vazgeçti. Napoleon I, 1805’te Hırvat ve Sloven topraklarını İllirya eyaletine kattı isede bu toprakları 1813’te kaybetti. 1822’de eski sınırlarına kavuşan Hırvatistan, Macaristan ile bağlarını yeniden kurdu. Bölge 1849’da Avusturya taht topraklarına katıldı. Hırvatistan 1868’de özerk statülü Macar taht toprağı ilan edilerek Hırvatistan-Slovenya Krallığı adını aldı.

Birinci Dünya Savaşının ardından Hırvat Meclisi, 29Ekim 1918’de Avusturya ve Macaristan ile olan bağlarını kopararak bağımsızlığını ve Sırp, Hırvat, Sloven krallığına bağlandığını ilan etti. Bu krallık daha sonra Yugoslavya adını aldı. İkinci Dünya Savaşı sırasında Yugoslavya’nın Almanya tarafından işgal edilmesinden bir süre sonra, 10 Nisan 1941’de Zagreb’de bir Bağımsız Hırvatistan Devletinin kurulduğu ilan edildi. Bu devlet İtalya veAlmanya tarafından hemen tanındı. Devlet; Slovenya, Bosna-Hersek ve Dalmaçya’nın bir bölümünü içine alıyordu. Yeni devletin başına getirilen, Ustana adlı Alman yanlısı terör örgütünün lideri Aute Paveliç aşırı zorbalığa ve şiddete dayalı bir diktatörlük rejimi kurdu. Savaş sırasında komünist partizanlar birçok bölgeyi ele geçirdiler. Bu bölgelerde “Ulusal Kurtuluş Konseyi” kurdular. Zagreb’in 1945’te partizanların eline geçmesinden sonra Konsey halk hükümeti halini aldı. Daha sonra bir halk cumhuriyeti olarak Yugoslavya ile birleşti.

1980’li yılların sonlarında görülen komünist ülkelerdeki demokratikleşme hareketi Hırvatistan’da da etkili oldu. 1989’da Sırbistan ile Hırvatistan ve Slovenya’nın ilişkileri bozuldu. Aynı sene Hırvatistan Komünist Partisi kongresinde çok partili sisteme geçme kararı alındı. Nisan 1990’da yapılan seçimleri Hırvatistan Demokratik Birliği kazandı. Hırvatistan 1991 Temmuzunda bağımsızlığını ilan etti. Bunu eski Yugoslavya’yı meydana getiren Cumhuriyetler takib etti. Yugoslav ordusunun desteğini alan Sırp çeteleri Slovenya ve Hırvatistan’a karşı saldırıya geçti. 1992’de Slovenya ve Hırvatistan ile Sırplar arasında barış sağlandı ise de arasıra çatışmalar sürmektedir.

Fiziki Yapı

Ülke toprakları; Dalmaçya, Birinci Dünya Harbi öncesinde Avusturya toprağı olan Istria’nın büyük bölümü ve eskiden Macaristan’a ait olan Slovenya topraklarını içine alır. Doğuda Tuna, Drova ve Sava ırmakları arasında kalan verimli ovalardan başlayıp, batıda Adriya Denizi boyunca Karadağ’a kadar bir hilal şeklinde uzanır. Dinar Alpleri güneybatı topraklarını engebelendirir. Dalmaçya kıyıları açıklarında kıyıya paralel birçok ada vardır.

İklim

Istria Yarımadası ile Dalmaçya kıyılarında Akdeniz iklimi hüküm sürer. Buralarda yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçer. İç kesimler ve dağlık bölgelerde iklim daha serttir.

Tabii Kaynakları

Madenler: Medjimurjo ve Slovenya’da petrol, Dalmaçya’da ise kömür ve boksit yatakları vardır.

Bitki örtüsü ve hayvanlar: Ülke topraklarının % 37’si ormanlarla kaplıdır. Kıyı bölgesinde yaygın olarak maki örtüsü görülür. Ormanlarda çok çeşitli yabani hayvan yaşar.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Nüfusu yaklaşık 4.808.000 olan Hırvatistan’ın yüzölçümü 56.538 km2dir. Nüfus yoğunluğu 85’tir. Hırvatlar ülke nüfusunun % 75’ini meydana getirir. Sırplar ise % 12’sini teşkil eder. Halkın yaklaşık % 77’si Katoliktir. Nüfusun % 51’i şehirlerde yaşar. Başkent Zagrep dışında başlıca şehirleri Rijeka, Fiume, Zadar, Sibenik, Dubrovnik’tir. Eğitim gelişmiş olup, çok yaygındır. Okur-yazar oranı % 99.4 civarındadır. En önemli yüksek öğretim kurumu Zagrep Üniversitesidir.

Ekonomi

Hırvatistan ekonomisi tarım ve sanayiye dayalıdır. Ekonomisi İkinci Dünya Savaşı öncesine kadar tarım ve sığır besiciliğine dayanırken, savaş sonrası, sanayi hızla gelişti. Ülkenin çeşitli yerlerinde çıkarılan petrol işletilmektedir. Başkent Zagreb önemli sanayi merkezidir. Varazdin ve Karlovak’ta dokuma, Petrinija ve Koprivnica’da besin, Sisak’ta demir-çelik, Kutina’da kimya sanayileri gelişmiştir. Geniş ovalardan meydana gelen Slovenya büyük tarım sanayi kombinalarını kapsayan zengin bir tarım bölgesidir. Gemi taşımacılığı ve turizm önemli gelir kaynaklarındandır. 1991’de başlayan iç savaş turizme büyük sekte vurmuştur. İç savaş dolayısıyle ekonomi ve turizmdeki istikrarsızlık ve gerileme devam etmektedir.

Tagged :

Hindistan

DEVLETİN ADI: Hindistan Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Yeni Delhi
YÜZÖLÇÜMÜ: 3.287.590 km2
NÜFUSU: 889.700.000
RESMİ DİLİ: Hindu dili ve İngilizce
DİNİ: Hinduizm ve İslam
PARA BİRİMİ: Rupee

Asya’da bulunan ve yüzölçümü bakımından dünyada yedinci, nüfus bakımından ikinci sırada yer alan devlet. Kuzeyinde Keşmir ve Çin, kuzeydoğusunda Nepal ve Bhutan, doğusunda Bangladeş ve Birmanya, güneydoğusunda Seylan, güneyinde Hint Okyanusu, kuzeybatısında Pakistan bulunur. Üçgene benzeyen Hindistan yarımadası, ülkenin en büyük kısmını kaplar. Ülkenin kapladığı alan 3.287.590 km2 olup, kuzey-güney uzunluğu 3200 km, batı-doğu uzunluğu ise 2400 kilometredir.

Tarihi

Hindistan’ın tarihi hakkında bilgiler, Aryalardan başlamaktadır. Bundan önceki dönemler içindeki olaylar hakkında çok çeşitli ve kesin olmayan bilgiler mevcuttur.

Dravitleri yenerek Hindistan’a yerleşen Aryalar, Yunan istilaları, İskender’in saldırıları, Asoka dönemi, Mouryo İmparatorluğu, Gupta Devri, Hunlar, Harşalar, Kuzey ve Güney Sülaleler Dönemi, Türk-Moğol Hakimiyeti, Arapların, Gaznelilerin, Babür Devletinin fetihleri, Avrupalıların yerleşmeleri ve bugünkü Hindistan’ın kurulması safhaları takib eder.

M.Ö. 2000 yıllarında Himalayaları aşarak gelen Aryalılar, Hindistan’da asırlarca sürecek bir hayat tarzının temelini attılar. Daha sonraları Maurya İmparatorluğu Hindistan’a hakim oldu. Bu imparatorluğun yıkılmasından sonra hakim olan Guptaların ülkedeki hakimiyetine Hun saldırıları son verdi. Bundan sonrası, ülkede kurulan prenslikler dönemi ve aralarında yaptıkları savaşlarla geçti.

Müslümanlar, Hindistan’a ilk olarak sekizinci asırda geldiler. 712 yılında Muhammed bin Kasım’ın ordusu Hindistan’a girdi. Bunu müteakiben ülkede Müslüman Arap ordularının ve Gaznelilerin fetihleri görüldü. Gaznelilerin Sultan Mahmud zamanında başlattıkları seferleri, Muhammed Guri Han zamanında Hindistan’ın tamamının fethedilmesiyle sonuçlandı. Bundan sonra 1206-1290 yıllarında Memlukler, 1290-1320 yıllarında Halaciler, 1320-1413 yıllarında Tuğluklar ve 1526 yılına kadar da Ludiler Hindistan yönetimini ellerinde tuttular.

On beşinci asır başlarında bir ara Timur Han ordusuyla Hindistan’ın büyük bir kısmını topraklarına kattı. Böylece Hindistan’da Türk-Hind İmparatorluğu başladı. Timur Hanın soyundan Babür Şah, bütün Hindistan’ı fethederek Gürganiye (Babür İmparatorluğu) Devletini kurdu (Bkz. Babür İmparatorluğu). Bu devlet, İngilizlerin Hindistan’ı işgaline kadar bölgede 342 sene hükümranlığını sürdürdü. Babür İmparatorluğu zamanında Hindistan’da yüzlerce büyük İslam alimi yetişip insanlara doğru yolu gösterdiler, ilim öğrettiler. İslam dinine sokulmak istenen bid’atleri yok ettiler. Bu büyük alimler arasında en meşhurlarından bazıları, İmam-ı Rabbani, Muhammed Ma’sum Faruki, Ubeydullah-ı Ahrar, Muhammed Zahid, Derviş Muhammed, Muhammed Baki-billah, Nur Muhammed Bedevani, Mazhar-ı Can-ı Canan, Senaullah-ı Dehlevi, Abdullah-ı Dehlevi, Abdülhak Dehlevi, Abdülaziz Dehlevi, Muinüddin Çeşti’dir.

Avrupalıların Ümit Burnunu dolaşarak Hindistan’a ulaşmaları, 16. yüzyılda burada ilk ticaret merkezinin kurulmasına yol açtı. İngilizler, Hindistan’ı işgal ettikten sonra, Müslüman halka çok eziyet ettiler. 1906 yılında Svaraç (kendi kendini yönetme) sloganı ile bağımsızlık savaşı başlatıldı. Bu arada Hindistan Müslüman Birliği kurulmuştu. 1919 yılında Gandhi ile birlikte Hindistan’da pasif direnme ve protesto hareketlerine başlandı. 1935’te ilk anayasa kabul edilerek parlamenter düzen kuruldu. 18 Temmuz 1947’de tam bağımsızlığını kazanarak, dünya devletleri tarafından tanındı (Bkz. Gandhi, Mahatma). 26 Ocak 1950’de Hindistan Birliği olan devletin ismi Hindistan Cumhuriyeti olarak değiştirildi. Bugün de bu isimle anılmaktadır.

Ülke yönetim yönünden eyaletlere bölündü. Ekonominin büyük ölçüde bozulduğu bir dönemde yapılan seçimleri İndra Gandhi’nin başkanlığındaki Kongre Partisi kazandı. Radikal tedbirleri başarıyla alan İndra Gandhi, 1971’de erken seçime giderek büyük bir zafer kazandı. Aynı sene Hindistan ile Pakistan arasında savaş çıktı. Bu savaş neticesinde Doğu Pakistan yani Bangladeş bağımsızlığını ilan etti. Baskı rejimi uygulayan İndra Gandhi, 1974’den itibaren halk desteğini kaybetti. 1977’de yapılan seçimleri Canata Partisi kazandı. Canata Partisi yönetimde başarılı olamayınca, 1980’de yapılan seçimleri tekrar Kongre Partisi kazandı. Aynı sene özerklik için mücadele eden Sihler, büyük bir mücadeleye başladılar. 1984 Ekimde iki Sih muhafızı İndra Gandhi’yi bir suikast neticesinde öldürdü. Bunun üzerine başbakanlığa Raciv Gandhi getirildi. İç çatışmalar hala devam etmekte olup, Hindularla-Müslümanlar arasında çatışmalar büyük hız kazandı. Başbakan Raciv Gandhi 22 Mayıs 1991’de uğradığı bombalı suikast sonucunda öldü.

Fiziki Yapı

Hindistan Fiziki yapı bakımından üç ayrı bölüme ayrılır. Bunlar Dekkan Platosu, Ganj Ovası ve Himalayalar bölgesidir.

1. Dekkan Platosu: Hindistan Yarımadasının güneyinde, doğu ve batısı Gat Dağları ile çevrili 600-800 m yükseklikte bir platodur. Gat Dağlarından dolayı denizin tesirinden uzaktır. Dekkan Platosu, ülkeyi ikiye ayıran Vindiya Dağları ile Ganj Ovasından ayrılır.

2. Ganj Ovası: Himalaya Dağlarından doğan Ganj Nehrinin ve kollarının suladığı çok verimli bir ovadır. Alüvyonlarla örtülü olup, Brahmaputra Nehri ve Ganj Nehrinin deltası da bu ovaya aittir. Bu ovanın genişliği yaklaşık olarak 320 kilometredir.

3. Himalayalar Bölgesi: Kuzeyde 2400 km uzunluğunda, Hindistan’ı Tibet Yaylasından ayıran ve tarih boyunca istilalara engel teşkil eden tabii bir duvardır. En yüksek yeri Everest Tepesidir (8882 m). Himalaya Dağları Hindistan’ın kuzey sınırını çizer. Çok yüksek olan bu dağlar ancak, Muztag, Karakurum ve Hayber gibi yerlerden geçit verir.

Dağları: Kuzeyde Himalayalar, doğuda Doğu Gatlar, batıda Batı Gatlar ve ortada Vindiya Dağları bulunur. Himalayaların Hindistan sınırları içindeki en yüksek noktası 7817 m ile Nanda Devi Dağlarıdır.

Akarsuları: En önemli nehirleri Ganj, Brahmaputra, Narbada, Godavari, Krişna ve İndus’un bir kısmıdır. Ganj ve Brahmaputra en büyük nehirleridir. Brahmaputra 2900 km uzunluğundadır. Bu iki nehrin suları bazı bölgelerde ulaşıma elverişlidir. Ganj Nehri, Hindularca kutsal sayılır.

Gölleri: Sonbahar ve Kuç Yarımadasındaki küçük göllerden başka birkaç göl vardır. Bunlar da önemsizdir.

İklim

Bütünüyle Ekvator’un kuzeyinde kalan Hindistan, sıcak bölge içerisindedir. Ovalık bölgeler yıl boyunca nemli ve sıcak olur. Hindistan ikliminin başlıca özellikleri musonlar, alize rüzgarları, sıcaklık ve düzensiz yağışlardır. Hindistan’da yazlar yağışlı, kışlar ise kurak geçer. Aylık sıcaklık ortalaması 25-35°C arasında değişir. 4500-5000 m yüksekliklerde karlarla örtülü bölgeler bulunur.

Muson rüzgarlarının getirdiği yağmurlar bölgelere göre değişmektedir. Dağlık bölgelerde yağış ortalaması 508 milimetreyi bulur. Bu ortalama Tar Çölünde 254 mm, Assam’da 10.000 mm, Dekkan’da 254 mm, Batı Gatlarda ise 5000 milimetreyi bulur.

Tabii Kaynaklar

Bitki örtüsü ve hayvanlar: Tabii kaynaklar bakımından dünyanın en zengin ülkelerinden biridir. Ülke topraklarının % 22’si ormanlıktır. Özellikle Himalaya etekleri sık ormanlıktır. Himalaya eteklerindeki ormanlar yapraklarını dökmezler. Bunlar palmiyeler, liyanlar, meşe, bambu ve defne ağaçlarından meydana gelmiştir. Dekkan’ın kuzeydoğusu ile Ganj Ovasında büyük ormanlar bulunmaktadır. Bu ormanların ağaçları kurak mevsimde yapraklarını dökerler.

Hindistan’ın dağlık bölgeleri ve balta girmemiş ormanları; her çeşit vahşi hayvanlar, nesli tükenmek üzere olan kuşlar ve dünyada pek nadir görülen hayvan çeşitlerine sahiptir. Kaplan, pars, arslan gibi yırtıcı hayvanlar bulunmaktadır. Kurt, ayı, yaban kedisi ve tilki gibi vahşi hayvanlara bolca rastlanmaktadır. Fil, misk geyiği, maymun, timsah, kertenkele, akrep, çeşit çeşit yılan cinsleri ve her nevi kuş cinsleri mevcuttur.

Madenler: Hindistan madenler bakımından bir hammadde deposu olup, tarih boyunca milletleri kendisinin üzerine çekmiştir. Dünya demir rezervlerinin% 25’ine, mika rezervlerinin % 80’ine sahiptir. Boksit rezervi bakımından dünyanın ikinci ve manganez rezervi bakımından da üçüncü ülkesidir.

Hindistan’da çıkarılan diğer yeraltı madenleri krom, kurşun, kömür, altın, gümüş, bakır, uranyum, titanyum ve petroldür. Ayrıca kireçtaşı ve amonyum sülfatlı gübre ile betonarme ve sıvı alçı için lüzumlu alçıtaşı, Rayasthan ve Gucerat bölgelerinde çıkarılır. Hindistan, elmas ve zümrüt bakımından da dünyanın sayılı ülkelerinden biridir.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Dünya nüfusunun % 15’ine sahiptir. Nüfusu 889.700.000’dir. Nüfusun % 20’si şehirlerde, % 80’i köy ve kırlarda yaşar. Halk, beş ayrı etnik gruptan meydana gelmiştir. Bunlar Dravitler, Aryalar, Hindular, Tibet-Çin ve Moğollar ve Müslümanlardır.

Resmi dili Hintçe olmasına rağmen, 850 çeşit dil vardır. Yazışmalarda İngilizce kullanılır. Hindistan 27 eyaletten meydana gelmiş olup, her eyaletin kendi resmi dili vardır. Hindistan anayasasında kabul edilen resmi dillerden bazıları şunlardır: Hindu, Urdu, Pecabi, Marathi, Bengali, Gucerat, Oriya, Assamese, Keşmir dili, Sindhi, Sanskritçe, Telugu Tamil, Kannada, Malayam dilleri. Bu dilleri kullanan insanlar arasında anlaşmak için ya Hindu dili veya İngilizce kullanılır.

Nüfus sayısı bakımından dünyada Çin’den sonra ikinci sırayı alır. Nüfus fazlalığı sebebiyle Hindistan’da hayat seviyesi çok düşüktür. Halkın büyük çoğunluğu açlıkla karşı karşıyadır. Bunun yanında Hinduların ineği kutsal sayması, ineklerin kesilmesine engel teşkil etmekte, bu da besin yetersizliğine sebeb olmaktadır. İnek kesimi Hindularla Müslümanlar arasında birçok kavgalara sebebiyet vermektedir. Elde edilen tarım ürünleri artan nüfusa cevap verememektedir.

Nüfusu meydana getiren etnik gruplar arasında devamlı sokak kavgaları olmaktadır. Bu kavgalar özellikle Müslümanlarla Hindular arasında cereyan etmektedir. Müslümanların bu ülkedeki varlıklarını tarih boyunca bir türlü içlerine sindirememiş olan Hindular, her fırsatta bir bahane ile Müslümanlara saldırmakta ve kanlı çatışmalara sebeb olmaktadırlar. Müslümanların kurban bayramında inek kurban etmeleri, bu bahanelerin en çok öne sürülenidir. Hindistan hükumetleri de takib ettikleri politikaların, etnik ve kültürel yapılarının icabı olarak bu sataşmalara çok defa ya seyirci kalmakta veya Müslümanların aleyhine uygulamalar yapmaktadır. Böylece tarih boyunca Hindistan’a hakim olan Müslüman devletlerinin, bıraktıkları İslam ilimleri ve kültürünün gün geçtikçe unutulup yok edilmesine sebeb olunmakta, tarihi İslam memleketlerinden olan Hindistan’ın bu vasfının ortadan kaldırılmasına çalışılmaktadır.

Aryalar zamanından beri uygulanan kast sistemi, ancak 1975’te çıkarılan bir kanunla kaldırılmış, fakat köylüler yine iyi bir hayat seviyesine ulaştırılamamıştır. Kast sistemi aslında bir dayanışma birliği olarak düşünüldüğü halde tatbikatta birçok insanın köle gibi çalışmasına sebeb olmuştur.

Din: Nüfusun % 83’ü Hindu, % 11’i Müslüman, % 2’si Hıristiyan, % 2’si Sih, % 2’si de diğer dinlere mensuptur.

Eğitim: Eğitim ve öğretim son yıllarda önem kazanmaya başlamıştır. Ülkede 100’den fazla üniversite, 400.000 civarında ilkokul ve 55.000 civarında ortaokul bulunmaktadır. İlk ve orta öğretimde bugün için yaklaşık 90.000.000 civarında öğrenci okumaktadır. Okuma-yazma oranı % 30’dur. Bunların % 61,2’sini erkekler, % 28,8’ini kadınlar teşkil etmektedir.

Önemli şehirleri: Yeni Delhi, Bombay, Kalküta, Mandras, Haydarabat, Ağra, Benares’tir.

Siyasi Hayat

1950’de kabul edilen anayasa ile parlamenter sisteme geçildi. Hindistan 9 tanesi merkezi hükumetçe, 18’i eyalet merkezince yönetilen 27 eyaletten meydana gelmiştir. Hindistan Parlamentosu iki meclisten ibaret olup, 250 üyeli Eyalet Meclisi ve 508 üyeli Millet Meclisi vardır. Millet Meclisi üyeleri halk tarafından doğrudan doğruya; Cumhurbaşkanı merkez ve eyalet meclisleri tarafından 5 yıl için seçilir. Eyalet hükumetleri, Devlet Başkanı tarafından 5 yıllığına tayin edilen valiler tarafından idare edilir.

Ekonomi

1945’te bağımsızlığa kavuştuktan sonra ekonomik yönden planlı ve hızlı bir şeklide gelişmiştir. Fakat çok artan nüfus, refah seviyesinin yükselmemesine ve kişi başına düşen milli gelirin düşük olmasına sebebiyet vermektedir. Hindistan’ın iş gücünü meydana getiren nüfusun % 80’i tarımla, % 10’u endüstri ile uğraşır.

Sanayii: Milli gelirin 1/5’ini imalatçılık ve madencilik teşkil eder. Petrol ve kimya ürünleri kısmen kendi tüketimi için kafidir. Ortalama çelik üretimi 9,5 milyon, demir filizi üretimi ise 40 milyon tondur. Hindistan’da bugün Damador Vadisinde 5 milyar ton kömür rezervi, Madras’da 2 milyar ton linyit rezervi, Assam bölgesi civarında ise 5 milyon ton petrol rezervi bulunmaktadır. Ortalama yıllık kömür üretimi 123 milyon, petrol üretimi 19 milyon ton, boksit üretimi 1.740.000 ton civarındadır. Manganez üretiminde dünyada üçüncü sırayı almaktadır. Maden kaynakları bakımından oldukça zengin olan Hindistan’da alüminyum, krom, petrol, mika, kalay, çinko, kurşun, bakır ve altın çıkarılır.

Kalküta ve Bombay bölgesi pamuklu tekstil, jüt, gıda maddeleri ve kimya endüstrisi alanları ile gelişmiştir. Hindistan’da sanayi iki kolda ilerlemiştir. Bunlar pamuklu ve jütlü dokumacılık ve maden çıkarmadır. Makina endüstrisi alanında; vagon, lokomotif, gemi tezgahları ve otomobil fabrikaları vardır.

Hindistan’ın elektrik üretimi yaklaşık 112 milyar kws’dır. Nükleler enerji hususunda dünyanın en büyük uranyum ve toryum rezervlerine sahib olduğu için nükleer santralleri bulunmaktadır. Hindistan’ın büyük sanayi merkezleri; Bombay, Kalküta, Ahmedabad, Madras, Bangalore, Delhi, Jodhpur, Bhopol, Manharpur, Nagpur, İndore ve Srinagar bölgeleridir.

Tarım: Hindistan halkının 3/4’ü tarımla uğraşmaktadır ve gelirlerin yarısı tarımdan sağlanır. Hindistan topraklarının yarısında ekim yapılmaktadır. Tarım topraklarının % 80’ine tahıl ekilmektedir. Malabar ve Kromandel kıyılarında pirinç, şekerkamışı yetiştirilmektedir. Kuzeyindeki Ganj Ovası ve Bengal Körfezi kıyıları çok verimli topraklar olup, her nevi ürün alınmaktadır. Hindistan çay, susam, mercimek, yerfıstığı ve nohut üretiminde dünyada birinci sırayı; pirinç, şekerkamışı, soğan, keneotu ve hindkeneviri üretiminde ikinci sırayı almaktadır.

Bunların yanında buğday, arpa, keten, tütün, portakal, mısır, patates ve elma yetiştirilmektedir. Ayrıca her cins baharat, pamuk, kahve ve haşhaş üretilir.

Balıkçılık: Hindistan, 4800 kilometrelik sahil şeridi, iç sularla birlikte sığ bölge olarak yaklaşık 260.000 km2lik alanda balıkçılık potansiyeline sahiptir. Fakat yılda ortalama iki milyon ton gibi cüz’i mikdarda balık avlanmaktadır.

Hayvancılık: Hindistan hayvancılık bakımından oldukça zengindir. Dini inanışlarından dolayı sağda solda serbestçe gezinen inek, öküz ve mandalardan yeterli şekilde faydalanılamaz. Sadece güçlerinden ve sütlerinden sınırlı ölçüde fayda sağlanabilmektedir. Sığır, tavuk, koyun, eşek, keçi, manda beslenmektedir.

Ormancılık: Ülke topraklarının % 22’si ormanlıktır. Ormanlardan kerestenin yanında ağaç zamkı, reçine, ilaç hammaddesi de elde edilmektedir.

Ticaret: Ticaretinin büyük kısmını, ABD, AET ülkeleri, İngiltere, Japonya ve Almanya ile yapmaktadır. Tekstil ürünleri, madenler, çay, bazı tarım ürünleri, pamuklu ve jütlü dokuma ve hindkeneviri başlıca ihraç ürünleridir. Besin maddeleri, makina ve aletler, sanayi hammaddeleri, motorlu araçlar ve buğday ithal etmektedir. Dış yardımlar sayesinde ekonomisini geliştirmektedir. İhracatının % 17’sini ABD’ye yapmakta ve ithalatının % 23’ünü ABD’den karşılamaktadır.

Ulaşım: Deniz ulaşımı iyi durumdadır. 8 büyük, 150 küçük liman vardır. Demiryolu ulaşımı bakımından dünyanın dördüncü ülkesidir. Toplam demiryolları 61.810 km, karayolları 1.772.000 km kadardır. İç su yolları ise 16.810 kilometredir. Ülkede 95 kadar havaalanı vardır.Hindistan Hava Yollarına ait uçaklar beş kıtaya uçuş yapmaktadır.

Tagged :

Haiti

Konum: Karayipler’de, Karayip Denizi ile Kuzey Atlas Okyanusu arasında, Dominikan Cumhuriyeti’nin doğusunda yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 19 00 Kuzey enlemi, 72 25 Batı boylamı
Haritadaki konumu: Orta Amerika ve Karayipler
Yüzölçümü: 27,750 km²
Sınırları: toplam: 360 km
sınır komşuları: Dominikan Cumhuriyeti 360 km
Sahil şeridi: 1,771 km
İklimi: tropikal
Arazi yapısı: Genellikle kayalıklar ve dağlar
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m; en yüksek noktası: Chaine de la Selle 2,680 m
Doğal kaynakları: Boksit, bakır, kalsiyum karbonat, altın, mermer, hidro güç
Arazi kullanımı: İşlenebilir arazi: %28.11
daimi ekinler: %11.53
diğer: %60.36 (2005 verileri)
Sulanan arazi: 920 km² (2003 verileri)
Doğal afetler: Ara sıra su baskınları, depremler; periyodik kuralıklar; Haziran – Ekim ayları arasında kasırgalar ortaya çıkar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 8,308,504 (Temmuz 2006 verileri)
Nüfus artış oranı: %2.3 (2006 verileri)
Mülteci oranı: -1.31 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini)
Bebek ölüm oranı: 71.65 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini)
Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 53.23 yıl
erkeklerde: 51.89 yıl
kadınlarda: 54.6 yıl (2006 verileri)
Ortalama çocuk sayısı: 4.94 çocuk/1 kadın (2006 tahmini)
HIV/AIDS – hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %5.6 (2003 verileri)
HIV/AIDS – hastalığı olan insan sayısı: 280,000 (2003 verileri)
HIV/AIDS – hastalıklarından ölenlerin sayısı: 24,000 (2003 verileri)
Ulus: Haitili
Nüfusun etnik dağılımı: Siyah ırk %95, melez ve beyazlar %5
Din: Roma Katolikleri %80, Protestanlar %16 (Baptist %10, Pentecostal %4, Adventist %1, diğer %1), yok %1, diğer %3 (1982)
Diller: Fransızca (resmi), Creole (resmi)
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler
toplam nüfusta: %52.9
erkekler: %54.8
kadınlar: %51.2 (2003 verileri)

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Haiti Cumhuriyeti
kısa şekli : Haiti
Yerel tam adı: Republique d’Haiti
yerel kısa şekli: Haiti
Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet
Başkent: Port-au-Prince
İdari bölümler: 9 bölge; Artibonite, Centre, Grand’Anse, Nord, Nord-Est, Nord-Ouest, Ouest, Sud, Sud-Est
Bağımsızlık günü: 1 Ocak 1804 (Fransa’dan)
Milli bayram: Bağımsızlık günü, 1 Ocak (1804)

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACCT, ACP (Afrika – Karayip – Pasifik Ülkeleri), Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma Bankası), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), IOM (Uluslararası Göçmen Teşkilatı), ITU (Uluslararası Telekomünikasyon Birliği), LAES, OAS (Amerika Devletleri Teşkilatı), OPANAL, OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), PCA (Daimi Hakemlik Mahkemesi), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UPU (Dünya Posta Birliği), WCL (Dünya Emek Konfederasyonu), WFTU (Dünya İşçi Sendikaları Federasyonu), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü)

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Nüfusun %80’ninin gelir düzeyi düşüktür. %70’lik bir bölüm tarım sektöründe çalışıyor.
GSYİH: Satınalma Gücü paritesi – 14.56 milyar $ (2006 verileri)
GSYİH – reel büyüme: %1.8 (2006 verileri)
GSYİH – sektörel bileşim: tarım: %28
endüstri: %20
hizmet: %52 (2004 verileri)
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %14.4 (2006 verileri)
İş gücü: 3.6 milyon (1995)
Sektörlere göre işgücü dağılımı: tarım %66, hizmet %25, endüstri %9
Endüstri: Şeker rafinesi, un fabrikaları, tekstil, çimento, turizm
Endüstrinin büyüme oranı: %0.6 (1997 verileri)
Elektrik üretimi: 536.2 million kWh (2004)
Elektrik tüketimi: 498.6 million kWh (2004)
Elektrik ihracatı: 0 kWh (2004)
Elektrik ithalatı: 0 kWh (2004)
Tarım ürünleri: Kahve, mango, şekerkamışı, pirinç, mısır, ağaç
İhracat: 443.7 milyon $ (2006)
İhracat ürünleri: Sanayi malları, kahve, yağlar, mango
İhracat ortakları: ABD %80.9, Dominikan Cum. %6.9, Kanada %4 (2005)
İthalat: 1.721 milyar $ (2006)
İthalat ürünleri: Gıda, makine, taşıt, yakıt, hammadde
İthalat ortakları: ABD %48.7, Hollanda Antilleri %11.9, Brezilya %3.3 (2005)
Dış borç tutarı: 1.309 milyar $ (2006 verileri)
Para birimi: Gourde (HTG)
Para birimi kodu: HTG
Mali yıl: 1 Ekim – 30 Eylül

İletişim Bilgileri

Kullanılan telefon hatları: 140,000 (2004)
Telefon kodu: 509
Radyo yayın istasyonları: AM 41, FM 26, kısa dalga 0 (1999)
Radyolar: 415,000 (1997)
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 2 (1997)
Televizyonlar: 38,000 (1997)
Internet kısaltması: .ht
Internet servis sağlayıcıları: 3 (2000)
Internet kullanıcıları: 500,000 (2005)

Ulaşım ve Taşımacılık

Demiryolları: 40 km
Karayolları: 4,160 km (1999)
Limanları: Cap-Haitien, Gonaives, Jacmel, Jeremie, Les Cayes, Miragoane, Port-au-Prince, Port-de-Paix, Saint-Marc
Hava alanları: 12 (2006 verileri)

Tagged :

Gürcistan

DEVLETİN ADI: Gürcistan Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Tiflis
YÜZÖLÇÜMÜ: 69.700 km2
NÜFUSU: 5.500.000
RESMİ DİLİ: Gürcüce
DİNİ: Ortodoks, İslamiyet
PARA BİRİMİ: Ruble

Kafkas Dağlarının güneyinde yer alan bir devlet.Kuzeyinde Rusya Federasyonu, güneyinde Ermenistan ve Türkiye, güneydoğu ve doğuda azerbaycan, batısında Karadeniz yer alır. Abhaz ve Acar Muhtar cumhuriyetleri ile Güney Osetya muhtar bölgesi Gürcistan’a bağlıdır.

Tarihi

Gürcistan’da, insanlar çok eski devirlerden beri yaşamaktadır. Eski devirlerde Kafkasya metal işlemeciliğin beşiği sayılırdı. M.Ö. 7. asırda Anadolu’nun Kimmerler tarafından işgal edilmesiyle kaçan kabilelerin Kura Vadisindeki yerli halklarla kaynaşmasından sonra bölgede İberia Krallığı kuruldu. M.Ö. 65’te Gürcistan kıyıları Roma hakimiyetine girdi. 337’de Hıristiyanlığı kabul ettikten sonra Gürcistan uzun yıllar Bizans ve Pers imparatorlukları arasındaki harplere sahne oldu. Karadeniz kıyısındaki Lazika, Bizans; İberia da Pers hakimiyeti altına girdi.

Müslümanlar 654’te Tiflis’i ele geçirerek bölgede bir emirlik kurdular. Bagratlı neslinden olan Birinci Aşot, Abbasilerin ve Bizans’ın bölgedeki zayıflığından faydalanarak 886’da İberia Kralı olduğunu ilan etti. 975’te başa geçen Üçüncü Bagrat doğu ve batıda bulunan prenslikleri tek bir devlet altında topladı. İkinci David,Tiflis’i Müslümanlardan geri aldı. Kraliçe Tamara (1184-1213) devrinde en kuvvetli dönemini yaşayan Gürcistan’ın sınırları azerbaycan’dan Çerkesya’ya, Erzurum’dan Gence’ye kadar uzanıyordu. Moğolların bütün Kafkasları istilasından sonra Doğu Gürcistan İlhanlılara bağlandı. Suram Dağlarının batısında kalan kısım bağımsızlığını korudu. Timur Han 1386-1403 tarihleri arasında Gürcistan’a uyguladığı ekonomik ve kültürel tedbirler krallığın bir daha toplanmasına imkan bırakmadı. Ülke bir süre sonra birbirleriyle savaşan prensliklere bölündü.

İstanbul’un Osmanlılar tarafından fethinden sonra, batı Hıristiyan alemiyle bağları kopan Gürcistan, Osmanlı ve İran ordularının sürekli seferlerine maruz kaldı. Osmanlı orduları 1510’da İmereti’ye girerek başkent Kutaisi’yi ele geçirdi. Tiflis’i ve Transkafkasya’yı 1578’de ele geçiren İran Şahı Birinci Abbas, çok sayıda Hıristiyanı İran’ın uzak bölgelerine sürdü. İranlılar Gürcistan yönetimini Muhran ailesine bıraktı. Safevi Hanedanının çöküşü sırasında Osmanlılar bölgeye akınlar düzenlediler. Duruma hakim olan İran Hükümdarı Nadir Şah, Kartli’nin başına İkinci Teimuraz’ı geçirdi. Bunun oğlu İkinci Erekle Kartli ve Kaheti krallıklarını birleştirerek bir devlet kurmaya çalıştı.

Dağıstanlı kabilelerin akınlarına maruz kalan İkinci Erekle Gürcistan’ın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü güvence altına alan Georgiyevsk Antlaşmasıyla Rusya’nın koruması altına girdi (1783). Bir süre sonra İran saldırılarına karşı Gürcistan’ı yalnız bırakan Ruslar Kartli ve Kaheti’yi işgal ettiler. Bölge Rus askeri valileri tarafından yönetilmeye başlandı. Ruslar 1810’da İmereti’yi, ardından da diğer küçük Gürcü prenslikleri hakimiyetleri altına aldılar. Osmanlı idaresi altında olan Batum ve Poti limanları ile güneybatı toprakları Osmanlı-Rus harpleri neticesinde Rusların eline geçti.

Uzun yıllar Rusların hakimiyeti altında kalan Gürcistan, 1905 devrimi sırasında karışıklıklara ve gerilla savaşlarına sahne oldu. Şubat 1917 devriminden sonra Gürcüler Ermeni ve azerilerle birlikte Transkafkasya Federal Cumhuriyetini kurdular. Fakat bu birlik kısa bir süre sonra dağıldı. Gürcüler 26 Mayıs 1918’de bağımsız bir devlet kurarak Alman korumasını kabul ettiler. Almanların yenilmesi üzerine ülke İngiliz işgaline uğradı. itilaf devletleri 1920 Ocak’ında Gürcistan’ı fiilen tanıdı. Gürcüler eski düzeni geri getirmeye çalışan Beyaz Orduya katılmayı kabul etmemelerinden bir süre sonra Gürcü asıllı Stalin ve Orconikidze’nin başında bulunduğu Kızıl Ordu Gürcistan’a girerek 1921 Şubat ayında Tiflis’i ele geçirdiler ve bölge Sovyet hakimiyetine girdi. 1924’te çıkan köylü ayaklanması Kızıl Ordunun yardımıyla bastırıldı. 1936’da kabul edilen yeni Anayasa ile Gürcistan, SovyetlerBirliğini meydana getiren 15 cumhuriyetten biri oldu.

Sovyetler Birliğinde 1989’da başlayan reformlar Gürcistan’da da köklü değişikliklere sebeb oldu. İlk çok partili seçimler yapıldı. Ülke yeni bir siyasi ve ekonomik döneme girdi. Gürcistan 1991’de bağımsızlığını ilan etti ve aynı sene Bağımsız Devletler Topluluğuna katıldı.

Gürcistan bağımsızlığını ilan ettikten bir süre sonra iç karışıklıklar çıktı. Devlet başkanı Gamsahurdia yanlıları ile muhalif gruplar arasında çatışmalar uzun süre devam etti. Muhalefet yönetimi ele geçirdi. Devlet başkanı Gamsahurdia yurt dışına kaçtı. Diğer tarafta Abhazlar bağımsızlık isteği ile ayaklandılar. Hükümetle Abhazalar arasında çatışmalar hala devam etmektedir (1993).

Fiziki Yapı

Gürcistan toprakları dağlık olup üç bölgeye ayrılır. Kuzeyde bir set gibi uzanan Kuzey Kafkas Sıradağları, doğuya doğru yükselen ve derin vadilerle birbirinden ayrılan bir dizi paralel dağ silsilesinden meydana gelir. Bölgenin en yüksek noktaları Şhara (5068 m), Rustaveli (4960 m), Tetnults (4852 m)tur. Buzullarla kaplı dağlardan birçok akarsu kaynaklanır. Ülke topraklarının güneyinde ve Karadeniz’e yakın kesimde Kolhida Ovası yer alır. İç kısımlarda dağlarla çevrili yüksek bir plato bulunur. Bu plato Kartli Ovası olarak bilinir. Gürcistan topraklarının en güneyinde KüçükKafkaslar sıralanır.

Akarsu yönünden zengin olan Gürcistan’da Kolhida Ovasını İnguri, Rioni ve Kodori nehirleri, Kartli Ovasını ise Kura Nehri ve kolları sular.

İklim

Kafkas Dağlarının meydana getirdiği tabii engeller kuzeydeki soğuk hava kütlelerinden Gürcistan’ı korur. Ülke bütün sene boyunca Karadeniz’den gelen sıcak ve nemli havanın tesiri altında kalır. Batı kesimlerinde nemli bir astropik deniz iklimi hakimdir. Doğuda ise hafif nemlilikten kuraklığa kadar değişen özelliklerde tropikaltı iklim kuşakları görülür. Batıda 1000-2000 mm arasında değişen yıllık yağış ortalaması iç kesimlerde ve dağ eteklerinde 400-700 mm’ye düşer. Kışları genelde yumuşak geçer.

Tabii Kaynakları

Madenler: Gürcistan maden bakımından zengindir. Başlıca yeraltı kaynakları kömür, manganez, petrol, doğal gaz, talk ve mermerdir.

Bitki örtüsü ve hayvanlar: Gürcistan topraklarının üçte biri orman ve çalılıklarla kaplıdır. Yüksek kesimlerde Alp tipi bitki örtüsü hakimdir. Ormanlarda meşe, kestane, kayın, Kafkas köknarı, dişbudak, ıhlamur, Pitsunda çamı gibi değişik ağaçlar vardır. Gürcistan toprakları yabani hayvan bakımından zengindir. Ormanlarda yaban domuzu, karaca, Kafkas geyiği, vaşak, kurt, bozayı, tilki, çakal, dağlık bölgelerde keçi, Kafkas antilobu, kartal, ormantavuğu yaşar.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Gürcistan’ın nüfusu 5.5 milyon civarındadır. Nüfusun %69’unu Gürcüler, % 9’unu Ermeniler, % 7’sini Ruslar, % 5’ini azeriler, % 3’ünü Osetler, % 7’sini diğer milletler meydana getirir. Nüfusun büyük kesimi 1000 metrenin altında olan bölgelerde yaşar. Başkent Tiflis’in dışında önemli şehirleri Kutaisi, Suhumi, Batum, Rustavi, Zugdidi ve Gori’dir.

Eğitim 7-17 yaş arasında mecburi ve parasızdır.Tiflis Üniversitesi ve Bilimler Akademisi ülkenin en önemli yüksek öğrenim kurumlarıdır.

Ekonomi

Gürcistan ekonomisi tarım ve sanayiye dayanır. Ekime elverişli alanlar az olduğu gibi işlemesi zordur. Buna rağmen fazla iş gücü istemesine rağmen, yüksek gelirli çay ve turunçgiller ekonomiye önemli katkıda bulunur. Diğer ürünler şekerpançarı ve tütündür. Bağ ve bahçelerden çeşitli ürünler elde edilir.

Gelişmiş bir sanayiye sahib olan Gürcistan’da başlıca makina yapım sanayi kuruluşları, ağır motorlu taşıt, elektrikli lokomotif, iş araçları, hassas ölçü aletleri, torna tezgahı fabrikalarıdır.Metal işleme sanayii oldukça ileridir. Kimya sanayii gübre, sentetik elyaf ve ilaç üretimine, gıda sanayisi ise çay, konserve, tütün işlemeciliğine dayalıdır.

Gürcistan dış ticaretini genellikle, eski Sovyetler Birliğini meydana getiren cumhuriyetler ile yapmaktadır. Ülke ihracatının % 95 ve ithalatının % 75’ten fazlasını eski Sovyet Cumhuriyetleri ile yapılmaktadır. İhracatın yaklaşık olarak yarısını çay, narenciye, tütün gibi tarım ürünleri meydana getirmektedir. Buna karşılık buğday, şeker ve ağır sanayi ürünleri ithal eder. Ülkede halen Sovyet kanunları kullanılmasına rağmen Gürcistan parlamentosu Eylül 1991’de bağımsız gümrük sistemini kuran kanunu kabul etti.

Gürcistan ile Türkiye arasında bulunan Sarp sınır kapısının ticari nakliyat ve turizm yönünden önemi çok büyüktür. Sarp sınır kapısı 1988’de açılmıştır. Türkiye-Gürcistan arasında çeşitli anlaşma ve protokoller yapılmıştır. Bunlardan bazıları şunlardır: Ekonomik ve Ticari İşbirliği Protokolü (1989), 1990-95 yıllarına ait Tıp ve Sağlık Protokolü: Bu protokolle taraflar arasında tıp ve sağlık alanında bilgi alış verişi, uzman eğitimi ve mübadelesi ile ortak araştırmalar ve tesisler kurulması kararı alınmıştır.Telekomünikasyon Protokolü (16.3.1991):Bu protokol ile ilk aşamada Batum’a uzak mesafe hat aboneliği tipi telefon bağlantısı hizmete sokulma aşamasına getirilmiş Teletaş ile Tiflis’te telefon cihazı üretimi için ortak şirket kurulması konusunda ilke anlaşması yapılmıştır. Gürcistan’a 250 milyon kwh elektrik satışına ilişkin protokol.

Ulaşım: Ulaşım son derece gelişmiştir. Yük taşımacılığı genelde demiryoluyla yapılır. Batum ve Poti limanları Transkafkasya’nın hepsine hizmet verir.Rusya’nın birçok şehrine düzenli uçak seferleri vardır.

Tagged :

Güney Kore

DEVLETİN ADI: Kore Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Seul
YÜZÖLÇÜMÜ: 98.454 km2
NÜFUSU: 43.663.000
RESMİ DİLİ: Korece
DİNİ: Budizm, Konfüçyanizm, Hıristiyanlık
PARA BİRİMİ: Won

Asya’nın doğusunda Kore Yarımadasının 38° enleminin güneyinde kalan bir devlet. Kuzeyinde Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, batısında Sarıdeniz, doğusunda Japon Denizi, güneyinde Doğu Çin Denizi bulunur.

Tarihi Kore tarihi M.Ö. 3000 yılına kadar uzanır. Çin’in eline geçtikten sonra, Budizm ve Çinlilerin etkisinde kaldı. Daha sonraları 7. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar değişik hanedanların idaresi altında bağımsız olarak yaşadı. 1910 yılında Japonlar Kore’yi işgal ederek koloni haline getirdiler. Bu durum, 1945 yılına kadar sürdü. İkinci Dünya Harbinde Japonya’nın yenilmesinden sonra Güney Kore’yi ABD, Kuzey Kore’yi de Rusya işgal etti. Böylelikle kuzeyde komünist rejim, güneyde demokratik rejim kurulmuş oldu.

25 Haziran 1950’de Rus subaylarının kumandasındaki Kuzey Kore birlikleri, yarımadanın tamamına komünizmi kabul ettirmek için Güney Kore’ye saldırıp istila etti. Bunun üzerine BM., Güney Kore’nin kurtarılmasına karar verdi. Bölgeye BM askerleri gönderildi. Bu orduya Türkiye, bir tugayla katıldı. İşgalci komünist birliklerin Güney Kore’den çıkarılması için Mehmetçik büyük başarı gösterdi. Mehmetçiğin zaferi bütün dünyaya yayılarak takdir topladı. Yapılan görüşmeler neticesinde 27 Temmuz 1953’te ateşkes imzalandı. 38. Paralel Güney Kore ile Kuzey Kore arasında sınır kabul edildi. Savaş sonrası, Başkanlık sistemine dayalı demokratik rejime geçildi. Kuzey Kore ile birleşme devamlı gündemde olup, yakın bir zamanda tek devlet haline gelmeleri ümit edilmektedir.

Fiziki Yapı

Güney Kore’nin güney ve batı kıyıları çok girintili ve çıkıntılıdır. Birçok yarımada ve küçük adalarla çevrilmiştir. Bu kısımlarda, Pusan ve İnchon en önemli limanlarındandır. Doğu bölümü dağlık olmasına rağmen, batı bölümü geniş alanlar, ovalar ve tepelerle kaplıdır. Doğu bölümünde tabii limanlar da yoktur. Genellikle dağlıktır. Fakat dağlar yüksek değildir. En yüksek dağı, 1915 m ile Chiri San Dağıdır. Önemli nehirleri arasında Naktong, Han ve İnchon ırmakları sayılabilir.

İklimi

Kore’nin iklimi, kışın karalardan esen soğuk rüzgarların, yazın Pasifik’ten esen sıcak ve nemli muson rüzgarlarının etkisindedir. Ülkenin yüzey şekilleri iklimi etkiler. Muson rüzgarları sayesinde bitki örtüsü arasında tropikal bitkiler de yer alır. Yıllık yağış ortalaması 1270 mm’dir. Güneyde Eylül ayında sık sık tayfunlar görülür. Ülkede en düşük sıcaklık ortalaması 3°C, en yüksek sıcaklık ise 24°C’dir.

Tabii Kaynaklar

Eskiden ormanlarla kaplı olan ülkede denetimsiz kesim, yangın ve hastalık yüzünden ormanlar kalmamıştır. Fakat dağınık çam ve bambu ağaçları vardır.

Maden bakımından zengin sayılmaz. Fakat tungsten üretiminde önde gelen ülkelerdendir. Ayrıca kömür, demir, fluorin, grafit, altın, bakır ve kurşun az miktarda çıkarılır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Kore nüfusu, 1945 yılında 15 milyon iken, Kuzey Kore’den gelen göçmenler yüzünden bugün 43 milyonu geçmiştir. Halkın % 32’si şehirlerde yaşar. En büyük şehir, başşehir Seul’dür. Kore, Çin ile Japonya arasında bir köprü olmasına rağmen, kendilerine has bir kültür geliştirmiştir. Köylerde yaşayan Koreliler, yüzyıllar önceki gibi giyinir ve yaşarlar. Şehirlerde yaşayanlar ise batı dünyasının etkisindedirler.

Halkın büyük kesimi Konfüçyanizm ve Budizm inancındadırlar. % 10 kadar Hıristiyan vardır. Kore Türk tugayının tanıttığı İslamiyet, her geçen gün yayılmaktadır. Halkın kullandığı ve resmi dili Korecedir.

Eğitimi: Eğitim 6-12 yaş arasında mecburi ve ücretsizdir. Ülkede okur-yazar oranı % 92’dir. Güney Kore’de 72 üniversite ile 82 yüksek okul vardır.

Siyasi Hayat

1972 Anayasasıyla yürütme görevi, Ulusal Konferans tarafından 6 yıl için seçilen Devlet Başkanına verilmiştir. Kanun yapma görevini üzerine alan Millet Meclisinin 276 üyesi vardır. Meclis üyeleri 4 yıl için halk tarafından seçilirler. Başkanın meclisi feshetmek yetkisi vardır.

Ekonomi

Ülke ekonomisinin temeli tarıma dayanır. Bunun yanında balıkçılık ve çıkarılan tungsten madeni sanayi ve ekonomide önemli yer tutar.

Tarım: Kore Yarımadasının verimli toprakları, Güney Kore sınırları içinde kalmıştır. Halkın başlıca besin maddesi olduğundan, pirinç ekimi önemli yer tutar. Pirinç üretimi, 7 milyon tonun üzerindedir. Ülkede pirinçten başka buğday, arpa, patates, soya fasulyesi, tütün ve şekerkamışı yetiştirilir.

Balıkçılık: Ülkenin önemli gelir kaynaklarından birisi de balıkçılıktır. Ülke topraklarının üç tarafı denizle çevrili olduğu ve açık deniz balıkçılığı yaptığı için, ihraç edilecek kadar balık avlanır.

Sanayi: Yarımadanın ikiye bölünmesinden sonra Güney Kore dışarıdan sağladığı kredilerle sanayisini hızla geliştirmiş ve çeşitli sanayi ürünleri ihraç edecek duruma gelmiştir. Dokuma, kağıt, kontrplak, elektrik ve elektronik aletler yapımı ileri düzeydedir. Ayrıca plastik maddeler, boya, gübre, çimento, cam fabrikaları ve araba fabrikaları vardır. Motor sanayii de kurulmuştur.

Ticaret: Güney Kore dışarıya, dokuma, kontraplak, elektronik aletler, kara taşıtları, elektrik gereçleri, tungsten, balık ve balık ürünleri ihraç eder. En çok giyim eşyası satan ülkeler arasındadır. Dışarıdan ise makina ve tahıl alır. Güney Kore’nin ticaret yaptığı ülkelerin başında ABD, Japonya ve Hong Kong gelir. Yıllık ihracat tutarı 20 milyar dolar civarındadır.

Ulaşım: Ülkeden kara ulaşımı, karayolları ve demiryolları ile sağlanmaktadır. Demiryollarının uzunluğu 6340 km, karayollarının uzunluğu ise 54.689 km’dir. Bu yolların % 57’si asfalt kaplanmıştır.

Yarımada ülkesi olduğu için denizcilik gelişmiştir. Önemli limanları Psan ve İnchon limanlarıdır. Hava ulaşımı Güney Kore Hava Yolları ile sağlanmaktadır.

Tagged :

Güney Kıbrıs Rum Kesimi

Güney Kıbrıs Rum Kesimi. Kıbrıs adasının Rumlar tarafından yönetilen güney bölgesi. Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tarafından tanınmamaktadır. Diğer tüm devletler tarafından Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanınıyor. 16 Ağustos 1960 yılında Birleşik Krallık’tan bağımsızlığını kazandı. 20 Temmuz 1974 yılında Rumlar tarafından Türklere soykırım yapılması nedeniyle Türkiye tarafından askeri müdahale yapıldı. Ve ada sınırla 2 parçaya bölündü. Ve halen yönetimini Kıbrıs’ın güneyinde sürdürmektedir.

2004 yılında Avrupa Birliği üyesi olmuştur. Adanın iki tarafını birleştirmek için yapılan çalışmalar son olarak Annan Planı’nın Rum kesimince reddedilmesi ile sonuçsuz kalmıştır.

Tagged :

Güney Afrika Cumhuriyeti

DEVLETİN ADI: Güney Afrika Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Cape Town(Yasama),Pretoria(Yürütme),Bloem Fontein (Yargı)
NÜFUSU: 38.160.000
YÜZÖLÇÜMÜ: 1.125.815 km2
RESMİ DİLİ: Afrikaner, İngilizce
DİNİ: Hıristiyanlık, İslamiyet
PARA BİRİMİ: Rand

Afrika kıtasının güney ucunda 22°10’-34°55’ güney enlemleri ile 16°30’-32°55’ doğu boylamları arasında yer alan ülke. Afrika’nın güneyinin yaklaşık yarısını kaplar. Güneybatıda Atlas Okyanusu, güney ve doğuda Hint Okyanusu, kuzeydoğuda Swaziland, Mozambik ve Rodezya, kuzeyde Botswana, kuzeybatıda Namibya ile çevrili olan Güney Afrika Cumhuriyetinin sınırları içerisinde, topraklarının ortadoğu kesiminde Lesotho Devleti bulunmaktadır. Dünyada, ırk ayrımının en şiddetli bir şekilde vuku bulduğu ülke olması ile tanınmaktadır.

Tarihi

On beşinci asır öncesinde Avrupalılar için meçhul olan ülke, 1488’de Bartholomeu Dias’ın Ümit Burnunu geçmesi ile tanındı. Avrupalılar için yeni bir Hindistan yolu olan Ümit Burnu, stratejik bir önem kazandı. Güney Afrika hakkında tarihi bilgiler bu tarihten sonra başlar. Avrupa ile Hindistan arasında seferler yapan İspanyol, Hollandalı, Portekizli ve İngiliz gemiciler için Güney Afrika sahilleri bir uğrak noktası olmuştur. Hollandalı, Jan Von Riebeek isimli bir doktor, 1652 senesinde çalışmakta olduğu Hollanda-Doğu Hindistan Şirketi adına Güney Afrika sahilerindeki şimdiki Cape Town şehrinin bulunduğu Tavola Körfezinde, ticaret gemileri için depo ve levazım istasyonu kurdu. On yedinci yüzyılın ortasında kurulan bu ticari üs aynı yüzyılın sonlarında koloni (sömürge) haline getirildi. Bu ülke topraklarını sömürge yapmak isteyen İngilizler, Fransızların bölgeyi işgal etmelerini engellemek perdesi arkasında, bölgeyi işgal ettiler ve kendi sömürgeleri arasına kattılar. Bu işgal, sözkonusu Avrupa devletleri arasında 1815 senesinde yapılan bir anlaşma ile kabul edildi.

Avrupalıların buralarda ilk sömürge kurmaları esnasında yerli halka karşı yapılan ırk ayrımı politikası, 1807’de İngilizlerin çıkarttığı kanunla kaldırıldı. Fakat azınlıkta olan Boer adı verilen çiftçiler tarafından ırk ayrımı şiddetle tatbik edildi. Bu kanunun kalkmaması karşısında Boerler, 1836’da sömürge topraklarından ayrılarak iç kısımlara doğru göç ettiler ve ırkçılıklarını buralarda sürdürdüler.

İngiltere sömürgesinden sırasıyla 1852 ve 1854 senesinde Orange ve Transvaal adı ile iç işlerinde bağımsız yeni iki sömürge kuruldu. İç kesimlere yerleşen Boerlerle İngilizler arasında ilk zamanlar mevcut olan ılımlılık, gün geçtikçe soğuk harbe ve nihayet iki Boer Devletinin İngiltere’ye savaş ilanı ile sıcak harbe dönüştü. Sömürgeci İngiltere ile ırkçı Boerler arasındaki kanlı savaşlar, 1902 senesinde İngilizlerin kesin galibiyeti ile nihayet buldu. İngiltere buraları iç işlerinde bağımsız birer sömürge olarak ilan ve savaş tazminatı ödemeğe mahkum etti. İki İngiliz sömürgesine (Orange ve Transvaal) iki de Boer devleti katılınca (bunlar iç işlerinde bağımsız), Güney Afrika dört devletten müteşekkil bir federasyon oldu.

Birinci Dünya Savaşından sonra her geçen gün ağırlık kazanan ırkçılık, 1924’te başa geçen General Herzog’un zamanında çıkarılan kanunlarla meşru hale getirildi. General Herzog 1934 senesinde çıkarttığı kanunlarla zencilerin yurttaşlık ve siyasi haklarını ellerinden aldı. İkinci Dünya Savaşından sonra bu ırkçı politika şiddetini artırarak devam etmiştir. 1948’de Dr. Molan’ın iktidara gelmesi ile mevcut ırkçı politika had safhaya vardı. Çeşitli dünya ülkelerinden yapılan baskılara rağmen, Güney Afrika Cumhuriyeti iktidarları, ırkçı politikadan vazgeçmediler. Ülke bu politikalarını terk etmemek pahasına Milletlerarası bazı teşkilatlardan ayrıldı. 1961’de ayrıldığı Commonwealth İngiliz Milletler Topluluğu teşkilatı da bunlardandır.

1968’de öğrencilerin düzenledikleri ırk ayırımına karşı gösterileri din yetkililerince de desteklendi. Bunun üzerine hükumet, askerleri en yeni silahlarla donattı. Güvenlik kuvvetlerini ve istihbarat teşkilatını kuvvetlendirdi. Böylece Afrika’daki diğer devletlere karşı da üstünlük sağladı.

1969’da Birleşmiş Milletlerin Namibya’dan çekilmesi isteğini reddetti. Namibya, Güney Afrika Cumhuriyetinin fiilen bir eyaleti oldu. Irk ayrımını burada da uyguladı. Dünya devletleri arasında yalnız kalan Güney Afrika Cumhuriyeti, 1970’ten sonra Afrika Devletleri arasında taraftar kazanmak için bazıları ile ilişkiler kurmaya çalıştı.

1976’daki zenci hareketlerinde yüzlerce zenci öldürüldü. Devam eden baskı ve öldürmeler üzerine, BM Güvenlik Konseyi, Güney Afrika Cumhuriyetine silah satışını yasakladı (1977).

Milletlerarası ilişkileri hemen hemen kopma noktasına gelen yönetim, sert ırkçı yönetiminden tavizler vermeye başladı. Zencilere sendika kurma hakkı tanındı (1979).

1982’de Namibya’nın sömürgelikten kurtulmak için başlattığı hareket, ülkeyi yeniden karıştırdı. Sorgusuz, yargısız öldürmeler başladı. Yeni anayasa yapılarak başkanlık sistemine geçildi. Buna rağmen ülkedeki çatışmalar durmadı. Cumhurbaşkanı P.W. Botha, ülkesini milletlerarası yalnızlıktan kurtarmak için çeşitli ülkeleri ziyaret etti ve bunda başarı sağladı. Zenci çoğunluğun sesi, baskı ve zulümle susturuldu. Komşu devletlere saldırılar başladı.

Cumhurbaşkanı Botha, lideri bulunduğu Ulusal Parti içinde meydana gelen muhalefetin de tesiriyle 1989 Ağustosunda istifa etmek mecburiyetinde kaldı. Yerine Frederik W de Klerk geçti. Eylül 1989 seçimlerinde seçme hakkı bulunmayan zenciler ülke çapında büyük grev yaptılar. Zencilere karşı yumuşama politikası uygulayan Cumhurbaşkanı de Klerk Şubat 1990’da meclisi açarken yaptığı konuşmada Afrika Milli Konseyi, Afrika Komünist Partisi ve 33 muhalefet örgütü hakkında bulunan yasağın kaldırıldığını açıkladı. Ayrıca 1962’den beri hapiste bulunan zenci lider Nelson Mandela serbest bırakıldı. Afrika Milli Konseyi 1991 senesi “İktidarın halka devredilmesi için doplu eylem yılı” ilan etti. Aynı sene yapılan Afrika Milli Konseyi toplantısında Nelson Mandela başkanlığa seçildi.

Irk ayrımı politikasındaki bu yumuşama sebebiyle birçok ülke Güney Afrika’ya uyguladığı ekonomik müeyyideleri kaldırdı. Komşularıyla arasındaki gerginlik de yumuşadı. Zenciler arasındaki şiddet olayları zaman zaman önemli boyutlara ulaşmaktadır.

Fiziki Yapı

Fiziki yapı olarak Güney Afrika Cumhuriyeti, sade bir görünüşe sahiptir. Ortalama yüksekliği 1200 m’yi bulan geniş yayla, fiziki görünüşün ana hatlarını çizer. Ülkenin üzerinde bulunduğu 1.123.226 km2lik toprak parçasında göze çarpan tek dağ silsilesi, güneyde Ümit Burnu bölgesinde yer almaktadır. Denizlerdeki kıyı şeridi oldukça dar bir yapıya sahiptir. Kıyı şeridi dik yamaçlarla dağ ve yayla bölgesine bağlanır. Bu dik yamaçlı fiziki yapıya bol miktarda teras ve kayalıklar iştirak ederler. Güneydeki Cape Town bölgesinin kuzeyindeki dağlar, kuzey-güney doğrultusunda uzanır. Bu bölgedeki yükseltilerin eski çağlarda yer tabakalarının kırılmaları neticesinde ortaya çıktığı tahmin edilmektedir. Dağların en önemlileri Nuweveld Dağları, Sneeub Dağları ve Draken Dağlarıdır. Draken Dağları en fazla yüksekliğe sahib olan dağlar olup, en yüksek noktası Sources Dağıdır (3299 m). İç bölgelerde arazi yumuşak bir eğime sahiptir. Orta bölgelerde yer alan geniş yaylalar, çoğu bölgelerde akarsuların meydana getirdiği derin vadilerle bölünür. Bazı küçük dağ sıraları küçük ve büyük Karau ovalarını çevreler. 1200 m yükseklikteki yayla, çok büyük bir tabak şeklindedir. Kuzeybatıda Kalahari Çölünün güney ucu ile batı bölgelerinde Namib Çölünün bir kısmı yer alır.

Akarsular bakımından oldukça zengindir. Denize yakın dağların dış yamaçlarından doğan akarsular, kısa bir yatağa sahiptirler. Fakat bu ırmaklar su bakımından daha zengin, hızlı ve düzensiz bir akışa sahiptir. Ülkedeki akarsulardan en önemlisi olan Orange, ülkenin belli başlı ırmaklarından Karai, Caledon ve Vaal’i de alarak Atlas Okyanusuna dökülür. Hint Okyanusuna dökülen en önemli akarsu, Limpoopo Nehridir. Bunlardan başka Krokodilrivier, Komati, Pongola, Umfolazı, Tugela, Umzimkulu, Umzimvulu, Ker, Groot Visrivier, Sondağ, Grootrivior ve Gourits nehirleri Hint Okyanusuna dökülen önemli akarsulardır. Ülkenin en büyük akarsuyu Atlas Okyanusuna dökülmektedir. Akarsuları ulaşıma elverişli bir yapıya sahip değildir. Kıyılarda körfez ve burun miktarı çok az olup, bu sebepten tabii liman olabilecek yerleri hemen hemen yok denecek kadar azdır.

Tabii gölleri oldukça azdır. Bunlar arasında önemli bir büyüklüğe sahib olanı ise yoktur.

İklim

Umumiyetle tropik ve subtropik (ılıman) bir iklim ülkeye hakimdir. Afrika’nın diğer bölgelerine nazaran iklim daha yumuşaktır. Bu sebepten dolayı Avrupalılar buraya yerleşmişler ve bu bölgeye uzun zaman hakim olmuşlardır. İklimin mutedil olmasındaki en büyük tesir bulunduğu yer ve etrafındaki denizlerdir. Güney Afrika’da hiçbir yer denizden 800 km uzak değildir. Ortalama sıcaklık kuzey ve güneyde dikkati çekecek kadar düzgündür. Batı kıyısı, Benguela soğuk su akıntısının, Doğu kıyısı ise Mozambik sıcak su akıntısının etkisindedir. Batı kıyılarındaki Port Nolloth’da senelik sıcaklık ortalaması 13°C civarındayken, doğudaki Durban’da bu ortalama 20°C’dir. Ümit Burnunda Akdeniz iklimi özellikleri görülür. Bu bölgede yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise ılık ve yağışlı geçmektedir. Kış mevsimi ancak 150 gün kadar sürer. Yaz mevsimi altı ay gibi uzun bir süre devam eder. Yağışlar umumiyetle yaz mevsimlerinde görülür.

Bölgelere göre senelik yağış ortalaması büyük farklılık gösterir. Doğu bölgelerinde 1143-1270 mm olan yağış ortalaması, batı bölgelerinde 127 milimetreye düşer. Buharlaşmanın yüksek seviyede olması, ülkede her zaman kuraklık tehlikesinin bulunmasına sebeb teşkil eder. İç kesimlerde yağışlar umumiyetle fırtınalı ve dolu şeklinde meydana gelir.Kış mevsimlerinde Antarktika’dan gelen soğuk hava akımları, ülke üzerinde bazan geçici de olsa soğuk ve yağışlı mevsimler hasıl eder.

Tabii Kaynaklar

Güney Afrika’da bitki örtüsü; ormanlar, savanlar, otlaklar, yarıçöller, çöller ve makiler olmak üzere beş bölümde toplanır. Genel olarak tropik ve subtropik olmak üzere iki tip orman mevcuttur. Ormanlar, yağışların en fazla olduğu doğudaki dağ yamaçlarında yer alır. Akdeniz ikliminin hakim olduğu güney bölgelerinde Akdeniz bitki örtüsü olan makiler yer alır. İç bölgelere gidildikçe ormanlık bölgeler yerlerini savanlara bırakır. Savanlar ise yağışların az olduğu batı bölgelerinde otlaklar haline döner. Ülkenin kuzeyinde yer alan Kalahari Çölünün güneyi ile batıdaki Namib Çölü, çöl bitkilerinin bulunduğu bölgelerdir. Batıdaki Namib Çölünde bol bulunan Cape maunu ve Cape abanozu gibi mobilyacılıkta kullanılan kıymetli ağaçlar, artık kalmamıştır.

Düzensiz avlanma, yabani hayvanların neslinin tükenmesine sebeb olmaktadır. Bu durum karşısında ülkenin çeşitli bölgeleri Milli Park ilan edilerek, bu bölgelerde mevcut hayvan nesli korunmaya çalışılmaktadır. Yabani hayvanlardan aslan, antilop, suaygırı, gergedan, zürafa, leopar, Afrika filleri, zebralar, geyik, ceylan, pars, yaban kedisi, vaşak, tilki, çakal başta gelenleridir. Kokarca, su samuru, sansar, yabani tavşan ve binlerce yılan çeşidi, ülkenin yabani hayvanlarındandır. Güney Afrika’nın bu tabiat zenginliğini ağaçlardaki binlerce kuş ile denizlerdeki balık ve kuş türleri tamamlar. Tropik karakterli kuşlardan muhabbet kuşu, papağan, kırlangıç, incir kuşu, bahçe öteğengili, çeşitleri ile penguen, albatros, yelkovan kuşuna benzer deniz kuşları bol miktarda mevcuttur. Ülkenin güney sahillerinde çıkan fok balıkları da bu tabii güzelliklerin tamamlayıcı unsurlarındandır.

Tabii kaynaklarından olan maddelerin en kıymetlileri Güney Afrika’da bol miktarda bulunmaktadır. En önemli madenleri altın, vanadyum, elmas, platin, uranyum, manganez, krom, demir cevheri, asbest, antimon, kömür, kalay, bakır, tungsten, mika ve nikeldir. Bunların haricinde otuz beş değişik maden de bulunmaktadır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

38.160.000 olan Güney Afrika nüfusu, dört farklı etnik gruptan meydana gelmektedir. Siyahlar ve Bantular % 70 ile en kalabalık grubunu teşkil ederler. Beyazlar % 17, melezler % 10 ve Asyalılar ise % 3 ile nüfusun kalan bölümünü meydana getirirler. Beyazlar Hollanda, İngiliz, Fransız ve Alman menşelidir. Beyaz halkın hayat şartları ve kültür yapıları Batı Avrupa halkı gibidir. Beyazlar had safhada tatbik ettikleri ırkçılık sebebiyle ülke nüfusunun çoğunluğunu teşkil eden siyahlara son derece ucuz fiyatlarla ve ağır şartlarda iş yaptırmaktadırlar. Siyahlar ve Bantular umumiyetle Hotantolar ve diğer Afrika yerlilerinin karışımından meydana gelmişlerdir. Bunlar Cape Town bölgesinde yoğundurlar. Hint menşeili olan Asyalılar; on dokuzuncu asırda Güney Afrika’daki şekerkamışı çiftliklerinde çalıştırılmak üzere getirilmişlerdir.

Irkçılık politikasının bir neticesi olarak beyazlar, zenciler ve Bantular, melezler ile Asyalılar için birbirinden farklı yerleşim bölgeleri, siyasi ve iktisadi haklar mevcuttur. Güney Afrika Cumhuriyetinde her etnik grubun ayrı okulları vardır. Beyazlar için büyük bir serbestlik olmasına rağmen, diğer grupların okulları hükumet kontrolündedir. Ülkede mevcut olan 16 üniversiteden 11’i beyazlar, 5’i ise diğer gruplara aittir. Okuma yazma bilenlerin oranı % 80’dir. Fakat bu rakam ülke nüfusunun tamamına göredir. Nüfusu meydana getiren gruplarda bu rakam çok düşük seviyededir. Mesela Bantularda okuma yazma bilenlerin oranı % 50’dir. Resmi dil olarak Afrikaner ve İngilizce kullanılır. Afrikaner dili, Holanda lisanı ile Afrika yerlilerinin lisanlarının karışımından, Hollanda lisanı ağırlıklı beyazlar tarafından türetilmiş bir lisandır. Beyazlar, zenciler, melezler ve Asyalılar daima Afrikaner lisanını kullanırlar. Bantular ise kendi dillerini kullanmaya devam etmektedirler.

Beyazların Avrupai bir hayat tarzına sahib olmalarına karşılık, diğer etnik gruplar sefil ve yoksul bir hayat sürmektedirler. Güney Afrika halkından dini inanış olarak Bantuların % 32’si Anemist, kalan % 68’i ise Hıristiyandır. Hıristiyan olanlar ise Methodist (bir Protestan mezhebi) Anglikan, Roma Katolik ve Protestan mezheplerine bağlıdır. Beyazların bir kısmı özellikle Hollanda asıllılar Protestan, kalanları ise İngiliz Anglikan mezhebine tabidirler. Melezlerin ise % 90’ı Hıristiyandır. Umumiyetle Hintlilerin meydana getirdiği Asyalıların ise yaklaşık % 73’ü Hindu, % 20’si Müslümandır.

Siyasi Hayat

Cumhuriyetle yönetilir. Yönetime zencilerin, melezlerin ve Asyalıların katılma hakları yoktur. İdari bakımdan dört büyük eyalete ayrılmıştır. Bunlar Ümit Burnu, Natal, Transvaal ve Orange eyaletidir. Bantuların dokuz yerleşme bölgelerinden birisi olan Transkei, Ümit Burnu eyaleti içersindedir. Bu bölge bağımsız bir yönetime 1963’te kavuşmuştur. Bantu bölgeleri için 1959’da verilen bağımsız olma hakkı üzerine Transkei bölgesini takiben Xhosa, Zula, Tswana, Bapedi ve Sotho bölgeleri de bağımsızlığa kavuşmuştur.

Güney Afrika Cumhuriyetinde, ülkenin yasama başşehri Cape Town, yargı başşehri Bloem Fontein, idari (yürütme) başşehri ise Pretoria’dır. Komşusu olan Nambiya’nın Caprivi Strip bölgesi, yönetim olarak Güney Afrika Cumhuriyetine, Güney Afrika Cumhuriyetinin bir bölgesi olan Walvis Bay ise Nambiya’ya bağlıdır. Cape Town şehrine güney-doğu istikametinde 1900 km mesafede, Hint Okyanusundaki Marian ve Prince Edward adaları da Güney Afrika Cumhuriyetine bağlıdır.

Parlamento, Millet Meclisi ve Senatodan müteşekkildir. Cumhurbaşkanı parlamento tarafından seçilir. Cumhurbaşkanı parlamentodan, başbakanı seçer.

Ekonomi

Güney Afrika Cumhuriyeti ekonomik olarak gelişmiş ülkeler arasındadır. Ekonomik gelişmenin sağladığı refah dağılımı etnik gruplara göre çok farklılık gösterir.

Dünyada önceleri bir tarım ve hayvancılık ülkesi olarak tanınan Güney Afrika, 19. asrın sonlarında zengin maden yataklarının bulunmasıyla gelişmiş ülkeler arasında yer almaya başladı.Ziraate elverişli toprakların hemen hemen tamamına yakın bir kısmı beyazların elindedir. Ülke topraklarının ancak % 10’u ziraate elverişlidir. Temel ziraat ürünlerini mısır, yerfıstığı, patates ve buğday teşkil eder. Tropikal meyveler ve turunçgiller de yetiştirilir. Taze ve konserve meyve, en önemli zirai ihraç ürünleridir. Ayrıca önemli ölçüde üzüm yetiştirilir. Zirai ürünlerden şeker, tütün ve çiçek ihraç edilebilecek bir seviyede üretilir.

Hayvancılıkta dünya ülkeleri arasında söz sahibidir. Güney Afrika, topraklarının % 70’ini otlak olarak kullanır. Yetiştirdiği koyun sayısı ile dünyada yedinci sırada bulunan ülkede sığır üretimi de önemli bir seviyededir. Yün üretiminde dünyada beşinci sırada bulunmaktadır. Ülkede yün üretiminin % 60’ı Cape Pravince bölgesinde yapılır. Bu bölgedeki karakul koyunlarının derileri makbuldür. Ülkedeki Angora keçileri ise en güneyde beslenir. Tiftik keçisi üretiminde dünyada üçüncü sırayı almaktadır. Daha ziyade kuzey ve batıda beslenen sığırların et ve sütlerinden istifade edilir.

Balıkçılık önemli bir seviyededir. Balıkçılığın % 90’ı batı sahillerinin soğuk sularında yapılır. Cape Town, ülkenin en büyük balıkçılık limanıdır. Sardalya, morino, istakoz ve yengeç en çok avlanan su ürünlerindendir. Açık deniz balıkçılığı, özellikle balina avcılığı her geçen gün gelişmektedir. Balık ürünleri sanayii kurulmuştur.

Maden rezervlerinin zenginliği ve işletilmesi ekonominin çehresini değiştirmiştir. Dünya altın üretiminin % 70’ini, elmas üretiminin % 65’ini, vanadyum üretiminin % 45’ini Güney Afrika yapmaktadır. Ülkedeki mevcut yedi altın yatağı 500 kilometrelik bir yay meydana getirir. Doğudan batıya uzanan başlıca elmas yatakları, Kumberley, Jagersfantain, Finsch, Pratoria’dadır. Transvaal ve Natal’da büyük kömür yatakları vardır. Ülkede büyük miktarlarda platin, uranyum, manganez, krom, demir cevheri, asbest ve antimon üretilir. Bunların haricinde 40 değişik maden daha üretilmektedir. Gümüş ve Uranyum işleyen 30 kadar tesis vardır.

Sanayii, tabii zenginliklerin değerlendirilmesine paralel olarak bir ilerleme kaydetmiştir. Afrika’nın sanayide en gelişmiş ülkesidir. Yılda beş milyon ton üretim yapan demirçelik tesisleri, modern kimya sanayii, gıda sanayii (konservecilik, şeker, et ve balık), yünlü ve pamuklu dokumacılık sanayii bu yöndeki en önemli tesisleridir. imalat sektörü dört yerde yoğunlaşmıştır. Transvaal (üretimin % 47’si buradan elde edilir), Durban/Piretown (% 14 üretim oranı), Batı Cape (% 11 üretim oranı) ve Part Elizabeth/Vitenhage (% 8 üretim oranı) sözkonusu bölgelerdir. Azınlık beyazlar, ülke ekonomisinin her sahasında diğer etnik grupları ucuz işgücü olarak kullanmaktadırlar.Zengin olmasına rağmen, adaletsiz gelir dağılımı, azınlığın çoğunluğa tahakkümü, insanları köle gibi kullanma (Haçlı zihniyeti) sebepleri insanlarını devamlı huzursuz etmektedir.

Afrika kıtasında üretilen toplam elektriğin % 57’si bu ülkede elde edilmektedir. Kömürlü termik santrallerinin yoğunlukta olduğu Güney Afrika’da son zamanlarda hidroelektrik santraller önem kazanmaktadır.

2000 yılında tamamlanacak bir projeye göre, ülke 20 yeni hidroelektrik santrale kavuşacaktır. Ülkede ayrıca kendi çıkardığı uranyumla çalışan bir nükleer santral vardır.

Turizm son senelerde büyük bir gelişme göstermiştir. Son on yılda gelen turistlerin sayısı iki katına çıkarak bir milyona ulaşmıştır. En çok turist çeken yerler temiz ve güneşli plajlar, av için tahsis edilen yerler ve göz alıcı manzaralara sahip milli parklardır.

Güney Afrika Cumhuriyeti modern ve randımanlı bir ulaşıma sahiptir. Kaplanmış yollar, ülkenin her yerine girmiştir. 31.500 km’lik demiryolu ağı da yük taşımacılığının büyük bir kısmını üstlenir. Dört büyük liman vardır. Bunlar Durban (yükün % 60’ını); Cape Town, Port Elizabeth ve East London’dır. Güney Afrika havayolları iç ve dış hatlarda çalışır. Johannesburg, en büyük havaalanıdır.

Ticaretini umumiyetle gelişmiş ülkelerle yapar. Bunlardan ABD, Japonya, İngiltere ve Almanya en başta gelenleridir. Komşu ülkeleri ile olan gümrük birliği sayesinde bu ülkeler Güney Afrika Cumhuriyetinin pazarıdır. Altın, elmas, bakır ve diğer madenler ile meyve, demirçelik, tahıl, yün, şeker, deri ve deri mamülleri ülkenin ihraç ürünlerinin başında gelir. İthal ettiği ürünler ise makina ve ulaşım techizatı, bazı kimyevi maddeler, petrol, çeşitli gıda maddeleri ve metallerdir.

Tagged :