Fransa

DEVLETİN ADI: Fransa Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Paris
YÜZÖLÇÜMÜ: 674.843 km²
NÜFUSU: 63.587.700
RESMİ DİLİ: Fransızca
PARA BİRİMİ: Euro , Franc

Coğrafi Verileri

Konum: Batı Avrupa’da, kuzeyde Lüksemburg, Belçika ve Marş Denizi, batıda Atlas Okyanusu ve Biskay Körfezi, güneyde İspanya ve Akdeniz, doğuda da İtalya, İsviçre ve Almanya ile çevrilidir.

Coğrafi konumu: 46 00 Kuzey enlemi, 2 00 Doğu boylamı
Haritadaki konumu: Avrupa
Yüzölçümü: 547,030 km²
Sınırları: toplam: 2,889 km
sınır komşuları: Andora 56.6 km, Belçika 620 km, Almanya 451 km, İtalya 488 km, Lüksemburg 73 km, Monako 4.4 km, İspanya 623 km, İsviçre 573 km
Sahil şeridi: 3,427 km
İklimi: Ilıman bir iklim görülür. Ülkenin kuzeyinde kışları soğuk, yazları yağmurlu geçer. Güneyde ise Akdeniz iklimi hakimdir.
Arazi yapısı: Plato görünümlü masifleri oluşturan yaşlı dağ kalıntıları; kuzey ve batıdaki tortul ovalar; güney ve güneydoğudaki genç dağlar ile bunların arasında uzanan dar ovalar.
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Rhone Nehri deltası -2 m
en yüksek noktası: Blanc tepesi 4,807 m
Doğal kaynakları: Kömür, demir, boksit, çinko, potas, kereste, balık
Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %33.46
sürekli ekinler: % 2.03
diğer: %64.51 (2005 verileri)
Sulanan arazi: 26,000 km² (2003 verileri)
Doğal afetler: Su baskınları, çığ düşmeleri

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 62,752,136 (Temmuz 2006 verileri)
Nüfus artış oranı: %0.35 (2006 verileri)
Mülteci oranı: 0.66 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini)
Bebek ölüm oranı: 4.21 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini)
Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 79.73 yıl
erkeklerde: 76.1 yıl
kadınlarda: 83.54 yıl (2006 verileri)
Ortalama çocuk sayısı: 1.84 çocuk/1 kadın (2006 tahmini)
HIV/AIDS – hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.4 (2003 verileri)
HIV/AIDS – hastalığı olan insan sayısı: 120,000 (2003 verileri)
HIV/AIDS – hastalıklarından ölenlerin sayısı: 1,000 (2003 verileri)
Ulus: Fransız
Din: Roma Katolikleri %83-88, Protestan %2, Musevi %1, Müslüman %5-10, inançsız %4
Diller: Fransızca %100, bazı bölgesel lehçe ve diller de konuşulmaktadır (Provencal, Breton, Alsatian, Corsican, Catalan, Basque, Flemenkçe)
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler
toplam nüfusta: %99
erkekler: %99
kadınlar: %99 (2003 verileri)

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Fransa Cumhuriyeti
kısa şekli : Fransa
Yerel tam adı: Republique Francaise
yerel kısa şekli: France
Yönetim biçimi: Parlamenter Başkanlık Tipi Cumhuriyet
Başkent: Paris
İdari bölümler: 22 bölge; Alsace, Aquitaine, Auvergne, Basse-Normandie, Bourgogne, Bretagne, Centre, Champagne-Ardenne, Corse, Franche-Comte, Haute-Normandie, Ile-de-France, Languedoc-Roussillon, Limousin, Lorraine, Midi-Pyrenees, Nord-Pas-de-Calais, Pays de la Loire, Picardie, Poitou-Charentes, Provence-Alpes-Cote d’Azur, Rhone-Alpes
Fransa’ya bağımlı olan ülkeler: Bassas da India, Clipperton Adası, Avrupa Adası, Fransız Polinezyası, Güney Fransa ve Antarktika, Glorioso Adaları, Juan de Nova Adası, Yeni Kaledonya, Tromelin Adası, Vallis ve Futuna
Bağımsızlık günü: 486 (Clovis tarafından birleştirilmiştir.)
Milli bayram: Bastille Günü, 14 Temmuz (1789)
Anayasa: 28 Eylül 1958

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Fransa, Avrupa`nın iktisadi açıdan güçlü ülkelerinden olmakla birlikte, yakın dönemde uygulanmaya başlanan iktisadi dünya pazarına uygulama siyasetinde güçlüklerle karşılaştığını 1976-1971 dönemi arasında ticaret bilançosunun 1986 yılı dışında sürekli açık vermiş olması da kanıtlamaktadır. Bu olumsuz nokta bir yana bırakılırsa Fransa, tarım ürünleri bolluğu ve çeşitliliği ile Avrupa Ekonomik Topluluğu içinde birinci sırada, süt ürünleri açısından da dünyada dördüncü sırada (nitekim Fransa tarım- besin sanayi ürünleri dışsatımında dünya ikincisidir) yer almasının yanı sıra, sanayisi de çok güçlü bir ülkedir. Endüstri, ülke gelirinin çeyreğini ve ticaret kazancının %80`inden fazlasını karşılar. Devlet 1990ların başından beri Fransa Telecom, Fransız Havayolları ve bankalar gibi diğer endüstrilerdeki hisselerini elden çıkarmaya başlamıştır. Yüksek orandaki işsizlik hala Fransa için sorun işgal etmektedir. Fransa, geniş refah imkanlarını ve muazzam devlet bürokrasisini kesmekten kaçınmış ve bütçe açığını kapatmak için savunma harcamalarını kesmeyi ve vergileri yükseltmeyi tercih etmiştir. Fransa, 1 Ocak 1999`daki Euro sistemi referandumuna diğer on Avrupa ülkesi ile birlikte katılmıştır.

GSYİH: Satınalma Gücü paritesi – 1.871 trilyon $ (2006 verileri)
GSYİH – reel büyüme oranı: %3.1 (2000 verileri)
GSYİH – sektörlere göre: tarım: %3.3
endüstri: %26.1
hizmet: %70.6 (1999)
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %2.3 (2006 verileri)
İş gücü: 27.88 milyon (2006)
Sektörlere göre iş gücü dağılımı: hizmet %71, endüstri %25, tarım %4 (1999)
İşsizlik oranı: %9.1 (2006 verileri)
Endüstri: Makine, kimyasal ürünler, otomobil, metalürji, uçak, elektronik, tekstil, gıda ürünleri, turizm
Endüstrinin büyüme oranı: %1.5 (2006 verileri)
Elektrik üretimi: 540.6 milyar kWh (2004)
Elektrik tüketimi: 440.6 milyar kWh (2004)
Elektrik ihracatı: 68.6 milyar kWh (2004)
Elektrik ithalatı: 6.5 milyar kWh (2004)
Tarım ürünleri: Buğday, tahıl, şeker pancarı, patates, üzüm, sığır, süt ürünleri, balık
İhracat: 490 milyar $ (2006 verileri)
İhracat ürünleri: Makine ve taşımacılık araçları, uçak, plastik ürünler, kimyasallar, eczacılık ürünleri, demir – çelik, meşrubat
İhracat ortakları: Almanya %14.7, İspanya %9.7, İtalya %8.7, Birleşik Krallık %8.3, Belçika %7.1, ABD %7.1 (2005)
İthalat: 529.1 milyar $ (2006 verileri)
İthalat ürünleri: Makine ve parçaları, araçlar, ham petrol, uçak, plastik ürünler, kimyasal ürünler
İthalat ortakları: Almanya %18.9, Belçika %10.7, İtalya %8.3, İspanya %7, Hollanda %6.6, Birleşik Krallık %5.9, ABD %5.1 (2005)
Dış borç tutarı: 3.461 trilyon $ (2006)
Para birimi: Euro (EUR)
Para birimi kodu: EUR
Mali yıl: Takvim yılı

İletişim Bilgileri

Kullanılan telefon hatları: 35.7 milyon (2005)
Telefon kodu: 33
Radyo yayın istasyonları: AM 41, FM 3,500, kısa dalga 2 (1998)
Radyolar: 55.3 milyon (1997)
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 584 (1995)
Televizyonlar: 34.8 milyon (1997)
Internet kısaltması: .fr
Internet servis sağlayıcıları: 62 (2000)
Internet kullanıcıları: 29.521 milyon (2006)

Ulaşım ve Taşımacılık

Demiryolları: 29,085 km (2005)
Karayolları: 956,303 km (2004)
Su yolları: 8,500 km
Boru hatları: Ham petrol 3,059 km; petrol ürünleri 4,487 km; doğal gaz 24,746 km

Limanları: Bordeaux, Boulogne, Cherbourg, Dijon, Dunkerque, La Pallice, Le Havre, Lyon, Marseille, Mullhouse, Nantes, Paris, Rouen, Saint Nazaire, Saint Malo, Strasbourg

Hava alanları: 477 (2006 verileri)
Helikopter alanları: 3 (2006 verileri)

Tagged :

Finlandiya

DEVLETİN ADI: Finlandiya Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Helsinki
YÜZÖLÇÜMÜ: 338.145 km2
NÜFUSU: 5.001.000
RESMİ DİLİ: Fince, İsveççe
DİNİ: % 88 Protestan, % 12 diğer dinler
PARA BİRİMİ: Fin Markkası

Bir kuzey Avrupa ülkesi. Doğudan Rusya Federasyonu, kuzeyden Norveç, kuzeybatıdan İsveç, Botni Körfezi, güney ve güneybatıdan Baltık Denizi (Botni ve Finlandiya Körfezi) tarafından çevrelenmiştir. Aynı zamanda Aland Adaları da bu ülkeye dahildir. 60° ve 70° kuzey enlemleri ile 20 ve 32° doğu boylamları arasında yer alır.

Tarihi

Asıl Finliler, Volga ve Ural nehirleri arasındaki bölgeden M.Ö. 3000 yıllarında göç ederek buraya yerleşmişlerdir. Daha sonra ikinci bin yılda, Orta Avrupa’dan gelen kavimler yerleşmişlerse de, miladi yılın başlangıcında ortadan kaybolmuşlardır. Çok geçmeden Estonya Finlileri ülkenin güneyine yerleştiler. Bu sırada ülkeye Fino-Ugriyen asıllı kavimler gelip yavaş yavaş ülkenin güneyini işgal etmeye başladılar. Bunlar, ülke Vikingler tarafından istila edilinceye kadar rahat bir kürk ticareti yaptılar.

Henüz tam anlamıyla siyasi varlığını ispatlamayan Finlandiya, 1150 yılında İsveçliler tarafından işgal edildi. Böylece Hıristiyanlık ülkeye girmiş oldu. On üçüncü yüzyılda Finlandiya, İsveç’e bağlı bir dükalık haline geldi. İşte bu tarihten itibaren ülkede bağımsızlık fikri gelişmeye ve kendi başına bir hareket serbestliği kazanmaya başladı. On dördüncü yüzyılda Finlandiya ve İsveç arasında hukuk yönünden birleşme tamamlandı. Çok sayıda Almanın ülkeye geldiği sırada, bir İsveç asiller heyeti memleketin bütün kadrolarını elde etmişlerdir. Onlara göre, İsveç kültürü ve dili Finlandiya’da bir tesir bırakmalı idi.

Gustave Vasa’nın 1555’te Helsinki’yi kurarak bütün kilise varlıklarına el koymasıyla birlikte ülkede reform hareketleri görüldü. Rusya ile zaten var olan mücadele yeniden canlandı. Finlandiya halkı Rusya ile yapılan savaşlarda çok yıprandı. On sekizinci yüzyılda ardarda gelen kayıplarından sonra 1809’da Birinci Alexandre tarafından Hamina Antlaşmasıyla ülke bütünüyle istila edildi. Rus hakimiyeti ilk önce halka bazı hürriyetler tanıdı. Kültürel ve politik faaliyetlere izin verdi. Fakat 19. yüzyıldan itibaren gelişen yeni bir Rus akımı (Panislavizm) sonucunda bütün bu serbestlikler sona erdi. Finlandiya, bağımsızlığını ancak Sovyet ihtilali sırasında elde edebildi.

Beyaz Ordunun başında bulunan General Mannerheim, bilhassa Almanlar’dan gördüğü yardımlarla Ruslarla bir sene mücadele etti ve onları yendi.

Kısa bir krallık denemesinden sonra 1919’da Cumhuriyet ilan edildi ve bağımsız Finlandiya devleti kuruldu. 1920’de de Turku Antlaşması ile Rusya tarafından tanındı.

Ülkede komünist ayaklanmaların yer aldığı bir dönemden sonra, Lapua çiftçi hareketi muhafazakarların zaferini sağladı. Bu hareketi sayesinde ülkede bir ekonomik ve sosyal kalkınma görüldü. Çiftçilerin % 90’ı kendi topraklarına yeniden sahip olabildiler. Buna rağmen bu ilerlemeler 30 Kasım 1939’da başlayan Rus istilasıyla durduruldu. Büyük teknoloji ve insan gücü üstünlüklerine rağmen, bölgeyi ve bölge şartlarını iyi tanımayan Ruslar, kesif bir mukavemetle de karşılaşınca, ağır kayıplar verdiler. Ancak 12 Mart 1940’ta imzalanan barış antlaşması siyasi zayıflıklarından dolayı Finlandiya’nın aleyhinde sonuçlandı. Anlaşmaya göre doğu Karelya’nın tamamı ve Laponya’nın bir kısmı Ruslara bırakıldı. Böylece Finlandiya’nın toplam nüfusunun % 12’si, zirai ve endüstriyel kaynaklarının da % 11’i, SSCB sınırları dahilinde kalmış oldu. Anlaşmaya rağmen devam eden siyasi baskı, Finleri Almanların karşısında yeralmaya zorlarken, Almanya 22 Haziran günü Rusya’ya savaş açarak Laponya’yı işgal etti. Rusya’ya ait uçakların Finlandiya’yı bombalaması, Finlandiya’nın da İkinci Dünya Savaşına girmesini kaçınılmaz hale getirdi. Cumhurbaşkanı Mannerheim tarafından idare edilen Fin orduları, 1939 savaşında kaybettikleri yerleri geri aldılar. Ancak 1944’te Ruslar tekrar bölgeye girerek Finlandiya sınırına kadar ilerlediler. Yapılan anlaşmalarla her iki devlet de bugünkü sınırı kabul ettiler. Savaşlar Finlandiya’ya 100.000 Finli’nin ölümüne, 50.000’inin sakat kalmasına, büyük toprak parçaları ve bu vesileyle mühim iktisadi kaynak kaybına, bundan ayrı olarak da 445 milyon dolarlık maddi zarara mal oldu.

İkinci Dünya Savaşında büyük başarılar elde eden Mannerheim, 1944’te Cumhurbaşkanlığını Juho Kutsi Paosikivi’ye bıraktı. Paosikivi, SSCB ve diğer komşuları ile münasebetlerini ilerleterek kültürel ve ekonomik bakımdan uygun bir ortam meydana gelmesini sağladı. 1955’te Birleşmiş Milletler’e kabul edilen Finlandiya’da bir sene sonra yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini Çiftçi Partisi lideri Urho Kekkonen kazandı. Paosikivi’nin yolunu izleyen Kekkonen hükumeti Finlandiya’yı güçlü bir antikomünist ülke haline getirdi. Ancak halk üzerine yapılan komünist propogandalar, barış taraftarlığı gibi akımlar beş-altı sene içerisinde menfi bir sonuç meydana getirdi. 1966’da yapılan seçimleri kazanan Sosyal Demokrat Partisi, içerisinde komünistlerin de bulunduğu bazı partilerle koalisyon kurdu. Yirminci yüzyılın ikinci yarısı boyunca ülke hep sosyalist partiler ağırlıkta koalisyonlar tarafından yönetildi ise de, 1987 senesi Finlandiya’da siyasal hayatın bir dönüm noktası oldu. Bu tarihe kadar hep muhalefette kalmış olan Muhafazakar KOK Partisi hükumete katılacak oy aldı. Kırsal tabanlı Merkez Parti iktidar dışı kaldı. 1991’de yapılan seçimleri ise Merkez Parti kazandı. Parlamentoda en büyük grubu meydana getiren SosyalDemokrat Parti muhalefete geçti. Finlandiya tarihinin en genç başbakanı olan 36 yaşındaki Esko Aho’nun kurduğu hükümette Merkez Partisinin yanısıra Muhafazakarlar, İsveç Halk Partisi ve Finlandiya Hıristiyan Birliğinin üyeleri de yer aldı.

Fiziki Yapı

Finlandiya, granit özelliği taşıyan, dalgalı, geniş buzulların buzultaş sıraları meydana getirdiği dördüncü zamanda meydana geldiği zannolunan oldukça kuvvetli yontulmuş ovalardan meydana gelmiştir.

Salpausselka, ülkenin güney ve güneybatısında kum ve çakılla karışık bir yapıda olan bir çift su bölümü çizgisi meydana getirir. Rakım ortalama 120 m olup, kuzey uca kadar alçak yayla halinde uzanır. Bu uçta İskandinav zincirine dahil olan dağlar bulunur. Bu dağlar “Holtiatuntiri”de ülkenin en yüksek noktasına ulaşır (1324 m).

Çok sayıdaki göller (yaklaşık 60.000), ülkenin hemen hemen onda birini kaplar. Göllerin toplam yüzölçümü yaklaşık olarak 33.522 km2dir. Özellikle güneyde birbiriyle bağlantılı, gemi ulaşımına elverişli bir göller sistemi meydana gelmiştir. Salmaa ve Paijanne ülkenin en büyük gölleridir. Irmaklar düzgün akışlı değildir. Birçok yerde çağlayanlarla kesilmiştir. En büyük çağlayanı Imatra Çağlayanıdır. Genellikle nakliyata müsait değildirler. Çok girintili çıkıntılı olan kıyılar, sayısız küçük odacıklarla çevrelenmiştir.

İklimi

Finlandiya yüksek enlemlerde olması dolayısıyla sert bir iklime sahiptir. Bununla beraber bazen güneydoğu rüzgarlarının yumuşatıcı etkilerine maruz kalır. Mevsimler pek az görülür. Yaz çok kısa ılık ve nemlidir. Kış uzun ve sert geçer. Sıcaklık ortalamaları Helsinki’de kışın -8°C, yazın ise 16,9°C civarında olur. Kar çoğu zaman yerden kalkmaz (hemen hemen bir yılın üçte biri). Bazen ise Botni ve Finlandiya Körfezinin buzlarla kaplandığı görülmektedir.

Tabii Kaynaklar

Ormanlar ülkenin yaklaşık üçte ikisini kaplamaktadır. Kozalaklılar ve kayın ağaçları kuzeyde ve merkezde, iğne yapraklılar ise (çam, akağaç, karaağaç) Finlandiya Körfezinin yakınında görülmektedir. İnari Gölünün kuzeyinde tundra bölgesi başlar.

Madenleri bakımından genel bir zenginlik göze çarpmaz. Ülkede en çok bulunan maden bakırdır. Ayrıca sülfür, demir, nikel ve çinko da mevcut olan belli başlı madenlerdir.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Yaklaşık 5.001.000 olan nüfusunun % 90’dan fazlasını Finliler teşkil eder. Bundan başka kuzeyde Laponlar, güney ve batı kesimlerinde ise İsveçliler yaşamaktadır. Finlilerin karakteristik özellikleri, uzun boylu, sarı saçlı, mavi veya gri gözlü olmalarıdır. Her etnik grup kendi lisanlarını konuşur. Ülkenin resmi dili ise Fincedir. Nüfus yoğunluğu güneyde çok fazladır. Kuzeyde ise gittikçe azalır. Nüfusun % 20’si başşehri olan Helsinki civarındadır. Çoğunluk şehirlerde yaşar. Nüfusun % 91,6 sı Hıristiyanlığın Protestan mezhebine, kalanı değişik mezheplere bağlıdırlar. Geri kalan dini azınlığın büyük kısmını Yunan Ortodokslar meydana getirir. Çok az bir miktar da Yahudi vardır. Eğitim ve öğretimin parasız olduğu Finlandiya’da 20 üniversite mevcuttur. 7-15 yaş arası eğitim ve öğretimin mecburi olduğu ülkede okuma yazma bilenlerin oranı yaklaşık % 100’dür. Çalışan nüfusun %25’i ziraat ve ormancılıkla uğraşır. Kuzeyde yaşayan Laponlar an’anevi olan ren geyiği çobanlığı ve avcılığı ile geçinirler. Yıllık nüfus artışı % 0,3’tür. Kilometrekareye 14,7 kişi düşer.

Siyasi Hayat

İdare şekli cumhuriyetdir. 1919 senesinde kabul edilen bir anayasası ve 300 üyeden teşekkül eden bir Millet Meclisi vardır. Meclis üyeleri 4 sene için halk tarafından, Cumhurbaşkanı ise 6 sene için Meclis tarafından seçilir. İdari bakımdan ülke 12 bölgeye ayrılmıştır. Seçmen yaşı 21’dir.

Ekonomi

1920’lerden itibaren uygulanan müsbet kararlar ekonomiyi istikrarlı bir gelişmeye sokmasına rağmen, 1930’ların başındaki kriz bu gelişmeye mani oldu. Bu ekonomik buhran atlatılmadan geçilen 1939 Kış Savaşı ve İkinci Dünya Savaşı sırasında önemli iktisadi kaynakların kaybedilmesi, gelişmeyi daha da yavaşlattı. İkinci Dünya Savaşından sonra ekonomisi tekrar iyi yola giren Finlandiya, bugün devlet iştirakinin % 25 oranında olduğu bir karma ekonomi sistemini benimsemiştir.

Tarım: Küçük aile çiftliklerinin, tarımın temelini teşkil ettiği Finlandiya, uzun bir zamandan beri zirai bakımdan kendisini besleyen bir devlettir. Ayrıca bölgede et, süt ve süt ürünleri, yumurta gibi mahsullerin büyük bir ihracatçısı durumundadır. Buğday ve çavdar, ülkenin üretim sezonunun 200 günün üzerinde olduğu güneybatı kesiminin ana ürünleridir. Bunları yine büyük miktarlarda yetişen yulaf, arpa, patates ve çavdar takib eder. Üretim sezonunun 150 günün altına düştüğü kuzey bölgelerindeki tarım arazisi ise, geniş otlaklardan meydana gelir. Bu otlaklarda özellikle süt üretimi için iki milyon civarında küçük ve yine iki milyon civarında da büyükbaş hayvan beslenmektedir. Ülkenin her yerinde görülen ve toplam yüzölçüm içerisinde önemli bir yer kaplayan göllerde de geniş ölçüde balıkçılık yapılır.

Ormanlar da Finlandiya’nın tabii kaynakları arasında büyük öneme sahiptirler. Bunların % 46 sını çam, % 36’sını ladin, % 16’sını huş, geri kalan % 2’sini de diğer çeşit ağaçlar teşkil eder. Devlet, kuzeydeki ormanların tamamına, diğer bölgelerde de bir kısmına sahiptir. Ormanların % 60’ının özel sektöre, % 40’ının devlete ait olmasına rağmen, özel sektör ürettiklerinin % 16’sını devlete bırakmak mecburiyetindedir. Toplam yüzölçümünün % 65’ini ormanların teşkil ettiği Finlandiya’da senede yaklaşık 40 milyon metreküp kereste işlenmektedir.

Endüstri: Finlandiya endüstrisi, ülke ihtiyacını karşılayacak şekilde çalışmaktadır. Ahşap işleri, kağıt, kağıt hamuru imali Fin endüstrisi içerisinde en büyük yer tutar. Aynı zamanda ihracatta da % 27,5 gibi büyük bir paya sahib olan sanayi dalıdır. Metal ve mühendislik endüstrileri çok yaygın olmamakla birlikte, Finlandiya’nın en hızlı gelişen sanayi koludur. Bunlar da sanayi üretimine % 22 nisbetinde katılırlar. Finlandiya ülkede metal endüstrisi için kaynak bulunmadığından hammadde ihtiyacını Rusya Federasyonundan karşılamaktadır. Hidroelektrik enerjisi ülkenin ana enerji kaynağıdır. Kömür, petrol ve tabii gaz bulunmaması sebebiyle bu alandaki ihtiyaç ithalat yolu ile temin edilmektedir. 1970’lerden beri sürdürülen çalışmalar ise Atom enerjisinden geniş ölçüde faydalanmayı hedef almaktadır.

Ticaret: Finlandiya, diğer küçük Avrupa devletleri gibi ithalata büyük ölçüde ihtiyaç duyar. Ülke ithalatının en önemli bölümünü hammadde, akaryakıt ve kömür teşkil eder. İhracatta ise kağıt sanayi ürünleri ilk sırayı almaktadır. Makina, gemi gibi ağır sanayi ürünleri de ihraç edilen malzeme arasına girmeye başlamıştır. EFTA (Avrupa Serbest Ticaret Organizasyonu) ve AET üyesi olan Finlandiya, sosyalist temayüllü bir devlet olması sebebiyle, 1991 öncesi doğu bloku iktisadi teşkilatı olan Comecon üyeleri ile de alışverişte bulunmaktadır.

Ulaşım: Karayolu taşımacılığı ülke içi ulaşımda ilk sırayı alır. Bunu sıra ile deniz, demiryolu ve havayolu nakliyatı takib eder. 1960’larda karayolu ulaşımına verilen ağırlık üzerine, Finlandiya günümüzde bu bakımdan oldukça gelişmiş bir ülkedir. Dış ticaret ve yolcu bağlantılarının % 90’ı deniz yoluyla sağlanır. Kış boyunca çalışan buzkıranlar, güneybatıdaki önemli limanları daima açık tutarlar. Ülke içindeki göl, nehir ve kanallarda da taşımacılık yapılmakla birlikte, bunun ulaşım içerisinde önemli bir yeri yoktur. Finlandiya demiryollarındaki ray arası açıklığı Rusya Federasyonu demiryollarıyla aynı, fakat Türkiye’de de kullanılan standart dünya ölçüsünden farklıdır. Bu yüzden Rusya dışındaki komşularıyla demiryolu bağlantısı yoktur. 1924’ten beri milletlerarası havayollarının önemli bir bağlantı yeri olan Finlandiya’da düzenli iç hat seferleri devamlı çalışmaktadır.

Tagged :

Filistin

Filistin Alm. Palästina n, Fr. Palestine f, İng. Palestine. Kuzeyde Lübnan, güneyde Kızıldeniz, batıda Akdeniz ve doğuda Suriye Çölü ile çevrili, tarihi ve eski bir yerleşim merkezi. Bölge, Asya-Afrika yolu üzerinde stratejik bir kavşak noktası olduğundan, eski çağlardan itibaren istila ve göçlere maruz kalmış ve çeşitli medeniyetlere sahne olmuştur. Filistin’in bilinen tarihi M.Ö. 5000 sene öncelere kadar dayanır. İsrail kabilelerinin gelmesinden tam bin sene önce Arap Yarımadasından Kenaniler Filistin’e göç etmişlerdi

Yüzölçümü: 28.220 km2
Nüfusu: 8.500.000 (1993 tahmini). Nüfusun % 87’si şehirlerde yaşamaktadır.
Km2 başına düşen insan sayısı: 255.8
Nüfus artış hızı: % 3.7

Etnik yapı:

1948’de işgal edilmiş olan topraklarda yaşayanların % 79’u Yahudi, % 21’i Filistinlidir. 1967’de işgal edilmiş olan Batı Yaka’da ise nüfusun % 91’ini Filistinliler, % 9’unu Yahudiler oluşturur. Filistinlilerin tamamına yakını Arap’tır, az sayıda Çerkez vardır.

Dil:

Yahudiler İbranice ,Filistinliler Arapça konuşur.

Yönetim Şekli

Bugünkü Filistin topraklarının üzerindeki yönetim bir işgal yönetimidir. Gazze ve Batı Yakada kurdurulan özerk yönetim ise işgal yönetimine bağlı bir yerel yönetim niteliğindedir. Bu yönetim dış işlerinde tamamen işgal yönetimine bağlıdır. Emniyet güçlerini sadece Filistinlilere karşı kullanma hakkına sahiptir. Bu bölgede oturan Yahudi yerleşimcilere karşı özerk yönetime bağlı emniyet güçlerinin kullanılmaması özerklik anlaşmasında şarta bağlanmıştır.

Tagged :

Filipinler

DEVLETİN ADI: Filipinler Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Manila
YÜZÖLÇÜMÜ: 299.681 km2
NÜFUSU: 62.400.000
RESMİ DİLİ: Pilidino (Taoaloo) İngilizce
DİNİ: Roma Katolik, İslamiyet
PARA BİRİMİ: Filipin Pesosu

Asyada bir ada devleti. Büyük Okyanusun batısında, Asya kıtasından 966 km açıkta bulunan Filipinler, “Şark denizinin incisi” olarak tanınır. Asya’daki batı sömürgelerinden istiklalini kazanan ilk devlettir.

Filipinlerin coğrafi yapısı, milli birliği kurmasını zorlaştırır. Takım adalar 1851 km uzunluğunda ve 1062 km genişliğinde bir alanda, 4° 30’-21°20’ kuzey ve 116° 55’-120° 36’ doğu koordinatlarında yer alır. Doğu ve kuzeydoğuda Filipin Denizi, batı ve kuzeybatıda Güney Çin Denizi güneyde Celebes Denizi ile çevrilidir.

Tarihi

Filipinlere, Malaya göçlerini, Hint ve Çinliler takip etmiştir. İslamiyet, 14. yüzyılda Borneolu tüccarlar tarafından buralara girmiştir. İslamiyeti kabul etmeyenler, kabileler halinde medeniyetten uzak bir hayat sürerken, Müslümanlar bölgenin en medeni devletlerinden birini kurmuşlardı. Magellan, çıktığı Dünya seyahatinde, 1521’de burada öldürüldü. 1542’de bir İspanya seyyahı, Kral İkinci Philip adına buraya Las Felipinos (Philippines) ismini verdi. İspanyollar 1565’ten sonra hızla sömürgeye başladılar. Ancak İspanyol idaresine karşı isyanlar devam etti. 1898 İspanyol-Amerikan Harbi sonucuAmerikalılar, Filipinleri 20.000.000 dolara satın aldılar.
Filipinler, Amerikan yönetiminde fazla kalmadılar. Yavaş yavaş imtiyazlar sağladılar. 1934 yılında kabul edilen bir kanunla, 10 yıl içinde tamamen bağımsızlığına kavuşmasına karar verildi. 1942 yılında adaların, Japonlar tarafından işgal edilmesi, direnme hareketlerini komünist HUK hareketi etrafına itti. Mc. Arthur Japonlarla yaptığı savaşta galip geldi ve ada Japonlardan temizlendi. 1946’da Filipinler Cumhuriyeti resmen kuruldu. Marcos 1972 yılında sıkıyönetim ilan edip, ülke idaresine el koydu. 1973 Anayasası ile de geniş yetkilere sahip oldu. 7 Şubat 1986 devrimlerini hazırladığını iddia eden Marcos, aynı ayın sonunda ülkesinden kaçtı. Devlet başkanlığına Aquino (öldürülen muhalefet liderinin karısı) geçti. Ona karşı 1990 yılına kadar 5 başarısız askeri darbe yapıldı. Filipinli Müslümanların bağımsızlık mücadelesi devam etmektedir.

Fiziki Yapı

7109 adadan meydana gelen Filipinlerin, adalarından dört bininin henüz ismi yoktur. Çok girintili çıkıntılı kıyılara sahiptir. Kıyıların uzunluğu ortalama 35.000 kilometredir. Körfezlerinin çoğunluğunda mercan kayalıkları mevcut olduğundan, gemilerin yanaşmasına müsait değildir. Adalar volkaniktir. Dolayısıyla küçük olmalarına rağmen çok engebelidirler.

Dağlık bölgeler, kayalıklar ve volkanlardan meydana gelir. Mayon Dağı yeryüzündeki susmuş volkanlardan biridir. Dara Dağı (2400 m), Kuzey Luzonda Apa Dağı (2900 m), Mindanaove Carlaon Dağı (2462 m), Negrada’dır. Dünyanın en derin çukuru(11000 m) Mindanao kıyısındadır. Manilada, Loguna de Bay ve Teal Gölü, Mindanao Lanao Gölü vardır. Nehirler yönünden son derece zengin olmasına rağmen, bu nehirler kısadır. En önemli nehirler Luzonda Cagayan, Agna, Pampanua, Pasig ve Bical Mindanao’da Rio Grande ve Agusan nehirleridir. En önemli adalar kuzeyde Luzon, Babuyan, Botan adaları ortada Visayan adaları güneyde Mindanao ve Sulu takım adalarıdır. Filipinlerde geniş düzlükler pek yoktur. En büyük düzlükler Luzon ve Mindanao’dadır. Ovalar Central ve Agusan ovalarından meydana gelir. Cagayan veCotobata vadileri pirinç üretimi için elverişlidir. En büyük yayla ise Bukidnon’dur (610-914 m).

İklim ve Bitki Örtüsü

Filipin iklimi coğrafik faktörlere göre her bölgede farklıdır. Baguio yüksekliklerinde ılıman iklim, orta Luzon’un alçak ovalarında sıcak ve nemli iklim vardır. Deniz seviyesinde ortalama sıcaklık 26,7°C’dir. Yağmur bol miktarda olup, mevsime ve bölgeye göre değişiklik arz eder. Bir bölge 1020 mm yağmur alırken, başka yerde 5080 mm olabilir. Yağmur daha çok ekim ve nisan ayları arasında düşer. Hint Okyanusu’ndan buharlaşan hava, muson yağmuru olarak gelir. Yaz ve sonbahar mevsimlerinde adalar, güney ve güneydoğudan gelen tayfunlar, Baguios tarafından dökülür. Baguios’da yıllık yağmur, 1080-4320 mm iken, tayfun zamanı 72 saatte 1830 milimetreye ulaşır.

Tabii Kaynakları

Filipinlerin yaklaşık % 44’ü ormanlıktır. Ama çok azı kerestecilikte kullanılır. Arazinin % 24’ü bataklıktır. Kıyılar hindistancevizi ağaçlarıyla kaplıdır. Tropik ormanlarda 3000 çeşit ağaç vardır. Ormanların % 75’i, yüksekliği fazla olan 1,5 m çaplı Filipin maunu(Lauan veya Dipterocarpacede) ile kaplıdır. Diğerleri narra, santol, hintkirazı(Mangol), talisau, abanoz legonylı ipil dao ve Mola ağaçlarıdır. Toplam arazinin % 18’i cogonal veya vahşi otlarla kaplıdır. Cogon veya lalono her türlü arazide yetişir. Kalın kabuklu olup, boyu 2 m’dir.

Ekilebilir alanın % 2’sini kaplayan muz ağaçlarının 60 çeşidi vardır. Meyve yaygın değildir. En çok atiş dacktruit, star apple ve kalamansi yetişir.

Filipinlerde nadide çiçekler çoktur. Mesela orkidenin 1000 çeşidi vardır. En nadide orkidelerden waling-waling (Vanda sanderiano) ot davao yılda bir kere açar. Milli çiçek ise sampaguita’dır. Yabani hayvanlar çeşitleri ve miktar bakımından oldukça boldur. Ormanlık bölgelerde yaşayan kuşların 750’den fazla türü olması, Filipinlere ayrı bir özellik kazandırır. Maymun, yarasa, yaban domuzu, büyük kertenkeleler, piton ve zehirli kobra yılanları ülkenin yarısını kaplayan ormanlara vahşi güzellik kazandırır. Bunlardan başka targule denilen bir cins küçük geyik, takarau denilen cüce manda ile yine cüce maymun çeşidi olan Cadi Maki bu ülkeye aid önemli özellik kazandıran hayvanlardır.

Filipinlerde birçok maden çıkarılır. Ancak petrol kafi değildir. Önemli madenleri: Altın, gümüş, bakır, krom, demir, çinko, kurşun, manganez, alçıtaşı ve kömürdür. Filipinlerin krom kaynakları dünyada baş sıralardadır. Altında dünyada sekizinci ve bakır üretiminde ise Asya’da öndedir.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Nüfusu yaklaşık 62.400.000 olan Filipinler, nüfus artış oranı en fazla olan ülkelerdendir. 1900’lü yılların başında 7.000.000 civarında olan nüfusu, yaklaşık 40 senede % 100 artarak 1937’de 14.000.000’a ulaşmış, bu artış günümüzde şimdiki rakama varmıştır. Nüfus yoğunluğu çok değişiktir. Düzgün bir dağılıma sahip değildir. Nüfus üç bölgede yoğundur. Kuzeyde Luzon, güneyde Mindanao ve ortada Visayan adaları. Bu durum bölgelerarası irtibatı zorlaştırmakta ve halkın arasında kopukluk olmaktadır.

Nüfusun çoğunluğu (% 72’si) 20 yaşın altındaki gençlerdir. Çoğunluğunu Malaysia veEndonezyalılar meydana getirir. Çin, Arap ve Avrupalıların sayısı da kayda değerdir. Halkın % 68’i köylerde, genellikle bambudan yapılmış damları palmiye yapraklarıyla kaplı evlerde yaşarlar. Çiftçilik ve balıkçılık halkın çoğunluğunun uğraştığı mesleklerdir. Eğlenceyi seven halkın, pekçok bayram günleri vardır. Halkın temel besin maddeleri pirinç, mısır, balık, patates ve manyoktur. Ülkede en çok konuşulan dil togal denilen yerli dilidir ki, yaklaşık 80 farklı lehçe halinde kullanılır. Resmi dili Filipina lisanı olmakla birlikte, İspanyolca ve İngilizce de kullanılır. Nüfusun % 2’si dinsiz, % 5’i Müslüman, % 93’ü Hıristiyandır. Roma Katoliği toplam nüfusun % 84’ünü temsil eder.

Başşehri Manila, Lucon Adasındadır. Yine bu adadaki Metro Manila 7.211.753 nüfusu ile en büyük şehirdir.

Parlamento ve ülkenin en büyük ticaret ve kültür merkezi Metro-Manila’dadır. Okuma-yazma bilenlerin oranı % 88,7 gibi çok yüksek bir rakama sahiptir.

Filipinler bazı yönleriyle komşularından farklıdır. Asya’daki yegane Hıristiyan devlettir ve batı kültürünü kabul etmiştir. Politik kurumları ve yönetim biçimi Amerikan yönetimidir. Filipinliler, esasında Batılılarca, Avrupalı kabul edilmemekte ve Asyalılarca da şüpheyle karşılanmaktadır. Bu durum bazan iç huzursuzluğa sebeb olmaktadır.

Siyasi Hayat

Filipinler 4 Temmuz 1946’da bağımsızlığını kazandıktan sonra, 1972’ye kadar sakin yaşadı. Başkan Ferdinand Marcos 1972’de sıkıyönetim ilanıyla beraber anayasayı iptal etti. 1973 Anayasası ile Marcos geniş yetkilere sahip oldu. 1986 seçimlerine hile karıştırdı ve sonra kaçtı. Aquino devlet başkanı oldu.

Filipinlerde başbakan güçlüdür. Kabinesini kendi arzusuna göre kurar. Meclis altı ayda bir seçilir. Başbakanın kararlarına 2/3 oy çoğunluğuyla karşı gelinebilir. Filipinler 70 idare merkezine bölünmüştür. Yönetim sistemi ABD’ninkine benzer. 1000’den fazla Belediye, seçimle gelen başkan ve konsey tarafından idare edilir.

Birleşmiş Milletlerin kurucu unsurlarından olan Filipinler, Milletlerarası politikada aktiftir. 1954’de Güneydoğu Asya Paktı Antlaşması (SEATO) üyesi olmuştur. Çoğu dünya meselelerinde ABD yanında yer almaktadır. Asya ülkeleri ile bağlarını kuvvetlendirmek için Asya ve Pasifik Konseyi (ASPAC) ve Güneydoğu Asya Ülkeleri Cemiyeti (ASEAN)ne girmiştir.

Ekonomi

Tarım ve madenciliğe dayanan bir ekonomik yapısı vardır, halkın ekseriyeti tarımla uğraşır. Başlıca tarım ürünü pirinçtir. Manila çevresinde sebze ve tropikal meyveler yetişir. Ayrıca şekerkamışı, hindistancevizi yağı, tütün, Manila keneviri ürünleri arasındadır. Hayvancılık manda, inek ve öküze dayanır. Sığır besleyiciliği önemli ölçüde değildir. Buna karşılık domuz çoktur. Maden kaynakları, altın, gümüş, krom, demir ve manganez ihraç ürünlerindedir.

Hindistancevizi yağı, şeker, tekstil, puro sigara fabrikaları, kimya sanayii, istiklalini kazanmasından sonra gelişti. Balıkçılık kıyı bölgelerde yapılmaktadır. Tamamı iç tüketime harcandığı gibi, ithal de edilmektedir. Kopra denen hindistancevizi yağı ülke ihracatında önemli bir yer tutar. Bunun yanında şeker, tütün, narenciye ve abaka denilen Manila keneviri ihracatta önemli tarım ürünleridir. Orman ürünlerinden istifade oldukça fazladır. Dünya kereste ihracatçıları arasında ilk altı sıraya giren Filipinlerin en çok ihraç ettiği maun kerestesidir. Kahve, ananas ve kauçuk üretimi de her geçen gün artmaktadır. İhraç ettiği diğer bir bölüm ise maden ürünleridir. Altın üretiminde dünya sekizincisidir. Madenleri genellikle işleyerek ihraç eder. İthal ürünleri arasında elektronik aletler, motor, besin maddeleri sırasıyla önem arz eder. Ülkenin fiziki yapısı icabı deniz ve hava ulaşımı gelişmiştir. Karayolları ve demiryolları büyük adalarda ihtiyaca yetecek kadardır.

Tagged :

Fildişi Sahili

DEVLETİN ADI: Fildişi Sahili Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Abidjan
NÜFUSU: 12.500.000
YÜZÖLÇÜMÜ: 320.783 km2
RESMİ DİLİ: Fransızca
DİNİ: İslamiyet, Hıristiyan (Katolik), Putperest
PARA BİRİMİ: Frank

Gine Körfezinin Kuzeyindeki sahil devleti. Güneyden Gine Körfezi dolayısıyle Atlas Okyanusu, batıda Liberya ve Gine, kuzeyden Mali ve Yukarı Volta, doğudan Gana ile çevrili, hemen hemen dörtgen biçiminde bir şekle sahiptir.

Tarihi

Miladın ilk yıllarında yerli halkın kurdukları bir krallık vardı. Bu krallıklardan Senufos’ların, Miladın ikinci asrında kurdukları Kong şehri zamanın büyük bir ticaret merkeziydi. Ülkenin kuzey kesimlerinde tuz ve hayvan getirerek satan tüccarlar, buradan fildişi ve kola cevizi satın alırlardı. Ülkeye ilk gelen Avrupalılar Portekizlilerdir. Burayı sömürge yapmaktan ziyade, ticari üstler kurmayı tercih eden Portekizliler, Fildişi ticaretinin yoğunluğu sebebiyle buralara Fildişi Sahili ismini vermişlerdir. Buraya gelen Portekizlileri takiben sırasıyla İspanyollar, Hollandalılar, İngilizler ve en son Fransızlar gelmişlerdir. 1887-1889 senelerinde gelen Fransızlar, ülkenin iç kısımlarına ilerliyerek yerleşmişler, kabile reisleriyle çeşitli antlaşmalar yaparak nüfuzlarını artırmışlardır. Daha sonra Fransızlar 1893 senesinde Fildişi Sahili’ni sömürgeleri arasına kattığını ilan etti. Yüzyıla yakın bir süre ülkeyi sömüren Fransa, İkinci Dünya Savaşı sonrası hemen hemen bütün sömürgelerde başlayan milliyetçilik ve bağımsızlık hareketlerinin Fildişi Sahili halkında da başlamasından tedirgin oldu. Ülke halkının başlattığı mücadele Fransa’nın bütün çabalarına rağmen 1958’de iç işlerinde, 1960 da ise tam bağımsızlığına kavuşmasıyla neticelendi.

Fiziki Yapı

Fildişi Sahili fiziki yapı olarak yeknesak bir görüntüye sahiptir. Bu yeknesaklık kuzeyden güneye doğru alçalan yayla şekliyle kendisini gösterir. Ortalama yükseklik 350 m olan ülkede bu görüntü batı sınırı civarlarında bozulur. Batı sınırında 1000 m civarında yüksekliğe sahib olan dağlar bulunur. Buradaki dağlardan Nimba Dağı 1845 m ile ülkenin en yüksek noktasıdır. Akarsular ülkenin ihtiyacına yetecek kadar boldur. Akarsular kuzey-güney istikametinde akarak Gine Körfezine dökülür. Genellikle 800 km civarında uzunluğa sahip olan en önemli dört nehri, Cavally, Sasandra, Bandama ve Comoe’dir. Süratli bir akış hızına sahib olan nehirler, pekçok yerlerde çağlayanlar meydana getirirler. Bu sebepten de ulaşım için müsait değildirler. Fakat bazı bölgelerde tomruk nakliyatında büyük ölçüde istifade edilir. Kayda değer derecede tabii göle sahib olmamakla beraber barajları yeter derecededir.

İklim ve Bitki Örtüsü

Fiziki yapıdaki yeknesaklık iklimde de kendini gösterir. Ülke tropikal iklim kuşağındadır. Bölgelere göre çok az farklılıklar arz eder. Güneyde görülen sıcak ve nemli iklim, biri yağışlı, diğeri kurak olmak üzere iki farklı mevsime sahiptir. Ortalama senelik sıcaklığının 22-23°C arasında değiştiği bu bölgede yağış ve ortalaması ise senelik 2300 mm’dir. Kuzeyde nisbeten savan iklimi daha çok kendini göstermektedir. Bu bölgede de iki farklı mevsim görülür. Bunlar; biri kurak, diğeri nemli olan mevsimlerdir. Bu bölgelerde sıcaklık farkı güney bölgelerine nazaran daha fazla olup, yağış ortalaması ise 1500 mm ile daha düşüktür.

Tabii Kaynakları

Bitki örtüsü ikliminin bir sonucu olarak gür ormanlar, kuzey kesimlerde savanlar şelindedir. Bol kereste üretimi yapılan makbul ve iri gövdeli ağaçlarla kaplıdır. Ülkenin başlıca tabii zenginlik kaynağını, kereste üretilen bu ağaçlar teşkil etmektedir. Bu tip ağaçlar ve ormanlar kuzeyde yerlerini iri yapraklı ve iri boylu otların kapladığı savanlara bırakırlar. Fildişi Sahili ormanlarında yaşayan çok çeşitli vahşi hayvan ve kuş türleri vardır. Bunlar leopar, şempanze, hipopotam, timsah, zehirli memba yılanlarının yanısıra, zehirsiz olmasına rağmen tehlikeli olan, boyları 10 m’yi bulan piton yılanları mevcut vahşi hayvan türlerinin başlıcalarıdır. Ülkeye ismini veren filler, eskiden sürüler halinde savanlarda yaşarlardı. Fakat fildişi ticareti bu sürülerin günümüzde yok olmasına sebebiyet vermiştir. Ülkede bulunan çok sayıdaki tabii olan Milli Parklarda fillere rastlamak mümkündür. Yeraltı zenginlikleri pek fazla değildir. Elmas, manganez, altın, kolombiyum, boksit, demir cevheri ve petrol, ülkedeki bazı yeraltı kaynaklarındandır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

12.500.000 civarında olan ülke nüfusu, pekçok farklı etnik gruptan meydana gelmiştir. 60’a yakın etnik gurubun meydana getirdiği nüfusun tamamını zenci ve siyah halk teşkil eder. Etnik guruplardan en önemli olanları Baoule, Kina-Kouas, Krouen, Manda ve Volta kabileleridir. Etnik grupların en büyüğü Baoule kabilesidir. Ülke kültürüne ve ekonomisine tesiri en fazla olanıdır. Nüfus artış hızı % 2,5’tur. Nüfus yoğunluğu az olup, bölgelere göre anormal farklılıklar göstermez. Güney bölgeleri diğer bölgelere nazaran az bir farklılık gösterir ki, bu fazlalık şeklindedir. Halkın % 42’si şehirlerde, kalanı ise köylerde yaşamaktadır. Köyler genellikle 30-40 evden müteşekkil, 200-300 kişinin ikamet ettiği yerleşim birimleridir. Ülkede resmi dilin Fransızca olmasına rağmen, bu dil sadece resmi dairelerde ve okullarda kullanılır. Halk umumiyetle kendi kabilelerine has bir lehçe ile kendi lisanlarını kullanırlar. Bağımsızlıklarını kazandıktan sonra ülkede eğitim ve öğretime önem verilmiş, her derecedeki okulların sayısı artırılmıştır.

Bu çalışmaların neticesinde ülkede okuma-yazma bilenlerin oranı % 65’e yükseldi. Ülkenin tek üniversitesi başşehri olan Abidjan’dadır. Gençlerden binlercesi yüksek tahsil için yabancı ülkelere gitmektedir. Fildişi Sahiline çalışmak için Yukarı Volta başta olmak üzere, komşu ülkelerden gelen göçmen işçiler, ülke nüfusunda önemli bir yer işgal eder. Nüfusunun % 54’ü Putperest, % 24’ü Müslüman, kalan % 12’si ise Katolik Hıristiyandır. Ülke başşehri olan Abidjan aynı zamandaFildişi Sahili’nin en büyük şehir ve limanıdır. Ülkenin kültür ve ticaret merkezi de olan Abidjan, tam manasıyla bir Avrupa şehri görünümündedir.

Siyasi Hayat

Başkanlık ve tek parti sistemine dayalı bir Cumhuriyet idaresi bulunan ülkede, yasama yetkisi Milli Meclisindedir. Milli Meclisi 5 yıl için halk tarafından genel oyla seçilen 175 üyeden meydana gelir. Devlet Başkanı aynı zamanda hükümetin de başıdır. Ülkenin ilk Cumhurbaşkanı Felix Houphouvet-Borgny’dir. Ülke, Birleşmiş Milletler Teşkilatı ve Afrika Birliği Teşkilatı üyesidir.

Ekonomi

Afrika kıtasında, refah seviyesi en üst seviyedeki, gelişmiş sayılan ülkeler arasındadır. Tarım, ormancılık ve madenciliğe dayalı bir ekonomik yapıya sahiptir. Yetiştirdiği tarım ürünlerinden ilk sırayı alan kahve ve kakao üretiminde, dünyada üçüncü sıradadır. İhraç edebilecek seviyede ürettiği diğer ürünleri pirinç, yerelması, hurmayağı, kauçuk ve şeker kamışıdır. Orman ürünleri, özellikle kereste ihracatı ekonomide çok önemli yer tutar. Ülkenin hemen hemen tamamına yakın bir kısmını kaplayan gür ormanlardaki makbul olan ağaçlardan elde edilen kereste, genellikle Abidjan limanından ihraç edilmektedir.

Madenlerinden elmas, manganez, bakır ve demir üretimi önemli seviyededir. Bunlardan ihracatta önemli yer tutan elmastır. Ekonomik gelişmesine yabancı sermaye katkısı yanında nehirlere kurulan barajlar hız katmıştır. Ülkede mevcut olan milli parkların turizm sektörünün gelişmesine büyük faydaları olmuştur. Dünyada, denizden ısı farkıyla çalışarak elektrik üreten tek hidroelektrik santralıFildişi Sahili’ndedir.

Sanayi kesimindeki ilerlemeleri de Afrika ülkelerinin tamamına nazaran ileri seviyededir. Demir-Çelik fabrikaları, kağıt, çimento, lastik, dokuma ve şeker fabrikalarının yanında montaj sanayii mevcuttur. Margarin, sabun, konservecilik gibi tarım ürünlerini işleyen fabrikalara sahiptir. Ulaşım hususunda bir sıkıntısı olmayan ülkenin, limanları her tonajda geminin yanaşabilmesine müsaittir. En büyük uçakların inebilmesine müsait on şehrinde havaalanı vardır. Kuzey-güney istikametinde ülkeyi kateden demiryollarının uzunluğu 657 km’dir. Fildişi Sahili, Yukarı Volta, Nijerya, Dahomey ve Togo aralarında gümrük birliği, dış siyaset ve savunma antlaşmaları yapmışlardır.

Tagged :

Fiji

Fiji, Okyanusya’da bir ada ülkesi.Güney yarımkürede ve doğu yarıkürede yer alır.Toprakları Büyük Okyanus ile çevrilidir. Popüler turizm beldeleri arasında yer alan fiji adaları, devlet tarafından koruma altına alınan resifleri ile ünlüdür.

Coğrafi Verileri

Konum: Okyanusya, Güney Pasifik Okyanusunda ada.
Coğrafi konumu: 18 00 Güney enlemi, 175 00 Doğu boylamı
Haritadaki konumu: Okyanusya
Yüzölçümü: 18,270 km²
Sınırları: 0 km
Sahil şeridi: 1,129 km
İklim: Tropikal deniz
Arazi yapısı: Volkanik aktiviteli dağlar çoğunluktadır.
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Tomanivi 1,324 m
Doğal kaynakları: Kereste, balık, altın, bakır, denizde petrol kaynakları, hidro enerji
Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %10.95
sürekli ekinler: %4.65
diğer: %84.4 (2005 verileri)
Sulanan arazi: 30 km² (2003 verileri)
Doğal afetler: Kasım – Ocak ayları arasında siklonik kasırgalar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 905,949 (Temmuz 2006 verileri)
Nüfus artış oranı: %1.4 (2006 verileri)
Mülteci oranı: -2.94 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini)
Bebek ölüm oranı: 12.3 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini)
Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 69.82 yıl
erkeklerde: 67.32 yıl
kadınlarda: 72.45 yıl (2006 verileri)
Ortalama çocuk sayısı: 2.73 çocuk/1 kadın (2006 tahmini)
HIV/AIDS – hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2003 verileri)
Ulus: Fijili
Nüfusun etnik dağılımı: Fijili %51 , Hint %44, Avrupalı, diğer Pasifik adaları kökenli, Çinli ve diğer %5 (1998 verileri)
Din: Hıristiyan %52, Hindu %38, Müslüman %8, diğer %2 (1986)
Diller: İngilizce (resmi), Fijice, Hintçe
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler
toplam nüfusta: %93.7
erkekler: %95.5
kadınlar: %91.9 (2003 verileri)

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Fiji Adaları Cumhuriyeti
kısa adı: Fiji
Yönetim biçimi: Cumhuriyet
Başkent: Suva
İdari bölümler: 4 bölge ve bir bağımlı bölge; Orta, Doğu, Kuzey, Rotuma, Batı bölgeleri
Bağımsızlık günü: 10 Ekim 1970 (İngiltere’den)
Milli bayram: Bağımsızlık günü, Ekimin ikinci pazartesi (1970)
Anayasa: 10 Ekim 1970
Hukuk sistemi: İngiliz hukuku
Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP (Afrika – Karayip – Pasifik Ülkeleri), AsDB (Asya Kalkınma Bankası), C, CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CP, ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), Sparteca, SPC (Güney Pasifik Komisyonu), SPF, UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UNIFIL (BM Geçici Gücü), UNIKOM (BM Irak-Kuveyt Gözlem Misyonu), UNMIBH (BM Bosna Hersek Misyonu), UNMIK (BM Kosova Geçici Yönetimi), UNTAET (BM Doğu Timor Geçiş Yönetimi), UPU (Dünya Posta Birliği), WFTU (Dünya İşçi Sendikaları Federasyonu), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü)

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Fiji, ormanlar, mineral ve balık kaynakları açısından zengin bir ülkedir. Pasifik adarlı arasında ekonomisi en çok gelişmiş adalardan biridir. Şeker ihracatı ve turizm endüstrisi ülkeye döviz getiren başlıca sektörlerdir. Şeker üretimi sanayi etkinliğinin 1/3’nü kapsamaktadır. Her yıl içlerinde Amerikalıların da bulunduğu yaklaşık 300,000 turist ülkeyi ziyaret etmektedir.
GSYİH: Satınalma Gücü paritesi – 5.504 milyar $ (2006 verileri)
GSYİH – reel büyüme: %2.7 (2006 verileri)
GSYİH – sektörlere göre: tarım: %8.9
endüstri: %13.5
hizmet: %77.6 (2004 verileri)
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %3 (2005 verileri)
İş gücü: 137,000
Sektörlere göre işgücü dağılımı: tarım %70
İşsizlik oranı: %7.6 (1999 verileri)
Endüstri: Turizm, şeker, giysi, kurutulmuş hindistancevizi, altın, gümüş
Endüstrinin büyüme oranı: %2.9 (1995)
Elektrik üretimi: 817 milyon kWh (2004)
Elektrik tüketimi: 759.8 milyon kWh (2004)
Elektrik ihracatı: 0 kWh (2004)
Elektrik ithalatı: 0 kWh (2004)
Tarım ürünleri: Şekerkamışı, hindistancevizi, manyok, pirinç, patates, muz, büyükbaş hayvan, domuz, at, keçi, balık
İhracat: 719.6 milyon $ (2005)
İhracat ürünleri: Şeker, giyim, altın, kereste, balık
İhracat ortakları: ABD %19.7, Avustralya %17, UK %12.3, Japonya %5.4, Samoa %4.1 (2005)
İthalat: 1.462 milyar $ (2005)
İthalat ürünleri: Sanayi malları, makine ve taşımacılık araçları, petrol ürünleri, gıda maddeleri, kimyasallar
İthalat ortakları: Singapur %27.5, Avustralya %23.7, YZ %19, Tayland %4.5 (2005)
Dış borç tutarı: 127 milyon $ (2004)
Para birimi: Fiji Doları (FJD)
Para birimi kodu: FJD
Mali yıl: Takvim yılı

İletişim Bilgileri

Kullanılan telefon hatları: 102,000 (2003)
Telefon kodu: 679
Radyo yayın istasyonları: AM 13, FM 40, kısa dalga 0 (1998)
Radyolar: 500,000 (1997)
Televizyonlar: 21,000 (1997)
Internet kısaltması: .fj
Internet servis sağlayıcıları: 2 (2000)
Internet kullanıcıları: 61,000 (2004)

Ulaşım ve Taşımacılık

Demiryolları: 597 km (2005)
Karayolları: 3,440 km (1999)
Su yolları: 203 km
Limanları: Lambasa, Lautoka, Levuka, Savusavu, Suva
Hava alanları: 28 (2006 verileri)

Tagged :

Fas

DEVLETİN ADI: Fas Krallığı
BAŞŞEHRİ: Rabat
NÜFUSU: 26.250.000
YÜZÖLÇÜMÜ: 458.730 km2
RESMİ DİLİ: Arapça
DİNİ: İslamiyet
PARA BİRİMİ: Dirhem

Kuzeybatı Afrika’da, doğu ve güneyinde Cezayir, güneyde İspanya Batı Afrikası, kuzeyde Akdeniz, batıda ise Atlas Okyanusu ile çevrili, krallıkla yönetilen bir ülke.

Tarihi

Yapılan araştırmalar, çok eski çağlardan beri Fas’ta insanların yaşadığını göstermiştir. Mağaralarda ve arkeolojik kazılarda bulunan çeşitli eşya ve taşlar üzerine çizilmiş olan resimler, bu iddianın delilleridir. M.Ö. 2000 yıllarından itibaren Berberiler ülkeye gelerek yerleşmişlerdir. Daha sonraları M.Ö. 2. yüzyıldan itibaren de Akdeniz’in denizci ve deniz ticaretinin önde gelenlerinden Fenikeliler, Fas’a gelerek burada ticari koloniler kurmuşlardır. İlerleyen tarih çağlarında gelişen devletlerden Kartacalılar Fenikelileri, Romalılar ise Kartacalıları yapılan savaşlar sonucunda yenerek, ülkeye hakim olmuşlardır.

Miladın ilk yüzyılındaİspanya’dan gelen Vandallar zayıflayan Romalıları yenerek ülke üzerinde yeni bir hakimiyet tesis etmişlerdi. Yedinci yüzyıldan itibaren İslamiyeti bütün dünyaya yaymaya çalışan Müslüman Araplar, o zamanın şartlarında sadece cihad, yani Allahü tealanın dinini yaymak için geldikleri bu ülkede İslamiyeti yaymışlar ve bu ülkeye yerleşmişlerdir. Müslümanlar burada da kalmayıp İspanya’ya geçmişlerdir. Sekizinci yüzyılda Fas’ta ilk Müslüman hükümdar hanedanlığı Sultan Birinci İdris tarafından kuruldu. Daha sonra başa geçen Sultan İkinci İdris Fes şehrini kurdurarak, burasının önemli bir İslam kültür merkezi haline gelmesini temin etti. Burada ilk İslam üniversitesi olan Keyruvan Üniversitesi kuruldu. On birinci yüzyılda Büyük Fas devleti olan ülkenin toprakları, doğuda Tunus dahil olmak üzere, kuzeyde İspanya’yı da hükümdarlığı altında bulunduracak şekilde genişlemişti. Bu zamanda ülke başşehri Merakeş oldu. Birkaç asır varlığını muhafaza eden devlet, daha sonraları zayıflayarak gücünü kaybetti. Bu zayıflamanın neticesinde sınırları her geçen gün daralmaya başladı ve nihayet Portekiz veİspanyol istilasına uğradı. Daha sonra yapılan savaşlarla on altıncı yüzyılda ülke Portekiz ve İspanyol işgalinden kurtulmuş, on dokuzuncu asra kadar varlığını devam ettirebilmiştir.

Fransa, sömürgeleri arasına katmak için 1830’da Cezayir’i işgal etti. Buradan Fas’ı da sömürge yapmak gayreti içerisine girdi. Bunun yanında İngiltere, İspanya ve Almanya da Fas’ı sömürge yapmak isteyen Avrupa ülkelerinin başında geliyordu. Bu gayret ve çabaları sonunda 1912 senesinde ülkenin kuzeyini İspanyollar, kalan büyük kısmını ise Fransızlar işgal etti. Sömürge haline gelen Fas, İkinci Dünya Savaşında müttefik ordularının önemli bir askeri üssü olarak kullanıldı. Bu savaş yıllarında Amerika Atlas Okyanusu kıyılarında ülkeye çıkartma yaptı. İkinci Dünya Savaşı sonunda diğer sömürge ülkelerinde olduğu gibi Fas’ta da bağımsızlık için sömürgecilere karşı mücadele cephesi meydana getirildi. Bu mücadele, kurulan “İstiklal Partisi” ile hız kazandı. İstiklal partisinin ve dolayısiyle bağımsızlık mücadelesinin en ileri geleni olan Sultan Beşinci Muhammed 1953 senesinde Fransızlar tarafından sürgüne gönderildi. Fransızların Fas’taki bağımsızlık mücadelesini kırmak için yaptıkları bu davranış, ülke halkı ile Fransızlar arasında iki sene devam eden kanlı bir iç savaşa sebep oldu. Savaş, Sultan Beşinci Muhammed’in serbest bırakılıp, tahta çıkması ile son buldu.

1956 senesinde Fas bağımsızlığını bütün dünyaya ilan etti. Bir sene sonra ise Fas’ın emirlik olduğu ve Sultan Beşinci Muhammed’in emir ünvanını aldığı duyuruldu. Yapılan çeşitli çalışmalar neticesinde İspanya ülkenin işgal altında tuttuğu kuzey bölgelerini terketmek zorunda kaldı. 1969 senesinde Atlas Okyanusu sahillerindeki İfni Üssünü de Fas’a bırakmasıyla ülke bugünkü sınırlarına sahib oldu.

Fiziki Yapı

Yüzölçümü 458.730 km2 olan ülkenin, fiziki yapı olarak en dikkat çekici özelliği sıradağlarıdır. Dört tane olan bu dağ silsileleri, birbirlerinden vadilerle ayrılırlar.

Rif Sıradağları ülkenin en kuzeyinde olanıdır. Akdeniz kıyılarına paralel olarak Cebelitarık Boğazının doğu bölümünden başlar. Doğuya doğru ilerler. Bu dağ silsilesinin en yüksek noktası Tidiguin Dağı olup, 2453 m’dir. Rif Dağlarının ülke içerisinde kalan doğu ucunun güneyinden başlayıp, kuzey-doğu, güney-batı istikametinde yer alan sıradağlar Orta Atlaslar ismini alır. Rif Sıradağları ile Orta Atlas Sıradağları birbirlerinden Taza Vadisi ile ayrılırlar. Bu vadi batı kesimlerde Rif Dağları ile Yukarı Atlas Sıradağları arasında da bir geçiş bölgesidir. Orta Atlaslar, Rif Sıradağlarına göre genel olarak biraz daha yüksektirler. En yüksek noktası 3000 m civarındadır. Yukarı Atlaslar ülkenin en uzun sıradağlarıdır. Atlas Okyanusunun Agadir kıyılarından başlayan sıradağlar, güney-batı, kuzey-doğu istikametinde ülkenin ortak kısımlarındaki Orta Atlas Sıradağlarının hizasına gelince, bir dirsekle batı-doğu istikametine yönelir. Yukarı Atlas Sıradağları en önemli geçidi olan Telouet Geçidi ile adeta ikiye ayrılır. Batıdan doğuya doğru gittikçe alçalan bir süreklilik gösterir. En yüksek noktası, aynı zamanda ülkenin de en yüksek noktası olan batı kısmındaki Toubkal Dağı olup, 4165 m yüksekliğe sahiptir. Ülkede bulunan sıradağların sonuncusu ve en güneyde olanı Anti Atlas Sıradağlarıdır. Bu sıradağlar da güney-batı kuzey-doğu istikametinde batıdan doğuya doğru gittikçe yükselen bir özellik arzeder. Doğu kesimlerinde 3000 m yüksekliğe kadar eriştiği görülür. Atlas kıyılarında iyice alçalır. Ovalık kesimleri 500 km olan Akdeniz ve 1100 km olan Atlas Okyanusu kıyıları boyunca çok dar bir şerit halinde bulunur. Bu ovaların en önemlileri Atlas Okyanusu kıyılarındaki Tensift, Oum er-Rabia ovalarıdır. Ayrıca Bou Begreg ve Udian da önemli ovalardandır.

Fas, akarsu bakımından oldukça zengindir. Bu zenginlik sayı bakımındandır. Çünkü ülke ziraati için çok büyük önem taşıyan bu akarsular, su bakımından oldukça düzensizdir. Yağış mevsimlerinde debileri oldukça artan sular, kurak mevsimlerde azalır. Akarsular genellikle Atlas Dağlarından doğar. Önemli akarsuları Atlas Okyanusuna dökülür. Fakat ülkenin en uzun ve dolayısıyla en kayda değer akarsuyu olan Muluya Irmağı Akdeniz’e dökülür. Bundan başka Akdeniz’e dökülen akarsular genellikle kıyılara yakın yerlerden, özellikle Rif Sıradağlarından doğan kısa akarsulardır. Muluya Irmağı ise Fas’ın ortasından doğup, Yukarı ve Orta Atlas Sıradağlarını geçtikten sonra Akdeniz’e dökülür. Atlas Okyanusuna dökülen en önemli akarsular ise Sebou, Behl, Bou Begreg, Ouem er, Rabia, Tensift ve Sous ırmaklarıdır. Vad Draa Irmağı Atlas Sıradağlarının çok içlerinden doğup, senenin uzun zamanlarında okyanusa ulaşamayan bir akarsudur. Önemli derecede bir büyüklüğe sahib olan gölü olmamakla beraber, Fas’ta yaygın olan baraj gölleri vardır.

İklim

Ülkede genel olarak üç farklı iklim tipi görülür. Akdeniz kıyılarında hakim olan bol yağışlıAkdeniz iklimi, Atlas Okyanusu kıyılarında, batı rüzgarlarına açık deniz iklimi görülür. Ülkenin orta kesimleri olan Atlas Dağları ve aralarındaki vadilerde serin bir iklim hüküm sürerken, özellikle güney-doğu olmak üzere iç kesimlerde çöl iklimi hakimdir. Ülkenin sıcaklık ortalamaları, kıyılardan iç kesimlere doğru gittikçe artarken, yağış ortalamaları ise azalma gösterir.

Batı rüzgarlarının okyanustan getirdiği yağmur bulutları Atlas Dağlarında yoğunlaştığından, kıyı bölgeleri en çok yağış alan bölgeleridir. Senelik yağış ortalaması 800 mm civarında olan Orta Atlaslarla Akdeniz kıyıları arasındaki kuzey bölge ülkenin yağışı en bol olan yöresidir. En iç bölgelerde ise yağışlar hemen hemen yok denecek kadar azdır. Bu bölgelerde kavurucu sıcaklar ve dolayısıyla sıcak, kuru rüzgarlar devamlıdır. Orta Atlaslardan sonra güneye doğru yağış ortalaması 200 mm civarında bulunur. Ülkede yağışların en bol olduğu mevsim, ekim ile nisan ayları arasıdır.

Tabii Kaynakları

İklimine paralel olarak bitki örtüsü üç değişik kuşak arz eder. Kıyı boyunca hakim bitki örtüsü Akdeniz bitkileridir. Orta kısımlardaki yaylalarda stepler hakim bitki örtüsüdür. Atlas Sıradağlarının güneyinde ise çöl bitkileri görülür. Rif Sıradağlarında iğne yapraklı ağaçlar yükseklere doğru yoğunlaşır. Meşe ağaçları Atlas Okyanusu kıyılarında büyük ormanlar teşkil ederlerken, Orta Atlas Sıradağlarında ormanlar genellikle sedir ağaçlarından meydana gelmiştir. Ormanlar ülke yüzölçümüne oranla fazla bir yer kaplamazlar. Ülkede yabani hayvanlar, kayda değer derecede yoktur.

Yer üstü kaynaklarına göre, yeraltı kaynakları çok fazladır. Fosfat başta olmak üzere, manganez, kobalt, demir ve gümüş, ülkenin sahib olduğu en önemli yeraltı zenginlikleridir. Bundan başka antimon, molipten, petrol ve az miktarda kömür mevcuttur. Deniz zenginliklerinden balık çok boldur.

Nüfus ve Sosyal Hayat

26.250.000 civarında olan nüfusun büyük bir kısmını Araplar ve Berberiler teşkil eder. Ülkenin en eski yerleşik halkı Berberilerdir. Müslümanlar her gittikleri yerde olduğu gibi, insanlara İslamiyeti yayıp, bütün Müslümanlar kardeştir emri gereğince onlarla kaynaşmışlardır. Bu sebepten Arap dili ve kültürü 12. ve 15. yüzyıllarda yerli halk tarafından benimsenmiştir. Fakat halen Berberi kültür ve adetlerinin devam ettiği yöreler mevcuttur. Buralar genellikle dağlık bölgelerin iç kısımlarıdır. Araplar genellikle Atlas Okyanusu ile Atlas Dağları arasındaki yaylalarda otururlar. Berberiler ise iç bölgelerdeki geniş vadilerde ve Rif Sıradağlarının çevresinde yerleşmiş vaziyettedir.

Ülkede, bağımsızlığını kazanmadan önceki sömürge yıllarında 350.000 Fransız vardı. Bağımsızlıklarını kazandıktan sonra çoğunluğu Fransa’ya geri döndü. Kalanların sayısı 50 binin altına düşmüştür. Nüfusun hemen hemen hepsi Müslümandır. Bunun yanında Hıristiyan Katolik olan azınlık Fransızlar ile 1948’den önce 200 bin civarında Yahudi vardı. 1948 senesinde İsrail devletinin kurulmasıyle Yahudilerin hemen hemen hepsi Fas’tan İsrail’e göç ettiler. Nüfus, fiziki yapı ve iklim şartlarının yaşamak için en müsait olduğu Atlas Okyanusunun kıyı ovalarıyla Rif Dağlarının kuzey yamaçlarında ve Atlas Dağlarındaki verimli ve sulanabilen vadilerde yoğundur. Bu nüfus yoğunluğu iç bölgelere doğru gidildikçe azalmakta, güneydeki çöl bölgelerinde vahalar haricinde sıfıra düşmektedir.

Ülkenin resmi dili Arapçadır. Fakat halkın % 70’i Arapça, % 24’ü Berberice konuşur. Fransızca veİspanyolca da ülkede konuşulan diller arasında yer alır. Eğitim dili resmi dil olan Arapça olmasının yanında, Fransızca eğitim ve öğretim yapan okullar da oldukça yaygındır.

Nüfusun % 40’ı şehirlerde, kalanı ise köylerde ve az bir kimse ise göçebe olarak yaşar. Fas’ın en büyük sosyal meselesinden birisi şehirlere olan göçtür. Nüfusu bir milyonu aşan şehirleri, Kazablanka, Fes, Marakeş, Meknes, Oujda, Sofi, Torger ve Tetovan’dır. Başşehri Rabat’tır. Göçebeler, kıl keçisi yününden yapılmış çadırlarda yaşarlar. Köylerdeki ev tipi, saman çatılı, tahtadan yapılı yuvarlak veya kerpiç evlerdir. Halkın başlıca besin maddesi ekmek, kuskus ve ettir.

Fransızlar zamanında önem verilmeyen eğitime bağımsızlıktan sonra çok önem verilmiştir. İlk ve ortaokul sayıları arttırılırken, ilköğretim parasız ve mecburi tutulmuştur. Ülkedeki üniversite sayısı üçtür. Bunlardan Fes’te bulunan Keyruvan İslam Üniversitesi, dünyada kurulan ilk üniversitedir.

Fas kültürünün en tipik özelliği “suk” denilen pazar yerleridir. Dar ve kıvrımlı sokaklara sahib olan şehirlerde bu caddeler suk denilen pazar yerlerine açılır. Modern şehirlere de sahib olan ülkenin en büyük ve en modern şehri olan Kazablanka 1908’de Fransızlar tarafından kurulmuş Avrupai bir şehirdir. Marakeş dokuzuncu yüzyılda kurulmuş olan İslam kültür ve sanatının önemli bir merkezidir. Sarayları, camileri ve kalesi ile meşhurdur. Buradaki Huttubiye Camii dünyaca tanınmıştır.

Siyasi Hayat

Fas, meşruti monarşi ile idare edilir. Ülke idari bakımdan 16 eyalet ile 2 valiliğe bölünmüştür. 1970 senesinde halk oyuyla kabul edilen anayasaya göre, yasama kurumu sadece millet meclisinden meydana gelen parlamentodur. Seçimle gelen meclisin yetkileri sınırlıdır. Kral (melik) istemediği kanunları veto hakkına sahiptir. Yürütme kurumu başbakan ve bakanlar kuruludur. Bunların tayini, emir tarafından yapılmaktadır. 1971 senesinde, Kral İkinci Hasan’a karşı başarısız bir darbe teşebbüsünde bulunuldu. Bundan sonra anayasada bazı değişiklikler yapılarak halk oyuna sunuldu ve kabul edildi. 1971 anayasa değişikliğinden önce yürütme kurumunun başı kral idi. Bundan sonra bir başbakan tarafından idare edilmesi kabul edildi.

Ekonomi

Tarım: Fas ekonomisinin temelini ziraat teşkil etmektedir. Yeni yeni modernleşmeye başlayan ziraatin yanısıra, ikinci derecede önem taşıyan ekonomik saha hayvancılıktır. Bunları sırasıyla madencilik ve sanayi takip eder. Tarım ürünlerinin başında, buğday, mısır, arpa, üzüm, hurma, fıstık; turunçgiller, patates, zeytin ve sebze gelir. Tütün ve pamuk ekimi oldukça azdır. Modern ziraat usullerinin kullanılması yeni olduğu için üretilen ürünler ülke ihtiyacını ancak karşılayabilmektedir. İhraç edebildiği tarım ürünlerinin başlıcaları turunçgiller ve turfanda sebzedir.

Hayvancılık: Büyükbaş, küçükbaş ve kümes hayvancılığı olarak yaygın bir şekilde yapılır. Yarış atlarının yetiştirilmesinde dünyaca meşhur bir ülkedir. Soğuk hava depoları ve kombinaları yetersiz olduğundan, hayvan ihracatını canlı hayvan olarak gerçekleştirmektedir. Yumurta ihracatı mühim seviyede olup, hayvan ürünleri arasında önemli yer tutar. Balıkçılık yan tesisleriyle beraber ekonomide her geçen gün değer kazanmaktadır. Özellikle Safi ve Kazablanka limanlarında yapılan balıkçılık ve buralardaki konserve tesisleri yeterli seviyededir. Sardalya konservesi ihracı büyük miktardadır.

Endüstri: Orman ürünlerinden sedir ve meşe keresteleri elde edilir. Ayrıca mantar üretimi, ormanların ekonomiye olan mühim katkılarındandır. Madenlerden fosfat üretiminde dünya üçüncüsüdür. Manganez ve diğer madenler işletilmektedir. Son zamanlarda, genellikle ham olarak ihraç ettikleri madenleri işleyecek sanayii tesis etmişlerdir. Az miktarda çıkarılan petrol, ülke ihtiyacını ancak karşılamaktadır. Hidroelektrik santralleri oldukça çoktur. Kullanılan enerjinin dörtte üçü bu şekilde karşılanır. Petrol rafinerileri kendi ihtiyacını karşılayacak seviyededir. Besin (yağ ve konserve) ve kimya sanayii büyük gelişmeler içerisindedir. Halk arasında dericilik ve küçük el sanatları oldukça yaygındır.

İhracat her tonajda gemilerin yanaşmasına müsait olan Kazablanka ve Tanca limanlarından yapılır.

Tagged :