Etiyopya

DEVLETİN ADI: Etiyopya Demokratik Halk Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Addis Ababa
NÜFUSU: 45.600.000
YÜZÖLÇÜMÜ: 1.106.100 km2
RESMİ DİLİ: Amharca
DİNİ: Hıristiyanlık ve İslamiyet
PARA BİRİMİ: Etiyopya Birri

Doğu Afrika’da bulunan bir devlet. Kuzeyinde Sudan ve Eritre, doğusunda Cibuti ve Somali, güneyinde Kenya, batısında yine Sudan yer alır. Afrika’nın en eski bağımsız devletidir. Batı-doğu yönünde 33° ile 48° doğu boylamları, kuzey güney yönünde ise 3°30’ ile 18° kuzey paralelleri arasında bulunur.

Tarihi

Etiyopya, bilhassa miladın ilk yıllarından beri köklü bir geleneği olan Afrika’nın en eski bağımsız devletidir. Yalnız gayri safi milli hasıla ile kişi başına düşen doktor, araba sayısı gibi değerler yönünden diğer Afrika ülkelerinden geridir. Tarihi çağlar içinde ilk yerleşenler Hami ve Sudanlı soyundan kabilelerdir. Miladi birinci yüzyılda kurulan Aksum Krallığı 7. yüzyılda yıkılmıştır. Ülkenin Arap hakimiyetine geçmesinden önce Yemen’de bulunan Habeşli kumandan Ebrehe, ordusuyla Mekke’ye yürüdüyse de Ebabil kuşlarının hücumuyla bütün ordu perişan olmuştur. Bu durum Kur’an-ı kerimde Fil suresinde şöyle anlatılmaktadır:

(Ey Resulüm!) Rabbinin, fil sahiplerine neler ettiğini görmedin mi? O, bunların kötü planlarını boşa çıkarmadı mı? O, bunların üzerine bölük bölük kuşlar gönderdi ki bunlar onlara (fil sahiplerine) pişkin tuğladan (yapılmış) taşlar atıyordu. Derken Allah onları yenik ekin ve yaprağı gibi yapıverdi.

Bu sırada Kızıldeniz’in iki yakasının Bizans müttefiklerinde olmasını istemeyen İranlılar 572 yılında Aksum Devletine son verdiler. Peygamberimiz aleyhisselam zamanında, Mekke’nin ticari hayatının gelişmesiyle Habeşistan önem kazandı. Bu zamanda bazı Müslümanlar buraya göç ettiler. Kızıldeniz kıyılarında İslamiyet yayılınca, Aksum Krallığı güneye doğru kaydı. Bu sırada Zague ve Salamon Hanedanları 1285 yılına kadar başta kaldılar. Bu tarihte İfat SultanıAli ibni Valaşma ile (Akil ibni Ebi Talib soyundan) Müslüman Habeşistan Devleti kuruldu. On altıncı yüzyılda Arapların bu ülkeye yaptığı seferler karşısında ülkenin tamamen Müslüman olmasını önlemek için Portekizlilerden yardım istendi. Portekizliler bunu fırsat bilerek ülkeye hakim oldular. Bir ara derebeyleriyle din adamları arasındaki anlaşmazlıklarla ülke sarsıntı geçirmişse de Portekiz veİtalyan kiliselerinin çalışmaları ile 1855’te Kassa, İkinci Tevodros adıyla tahta çıkarılarak, Müslüman hakimiyetine son verildi.

1889 yılında İkinci Menelik’in Habeşistan imparatoru olarak taç giymesiyle idare tekrar Salamon Hanedanına geçti. İtalya, İngiltere ve Fransa gibi Avrupa devletlerinin uğraşması ile nihayet 2 Kasım 1930’da Necaşi Haile Selasiye taç giydi. Necaşi ünvanı “nagaş” kelimesinden ve bu da “vergi” manasındaki “ngş” kökünden gelmektedir. 1935 yılında Mussolini zamanında İtalyanlar ülkeyi işgal etmişse de İkinci Dünya Savaşı sonunda çekilmek zorunda kalmışlardır.

Haile Selasiye 1975 yılına kadar başta kaldı ve uzun süren iktidarı sırasında Habeşistan’da bulunan Müslümanlara dini, siyasi, kültürel çeşitli baskı ve zulümler yaptı. 1975’te askeri bir darbe ile iktidardan uzaklaştırıldı. Ülkede yeni idareyi kuran hükumet, sol temayüllü olduğundan, Rusya ile her sahada yakın ilişkiler içine girdi. Müslümanlara yapılan baskı ve zulümler bu hükumet zamanında da artarak devam ettiğinden Eritreli Müslümanlar ile hükumet kuvvetleri arasında çarpışmalar zaman zaman şiddetlenerek devam etti. 1987’de yeni Anayasa kabul edildi ve yapılan seçimler sonunda askeri yönetime son verilerek komünist parti iktidar oldu. Etiyopya Cumhuriyeti, Afrika Birliğine ve Birleşmiş Milletler Teşkilatına üyedir.

1974’ten bu yana Etiyopya’yı idare eden askeri cunta lideri bilahare devlet başkanı Albay Haile Mariam Mengitsu’nun ülke dışına Haziran 1990’da kaçışından sonra; Etiyopya Halk Kurtuluş Cephesi liderliğindeki (Eritre Halk Kurtuluş Cephesi, Tigre Halk Kurtuluş Cephesi ve Oromo Özgürlük Cephesi) büyük direniş grubu Etiyopya iktidarını ele geçirdi. Yüzde 70’i Müslüman olan Eritre Halk Kurtuluş Cephesi 30 yıldır işgal altında olan Eritre’yi kurtardı, başkent Asmara ile Kızıldeniz’deki Assab ve Massawa liman şehirlerini de kontrolları altına aldı. 1993’te yapılan halk oylaması neticesinde Eritre bağımsızlığını kazandı.

Fiziki Yapı

Etiyopya genelde dağlık ve platolarla kaplı bir ülkedir. Fakat kuzeyde Eritre bölgesinde deniz seviyesinden 120 m kadar daha aşağıda bulunan 150 km2 genişliğindeki Afar Çukurluğu da bu ülkededir. Afar Çukurluğu faylarla ve volkanik faaliyetlerle Kızıldeniz’den ayrılmış olup, kuruyan tabanı 900 m kalınlığında tuz tortullarıyla kaplıdır. Bu yerde yer yer faylar boyunca lavlar sızmakta ve bazı kraterlerinden de bol sodalı ve kükürtlü sıcak su kaynakları çıkmaktadır.

Ülkeyi yaklaşık kuzey-güney yönünde “Rift Vadisi” denilen büyük bir kırık hattı kesmektedir. Bu kırık hattı boyunca meydana gelmiş olan çöküntü hendeği aynı zamanda doğmakta olan bir okyanusun ortasında yer almaktadır. Yapılan incelemelere göre doğudaki Etyopien ve Arabistan blokları ile batıdaki Afrika blokları devamlı birbirinden uzaklaşmaktadır. Mesela yılda en az 1 mm olan bu uzaklaşma Kızıldeniz çevresinde yılda 2 cm’yi bulmaktadır.

Rift Walley denilen bu çöküntü hendeğinin batısında merkez platosu yer alır. Bu plato üzerinde yer yer yüksek dağlar ve Ambas denilen yassı tepeler bulunmaktadır. Genelde 2000 m’nin üzerinde olan bu plato alanında 4543 m ile en önemli yükselti Daşan Dağıdır. Akarsularla da parçalanmış olan bu plato alanı aynı zamanda nüfusun yoğun olduğu bir bölgedir.

Çöküntü hendeğinin doğusunda kalan plato alanı Somali Platosudur. Burası da akarsularla parçalanmıştır ve Urgoma Dağlarında yükselti 5340 m’yi bulur.

Önemli akarsuları Şebeli, Tana Gölünden doğan Mavi Nil, Omo’dur. Nil Nehrinin çöllerde kuruyup, kaybolup gitmesini engelleyen Sobat, Mavi Nil (Bahr-ül Azrak) ve Atbara kolları bu ülkeden beslenmektedir. Mavi Nil ülkenin en önemli gölü olan 1830 m yüksekliğindeki Tana Gölünden doğmaktadır. Ortadaki çöküntü hendeği boyunca yer yer çok sayıda akarsu ve göl bulunmaktadır. Zivay, Şala, Tana, Avasa gölleri gibi. Ayrıca doğusunda Hint Okyanusuna ulaşan Juba ile Vebbi Cebeli akarsuları da bu ülkeden kaynaklarını almaktadır. Fakat ulaşım yapılabilen tek akarsu kısa olan Baro Nehridir.

İklimi

Enlem itibariyle subekvatoral ve tropikal iklim kuşağı üzerinde bulunan ülkenin esas iklim özelliğini dikey yöndeki yükselti fazlalığı meydana getirmektedir. 1800 m yükseltinin altındaki yerlerde gerçek manada subekvatoral iklim görülür. Buralarda en fazla sıcaklık 40°C’yi bulur. En sıcak ayın ortalaması 33°C, en soğuk ayın ortalaması ise 21°C’ dir.

2400 m ile 3200 m yükseklikte bulunan yerlerde tam bir ılıman iklim görülür. Buralarda ortalama sıcaklık 16°C’dir.

Yağış ortalaması bölgelere göre değişiklik göstermektedir. Güneybatıda 2500 mm olan yağış miktarı, kuzeydoğuda 50 milimetreye kadar düşer.

Tabii Kaynakları

Günümüzde yakıt olarak ormanların kesilmesiyle sadece güneybatıdaki geçit vermeyen ormanlar kalmıştır. Alçak yerlerde step ve savanlar hakimdir. Yüksek yerleri ise baobab, çınar, incir ve hurma ağaçları kaplar. Avustralya’dan getirilerek yetiştirilen okaliptus ağaçları ile ülkenin odun ihtiyacı karşılanmaktadır. Etiyopya yabani hayvan bakımından zengin bir ülkedir. Zürafa, zebra, fil, aslan, antilop, suaygırı ve deve kuşu gibi hayvanlara çok rastlanmaktadır. Bunun yanında kartal, papağan ve maymun da çok bulunmaktadır.

Etiyopya, maden kaynakları bakımından fakir bir ülkedir. En çok üretilen maden, tuzdur. Az miktarda platin, demir, manganez ve altın bulunmaktadır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Arabistan’dan gelerek buraya yerleşen Hamiler ve Sami Amharalar Etiyopya’nın en büyük etnik gruplarını meydana getirirler. Nüfusun % 35’ini meydana getiren Amharalar ülkede söz sahibidirler. Halkın % 90’ı köylerde yaşamaktadır. Önemli şehirleri Asmara, Addis Ababa, Dire Dava, Gonder, Desse, Harar ve Mitsiva’dır.

Halkın % 55’i Hıristiyan, % 37’si Müslüman, % 8’i ise diğer dinlere mensuptur. Eğitim ve öğretim çok geri olup halkın ancak % 3,7’si okuma yazma bilmektedir. İlk üniversitesi ancak 1951 yılında açıldı.

Siyasi Hayat

1974 yılına kadar bir krallık olan Etiyopya’da kral devrilerek 1975’te rejimin cuntacılar tarafından değiştirildiği ilan edildi. Cunta sosyalist bir rejimi benimsedi. 1987’de kabul edilen anayasa ile seçimler yapılarak demokrasiye geçildi.

Ekonomi

Tarım: Ekonomisi tarıma dayalı olan Etiyopya, topraklarının % 50’sinde ziraat yapılmaktadır. Fakat tarım araç ve gereçleri çok ilkel olduğundan yüksek seviyede ürün alınmaz. Buğday, arpa, yulaf, mısır, darı başta olmak üzere çeşitli meyve ve sebze yetiştirilmektedir. Bunun yanında pamuk, şekerkamışı, muz gibi Akdeniz ürünleri de yetiştirilmektedir. Yetiştirilen ürünler ülke ihtiyacını karşılar. Kahve ise en önemli gelir getiren ihraç ürünüdür.

Hayvancılık: İklim ve tabiat şartlarının müsait olması sebebiyle çok yapılmaktadır. Sığır, at, katır, deve ve koyun çok miktarda beslenmektedir.

Endüstri: Etiyopya’da bulunan fabrikalar dokuma, deri, mobilya, çimento, kimyevi maddeler ve sigara üzerinedir. Sanayinin gelişmesi için gerekli olan enerjiden yoksundur.

Ticaret: Etiyopya, kahve, deri, post, yağlı tohumlar ve baklagiller ihraç eder. Makina, ulaşım techizatları, inşaat malzemeleri ve petrol ürünlerini ithal etmektedir.

Ulaşım: Ülkenin engebeli oluşu ulaşımı engellemektedir. 35.000 kilometreyi bulan karayolu ile 800 km kadar demiryolu şebekesi vardır. Elverişsiz şartlara rağmen dış hatlarda da çalışan önemli hava yolları ağı kurulmuştur. Önemli limanları Massava ve Assab’dır.

Tagged :

Estonya

DEVLETİN ADI: Estonya Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Tallinn
YÜZÖLÇÜMÜ: 45.100 km2
NÜFUSU: 1.600.000
RESMİ DİLİ: Estonca
DİNİ: Hıristiyanlık
PARA BİRİMİ: Ruble

Baltık Denizi kıyısında yer alan bir Avrupa devleti. Kuzeyinde Finlandiya Körfezi, doğusunda Rusya Federasyonu, güneyinde Letonya, batısında Baltık Denizi yer alır. Ülke toprakları ana kara kısmının yanında 800 kadar ada ve adacıktan meydana gelir.

Tarihi

Bölgenin yerleşik halkı olan Estler, Baltık kıyısına M.Ö. 3000 yıllarında gelip yerleştiler. Ticaretle uğraşarak geçimlerini temin ettiler. M.S. 9. asırda Vikingler Estonya topraklarını yağmaladılar. Estler 11. asrın ortalarından 13. asrın ortalarına kadar Danimarka ve İsveç topraklarına sık sık akınlar düzenlediler. 1219-1222 seneleri arasında Danimarka Kralı İkinci Baldemar, Estonya’nın kuzey topraklarını ele geçirdi. Estonya topraklarının geri kalan kısmı 1290 senesinde Germenlerin eline geçti. 1343’te Kuzey Estonya Danimarka’nın hakimiyetinden kurtuldu ise de kısa süre sonra Livonya şövalyelerinin eline geçti. Daha sonra kurulan Livonya Federasyonuna dahil oldu. Rusya ile olan savaşlar neticesinde konfederasyon dağıldı. Estonya İsveç’in hakimiyeti altına girdi.

Büyük Kuzey savaşları neticesinde Çar Birinci Petro, Estonya’yı ele geçirdi (1700-1721). Bu tarihten itibaren Rusya’nın hakimiyeti altında kaldı. Rusya’daki 1905 devrimi Estonya’da büyük yankılar uyandırdı. Devrim askeri ordu tarafından bastırıldı ve devrimcilerin büyük kısmı Sibriya’ya sürgün edildi.

Rusya’da Çarlık döneminin 1917 Şubatında yıkılması üzerine Estonya kısa bir süre bağımsızlığını kazandı. Rusya hükümeti 12 Nisanda Estonya illerinin birleşmesine izin verdi. Aynı senenin Haziran ayında EstonyaMilli Konseyi için seçimler yapıldı. Ekim Devriminden sonra Estonya Milli Konseyi Rusya’dan ayrılma kararı almasına rağmen Bolşevikler Estonya’da bir Sovyet hükumeti kurdular. Barış antlaşması imzalamadan Rusya Birinci Dünya Savaşından çekilince, Almanlar Estonya’ya girdi. Komünistler Estonya’yı terk edince 24 Şubat 1918’de Estonya Milli Konseyi bağımsızlığını ilan etmesine rağmen, ertesi gün başkent Tallinn Almanlar tarafından işgal edildi. 11 Kasım 1918’de Almanya silahları bırakınca Estonya geçici hükumeti yeniden yönetimi ele aldı.

Baltık ülkelerini tekrar ele geçirmek için Rusya 1918 Kasımında harekete geçerek Estonya topraklarının dörtte üçünü işgal etti. Müttefiklerden yardım alan Finlandiya’dan gönüllü asker sağlayan Estonyalılar Bolşevik ordularını durdurdular. Ocak 1919’da karşı saldırıyla Kızılordu’yu Estonya topraklarından çıkardılar. Rusya 2 Şubat 1920’de Baltık Devletlerinin bağımsızlığını tanıdı. Estonya 1921’de Milletler Cemiyetine üye oldu. Estonya’da çok sayıda parti bulunması istikrarlı hükümetlerin kurulmasına mani oldu ve iç karışıklık 1939’a kadar devam etti. Alman ordularının 14 Haziran 1940’ta Paris’i işgal etmeleri üzerine Stalin, Baltık devletlerinden, topraklarında daha fazla Sovyet askeri üslenmesini istedi. Aynı senenin Temmuz ayında yapılan seçimlere sadece Sovyetler Birliğinin desteklediği adaylar katıldı. Seçimler sonrası kurulan Estonya hükümeti ve parlamentosu Sovyetler Birliğine katılma kararı aldı. SSCB Yüksek Sovyeti, bu isteği onayladı ve Sovyetler Birliğinin cumhuriyetleri arasına girdi. İkinci Dünya Harbi sırasında Almanya’nın işgaline uğrayan Estonya’da 200.000’e yakın insan öldü. Savaşın ardından bölgeye hakim olan Sovyet hükümeti çok sayıda Estonyalıyı sürgün etti. Sosyalist rejim yeniden kurulunca, Estonya da 1951’e kadar gerilla harbi devam etti. 1951’den sonra iç karışıklıklara kesin olarak son verildi ve Sovyetler Birliği tamamen Estonya’da hakimiyeti ele geçirdi.

Estonya 1991’e kadar Rusya’ya bağlı bir cumhuriyet olarak kaldı. Rusya’da başlayan reform hareketeri neticesinde 1991 senesinde Estonya bağımsızlığını ilan etti. RusyaFederasyonu dahil Avrupa devleteri Estonya Cumhuriyetini tanıdı.

Fiziki Yapı

Yüzölçümü 45.100 km2 olan Estonya topraklarında geçmişteki buzulların tesiri yaygın olarak görülür. Güney kesimleri buzul tepelerle kaplıdır. Ülke topraklarının kuzeyinde ise buzullardan arta kalan tortulardan meydana gelmiş dar ve uzun yükseltiler yer alır Geniş kumluklar buzul sınırını tesbit eder. Ortalama yükseklik 50 m civarındadır. Ülkenin en yüksek noktası güneydoğuda bulunan Munamägi Tepesidir (318 m).

Ülke topraklarını sulayan akarsuların büyük kısmı kuzeye doğru akarak Finlandiya Körfezine dökülür. Göller ülke topraklarının % 5ini kaplar. En büyük gölü Peipus Gölüdür.

İklimi

İklimi ılımandır. Atlas Okyanusunun kuzeyinde esen siklonlar kışın sıcak, yazın serin hava kütleleri taşır. Ortalama sıcaklık yazın 17°C, kışın -5°C’dir. Yıllık yağış miktarı ortalama 610-710 mm arasında değişir.

Tabii Kaynakları

Madenler: En önemli maden kaynağı petroldür. Petrol devlet tarafından çıkarılır ve işletilir. Önemli miktarda bulunan turba rezervlerinin yanında yüksek kaliteli fosforit, kireçtaşı, dolomit, marn ve kil yatakları da vardır.

Bitki örtüsü ve hayvanlar: Çam, köknar, huş ve titrek kavaktan meydana gelen ormanlar ülke topraklarının üçte birini kaplar. Ayrıca bataklık ve çayırlar önemli bir yer tutar.

Yabani hayvan bakımından ülke toprakları çok zengindir. Ormanlarda geyik, karaca, kızılgeyik, yabandomuzu, ayı, vaşak, tilki, porsuk, tavşan, mink ve kunduza rastlanır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Estonya nüfusunun % 65’ini Estler, % 28’ini Ruslar, % 3’ünü Ukraynalılar meydana getirir. Nüfusun büyük bölümü sanayinin ileri olduğu kuzey kesiminde toplanmıştır. Başkenti Tallinn’dir. On bir yıl süren ilk ve orta öğretim mecburi ve parasızdır.

Ekonomi

Ekonomisi sanayiye dayalıdır. Tarım da ekonomiye önemli katkıda bulunur. Toprakları tarıma elverişli olmadığından bitki üretiminin yaklaşık yarısı hayvan için yetiştirilen otlardır. Hayvancılık gelişmiş olup, daha çok sığır ve domuz beslenir.

Ülke sanayiinde petrol ve petrol ürünleri önemli yer tutar. Şeyl petrolü işleme sanayii, sentetik gaz üretiminin yanı sıra sanayi için gerekli termal elektrik enerjisi üretimi açısından da önemlidir. Petrole dayalı kimya sanayii benzin, yapıştırıcı maddeler, sepileme maddeleri, reçine formaldehit ve deterjan gibi ürünleri içine alır. Yapı malzemeleri sanayii de gelişmiştir. Ağaç işleme geleneksel bir iş kolu olmasına rağmen bilinçsiz orman kesimi yüzünden sanayide kullanılan kerestenin % 20 si ithal edilir. Başlıca orman ürünleri kontrplak, kibrit, kağıt, kağıt hamuru ve mobilyadır. Dokuma ürünleri arasında pamuklu kumaş önemli yer tutar. Diğer sanayi kuruluşları, petrol arıtma donanımı, tarımsal aletler, madencilik makinaları, boru eksvatör ve elektronik aletler imal eden fabrikalardır.

Tagged :

Ermenistan

DEVLETİN ADI: Ermenistan Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Erivan
YÜZÖLÇÜMÜ: 29.800 km2
NÜFUSU: 3.400.000
RESMİ DİLİ: Ermenice
DİNİ: Hıristiyanlık
PARA BİRİMİ: Ruble

Asya’nın batısında yer alan bir devlet. Kuzeyinde Gürcistan, doğusunda azerbaycan, batısında Türkiye, güneyinde Nahçıvan ve İran yer alır.

Tarihi

Ermeni uygarlığının temeli M.Ö. 6. asırda, eski Urartu krallığının kalıntıları üzerine atılmıştır. Urartuların topraklarına yerleşen Ermeniler bir süre sonra Med İmparatorluğunun hakimiyeti altına girdi. M.Ö 331’de Büyük İskender’in eline geçen bölge, M.Ö 301’de Selevkos İmparatorluğunun bir parçası haline geldi. Bir ara ikiye ayrılan Ermeniler İmparator İkinci Dikran zamanında tekrar birleşti ve güçlerinin en yüksek noktasına ulaştılar. Güneye doğru genişleyen Ermeni devleti, bir süre bölgenin en güçlü devleti haline geldi. M.Ö. 66’dan M.S. 3. asra kadar Ermeniler, Roma ile Partlar ve Persler arasındaki rekabetin ortasında kaldılar. 300’lü yıllarda Ermenilerin Hıristiyanlığı kabulü ile devlet toprakları ikiye ayrıldı. Bir bölümü Bizansın, bir bölümünde Perslerin hakimiyetine girdi.

Ermeniler 653’te Müslüman Arapların hakimiyeti altına girmelerine rağmen özerkliklerini korudular. On birinci asırda Ermeni toprakları tekrar Bizans tarafından ilhak edildi. Bunu Selçuklu akınları takip etti. On birinci asrın sonlarına doğru bütün Ermeni toprakları Türk hakimiyeti altına girdi. On üçüncü asırda bölge Moğol istilasına maruz kaldı. Selçukluların Anadolu fethinden sonra, Ermenilerin bir kısmı Kilikya’ya göç ettiler ve Haçlı seferleri sırasında batı devletleri ile ittifak yaptılar.

On altıncı asırdan itibaren Ermeniler, Osmanlı Devleti ile İran savaşları arasında kaldılar. Bu durum 17. asrın sonlarına kadar devam etti. Bu dönemde Ermeniler Avrupa ile Doğu arasındaki ticarette önemli rol oynadılar.

Rusya’nın 19. asırda Kafkaslara doğru genişleme politikası, Ermeni kültürünün canlanmasına ve batılı devletlerin Osmanlı idaresi altındaki Ermenilerle ilgilenmelerine sebep oldu. Osmanlı-Rus Savaşı (1877-78) ve Ayastefanos antlaşmasından sonra konu “Ermeni Meselesi” halini aldı. Doğu vilayetlerinde Ermeniler arasında 1880’den sonra Rusya’nın desteği ile milliyetçilik hareketi büyüdü. Teşkilatlanma, hayır cemiyetleri adı altında başladı. Buradan çeteciliğe geçtiler. Hınçak Tedhiş Komitesi ve Taşnak Tedhiş Komitesi gibi çeteler, Osmanlı Devleti bünyesinde müstakil bir Ermeni devleti kurmak istiyorlardı. Bunun için de yer yer Osmanlı ülkesinde isyanlar çıkardılar. Birinci Dünya Harbi sırasında, Ruslara yardım etmek için gönüllü taburlar kuran Ermeniler, Müslüman halka karşı katliam yaptılar.

Birinci Dünya Harbinin ardından Ermeniler, azeriler ve Gürcüler Transkafkasya Federal Cumhuriyetini kurdular. Fakat bu birlik kısa süre sonra dağıldı. Bu arada kısa ömürlü bir Ermeni Cumhuriyeti kuruldu. Rus ordusu 1920’de Ermenistan’ı işgal etti. Bu arada 19 Nisan 1920’de İtalya’nın San Remo şehrinde toplanan milletlerarası bir konferansta Anadolu Türkleri ile Orta Asya Türklerinin ittifakını (birleşmesini) kesmek üzere bu ikisi arasına Ermenilerden bir set çekmenin önemi üzerinde duruldu (Bkz. San Remo Konferansı. Ermenistan 1922’de azerbaycan ve Gürcistan ile birleşince Transkafkasya Sovyet Federe Sosyalist Cumhuriyeti kurulmuş oldu. 1936’da kabul edilen yeni Anayasa ile Ermenistan, Sovyetler Birliğini meydana getiren 15 cumhuriyet arasına girdi.

Sovyetler Birliğinde başlayan reformlar Ermenistan’da da köklü değişikliklere sebep oldu. İlk çok partili seçimler 1990’da yapıldı. Ülke yeni bir siyasi ve ekonomik döneme girdi. 1991 Eylülünde yapılan halk oylamasından sonra, Ermenistan bağımsızlığını ilan etti. Aynı sene, Bağımsız Devletler Topluluğuna katıldı. Ermenilerin de yaşadığı Dağlık Karabağ bölgesinin Ermenistan’a bağlanması için başlatılan gösteriler azerbaycan ile ilişkilerin bozulmasına sebep oldu. Gösteriler bir süre sonra iki devlet arasında savaşın çıkmasına yol açtı. Ermenistan ile azerbaycan arasındaki savaş, uluslararası kuruluşların bütün gayretlerine rağmen devam etmektedir (1993).

Fiziki Yapı

Ermenistan toprakları genelde dağlıktır. Denizden ortalama yüksekliği 1800 m civarındadır. Ülke topraklarının kuzeybatısı yüksek sıradağlar, derin nehir vadileri ve sönmüş yanardağların bulunduğu lav platolarından meydana gelir. Ülkenin en yüksek noktası olan Aragast Dağı (4090 m) bu bölgededir. Güneybatıda Ararat Ovası, doğuda dağlarla çevrili Sevan Vadisi yer alır. Aras Irmağı ve kolları bölgenin başlıca akarsuyudur. Sevan Vadisinde bulunan Sevan Gölü birçok akarsu ile beslenir.

İklim

Ermenistan’da yüksekliğe göre büyük değişikliğe uğrayan kuru bir kara iklimi hakimdir. Yazları genelde sıcaktır. Dağ eteklerinde yüksek olan yıllık ortalaması, ovalarda 2000 mm’ye düşer.

Tabii Kaynakları

Bitki örtüsü ve hayvanlar: Dağ etekleri ardıç ve yazın otlak olarak kullanılan çayırlarla kaplıdır. Ormanlar ülke topraklarının % 10’unu teşkil eder. Yarı çöl alanlarında, yabangülü, sarısabır, ardıç, hanımeli gibi sıcağa ve susuzluğa dayalı bitkiler vardır. Ülke topraklarının büyük kısmında yabandomuzu, çakal, yabankeçisi, ayı ve değişik yılan türleri vardır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Ermenistan’ın nüfusu 3,5 milyon civarındadır. Bu nüfusun % 90’ını Ermeniler, % 5’ini azeriler, % 2’sini Ruslar, % 3’ünü de diğer milletler meydana getirir. Nüfusun üçte ikisi şehirlerde oturur. Ararat Ovası ile Irmak Vadileri nüfusun en fazla olduğu bölgelerdir. Başlıca şehirleri başşehir Erivan ve Kumayri, Kirovakon’dır.

Eğitim 7-17 yaş arasında mecburi olup, parasızdır. Orta öğretim genel veya mesleki eğitim veren okullardan meydana gelir. Erivan Devlet Üniversitesinin yanısıra çeşitli enstitüler ve konservatuarlar vardır.

Ekonomi

Ülke ekonomisi tarım ve sanayiye dayalıdır. Nüfusun yarısına yakın kısmı tarımla uğraşır. İçki yapımında kullanılan üzüm başlıca tarım ürünüdür. Ayrıca meyve, sebze, tütün, pamuk, şekerpancarı ve patates yetiştirilir. Hayvancılık fazla gelişmemiş olup, çiftlik hayvanı besiciliği yapılır.

Güçlü bir sanayi ülkesi haline gelen Ermenistan’da, başlıca sanayi kuruluşları kimyevi madde, demirin dışındaki metaller, makina, hazır aletler, dokuma, içki, giyecek fabrikalarıdır. Madencilik ekonomik açıdan önemlidir.

Dağlık arazide ulaşımı zorlaştırmasına rağmen demir ve karayolu ağı oldukça zengindir. Başkent Erivan’dan dünyanın her yanına düzenli uçak seferleri düzenlenir.

Tagged :

Eritre

DEVLETİN ADI: Eritre Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Asmara
NÜFUSU: 3.250.000
YÜZÖLÇÜMÜ: 117.400 km2
RESMİ DİLİ: Amharaca
DİNİ: İslamiyet
PARA BİRİMİ: Etiyopya Birri

Doğu Afrika’da yer alan bir devlet. Kuzey ve doğusunda Kızıldeniz, batısında Sudan, güneyinde Etiyopya yer alır.

Tarihi Eritre toprakları Aksum Krallığının hakimiyet bölgesindeyken 950’li yıllarda Etiyopya Krallığına bağlandı. Bölge, Kanuni Sultan Süleyman döneminde Özdemir Paşa tarafından fethedildi. 5 Temmuz 1555’te merkez başkent Asmara’nın limanı Musavva olmak üzere Habeş eyaleti kuruldu. Osmanlı hakimiyeti, bölgenin 1889’da İtalyanların eline geçmesiyle sona erdi. İtalyanlar, Etiyopya Kralı İkinci Menelikle Uccialli Antlaşması ile bölgeyi işgal ettiler ve ertesi sene sömürge haline getirdiler. Bu bölgeye Roma döneminde Kızıldeniz’e verilen isim olan Mare Erythracum’dan esinlenerek Eritre adını verdiler. İtalyanlar bölgeyi Etiyopya’ya karşı düzenledikleri saldırılarda üs olarak kullandılar. Eritre daha sonra İtalya Doğu Afrikası’ndaki altı eyaletten biri haline getirildi.

İngiltere, 1940 yılının sonunda Süveyş yolunu açmak gayesiyle İtalya Doğu Afrika’sını parçalamak için harekete geçti. Fransızların desteği ile 1941 senesinde Eritre topraklarını ele geçirdi. İkinci Dünya Savaşından 1952’ye kadar İngiltere hakimiyeti altında kalan Eritre aynı yıl özerk bir bölge olarak Etiyopya’nın meydana getirdiği federasyona katıldı.

Eritre 1960’lı yıllarda Etiyopya’nın eyaleti haline getirildi. Bunun üzerine, bu karara karşı çıkan Eritre Kurtuluş Cephesi adlı gerilla teşkilatı kuruldu. Bir süre sonra da aynı gayeli farklı siyasi ideolojileri temsil eden birkaç örgüt daha ortaya çıktı. Bu örgütlerin Etiyopya’dan ayrılarak bağımsız bir devlet kurmak gayesiyle İmparator Haile Selasiye kuvvetlerine karşı sürdürdükleri gerilla savaşı, 1974’te yapılan askeri darbenin ardından daha şiddetlendi. Ama yeni yönetimin 1977 sonrasında aldığı sert tedbirler gerillaları önemli ölçüde geriletti. Gerilla örgütleri 1985’te birleşti. Bu tarihten sonra hızla güçlenen gerillalar 1991 Mayısında Addis Abeba’yı ele geçirdi. Etiyopya Devlet Başkanı Mariam ülkeden kaçtı. Etiyopya Devrimci Demokratik Halk Cephesi geçici hükümet kurması üzerine Asmara’da Eritre Halk Kurtuluş Cephesi de Eritre’de özerk yönetim kurdu. Nisan 1993’te yapılan halk oylaması neticesinde bağımsızlığını kazanan Eritre’de, Eritre Halk Kurtuluş Cephesi lideri İsayas Afewerki başkanlığında geçici hükümet kuruldu (Mayıs 1993).

Fiziki Yapı

Eritre toprakları, Kasar Burnundan, Babü’l-Mendep Boğazındaki Dumeira Burnuna kadar yaklaşık 950 km boyunca uzanır. Dahlak Adaları da Eritre’ye aittir. Etiyopya yüksek platosunun, doğu ve batıda alçak ovalarla çevrili kuzey uzantısı Eritre topraklarına girer. Doğu ovasının genişliği 16-80 km civarında olup, Danakil bölgesini ve deniz seviyesinden 116 m aşağıda bulunan Kobar Çukurunun kuzey kenarını içine alır. Batıda yumuşak bir eğimle plato, batıya doğru akan akarsu vadileriyle parçalanmıştır.

İklimi

Enlem itibariyle subekvatoral ve tropikal iklim kuşağı üzerinde bulunur. Bu yüzden iklim çok değişken bir özelliğe sahiptir. Yıllık sıcaklık ortalaması 30°C civarında olan deniz seviyesindeki Mitsiva yılda 200 mm civarında yağış alırken, 2000 m yükseklikteki Asmara’da yıllık sıcaklık ortalaması 16°C ve yıllık yağış ortalaması 500 mm civarındadır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

3.250.000 civarında olan ülke nüfusu çeşitli etnik ve dini gruplardan meydana gelir. Güneydeki yüksek bölgelerde Tigrinya dilini konuşan Hıristiyan Koptlar, kuzeydeki yamaçlarda Tigre dilini konuşan Müslümanlar, kıyıdaki çöllerde Saho ve Danakili dillerini konuşan kabileler yaşar. Kıyı ve Sudan sınırına yakın bölgelerde Arapça, başkent Asmara civarında da yaygın olarak İtalyanca konuşulur.

Ekonomi

Sulama imkanlarının geliştirilmesiyle üretimin artmasına rağmen yağış miktarının büyük değişiklikler göstermesi ve sık rastlanan çekirge istilaları yüzünden tarım çok geri seviyededir.Sanayi, başkent Asmara’da yoğunlaşmış olup, daha çok gıda ürünleri, dokuma ve deri eşyaya dayanmaktadır. Ayrıca Kobar Çukuruyla Mitsiva ve Assab’da tuz üretilir.

Ulaşım: Ülkenin Asmara ve Assab şehirlerinde havaalanları vardır. Karayolu ağı ülkeyi Etiyopya’ya ve Sudan’a bağlar. Dağlardan geçen demiryolu Mitsiva, Asmara ve Bişa’yı birbirine bağlar.

Tagged :

Endonezya

DEVLETİN ADI: Endonezya Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Cakarta
YÜZÖLÇÜMÜ: 1.919.443 km2
NÜFUSU: 181.451.000
RESMİ DİLİ: Bahasia
DİNİ: İslamiyet
PARA BİRİMİ: Rupiah

Güney DoğuAsya’da bir devlet. Endonezya, Ekvator üzerinde Sumatra Adasından, Avustralya’ya kadar uzanan adalar topluluğu üzerinde kurulmuştur. Batı ve güneyden Hint Okyanusu, kuzeyden Güney Çin Denizi, kuzey doğudan Büyük Okyanus ile çevrili, 5’i büyük, 300’ü orta büyüklükte, kalanları çok küçük adacıklar olmak üzere toplam 13.677 adadan müteşekkildir.

Tarihi

Endonezya’nın tarihi hakkında bilinen en eski bilgiler, 4-5 bin yıl kadar önce, Malaysia’dan halkın gelip yerleştikleri hakkındadır. Eski çağlardan beri ülkenin üzerinde bulunduğu adaların deniz ticaretinde ehemmiyeti çok büyük olmuştur. Bu sebepten, halk genellikle denizci veya tüccardı. Tarih çağlarında ülke, Çin, Hindistan, İran ve Bizans İmparatorluğunun deniz ticaret yolu idi. Halen bu özelliğini muhafaza etmektedir. Eski çağlarda ticaret gemileri buraya uğrar, baharat, reçine ve değerli kereste alırlardı. Ticaretteki bu ehemmiyeti sebebiyle, dünyanın çeşitli yerlerinden Endonezya’ya gelip yerleşen insanlar ülkede yeni fikir ve geleneklerin yerleşmesine sebep olmuşlardı. Miladın ilk yıllarına kadar halk aşiretler halinde yaşıyorlardı. Bu zamanda artan Hint tesiri neticesinde halk arasında Allahü tealanın emrettiği hakiki yol olmayan, putperestlik, Budizm ve Hindu dinleri yayıldı. Bu devirlerde ülkede aşiret idareleri krallık haline geldi. Öyle ki her ada ayrı bir krallıktı. Yedinci ve on üçüncü asırlara kadar bölgenin en güçlü krallıkları, Sumatra ve Java krallıkları idi. Güçlü olmalarının bir neticesi olarak da bölge ticaretine hakimdiler. On ikinci ve on beşinci asırlarda Hindistan ve Malaysia’dan ticaret için buraya gelen Müslüman tacirler hak din olan İslamiyetin yayılmasına vesile olmuşlardı. Halk İslamiyeti hiçbir zorlama olmaksızın kabul edip benimsemişti. Bundan dolayı daİslamiyet, Endonezya’da süratle yayıldı.

Avrupa’nın sömürgecilik zihniyeti, Endonezya’yı 1511 senesinde yakaladı. Bu sene Portekiz Malakka’yı işgal etti. Bundan sonra İspanya, Hollanda ve İngilizler ülkeyi istila ettiler. Bu devletler Endonezya’yı sömürmenin yanısıra Hindistan’ı da sömürgelerine katmak için üs olarak kullanmakta idiler. On altıncı asrın sonlarında Hollandalılar, Doğu Hindistan, Java ve Moluk’da kurdukları şirketlerle bölge ticaretini ele geçirdiler. Bunun yanısıra Cakarta’ya üs kurmalarıyla Hollanda’nın bölgedeki nüfusu arttı. Diğer sömürgeci devletlerin anlaşmaları neticesinde 18. asrın sonlarında Hollandaülkeyi tam manasıyla tek başına ve insafsızca kendi menfaatine kullanmaya başladı. 1900’lü senelerin başlarından itibaren gün geçtikçe antiemperyalist fikirlerin kuvvetlenmesi sonucu Hollanda sömürgeciliğine karşı, milliyetçilik ve bağımsızlık mücadelesi fiilen başladı. Bu mücadelenin önde gelen liderlerinden Ahmed Sukarno 1927’de kurulan Milliyetçi Partinin başkanı oldu. Endonezya halkının başlattıkları ve her geçen gün kuvvet kazanan bağımsızlık mücadelesi karşısında Hollanda endişeye düştü. Halk tamamen Hollandalı sömürgecilerin menfaatleri doğrultusunda yönetilmekteydi. Milliyetçilik ve bağımsızlık hareketlerini yatıştırmak ve sömürgeciliğini devam ettirmek için Hollanda siyasi bir oyun olarak yerli halka idarede kısmen iştirak hakkı tanıdı. Bu oyuna kanmayıp tam bir bağımsızlık isteyen halkın mücadelesi çok kanlı bir şekilde bastırılmaya çalışıldı. Mücadelenin liderlerinden Ahmed Sukarno ve arkadaşları yakalanarak sürgüne gönderildi. İkinci Dünya Savaşında Japonya, Endonezya’yı işgal etti. Siyasi olarak Japonlar ülke halkının Hollandalılara karşı yaptıkları bağımsızlık mücadelesini desteklediler. Japonlar, milliyetçilerin hükümet kurmalarına müsaade etti.

17 Ağustos 1945’te Japonların teslim olmalarıyla Endonezya’da Ahmed Sukarno başkanlığında bir hükümet kurularak bağımsızlıklarını ilan ettiler. Hollanda, Endonezya’nın bağımsızlığını tanımadı. Endonezya ve Hollanda arasında bu sebepten başlayan mücadele, Endonezya’nın zaferiyle neticelendi. Hollanda, “Endonezya, Birleşik Devletleri”ni resmen tanımak zorunda kaldı. 1950 senesinde devletin adı “Endonezya Cumhuriyeti” olarak değiştirildi. Ülkenin kurulu olduğu adalardan Yeni Gine Hollandalıların elinde kaldı. Endonezya ancak 1962 senesinde adanın batı kısmını Hollandalılardan kurtardı. Çin ve Rusya bütün antikomünist ülkelerde yaptıkları gibi, genç Endonezya Cumhuriyetini de yıkıcı ve bölücü faaliyetlerle kendi sömürgeleri, peykleri haline getirmeye çalıştılar. Ülke idaresini ellerine geçirmek için hükümet darbesi girişiminde bulundular. 1965 senesinde vuku bulan bu ayaklanma kanlı bir iç savaşa sebep oldu. 1.000.000 civarında insanın öldüğü iç savaşta komünistler, milliyetçiler ve ordu tarafından bertaraf edildi. Devletin kuruluşundan itibaren meydana gelen hadiselerde oldukça yıpranan Ahmed Sukarno iktidarı, 1967’de General Suharto tarafından yapılan hükümet darbesi ile son buldu. Darbe sonunda başa geçen General Suharto daha sonra yapılan seçimleri de kazandı. 1982’de Sebker seçimleri kazandı. 1983’te Suharto dördüncü defa 10 Mart 1988’de beşinci defa başkan seçildi.

Fiziki Yapı

Endonezya’nın üzerinde bulunduğu adalardan büyük olan beş tanesi, Sumatra, Borneo, Java, Celebes ve Yeni Gine’dir. Yeni Gine Adasının Endonezya’ya ait olan batı kısmına İrian Barat adı verilir. Borneo Adasının Endonezya’ya ait olan kısmına ise Kalımantan adı verilir. Sumatra, Borneo, Java ve Celebes adalarına Büyük Sonda Adaları; Bali, Lombok, Sumba, Sumbawa, Flores, Timor vb. gibi orta büyüklükteki adalara Küçük Sonda Adaları; Buru, Ceram, Halmehera vb. adalara ise Moluk Adaları ismi verilir. Adalar arasında çeşitli iç denizler mevcuttur. İç denizlerle beraber yüzölçümü yaklaşık 5.000.000 km2 olan Endonezya’nın kara parçalarının toplam yüzölçümü ise 1.919.443 km2dir. İç denizleri, Java, Sunda, Banda, Flores, Celebes ve Moluk denizleridir. Adaları birbirinden ayıran deniz ve boğazların önemli özellikleri derin olmalarıdır.

Endonezya genel yapı itibariyle volkanik adalardan müteşekkildir. Çoğu sönmüş vaziyette yaklaşık 150 civarında volkan bulunmaktadır. Ülke Ekvator çizgisi üzerindedir. Büyük adalardan olan Sumatra ülkenin batısında olup, Malakka Boğazı ile Asya kıtasından, kuzey batı, güney doğu doğrultusunda, güney doğuda Sonda Boğazı ile Java Adasından ayrılmıştır. Birmanya’daki sıradağların bir uzantısı Sumatra Adasının batı kıyılarında devam eder. Bu sıradağlar sönmüş ve halen faaliyette bulunan pekçok volkandan müteşekkildir. 3000 m’yi aşan yüksekliklere sahip bu dağ silsilesinin kuzeyinde geniş ve verimli vadiler, büyük göller bulunur. Adanın doğu kesimleri, düz ve basık olan ovalıktır. Bataklıklar doğu sahillerinde oldukça geniş yer kaplar. Büyük ırmaklara sahiptir. Java Adası, Sumatra ile Küçük Sonda adalar dizisinin en batısındaki Bali Adası arasında batı doğu istikametinde yer alır. Yaklaşık 1000 km boyunda ve 200 km eninde olan bu adada ekvatora paralel sıradağlar vardır. Bu sıradağlar, güneye daha yakın olup, üzerinde çok sayıda, bazıları halen tütmekte olan volkanlar mevcuttur. Adanın kuzeyi düz ovalı olmasına rağmen güney kıyıları yüksektir. Güney de deniz dibi fazla kayalık değildir. Bu da gemilerin adanın güney kıyılarına rahatlıkla yaklaşmalarını sağlamaktadır. Bu sebepten limanlar güneyde kuzey kıyılarına nisbeten daha çoktur. Java Adasının doğusunda yer alan orta büyüklükteki adalar topluluğu olan Küçük Sonda Adaları da fiziki yapı itibariyle diğer Sumatra ve Java Adalarından pek farklı yapıya sahip değildir. Topluluğu meydana getiren adaların hepsi volkanik olup, kıyıları düz ovalıktır. İrian Barat denilen Yeni Gine’nin Endonezya’ya ait batı kısımları da fiziki yapı olarak pek fazla değişmez. Bradjamusti Sıradağları, bölgenin ortasında batı doğu doğrultusunda yer alır.

Güney kısmı verimli ovalarla kaplı olan bölgenin kuzeyinde orta kesimlerindekine nazaran daha alçak olan sıradağlar, paralel olarak yer alır. Bu iki dağ silsilesi arada yer alan ova ile birbirinden ayrılır. Her iki sıradağlardan inen çok sayıdaki ırmak tarafından sulanan ova oldukça verimlidir. Yeni Gine Adasının batı kısmı olan bu bölgenin ortasındaki Bradjamusti Sıradağlarında yer alan Carstenz Tepesi 5050 m ile ülkenin de en yüksek noktasıdır. Yeni Gine ve Celebes adaları arasında yer alan pekçok ada ve adacıktan müteşekkil olan Moluk Adaları da dağlıktır.

Kıyıları çok girintili çıkıntılı, aynı oranda kayalık olan adalar gemilerin yanaşmasına müsait olmadığı halde bazı yerler gemiler için iyi bir barınak vazifesi görmektedirler. Celebes Adası, adanın tam ortasındaki dağların dört farklı yöne açılması ile bir ahtapot görünümü arzetmektedir. Dört yarımadanın arasında kalan üç körfez de derin ve oldukça geniştir. Dağların en yüksek noktası 3840 m ile Latimodjang Tepesidir. Celebes Adası yakınlarında pekçok küçük adacıklar mevcuttur. Endonezya’yı meydana getiren adaların en büyüğü Borneo’dur. Bu ada siyasi bakımdan üç bölgedir. Kuzeyde ve kuzey batıda Malaysia’ya bağlı Sarawak ve Sabah bölgeleri ve bu iki bölge arasında kalan bağımsız Brunei Devleti ile bu bölgelerin dışında kalan, adanın orta ve güney kısmını teşkil eden Endonezya’ya bağlı Kalimantan adı verilen bölgedir. Güney-batı, kuzey doğu istikametinde, Endonezya, Malaysia sınırının bir kısmında dağlar uzanır. Kalan geniş kısımları düz ovalık, kıyı kesimleri ise bataklıktır. Genellikle alçak ve bataklık olan kıyılarında gemilerin yanaşmasına elverişli pekçok körfez vardır.

Önemli akarsuları ülkenin büyük adalarında bulunmaktadır. Sumatra Adasındaki ırmaklar, Musi, Kampar, Rokar ve Hari’dir. İrian Barat bölgesindeki en önemli akarsu ise adanın ortasındaki sıradağlardan çıkıp, kuzeyde Büyük Okyanusa dökülen Mamberamo Irmağıdır. Borneo Adasının Endonezya’ya ait kısmı olan Kalimantan bölgesindeki en önemli akarsuları ise, Kayan, Mahakam, Barito ve Kapuas ırmaklarıdır. Ülkenin en önemli gölleri ise Sumatra Adasının kuzeyinde yer alan Toba Gölü, Celebes Adasındaki Towuti ve Poso gölleri ile Kalimantan bölgesindeki Semajang ve Djempang gölleridir.

İklim

Ekvator üzerinde yer alan ülkede tabiatıyla ekvator iklimi hüküm sürmektedir. Bütün yıl boyunca muson rüzgarlarının etkisinde kalan ülke, bol yağış alır. Kışın kuzey batıdan esen musonlar bol yağış getirirler. Bahar ve yaz aylarında ise güney doğudan esen yaz musonları yağışlara sebep olurlar. Senelik yağış miktarı, ortalama 3000-7000 mm arasında değişmektedir. Yıllık ortalama sıcaklık ise 25-26°C’dir. Bölgelere göre iklim çok az da olsa farklılık arz eder. Sumatra Adasında yıllık yağış ortalaması 4.500 mm’yi bulurken, sıcaklık, 26°C’lik ortalamaya sahiptir. Muson rüzgarlarının tesirinin en fazla olduğu bölge burasıdır. Java Adasında yağış, diğer bölgelere göre biraz daha azdır. Bilhassa bölgenin doğu kesimlerinde senelik yağış ortalaması 900 mm’ye kadar düşmektedir. Bu bölgenin yüksek bölgelerinin nisbeten serin geçmesine rağmen, sıcaklık farkı pek fazla değildir. Küçük Sonda Adalarından Timor’da, 1400 mm civarında olan yıllık yağış ortalaması, bölgenin en düşük ortalamasıdır. İrian Barat ve Moluk adalar topluluğunda da sıcaklık ortalaması 25°C, yağış ortalaması ise 2500 mm civarındadır.

Tabii Kaynakları

Endonezya, Hollanda’nın her ne pahasına olursa olsun, sömürge olarak kullanmaktan vazgeçmek istemediği seviyede bol tabii kaynaklara sahip bir ülkedir. İkliminden dolayı gür tropik ormanlar ülkenin bitki örtüsünü meydana getirir. Bol ve çeşitli bitkiler ülkede mevcuttur. Bataklıkların çok bulunduğu kıyı bölgelerinde bataklık bitkileri ve mangrovlar hakim bitki örtüsüdür. Dağ yamaçlarının gür ormanlarla kaplı bulunduğu Sumatra’da bazı bölgelerde kauçuk ormanlarına da rastlanır. Küçük Sonda Adalarında kerestesi makbul ağaçlarla kaplı ormanlar daha çoktur. Ülkede hemen hemen 2500 m yüksekliklere kadar ekvator bitkilerinin meydana getirdiği ormanlar vardır. Celebes Adasında düzlük olan bölgelerde iri yapraklı bitkiler daha hakim olurken, yükseklere çıkıldıkça kerestesi mobilyacılıkta çok değerli olan abanoz ve tek ağaçları ziyadeleşir. Borneo Adasının kıyı kesimlerinde bataklıklar yoğun olduğundan bu bölgelerde bataklık bitkileri hakimdir. Burada da iç kısımlarda ormanlar değerli tropik ağaçlar ihtiva ederler. Bambu, ülkenin her yerinde en bol bulunan ağaçtır. Palmiye, muz, hintkirazı ve turunçgillerin yaygın olduğu Endonezya’da, yüksek ve yağışın daha az bulunduğu bölgelerde ormanlar seyrekleşir ve yerlerini savanlara, tik, kazein, okaliptus ağaçlarına bırakır.

Hayvan çeşitleri çok boldur. Dünyada kuş çeşitlerinin bolluğu ile meşhurdur. Tropik ormanlarda kaplanlar, leoparlar, büyük orangutanlar, maymunlar, her boyda yılanlar, sürüngenler, bataklık bölgelerinde timsahlar ülkenin her bölgesinde bulunan hayvanlardır. Sumatra ve Kalimantan’da Hindistan filleri, Sumatra ve Java adalarında ise gergedanlar bol olarak bulunur.

Yer altı zenginlikleri bakımından da yer üstü zenginliklerinde olduğu gibidir. Bol ve çok çeşitli madenler mevcuttur. Kalay, petrol, tabii gaz, kömür, boksit, manganez, altın ve gümüş yatakları dünya rezervleri arasında önemli bir yer işgal eder. Ayrıca bunlardan başka nikel, bakır ve iyot ile tuz da zengin yeraltı madenleri arasında yer alır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Ülke nüfusu 177.046.000 civarındadır. Nüfusu en fazla olan İslam ülkesidir. Halk çok çeşitli etnik gruplardan meydana gelir. Nüfusun büyük bir kısmını meydana getiren Malaysialardan başka Papular, Bataklar, Alaslar, Kabauslar, Gojolar, Araplar, Çinliler ve Hindular da etnik grupları teşkil eder.

Ülkenin en dikkat çekici özelliklerinden biri de nüfus dağılımının çok düzensiz olmasıdır. Java adası nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu bölgedir. İrian Barat ise yoğunluğun en az olduğu bölgedir. Ülke yüzölçümünün % 7’sini teşkil etmesine rağmen Java’da nüfus yoğunluğu kilometre kareye 450 kişidir. Yoğunluğun en az olduğu İrian Barat bölgesinde ise kilometre kareye 1,7 kişi düşer. Ülkenin başşehri olan Cakarta, Java adasında bulunmaktadır. Endonezya’nın önemli şehirleri de buradadır.

Halk genellikle tarımla uğraşır. Buna rağmen nüfusu milyonları aşan pekçok büyük şehirleri vardır. Ülke halkının başlıca besin maddesi pirinçtir.

Halkın % 90’ı Müslümandır. Kalanı ise Konfüçyüs, Budizm, Putperest ve Hıristiyanlık gibi inançlara sahiptirler. Ülkede, birbirine çok benzeyen 250’den fazla dil kullanırlar. Bağımsızlıktan sonra yapılan çalışmalarla ülkenin resmi dili olarak, kullanılan farklı lehçelerin ortak kısımlarını ihtiva eden “Bahasia” denilen lisan kabul edilmiştir. Hollandalılar sömürge zamanlarında kendi dillerini okullarda mecburi etmişlerdi. Fakat, halk bunu kabul etmedi. Okuma yazma oranı toplam nüfusa göre % 75’tir. Bu oran bağımsızlıktan önce % 50’lerin altında idi. Hollandalılar, halkın okur yazar olmasını her fırsatta engellediler. 8-14 yaş arası öğretim mecburi ve parasızdır. 14’ü bağımsızlıktan sonra kurulmuş olmak üzere 17 üniversite vardır.

Halkın % 80’i köylerde yaşar. Kıyı bölgelerinde yaşayan halk ile iç kesimlerde yaşayanlar arasında hayat tarzı ve kültür farklılıkları oldukça fazladır. Halk güzel evler yapmaya düşkünlükleri ile meşhurdur. Yaptıkları evler iklim ve imkanlar icabı, daha ziyade kazıklar üzerine kurulmuş, çatıları çok dik, genellikle bambudan yapılmıştır. Temel gıda maddeleri pirinç olmasına rağmen, bazı fakir bölgelerde mısır ve manyok bitkilerinin pirinç yerine ikame olduğu görülmektedir. Erkek ve kadınlar gelenek halinde olan, kain veya sarong adı verilen, vücuda sarılan elbiselere bürünürler. El sanatları, özellikle kumaş dokuma ve işleme yönünde çok yaygındır. Batik denilen egzotik renk ve desenli kumaşlar en fazla işlenen el sanatı ürünleridir.

Siyasi Hayat

Endonezya’da başkanlık sistemine dayalı, cumhuriyet rejimi vardır. Parlamento, 460 üyeli Millet Meclisi’nden meydana gelmektedir. 1967’ye kadar ülkeyi Ahmed Sukarno başkanlığındaki hükümet yönetti, bundan sonra da Suharto başkanlığa geçti. Ülke idari bakımdan 21 bölgeye ayrılmıştır.

Ekonomi

Ekonomi tarıma dayalıdır. Fakat bağımsızlığına kavuştuğundan beri sanayi, madencilik ve ticarette çok önemli ilerlemeler kaydedilmiş ve bu ilerlemeler devam etmektedir. Topraklarının ancak % 7,5’u ekilebilir durumdadır. Sulanabilen arazilerde senede iki defa mahsul almak mümkündür. Ülkede en çok ekilen tarım ürünü pirinçtir. Pirincin çok yetiştirilmesine rağmen, halkın temel beslenme maddesi olduğu için ülke ihtiyacını dahi karşılayamamaktadır. Ekilebilir arazilerinin çoğunluğu Java, Bali ve Sumatra adalarındadır. Bu durum nüfus dağılımının en etkili faktörüdür. Pirincin yanında çay, baharat, tütün, mısır, yer fıstığı, şekerkamışı, manyok, patates, kahve, soya fasulyesi yetiştirilen önemli ürünlerdir.

Ülkenin üçte ikisinin ormanlık olması ekonomiye orman ürünlerinin katkısını arttırmaktadır. Orman ürünlerinde dünya ülkeleri arasında ikinci sırayı almaktadır. Kerestesi değerli olan abanoz ve hint meşesi ağaçları, kauçuk ormanlarından elde edilen kauçuk, kına ağacı kabuklarından elde edilen kinin ülke ekonomisine büyük katkısı bulunan orman ürünleridir. Dünya kinin ihtiyacının % 90’ını Endonezya karşılamaktadır. Ormanlar devlet kontrolündedir.

Madenlerin işletilmesi sömürge devrine göre, ülke için daha faydalı hale gelmesine rağmen, ekonomi halen dışa bağımlı, dış yatırımlara muhtaçtır. Senelik 50 milyon ton olan petrol üretimi ülke petrol rezervlerinin pek azının değerlendirilmesi ile elde edilir. Petrol rafinerilerinin gelişmesi her geçen gün petrol üretimini artırmaktadır. Petrol en ziyade Sumatra ve Kalimantan bölgelerinden elde edilmektedir. İhracatının yarısını petrol tutmaktadır. Petrol ve tabii gaz istihsalinden sonra ülke maden üretiminde ikinci sırayı teşkil eden kalay istihsalinde dünya devletleri arasında üçüncü sırayı almaktadır. Sanayi, ancak bağımsızlıklarına kavuştuktan sonra kurulmaya başlandı. Petrol rafinerileri, demir-çelik sanayii, lastik, çimento, kağıt, kinin, gübre, dokuma fabrikaları her geçen gün çoğalmaktadır. Tuz üretimi devlet tekelinde olup, ülke ihtiyacını karşılayacak seviyededir. Limanları her tonajdaki gemilerin yanaşmasına elverişli, tersaneleri de her geçen gün gelişmekte olmasına rağmen kendi deniz filosu yetersizdir. Ülkenin en çok sıkıntı çektiği husus elektrik enerjisinin yeterli olmamasıdır. Fakat son yıllarda bu konuda kayda değer çalışmalar yapılmaktadır. Makina, elektronik, dokuma ve kimya sanayii gelişme içerisindedir.

Hayvancılık ülke ekonomisinde fazla bir yer tutmaz. Sadece koyun, keçi ve kümes hayvanları beslenmesi yaygındır. Ülkenin fiziki yapısı icabı balıkçılık ekonomide geniş bir yer tutar. Son zamanlarda senelik balık istihsali iki milyon ton dolaylarına erişmiştir. Genellikle kıyı balıkçılığı olarak yapılan balıkçılık, ülke için ticari bir vasıf taşımaz. Japonya’nın yardımlarıyla balıkçılık gelişmekte, açık deniz balıkçılığı için çalışmalar yoğunlaşmaktadır. Karayolu ulaşımı mühim olmadığı için fazla gelişmemiştir. Hava ve deniz ulaşımı ülke ihtiyacını karşılayacak seviyededir.

Tagged :

El Salvador

DEVLETİN ADI: El Salvador Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: San Salvador
NÜFUSU: 5.400.000
YÜZÖLÇÜMÜ: 21.041 km2
RESMİ DİLİ: İspanyolca
DİNİ: Hıristiyan (Katolik)
PARA BİRİMİ: Colon

Orta Amerika’nın yüzölçüm olarak en küçük ülkesi. Kuzeybatıda Guatemala, doğuda Honduras, güneyde ise Büyük Okyanus ile çevrilidir. Yüzölçümüne göre sahip olduğu nüfus, bölge ülkeleri arasında nüfus yoğunluğu en fazla olan ülke özelliğini kazandırmıştır.

Tarihi Arkeolojik kazılarda çıkan Maya kalıntılarından da anlaşıldığı gibi, eski bir tarihe sahiptir. Taruma gibi bazı kalıntılar, kuzeylerinde kalan Mayalar kadar eski bir medeniyete sahip olduklarını göstermektedir. Mayaların Pakoman kabilesi, İspanyol istilasına kadar, El Salvador’un batısında yaşamıştır. Pakomanlardan sonra Meksika’dan gelen Pipiller buraya yerleşerek çoğalmışlardır. Kuzeydeki ve doğudaki Loncaların nereden geldikleri bilinmemektedir. 1524’te Meksikalı Pedro de Alvoro ordusu ile Guatemala üzerinden Cuscatland’a doğru ilerledi. Pipiller yıllarca bunların hakimiyetinde yaşadılar. 1528’de San Salvador, 1530’da San Kuquel, 1552’de Sonsonate şehirleri kuruldu. Sonsonate yüzlerce sene kakao ithal merkezi oldu. İndiga boyasının çıkarıldığı“jikilit” nebatı (bitkisi) yetiştirildi. El Salvador, 1570-1821 seneleri arası Guetamala hakimiyetinde yaşadı. Bu zaman zarfında, hem Salvador’da hem de Sonsonate’de mahalli idareciler (Alkandes Mayores) vardı. Sanda Ana ve diğer birçok küçük şehir ise, İspanyolların kurduğu meclisler olan Cobildoslar olmadan idare edildi. Bu, halkın faydasına oldu.

El Salvador’un tarihini, 1930 yılı ikiye böler. 1821’de bağımsız olduğundan 1930’lara gelinceye kadar, El Salvador’u Los Catorce denen 14 aile idare etti. Toplam nüfusun % 0,2’sini teşkil etmesine rağmen, toprağın % 60’ına sahip bulunan bu 14 ailenin ekonomik gücü, kendilerine siyasi güç de sağlamış ve yüz yıldan fazla ülkeyi idare etmelerine imkan vermiştir. Fakat, El Salvador’un bu döneminin istikrarlı olduğu da söylenebilir.

El Salvador’un siyasi gelişmelerinde, 1929-1930 dünya ekonomik buhranı büyük rol oynadı. Zira bu buhranla beraber, en mühim ihraç maddesi olan kahve fiyatlarının birdenbire düşmesi, ülkede ekonomik krizlere sebep oldu. Bu huzursuzluk şartları içinde, küçük bir parti olan El Salvador Komünist Partisinin lideri Agustin Farabundo Marti şehirlerde işçileri ve kırlık alanda da köylüleri ayaklandırdı. O sırada devlet başkanı olan ArturoAraujo da sosyalist eğilimliydi. Bu sebeple ordu, 1931 Aralık ayında bir darbe ile Araujo’yu düşürdü ve yerine General Maximiliano Hernandez Martinez’i geçirdi. Hernandez Martinez, ayaklanmaya karşı sert tedbirler aldı. Farabundo Marti’yi yakalayarak arkadaşlarıyle birlikte idam ettirdi. Ayaklanmaya katılan, sayıları 10.000-30.000 arasında tahmin edilen insanı öldürtmekten kaçınmadı. Duruma hakim olarak, 14 yıl sürecek diktatörlüğünü kurdu.

Hernandez Martinez, 1944 yılında yine askerler tarafından devrildi. Bundan sonra, 1979 Ekimine kadar devam edecek olan bir askeri idare devleti idare etti. 1962 yılında bir anayasa hazırlanarak yürürlüğe konmuş ise de, bu anayasanın tatbikatı demokratik olmamış ve seçimlerde daima albaylar veya generaller seçilmiştir.

1970’lerden itibaren El Salvador’da şehir gerillacılığı ve terörizm birdenbire arttı. Komünistlerin aralarında görüş ayrılığı çıktı ve bir kısmı ayrılarak kırlık alanda şehir gerillacılığına intikal ettiler. Bunun üzerine, bunlara karşı mücadele etmek üzere Beyaz Gerilla Birliği denilen ölüm mangaları teşkil edildi.

Böylece, El Salvador terörizm içine girmiş oldu.

1977 seçimleri siyasi kargaşaya sebep oldu. Bunun üzerine, ordunun mutedil subayları, 1979 Ekiminde yaptıkları bir darbe ile iktidarı ele geçirdiler. Marksist gerillaları yumuşatmak ve onlarla bir diyalog sağlamak için kurdukları cuntaya üç solcu sivili de aldılar. Fakat bu üç üye, cuntayı fazla sağcı bularak, 1980 Ocak ayında istifa etti. Bunların yerine Hıristiyan Demokrat Partiden üç üye alındı ki, bunlardan biri 1972 başkanlık seçimlerini kazandığı halde o zaman askerlerin başkanlığı vermeyip Venezuela’ya sürgün ettikleri Jose Napoleon Duarte idi.

Cunta 1980 Martında, ülkede bir yandan sıkıyönetim, öte yandan da geniş çaplı bir toprak reformu ilan etti. İlk elden 210.000 aileye toprak dağıtıldı. Bu toprak reformu ile 14 ailenin (los Catorce) toprak üzerindeki kontrolü kaldırılmış oldu. 1980 Aralığında devlet başkanlığını tekrar üstlenen Duarte, 1982’de sağcı partilerin mecliste çoğunluğu kazanması üzerine çekilmek mecburiyetinde kaldı. 1983’te yeni anayasa hazırlandı. Günümüzde hala tam bir siyasi istikrar sağlanamamıştır.

Fiziki Yapı

Yüzölçümü 21.041 km2 olan El Salvador, Orta Amerika’nın en küçük ülkesi durumundadır. Fiziki yapı itibariyle sade bir özelliğe sahiptir. El Salvador’un Büyük Okyanusla olan kıyı bölgesi alçak bir ovadır. İç kısımlara doğru gittikçe yükselen ova, verimli ve yüksek bir yayla görünümünü kazanır. Yayla bölgesinin denizden yüksekliği ortalama 600 m civarındadır. Ülkenin iki kenarında denize dik olan volkanik sıradağlar yer alır. Ortalama 2000 m kadar yüksekliğe sahip olan volkanik sıradağların en yüksek olanı, aynı zamanda ülkenin de en yüksek yeri olan Santa Ana volkanı olup 2400 m yüksekliğe sahiptir. En son faaliyette bulunan volkan ise 1968’de püsküren İzalco volkanıdır.

Akarsular bakımından son derece zengin bir ülkedir. İrili ufaklı 150 civarında akarsuya sahiptir. Bu akarsulardan en büyüğü Rio Lempa Irmağı, aynı zamanda Orta Amerika’nın en büyük akarsuyudur. Bu nehrin meydana getirdiği vadi (Rio Lempa Vadisi), kuzeyde Honduras Dağlarında son bulur. En büyük gölü olan İlopango, 75 km2 yüzölçüme sahip ve en önemli gölüdür.

İklim

Ekvator ile Yengeç dönencesi arasında kalan ülkede tabiatıyla tropik iklim hakimdir. Ne var ki diğer tropikal iklim bölgelerindeki ülkelere nazaran daha yüksek olduğu için sıcaklar kavurucu değildir. Ülkenin yüksek yayla bölgesindeki yıllık sıcaklık ortalaması yaklaşık 24°C civarında olup, bilhassa yayla ve dağların bulunduğu bölgeler bol yağış alırlar. Yağışların daha ziyade yaz aylarında bol olduğu ülkenin senelik ortalama yağış miktarı 1500-2000 mm civarındadır. Bu yağışlar neticesinde pekçok akarsu taşar. Akarsular yavaş aktığı için bu taşmalar tarıma zarar vermez.

Tabii Kaynakları

Mahalli hayvan ve bitkiler, Orta Amerika’da yetişenlerden farklı değildir. En büyük geçim kaynağı olan kahve volkanik arazide yetişir. Madencilik fazla öneme haiz değildir. Kauçuk ağacı, pelesenk ağacı, sedir ağacı, ceviz, maun ağacı önemlidir. Ormanlarda jaguar, papağan, tapir gibi yabani hayvanlar bulunur.

Nüfus ve Sosyal Hayat

5.400.000 olan nüfusu ile Orta Amerika’nın nüfus yoğunluğu en fazla olan ülkesi durumundadır. Nüfus yoğunluğu 244.2’dir. Nüfusun % 20’sini ülkenin gerçek yerli halkı olan Kızılderililer, % 75’ini Kızılderili-beyaz karışımı olan ve Mestizolar adı verilen melezler, % 5’ini ise beyazlar teşkil eder. El Salvador’da nüfusun yoğun olduğu bölgeler iç kesimlerdeki yüksek yayla bölgeleridir. Kıyı şeridi nüfus yoğunluğu bakımından ülkenin en zayıf bölümüdür. Resmi dili İspanyolcadır. Kızılderili kabilelerin konuştuğu kendi dilleri çeşitli olmasına rağmen konuşanların sayısı azdır. Halkın büyük çoğunluğu Hıristiyanlığın Katolik mezhebine bağlıdır. İlk öğretim 7-13 yaşlarında parasız ve mecburidir. Okuma yazma bilenlerin toplam nüfusa oranı % 63 civarındadır. En önemli şehirleri, El Salvador, Sonsonate, Acajutla, Santa Ana şehirleridir.

Siyasi Hayat

El Salvador’da başkanlık sistemine dayalı cumhuriyet yönetimi vardır. Fakat bu sistem uzun senelerdir tatbik edilememektedir. Sık sık yapılan hükumet darbeleri, uzun senelerdir devam eden iç savaşlar, cumhuriyet idaresinin işlemesine engel olmaktadır. Ülke uzun süredir, askeri darbeler neticesinde başa geçen askeri cuntalar tarafından idare edilmektedir. Bu cuntaların önemli bir özelliği darbe neticesinde başa geçen askerlerin kurdukları cuntaya sivil kişileri de almalarıdır. Burada ülkeyi idare eden cuntalar, asker-sivil karışımıdır.

Ekonomi

Tarıma dayalı bir ekonomisi vardır. Ülke topraklarının % 25’i ekime elverişlidir. Ekilen bitkilerin arasında mısır en büyük sahayı kaplar. İklimi sebebiyle tropik bitkiler, özellikle pirinç, muz, turunçgiller, ananasgiller bol miktarda yetişmektedir. Ülkenin en önemli ekonomik ürünü kahvedir. Bundan sonra pamuk, tütün, susam, şekerkamışı, önemli ekonomik ürünlerindendir. Tarımdan sonra ormancılık ve hayvancılık mühim bir yer işgal etmektedir. Hayvancılık, sığır, at gibi büyükbaş hayvanların beslenmesi şeklinde yapılır.

Az gelişmiş olan sanayi belirli birkaç dalda ilerlemiştir. Bunlardan pamuklu dokuma, kimya (yağ, sabun vs.) sanayii, tütün işleme, çimento, ayakkabı sanayii oldukça gelişmiş vaziyettedir. Ayrıca tarım ürünlerini işleyen imalathaneler mevcuttur.

Ekonomisinin düzelmesi ve gelişmesinde Orta Amerika Ülkeleri Ortak Pazarına üye olması önemli tesir yapmıştır. Madenlerinden altın ve gümüş kayda değerdir. İhracatında pamuk ve kahve önemli yer tutar. Öyle ki, ihracatının % 90’ını kahve, kalanını ise pamuk, tütün ve diğer tarım ürünleri teşkil eder. İthalatında sanayi ürünleri başta gelir. Ticaretini genellikle Amerika Birleşik Devletleri ile yapmaktadır.

Ulaşım: El Salvadorda başşehir ile güney doğuda Fonseca Körfezi şehirlerinden La Union; liman imkanları gittikçe artan bir şehir olan Acajutla ve Carabean Denizi kıyısındaki Potto Barrios şehri arasında demir yolları vardır. Pasifik kıyılarına yakın El Salvador’u doğudan batıya kadar kat eden Inter-Amerikan otobanı mevcuttur. Honduras veGuetamala’ya giden başka asfalt yolları da vardır. El Salvador’da uçaklar Tarnsportes Aéreos Centro-Americanos (TACA) tarafından işletilir.

Tagged :

Ekvator Ginesi

DEVLETİN ADI: Ekvator Ginesi Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Malabo
NÜFUSU: 358.000
YÜZÖLÇÜMÜ: 28.051 km2
RESMİ DİLİ: İspanyolca
DİNİ: Katolik, İslam, Protestan
PARA BİRİMİ: Ekuele

Afrika kıtasının batısında, Gine Körfezinde; kuzeyinde Kamerun güney ve doğusunda Gabon, batısında Gine Körfezi bulunan kıyı şeridi ile körfezdeki iki adadan müteşekkil devlet. Eski İspanyol sömürgelerindendir.

Tarihi

Ekvator Ginesinin bilinen tarihi 10. asırdan itibaren başlar. Bantu lisanı konuşan Bubi halkı, 10-15. asırlar arasında, adı sonradan Fernando Po olan bölgeye göç ettiler. 1749’da Portekizli gemiciFernando Po, adaya ayak basan ilk Avrupalı oldu. Portekiz burayı sömürge haline getirdi. 1778’de ada İspanyollara geçti. Bunlar bir koloni kuramadılar. 1827’de İngilizlere adada (Santa İsabel’de) kölecilik faaliyetlerine karşı yardım etmeleri için bir üs temin edildi. Bundan sonra İngilizlerin nüfuzu hissedilmeye başlandı. İspanyollar 1843’te Fernando Po Adasında kontrolu ele geçirdiler. Ada bir aralık politik sürgünler ve azat edilmiş Kübalılarla doldu. Ekonomik gelişmesi 20. yüzyıldan sonra olmuştur. Yirminci yüzyıla kadar İspanya Rio Muni’deki kıyı bölgelerini işgal etti. 1923’e kadar bu işgal resmileşemedi. 1959 ve 1960’ta, kolonicilik fikrine karşı Birleşmiş Milletlerde meydana gelen fikir akımıyla İspanya Ekvatorial Gine’yi koloni yerine uzak denizlerdeki eyalet haline getirdi. Daha sonra İspanyol Ginesi tekrar Ekvator Ginesi haline geldi. Fernando Po ve Rio Muni adında iki eyalete de sınırlı olarak kendi kendini idare etme hakkı tanındı. Madrit’deki bir konferanstan sonra 1968’de Ekvatorial Gine bağımsızlığına kavuştu. Fang topluluğundan Francisco Macias Nquema ilk başkan seçildi.

Ekvator Ginesi bağımsızlığı kazandıktan sonra ekonomik buhranın yanında politik buhran da geçirdi. 1969’da İspanyollar ile Rio Muni’deki halk arasındaki gerginlik gösteri yapmaya kadar varınca, İspanya, gemi yollayarak vatandaşlarınıİspanya’ya getirtti. Madrit elçisini geri çağırdığından, kriz bitmiş olmasına rağmen pekçok İspanyol ülkeyi terk etti. 1969 Mart ayında, Dışişleri Bakanı Atanassio Ndongo ve Birleşmiş Milletler Temsilcisi Saturnio İbongo, darbe teşebbüsünde bulundular. Fakat, başkan Macias’ı yakalayamadılar. Macias tekrar iktidara geldi. Ndongo, İbongo ve diğer Bubi liderleri yakalandı. Darbeden sonra Macias diktatör haline geldi. 1979’da yapılan bir darbeyle askeriye yönetimi ele geçirdi. 1982’de yeni anayasa kabul edildi. 1983’te seçimler yapıldı.

Fiziki Yapı

Ülkenin Afrika kıtasındaki bölümünde, ortalama 20 km genişliğindeki kıyı ovasından hemen sonra başlayan tepeleri Gabon sınırına doğru yükselen platolar takib eder.

Fernando Po Adası, 2108 km2 olup, Rio Muni’nin 150 km kuzey batısındaki Baifra Körfezindedir. 850 m yüksekliğe varan halen aktif Pico de Santa İsabel volkanı buraya hakimdir. En geniş kuzeyde olan dar sahil düzlüğü hariç arazinin geri kalan kısmı tepeliktir. Çok sayıda turist çeken siyah kum sahilleriyle bitki örtüsünün görünümü güzeldir.

Annobon Adası, 17 km2dir. Yaklaşık 600 km güney batıdadır. Nisbeten çıplaktır.

Büyük dağlarla kaplı Rio Muni 26.004 km2 olup, 10-15 km içeriye uzanan sahil düzlüklerinden itibaren arazi deniz seviyesinden 120 m yüksekliğe varan Crystal Dağlarına kadar yükselir. Ovadan bir sene içerisinde birkaç kere mahsul alınabilir. Nehirlerinin çoğu kısadır. Başlıca üç tane akarsuyu vardır. Kamerun boyunca akan Cmapa, Rio Muni’nin merkezinde kısmen ulaşıma elverişli Benito ve yine bu bölgeye suyunu akıtan güneydeki Utamboni Ekvatoriyal Gine’nin başlıca nehirleridir.

İklim

Tropik iklime sahiptir. Rio Muni’de sıcaklık ortalaması 26°C civarındadır. Bol yağış alan ülkede senelik ortalama yağış miktarı 2400-4600 mm arasında değişir. Yağışlar yaz aylarında artar.

Tabii Kaynakları

İklimden dolayı tropikal bir bitki örtüsü hakimdir. Bitki örtüsü yüksekliğe göre değişir. En alçak kesimlerde tropik ormanlar, sonra sırasıyla, seyrek ormanlar, savanlar, otluklar ve kırlar gelir. Yoğun petrol araştırmaları yapılmaktadır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Ekvator Ginesi’nin nüfusu 358 bindir. 100 bini Fernando Po’da, geri kalanı da Rio Muni’de yaşamaktadır. Fernando Po’da yaşayan en büyük grup 1970’lerin başında sayıları 15.000’i aşmayan Bubilerdir. Bubilerin aslı bilinmemektedir. Fakat altıncı ve 8. yüzyıllar arasında Güney Cameroon sahillerinin nüfusunu meydana getiren Ekvatoriyal Bantu göçlerinin bir kolu olduğu zannedilmektedir. Bubilerin çoğu çiftçidir. 3000 civarındaki Fernandilolar melez olup İngilizce konuşurlar. Ekvatoriyal Gine’nin en tahsilli vatandaşları olan Fernandilolar adanın ekonomisine de hakimdirler. Şehir işlerinin çoğu ve büyük verimli çiftliklerin bir kısmı onlara aittir. Fernando Po’nun geri kalan nüfusunu Rio Munili nisbeten az sayıda Fang işçileri, 70.000 civarında Nijerya, Kamerun ve Portekiz’e ait komşu Sao Tome Adasından ziraat işçileri meydana getirir. Nijeryalıların 30.000’i Fernando Po’nun kakao ağacı dikili alanlarında veya çiftliklerinde çalışan mukaveleli işçilerdir. Annobon’da Portekizlilerin getirdiği esirlerden kalma sayıları gittikçe azalan bir grup insan daha vardır. Dağlıların çoğu bir tür Portekizce konuşur.

Rio Muni’nin nüfusunun % 90’dan fazlası Fang (pamue) etnik grubuna dahildir. Lakin, Fangların bir kısmı, kakao çiftçiliği ve kerestecilik yapar. Diğerlerinin çoğu ülkenin ekonomisine pek katkısı olmayan çiftçilerdir. Rio Muni’de ahalinin çoğu küçük kıyı kabilelerine dahildir. Bir kısmı da karışık etnik menşelidir. 15.000 kadar da Nijeryalı işçi vardır. 1960’dan önce ülkede 7000 kadar İspanyol vardı. Politik karışıklık sebebiyle aynı sene 600 kadar kaldı. Rio Muni’nin en önemli şehirlerinin başında Bata gelir.

Ekvator Ginesi’nin başşehri ve en büyük şehri Malabo’dur. Fernando Po bölgesinde kurulmuştur. Ülkede resmi lisan İspanyolcadır. Fakat pekçok kimse Afrika lisanlarını konuşur. “West Coast” Batı kıyısı manasına gelen ve ahalinin “Weskos” adını verdikleri acayip bir İngilizce de konuşulmaktadır. Rio Muni’deki en mühim Afrika lisanı, Fang’dır. Fernando Po’da ise Afro Portekiz lisanı olan Annobon dili konuşulur. İspanyol resmi makamlarına göre, 226.517 kişi Katolik resmi dinine mensuptur. Malabo’da ve Rio Muni’de azınlıkta kalan Protestan ve Müslüman ahaliye de rastlanır. Ekvator Ginesi’nde eğitim işleri hızla gelişmektedir. Bunun bir neticesi olarak 40 yaşından küçük şahısların çoğu okuma yazma bilir. Ortaokulların ve öğretmen okullarının çoğu batıda ve Malabo’da bulunur. Batıda bir teknik eğitim okulu vardır. Üniversite yoktur. Gençlerin bir kısmı Kanarya Adalarında ve bilhassa İspanya’da eğitim görmektedir.

Siyasi Hayat

Ekvator Ginesi’nin yeni anayasası 1982 senesinde kabul edildi. Anayasaya göre yasama yetkisi, üyeleri beş senede bir seçilen ulusal meclise verilmiştir. Yürütme yetkisi ise devlet başkanına ait olup, seçimlere katılacak başkan adaylarını belirleme yetkisi devlet konseyine aittir.

Ekonomi

Halkın çoğu ziraatla uğraşır. Bunlar çeşitli meyve, sebze ve tahıl üretirler. Ülke ekonomisinin yükünün büyük bir kısmını Fernando Po bölgesi karşılamaktadır. 1980’lerde burada yıllık birinci sınıf kakao üretimi 50.000 ton idi. Rio Muni’de yılda 2700 ton kakao yetiştirilir. Rio Muni’nin kahvesinin, tropikal kerestesinin ehemmiyeti giderek artmaktadır. İhraç ürünlerinin en önemlisi kakaodur. Dış ticaretinin % 75’ini İspanya ile yapar. İspanya, Ekvator Ginesi’nin kakaosuna dünya pazarlarında ödenen fiyatın iki katını ödemekte, daha az gümrük vergisi tatbik etmektedir. İstiklalini kazandıktan kısa bir zaman sonra ülkede ekonomik buhran başgösterdi. Bu durum dış ticareti etkileyerek, ticaret dengesini bozdu. 1969’da İspanyolların ülkeyi terkinden sonra ekonomik durum iyice bozuldu. 1969’un Mayıs ayında İspanya ile anlaşmalar imzalandı. Buhran kısmen atlatıldı. İspanya 6 milyon dolarlık para yardımı yaptı. Gine Milli Bankasının kurulmasına yardım etti. Bunun yanında daha başka yardımlarda da bulundu. Bundan başka Birleşmiş Milletlerden ve bazı komşu Afrika ülkelerinden, bilhassa Kamerun’dan yardım alarak ekonomisini düzeltti. Bütün bu yardımlara rağmen Ekvator Ginesi’nin ekonomik problemleri bitmedi. Zenginlerinin çoğuFernando Po’da toplandı. Nüfusunun üçte ikisi Rio Muni’de fakir olarak yaşamaktadır.

Tagged :

Ekvador

DEVLETİN ADI: Ekvador Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Quito
NÜFUSU: 11.490.000
YÜZÖLÇÜMÜ: 270.667 km2
RESMİ DİLİ: İspanyolca
DİNİ: Hıristiyan (Katolik, Protestan)
PARA BİRİMİ: Sucre

Güney Amerika’nın kuzeybatı kıyısında yer alan bir devlet. Kuzeyinde Kolombiya, doğu ve güneyinde Peru, batısında ise Büyük Okyanus yer alır. Büyük Okyanus kıyılarına yaklaşık 1000 km mesafedeki Galapagos adalar topluluğu da Ekvador’a aittir. Ülke topraklarının genişliği kuzey-güney doğrultusunda 720 km, doğu-batı doğrultusunda ise 640 kilometredir.

Tarihi

On beşinci asrın ilk yarısında, dağlık bölgelerdeki beş yerli kültürü ile, kıyıdaki iki yerli kültürü birleşerek Quito Kraliyeti kuruldu. Burası daha sonra İnkalar tarafından işgal edildi. Quito mühim bir İnka şehri haline geldi. 1531 senesinde İspanyol Francisco Pizarro bugünkü Ekvador kıyılarına ayak bastı. Burayı fetheden İspanyollar, sömürgeleri olarak Lima genel valiliğine bağladılar. Latin Amerika bağımsızlık savaşlarında Simon Bolivar ve Jose Antonia de Sucre liderliğinde Ekvador’un bağımsızlığı için mücadele eden halk, 1822’de İspanyol sömürgesi olmaktan kurtuldu. 1830 senesine kadar kendisi gibi yeni bağımsızlığına kavuşan Venezuella ve Kolombiya ile beraber Büyük Kolombiya Devletini meydana getirdiler. 13 Mayıs 1830’da Ekvador kendi bağımsızlığını ilan etti. 1832’de Galapogos Adaları tamamen Ekvador’a geçti. Çeşitli karışıklıklar ve sınır anlaşmazlıklarından doğan savaşlar ülkeye istikrar kazandırmadı. 1941-1942 yıllarında meydana gelen bir sınır anlaşmazlığı savaş neticesinde, topraklarının yaklaşık yarısını kaybetti. Ekvador’un temel gayesi o zaman kaybettiği toprakları elde etmekti. 1963’te yapılan ihtilalle bir cunta kuruldu. 1966’da yeni bir askeri darbe oldu. 1968’de başkan seçilen J.M. Valisco anayasayı kaldırarak ülkeyi diktatörlükle idare etmeye başladı. 1972’de o da devrildi. Ülke sivil idareye ancak 1978 yılında kavuşabildi. Halen sivil hükumet başta bulunmaktadır.

Fiziki Yapı

And Dağları, kuzey-güney istikametinde ülkeden geçer. Sıradağların batısı alçak kıyı bölgesidir. Costa adı verilen kıyı bölgesi, yer yer alçak ve bataklık veya tepe ve kuşak teşkil eden dağlık bölgelerden meydana gelir.

And Dağlarının Ekvador’dan kalan kısmının teşkil ettiği dağlık bölgeye Sierra bölgesi denir. Doğu ve batı dağları arasında yüksek platolar bulunur. Bazı coğrafyacılar bu dağları iki parelel zincire benzetirler. Ekvador Andlarının bazı zirveleri kıtadaki en yüksek tepeler arasındadır. Eskiden bu bölge volkanikti. Bu volkanik dağlar arasında Chimboraze (6850 m), Tungurahua (5500 m), Cotopaxi (6440 m, dünyadaki en yüksek faal volkandır) ve Sangay (5810 m) gibi dağlar yer alır. Bu volkanik bölgede pekçok kaplıca ve mineral kaynak vardır. Andların güney bölümü ile Kolombiya arasında en alçak geçit bulunur. Arazi sulak ve nehirlerin olmasına rağmen pek azı taşımacılığa elverişlidir. Güney Amerika’nın Büyük Okyanus (Pasifik) kıyılarının ve Ekvador’un en mühim nehir şebekesi Guayas ve kollarından meydana gelir. Bu nehir Büyük Okyanus kıyıları boyunca güneye akan Guayaquil akıntısına karışır. Emeraldes Nehri daha küçük olup, kuzeye doğru pasifik istikametinde akar. Amazon’un kollarından olan Nepo ve bunun kolları ise kaynağını And içlerinden ve doğudaki dağlık bölgeden alır. Pekçok küçük göl vardır. Fakat en mühimi Sade’dir.

İklimi

Kıyıdaki düz bölgeler, sıcak ve rutubetli olup, sıcaklık 24°C-30°C arasında değişir. Guayaquil’in batısı sıcak ve kuraktır. İç bölgelerde sıcaklık 32°C, yüksek platolarda 10°C’dir. Dağların etek kısımlarında yatağan karlar vardır. (2310-2772 m) arasında değişen And Dağları arasındaki düz bölgelerde iklim serin bir bahar havası niteliğinde olup, ahalinin çoğu burada yaşar. Buralarda bütün sene boyunca sıcaklık pek az değişir. İki mevsim vardır: Aralıktan mayısa kadar yağışlı geçen mevsim ve hazirandan kasıma kadar süren kurak mevsim.

Tabii Kaynakları

Yüksek And Platoları ve ülkenin Pasifik kıyılarındaki bölgeler hariç, çok orman vardır. Umumi olarak ormanlık bölge denizden başlayıp, 3000 m yüksekliğe kadar devam eder. Bu ormanlık bölgelerde çok çeşitli ağaçlar bulunur. En mühimlerinden birisi, hafifliği ve mukavemeti sebebiyle talep gören balsa ağacıdır. Jeolojik şartlar ekvatordaki mineral kaynakların çokluğunu gösteriyorsa da, bu kaynaklar bakımından Ekvador pek zengin sayılmaz. Petrol, sülfür, altın, ticaret bakımından mana ifade eden kaynaklar arasında yer alır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Nüfusu, Amerindolar (yerli halk) ile melezler meydana getirir. Azınlık olarak zenciler de bulunur. Nüfus yoğunluğu dağlık bölge (Sierra) ve kıyı bölgesinin (Costa) bazı yerlerinde fazladır. Kızılderili olan yerli halk yüksek bölgelerde tarımla uğraşırlar. Doğu bölgelerde göçebe olarak yaşayanlar da vardır. Doğudaki balta girmemiş ormanlarda yaşayan Jivarolar ile Saparoslar hakkında iyi bir inceleme yoktur. Nüfusun % 27’si Kızılderilidir, % 54’ü melezdir. İspanyollar % 8 gibi bir azınlığa sahip olmalarına rağmen ülke hakimiyeti ellerindedir. Nüfusun büyük bir kısmı dağlarda yaşar. Doğu kısımlarla alçak yerlerde nüfus azdır. Resmi dili İspanyolcadır. İlköğretim 6-12 yaşları arasında mecburi olmasına rağmen bu kanun genellikle tatbik edilmemektedir. Ülkede okuma-yazma oranı yüksektir. Dört adet üniversitesi mevcuttur. Bunlar Quito, Quayaguil, Cuenca ve Loja’dadır.

Ekvador halkı Hıristiyan olup, Katolik mezhebine bağlıdır. Ülkede 1904 senesinden beri kilise devletten ayrıdır. Önemli şehirleri; başkenti Quito, Guayaquil, Cuenca’dır.

Siyasi Hayat

Hükumet şekilleri, ABD ve Latin Amerika’ya benzer. Bağımsızlıklarını kazandıklarından beri on altıncı defa siyasi hayat değişmesine rağmen 1967 anayasası da asılda pek değişiklik getirmemiştir. Tarihine bakılacak olursa, Ekvador Cumhuriyetinin politik tekamülü anayasa değişiklikleriyle düzelecek bir halde değildir.

Milli hükumet: Kuvvetlerin ayrılığı prensibine uyulur. Oy verme hakkına sahip olanlar tarafından 4 sene iş başında kalacak şekilde bir başbakan seçilir. Bu başbakan bir daha seçilemez. Bakanlar kurulu azaları 2 sene müddetle seçilir. Her il, en az iki aza seçer. Her bir aza 80.000 kişiyi temsil eder. Dört sene müddetince iş başında kalacak şekilde her ilden iki senatör seçilir. Buna ilave olarak silahlı kuvvetlerden, üniversitelerden kıyı bölgelerindeki ziraat alanlarından ve “Sierra”lardan da toplamı 15 kişiyi tutacak kadar senatör seçilir. Bu fonksiyonel temsiliyet sistemi birkaç anayasa değişikliğiyle beraber sürmüş olup, bunun başka bir memlekette benzeri yoktur.

Ekonomi

Ziraat başlıca geçim kaynağıdır. Kıyıdaki alçak nehir yataklarında tropikal nebatlar yetişirken, yüksek nehir yataklarında, iç bölgelerdeki dağ yamaçlarında ise meyve ve sebzecilik ehemmiyet kazanır. % 74,1’i ormanlık, % 4,5’u tarıma elverişli olup, geri kalan kısmı tarıma elverişsizdir. Ana üretim maddesi kakaodur. 1920’den beri kakaonun hastalıkla mücadelesinin zor olması, pekçok ziraatçiyi muz, kahve, pirinç vs. yetiştirmek zorunda bırakmıştır. Yılda 20 bin tonu geçen kakao üretimi vardır. Bunun ekserisi ihraç edilir. Dünyada muz üretimi yapan ülkelerin başında Ekvador gelmektedir. Pirinç, şeker, tütün, mısır, patates ve diğer sebzelerle, portakal, limon, ananas gibi meyveler üretilir. Ziraatin dörtte birini teşkil eden Tagua fındığından başka, ormanlardan elde edilen maddeler arasında kapak lifi, kırmızı hindmeşesi (tanik asit elde edilir) ve pek az da kauçuk yer alır. Hayvancılık önemlidir. 1923 ve 1948 tarihlerinde, Santa Elena Yarımadasında çıkan petrol, ülkenin ihtiyacını karşıladığı gibi, önemli bir bölümü de ihraç edilmektedir. İkinci Dünya Savaşı sırasında altın çok çıkmıştır. Bugün eski ehemmiyetini kaybetmiştir. Altınla beraber, bakır, gümüş ve kurşun da elde ediliyorsa da pek önemli değildir. Yılda 30.000 ton sülfür üretilir. Santa Elena Yarımadasında mutfak tuzu çıkarılır. Endüstri malları olarak tekstil, ilaç, kimyevi maddeler, süs eşyaları, konfeksiyonculuk, bisküvi, kauçuk mamulleri, selülozik maddeler ve çimento sıralanabilir. Bunların yanında şeker, ayakkabıcılık, mobilya sanayii, konservecilik, yemeklik yağlar, zımpara tozu, domuz yağı sayılabilir. Alkol, tütün, tuz ve kibrit hükumet tekelindedir. Ekvador petrol ihraç eden ülkelerin meydana getirdiği OPEC’in tam üyeleri arasına girmiştir.

Tagged :