Burundi

DEVLETİN ADI: Burundi Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Bujumburu
NÜFUSU: 5.441.000
YÜZÖLÇÜMÜ: 27.834 km2
RESMİ DİLİ: Fransızca, Kırundı
DİNİ: Hıristiyan
PARA BİRİMİ: Burundi Frankı
Afrika’nın merkez doğusunda yer alan bağımsız bir cumhuriyet. Bağımsızlıktan önce Urindi diye tanınırdı. Güneyinde ve doğusunda Tanzanya ve Tonganyika Gölü, batısında Kongo, kuzeyinde Rwanda bulunmaktadır. Yüzölçümü 27.834 km2dir. Doğudan batıya genişliği 265 km, kuzeyden güneye ise 345 kilometredir.

Tarihi

Burundi’nin ilk devirleri ile ilgili elde pek fazla bilgi yoktur. On dördüncü asra doğru bazı Etoponyalılar, Burundi’ye gelerek yerleştiler ve şu anda halkın büyük çoğunluğunu teşkil eden Bahutililere hakimiyet kurdular. Ancak bu hakimiyet kısa sürdü. Bundan sonra Almanların 1885 tarihinde burayı işgal edinceye kadarki tarihi ile ilgili bir malumat yoktur. Bu tarihte Almanların idaresi altına girdi.

Birinci Dünya Savaşından sonra Cemiyet-i Akvam’ın Birleşmiş Milletler gözetimi altında Belçikalıların idaresine verildi. İkinci Dünya Savaşından sonra Birleşmiş Milletlerin gözetimi altında yine Belçika’nın mandasında, ancak iç işlerinde serbest bir krallık oldu. 1959’da siyasi partiler kuruldu. 18 Eylül 1961 yılında Birleşmiş Milletlerin gözetimi altında seçimler yapıldı. Milli Birlik ve İlerici Partisi 64 sandalyenin 54’ünü kazandı. Ancak bir aydan az bir zaman sonra Milli Birlik Partisinin lideri Prens Luis Rwagasone öldürüldü. Burundi’nin 1 Temmuz 1962’de bağımsızlığını kazanmasından sonra iktidardaki Milli Birlik Partisi muhalefet partisinin ileri gelenlerinden bazılarını suikast olayından sorumlu tutarak idam ettirdiler. Bu esnada Kızıl Çin’in burada elçilik açmasıyla komünist faaliyetler de arttı. Bir taraftan muhalefet liderlerinin öldürülmesi, diğer taraftan komünistlerin faaliyetleri ülkeyi iç harbe sürükledi. Tutsi ve Hutsi adıyla bilinen iki grup arasında devam eden iç savaşlar sonucu 1966’da ordu yönetime el koydu. Seçimler yapılarak bir cumhuriyet ilan edildi. Ancak karışıklıklar durmadı. Nihayet 1 Kasım 1976’da ordu yönetime yeniden el koydu. Anayasa askıya alındı. 30 üyeli Askeri İhtilal Konseyi kuruldu. 1977’de Jean-baptiste Bagaza’nın devlet başkanı seçilmesi üzerine konsey dağıldı. 1981’de yeni bir anayasa yürürlüğe konuldu.

1984’te yapılan seçimlere tek aday olarak katılan Baptiste Bagaza, devlet başkanlığına tekrar seçildi. 1987 Eylülünde devlet başkanlığına Pierre Buyoya getirildi.

Fiziki Yapı

Burundi, Nil ve Kongo nehirlerinin birleştiği yerde kurulmuştur. Sonsuz gibi görülen dağ silsileleri onu karakterize eder. Ülkenin pürüzlü topoğrafyası modern taşımacılığı ve yerleşim bölgelerini olumsuz yönde etkiler. Burundi arazisinin büyük bir bölümü 1500 metrenin üzerindedir. Sadece Kuzizi Vadisi ve Tonganyika Gölünün doğu sahilleri dar alüvyonlu bir vadide 900 metrenin üzerinde yer alırlar. Bu bölgenin doğusu ve arazi birdenbire Kongo ve Nil sularının birleştiği kesitin kuzey doğusu boyunca 2100-2700 metre yükselir. Daha sonra Viktorya Gölüne doğru yükseklik düşer. Ancak hiçbir zaman 1000 metrenin altına inmez.

İklim ve Bitki Örtüsü

Ekvator’un yakınında yer alan Burundi’nin biri yağışlı biri de kurak olmak üzere iki tür mevsimi vardır. Yıllık yağışı 7900-14.900 mm arasında değişir. Uzun süren kuraklıklar mahsülün ziyanına sebeb olmaktadır. Sıcaklık Tonganyika Gölü kenarında ortalama 23 °C Kongo-Nil’in ayırma noktasında ortalama 17 °C’dir.

Burundi’nin başlıca bitki örtüsü savan otlaklarıdır. Ülkenin çoğu ormanlarla kaplıdır. Ancak yıllardır bu orman bozulmaktadır. Bu durum karşısında yeniden ormanların geliştirilmesi için programlar yapılmaktadır. Vahşi hayvanlardan filler, timsahlar, leoparlar vb. bulunur. Bazı hayvanların nesli tükenmekte, ancak yeniden yetiştirilmeye çalışılmaktadır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Burundi, Afrika’nın nüfus yoğunluğu en kalabalık olan ülkelerinden biridir. Halkın çoğu kırsal bölgelerde ve şehir merkezinden uzak çiftliklerde yaşar. Bujumburu en büyük şehir olup başşehridir. Kırundu lisanını konuşurlar. Dil yönünden birlik arz etmesine rağmen halkın çoğu fiziki tip, kültür değerleri ve sosyal ekonomik bakımından farklılık arz ederler. Batwa bölgesi en eski yerleşim alanlarından biriydi. Şu anda ise nüfusun ancak % 1’ini ihtiva etmektedir. Buhutu bölgesi ise nüfusun % 86’sını barındırır. Tutsi bölgesi ve Watutsi veya Batutsi olarak da bilinir ve nüfusun % 12’sini ihtiva eder. Afrikanın başlıca göç edilen merkezlerinden biridir. Yerli halkın yanında Rwanda’dan buraya göç edip yerleşen 80.000 Tutsili vardır. Büyük sayıda göçmen Kongo’dan gelerek Bujumburu’ya yerleşmiştir.

Misyonerlerin iddialarına göre halkın onda dokuzu Roma Katolik mezhebindendir. Ancak Hıristiyanlığı milli gelenekleri ile bağdaştırarak tek tanrılı bir inanca sahiptirler. Okulların çoğu, Bujumburu Üniversitesi de dahil Hıristiyanların kontrolü altındadır. Halkın % 40’ı ilk tahsil yapabilmekte, çok az kısmı ortaokula gidebilmektedir. İlkokullarda Fransızca ikinci dil olarak okutulmaktadır. Ortaokullar ise Fransızca eğitimi yapmaktadır.

Ekonomi

Burundi daha ziyade bir tarım ülkesidir. Bütün arazinin % 41’i ekilebilir arazidir. Çiftliklerin çoğu hububat ihtiyacını karşılayabilmektedir. Başlıca gıda maddeleri muz, baklagiller, darı, süpürge darısı, yerfıstığı , tatlı patates ve kabak türü bitkilerdir. Başlıca para getiren ürün kahvedir ve Arap kahvesinden farklıdır.

Yetiştirilen sığırlar tarımda kullanılır. Milli gelirin çok az bir kısmını teşkil eder. Burundi’nin başlıca ihraç ürünleri kahve, tütün, kalay, cevher, pamuk, pirekapan ve deridir. Başlıca ithalatı yakıt, araç, tekstil ürünleri, makina ve gıda ürünleridir. Ticaretini Belçika ve ABD ile yapar.

Madenler: Burundi’de kalay, az miktarda altın çıkarılır. Çıkarılan diğer madenler yerli tüketim ile sınırlıdır. Sanayi merkezleri başşehir Bujumburu’da toplanmıştır. Dokumacılık ve mutfak eşya yıpımı ileridir. Petrol istihsali önemsizdir.

Tagged :

Bulgaristan

DEVLETİN ADI: Bulgaristan Demokratik Halk Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Sofya
YÜZÖLÇÜMÜ: 110.994 km2
NÜFUSU: 8.987.000
RESMİ DİLİ: Bulgarca
DİNİ: Hıristiyanlık
PARA BİRİMİ: Leva

Ülkemizin kuzey batı komşusu olup, kuzeyden Romanya, batıdan Yugoslavya ve güneyden Yunanistan ile sınırlandırılan ülke. Kuzeyde Tuna ve doğuda Karadeniz tabii sınırlarını teşkil eder. Ekonomi ve ideolojik bakımdan Sovyetler Birliği’ne bağlıyken, 1989’da Rusya’da başlayan yeniden yapılanma ve batıya açılma politikası, Bulgaristan’da da hızla yayıldı ve komünizm eski hakimiyetini büyük ölçüde kaybetti.

Tarihi

Bugünkü Bulgaristan topraklarına, M.Ö. 30’larda Traklar denilen bir kavim, bir süre sonra da Romalılar hakim olmuştur. Altıncı yüzyılda İslavlar her tarafı yakıp yıkarak hakimiyeti ele geçirmişlerdir. M.S. 680 yıllarında Karadeniz’in kuzeyinden Bulgar Türklerinin gelmesi ile Bulgar tarihi başlamıştır. On-Oğuz grubundan olduğu bilinen bu Türklerin aynı zamanda Yukarı Tuna kıyıları ile birlikte Volga ve Kama vadilerini de idaresi altına alarak Büyük Bulgaristan adıyla 14. yüzyıla kadar varlığını devam ettirmiştir. Bu arada 11. yüzyıla kadar devam eden Birinci Bulgar Krallığı yıkılarak Peçenek, Guz ve Kumanlar (Kıpçak)vasıtasıyla İkinci Bulgar Krallığı kurulmuş, 1241 senesinde Moğol istilasına uğramıştı.

Miladi 1331-1371 yıllarında Kral İvan Aleksandr zamanında Sırpların Balkanlarda üstünlük kurmasıyle zayıflamış, Osmanlı Hükümdarı Birinci Murad Han zamanında (1326-1389) Bulgaristan toprakları zaptedilmiştir. İvan Aleksandr’dan sonra Vidin ve Dobruca beylikleri ile Tırnova Krallığı Osmanlılara karşı çıkması üzerine 1393’te Tırnova, 1396’da Niğbolu Zaferlerinden sonra, Vidin ve 1400’de Dobruca zaptolunarak Bulgar Krallığı tamamen ortadan kaldırılmıştır.

On altıncı yüzyılda Bulgaristan üzerinde Sırplar ve Macarlar üstünlük kurmak istemişlerse de güneyden gelen Osmanlı Devleti Bulgaristan’a hakim olarak düzenli bir idare getirdi. Bulgaristan’ı 500 yıl Osmanlılar idare etti. Bu dönemde idare, Sofya’da oturan Rumeli Beylerbeyi tarafından sağlanıyordu. Osmanlı İmparatorluk merkezine yakın olması ve sefer yolu üzerinde bulunması sebebiyle ticareti oldukça gelişme gösterdi. Bulgar tüccarlara geniş imtiyazlar tanındı. Osmanlılar, diğer tebaalarında olduğu gibi Bulgarlara da dini yönden baskı siyaseti gütmediler. Bulgarlar genellikle reaya adını taşıyan, vergiye tabi çiftçi sınıfları halinde kaldılar. adil idare ve imtiyazlı tüccar sınıfının bulunması ve benzeri müsbet Osmanlı siyasetine rağmen, 17. yüzyıl ortalarında Bulgaristan’da haydut denilen çeteler türeyerek isyan etmeye başladılar ve her fırsatta düşman ordularıyla Osmanlılara karşı birleşmekten geri kalmadılar. Devam eden bu isyanlar karşısında Osmanlı hükumeti “Çorbacı Nizamnamesi” gibi bazı kanuni tedbirler alarak, Bulgaristan’da asayişi korumaya çalıştı. Tuna vilayetinin başına bu maksatlarla getirilen ve geniş yetkilere sahip bulunan Midhat Paşa, Bulgaristan’a birçok hizmetler götürdü. Hatta Midhat Paşa, Hıristiyanlara yaranmak için ayyıldızlı Türk bayrağına bir de haç ilave etti. Bulgar ihtilal merkez komitesinin 20 Nisan 1875’te Koprivştitsa ve Panagyuviste’de başlattıkları büyük isyan da bastırıldı. 1876 yılı Aralık ayında İstanbul’da toplanan büyük devletler, Bulgaristan’da iki muhtar bölge teşkilini teklif ettiler. Rusya bunu kabul etmedi. Midhat Paşa ısrarla Rusya’ya savaş açmamız için direndi. Neticede Rusya’ya savaş açıldı (20 Nisan 1877). Bulgarlar Rus ordusuna katıldıkları gibi, Türklere karşı tedhiş hareketlerine de giriştiler.

Osmanlı-Rus harbinin sonunda Ayastefanos Antlaşması imzalandı (3 Mart 1878). Muhtar bir Bulgaristan idaresi kurulması kabul edilmişse de diğer büyük devletlerin baskısı ile Balkanlar ile Tuna arasında küçük bir Bulgar Prensliğinin kurulması şeklinde değiştirildi. Diğer bölgeler Romanya ve Sırbistan devletlerine bırakıldı. Bir süre sonra Rusya’nın mevcut Bulgar Prensliğinin idari ve içişlerine doğrudan karışması, Osmanlı hükumeti ile Avusturya ve İngiltere hükumetleri, Prensliği Rusya’nın tahakkümüne bırakmak istememelerinden bu hususta büyük devletlerin nüfuz mücadeleleri başladı. Bir süre sonra Bulgaristan Prensliğinde Prens Aleksandr idareyi ele alarak Bulgaristan birliğinin sağlanmasını temin etti ve tamamen Rusya’ya yaklaştı. Daha sonraki gelen idarecilerde iç ve dış ilişkilerin düzene sokulması gibi gelişmelerden sonra, 1904’te Türkiye aleyhine Sırbistan’la bir antlaşma imzaladı. 1908 İkinci Meşrutiyetin ilanından sonra, 3 Ekim 1908’de tam bağımsızlığını ilan etti.

8 Eylül 1944 ihtilalinden sonra Bulgaristan Komünist rejimi kabul ederek Varşova Paktına girdi. Rusya’da olan batıya açılma hareketleri, Bulgaristan’da büyük hızla yayıldı. Bir süre sonra, 35 senedir başta bulunan Cumhurbaşkanı Jivkov 10 Kasım 1989’da istifa etmek mecburiyetinde kaldı. 29 Aralık 1989’da ülkede bulunan Türklere yeniden kendi adlarını kullanma ve serbestçe ibadet etme hürriyeti tanındı. 10-17 Haziran 1990’da iki kademeli ve 1932’den bu yana ilk defa yapılan çok partili seçimde 1943-1990 arasında Bulgaristan’ı idare eden Komünist Partisi (yeni ismi Bulgaristan Sosyalist Partisi)iktidar oldu. Türkiye-Bulgaristan arasında siyasi münasebetler müsbet yönde gelişmektedir.

Fiziki Yapı

Bulgaristan, doğudan batıya uzanan Balkan Dağları ve Rodopların ayırdığı dört bölgeden meydana gelir. Bunlardan birincisi Tuna Nehri ile sıra dağları arasındaki ovalardır. Tuna Nehri kıyıları ülkenin en münbit yeridir. Burada buğday, mısır, ayçiçeği, şekerpancarı ve tütün üretilir.

İkinci bölge, ülkeyi baştan başa kesen Balkan Sıradağlarıdır. Her ne kadar bazı bölgeleri oldukça yüksekse de, geçilmek için gerçek bir engel teşkil etmezler. En önemli geçidi Şıpka Geçididir. Dağlar orman ve ot yetişmesi bakımından zengindir. Buralarda kömür yanında bakır, kurşun ve çinkoya da rastlanır. Bu bölgede tarihi Gabrovo, Kotel ve Tryavna şehirleri vardır.Sıradağlar arasında Bulgaristan’ın gül endüstrisinin merkezi olan ova mevcuttur.

Üçüncü bölge de güneyde bulunan Trakya Ovasıdır.Meriç Nehri bu ovada akar. Bu bölge esas olarak meyve, sebze ve bağlarıyle meşhurdur. Ayrıca buğday, mısır, tütün ve pirinç yetiştirilir. Plovdiv ve Pazarcık en önemli şehirlerindendir.

Dördüncü bölge, Rila ve Pirin ve esas olarak Rodopları içine alır. Bu bölgede yalnız Bulgaristan’ın değil, Balkanların en yüksek tepesi bulunur. Kurşun, çinko, krom, manganez ve altın gibi madenler bakımından bölge zengindir. En yüksek tepe, daha sonra Stalin olarak bilinen Musula 2925 metredir. Başşehir Sofya, Vitoşa isimli bir büyük dağın eteğindedir. Bu şehir yeri icabı Meriç Vadisine ve Tuna Ovalarına kolayca ulaşabilmesi yönünden merkezidir. Tuna ve Meriç nehirleri ekonomik yönden bölgedeki ülkeler arasında en önemli bağlantıyı teşkil ederler. Tuna özellikle sulama ve balıkçılık yönünden gelişmiştir. Bulgaristan’ın üçte birini havza olarak alan Meriç Nehri, komşu ovaların sulamasında önemli rol oynar. Karadeniz kıyıları ve ülke içindeki kaplıcalarıyla turistleri çeker.

İklimi

Ilıman bir kara iklimi mevcuttur. Yıllık ortalama sıcaklık 13°C, ocak ortalaması 0°C, temmuz 22°C’dir. Kuzey kısımları güneye nazaran daha soğuktur. Senelik yağmur ancak 640 milimetreyi bulur. Yaz aylarında yeterli olmayan bu durum, toprak kullanımında çok geniş bir sulama sisteminin gelişimini gerekli kılmıştır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Bulgarlar aslen Orta Asya’dan gelen Avar Türklerindendir. M.S. 7. yüzyılda Tuna Nehrini geçerek Islav kabilelerini yendiler ve onları güneye sürdüler. Ancak, zamanla onların kültürlerini, dillerini benimsediklerinden kendi kültürlerini, dillerini unuttular ve Islavlaştılar.

Bulgaristan’da halk diğer Balkan milletlerinden daha homojendir. Halkın % 88’i Bulgar, % 8,6’sı Türk, geri kalanları da Çingene, Romen, Yunanlı ve Yahudiler teşkil eder. Buradaki Türkler Dobruca ve Rodop’ta, Varna gibi şehirlerde yaşamaktadır. İdari baskı ve Birinci-İkinci Balkan harplerinde Bulgarların katliam ve soygunları neticesi Türkler ülkenin en fakir sınıfı durumuna düşmüşlerdir. Yapılan büyük baskılar sonunda zaman zaman Türkler anayurda sığınmaya mecbur bırakılmaktadır. 1989 yılında 400.000’den fazla yurttaş Türkiye’ye göç etmiştir. Resmi dil Bulgarca olmakla beraber, halkın çoğu Türkçe, Rusça dillerini de bilmektedir. Kullanılan Islav alfabesine 1945’te yapılan reform ile üç Rus harfi de ilave edilmiştir. Hıristiyan nüfusun % 90’ı Ortodokstur. Halkın % 61’i şehirlerde yaşar. Şehirdeki binalar komünist ülkelerin ortak mimari tarzıyla yapılmaktadır. Sovyetlerle ilişkilerden sonra halk an’anevi geleneklerini terk etmiştir. Başlıca şehirleri Sofya, Filibe, Varna, Rusçuk’tur.

Eğitim: Okuma ve yazma oranı diğer Balkan ülkelerine nisbeten daha yüksektir. 7 ila 15 yaşları arası eğitim mecburidir. Sofya’da ve Plovdir’de üniversiteler vardır.

İdare: Bulgaristan 8 Eylül 1944 ihtilalinden sonra komünist bir idareyle yönetilmekteydi. Bulgaristanla Türkiye arasındaki ilişkiler 1983 yılından itibaren bozulmaya başladı. Aynı yıllarda, Todor Jivkov yönetimi ülkede bulunan Türklerin isimlerini asimile etme, sindirme çalarına girişti. Türklerin isimleri değiştirildi. Çocukların sünnet edilmeleri yasaklandı. Camiler kapatıldı. İnsanların ibadet ve kendi dillerini (Türkçeyi) çocuklarına öğretilmesine engel olundu. Bu hareketlere karşı çıkanlar BELENE gibi toplama kamplarına ve hapishanelere konuldu. Hatta Türklerin malları ellerinden alınıp, trenlere doldurularak Türkiye’ye gönderilmeye başlandılar. Bu dönemlerde Türk-Bulgar münasebetleri en gergin duruma geldi.

Bulgaristan’daki komünist rejim, Sovyetler Birliği’yle paralel olarak gelişti. Brejnev döneminde Sovyetler Birliği’nce izlenen sıkı politikayı Todor Jivkov da aynı şiddetle Bulgaristan’da uyguladı. Fakat Sovyetler Birliği’nde başgösteren glasnost rüzgarları, her Doğu Bloku ülkesini olduğu gibi, Bulgaristan’ı da etkiledi. Todor Jivkov yönetimi, ısrarla ve inatla reformlardan kaçındı. Fakat Türklere yapmış olduğu zulümlerden dolayı dünya kamuoyundan tepkiler alması, tabandan gelen baskılara da dayanamaması Jivkov’u istifa etmek zorunda bıraktı. Bundan sonra Bulgaristan’ın yönetimini eline alanlar Jivkov’un politikasını yumuşattılar. Türklerin ellerinden alınan bütün hakları geri verildi. Bu sebeple Bulgaristan ile Türkiye arasındaki ilişkiler tekrar düzelmeye başladı. Bugün karşılıklı komşuluk münasebetleri gayet iyi bir şekilde seyretmektedir (Aralık 1992). 1989’da Rusya’da olan gevşeme politikası Bulgaristan’da da görüldü. Komünist rejimi bırakarak, demokratik düzene dönme hareketleri başladı. 1990 Haziranında ilk serbest genel seçim yapıldı. Komünistler seçimi kazandı. Yirmi Türk parlamentoya girdi. Yasama Meclisi 5 yıllığına seçilen üyelerden meydana gelir. Bulgaristan idari bakımdan 27 vilayete bölünmüştür.

Ekonomi

Birinci ve İkinci Dünya savaşlarına girip yenik düşmesi, düşman işgali, ekonomiyi çok etkilemişti. Bu bakımdan sanayi tamamen felce uğramıştı. Komünist idare geçtikten sonra bütün sanayi, ziraat ve ticaretle ilgili hususlar devletleştirildi. Mecburi çalışma, iş yerinden ayrılmama, verilenle yetinme gibi tedbirler getirilerek, sanayinin ilerlemesine çalışıldı. Sanayi eskisine nisbetle oldukça ileri durumdadır.

Başlıca üç bölgede maden çıkarılır. Stara Planina bölgesinde çinko, kurşun; Burgaz-Varna bölgesinde ise pik demir üretilir. Ancak bu çıkarılan madenler genellikle iç tüketim için kullanılır. Karadeniz sahilindeki Balçık bölgesinde, Varna’nın kuzeyinde ülke ihtiyacını karşılayacak kadar petrol çıkarılır. Diğer önemli madenler uranyum, pirit ve linyittir. Yılda 35 milyar Kw/s elektrik enerjisi elde edilmektedir. Motörlü araçlar, küçük gemiler, vagonlar ve elektrik araçları yapılmaktadır. Ancak iç tüketimi karşılamadığı için, ithal yoluyla açığı kapatmaktadır. Kimya sanayii çok gelişmiş olup, azot, boya, plastik, eczacılık ürünleri ve antibiyotik imal edilir. Ülkede sanayi kuruluşları daha ziyade Sofya, Varna ve Filibe’de bulunur.

Ticaret: Bulgaristan ticaretini daha ziyade Doğu bloku ile yapmaktadır. Bu ülkeden gelip geçen Tırlardan ve Avrupa’da çalışıp izne gelen Türklerden büyük bir gelir sağlamaktadır.Kimyevi maddeler, elektrik ve elektrik ürünleri ihraç etmektedir. İthal ettiği malzemeler ise, makina, ulaştırma ve tarım için lazım olan malzemelerdir.

Tarım: Bulgaristan oldukça yüksek oranda (% 43) tarım alanına sahiptir. İlk zamanları küçük çiftçilerin elinde olan toprak, İkinci Dünya Savaşından sonra başlayan Sovyet modeli kollektifleşme, 1957’de tamamlanmıştır. Daha sonra ortalama 4000 dönüm civarında arazisi olan büyük çiftlikler teşkil edilmiştir. Bütün bunlara rağmen, 1963-1964 yılları arasında yiyecek sıkıntısı, bir ziraat ülkesi olan Bulgaristan’da had safhaya erişmiştir. En önemli ürünü buğdaydır. Onu da bilhassa hayvan yemi olarak kullanılan mısır takib eder. Diğer önemli ürünleri, arpa, çavdar, nohut ve pirinçtir. Sanayide kullanılan bitki üretimini artırmak için büyük çaba harcanmaktadır. Yağ elde etmek için yetiştirilen ay çiçeği önemli bir alanı kaplamaktadır. Şekerpancarı üretimi iç tüketimi karşıladığı gibi ihraç da edilmektedir. Üretilen pamuk tekstil sanayisi için elverişlidir. Tütün yüksek kalitede olup ihracat için yetiştirilir. Üretilen gül yağı parfüm sanayiinde önemlidir. Ormanlar ülkenin % 30’unu kaplar ve kerestecilikte kullanılır. Ormanlarda geniş yapraklı ağaçlar, meşe, kayın, yaban elması gibi ağaçlar bulunur.

Bahçe ürünleri, sebze, meyve, domates, haşhaş, yetiştirilir ve Orta Avrupa ülkelerine satılır. Bağcılık, konservecilik ileri gitmiştir.Hayvancılık gelişmemiştir. Vahşi hayvanlardan ayı, kurt, yabani kediler, tilkiler, sincap ve diğer kemirici hayvanlar bulunur.

Ulaşım: Ulaştırma çok gelişmiştir. Osmanlılar devrinde yapılan demiryolları ve modern karayolları ile komşu ülkelerine bağlıdır. Karayollarının uzunluğu 32.000 kilometreden, demiryollarıın uzunluğu da 6000 kilometreden fazladır. Varna ve Burgaz limanları işlektir. Tuna Nehri üzerinde taşımacılık yapılmaktadır.

Tagged :

Brunei

DEVLETİN ADI: Brunei Sultanlığı
BAŞŞEHRİ: Bandar Seri Begawan
YÜZÖLÇÜMÜ: 5.765 km2
NÜFUSU: 264.000
RESMİ DİLİ: Malaysia Dili, İngilizce
DİNİ: İslam
PARA BİRİMİ: Brunei Doları

Asya kıtasının güney-doğusundaki Borneo Adasının kuzeydoğusunda bulunan, Güney Çin Denizine kıyısı bulunan, komşusu Savarak Devletinin topraklarının Güney Çin Denizine doğru bir koridor gibi uzanması sebebiyle iki parçaya ayrılmış küçük bir devlet. İngilizlerin koruması altındadırlar.

Tarihi

Brunei’nin 15. asra kadar olan tarihi hakkında pek fazla malumat bulunmamaktadır. İslamiyetin buralarda yayılmasından sonraki tarihi kesin olarak bilinmektedir. İslamiyetin kabulünden sonra dinin icabı olarak birlik, beraberlik içerisinde hareket ederek, bölgenin en güçlü devleti olan Brunei- Borneo Adasının tamamına yakın bir kısmını idaresi altında bulunduruyordu. İslamiyetin düşmanları, dolayısıyla da Brunei Devletinin düşmanları ülkeyi daima zayıflatmaya çalışmışlardır. On dokuzuncu asrın sonunda iyice zayıflatılan ülkede 1888 senesinde İngiltere hakimiyetini tesis etmiştir. 1959 senesinde kabul edilen bir anayasa gereğince, Brunei Sultanlığı yarı demokratik bir sistemle iç işlerinde bağımsız, dış işlerinde İngiltere’nin himayesinde olan bir devlet olarak son şeklini almıştır.

Fiziki Yapı

Güney Çin Denizine kıyısı olan iki parçalı toprak üzerinde kurulmuş olan ülkenin yüzey şekilleri fazla farklılık göstermez. Batı kesimleri alçak ovalar ve bataklıklarla kaplı olan ülkenin, doğu kesimleri ise pek fazla yüksek olmayan dağlarla kaplıdır. En yüksek noktası Labi Hılls Tepesi olup, 396 m yüksekliğindedir. Önem arz eden akarsuları, Belait ve Tutong’dır. Gölleri mevcut değildir.

İklim

Ekvator bölgesine yakın olduğu için Brunei’de bütün sene boyunca bol yağışlı, nemli ve sıcak bir iklim hüküm sürer. Senelik ortalama yağış miktarı sahil kesimlerinde 2500 mm civarında, iç kesimlerde de 3800 mm olan ülkenin, senelik sıcaklık ortalaması ise, 27°C civarındadır.

Tabii Kaynakları

Gür ormanlarla kaplı olan ülke, petrol, tabii gaz gibi yeraltı madenleri bakımından da çok zengindir. Ormanlardan elde edilen kauçuk gibi pekçok ürün Brunei’nin tabii zenginliklerini teşkil etmektedir.

Nüfus ve Sosyal Hayat

264.000 civarında olan nüfusunun, yarısından fazlasını Malezyalılar, dörtte birini Çinliler, az bir kısmını ise yerli Dayak kabilesi teşkil eder. Halkın büyük bir çoğunluğu Müslüman olup, çok az miktarda ise Budist ve Putperest bulunmaktadır. Genellikle köylerde dörtgen biçiminde yapılmış ahşap evlerde yaşayan halkın başlıca gıda maddeleri arasında pirinç ve balık gelmektedir. Resmi dili Malaysia dili olmasına rağmen, İngilizce ve Çince de yayın olarak kullanılan lisanlardandır. Başlıca şehirleri başkenti olan Bandar Seri Begawan, Burnei kasabası, petrol merkezi olan Kuala Belait ve Seria şehirleridir.

Siyasi Hayat

Sultanlıkla idare edilen ülke, iç işlerinde bağımsız, dış işlerinde ise İngiltere’nin himayesi altındadır. 1959 senesinde kabul edilen bir anayasa ile idare edilir. Bir yürütme ve bir yasama meclisinin bulunduğu Brunei’de yürütme kurulu Sultanın başkanlığında bir bakanlar kurulu halindedir. Ülkedeki yasama meclisi 21 kişiden meydana gelmektedir. Bunun 10 kişisi seçimle iş başına gelirken, 11 kişisi ise Sultanın tayini ile işbaşına gelmektedir.

Ekonomi

Petrol zengini bir ülke olan Brunei, ürettiği petrolün büyük bir kısmını kendisi işleyip satar. Bir kısmını ise ham petrol olarak ihraç etmektedir. Alçak ovalarla, sulanabilir arazilerde tarım yapılmaktadır. Ülkede yapılan tarım kendi ihtiyacını karşılayacak kapasitededir. Bir kısım tarım ürünlerini ve ormanlardan elde ettiği bazı orman ürünlerini de ihraç etmektedir. İhraç ettiği mallar arasında petrol, tabii gaz, baharat, Hindistan cevizi, kauçuk ve sagu denilen ekmek ağacından elde edilen bir madde en başta gelenleridir. İthal ettiği malların başında ise makina, araç, metal ürünleri, çimento ve tekstil ürünleri gelir. Dış ticaret yaptığı ülkelerin başında Japonya, ABD, Singapur, Tayvan ve Malezya gelir.

Ulaşım

Karayollarının gelişmemiş olduğu Brunei’de başlıca ulaşım yolu akarsulardır. En önemli karayolu Muara’yı başşehir üzerinden petrol şehirleri olan Seria ve Kuola Belait’e bağlayan yoldur. Hava ulaşımı Kraliyet Havayolları ile sağlanır

Tagged :

Brezilya

DEVLETİN ADI: Brezilya Fedaratif Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Brasilia
NÜFUSU: 153.322.000
YÜZÖLÇÜMÜ: 8.511.965 km2
RESMİ DİLİ: Portekizce
DİNİ: Hıristiyanlık (Katolik)
PARA BİRİMİ: Cruzado

Güney Amerika’nın doğusunda yer alan bir devlet. Güney Amerika’nın en kalabalık ve en büyük ülkesidir. Dünyanın yüzölçümü bakımından beşinci, nüfus bakımından sekizinci büyük ülkesidir. Güney Amerika’nın yarısı kadardır. Doğusunda Atlas Okyanusu olup bu okyanusta 7250 km kadar bir kıyıya sahiptir. Ekvador ve Şili hariç Güney Amerika’daki bütün ülkelerle komşudur.

Tarihi

21 Nisan 1500 yılında Portekizli bir gemici olan Pedro Alveras Cabrol, Hindistan’a gidiyorum zannıyla Güney Amerika’ya ayak bastı ve ülkeyi Portekiz kralı adına zaptettiğini ilan etti. 1530 yıllarında Martin Alfonso de Sousa liderliğindeki bir keşif gezisi esnasında, stratejik noktalar olan yerlere, Rio de Janerio ile bir yıl sonra da bugünkü Santos şehrinin banliyosü olan Sao Vicente şehirlerini kurdular. Piratiningo şehri de, 1532 yılında Sao Vicente yakınlarında yüksek bir bögede kuruldu. Portekizlerin İspanya hakimiyetine girdiği 1580’den 1640 tarihine kadar Brezilya bir İspanya sömürgesi oldu. 1640’ta Portekizliler Brezilya’yı tekrar ele geçirdiler. Hükumet merkezi 1763’te Salvador’dan Rio de Janerio’ya taşındı. Zira burası coğrafi ve stratejik bakımdan merkez olmaya daha uygundu.

1698 yılında Sao Paulo’da bol miktarda altın bulundu. Daha sonra iç kesimlere Amazon havzasına yapılan keşif gezileri sonucu altından başka madenler de bulundu. Bölgede çeşitli feodal gruplar ortaya çıktıysa da fazla yaşamayıp yeniden birlik sağlandı.

1572 yılında Brezilya’yı yönetim bakımından Salvador ve Rio de Janerio’dan ibaret olmak üzere ikiye ayıran sistem, 17. yüzyıl çeyreğine kadar devam etti. On altı ile on yedinci yüzyılda İspanyollar, İngilizler, Fransızlar ve Almanlar zaman zaman bu bölgeyi ele geçirmek istedilerse de muvaffak olamadılar. 1807’de Portekiz’in Napolyon Bonapart tarafından işgal edilmesi üzerine kral ailesi ve devletin bazı ileri gelenleri Brezilya’ya kaçtılar ve ertesi sene hükumet merkezini Rio de Janerio’da kurdular. Bu esnada Brezilya’nın nüfusu 2.500.000 olup, bunun 400.000’i beyaz 1.300.000 zenci ve 800.000’ini yerli halk teşkil ediyordu. Zenciler büyük şekerkamışı çiftliklerinde ve madenlerde çalıştırılmak üzere 1538 yılında Afrika’dan köle olarak getirilmişlerdi. 1819’da Napolyon’un Avrupa devletlerine yenilmesi üzerine Portekiz kralı, yeğeni Don Pedro’yu, Brezilya Genel Valisi bırakarak Portekiz’e geri döndü.

1822’de Portekiz parlamentosu ilk koloni statüsüne geri dönmek isteyince, Brezilyalılar, Don Pedro Jose Boni Facia deAndrada Silvan’ın liderliğinde bağımsızlık hareketlerini başlattılar ve 7 Eylül 1822’de bağımsızlıklarını ilan edip, 1824’te liberal bir anayasa kabul ettiler. Düzensiz savaşlardan sonra Portekizliler Brezilya’nın bağımsızlığını kabul etmek zorunda kaldılar. Brezilya 1889 yılına kadar krallıkla idare edildi.

Latin Amerika’da en uzun süre krallıkla idare edilen tek ülke Brezilya idi. 1831 yılında Don Pedro, oğlu İkinci Don Pedro’ya tahtı terk etmek zorunda bırakıldı. İkinci Don Pedro zamanında modern Brezilya’nın temelleri atıldı. 1888’de 800.000 köylüye hürriyet verildi. 1889’da kansız bir darbe ile krallık idaresi yıkılarak cumhuriyet idaresi kuruldu. 1914’te siyasi birliği temin eden Brezilya, bütün dünya ülkeleri tarafından tanındı. İstikrarsız bir ülke olup, sık sık anayasa değişiklikleri ve ihtilaller olmaktadır.

Fiziki Yapı

Brezilya’nın en kuzey ve güney noktası arasındaki noktayla doğu ve batı noktaları arasındaki mesafe hemen hemen birbirine eşittir (4225 km). Genel olarak yüzey şekilleri iki geniş kategoride incelenir.

1. Kuzeyde Amazon Nehri havzasının, batıda Parana ve Paraguay nehri sisteminin geniş düz ovaları.
2. Doğudaki Brezilya yüksek yaylaları ve kuzeyindeki Cuiana yaylalarıdır.

İki geniş nehir sistemi, iki yüksek dağlık bölge arasında sınırsız bir hal alır. Hemen hemen bütün Brezilya’nın yarısından fazlası deniz seviyesinden 200 metreden az yüksek yerler olmasına rağmen, nüfusunun hakim kısmı daha ziyade yüksek yerlerde bulunur. Ülkenin hemen hemen % 4’ü deniz seviyesinden 900 m yüksekliğin üzerindedir. Brezilya’nın en yüksek dağı Pico da Bandeira olup, 2890 m’dir.

Akarsular: Büyük Amazon Nehri dünyanın en geniş ve çok su taşıyan nehridir. Peru’da And Dağlarının doğusundan çıkar ve Brezilya ovaları içinde akar. Atlas Okyanusundan Peru içlerine kadar nehir taşımacılığına elverişlidir. Denize döküldüğü yerde muhtelif kanallar ve birçok adalar meydana getirir. En büyük ada Marajo Adası olup, 26 km2dir. Amazon’un önemli kolları, Tocantins, Araguaia, Xingu ve Topajostur. Diğer önemli nehri, Parana Nehridir.

Göller: Brezilya’da iki önemli göl vardır. Bunlar Lagoa dos patos ve Lagoa’dır.

İklim

Genel olarak Brezilya’nın iklimi her tarafta aynı olduğu zannedilirse de, ülkede çeşitli iklim farklılıkları görülür. Brezilya’da görülen en yüksek sıcaklık kuzeydoğu alçak bölgelerinde kaydedilmiştir. Burada absorbe edilen yüksek miktardaki güneş ışınları, sıcaklığı 38°C’ye kadar yükseltir. Kuzeyde Amazon Havzasında elde edilen sonuçlara göre senenin çoğu nemli ve sıcak geçmektedir. Yıllık yağış ortalaması 2000 mm’dir. (Bkz. Amazon Havzası)

Kuzeydoğu sahilleri tropikal nemli bir iklime sahip olup, kışla beraber gelen yağışlı mevsim (mayıstan ekime kadar) kuzey sahillerine soğuk hava getirir. Kuzeydoğudaki nemli bölgelerin iç kesimleri çöldür. Brezilya’nın kuzeydoğusunda Sertao denilen sürekli kurak bölgelerde kaktüs ve diğer bitkiler bulunur. Amazon bölgesi hariç yaz mevsimi yağışlı mevsimdir. Senenin geri kalan zamanında hava normal geçer. Genelde sahilden içeri gittikçe yağışlar artar. Ancak nemli yağmur getiren sert rüzgarlar, iç kısımlara gittikçe dağ engelleriyle karşılaşır. Sao Paulo’nun tam güneyinde İtapanhau bölgesinde Serra do Mar bariyeri (seti) senede 4500 mm yağmur düşmesine sebeb olur.

İklim şartlarını kontrol eden en önemli faktör, yüksekliktir. Çünkü ortalama 300 m yükseklik için yaklaşık 1,8°C sıcaklık düşer. Bu sebeple 20° güney enleminde yer alan ve 850 m yükseklikteki Belo Norizonte şehrinde yıllık sıcaklık ortalaması 20°C’dir. Güney Brezilya’daki 900 metre yükseklikteki platolarda çoğu zaman kar yağmaktadır.

Bitki Örtüsü ve Hayvanlar

Bitkiler genellikle iklim ve toprak durumuna sıkı sıkıya bağlıdır. Brezilya bitkileri üç grupta incelenir.

Ormanlar: Hemen hemen Brezilya’nın yarısı ormanlarla kaplıdır. Ormanlar dört ana grupta toplanır: Selva, mata, araucaris, caatinya. Amazon Havzasında yer alan ekvatoral sığ yağış ormanlarındaki ağaçlara “selva” denir. Dünyanın en büyük tropikal yağışlı ormanlarıdır.

Ziraat terimleri arasında çok manidar bir terim de Doğu Brezilya’nın tropikal, yapraklarının yarısını döken “mata” tabiridir. Bu ormanlar Brezilya’da iyi toprağın, humusun ve geniş çiftliklere müsait yerlerin bir sembolüdür. Bu ağaçlar kesilerek ziraat için organik bakımdan zengin topraklar elde edilmektedir.

Brezilya’nın güney yüksek dağlarındaki ormanlarda bulunan “araucaria” ağacı, Brezilya’da inşaat kerestesi olarak çok kullanılır. Bilhassa hızla gelişen şehirlerde dökülen betonlara şekil vermek için, yapı malzemesi olarak kullanılmaktadır. Ancak çok fazla kesim yapıldığı için tükenme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Caatinga denilen dikimli orman, ülkenin kuzeydoğu bölgesinde bulunur. Burada Lokustlar ve çöl bitkileri bulunur.

Savanlar: Genel olarak otluklar bakımından Brezilya’nın merkez kısmının büyük bir bölümünü kaplar. Brezilya’nın yeni başşehri Brasilia bu savan bölgesinde kurulmuştur. Kuzey Amerika’daki çayırlar kadar bir münbit arazi değildir.

Otlaklar: Campos denilen otlakların başlıcaları Brezilya’nın güneyinde ve bazı iyi sulanan merkez platolarda yer alır. Amazon bölgesinde de otlak araziler bulunur.

Brezilya’da hayvanlar, bilhasa balıklar, kuşlar ve böcekler yönüyle çok farklılıklar gösterir. Asya, Afrika hatta Kuzey Amerika ile mukayese edilirse Brezilya’da bazı büyük memeliler bulunmamaktadır. Kuzeydeki ormanlar hayvanlar bakımından, bilhasa maymun ve kuşlar bakımından zengindir. Balık gibi bazı hayvanlardan ticari olarak istifade edilir. Böcekler tarım için ciddi tehlike arz etmektedir. 200 çeşitten fazla zehirli yılan mevcuttur. Ancak yılanlar nadir olarak meskun yerlerde görünmektedir. Birçok vahşi hayvanlar avlanmak sebebiyle ortadan kaybolmuşlardır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Nüfus: Brezilya, sosyal bünyesi bakımından çok büyük farklılıklar arz eder. Güney kesimleri, daha fazla şehirleşmiş, daha fazla (tarım dahil)sanayileşmiş ve siyasi ve sosyal ağırlığa sahiptir.

Kuzey ve kuzeydoğu kesimleri ise, kırsal bölgeler olup, daha ziyade aristokratlaşmıştır. Bu sebepten dolayı tarihçiler Brezilya’dan bahsederlerken, kuzey ve kuzeydoğudaki an’anevi ziraatle meşgul olan aristokrat sınıfla, güney kesimindeki sanayileşmiş demokrat sosyal sınıfı birbirinden ayırırlar.

Brezilya’da nüfus artışı çok fazladır. Yirminci asrın sonlarında dünyanın en kalabalık ülkelerinden birisi olacağı tahmin edilmektedir: Brezilya nüfusu 4 etnik gruptan meydana gelmektedir: Yerli Kızılderililer, KoloniciPortekizliler, Afrika zencileri ve 1850’den beri Avrupa ve diğer memleketlerden gelen göçmenlerdir. Nüfus sayımı kayıtlarına göre nüfusun % 62’si beyazlar, % 11’i zenciler, % 27’si kahverengi derililerden meydana gelir.

Ancak farklı ırklar arasında evlenmeler sebebiyle melez halk artmaktadır. Brezilya’ya dışardan oldukça fazla göç yapılmıştır. Halen Brezilya’da 300.000 insan, Portekiz doğumlu olarak yaşamaktadır. 1875 ile 1960 yılları arasında Brezilya’ya 5 milyon Avrupalı göç etmiştir.

Halkın % 90’ı Roma Katolik mezhebine mensuptur. % 5 civarında Protestan bulunur. Brezilya’da diğer bir dini grup, Ruhçular (Spiritualistler)dır. Bunların 2 binden fazla toplantı yerleri vardır. Ailede baba hakimdir. Ancak son zamanlarda bu hakimiyet zayıflamıştır. Resmi dili Portekizcedir.

Brezilyalılar yazın ve havanın normal olduğu kış günlerinde sokağa dökülürler. Evlerini açık, ancak gölgeli yerlere bina ederler. Müzik ve samba halkın çok fazla rağbet ettiği oyunlardır. Sporun her çeşidi yapılmaktadır. Bilhassa futbolda dünyada söz sahibidir. 1958, 1962 ve 1970 yıllarında Dünya Kupasını kazanmıştır.

Nüfusun bir kısmı sahildeki yerleşim merkezlerinde toplanmıştır. En önemlileri Sao Paulo ülkenin eski başşehridir. Yeni kurulan başkent Brasilia, Salvodor, Parto Alegre diğer önemli şehirlerdendir.

İdare: Brezilya 22 eyaletten meydana gelen federal bir cumhuriyettir. Başkanlık sistemi ile yönetilir. Parlamento, Senato ve Millet Meclisinden meydana gelir. Her eyaletten 3 senatör 8 yıllığına, millet vekilleri 4 yıllığına seçilirler. Eyaletlerde ayrıca halk tarafından seçilen bir vali ve bağımsız yargı organları bulunur. Okur-yazar 18 yaşını doldurmuş her Brezilyalının oy kullanması mecburidir. Erler oy kullanamaz. 67 yaşından büyük olanlar için de oy kullanmak mecburi değildir. Vergiler eyaletler tarafından toplanır.

Eğitim: Okuma-yazma bilmeyenlerin oranı bazı kırsal bölgelerde çok yüksektir. Sao Paulo, Rio Grande do Sul, Minas Geraıs’de ise düşüktür. Anayasada eğitim için devlet gelirlerinin % 10’u ayrılmıştır. İlköğretim mecburidir. Üç çeşit ilkokul vardır. Yaygın olanı devlet ilkokulu olup, eyalet yöneticileri tarafından idare edilir. İkincisi belediye okulları, üçüncüsü de özel ilkokullardır. İlkokul 4 senedir ve 7 veya 8 yaşında öğrenci kabul eder. Ortaokullar Kuzey Amerika’daki ortaokullara benzetilmektedir. Brezilya’da ilk üniversite 1920’de kurulmuştur. Bununla beraber 20. yüzyılda da dikkate değer gelişmeler olup yeni üniversiteler de kuruldu. Bazı üniversiteler kilisenin kontrolü altındadır. En büyük üniversitesi Brezilya Üniversitesi olup, Rio de Janerio’dadır.

Ekonomi

Brezilya ekonomisi İkinci Dünya Savaşından sonra kısa bir duraklama göstermesine rağmen, sonradan büyük bir gelişme göstermiştir. Ancak enflasyon %’si bakımından dünyada en ileri ülkeler arasında olup, binli rakamlara ulaşmıştır. 1967 ve 1986 senelerinde olmak üzere iki kere para birimi değiştirilmiştir.

Tarım: Brezilya, sanayisinin gelişmesine rağmen, genel olarak tarım ülkesidir. Ekilen arazinin yarıdan fazlası gıda ürünleri olmasına rağmen yine de gıda ihtiyacının bir kısmını dışardan ithal etmektedir.

Brezilya dünyanın en büyük kahve üreticisi ve ihracatçısıdır. Ancak bu kahve Amerika kıtasındaki ülkelerin ihtiyacını ancak karşılamaktadır. Pamuk üretimi de gelişmiş olup, kahve ile birlikte döviz kaynağını teşkil etmektedir. Şekerkamışı ve kakaonun da az bir kısmını ihraç etmesine rağmen, büyük bir kısmını iç tüketim için kullanmaktadır.

Değerli kerestelik ağaçlar, pirinç, taze fasulye, pamuk, kahve, şekerkamışı, kakao ve mısır başlıca ürünleridir. Ülkenin bazı yerlerinde az miktarda portakal, muz, yerfıstığı, tütün, elyaf ve bazı sebzeler yetiştirilir.

Brezilya sığır yetiştiriciliğinde, dünyanın önde gelen ülkelerindendir. Çiftliklerde bol miktarda et için sığır yetiştirilir. Brezilya’da ziraat iki gruba ayrılır:

1. Rio de Janerio’nun kuzey kısımlarında iptidai usullerle yapılan ziraat;
2. Ülkenin güneyinde daha çok modern aletlerle yapılan ziraattır.

Ormancılık ve balıkçılık: Brezilya’da ormanlardaki araucaria ağaçları kerestecilikte yaygın olarak kullanılmaktadır. Amazon ormanlarındaki ormanlar, yeni yeni üretime girmektedir. Balmumu, kabuklu bitkiler, zamk ağacı, pazarlanabilir orman ürünleridir. Ancak bu bitkilerin hiçbiri henüz pazarlama ortamına girmemiştir.Orman ürünleri aynı zamanda tıp sahasında da kullanılır. İpeka şurubu, kokain, afyon vb. uyuşturucular bu tip orman ürünlerinden elde edilir. Balıkçılık gün geçtikçe artmakta ve ülke ekonomisine büyük katkıda bulunmaktadır.

Sanayi: Son yıllarda Brezilya mamul sanayi ürünleri ihracatı, tarım ürünlerinden daha fazla olmuştur. Sanayide elektrik ve enerji açığını önlemek için dünyanın en büyük hidro-elektrik santralını kurmuştur. 1976’da başlanılan bu İtaipu Barajı 1980’de tamamlanmış olup senede 100 milyar kilowatt/saatten fazla elektrik enerjisi üretebilmektedir. 1977’de Almanlarla teknik işbirliği yapılarak nükleer santraller işletilmeye başlanmıştır. Demir-çelik, dokuma, kağıt, cam, tekerlek, plastik vb. imalinde fabrikalar kurularak, kendi kendine yetecek hale gelmektedir. Yıllık çelik üretimi 20 milyon tona ulaşmıştır.

Madenler: Brezilya zengin maden yataklarına sahiptir. On sekizinci yüzyıldan itibaren zengin altın, elmas madenleri bulunmuştur. Brezilya aynı zamanda dünyanın en bol demir rezervlerine sahiptir. Amapo bölgesinde bol miktarda manganez çıkarılır. Salvador yakınlarında petrol bulunmuştur. Brezilya’da çok az kömür yatakları bulunur. Dışardan ithal yolu ile açığını kapatır.

Ulaşım: Brezilya’nın ulaşım güçlüğü önemli meselelerdendir. Coğrafi yapısından dolayı modern kara yollarının kurulması gecikmiştir. Yeni yeni ulaşım gelişmekte ve modern hava limanları kurulmaktadır. Amazon nehri ve kolları üzerinde gemicilik ve taşımacılık ileri bir seviyededir.

Tagged :

Botsvana

DEVLETİN ADI: Botsvana Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Gaborone
NÜFUSU: 1.314.000
YÜZÖLÇÜMÜ: 581. 730 km2
RESMİ DİLİ: İngilizce
DİNİ: Putperes, Hıristiyan
PARA BİRİMİ: Pula

Afrika kıtasının güneyinde bulunan bir devlet. Kuzeyinde Zambiya, kuzey batısında Nambiya, kuzey doğusunda Zimbabwe, güneyinde ise Güney Afrika Cumhuriyeti yer alır. Güneyden kuzeye ve doğudan batıya en geniş yeri yaklaşık 933 kilometredir.

Tarihi

Botsvana tarihine ait ilk bilgiler bundan yaklaşık 1000 sene öncesine aittir. Daha önceleri için herhangi bir bilgi mevcut değildir. Hayvancılıkla uğraşan Tswana kabilesi kuzeyden gelerek Botsvana’ya yerleşmişlerdir. Bu zamanlarda ülkenin doğusunda Ngunisler, batısında ise Boşımanlar oturmaktaydı. On sekizinci asırda Boer kabilesi güneyden gelerek ülkeye yerleşmiştir. İngilizlerin dünya ülkeleri üzerindeki sömürgecilik zihniyeti ve faaliyetleri 1820 senesinde bu ülkeye de musallat oldu. 1885 senesinde İngiltere burada giriştiği silahlı harbi kazanmış ve Bechuanland adı ile ülkeyi sömürgesi haline getirmiştir. 1966 senesine kadar İngiliz sömürgesi olarak kaldıktan sonra 30 Eylül 1966’da bağımsızlığına kavuşmuş ve Botsvana ismini almış, İngiliz Milletler Topluluğuna bağlı kalmıştır.

Fiziki Yapı

Ülkenin tamamı yayladır. Oldukça meyilli bir yayla olan Botsvana’nın batı tarafları ortalama 55 m, doğuya gittikçe yükselen kısımlarındaki ortalama yüksekliği ise 1000 m civarındadır. Meşhur Kalahari Çölü ülkenin batı bölümünü kaplamaktadır. Orta kısımları kurak olan Kalahari Çölünün doğusu çalılıklarla kaplıdır. Botsvana’nın önemli akarsuları, Okowango ve Chobe nehirleridir. Bu nehirler Angola’da doğduktan sonra buraya gelirler. Okowango Nehri, 16.835 km2lik bir bataklık meydana getirdikten sonra, bataklığın yakınındaki ülkenin en önemli göllerinden olan Ngami’ye dökülür. Bir diğer önemli gölü olan Makarikari ise doğudadır.

İklimi

Sıcak ve kuru bir iklime sahiptir. Senelik yağış ortalaması ülkenin doğusunda 650 mm, batı bölgelerinde ise 252 mm civarındadır. Senenin en sıcak ayları kasım-mayıs aylarıdır ki, bunlardan şubat, sıcakların en fazla olduğu aydır. Ortalama 13°C ile senenin en soğuk ayı temmuzdur. Senelik sıcaklık ortalaması 29 °C’dir. 1965-66 yıllarındaki kuraklık sonucunda 400.000 baş sığır ve yerli hayvanların üçte birinden fazlası telef olmuştur.

Tabii Kaynaklar

Bitki örtüsü bakımından son derece fakir olan Botsvana yabani hayvanlar, madenler bakımından ise oldukça zengin bir ülkedir. Büyük bir kısmı çöl olan ülkede dikenli bitkiler ve akasya ağaçlarına çok rastlanır. Zürafa, ceylan, aslan, leopar, gergedan, fil, beyaz karınca, çekirge, zehirli yılan ise en çok görülen hayvanlardandır. Zengin bakır, nikel, kömür, demir, kireçtaşı, altın ve elmas yataklarına sahiptir.

Nüfus ve Sosyal Hayat

1.314.000 civarında olan nüfusun en yoğun olduğu bölge, ülkenin kuzeybatısı ile kuzeydoğusudur. Nüfusun % 90’ını Bantu kabilesi teşkil etmektedir. Çok az sayıda Avrupalı ve Asyalılar da yaşamaktadır. Halk, hayvancılık ve avcılıkla geçimlerini temin ederler. Dar bir sahada tarım da yapılmaktadır. Resmi dili İngilizce olmasına rağmen, halkın ancak dörtte biri bu dili konuşmakta, diğeri ise kendi kabilelerine mahsus dilleri kullanmaktadırlar. Okuma-yazma bilenlerin sayısı % 71’e yaklaştığı ülkede ücretsiz ilköğretime 1980’de başlanmıştır. Okur-yazar olanların arasında kadınlar çoğunluğu teşkil eder. Bir tane üniversitesi bulunan Botsvana’da yüksek öğrenim yapanlar arasında ise erkekler çoğunluğu teşkil etmektedir. Refah seviyesi oldukça düşük olan ülkede halk köylerde yaşar, evleri saz damlıdır. Putperestler çoğunluğu teşkil ederken, az miktarda Hıristiyan bulunur. Başlıca şehirleri, Gaborone, Francistown, Lobatsi, Serowe ve Kanye’dir.

Siyasi Hayat

İngiliz Milletler Topluluğuna bağlı olan Botsvana, başkanlık sistemine dayalı parlamenter rejimle idare edilir. Başkan 35 üyeli meclis tarafından seçilir.Meclis üyelerinin 31’ini halk 5 yıllık bir müddet için seçerken, kalan 4 üyeyi başkan tayin eder.

Ekonomi

Tarıma elverişli olmamasından dolayı tarım fazla yapılmadığı için ekonomi hayvancılığa dayanır. Zengin yeraltı kaynaklarının son zamanlarda işletilmeye başlaması sebebiyle madencilik ekonomide etkili olmaya başlamıştır. Halen ihracatın % 85’ini hayvan ve et satışı teşkil etmektedir. Sanayinin olmadığı Botsvana’da alt yapı tesisleri yeni yeni kurulmaktadır. Genellikle yatırımlarda yabancı sermayeye ihtiyaç duyduğu için gelişme yavaş olmaktadır. Turizm için oldukça ormanlık ve tabii güzelliklere sahiptir.

Tagged :

Bosna Hersek

DEVLETİN ADI: Bosna-Hersek Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Saraybosna (Sarajevo)
YÜZÖLÇÜMÜ: 51.129 km2
NÜFUSU: 4.523.000
RESMİ DİLİ: Sırpça-Hırvatça, Boşnakça
DİNİ: İslamiyet
PARA BİRİMİ: Eski Yugoslavya Dinarı (1992)

Yugoslavya’da Komunist idarenin yıkılması ile kurulan cumhuriyetlerden biri. Doğu ve güneydoğudan Sırbistan ve Karabağ, kuzey ve batıdan Hırvatistan ile çevrilidir. Dalmaçya’da 20 kilometre uzunluğunda bir kıyısı vardır. Bosna adı, topraklarını sulayan Bosna Nehrinden gelir. Nevetre Nehrinin kuzey güney bölgeleri olan Hersek adı ise 15. asır ortalarında Bosna Kralına isyan edip kendini “St Sava Herseki”, yani dükü ilan eden Stephan Vokciç Kosora’nın unvanından gelmektedir.

Tarihi

Bosna-Hersek’in bilinen tarihi, Hint-Avrupa menşeli İlliryalılarla başlar. Bölge Romalılar tarafından ele geçirilince, Panoonia eyaletinin İllyricum bölümüne bağlandı. Slavlar bölgeye M.S. 7. asırda gelmeye başladılar. 961’den sonra Bosna, Sırbistan’ın diğer bölümlerinden ayrıldı. Bağımsız siyasi ve coğrafi bir birim olarak kabul edildi.

Bölgeye ilk Türk akınları 1386 senesinde başladı. Bu sırada Bosna tahtında Beşinci Tvartko bulunuyordu. Kosova Savaşında Sırpların mağlubiyeti ve ardından Üsküp’ün fethi Bosna’nın durumunda önemli değişikliklere sebep oldu. Son kral Stefan Tomeseviç Bosna’da yaşayan kalabalık Bogomil mezhebine bağlı olanlara Papanın isteği doğrultusunda adil davranmayınca, Fatih Sultan Mehmed Han bölgeyi rahatlıkla Osmanlı topraklarına dahil etti.

Slav, Hırvat ve Avar karışımı olan Boşnaklar 10. asırda Bogomil mezhebine bağlıydılar. Teslisi ve hazret-i İsa’nın tanrının oğlu olduğunu kabul etmeyen inançları yüzünden uzun süre çevredeki diğer Hıristiyanların baskısı altında kaldılar. İnançları yüzünden, bölge Osmanlılar tarafından fethedilince, kolayca İslamiyeti seçerek Müslüman oldular. Anadolu’dan gelen dervişler yoluyla İslamiyet bölgede hızla yayıldı.

Bosna, Osmanlı yönetimine geçince bir sancak haline getirildi. Kanuni Sultan SüleymanHan zamanında Macaristan’da kalan kuzey toprakları da fethedilince eyalet statüsüne alındı. Bosna eyaletine atanan ilk beylerbeyi Gazi Ferhad Paşa oldu. 19. asırdaki gelişmeler ve Osmanlı İmparatorluğunun batıda aldığı yenilgiler, Bosna eyaletini önemli ölçüde etkiledi. 1827’de ilk ıslahatı gerçekleştiren ve gönüllü Yeniçeri Ocağını kaldıran Beylerbeyi Abdurrahman Paşa, güçlü bir askeri örgüt kurdu. Eğitim ve öğretim işlerini yürütmekle vazifeli maarif müdürlüğü kuruldu. Bu aynı zamanda Osmanlı Devletinde ilk maarif müdürlüğüydü. 1976’da Hersek ayrılarak önce mutasarrıflık, daha sonra da iki sancaklı küçük vilayet oldu. 1878’de yapılan Berlin Antlaşması ile Bosna’nın Avusturya-Macaristan’ın denetimine bırakılmasıyla büyük bir bunalım patlak verdi.

Resmen Osmanlı Devletine bağlı kalmasına rağmen, Berlin Antlaşmasına dayanarak Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Bosna-Hersek’i işgal etti ve eyaletin yönetim hakkını ele geçirdi. İkinci Meşrutiyetin ilanından faydalanan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu bölgeyi 7 Ekim 1908 tarihli bir kararname ile kendi topraklarına ilhak etti. İlhak kararı Rusya, Sırbistan, Osmanlı İmparatorluğu ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu arasında çok yönlü bunalıma sebep oldu.

Avusturya-Macaristan yönetiminde, yeni anayasayla seçmenler üç seçim grubuna ayrıldı. Her grupta Ortodoks, Katolik ve Müslümanlar için sabit oranda sandalye belirlendi. Bu durum Sırp milliyetçiliğinin tepkisine sebep oldu ve gerginlik 28 Haziran 1914’te Avusturya Arşidükü (veliaht) Franz Ferdinand’ın Saraybosna’da Bosnalı bir Sırp öğrenci tarafından öldürülmesine kadar vardı. Bu olay da Birinci Dünya Harbinin başlangıcıdır.

Bosna-Hersek 26 Ekim 1918’de Sırp, Hırvat ve Sloven krallığının bir parçası olarak Sırbistanla birleştirildi. İkinci Dünya Savaşına kadar bu krallığın parçası olan Bosna-Hersek, 1946’da Yugoslavya’yı meydana getiren altı halk cumhuriyetinden biri oldu. Nüfusun çoğunluğunu meydana getiren Müslümanlar kökenlerine rağmen Sırp ve Hırvat milliyetinden olarak anılmayı kabul etmediler. 1971’de Yugoslavya Devlet Başkanı Tito, Müslümanlara ulus statüsü tanıdı ve Bosna-Hersek’te büyük “M” ile yazılan Müslüman kelimesi sadece din değil, bir milliyetin de adı oldu.

Yugoslavya’da 1980 senesinde Tito’nun ölümüne kadar durulmuş olan etnik ve dini çatışmalar yeniden alevlendi. Sovyetler Birliği ve doğu bloku ülkelerinde başgösteren reform süreci, Yugoslavya’da da büyük değişikliklere sebep oldu. 1991’de Anayasanın öngördüğü şekilde devlet başkanlığının, federasyon meydana getiren Hırvatistan’a geçmesi lazımken, Sırbistan, eski Yugoslavya’nın mirasçısı olarak tek başına sahip çıkması ülkede tam bir iç savaşa girmesine sebep oldu. Hırvatistan ve Slovenya’nın bağımsızlık kararı, Sırbistan yönetimi tarafından kabul edilmedi. Kanlı çarpışmalar AT ve Almanya’nın yoğun baskıları neticesinde sona erdirildi.

Bosna-Hersek’te 1990 senesi sonlarında yapılan seçimleri kazanarak devlet başkanlığına gelen Aliya İzzet Begoviç, Mart 1992’de bir referandumla bağımsızlığını ilan etti. Bunun üzerine Bosna-Hersek Sırplı milislerin yoğun saldırısına maruz kaldı. Bölgeye insani yardım ulaştırmak için bulunan Birleşmiş Milletler askerleri birçok katliama göz yummaktadır. Bosna-Hersek Başbakanı Hakkı Turayliç, Birleşmiş Milletlere ait arabadan indirilerek Sırplar tarafından öldürülmesi, büyük tepkilere sebeb oldu. Sırplar Müslüman kadınlara tecavüzleri hat safhaya ulaşmasına rağmen batılı devletler olaya sadece seyirci kalmaktadır. Günümüzde hala Bosna-Hersek’te katliam sürmekte ve tam bir soykırımı yaşanmaktadır (Şubat 1993).

Fiziki Yapı

Bosna-Hersek, üçgene benzeyen dağlık bir arazi yapısına sahiptir. Dağlık arazi Sava ve Neretva ırmaklarının sularıyla parçalanır. Ülkenin güneybatısının en belirgin özelliği olan yarıklar, çukurlar ve hendeklerle dolu kireçtaşlarından meydana gelen bir karst yüzey yapısıdır. Aralarda küçük çöküntüler halinde ekilebilir topraklar vardır. Ülkeye adını veren Bosna Irmağı, İgman Tepesinin eteğindeki bir kaynaktan doğduktan sonra 271 kilometrelik bir yol izledikten sonra Sava Nehri ile birleşir. Ülke topraklarının kuzeyinde ekilebilir verimli topraklar vardır.

İklimi

Bosna-Hersek yazları sıcak, kışları soğuk geçen bir iklime sahiptir. 20 km’lik deniz kıyısında Akdeniz iklimi hüküm sürer. Dinar Alplerinde iklim daha serttir.

Tabii Kaynaklar

Bosna’nın orta ve Sırbistan’a bakan doğu kesimleri ormanlarla kaplıdır. Ormanlar çam, kayın ve meşe ağaçlarından meydana gelir.Yer altı zenginliklerinin başlıcaları, kömür, demir, bakır, manganez, kurşun, cıva ve gümüştür.

Nüfus ve Sosyal Hayat

4.5 milyondan fazla olan Bosna-Hersek nüfusunun % 44’ünü Müslüman % 31’ini Sırplar, % 18’ini Hırvatlar, % 5’ini Yugoslavlar, % 2’sini de diğer unsurlar meydana getirir. Nüfusun büyük çoğunluğunu meydana getiren Müslümanların milliyetleri, Sırp, Hırvat veya Yugoslav olarak değil sadece Müslüman olarak gösterilmiştir.

Müslümanların % 90’ı Boşnakça konuşmaktadır.Türklerle aynı dinden oldukları için Bosna-Hersek’in yerli Müslüman halkı kendilerine Türk dedikleri gibi, bazan Türklerden ayırt edilmek amacıyla Boşnak ismini kullanmışlardır. Bu isim 19. asrın ilk yarısından itibaren yaygınlık kazanmıştır.

Bosna-Hersek’in en büyük kenti 500.000 nüfuslu başkent Saraybosna’dır. İkinci sırada Banyaluka gelir. Hersek’in merkezi ise Osmanlı mimarisinin eşsiz örnekleri ve bu arada Drina Irmağı üzerinde MimarSinan’ın inşa ettiği köprüyle simgeleşen Mostar şehridir.

Başkent Saraybosna, birçok bakımdan sadece Bosna-Hersek’in değil aynı zamanda eski Yugoslavya’nın en ilginç şehridir. Zira Saraybosna, Yugoslavya’daki Müslüman nüfusunun, Sırp Ortodoks Metropolitinin ve Katolik Başpiskoposunun makamlarının bulunduğu yerdir.

Bosna-Hersek’te eğitim ileri düzeydedir. İkinci Dünya Savaşından sonra şarkiyat çalışmaları hızla artmıştır. 1949’da kurulan Saraybosna Üniversitesinde Türk, Fars, Arap dilleri ve edebiyatları ile ilgili kürsü bulunmaktadır. Burada hem Osmanlı hem de Türkçe kurslar verilmektedir. 1950’de kurulan Saraybosna Şarkiyat Enstitüsü, Saraybosna Devlet Müzesinden devralınan yazma ve Türk tarihiyle ilgili malzemelerden değerli bir kolleksiyona sahiptir.

Siyasi Hayat

Bosna-Hersek, cumhuriyetle idare edilen bir ülkedir. Cumhurbaşkanı ve meclis üyeleri beş yılda bir seçilir. Meclis 240 sandalyeden meydana gelir.

Ekonomi

Bosna-Hersek ekonomisi tarıma dayanır. Başlıca tarım ürünleri tahıl ve patatestir. Ayrıca sebze, şekerpancarı, keten ve tütün de yetiştirilir. Ormancılık ve koyun besiciliği ekonomide önemli yer tutar. Bosna’nın orta ve kuzey kesimlerinde meyvecilik gelişmiştir. Erik, meyvecilikte önemli yer tutar. Hersek’te ise bağcılık gelişmiştir. Sanayi ürünleri arasında kereste, demir-çelik, tütün, deri ve şeker önemli yer tutar.

Saraybosna ve Mostar yakınlarında kömür, Vereş ve Ljubija yakınlarında demir, Gornjivakuf yakınlarında bakır ve çeşitli bölgelerde manganez, kurşun, cıva ve gümüş çıkarılmaktadır.

Tagged :

Bolivya

DEVLETİN ADI: Bolivya Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: La Paz-Hükümet Merkezi Sucre
NÜFUSU: 7.528.000
YÜZÖLÇÜMÜ: 1.098.581 km2
RESMİ DİLİ: İspanyolca
DİNİ: Hıristiyan
PARA BİRİMİ: Bolivya Pezosu

Güney Amerika devletlerinden birisi. Batısında Şili ve Peru, kuzey ve doğusunda Brezilya, doğusunda Paraguay, güneyinde Arjantin yer alır.

Tarihi

Bolivya’nın ilk tarihi hakkındaki bilgiler, Tiahuanaaco bölgesinde Titicaca Gölünün kuzey tarafındaki kalıntılar incelenmek suretiyle elde edilmeye başlanmıştır. Burada, yapılan kazılar sonucu M.S. 100 ile 600 yılları arasına ait olduğu tahmin edilen ileri bir medeniyetin birçok kalıntıları bulunmuştur. Bugünkü Bolivya’da yaşayanların çoğunluğunu teşkil eden Aymarslar muhtemelen bu medeniyeti kuranların torunlarıdır. On beşinci asır ortalarına doğru şimdiki Peru tarafından gelen İnkalar, Aymarsların bir kısmını yenerek Bolivya’nın Altiplano bölgesini ele geçirdiler. Ancak Aymarslar yakın dağlara yerleştiler ve İnkalar ile anlaşarak orada yaşamaya başladılar. Dağı kendi etkileri altına aldılar. 1531’de Francisco Pizarro komutasında buraya gelen İspanyollar, İnkalarla yaptıkları savaşlar sonucu 1528’de Bolivya’nın tamamını ele geçirdiler.

İspanyollar 16. asırda dillere destan olan zengin gümüş yataklarında yerlileri ve Afrika’dan getirilen zencileri köle olarak çalıştırdılar. 1650 yılında koloninin merkezi olan Potosi şehri 150.000 nüfusu ile Latin Amerika’nın en büyük şehriydi. İspanyolların yerli halka yaptıkları idari baskılar üzerine 17 ve 18. asırda bir dizi siyasi ihtilal vukua gelmiştir. 1780 yılında bir grup yerli, La Paz liderliğinde isyan ettiler ve gerilla savaşları yaptılarsa da yenilerek bir çoğu yok edildi. İlk bağımsızlık hareketi, 1809 yılında başlatıldı ve bağımsızlık ilan edildi. Ancak İspanyolların bağımsızlığı kabul etmemesi üzerine başlayan uzun savaşlar sonucunda, 1825 tarihinde İspanyollar Bolivya’nın bağımsızlığını kabul etmek zorunda kaldılar. Bolivyalılar bir cumhuriyet idaresi kurdular ve Chaguisaca şehrini Sucre ismi ile başşehir yaptılar.

1883 yılına kadar süren savaşta Bolivya ve Peru, Şili’ye yenildi ve Bolivya Büyük Okyanus kıyılarını Şili’ye bırakmak zorunda kaldı. Yaptığı savaşları kaybedince, 1903’te Acre bölgesini Brezilya’ya, Chaconun bir bölümünü 1932’de Paraguay’a bıraktı. Ülke çeşitli iç karışıklıklar içinde uzun müddet çalkalandı. Bir ara madenler 1952’de devletleştirildi ise de 1966’da tekrar özel sektöre devredildi. 1974’te yapılan fiyat ayarlamaları ülkede büyük karışıklıklar çıkmasına sebeb oldu. Yüzlerce yerli öldürüldü. 1976’da ordu idareye el koyarak yönetimi ele aldı. Nihayet çeşitli karışıklıklardan sonra ordunun 1982 yılı Temmuzunda, General Guido Vildoso’yu Cumhurbaşkanlığına getirmesi ile durum sakinleşti.

Fiziki Yapı

Bolivya, göze çarpan farklı bir yapıya sahip olup, üç büyük bölgeye ayrılır. Birincisi:Sayısız kıvrımları, tepelerini örten karlar ile Ilkampane’de 7.000 metreye yaklaşan yükseklikleri ile harika bir güzelliği olan And Dağ bölgesidir. And Dağları Bolivya’da 640 km uzanırlar. Cordillera Occidental Dağları ile Cordillera Criental Dağları arasında 4000 ila 4500 m yükseklikte Altiplano Platosu uzanır. Bolivya halkının çoğu burada yaşar.

İkinci büyük bölge, birçok meskun vadilerle kesilen dağların doğu bölgesinden ibarettir. Bu bölge iki kısma ayrılır. Birincisi, normal sıcaklıklar, az miktarda yağmurlar ve kısır bitkilerin, karakterize ettiği vadilerdir. İkincisi ise kuzeye ve kuzeydoğuya yönelen yarı tropik iklimle, bol bitkilerin karakterize ettiği alçak vadilerdir.

Bolivya’nın üçüncü bölgesi, ülkenin üçte ikisinden daha fazla yer kaplayan düz arazilerdir. Alçak arazilerin güneydoğu kısmını Bolivya’nın en büyük vadisi olan Gron Chaco Vadisi teşkil eder. Bu bölge zengin petrol yatakları bulunmasına rağmen çok az gelişmiştir. Chaco Vadisinin kuzey tarafında tropikal ovalar uzanır, burada sık yeşillikler ve pampa ağaçları bulunur.

Nehirler ve göller: En önemli nehri Desagudero’dur ve deniz seviyesinden 3500 m yukarıdan aşağı doğru akar. En önemli gölü Titicaca Gölüdür. Başka nehirler varsa da önemsizdir.

İklimi Tropik iklim bölgesinin girişinde yer alan Bolivya’nın yüksek yaylalarında dikkate değer soğuklar; alçak bölgelerinde ise bunaltıcı sıcaklar göze çarpar. Altiplano bölgesi, rüzgarların ve yağışın az olduğu bir bölgedir. Yıllık sıcaklık ortalama 10°C’dir. Bu sıcaklık Cochabamba’da -20°C’ye kadar düştüğü gibi, Sucre’de de 18°C’ye kadar çıkar. Ancak Yungas Vadisi ve düz araziler fazla miktarda yağmur alırlar. Güneyden esen soğuk “Surazos” rüzgaları sıcak ve kurak havayı yumuşatırlar. Chaco bölgesi sıcak ve yaz müddeti boyunca kuraktır. Kışın ise bol yağışlıdır.

Tabii Kaynakları

Bitki örtüsü Bolivya’nın iklimine ve yüksekliğine göre değişir. 4500 metrenin üzerindeki bölgelerde çok az bitki bulunup birçok yerler ağaçsızdır. Altiplano bölgesinde kerestelik az miktarda ağaç, diken ve yosunlu bitkiler bulunduğu gibi, sert otlar da bulunur. Okaliptüs (Sıtma ağacı)yetiştirilir. Yükseklik alçaldıkça, bitki miktarı ve türleri artar. Kuzeydoğuda sık tropikal yağış ormanları bulunur. Bu ormanlarda sedir, maun ve palmiye gibi sert ağaçlar vardır.

Hayvanlardan, alpaka, kartal, kondor, maymun, jaguar, puma bir çok çeşit yılan, çeşitli kuş ve renkli papaganlar ülkenin çeşitli yerlerine dağılmışlardır. Balıkçılık da önemli bir gelir kaynağıdır.

Bolivya maden ocakları bakımından oldukça zengindir. Gümüşle beraber bulunan zengin kalay yatakları, bizmut, kurşun ve diğer metaller, Altiplano vadisinden çıkarılır. Gerçek bir gümüş dağı, Altiplano bölgesindeki Potesi tepesinde bulunmaktadır. Dikkate değer miktarda tungsten, çinko, bakır, antimon ve altın bulunur. Chaco bölgesinde petrol yatakları bulunmuştur.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Bolivya’da halkın yarıdan fazlası yerlidir. Üçte biri de “Cholos” diye bilinen beyazların dedeleri ile yerlilerin karışımıdır (Melezdir). Önemli yerli grubu olan Aymarslar, vadilerde ve Altiplano bölgesinin bazı kesimlerinde yaşarlar. Cholos kabilesi Bolivya’daki en renkli ve çeşitli gelenekleri olan kabiledir.

Nüfusun % 15’i beyazdır. İspanyol asıllıdır. Bunların bir kısmı yerlilerle melezleşmişlerdir. İspanyolca resmi dil olmasına rağmen, nüfusun ancak % 36’sı günlük olarak bu dili konuşmaktadır. İspanyolca konuşanlar aynı zamanda Aymarsların veya Queshuaların dillerini konuşurlar. Ülkenin % 95’i Katoliktir. Halkın % 60’ı kırsal bölgelerde, % 40’ı da şehirlerde yaşar. Çok az sayıda zenci vardır. Başşehri olan La Paz ve Sucre, Potesi, Oruti ve Santa Cruz şehirleri önemli şehirleridir. İlk öğretim mecburidir. Halkın % 65’i okuma-yazma bilmemektedir.

Siyasi Hayat

Bağımsız bir Cumhuriyet olan Bolivya’da siyasi hayat, sık sık olan askeri darbeler yüzünden kesintiye uğramıştır. Halkın seçtiği devlet başkanı bakanlar kurulu ile yürütme yetkisini elinde tutar. Yasama yetkisi ise Temsilciler Meclisi ve Senatodan kurulu 157 üyeli Ulusal Kongre’nin elindedir. Ülkenin yönetim merkezi La Paz, yargı merkezi Sucre’dir.

Ekonomi

Bolivya ekonomisinin temeli madenciliğe dayanır. İspanyollar uzun süre gümüş, kalay, bakır gibi önemli madenleri kendi memleketlerine taşımışlardır. Şu anda Bolivya, mineral bakımından zengin ülkeler arasındadır. On dokuzuncu yüzyılın son çeyreğinde gümüş madenleri işletilmiş, 20. yüzyılın başlarında da kalay işletmeciliği gümüşün yerini almış ve Bolivya’nın ihraç ürünlerinin başı olmuştur. Kalay üretimi bakımından dünyada ikincidir.

Tarım: Çalışan nüfusun üçte ikisi tarımda istihdam edilmesine rağmen, ülke gıda ihtiyacının mühim bir kısmını ithal etmektedir. Patates, arpa, kahvaltıda yenilen bir hububat olan quinua yüksek yerlerde yetişen başlıca ürünlerdir. Nohut, buğday, mısır, Altiplano bölgesinde yetiştirilir. Yungos bölgesinde mısır, buğday, yeşil sebze ve meyve üretimi yapılır.

Sanayi: Siyasi istikrarsızlık sanayinin gelişmesine mani olmakta ve kaynakların değerlendirilmemesine yol açmaktadır. Başlıca ürünleri rafine petrol, işlenmemiş şeker ve at etidir. Gemi yapımı, mobilyacılık, tekstil ürünleri sınırlıdır. Son yıllarda madenleri işletmeye yönelik fabrikaların yapımına ağırlık verilmiştir.

Ulaşım: Denize kıyısı olmayan Bolivya’da ulaşım hava, kara ve demiryolu ile sağlanmaktadır. Ulaşıma elverişli su yollarının toplam uzunluğu 14.500 km civarındadır. La Paz ve Santa Cruz’da milletlerarası hava alanları vardır.

Tagged :

Birleşik Arap Emirlikleri

DEVLETİN ADI: Birleşik Arap Emirlikleri
BAŞŞEHRİ: Abu Dabi
YÜZÖLÇÜMÜ: 77.700 km2
NÜFUSU: 1.945.000
RESMİ DİLİ: Arapça
DİNİ: İslamiyet
PARA BİRİMİ: Dirhem

Arap Yarımadasının güneyinde küçük bir devlet. Katar ve Umman arasında yer alan Birleşik Arap Emirlikleri’nin güney ve batısında Suudi Arabistan yer alır.

Tarihi

Bu bölgenin tarihi oldukça eskidir. Eski tarihde Mısırlılarla Mezopotamyalılar buralarda müşterek medeniyet kurmuşlardır. On altıncı yüzyılda Portekizliler burasını ele geçirdiler ve yüz sene kadar burada hüküm sürdüler.Portekizlilerden sonra 1783 yılına kadar İranlılar hakim oldu. Bu tarihten sonra Araplar istiklal mücadelelerine başlayarak, yabancıları buradan kovdular. Bölgeye giren Avrupalı gemilere, bilhassa İngiliz gemilerine saldırıyorlardı. 1820 yılında İngiltere ile antlaşma yapılarak yabancı gemilere saldırma durdu. Hatta İngiltere buraların korunmasını üzerine aldı. Böylece şeyhlik tamamen İngiltere’nin sömürgesi oldu. 1972 senesine kadar İngilizlerin egemenliği altında kaldı. 1972 senesinde İngilizler İran körfezinden geri çekilince, yedi Arap şeyhliği Abu Dabi, Dubai, Sarjah, Rasal Haimah, Fujiara, Ajman, Ummal Kawain birleşip, bir federasyon haline getirilerek bağımsızlıklarını ilan ettiler.

Fiziki Yapı

Kıyılarında devam eden Akdar Sıradağlarının arka kısımları çöllerle ve kumlu alanlarla kaplıdır. Sulak ve yeşil alanları çok azdır. Ancak Bureymi ve El-Jiva vahalarında kısmen de olsa yeşillik alanlara rastlanır. Bölgede derin kuyular açılarak su ihtiyacı karşılanır. Çıkarılan su arıtılmak suretiyle kullanılır.

Ekonomi

Emirliklerin en büyük gelirini petrol teşkil eder. Petrol üretimi hızla ilerlemektedir. Abu-Dabi ve Dubai’de zengin petrol yatakları mevcuttur. Çıkarılan petrolün çoğunluğu ihraç edilir.

Petrolün sağlamış olduğu çok büyük gelirle ülkenin her yeri imar edilmektedir. Petrol mamüllerini işleyen büyük rafinelerle, kireç, çimento fabrikalarına modern tesis ve binalara ülkenin her yerinde rastlanır. Binaların içi hava şartlarına göre Air Condition’larla donatılmış, büyük hastaneler, okullar, dinlenme tesisleri inşa edilmiştir. Hiç kimseden vergi alınmaz. Nüfus başına milli gelir 18.430 doları bulur. Dışardan en modern sanayi ve kimya mamüllerini satın alır. Dünyada kişi başına düşen milli gelirin en yüksek olduğu ülkedir.

Vahalarda yaşayanlar tarımla uğraşır. Topraklarının ancak % 2’si ekilebilir niteliktedir. Tarım ürünleri arasında arpa, buğday ve darı yer alır. Halkın bir kısmı ticaretle uğraşır. Balıkçılık, av ve inci arama işi gün geçtikçe ilerlemektedir.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Nüfusun çoğunluğunu Araplar teşkil eder. Petrolün bol olmasıyla, özellikle Arap ülkelerinden göç, çok olmuştur. Müslüman ülkelerden işçiler gelerek burada çalışırlar. Yabancılardan Hindliler, İranlılar, Pakistanlılar bulunur. Dış ülkelerden gelenler genellikle ticaretle uğraşır.

En önemli limanları Dubai ve Abu Dabi’dir. Nüfus buralarda daha fazla kalabalıktır.

Siyasi Hayat

Yönetim, şeyhler konseyinin elindedir. Devlet başkanı 1983’ten itibaren Dubai Emiri, Şeyh Zayed’dir. Şeyhlikler iç işlerinde müstakildir. En büyüğü Abu Dabi’dir. Bundan sonra Dubai Şeyhliği gelir.

Tagged :

Burkina Faso

DEVLETİN ADI: Burkina Faso
BAŞŞEHRİ: Ouagadougou
NÜFUSU: 9.261.000
YÜZÖLÇÜMÜ: 274.200 km2
RESMİ DİLİ: Fransızc
DİNİ: İslam, Putperestlik
PARA BİRİMİ: Frank

Batı Afrika’da bağımsız bir cumhuriyet. 9° 25’ ve 15°07’ kuzey enlemleri ile 2°24’ doğu ve 5°31’ batı boylamları arasında yer alan Burkina Faso, kuzeyde ve batıda Mali, kuzeybatıda Nijer, güneyde Fildişi Kıyısı, Gara, Togo ve Berin ile çevrilidir.

Tarihi

Burkina Faso tarihi M.S. 11. yüzyılda Mossi kabilesinin ülkeye girmesiyle başlar. Bu kabile ülkede dört büyük krallık kurdu. Bunlardan ilki Tehkodogo idi. Diğerleri ise merkezi yayladaki Uagadugu, kuzeydeki Yatenga ve doğudaki Fada N’Gourma krallıklarıydı.
1400 ve 1500 yılları arasında Mossi kabilesi, güneyde Gana’dan kuzeydeki Timbuktu şehrine kadar olan toprakları hakimiyeti altında tuttu. Fakat 16. asrın ikinci yarısında Songhai imparatorluğu bunları yaylalara attı.
1893’te Mossi ülkesinin kuzeyini ele geçiren Fransa, 1896’da ülkeyi tamamen kontrolü altına aldı. 1919’da Yukarı Volta kolonisi kuruldu. Buradan Fransız Batı Afrikasının diğer kısımlarında mecburen çalıştırılmak üzere işçi gönderildi. 1932’de Yukarı Volta kolonisi komşu sömürgeler arasında paylaştırıldı. Bunun asıl sebebi Fildişi Kıyısı’nda zorla çalıştırılmak üzere Mossi halkından işçi temin etmekti.
Fransa 1947’de Yukarı Volta’yı yeniden ayrı bir ülke haline getirdi. 1950’lerde bağımsızlık hareketleri başladı. Bu hareketler 5 Ağustos 1960’ta Yukarı Volta’nın bağımsızlığını kazanmasıyla sona erdi. 1958’de hazırlanan bir anayasa küçük değişiklikler yapılarak 1960 Kasım’ında yürürlüğe kondu.
1966’da hükümet ve sendikalar arasındaki anlaşmazlığın ardından ordu yönetimi ele aldı ve 1960 Anayasası askıya alındı. Aralık 1970’te yeni bir anayasa hazırlanarak halk oylamasına sunuldu ve kabul edildi. Bu anayasa 1971’de yürürlüğe konuldu. 1970’li yıllarda meydana gelen kuraklıklar ülke ekonomisine büyük ölçüde tesir ederek açlık getirdi.
1982’de yapılan bir darbe sonucunda yönetimi ele geçiren Yüzbaşı Blaise Compaoré 1992 senesinde genel seçimlere gitti. Seçmenlerin büyük kısmının sandık başına gitmemesine karşılık Compaoré başkanı olduğu Halk Cephesi seçimleri kazandı. 1984’te Yukarı Volta ismini Burkina Faso olarak değiştirdi.
Fiziki Yapı

Burkina Faso topraklarının çoğu Volta Nehrinin üç ana kolu (Beyaz Volta, Kırmızı Volta ve Kara Volta) arasında yer alan alçak bir yayla halindedir. Ülke nehirlerinin çoğu güneyde Gana’daki Volta Nehrine karışır. Ülkenin doğusunda ve güneybatısında alçak dağ silsileleri yükselir. Burkina Faso’nun en yüksek noktası olan Tenekourou 749 metre yüksekliğinde olup, güneybatıda yer alır. Ülkenin en alçak noktası deniz seviyesinden 198 metre yüksektir.

İklim

Bütün yıl boyunca sıcak olan Burkina Faso’da, biri yağışlı, diğeri kurak olmak üzere iki mevsim vardır. Takriben mayıs ayı sonundan ekime kadar bol miktarda yağmur düşer. Yıllık yağış ortalamaları kuzeyden güneye doğru artmakta olup, 400 ila 800 mm arasında değişir. Kurak mevsim kasımda başlar mayısta son bulur. Bu mevsimde kuraklığa ek olarak Sahra’dan kavurucu rüzgarlar eser. Ortalama sıcaklıklar 25°C ila 30°C derece arasındadır.

Tabii Kaynakları

Burkina Faso toprakları kuzeyde bozkır ve fundalıklarla kaplıdır. Güneyde ise yüksek otlar ve ağaç kümeleri ile kaplı çok sayıda yuvarlak tepeler bulunur. Ülkede eskiden çok sayıda bulunan vahşi hayvanlar artık günümüzde azdır. Ülkede mevcut olan belli başlı vahşi hayvanlar;yaban sığırı, çakal, sırtlan, aslan, leopar, yaban domuzu, ceylan, antilop, su aygırı, fil, maymun ve timsahtır. Başlıca yeraltı zenginlikleri olarak Burkina Faso’da manganez, altın ve elmas vardır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

9.261.000 nüfusu ile Burkina Faso Batı Afrika’da en fazla nüfus yoğunluğuna sahip ülkelerden biri olup, km2ye 24 kişi düşer. Ülkenin en büyük nüfus merkezleri 200.000 nüfusu ile en sür’atli büyüyen Ouagadougau şehri ile 150.000 nüfuslu Bobo Dioulasso’dur.

Burkina Fasolular Batı Afrika etnik gruplarının yarısının karışımıdır. Fulse, Kibsi, Kipirsi, Kurumba ve Nioniosse çok öncelerden beri Burkina Faso’da yaşayan ülkenin asıl yerlileridir. Bu esas yerli halklara Ninisi (toprağın çocukları) denir. Mali sınırına yakın kuzeybatıda Marka, Samo, Samogho ve Diula grupları yaşar. Gana ve Fildişi Kıyısı sınırları boyunca Lobi etnik grubu bulunur. Kara ve Kırmızı Volta arasındaki ve güneydeki Gana halkları ile karışanlar ortak olarak Gurunsi adını alırlar. Kuzeydoğuda Fulbe Peul ve Tuarep halkları bulunur. Kırmızı ve Beyaz Volta arasındaki topraklara hakim olan Mossi, Burkina Faso’nun en çok tanınan halkıdır. Mossi kültürünü paylaşan şahıslar ülkenin en kalabalık grubunu meydana getirir. Her etnik grup kendine has dile veya lehçeye sahiptir. Mossi dili olan More diğerlerinden daha fazla konuşulur. More, Nijer-Kongo dili ailesinin Voltaic alt grubuna aittir. Ülkenin resmi dili Fransızcadır.

Burkina Fasoluların yarısı (% 50) Putperest, beşte biri (% 20) Müslüman, % 8’i Katolik, kalanı diğer dinlere mensuptur.

Burkina Faso dünyanın en fakir ülkelerinden biri olduğundan, pek çoğu her yıl Fildişi Kıyısı ve Gana’ya çalışmaya gider. Nüfus artışı % 2,5 civarında seyretmektedir. Kötü beslenme, parazit taşıyıcılar, uyku hastalığı, cüzzam ve diğer tropikal hastalıklar ülkenin başlıca sağlık meseleleridir.

Burkina Faso’da eğitim Fransız sistemine göredir. Fakat yavaş yavaş değişmektedir. Her ne kadar eğitim ücretsiz ve mecburi ise de 15 yaşından küçük okul çağındaki çocukların % 10’dan azı okula devam etmekte ve nüfusun % 13’ü okuma-yazma bilmektedir.

Siyasi Hayat

Burkina Faso cumhuriyetle idare edilen bir ülke olup, 10 idari bölgeye ayrılmıştır. Cumhurbaşkanı ve Millet Meclisi üyeleri beş yılda bir seçilir. Ülke 1983’ten 1992’ye kadar Ulusal Devrim Konseyince yönetildi. Konseyin ve sonra kurulan Halk Cephesi Partisinin başkanı olan Yüzbaşı Compaoré 1992 seçimlerini kazanarak devlet başkanı oldu. Ülke, Birleşmiş Milletler ve Afrika Birliği teşkilatlarına üyedir.

Ekonomi

Burkina Faso ekonomisi, yiyecek bitkileri tarımına ve hayvancılığa dayanır.Toprakların % 15’inden azı ekilidir. Verim düşüktür. Kuraklık, bitki hastalıkları, böcekler, kemiriciler ve iptidai tarım teknikleri üretimi düşük tutmaktadır. Sığır, keçi, koyun ve tavuk, yetiştirilen belli başlı hayvanlardır.

Akdarı, sorghum (süpürge darısı), fasulye, Hint yerelması, manyok, mısır, yerfıstığı, pamuk, susam ve Batı Afrika’ya has tohumundan yağ çıkarılan ağaçlar en önemli bitkilerdir. Pamuk, yerfıstığı ve susam ihraç edilmektedir. Çiftlik hayvanları ve hayvan derileri ihracat gelirlerinin önemli bir kısmını meydana getirir.

Sanayi tesislerinin çoğu Banfora, Bobo, Dioulasso, Boromo, Koudougou ve Ouagadougou arasındaki demiryolu boyunca bulunur. Sabun, nebati yağlar, şeker, pamuk ve kösele ürünleri imalatın çoğunluğunu teşkil eder. Elektrik enerjisinin çoğu termal olarak üretilir. Fakat bir çok hidroelektrik projeleri Komod ve Kara Volta üzerinde tasarı halindedir.

Makina, ecza ürünleri, petrol, giyim eşyası ve yiyecek ithali çoğunlukla Fransa, Fildişi Kıyısı, ABD ve Almanya’dan yapılır. İhracatı Fransa, Fildişi Kıyısı, Gana ve Birleşik Krallığa (İngiltere)dır. Ülke sürekli olarak ticaret açığı verir. Dışarıda çalışan işçilerin gönderdiği paralar önemli bir döviz kaynağıdır.

Ülkenin 14.500 km civarındaki demiryolu ağı Fransızca konuşan Batı Afrika ülkeleri arasında en uzunudur. Karayolları çoğu kasabaları ve şehirleri birbirine irtibatlar. Milletlerarası Hava alanı iki büyük şehir olan Ouagadougou ve Bobo Dioulasso yakınındadır.

Tagged :

Bhutan

Konum: Güney Asya, batısında ve güneyinde Hindistan, kuzeyinde Çin yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 27 30 Kuzey enlemi, 90 30 Doğu boylamı
Harita konumu: Asya
Yüzölçümü:
toplam: 47,000 km²
kara: 47,000 km²
su: 0 km²

Sınırları:
toplam: 1,075 km
sınır komşuları: Çin 470 km, Hindistan 605 km
Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili)
Denizleri: yok (kara ile çevrili)

İklimi: Çeşitlilik göstermektedir. Kuzey ovalarda tropikal iklim hakimdir. Orta kısımdaki vadilerde kışlar soğuk, yazlar sıcak geçer. Himalaylar’da ise kışlar sert, yazlar serindir.

Bhutan’da Himalayaların eteğinde buzullar ve göller.Arazi yapısı: Arazi genellikle dağlıktır, birkaç verimli ova ve ağaçsız bozkırlar yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Drangme Chhu 97 m
en yüksek noktası: Kula Kangri 7,553 m
Doğal kaynakları: Kereste, alçıtaşı, kalsiyum karbür, hidro güç

Arazi kullanımı:
Tarım için elverişli: %2
otlaklar: %6

ormanlık arazi: %66
diğer: %26 (1993 verileri)
Sulanan arazi: 340 km² (1993 verileri)

Doğal afetler: Sert fırtınalar; yağış sezonu boyunca yaygın toprak kaymaları
Nüfus bilgileri

Nüfus: 600,742 (2006 genel nüfus sayımı verileri)
Yaş yapısı:
0-14 yaş: %39.99 (erkek 424,832; kadın 394,725)
15-64 yaş: %56.05 (erkek 591,152; kadın 557,498)
65 yaş ve üzeri: %3.96 (erkek 41,125; kadın 40,080) (2001 verileri)
Nüfus artış oranı: %2.17 (2001 verileri)
Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini)
Cinsiyet oranı:
doğumlarda: 1.05 erkek/kadın
15 yaş altı: 1.08 erkek/kadın
15-64 yaşlarında: 1.06 erkek/kadın
65 yaş ve üzeri: 1.03 erkek/kadın
toplam nüfusta: 1.07 erkek/kadın (2001 verileri)
Bebek ölüm oranı: 108.89 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini)
Ortalama hayat süresi:
Toplam nüfus: 52.79 yıl
erkek: 53.16 yıl
kadın: 52.41 yıl (2001 verileri)
Ortalama çocuk sayısı: 5.07 çocuk/1 kadın (2001 tahmini)
HIV/AIDS – hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01 den az (1999 verileri)
HIV/AIDS – hastalıkları taşıyan insan sayısı: 100 den az (1999 verileri)
Ulus: Butanlı
Nüfusun etnik dağılımı: Butanlılar %50, Nepal kökenliler %35, yerli ve göçebe kabileler %15
Dinler: Lama Budist’leri %75, Hindistan ve Nepal Hindu’ları %25
Dil: Dzongka (resmi), Şarçopça, Bumthangca, Kurtopçe, Nepalce
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler
toplam nüfus: %42.2
erkek: %56.2
kadın: %28.1 (1995 verileri)

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Butan Krallığı
Resmi kısa şekli: Butan
Yerel adı: Druk Yul (Barışçıl Ejderhanın Ülkesi)
Ingilizce adı: Bhutan
Yönetim biçimi: Parlamenter Monarşi
Başkent: Thimphu

İdari bölmeler: 18 bölge; Bumthang, Chhukha, Chirang, Daga, Geylegphug, Ha, Lhuntshi, Mongar, Paro, Pemagatsel, Punakha, Samchi, Samdrup Jongkhar, Shemgang, Tashigang, Thimphu, Tongsa, Wangdi Phodrang

Bağımsızlık günü: 8 Ağustos 1949 (Hindistan’dan ayrıldı)
Milli bayram: Milli Gün, 17 Aralık (1907) 1907’de bugünkü kralın büyük dedesi Ugyen Wangchuck belli başlı kabile önderleri ve lamalar tarafından “Ejderha Kralı” adıyla Butan krallığına seçilmiş.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AsDB (Asya Kalkınma Bankası), CP, ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IMF (Uluslararası Para Fonu),Intelsat, IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), IOM (Uluslararası Göçmen Teşkilatı), ITU (Uluslararası Telekomünikasyon Birliği), NAM, OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), SAARC (Güney Asya Bölgesel işbirliği Teşkilatı), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UPU (Dünya Posta Birliği), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü)

Bayrak: Butan’ın dikdörtgen biçimli bayrağı bir köşegen ile ikiye ayrılmış. Üstteki altın sarısı üçgen laik kraliyet gücünü, alttaki portakal renkli üçgen ise Budizm’i simgeliyor. Bayrağın ortasında ise Butan’ı simgeleyen bir ejderha bulunuyor.

Ekonomik göstergeler

Ekonomiye genel bakış: 8 Ağustos 1949’da bağımsızlık kazanan Butan’ın dış ilişkilerini Hindistan yürütmektedir. Dışardan aldığı yardımın büyük kısmı da Hindistan’dan gelmektedir. Butan – Hindistan bağlantıları hava taşımacılığında ve yol yapımında girişilen işbirlikleriyle daha da güçlenmiştir. Butan 70’li yıllarda takas ekonomisini bırakıp para sistemine geçmiştir. Nüfusun büyük çoğunluğu tarımla uğraşmaktadır. Budist Butan Krallığı monarşiyi ve Budist yaşam biçimini koruyabilmek için kapılarını teknolojik gelişmelere kapalı tutmuştu.

GSYİH: Satınalma Gücü paritesi – 2.3 milyar $ (2000 verileri)
GSYİH – reel büyüme: %6 (2000 verileri)
GSYİH – kişi başına: Satınalma Gücü paritesi – 1,100 $(2000 verileri)
GSYİH – sektörlere göre:
tarım: %38
endüstri: %37
hizmet: %25 (2000 verileri)
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %7 (2000 verileri)
Sektörlere göre işgücü dağılımı: tarım %93, hizmet %5, endüstri ve ticaret %2
Bütçe: gelirler: 146 milyon $; giderler: 152 milyon $ (1995/96 mali yıl verileri)
Endüstri: çimento, ormancılık ürünleri, meyvesel gıdalar, alkollü içecek, kalsiyum karbür
İşsizlik oranı: %9.3 (1996 verileri)
Elektrik üretimi: 1.856 milyar kWh (1999)
Elektrik üretimi için kaynaklar:
Fosil yakıtlar: %0.05
hidro: %99.95
nükleer: %0
diğer: %0 (1999)
Elektrik tüketimi: 191.1 milyon kWh (1999)
Elektrik ihracatı: 1.55 milyar kWh (1999)
Elektrik ithalatı: 15 milyon kWh (1999)
Tarım ürünleri: pirinç, mısır, narenciye, hububat; süt ürünleri, yumurta
İhracat: 154 milyon $ (2000 verileri)

İhracat ürünleri: alçıtaşı, kereste, el sanatları ürünleri, çimento, meyve, elektrik (Hindistan’a), kıymetli taşlar, baharatlar

İhracat ortakları: Hindistan %94, Bangladeş
İthalat: 269 milyon $ (2000 verileri)
İthalat ürünleri: Yakıt ve yağlama maddeleri, hububat, makine ve yedekleri, araçlar, kumaşlar, pirinç
İthalat ortakları: Hindistan %77, Japonya, İngiltere, Almanya, ABD
Dış borç tutarı: 120 milyon $ (1998)
Para birimi: Butan Ngultrum’u (BTN); Hindistan Rupi’si (INR)
Para birimi kodu: BTN; INR
Mali yıl: 1 Temmuz – 30 Haziran
İletişim bilgileri

Kullanılan telefon hatları: 6,000 (1997)
Telefon kodu: 975
Radyo yayın istasyonları: AM 0, FM 1, kısa dalga 1 (1998)
Radyolar: 37,000 (1997)
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 0 (1997)
Internet kısaltması: .bt
Internet kullanıcıları: 500 (2000)

Ulaşım ve taşımacılık

Demiryolları: 0 km
Karayolları:
toplam: 3,285 km
asfalt: 1,994 km
asfalt olmayan: 1,291 km (1996)
Deniz yolları: yok
Limanları: yok
Hava alanları: 2 (2000 verileri)

Tagged :