Şanlıurfa ve Şanlıurfa Fotoğrafları

Şanlıurfa, eski ve halk arasındaki adıyla Urfa, Türkiye’nin bir ili ve en kalabalık dokuzuncu şehri. 2013 itibarıyla 1.801.980 nüfusa sahiptir. DoğudaMardin, batıda Gaziantep, kuzeyde Adıyaman, kuzeydoğuda Diyarbakır illeri ve güneyde Suriye ile sınırı vardır. Şehrin eski isimleri Ur, Urhoy, Urhei, Orhei, Orhayi, Ruhai, Ruhha, Ar-Ruha, Reha ve Edessa’dır. Kurtuluş Savaşında gösterdiği başarının hatırasından dolayı 1984 yılından sonra “Şanlı” unvanını almıştır.

Şanlıurfa’nın 13 ilçesi vardır. Ortalama yükseltisi 518 metre olan Şanlıurfa, 19.451 km2‘lik yüz ölçümü ile Türkiye’nin en büyük yedinci ilidir. Şanlıurfa’da ağırlıklı olarak Kürt, Türk, Arap, Zaza çok az olarak da Çerkez, Acem, Afgan ve Ermeni kökenli insanlar yaşamaktadır.

1919 yılında, önce İngilizlerin, daha sonra Fransızların işgaline uğrayan Urfa, 11 Nisan 1920’de Urfalı milisler tarafından işgalden kurtarılmış; Urfa milletvekili Osman Doğan ve 17 arkadaşının, Kurtuluş Savaşında gösterdiği kahramanlıktan dolayı Urfa ilinin adının Şanlıurfa olarak değiştirilmesine ilişkin kanun teklifi TBMM tarafından 6 Aralık 1984 tarihinde kabul edilerek kanunlaşmıştır.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2011 yılına ilişkin “Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları” dikkate alınarak nüfusu 750.000’i aşan Şanlıurfa, 12 Kasım 2012 tarihli ve 6360 sayılı kanun ile büyükşehir oldu.

Tarihçe

Urfa ve civarında Cilalı Taş Devri’nden beri yerleşilmektedir. Göbeklitepe Höyüğü, MÖ 11000 yıllarında kullanılan Dünya’nın bilinen en eski mabetinin bulunduğu yerdir.

Urfa Kur’an, İncil ve Tonah (Eski ahit/Tevrat)’ta geçen İbrahim peygamberin, doğum yeri olarak kabul edilir ve anısına Camii de bulunmaktadır. Ayrıca Peygamber Eyüp’ün de (İncil ve Eski ahitte Job) doğum yeri olarak kabul edilir.

Urfa kent merkezinin altında bugünkü Balıklıgöl’ün kuzeyinde yapılan bir keşif sonucu, Urfa kent merkezi tarihinin MÖ. 9500’e Çanak-Çömleksiz Neolitik Döneme kadar uzandığı görülmüştür.

11.500 yıllık tarihi süreç içerisinde Ebla, Akkad, Sümer, Babil, Hitit, Hurri-Mitanni, Arami, Asur, Pers, Makedon (Hellenistik Dönem), Roma, Bizans gibi uygarlıkların egemenlikleri altında yaşamıştır.

Urfa, 1094 yılında Büyük Selçuklu hâkimiyetine girmiştir. 1098’de Haçlı Edessa Kontluğu, daha sonra sırasıyla Eyyubiler, Memluklular, Karakoyunlular, Timurlular Devleti, Akkoyunlular, Safeviler ve en son da 1516’da Yavuz Sultan Selim’in memlükleri mercidâbık savaşında yenmesiyle Osmanlı sınırları içine katılmıştır. Önceleri Rakka Eyaleti sınırları içerisinde yer alan Urfa, 1876’da Halep Vilayetine bağlanmış, 1916’da ise bağımsız bir sancak olmuştur.

Cumhuriyet dönemi

I. Dünya Savaşı’na kadar Osmanlıların elinde olan Urfa, 1919 yılında önce İngilizler, daha sonra da Fransızlar işgal edilen şehir, 11 Nisan 1920’de düşman işgalinden kurtarılmıştır. Cumhuriyet sonrasında 1924’te il olmuştur. 2010 yılında ise seçim öncesinde Şanlıurfa’nın büyükşehir belediye haline getirilmesi planlanmış ve 2012’nin son çeyreğinde diğer 13 il gibi Büyükşehir belediyesihaline gelmiştir.

2012 yılında çıkarılan 6360 sayılı kanun ile Şanlıurfa’da sınırları il mülki sınırları olan büyükşehir belediyesi kuruldu ve 2014 Türkiye yerel seçimlerinin ardından büyükşehir belediyesi çalışmalarına başladı.

Tarihi ve turistik yerler

Balıklıgöl

Balıklıgöl, (Aynzeliha ve Halil-Ür Rahman Gölleri) Şanlıurfa şehir merkezinin güneybatısında yer alan ve İbrahim Peygamberin ateşe atıldığında düştüğü yer olarak bilinen bu iki göl, kutsal balıkları ve çevrelerindeki tarihi eserler ile Şanlıurfa’nın en çok ziyaretçi çeken yerlerindendir.

Eski Şehir

Kent merkezi Ortadoğu tarzında son derece canlı bir Kapalıçarşı etrafında gelişmiştir. Geleneksel mimari doku kısmen yozlaşmış olmakla birlikte, sokak aralarında birçok yerde çarpıcı güzelliğe sahip eski yapılara rastlanır. En güzel eski evlerden biri Şurkav (Şanlı Urfa Kültür ve Araştırma Vakfı) tarafından restore edilen Şurkav Kültür Evi’dir.

Göbeklitepe

Şanlıurfa’ya 20 km’lik bir mesafede, Örencik Köyü yakınlarında Tarihi MÖ. 11 bin yıllarına uzanan, tapınma amaçlı törensel alanlara ait mimari kalıntılar, dikili taşlar ve üzerinde kabartmalı yabani hayvan ve bitki figürlerinin bulunduğu Göbeklitepe Höyüğünde Cilalı Taş Devri’nden kalma bir mabet vardır.

Harran

MÖ. 2000 yılında Ur şehrinin bir ticari kolu olarak kurulduğuna inanılan Harran’ın Sümerce veya Akatça kervan veya geçit yeri anlamına gelen “Harran-U” kelimesinden türediği düşünülmektedir. Moğol İstilasında yıkılan tarihi Harran Üniversitesinin harabeleri ile tarihi Harran evleri görülebilir.

Selahaddin Eyyubi Camii

Şanlıurfa’da Vali Fuat Bey Caddesi’nde (Yeniyol) bulunan Selahattin Eyyubi Camisi’nin bulunduğu yerde Piskopos Nona tarafından 457 yılında yaptırılan Aziz Yuhannes (Vaftizci Yahya) Kilisesi bulunuyordu. Bu yapı aynı zamanda Adalet Sarayı olarak da kullanılmıştır. Selahattin Eyyubi döneminde bu kilisenin üzerine 900–1250 yılları arasında Selahattin Eyyubi Camisi yapılmıştır. Kilise kesme taştan dikdörtgen planlı ve üç nefli ve bazilika plan düzeninde yapılmıştır. Kilisenin üzeri içten beşik tonoz, dıştan da düz dam ile örtülüdür. Neflerin orta bölümü yan neflerden daha geniş ve daha yüksektir. Girişi batı yönünde olup, burada yedi bölümlü bir narteks bulunmaktadır. Camiye çevrildikten sonra narteks son cemaat yeri olarak kullanılmaktadır. Bu bölüm altı yuvarlak sütuna dayanmaktadır. İbadet mekânı oldukça geniş ölçüde pencerelerle aydınlatılmıştır. Bu pencerelerin kenarlarında yarım sütunlar ve birbirlerine dolanmış ejder kabartmaları bulunmaktadır. Ayrıca yarım sütunların başlıkları üzerindeki haç taşıyan azizler ve kuş figürleri de yapının camiye çevrilmesinden sonra sıva ile kapatılmıştır. Bunun dışında yapı içerisinde herhangi bir bezemeye rastlanmamaktadır.

Kilisenin apsisi yarım kubbelidir. Bunlardan orta apsis yan apsislere beşik tonozlu koridorlarla bağlanmıştır. Apsisler Suriye bazilikalarında görüldüğü gibi dışarıya çıkıntılı olmayıp, düz bir duvar şeklindedir. Yan apsislere bitişik olarak beşik tonozlu pastoforium (papaz hücreleri) eklenmiştir.

Bu kilise ile ilgili eski fotoğraflarda yanında mezarlık bulunduğu ve kilisenin de düz bir çatı ile örtülü olduğu anlaşılmaktadır. Yapı uzun yıllar harap durumda kalmış, bir ara elektrik santrali olarak kullanılmış ve 28 Mayıs 1993’te onarılarak Selahattin Eyyubi Camisi olarak ibadete açılmıştır.

Ulucami

Urfa merkezindeki camilerin en eskilerindendir. Eski bir sinagog iken M.S. 435-436’da ölen Piskopos Rabula tarafından St. Stephon Kilisesi’ne dönüştürülmüştür. Kırmızı renkteki mermer sütunların çok olması nedeni ile “Kızıl Kilise” olarak da adlandırılan yapının yerine, 1170-1175 yıllarında Nurettin Zengi tarafından inşa edilmiştir.

Anadolu’daki çok ayaklı camiler grubunda olup, payeler üzerinde kıble duvarına paralel üç sıra çapraz tonozlarla örtülü, yatık dikdörtgen planlıdır. On dört sivri kemerli avluya açılan ve payeler üzerine duran çapraz tonozlarla örtülü son cemaat yeri, Anadolu’da ilk kez Şanlıurfa Ulu Cami’nde kullanılmıştır. Yapının sekizgen çan kulesi bugün minare olarak kullanılmaktadır.

Hz. İbrahim’in Doğduğu Mağara Ve Mevlid-İ Halil Camii

Hz. İbrahim, Mevlid-i Halil Cami avlusunun güneyinde bulunan mağarada doğmuştur. Rivayete göre devrin hükümdarı Nemrut, bir rüya görür. Sabah rüyasında gördüklerini müneccimlerine anlatır. Müneccimlerin “Bu yıl doğacak bir çocuk senin saltanatına son verecektir” demesi üzerine Nemrut, halkına emir salarak o yıl doğacak bütün erkek çocukların öldürülmesini ister.

Sarayın putçusu Azer’in hanımı bu mağarada gizlice İbrahim’i dünyaya getirir. İbrahim 7 yaşına kadar bu mağarada yaşamıştır. İbrahim’in doğduğu mağaranın içerisinde bulunan suyun, şifalı olduğuna ve bir çok hastalığı iyileştirdiğine inanılır.

Hz. Eyyüp Peygamber’in Makamı

Hz. Eyyüp peygamberin, M.Ö. 2100 yılında Suriye’de Şam ile Ramla arasında üst diyarı denilen ülkenin Desniye köyünde dünyaya geldiği rivayet edilmektedir. Cüzzam hastalığına tutulan Eyyüp Peygamber, Rahime adlı karısı ile mağarada çile çekmeye devam ederek Allah’a ibadetten vazgeçmez. Bütün ıstıraplarına rağmen Allah’a asi olmaz. Sonunda, Eyyüp Peygamber imtihanı kazanır, Allah tarafından belirtilen şifalı su ile yıkanarak iyileşir, hanımı ile kendisine mal ve evlat ihsan edilerek daha sonra uzun müddet yaşar. Şanlıurfa merkezinde bulunan Eyyüp peygamberin çile çektiği mağara, Eyyüp Peygamber Makamı olarak ziyaret edilmektedir.

Şuayb Şehri

Harran’a 45 km mesafede, bir ören yeri olup mevcut kalıntılar Roma Devrine aittir. Yüzlerce kaya mezarı üzerine kesme taşlardan yapılar inşa edilmiştir. Bu yapıların bazı duvar ve temel kalıntıları günümüze kadar gelebilmiştir. Şuayb şehri harabeleri arasında bir mağara, Şuayb Peygamberin makamı olarak bilinmektedir.

Halfeti(saklı cennet)

MÖ 855 yılında Asur kralı III. Salmanassar tarafından zapt edildiği zaman Şitamrat adını taşıyordu. Yunanlılar bunu değiştirerek Urima adını vermişlerdir. Süryaniler ise Kal’a Rhomeyta ve Hesna the Romaye adlarını kullanmışlardır. Şehir Arapların eline geçtikten sonra Kal’at-ül Rum adı takılmıştır. 2. yüzyılda Bizanslıların eline geçince bu kez Romaion Koyla adını almıştır.

1280 yılında Beysari komutasındaki Memluk ordusu tarafından kuşatılmış, sonuç alınamayınca şehirdeki Hıristiyan mahalleleri beş gün süreyle yağmalandı. 1290 yılında bu kez Memluk Sultanı Eşref tarafından feth edildi. Ve son kez Memlükler tarafından tamir edilen şehre Kal’at-ül Müslimin adı verildi. Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlılara geçen şehir, zamanımızda da kullanılan Urumgala ve Rumkale adlarını alarak 1954 yılında ilçe haline getirilmiştir.

Kültür

Şanlıurfa mutfağı

  • Urfa kebap
  • Patlıcanlı kebap
  • Domatesli kebap
  • Kazan kebabı
  • Boranı
  • Tırşik
  • Zingil
  • Tırnaklı ekmek
  • Peynirli Ekmek
  • Hamurlu
  • Külünçe
  • Bişe
  • Lahmacun (Kıymalı)
  • Ağzı açık
  • Ağzı yumuk
  • Şıllık (tatlı)
  • Kadayıf (Künefe)
  • Semsek (Bir çiğbörek türevi)
  • Aya köftesi (el ayasında yapılır)
  • Lebeni (Çorba)
  • Tepsi kebabı
  • Yahudi köftesi
  • Lıklıkı köfte
  • Bostana (Ekşili Salata)
  • Açık ekmek (Lavaş)
  • Çiğ köfte
  • Yumurtalı Köfte
  • Hırtleşor (koruk suyuyla yapılan cacık)
  • Döğmeç
  • Su Kabağı
  • Söğülme (Alinazik)
  • Kıyma (Çiğköfte benzeri bulgurlu etsiz yemek)
  • Zerde Pilavı
  • Kalbur Tatlısı
  • Küncülü Akıt
  • Peynirli Helva
  • Kuymak
  • Palıza
  • Sac Katmeri
  • Pekmez Bulamacı
  • Un Bulamacı
  • Tatlı Döğmeç
  • Patlıcan Ezmesi
  • Patatesli Köfte

İçecekler

  • Meyan Şerbeti
  • Koruk Şurubu
  • Biyan Balı
  • Karlamaç

Spor

Futbol

Şehrin en önemli kulübü Şanlıurfaspor’dur ve PTT 1. Lig’de maçlarını 30.000 kişilik Şanlıurfa GAP Stadyumu’nda oynamaktadır.

Şanlıurfa’nın Tarihi Fotoğrafları

Tagged : / / / / /

Bitkisel Üretim 1.Tahmini, 2014

Tahıl ve meyve üretiminin, bir önceki yıla göre azalacağı tahmin edildi

Üretim miktarları, 2014 yılının ilk tahmininde bir önceki yıla göre tahıl ürünlerinde %10,1 azalış, meyvelerde %4,5 azalış, sebzelerde %1,3 oranında artış gösterdi. Üretim miktarlarının 2014 yılında yaklaşık olarak tahıl ürünlerinde 33,7 milyon ton, sebzelerde 28,8 milyon ton ve meyvelerde 17,4 milyon ton olarak gerçekleşeceği tahmin edildi.

Bitkisel üretim, 2013-2014

Tahıl üretiminin 2014 yılında bir önceki yıla göre azalacağı tahmin edildi

Tahıl ürünleri üretim miktarlarının 2014 yılında bir önceki yıla göre %10,1 oranında azalarak yaklaşık 33,7 milyon ton olacağı tahmin edildi.

Bir önceki yıla göre buğday üretiminin %10,4 oranında azalarak yaklaşık 19,8 milyon ton, arpa üretiminin %12,7 oranında azalarak 6,9 milyon ton, çeltik üretiminin %1,1 oranında azalarak 890 bin ton, dane mısır üretiminin %6,8 oranında azalarak 5,5 milyon ton olması öngörüldü.

Baklagillerin önemli ürünlerinden nohutun %11,1 oranında azalarak 450 bin ton, kırmızı mercimeğin %1,3 oranında artarak 400 bin ton, yumru bitkilerden patatesin ise %4,8 oranında artarak 4,1 milyon ton olacağı tahmin edildi.

Yağlı tohumlardan ayçiçeği üretiminin %6,6 oranında artış göstererek 1,6 milyon ton olması öngörüldü.

Tütün üretiminin %22,2 oranında azalarak 70 bin ton, kütlü pamuk üretiminin %4,4 oranında artarak yaklaşık 2,4 milyon ton, şeker pancarı üretiminin %2,3 oranında artarak 16,9 milyon ton olarak gerçekleşeceği tahmin edildi.

Sebze üretiminin 2014 yılında bir önceki yıla göre artacağı tahmin edildi

Sebze ürünleri üretim miktarının 2014 yılında bir önceki yıla göre %1,3 oranında artarak yaklaşık 28,8 milyon ton olacağı tahmin edildi.

Sebze ürünleri alt gruplarında üretim miktarları incelendiğinde, yumru ve kök sebzeler %3,7 oranında azalırken, başka yerde sınıflandırılmamış diğer sebzelerde %2,7 oranında, meyvesi için yetiştirilen sebzelerde ise %1,9 oranında artış olacağı öngörüldü.

Sebzeler grubunun önemli ürünlerinden domateste %2,4, hıyarda %6,6 oranında artış olurken, sivri biberde %3,4, dolmalık biberde %8,5, kuru soğanda %6,3 oranında azalış olacağı tahmin edildi. 

Meyve üretiminin 2014 yılında bir önceki yıla göre azalacağı tahmin edildi

Meyve ürünlerinin üretim miktarının 2014 yılında bir önceki yıla göre %4,5 oranında azalarak 17,4 milyon ton olacağı tahmin edildi.

Meyveler içinde önemli ürünlerin üretim miktarlarına bakıldığında, bir önceki yıla göre elmada %18,4, şeftalide %4,5, kirazda %7,8, kayısıda %55,1 oranında azalış, muzda %10,7, zeytinde %16,3 oranında artış olacağı öngörüldü. 

Turunçgil meyvelerinden mandalinanın %5,1 oranında artacağı, sert kabuklu meyvelerden fındığın %23,5, cevizin %12,4 oranında azalacağı tahmin edildi. 

Üzüm üretiminde %4,0 ve incirde ise %1,0 oranında artış olacağı öngörüldü.


Bu konu ile ilgili bir sonraki haber bülteninin yayımlanma tarihi 23 Ekim 2014’tür.
_______________________________________________________________________________

AÇIKLAMALAR

Ülkemizde yetiştirilen tarımsal ürünlerin üretim miktarlarına ilişkin tahminler Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan (GTHB) alınmakta ve Resmi İstatistik Programı kapsamında TÜİK tarafından yayımlanmaktadır. Ayrıca, şeker pancarı üretim miktarı Şeker Kurumu, tütün üretim miktarı Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu, haşhaş (kapsül, tohum) üretim miktarı Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü’nden derlenmektedir.

kaynak: tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=16021

Tagged :

Doğum İstatistikleri, 2013

Canlı doğan bebek sayısı 3 766 azaldı

Canlı doğan bebek sayısı 2012 yılında 1 286 828 iken bu sayı %0,3 azalarak 2013 yılında 1 283 062 oldu. Doğan bebeklerin 2013 yılında %51’ini erkek, %49’unu kız çocuklar oluşturdu.

Toplam doğurganlık hızı 2,07 oldu

Toplam doğurganlık hızı, bir kadının doğurgan olduğu dönem (“15-49” yaş grubu) boyunca doğurabileceği ortalama çocuk sayısını ifade etmektedir. 

Toplam doğurganlık hızı, 2012 yılında 2,09 çocuk iken 2013 yılında 2,07 çocuk olarak gerçekleşti. Yani, bir kadının doğurgan olduğu dönem boyunca doğurabileceği ortalama çocuk sayısı 2013 yılında 2,07 oldu. 

Doğurganlık hızının en yüksek olduğu il 4,31 çocuk ile Şanlıurfa oldu 

Toplam doğurganlık hızı illere göre incelendiğinde, 2013 yılında toplam doğurganlık hızının en yüksek olduğu il 4,31 çocuk ile Şanlıurfa oldu. Şanlıurfa ilini 4,08 çocuk ile Şırnak, 3,9 çocuk ile Ağrı ve 3,66 çocuk ile Siirt izledi. Toplam doğurganlık hızının en düşük olduğu il ise 1,43 çocuk ile Kırklareli oldu. Kırklareli ilini 1,46 çocuk ile Eskişehir ve Edirne, 1,5 çocuk ile Kütahya ve Çanakkale izledi.

  Toplam Doğurganlık Hızının En Yüksek ve En Düşük Olduğu 10 İl, 2013

En yüksek yaşa özel doğurganlık hızı “25-29” yaş grubunda görüldü

Yaşa özel doğurganlık hızı, belli bir yaş grubunda bin kadın başına düşen ortalama canlı doğan çocuk sayısını ifade etmektedir.

Yaş grubuna göre doğurganlık hızları incelendiğinde, en yüksek yaşa özel doğurganlık hızı “25-29” yaş grubunda görüldü. 2009 yılında “25-29” yaş grubundaki doğurganlık hızı ‰125 iken hem 2012 hem de 2013 yıllarında bu hız ‰128 oldu. Diğer bir ifadeyle, 2013 yılında “25-29” yaş grubundaki her bin kadın başına 128 doğum düştü. 


  Yaşa Özel Doğurganlık Hızı, 2009, 2013




Doğum sayısında en büyük artış “30-34” yaş grubundaki kadınlarda görüldü

Yaşı 25’ten küçük olan kadınların doğum sayılarında düşme gözlemlenirken doğum sayısındaki en büyük artış “30-34” yaş grubundaki kadınlarda meydana geldi. Bu yaş grubunda canlı doğan bebek sayısı 2009 yılına göre %25,6 artarak 244 004’ten 2013 yılında 306 524’e ulaştı. “35-39” ve “40-44” yaş gruplarındaki kadınlarda da benzer şekilde canlı doğan bebek sayılarında artış meydana geldi.

Adölesan doğurganlık hızı ‰28 oldu

Adölesan doğurganlık hızı, “15-19” yaş grubunda bin kadın başına düşen ortalama canlı doğan çocuk sayısını ifade etmektedir. Adölesan doğurganlık hızı, 2009 yılında ‰37 iken 2013 yılında bu hız ‰28’e düştü. Diğer bir ifadeyle, 2013 yılında “15-19” yaş grubundaki her bin kadın başına 28 doğum düştü. 

Kaba doğum hızı ‰16,9 oldu

Kaba doğum hızı, 2012 yılında ‰17,1 iken bu hız 2013 yılında ‰16,9 oldu. Diğer bir ifade ile 2012 yılında bin nüfus başına 17,1 doğum düşerken, 2013 yılında bin nüfus başına 16,9 doğum düştü.

Kaba doğum hızının en yüksek olduğu il ‰33 ile Şanlıurfa oldu

Kaba doğum hızı illere göre incelendiğinde, 2013 yılında kaba doğum hızının en yüksek olduğu il ‰33 ile Şanlıurfa oldu. Şanlıurfa ilini ‰29,9 ile Şırnak, ‰29,3 ile Ağrı ve ‰28,6 ile Van izledi. Kaba doğum hızının en düşük olduğu il ise ‰10,1 ile Kırklareli oldu. Kırklareli ilini ‰10,4 ile Edirne, ‰10,6 ile Çanakkale ve ‰11 ile Tunceli izledi.

————————————————————————————————————————————————–
AÇIKLAMALAR

Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi (MERNİS)’nin 2001 yılında çevrim-içi (on-line) uygulamaya geçmesiyle doğum istatistikleri bu veri tabanından elde edilmeye başlanmıştır. MERNİS’in dinamik bir yapıya sahip olması nedeniyle doğum istatistikleri sürekli güncellenmektedir. Bu nedenle, örneğin, 2012 yılında 2,08 olarak açıklanan toplam doğurganlık hızı, bu güncelleme sonrası 2,09 olmuştur. Bu haber bülteninde, 2009-2012 yıllarına ilişkin doğum istatistiklerinin 28/02/2014 tarihi itibariyle güncellenmiş verileri ile 2013 yılı doğum istatistikleri aynı tarih itibariyle verilmiştir. Ayrıca, 2013 yılı için doğum sayıları ilk defa “Dağıtım Veri Tabanı”ndan ilçe bazında sunulmuştur.

kaynak: tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=16048

Tagged : /

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları, 2013

Türkiye nüfusu 31 Aralık 2013 tarihi itibarıyla 76 667 864 kişi oldu

Türkiye’de ikamet eden nüfus 2013 yılında, bir önceki yıla göre 1 040 480 kişi arttı. Erkek nüfusun oranı %50,2 (38 473 360 kişi), kadın nüfusun oranı ise %49,8 (38 194 504 kişi) olarak gerçekleşti.

Türkiye’nin yıllık nüfus artış hızı, 2013 yılında ‰13,7 olarak gerçekleşti

Yıllık nüfus artış hızı 2012 yılında ‰12 iken, 2013 yılında ‰13,7’ye yükseldi.

İl ve ilçe merkezlerinde yaşayanların oranı %91,3 oldu

İl ve ilçe merkezlerinde ikamet edenlerin oranı 2012 yılında %77,3 iken, 14 ilde büyükşehir belediyesi kurulması ve büyükşehir statüsündeki 30 ilde, belde ve köylerin ilçe belediyelerine mahalle olarak katılmasının önemli etkisiyle bu oran 2013 yılında %91,3 olarak gerçekleşti.


İstanbul’da ikamet eden nüfus bir önceki yıla göre %2,2 artış gösterdi

Türkiye nüfusunun %18,5’inin ikamet ettiği İstanbul, 14 160 467 kişi ile en çok nüfusa sahip olan il oldu. Bunu sırasıyla takip eden iller; %6,6 ile (5 045 083 kişi) Ankara, %5,3 ile (4 061 074 kişi) İzmir, %3,6 ile (2 740 970 kişi) Bursa ve %2,8 ile (2 158 265 kişi) Antalya’dır. Bayburt ili ise 75 620 kişi ile en az nüfusa sahip il oldu.Türkiye nüfusunun ortanca yaşı yükseldiÜlkemizde 2012 yılında 30,1 olan ortanca yaş, 2013 yılında önceki yıla göre artış göstererek 30,4 oldu. Ortanca yaş erkeklerde 29,8 iken, kadınlarda 31 olarak gerçekleşti. Ortanca yaşın en yüksek olduğu iller sırasıyla Sinop (38,2), Balıkesir (37,7) ve Edirne (37,6) iken, en düşük olduğu iller ise sırasıyla Şırnak (18,7), Şanlıurfa (19) ve Ağrı (19,7)’dır.

Nüfus Piramidi, 2013

 

Çalışma çağındaki nüfus bir önceki yıla göre %1,6 arttı
 
Ülkemizde 15-64 yaş grubunda bulunan (çalışma çağındaki) nüfusun oranı 2012 yılına (%67,6) göre 0,1 puan artarak %67,7 (51 926 356 kişi) olarak gerçekleşti. Çocuk yaş grubundaki (0-14) nüfusun oranı ise %24,6’ya (18 849 814 kişi) gerilerken, 65 ve daha yukarı yaştaki nüfusun oranı da %7,7’ye (5 891 694 kişi) yükseldi.

Türkiye’de kilometrekareye düşen kişi sayısı arttı
Nüfus yoğunluğu olarak ifade edilen “bir kilometrekareye düşen kişi sayısı”, Türkiye genelinde 2012 yılına göre 2 kişi artarak 100 kişi oldu. İstanbul, kilometrekareye düşen 2 725 kişi ile nüfus yoğunluğunun en yüksek olduğu ilimiz oldu. Bunu sırasıyla; 464 kişi ile Kocaeli, 338 kişi ile İzmir, 270 kişi ile Gaziantep ve 263 kişi ile Bursa illeri takip etti. Nüfus yoğunluğu en az olan il ise kilometrekareye düşen 11 kişi ile Tunceli oldu.
 
Yüzölçümü bakımından ilk sırada yer alan Konya’nın nüfus yoğunluğu 53, en küçük yüzölçümüne sahip Yalova’nın nüfus yoğunluğu ise 260 olarak gerçekleşti.

AÇIKLAMALAR
Yerleşim yeri nüfusları, 2007 yılında kurulan ve İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü (NVİGM) tarafından güncellenen Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS)’nden alınan nüfusla birlikte, kurumsal yerlerde kalan nüfus dikkate alınarak hesaplanmaktadır. Kurumsal yerlerde (kışla, cezaevi, huzurevi, üniversite öğrenci yurtları vb.) kalanlar uluslararası tanım gereği ikamet adreslerinin bulunduğu yerleşim yeri nüfusuna değil, kurumsal yerlerin bulunduğu yerleşim yeri nüfusuna dâhil edilmiştir.

Diğer yandan il, ilçe, belediye, köy ve mahallelere göre nüfuslar belirlenirken; NVİGM tarafından, ilgili mevzuat ve idari kayıtlar uyarınca Ulusal Adres Veri Tabanı’nda yerleşim yerlerine yönelik olarak yapılan idari bağlılık, tüzel kişilik ve isim değişiklikleri dikkate alınmıştır.Bu kapsamda, 6360 ve 6447 sayılı kanunlar ile düzenlenen ve bu kanunlar uyarınca ilk mahalli idareler genel seçimlerinde yürürlüğe girecek olan idari bağlılık ve tüzel kişilik değişiklikleri ile 5393 sayılı Yasa’nın 8 inci ve 11 inci maddelerine göre alınan ve söz konusu Kanun gereğince ilk mahalli idareler seçimlerinde uygulanacak olan birleşme ve katılmalar, belediye ve köy tüzel kişiliğinin kaldırılmasına ve bir beldenin köye dönüştürülmesine dair kararlar, Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığı’nın 421 sayılı Kararına istinaden, NVİGM tarafından 1 Aralık 2013 tarihi itibarıyla Ulusal Adres Veri Tabanı’na yansıtıldığı için, 2013 ADNKS sonuçları belirtilen değişiklikleri içermektedir.
kaynak:tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=15974
Tagged : / / / / /

Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması, 2014

İnternet kullanan bireylerin oranı %53,8 oldu 

Bilgisayar ve internet kullanım oranları 16-74 yaş grubundaki bireylerde sırasıyla %53,5 ve %53,8 oldu. Bu oranlar erkeklerde %62,7 ve %63,5 iken, kadınlarda %44,3 ve %44,1’dir. Bilgisayar ve internet kullanım oranları, 2013 yılında %49,9 ve %48,9’du. 

Bilgisayar ve İnternet kullanım oranlarının en yüksek olduğu yaş grubu 16-24’tür. Bilgisayar ve İnternet kullanımı tüm yaş gruplarında erkeklerde daha yüksektir. 

Düzenli internet kullanıcısı arttı

İnterneti 2014 yılının ilk üç ayında hemen her gün veya haftada en az bir defa kullanan 16-74 yaş grubu düzenli internet kullanıcılarının oranı %44,9 oldu. Bu oran, 2013 yılının aynı döneminde %39,5’ti. 

İnternet erişimi olan hane oranı %60,2 oldu

Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması sonuçlarına göre 2014 yılı Nisan ayında Türkiye genelinde internet erişim imkanına sahip hanelerin oranı %60,2 oldu. Bu oran 2013 yılının aynı ayında %49,1’di. 

Evden internete erişimi olmayan hanelerin %42,8’i evden internete bağlanmama nedeni olarak internet kullanımına ihtiyaç duymadıklarını belirtti. Bunu %31,9 ile internet bağlantı ücretlerinin yüksekliği takip etti. 

Genişbant internet erişim imkanına sahip hanelerin oranı %57,2 oldu. Buna göre hanelerin %37,9’u sabit genişbant bağlantı (ADSL, kablo TV altyapısı üzerinden kablolu internet, fiber vb.) ile internete erişim sağlarken, %37’si mobil genişbant bağlantı ile internete erişim sağladı. Darbant bağlantı ise hanelerin %6’sında internet erişimi için kullanıldı. 

Temel göstergeler, 2007-2014 


İnternet en çok evde kullanıldı

İnterneti 2014 yılının ilk üç ayında kullanan 16-74 yaş grubu bireylerin %79,1’i evde kullandı. Bunu %38,7 ile işyeri, %30,2 ile akraba, arkadaş evleri, %23,3 ile alışveriş merkezi, havaalanı, vb. kablosuz bağlantının yapılabildiği yerler ve %14,3 ile internet kafe takip etti. 

Ev ve iş yeri dışında internet kullanımı için taşınabilir cihaz kullanımı arttı

İnterneti 2014 yılının ilk üç ayında kullanan bireylerin %58’i ev ve işyeri dışında internete kablosuz olarak bağlanmak için cep telefonu veya akıllı telefon kullanırken, %28,5’i taşınabilir bilgisayar (dizüstü, netbook, tablet vb.) kullandı. Bu oranlar 2013 yılının aynı döneminde sırasıyla %41,1 ve %17,1’di.

İnternet kullanım amaçları arasında sosyal medya ilk sırada yer aldı 

İnternet kullanım amaçları dikkate alındığında, 2014 yılının ilk üç ayında internet kullanan bireylerin %78,8’i sosyal paylaşım sitelerine katılım sağlarken, bunu %74,2 ile online haber, gazete ya da dergi okuma, %67,2 ile mal ve hizmetler hakkında bilgi arama, %58,7 ile oyun, müzik, film, görüntü indirme veya oynatma, %53,9 ile e-posta gönderme-alma takip etti. 

İnternet kullanan bireylerin yarıdan fazlası e-devlet hizmetleri kullandı

İnterneti 2013 yılı Nisan ayı ile 2014 yılı Mart aylarını kapsayan on iki aylık dönemde kullanan bireylerin kişisel amaçla kamu kurum/kuruluşları ile iletişimde internet kullanma oranı %53,3 oldu. Bu oran önceki yılın aynı döneminde (2012 Nisan-2013 Mart) %41,3’tü. Kullanım amaçları arasında kamu kuruluşlarına ait web sitelerinden bilgi edinme %51,2 ile ilk sırayı aldı. 

İnternet üzerinden alışveriş arttı

İnternet kullanan bireylerin internet üzerinden kişisel kullanım amacıyla mal veya hizmet siparişi verme ya da satın alma oranı %30,8 oldu. Önceki yıl İnternet üzerinden alışveriş yapanların oranı ise %24,1’di.

İnternet üzerinden alışveriş yapan bireylerin 2013 yılı Nisan ile 2014 yılı Mart aylarını kapsayan on iki aylık dönemde %51,9’u giyim ve spor malzemesi, %27’si ev eşyası (Mobilya, oyuncak, beyaz eşya vb), %26,8’i seyahat bileti, araç kiralama vb., %24,9’u elektronik araçlar (Cep telefonu, kamera, radyo, TV, DVD oynatıcı vb.), %15,9’u kitap, dergi, gazete (e-kitap dahil) aldı. 

site:tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=16198

Tagged :

Azerbaycan

Azerbaycan, Resmî adı Azerbaycan Cumhuriyeti dir. Avrupa ve Asya kıtaları arasında, Güney Kafkasya’da yer alır. Komşuları; kuzeyde Rusya ve Gürcistan , batısında Ermenistan , güneyinde İran güney batıda Türkiye yer alır.Ayrıca doğuda Hazar Denizi’ne kıyısı vardır.

Tarih

Azerbaycan’ın adı konusunda değişik görüşler bulunmaktadır. Burayı (M.Ö. 323) yöneten komutanlarından Atropates’ten geldiği söylendiği gibi “Od” anlamındaki azer sözcüklerinden geldiği de belirtilmektedir. Ancak, bu yer adının etimolojisi yapılırken, bu bölgede egemenlik Süren Kasar (Hazar) Türkleri’nin ismi de göz önüne alınmalıdır ve kaynaklara göre gerçek payı da büyüktür.

Türklerin Azerbaycan’a gelişleri tahminini ve M.Ö. Saka-İskit döneminde başladığı savunulmaktadır. M.S. 395 te Hun Türkleri Balkanlar’a inerken bir kısmının Kafkaslar yoluyla Anadolu’ya ve Azerbaycan’a sarktıkları bilinmektedir.

Selçuklu Türkleri’nin Azerbaycan’da görülmeleri ise 1015-1021 yılları arasındadır. Sultan Alparslan zamanında Azerbaycan’da Türkmenler sayesinde Azerbaycan’ın Türkleşmesi kolay gerçekleşmistir. Azerbaycan daha sonra İlhanlılar’ın egemenliğine girmiş ve bir süre Altınordu Devleti’nin hakimeyitinde kalmış; Akkoyunlu ve Karakoyunlular döneminde Türk nüfusu bakımından en yoğun dönemini yaşamıştır. Daha sonra Azerbaycan’da Safeviler, Afşar ve Kaçarlar hüküm sürmüşlerdir.

Bundan sonra sırasıyla; Şeki, Gence, Bakü, Derbent, Kuba, Nahcivan, Revan, Tebriz, Urmiye, Erdil hanlıkları dönemi başlamıştır.

Azerbaycan toprakları Rusların egemenliğine girdikten sonra Erivan’a ve Karabağ’a Ermeni’ler yerleştirilmeye başlanılmıştır.

Azerbaycan Türkleri, 1918 – 1920’de Kafkasya Kurultayı’nı toplamış ve 28 Mayıs 1918’de de ulusal Azerbaycan Devleti’ni kurmuşlardır. Bu devlet Orta Doğu’da ilk özerk cumhuriyet olmuştur. Ancak 1920’de Kafkasya ötesi Sosyalist Sovyet Cumhuriyetler Birliği’ne katılmak zorunda kalmıştır. 30 Eylül 1991’de SSCB çöküşüyle bağımsızlığını yeniden ilan etmiştir.

Genel

Azeriler Kafkasya bölgesinin en büyük Türk bölümünü oluşturmaktadır.. Bugüne kadar Kafkaslarda ulusal ve ırksal uyanışın merkezi hep Bakü olmuştur. Bu düşüncenin isim babaları Hüseyni Zade Ali, Ağaoğlu Ahmed, Ali Merdem Topçu Bey’dir.

Coğrafi Konumu

Azerbaycan 38°-25 kuzey enlemleri ile 44°-50 doğu boylamları arasındaki coğrafı bölgeye yerleşmiştir. Sınırların uzunluğu 3600 km dir. Azerbaycan 657 metre deniz seviyesinden yüksektir ve topraklarının % 50’si dağlık alanlardır. Dağlık alanlar Büyük Kafkasya, Küçük Kafkasya ve Talış dağlarından meydana gelmektedir. En yüksek yeri Tufandağı’ 4489 metredir.Hinal dağı, Delidağı, Kedidağı önemli dağlandır. Kura-Aras Ovası en büyük düzlüktür.

Azerbaycan iklimi dünyadaki 11 iklim çeşidinden 9 una sahiptir.Yıllık ortalama sıcaklığı 10 C’nın üzerindedir. En büyük gölü 17,5 km² ile Hacıkabul Gölü’dür. Azerbaycan’ın en uzun nehri 1364 km Hazar Denizi’ne dökülen Kura Nehri’dir. Kura’nın bir kolu olan Aras ise 1072 km’dir.

Demografik Durumu (Ocak 1990 öncesi)

Etnik Grup Nüfus Oran 
Azerbaycan Türkleri 5.805.000 %82,6 
Rus 392.300 %5,5 
Ermeni 390.500 %5,5 
Lezgi 171.000 %2,4 
Avar 44.100 %0,6 
Yahudi 30.800 %0,4 
Diğer 80.000 %1 

Etnik Grup Nüfus Oran

Azerbaycan Türkleri 8.441.000 %98
Ermeni – %1.
Yahudi 8.000 %0,09 
Diğer 85.000 %1 

Ocak 1990 olaylarından sonra ülkede bulunan Rusların ve Karabağnın Ermeniler tarfından işgalinden dolayı Ermeniler’in göçü yoğunlaşmıştır.Ermeni işgali altındaki Karabağ dışında Azerbaycan’da artık hiç bir Ermeni kalmamıştır. Bunun sonucu olarak toplam nüfus içinde Azerilerin oranının %95’u aştığı tahmin edilmektedir ve bu oran %99’a doğru hızla artmaktadır. Toplam nüfus büyüme oranı %0,89’dur.

Yaş grubu – Toplam nüfustaki payı:
0-14 – 33.0 
15-29 – 28.9 
30-44 – 17.7 
45-59 – 12.0 
60 + – 8.4 

Yukarı Karabağ

Yüzölçümü: 4.400km² 
Nüfusu: 295.000 

Azerbaycan toprağı olan Karabağ bugün Ermeni işgali altındadır ve yaklaşık bir milyon Azeri Ermenilerin baskıları sonucu bölgeden göç etmeye zorlanmıştır. Ermeniler, tüm Birleşmiş Milletler ve Agit kararlarına rağmen işgal ettikleri bölgelerden çekilmemektedirler.

Siyasal ve Sosyal Yapılanmalar

Azerbaycan’da kendilerini parti olarak adlandıran fakat hukuken böyle bir kimliği olmayan çeşitli partiler mevcuttur.Bunlardan en büyükleri şunlardır:

Yeni Azerbaycan Partisi 1993 (İktidar) 
Anavatan Partisi 
Milli Müsavat Partisi (Ana muhalefet) 
Halk Cephesi (Muhalefet) 
Milli İstiklal Partisi (Muhalefet) 
Sosyal Demokrat Parti (Muhalefet) 
Bağımsız Demokrat Parti 
Milli Muhabbet Partisi 
Tövbe Partisi: (İran yanlısı) 
Halk partisi 
Yeşiller Partisi 
Demokrat Partisi 
Demokratik Islahatlar Partisi 
Ümid Partisi 

Ekonomik ve Sosyal Yapı

1991’de bağımsızlığını aldıktan sonra, özellikle geçiş döneminin ilk yıllarında ekonomik alanda düşüşler olmuş ve para birimi olarak Manat’a bağlı kalmıştır. Ancak, Azerbaycan verimli tarım arazileri, doğalgaz, petrol ve demir cevheri bakımından zengin kaynaklara sahip bulunmaktadır. Ham petrol üretimi 2006′ da günlük 600,000 varile ulaşmıştır.

Doğal gaz üretimi ise 1991 de 11 milyon m³ dur. Toplam doğalgaz rezervi 118.65 milyar metreküp, petrol rezervlerin de 8 milyar varil olduğu savunulmaktadır. Ayrıca, petrokimya, yiyecek, giyim gibi hafif sanayide vardır.

– Turizm potansiyeli yüksek bir cumhuriyettir. 
– Bankacılık ve sigortacılık gelişme süreci göstermektedir. 
– En önemli ihracatı petroldur. 
– Petro-kimya ürünleri de ihracatta önemli yer tutmaktadır. 

Tarım ve Hayvancılık

Azerbaycan’ın yüzde 7’si tarıma elverişli topraklara sahiptir. Bu tarım topraklarının büyük bölümü de Kura ve Aras nehirleri etrafındadır ve ülkede, tarım büyük ölçüde sulamaya dayanmaktadır. Yetiştirilen başlıca ürünler tahıl, meyve, pamuk, çay, tütün ve üzümdür. Ayrıca, dut ağacından yılda 5.000 ton ipek kozası elde edilmektedir.

Azerbaycan tarımında ve ekonomisinde hayvancılığın da önemli yeri bulunmaktadır. En son verilere göre Azerbaycan’da 1,5 milyon sığır, 5 milyon koyun, 30 milyon kümes hayvanı bulunmaktadır. Arıcılık gelişmiştir.

Sanayi

Azerbaycan’da sanayi sektörü net maddi üretimin % 48,3 (1992 tahmini) oluşturmaktadır.

Ağır Sanayi: Enerji, Metalurji, Makina, îmal, Kimya, Orman Ürünleridir. 
Hafif Sanayi: Dokuma, dikiş, deri, kürk, kunduradır. 

Ulaşım

Azerbaycan gelişmiş bir ulaştırma sistemine sahiptir.

Demiryolu: 2.090 km.
Kara Ulaştırması: Karayolu 30.400 km.
Deniz Ulaştırması: Hazar Denizi yoluyla yapılır.
Hava ulaştırması:Bakü hava limanından yapılmakta olup İstanbul, Paris, Moskova, Taşkent, Astana, Bişkek, Pekin gibi dünyanın diğer bölgeleriyle bağlantılıdır.

Eğitim

Azerbaycan’da eğitimin tüm diğer Türk devlet ve topluluklarına göre çok ileri seviyede olduğu görülür. 1991 istatistiki verilere göre 4775 okulda 1.503.000 öğrenci okumaktadır. Bugün okul sayısı 5.000’e, öğrenci sayısı 1.600.000’e ulaşmıştır. Azerbaycan da 6.500 kültür tesisi, 4.605 adet kütüphane, 125 müze, 125 müzik okulu, 43 halk tiyatro salonu, 3.680 kültür evi bulunmaktadır. Okuma yazma oranı %100’dür. Bakü-Azerbaycan Devlet Üniversitesi ve buna bağlı Enstitüler bütün bilimsel, teknik, sağlık, sanat kollarını içerir boyutlardadır. Çok sayıda yabancı öğrenci bulunmaktadır

Sağlık

Azerbaycan’da sağlık hizmetleri verilirken üçlü bir sistem uygulanmaktadır. İlk müdahale sağlık memurlarıyla yapılmakta, Bunların yetersiz kalması halinde hastalar, hastahanelere gönderilmekte, Hastahanelerin yetersizliği durumunda ise hastalar üniversitelerdeki araştırma hastahanelerine yollanmaktadır. 

Böylece Azerbaycan halkı eşit biçimde sağlık hizmetlerinden yararlanmaktadır.

Sosyal Güvenlik

Azerbaycan’da sosyal güvenlik ağı maliyetleri oldukça yüksek olup, GSMH % 18’ini tutmaktadır. Emeklilik yaşı olarak kadınlarda 55 yaş, erkeklerde ise 60 yaş koşulu aranmaktadır.

Bugün Azerbaycan Cumhuriyeti ekonomik bağımsızlık kavramını benimsemiş ve 1991’den sonrada serbest piyasa ekonomisine geçerek dünyayla bütünleşmek istemiştir.

Ayrıca, özel mülkiyete izin verilmiş, borsa yasası çıkarılmış, devlet tahvilleri hazırlanmış, toprak kanunu ile topraksız çiftçiler topraklandırılmıştır. Kendi merkez bankasını kurmuş, düzenli bir vergilendirmeyi getirmiş ve ülkeye yabancı sermaye akışını sağlamıştır.

Birleşmiş Milletler, Agik, IMF gibi kuruluşların da üyesidir.

Tagged : /

Avusturya

Avusturya Cumhuriyeti ya da kısaca Avusturya, Orta Avrupa’da denize kıyısı olmayan, dokuz eyaletten oluşan bir federasyondur. Batıda Lihtenştayn ve İsviçre, güneyde İtalya ve Slovenya, doğuda Macaristan ve Slovakya, kuzeyde ise Almanya ve Çek Cumhuriyeti ile komşudur.

Coğrafya

Avusturya Batı’da Konstans Gölü’nden doğuda Neusiedl Gölü’ne kadar uzanır. En doğu noktasından en batı noktasının uzaklığı 570 kilometre, en kuzey noktasından en güney noktasının uzaklığı yaklaşık 300 kilometredir.

Doğu Alpler üzerinde kurulmuş bulunduğundan ülkenin aşağı yukarı dörtte üçü dağlık arazidir. Kuzeyde ülkeyi batıdan doğuya kateden Tuna Nehri’nin ülkedeki uzunluğu 350 kilometredir. Bu kısımlar en alçak yerlerdir. Alpler Avusturya’da ülkeyi batıdan doğuya doğru üç sıra halinde kaplamışlardır. Ülkenin en yüksek dağı 3798 m ile “Gross Glockner”dir.

Göller bakımından çok zengin olmasına rağmen bu göller çok küçüktür. En büyük gölü Neusiedl Gölü’dür ki, yüzölçümü 320 km² dir. Bunun bir kısmı da Macaristan’a aittir.

İklim

Avusturya’nın büyük bölümü, karasal ve okyanus etkileri gösteren, Orta-Avrupa geçiş ikliminin etkisi altındadır. Yoğun yağış ve Batı rüzgarı iklimi etkileyen önemli etkenlerdir. Alp bölgesinin kendine ait bir iklim özelliği vardır. Bu bölgede yazlar serin, kışlar bol kar yağışlıdır. Burada yıllık yağış 3000 mm. seviyesine ulaşır.

Ülkenin kuzey ve batısını etkisi altına alan okyanus etkisi nedeniyle bu bölgelerde yağışlar daha düşük (yıllık 2000 mm.) ve yıl içinde sıcaklık farklılaşmaları daha stabildir. Kışlar bu bölgelerde göreceli olarak yumuşak ve yazlar da sıcak geçer. Salzburg’da ortalama sıcaklık Ocak ayında -2°C Temmuz’da 18°C’dir.

Ülkenin doğusunda karasal iklim egemendir. Bu bölgede kışlar çok sert ve yağışlı geçer. Yağışlar genellikle kar şeklinde olup, alçak yerlerde yağmur halinde olur. Hava sıcaklığı kışın genellikle 0°C’ın altında bulunur. Bu zamanda dahi hava açık ve berrak olduğundan kış sporlarına elverişlidir. Ortalama sıcaklık Ocak ayında -4°C, Temmuz ayında 18°C’dir. Bu bölgede yıllık yağış oranı 600 mm. civarındadır.

Tuna Nehri kış aylarında donduğundan, ulaşımın aksamaması için buz kırma çalışmaları devamlı yapılır. Yükseklerde fırtınalar bazen çok şiddetli olur. Kara iklimi özelliğinden dolayı yaz ayları sıcak geçer. Sıcaklık ortalaması 20°C’ın üzerindedir. Bu mevsimde az miktarda da olsa yağış görülür.

Bitki Örtüsü ve Hayvanlar

Ülkenin toplam alanının yarıya yakını ormanlıktır. Kuzey Alplerin ön bölgesini daha çok meşe ve kayın ağaçlarının hakim olduğu ormanlar kaplar. Waldviertel ve Hausruck bölgeleriyle merkezi Alpler’in doğu kısmı kayın, meşe, akçaağaç, ladin ağırlıklıdır.

Avusturya’nın en önemli çevre sorunu sanayi, turizmin yol açtığı yoğun trafik ve çevre ülkelerin çevre kirliliğinin büyük katkıda bulunduğu asit yağmurudur. Ormanlık alanın dörtte biri bu problemden etkilenmektedir ve kimi bölgelerde ağaç sayısında hızlı bir azalma gözlenmektedir. Yoğun tarım, elektrik enerjisi elde etmek üzere yapılan barajlar ve ormanların azalmasıyla ortaya çıkan erozyon ülkenin diğer önemli çevre sorunlarıdır.

Avusturya’nın hayvanlar dünyası Orta Avrupa’nın çeşitliliğini gösterir. Dağlık bölgelerin tipik türleri dağ keçileri ve dağ sıçanlarıdır. Ormanlarda ayrıca karaca, alageyik ve yaban domuzları da yaşar. Ülkede 1997 yılından beri koruma altında bulunan iki düzine kadar özgür kahverengi ayı yaşamaktadır. Ülkenin doğusunda tarla faresi ve tarla sincabına rastlanır.

Ülkenin toplam alanının % 24’ü doğal koruma altındadır. Avusturya’da üç doğal park, yüzlerce de koruma alanı ve doğal park bulunur.

Doğal kaynaklar

Ülkenin aşağı yukarı %47’si ormanlarla kaplıdır. Orta Avrupa’nın en fazla ormana sahip ülkesidir. Alplerin 2150 metreye kadar olan yüksekliklerinde mevcut olan ormanların büyük bir kısmı özel şahıslara aittir.

Madenler bakımından oldukça zengin sayılan Avusturya’da demir, magnezyum, grafit ve kömür elde edilir. Dünyada en çok grafit üreten ülkedir. Petrol ve doğal gaz üretiminde Avrupa’da dördüncü sıradadır. Bunlardan başka bakır, çinko, kurşun, antimon, boksit ve tungsten madenleri de kafi miktarlarda üretilmektedir.

Nüfus ve sosyal hayat

8,17 milyon olan nüfusun yaklaşık % 93’ü Avusturyalı’dır. Almanlar, Slavlar, Hırvatlar ve Macarlar (özellikle Burgenland’da), Slovenler (özellikle Karintiya’da), Çekler (özellikle Viyana’da) ve daha küçük sayıda da İtalyanlar, Sırplar, Romenler ve Türkler ülkenin diğer azınlık gruplarıdır. Nüfusun %18,6’sını 1-14 yaş grubu, %61,6’sını 15-59 yaş grubu, %19,8’ini de 60 yaşından yukarısı teşkil etmektedir. Halkın % 68’i şehirlerde yaşar. Ülkenin nüfus yoğunluğu kilometre kareye 99 kişidir. Bununla birlikte nüfus alana eşitsiz dağılmıştır. Alplerin geniş bölgelerinde yerleşim yoktur. Yıllık nüfus artışı 2004 yılına göre yüzde 0,14 seviyesindedir. Ortalama yaşam süresi erkeklerde 76, kadınlarda 81,9 yıldır.

En önemli şehirleri Viyana (1,56 milyon), Graz (227 bin), Linz (186 bin), Salzburg (145 bin) ve İnnsbruck’dur (114 bin). Tabiat şartları icabı kış sporlarının merkezi durumundadır. Dolayısıyla turizm ve kış sporları çok gelişmiştir.

Okuma-yazma oranı oldukça yüksektir (% 98 (1983)). Ülkedeki eğitim kurumları Avrupa’nın en eski eğitim kurumlarındandır. Mesela Viyana Üniversitesi 1365’te kurulmuştur. Ülkede mevcut dört üniversite ve buna bağlı çeşitli fakülte ve üniversite seviyesinde akademiler vardır. Kilisenin eğitim ve öğretimde büyük bir ağırlığı vardır. Avrupa’nın kavşak noktası olduğu için taşımacılık ve ulaşım çok gelişmiştir.

Ülkenin resmi dili Almanca’dır. Bölgesel azınlık dili olarak Slovence ve Hırvatça da resmi dil olarak kabul edilmektedir. Sırpça, Türkçe, Slovence, Hırvatça, Macarca ve Çekçe ülkede konuşulan diğer önemli dillerdir.

Ülke nüfusunun % 78’ini Katolikler oluşturur. Yaklaşık % 5 oranında Protestan bulunur. Nüfusun geri kalanı aralarında Müslüman ve Yahudilerin de bulunduğu çeşitli azınlıkların dinlerine mensuptur.

Siyasî Hayat

Başkent Viyana’da bulunan parlamento binasıAvusturya anayasasına göre ülke demokratik federal bir cumhuriyettir. Burgenland, Karintiya, Aşağı Avusturya, Yukarı Avusturya, Salzburg, Steiermark, Tirol, Vorarlberg ve Viyana olmak üzere dokuz eyaletten oluşmaktadır.

Yürütme: Devlet Başkanı, Federal Cumhurbaşkanı sıfatı taşır. Anayasa, altı yıllık bir devre için devlet başkanının halk tarafından seçilmesini şart koşmuştur. Federal Cumhurbaşkanı dış meselelerde devleti temsil eder. Anlaşma ve kanunları imzalar, şansölye, yardımcı şansölye, bakan ve diğer yetkilileri tayin eder. Başkan aynı zamanda meclisi toplar, fesheder ve tatile sokabilir.

Hükümet başkanı ise Şansölye olarak da bilinen Federal Başbakan’dır.

Yasama: Parlamento iki kamaralıdır: Bundesrat (Eyaletler Meclisi), eyalet parlamentoları tarafından seçilen 62 milletvekilinden; Nationalrat (Millî Meclis)) ise nisbi temsil ile doğrudan seçilen 183 üyeden oluşmaktadır. Nationalrat adaylarının en az 19 yaşını doldurma şartı vardır. Bundesrat’ta hangi eyaletin kaç parlamenterle temsil edileceği, eyaletin nüfusuna bağlı olarak belirlenir. Bu meclis sadece danışman fonksiyonuna sahip olmasına karşın, kimi yasaların çıkmasını geciktirebilir.

Avusturya’da oy kullanma yaşı 16’dır.

Yargı: En üst aşamada üç mahkeme bulunur: Sadece olağanüstü durumlarda devreye giren Anayasa Mahkemesi (Verfassungsgerichthof), İdare Mahkemesi (Verwaltungsgerichthof) ve olağan durumlardan sorumlu olan Yüksek Mahkeme (der Oberste Gerichthof). Yüksek mahkemenin altında 4 yüksek eyalet mahkemesi, 17 bölge ve eyalet mahkemesi ve 200 tane de belde mahkemesi bulunur.

Savunma: 1955 yılında Avusturya’da zorunlu askerlik uygulaması başlamıştır. Zorunlu askerlik sadece erkekler için 8 aydır. 11 Şubat 1998’de asker sayısının 120 000’den 92 000’e indirilmesine karar verilmiştir. Nisan 1998’den bu yana kadınlar da gönüllü olarak askeri hizmete alınmaktadır. Düşünsel ya da dini nedenlerle silahlı görev yapmak istemeyenler için sosyal hizmetlere yönelik kurumlarda çalışarak sivil hizmet yapmak da mümkündür. Ayrıca Avusturya bayrağı önünde selam durmak istemeyen Müslüman kökenli askerlerin bayrak törenine katılma zorunluluğu yoktur.

Genel (2007)

Federal Cumhurbaşkanı – Dr. Heinz Fischer (SPÖ)
Başbakan – Dr. Alfred Gusenbauer (SPÖ)
Parlamento Başkanı – Barbara Prammer (SPÖ)
Dışişleri Bakanı – Dr. Ursula Plassnik (ÖVP) 
Hükümet – Avusturya Sosyaldemokrat Partisi (SPÖ) ve Avusturya Halk Partisi (ÖVP) 

Hükümet 28 Şubat 2003 tarihinde ÖVP–FPÖ tarafından kurulmuş ve 6 Mart 2003 günü yapılan güven oylamasıyla görevine başlamıştır. Ancak 2005 yılı Nisan ayında FPÖ’lü bütün Bakanlar ve 18 milletvekinden 17 tanesi Parti’den ayrılarak Haider tarafından kurulan BZÖ’ye bağlılıklarını açıklamışlardır.

Hükümet Üyeleri (2007)

Başbakan – Dr. Alfred Gusenbauer (SPÖ) 
Başkaban Yardımcısı ve Maliye Bakanı – Wilhelm Molterer (ÖVP) 
Avrupa ve Uluslararası İşleri Bakanı – Dr. Ursula Plassnik (ÖVP) 
Ulaştırma, Yenilik ve Teknoloji Bakanı – Werner Faymann(SPÖ) 
Ekonomi Bakanı – Martin Bartenstein (ÖVP) 
İçişleri Bakanı – Günter Platter (ÖVP) 
Eğitim, Sanat ve Kültür Bakanı – Claudia Schmied (SPÖ) 
Sosyal Güvenlik ve Tüketiciyi Koruma Bakanı – Erwin Buchinger (SPÖ) 
Sağlık, Aile ve Gençlik Bakanı – Andrea Kdolsky (ÖVP) 
Savunma Bakanı – Norbert Darabos (SPÖ) 
Tarım, Orman, Çevre ve Su Ekonomisi Bakanı – Josef Pröll (ÖVP) 
Adalet Bakanı – Maria Berger (SPÖ) 
Bilim ve Araştırma Bakanı – Johannes Hahn (ÖVP) 
Kadın Bakanı – Doris Bures (SPÖ) 

Avusturya’da Kabine mensubu sayılan Devlet Sekreterlerinin listesi ise şöyledir:
Ekonomiden sorumlu Devlet Sekreteri – Christine Marek (ÖVP) 
Spordan sorumlu Devlet Sekreteri Karl – Reinhold Lopatka (ÖVP) 
Maliyeden sorumlu Devlet Sekreteri – Christoph Matznetter (SPÖ) 
Başbakanlıkten sorumlu Devlet Sekreteri – Heidrun Silhavy (SPÖ) 
Altyapıdan sorumlu Devlet Sekreteri – Christa Kranzl (SPÖ) 
Dışişleriden sorumlu Devlet Sekreteri – Hans Winkler (ÖVP) 

Siyasî Partiler ve Başkanları (2007)

Avusturya’nın Sosyal Demokratik Partisi (SPÖ) – Dr. Alfred Gusenbauer 
Avusturya’nın Halk Partisi (ÖVP) – Dr. Wilhelm Molterer 
Avusturya’nın Özgürlük Partisi (FPÖ) – Heinz-Christian Strache 
Yeşiller Partisi (GRÜNE) – Dr. Alexander van der Bellen 
Avusturya’nın Geleceğinin İttifakı (BZÖ) – Peter Westenthaler (2005 yılı Nisan ayında FPÖ’den koparak kurulmuştur) 
Avusturya’nın Komünist Partisi (KPÖ) – Mirko Messner 
Liberal Forum (LIF) – Alexander Zach 

2000’li Yıllarda Siyasî Yaşam

24 Kasım 2002 tarihinde yapılan erken genel seçimlerden (ülkede erken genel seçimlere gidilmesinin nedeni FPÖ içinde yaşanan anlaşmazlıkların su yüzüne çıkması ve FPÖ Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Susanne Riess-Passer’in görevinden istifa etmesi olmuştur) sonra kurulan ikinci ÖVP-FPÖ koalisyon hükümetinin gündemini AB kapsamında ve küresel gelişmeler çerçevesinde iktisadi politikaların yönlendirilmesi çabaları meşgul etmektedir. Bu çerçevede, işsizlik oranını azaltma, sosyal güvenlik ile vergi politikalarını yenileme ve devlet kadroları ile refah devleti uygulamalarında değişiklikler üzerinde durulmaktadır. Ayrıca, bütçe açığını kapatmak ve kamu borcunu azaltmak amacıyla yapısal reformların gerçekleştirilmesi de gündemde yer almaktadır.

FPÖ’nün bilahare gerçekleştirilen seçimlerde dikkate değer oy kaybına uğraması ve 2004 yılının ikinci yarısında yapılan eyalet seçimlerinde de oy kaybının devam etmesi bu partide çalkantılara yol açmış ve ilk aşamada FPÖ’deki aşırı sağ kanat tasfiye edilmiştir. Bilahare partinin gayriresme lideri konumunda bulunan Karintiya Eyaleti Başkanı Haider FPÖ’den ayrıldığını ve “Avusturya’nın Geleceği için Birlik” (BZÖ) adlı bir parti kurduğunu açıklamıştır. Bu gelişmeler çerçevesinde FPÖ’nün resmî lideri ve Haider’in kızkardeşi Ursula Haubner, koalisyon Hükümetindeki Bakanların tümü ve Parlamento’daki 18 milletvekilinden 17 tanesi yeni partiye katıldıklarını açıklamışlardır. Hükümetin FPÖ’lü üyeleriyle Parlamento’daki FPÖ milletvekillerinin Haider’e bağlılıklarını açıklamalarıyla Şansölye Schüssel Hükümeti devam ettirme kararı almıştır.

Ekonomi

Avusturya ekonomisi, sanayi, turizm ve tarıma dayanmaktadır. Tarıma elverişli toprakları azdır. Bol ürün alabilmek için modern tarım İkinci Dünya Savaşından sonra hızla gelişmiştir. Ülkenin alçak bölgelerinde bulunan çayırlık alanlarda hayvancılık gelişmiştir.

Ekonomisinin ana kaynağını meydana getiren sanayi dalında, pik demir ve ham çelik, alüminyum üretimi ön sıralarda yer alır. Kağıt, kimyasal madde ve plastik diğer sanayi ürünleridir.

Avusturya, dünyanın önde gelen tabii magnezit üreticisidir. Schwechat’taki büyük petrol rafinerisi, ülkenin toplam petrol ve petrol ürünleri tüketiminin dörtte üçünü karşılar.

Geniş ormanlarından elde edilen kerestenin sadece bir bölümü ülkede işlenir. İşlenmemiş kereste ülkenin başlıca ihraç ürünleri arasında yer alır.

En önemli ihraç ürünlerini; makinelar, elektronik araçlar, maden ürünleri, kağıt, elektrik enerjisi, gıda maddeleri meydana getirir.

Turizm

Avusturya’nın dağları, ormanları ve vadileri yaz ve kış aylarında ideal tatil yerleridir. Göller, dağlar ve vadiler, çeşitli sporları ile ünlüdür. Viyana ise müzik, güzel sanatlar ve tarihi eserlerin merkezidir. Operalar, sanat galerileri bale gösterilerinin verildiği salonlar başşehirde toplanmıştır. Kış aylarında binlerce ziyaretçi, kayak yapmaya Avusturya’ya gelmektedir.

Avusturya’nın Eyaletleri

Federal bir cumhuriyet olan Avusturya, dokuz eyaletten oluşur:

Eyalet (Bundesland) Başkent şeklinde:
1 Burgenland Eisenstadt 
2 Karintiya (Kärnten) Klagenfurt 
3 Aşağı Avusturya (Niederösterreich) St. Pölten 
4 Yukarı Avusturya (Oberösterreich) Linz 
5 Salzburg Salzburg 
6 Steiermark Graz 
7 Tirol Innsbruck 
8 Vorarlberg Bregenz 
9 Viyana (Wien) Viyana (Wien) 

Türkiye-Avusturya İlişkileri

İki ülke ilişkileri Osmanlı dönemine kadar gider. Osmanlı döneminde iki rakip olan bu iki ülke 20. yüzyılda farklı bir ilişki formatına girmişlerdir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avusturya tarafsız ülke haline gelmiş, Türkiye ise NATO kanadında yer almıştır.

Avusturya ayrıca Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğinde de ciddi sorunlar çıkarmaktadır. Türkiye’nin AB’ye tam üye olmasına şüphe ile yaklaşan Avusturya daha çok imtiyazlı ortaklık üzerinde durmaktadır.

Türkiye-Avusturya Ekonomik İlişkileri

İthalat-İhracat [değiştir]Aşağıdaki tablo yıllara göre Türkiye’nin Avusturya’ya yaptığı ihracat ve Avuturya’dan yaptığı ithalatı göstermektedir. Rakamlar “milyon ABD Doları” cinsindendir.

Yıllar İhracat İthalat Denge Hacim şeklinde:
1998 304,0 608,3 – 304,3 912,3 
1999 312,2 508,4 – 196,2 820,6 
2000 292,7 515,1 – 222,4 807,8 
2001 341,5 415,5 -74 757,0 
2002 362,6 579,0 – 216,4 941,6 
2003 472 823 – 351 1.295 
2004 561,4 1.071,8 – 510,4 1.633,2 
2005 658,2 931,1 -272,9 1.589,3 

İki ülke arasındaki dış ticarette, 1996-2006 dönemindeki en önemli gelişme, ticarete konu malların çeşitlendirilmesi olmuştur. Türkiye’nin Avusturya’ya yönelik ihracatında, 1990 yılında en önemli malı oluşturan tekstil ve konfeksiyon ürünleri, 2003 yılında da ilk sırada yer almış, başta taşıt araçları, TV alıcıları olmak üzere, oto yedek parçaları, pistonlar, yanmalı motorlar, alüminyum ve seramik mamuller mal çeşitliliğinin önemli gruplarını oluşturmuşlardır. Bununla birlikte, Türkiye’den Avusturya’ya yapılan ihracatta başı çeken fındık, magnesit, yaş üzüm ve narenciye satışlarında da kayda değer bir artış gözlemlenmiştir. 2004 yılında Avusturya’ya yönelik mobilya ihracatında da kayda değer bir artış sağlanmıştır. Avusturya’dan ithal edilen mallar arasında en önemlileri, makine, ekipman, kağıt, elektronik-teknik cihazlar ve optik aletlerdir.

Türkiye’deki Avusturya Yatırımları

2004 yılı itibariyle Türkiye’de faaliyet gösteren 106 Avusturya sermayeli firmanın, toplam yabancı sermaye içindeki payı % 0,46’dır. Sözkonusu firmaların toplam sermaye miktarı 140 milyon Dolar civarındadır. 1980 – 2002 döneminde ülkemize girmesine izin verilen yabancı sermaye bakımından, Avusturya firmaları 175,91 milyon Dolar ile 17. sırada yer almaktadırlar.

Avusturya’daki Türk Yatırımları [değiştir]Türkiye’nin Avusturya’daki yatırımlarıda, bankacılık sektörünün başı çekmektedir.1990’lı yılların ikinci yarısında önce Denizbank ve bilahare Vakıfbank, temsilcilik faaliyetlerinin yanısıra Avusturya’da “anonim şirket” olarak örgütlenerek bankacılık işlemlerine başlamışlardır.

Bankalar haricinde, Avusturya’da yerleşik vatandaşlarımızın kurduğu ithalatçı, toptancı ve perakendeci firmalar da bulunmakla birlikte, bu firmaların ekmek üretimi ve sınırlı ölçüde kuru gıda paketleme dışında üretime yönelik faaliyetleri mevcut değildir.Mania-Exim GmbH

Tagged : /

Avustralya

Avustralya, güney yarımkürede yer alan bir ülkedir. Hint ve Büyük Okyanusu arasında uzanır. Tüm bir kıtayı kaplayan tek ülkedir. Komşuları Endonezya, Doğu Timor, Papua Yeni Gine, Solomon Adaları, Vanuatu, Yeni Kaledonya ve Yeni Zelanda’dır. Başkenti Canberra, en büyük şehri Sidney’dir.

Coğrafya


Avustralya, 7.617.930 km² karada, 68.920 km² sularda olmak üzere toplam 7.686.850 km²’lik bir alana kurulmuştur. Hiçbir ülkeyle kara sınırı yoktur. Çevresinde sadece 25.760 kilometrelik bir sahil şeridi vardır.

İklimi: Kıtanın hemen hemen üçte biri tropik ve kalanı ılıman bölgedir. En soğuk bölgeler Tasmanya’nın yayla ve yüksek yerlerinde ve anakaranın güney doğu kıyılarındadır. Yıllık ortalama sıcaklık kuzeyde 27 dereceden güneyde 13 dereceye kadar değişir.

Arazi yapısı: Genellikle yüksek olmayan yaylalar, güneydoğuda verimli ovalar yer almaktadır. Erozyonla ortaya çıkan asıl ana kara 3 milyar yıldan daha yaşlıdır.

En alçak noktası -15 metre ile Eyre Gölü (Güney Avustralya), en yüksek noktası da 2.228 metre ile Kosciuszko Dağı’dır (Avustralya’nın doğusunda Great Dividing Range’de yeralır.).

Doğal kaynakları: boksit, kömür, demir yatakları, bakır, kalay, gümüş, uranyum, nikel, tungsten, mineraller, kurşun, çinko, elmas, doğal gaz, petrol

Arazi kullanımı:
Tarıma uygun topraklar: %6 
Otlaklar: %54 
Ormanlık arazi: %19 
Diğer: %21 (1993 verileri)

Sulanan arazi: 21.070 km² (1993 verileri) 
Doğal afetler: Kıyı boyunca kasırgalar; sert kuraklıklar; orman yangınları

Bilgi: Toprak bakımından Rusya, Kanada, Çin, A.B.D. ve Brezilya’dan sonra 6. en büyük ülkedir. Avustralya, dünyanın en büyük adası ve en küçük kıtasıdır.

Tarihi


Avustralya ismi Latince’de güneyden, güneye ait olan anlamına gelen Australis kelimesinden türetilmiştir. Roma uygarlığı zamanına dayanan, güneydeki bilinmeyen bir ülke anlamı (terra australis incognita) benzer bir yerin, ortaçağ coğrafyasında da bulunduğunu gösterir, ancak bu bilgiler herhangi bilinen bir kıta bilgisi içermemektedir. Latince’deki Terra Australis Incognita’terimi ; Güneydeki (Australis) Bilinmeyen (Incognita) Toprak parçası (Terra) anlamına gelmektedir.

14 Mayıs 1606’da, Vanuatu’ya ayak basan Pedro Fernandes de Queirós, Güney Kutbu’ndaki tüm kara mülkiyetinin İspanya Krallığı’na ait olduğunu iddia etmiş ve kıtayı Austrialía del Espíritu Santo şeklinde adlandırmıştır.

Flemenkçe Australische kelimesi de, Batavia’daki Flemenkler tarafından, 1638 yılından önce, güneyde keşfedilmiş yeni yerleri adlandırmak için kullanılıyordu. “Australia” kelimesinin İngiliz dilinde ilk kullanımı ise 1692 yılında Gabriel de Foigny’nin yazdığı Les Aventures de Jacques Sadeur dans la Découverte et le Voyage de la Terre Australe isimli Fransızca romanının, 1693 yılındaki çevirisinde görülmüştür.

Daha sonraları, 1765’te, Alexander Dalrymple bu kelimeyi, Luis Váez de Torres’ın 1606’da Yeni Gine’nin güney kıyılarına yaptığı seyehati anlattığı kitabını İngilizce’ye çevirirken kullanmıştır. Dalrymple ayrıca Avustralya kelimesini, An Historical Collection of Voyages and Discoveries in the South Pacific Ocean (1771) isimli eserinde bütün Okyanusya bölgesini tanımlamak için kullanmıştır. 1793’de George Shaw ve Sir James Smith içerisinde geniş ada, büyük kıta, Avustralya, Australasia ve New Holland tanımlamaların yapıldığı, Zoology and Botany of New Holland eserini yayınlamıştır.

Avustraya ismi, kıtanın etrafını gemi ile dolaşan bilinen ilk insan, kaşif Matthew Flinders’ın A Voyage to Terra Australis (1814) eseri ile popüler hale gelmiştir. Britanya Krallığı’nin bakış açısını yansıtan ismine rağmen, eserinde Flinders Avustralya ismini kullanmış ve bu isim geniş kitkekerce telafuz edilen bir terim olmuştur. New South Wales valisi Lachlan Macquarie sonraları bu ismi İngiltere’ye yolladığı yazılı mesajlarda kullanmıştır. 1817’de Macquarie bu ismin resmi olarak kabul edilmesini önerdi ve 1824’de Britanya Krallığı, kıtanın resmen Avustralya ismiyle tanınmasını onayladı.

Nüfus Bilgileri


Nüfus: 20,264,082 (Temmuz 2006 verileri)
Yaş yapısı: 0-14 yaş: %19.6 (erkek 2,031,313; kadın 1,936,802)
15-64 yaş: %67.3 (erkek 6,881,863; kadın 6,764,709)
65 yaş ve üzeri: %13.1 (erkek 1,170,589; kadın 1,478,806) (2006 verileri)
Nüfus artış oranı: %0.85 (2006 verileri)
Mülteci oranı: 3.85 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini)
Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın
15 yaş altı: 1.05 erkek/kadın
15-64 yaşlarında: 1.02 erkek/kadın
65 yaş ve üzeri: 0.79 erkek/kadın
toplam nüfusta: 0.99 erkek/kadın (2006 verileri)
Bebek ölüm oranı: 4.63 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini)
Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 80.5 yıl
erkeklerde: 77.64 yıl
kadınlarda: 83.52 yıl (2006 verileri)
Ortalama çocuk sayısı: 1.76 çocuk/1 kadın (2006 verileri)
HIV/AIDS – hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2003 verileri)
HIV/AIDS – hastalıkları taşıyan insan sayısı: 14,000 (2003 verileri)
HIV/AIDS – hastalıklarından ölenler: 200 den az (2003 verileri)
Ulus: Avustralyalı
Nüfusun etnik dağılımı: Beyaz ırk %92; Asya Kökenli %7; Aborjinler ve diğerleri %1
Din: Anglikan %26.1; Roman Katolik %26; Diğer Hıristiyan Mezhepleri %24.3
Dil: İngilizce ve diğer yerel lisanlar

Ekonomik Göstergeler


Ekonomiye genel bakış: Dünyanın en çok kentleşmiş ve teknolojik açıdan ileri düzeyi yakalamış ülkelerinden biridir. Avustralya’nın gayri safi milli hasılası 20 milyonun altında bir nüfusu olan bir ülke için yüksektir. Eğitim, öğretim, sağlık ve ulaştırma dahil olmak üzere sosyal altyapıya büyük ölçüde yatırım yapmıştır. Avustralya kalkınmış, iyi eğitilmiş ve endüstrileşmenin doruğundaki yapısı ile kendi ihtiyaçlarını iç kaynakları ile karşılayabildiği gibi yüksek oranlarda gıda ve maden ürünleri ihracatında bulunmaktadır.

Sektörlere göre işgücü dağılımı: İşgücünün %34’ü finans ve hizmet sektörü, %23’ü maden ve kamu kurumları, %20’si toptan ve perakende ticaret, %17’si üretim ve endüstri, %6’sı tarım ile uğraşmaktadır.

İş Gücü: 10.42 milyon(2005)
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %2.7 (2005 verileri)
İşsizlik oranı: %5.1 (2005)
Bütçe: gelirler: 249.8 milyar $; giderler: 240.2 milyar $ (2005)
Endüstri: madencilik, endüstri ve taşımacılık ekipmanları, gıda ürünleri, kimyasallar, çelik
Endüstrinin büyüme oranı: %1.1 (2005 verileri)
Elektrik üretimi: 237 milyar kWh (2004)
Elektrik üretimi için kaynaklar: fosil yakıtlar: %89.93
hidro: %8.36
nükleer: %0
diğer: %1.71 (2004)
Elektrik tüketimi: 221 milyar kWh (2004)
Elektrik ihracatı: 0 kWh (2003)
Elektrik ithalatı: 0 kWh (2003)
Tarım ürünleri: buğday, arpa, şekerkamışı, meyveler; büyükbaş hayvan, kümes hayvanları
İhracat tutarı: 103 milyar $ (2005 verileri)
İhracat ürünleri: kömür, altın, et, yün, alüminyum, demir, buğday, makine ve ulaşım araçları
İhracat ortakları: Japonya %20.3, Çin %11.5, Güney Kore %7.9, ABD %6.7, Yeni Zelanda %6.5, Hindistan %5 (2005)
İthalat tutarı: 119.6 milyar $ (2005 verileri)
İthalat ürünleri: makine ve ulaşım araçları, bilgisayar ve ofis makineleri, telekomünikasyon araçları ve parçaları, ham petrol ve petrol ürünleri
İthalat ortakları: ABD %13.9, Çin %13.7, Japonya %11, Singapur %5.6, Almanya %5.6 (2005)
Dış borç tutarı: 323.4 milyar $ (2005)
Para birimi: Avustralya Doları (AUD)
Para birimi kodu: AUD
Mali yıl: 1 Temmuz – 30 Haziran 

İletişim


Kullanılan telefon hatları: 11.46 milyon(2005)
Telefon kodu: 61
Radyo yayın istasyonları: AM 262, FM 345, kısa dalga 1 (1998)
Radyolar: 25.5 milyon (1997)
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 104 (1997)
Televizyonlar: 10.15 milyon (1997)
Internet kısaltması: .au
Internet servis sağlayıcıları: 264 (2000)
Internet kullanıcıları: 14,663,622 (2006) 

Ulaşım ve Taşımacılık


Demiryolları: toplam: 47,738 km (2,540 km elektriklendirilmiş)
Karayolları: toplam: 810,641 km
asfalt: 336,962 km
asfalt olmayan: 473,679 km (2004)
Su yolları: 2,000 km
Boru hatları: ham petrol 2,500 km; petrol ürünleri 500 km; doğal gaz 5,600 km
Limanları: Adelaide, Brisbane, Cairns, Darwin, Devonport (Tasmania), Fremantle, Geelong, Hobart (Tasmania), Launceston (Tasmania), Mackay, Melbourne, Sydney, Townsville
Hava alanları: 455 (2006)

Tagged : /

Arnavutluk

Genel Özellikler


Arnavutluk, Güneydoğu Avrupa’da bir ülkedir. Balkan yarımadasının batı bölgesinde uzanan Arnavutluk, kuzeybatıdan Karadağ, kuzeydoğudan Sırbistan ve doğudan Makedonya, güneyden Yunanistan, batıdan Adriyatik Denizi’yle çevrilidir.

Önemli şehirleri Tiran, İşkodra, Elbasan, Dıraç, Körçe, Avlonya. + Tiran, İşkodra, Elbasan, Durres, Korçe,Vlore.Lushnje

Nüfus Özellikleri


Nüfusu 3.425.000 (1993 tahmini). Nüfusun % 36’sı şehirlerde yaşamaktadır. Ortalama ömür 72 yıldır. Çocuk ölümlerinin oranı binde 28’dir. Nüfusun % 33’ünü 14 yaşın altındakiler oluşturmaktadır. Nüfus artış hızı: %1.7

Etnik yapı, % 97.3 Arnavut, % 1.5 Roman, % 1.3 Yunan, % 0.14 Makedon, kalanı diğer etnik unsurlardır. Arnavutluk öbür Balkan ülkelerin aksine dünyanın en homojen ülkelerindendir. Arnavutların İliyalıların soyundan geldikleri sanılmaktadır. Makedonya ve Kosova başta olmak üzere eski Yugoslavya cumhuriyetlerine ve dünyanın birçok ülkesine yayılmışlardır.

Din, 1913’ta Osmanlı Devleti’nden ayrılıp, bağımsız oluşundan bu yana geçen 94 yılda, Arnavutluk’ta dini kimlik kategorizasyonu yapılmamaktadır. 1944 – 1991 arasındaki 46 yıllık komünist Enver Hoxha (Hoca) rejimi döneminde Arnavutluk dünyanın ilk ve tek ateist devleti ilan edildi. Toplumun büyük kesimi iki nesil boyunca Müslümanlık – Hıristiyanlık vb. gibi konuların tamamen dışında yaşadı. Arnavutlar arasında din farkı gözetenler ağır cezalara çarptırıldılar. 1991’de Doğu Avrupa’daki komünist rejimlerin yıkılmasından sonra Arnavutlukta Hıristiyanlığın Katolik mezhebine ilgi artarak büyümektedir. Arnavutluk Katolik Kilisesi merkezi İşkodra şehrinde olup, İtalya, Avusturya ve Almanya ile çok yakın temas halindedir. İran ve Suudi Arabistan ise Arnavutlukta İslam’ın yeniden canlanması için maddi yardımlar yapmaktadır.

Dil, Resmi dil Arnavutçadır. Etnik unsurların dilleri de konuşulur. Türkçe konuşabilenlere de rastlanılır.

Coğrafi Durum


Bir güneydoğu Avrupa ülkesi olan ve Balkan yarımadasının batı bölgesinde uzanan Arnavutluk, kuzeyden Karadağ, doğudan Sırbistan ve Makedonya, güneydoğudan Yunanistan, batıdan Adriya Denizi’yle çevrilidir. Adriya Denizi’ne bakan kıyısının uzunluğu 316 km’dir. Genelde dağlık olan topraklarının üçte ikisi dağlar ve tepelerden oluşur. Kalan kısmı ise ovalık ve alçak tepelerdir. Ülkenin batısında Adriya Denizi’ne paralel olarak Dinar Alpleri, kuzeyinde de Arnavutluk Alpleri uzanır. En yüksek yerleri Korab tepesi (2751 m.) ve Yezertsa Zirvesi (2694 m.)’dir. Çok sayıda akarsuyu vardır. En uzun ırmakları Drina, Vyosa, Şkumbi, Semani, Mati ve Erzen’dir. İşkodra, Ohri ve Prespa göllerinin bir kısmı Arnavutluk’a aittir. Sınırları içinde bazı küçük gölleri vardır ve bunların bazıları buzul gölleridir. Topraklarının % 36’sı ormanlık, % 17’si tarım alanı, % 14’ü otlaktır. Akdeniz iklimi kuşağında bulunan Arnavutluk’ta yazlar kuru sıcak ve güneşli, kışlar bol yağmurlu ve yumuşak geçer. Dağlık kısımlarda iklim bölgeden bölgeye değişir. Buralarda kışlar daha soğuktur. Kıyıdan biraz içerde yeralan başkent Tiran’da yıllık sıcaklık ortalaması 15.6 derece, yıllık yağış ortalaması da 1588 mm.’dir.

Yönetim


Yönetim şekli Arnavutluk çok partili demokratik sistemle ve 29 Nisan 1991’de yürürlüğe konan anayasayla yönetilmektedir. Devletin en üst yöneticisi devlet başkanı, hükümetin başkanı başbakandır. Üyeleri serbest genel seçimlerle belirlenen 140 üyeli bir parlamentosu vardır. Arnavutluk, BM’e ve Uluslarası Para Fonu’na üyedir.

Siyasi Partiler

Arnavutluk’taki siyasi partilerin başta gelenleri şunlardır:

Demokrat Parti: Liberal anlayışa sahiptir. En son genel seçimlerde parlamentoda 92 üyelik kazanan bu parti iktidarı elinde bulundurmaktadır. 

Sosyal Demokrat Parti: Solcudur. En son genel seçimlerde parlamentoda 7 üyelik kazandı. 

Sosyalist Parti: Komünist Emek Partisi’nin devamıdır. En son genel seçimlerde parlamentoda 38 üyelik kazandı. 

Cumhuriyetçi Parti: Demokrat Parti’ye yakındır. 

Dış İlişkilerde Yaşanılan Sorunlar

En önemli dış problemi Kosova meselesidir. Bugün Sırbistan sınırları içinde bulunan ve Sırbistan yönetimi tarafından özerkliği kaldırılarak Sırbistan’a bağlanmış olan Kosova halkının % 80’den fazlası Arnavut asıllıdır. Arnavutluk yönetimi Kosova meselesine sahip çıkmakta ve buranın bağımsızlığı için mücadele eden Kosova Arnavutlarını desteklemektedir. Makedonya’da yaşayan Arnavutlara baskı uygulanması da bu iki ülke ilişkilerini olumsuz yönde etkilemektedir.

10.06.2007’de A.B.D. Başkanı George W.Bush Arnavutluğu ziyaret etti. Arnavutluk Başbakanı S.Berişa’nın ‘tarihi ziyaret’ olarak adlandırdığı ziyaret sonrası, G.W.Bush yaptığı basın açıklamasında ‘Rusya ve Sırbistan’kabul etmeseler dahi Kosova bağımsız olacaktır’ diyerek bütün Arnavutları çok sevindiren bir söz vermiş oldu. Görüşmeler çok sıcak bir atmosfer içinde geçti. Sırp Başbakanı Koştunitsa ise aynı gün Rusya’da Putin ile görüştü.

Arnavutluk-Yunanistan ilişkileri de iyi değildir ve Yunanistan etnik azınlık ve göç gibi konularda Arnavutluk yönetimine baskı yapmaktadır.

Ekonomi


Arnavutluk ekonomisi daha çok maden üretimine ve sanayiye dayanır. Bir miktar petrol ve doğal gaz çıkarmaktadır. 1992’de toplam 6 milyon varil petrol, 136 milyon m3 doğal gaz üretmiştir. 1993’deki petrol rezervi 185 milyon varil, doğal gaz rezervi 11 milyar m3 olarak tahmin ediliyordu. Ayrıca krom, linyit, nikel, bakır, demir, kükürt, çinko, kurşun ve boksit üretmektedir.

Tarım ve hayvancılığın da ekonomide önemli yeri vardır. Bu sektörlerden elde edilen gelirin gayri safi yurtiçi hasıladaki payı % 36’dır ve çalışan nüfusun % 55’i bu alanlarda iş görmektedir. Orta kesimdeki kıyı ovalarda daha çok buğday, mısır, tütün ve patates, iç kesimlerde daha çok şeker pancarı, güney kıyılarda en çok zeytin ve turunçgiller üretilir. Ülke genelinde bunlardan başka meyve ve sebzeler de üretilmektedir. 1992’de 600 bin ton tahıl, 60 bin ton yer bitkileri, 15 bin ton baklagiller, 130 bin ton meyve, 250 bin ton sebze üretilmiştir. Aynı yıl ülkede 500 bin baş sığır, 1 milyon baş koyun, 170 bin baş domuz bulunuyordu. 1991’de % 55’i denizden, % 45’i iç sulardan olmak üzere 12 bin ton balık avlanmıştır. Aynı yıl 2.6 milyon ton da tomruk üretilmiştir.

Dış Ticaret

İhraç ettiği ürünlerinin başında petrol, maden cevherleri (bunlar tüm ihracatının % 47’sini oluşturur) ve çeşitli tarım ürünleri gelir. İthal ettiği malların başında da makinalar, ulaşım araçları ve yedek parçaları, gıda maddeleri, kimyasal maddeler ve dayanıklı tüketim maddeleri gelir. 1991’deki dış ticaret açığı 179 milyon dolar olmuştur.

Sanayi

En çok metalurji, demir-çelik, kimya, tekstil, ayakkabı, deri, kereste, mobilya, gıda, meşrubat, sigara, ilaç ve inşaat malzemeleri sanayileri gelişmiştir ve gelişme yolundadır. Yerel kaynaklardan ve imalat sanayiinden elde edilen gelirlerin gayri safi yurtiçi hasıladaki payı % 42’dir. Çalışan nüfusun yaklaşık % 19.5’i sanayi sektöründe iş görmektedir. Buna maden ocaklarında çalışanlar da dahildir.

Enerji

1991’de 2 milyar 800 milyon kw/saat elektrik üretilmiş, 3 milyar 155 milyon kw/saat tüketilmiş, aradaki fark ithalatla karşılanmıştır. Elektrik enerjisinin % 9’u termik santrallerden, % 91’i hidroelektrik santrallerinden elde edilmektedir. Kişi başına yıllık elektrik tüketimi ortalama 960 kw/saattir.

Ulaşım

Ülkenin tarifeli sefer yapılan tek havaalanı başkent Tiran’daki uluslararası trafiğe açık havaalanıdır. Arnavutluk, 100 grostonun üstünde yük taşıyabilen 25 gemiye, 720 km. demiryoluna, 8.000 km.’si asfaltlanmış olmak üzere 21.000 km. karayoluna sahiptir. Bu ülkede ortalama 68 kişiye bir motorlu ulaşım aracı düşmektedir.

Eğitim

Eğitim ücretsizdir. 1800 ilkokul, 50 genel ortaöğretim kurumu, 470 mesleki ortaöğretim kurumu, 8 yükseköğretim kurumu vardır. Üniversite çağındaki gençlerden üniversiteye kayıt yaptıranların oranı % 80, okuma yazma bilenlerin oranı ise % 87’dir.

Sağlık

Arnavutluk’ta 900 hastane, toplam olarak 5860 doktor ve diş doktoru, 40 bin ebe ve bayan sağlık görevlisi mevcuttur. Ortalama 585 kişiye bir doktor düşmektedir. (Buna diş doktorları da dahildir.)

Tagged : /

Arjantin

Arjantin


Arjantin Cumhuriyeti (İsp. República Argentina) 34’ 36’’ Güney enlemleri ve 58’ 27’’ Batı boylamları arasında, Güney Amerika Kıtası’nda yer alan bir ülkedir. Arjantin’in toplam yüzölçümü 2, 766, 890 km² – Türkiye’den yaklaşık 3,5 kat büyük – (bunun 2, 736, 690 km²’si kara, 30,200 km²’si su), nüfusu ise 2006 yılı rakamlarıyla 39, 921, 833 kişidir.


Arjantin Güney Amerika Kıtası’nın güney kesiminde, And Dağları ve Atlas Okyanusu arasında uzanan bir devlettir; kıyı şeridinin uzunluğu 4989 km’dir. Arjantin’in sahip olduğu toprak Güney Amerika Kıtası’nda 2. dünya genelinde ise 8. en büyük topraktır. Şili (5,308 km), Bolivya (832 km), Paraguay (1,880 km), Brezilya (1,261 km) ve Uruguay (580 km)’la sınırı bulunmaktadır.

Arjantin’in adı Latince ‘’Argentum’’ (gümüş) kelimesinden gelir. İspanyol kolonicilerinin bu topraklarda bulmayı umduğu madenin ne olduğu ülkenin isminden de açıkça anlaşılabiliyor.Ülkede yaşayanların çoğu İspanyol ve İtalyan göçmenlerin torunlarıdır.

Coğrafya


Arjantin yaklaşık 2,8 milyon kilometrekarelik alanıyla, uzun bir üçgeni anımsatan bir şekilde kuzeyden güneye doğru indikçe daralır. Kuzeyden güneye kadar olan uzunluğu 3.694 km ve batıdan doğuya uzanan en geniş topraklarının uzunluğu ise yaklaşık 1.423 km’dir. Doğu kıyıları boyunca Atlantik Okyanusu uzanır, batısında Şili, kuzeyinde Bolivya ve Paraguay, kuzeydoğusunda ise Brezilya ve Uruguay bulunur.

Arjantin 23 eyalete (provincias) ve bir federal bölgeye (distrito federal) ayrılmıştır:

Eyaletler:
1 – Buenos Aires
2 – Buenos Aires (eyalet)
3 – Catamarca
4 – Chaco
5 – Chubut
6 – Córdoba
7 – Corrientes
8 – Entre Ríos
9 – Formosa
10 – Jujuy
11 – La Pampa
12 – La Rioja
13 – Mendoza
14 – Misiones
15 – Neuquén
16 – Río Negro
17 – Salta
18 – San Juan
19 – San Luis
20 – Santa Cruz
21 – Santa Fe
22 – Santiago del Estero
23 – Tierra del Fuego ve Güney Atlantik Adaları
24 – Tucúman 

Federal Bölge:
Buenos Aires

Yüzey Şekilleri

Patagonya, Arjantin’in yüzey şekillerinin temel özelliğini Doğudaki ovalar ile Batıdaki dağlar arasındaki büyük karşıtlık oluşturur.

Batıda çöküntülerle, yükselmelerle ve yanardağ püskürmeleriyle parçalanmış And Dağları yükselir. Bölgede hâlâ sürmekte olan depremler ve yanardağ etkinlikleri, bu bölge topraklarının henüz oturmadığını kanıtlar. Kuzeyde And Dağları daha çok masamsı bir görünümdedir. Bolivya yüksek platolarının devamı olan 3500 – 4500 metrelik yükseltiler arasında uzanan yüksek platonun Batısında yüksekliği bazen 6000 metreyi aşan yanardağlar, Doğusunda dağ eteklerinin ve Jujuy, Salta, Tucumán havzalarının üst kesiminde Sierralar biçiminde sıralanan billurlu yüksek kütleler bulunur. Daha Güneyde kütle, kapalı havzalar ve yükselmiş bloklar halinde parçalara ayrılır ve iklim kuraklaşır. Bu kurak Catamarca la Rioja Andları Mendoza dağ eteği ile Santiago havzası arasında, yüksek bir dağ sırası (Aconcagua 6959 metre ile Arjantin’in de en yüksek noktası) biçiminde uzanır. 36° Güney enlemine doğru, And Dağları daralır, alçalır ve büyük enine kopmalarla parçalanır. Dördüncü Zaman buzullaşması bu kesimde etkin olmuş ve enine vadiler ile göllerin (Nahuel Huapí vb.) oluşmasında katkıda bulunmuştur.

Sarmiento Parkı, CórdobaÜlkenin büyük bir bölümünü kaplayan ovalar ve platolar, geniş ölçüde alçalmış Brezilya eyerleşmesinin üzerinde yayılır. Brezilya kalkanı yalnızca Andlar’ın önündeki kesimde, Córdoba’nın büyük orta kütlesinde (Batıdan ufku kapatan ve yüksekliği 2000 metreyi aşan gerçek bir duvardır) çok yüksek kütleler oluşturur; ovanın güneyindeyse çok daha az yüksek biçimlere bürünür. Paraguay sınırından Colorado Irmağı’na kadar uzanan bir milyon kilometrekarelik bir alanı kaplayan bölgenin topografyasının basıklığı ve hiçbir düzenli akarsu ağının bulunmaması şaşırtıcıdır. Üçüncü Zaman sonunda ve Dördüncü Zaman başında yığılmış rüzgâr çökelleri, tuzlu ve çoğunlukla üstü kabuk tutmuş kalın balçık tabakaları oluşturmuş, ama bu tabakalar da yakın buzul dönemlerinde Doğuda ve Kuzeyde löslerle, Batıda ve orta kesimde kumlarla kaplanmıştır. Yüzey şekilleri ayrıntıda çok çeşitlidir ve iklimsel özelliklere bağlıdır.Yarı tropikal iklim kuşağında kalan Chaco’da yer yer palmiye ağaçları görülen savanlı bir bitki örtüsü görülürken, Doğuda ve Güneyde daha ılıman iklim enlemlerinde yer alan Pampa bölgesi doğal çayırlarla örtülüdür. Çeşitli türlerden oluşan çayırları, gevşek, derin ve verimli siyah ya da kahverengi toprakları Pampa’ya bütün dünyaca ünlü verimliliğini kazandırır. Paraná ve Paraguay Doğuda ovanın sınırını belirleyen gerçek bir ırmak seti oluşturur (söz konusu ırmaklar eskiden okyanustan ovaya ulaşılmasını sağlıyorlardı). Doğuda Paraná Irmağı’yla Uruguay Irmağı arasında bir bütün (bir çeşit Mezopotamya) oluşturan Entre Ríos’un tepeleri, Corrientes’in sular altında kalan ovaları ve Misiones’in bazaltlı sırtları uzanır.

Güneyde 700.000 km2’lik bir alanı kaplayan Patagonya, içinde And Dağları’ndan inen birkaç ırmağın (Negro, Chubut, özellikle de Santa Cruz) dar ve derin vadiler oyduğu, çakıllı, kurak, soğuk ve rüzgârlı bir yüksek platolar bölgesidir. Atlas Okyanusu kıyısındaki Pampa kesiminin düz, kumullarla örtülü kıyıları ile Patagonya kıyılarının yüksek yalıyarları büyük çelişki yaratır. Alüvyonların aşağı yukarı doldurduğu Río de la Plata halicinden Macellan Boğazı kıyılarındaki Gallegos Irmağı’nın ağzına kadar doğal limanlara çok seyrek rastlanır. Pampa ile Patagonya sınırındaki Bahía Blanca tek doğal limandır ve kıyısında kurulan kentin büyük ölçüde gelişmesini sağlamıştır.

Dağlar

Aconcagua, Arjantin Andları’nda 6.000 metrenin üstüne çıkan birçok dağ bulunmaktadır. Arjantin’in ve Amerika Kıtası’nın en yüksek tepesi (Aconcagua) ve dünyanın en yüksek iki yanardağı Ojos del Salado (6.880 m) ve Monte Pissis (6.795m) burada yer alır. Andlar’ın güney kesimlerinde yüksek dağlar daha seyrektir, ama serin ve soğuk iklimin etkisiyle karlarla kaplıdırlar.

Sierras Pampeanas’ta da yer yer yükseltilere rastlamak mümkündür. La Rioja eyaletindeki Sierra de Famatina da 6.000 metrenin üzerindedir. Fakat bu sıradağların yükseklikleri doğuya gidildikçe azalır, Sierras de Córdoba’da dağların yükseklikleri en fazla 2.800 metre civarındadır.

Mesetas Patagónicas (Patagonya Ovaları)’nın kuzey kısmında,Mendoza’nın güneydoğusunda yükseltiler 4.700 metreyi bulurken, bu yükseltiler güneydoğuya gidildikçe azalır. Arjantin’in diğer bölgelerindeki dağlar çok nadir 1.000 metreyi aşar. Bu nadir durumlara örnek olarak Atlantik kıyısındaki ve Misiones’in dağlık bölgesindeki Sierras Australes Bonaerenses (Sierra de la Ventana ve Sierra de Tandil) verilebilir.

Nehirler ve Göller

Arjantin’de bulunan nehirlerin kaynağı büyük ölçüde Río de la Plata’dır. Río de la Plata’ya dökülen nehirler 5. 200. 000 km²’lik bir alana yayılmıştır ve bu alanın hemen hemen üçte biri Arjantin sınırları içinde bulunur, kalan alan ise Bolivya, Brezilya, Paraguay ve Uruguay sınırlarındadır. Río de la Plata’ya dökülen iki büyük nehir Paraná Nehrive Uruguay Nehri’dir. Kuzeyde, Brezilya sınırında dünyanın da en büyük şelalelerinden sayılan Iguazú ve Iguazú Milli Parkı bulunur. Iguazú Nehri ve şelaleleri Niagara Şelaleri’nden üç kat daha büyüktürler.

Iguazú Şelaleleri, İkinci en büyük nehir Patagonya’nın kuzeyinde bulunan Río Colorado’dur. Onun en önemli kolu olan Río Salado del Oeste Batı Arjantin’in büyük bir kısmını sular, ama kurak iklim dolayısıyla yer yer kurumuş ve bataklığa dönüşmüş bir nehirdir.

Arjantin’de iki büyük göller yöresi bulunmaktadır. İlki ve büyük olanı Güney Andlar’ın eteklerinde başlayıp bir zincir gibi Neuquén’den Ateş Toprakları’na (Tierra del Fuego) kadar birbirini izleyen tatlı su göllerinin bulunduğu yöredir. İkincisi ise Pampa’nın batı kısmında ve Chaco’nun güneyinde bulunan alçak ve genellikle tuzlu olan göllerdir.

Özellikle Córdoba’daki Laguna Mar Chiquita (5770 km²) ve Los Glaciares Milli Parkı’nda bulunan ve NATO tarafından dünya mirası olarak kabul edilen Lago Argentino (1415 km²) ve Lago Viedma (1088 km²) önemli göller arasında sayılabilir. Ünlü Perito Moreno Buzulu da bu parkta bulunmaktadır.

Adalar

La Isla de los Lobos (Fok Adası)Arjantin çok uzun bir sahil şeridine sahip olan bir ülke olmasına karşın, çok az sayıda adaya sahiptir. En büyük adası Tierra del Fuego Takımadaları’na ait olan 47.000km²’lik Ateş Toprakları Adası (Tierra del Fuego)’dır. Bu adayı Arjantin (21.571 km²) ve Şili (25.571 km²) paylaşmıştır. Bunun dışında Arjantin’in hak talep ettiği, ama Birleşik Krallık yönetiminde bulunan Falkland Adaları (Las Islas Malvinas/Falkland Islands) vardır. Arjantin’in 2. Nisan 1982 yılında adayı işgal etmesinin ardından 14. Haziran 1982’ye kadar süren Falkland Savaşı başladı ve bu savaş Arjantin’in mağlubiyeti ile sona erdi. Falkland Takımadaları’nın en büyük adası doğudaki Soledad (East Falkland) -6683 km²- ve Gran Malvina (West Falkland) – 5278 km²-‘dir. Güney Gürcistan ve Güney Sadviç Adaları da aynı statüde bulunmaktadır.

Önemli sayılabilecek diğer adalar ise Buenos Aires Eyaleti’nin güneyinde Bahía Blanca ve Bahía Anegada Körfezleri’nin arasındaki bölgede bulunan adalardır. Buradaki adalar düzdür ve San Blas kaplıcasının bulunduğu Jabalí Adası dışında tamamen boştur. En büyük ada 207 km²’lik alana sahip olan Trinidad Adası’dır. Patagonya kıyılarında da birkaç ufak tefek ada da bulunmaktadır.

İklim ve Bitki Örtüsü

Ülkenin okyanus cephesindeki güney ucu nemlidir ve sıcaklıklar da hiçbir zaman yüksek değildir. Ushuaia’da yaz mevsiminde 9,2°C, 3700 km uzaklıktaki kuzey uçta, yani Misiones Eyaleti’ndeyse, iklim sıcaktır, yağışlıdır ve burada çay yetiştirilir. Ülkenin geri kalan bütün bölgelerinde Kuzeyden Güneye doğru sıcaklıklar azalırken, iklimin başlıca özelliği kurak olmasıdır. Arjantin’i Kuzeybatıdan Güneybatıya doğru geniş bir kurak kuşak boydan boya aşar. Bu “kurak köşegen” And Dağları’ndaki yüksek platolarda ve havzalarda başlar, dağ eteklerinde sürer (Mendoza’da yılda 193 mm yağış görülür) ve Patagonya kıyısında sona erer (200 mm’nin altında yağış). Pampa’da iklim Atlas Okyanusu kıyısından iç kesime doğru gittikçe değişir. Río de la Plata yakınında yağışlı (1200 mm) ve genellikle yumuşak olan iklim iç kesimde karasal ve kuraktır. Yağışlar, yaz mevsimi boyunca giderek yoğunlaşır ve getirdikleri nem, hemen büyük bir buharlaşmaya uğrar. 600 mm eşyağış eğrisi, Bahía Blanca’dan Córdoba’ya kadar geniş bir yay çizer. Böylece “yağışlı” Pampa’dan “kurak” Pampa’ya geçilir.

Pucará de Tilcara, Anlatılan bu koşullar nedeniyle Arjantin’de orman azdır. Ülkenin büyük bir bölümü, çayırlar ve dikenli çalılıklarla kaplıdır. Ülkenin Patagonya’nın Kuzeyinde kalan batı yarısı ağaçsılardan ve az çok dikenli, az yapraklı küçük ağaçsılardan oluşan seyrek bir bitki topluluğuyla (monte) örtülüdür. Patagonya çakılları arasında az miktarda çalılık ve bazı buğdaygiller tutunmuştur. Doğal halinde yüksek otlardan oluşan uçsuz bucaksız bir çayır ve kötü bir otlak olan Pampa, Avrupa’dan yeni ot türlerinin getirilmesiyle ve üçgül ile yoncanın yaygınlaştırılmasıyla değiştirilmiştir. Ağaç da dikilmiştir ama gerçek ormanlar Güney Andlar’daki göller yönetim bölgesinde (Arokarya Ormanları) ve Macellan Boğazı dolaylarında (kayın ormanları) yer alır. Kuzeyde büyük tropikal orman, iki yerde Arjantin’e sokulur: Misiones’te ve Tucumán Andları’nın doğu yamaçlarında Orta Chaco’da, sert keresteli, kabukları bakımından zengin türlerin ağır bastığı bir orman (Quebrachos) yer alır.

Nüfus ve Ekonomi


Arjantin’e insanların yerleşmesi kuzeybatıdan Bolivya’daki yüksek yaylalardan ve madencilik bölgelerinden gelen İspanyolların And dağ eteğine inmeleriyle gerçekleşti. Bu ilk Arjantin, sözkonusu madencilik bölgelerinin tahıl, koyun ve yük hayvanları (özellikle katır) sağlayan bir uzantısı gibiydi. Atlas Okyanusu cephesiyle uzun süre ilgilenilmedi. Dolayısıyla kuzeybatıda And eteklerinin tarım ve çobanlığa dayalı ekonomisi XVIII. yüzyılın ortasına kadar ağır bastı ve İspanyolların kurdukları kentler (sömürge döneminden kalma geleneklere bağlı ve canlı Arjantin’e [[[Buenos Aires]] limanı ve Pampa] doğru meydana gelen göçlere karşın hâlâ yoğun bir nüfus yaşar), günümüzü kadar melez Arjantin’in temelini oluşturdu. XIII. yüzyılın ikinci yarısında Kral Naipliği’nin kurularak (başkenti Buenos Aires’ti) Buenos Aires limanının daha bağımsızlıktan önce Atlas Okyanusu ticaretine açılmasıyla, Arjantin’in ağırlığı And Dağları’ndan Plata halicine “kaymaya” başladı ve kesin dönemeç modern Arjantin’in tam anlamıyla oluşturduğu XIX. yüzyılın son çeyreğinde gerçekleşti. Bu gelişmede başlıca rolü İspanyolların fethi sırasında Pampa’da başıboş dolaşmaya bırakılan sığırların, ticari anlayışla yetiştirilmeye başlaması oynadı. Avrupa’ya XIII: yüzyıl’da deri, XIX. yüzyılın ilk yarısında kurutulmuş et satılırken, 860’a doğru bu ürünlerin yerini koyun yünü aldı. Bu tarihten sonra Pampa’daki çayırların sahipleri, Buenos Aires’te, zamanla da bütün Arjantin’de liman işlerini elinde tutan yabancı burjuvaziyle yakından ilişkili başlıca ekonomik ve siyasal güç haline geldi. Avrupa kent pazarları, sermayeleri, teknikleri hatta insanlarıyla 1800 – 1900 yıllarında Arjantinlilerin önce ülke topraklarının bütününe yerleşmelerini, sonra da bu toprakların tamamını donatıp işlemelerini sağlandı. Ülke 1929 Büyük İktisadi Bunalımı’na kadar bütünüyle dışsatım’a (Büyük Britanya’ya) dönük tarım ürünlerinin değerlendirilmesine dayanan büyük bir refah dönemi yaşadı. Pampa’ya hayvancılık yapılan çok büyük çiftlikler (‘’’estancia’’’) yapıldı ve toprak sahipleri bu çiftliklere yerleştirdikleri yarıcılara önce buğday, keten, mısır ektirdiler, sonra sığırlar için yonca yetiştirilen geniş alanlar ayırdılar. Büyük çiftlikler, İngiliz kasaplarının dondurulmuş et gereksinimlerini karşılamaya başladı. Paraná yakınındaki Rosario Santa Fe Pampa’sı bölgesinde ve kurak Pampa’nın birçok kesiminde büyük toprak sahipleri, topraklarını parsellere ayırıp İtalya’dan hatta Doğu Avrupa’dan gelen çiftçilere kiraladılar ya da ortak ektirdiler. Bu tek tip ürün yetiştirilen tarım alanları, 1930 yıllarına doğru Arjantin’i uluslar arası ticarette başlıca buğday, mısır ve yağ satan bir ülke haline getirdi. Ülkenin kenar bölgeleri işletmeye açılarak her birinde iç tüketime yönelik bir tarıma ağırlık verildi (yalnızca Patagonya bunun dışında kalarak koyun – yünleri yurt dışına satılıyordu – yetiştiren büyük şirketlere bırakıldı). Yarıtropikal kuzeybatı bölgesi şekerkamışı, Mendoza Andları dağ eteği büyük sulama çalışmaları sayesinde üzüm, Negro Irmağı’nın yukarı vadisi sulamayla meyve üretim bölgesi oldu; güney Chaco’da büyük şirketler Quebracho Ormanı’nı yok ederek tanen elde ettiler; kurak kuşağın başladığı orta bölgelerde, Orta Avrupa’dan gelen göçmenler sayesinde pamuk ekimi gelişti. Büyük İktisadi Bunalım patlak verdiğinde 7 milyon göçmenin (yarısı İtalyan, üçte biri İspanyol) geldiği Arjantin, beyazların yaşadığı “yeni” bir ülke haline geldi. Ülke ürünleri Pampa’daki sık demiryolu ağı ve kenar bölgelere giden kolları aracılığıyla aşağı Paraná kıyısındaki, Bahía Blanca’daki limanlara, özellikle de Buenos Aires limanına “akıtılıyordu”. Nüfus, az sayıda büyük toprak sahibinin mülkiyetindeki kırsal kesimde toprak bulamadığından, akın akın kentlere göçmekteydi. Kentleşmedeki bu gelişmeyi, iktisadi bunalım daha da arttırdı; özellikle köyden kente göç olayının olağanüstü boyutlara ulaştığı Buenos Aires aşağı yukarı bomboş bir ülkede, dünyanın en büyük anakentlerinden biri haline geldi. Devlet, sanayinin gelişmesini destekledi. 1947’den sonra Peron’un başkanlığı döneminde devlet, kamu hizmetlerini ve büyük donatım çalışmalarını üstlendi, korporasyoncu bir sendika akımı ile ordunun denetimine verilen “ağır sanayi” kesimine dayanan ulusal özel kesim arasında işbirliği destekledi. Dış pazarların bulunmaması nedeniyle Pampa tarımı İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar durakladı; oysa aynı dönemde, tarım dışındaki kesimlere sistemli bir biçimde aktarma yapma siyasetinin sürdürülmesi (tarım ürünlerine ısrarla düşük fiyat uygulanması bunu gösterir) sonucu açlık çeken Avrupa buğday ve etten mahrum kalmıştı. İç pazara yönelik yeni ürünlerin (süt, yağ çıkarılan bitkiler) gelişmesine karşın, köyden kente göç dev boyutlara ulaştı. 1950’li yılların sonunda bu büyük tarım ülkesi, yeni ülkelerin Anglosakson tipi tarımındaki olağanüstü gelişmelerin sonucunda, dünya pazarında tam anlamıyla dışlandı. Yüzyılın başından kalma ortak donanımlar, özellikle demiryolu ve denizyolu taşımacılığı açısından eskimişti. Bununla birlikte, çeşitli hafif sanayi gelişirken, petrol ve demir-çelik sanayisi gibi birkaç önemli yeni kol kuruldu. Arjantin, uçsuz bucaksız toprakları bomboş bir ülkeyken, kentleşmiş bir ülke, hatta bir “kent-ülke” haline geldi.

Arjantin denince Pampa, topraklarının verimliliği, etinin kalitesi, tahılların bolluğu ve gaucho efsanesi (günümüzde ücretle çalışan bir çoban haline gelmiş atlı özgür adam) akla gelir. Oysa günümüzde Pampa, traktörler, bankalar, otomobiller, tüccarlar ve kooperatifler ülkesidir. ABD’nin orta-batı eyaletlerindeki çiftçileri örnek alan Arjantinli çiftçiler de kentlileşmektedir. Özelikle de Pampa tarımı makineleşmekte, tekniklerini yenilemektedir, ama bu işte rakiplerine oranla on – yirmi yıl geri kalmıştır. 1976’dan bu yana askeri diktatörlüğün uygulandığı liberal ekonomi rejimi, ülkenin yeniden uluslar arası pazarlara girmesini ve uluslar arası fiyatlara uyarlanmasını sağlamıştır. Sanayi ülkelerinin isteklerini göz önünde tutan tarımcılar, Avrupa’da yetiştirilen hayvanlar için yemlik bitki tarımına ağırlık vermiştir. 3,5 Mt soya, 6,5 Mt sorgum, 9 Mt mısır, 1,5 Mt ayçiçeği küspesi. Buna karşılık yılda 5-10 Mt arasında üretilen buğday, artık dünya ticaretindeki önemini yitirmiştir. Bütünüyle ele alındığında 1970 – 1980 yılları arasında tahıl üretimi değişmeden kalmış (20 – 25 Mt arasında), oysa yağ bitkileri üretimi 1970’te 2 Mt iken 1980’de 6 Mt’u aşmıştır. Hayvancılığa gelince gerek koyun (150 000 t yün), gerek süt domuzu (yıllık kesim sayısı 2 500 000 başla sınırlıdır) açısından gelişmemekte, sığır sürüsüyse (yaklaşık 60 milyon baş) çok yavaş artmaktadır. Yalnızca Pampa’nın orta kesimindeki besicilik, yemlik bitki tarımından yararlanır. Tümü ele alındığında tarım ve hayvancılık ürünleri hâlâ, ülke dışsatımının 3/4’ünü karşılar. Gelişmeler, özellikle tarım alanlarının yarısını kaplayan küçük ve orta boy çiftlikler (1 200 ha kadar) sayesinde gerçekleştirilmektedir; oysa yeterince işletilmeyen ya da otlarla kaplı alanlar halinde nadasa bırakılan büyük topraklar, Arjantin Pampa’sını dünya ölçüsünde bir “rezerv”e dönüştürmektedir. Buna Andlar’ın eteğinde, Patagonya’daki Río Negro’dan, dönenceler bölgesindeki Río Bermejo’ya kadar uzanan bölgede sulamadaki gelişmenin sağladığı olanakları eklersek, kent ve sanayi ekonomisine tanınan otuz yıllık öncelikten sonra tarımda ne kadar büyük aşamalar kat edildiği anlaşılır. Arjantin’in sanayi alanında da önemli sayılabilecek kaynaklara sahip olduğu kesindir. Brezilya’dan gelen ırmakların (Uruguay ve Paraná Irmakları’nda düzenleme çalışmaları yapılmaktadır) sağlayabileceği su enerjisi çok büyük boyutlardadır; buna, batıdaki dağ kütlelerinden inen bütün ırmaklar (sulamada ve elektrik üretiminde yararlanmak için) üzerinde kurulan tesisler de eklenir. Uranyum madeni boldur (yaklaşık 400 000 t rezerv). Buenos Aires yakınlarındaki Atucha’da bir nükleer santral hizmete girmiş, yenilerinin de yapımına başlanmış ya da yapılmaları tasarlanmıştır. Ayrıca Arjantin, petrol üreticisi ülkelerdendir (25 Mt) ve 1950 yıllarından bu yana iç tüketiminin %90’ını kendi karşıladığı gibi, günümüzde denizde petrol aramalarına da başlanmıştır. Doğalgaz üretimi de önemli sayılır (yaklaşık 10 milyon metreküp). Daha sınırlı, ama çeşitli olan öbür maden kaynakları da, dışardan satın alınan madenlerin miktarını azaltma şansını doğurmaktadır. Aslında sanayinin gelişmesi tüketim mallarından başlamış ve yavaş yavaş işlenmiş ürünler dışalımını (Paraná ve Buenos Aires liman kentlerinde gerçekleştiriliyordu) azaltmıştı. Ama sanayideki gerçek patlama, ülkenin 1958’den bu yana Arjantin’de üretim yapmaya başlayan çokuluslu şirketlere açılmasıyla oldu. Bu açılma, çelik sanayisinden elektronik sanayisine kadar bütün dallara yayıldı. Sanayiyi yönlendiren dal, otomobil yapımıydı; ama dışardan alınan bu sanayi, Arjantin özel girişimcileri için çok geçmeden geri tepti; başlangıçta sanayiye egemen olan bu girişimciler çok geçmeden küçük ortaklar ya da taşeron şirket sahipleri haline düştüler. Perón rejiminden sonra güçlenen sendikacılık hareketi de, olaydan aynı derecede zarar gördü. Kapitalist ekonomi, sermayelerin ve malların uluslar arası çalkantısına doğrudan açık ya da bağımlıydı. Ortalama yaşam düzeyi hızla düşmektedir (ama hâlâ kıtadaki öbür devletlerden yüksektir), özellikle yükseköğrenim görmüş gençler yurtdışına göçmektedir, bunun tek nedeni ideolojik ve polis rejimi baskısı değildir. Sonuç olarak Arjantin, büyük, geleceği parlak, ama çok eşitsiz biçimde gelişmiş, iki yüzyıllık yoğun bir tarihin sonucu olan şaşırtıcı derecede karmaşık toplumunu oluşturan çeşitli kesimlerin dönem dönem kabul ettirmeye çalıştıkları gelişme stratejileri arasında kırk yıldır bocalayan bir ülke olarak görülmektedir.

Günümüzde Arjantin’de yaklaşık kırk milyon insan yaşar. Nüfusun %25,2’sini 0-14 yaş grubu, %61.1’ini 15-64 yaş grubu oluştururken 65 yaşının üstündekiler Arjantin nüfusunun %10,6’sıdır. 2006 rakamlarıyla Arjantin’de nüfus artma oranı %0,96 olarak hesaplanmıştır.

Tagged :