Yeryüzünde Sıcaklığın Dağılışını Etkileyen Faktörler

1. Güneş Işınlarının Düşme Açısı
(Güneş ışınlarının atmosferde aldığı yol)

Güneş ışınları bir yere ne kadar dik açıyla düşerse sıcaklık değerleri de o kadar yüksek olur. Çünkü dik açıyla gelen ışınlar daha dar alanları ısıtmaktadır.

Güneş ışınlarının düşme açısı dünyanın şekli, eksen eğikliği, günlük hareketi ve eğime bağlı olarak değişir.

a. Dünyanın Şekli: Ekvator’dan kutuplara doğru gidildikçe güneş ışınlarının geliş açısı küçülür.
b. Eksen Eğikliği: Dünyanın güneş etrafındaki dönüşüne bağlı olarak yıl içinde yarımkürelere farklı açılarla düşer.
c. Günlük Hareket: Dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüşüne bağlı olarak sabah ve akşam dar açılarla düşerken, öğle vakti daha dik açıyla düşer.
d. Bakı ve Eğim: Güneşe bakan yamaçlar güneş ışınlarını daha dik açıyla alırlar.

2. Güneşlenme Süresi

Güneşlenme süresi uzadıkça atmosferdeki ısı birikimi artacağı için sıcaklık da artar.

Gün içinde en yüksek sıcaklıkların öğleden birkaç saat sonra olması bununla ilgilidir. En soğuk zaman ise güneşin doğmasından önceki andır.

3. Yükselti

Atmosfer yerden yansıyan ışınlarla ısındığı için yerden yükseldikçe her 200 metrede 1 ºC sıcaklık azalır.

Sıcaklığın Deniz Seviyesine İndirgenmesi:

Soru: 1200 metre yükseltideki A noktasının sıcaklığı 18ºC olarak ölçülmüştür. A noktasının deniz seviyesine indirgenmiş sıcaklığı kaç derecedir?

1200 / 200 = 6 18 + 6 = 24 ºC

4. Kara ve Denizlerin Dağılışı

Karalar daha çabuk ısınır ve daha çabuk soğurken, denizler geç ısınır, geç soğurlar.

Ayrıca karalar denizlerden yazın daha sıcak, kışın ise daha soğuk olurlar.

Kuzey yarım kürede karalarda en sıcak ay Temmuz, en soğuk ay ise Ocak’tır. Buna karşın denizlerde en sıcak ay Ağustos, en soğuk ay Şubat’tır.

Kuzey yarım kürede karalar daha fazla yer kapladığından sıcaklık ortalamaları ve farkları güney yarımküreden daha fazladır.

[writer_slider attachment_ids=”1081,1083″]

5. Nem

Atmosferdeki su buharına nem denir.

Nemin fazla olduğu yerlerde aşırı ısınma ve soğuma görülmez. Bu nedenle günlük ve yıllık sıcaklık farklılıkları azdır.

Kış aylarında havanın bulutlu olduğu günler, bulutsuz günlere göre daha ılık geçer. Çünkü bulutlu günlerde yerin ısı kaybı daha az olur, bulutsuz günlerde ise fazla olur, bu durumda ayaz meydana gelir.

6. Okyanus Akıntıları

Okyanuslarda suyun kütle halinde bir yerden başka bir yere hareket etmesine okyanus akıntısı adı verilir.

Ekvator çevresinden gelen sıcak su akıntıları geldikleri yerde sıcaklığı arttırırken, kutuplardan gelen soğuk su akıntıları sıcaklığı düşürür.

7. Rüzgarlar

Ekvator çevresinden esen rüzgarlar sıcaklığı arttırırken kutup çevrelerinden esen rüzgarlar sıcaklığı düşürür.

8. Bitki Örtüsü

Bitki örtüsünün gür olduğu alanlar nemli ortamlar olduğu için ormanlar gündüz aşırı ısınmayı, gece aşırı soğumayı önler.

Tagged : /

Yerel Saat Hesaplama Örnekleri

Aşağıda yerel saatlerle ilgili birkaç soru örneği verilmiştir.

1. 30º Doğu Meridyeninde yerel saat 14:00 iken 45º Doğu Meridyeninde yerel saat kaçtır?

Cevap: 45º Doğu Meridyeni daha doğudadır, bu nedenle burada yerel saat daha ileri olmak zorundadır. Bu nedenle iki meridyen arası zaman farkını bulup 30º Doğu Meridyeninin yerel saati ile toplayacağız.

45 – 30 = 15 (meridyen farkı)

15 x 4 = 60 dakika = 1 saat (zaman farkı)

14:00 + 01:00 = 15:00 (45º Doğu Meridyeninin yerel saati)

2. 10º Batı Meridyeninde yerel saat 20:00 iken 20º Doğu Meridyeninde yerel saat kaçtır?

Cevap: İki merkez de farklı yarı kürelerde olduğu için zaman farkını hesaplarken her ikisinin değeri toplanacaktır. 10º Doğu Meridyeni daha doğuda olduğu içinde 10º Batı Meridyeninin yerel saatine eklenecektir.

10 + 20 = 30 (meridyen farkı)

30 x 4 = 120 dakika = 2 saat (zaman farkı)

20:00 + 02:00 = 22:00

3. 150º Doğu Meridyeninde yerel saat 18:00 olduğunda 50º Batı Meridyeninde yerel saat kaçtır?

Cevap: Verilen değerler iki farklı yarım kürededir. Biliyorsunuz eğer yarım küreler aynı ise büyük olandan küçük olan çıkarılarak meridyen farkı bulunur. Farklı ise toplanır. Burada meridyen farkını bulmak için toplama işlemi yapıyoruz.

150 + 50 = 200 (meridyen farkı)

200 x 4 = 800 dakika = 13 saat 20 dakika (zaman farkı)

18:00 – 13:20 = 4:40

4. 30º Doğu Meridyeninde yerel saat 16:00 iken hangi meridyende yerel saat 22:00’dır?

Cevap: Zaman farkından yola çıkarak meridyen farkını bulacağız.

22:00 – 16:00 = 6 saat = 360 dakika (zaman farkı)

360 / 4 = 90 (meridyen farkı)

Meridyen farkını hesaplarken iki meridyen arası zaman farkının 4 dakika olmasından yola çıktık ve zaman farkını 4’e böldük.

22:00, 16:00’dan ileri bir saattir. Bu durum bize belirtilen yerin daha doğuda olduğunu gösteriyor. Bu nedenle toplayacağız.

30 + 90 = 120º Doğu Meridyeni

5. 45º Doğu Meridyeninde bulunan Iğdır’da tam öğle vaktinde hangi meridyende yerel saat 11:40’dır?

Cevap: Tam öğle vakti sorularında dikkate almamız gereken saat 12:00 dır. Çünkü yerel saatle 12:00 da güneş en dik konumdadır.

12:00 – 11:40 = 20 dakika (zaman farkı)

20 / 4 = 5 (meridyen farkı)

Bize sorduğu meridyenin yerel saati daha geride olduğu için çıkarma işlemi yapacağız.

45 – 5 = 40º Doğu Meridyeni

6. 50º Batı Meridyeninde yerel saat 22:00 günlerden Perşembe’dir. 50º Doğu Meridyeninde gün ve yerel saat nedir?

Cevap: Bu tarz sorularda eğer sonuç 24 saatten fazla çıkıyorsa yeni güne girilmiş; 0 saatten az çıkıyorsa bir gün öncesidir.

50 + 50 = 100 (meridyen farkı)

100 x 4 = 400 = 6 saat 40 dakika (zaman farkı)

22:00 + 06:40 = 28:40 = 04:40 (yeni güne girildiği için gün Cuma’dır)

7. 80º Doğu Meridyeninde Salı günü yaşanmakta, yerel saat 01:00’dır. Peki 20º Doğu Meridyeninde yerel saat kaçtır?

Cevap: Sırasıyla meridyen farkını, zaman farkını bulup daha batıda olduğu için 80º Doğu Meridyeninin yerel saatinden çıkarıp saati, buna bağlı günü bulacağız.

80 – 20 = 60 (meridyen farkı)

60 x 4 = 240 = 4 saat (zaman farkı)

01:00 – 04:00 = 21:00 (bir önceki güne geldik, bu nedenle gün Pazartesi’dir)

ALIŞTIRMALAR

Meridyen farkı bulmak:

a) 30º Doğu ile 45º Doğu arasındaki fark 45 – 30 = 15 dir.

b) 50º Batı ile 25º Batı arasındaki fark 50 – 25 = 25 dir.

c) 20º Batı ile 30º Doğu arasındaki fark 20 + 30 = 50 dir.

Görüldüğü üzere yarım küreler farklı ise topladık, aynı ise büyükten küçüğü çıkardık.

Zaman farkı bulmak:

Çıkan fark 4 ile çarpılır

a) 30º Doğu ile 60º Doğu arasında zaman farkı (60 – 30) * 4 = 120 dakika

b) 10º Batı ile 20º Doğu arasındaki zaman farkı (10 + 20) * 4 = 120 dakika

Saatleri birbirinden çıkarmak:

Çıkarma işlemi yaparken saatler birbiriyle dakikalar birbiriyle çıkarılır. Eğer dakikalar çıktığında sonuç negatifse bir saat siler ve dakikaya 60 ekleriz.

a) 04:20 – 01:40 = 03:80 – 01:40 = 02:40

b) 22:10 – 18:20 = 21:70 – 18:20 = 03:50

Toplama işleminde ise dakika 60’ı geçtiyse saate 1 ekler dakikadan 60 çıkarırız.

a) 01:30 + 02:40 = 03:70 = 04:10

Dakika hiçbir zaman 60 ve üzeri, saat hiçbir zaman 24 ve üzeri olamaz.

Tagged : /

Akarsular

1. Akarsular

            Yeryüzünde hareket eden su kütlelerine akarsu denir. Akarsular boyutlarına göre büyükten küçüğe doğru dere, çay ve ırmak adlarını alırlar.

            Akarsuların sularını topladığı alana havza, havza sınırına ise su bölümü çizgisi denilmektedir. Eğer bir akarsu sularını denize ulaştırıyorsa açık havza, ulaştıramıyorsa kapalı havza olarak nitelendirilir. Kapalı havzalarda sular genellikle bir gölde son bulurlar.

            Bir akarsuyun ortaya çıktığı, beslendiği bölümüne kaynak; denize, göle veya başka bir akarsuya döküldüğü kısma ağız; akışın gerçekleştiği çukurluğa ise yatak adı verilir.

Akarsu Rejimi:

            Akarsuyun yıl içinde ve yıllar arasında gösterdiği seviye değişimlerine akarsu rejimi denir. Akarsu yıl içinde eğer az değişken bir akım özelliği gösteriyorsa buna düzenli rejim denir. Eğer akım değişkenlik gösteriyorsa da buna da düzensiz rejimdenir.

Akış Hızı ve Akarsu Debisi:

Akarsudan geçmekte olan kütlenin birim zamanda katettiği yol akarsu hızını gösterir.

Akış hızı;

v  Eğim

v  Su miktarı

v  Yatak genişliği

v  Taşınan yük miktarı

v  Bitki örtüsü

v  Kayaçların geçirgenliği

gibi faktörlere göre değişir.

Bir akarsuyun belli bir kesitinden saniyede geçen su miktarına akım veya debi denir.

Debi;

v  Havzanın genişliği

v  Havzaya düşen yağış miktarı

v  Bitki örtüsü

v  Beslenme kaynaklarının türü

v  Sıcaklık

gibi faktörlerden etkilenmektedir.

Akarsuyun içindeki materyaller (alüvyonlar) dört şekilde taşınır:

à Sıçrayarak                à Yuvarlanarak

à Sürüklenerek                        à Akan Su İle Birlikte

Akarsular iki yolla şekil oluşturur:

            à Aşındırma              à Biriktirme

Akış hızlı                       Akış yavaş

Derine aşındırma           Yana aşındırma

Dik yamaçlı vadi            Yatık yamaçlı vadi

V tipi vadi                     Tabanlı vadi

Eğim fazla                     Eğim az

Akarsular yatağını üç yönde aşındırır:

  1. 1.    Derine Aşındırma: Yatağını deniz seviyesine indirmeye çalışır.

ü  Bu aşındırma akarsu denge profiline (deniz seviyesine) ulaşıncaya kadar devam eder.

ü  Akarsuyun yatağını derine doğru aşındırabileceği son seviyeye taban seviyesi denir.

  1. 2.    Yana Aşındırma: Eğimin azaldığı yerlerde salınımlar yaparak yatağın yanlarını aşındırması.
  2. 3.    Geriye aşındırma: Akarsu vadisi derinleştikçe geriye doğru da aşındırma yapar. Bu olay sonucu boyları daha da uzar.

Akarsuların oluşturduğu yer şekilleri aşındırma ve biriktirme şekilleri olarak iki grupta incelenir.

Tagged :

Bitki Örtüsünü Etkileyen Faktörler

1. İklim: İklim koşulları bitkilerin oluşum, gelişim ve yayılım özelliklerini doğrudan etkileyen en önemli faktördür.

ü  Sıcaklık: Sıcaklık değerlerinin düşük olduğu yerlerde bitki gelişimi zordur. Toprağın donmuş halde olması bitkinin beslenmesini engellediği gibi soğuk koşullar besin dolaşımını da olumsuz yönde etkiler. Yüksek sıcaklık değerleri ise buharlaşmayı şiddetlendirerek hem bitkilerin topraktan su yoluyla beslenmesini engeller hem de bitkinin sürekli su kaybetmesine yol açar.

ü  Yağış: Bitkilerin oluşabilmesi, beslenebilmesi ve varlığını sürdürebilmesi için yağış olmazsa olmaz bir faktördür. Yağışlı alanlarda bitki örtüsü daha sık ve yoğun, kurak alanlarda ise seyrek ve cılızdır.

ü  Rüzgar: Bitkilerin besin çevrimini sürdürebilmesi için havadaki karbondioksit ve oksijene ihtiyaçları vardır. Rüzgar belirli bir ölçüdeki bitki gelişimini olumlu yönde etkiler. Ancak şiddetli rüzgar bitki gelimini bozucu etki yapmaktadır.

 

2. Yer Şekilleri: Yer şekillerinin düz veya engebeli olması, eğim ve bakı gibi faktörler bitkiler üzerinde etkilidir.

ü  Eğim: Eğim değerlerinin yüksek olduğu yamaçlarda tohumların filizlenmesi süpürülmeden dolayı zordur. Toprak kalınlığının fazla olduğu az eğimli alanlarda ise tohum transferi daha kolay gerçekleşir. Çukur ve çöküntüler bitkiler için yaşam koşullarının kolay olduğu sığınaklardır.

ü  Bakı: Güneş veya denize bakan yamaçlar bitki örtüsünün gelişimi için daha elverişlidir. Güneş gören yamaçarda bitkiler daha erken olgunlaşır. Denize bakan yamaçlar ise daha fazla yağış aldığından dolayı buradaki bitkiler daha gürdür.

3. Yükselti: Yükseklik arttıkça sıcaklık değerleri azalır ve belirli bir seviyeye kadar yağış miktarı artar. Buna bağlı olarak yükseltinin arttığı dağlık alanlarda bitki topluluklarının kendi içinde katlaştığı görülür.

4. Toprak Yapısı: Bitkinin en temel beslenme kaynağı topraktır. Bu nedenle toprağın fiziksel ve kimyasal özellikleri bitkiler üzerinde doğrudan etkilidir. Kayalık ve toprak örtüsünden yoksun arazilerde bitki örtüsü görülmez. Benzer şekilde toprak örtüsünün çok sıkı olduğu killi araziler ile aşırı tuzlu topraklarda da bitki oluşumu oldukça zordur.

5. Biyolojik Faktörler: Canlılar bitki örtüsünün varlığını hem olumlu hem de olumsuz yönde

etkileyebilirler. Arıların ve çeşitli böcek türlerinin döllenmeyi hızlandırması, memelilerin tohumları nakletmesi, insanların farklı bölgelere yeni bitkiler taşıması olumlu etkilere örnek verilebilir. Diğer taraftan insan etkisiyle bitki örtüsünün yok edilmesi, tarla açma, yol yapımı, orman yangınları, aşırı hayvan otlatma gibi etkinlikler bitki örtüsüne büyük zarar vermektedir.

Tagged : /

Akarsu Biriktirme Şekilleri

1. Irmak Adası

Eğimin azaldığı yerde akarsuyun taşıdığı materyalleri üzerinde biriktirmesiyle oluşan adacıklardır.

2. Birikinti Konisi

Yüksek bir alandan kaynağını alan akarsu eğimin azaldığı yerde taşıdığı materyalleri biriktirir. Bunun sonucunda oluşan yer şekline birikinti konisi denir.

4. Dağ Eteği Ovası

Dağlık arazilerin yanlarındaki ovalarda oluşan birikinti konilerinin birleşmesiyle ortaya çıkar.

4. Dağ İçi Ovası

Birbirine karşı iki dağ arasında bulunan bir akarsuya doğru akan akarsuların oluşturduğu birikinti konilerinin birleşmesiyle oluşmuş ovalardır.

5. Taban Seviyesi Ovası

Kara içine sokulan bir körfezin akarsular tarafından alüvyonlarla doldurulmasıyla ortaya çıkan ovalardır.

6. Delta Ovası

Akarsuların taşıdıkları materyalleri deniz kıyısında biriktirmesi ile oluşan kıyı ovalarıdır.

Delta oluşması için; kıta sahanlığı geniş, gelgit etkisi az, akarsuyun bol alüvyon taşıyor olması gereklidir.

Türkiye’deki akarsular çoğunlukla delta oluşturmuştur.

Tagged : /

Akarsu Aşındırma Şekilleri

1. Çağlayan (Şelale)

Akarsu yatağı üzerinde bulunan basamaklara çağlayan denir.

2. Dev Kazanı

Çağlayanların döküldüğü yerde oluşturdukları çukurluklara dev kazanı denir.

3. Vadiler

Akarsuyun içinde aktığı ve deniz veya taban seviyesine doğru sürekli alçalan oluğa vadi denir.

Vadiler; Akarsu vadisinde yer alan kayaçların yapısına, yer şekillerinin özelliklerine ve akarsuyun aşındırma gücüne göre farklı şekiller alırlar.

a. Çentik Vadi

Akarsuların kaynak kısmına yakın yerlerde görülen V harfi şeklinde dar ve derin vadilerdir.

Yükselmiş alanlarda ilk olarak çentik vadiler görülür. Bu nedenle toptan yükselmiş olan Türkiye’de fazla rastlanır.

 b. Boğaz Vadi

Genellikle dağlık alanları ikiye bölen dar ve derin vadilerdir. Tabanları yoktur, yamaçlarında eğim ve derine doğru aşındırma fazladır.

 Ülkemizde Toros ve Kuzey Anadolu Dağları’nı aşan akarsular genellikle bu özelliktedir.

c. Yatık Yamaçlı Vadi (Asimetrik Vadi)

Farklı sertlik özelliğine sahip kayaçların sınırında akan akarsular yumuşak yamaçları kolay aşındırırken, sert yamaçları zor aşındırır. Bu şekilde oluşmuş vadilere denir.

d. Kanyon Vadi

Sert ve yumuşak kayaçların alt alta sıralandığı alanlarda görülen basamaklı yapıdaki vadilerdir.

Türkiye’de Akdeniz Bölgesi’nde yaygındır.

e. Menderes

Akarsuların eğimi azaldığında hızı da azalır ve taşıdığı materyalin bir kısmını bırakmak zorunda kalır. Azalan enerjisine bağlı su kıvrımları oluşturarak akar. Bu tip vadilere menderes denir.

Mendereslerin bu salınımları ovaların sürekli olarak alüvyonlarla beslenmesini sağlar, bu da ovada verimi arttırır.

NOT: Hem biriktirme hem aşındırma yapılmaktadır. Biriken kısma yığınak, aşınan kısma çaprak denir.

f. Geniş Tabanlı Vadi

Akarsuyun yatak eğiminin azaldığı daha çok aşağı kesimlerinde görülen ve yana aşındırmanın fazla olduğu vadilerdir.

Bu tip vadiler zamanla akarsu boyu ovalarına dönüşür.

g. Seki (Taraça)

Vadi yamaçlarında görülen ve eski akarsu yatağını gösteren basamaklara seki denir.

Geniş tabanlı bir vadi tektonik olarak yükselirse yatağını yeniden kazmaya başlar. Böylece eski akarsu yatağı basamak halinde yüksekte kalır.

NOT: Seki oluşabilmesi için tektonik bir yükselme, deniz seviyesinde değişme ve farklı sertlikteki kayaçların yatay sıralanışı gereklidir.

 4. Kırgıbayır (Badlands)

 Kolay aşınabilen kil, kum veya tüflerden oluşmuş arazinin küçük dere yataklarınca aşındırmasıyla oluşur.

Parçalı ve yarılmış bir görünüme sahip olup ülkemizde Ürgüp – Göreme çevresinde rastlanır.

5. Peribacası

Volkanik patlamalar sırasında hem yumuşak hem sert kayaçlar araziye savrulur. Tüfler akarsularca kolay aşınırken kaya parçaları zor aşınır. Bunun sonucunda da şemsiye görünümlü tepeler ortaya çıkar. Bu tepelere peribacası denir.

Ülkemizde Ürgüp – Göreme civarında görülmektedir.

6. Plato

Akarsular tarafından derince yarılmış geniş düzlüklere plato denir.

Platolar tektonik olarak yükselen arazilerdeki akarsuların yeniden derine doğru aşındırma yapmasıyla ortaya çıkar.

7. Aşınım Yüzeyi (Peneplen)

Uzun zaman boyunca aşındırma sonucunda fazla yüksek olmayan hafif dalgalı düzlüklerdir.

Tagged : /

Roma Uygarlığı

Roma İtalya’da bir şehir adı olmasına rağmen, “Roma Uygarlığı” denince bütün Akdeniz kavimlerinin ortak tarihleri ve uygarlıkları akla gelmelidir. Çünkü Akdeniz çevresi Romalıların yönetimi altına girecektir.

• Tarihte Akdeniz kıyılarını ilk kez yönetimi altına alarak, büyük bir imparatorluk kuran Romalılardır.

İtalya Yarımadasına, Yontma Taş Devri’nden itibaren yerleşim başlamıştır. M.Ö. 3000 yıllarından itibaren İtalikler, İllirler M.Ö. 1000 yıllarından sonra da bölgeye Etrüskler geldiler. Etrüskler İtalya’ya kent kültürünü getirmişlerdir. İtalya’ya son gelenler, Galler ve Keltler olmuştur.

Roma kentini kuranlar, Latium bölgesinde oturan Latinlerdir. M.Ö. III. yüzyılda İtalya birliği sağladılar. M.Ö. II. yüzyıldan itibaren, Akdeniz çevresinde egemenlik kurdular. M.Ö. I. yüzyılda, batıda Atlas Okyanusu’ndan doğuda Fırat Irmağı’na kadar bütün Akdeniz ülkeleri, Roma İmparatorluğu’nun sınırları içerisinde yer aldı.

Kavimler Göçünün başlamasıyla, Roma İmparatorluğu 395 yılında ikiye ayrıldı. 476 yılında Batı Roma İmparatorluğu yıkıldı. Doğu Roma ise, Osmanlı Padişahı Fatih tarafından sona erdirildi. (1453)

1. İmparatorluğu ilk devirlerde, Senato denilen İhtiyarlar Meclisi’nin önerdiği ve Kuria adını taşıyan Halk Meclisi’nin seçtiği kral yönetirdi. Kral yapacağı işleri senatoya danışırdı. Cumhuriyet devrinde, Senatonun seçtiği iki konsül Roma’yı yönetmiştir. Konsüller, görevlerinin sonunda senatoya hesap verirlerdi. Roma’nın bunalımlı yıllarında, diktatör denilen bir Roma’lı altı aylığına yönetimi eline alırdı. Diktatör yaptığı işlerden sorumlu değildi. Kuria meclisi Cumhuriyet döneminde Kenturia adını aldı. Meclisler, İmparatorlar zamanında da olmakla beraber, eski önemlerini yitirdiler.

2. Roma’da çeşitli halk sınıfları oluşmuştu. Bunlar;

a) Patriciler: Geniş toprakları bulunan ve vatandaşlık hukukuna sahip olan mecliste oy hakkı bulunan sınıftır.
b) Plebler: Ticaret, mülkiyet gibi bazı haklara sahip özgür bir sınıftır. Yalnız askere alınmaz ve oy kullanmazlardı.
c) Yanaşmalar ve köleler: Vatandaşlık hukukunun bir kısmını değişik nedenlerle kaybetmişlerdir. Bir aile reisinin yanında çalışır ve onlara hizmet ederlerdi. Bunlara yanaşma denirdi. Kölelerin hiçbir hakları yoktur.

Patrici – Pleb mücadelesi sonucu, plebler, Patricilere denk hale gelmişlerdir.

3. Romalılar eğlenceye düşkündür. Eğlencelerinin en ünlüleri araba yarışları, kanlı gladyatör döğüşleri ve hayvanların parçaladığı insanları seyretmektir.

4. Romalıların kullandıkları dil Latincedir. Bu dilin gelişmesinde, Romalıların Yunanlılardan alarak geliştirdikleri alfabenin etkisi büyüktür.

• Fenikelilerin kullandıkları ilk alfabe Roma uygarlığı geliştirilerek, bugün kullandığımız Latin Alfabesinin çıkması sağlanmıştır.

5. Güneş takviminin gelişmesine katkıda bulunmuşlardır.

6. Roma edebiyatı, Yunan edebiyatının etkisinde gelişmiştir. Romalılar daha çok söz söyleme sanatı ve tarih yazıcılığında ilerlemişlerdir. Bu ilerlemede cumhuriyet yönetiminin etkisi büyüktür. İlk Roma yazarları daha çok hatip ve tarihçidir. Çiçeron ve Çesar bu alanda önde gelen isimlerdi. İmparatorlukla birlikte edebiyat da gelişti. Virgilius ve Horatius ünlü şairlerdendir. Titus – Livius ve Takitus ünlü tarihçilerdendir.

7. Başlangıçta yazılı kanunları yoktu. Roma’da ilk kanunlar, M.Ö. V. yüzyılda düzenlenen Oniki Levha Kanunlarıdır. Bu kanunlar Patrici – Plep mücadelesi sonucu hazırlanan ve Pelplere haklar veren sosyal nitelikli kanunlardır. Roma’da baba ailenin reisiydi. Ölünceye kadar sözü dinlenirdi. Aile reisi suç islediğinde oğlunu bile öldürebilirdi. Roma hukuku, tam vatandaşlık hakkı bulunanlara uygulanırdı. Özgür Roma vatandaşlarına, ayrı kanunlar uygulanıyordu. M.S. II. ve III. yüzyıllarda Roma hukuku gelişti. Günümüz Avrupa kanunlarına, son devir Roma hukuku kaynaklık etmiştir.

• Bugün Avrupa ve Türkiye’de uygulanan kanunların kaynağı Roma hukukudur.

8. Roma sanatı, Yunan sanatından etkilenmiştir. Birçok heykel yapılmış olmakla birlikte, en geliştikleri alan mimarlıktır. Anadolu’da birçok tiyatro binası bunlardan kalmıştır. Antalya Aspendos, Söke, Didim Tiyatrosu en ünlülerindendir. İstanbul’da su kemeri (Bozdoğan Kemeri), Çemberlitaş, Ankara’daki Avgustus Tapınağı ve Roma Hamamı önemli eserleridir. Romalılar resim ve heykeltıraşlıkta Yunan ve Helen heykelleri kadar doğal eserler yapamamışlardır.

Romalılar Döneminde Hıristiyanlık

Hz. İsa, Avgustus zamanında Filistin’de Nasıra kabasında doğdu. Aslı Yahudi idi. Hıristiyanlar babasının Tanrı olduğuna inanırlar. Filistin Romalıların elindeydi. İsa, otuz yaşında dinini yaymaya başlayınca, Kudüs’teki Musevi’ler kendisini Roma valisine şikayet ettiler. Yeni bir hükümet kurmak ve din yaymak suçlarından çarmıha gerilerek öldürüldü.

Hz. İsa’nın babasız dünyaya gelmesi, sonraları büyük tartışmalara neden olmuştur. Hıristiyanlar İsa’nın “İnsanlık” ve “tanrılık” olmak üzere iki cevherinin varlığına inanmışlardır. Ayrıca baba, oğul, ve ruh olmak üzere, üçlemeye (teslis) inandıklarından çeşitli Hıristiyanlık mezhepleri ortaya çıkmıştır.

Bu din, I. yüzyıldan itibaren özellikle yoksul halk arasında çok yayılmıştır. Zaman geçtikçe, asil Romalılar arasında da taraftar bulmaya başladı. Hıristiyanlığın hızlı gelişimi, özellikle imparator Neron tarafından engellenmeye çalışıldı. Birçok hıristiyana, yırtıcı hayvanlara parçalattırılarak, işkence yapıldı. Hıristiyanlık sınıf ve rütbe farkı kabul etmediği için, bütün baskılara rağmen çok gelişti.

Tek tanrı inancını getirdiği için, İlkçağ dinlerinden farklıdır. Hatta Musevilik, bir ulusun dini olarak görüldüğünden bu dinden de farklıdır. Bu din Roma’nın dini ve sosyal yapısın değiştirdiğinden iç savaşa neden oldu. Bu dinin varlığını kabul eden ilk Roma İmparatoru Konstantinus’tur. Milano Fermanıyla Hıristiyanlığın serbest olduğu duyuruldu (313). Hıristiyanlık 1381 yılında devletin resmi dini oldu.

9. Romalılar; Anadolu’da Mısır ve İran savaşlarında kullanmak üzere yollar yapmışlardır. Orduların ilerlemelerini böylece kolaylaştıracaklardır.

• Hıristiyanlıkta ruhban sınıfının varlığı, kilisenin misyonerlik faaliyetlerine hız kazandırması. bu dinin yayılmasının Hıristiyanlarca amaç edinilmesi, diğer dinlere göre daha çok yayılmasında etkili olmuştur.

Tagged : /