Türkiye’nin Platoları

TÜRKİYE’NİN PLATOLARI:

Akarsular tarafından derin vadilerle parçalanmış düz veya hafif engebeli yüksek düzlüklere plato denir.

Genellikle eş anlamda kullanılan plato ile yayla sözcüğünü birbirinden ayırmak gerekir. Çünkü yayla daha çok yaz aylarında hayvancılık faaliyeti ve dinlenme amaçlı kullanılan geçici yerleşim alanı iken plato, bir yeryüzü şeklidir. Günümüzde turizm etkinliklerinin yapılmaya başlandığı yaylalarda hayvancılık faaliyeti esastır.

Türkiye’deki önemli yer şekillerinden biri de platolardır. Büyük bir bölümü aşınmaya uğramış olan Anadolu’nun Dördüncü Jeolojik Zamanda toptan yükselmesi platoların geniş alan kaplamasına neden olmuştur. Ancak ülke genelindeki toptan yükselmenin bölgelere göre farklı olması, platoların farklı yükseltilerde yer almasını sağlamıştır. Örneğin, Güneydoğu Anadolu’da platolar 600-700 m yükseklikte yer alırken, İç Anadolu’da 1000-1500 m, Doğu Anadolu’da ise 1800-2500 m arasında bulunmaktadır.

OLUŞUMLARINA GÖRE PLATOLAR

Yatay duruşlu platolar: Kumlu, killi ve kalker özelliğindeki yatay uzanışlı tabakalara sahip eski tortuların akarsular tarafından yarılması ile oluşmuştur. Ülkemizin en geniş plato alanına sahip olan İç Anadolu Bölgesi’nde bu tür platolara sıkça rastlanır.

Bunlardan Obruk platosu, Tuz Gölü’nün güneyi ile Konya Ovası arasında uzanır. Tuz Gölü’nün batısında Cihanbeyli ve kuzeybatısında Haymana Platosu yer alır. Yukarı Kızılırmak bölümünde bulunan Bozok ve Uzunyayla platoları ile iç Batı Anadolu Bölümü’ndeki Uşak-Eşme, Kütahya-Afyon arasında yer alan Yazılıkaya da bu tür platolardandır.

Yer şekilleri bakımından sadeliği ile dikkat çeken Güneydoğu Anadolu Bölgesi de yatay uzanışlı platolara sahiptir. Batıda yer alan Gazi Antep ve Şanlı Urfa platoları bu tür platolar arasında yer alır. Bölgenin diğer platoları; Diyarbakır Havzası, Mardin ve Mazıdağı çevresindeki parçalı arazilerdir.

Lav platoları: Volkanik faaliyetlerin yaygın olduğu alanlarda lav akıntılarının çukurları doldurması sonucu meydana gelen hafif dalgalı düzlüklerin akarsular tarafından yarılması ile oluşmuşlardır. Bu tür Platolar daha çok Doğu Anadolu Bölgesi’nde görülür. Erzurum-Kars platoları ile Allahüekber ve Yalnızçam Dağarı üzerinde yer alan bazı düzlükler bunlara örnektir. Ayrıca toptan yükselmenin en fazla olduğu Doğu Anadolu Bölgesi, Türkiye’nin en yüksek platolarına sahiptir.

Karstik platolar: Su ile kolaylıkla çözünen kalkerli yapıya sahip arazilerde akarsu aşındırması sonucu oluşmuşlardır. Akdeniz Bölgesi’ndeki Taşeli platosu bu türdendir.

Aşınım platoları: Uzun yıllar boyunca aşınan yüzeylerin yükselmesi ile olusurlar. Ülkemizin dağlık bölgeleri olan Karadeniz ve Akdeniz bölgelerinde bu tür platolara rastlamak mümkündür. Orta Karadeniz Bölümü’ndeki Canik ve Giresun dağları üzerindeki düzlükler ile Fatsa ve Şebinkarahisar arasındaki Perşembe Platosu, bunlara örnektir.

Türkiye’nin ortalama yükseltisi en az bakımından en alçak bölgesi olan Marmara Bölgesi’ndeki Çatalca ve Kocaeli Platolarıda birer aşınım platosudur.

PLATOLARIN GENEL ÖZELLİKLERİ

Ortalama yükseltileri genel olarak 1000 m’nin üzerindedir.

Büyük bir bölümünde tahıl tarımı ve küçükbaş hayvancılık yapılır. Daha yüksek olanlarda ise büyükbaş hayvancılık faaliyeti ön plana çıkar. Bu nedenle platolar, ovalardan sonra Türkiye ekonomisine katkısı olan ikinci önemli yer şekilleridir.

Platoların ortalama yükseltisinin fazla olması ülkemiz genelinin toptan yükselmelere uğradığını gösterir.

Ovalardan sonra nüfusun yoğunlaştığı önemli yerleşim alanlarıdır.

Bazı platolarımızda yaylacılık faaliyetleri de yapılmaktadır.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan platolarda akarsuların derin vadiler içinde akması, yaz aylarının kurak geçmesi sulama sorununu ortaya çıkarmıştır. GAP’ın tamamlanmasıyla söz konusu sorunun büyük bir bölümü çözümlenmiş olacaktır.

TÜRKİYE’NİN OVALARI

Akarsuların taşıdıkları alüvyonları, deniz kıyısında biriktirmesiyle oluşan ovalara delta ovası veya kıyı ovası denir. Üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizin kıyılarında, bu tür ovalara sıkça rastlanır.

Delta ovalarının ülkemizdeki varlığı; akıntı ve gelgitin kıyılarımızda etkili olmadığının bir göstergesidir. Çünkü, deltaların oluşabilmesi için kıyılarda gelgit ve akıntıların fazla etkili olmaması gerekir. Ayrıca kıyının sığ olması ve denize dökülen akarsuların bol miktarda yük taşıması, delta oluşumunu hızlandıran diğer etkenlerdir.

Alçak ovalar adıyla da bilinen kıyı ovaları, genellikle büyük akarsuların denize döküldüğü yerlerde oluşur. Bu tür ovaların oluşumunda bazen denizlerdeki seviye değişiklikleri ve tektonik olaylar da etkilidir.

Dağların kıyıya paralel uzandığı Karadeniz kıyılarımızda, derinliğin de etkisiyle delta ovasına fazla rastlanmaz.

KARADENİZ BÖLGESİ KIYI OVALARI: Derinliğin iyice azaldığı Orta Karadeniz bölümü ile Sakarya Nehri ağzında yer alır. Bunlar; Bafra, Çarşamba ve Sakarya delta ovalarıdır. 

Bafra delta ovası: Ülkemizin en büyük akarsuyu olan Kızılırmak’ın ağzında yer alan Bafra ovası, çok sayıda kıyı oklarına ve lagünlere sahiptir.

Çarşamba delta ovası: Yeşilırmak’ın getirdiği malzemelerle oluşan bu ovada da çok sayıda kıyı oku ve lagünler bulunur.

Sakarya delta ovası: Marmara Bölgesi ve Karadeniz Bölgesi’nin kıyı sınırında yer alan bu ova Sakarya Nehri’nin getirdiği malzemelerle oluşmuştur. Ancak kıyının derin ve akıntılı olması nedeniyle delta denize doğru fazla gelişemeyip daha çok doğu-batı doğrultusunda bir uzanış göstermiştir.

EGE BÖLGESİNDEKİ DELTA OVALARI: Kuzeyden güneye doğru; Meriç, Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes ovalarıdır.

Meriç delta ovası: Az eğimli geniş bir havza alanında yayılış gösteren Meriç nehrinin taşıdığı bol miktardaki alüvyonlarla oluşmuştur. Hızla gelişmesi nedeniyle ovada zaman zaman taşkın olayları meydana gelmektedir.

Bakırçay delta ovası: Bakırçayı’nın getirdiği malzemeleri Çandarlı Körfezi’nde biriktirmesiyle oluşmuştur. M.Ö. 150-300 yılları arasında burada yer alan Eleia limanı Bakırçayı’nın getirdiği alüvyonlarla dolarak kıyıdan uzakta bataklık hâlini almıştır.

Gediz delta ovası: İzmir Körfezi’ne dökülen Gediz nehri ağzında oluşmuştur. 1886 yılına kadar bulunduğu yerin daha güneyinde akış gösteren Gediz nehrinin biriktirdiği malzemelerin, İzmir Körfezi’ni doldurması tehlikesiyle şimdiki yatağına kaydırılmıştır. Günümüzde de biriktirme hızlı bir şekilde devam ettiği için körfezin dolma tehlikesi henüz ortadan kalkmış değildir. Bu yüzden söz konusu alanda bu duruma çözüm bulmak amacıyla bazı faaliyetler sürdürülmektedir.

Küçük Menderes delta ovası: Denize doğru hızla ilerleyen bu delta ovası, M.Ö bir liman şehri olan Efes’in zamanla iç kesimlerde yer almasına sebep olmuştur.

Büyük Menderes delta ovası: Büyük Menderes nehrinin getirdiği alüvyonlarla meydana gelmiştir. Oluşumu hızlı bir şekilde gerçekleşen bu ova. son 300 yılda denize doğru yaklaşık 6 km kadar ilerlemiştir.

Ege Bölgesi’ndeki Bakırçay, Gediz, Küçük ve Büyük Menderes delta ovalarının bir başka özelliği de çöküntü alanları üzerinde gelişmiş olmalarıdır. Bu nedenle bu ovaların iç kesimlere doğru olan kısımları çöküntü ovası, denize doğru uzantıları ise delta ovası özelliğindedir.

AKDENİZ BÖLGESİ DELTA OVALARI: Başında Çukurova gelir.

Çukurova, ülkemizdeki en büyük delta ovasıdır.

Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin getirdiği alüvyonlarla oluşmuştur. Yaklaşık 90 km lik bir alan kaplamaktadır. Delta üzerinde değişik zamanlarda farklı aşınımlarla oluşmuş üç taraça basamağı yer almaktadır. Seyhan ve Ceyhan nehirleri bazı dönemlerde delta üzerinde birleşmiş, bazı dönemlerde ise ayrılmışlardır. Bu yüzden delta üzerinde bu eski akarsu izlerini de görmek mümkündür. 

Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin getirdiği bu alüvyonlara zamanla Tarsus çayının getirdiği malzemeler de eklenince söz konusu alanda çok geniş bir delta ovası oluşmuştur. Hızla gelişimini sürdüren bu ovanın kenar kısımlarında çok sayıda kıyı set gölü ve rüzgârların oluşturduğu kumullar yer almaktadır.

Göksu delta ovası: Silifke yakınlarında denize dökülen Göksu nehrinin taşıdığı alüvyonlarla meydana gelmiştir. Delta üzerinde yer yer bataklık ve göllere rastlanmaktadır.

Akdeniz Bölgesi’ndeki diğer bir delta ovamız ise Asi ovasıdır. Bu delta ovalarının dışında kıyı ovası olarak bilinen diğer ovalarımız, batıdan itibaren Köyceğiz, Dalaman, Eşençayı, Finike, Antalya, Serik ve Manavgat ovalarıdır. Bu ovalar, alüvyonlarla kaplı olmasına rağmen kıyı düzlüğü ovası olarak bilinir. Bunların en büyüğü Antalya Ovası’dır.

İÇ OVALAR: Eski göl tabanları ile çöküntü alanlarında yer alır. Ülkemizde, Üçüncü Jeolojik Zamanda kıvrım olaylar, ile toptan yükselme ve alçalmalar da görülmüştür. Toptan yükselme ve alçalmalar, Dördüncü Jeolojik Zamanda da devam etmiştir. Bu olaylar sırasında Türkiye’nin birçok yerinde çöküntü alanları meydana gelmiştir. Zamanla göl sularıyla kaplanan çöküntü alanlarının akarsuların getirdiği alüvyonlarla dolması sonucu göller kurumuş ve iç bölge ovaları oluşmuştur.

Yüksek ovalar olarak da bilinen iç bölge ovalarının bir kısmı, belli bir fay hattı boyunca sıralanırken, bir kısmı ise dağınık durumdadır. Belli bir fay hattı boyunca sıralanan ovalarımızın başında,

Kuzey Anadolu Fay Kuşağı üzerinde yer alan ovalar gelmektedir. Doğuda Pasinler’den itibaren, batıda İzmit Körfezine kadar uzanan bu ovalar şunlardır: Pasinler, Erzurum, Erzincan. Suşehri (Sivas), Niksar, Erbaa (Tokat), Taşova, Suluova, Merzifon (Amasya). Tosya (Kastamonu), Kurşunlu, Çerkeş (Çankırı), Bolu, Düzce, Adapazarı ve Sapanca ovalarıdır.

Batı Anadolu Fay Kuşağı Üzerinde yer  alan ovalar: Kuzeyden güneye doğru şöyle sıralanır: Bakırçay grabeninde Bergama, Soma ve Kırkağaç ovaları yer alırken, Küçük Menderes çöküntüsünde Torbalı, Tire ve Ödemiş ovaları bulunur. Gediz vadisinde Manisa, Akhisar, Turgutlu, Salihli ve Alaşehir ovaları uzanır. Ege Bölgesi’nin en büyük ovası olan Büyük Menderes grabeninde ise; Söke, Koçarlı, Aydın, Yenipazar ve Sarayköy ovaları yer alır. Bu bölgede grabenler dışında bulunan diğer ovalar; Kütahya, Simav, Afyon ve Sandıklı ovalarıdır.

Akdeniz Bölgesi’ndeki iç ovaların önemli bir bölümü karstik kökenli polye ovalarıdır. Karstik ova olarak adlandırılan polye ovalarının çoğu tektonik çöküntü alanlarında oluşmuştur. Bunlar, daha çok Batı ve Orta Toroslar ile Güneydoğu Anadolu ve Ege bölgeleri çevresinde bulunur. En önemlileri; Elmalı, Korkuteli (Antalya), Kestel (Burdur), Tavas, Acıpayam (Denizli) ve Muğla ovalarıdır. Bu ovaların tabanında yer yer bazı göllere rastlanır.

Güneydoğu Anadolu Fay Kuşağı boyunca uzanış gösteren iç ovalar, Nur Dağlarının güney eteklerinden itibaren; Amik, Kahraman Maraş, Adıyaman, Malatya, Elazığ, Muş, Varto, Hınıs, Karlıova ve Göynük çöküntü ovalarıdır. Ortalama yükseltisinin fazla olmaması nedeniyle Doğu Anadolu Bölgesi’nin yerleşmeye en müsait yerleri buralardır. Çünkü bu ovalar çevrelerine göre alçak ve verimli olup, iklim açısından daha elverişli özelliklere sahiptir.

Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan diğer çöküntü ovaları ise İğdır, Erzurum, Erzincan, Bingöl, Afşin ve Elbistan ovalarıdır.

İç Anadolu Bölgesi’ndeki ovalarımızın çoğu çöküntü ovalarıdır. Bunların başlıcaları Konya, Eskişehir, Akşehir, Ereğli, Mürted ve Çubuk ovalarıdır.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki ovalarımız da tektonik kökenlidir. Diğer iç bölge ovalarımıza göre yükseltileri daha azdır. Bunlar; Nizip, Suruç, Altınbaşak ve Ceylanpınar ovalarıdır.

İÇ BÖLGE OVALARININ ÖZELLİKLERİ:

Erzurum Ovası: Etrafı fay ve volkanik dağlarla çevrili olan bu ova, tektonik çöküntü sonucu meydana gelmiştir. Ovanın, orta ve doğu kesimleri yer yer bataklıklarla kaplıdır.

Iğdır Ovası: Çevresindeki yüksek kütleler arasında oldukça çukur bir alan oluşturan Iğdır Ovası, yaklaşık 800 m yüksekliğe sahiptir. Buna bağlı olarak bu ova, Doğu Anadolu’ya göre mikroklima (küçük iklim alanı) iklim alanıdır. Doğu Anadolu’ya göre daha ılıman bir iklime sahip olan bu ovada, başta pamuk olmak üzere çeşitli tarım ürünleri yetiştirmek mümkündür.

Konya Ovası: Türkiye’nin Çukurova’dan sonra ikinci büyük ovasıdır. Daha önceleri göl suları ile kaplı olan bu ovanın çevresinde, bazı bataklık alanlar ve patlama çukurları yer almaktadır.

Malatya Ovası: Fırat nehri tarafından derin yarılmış olan Malatya Ovası, iç bölge ovalarımız arasında farklı bir görünüme sahiptir. Zamanla Fırat Nehri’nin gömülmesi sonucu ova, plato özelliğine kavuşabilir.

OVALARIN ÖNEMİ :

1-Ovalar tarım ürünlerinin yetiştirildiği çok sayıda yerleşmelerin bulunduğu ve ulaşımın kolaylıkla sağlandığı sahalardır.

2-Ovalarımız önemli tarım sahalarıdır.

3-Ovalarımız önemli kentlerin kurulduğu sahalardır.

4-Ulaşım kolaylığı ve ucuz maliyetle konut ve sanayi tesisi inşaatı ovaları cazip hale getirmektedir.

[writer_slider attachment_ids=”1287,1286,1285″]

Tagged : / / / / /

Türkiyenin Ovaları

TÜRKİYENİN OVALARI VE PLATOLARI…

   TÜRKİYENİN OVALARI ,PLATOLARI,OLUŞUM ŞEKİLLERİ VE BÖLGELERE GÖRE  DAĞILIŞLARI…                                                      TÜRKİYE’NİN PLATOLARI PLATO: Akarsularla derince parçalanmış hafif engebeli, çoğunlukla geniş saha kapsayan yüzey şekline plato denir.  İÇ ANADOLU : Tuz gölü ve Konya ovası arasında OBRUK

Tuz gölünün batısında CİHANBEYLİ

Tuz gölünün kuzeybatısında HAYMANA

Eskişehir ve Afyon arasında YAZILIKAYA

Kızılırmak yayında BOZOK(Kızılırmak)

                Yukarı Kızılırmak bölümünde Yozgat-Akdağmadeni arsında yükseklikleri 1000-1500 m arasında, tortul tabakalar arasında platolar bulunur.

DOĞU ANADOLU:

Doğu Anadolu Bölgesinde bazalt lavları üzerinde 1500-2000 m arasında Erzurum-Kars ve Ardahan Platoları vardır. Ayrıca 2000-2500 m aralığında Alahuekber ve Yalnızçam dağları üzerinde platolar bulunur.

EGE : İç Batı Anadolu eşiğinde özellikle Uşak dağları üzerindeki platolar.

AKDENİZ: Orta Toroslarda Taşeli

KARADENİZ: Orta Karadeniz’de Canik-Giresun Dağ. üzerinde ayrıca Fatsa-Şebinkarasihar arasında Perşembe yaylası.

G.DOĞU ANADOLU: Gaziantep ve Şanlıurfa platoları.

Not: Ülkemizdeki platolar, ya yatay tabakalı yapılar üzerinde ve lavların yayıldığı alanlarda yada aşınma sonucu düzleşmiş değişik araziler üzerinde bulunur. Platolardaki tarımsal faaliyetleri, iklim koşulları ve yükseklik durumu belirler.

                                   TÜRKİYE’NİN OVALARI

OVA: Vadilerle parçalanmamış çevrelerine göre alçakta olan geniş düzlüklere ova denir. Ülkemizde ovalar iki gruba ayrılır. Kıyılarda delta ovaları ve iç kesimlerdeki ovalar.

1-KIYI OVALARI: Kıyı ovaların oluşmasında akarsuların taşıdığı alüvyonların miktarı, kıyılardaki akıntı ve dalga faaliyetleri ve kıyıların derinliği etkili olmuştur.

Bafra Ovası: Kızılırmak oluşturmuştur. Çok verimli bir ovadır. Deltada kıyı gölleri bulunur. En büyüğü Balık gölüdür.

Çarşamba Ovası: Yeşilırmak’ın taşıdığı alüvyonlarla oluşmuştur.

Sakarya Ovası: Delta ovasında ziyade bir taban seviyesi ovası özelliği taşır.

Meriç Deltası: Küçük bir oluk içende oluşmuş olup Meriç nehrinin getirdiği alüvyonlarla meydana gelmiştir.

Gediz Ovası: Gediz nehri oluşturmuştur. İzmir Körfezi’nin dolma tehlikesi durumunda nehrin yatağı değiştirilmiştir.

Küçük Menderes Ovası: Faylanma sonucu çöken sahalara zamanla alüvyonların dolmasıyla oluşmuştur.

Büyük Menderes Ovası:  Büyük Menderes ırmağının getirdiği alüvyonla oluşmuştur. Ovada Çamiçi gölü yer almaktadır.

Çukurova: Seyhan ve Ceyhan nehri oluşturmuştur. Türkiye’nin en büyük delta ovasıdır.

2-İÇ BÖLGELERDEKİ OVALAR: iç bölgelerdeki ovalarımızın büyük bir bölümü, tektonik çanaklar içinde göl ve akarsu depolarının birikmesi sonucu meydana gelmiştir. İç bölgelerde yer alan ovalar, fay kuşaklarındaki çöküntü sahaları boyunca görülür.

              Doğu Anadolu Fay Kuşağındaki Ovalar:

Muş ovası: karasu ve Murat nehirleri, menderesler çizerek akarlar

 Bingöl ovası, Murat nehri tarafından oluşturulmuştur.

Elazığ ve Uluova: Bu ovalar bir yerleşme ve tarım alanıdır.

Antakya-K.Maraş Ovası: Nur Dağı doğusunda bir graben içinde yer alır.

Amik ovası: Asi nehrinin oluşturduğu bir çöküntü ovasıdır.

               Kuzeydoğu Anadolu’da çökme sonucu oluşmuş olukların içerisinde geniş ovalar bulunur. Bunlar:

Göle ovası: Daha çok çayır ve bataklıklar yaygındır.

Ardahan ovası: Ovayı, Kura nehri sular.

Erzurum ovası: Türkiye’nin en yüksek ovalarından biridir (2000m)

Pasinler-Horasan Ovası: Aras nehrinin oluşturduğu bir ovadır.

Iğdır ovası: Etrafı dağlarla çevrilidir. Yüksekliği azdır. Sebze meyve ve yetiştirilir.

                Kuzey Anadolu Fay Kuşağındaki Ovaları

Bu kuşak üzerinde doğu da Erzincan ile batıda İzmit Körfezi arasında  Suşehri, Erbaa, Niksar, Taşova, Ladik Merzifon, Suluova ,Tosya, Kargı, Kurşunlu, Çerkeş, Vezirköprü, Taşköprü, Bolu, Düzce, Adapazarı ve Sapanca olukları bulun ur.

               İç Anadolu ovaları: İç Anadolu’da eski bir göl tabanı durumunda bulunan ve Türkiye’nin en büyük ovası olan Konya Ovası önemli yer kaplar.

Akşehir-Eber Ovası: Kuzeyde Emirdağları ile güneyde Sultan Dağları arasında bitişik halde bulunur. Bu ovalar üzerinde aynı zamanda göllerde bulunur. Ayrıca, Kayseri ve Develi ovaları ,Aksaray ovası, Ankara’da Akıncı ovası ve Çubuk ovası ve Eskişehir ovası bulunur.

                   Güney Doğu Anadolu Ovaları:

Türkiye’nin en büyük ovalarından biri olan ve Urfa’nın Suriye sınırında Altınbaşak, (Ceylanpınar) ovası bulunur. Ayrıca burada G.A.P kapsamında bulunan ovalar (Suruç, B. Antep, Klis) geniş yer kaplar.

                   Batı Anadolu Ovaları: Denizden başlayarak 200m yüksekliği kadar ulaşan ve kuzeyden güneye sıralanan Bakırçay, Gediz, K. ve B. Menderes ovaları bulunur. Ayrıca iç kısımlarda Bornova, Simav, Sandıklı, Afyon, Bursa,İnegöl,Karacabey,ve Balıkesir, ovaları yer alır.

 

OVALARIN ÖNEMİ :

1-Ovalar tarım ürünlerinin yetiştirildiği çok sayıda yerleşmelerin bulunduğu ve ulaşımın kolaylıkla sağlandığı sahalardır.

2-Ovalarımız önemli tarım sahalarıdır.

3-Ovalarımız önemli kentlerin kurulduğu sahalardır.

4-Ulaşım kolaylığı ve ucuz maliyetle konut ve sanayi tesisi inşaatı ovaları cazip hale getirmektedir.

[writer_slider attachment_ids=”1277,1278,1279,1280,1281″]

Tagged : / /

Unlock The Secrets Of Selling High Ticket Items

[dropcap]D[/dropcap]on’t act so surprised, Your Highness. You weren’t on any mercy mission this time. Several transmissions were beamed to this ship by Rebel spies. I want to know what happened to the plans they sent you. In my experience, there is no such thing as luck. Partially, but it also obeys your commands. I want to come with you to Alderaan. There’s nothing for me here now. I want to learn the ways of the Force and be a Jedi, like my father before me. The more you tighten your grip, Tarkin, the more star systems will slip through your fingers.

Still, she’s got a lot of spirit. I don’t know, what do you think? What!? I don’t know what you’re talking about. I am a member of the Imperial Senate on a diplomatic mission to Alderaan– What good is a reward if you ain’t around to use it? Besides, attacking that battle station ain’t my idea of courage. It’s more like…suicide.

You don’t believe in the Force, do you? Obi-Wan is here. The Force is with him. I call it luck. Look, I can take you as far as Anchorhead. You can get a transport there to Mos Eisley or wherever you’re going. What?! The Force is strong with this one. I have you now.

We hire people who want to make the best things in the world. -Steve Jobs

She must have hidden the plans in the escape pod. Send a detachment down to retrieve them, and see to it personally, Commander. [highlight color=”yellow”]There’ll be no one to stop us this time![/highlight] You’re all clear, kid. Let’s blow this thing and go home! Partially, but it also obeys your commands.

  • Dantooine. They’re on Dantooine.
  • He is here.
  • Don’t underestimate the Force.

[tie_full_img]5825871567_4d477202ce_b[/tie_full_img]

I care. So, what do you think of her, Han? A tremor in the Force. The last time I felt it was in the presence of my old master. [highlight color=”blue”]But with the blast shield down,[/highlight] I can’t even see! How am I supposed to fight? Obi-Wan is here. The Force is with him. But with the blast shield down, I can’t even see! How am I supposed to fight? You are a part of the Rebel Alliance and a traitor! Take her away!

[padding right=”5%” left=”5%”]
Still, she’s got a lot of spirit. I don’t know, what do you think? What!? I don’t know what you’re talking about. I am a member of the Imperial Senate on a diplomatic mission to Alderaan– What good is a reward if you ain’t around to use it? Besides, attacking that battle station ain’t my idea of courage. It’s more like…suicide.
You don’t believe in the Force, do you? Obi-Wan is here. The Force is with him. I call it luck. Look, I can take you as far as Anchorhead. You can get a transport there to Mos Eisley or wherever you’re going. What?! The Force is strong with this one. I have you now.

  1. I care. So, what do you think of her, Han?
  2. You mean it controls your actions?
  3. Look, I can take you as far as Anchorhead. You can get a transport there to Mos Eisley or wherever you’re going.
  4. I’m trying not to, kid.

[/padding]

Revenge of the Sith

post-imageI can’t get involved! I’ve got work to do! It’s not that I like the Empire, I hate it, but there’s nothing I can do about it right now. It’s such a long way from here. Leave that to me. Send a distress signal, and inform the Senate that all on board were killed. I’m surprised you had the courage to take the responsibility yourself. No! Alderaan is peaceful. We have no weapons. You can’t possibly…

Your eyes can deceive you. Don’t trust them. He is here. What?! Hokey religions and ancient weapons are no match for a good blaster at your side, kid. I’m trying not to, kid.

I’m trying not to, kid. I have traced the Rebel spies to her. Now she is my only link to finding their secret base. He is here. You are a part of the Rebel Alliance and a traitor! Take her away! Dantooine. They’re on Dantooine.

 

Still, she’s got a lot of spirit. I don’t know, what do you think? What!? I don’t know what you’re talking about. I am a member of the Imperial Senate on a diplomatic mission to Alderaan– What good is a reward if you ain’t around to use it? Besides, attacking that battle station ain’t my idea of courage. It’s more like…suicide.

Hey, Luke! May the Force be with you. Kid, I’ve flown from one side of this galaxy to the other. I’ve seen a lot of strange stuff, but I’ve never seen anything to make me believe there’s one all-powerful Force controlling everything. There’s no mystical energy field that controls my destiny. It’s all a lot of simple tricks and nonsense. Remember, a Jedi can feel the Force flowing through him. He is here. Ye-ha! I have traced the Rebel spies to her. Now she is my only link to finding their secret base.

You don’t believe in the Force, do you? Obi-Wan is here. The Force is with him. I call it luck. Look, I can take you as far as Anchorhead. You can get a transport there to Mos Eisley or wherever you’re going. What?! The Force is strong with this one. I have you now.

 

[tie_full_img]9FybtVFNSEOxogGzIvHJ_IMG_2226[/tie_full_img]

 

[padding right=”5%” left=”5%”]

Hey, Luke! May the Force be with you. Kid, I’ve flown from one side of this galaxy to the other. I’ve seen a lot of strange stuff, but I’ve never seen anything to make me believe there’s one all-powerful Force controlling everything. There’s no mystical energy field that controls my destiny. It’s all a lot of simple tricks and nonsense. Remember, a Jedi can feel the Force flowing through him. He is here. Ye-ha! I have traced the Rebel spies to her. Now she is my only link to finding their secret base.

[divider style=”dotted” top=”20″ bottom=”20″]

Oh God, my uncle. How am I ever gonna explain this? Look, I ain’t in this for your revolution, and I’m not in it for you, Princess. I expect to be well paid. I’m in it for the money. A tremor in the Force. The last time I felt it was in the presence of my old master.

All right. Well, take care of yourself, Han. [highlight color=”orange”]I guess that’s what you’re best at,[/highlight] ain’t it? Alderaan? I’m not going to Alderaan. I’ve got to go home. It’s late, I’m in for it as it is. The plans you refer to will soon be back in our hands.
[/padding]

 

WOW, Nice photo !
WOW, Nice photo !

I need your help, Luke. She needs your help. I’m getting too old for this sort of thing. Oh God, my uncle. How am I ever gonna explain this? Hey, Luke! May the Force be with you. No! Alderaan is peaceful. We have no weapons. You can’t possibly… As you wish. Look, I can take you as far as Anchorhead. You can get a transport there to Mos Eisley or wherever you’re going.

I suggest you try it again, Luke. This time, let go your conscious self and act on instinct. Dantooine. They’re on Dantooine. You’re all clear, kid. Let’s blow this thing and go home! I’m surprised you had the courage to take the responsibility yourself. I’m trying not to, kid.

I care. So, what do you think of her, Han? Don’t underestimate the Force. I don’t know what you’re talking about. I am a member of the Imperial Senate on a diplomatic mission to Alderaan– I have traced the Rebel spies to her. Now she is my only link to finding their secret base.

You’re all clear, kid. [highlight color=”green”]Let’s blow this thing and go home![/highlight] But with the blast shield down, I can’t even see! How am I supposed to fight? Alderaan? I’m not going to Alderaan. I’ve got to go home. It’s late, I’m in for it as it is.

Tagged :

Yeryüzünde Sıcaklığın Dağılışını Etkileyen Faktörler

1. Güneş Işınlarının Düşme Açısı
(Güneş ışınlarının atmosferde aldığı yol)

Güneş ışınları bir yere ne kadar dik açıyla düşerse sıcaklık değerleri de o kadar yüksek olur. Çünkü dik açıyla gelen ışınlar daha dar alanları ısıtmaktadır.

Güneş ışınlarının düşme açısı dünyanın şekli, eksen eğikliği, günlük hareketi ve eğime bağlı olarak değişir.

a. Dünyanın Şekli: Ekvator’dan kutuplara doğru gidildikçe güneş ışınlarının geliş açısı küçülür.
b. Eksen Eğikliği: Dünyanın güneş etrafındaki dönüşüne bağlı olarak yıl içinde yarımkürelere farklı açılarla düşer.
c. Günlük Hareket: Dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüşüne bağlı olarak sabah ve akşam dar açılarla düşerken, öğle vakti daha dik açıyla düşer.
d. Bakı ve Eğim: Güneşe bakan yamaçlar güneş ışınlarını daha dik açıyla alırlar.

2. Güneşlenme Süresi

Güneşlenme süresi uzadıkça atmosferdeki ısı birikimi artacağı için sıcaklık da artar.

Gün içinde en yüksek sıcaklıkların öğleden birkaç saat sonra olması bununla ilgilidir. En soğuk zaman ise güneşin doğmasından önceki andır.

3. Yükselti

Atmosfer yerden yansıyan ışınlarla ısındığı için yerden yükseldikçe her 200 metrede 1 ºC sıcaklık azalır.

Sıcaklığın Deniz Seviyesine İndirgenmesi:

Soru: 1200 metre yükseltideki A noktasının sıcaklığı 18ºC olarak ölçülmüştür. A noktasının deniz seviyesine indirgenmiş sıcaklığı kaç derecedir?

1200 / 200 = 6 18 + 6 = 24 ºC

4. Kara ve Denizlerin Dağılışı

Karalar daha çabuk ısınır ve daha çabuk soğurken, denizler geç ısınır, geç soğurlar.

Ayrıca karalar denizlerden yazın daha sıcak, kışın ise daha soğuk olurlar.

Kuzey yarım kürede karalarda en sıcak ay Temmuz, en soğuk ay ise Ocak’tır. Buna karşın denizlerde en sıcak ay Ağustos, en soğuk ay Şubat’tır.

Kuzey yarım kürede karalar daha fazla yer kapladığından sıcaklık ortalamaları ve farkları güney yarımküreden daha fazladır.

[writer_slider attachment_ids=”1081,1083″]

5. Nem

Atmosferdeki su buharına nem denir.

Nemin fazla olduğu yerlerde aşırı ısınma ve soğuma görülmez. Bu nedenle günlük ve yıllık sıcaklık farklılıkları azdır.

Kış aylarında havanın bulutlu olduğu günler, bulutsuz günlere göre daha ılık geçer. Çünkü bulutlu günlerde yerin ısı kaybı daha az olur, bulutsuz günlerde ise fazla olur, bu durumda ayaz meydana gelir.

6. Okyanus Akıntıları

Okyanuslarda suyun kütle halinde bir yerden başka bir yere hareket etmesine okyanus akıntısı adı verilir.

Ekvator çevresinden gelen sıcak su akıntıları geldikleri yerde sıcaklığı arttırırken, kutuplardan gelen soğuk su akıntıları sıcaklığı düşürür.

7. Rüzgarlar

Ekvator çevresinden esen rüzgarlar sıcaklığı arttırırken kutup çevrelerinden esen rüzgarlar sıcaklığı düşürür.

8. Bitki Örtüsü

Bitki örtüsünün gür olduğu alanlar nemli ortamlar olduğu için ormanlar gündüz aşırı ısınmayı, gece aşırı soğumayı önler.

Tagged : /

Yerel Saat Hesaplama Örnekleri

Aşağıda yerel saatlerle ilgili birkaç soru örneği verilmiştir.

1. 30º Doğu Meridyeninde yerel saat 14:00 iken 45º Doğu Meridyeninde yerel saat kaçtır?

Cevap: 45º Doğu Meridyeni daha doğudadır, bu nedenle burada yerel saat daha ileri olmak zorundadır. Bu nedenle iki meridyen arası zaman farkını bulup 30º Doğu Meridyeninin yerel saati ile toplayacağız.

45 – 30 = 15 (meridyen farkı)

15 x 4 = 60 dakika = 1 saat (zaman farkı)

14:00 + 01:00 = 15:00 (45º Doğu Meridyeninin yerel saati)

2. 10º Batı Meridyeninde yerel saat 20:00 iken 20º Doğu Meridyeninde yerel saat kaçtır?

Cevap: İki merkez de farklı yarı kürelerde olduğu için zaman farkını hesaplarken her ikisinin değeri toplanacaktır. 10º Doğu Meridyeni daha doğuda olduğu içinde 10º Batı Meridyeninin yerel saatine eklenecektir.

10 + 20 = 30 (meridyen farkı)

30 x 4 = 120 dakika = 2 saat (zaman farkı)

20:00 + 02:00 = 22:00

3. 150º Doğu Meridyeninde yerel saat 18:00 olduğunda 50º Batı Meridyeninde yerel saat kaçtır?

Cevap: Verilen değerler iki farklı yarım kürededir. Biliyorsunuz eğer yarım küreler aynı ise büyük olandan küçük olan çıkarılarak meridyen farkı bulunur. Farklı ise toplanır. Burada meridyen farkını bulmak için toplama işlemi yapıyoruz.

150 + 50 = 200 (meridyen farkı)

200 x 4 = 800 dakika = 13 saat 20 dakika (zaman farkı)

18:00 – 13:20 = 4:40

4. 30º Doğu Meridyeninde yerel saat 16:00 iken hangi meridyende yerel saat 22:00’dır?

Cevap: Zaman farkından yola çıkarak meridyen farkını bulacağız.

22:00 – 16:00 = 6 saat = 360 dakika (zaman farkı)

360 / 4 = 90 (meridyen farkı)

Meridyen farkını hesaplarken iki meridyen arası zaman farkının 4 dakika olmasından yola çıktık ve zaman farkını 4’e böldük.

22:00, 16:00’dan ileri bir saattir. Bu durum bize belirtilen yerin daha doğuda olduğunu gösteriyor. Bu nedenle toplayacağız.

30 + 90 = 120º Doğu Meridyeni

5. 45º Doğu Meridyeninde bulunan Iğdır’da tam öğle vaktinde hangi meridyende yerel saat 11:40’dır?

Cevap: Tam öğle vakti sorularında dikkate almamız gereken saat 12:00 dır. Çünkü yerel saatle 12:00 da güneş en dik konumdadır.

12:00 – 11:40 = 20 dakika (zaman farkı)

20 / 4 = 5 (meridyen farkı)

Bize sorduğu meridyenin yerel saati daha geride olduğu için çıkarma işlemi yapacağız.

45 – 5 = 40º Doğu Meridyeni

6. 50º Batı Meridyeninde yerel saat 22:00 günlerden Perşembe’dir. 50º Doğu Meridyeninde gün ve yerel saat nedir?

Cevap: Bu tarz sorularda eğer sonuç 24 saatten fazla çıkıyorsa yeni güne girilmiş; 0 saatten az çıkıyorsa bir gün öncesidir.

50 + 50 = 100 (meridyen farkı)

100 x 4 = 400 = 6 saat 40 dakika (zaman farkı)

22:00 + 06:40 = 28:40 = 04:40 (yeni güne girildiği için gün Cuma’dır)

7. 80º Doğu Meridyeninde Salı günü yaşanmakta, yerel saat 01:00’dır. Peki 20º Doğu Meridyeninde yerel saat kaçtır?

Cevap: Sırasıyla meridyen farkını, zaman farkını bulup daha batıda olduğu için 80º Doğu Meridyeninin yerel saatinden çıkarıp saati, buna bağlı günü bulacağız.

80 – 20 = 60 (meridyen farkı)

60 x 4 = 240 = 4 saat (zaman farkı)

01:00 – 04:00 = 21:00 (bir önceki güne geldik, bu nedenle gün Pazartesi’dir)

ALIŞTIRMALAR

Meridyen farkı bulmak:

a) 30º Doğu ile 45º Doğu arasındaki fark 45 – 30 = 15 dir.

b) 50º Batı ile 25º Batı arasındaki fark 50 – 25 = 25 dir.

c) 20º Batı ile 30º Doğu arasındaki fark 20 + 30 = 50 dir.

Görüldüğü üzere yarım küreler farklı ise topladık, aynı ise büyükten küçüğü çıkardık.

Zaman farkı bulmak:

Çıkan fark 4 ile çarpılır

a) 30º Doğu ile 60º Doğu arasında zaman farkı (60 – 30) * 4 = 120 dakika

b) 10º Batı ile 20º Doğu arasındaki zaman farkı (10 + 20) * 4 = 120 dakika

Saatleri birbirinden çıkarmak:

Çıkarma işlemi yaparken saatler birbiriyle dakikalar birbiriyle çıkarılır. Eğer dakikalar çıktığında sonuç negatifse bir saat siler ve dakikaya 60 ekleriz.

a) 04:20 – 01:40 = 03:80 – 01:40 = 02:40

b) 22:10 – 18:20 = 21:70 – 18:20 = 03:50

Toplama işleminde ise dakika 60’ı geçtiyse saate 1 ekler dakikadan 60 çıkarırız.

a) 01:30 + 02:40 = 03:70 = 04:10

Dakika hiçbir zaman 60 ve üzeri, saat hiçbir zaman 24 ve üzeri olamaz.

Tagged : /

Akarsular

1. Akarsular

            Yeryüzünde hareket eden su kütlelerine akarsu denir. Akarsular boyutlarına göre büyükten küçüğe doğru dere, çay ve ırmak adlarını alırlar.

            Akarsuların sularını topladığı alana havza, havza sınırına ise su bölümü çizgisi denilmektedir. Eğer bir akarsu sularını denize ulaştırıyorsa açık havza, ulaştıramıyorsa kapalı havza olarak nitelendirilir. Kapalı havzalarda sular genellikle bir gölde son bulurlar.

            Bir akarsuyun ortaya çıktığı, beslendiği bölümüne kaynak; denize, göle veya başka bir akarsuya döküldüğü kısma ağız; akışın gerçekleştiği çukurluğa ise yatak adı verilir.

Akarsu Rejimi:

            Akarsuyun yıl içinde ve yıllar arasında gösterdiği seviye değişimlerine akarsu rejimi denir. Akarsu yıl içinde eğer az değişken bir akım özelliği gösteriyorsa buna düzenli rejim denir. Eğer akım değişkenlik gösteriyorsa da buna da düzensiz rejimdenir.

Akış Hızı ve Akarsu Debisi:

Akarsudan geçmekte olan kütlenin birim zamanda katettiği yol akarsu hızını gösterir.

Akış hızı;

v  Eğim

v  Su miktarı

v  Yatak genişliği

v  Taşınan yük miktarı

v  Bitki örtüsü

v  Kayaçların geçirgenliği

gibi faktörlere göre değişir.

Bir akarsuyun belli bir kesitinden saniyede geçen su miktarına akım veya debi denir.

Debi;

v  Havzanın genişliği

v  Havzaya düşen yağış miktarı

v  Bitki örtüsü

v  Beslenme kaynaklarının türü

v  Sıcaklık

gibi faktörlerden etkilenmektedir.

Akarsuyun içindeki materyaller (alüvyonlar) dört şekilde taşınır:

à Sıçrayarak                à Yuvarlanarak

à Sürüklenerek                        à Akan Su İle Birlikte

Akarsular iki yolla şekil oluşturur:

            à Aşındırma              à Biriktirme

Akış hızlı                       Akış yavaş

Derine aşındırma           Yana aşındırma

Dik yamaçlı vadi            Yatık yamaçlı vadi

V tipi vadi                     Tabanlı vadi

Eğim fazla                     Eğim az

Akarsular yatağını üç yönde aşındırır:

  1. 1.    Derine Aşındırma: Yatağını deniz seviyesine indirmeye çalışır.

ü  Bu aşındırma akarsu denge profiline (deniz seviyesine) ulaşıncaya kadar devam eder.

ü  Akarsuyun yatağını derine doğru aşındırabileceği son seviyeye taban seviyesi denir.

  1. 2.    Yana Aşındırma: Eğimin azaldığı yerlerde salınımlar yaparak yatağın yanlarını aşındırması.
  2. 3.    Geriye aşındırma: Akarsu vadisi derinleştikçe geriye doğru da aşındırma yapar. Bu olay sonucu boyları daha da uzar.

Akarsuların oluşturduğu yer şekilleri aşındırma ve biriktirme şekilleri olarak iki grupta incelenir.

Tagged :

Bitki Örtüsünü Etkileyen Faktörler

1. İklim: İklim koşulları bitkilerin oluşum, gelişim ve yayılım özelliklerini doğrudan etkileyen en önemli faktördür.

ü  Sıcaklık: Sıcaklık değerlerinin düşük olduğu yerlerde bitki gelişimi zordur. Toprağın donmuş halde olması bitkinin beslenmesini engellediği gibi soğuk koşullar besin dolaşımını da olumsuz yönde etkiler. Yüksek sıcaklık değerleri ise buharlaşmayı şiddetlendirerek hem bitkilerin topraktan su yoluyla beslenmesini engeller hem de bitkinin sürekli su kaybetmesine yol açar.

ü  Yağış: Bitkilerin oluşabilmesi, beslenebilmesi ve varlığını sürdürebilmesi için yağış olmazsa olmaz bir faktördür. Yağışlı alanlarda bitki örtüsü daha sık ve yoğun, kurak alanlarda ise seyrek ve cılızdır.

ü  Rüzgar: Bitkilerin besin çevrimini sürdürebilmesi için havadaki karbondioksit ve oksijene ihtiyaçları vardır. Rüzgar belirli bir ölçüdeki bitki gelişimini olumlu yönde etkiler. Ancak şiddetli rüzgar bitki gelimini bozucu etki yapmaktadır.

 

2. Yer Şekilleri: Yer şekillerinin düz veya engebeli olması, eğim ve bakı gibi faktörler bitkiler üzerinde etkilidir.

ü  Eğim: Eğim değerlerinin yüksek olduğu yamaçlarda tohumların filizlenmesi süpürülmeden dolayı zordur. Toprak kalınlığının fazla olduğu az eğimli alanlarda ise tohum transferi daha kolay gerçekleşir. Çukur ve çöküntüler bitkiler için yaşam koşullarının kolay olduğu sığınaklardır.

ü  Bakı: Güneş veya denize bakan yamaçlar bitki örtüsünün gelişimi için daha elverişlidir. Güneş gören yamaçarda bitkiler daha erken olgunlaşır. Denize bakan yamaçlar ise daha fazla yağış aldığından dolayı buradaki bitkiler daha gürdür.

3. Yükselti: Yükseklik arttıkça sıcaklık değerleri azalır ve belirli bir seviyeye kadar yağış miktarı artar. Buna bağlı olarak yükseltinin arttığı dağlık alanlarda bitki topluluklarının kendi içinde katlaştığı görülür.

4. Toprak Yapısı: Bitkinin en temel beslenme kaynağı topraktır. Bu nedenle toprağın fiziksel ve kimyasal özellikleri bitkiler üzerinde doğrudan etkilidir. Kayalık ve toprak örtüsünden yoksun arazilerde bitki örtüsü görülmez. Benzer şekilde toprak örtüsünün çok sıkı olduğu killi araziler ile aşırı tuzlu topraklarda da bitki oluşumu oldukça zordur.

5. Biyolojik Faktörler: Canlılar bitki örtüsünün varlığını hem olumlu hem de olumsuz yönde

etkileyebilirler. Arıların ve çeşitli böcek türlerinin döllenmeyi hızlandırması, memelilerin tohumları nakletmesi, insanların farklı bölgelere yeni bitkiler taşıması olumlu etkilere örnek verilebilir. Diğer taraftan insan etkisiyle bitki örtüsünün yok edilmesi, tarla açma, yol yapımı, orman yangınları, aşırı hayvan otlatma gibi etkinlikler bitki örtüsüne büyük zarar vermektedir.

Tagged : /

Akarsu Biriktirme Şekilleri

1. Irmak Adası

Eğimin azaldığı yerde akarsuyun taşıdığı materyalleri üzerinde biriktirmesiyle oluşan adacıklardır.

2. Birikinti Konisi

Yüksek bir alandan kaynağını alan akarsu eğimin azaldığı yerde taşıdığı materyalleri biriktirir. Bunun sonucunda oluşan yer şekline birikinti konisi denir.

4. Dağ Eteği Ovası

Dağlık arazilerin yanlarındaki ovalarda oluşan birikinti konilerinin birleşmesiyle ortaya çıkar.

4. Dağ İçi Ovası

Birbirine karşı iki dağ arasında bulunan bir akarsuya doğru akan akarsuların oluşturduğu birikinti konilerinin birleşmesiyle oluşmuş ovalardır.

5. Taban Seviyesi Ovası

Kara içine sokulan bir körfezin akarsular tarafından alüvyonlarla doldurulmasıyla ortaya çıkan ovalardır.

6. Delta Ovası

Akarsuların taşıdıkları materyalleri deniz kıyısında biriktirmesi ile oluşan kıyı ovalarıdır.

Delta oluşması için; kıta sahanlığı geniş, gelgit etkisi az, akarsuyun bol alüvyon taşıyor olması gereklidir.

Türkiye’deki akarsular çoğunlukla delta oluşturmuştur.

Tagged : /

Akarsu Aşındırma Şekilleri

1. Çağlayan (Şelale)

Akarsu yatağı üzerinde bulunan basamaklara çağlayan denir.

2. Dev Kazanı

Çağlayanların döküldüğü yerde oluşturdukları çukurluklara dev kazanı denir.

3. Vadiler

Akarsuyun içinde aktığı ve deniz veya taban seviyesine doğru sürekli alçalan oluğa vadi denir.

Vadiler; Akarsu vadisinde yer alan kayaçların yapısına, yer şekillerinin özelliklerine ve akarsuyun aşındırma gücüne göre farklı şekiller alırlar.

a. Çentik Vadi

Akarsuların kaynak kısmına yakın yerlerde görülen V harfi şeklinde dar ve derin vadilerdir.

Yükselmiş alanlarda ilk olarak çentik vadiler görülür. Bu nedenle toptan yükselmiş olan Türkiye’de fazla rastlanır.

 b. Boğaz Vadi

Genellikle dağlık alanları ikiye bölen dar ve derin vadilerdir. Tabanları yoktur, yamaçlarında eğim ve derine doğru aşındırma fazladır.

 Ülkemizde Toros ve Kuzey Anadolu Dağları’nı aşan akarsular genellikle bu özelliktedir.

c. Yatık Yamaçlı Vadi (Asimetrik Vadi)

Farklı sertlik özelliğine sahip kayaçların sınırında akan akarsular yumuşak yamaçları kolay aşındırırken, sert yamaçları zor aşındırır. Bu şekilde oluşmuş vadilere denir.

d. Kanyon Vadi

Sert ve yumuşak kayaçların alt alta sıralandığı alanlarda görülen basamaklı yapıdaki vadilerdir.

Türkiye’de Akdeniz Bölgesi’nde yaygındır.

e. Menderes

Akarsuların eğimi azaldığında hızı da azalır ve taşıdığı materyalin bir kısmını bırakmak zorunda kalır. Azalan enerjisine bağlı su kıvrımları oluşturarak akar. Bu tip vadilere menderes denir.

Mendereslerin bu salınımları ovaların sürekli olarak alüvyonlarla beslenmesini sağlar, bu da ovada verimi arttırır.

NOT: Hem biriktirme hem aşındırma yapılmaktadır. Biriken kısma yığınak, aşınan kısma çaprak denir.

f. Geniş Tabanlı Vadi

Akarsuyun yatak eğiminin azaldığı daha çok aşağı kesimlerinde görülen ve yana aşındırmanın fazla olduğu vadilerdir.

Bu tip vadiler zamanla akarsu boyu ovalarına dönüşür.

g. Seki (Taraça)

Vadi yamaçlarında görülen ve eski akarsu yatağını gösteren basamaklara seki denir.

Geniş tabanlı bir vadi tektonik olarak yükselirse yatağını yeniden kazmaya başlar. Böylece eski akarsu yatağı basamak halinde yüksekte kalır.

NOT: Seki oluşabilmesi için tektonik bir yükselme, deniz seviyesinde değişme ve farklı sertlikteki kayaçların yatay sıralanışı gereklidir.

 4. Kırgıbayır (Badlands)

 Kolay aşınabilen kil, kum veya tüflerden oluşmuş arazinin küçük dere yataklarınca aşındırmasıyla oluşur.

Parçalı ve yarılmış bir görünüme sahip olup ülkemizde Ürgüp – Göreme çevresinde rastlanır.

5. Peribacası

Volkanik patlamalar sırasında hem yumuşak hem sert kayaçlar araziye savrulur. Tüfler akarsularca kolay aşınırken kaya parçaları zor aşınır. Bunun sonucunda da şemsiye görünümlü tepeler ortaya çıkar. Bu tepelere peribacası denir.

Ülkemizde Ürgüp – Göreme civarında görülmektedir.

6. Plato

Akarsular tarafından derince yarılmış geniş düzlüklere plato denir.

Platolar tektonik olarak yükselen arazilerdeki akarsuların yeniden derine doğru aşındırma yapmasıyla ortaya çıkar.

7. Aşınım Yüzeyi (Peneplen)

Uzun zaman boyunca aşındırma sonucunda fazla yüksek olmayan hafif dalgalı düzlüklerdir.

Tagged : /

Roma Uygarlığı

Roma İtalya’da bir şehir adı olmasına rağmen, “Roma Uygarlığı” denince bütün Akdeniz kavimlerinin ortak tarihleri ve uygarlıkları akla gelmelidir. Çünkü Akdeniz çevresi Romalıların yönetimi altına girecektir.

• Tarihte Akdeniz kıyılarını ilk kez yönetimi altına alarak, büyük bir imparatorluk kuran Romalılardır.

İtalya Yarımadasına, Yontma Taş Devri’nden itibaren yerleşim başlamıştır. M.Ö. 3000 yıllarından itibaren İtalikler, İllirler M.Ö. 1000 yıllarından sonra da bölgeye Etrüskler geldiler. Etrüskler İtalya’ya kent kültürünü getirmişlerdir. İtalya’ya son gelenler, Galler ve Keltler olmuştur.

Roma kentini kuranlar, Latium bölgesinde oturan Latinlerdir. M.Ö. III. yüzyılda İtalya birliği sağladılar. M.Ö. II. yüzyıldan itibaren, Akdeniz çevresinde egemenlik kurdular. M.Ö. I. yüzyılda, batıda Atlas Okyanusu’ndan doğuda Fırat Irmağı’na kadar bütün Akdeniz ülkeleri, Roma İmparatorluğu’nun sınırları içerisinde yer aldı.

Kavimler Göçünün başlamasıyla, Roma İmparatorluğu 395 yılında ikiye ayrıldı. 476 yılında Batı Roma İmparatorluğu yıkıldı. Doğu Roma ise, Osmanlı Padişahı Fatih tarafından sona erdirildi. (1453)

1. İmparatorluğu ilk devirlerde, Senato denilen İhtiyarlar Meclisi’nin önerdiği ve Kuria adını taşıyan Halk Meclisi’nin seçtiği kral yönetirdi. Kral yapacağı işleri senatoya danışırdı. Cumhuriyet devrinde, Senatonun seçtiği iki konsül Roma’yı yönetmiştir. Konsüller, görevlerinin sonunda senatoya hesap verirlerdi. Roma’nın bunalımlı yıllarında, diktatör denilen bir Roma’lı altı aylığına yönetimi eline alırdı. Diktatör yaptığı işlerden sorumlu değildi. Kuria meclisi Cumhuriyet döneminde Kenturia adını aldı. Meclisler, İmparatorlar zamanında da olmakla beraber, eski önemlerini yitirdiler.

2. Roma’da çeşitli halk sınıfları oluşmuştu. Bunlar;

a) Patriciler: Geniş toprakları bulunan ve vatandaşlık hukukuna sahip olan mecliste oy hakkı bulunan sınıftır.
b) Plebler: Ticaret, mülkiyet gibi bazı haklara sahip özgür bir sınıftır. Yalnız askere alınmaz ve oy kullanmazlardı.
c) Yanaşmalar ve köleler: Vatandaşlık hukukunun bir kısmını değişik nedenlerle kaybetmişlerdir. Bir aile reisinin yanında çalışır ve onlara hizmet ederlerdi. Bunlara yanaşma denirdi. Kölelerin hiçbir hakları yoktur.

Patrici – Pleb mücadelesi sonucu, plebler, Patricilere denk hale gelmişlerdir.

3. Romalılar eğlenceye düşkündür. Eğlencelerinin en ünlüleri araba yarışları, kanlı gladyatör döğüşleri ve hayvanların parçaladığı insanları seyretmektir.

4. Romalıların kullandıkları dil Latincedir. Bu dilin gelişmesinde, Romalıların Yunanlılardan alarak geliştirdikleri alfabenin etkisi büyüktür.

• Fenikelilerin kullandıkları ilk alfabe Roma uygarlığı geliştirilerek, bugün kullandığımız Latin Alfabesinin çıkması sağlanmıştır.

5. Güneş takviminin gelişmesine katkıda bulunmuşlardır.

6. Roma edebiyatı, Yunan edebiyatının etkisinde gelişmiştir. Romalılar daha çok söz söyleme sanatı ve tarih yazıcılığında ilerlemişlerdir. Bu ilerlemede cumhuriyet yönetiminin etkisi büyüktür. İlk Roma yazarları daha çok hatip ve tarihçidir. Çiçeron ve Çesar bu alanda önde gelen isimlerdi. İmparatorlukla birlikte edebiyat da gelişti. Virgilius ve Horatius ünlü şairlerdendir. Titus – Livius ve Takitus ünlü tarihçilerdendir.

7. Başlangıçta yazılı kanunları yoktu. Roma’da ilk kanunlar, M.Ö. V. yüzyılda düzenlenen Oniki Levha Kanunlarıdır. Bu kanunlar Patrici – Plep mücadelesi sonucu hazırlanan ve Pelplere haklar veren sosyal nitelikli kanunlardır. Roma’da baba ailenin reisiydi. Ölünceye kadar sözü dinlenirdi. Aile reisi suç islediğinde oğlunu bile öldürebilirdi. Roma hukuku, tam vatandaşlık hakkı bulunanlara uygulanırdı. Özgür Roma vatandaşlarına, ayrı kanunlar uygulanıyordu. M.S. II. ve III. yüzyıllarda Roma hukuku gelişti. Günümüz Avrupa kanunlarına, son devir Roma hukuku kaynaklık etmiştir.

• Bugün Avrupa ve Türkiye’de uygulanan kanunların kaynağı Roma hukukudur.

8. Roma sanatı, Yunan sanatından etkilenmiştir. Birçok heykel yapılmış olmakla birlikte, en geliştikleri alan mimarlıktır. Anadolu’da birçok tiyatro binası bunlardan kalmıştır. Antalya Aspendos, Söke, Didim Tiyatrosu en ünlülerindendir. İstanbul’da su kemeri (Bozdoğan Kemeri), Çemberlitaş, Ankara’daki Avgustus Tapınağı ve Roma Hamamı önemli eserleridir. Romalılar resim ve heykeltıraşlıkta Yunan ve Helen heykelleri kadar doğal eserler yapamamışlardır.

Romalılar Döneminde Hıristiyanlık

Hz. İsa, Avgustus zamanında Filistin’de Nasıra kabasında doğdu. Aslı Yahudi idi. Hıristiyanlar babasının Tanrı olduğuna inanırlar. Filistin Romalıların elindeydi. İsa, otuz yaşında dinini yaymaya başlayınca, Kudüs’teki Musevi’ler kendisini Roma valisine şikayet ettiler. Yeni bir hükümet kurmak ve din yaymak suçlarından çarmıha gerilerek öldürüldü.

Hz. İsa’nın babasız dünyaya gelmesi, sonraları büyük tartışmalara neden olmuştur. Hıristiyanlar İsa’nın “İnsanlık” ve “tanrılık” olmak üzere iki cevherinin varlığına inanmışlardır. Ayrıca baba, oğul, ve ruh olmak üzere, üçlemeye (teslis) inandıklarından çeşitli Hıristiyanlık mezhepleri ortaya çıkmıştır.

Bu din, I. yüzyıldan itibaren özellikle yoksul halk arasında çok yayılmıştır. Zaman geçtikçe, asil Romalılar arasında da taraftar bulmaya başladı. Hıristiyanlığın hızlı gelişimi, özellikle imparator Neron tarafından engellenmeye çalışıldı. Birçok hıristiyana, yırtıcı hayvanlara parçalattırılarak, işkence yapıldı. Hıristiyanlık sınıf ve rütbe farkı kabul etmediği için, bütün baskılara rağmen çok gelişti.

Tek tanrı inancını getirdiği için, İlkçağ dinlerinden farklıdır. Hatta Musevilik, bir ulusun dini olarak görüldüğünden bu dinden de farklıdır. Bu din Roma’nın dini ve sosyal yapısın değiştirdiğinden iç savaşa neden oldu. Bu dinin varlığını kabul eden ilk Roma İmparatoru Konstantinus’tur. Milano Fermanıyla Hıristiyanlığın serbest olduğu duyuruldu (313). Hıristiyanlık 1381 yılında devletin resmi dini oldu.

9. Romalılar; Anadolu’da Mısır ve İran savaşlarında kullanmak üzere yollar yapmışlardır. Orduların ilerlemelerini böylece kolaylaştıracaklardır.

• Hıristiyanlıkta ruhban sınıfının varlığı, kilisenin misyonerlik faaliyetlerine hız kazandırması. bu dinin yayılmasının Hıristiyanlarca amaç edinilmesi, diğer dinlere göre daha çok yayılmasında etkili olmuştur.

Tagged : /