Ülkemizde Madenlerin çıkartıldığı bölgeler

Ülkemizdeki Madenler 

Madenler
Türkiye madenler bakımından zengin bir ülkedir. Ayrıca bazı madenler bakımından dünyanın önemli ülkeleri arasındadır. Türkiye’nin madenlerinin tamamı henüz belirlenmemiştir. Her yıl yeni maden yataklarının bulunması bunun kanıtıdır.
Ülkemizin madenciliğinin şu andaki üretimi, tümüyle kendi endüstri kuruluşlarımızın gereksinimine yönelik değildir. Bir kısmı ham olarak ya da yarı işlenmiş halde dışarı satılmaktadır.
Bir madenin işletilmesinin karlı olabilmesi için; “cevher oranı” Yedekleriyle birlikte belirtilen miktarı fazla olmalıdır.
Anadolu, madenciliğin eskilere dayandığı bir yerdir. Ancak cumhuriyetin ilanından sonra kurulan maden teknik ve arama (M.T.A) enstitüsü, madenciliğimizi ciddi biçimde ele alınmasına yönelik olan bir kuruluştur. Bu kuruluş, arama çalışmaları gerçekleştirirken yine cumhuriyet döneminde kurulan ETİBANK, işletme ve pazarlama işlerini yürütmeye başlamıştır. Bu devlet kuruluşlarından başka, özel sektör kuruluşları da bulunmaktadır.
Continue reading “Ülkemizde Madenlerin çıkartıldığı bölgeler”

Tagged : /

MADENLERİN KULLANILDIĞI YERLER

Alçıtaşı:İnşaat, kimya, çimento, tarım, tıp sanayilerinde ve radyoaktif artıkların örtülmesinde,

Altın:Kuyumculuk, diş hekimliği , endüstri alaşımlarında, para yapımında, iletken yapımında,

Pallladyum, platinyum, gümüş altının yerini kullanılabilmektedir.

Aluminyum:En önemli kullanım alanıelektrik iletimidir.Bakır, elektrik ile ilgili kullanım alanlarında, magnezyum, titanyum ve çelik yapı ve yer taşıma sistemlerinde, değişik metal bileşimleri, tahta ve çelik inşaat sektöründe,

Alunit:Gübre, çimento, seramik, şap, şeker, boya, kağıt, ilaç, sanayilerinde.

Antimuan: Kablo kaplama, döküm, folyo, havai fişek, seramik, cam, özel alaşımlı çelik, ateşe dayanıklımadde ve askeri malzeme yapımında, akü üretiminde,

Krom, titanyum, çinko, zirkonyum ile olan bileşikleri boyada pigment ve sır malzemesi olarak, kadmiyum, bakır, seletit, streonsiyum bileşikleri kurşunun serleşmesinde, organik bileşikleri yanmayı geciktirici olarak kullanılır.
Continue reading “MADENLERİN KULLANILDIĞI YERLER”

Tagged :

Siyasi Coğrafya

“Siyasî Coğrafya” terimi, “Siyasî” ve “Coğrafya” kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. Bu nedenle bu iki kelimenin ayrı ayrı anlamlarını açıklamak ve daha sonra siyasi coğrafya terimi üzerinde ayrıntılı bir şekilde durmak gerekir.
Siyasî; Arapça kökenli bir kelime olup, Siyasetle ilgili, siyasal, politik demektir. Siyasal; politika ile ilgili, siyasi, politik. Siyaset; politika, siyasa, devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış demektir.

Coğrafya ise; yeryüzünün tamamı ve bir parçası üzerinde, doğal, beşerî ve ekonomik olayların dağılışını, aralarındaki bağlantıları, sebep ve sonuçlarını inceleyen bir bilimdir.
Siyaset ve Coğrafya kelimelerinin birleştirilmesi ile oluşturulan Siyasî Coğrafya ise; Dünyanın tamamında veya bir bölgesinde ya da ülkesinde, doğal, beşerî ve ekonomik olayların dağılışını, aralarındaki bağlantılarını, sebep ve sonuçlarını inceleyerek, devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış belirleyen bir bilimdir. Continue reading “Siyasi Coğrafya”

Tagged : /

Yeryüzündeki Deniz ve Körfezler

  • Baffin Körfezi
  • St. Lawrence Körfezi
  • Fundy Körfezi
  • Karayip Denizi
  • Meksika Körfezi
  • Sargasso Denizi
  • Kuzey Denizi
  • Baltık Denizi
  • Orta Baltık Denizi
  • Bothnia Körfezi
  • Bothnia Koyu
  • Bothnia Denizi
  • Finlandiya Körfezi
  • Hebrides Denizi
  • İrlanda Denizi
  • Celtic Denizi
  • Akdeniz
  • Adriyatik Denizi
  • Marmara Denizi
  • Ege Denizi
  • Mirtoon Denizi
  • Girit Denizi
  • Trakya Denizi
  • Alboran Denizi
  • Karadeniz
  • Azak Denizi
  • Katalan Denizi
  • Ligurian Denizi
  • Tyrrhenian Denizi
  • Sidra Körfezi
  • Biscay Körfezi
  • Gine Körfezi
  •  Arktik Okyanusu Hudson Körfezi
  • James Körfezi
  • Barents Denizi
  • Kara Denizi
  • Beaufort Denizi
  • Amundsen Körfezi
  • Grönland Denizi
  • Norveç Denizi
  • Chukchi Denizi
  • Laptev Denizi
  • Doğu Sibirya Denizi
  • Beyaz Deniz
  • Lincoln Denizi
  •  Hint Okyanusu Kızıl deniz
  • Aden Körfezi
  • Basra Körfezi
  • Umman Körfezi
  • Arabistan Denizi
  • Bengal Körfezi
  • Andaman Denizi
  • Timor Denizi
  • Umman Denizi
  •  Büyük Okyanus Şili Denizi
  • Bering Denizi
  • Alaska Körfezi
  • Salish Denizi
  • Cortez Denizi (Kaliforniya Körfezi)
  • Okhotsk Denizi
  • Japon Denizi
  • Seto Inland Denizi
  • Doğu Çin Denizi
  • Güney Çin Denizi
  • Sulu Denizi
  • Celebes Denizi
  • Bohol Denizi (Mindanao Denizi)
  • Filipin Denizi
  • Camotes Denizi
  • Flores Denizi
  • Banda Denizi
  • Arafura Denizi
  • Timor Denizi
  • Tasman Denizi
  • Sarı Deniz
  • Bohai Denizi
  • Coral Denizi
  • Carpentaria Denizi
  • Bismarck Denizi
  • Solomon Denizi
  • Ceram Denizi
  • Halmahera Denizi
  • Molucca Denizi
  • Savu Denizi
  • Java Denizi
  • Tayland Denizi
  •  Güney Okyanusu Weddell Denizi
  • Ross Denizi
  • Büyük Avustralya Denizi
  • Saint Vincent Körfezi
  • Spencer Körfezi
  • Scotia Denizi
  • Amundsen Denizi
  • Bellingshausen Denizi
  • Davis Denizi
  •  Okyanuslarla bağlantısı olmayan denizler
  • Aral Gölü
  • Hazar Denizi
  • Lut Gölü
  • Taberiye Gölü
  • Salton Denizi
  • Büyük Tuz Gölü
Tagged : /

Okyanuslar ve Kıtalar

KITALAR VE OKYANUSLAR


Dünyanin Yaklasik Olarak 2/3’ünü Sular, 1/3’ünü Karalar(Kitalar) Olusturmaktadir.

A) KITALAR :


Dünyamizin yaklasik % 30’u karalarla kaplidir. Avrupa,Amerika (kuzey,orta,güney), Afrika, Asya, avustralya, antartika kitalari olmak üzere alti kitamiz mevcuttur. Kitalari daglar, ovalar, dereler, göller, nehirler, vs. bulunmaktadir.
Kitalarin Toplam Yüzölçümü;
Kitalarin Yüzölçümü;
Asya : 44.387.000 Km2
Avrupa : 10.532.000 Km2
Kuzey + Orta Amerika : 24.246.000 Km2
Güney Amerika : 17.832.000 Km2
Afrika : 30.319.000 Km2
Avustralya : 8.150.000 Km2
Antartika : 13.500.000 Km2

B ) OKYANUSLAR :


Dünyanin Yaklasik Olarak % 70.5’ini Okyanuslar Kaplamaktadir.
Denizlerin Toplam Yüzölçümü 360.800.000 Km2 ‘Dir.
Okyanuslarimiz Büyüklügüne Göre Sirasiyla;
Büyük (Pasifik) Okyanus : 179.700.000 Km2
Atlas (Atlantik)Okyanusu : 104.500.000 Km2
Hint Okyanusu : 74.900.000 Km2
Okyanuslarimizin Derinliklerine Göre Sirasiyla;
Büyük (Pasifik) Okyanus : 4.028 M.
Atlas (Atlantik)Okyanusu : 3.323 M.
Hint Okyanusu : 897m.

OKYANUSLARIMIZI OLUSTURAN DENIZLERIN YÜZÖLÇÜMLERI VE DERINLIKLERI;

Okyanus Deniz Adi Yüzölçümü (Km2) Derinligi (M)
Büyük (Pasifik) Bering Denizi 2.270.000 1.437
Güney Çin Denizi 2.139.000 1.652
Ohotsk Denizi 1.530.000 838
Dogun Çin Denizi 1.250.000 188
Japon Denizi 1.010.000 1.350
Atlas (Atlantik) Kuzey Buz Denizi 14.100.000 1.205
Kuzey Denizi 580.000 94
Baltik Denizi 420.000 55
Akdeniz 2.965.000 1.429
Hudson Körfezi 1.230.000 1.128
Meksika Körfezi 1.560.000 2.432
Karayip Denizi 1.870.000 3.630
Hint Okyanusu Kizil Deniz 440.000 491
Iran Körfezi 237.000 25

Tagged : / /

Marmara Denizi

Marmara Denizi

Sularının Özellikleri

Marmara Denizi sularının özelliği bakımından, Akdeniz ile Karadeniz arasında bir geçiş özelliği gösterir. Karadeniz’den olan üst akıntı nedeniyle yüzeyde %o 23 tuzluluk oranı, Akdeniz’den olan alt akıntının etkisiyle derinlerde %o 36 civarındadır.

Akıntılar

Akdeniz’in tuzlu suları alt akıntı ile Karadeniz’in az tuzlu suları ise üst akıntı ile Marmara Denizi sularına karışır.

Kıyı Tipi

Marmara Denizi kıyılarında birden fazla kıyı tipi görülmektedir. Örneğin, İstanbul ve Çanakkale Boğazı kıyılarında ria kıyı tipi, İzmit-Yalova arasında enine kıyı tipi, kuzey kıyılarında limanlı kıyı tipi görülür.

17 Ağustos 1999 depreminden sonra kamuoyunda en çok tartışılan konuların başında Marmara Denizi ve Kuzey Anadolu Fayı gelmektedir. Çoğumuza uykusuz geceler, korkulu rüyalar yaşatan Marmara Denizi’ndeki deprem beklentisi üzerinde, deprem sonrasında bilhassa yerbilimciler arasında ateşli ve çoğu zaman da çözümsüz tartışmalar yaşandı. Bu çözümsüzlüğün temelinde ise deniz araştırmaları konusunda bu zamana kadar yeterli veri üretilememiş olması, mevcut kısıtlı verilerin ise nerdeyse tamamının petrol arama kuruluşlarının tekelinde olması ve bunların bölgenin depremselliğini çözecek nitelikte olmaması yatıyordu. Ancak 17 Ağustos 1999 depreminden sonra yapılan araştırmalar Marmara Denizi hakkındaki düşüncelerin giderek berraklaşmasını sağlayacak veriler ortaya koydu. Uluslarası bilim camiasının destek ve katkıları ile bugün Marmara Denizi artık iyi bilinen bir deniz haline geldi.

 

TÜBİTAK koordinatörlüğünde Fransız, İtalyan ve Amerikalı bilim adamları Marmara Denizi’nde araştırmalar yaptılar. Marmara Denizi’nde deprem sonrası ilk araştırmalar MTA Sismik-I ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Çubuklu-I gemileri ile başladı, daha sonra Le Suroit, Odine Finder, Marion Dufraine gibi son derece gelişmiş bilim araştırma gemileri çalıştı. Bu gemiler Marmara Denizi’nin batimetrisi, sismisitesi, çökel dolgunun yaşı, stratigrafisi ve nihayet fay geometrisine yönelik çalışmalar yaptılar. Bu gemilerin elde ettiği veriler halen değerlendirmektedir. Marmara Denizi’nden toplanan çok sayıdaki verinin ancak birkaç yıl içerisinde değerlendirilebileceği tahmin edilmektedir.
Yaklaşık olarak 240 km uzunluğa, 70 km lik bir genişliğe ve 11.500 km2 lik bir alana sahip olan ve Türkiye sınırları içerisinde kalan tek iç deniz olan Marmara Denizi jeolojik açıdan genç bir iç denizdir. Kuzey Anadolu Fayı’nın kuzey kolu, İzmit Körfezinde Marmara Denizi’ne girmekte, Mürefte’de denizden çıkarak Kuzey Ege’ye uzanmaktadır. Denizin çukurluklar içerisinde 1.200 metreyi geçen derinlikteki kuzey yarısı güneydeki 100 metreden daha sığ kıta sahanlığı bölgesinden bariz bir batimetrik eğimle ayrılır. Kuzeydeki derin kesim içerisinde birbirinden eşiklerle ayrılmış üç derin çukurluk bulunur (Şekil 1). Bunlar batıdan doğuya doğru Tekirdağ, Orta Marmara ve Çınarcık çukurluklarıdır. İçleri kalın çökellerle dolu olan ve hala da doldurulmakta olan (Okay vd., 2000) bu çukurluklar birbirinden 600 ile 800 metre derinliğe sahip kuzeydoğu-güneybatı uzanımlı sırtlarla ayrılmıştır. Marmara Denizi’nin güney kesimleri ise sığ bir şelf niteliği taşımaktadır.

Türkiye’de genç tektonik (neo-tektonik) dönem 11 milyon yıl önce Arap Yarımadası’nın Anadolu’ya çarpması ile başlamıştır. Bu çarpışmanın ardından önce Doğu daha sonra da tüm Anadolu sıkışıp kalınlaşmış, bu kalınlaşmanın kıta kabuğunun karşılamayacağı bir seviyeye ulaşmasının ardından Anadolu, batıya doğru hareket etmeye başlamıştır. Anadolu’nun batıya hareketi sağ yanal atımlı Kuzey Anadolu ve sol yanal atımlı Doğu Anadolu Fayları boyunca gerçekleşmiştir. Kuzey Anadolu Fayı’nın sağ yanal atımlı bir fay haline gelmesi günümüzden yaklaşık 5 milyon yıl kadar önceye karşılık gelmektedir. Batıya doğru hareket eden ve Sina Yarımadası’ndaki bir kutuba göre güneybatıya doğru saat ibresinin tersi yönünde dönen Anadolu burada hem rahat bir ortam bulması hem de Akdeniz’deki Hellenik dalma-batma zonunun etkisi ile gerilmeye uğramış ve böylece Batı Anadolu’da bir horst-graben yapısı oluşmuştur.

 

Yakın zamanda Anadolu’nun çeşitli kesimlerinden yapılan GPS (Küresel Pozisyon Sistemi) ölçümlerine göre, Arap Yarımadası her yıl 18±2 mm kuzeybatıya doğru ilerlemektedir. Buna bağlı olarak Anadolu, Kuzey Anadolu Fayı boyunca senede 24±2mm, Doğu Anadolu fayı boyunca senede 9±2 mm batıya hareket etmektedir. GPS ölçümleri Batı Anadolu’nun ise yılda 30±1 mm güneybatıya hareket ettiğini işaret etmektedir.
Kuzey Anadolu Fayı doğuda sıkışmalı bir yapıya sahiptir. Ancak GPS verilerinin de işaret ettiği gibi Batı Anadolu’nun güneybatıya doğru dönmesi, fayın batı tarafta gerilmeli bir nitelik kazanmasına yolaçmıştır. Bunun neticesinde Kuzey Anadolu Fayı batı kesiminde kollara ayrılmış ve bu kollar boyunca çöküntü alanları gelişmiştir. Pamukova Düzlüğü, İznik Gölü, Gemlik Körfezi, İzmit Körfezi ve Marmara Denizi, fayın oluşumuna neden olduğu bu alanlardan birkaçıdır.
Miyosen başında (20 milyon yıl kadar önce) Marmara Denizi ve Karadeniz’in de içerisinde bulunduğu büyük bir kuşağın dünya denizleri ile bağlantısı kesilmiş, bu alan doğuda Hazar Denizi’ne kadar uzanan ve Paratetis adı ile bilinen sığ ve kapalı bir deniz haline gelmiştir. Paratetis birbirinden kara parçaları ile ayrılan, ya da birbirine dar su yolları ile bağlanan havzalara ayrılmıştır. Bu bağlantılar tektonik etkilerin yanısıra deniz seviyesindeki değişimlerle, dolayısı ile iklimle doğrudan ilişkilidir. Akdeniz ile Karadeniz arasında bir geçit durumunda olan Marmara Denizi, İstanbul boğazı vasıtası ile Paratetis’e, Çanakkale boğazı vasıtası ile de Akdeniz’e ve dolayısı ile dünya okyanuslarına bağlanmaktadır. Marmara Denizi jeolojik geçmişte de Karadeniz vasıtası ile Paratetis ile, Akdeniz vasıtasıyla da dünya denizleri ile bağlantılı hale gelmiş ve bu iki denizi birbirine bağlamıştır.
Marmara Denizi çevresindeki çalışmalara göre gölsel bir havza niteliğinde olan Marmara Çukurluğu’nun kuzey kesimleri Orta Miyosen sonu-Geç Miyosen (6-10 milyon yıl önce) başında deniz istilasına uğramıştır (Görür vd., 1997). Bu deniz girdisi, Ege Denizi’nden Saros Çöküntüsü kanalı ile ilerlemiştir. Bu dönemde, bugünkü Marmara Denizi’nin güney şelf kesimleri de dahil diğer kesimleri kara halinde kalmıştır. En üst Miyosen’de Akdeniz ile olan bağlantı kesilmiş ve Paratetis’in acı suları bugünkü Marmara Denizi’ni istila etmiştir. Güney şelf bu dönemde de kara halinde kalmıştır. Pliyosen’de (5 milyon yıl önce) gelecekteki Marmara Denizi içerisinde Akdeniz ve Paratetis suları birbirine karışmıştır. Orta ve Geç Pliyosende (2-3 milyon yıl önce) Marmara Denizi büyük ölçüde bugünkü yapısını kazanmıştır. Tüysüz vd. (1998) ne göre, Kuzey Anadolu fayı erken Pliyosen’de gelişmeye başlamış, başlangıçta sıkışmalı bir etki yaratarak bölgeyi yükseltmiş, geç Pleistosen – Kuvaterner’de (1 milyon yıl önce) ise Saros Körfezi’nin ve Marmara Denizi’nin açılımından sorumlu olan gerilmeli rejim gelişmiştir. Marmara Denizi’nin başlangıçta Ege Graben sisteminin etkisi ile açılmaya başladığı, daha sonra da Kuzey Anadolu Fayı etkisi ile genişlediği kabul edilmektedir.
Kuzey Anadolu Fayı ve Marmara Denizi

Marmara Denizi, Kuzey Anadolu Fayı’nın iki önemli kolu üzerinde yeralmaktadır. Bunlardan kuzey kol doğuda İzmit Körfezi’nden Marmara Denizi’ne girer ve batıda Mürefte’de denizden çıkar. İkinci kol ise İznik Gölü güneyinden geçerek Gemlik Körfezi’ne girer, yaklaşık olarak Marmara Denizi güney kıyısını takiben Kapıdağ yarımadasına kadar uzanır, burada denizden çıkarak Biga Yarımadası’nın içerisinden Ege Denizi’ne doğru devam eder
Kuzey Anadolu Fayı’nın batı alanlardaki gerilmeli niteliği Marmara Denizi’nin batimetrisi ile karşılaştırıldığında Marmara Denizi içerisindeki çukurlukların üç büyük çek-ayır havzaya karşılık geldiği sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu görüşten hareketle Marathon Oil firmasının yapmış olduğu ancak yayımlanmamış sismik kesitleri de kullanarak Barka ve Kadinsky-Cade (1988) Marmara Denizi’nin bir çek ayır havzalar dizisi şeklinde açıldığı görüşünü ileri sürmüşlerdir. Buna bağlı olarak Kuzey Anadolu Fayı’nın Marmara Denizi içerisinde çok parçalı bir yapıda olduğu ileri sürülmüştür.

Yakın zamanda Le Pichon vd. (2001) Kuzey Anadolu Fayı’nın Marmara Denizi içerisindeki geometrisini Le Suroit gemisi ile elde edilen veriler ışığında yorumlamışlardır. Batimetri ve sismik yansıma profillerine dayanan bu araştırmaya göre Marmara Denizi’nin yapısı, Şekil 4’de gösterilmiştir.

Bu haritalara göre Kuzey Anadolu Fayı’nın Marmara Denizi’ne İzmit Körfezi doğusundan giren ana kolu Körfez çıkışında, Çınarcık Çukurluğu içerisine girmekte ve bu çukurluğu kuzeyden sınırlar bir şekilde, Adaların güney ve batısına kadar izlenmektedir. Çınarcık Çukurluğu’nun güneyinde Çınarcık-Yalova arasında uzanan ve bilhassa 17 Ağustos Depremi’nin artçıları ile açık bir biçimde takip edilebilen fay bu haritada (sığ sularda çalışılmamış olmasından dolayı) görülememektedir. Bu fay ile Çınarcık Çukurluğu arasında ise az eğimli bir şelf bulunmaktadır.
Güney Şelf’in haritada izlenen en önemli unsurlarından biri de İmralı Adası’nın hemen batısından geçerek Çınarcık Çukurluğu’nun batısına uzanan ve bugün Marmara Denizi’nin suları altında kalmış bir nehir yatağıdır. Bu yatak Marmara Denizi’nin henüz olmadığı dönemlerde güney alanlardan kuzeye, olasılıkla Karadeniz’e kadar uzanıyordu. Nehir yatağının menderesli yapısı yatak eğiminin düşük olduğunu işaret etmektedir.
Adaların güneyinden sonra ana fay kolu dönerek doğu-batı uzanım kazanır. Yeşilköy açıklarındaki bu dönüş alanı kuzey-güney gidişli bindirme fayları ile karakterize edilir. Bu durum fayın dönüşünün burada sıkışmalı bir etki yarattığını işaret etmektedir.
Çınarcık Çukurluğu, batıda Orta Marmara Yükselimi ile sınırlanır. Bu yükselimin kuzeyinden devam eden ana fay, Kumburgaz Havzası’ndan geçerek batıdaki Orta Marmara Havzası’na (ya da çukurluğu) girer. İçerisi tutturulmamış yumuşak ve suya doygun çökellerle dolu olan bu çukurluk içerisinde fay diğer kesimlerdeki kadar iyi izlenememekte, çok sayıda küçük faylar şeklinde izlenmektedir. Le Pichon vd. (2001) nin makalesinde bir kısım yazarlar burada fayın tek parça olduğunu belirterek fayın saçılmasının havzayı dolduran çökellerin yapısından kaynaklandığını kabul etmişler, aynı makalenin yazarlarından bir kısmı ise bu yoruma katılmamışlardır. Bu yazarlara göre fay burada farklı segmentlerden oluşmaktadır.
Orta Marmara Havzası’nın batı sınırını oluşturan Batı Marmara Yükselimi’nde ana fayın izi son derece belirgindir. Burada sırtı keskin bir biçimde kesen fay batıya doğru Tekirdağ Havzası içerisine girer. Havzanın güneyinden geçen ana fay daha sonra karaya çıkarak Ganos dağlarının güneyinden Saros Körfezi’ne devam eder.
Yukarıda tanımlanan hali ile Marmara Denizi içerisindeki Kuzey Anadolu Fayı’nın kuzey kolu, 17 Ağustos 1999 depremini oluşturan fay ile 9 Ağustos 1912 Şarköy-Mürefte depremini oluşturan fayı birbirine bağlayan tek bir parça faydan oluşmaktadır. Bu fay üzerinde geçmişte yaşanan büyük depremler olmuştur. Bilindiği gibi Marmara çevresi 1509, 1766 ve 1894’te büyük depremlerden etkilenmişlerdir. Marmara Denizi içerisi ve çevresinde yapılan araştırmalar Marmara Denizi içerisindeki bu fayın da yakın bir zamanda kırılma olasılığının yüksek olduğunu göstermektedir.
Prof. Dr. Okan Tüysüz
İTÜ Avrasya Yerbilimleri Enstitüsü

Tagged : /

Hidrografya (Sular Coğrafyası)

Fiziki coğrafyanın alt bölümlerinden biri. Sular coğrafyası da denir. Okyanuslar, denizler, göller, akarsular ve yeraltı sularının özelliklerini ve dağılışlarını inceler.

Hidrografya (Sular Coğrafyası), yeraltı ve yer üstü sularının oluşum ve dağılımlarını araştıran ve insan yaşamı üzerine etkilerini inceleyen bilim dalıdır.
Yunanca hidro (su) ve graphein (tasvir) kelimelerinden oluşan Hidrografya, yeryüzünde bulunan suları (kaynak, akarsu, göl, deniz ve okyanus) ve yeraltı sularını inceler.
Fiziki coğrafyanın bir kolu olan hidrografya, okyanus ve deniz çanaklarının morfolojik karakteriyle bunları dolduran su kütlesinin yüzeyinde ve içinde meydana gelen olayları (deniz suyunun sıcaklığı, tuzluluğu ve hareketleri) ve karalar üzerindeki göllerin nasıl oluştuğunu, göl sularını ve göllerdeki seviye değişikliklerini, kaynakları ve akarsuları (bilhassa akarsu rejimlerini) inceler. Continue reading “Hidrografya (Sular Coğrafyası)”

Tagged :

Baffin Körfezi

Baffin Körfezi, doğuda Grönland, batıda Arktika takımadası arasında deniz kolu.

Güneyde Davis Boğazı’yla Atlas Okyanusu’na, kuzeyde bir dizi boğazlar zinciriyle Kuzey Buz Denizi’ne bağlanan Baffin Körfezi’nin (ya da Baffin Denizi) uzunluğu 1.127 km, en geniş yeri 644 km’dir. Yılın uzun bir süresi boyunca buzlarla kaplıdır.

Continue reading “Baffin Körfezi”

Tagged : /